Yukarı
12.Sayı
D.T Temmuz Ayı
UYGURCA
Tarih
Aile
İstiklal 12 Tam Sayfa
Ayın Makalesi

AİLE

CİHAD'IN SEBEBİ NEDİR?

 714 Kur'an-ı Kerim'de: "Müşrikler sizinle nasıl topyekün harb ediyorsa, siz de onlarla topyekün harb ediniz"(12) hükmü beyan buyurulmuştur. Hanefi fûkuhası, bu Ayet-i Kerime'yi esas alarak; müşriklerle ve kafirlerle yapılması emredilen cihad; onların İslâm'a karşı savaş açmalarının sebebiyledir.(13) hükmünde ittifak etmiştir. İmam-ı Merginani; savaşın farziyeti ile ilgili olarak bu Ayet-i Kerime'yi zikrettikten sonra: "Ve Resûl-i Ekrem (sav): "Cihad kıyamet gününe kadar devam edecektir" buyurmuştur. Bununla bâkî olan bir farzı murad etmiştir."(14) hükmünü beyan etmektedir. 715 Mü'minlerin; kendi içlerinden bir "Ulû'lemr"seçmelerinin temel sebebi; İslâm'ın emirlerini hakkı ile edâ etmektir.(15) "Ulû'lemr" yeryüzündeki bütün mü'minlerin (Herhangi bir ayırım yapmadan) haklarının takipçisi ve koruyucusudur. Nitekim İmam-ı Serahsi: "Cihad'dan maksad; müslümanların emniyet içinde bulunmaları, din ve dünya işlerini yürütme (Edâ edebilme) imkanına kavuşmalarıdır"(16) hükmünü zikreder. Darû'l İslâm'a hicret etme imkanını bulamamış, zayıf ve azınlık durumunda bulunan mü'minlere; "Tağuti rejimler" zulmetmeye kalkarlarsa, "Ulû'lemr" derhal cihad ilân edebilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "İman edib hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad'da bulunanları (Muhacirleri) barındırıb, yardım edenler (yok mu?) İşte birbirlerinin velileridir. İman edib de hicret etmeyenlere ise, hicret edecekleri zamana kadar, sizin onlara hiçbir şey ile velâyetiniz yoktur. (Bununla beraber) eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üstünüze borçtur. Şu kadar ki sizinle aralarında muahede bulunan bir kavm aleyhine değil. Allah yapacaklarınızı hakkı ile görücüdür."(17) hükmü beyan buyurulmuştur. Yine diğer bir Ayet-i Kerime'de: "Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve acz-û ızdırab içinde bırakılıp: "Ey Rabbimiz, bizi ahalisi zalim olan şu memleketten (kurtarıp) çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda (Muzdaz'afinler için) düşmanla çarpışmıyorsunuz?"(18) buyurulmaktadır. 716 Cihad'ın diğer bir sebebi de; kâfirlerin, mü'minlerle olan ahidlerini bozup, yeniden savaş haline geçmeleridir.(19) Nitekim Hudeybiye Andlaşmasını bozan Mekke Müşriklerine karşı, Resûl-i Ekrem (sav) "Cihad" ilân etmiştir.

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

SEVEP KILSAN SİVETTE SU TOHTAYDU

Burunlu zamanda bir bovay bolup imiğ ikki oğli bar iken. Bu bali-lar kiçigidila anisidin yitim kalğan bolup, bovay eğirçilikni ularğa bildürmey bekip çoğ kiptu. Künlernin biride bovay eğir kesel bolup orun. tutup yetip kaptu ve baliliriğa vesiyet kilmakçi boptu.
- Balam, -deptu bovay çon oğliğa sivetni korsitip, -çiliğimiz teşilip kaptu, sîvette su epkirgin.
Çoğ oğli sivetni kötirip erik boyiğa çıkiptu. Lekin her kançe kilip-mu sîvette su tohtitalmay, beşini sağgilatkan balda öyge kaytip ki-rîptu,
Bovay kiçik oğlini buyruptu. Bu bala bir palas parçisini sivetniğ astiğa saptu-de irik boyiğa çikiptu. U azrak saman bilen kâkıl lay etiptu ve sivetniğ araşlirini suvaptu, unindin keyin suğa salğan iken, sivette lipmu-lip su tohtaptu. U su tolgan sivetni kötirip öyge kiriptu. Dadisi unin ekil-parasitige intayin kayil bölüp:
- Balilirim, men öler halette yatimen. Menin silerge kilidiğan birla vesiyitim bar: Siler ekil işlitişke mahir boluğlar, sevep kılsağlar sivette su tohtaydu, -deptu ve uzun ötmey alemdin ötüptu.
İkki oğul dadisinin bu vesiyetini este ciğ tutup her kandak işni kilişta, ekil işlitip, obdan kün köçürüptu.
"Sevep kilsağ sivette su tohtaydıı" digen makal şuniğdin kalğan iken.

SEBEP KILSAN (KAFA YORARSAN) SEPETTE SU DURUR

Eski zamanda bir ihtiyar varmış. Onun iki oğlu varmış. Bu çocuklar küçüklükten anadan yetim kalmışlar. İhtiyar zorlukları onlara hissettirmeden bakıp büyütmüş. Günlerin birinde ihtiyar ağır bir has­talığa yakalanıp yatağa düşmüş. Çocuklarına vasiyet etmek istemiş:

Yavrum,  demiş ihtiyar büyük  oğluna  sepeti göstererek,  "kovamız  delinmiş,  şu  sepetle  su  alıp  gel."

Büyük oğlan sepeti alıp dere kenarına gitmiş. Lâkin ne yaptıysa sepette suyu durduramamış. Başı eğik olarak eve dönmüş.

İhtiyar küçük oğluna aynı şeyi söylemiş. Çocuk bir çul parçasını sepetin altına koymuş ve dere kenarına gitmiş. Biraz saman ve çamurla harç yaparak sepetin aralıklarını sıvamış. Ondan sonra suya daldırmış. Sepet lebâleb su dolmuş. Suyla dolan sepeti alıp eve gelmiş. Babası onun akıl ve ferasetine kanaat getirmiş:

— Yavrularım, ben ölecek vaziyette yatıyorum. Benim sizlere söyleyecek bir tek vasiyetim var. Siz aklınızı kullanmakta mahir olun. Sebep kılsanız (kafa yorarsanız) sepette su durur, demiş ve çok geçmeden dünyadan göçmüş.İki oğul babalarının bu vasiyetini sıkıca hatırda tutarak her yaptıpları işte akıllarını kullanıp iyi günler geçirmişler."Sebep kılsan sepette su durur" atalar sözü bu olaydan kalmışmış.

 

Uygur Atasözleri

Abçı neçe al (tep) bilse, ayıg anca yol bilir
Avcı ne kadar hîle bilse, ayı o kadar yol bilir.
Alın arslan tutar, küçin sıçgan (kösgük, oyuk) tutmas
Hîle ile arslan tutulur, zor ile güç ile sıçan (nazar, hayâl) tutulmaz.
Alımçı arslan, berimçi sıçgan
Alacağına arslan, vereceğine, borcuna sıçan.
Alp çerikde, bilge tirikde
Yiğit ordu içinde, bilgin mecliste (kiñeşte) belliolur.
Aç ne yemes, tok ne temes
Aç olan ne yemez, tok olan ne söylemez?
Agılda oglak togsa arıkda otı öner
Ağılda oğlak doğsa, dere boyunda otu biter.
Aç ebek, tok telek
Aç kişi aceleci, tok kişi yavaş olur.

 

İstiklâl Mücadelesi (6)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

       Bunu fırsat bilen vatan hainleri, vatan ve milletin aleyhinde çalışmakta dünya rekoru kırmışlardır. Vatanı işgal edildiği zaman, yabancı hâkimiyete hizmet eden insanlar bir çok ülkede mevcuttur. Örneğin; İkinci Dünya Savasında Almanlar Fransa'yı işgal ettiğinde Avrupa'nın en medenî, en gururlu milleti olarak bilinen Fransızların içinden Almanlara yardım ve hizmet edenler olmuştu.
Aynı zamanda Japonlar Çin'i işgal ettiğinde Japonlara hizmet eden bir çok Çinli olmuştur. Bunların bir kısmı ailesine ve kendine bakabilmek için,bir kısmı devleti ve milleti, düşmanın daha ağır zarara uğratmasından korumak düşüncesiyle, bir kısmı da düşmana hizmet etmek için çalışmışlar ve vatana- millete ağır zararlar vermişlerdir. Dolayısıyla tarihte vatan haini olarak lanetlenmişlerdir. Ama milletimizin içinden çıkan vatan hainlerinin bir başka benzerini bulmak mümkün değildir. Öz milletinin ruhiyatının nasıl olduğunu, nasıl edip de bu milletin milli gurur ve iradesinin tarumar edilebileceğim, ne yapıp da bu insanların zayıf-latılabileceğini, yok edilebileceğini düşmana aktaran, düşmana akıl ve cesaret veren, hatta öz milletine olan kızgınlığı teşvik etmek, ekonomik yağmayı hızlandırmak için Pekin'e mektup yollayarak talepte bulunan, misallerinin dünyanın hiçbir yerinde bulunması mümkün olmayan hainler çıkmıştır. Ancak onlar, Öz milletinin nesli tükendiğinde Çinlilerin hainlere ihtiyaçlarının kalmayacağını akıllarına bile getirmezler. Biz Uygurlar vatanı her zaman anaya benzetiriz. Şairlerimiz şiirlerinde "anavatan" diye yazar, şarkıcılarımız şarkılarında "anavatan" diye seslenir. Hepimiz "anavatanımız" diye hitap ederiz. Demek ki vatan bizi doğuran ana kadar aziz ve kutsaldır. Demek ki, biz Uygurlar için anamızın şerefini korumak, canımızdan da önemli bir meseledir. Bu zorunluluk sözde (teoride) değil örf ve adetlerimizle birlikte bizimle yasamaktadır. Vatanımızı milletimizin anası kabul edersek, düşman bizim anamıza küfür ile kalmayıp, anamızı ayaklar altına almakta, ezmekte, aşağılayıp hor görmekte, iffet ve namusumuzu çiğnemektedirler. Biz milyonlarca vatan evladı, acımızı ve göz yaşlarımızı içimize akıtıp,gözümüzün önünde yüreğimizi parçalayan bu faciayı seyrederek,elimizden hiçbir şey gelmediğini görerek her gün çaresizlik içinde bin defa ölüp bin defa dirilmekteyiz.

 

Fıkra
 

VAK VAK DEĞİLMİŞ
 

Çin’de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin’de bir lokantaya girdi. Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip baktı. Gelen mönüden birşey anlamasa da bozuntuya vermedi ve parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başladı.
Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirdi. Amerikalı subay garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterdi. Bu kez, bir dilim pasta geldi. Subayın karnı çok acıkmıştı. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlamış bulunuyordu. Çevresindeki masalara baktı. Karşı masada bir Çinli et yemeği yiyordu. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterdi ve garsona o yemekten getirmesini işaret etti.
Yemek geldi. Subay büyük bir iştahla eti yemeye başladı. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark etti. Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi?
Garsonu çağırdı, eti gösterdi ve kollarını kanat gibi yaparak, “Vak, vak?!” dedi.
Çinli garson soruyu anlamıştı. “Hayır” anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verdi:
“Hav, hav, hav!”

 

SİZDEN GELENLER

DOĞU TÜRKİSTAN

Çok gülmek iyi değil, Gülmeyin yas vaktidir...
Zalimlerin hukuğu bir kan dökme aktidir
Duru kan deryasında palazlanan kansızlar,
Medeniyet yolunda masunlar ve yansızlar..

Bir parçamız kopuyor Gökbayrak ağlamaklı
Türk Türkten yüz çevirmiş almıyor insan aklı...
Kimsenin haberi yok onbinlerle ölen var
Şarabı Uygur kanı sarı renkli şölen var

Nedir suçu bilinmez rahimde ceninlerin
İnsanlık fikri yoktur sararmış beyinlerin
Çaresizlik kayası kinimizi biliyor
Çinli bunu bilmiyor halâ kefen biçiyor

Bu bir şiir değildir. Bu soylu bir ağıttır
Gel gör kinim sığmıyor altı üstü kağıttır,
Ey Türk Gökbayrağı'nı bıkma usanma taşı,
Bize gerek çok dua, bize gerek gözyaşı..

Dualarımız Batı Türkistan'dan,
Allah size sabır ve kurtuluş bize de şu üzerimizdeki ölü toprağını atabilecek azim ve dirayeti versin,
Yemin olsun ki kalbimiz beraber çarpıyor,
Selam olsun,

İsa Akif YÜMNÜ 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye