ZİYARETÇİ  DEFTERİ

 

LOGO

 

 Gazetemiz, Dahili Ve Harici Bedhahların Bütün Saldırılarına Rağmen Siz Değerli Okuyucularımızın Desteğiyle 100. Sayıya Ulaştı

 

 TÜRK DÜNYASININ BAŞI SAĞOLSUN

Doğu Türkistan Davasının yılmaz bayraktarı Abdülmecit Avşar hakkın rahmetine kavuştu.

KAYSERİ’de yerel Satırarası gazetesi sahibi 45 yaşındaki Abdülmecit Avşar, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Evli ve 3 çocuk babası Abdülmecit Avşar, saat 03.00 sıralarında rahatsızlanınca Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Avşar, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Doğu Türkistanlı olan ve 1992 yılında Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1995 yılında Zaman gazetesinde muhabirliğe başlayan Abdülmecit Avşar, sırasıyla Anadolu Haber, Güneş, Kayseri Haber ve Ülker gazetelerinde çalıştı. 2007 yılında haftalık Satırararası gazetesini çıkartmaya başlayan Avşar, Doğu Türkistan Davasını Türkiye halkına anlatmak, mazlum Doğu Türkistanlıların sesi olmak için aylık yayın yapmakta olan İstiklal Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmenliğini de yapıyordu.

Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Abdülmecit Avşar, sevenlerinin dualarıyla son yolculuğunda uğurlandı.
Önceki gün gece evinde rahatsızlanan ve kaldırıldığı hastanede kalp krizi geçirdiği belirlenen Gazeteci Yazar Abdülmecit Avşar yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Abdülmecit Avşar için Hunat Camii’nde Cuma namazı sonrası cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına Kayseri Valisi Orhan Düzgün, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Kayseri İl Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Türk-İş Sendikası eski Başkanı Mustafa Kumlu, AK Parti Kayseri İl Başkanı Ömer Dengiz, CHP İl Başkanı Mustafa Ayan, MHP İl Başkanı Mete Eke, meslektaşları, yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cenaze namazının kılınmasının ardından Avşar’ın naaşı omuzlarda taşındı. Avşar, şehir mezarlığında 6 yıl önce hayatını kaybeden annesi Meryem Avşar’ın mezarının yanına defnedildi. Avşar için burada akrabaları ve yakın dostları son dualarını yaptı.
Allah tan merhuma rahmet ve mağfiret diliyoruz. Mekanı cennet olsun. Yakınları ve aile akrabalarına  sabır ve baş sağlığı diliyoruz.

Mecit Avşar, Başkaları gibi nokta kadar menfaat, için virgül gibi iki büklüm olmazdı elif gibi dimdik dururdu yüreğinde ne varsa bunu açıkça ifade ederdi.   (HAKAN MAHİROĞLU)

 

Al ve Gök bayrakla veda etti

01 Ekim 2013 | Türk dünyasından
Az yaşadı, öz yaşadı. Henüz 44’ünde ay yıldızlı Al ve Gök bayrakla veda etti bu dünyaya. Tarih, Doğu Türkistan davasının bu yiğit neferini unutmayacak; gelecek nesiller onu hep saygı, sevgi ve hayırla yad edecektir.

Kayseri - Şüphesiz ki, ölüm var, “O’ndan geldik O’na döneceğiz.” Ancak ölen bir dostunuz, yakınınız olunca, hele bir de genç ise daha zor ve acı oluyor.

Güzel bir insanı, cefakar ve fedakar bir dostu, kıymetli bir kardeşimizi, meslektaşımızı kaybettik. Gazeteci Abdulmecit Avşar, henüz 44 yaşındaydı. Geçirdiği kalp krizi sonucu 26 Eylül 2013 tarihinde aramızdan ayrılıp Hakka yürüdü.

Bir süre önce veda ettiğim Zaman gazetesindeki görevime, 1987 yılında Kayseri bürosunda başlamıştım. Unutulmaz hatıralarım, dostlarım ve kardeşlerim var Kayseri’de.

Abdulmecit Avşar kardeşim de, 1995 yılında aynı yerde mesleğe başladı. Daha sonra Anadolu Haber, Güneş, Kayseri Haber gazetelerinde çalıştı. Bir dönem Kayseri Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. Son olarak Ülker Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyordu. Avşar, 2007’de yayına başlayan haftalık Satır Arası gazetesinin de sahibiydi. Evli ve üç çocuğu var. Çocuklarının en büyüğü 11, en küçüğü de 4 yaşında.

İşlerinin yanında, 2006 yılında kurduğu Bağımsız Doğu Türkistanlılar Derneği’nin de başkanlığını yürütüyor, Doğu Türkistan davasını Türk ve dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyordu.

Hep memleketi Doğu Türkistan ve Türkiye sevisiyle yaşadı. Kendisi Kayseri doğumluydu ama annesi ve babası Çin zulmünden kaçıp önce Afganistan’a, sonra da (1965) Türkiye’ye (Kayseri) yerleşen ikinci kafile Doğu Türkistan muhacirlerindendi.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, 26 Eylül Dil Bayramı münasebetiyle katıldığı bir programda, programa gelirken vefatını öğrendiği Abdülmecit Avşar için şöyle diyordu:

“Abdulmecit Avşar Doğu Türkistan davasına kendini adamış bir insandı. Oradan sevindirici bir haber gelmişse onunla mutlu olur, eğer Çinliler yine Uygurlara bir zulüm yapmışlarsa üzüntüsünü yaşardı. Güzel bir insandı. Allah rahmet eylesin. İnsanoğlu çok büyük kavgalar veriyor ve sonunda bırakıp gidiyor. Ama o kavgaları nefsi için verenlerle ulvi gayeler için verenler arasında dağlar kadar fark var. Mevlana diyor ki, ‘Hakkın sofrasında bu kavga nedir? Yeme içme hakka zarar mı verir? Şu karşı dağa bir kuş konmuş, yemiş içmiş göçüp gitmiş. Gel gör ki, o dağdan ne artmış ne eksilmiş.’ İnsanoğlunun hükmü bu kadar. İstediğiniz kadar zengin olmaya çalışın, insanoğlu bırakıp giden bir kuş gibidir. Ama davanız büyükse onun bir anlamı var. İşte Mecit kardeşimizi anmamız da ondan.”

Başkan Özhaseki, Kayseri halkının çok sevdiği Avşar için, Kayserispor-Pazarspor maçının oynandığı Kadir Has Stadı tribünlerine,“Gazeteci Yazar Abdulmecit Avşar, Ruhun şad, mekanın cennet olsun” pankartı da astırmıştı. Spor yorumculuğu da yapan Avşar, gençlik yıllarında aynı zamanda iyi bir kaleciydi.

“Önce insan sonra gazeteci” sıfatının da ötesine geçmeyi bilmiş isimlerden olan Avşar, Hak ve halk dostu bir fert, heyecanlı bir gazeteciydi. Çalıştığı kurumlarda bunu hep hissettirdi.

Burada, vicdani bir sorumluluk gördüğüm için, bir hususu da aktarmak istiyorum. Çalıştığı ulusal gazeteden, yakışıksız bir şekilde koparılışına çok içerlemişti. Onu teselli eden olayı ise yıllar sonra benimle paylaşmıştı: “Olaydan bir süre sonra rüyamda Efendimizin (s.a.v.) mahalleye geldiğini gördüm. Yanında gazetemizin manevi mimarı vardı. Beni Efendimiz’le tanıştırıyor, ‘Bu kardeşimiz bizim gazetecimiz’ diyordu.”

Böyle bir insandı Abdulmecit Avşar. Kalbi temiz, kendini davasına adamış, ülkesine aşık sade bir vatan evladıydı. Şeker hastalığı vücut dengelerini bozup ona ciddi sıkıntı yaşatsa da, samimiyetine ve mücadele azmine gölge düşürememişti. Dostları onu öyle kabullenmişti.

Vefat ettiği günün akşamında varabildim Kayseri’deki evine. Buram buram Türkistan kokan, Kayserililerin “Türkistan Mahallesi” olarak adlandırdığı semtte matem vardı. Evin bulunduğu sokak hınca hınç sevenleriyle doluydu. Kimse inanamıyordu vefatına; sokağın sessizliğini bozan, ayırt etmeksizin komşuların halini hatırını soran sesini arıyordu herkes.

Mahalleli, “Bir sıkıntımız olduğunda bundan sonra kimin kapısını çalacağız” diyordu gözleri dolu dolu. Çünkü hastası olandan tutun sokak lambası bozulana kadar herkes ondan yardım ister, ona danışmadan önemli kararlarını vermezdi. Fahri muhtar gibiydi. Belediye’den bir dostum, “Mahalle için muhtar bile onun kadar bize gelmez” diyordu.

1967 Tunceli (Pülümür) depreminden sonra mahalleye yerleştirilen Alevi komşuları da hemşehrileri kadar onu çok seviyordu. Birisiyle konuştuk ayak üstü. Önceden tanıştığımız için hemen yanıma gelmiş sarılmıştı. Sessizce ağlıyor, “O bizim yıldızımızdı, kayıp gitti” diyordu.

Cuma namazı sonrası tarihi Hunat Camii’nde kılınan cenaze namazına Kayseri Valisi Orhan Düzgün ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin yanı sıra, binlerce Kayserili ile İstanbul’dan ve başka illerden gelen dostları katıldı.

Çok sevdiği, hastalığı süresince bir an yalnız bırakmadığı annesinin yanına defnedildi. Onun annesiyle olan muhabbetini bilen birisi olarak diyebilirim ki, Allah her anne ve babaya onun gibi vefalı evlatlar nasip etsin. Aldığı anne duasının, onun en büyük destekçisi olduğuna inanıyorum.

11 yaşındaki kızı Meryem, hüzünlü ama göz yaşlarını içine akıtmış. Büyüklerine nasihat ediyor, “Üzülmeyin, babam bacaklarındaki ağrılardan kurtuldu” diyor. Öyle ki, son zamanlarında dizlerindeki ağrılar tedaviye rağmen büyük sıkıntı acı. Kızı, onun Al ve Gök bayrağa sarılı tabutla uğurlanmasından mutlu ve gururluydu. İnşallah, babasının ruhu da kızının bu haliyle huzur bulmuştur.

Türkistan geleneğine göre, vefattan üç gün sonra “Kara Oştama” yemeği, yani “Kara Kırma” (yas kesme) yemeği veriliyor. 29 Eylül günü okunan hatim ve yapılan dualar sonrasında Uygur pilavı yenilerek yas kesildi.

Gerçek bir dava adamı olan meslektaşımız, kardeşimiz Abdulmecit Avşar, az yaşadı, öz yaşadı. Henüz 44’ünde ay yıldızlı Al ve Gök bayrakla veda etti bu dünyaya. Tarih, Doğu Türkistan davasının bu yiğit neferini unutmayacak; gelecek nesiller onu hep saygı, sevgi ve hayırla yad edecektir.

Allah rahmet eylesin; rüyaları gerçek, mekanı cennet olsun.

KADİR DİKBAŞ / 2013-10-01 /

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUNAZİRE MUNBİRİ

 

 

İstiklâl Gazetesi

Abone İşlemleri

 

 

 

KÜNYE

NİSAN 2013 - 105. SAYI

 

ARŞİV

                
SAYI -105 SAYI -104 SAYI -103 SAYI -102 SAYI -101

 

     

                           

                        SAYI -100                        SAYI -99                          SAYI-98

 

  

 

 

 

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ

 

 

MUNAZİRE MUNBİRİ

LOGO

 

İstiklâl Gazetesi

Abone İşlemleri

 

 

KÜNYE

 

 

 

Kayseri Web Ajans

- Profesyonel Gazete-Dergi Yayın Sistemi -