Yukarı
13.Sayı
D.T Ağustos Ayı
UYGURCA
Tarih
Aile
İstiklal 13 Tam Sayfa
Haber-Yorum

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur

 

TÜRKİYE’DE “SORUNLU YOLCULAR ODASI”NDA

BİR DOĞU TÜRKİSTANLI

 

Eli kalem tutan biri olarak içimden geçenleri yazmazsam kendime olan saygıma gölge düşecekti… Çünkü; Uğruna gözümü kırpmadan canımı feda etmeye hazır olduğum aziz ülkem, sevgili vatanım Türkiye’min idarecileri biz Doğu Türkistanlıları ellerine geçen her fırsatta derinden yaralamaya devam ediyorlardı. Fakat buna rağmen bu ülkenin gerçek sahiplerinden biri olarak vatanıma olan sevgimde bir azalma söz konusu olamazdı.

1950’li yıllardan itibaren Türkiye’yi bir istinatgâh, Türkiye insanını ve devletini de bir hami olarak kabul eden Doğu Türkistanlılar din, dil, ırk, tarih ve kültür birliği bulunan Türk milletinin kendi dertlerine derman olacağı düşüncesi ile Türkiye’ye sığınıyorlardı. Ve böylece Türkiyeli kardeşleri ile her geçen gün kaynaşıyor, kız alıp-veriyor, kutsal askerlik görevini yerine getiriyor, cennet vatanımız Türkiye’nin elem ve sevinçlerini paylaşıyor, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşamını sürdürüyordu…

Fakat Doğu Türkistanlıların hiçbir zaman düşünmeyi ihmal etmediği ve aklından bir an olsun çıkartmadığı, çıkartamayacağı Çin işgali altında bulunan DOĞU TÜRKİSTAN diye de bir vatanları vardı… Ecdat yadigarı ve Türk milletinin öz toprakları olan Doğu Türkistan’ı unutmasını Doğu Türkistanlılardan hiç kimse ve hiçbir kuvvet isteyemezdi… Doğu Türkistanlılar için Türkiye Cumhuriyeti toprakları ne ifade ediyorsa Doğu Türkistan toprakları da aynı anlamları ifade ediyordu…
Ne yazık ki; vatanın ve vatan hasretinin ne demek olduğunu en iyi bilen Türk milletini yönetme görevine talip olanlar ve göreve gelenlerin Doğu Türkistan ve Türk dünyasına şaşı bakmaları, umulan, beklenen ve gereken önemi vermemeleri biz Doğu Türkistanlıları olduğu kadar eminim ki 70 milyon Türk insanını da hayal kırıklığına uğratıyordu…
 

Türkiye’de yarım asırdır çeşitli platformlarda Doğu Türkistan davasını anlatanlara muhterem devlet büyüklerimiz ve diğer siyasilerimiz hiçbir zaman yerine getiremeyecekleri sözler verdiler. Onların sadece sırtlarını sıvazlamaktan ve hamaset edebiyatı yapmaktan öteye gitmediler.. Hatta öyle zamanlar da oldu ki, Doğu Türkistanlıların vatanlarını işgal eden Çinli yetkililerin Türkiye’yi ziyaretlerinde ve Türkiye yetkililerinin Çin’i ziyaretleri esnasında Doğu Türkistanlılar Türkiye’nin hükûmet yetkilileri tarafından çeşitli şekillerde rencide edildiler.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen biz Doğu Türkistanlıların asıl teselli ve umut kaynağı ise hükûmetler değil, her zaman büyük ve kadirşinas Türk milleti olmuştur.
 

Geride bıraktığımız Temmuz ayı içerisinde Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da her türlü insanî hakları Çin devleti tarafından ihlâl ve gasp edilmekte olan 40 milyon Doğu Türkistanlı bir defa daha Türkiye Cumhuriyeti Devleti konusunda hayal kırıklığına uğradı…
Doğu Türkistan halkı dünyanın neresinde olursa olsun ellerine geçen her fırsatı sonuna kadar değerlendirmek zorunda olduklarını bilmektedirler. Bu sebeple de, Tam Bağımsız Doğu Türkistan mücadelesinin sürprizlerle dolu tünelinde önlerine Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti kurmak gibi bir fırsat çıktı. Doğu Türkistanlılar bu fırsatı da değerlendirmek mecburiyetindeydiler…

Sürgünde Doğu Türkistan Hükûmetinin Cumhurbaşkanı Ahmet İgemberdi Yalova Kültür Merkezinin (YAFEM) daveti üzerine Avustralya-Singapur ve Bahreyn üzerinden İstanbul’a geldi. Fakat ne yazı ki; Atatürk Havalimanındaki “SORUNLU YOLCULAR ODASI” na alınan ve Türkiye Dışişleri Bakanlığının “Türkiye’ye Girişinin Engellenmesi” yolundaki iki sayfalık yazısını önüne koyan Türkiye yetkilileri, Ahmet İgemberdi’nin Türkiye’ye giriş yapmasını engellediler…Bu utanç verici olay karşısında İgemberdi’nin söyledikleri ise, Doğu Türkistanlılar ve Türkiye konusunda Tarihe düşülen çok önemli bir not idi… Üzüntülerini ve şaşkınlığını dile getiren Ahmet İgemberdi Gazetecilere yaptığı açıklamasında şunları söyledi: “Ben Türkiye’ye karşı suç işleyen biri değilim. Sadece Doğu Türkistan için hizmet ettim. Başka bir suçum günahım yok. Çin esaretinde 10 seneden fazla hapis yattım. Halkımın demokrasisi için hapis yattım. Ondan önce altı sene sürgün oldum. Türkiye dindaşımız, kardeşimiz neden böyle oluyor anlamıyorum. Bu siyasî bir mesele. Çin hükümeti baskı yapıyor. Türk hükümeti PKK yandaşlarına kırmızı pasaport veriyor. Biz kalbimizi, ruhumuzu Türk dünyasına adamışız, geri çevriliyoruz. Bu nasıl bir mantık anlamadım. Atatürk, Türk dünyasına çok destek verdi. Çok sahip çıktı. Nerede Atatürk fikirleri. Bu hareket çok ayıp bir şey. Bu durum her halde Çin hükûmetinin Türkiye üzerindeki baskısından kaynaklanıyor. Bu olaya Doğu Türkistan Türkleri çok üzülecek. Burada kardeşlerimiz var. Türkiye kendi memleketimiz. Hem ziyaret hem toplantılar yapacak, Kardeşlerimizi görecektik. Türkiye’de karşılaştığım bu muamele beni derinden yaraladı.”
Ahmet İgemberdi’nin, Türkiye’ye girişine, Çin’in kuruluşundan beri korktuğu ve endişeye kapıldığı Sürgünde Doğu Türkistan Hükûmeti’nin Cumhurbaşkanı olması sıfatını da bir tarafa bırakarak Türkiye’yi gerçekten seven bir Doğu Türkistanlı Türk olması hasebiyle Türkiye problemsiz izin verilmeliydi… Bu olaydan sonra büyük mücadeleler verilmesinin ardından Türkiye’de hiçbir toplantıya katılmama, gazetecilerle görüşmeme ve Çin’in aleyhinde söz söylememe gibi bir sürü şartlar koşularak ve “Bir defaya mahsus” olarak verilen giriş iznini, Türk milletinin bu konuda gösterdiği tepkiyi azaltmak için yapılan bir siyasî manevra olarak görüyor ve kabul etmiyoruz.

Bir Türk vatanseverini Çinli dostlarını üzmemek adına sorunlu sayarak “SORUNLU YOLCULAR ODASI” na alanları ve canı kadar çok sevdiği Türkiye’ye girişine izin vermeyenleri şiddetle kınıyor, ilahî adaletin bir gün mutlaka tecelli edeceğine olan inancımızla “Alma mazlumun ahını çıkar aheste, aheste” diyoruz…

 

Guantanamo da tutuklu iki Uygur’un serbest bırakılması istendi
 

Oval ofis sözcüsü ve kara kuvvetleri komutanlarından Alvin Plexiko Guantanamo’da tutuklu bulunanlarla ilgili yaptığı bir konuşmada şöyle dedi; “Buradaki tutukluların bazıları El Kaide üyesi oldukları iddiası ile tutuklanmışlardı.”
Bazı Uygurlar ise Afganistan’dan silah satın alarak askeri eğitim yürütüyorlardı. Bunların maksadı kesinlikle Amerikaya karşı olmak değil, Çin’e karşı mücadele etmektir.” 36 yaşındaki Ababbekri Kasim ve 31 yaşındaki Abdulhekim isimli Uygur gençlerin avukatı Willet de yargılama esnasında “Hükûmet bu gençleri yasal olmayan bir şekilde hapiste tutmuş olduğunu da itiraf etti.”dedi.
Bu iki Uygur gencin hanımı çocukları Doğu Türkistan’da olup, kendileri ise, 11 eylül 2001 den önce Çinlilerin zulümlerine dayanamayıp Doğu Türkistan’dan ayrılarak Kırgızistan’a gitmişler ve daha sonra Pakistan üzerinden Türkiye’ye gelme çabaları içerisindeyken 2001 yılının sonlarında Pakistan polisi tarafından El Kaide üyesi oldukları iddiası ile Amerikalılara teslim edilmişlerdir. her birinin yakalama ödülü olarakta 5000’er ABD Doları ödül almışlardır… 2002 yılının ortalarında da Guantanamo hapishanesine kapatılmışlardır.
Avukat Willet Temmuz ayı içerisinde bu gençlerle görüştüğünü söyleyerek “ Bunlarda hiçbir şekilde terörist emaresi olmayıp bunlar terörizme çok uzak. Amerika bu gençleri hiçbir delil olmaksızın üç yıldır hapiste tutuyor” dedi… Geçenlerde Avukat Willet, hakimden bu iki kişiyi oraya yakın bir misafirhaneye nakletmesini istedi.
Avukat Willet; bu Uygurları bir başka devlet kabul etmemesi durumunda ABD’nin “Bunların dini inançları çiğnenmiştir” diyerek siyasi sığınmacı olarak kabul etmesi ihtimalinin olduğunu da söyledi.
Enformasyon Merkezinin bildirdiğine göre Ababekri Kasim Atuş’tan, Adel Abdulhekim de Gulca vilayetindenmiş.

 

Sürgünde Doğu Türkistan Hükûmeti Cumhurbaşkanı’na

Türkiye’ye giriş engeli

 

İgemberdi: "Atatürk, Türk dünyasına çok destek verdi. Çok sahip çıktı. Nerede Atatürk fikirleri"
Doğu Türkistan'ın Sürgündeki Cumhurbaşkanı Ahmet İgemberdi, Yalova Kültür Merkezi’nden (YAFEM) aldığı davet üzerine Türkiye'ye geldi. Avustralya'dan Türkiye'ye gelen İgemberdi, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının yazılı emri ile önce Türkiye'ye sokulmadı. Daha sonra arkadaslarının girişimi sonucu gerekli izni aldı. İçisleri Bakanlığı, İgemberdi’ye bir defaya mahsus olmak üzere, Türkiye’ye giriş izni verdi. Türkiye’ye giriş izni alan Ahmet İgemberdi, daha sonra kendisini davet eden yetkililerle birlikte Atatürk Havalimanından ayrıldı.

 

DUK Başkanı Erkin Alptekin ve Rabiye Kadir Buluşması

 

Dünya uygur Kurultayı Genişletilmiş 2.Toplantısına katılmak üzere Almanya’ya gelen uygur Türklerinin saygın önderlerinden Rabiye kadir Hanımefendi Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Erkin ALPTEKİN ve Almanya’da yaşayan uygur vatandaşlar tarafından Havaalanında hararetli bir şekilde karşılandı.
DUK Başkanı Erkin ALPTEKİN tarafından 15 Temmuz 2005 günü Dünya uygur Kurultayının 2. Genişletilmiş toplantısının şeref misafiri olarak Almanya’ya gelen Rabiye Kadir, tanınmış yazar, insan hakları savunucusu, inkılapçı Mehmet Emin Hezret ve DUK icraat komitesinin onuruna bir yemek verdi. Bu yemeğe DUK icraiye Heyeti üyeleri,Uluslar arası İnsan hakları Teşkilatlarının temsilcileri ve basın mensupları katıldılar.


 

İLK VE ORTA OKUL ÖĞRETMENLERİ, ÇİN DİLİ ÖĞRENMEYE

MECBUR EDİLİYOR

 

Pekin Dil Üniversitesi, Doğu Türkistan Maarif Bakanlığı kırsal bölge fakültesi ve Doğu Türkistan Maliye-İktisat Fakültesinin beraber organize ettikleri ilk ve Orta okul öğrencilerine Çince eğitim verecek olan öğretmenlere yönelik kurslar 09.06.2005 tarihinde başlatıldı.
İlk ve Orta okul öğretmenlerine yönelik bu Çince kurslarına yaz tatilinde olması gereken 300 öğretmen dahil edildi. Bu öğretmenler kendilerine verilecek kısa bir dönemi kapsayan Çin dili eğtimi sonunda İlk ve Orta okul öğrencilerine Çince eğitim verecekler. İlk okul öğretmenlerinden 200 kişi ve Orta okul öğretmenlerinden de 100 kişiden fazla öğretmenin katıldığı bu kurslar yaklaşık 40 gün sürecek.
Bu Çin dili seferberliği için 30 dan fazla Çin dili sınıfı, sayısız teyp kaseti, kurs için gerekli olan her türlü araç ve gereçler tahsisi edildi. Öğretmenlere yönelik bu kurslara genel olarak 8800 öğretmenin katılacağı da öğrenildi.
Öyle anlaşılıyor ki; önümüzdeki eğitim ve öğretim yılından itibaren öğretmenlere “verdik” dedikleri kırk günlük Çince eğitimin ardından yarım-yamalak Çin dili ile ders verilmeye çalışılacak. Bu demektir ki, Doğu Türkistanlı öğrencileri ve öğretmenleri bundan sonra çok daha zor günler bekliyor.

 

Alman film yapımcısı Klaus Kastsholtz’a alkış

 

25 Haziran 2005 tarihinde alınan bir habere göre Çin ve Alman film yapımcılarının ortaklaşa “Sinkiang Manzaraları” (Doğu Türkistan)
adı ile bir film çekecekleri öğrenildi. Konu ile ilgili anlaşma Doğu Türkistan’ın başkenti Ürümçi’de 24 Haziran 2005 günü öğleden önce imzalandı.
 

Bu filmin rejisörlüğünü ise Klaus Kastsholtz isimli bir Alman’ın üstlenmiş olduğu açıklandı. Klautz konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Bu yıl Çin-Almanya Kültür alış veriş yılı, Avrupa ve Amerika’da Çin kültürünü teşvik için girişimler epey fazla fakat Çin kültürünün apayrı bir ayrıntısı olan Sinkiang (Doğu Türkistan) kültürünü tanıtıcı çalışmalar yok. Biz Sinkiang’ı (Doğu Türkistan) tanıdıkça bu tanışlığımız aracılığı ile Avrupa ve Amerika’daki insanlara özel bir kültüre sahip olan Sinkiang’ı (Doğu Türkistan) tanıtacağız.”
Verilen izahata göre; “Sinkiang Manzaraları” (Doğu Türkistan Manzaraları)nın en mühim noktası Tarihi İpek yolu üzerindeki en önemli pazar yerlerinden olan Turpan, Kaşgar ve Hoten’ in konu edilmesi… Filmin çekimi tamamlandığında Çin ve Alman televizyonları ile beraber Avrupa ve Amerika’daki televizyonlarda da gösterime girecek. Çinlilerin dünya kamuoyundan gizlemeye çalıştıkları Doğu Türkistan belgeseli için kolları sıvayan Alman Klaus’u alkışlamak gerek.

 

Sabit Abdurahman Vefat Etti

 

Uyguristan Azatlık Teşkilatı’nın kurucularından ve önderlerinden, Uygurların dış ülkelerdeki siyasi mücadele elemanlarının önde gelenlerinden biri olan Abdurahman Efendi 14 Haziran günü
Kazakistan’ın Almata şehrinde vefat etti.
Elde edilen haberlere bakıldığında bu zatın ömrünün son dakikalarında dahi sevgili milleti (Uygur Türkleri) hakkında yazmış olduğu kitabını neşredebilme mücadelesi verdiği öğrenilmektedir. Sabit Abdurahman’ın 1940 yıllarından beri safdaşı olan yazar Masumcan Zulfikarov’un anlattıklarına göre; Sabit Abdurahman efendi 1928 yılı Kazakistan’da doğmuş 1930’lu yıllarda anne ve babası Gulca’ya göçmüş ve yerleşmiş olup orada eğitim almıştır. Sabit Abdurahman 1944 yılındaki milli kurtuluş hareketine fiili olarak katılanlardan olup Gulca ve başka bölgelerin kurtarılması için girişilen savaşlara katılmıştır. İlk önceleri bir Askeri Birliğin Sekreteryasını idare etmiş, daha sonra da Gani Batur’un özel katibi olarak görev yapmıştır. Abdurahman Milli Ordunun en stratejik birimlerinde hizmet ifa etmekle beraber 1948 yılına kadar manas Irmağı kıyısında kalmıştır. Onbinlerce savaşçı milli ordu askerinin Manas ırmağı kıyısında fiili bir harekete geçmeden beklemesine bir anlam veremeyen ve buna sinirlenen Abdurahman kendisi gibi idari mekanizmadaki arkadaşları ile “Yaş Şarki Türkistancılar”(Genç Doğu Türkistancılar) diye anılan gizli bir teşkilat kurarak Ordu içerisinde düşmana karşı hücuma kalkarak bütün Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını elde etmeye yönelik propagandalar içinde olması sebebiyle milli ordu komutanları tarafından askeri nizamı ve disiplini sekteye uğrattığı gerekçesi ile cezalandırıldıysa da, milli Kurtuluş hareketi önderlerinden Ahmetcan Kasimi, İshak Beğ ve Munup gibi kişiler
tarafından serbest bırakılmıştır.

Sabit Abdurahman Uygurların bağımsızlığı fikrinden taviz vermeksizin mücadele ettiği için 1958 yılında hapis cezası verilmiş. 1967 yılında da Doğu Türkistan Halk İnkılabı Partisinin faliyetlerine katıldığından dolayı 10 küsur yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Merhuma Allahtan Rahmet, Yakınlarına ve Doğu Türkistan Camiasına baş sağlığı dileriz. Mekanı cennet olsun.


 

Çinli Generalden Amerika ya tehdit


 

General Zhu Chenghu: "Biz, Xian Bölgesinin doğusundaki tüm şehirlerin yıkılmasına karşı kendimizi hazırlıyoruz.
Tabi bu arada Amerikalılar da yüzlerce kentlerinin Çinli’ler tarafından yıkılmasına hazırlanmak zorunda kalacak"diye konuştu.

Financial Times ve Wall Street Journal gazetelerinde yorumu yer alan General Zhu Chenghu, ABD'nin, ülkesi ile Tayvan arasındaki ilişkilere karışmakta kararlı olması durumunda kendilerinin de cevap vermekte kararlı olduklarını söyledi.
Çin, Mart ayında çıkardığı bir yasayla, Tayvan'ın bağımsızlığını ilan etmesi durumunda güvenlik güçlerine müdahale etme izni verdi.
Söz konusu yasa Washington-Pekin arasında gerilime neden olmuştu. ABD'nin giderek artan Çin askeri gücü hakkında yıllık raporunu yayınlamasına az bir süre kala General Zhu Chenghu'nun açıklamaları geldi. Çin'in merkezinde yer alan tarihi Xian bölgesi Çinliler için büyük öneme sahip. Chenghu yorumlarının hükümetin resmi politikası değil kendi görüşü olduğunu da söyledi.
 

ÇİN VE KAZAKİSTAN, YETKİLİLERİNDEN ORTAK DEKLARASYON

 

Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun Kazakistan'a resmi ziyareti çerçevesinde yapılan görüşmelerden sonra, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Hu Jintao, 21. yüzyıldaki stratejik müttefiklik hakkında ortak deklarasyon imzaladı. Devlet Başkanlığı Sarayı "Akorda"da yapılan karşılıklı görüşmeler sonucunda, Çin ve Kazakistan arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğine ilişkin bazı önemli anlaşmalar imzalandı. İmzalanan anlaşmalar şu şekilde bildirildi: Kazakistan Cumhuriyeti Enerji ve Mineral Kaynaklar Bakanlığı ile Çin Yer Kaynakları Bakanlığı arasında jeoloji ve toprağı kullanma alanındaki işbirliği anlaşması, Kazakistan Cumhuriyeti Köy İşleri Bakanlığı ve Çin Halk Cumhuriyeti Su Kaynakları Bakanlığı arasında tarafları sınırı aşan akarsulardaki afet durumlarına ilişkin haberdar etme anlaşması, İki ülke hükümetleri arasındaki "Korgas" sınır işbirliği milletlerarası merkezinin çalışmasını düzenleme anlaşması, Kazakistan Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı ve Çin Halk Cumhuriyeti Demiryolu Bakanlığı arasında Transkazakistan demiryolu inşası imkanlarını birleşerek araştırma memorandumu ile enformasyon ve iletişim endüstrisi alanındaki işbirliği memorandumu, İki ülkenin elektrik dağıtım şirketleri arasındaki ikili işbirliği anlaşması, KazNurTel LTD ve Çin Halk Cumhuriyeti Kalkınma Bankası arasında kredi anlaşması.

 

ABD;´Çin uzun dönemde bölgesel tehdit olur´

 

ABD Savunma Bakanlığı´nca hazırlanan raporda, Çin´in hızla modernleşen ordusunun bölgedeki diğer ülkeler için uzun dönemde tehdit oluşturabileceği ancak kendi sınırlarının ötesine konvansiyonel güç yöneltmesinin yine de sınırlı kalacağı belirtildi.
Çin´in askeri gelişmesinin bölgesel denge için zaten tehlikeli olmaya başladığına işaret edilen raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Çin´in içinde bulunduğu bölgenin ötesine konvansiyonel güç yöneltmesinin sınırlı kalacağını hesap ediyoruz. Uzun dönemde, bu eğilimler devam ederse Çin ordusunun yetenekleri bölgede faaliyet gösteren diğer modern ordular için hatırı sayılır bir tehdit oluşturabilir” dedi.

Ahmet Zorlu: “Çin tehdidine karşı birlik olmalıyız”

 

Bursa'da, Ev Tekstili Sanayici ve İş Adamları Derneği (EVSİAD) tarafından Kervansaray Termal Otel'de düzenlenen 'Türk Ev Tekstilinde İhracat, Dünya Pazarlarındaki Gelişmeler (Uzakdoğu'nun Etkileri), Devletin ve Sektörün Alması Gereken Önlemler' konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak katılan EVSİAD Başkanı ve Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, "Çin tehdidine karşı artık birbirimizin ayağına çelme takmayıp birlik olmalı, kendi çıkar ve menfaatlerimiz için her türlü fedakarlığı yapmalıyız. Biz birbirimizle uğraşmaktan vazgeçip, yenilik ve ileriye gitmek için AR-GE'ye önem vermeliyiz. Birbirimizin ayağına çelme atmamamız lazım" diye konuştu.
Çin'in, Türkiye'de lokomotif sektör konumundaki ev tekstili için 2005 yılında, Türkiye'nin tsunamisi olduğunu kaydeden Zorlu, Çinliler'in bütün Avrupa ve ABD serbest bölgelerinde, 2-3 yıl boyunca mallarını yığarak, 1 Ocak 2005'ten itibaren de çıkartma yaparak, pazar paylarını yüzde 500-700 oranında arttırdığını söyledi.

 

Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi...
 

Kazakistan, Çin, Kırgizistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan'ın üye olduğu örgüt, Hindistan, Pakistan ve İran'a gözlemci üye statüsü verilmesi yönündeki karar teklifini oy birliği ile kabul etti; Daha önce bu statüye sadece Moğolistan sahipti.

Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 10. zirvesi, Kazakistan'ın başkenti Astana'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı "Akorda"da çalışmalarına başladı. Zirveye; Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Hu Jintao, Özbekistan Devlet Başkanı İslâm Karimov, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov ve Kırgızistan Devlet Başkan Vekili Kurmanbek Bakiyev katıldı. Moğolistan Devlet Başkanı Nambarın Enhbayard'ın gözlemci olarak katıldığı zirvede, önce devlet başkanları küçük gruplar halinde görüşmeler gerçekleştirdi, daha sonra heyetler, genişletilmiş gruplar halinde görüştü. Görüşmelerde; bölgesel ve uluslararası güvenlik, istikrar ve barışı sağlama gibi konular ile güncel yeni tehlikelere karşı koyma çalışmaları tartışıldı. Zirvede, askerî-stratejik güvenliği geliştirme; terörizm, illegal göç, uyuşturucu ticareti ve başkaca suç faaliyetlerine engel olma; ekonomik dayanışma, ticarî ilişkilerde DTÖ standartlarına yaklaşma; tabiî ve teknolojik afetlerden birlikte korunma ve önleme, kültürel-insanî dayanışma konularında üye ülkelerce birlikte yürütülecek faaliyetler de ele alınacak. Ayrıca, üye ülkelerin terörizm, seperatizm ve ekstremizmle mücadelede dayanışma belgesi, ŞİÖ'nün terörizme karşı bölgesel yapılanması konusunda daimi üyelerin tespit edeceği kuralların belirlenmesi konuları da görüştü. Devlet başkanları belgeleri imzalayıp, ŞİÖ'nün terörizme karşı bölgesel yapılanmasının 2004 yılı çalışmaları hakkındaki rapor dinlendi. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), hükûmetler arası daimi örgüt olarak 15 Haziran 2001'de Şanghay şehrinde; Kazakistan, Çin, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan'ın katılımıyla kuruldu. ŞİÖ'ye üye ülkeler, Avrasya'da yeryüzünün 5'te 3'ünü oluşturuyor. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Çin ve Rusya gibi iki sürekli üyesinin ŞİÖ'de bulunması, örgütün uluslararası arenada büyük siyasi saygınlık kazanmasının yanı sıra, bölgede bu süper güçlerin ve ABD'nin çıkarlarının dengede tutulmasına da imkan veriyor. Şanghay İşbirliği Örgütü 10. zirvesinde, Hindistan, Pakistan ve İran'a örgütün gözlemci üyesi statüsü verilmesi yönündeki karar teklifi oy birliği ile kabul edildi. Daha önce bu statüye sadece Moğolistan sahipti. Bugün başlayan zirveye; Hindistan Dışişleri Bakanı Natvar Singh, Pakistan Başbakanı Şevket Aziz ve İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammad Rıza Arif resmi davetli olarak katıldı.

 

Çin daha fazla dayanamadı!..

 

Başta ABD olmak üzere tüm dünyadan gelen 'Paranın değerini artır' baskısına kulak tıkayan Çin nihayet pes etti. Para birimi yuan yüzde 2.1 oranında revalüe edilirken, değer artışının her gün kontrollü olarak süreceği esnek kur rejimine geçildi. Düşük kur avantajıyla ihracatını sürekli artırarak dünya pazarlarını istila eden Çin, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin "Paranı değerlendir" baskılarına sonunda boyun eğdi. İnadı kırılan Çin, para birimi yuanı dün yüzde 2.1 oranında değerlendirirken, önümüzdeki günlerde yeni revalüasyonların kapısını aralayan esnek kur sistemine geçti. Yuanda en az yüzde 10'luk bir değer artişı olmasını bekleyen dünya piyasaları ise kararın ardından ilk etapta hayal kırıklığına uğradı. Dolar önemli para birimleri karşısında hızla değer kaybetti. Çin'in ardından Uzakdoğu’daki diğer ülkeler de para birimlerinin değerinde yeni ayarlamalara gitti. Malezya 1995'ten beri uyguladığı sabit kur sisteminden vazgeçti. Dolar, euroya karşı değer kaybederken, Salı günü 1.20 seviyesinin altına inen parite 1.2240'ı gördü.
Washington: Karardan memnunuz ama yetmez.
Dünya piyasalarını sarsan karar dün, para birimi yuanı 1995 yılından itibaren dolara karşı sabit tutan (l dolar=8.28 yuan) Çin'in yeni pariteyi 8.11 olarak belirlediğini açıklamasıyla alındı. Böylece yuan dolara karşı ilk etapta yüzde 2.1 değer kaybetti. Çin ayrıca yuan’ın sadece dolara karşı değil, içinde euro, yen ve diğer para birimlerinin de olduğu bir döviz sepetine endekslendiğini açıkladı.
Çin Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, daha yüksek oranlı revalüasyon beklentisine (daha önce yapılan tahminler yüzde 10-30 arasında değişiyordu) karşın "Yuan kurundaki herhangi bir keskin hareket Çin mali sistemine darbe vurur. Bu Pekin'in çıkarlarına aykırıdır" denildi.
Çin'in revalüasyon ve esnek kura geçiş kararına ilk tepki ABD'den geldi. Çin'den en çok ithalat yapan ülke konumunda bulunan ve yuan’ın düşük değerlenmesinden sürekli şikayet eden ABD'nin Hazine Bakanı John Snow, "Çin'in bugünkü açıklamasını olumlu karşılıyoruz. Özellikle esnek kur uygulamasını çok olumlu bulduk. Ancak gelecekte daha büyük adımlar atılmazsa bu yeterli olmaz" dedi. ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan de "Başlangıç için iyi bir adım" diye konuştu.

 

ÇORAP ÜRETİCİLERİNİN ÇİN TEPKİSİ

 

Çin rekabetine karşı Euratex'in koruması dışında kalan çorapçılar, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve sektör temsilcilerine mücadele çağrısı yaptı. Çorap Meslek Komitesi Başkanı Özkan Karaca: "Acil önlemler alınmazsa 1 milyar dolar katma değer oluşturan 80 bin kişiye iş imkanı sağlayan çorap sektörünü zor günler bekliyor"
 

Her üç kişiden birinin Türk çorabı giydiği Avrupa'da Çin'in rekabetine karşı korumasız kalan çorap ihracatçıları, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Dış Ticaret Müsteşarlığı, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) ve EURATEX'teki Türkiye temsilcileri'ne yeni bir mücadele için çağrıda bulundu. AB'nin, Çin'le yaptığı safeguard görüşmelerinde anlaşma sağlayarak koruma kapsamına aldığı 10 kategori arasında kendine yer bulamayan çorap sektörü adına açıklama yapan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Çorap Meslek Komitesi Başkanı Özkan Karaca, "Acil önlemler alınmazsa 1 milyar dolar katma değer yaratan, 80 bin kişiye iş imkanı sağlayan çorap sektörünü zor günler bekliyor" dedi. EURATEX'te 4 Türk temsilcisinin de katıldığı toplantı sonucunda; 12 tekstil ve hazırgiyim kategorisinin kabul edilerek, 9 Mart 2005 tarihinde EUROTEX tarafından AB Ticaret Komitesi'ne sunulduğunu, komitenin AB pazarına yönelik zararın önlenmesi amacıyla Çin menşeli 12 tekstil ve konfeksiyon kategorisinde önlemler alınması için Çin'le 10 Haziran 2005 tarihinde Pekin'de müzakerelere başlanarak, aynı tarihte 10 kategoriyi kapsayan bir anlaşma yapıldığını açıklayan Özkan Karaca, bu 10 kategorideki bütün kıstaslardan daha vahim olan 12. kategori'nin (Çorap) anlaşma dışında bırakıldığını söyledi. AB'nin Çin'le yürüttüğü safeguarg görüşmelerinde temel aldığı ana kriter olan aşırı miktar artışlarının, 2005 yılının ilk çeyreği sonunda çorapta yüzde 305 (Kaynak 20.6.2005 Euratex belgesi) gibi diğer kategorilere göre çok daha yüksek oranlarda olmasına rağmen kapsam dışında bırakıldıklarını belirten Özkan Karaca, "Halbuki koruma tedbiri getirilen ürünlere baktığımızda, kategori 2.( Pamuklu Dokuma ve Mensucat)'ta yüzde 60'lık artış, Kategori 11.(Sütyenler)'de yüzde 31'lik ve Kategori 115 (Keten/Rami iplikler)'de yüzde 51 gibi artışlarda koruma önlemine dahil edilmişlerdir. Teselli olacağımız durum, kapsama alınmayan kategoriler için bundan sonra da AB'nin tekrar kısıtlama hakkının bulunduğunun açıkça belirtilmesidir" dedi. Elimizdeki istatistiklere göre, AB'deki çorap tüketiminin kişi başı 15 adet olduğunu görmekteyiz. Bizim ABD'ye İhracatımız sadece yüzde 3 kadar, ABD'nin uygulamaya başlattığı safeguard'dan sonra AB ülkeleri Çin için daha önemli bir hal aldı, bu durum sektörü şu anda bile etkilemeye başladı, Fabrikalarımız yüzde 70 kapasite ile çalışıyor. Eğer acil önlemler alınmazsa sektörü daha zor günler bekliyor düşüncesindeyim" diye konuştu.

 

Türkiye Çinli kaçakların da geçiş yolu oldu

 

Edinilen bilgiye göre, alınan bir ihbarı değerlendiren Jandarma ekipleri, dün gece saat 22.00 sıralarında Gümüşhane merkeze bağlı Kale köyü yakınlarında, Cihan Kapucuoğlu yönetiminde 63 VM 164 damperi tahta çakılarak kapatılmış kamyonda yaptıkları aramada 1 Somali, 5 Çin, 69 Pakistan uyruklu kaçak buldu. İran'dan Türkiye'ye Van üzerinden geçtiği belirlenen kaçakların, kişi başına 7 bin dolar karşılığında Yunanistan'a gitmek için anlaştıkları, paranın yarısını peşin ödedikleri, kalan yarısını da İstanbul çıkışında ödeyecekleri öğrenildi. Yakalanan kaçaklar, Gümüşhane Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarılarak, ifadelerine başvuruldu. Kaçakların daha sonra sınır dışı edilmek üzere Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edilecekleri belirtildi.

 

Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer: “Türkiye'ye tüm

imkanların verilsin”

 

Fischer, 'Bild am Sonntag' gazetesine verdiği demeçte, 'Öncelikle, Merkel'in (CDU Genel Başkanı) Başbakan olmasını önlemek istiyorum. Çünkü Merkel, Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapatır. Bu en büyük endişelerimden biri. Bunun tam tersinin yapılması doğru olacaktır. Türkiye'ye günün birinde AB üyesi olabilmesi için tüm imkanları vermeliyiz' dedi. Fischer ayrıca, ABD ile ilişkilerin çok iyi tutulması gerektiğine inandığını belirterek, 'Irak savaşına 'hayır' cevabı vermek benim için kolay olmadı. Ancak bugün bile Irak'a girilmesi için öne sürülen gerekçelere inanmıyorum. Bunun sonu düşünülmemişti. İttifak bağlılığı büyük bir erdem, ancak bu mantığın ortadan kalkmasına neden olmamalı' diye konuştu.

 

ÇİN'E KARŞI KORUNMA
 

1 Ocak 2005 tarihi itibariyle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi ülkeler arasında tekstil ve hazır giyim kotalarının sona ermesi, sektörün çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet şanslarını önemli ölçüde azalttı. Kota uygulamalarının kaldırılmasıyla birlikte, Çin başta olmak üzere bir çok tedarikçi ülke, haksız rekabet yaratan uygulamalar nedeniyle küresel ticarette dengesizliklere neden oluyor. Uzmanlara göre söz konusu uygulamaların başında; hükümetlerin ihracat odaklı ekonomi politikası, yine hükümetlerin sosyal yükümlülüklerinin zayıflığı, ucuz işgücü, ulusal para değerlerinin yapay politikalarla düşürülmesi, devlet teşvikleri ve geri ödemesiz düşük faizli kredi olanakları gibi politikalar sayılabiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), haksız rekabet uygulamalarına karşı alınabilecek çeşitli önlemlere izin veriyor. Bu önlemlerin başında "Çin'in DTÖ'ye Katılım Anlaşması" kapsamında alınabilecek korunma önlemleri geliyor. Türkiye, 2005 Ocak ayı başında söz konusu mekanizmayı harekete geçirerek, belirli ürünlerde Çin'e karşı korunma önlemlerini uygulamaya başlayan ilk DTÖ ülkesi oldu. Daha sonra benzer önlemler ABD ve Arjantin tarafından da alındı. Çin'e karşı korunma önlemi alınması amacıyla dokuz ürün kategorisinde soruşturma başlatan Avrupa Birliği ise, söz konusu dokuz kategoriden ikisini oluşturan tişört ve keten ipliği ithalatını sınırlandırmaya karar verdi. Tüm bu önlemler, "Çin'in DTÖ'ye Katılım Anlaşması" uyarınca, ancak 2008 yılına kadar uygulanabilecek.

 

KURBAN YOLCU: “ÇİN'İN ÜLKEMİZDEKİ PAZAR

PAYI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

 

“Yıldırım Sanayici ve İşadamları Derneği (YISİAD) Başkanı Kurban Yolcu, Türkiye'nin dış ticaret dengesinin sürekli bozulduğunu, yerli üreticinin bir bir kepenk indirdiğini söyledi. Bunun sebebinin Çin ve Rusya'dan yapılan ithalatın artması olduğunu kaydeden Yolcu, "Son 6 ayda Türkiye'nin yaklaşık 18 milyar dolarlık dış ticaret açığının 8 milyar dolarlık bölümü, bu iki ülke ile olan ticaretten kaynaklanıyor. Rusya ile olan dış ticaret açığı enerji girdisi sebebiyle kayıt altında. Fakat Çin'den yapılan ithalatın büyük bir kısmının kaçak olması yüzünden kayıt altına alınamıyor. Resmi rakamlara göre 2005 yılının ilk 6 ayında Çin'den yapılan ithalat 3 milyar dolar. Bize göre asıl rakam çok daha ürkütücü. Çin'den yılın ilk 6 ayında 3 milyar dolar olan ithalatın kayıt dışı dahil yıl sonuna kadar 10 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Çin ülkemizde sadece tekstil sektörünün değil, birçok sektörü tarihe gömmek üzere" dedi. 2005 yılın ilk 6 aylık döneminde Türkiye'nin Çin'e sadece 300 milyon dolarlık ihracat yaptığını kaydeden Yolcu, Çin'in İngiltere ve ABD'yi de geride bırakarak Almanya, Rusya ve İtalya'nın arkasından Türkiye'ye en fazla mal satan üçüncü ülke olduğunu belirtti. Yolcu, Türkiye'nin Çin'e karşı verdiği 2.7 milyar dolarlık açığın ise Rusya'dan sonra bir ülkeye karşı verilen ikinci büyük açığı oluşturduğunu anlattı. Türkiye, bu dönemde Çin'den 2.8 milyar dolarlık sanayi ürünü, 100 milyon dolarlık tarım ürünü, 93 milyon dolarlık madencilik ürünü aldığını ifade eden YISİAD Başkanı Kurban Yolcu, sanayi ürünlerinin yaklaşık 600 milyon dolarını ise tek başına tüketim mallarının oluşturduğunu ifade etti. Yolcu, Çin'den yapılan ithalatın toplam ithalat içindeki payının bazı sektörlerde yüzde100'e yaklaştığını da ifade etti.

 

Sepet üreticileri de dertli: “Çin malları nedeniyle geleceğimizden endişe ediyoruz”

 

Aydın'da geçimlerini sepetçilikle sağlayan Roman vatandaşlar, sepetçilik mesleğinin teknolojiye ve Çin mallarına yenik düştüğünü belirtti. Merkez Ilıcabaşı Mahallesi'nde yaşayan ve geçimlerini sepetçilikle sağlayan Roman vatandaşlar, daha önceleri plastiğe karşı direndiklerini ancak Çin mallarının Türkiye'de yaygınlaşmasıyla birlikte işlerin tamamen durduğunu söyledi. Ahmet Akdoğan, "Biz Romanlar'ın en önemli özelliği sepetçiliktir. Ancak diğer el sanatları gibi bu iş de teknolojiye yenik düştü. İlk önce plastik sepetler, ardından ucuza satılan Çin malları bizi iyice zora soktu. Akşama kadar çalışıyoruz. Ancak para kazanamıyoruz" dedi.

 

Özbekistan'dan ABD'ye: Üssü boşaltın

 

Özbekistan, ABD'den ülkesindeki askerî üssünü tahliye etmesini istedi. Haberi doğrulayan ABD Savunma Bakanlığı, taleple ilgili değerlendirme yaptıklarını söyledi.

ABD'de yayımlanan Washington Post gazetesinin haberine göre, Özbekistan Dışişleri Bakanlığı, üslerin boşaltılması talebini resmi bir yazıyla ABD'nin Taşkent büyükelçiliğine iletti.
Habere göre, Washington yönetimine üssü boşaltması için altı ay süre tanındı. Gazete, bu bilgiyi Bush yönetiminin Orta Asya uzmanı üst düzey bir yetkiliden aldığını açıkladı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon sözcüsü Gleen Flood, haberi doğruladı ve ''büyükelçiliğe K2 ile ilgili bir diplomatik notanın geldiğini biliyoruz ve şimdi Dışişleri Bakanlığı ile birlikte bu notun ne anlama geldiğini değerlendiriyoruz'' dedi.
Flood, söz konusu üssün kendileri ve oradaki müttefikleri için önemli olduğunu kaydetti. Washington Post, üssün boşaltılmasının ABD'nin Afganistan'daki operasyonları için 'lojistik sorun' yaratacağını da kaydetti.
ABD ordusu, Afganistan'da savaşan birliklerine destek amacıyla yaklaşık dört yıl önce Özbekistan ve Kırgızistan'da üsler açmıştı. Rusya ve Çin'in bu üslerden açıkça rahatsız olduğu biliniyor. K2 olarak bilinen Özbekistan'daki ABD üssü, Afganistan operasyonundan bu yana kullanıyor.
'ABD'nin varlığı rahatsız ediyor'
ABD yönetimine üslerini kapatma çağrısı daha önce de Şangay İşbirliği Örgütü tarafından yapıldı. Dört yıl önce Çin'in girişimiyle kurulan Şangay İşbirliği Örgütü, ABD'ye 6 temmuzda Orta Asya'daki üslerini kapatma ve bölgedeki askerlerini çekme çağrısı yaptı. Kazakistan'ın başkenti Astana'da biraraya gelen Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan liderleri ABD'nin bölgedeki giderek artan etkinliğini tartıştı.Liderler kabul ettikleri ortak bildiride, ABD önderliğindeki koalisyon güçlerine Orta Asya'daki üslerini kapatmak için tarih belirleme çağrısı yaptı.
Halk hareketlerinde ABD'nin etkisi
Bölgedeki ABD rahatsızlığının bir nedeni de son dönemde eski Sovyet Cumhuriyetleri'nde peş peşe meydana gelen halk hareketleri. ABD ve Rusya burada da karşı kamplarda yer alıyor.
Gürcistan, Ukrayna ve sonra da Kırgızistan'daki devrimler ve bu devrimlerde ABD'nin etkisi, bölgede uzun süredir iktidarda olan diğer liderleri rahatsız etmiş durumda.
Son olarak Özbekistan'ın Andican kentinde patlak veren olaylar, bir kez daha ABD ile Rusya ve Çin'i karşı karşıya getirdi.
ABD yönetimi, Özbek hükümetini Andican'daki gösterileri kanla bastırdığı gerekçesiyle eleştirdi. Rusya ve Çin ise, Özbek lider İslam Kerimov'u destekleyen açıklamalar yaptı.

 

12 yaşındaki Filistinli vahşice katledildi

 

Görgü tanıkları, 12 yaşındaki Filistinli çocuğun, Nablus’un dışında bulunan Karyot köyünde, evinin yakınlarında bir grup İsrailli yerleşimci tarafından pusuya düşürüldüğünü söyledi. Hastane kaynakları, çocuğun 11 kez bıçaklanarak öldürüldüğünü kaydetti. İsrailli bir polis yetkilisi, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.İsrail’de, Ariel Şaron hükümetinin ağustos ortasında başlatacağı işgal altında tuttukları Gazze’den çekilme planını engellemek amacıyla Gazze’ye doğru 3 gündür yol almaya çalışan geri çekilme karşıtlarının yürüyüşü, hedeflerine ulaşamadan sona erdi. Yürüyüşe Netivot’tan pazartesi başlayan, 7 kilometre kat edildikten sonra, Gazze Şeridi’ne yakın bir noktada İsrail sınırları içindeki Necef Çölü’nde moşav adıyla anılan çiftliklerden Kfar Maimon’da binlerce polis ve asker tarafından abluka altına alınan göstericilerin, dün gece yeniden başlattıkları yürüyüş de güvenlik kuvvetlerinin engeline takıldı. Kfar Maimon’un ana giriş kapısını kapatan ve etrafını tümüyle saran güvenlik güçleri, Kfar Maimon’un arka kapısına doğru başlatılan son yürüyüş hamlesini de sonuçsuz bıraktı. Göstericilerin arka kapıdançıkmalarına da izin verilmedi. Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki Yahudi Yerleşimleri Konseyi Yeşa, gece yürüyüşü sona erdirdiklerini açıkladı. Polis de Kfar Maimon’un ana girişlerini açtı. Binlerce gösterici, saat 02.00’den itibaren, gönülsüz de olsa evlerine dönmek üzere yola koyuldu.

 

Çin ve Rus liderleri Moskova da Buluştu

 

Çin ve Rus liderler, iki ülke arasındaki önemli sorunların hemen hepsinin çözüldüğünü belirtti.
Çin ve Rusya devlet başkanları, Moskova'da bir zirve toplantısı düzenleyerek Orta Asya'da güvenliği artırma ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirme kararları aldı. Çin ve Rusya arasında ikili ilişkilerin gelişmesinden memnuniyetini ifade eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, görüşme sonrasında yaptığı konuşmada "İki ülke arasındaki bütün önemli siyasi sorunların hemen hepsini çözdük. Bölgesel işbirliği için geniş imkanlar var. Askeri bağlarımızı geliştirmek ve savun bakanlıklarımız arasındaki işbirliğini artırmak istiyoruz" dedi. Çin devlet başkanı Hu Jintao ise, her iki ülkenin ortak güvenlik hedefleri bulunduğuna dikkat çekerek, "Önemli bölgesel ve uluslararası sorunlarda koordinasyon ve işbirliğimizi artırıyoruz. Bunlar Orta Asya'da istikrarın garanti altına alınması, Şanghay grubu, Birleşmiş Milletler'in şekli ve Kore yarımadasındaki nükleer problem" dedi. Perşembe günü Moskova'ya gelen Hu, Rusya'da 4 günlük bir ziyaret için bulunuyor. Hu'nun Sibirya'nın Novosibirsk şehrine giderek burada bölge liderleri ile de görüşeceği kaydedildi.

 

Sadık Ahmet’e Batı Trakya'da anma töreni

 

Batı Trakya Türkleri'nin tek siyasi partisi olan 'Dostluk Eşitlik Barış Partisi'nin kurucusu ve ilk Genel Başkanı Dr. Sadık Ahmet, ölümünün 10. yılında Batı Trakya'daki kabri başında düzenlenecek bir törenle anıldı
Batı Trakya Türkleri’nin efsanevi lideri Dr. Sadık Ahmet ölümünün 10. yılında sevenleri tarafından dualarla anıldı. Batı Trakya Türkleri’nin ilk ve tek siyasi partisi Dostluk-Eşitlik-Barış Partisi’nin (DEB) kurucusu, ilk genel başkanı ve Batı Trakya Türk Azınlığı’nın liderlerinden Dr. Sadık Ahmet’in Gümülcine’deki kabrinde düzenlenen anma törenine bölgede yaşayan Batı Trakya Türkleri’nin yanı sıra, bazı milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Anma törenine Kur’an-ı Kerim okunması ile başladı. Daha sonra ilk konuşmayı yapan DEB Partisi Genel Başkanı Ahmet Hacıosman, Batı Trakya Türkleri’nin haklı davasını dünyaya duyuran Dr. Sadık Ahmet’in verdiği mücadeleleri hatırlatarak; “Batı Trakya Türkleri’nin var olan haklarını kazanmak için dünyanın dört bir yanını dolaşan bir insandı. Böyle bir insanı unutmak mümkün değil; dedi. Törende babası Sadık Ahmet’e yazdığı duygu yüklü şiirleri okuyan Funda Sadık Ahmet’i dinleyen ziyaretçiler gözyaşlarına hakim olamadı. Sadık Ahmet için Gümülcine’deki Eski Cami’de bir de Mevlid-i Şerif okutuldu.

 

NAHCIVAN'DA NELER OLUYOR?

 

Geçtiğimiz günlerde toplanan Şanghay Güvenlik İşbirliği Örgütü, Amerika'ya, "bu bir ültimatom sayılır".
dediği bir çağrıda bulundu: "Orta Asya'dan güçlerini çekmek için takvim yap!" Şanghay İşbirliği örgütü, Rusya, Çin, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan'dan oluşuyor.
Amerika bölgeye 11 Eylül 2001'den sonra, ilgili ülkelerin muvafakatini alarak ve terörle mücadele gerekçesi ile girdi; gerekçe Şanghay İşbirliğinin oluşum gerekçesi ile örtüştüğü için Rusya ve Çin, bu girişe itiraz edemedi. ABD güçleri, Afganistan'a aynı gerekçe ile operasyona başladığında da, gerek Rusya ve gerekse Çin, kısa süreli olması kaydıyla buna karşı çıkmadıklarını açıkladılar.
Şimdi aradan dört yıl gibi bir zaman geçtikten sonra yapılan bu çağrı, bölgede küresel güçlerin hakimiyet mücadelesinde, yeni bir dönemin başlangıcı niteliğindedir.
Küresel güçlerin bu hakimiyet mücadelesine paralel olarak ve aslında o mücadelenin yönlendirdiği daha küçük çaplı, bölgesel güçlerin hakimiyet mücadelesi denilebilecek gelişmeler de bölgede yaşanıyor. Bunlar arasında Ermenistan ve İran'ın , karayolu ve demiryolu, doğal gaz hattı, Erivan'da bir üniversite büyüklüğünde Farsça öğretim merkezi,.. gibi örnekleriyle, Rusya destekli yakınlaşması dikkatleri çekiyor. İran ve Ermenistan'ın, kültür ve medeniyet farklılığına dayalı ideolojik perspektiften bakınca yadırganabilecek bu işbirliği, bölgesel dengeler açısından bakınca yerli yerine oturuyor. Üstelik bu, yeni bir olgu da değil; yüz yıla yakın bir süredir, İran ve Rusya, Ermeni diasporasının en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor.
Ermenistan, 1992'de işgal ettiği Azerbaycan topraklarından ve Karabağ'dan çıkmamakta kararlı görünüyor. Rusya destekli İran-Ermenistan yakınlaşmasının önemli bir sonucu, Ermenistan'ın bölgedeki bu istilâcı politikasında yalnızlığa düşmemiş, dolayısı ile, kararlılığını sürdürecek cesareti bulmuş olmasıdır.
Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan toprakları ile Karabağ'a nasıl doğrudan irtibat kurabiliyor ise, Nahcıvan da Türkiye ile Azerbaycan arasında öyle bir karayolu irtibat köprüsü, hatta Türkiye'nin Kafkasya üzerinden bütün bir yakın doğuya ve Türkistan Cumhuriyetlerine açılımını sağlayan bir karayolu bağlantısı oluşturuyor. Şimdi, PKK'nın bölgede konuşlandığına dair öteden beri süregelen duyumlara ilâve olarak, Nahcıvan'a, Nahcıvan yönetiminin himayesinde ve İran desteğinde bir Kürt iskânı olduğu duyumları alıyoruz.

 

PAKİSTAN NASIL BAĞIMSIZ BİR DEVLET?

Ürümçi Vilayet mahkemesi bundan üç ay önce gizli yargılama yaparak 2002 yılının Ağustos ayında, Pakistan’da yaşamakta iken Pakistan yetkilileri tarafından Çin’e iade edilen Kaşgarlı Muhammet Tohti’yi müebbet hapis cezasına çarptırmıştı. Muhammet Tohti uzun yıllardan beri Pakistan’da yaşamakta olan Doğu Türkistanlı muhacirlerden biriydi. Fakat Doğu Türkistan’daki Çin güvenlik güçleri, 2002 yılının 8. ayında Pakistan hükümeti’nin iç güvenlik dairelerinin izni ile Pakistan’a sivil polis görevliler göndererek Muhammet Tohti’ yi Ravalpindi’de tutukladıktan sonra Ürümçi’ye götürmüşlerdir. Muhammet Tohti tutuklanmadan önce BM örgütünün Pakistan’daki mülteciler bürosuna siyasî sığınma talebinde bulunmuş ve Muhammet Tohti’nin bu isteği de kabul edilmiş olduğundan İsviçre’ye yerleşmek üzere yola çıkışından birkaç gün önce Çin polislerince tutuklandı.( RFA 25.07.2005)

 

KIRGIZİSTAN DEVLET BAŞKANINDAN ABD’YE “ASKERİNİZİ

ÇEKİN” UYARISI

 

Kırgızistan Devlet Başkanı Bakiyev Rusya televizyonuna verdiği demeçte Afganistan’da ki durumun tedrici olarak normale dönmesine paralel olarak Amerika’nın Kırgızistan’daki askeri üslerini geri çekmesi gerektiğini vurguladı.

Bakiyev’ in ifadelerine bakılırsa çok yakın bir zamanda ABD’nin Orta Asya bölgesindeki askeri varlığının bir an evvel sona erdirilmesi hususunda bir görüşme gerçekleştirmeyi planladığı anlaşılmaktadır.
O, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Kırgızistan’ın talebi üzerine yakın zamanda Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleştirilen Şanghay Dayanışma Teşkilatı (Şanghay Altılısı) başkanları tarafından onaylanan ortak beyanatta Afganistan’daki terörizme karşı yürütülen büyük çaplı harekatın sona ermesini müteakip terörizme karşı ortak hareket eden taraflardan Şanghay Dayanışma Örgütü üyesi devletlerdeki geçici askeri üslerin vazifeleri de sona erdi.”
2001 yılında Amerika, Afganistan’daki Taliban varlığına karşı savaş açma fırsatını elde etmiş, bu esna da da Kırgızistan’ın Manas Hava alanında Askeri üs kurmuştu. Söz konusu Askeri Üs’ te ABD’nin ve müttefiklerinin 1500 civarında askeri ve savaş uçakları bulunuyordu. Amerika Kırgızistan’dan hariç Özbekistan ve Tacikistan Hava alanlarına da asker yerleştirmişti.

 

Türkmenler ABD'yi eleştirdi

 

ITC'nin Washington temsilcisi Orhan Ketene, Kerkük, Musul ve Irak’ın Kuzeyindeki diğer büyük kentlerin, ABD'nin onayıyla ve gözünün önünde Kürt milisler tarafından istila edildiğini söyledi.

Ketene, o zamandan bu yana Kürtlerin Irak’ın bu bölgesinin yönetimine fiilen el koyduğunu belirtti. Iraklı Türkmenleri bir araya getiren Irak Türkmen Cephesi (ITC), ülkenin ABD tarafından işgalinden bu yana yapılan uygulamaların azınlıklar için hayal kırıklığı verici olduğunu belirterek, ABD'yi Irak’ın kuzeyinde Kürtleri desteklemekle eleştirdi. Washington'da düzenlenen bir basın toplantısına Iraklı bazı Hıristiyan gruplarının temsilcileriyle katılan ITC'nin Washington temsilcisi Orhan Ketene, işgalin ardından kendilerine verilen bütün sözlere karsın, Kerkük, Musul ve Irak’ın kuzeyindeki diğer büyük kent ve kasabaların, ABD'nin onayıyla ve gözünün önünde Kürt milisler tarafından istila edildiğini söyledi. Ketene, o zamandan bu yana Kürtlerin Irak’ın bu bölgesinin yönetimine fiilen el koyduğunu belirtti. Irak'ta 30 Ocakta yapılan seçimlerin kuzeydeki bölümünü ülke tarihinin en büyük sahtekarlığı olarak nitelendiren Ketene, bu bölgede yüz binlerce Türkmen ve Asuri Hıristiyan’ın oy vermekten alıkonulduğunu ve yüz binlerce Türkmen'in oyunun Kürtler için sayıldığını anlattı. Ketene, bu yüzden, Irak’ın siyasi hayatında Türkmenlerin ve Hıristiyanların rolünün sembolik düzeyde kaldığını kaydetti. ITC Washington temsilcisi Ketene, Kerkük'ün Kürt yöneticilerinin bütün amacının, kentin Kürt hayallerinde yaşatılan "Kürdistan"a dahil edilmesi olduğunu ve bu yüzden agirligin kentin nüfus yapisinin degistirilmesine verildigini vurguladi. Ketene, bölgedeki Türkmenlerin, Asuri Hıristiyanların ve Araplarin, bu duruma sert şekilde karşı çıktığını ifade etti. Ketene, bölgedeki imar projelerinin genelde Kürt şirketlerine verildiğine de dikkati çekti. Orhan Ketene, "Irak’ı işgal eden güç, despot, otoriter bir ülke olsaydı, o zaman adalet ve demokrasi beklemezdik. Ancak Irak’ın, ülkeye eşitlik, demokrasi, adalet ve çoğulculuk getirme sözü veren ABD tarafından işgal edilmesi karsısında, bu sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz" dedi. Ketene, Irak'ta şimdiye kadar yürütülen idari usul ve süreçlerin azınlıklar için hayal kırıklığına yol açtığını belirterek, "önemli olan sözler değil, istir" diye konuştu.
Orhan Ketene, Kürtleri, üçte ikisi Sünni, üçte biri Şii olan Türkmenler arasına nifak sokmaya çalışmakla da suçladı. basın toplantısında söz alan Irak'taki Keldani-Asuri Hıristiyanların temsilcileri de, Kürtlerin baskısından yakındı.

 

Yeni Sözde Kürdistan haritasına Kerkük'ü de dahil ettiler

 

Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) yöneticilerinden Molla Bahtiyar, sözde yeni haritanın kuzey Irak'bölge parlamentosu' ve Kürt partileri tarafından onaylandığını söyledi.
Yeni harita, halen Kürt partilerin kontrolündeki bölgeyi güneye doğru genişletiyor ve Bağdat'ın 150 km kadar güneydoğusundaki Badra ve Cassan kasabalarını da içeriyor. Molla Bahtiyar, 'Federal Irak'ta Kürdistan'ın sınırlarını gösteren resmi bir haritaya ihtiyacımız var. Yeniden çizilen harita, tarihi ve coğrafi gerçeklere dayanıyor ve bu haritaya bağlı kalmaya kararlıyız' dedi.
Bahtiyar, 'Herhangi bir müzakerede bazı siyasi ayrıcalıklar veya bakanlık makamları konusunda taviz vermeye hazırız ama Kürdistan'ın sınırları kırmızı çizgidir ve Kürt liderler bu sınırlara bağlıdır' dedi.
Bahtiyar, 'Anayasayı hazırlayan komisyondaki bazı kişilerin, özellikle Sünni Arapların federalizm fikrine, Irak'ı bölmeye yönelik bir adım olduğu gerekçesiyle karşı olduklarını, ancak federalizmin birleşik bir Irak için en iyi garanti olduğunu' ileri sürdü. Yeni Kürdistan haritasına Kerkük'ü de dahil ettiler.

 

İgemberdi’ye Ülkü Ocaklarından Destek

 

BASIN AÇIKLAMASI - Yıllarca Çin'de cezaevinde yattıktan sonra Avustralya'nın Sidney kentinde yaşayan Doğu Türkistan'ın sürgündeki Cumhurbaşkanı Ahmet İgemberdi Türkiye'ye sokulmamasını Türk milliyetçileri olarak büyük bir şiddetle kınamaktayız.
Hayatını Doğu Türkistan'ın geleceği için adayan, yıllarca bu uğurda cezaevinde yatan büyük Türk milliyetçisi Ahmet İgemberdi'nin, ikinci vatanım dediği Türkiye'de böyle kötü bir muameleyle karşılaması bu ülkenin gerçek sahipleri olan Türk milliyetçilerini derinden üzmüş ve yaralamıştır.
Her konuda olduğu gibi AKP iktidarı bu konuda da, millî bir hassasiyet gösterememiştir. Türk milliyetçileri olarak; hükümetimizden derhal Ahmed İgemberdi Beyefendi'den özür dilemesini beklemekte ve Türkiye'de hak ettiği şekilde misafir edilmesini istemekteyiz. Çünkü bu ülke, Türk milletinin ve bu uğurda mücadele edenlerin vatanıdır. Türklük mücadelesinde emeği geçen herkes, bu ülkede baş tacı yapılmalı ve hak ettiği saygıyı görmelidir.
Tanrı Türkü korusun ve yüceltsin....
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi

 

TÜRK DÜNYASI İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

 

BASIN AÇIKLAMASI-Doğu Türkistan'da insanca yaşama mücadelesi veren İnsanların temsilcisinin Türkiye ye alınmamasını kınıyoruz.
Enver Yusuf’un bütün hak ve özgürlükleri yok sayılarak Türkiye ye alınmaması İnsan Hak ve Özgürlüklerinin gaspıdır. Bu yaşananlar sadece Türkiye'nin değil tüm uygar milletlerin ortak ayıbıdır. İnsan hak ve özgürlükleri bağlamın da yaşanmış olan bu olay karşısında herkesi tavır almaya davet ediyor ve bu yanlışın bir an evvel giderilmesi için Enver Yusuf’u Türk dünyası İnsan Hakları Derneği olarak, Türkiye ye davet ediyoruz. 55 yıldır Çin zulmü altında inim inim inleyen Doğu Türkistanlılar, Çin kanunlarında da tanınmış olan hakları başta olmak üzere, bütün hakları gasp edilerek, etnik bir yok etme politikasıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Yaşanmakta olan Çin vahşetini bir nebze olsun Türkiye'de yaşayan öz kardeşlerine duyurmak için Türkiye ye gelmek isteyen Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti'nin Başkanı Enver Yusuf Çin Başbakanı'nın talebi üzerine (09.07.2005) Atatürk Havalimanı'nda çok sayıda emniyet mensubu tarafından etrafı çevrilerek gözaltına alınmıştır. Bu uygulamayı İnsan Hak ve özgürlüklerinin ihlali olarak değerlendiriyor ve Seyhat özgürlüğü kısıtlanmış; “Almanya üzerinden yasal vizesi ile Türkiye'ye giriş yapmak isteyen DTSH Başbakanı Enver Yusuf'un güvenlik güçlerince 7 saat gözaltına alınarak Almanya'ya gönderildiği öğrenilmiştir.” yapılanları protesto ediyoruz. Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı'na ülkeye giriş izni verilmeyerek;
Doğu Türkistan Türk’ünün yaşayanına tahammül edemeyen Çin, ölülere bile işkence etmekte ve organlarını pazarlamakta Çin’in kendi kanunlarında yer alan azınlık haklarını yok saymakta Doğu Türkistan da yapılmakta olan Nükleer denemelerle insanları kobay olarak kullanan, İnsanların en temel hakkı olan üreme hakkını elinden alan, Hak ve özgürlükler bağlamında konuşan herkesi terörist olarak ilan eden ve yaşama hakkını elinden alan, Çalışma kampları adı altında Alman Nazi kamplarından daha kötü şartlarda insanlara zulmeden, Doğu Türkistan’a sürekli ve planlı organize edilmiş Çinli göçüyle asimilasyon uygulayan Çin politikalarına ortak olmuşturlar...Bütün bu yaşanan olayları anlatmak, Çin'in işgal ve istilası altında bulunan Doğu Türkistan'da devam ede gelen soykırımı tüm kamuoyuna duyurmak amacıyla Türkiye ye gelmek isteyen Enver Yusuf’u Türkiye ye almayan anlayış, 1998 Mesut Yılmaz hükümetinden farklı olmadığını ortaya koymuştur.
Yapılan bu yanlışın bir an evvel düzeltilerek yetkililerin gereğini yapmasını bekliyoruz. Abdullah BUKSUR- GENEL BAŞKAN

 

Kerimov, Çin'e gitti ve Pekinde günah çıkarttı

 

Özbekistan ERK Partisinin lideri ve Birleşmiş Özbek Muhalefeti Başkanı Muhammed Salih'in basın açıklaması:
Bugün Londra'da gerçekleştirilen terör eylemini kınamak istiyorum. Bu sözde İslam adına yapılan eylem aslında İslam'a vurulan bir darbedir. Bu eylemler Özbekistan'ı yöneten diktatör Kerimov gibi diktatörlere yarar, onların kolunu güçlendirir. Biliyorsunuz, Kerimov Andıcan'da Özbek halkına karşı işlenen soykırımdan hemen onra Çin'e gitti ve Pekinde günah çıkarttı. Pekin Andican olaylarını tarafsız teftişinı talep eden BM ve Batı devletlerine karşı Pekinden destek ve himaye isteyen Kerimov'u onun ayakları altına kırmızı halılar döşeyerek karşıladı. Ve hiç tereddüt etmeden Andican soykırımını Özbekistan'ın iç işi diye değerlendirdi ve Kerimov'a tam destek verdi. Kerimov aynı desteği Rusya'dan da aldı. Ve neticede bir yıl öncesinde sıkı bir Batı Ve ABD ortağı gözüken Kerımov bir anda Rusya ve Çin muhlisi olarak yeni bir sıfatla dünya kamuoyu önüne çıktı. Ve böylece Özbekistan devleti geleceği Kerimov'un kendi iktidarını koruma gibi bir küçük menfaat uğruna feda edilmek üzere. Kerimov iktidarı kaybetme korkusuna kapılarak, Batıya karşı Çin ve Rusya ya sığınması Merkezi Asya ve tüm eski Sovyet hudutların da jeopolitik dengeyi değiştirecek çapta bir harekatı kışkırtmıştır. Çin devletinin sivil yayılmacılık stratejisi uygulanma aşamasında artık.
Bu bir panik havası değildir. Bugün Rusya'nın Uzak Doğusundan Kazakistan ve Kırgızistan sınır bölgelerine kadar uzanan geniş bir alanda başlanan sivil göç akımı gün geçtikçe hızlanmaktadır. Yasal olmayan yollardan bölgeye sızan Çinlı işadamı ve turist kılıfındaki Çin vatandaşları sayısı saat sayın çoğalmakta ve onlar hiç bir zaman geri donmayacaklardır. Kazakistan bu yayılmacı siyasete karşı önlem almaya çalıştı fakat son gelişmeler, özellikle Çin ile enerji dalındaki anlaşmalar, iktisadi menfaatler bu hayati önem taşıyan jeopoilık meseleyi art plana itti. Bu da Çinli kaçakları rahatlattı ve onlar artık bölgede daha rahat hareket edebiliyorlar. Diğer taraftan, Kerimov'un Rus lider Putin'le son görüşmeleri Özbekistan ordusunu Rusya askeri stratejisi boyunduruğuna sokmak üzere. Kerimov, Özbek ordusunu teknik mühimmat cihetten tamimiyle Rus ordusu standartlarına uyduracak. Aynı zamanda Kerimov Rusya uçaklarına Özbekistan'da 6 havaalanını kullanma izni verdi. Yani, Kerimov'un küçük, ferdi menfaatleri uğruna yapılan aklıksızca siyaseti Merkezi Asya'nın anahtar ülkesi Özbekistan'ı tehlikeli bir jeopolitik maceraya sürüklemek üzere. 5 Temmuzda Astana'da gerçekleşen Şanghay Birliği toplantısında iki büyük komşumuz Çin ve Rusya menfaatlerini gözeten bir strateji üzerinde anlaşıldı. Merkezi Asya Türk Cumhuriyetleri liderlerinin hepsi bu stratejinin uygulanması için hizmet edecekler. Peki, bizim kardeş Türkiye bu başlanmakta olan maceranın neresinde?
7 Eylül 2005, Washington

 

4 bin yıllık Orta Asya Türkleri

Uygur, Kırgız ve Kırım'ın içinde yer aldığı 4 bin yıllık Orta Asya Türkleri'nin kullandığı türküler bulunup, tekrar bestelenerek sanatseverlerin ilgisine sunuldu.
Eserler hayranlıkla dinlenirken, otistik çocukların tedavisinde kullanılan müzik ve su sesi yöntemiyle yapılan bin yıllık tedavinin gösterimi nefes kesti. 25. Uluslararası Çorum Hitit Fuar ve Festivali çerçevesinde düzenlenen 'Tarih İçinde Türk Musikisi' konseri, Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç başkanlığında gerçekleşti. Çorum Devlet Tiyatrosu'nda gerçekleşen konserde, 4 bin yıl önce Orta Asya Türkleri tarafından üretilen yapıtlar, gün yüzüne çıkartılıp tekrar bestelendikten sonra sanatseverlerin ilgisine sunuldu. Doktora çalışmasını Orta Asya türküleri üzerine yaparak kendini buna adayan Doç. Dr. Rahmi Oruç, İngiltere'de yaptığı öğrenimi sırasında İngiltere'nin, otistik çocukların tedavisinde, bin yıl önce musiki ve su sesi tedavisini uyguladığını gördüğünü söyledi. Manas ve Ergenekon destanını anlatan türküler ile Uygur, Kırgız, Kırım ve Azeri kültürlerine ait eserleri, araştırmalar sonucunda tekrar besteleyen Doç. Dr. Güvenç ve ekibi, ilginç ve çok sesli müzikal eserleri, giydikleri kültürel giysiler içerisinde konserle halka ulaştırdı. Çorum Belediye Başkanı Turan Atlamaz'ın da bizzat izlediği konserde, bay ve bayan semazenlerin gösterisi ile çekilen zikirler, musiki dolu bir gecenin yaşanmasıyla son buldu.

 

Irak'ta insanlar yaşamla ölüm arasında

 

Irak'ta yılbaşından bu yana meydana gelen şiddet olaylarında, yarısından çoğu sivil 4 bin Iraklı hayatını kaybetti.
İçişleri, Savunma ve Sağlık Bakanlığı kaynaklarından elde edilen istatistiklere göre, 2005'in ocak ayından bu yana ölen Iraklıların 2072'si sivil, 855'i direnişçi, 765'i polis, 308'i asker. En çok can kaybı meydana gelen ayin mayıs olduğu belirtilen istatistiklerde, yılbaşından bu yana 4785 direnişçinin gözaltına alındığı kaydedildi. İstatistiklere göre, bu ay Irak'ta 578 polis, asker ve sivil öldürüldü, 846 Iraklı yaralandı. Bu ay saldırıların sayısında düşüş olduğu ve Irak'ta haziran ayında 160, temmuz ayında 109 saldırı düzenlendiği belirtildi. Bu arada Irak'ın başkenti Bağdat'ta dün düzenlenen 2 bombalı saldırıda 5 Amerikan askerinin öldürüldüğü bildirildi. ABD ordusu sözcüsü Çavuş David Abrams, önceki gece yarısına doğru Bağdat'ın güneybatısında bir Amerikan konvoyunun geçtiği yolda bir bombanın infilak etmesi sonucu 4 askerin öldüğünü söyledi. Sözcü, kentin güneyindeki Dora bölgesinde, Amerikan devriyesinin hedef alındığı bombalı saldırıda da 1 Amerikan askerinin öldüğünü, 2 askerin yaralandığını belirtti.
Irak İçişleri Bakanlığı kaynakları, bu saldırıda bir Iraklı sivilin de hayatını kaybettiğini duyurdu. Böylece Amerikan güçlerinin Irak'ı işgal ettiği Mart 2003'ten bu yana bu ülkede ölen Amerikan askerlerinin sayısı 1793 oldu. Öte yandan Irak'ın güneyindeki Basra kentinde, özel bir güvenlik şirketinde çalışan iki İngiliz’in öldüğü, İngiliz konsolosluğu konvoyuna yapılan saldırıyı çok az bilinen bir grup üstlendi.
Aralarında, Ebu Musab Ez Zerkavi'nin liderliğindeki Irak El Kaide'si gibi grupların da bulunduğu direnişçi gruplar tarafından kullanılan internet sitesindeki açıklamaya göre, saldırının sorumluluğunu, daha önce üç İngiliz askeri ve bir Iraklı yargıcın öldürülmesini üstlenen "İmam Hüseyin Tugayları" adlı örgüt üstlendi. Örgüt tarafından yayınlanan bildiride, "Allah'a şükürler olsun, dün sabah patlayıcı bir maddeyle İngiliz konvoyuna saldırı düzenlendi, iki İngiliz öldürüldü" denildi.

 

Hain Saldırı

 

Teröristler, Hakkari'de iki astsubayın içinde bulunduğu otomobili havaya uçurdu. Şemdinli Yüksekova arasında askeri araca mayınlı saldırıda yaralı yok, Tunceli'de 2 PKK'lı gözaltında.
HAKKARİ'DE, bulundukları araca bomba konulan iki astsubay şehit oldu.

Hakkari Vali Vekili Sezgin Üçüncü, Cumhuriyet Caddesi'nde bir araçta meydana gelen patlamada, olay yerinde bulunan 2 astsubayın şehit olduğunu bildirdi. Üçüncü, patlamanın araca yerleştirilen bombadan kaynaklandığını belirterek, şehit olan astsubayların Hakkari Tugay Komutanlığı'nda görevli astsubaylardan Şevket Kaygısız ile Burhan Baykal olduğunu açıkladı. Üçüncü, otomobilin astsubaylara ait olmadığını, patlama sırasında astsubayların araçların içinde olduğunu, patlamanın nedeni ve bombanın özelliği ile ilgili soruşturmanın geniş çaplı olarak sürdürüldüğünü kaydetti. Üçüncü, patlama sırasında bir kişinin yaralandığı şeklinde kendilerine ulaşan bilginin de asılsız olduğunu bildirdi. Öte yandan, patlamanın ardından başlatılan geniş çaplı güvenlik önlemleri kapsamında, il merkezine giriş çıkışların geçici olarak durdurulduğu, şüpheli bir aracın arandığı bildirildi.
Şehitlere Son Görev
Şevket Kaygısız'ın cenazesi, Kırıkkale'de düzenlenen törenle toprağa verildi. Şehit Astsubay Kaygısız için Nur Camii'nde düzenlenen cenaze törenine, şehit astsubayın ailesi ve yakınları, Kırıkkale Vali Vekili Sebahattin Kapucu, AKP Kırıkkale milletvekilleri Murat Yılmazer, Ramazan Can, CHP Milletvekili Halil Tiryaki, Mühimmat Komutanlığı Komutanı Tuğgeneral Yıldırım Öngören, Belediye Başkan Vekili Ali Danış ile çok sayıda vatandaş katıldı. Törene 2 aylık bebeği Aybüke ile gelen şehit astsubay Kaygısız'ın eşi Mehtap Kaygısız'ın, bebeğine sarılarak ''Bir Şevket ölür, bin Şevket gelir'' diyerek etrafındakileri teselli etmeye çalışması törende bulunanlara duygulu anlar yaşattı. Şehit Astsubay Kaygısız'ın cenazesi, burada kılınan cenaze namazının ardından askeri bir araçla Kırıkkale Şehitliği'ne getirildi. Askeri manganın saygı atışının ardından, Kaygısız'ın cenazesi toprağa verildi.

 

AK PARTİ’YE KOMÜNİST PARTİLERİNİN İLGİSİ...

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) aynı anda hem Çin'deki hem de Küba'daki komünist partisinden davet aldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Dengir Mir Mehmet Fırat ve Bülent Gedikli başkanlığındaki parti heyeti Çin'e giderken, başka bir heyet de Küba’ya gidiyor.
AK Parti'ye, Çin Komünist Partisi ve Küba Komünist Partisi'nden davet geldi. Çin Komünist Partisi'nden gelen daveti olumlu karşılayan AK Parti, 7 kişilik bir heyeti Çin'in başkenti Pekin'e gönderdi. AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Dengir Mir Mehmet Fırat ve Bülent Gedikli, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Selma Kavaf ve bazı milletvekillerinden oluşan heyet Çin'e gitti. Çin Komünist Partisi ile 3 gün sürecek bir toplantı gerçekleştirildi. AK Parti kurmayları, Komünist Parti'nin program ve tüzüğünü inceleyecek. Parti kurmayları, AK Parti'nin programını da Komünist Parti yetkililerine aktaracak.
Çin Komünist Partisi yöneticileri, geçtiğimiz sene AK Parti'nin daveti üzerine Ankara'ya gelmiş, bazı temaslarda bulunmuştu.
AK Parti'ye Çin Komünist Partisi'nin yanısıra Küba Komünist Partisi'nden de davet geldi. Küba'dan gelen davete AK Partinin sıcak baktığı öğrenildi. Küba'ya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin başkanlığında bir heyetin gitmesi bekleniyor. AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, komünist partilerden gelen daveti, "Dünyadaki bütün partilerle ilişki kurmaya çalışıyoruz. Bu da onun bir parçası. Parti programımızı ve tüzüğümüzü anlatacağız. Türkiye'deki siyasi sistemi anlatacağız. İkili ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Bizim için önemli bir gezi olacak" diye konuştu.
 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye