|
VATAN-HİKMET ve MEHMET
Ben 39'lu, göbek adı Mehmet
93 harbi Dobruca göçmeni Ali oğlu Mehmet'in torunu.
Nazilerin Avrupa'ya savaş açtığı yılın
en soğuk bir gününde,
Duvarlarından tahtakuruların akın akın aktığı,
mangalla ısıtılan bir odada
Şipit gibi bir yer yatağında doğmuşum.
Ebem, bizim mahalleden elleri kınalı Fadime Ana,
Üç bayat yumurta ile yunmuşum.
Altıma ütüsüz bir keten bezi ile toprak sarmışlar,
Ebemden kalan bir Buldan bezi kundak içinde uyumuşum.
Babam Osmanlı Ordusunda 1315'li bir ermiş,
daha dünkü çocuk.
Annem Bahçesaraylı Lâtif Ustanın kızı.
Hani 1944 Mayısında Moskof'un Kırım'dan sürdüğü
Hayvan vagonları içinde binlercesini öldürdüğü
Bir Kırım Türkü'nün mavi gözlü yıldızı.
Sen bilmezsin değil mi yokluk yıllarını ?
Ben kıçımda yamalı bir don
Yalın ayak dolaşırken Ankara yollarını
sen bilmezsin!...
Benim kafa kâğıdımda basılı damgaları
sen görmedin ki…
'Ekmek karnesi verildi.'
'Patiska karnesi verildi.'
'Şeker karnesi verildi.'
damgalarıyla büyümedin ki…
Babam Mehmet oğlu 15'li Şevki
Atatürk Cumhuriyetinin ilk polisi.
Balıkesir'in iliklere işleyen soğuğunda 'elinde copu',
'İt gibi titremiş', 'sıtmadan kıvranmış'
bu vatan için, bu bayrak için,
Onaltı yaşında Osmanlı neferi olduğu günleri hatırlar
ağlardı için için.
Kırk yıl oradan oraya tâyin ettiler
severek gitti, gülerek gitti.
Ne 'fabrikası' vardı, ne de 'çek defteri'
oradan oraya seğirtti.
Sen bilmezsin değil mi, Ahmediye'yi, Muhammediye'yi
Sen bilmezsin Genç Osman Destanı'nı, Kesik Baş adlı hikâyeyi…
Ben ayağımda Soğukkuyu lâstiğinden yapılmış
yamalı pabuç ile dolaşırken,
Sen Moskova'nın Kızıl Meydan'ında votka içiyordun.
Ben şekersiz eşek sütüne doğranmış bayat ekmekli aşa
kaşık çalarken,
Sen bir yanında Nataşa,
Bir yanında Vera'yla dalga geçiyordun.
Sen bilmezsin değil mi Amerikan donanmasının erlerini
Dolmabahçe'den Boğaz'a döktüğümüzü,
Bilmezsin…
Çünkü sen orak-çekiçli kızıllığı
Ay-Yıldız'ın gölgesi yerine seçiyordun!
Ben Dobruca'dan, 'VATAN'ından koparılan
93 göçmeni Mehmet'in torunu Mehmet
Ben kıçımda yamalı patiska don ile gezerken,
Hazar'ın siyah havyarını yiyordu 'Memet'.
Biz bu VATAN'da soğuk bir kış günü doğduk,
Nice soğuk günlerden ulaştık bu günlere.
Biz nice 'ağaların tırnaklarını' kırdık
'kokmuş karanlıklarını boğduk',
Siper ettik göğsümüzü, senin gibi gülenlere…
Ben, 39'lu, Uşaklı Mehmet Tuncer
Hem tunç gibiyim hem de er.
Bu VATAN da ben ve benim gibiler
Ne Amerika'ya, ne Rusya'ya, ne Çin'e
kul olmadık, it olmadık.
Sen 'vatan hâiniymişsin', öyle diyorsun,
Biz bu VATAN ın sevdalısıyız, delisiyiz,
Öl! Derlerse bin kere ölürüz, bin kere diriliriz birer birer…
Tuncer GÜLENSOY
29 Mayıs 2005-Pazar
22.00
|