|







 |
Tarih
Ahmetcan Kasimî
17 Ağustos 1949’da Şehit Edildi
Ahmetcan Kasimî
Celalettin Batur
15 Nisan 1914 yılında Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde
dünyaya geldi. Küçük yaştayken babasız kalıp çok zorluklar çekti. 1920
yılların başlarında Yedisu Yarkent şehrine göçtü. Yarkent'te ilk ve orta
okulu okudu. 1930'lu yılların başında Taşkent'te gitti. Burada amcası Ömer
Kasimî'nin yardımlarıyla yüksek okulu bitirdi. O genç yaştan başlayarak Orta
Asya'daki Uygur inkılapçı aydınlardan olan Abdullah Rozi Bakiyev, İsmail
Tahirov, Sopi Zarvat, Burhan Kazimov' ların Doğu Türkistan da Uygur Millî
Devletini kurma fikirlerinin tesirinde kaldı.
Özellikle amcası Ömer Kasimî Uygurların 1930 yıllarındaki vatanperver
aydınlarından biri olup, bağımsızlık ideolojisinin ileri gelenlerinden
biriydi. Ahmet Can Kasimî, genç yaşlarından beri Uygur Millî azatlık ve
müstakillik gayesiyle yetiştirildi. Ahmet Can Kasimî, sonradan Doğu
Türkistan inkılabının önderi ve yetenekli siyasetçi özelliği ile tanınıp 20.
asırda halk tarafından bir dahi olduğu itiraf edilmiştir. Ahmet Can Kasimî,
tahminen 1936-1940 yılları Moskova’daki Doğu Komünistlik Emekçiler
Üniversitesine öğrenim için girip özel ilgi duyulan uluslararası siyaset,
millî meseleler, diplomasi, içtimaî, iktisat ve diğer bilimleri de öğrenip
sistemli bir şekilde bilim ehli olarak yetişti. Ahmet Can Kasimî, 1940
yıllarında Taşkent'e geri döndü. Orta Asya Devlet Üniversitesinde
öğretmenlik yaptı. Özel Siyaset Bilimleri bölümünde asistanlığı bitirip
doktora unvanı için çalışmalarda bulundu. 1943’te Doğu Türkistan'a geri
dönüp Şin Si Sey hapishanesinde 1 yıl hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra
Gulca da düşmana karşı faaliyetlerde bulundu 1944 de millî inkılap
başladığında öncülük ile mücadeleye katıldı. Gazetecilik yaparken de hükûmet
organlarında hizmet edip kıssa ürede tanındı. 1945 yılı Doğu Türkistan
Cumhuriyet Hükûmetinin azası oldu. harp bölümünde üst düzey yöneticilik
yaptı. Kendisine Albay ünvanı verildi.
1945 Ekim ayında Doğu Türkistan Hükûmetinin Gomindang ile olan
görüşmelerinde vekil görevinde bulundu. Urümçi'ye gelip Zhang Zihi Hong ile
olan görüşmelerinde siyasî üstünlüğünü ispatladı. Ahmet Can Kasimî 1946-1947
yılları Eyalet Hükümetinin muavin reisi olup asayiş ortamında düşmanlarla
siyasî mücadeleyi devam ettirdi. Dış işlerde Sovyet İttifakının baskı ve
kontrolü Gomindang hükümetinin yandaşlarının baskıları arasında kalan Kasimî
karışık siyasî vaziyetin Uygur halkının bağımsızlığı için çeşitli yolları
denedi.
1947 yılı Doğu Türkistan vekillerini alıp Gulca'ya geri gelip düşmanla olan
münasebetini netleştirip , ömrünün sonuna kadar üç vilayetin özgürlülüğünü
korudu. Gomindang askerî hükümetiyle mücadelesine davam etti. Bütün gücüyle
Uygur halkının maarif, medeniyet ve iktisadî yönden kalkındırma çabasında
oldu. Bu sıralar Sovyetler ittifakının kontrolü altına düşen Uygur Millî
Azatlık Hareketi’nin kurtuluş yollarını aradı. Çünkü o, Sovyet ittifakının
Doğu Türkistan siyasetini çok iyi biliyordu. 1948 yılında Gulca da
"Güvenliği Koruma Halk İttifakı" isimli siyasî bir teşkilat kurdu. Bu
teşkilatın başkanlığına seçildi. Bu teşkilatta o zamanki Millî Azatlık
Teşkilatı’nın önderi oldu.
Ahmedcan Kasimî, İshak Beğ, Abdülkerim Abbas ve Delil Han, Doğu
Türkistan’daki Komünist Çin hakimiyetini tanımaktan kaçındılar. Çünkü,
kendileri bir hükûmet kurmak niyetindeydiler. Bunlar, 15 Ağustos 1949'da
Alma-Ata'ya davet edildiler. Fakat, 17 Ağustosta Moskova ve Pekin radyoları,
bu şahısların Mao Tse Tung'un iktidarı teslim alışını tebrik etmek için
Pekin'e doğru uçarlarken uçağın düşmesiyle hayatlarını kaybettikleri
şeklinde haberler verdiler. Fakat bu esrarengiz uçak kazası hakkında birçok
rivayetler ileri sürülmektedir.
Ahmetcan Kasimî kendi ülküsünü yaşamak yolunda hiçbir sapma göstermeksizin
dosdoğru yoluna devam ederek ölüm yolunu seçti. Merhametsiz düşman ın
kuklası olmaktansa ölümü şeref bilen Ahmetcan Kasimî sonunda Sovyet İttifakı
tarafından Uygur siyasetinin kurbanı olarak seçildi ve 17 Ağustos 1949
tarihinde “Uçak kazası” süsü verilerek şehit edildi.
General Abduniyaz
Şehit Edilişinin 68. Yılı Münasebetiyle (15 Ağustos 1937)
Doğu
Türkistan’ın millî mücadele tarihinde, sebebi anlaşılamaz bir biçimde
isminden pek fazla söz edilmeyen ve dolayısıyla da hakkında çok fazla
bilgiye sahip olunamayan fakat, gerçekte ise, kendisinden sonra siyasî
polemikler ve anlamsız tartışmalar bırakmak yerine icraatların en kutsalı
olan silahlı cihad yolunu seçerek, düşüncenin fiiliyata geçirilmesi
noktasında aziz canlarını feda etmekten kaçınmayan kahraman Doğu Türkistan
subaylarından Abduniyaz’ın şehit edilişinin 68. yılı münasebetiyle kısa bir
hatırlatmada bulunmak ve böylece haklının hakkını bir nebze de olsa sahibine
teslim etmek istiyoruz.
Kurtuluş savaşının generali; Kaşgar'daki Türkistan birliklerinin komutanı
Mahmud Muhitti, Hoca Niyaz Hacı ile birlikte, komünist hareketin iç yüzünü
görerek bu hareketin niyetlerini hissedince, Nisan 1937'de uçakla
Hindistan'a geçti. Mahmud'un askerî birliğindeki milliyetçi ve vatansever
hislere sahip subaylar, onun yerine Abduniyaz'ı getirdiler ve kendisine
"General" ünvanını verdiler. Abduniyaz, 17 Mayıs 1937'de askerleri ile
Kaşgar'ı aldı ve Kara Şehir'e doğru yürüdü. Çinlilere ve Ruslara karşı
müşterek bir harekat yapmak için, Dungan generali Ma Ho San ile bir hareket
anlaşması. yaptı. Bu ayaklanmaya, Kansu çevresi ayaklanma önderlerinden olan
İlyas Han, Sultan Şerif Timur, Hüseyin Teyci ve Nur Ali iltihak ettiler.
Şeng, Ruslardan yardım istedi. Ruslar, Haziran 1937'de ayaklananlara karşı
Urümçi istikametinden motorize bir tümen, Kaşgar'dan da 12.000 askerden
ibaret bir süvari tümeni gönderdiler. Bu birlikler ayrıca 30 uçak ve 50
Sovyet zırhlısı ile destekleniyordu. Bu muharebede 80.000'den fazla
Türkistanlı şehit oldu. 1938 yılının sonunda, ayaklanmalar bastırıldı. Bir
Sovyet vatandaşı olan Kaşgar Emniyet Müdürü Mavlanov sadece bir günde 6.000
kişiyi kurşuna dizdirdi. İşte bu Türk askerî birliği 17 mayıs 1937'de
Kaşgar'ı ele geçirdi. Abduniyaz buradan Yarkent'e doğru harekata girişti.
Yarkent'te Çinli'lere karşı savaşta, maiyetindeki askerlerin hemen hemen
tamamına yakınının şehid olması düşmana karşı sürdürülen savaşın
kazanılmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyordu. Fakat bu durum kahraman
bir Doğu Türkistan evladı olan Abduniyaz’ın mücadele azmini asla
zayıflatmıyor, bütün gücü ile düşmanla savaşmaya devam ediyordu. O günleri
bizzat yaşamış olanların naklettiklerine göre; savaşın sonlarına doğru
Yarkent yakınlarında bir Çiftlik evinde mahsur kalan ve bir hafta boyunca
etrafını saran düşman birliklerine karşı devam eden şiddetli çatışmalarda
elinde bulunan cephaneliğin bitmesi sonunda yanındaki bir grup savaşçısı ile
beraber esir düşen Abduniyaz Yarkent’e getiriliyor. Sorgulaması esnasında
kendisini sorgulayan Çin subayının “Düşürdüğün uçaktaki pilotların cesetleri
bulunamadı onları ne yaptın” demesi üzerine, elleri arkasından ta ensesine
kadar çıkartılarak bağlanmış halde bulunan Abduniyaz; “kendi ellerimle
öldürdüm” der. “Nasıl öldürdün” sorusuna da, “ Hançerimle tıpkı bir tavuk
gibi boğazlarını kestim” der… Kendilerine yapılmakta olan Çin işkencelerine
dayanamayıp bir takım stratejik konularda ifşaatlarda bulunmaya kalkışan
adamlarına da çok sert bir biçimde çıkışarak “ Konuşsanız da konuşmasanız da
hepiniz öldürüleceksiniz. Hiç olmazsa şereflice şehit olma fırsatını
yakalayın!” der… 12 Kasım 1933 te kurulan Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti
devletinin Rus ve Çin işbirliği ile yıkılmasını kabullenmeyen Abduniyaz
ismindeki bu kahraman Doğu Türkistan evladı 4 yıl boyunca kendi etrafında
birleşen mücahit askerleri ile Rus ve Çin ordularına adeta kan kusturmuşsa
da, içinde bulunduğu imkansızlıklar sebebiyle 15 Ağustos 1937'de Çin
işgalcileri tarafından şehit edilmiştir…
|
|