Yapıldı, bitti, gitti…Sandık kuruldu, oylar verildi, sonuç açıklandı.Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer 446 oy aldı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ise 311 oy.Rakam bu.Ama siyaset, her zaman rakamdan ibaret değil.Bazen bir seçim kaybedilir; ama bir duruş kazanılır.
Bazen bir koltuk alınamaz; ama bir liderlik sınavı verilir.
Bazen de salondaki gürültü, sandıktaki sonuçtan daha fazla şey anlatır.Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde yaşanan tam da buydu.Fırat Görgel belki o koltuğu kazanamadı.
Ama o kürsüye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ortak iradesini temsilen çıktı.Bu, sıradan bir adaylık değil.Bu, Kahramanmaraş’tan Ankara’ya uzanan bir güvenin, bir beklentinin, bir siyasi işaretin adı.Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi nerede görmek istediğini çoğu zaman sadece bugüne göre değil, yarına göre belirler. Belki o salonun matematiğini de biliyordu. Belki sonucu öngörüyordu. Ama görmek istediği şeyi görmek için o sahayı kurdu.Ve gördü…Sakinliği gördü.
Dirayeti gördü.
Ölçüyü gördü.
Ve en önemlisi, kriz anında dağılmayan bir iradeyi gördü.Çünkü asıl sınav orada başladı.Toplantının ruhuna gölge düşüren tartışmalar, Ekrem İmamoğlu’nun mesajının okutulmak istenmesiyle birlikte bir anda büyüdü. Sözler sertleşti, tansiyon yükseldi, salonun dengesi bozuldu.Ve o anlarda bir başka gerçek daha ortaya çıktı.Gürültünün arttığı, tansiyonun zirveye çıktığı o kritik dakikalarda Fırat Görgel yalnız değildi. Başta basın yayın daire başkanlığı ekibi olmak üzere Ramazan Gürbak ve Hanifi Toptaş gibi isimlerin ortaya koyduğu refleks, sadece fiziki bir koruma değil; aynı zamanda bir duruşun, bir sahiplenmenin ifadesiydi. Kriz anlarında kimlerin geri çekildiği kadar, kimlerin öne çıktığı da önemli. O gün o salonda, Fırat Başkan’ın etrafında oluşan bu doğal refleks, görünmeyen ama kıymetli bir dayanışmanın fotoğrafını verdi.Fırat Görgel’in o süreçteki tavrı ise net;Kurumun vakarını korumak.
Toplantının amacını savunmak.
Siyasetin sınırını hatırlatmak.Bu yüzden mesele bir isme itiraz meselesi değil.
Mesele, Türkiye Belediyeler Birliği gibi bir yapının polemiklerin değil hizmetin adresi olarak kalması.Nitekim Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Şahin’in de altını çizdiği gibi; “TBB, gerilimin değil uzlaşının, kişisel hesapların değil millet menfaatinin adresidir.” sözü gibi.Peki, bu seçim Fırat Görgel’e ne kazandırdı?Birincisi; Türkiye’nin en önemli yerel yönetim platformlarından birinde Cumhur İttifakı’nın adayı olarak sahaya çıktı. Bu, sadece şahsi değil, şehir adına da güçlü bir temsil alanıdır.İkincisi; kriz anında çizgisini bozmadı. Ne gerilimin parçası oldu ne de sessizliğin arkasına saklandı.Üçüncüsü; Kahramanmaraş’ta uyguladığı “ortak akıl ve uyum” modelini Türkiye’ye anlattı. Deprem görmüş bir şehirde, farklı siyasi görüşlerle kavgasız yönetim ortaya koyabilmek, kağıt üzerindeki bir iddia değil; sahada ispat edilmiş bir gerçekliği.Dördüncüsü; o gün sadece oy almadı, tabloyu okudu. Kim yanında durdu, kim geri çekildi, kim sustu, kim sahip çıktı… Siyasetin görünmeyen defteri o gün yeniden yazıldı.Ve burada açık konuşmak gerekir:Fırat Görgel’in bu ölçekte bir siyasi süreçte etrafında daha güçlü, daha organize, daha inançlı bir kurmay akla ihtiyacı olup olmadığına en doğru kararı yine kendisi verecek.Çünkü siyaset sadece iyi niyetle yürümüyor.Siyaset bazen bir salonu okumak..
Bazen bir oyu bulmak..
Bazen gelmeyeni getirmek, kararsızı ikna etmektir.Evet…
Seçim bitti.Ama siyaset bitmedi.Bugün “kaybetti” diyenler, yarın o günün neyi başlattığını daha iyi anlayacak.Çünkü Fırat Görgel artık sadece bir belediye başkanı değildir.Ankara’nın dikkat ettiği, Cumhurbaşkanı’nın sahaya sürdüğü, devlet aklının izlediği bir yerel yönetim aktörüdür.Ve bu saatten sonra onun yürüyüşü, Kahramanmaraş’ın yürüyüşüdür.Salonda yükselen sesler kimseyi yanıltmasın.Tarihte de kalabalıklar bağırmıştır.
Ama yönü olanlar yürümüştür.Osmanlı da bir avuçtu önce…
Ama sabretti, büyüdü, hükmetti.Bugün yaşanan da bir son değil; bir işaret..Belki bir kayıp gibi görünen bu tablo, yarının daha büyük kazanımlarının başlangıcı.Ama bunun için bir şart var:Fırat Görgel’i sadece alkışlayan değil, taşıyan bir irade…Sadece yanında duran değil, gerektiğinde önüne set olan bir kadro…Ve en önemlisi; bu şehrin kendi evladına sahip çıkan bir duruşu.Fırat Başkan o salondan bir koltukla dönmedi belki.Ama alnı açık döndü.Ve siyaset bazen tam da burada başlar:Kazandığında yanında olan çoktur…
Kaybettiğinde yanında kalanlar ise gerçektir.Biz bugün sonuca değil, duruşa bakıyoruz.Çünkü bazı seçimler sandıkta biter…Bazıları ise karakterde devam eder.Çünkü bazen sandık sonuç verir…
Ama asıl hükmü liderler verir.Ve bu hikâyenin son cümlesi henüz yazılmadı.İnanıyorum ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Görgel’le ilk temasında
sadece bir adaya değil,
o gürültünün içinde duruşunu bozmayan bir yüze bakacak ve alnından öpecek!..Ve Fırat Görgel, bu sınavı hakkıyla vermiştir diyecek.Vesselam..
Bazen bir koltuk alınamaz; ama bir liderlik sınavı verilir.
Bazen de salondaki gürültü, sandıktaki sonuçtan daha fazla şey anlatır.Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde yaşanan tam da buydu.Fırat Görgel belki o koltuğu kazanamadı.
Ama o kürsüye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ortak iradesini temsilen çıktı.Bu, sıradan bir adaylık değil.Bu, Kahramanmaraş’tan Ankara’ya uzanan bir güvenin, bir beklentinin, bir siyasi işaretin adı.Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi nerede görmek istediğini çoğu zaman sadece bugüne göre değil, yarına göre belirler. Belki o salonun matematiğini de biliyordu. Belki sonucu öngörüyordu. Ama görmek istediği şeyi görmek için o sahayı kurdu.Ve gördü…Sakinliği gördü.
Dirayeti gördü.
Ölçüyü gördü.
Ve en önemlisi, kriz anında dağılmayan bir iradeyi gördü.Çünkü asıl sınav orada başladı.Toplantının ruhuna gölge düşüren tartışmalar, Ekrem İmamoğlu’nun mesajının okutulmak istenmesiyle birlikte bir anda büyüdü. Sözler sertleşti, tansiyon yükseldi, salonun dengesi bozuldu.Ve o anlarda bir başka gerçek daha ortaya çıktı.Gürültünün arttığı, tansiyonun zirveye çıktığı o kritik dakikalarda Fırat Görgel yalnız değildi. Başta basın yayın daire başkanlığı ekibi olmak üzere Ramazan Gürbak ve Hanifi Toptaş gibi isimlerin ortaya koyduğu refleks, sadece fiziki bir koruma değil; aynı zamanda bir duruşun, bir sahiplenmenin ifadesiydi. Kriz anlarında kimlerin geri çekildiği kadar, kimlerin öne çıktığı da önemli. O gün o salonda, Fırat Başkan’ın etrafında oluşan bu doğal refleks, görünmeyen ama kıymetli bir dayanışmanın fotoğrafını verdi.Fırat Görgel’in o süreçteki tavrı ise net;Kurumun vakarını korumak.
Toplantının amacını savunmak.
Siyasetin sınırını hatırlatmak.Bu yüzden mesele bir isme itiraz meselesi değil.
Mesele, Türkiye Belediyeler Birliği gibi bir yapının polemiklerin değil hizmetin adresi olarak kalması.Nitekim Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Şahin’in de altını çizdiği gibi; “TBB, gerilimin değil uzlaşının, kişisel hesapların değil millet menfaatinin adresidir.” sözü gibi.Peki, bu seçim Fırat Görgel’e ne kazandırdı?Birincisi; Türkiye’nin en önemli yerel yönetim platformlarından birinde Cumhur İttifakı’nın adayı olarak sahaya çıktı. Bu, sadece şahsi değil, şehir adına da güçlü bir temsil alanıdır.İkincisi; kriz anında çizgisini bozmadı. Ne gerilimin parçası oldu ne de sessizliğin arkasına saklandı.Üçüncüsü; Kahramanmaraş’ta uyguladığı “ortak akıl ve uyum” modelini Türkiye’ye anlattı. Deprem görmüş bir şehirde, farklı siyasi görüşlerle kavgasız yönetim ortaya koyabilmek, kağıt üzerindeki bir iddia değil; sahada ispat edilmiş bir gerçekliği.Dördüncüsü; o gün sadece oy almadı, tabloyu okudu. Kim yanında durdu, kim geri çekildi, kim sustu, kim sahip çıktı… Siyasetin görünmeyen defteri o gün yeniden yazıldı.Ve burada açık konuşmak gerekir:Fırat Görgel’in bu ölçekte bir siyasi süreçte etrafında daha güçlü, daha organize, daha inançlı bir kurmay akla ihtiyacı olup olmadığına en doğru kararı yine kendisi verecek.Çünkü siyaset sadece iyi niyetle yürümüyor.Siyaset bazen bir salonu okumak..
Bazen bir oyu bulmak..
Bazen gelmeyeni getirmek, kararsızı ikna etmektir.Evet…
Seçim bitti.Ama siyaset bitmedi.Bugün “kaybetti” diyenler, yarın o günün neyi başlattığını daha iyi anlayacak.Çünkü Fırat Görgel artık sadece bir belediye başkanı değildir.Ankara’nın dikkat ettiği, Cumhurbaşkanı’nın sahaya sürdüğü, devlet aklının izlediği bir yerel yönetim aktörüdür.Ve bu saatten sonra onun yürüyüşü, Kahramanmaraş’ın yürüyüşüdür.Salonda yükselen sesler kimseyi yanıltmasın.Tarihte de kalabalıklar bağırmıştır.
Ama yönü olanlar yürümüştür.Osmanlı da bir avuçtu önce…
Ama sabretti, büyüdü, hükmetti.Bugün yaşanan da bir son değil; bir işaret..Belki bir kayıp gibi görünen bu tablo, yarının daha büyük kazanımlarının başlangıcı.Ama bunun için bir şart var:Fırat Görgel’i sadece alkışlayan değil, taşıyan bir irade…Sadece yanında duran değil, gerektiğinde önüne set olan bir kadro…Ve en önemlisi; bu şehrin kendi evladına sahip çıkan bir duruşu.Fırat Başkan o salondan bir koltukla dönmedi belki.Ama alnı açık döndü.Ve siyaset bazen tam da burada başlar:Kazandığında yanında olan çoktur…
Kaybettiğinde yanında kalanlar ise gerçektir.Biz bugün sonuca değil, duruşa bakıyoruz.Çünkü bazı seçimler sandıkta biter…Bazıları ise karakterde devam eder.Çünkü bazen sandık sonuç verir…
Ama asıl hükmü liderler verir.Ve bu hikâyenin son cümlesi henüz yazılmadı.İnanıyorum ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Görgel’le ilk temasında
sadece bir adaya değil,
o gürültünün içinde duruşunu bozmayan bir yüze bakacak ve alnından öpecek!..Ve Fırat Görgel, bu sınavı hakkıyla vermiştir diyecek.Vesselam..






