Yukarı
14.Sayı
D.T Eylül Ayı
UYGURCA
Tarih
Aile
İstiklal 14 Tam Sayfa
Haber-Yorum

Tarih

 

Ahmetcan Kasimî
17 Ağustos 1949’da Şehit Edildi
Ahmetcan Kasimî

 

 

 Celalettin Batur 

15 Nisan 1914 yılında Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde dünyaya geldi. Küçük yaştayken babasız kalıp çok zorluklar çekti. 1920 yılların başlarında Yedisu Yarkent şehrine göçtü. Yarkent'te ilk ve orta okulu okudu. 1930'lu yılların başında Taşkent'te gitti. Burada amcası Ömer Kasimî'nin yardımlarıyla yüksek okulu bitirdi. O genç yaştan başlayarak Orta Asya'daki Uygur inkılapçı aydınlardan olan Abdullah Rozi Bakiyev, İsmail Tahirov, Sopi Zarvat, Burhan Kazimov' ların Doğu Türkistan da Uygur Millî Devletini kurma fikirlerinin tesirinde kaldı.
Özellikle amcası Ömer Kasimî Uygurların 1930 yıllarındaki vatanperver aydınlarından biri olup, bağımsızlık ideolojisinin ileri gelenlerinden biriydi. Ahmet Can Kasimî, genç yaşlarından beri Uygur Millî azatlık ve müstakillik gayesiyle yetiştirildi. Ahmet Can Kasimî, sonradan Doğu Türkistan inkılabının önderi ve yetenekli siyasetçi özelliği ile tanınıp 20. asırda halk tarafından bir dahi olduğu itiraf edilmiştir. Ahmet Can Kasimî, tahminen 1936-1940 yılları Moskova’daki Doğu Komünistlik Emekçiler Üniversitesine öğrenim için girip özel ilgi duyulan uluslararası siyaset, millî meseleler, diplomasi, içtimaî, iktisat ve diğer bilimleri de öğrenip sistemli bir şekilde bilim ehli olarak yetişti. Ahmet Can Kasimî, 1940 yıllarında Taşkent'e geri döndü. Orta Asya Devlet Üniversitesinde öğretmenlik yaptı. Özel Siyaset Bilimleri bölümünde asistanlığı bitirip doktora unvanı için çalışmalarda bulundu. 1943’te Doğu Türkistan'a geri dönüp Şin Si Sey hapishanesinde 1 yıl hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra Gulca da düşmana karşı faaliyetlerde bulundu 1944 de millî inkılap başladığında öncülük ile mücadeleye katıldı. Gazetecilik yaparken de hükûmet organlarında hizmet edip kıssa ürede tanındı. 1945 yılı Doğu Türkistan Cumhuriyet Hükûmetinin azası oldu. harp bölümünde üst düzey yöneticilik yaptı. Kendisine Albay ünvanı verildi.
1945 Ekim ayında Doğu Türkistan Hükûmetinin Gomindang ile olan görüşmelerinde vekil görevinde bulundu. Urümçi'ye gelip Zhang Zihi Hong ile olan görüşmelerinde siyasî üstünlüğünü ispatladı. Ahmet Can Kasimî 1946-1947 yılları Eyalet Hükümetinin muavin reisi olup asayiş ortamında düşmanlarla siyasî mücadeleyi devam ettirdi. Dış işlerde Sovyet İttifakının baskı ve kontrolü Gomindang hükümetinin yandaşlarının baskıları arasında kalan Kasimî karışık siyasî vaziyetin Uygur halkının bağımsızlığı için çeşitli yolları denedi.
1947 yılı Doğu Türkistan vekillerini alıp Gulca'ya geri gelip düşmanla olan münasebetini netleştirip , ömrünün sonuna kadar üç vilayetin özgürlülüğünü korudu. Gomindang askerî hükümetiyle mücadelesine davam etti. Bütün gücüyle Uygur halkının maarif, medeniyet ve iktisadî yönden kalkındırma çabasında oldu. Bu sıralar Sovyetler ittifakının kontrolü altına düşen Uygur Millî Azatlık Hareketi’nin kurtuluş yollarını aradı. Çünkü o, Sovyet ittifakının Doğu Türkistan siyasetini çok iyi biliyordu. 1948 yılında Gulca da "Güvenliği Koruma Halk İttifakı" isimli siyasî bir teşkilat kurdu. Bu teşkilatın başkanlığına seçildi. Bu teşkilatta o zamanki Millî Azatlık Teşkilatı’nın önderi oldu.
Ahmedcan Kasimî, İshak Beğ, Abdülkerim Abbas ve Delil Han, Doğu Türkistan’daki Komünist Çin hakimiyetini tanımaktan kaçındılar. Çünkü, kendileri bir hükûmet kurmak niyetindeydiler. Bunlar, 15 Ağustos 1949'da Alma-Ata'ya davet edildiler. Fakat, 17 Ağustosta Moskova ve Pekin radyoları, bu şahısların Mao Tse Tung'un iktidarı teslim alışını tebrik etmek için Pekin'e doğru uçarlarken uçağın düşmesiyle hayatlarını kaybettikleri şeklinde haberler verdiler. Fakat bu esrarengiz uçak kazası hakkında birçok rivayetler ileri sürülmektedir.
Ahmetcan Kasimî kendi ülküsünü yaşamak yolunda hiçbir sapma göstermeksizin dosdoğru yoluna devam ederek ölüm yolunu seçti. Merhametsiz düşman ın kuklası olmaktansa ölümü şeref bilen Ahmetcan Kasimî sonunda Sovyet İttifakı tarafından Uygur siyasetinin kurbanı olarak seçildi ve 17 Ağustos 1949 tarihinde “Uçak kazası” süsü verilerek şehit edildi.

General Abduniyaz
Şehit Edilişinin 68. Yılı Münasebetiyle (15 Ağustos 1937)

Doğu Türkistan’ın millî mücadele tarihinde, sebebi anlaşılamaz bir biçimde isminden pek fazla söz edilmeyen ve dolayısıyla da hakkında çok fazla bilgiye sahip olunamayan fakat, gerçekte ise, kendisinden sonra siyasî polemikler ve anlamsız tartışmalar bırakmak yerine icraatların en kutsalı olan silahlı cihad yolunu seçerek, düşüncenin fiiliyata geçirilmesi noktasında aziz canlarını feda etmekten kaçınmayan kahraman Doğu Türkistan subaylarından Abduniyaz’ın şehit edilişinin 68. yılı münasebetiyle kısa bir hatırlatmada bulunmak ve böylece haklının hakkını bir nebze de olsa sahibine teslim etmek istiyoruz.
Kurtuluş savaşının generali; Kaşgar'daki Türkistan birliklerinin komutanı Mahmud Muhitti, Hoca Niyaz Hacı ile birlikte, komünist hareketin iç yüzünü görerek bu hareketin niyetlerini hissedince, Nisan 1937'de uçakla Hindistan'a geçti. Mahmud'un askerî birliğindeki milliyetçi ve vatansever hislere sahip subaylar, onun yerine Abduniyaz'ı getirdiler ve kendisine "General" ünvanını verdiler. Abduniyaz, 17 Mayıs 1937'de askerleri ile Kaşgar'ı aldı ve Kara Şehir'e doğru yürüdü. Çinlilere ve Ruslara karşı müşterek bir harekat yapmak için, Dungan generali Ma Ho San ile bir hareket anlaşması. yaptı. Bu ayaklanmaya, Kansu çevresi ayaklanma önderlerinden olan İlyas Han, Sultan Şerif Timur, Hüseyin Teyci ve Nur Ali iltihak ettiler. Şeng, Ruslardan yardım istedi. Ruslar, Haziran 1937'de ayaklananlara karşı Urümçi istikametinden motorize bir tümen, Kaşgar'dan da 12.000 askerden ibaret bir süvari tümeni gönderdiler. Bu birlikler ayrıca 30 uçak ve 50 Sovyet zırhlısı ile destekleniyordu. Bu muharebede 80.000'den fazla Türkistanlı şehit oldu. 1938 yılının sonunda, ayaklanmalar bastırıldı. Bir Sovyet vatandaşı olan Kaşgar Emniyet Müdürü Mavlanov sadece bir günde 6.000 kişiyi kurşuna dizdirdi. İşte bu Türk askerî birliği 17 mayıs 1937'de Kaşgar'ı ele geçirdi. Abduniyaz buradan Yarkent'e doğru harekata girişti. Yarkent'te Çinli'lere karşı savaşta, maiyetindeki askerlerin hemen hemen tamamına yakınının şehid olması düşmana karşı sürdürülen savaşın kazanılmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyordu. Fakat bu durum kahraman bir Doğu Türkistan evladı olan Abduniyaz’ın mücadele azmini asla zayıflatmıyor, bütün gücü ile düşmanla savaşmaya devam ediyordu. O günleri bizzat yaşamış olanların naklettiklerine göre; savaşın sonlarına doğru Yarkent yakınlarında bir Çiftlik evinde mahsur kalan ve bir hafta boyunca etrafını saran düşman birliklerine karşı devam eden şiddetli çatışmalarda elinde bulunan cephaneliğin bitmesi sonunda yanındaki bir grup savaşçısı ile beraber esir düşen Abduniyaz Yarkent’e getiriliyor. Sorgulaması esnasında kendisini sorgulayan Çin subayının “Düşürdüğün uçaktaki pilotların cesetleri bulunamadı onları ne yaptın” demesi üzerine, elleri arkasından ta ensesine kadar çıkartılarak bağlanmış halde bulunan Abduniyaz; “kendi ellerimle öldürdüm” der. “Nasıl öldürdün” sorusuna da, “ Hançerimle tıpkı bir tavuk gibi boğazlarını kestim” der… Kendilerine yapılmakta olan Çin işkencelerine dayanamayıp bir takım stratejik konularda ifşaatlarda bulunmaya kalkışan adamlarına da çok sert bir biçimde çıkışarak “ Konuşsanız da konuşmasanız da hepiniz öldürüleceksiniz. Hiç olmazsa şereflice şehit olma fırsatını yakalayın!” der… 12 Kasım 1933 te kurulan Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti devletinin Rus ve Çin işbirliği ile yıkılmasını kabullenmeyen Abduniyaz ismindeki bu kahraman Doğu Türkistan evladı 4 yıl boyunca kendi etrafında birleşen mücahit askerleri ile Rus ve Çin ordularına adeta kan kusturmuşsa da, içinde bulunduğu imkansızlıklar sebebiyle 15 Ağustos 1937'de Çin işgalcileri tarafından şehit edilmiştir…

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye