Yukarı
11.Sayı
D.T Haziran Ayı
UYGURCA
Tarih
Aile
İstikla11 Tam Sayfa
Şiir

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur

SINIR ÖTESİNDE DOĞU TÜRKİSTANLI AVI BAŞLATAN ÇİN HÜKÛMETİNE KİM DUR DİYECEK ?

Dünya pazarlarına sahte ve kalitesiz mallarını ucuza(!) sınırsızca  ihraç eden ve dünya kamuoyuna yönelik olarak ta sözde “Entegrasyon” nutukları atarak şirin görünmeye çalışan Çin işgalcileri insanlık dışı entrikalarına her geçen gün yeni bir halka ilave etmektedir. Ne yazık ki; bu iğrenç gidişatı ile de kimi ülkelerin hayranlıklarını kazanarak yoluna dolu dizgin  devam eden Çin hükûmeti bu defa da Çin hayranı devletlerden de aldığı cesaretle işgali altında tuttuğu Doğu Türkistan halkını tarih sahnesinden tamamen yok etme girişimlerine hız vermiş bulunmaktadır. Doğu Türkistan’da, tarih boyunca dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan zulüm, işkence, gizli ve aleni soykırım, asimilasyon gibi insanlık suçlarını işlemeye 1949 yılından beri devam eden Çin hükûmeti Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk varlığına tamamen son verme kararlılığındadır.

İşgalci Çin hükümetinin işgali altında tuttuğu Tibet ve İç Moğolistan halklarından Doğu Türkistan halkını ayrı tuttuğu ve özellikle de Doğu Türkistan halkına karşı her an  teyakkuzda olmak mecburiyetinde olduklarını belirten sayısız resmî beyanları da bulunmaktadır. İşte bu beyanlardan biri de ve Doğu Türkistanlı’ların özgürlük mücadelesinden müthiş derecede korkmakta olan Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’da görevli Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Gang Leçuan’ın açıklamalarıdır. 29 Mayıs 1996 tarihinde yaptığı bir açıklamada Gang Leçuan şunları söylemektedir; “Tibet konusu dünyaca biliniyor. Sinkiang (Doğu Türkistan) Tibet kadar bilinmiyor. Ama Tibet “Bölücülük” eyleminden tecrit olmuş durumda. Sinkiang’(Doğu Türkistan)da ki durum bunun tam tersi. Çünkü Sinkiang (Doğu Türkistan) halkının komşu ülkelerde soydaşları var. Eğer Sinkiang’(Doğu Türkistan) da bölücülük hareketleri güçlenirse komşu ülkelerdeki soydaşlarının, Sinkiang’(Doğu Türkistan)da ki soydaşlarının yardımına gelmeleri mümkün…”

Ne yazık ki; Çinli yetkili Doğu Türkistan halkının özgürlük mücadelesinde ne kadar kararlı olduğu konusunda haklı iken, “Komşu ülkelerde soydaşları var onların yardıma gelmeleri mümkün” ifadesinde yanılmaktadır... Zira bu güne kadar gerek Kazakistan ve gerekse de Kırgızistan hükûmetleri  Doğu Türkistan Türklerine moral olabilecek hiçbir icraatta bulunmamış, tam tersine Çin hükûmetine yaranabilmek için ihanet derecesine varan her türlü tutum ve davranışın da  içinde olmuşlardır.

Güneyden de Pakistan’ı dindaş olarak ele aldığımızda Pakistan hükûmeti’ de dindaş olmanın gereklerini yerine getirmek şöyle dursun, Doğu Türkistanlılara karşı gayri Müslimlerin bile takınmayacağı tavırlar içindedir. Nitekim 1996 yılının Mayıs ayında Doğu Türkistan’dan öğrenim için gelen 13 Doğu Türkistanlı öğrenciyi (Bu öğrenciler durumun vahameti üzerine Pakistan hükûmetin den siyasî sığınma talebinde bulunmasına rağmen) Çin hükûmetinin isteği üzerine Çin’e iade etmiş, Çin hükûmeti ise bu 13 öğrenciyi ele geçirir geçirmez oracıkta kurşuna dizmişlerdir…Bu gün bile Pakistan’da bulunan Doğu Türkistan kökenliler kendilerinin Doğu Türkistanlı olduklarını açıkça söylemekten çekinmektedirler. İşgalci Çin hükûmeti bölgesinde ve dünyada güçlendikçe dünyanın diğer ülkelerinde bulunan Doğu Türkistanlılarında varlıkları tehdit altına girmiştir. 2000 yılının Mayıs ayında  “Kazakistan Uygur Kadınları” ve “Nazugum Vakfı”nın Başkanı olan kadın siyasetçi Dilberim Samsakova esrarengiz bir şekilde öldürüldü… Elbette ki Çin hükûmetinin baskısından korkan  kardeş ve  dindaş olarak kabul ettiğimiz devletlerin Doğu Türkistanlılara karşı uyguladıkları haksızlıklar bunlarla sınırlı değil…

Yine, Mayıs 2005’te Rusya’da Almanca yayınlanmakta olan bir gazetenin haberine göre, “Şanghay Altılısı”nın aldığı karar gereği Çin hükûmeti Kırgızistan’ın Oş şehrine Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistan kökenlilerin sindirilmesi  amaçlı bir askerî birlik gönderecek ve Çin’in bu askerî harekatına’ da Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov Bakiev açık destek verecek.

Kuvvetli bir ihtimaldir ki; Çin hükûmeti elindeki sözde turist potansiyelini ve ticarî gücünü kullanarak dünyanın diğer yerlerinde yaşayan Doğu Türkistan kökenlilerin huzur ve varlıklarına yönelik olarak ta bir takım girişimlerde bulunabilir.

Çin devletinin Doğu Türkistan’ın içinde ve dışında başlattığı insan(Doğu Türkistanlı) avına hangi devletler ve milletlerarası insan hakları örgütleri karşı çıkabilecek bekleyip göreceğiz…

Çin, Kırgızistan’da ki Uygurlara yönelik operasyona hazırlanıyor

 Rusya’da Almanca yayınlanan bir gazetenin haberine göre, Çin hükûmeti Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistanlı’lara yönelik sınır ötesi askerî operasyon hazırlığında

 Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov Bakie’in Rus gazetesine yaptığı açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla Şanghay Altılısı’nın vardığı mutabakat çerçevesinde hareket eden Çin hükûmeti fırsatı ganimet bilerek  Kırgızistan’ın Oş şehrine  askerî özel bir birlik göndermek suretiyle orada normal yaşamlarını sürdüren Doğu Türkistan asıllı insanları kontrol altına almaya ve sindirmeye çalışacak.   Rusya’da Almanca yayınlanan  bir gazete Çin hükûmetinin Kırgızistan’a  Askerî birlik göndereceği yönünde haber yaptı.Kırgızistan’da ki Doğu Türkistanlılar için sınır ötesi askerî operasyon düzenleyecek olan Çin Hükûmeti, sözde bölücülükle suçladığı Doğu Türkistanlıları Kırgızistan’da yakalamayı planlıyor. Uluslararası İnsan Hakları Örgütleri ise, Çin’in böyle bir operasyona kalkışması halinde çok zor durumda kalacağını ifade ediyorlar. 

Çin’in bu girişimine de Kırgızistan’ın çiçeği burnunda Devlet Başkanı Kurmanov Bakiev’in açık destek sözü vermiş olduğu öğrenildi.

Anlaşılan o ki; Doğu Türkistanlılar açısından Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı selefine rahmet okutacak…

Türk Federasyonu 24. Büyük Kurultayı yapıldı

 Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu 24. büyük kurultayı, Almanya'nın Essen kentinde yapıldı. Kurultaya Avrupa’da yaşayan 12 bin Türk katıldı

Avrupa Türklüğü'nün en büyük organizasyonu olan Türk Federasyon 24. Büyük Kurultayı başarıyla tamamlandı. Türk Federasyon delegeleri ve oluşturulan Divan Kurulu nezaretinde Türk Federasyon Genel Başkanlığına tekrar Cemal Çetin seçildi.

Kültür Sanat programının yanı sıra Türk Federasyon Genel Sekreteri Şentürk Doğruyol 23. Dönem faaliyet raporunu ,Türk Federasyon Genel Muhasibi Mustafa Saygaz 23. Dönem Muhasebe raporunu kurultay katılımcılara aktardı. Kurultaya katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hükümetin alternatifinin MHP olduğunu söyledi.

Devlet Bahçeli, Avrupa Türk Federasyonu'nun kurucusu Alparslan Türkeş'e teşekkür ederek, Avrupa'daki milliyetçi hareketin usanmadan ve yorulmadan ilerlediğini ifade etti.

Doğu Türkistan Sergisi

Avrupa Türk Federasyonun Büyük Kurultayında İstiklâl Gazetesi okuyucuları da buluştu.

İstiklâl Gazetesi Avrupa Temsilcisi Şen Ozan ve ekibi tarafından açılan Doğu Türkistan sergisinde gazetemiz okuyucularına ulaşırken, Doğu Türkistan ile ilgili kitaplar ve broşürlerde dağıtıldı.

 İşgalci hükûmet, doğum yasağına uyanları mükafatlandırıyor

 Çin hükûmeti,  geçmiş yıllardan beri on milyonlarca yuan tutarında özel bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine ulaşmaya çalışıyor.

 Çin Hükûmetinin Doğu Türkistanlılara karşı yürüttüğü asimilâsyon faaliyetlerinin başında Çin’den devamlı olarak Çinli göçmen getirilmesi gelmekteyse de, Çin’in Müslüman Türklere yönelik olarak uyguladığı “Doğum Kontrolü” adı altındaki Doğum yasağı faaliyeti daha tehlikeli ve geniş bir yer tutuyor.

Kırsal alanda yaşayanlara 2 çocuk, şehirde yaşayanlara ise bir çocuk yapabilme iznine uyan (uymak zorunda kalan) aileleri 2000  yuan ve bir de “Planlı Doğum Şeref Sertifikası” ile ödüllendirmek gibi yollara da baş vurmaya başlayan Çin hükûmeti,  geçmiş yıllardan beri on milyonlarca yuan tutarında özel bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine ulaşmaya çalışıyor. Böylece Türk nüfusunu her geçen gün azaltmak ve giderek Çin nüfusu içinde eriterek yok etmek isteyen Çinli’ler ne pahasına olursa olsun kendi milli ve manevî değerleri doğrultusunda bir yaşam tarzını seçenlere ise, çok  ağır cezalar veriyor.

 Doğu Türkistanlı Alim Abdulehet Mehdum Çin zindanlarında

 1,5 yıldır Çin zindanlarında tutuklu bulunan Rahmetli Mehmet Emin Buğra’nın yeğeni olan Doğu Türkistan’ın en ünlü alimlerinden Abdulehet Mehdum’un sağlık durumu günden güne kötüye gidiyor.          

Doğu Türkistan’ın Hoten vilayetindeki bir eve 2004 yılının Ocak ayında baskın düzenleyen Çin Polisleri 77 yaşındaki büyük alim Abdulehet Mehdum Haci’yi “Dini eğitim veriyor” suçlamasıyla tutuklayıp hapse atmışlardı.  Abdulehet Mehdum’un  ağır derecede böbrek hastası olduğu ve sağlık durumunun da günden güne kötüye gittiği ifade edildi.

 Çin yetkililer, bu kişiyi tutukladıktan sonra kamuoyunun sert tepkisine de aldırmaksızın sakalını da kesmişlerdir. Abdulehet Mehdum’un bir din alimi olmaktan öte hiçbir suçu da bulunmamasına rağmen kendi memleketinden daha uzakta bulunan Aksu vilayetine bağlı Karaşehir’deki bir zindana atıldı. Üstelik te yakınlarından hiç kimseyle görüşmesine izin verilmiyor.

 Abdulehet Mehdum Hacim Kimdir?

 Bu zat sertlikten azami derecede kaçınan, son derece yumuşaklıkla  insanları İslâm’a çağıran bir yapıya sahip olmasına rağmen bütün ömrü İslâm’ı öğretme yolunda eza ve cefa içinde geçmiştir.

Abdulehet Mehdum Hacim Doğu Türkistan’ın Hoten vilayetine bağlı Karakaş nahiyesinde 1928 yılında dindar bir ailede dünyaya gelmiştir. Bu zat Doğu Türkistanlı büyük önder ve büyük mücahit “Şarki Türkistan Tarihi” adlı eserin müellifi Merhum Mehmet Emin Buğra Beyin kız kardeşinin oğludur. Mehmet Emin Buğra ise 1965 yılında Türkiye’nin Başkenti Ankara’da vefat etmiştir.

Abdulehet Mehsum Hacim’in babası Barat Ahunum Karakaş nahiyesinde büyük bir medresenin baş müderrisi olup, 1930’lu yıllarda Çinli saldırganlar suçsuz yere tutuklayıp şehit etmişlerdir. Küçük yaşta babasız kalan Abdulehet Mehdum ilk ve Orta okulu Karakaş ve Hoten’de tamamladıktan sonra 1950-1957 yılları arasında Kaşgar’daki ünlü Hanlık Medrese yüksek tahsil yapmıştır. O, okulu bitirdikten sonra Hoten’e geri döndü. Daha aradan 6 ay bile geçmeden Çin Komünist yetkilileri tarafından tutuklanarak 15 yıl süre ile Hoten vilayetine bağlı Keriye nahiyesindeki “Suçluları ağır çalışma şartları ile ıslah etme kampları”nda tutuklu kaldı.

Abdulehet Mehdum 15 yıl süreli hapis cezasını tamamladıktan sonra 1974 yılında hapisten çıkar çıkmaz uzun soluklu mücadelesine yeniden başlamıştır. O, Çinli işgalciler tarafından dini eğitimden tamamen mahrum bırakılan Doğu Türkistan halkının yeni nesillerine İslam dinini öğretmeye devam etti. Mehdum böylelikle yüzlerce doğu Türkistan evladının birer İslam alimi olarak yetişmesini sağladı.

Çinli işgalcilerin 1979’ da başlattığı “Ünlü ulema ve zenginleri tasfiye hareketi” esnasında tekrar tutuklanarak  hapse atıldı. O esnada bir gecede doğu Türkistan’ın her köşesinde binlerce alim tutuklanarak hapse atıldılar. Abdulehet Mehdum bir yıl hapiste tutulduktan sonra bırakıldı.

2001 yılında Abdulehet Mehdum oğlu Abduruf Mehdum ile beraber hiç bir suç isnat edilmeksizin yeniden  tutuklanarak üç ay süre ile Hoten merkez hapishanesinde  hapiste tuttuktan sonra onların bundan sonra hiçbir şekilde dini tebliğde bulunmaması ve hiçbir cami ve mescitte imamlık yapmaması şartı ile serbest bıraktılar. O tarihten itibaren evinden dışarı çıkması da yasaklanmış olarak yaşamaya mecbur edildi.

Bir süre sonra 4. defa tutuklandı. Bu defa mahlas isimlerle yeni dini eserler tercüme etmiş olmak ve yazmak suçları isnat edildi. Çin hükümeti 2002 yılında “Yasaklanan eserleri imha etme kampanyası” başlatarak, dini ve siyasi kitaplar, Kur’an-ı kerim tefsirleri, el yazması eserler ve Suudi Arabistan’ın Medine şehrindeki Kral Fahd Kur’an basım merkezinde basılan Kur’an-ı kerimin Uygurca tercümesi de dahil olmak üzere 40.000’den fazla son derece değerli eserleri yakmak suretiyle imha etti.

İşte bu, Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerin dini alandaki acıklı durumunu gözler önüne sermektedir. Mazlum ve mağdur Doğu Türkistan halkı; İslam dünyasından, hükümetlerden, heyetlerden, dünya insan hakları teşkilatlarından, zaten hasta ve yaşlı durumdaki muhterem bir din adamı olan Ablehet Mehdum Hacim’in Çin zindanlarından bir an önce kurtarılması adına girişimde bulunulmasını bekliyor.

  Çin Hükümeti, Uygurlara Yönelik “Sert Darbe Vurma” Hareketinin Alanını Genişletti 

(Çince  Boxun İnternet Gazetesinin 29 Mayıstaki haberi)

Doğu Türkistan’ın tam Bağımsızlığı için çalışmakta olan Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin haberinde Çinlilerin Doğu Türkistan’a  sözde “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” ismini vermelerinin 50. yılı törenlerini istedikleri gibi geçirebilmek için 20 Mayıs’ta Bölge Komünist Partisi ve  Bölge Kamu Güvenliğini Sağlama Komitesi adına bildiriler yayınladı.

Yayınlan bildire  şu ifadelere yer verildi:

 “Doğu Türkistan teröristleri, yasa dışı dini faaliyetler içinde olanlar, fikir ayrılıklarını körükleyenler ve Halklar arasında milli çatışma çıkartmak niyetinde olanlara yönelik olarak sert darbe vurarak ülkenin her tarafındaki sınır müdafaa birlikleri sınır dışındaki düşman güçlerin iç kargaşa çıkartmasını mutlaka engellemelidir…” 

O günden itibaren Çin hükümeti 10.ayın 20’sine kadar sözde Sinkiang ( Doğu Türkistan)ın güvenliğini sağlamak adına “Sert Darbe Vurma Hareketi” uygulama kararı aldı.

“Sert darbe vurma hareketi” nin temelinde yatan asıl gerçek ise; 1-Doğu Türkistan Teröristlerine(!); 2- Yasa dışı dini faaliyet ve dinden yararlanarak devleti parçalamak isteyenlere(!); 3- Komünist Partisinin milli politikasına saldıranlar ve milletlerarasındaki barışı bozmaya çalışanlara(!); 4- İdeoloji alanındaki milli bölücülere(!); 5- Halkın fikir ayrılıklarından istifade ederek milli Otonomi yasalarına saldıranlara(!) karşı mücadele etmek adı altında  Doğu Türkistanlılara insafsız ve acımasızca darbeler vurmak ve böylece Müslüman Türk halkını ezerek sindirmeye çalışmak. Doğu Türkistan halkının değerlendirmelerine göre; Milletler arası İnsan hakları örgütleri ve dünya kamuoyu Çinlilere yönelik siyasi baskılarını arttırmayacak olursa her bir Doğu Türkistanlının geleceği tehdit altında demektir.

Gulca’da AIDS giderek yayılıyor

Doğu Türkistan’dan alınan son haberlere göre Çin hükümetinin; işgali altında tuttuğu Doğu Türkistan’da Müslüman Türk halkını milli ve manevi yönden dejenerasyona uğratma girişimlerine ilave olarak bulaşıcı hastalıklarında halk arasında yaygınlaşmasına çalıştığı öğrenildi.

Doğu Türkistan’da Uyuşturucu madde ve  alkol kullanımı ile, fuhuş ve cinayet olaylarının giderek artıyor olmasının birinci sebebi,  Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da asimilasyonu hızlandırmak için Çin’den devamlı olarak Çinli göçmen getirip yerleştiriyor olması olarak gösteriliyor.

 Üstelikte getirilen bu Çinlilerin genellikle hapishaneden yeni tahliye olmuş ve zührevi hastalıklara yakalanmış olan Çinlilerden oluştuğu ise ayrı bir felaket.

Siyasi anlamda işgalci Çin yönetiminin  en çok başını ağrıtan Doğu Türkistan vilayetlerinden biri olan Gulca’ da asrın insanının baş belası olan AIDS hastalığının giderek artmakta olduğu ise oldukça düşündürücü.

Çin hükümetinin yayınladığı raporlara bakıldığında bütün Doğu Türkistan sathına oranla (380 bin  kişi ) Gulca’da ki AIDS hastası sayısının daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Gulca halkı 1997 yılında bağımsızlık için ayaklanmış ve bu ayaklanma tarihe “ Gulca Ayaklanması” olarak geçmişti.

 Çinli göçmenler Uygur kızını, polisler ise babasını öldürdü

 Küytün’de bir Uygur Türk’ü Çinli polisler tarafından öldürüldü.

Alınan bilgilere göre, Çinli göçmenler tarafından soyulan ve dolandırılan 14-15 yaşındaki iki kızını kurtarmak için polisten yardım isteyen Uygur, polisler tarafından hapse atıldı. Daha sonra hapisten çıkan Uygur Türk’ü kendisini hapse atan ve kızlarını dolandıran Çinlilere hiçbir şey yapmayan Polis şefini öldürdü.  Kızlarını kurtarmaya giden Uygur’un, bir kızını kurtardığı, diğer kızının göçmen Çinliler tarafından öldürüldüğü ifade edildi.

Olay yerine gelen Çinli polislerin masum Uygur kızını öldüren Çinlilere bir şey yapmadığı, kızların babası olan Doğu Türkistanlı adamı ise silahla ateş ederek öldürdükleri öğrenildi. 

Bir Uygur Cemiyeti’de İngiltere’de kuruldu

 Dünyanın değişik ülkelerinde faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan ile ilgili Sivil örgütler kervanına İngiltere’de 21 Mayıs 2005 tarihinde kurulan bir Uygur cemiyeti de dahil oldu. Dünya genelinde 50’ nin üzerinde resmi ve gayri resmi olarak faaliyet gösteren Doğu Türkistan Teşkilatları bulunuyor.

İngiltere’de yaşayan  Doğu Türkistanlıların da örgütlenerek, bir mutabakat çerçevesinde güç birliği yaparak bütün resmi prosedürleri de yerine getirmiş olarak bir Teşkilatlanma yoluna gitmiş olmaları tüm Doğu Türkistanlıları sevindirdi. Yeni kurulan teşkilatta ki görev dağılımı ise şu şekilde gerçekleşti.

Teşkilatın Başkanı     : Ömercan Kerimov

Baş Katip                   : İlyar Pehridin

Teftiş Heyeti Başkanı: İbrahim Efendi

 Mali İşler Sorumlusu: Ehmetcan Kari

 İstiklal Gazetesi olarak bizde bu yeni kurulan Doğu Türkistan Teşkilatını tebrik eder, Hayırlı Muvaffakiyetler dileriz. Temennimiz odur ki, Doğu Türkistan’ın Tam bağımsızlığının kazanılması yolunda aktif ve etkili faaliyetler içinde olurlar.

 Doğu Türkistan’da 2. Çöl Karayolu'nun inşasına başlandı

 Doğu Türkistan’da  ikinci çöl karayolu olan Alar-Hotan Karayolu'nun inşasına  başlandı.

Dünyanın ikinci büyük çölü durumunda olan Taklamakan Çölü'nden geçen Alar-Hotan Karayolu'nun toplam uzunluğu 424 kilometre olacak. 407 kilometrelik kısmı çöl içinde olan bu karayolunun Aralık 2007'de hizmete girmesi öngörülüyor.

Doğu Türkistan’ın kukla  yetkilileri, Alar-Hotan Karayolu'nun inşa edilmesinin Xinjiang (Doğu Türkistan)'daki karayolu şebekesinin ve Xinjiang (Doğu Türkistan)'ın güneyindeki ulaşım koşullarının iyileştirilmesi, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki ulaşım ve temasların kolaylaştırılması, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın güney kesiminin sahip olduğu kaynak üstünlüğünün ekonomik üstünlüğe dönüştürülmesinin hızlandırılması, Güney Xinjiang(Doğu Türkistan)'daki insanların yaşama düzeyinin yükseltilmesi ve Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın uyumlu gelişmesinin sağlanması için büyük önem taşıyacağını belirtiyorlar. Ancak yolun yapılamasının asıl sebebi  Çölün ortasından yapılacak karayolu ile birlikte zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan Taklamakan Çölünü adeta talan edecek olan Çin Hükümeti geçmiş dönemlerde de inşaa ettiği karayolu sayesinde çıkardığı petrol başta olmak üzere bir çok madeni Çin’e taşımıştı.

 Doğu Türkistan, petrol rezervleri açısından birinci sırada

 Doğu Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında Doğu Türkistan topraklarının  “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri  ve rafinerileri açısından birinci sırayı alacağını söyledi.   

Doğu Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında Doğu Türkistan topraklarının  “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri  ve rafinerileri açısından birinci sırayı alacağını söyledi.

Doğu Türkistan da bulunan Petrol kaynaklarının tam kapasite dolu olduğu ve çok yüksek kaliteye sahip olduğunu da açıklayan  kukla vali Tilivaldi, bu güne kadar keşfedilen maden çeşidinin 138 çeşit olup, kömür madenlerinin ise Çin’in sahip olduğunu ileri sürdüğü kömür madenlerinin de % 40’ını teşkil ettiğini  sözlerine ekledi.

Tilivaldi, Doğu Türkistan’da her geçen gün daralan ekili alanlar göz önüne alındığında sahip olduğu maden zenginliklerinin oldukça fazla oluşunun ülke geleceği açısından ümit verici bir durum olduğunu da ifade ederek bir itirafta bulundu.

Kariz’ler hakkında ki haberimiz ses getirdi

 Gazetemizin Mart 2005 sayısında yer alan ve Doğu Türkistan’daki  dünya medeniyet miraslarından sayılan Kariz’lerin kaybolmaya yüz tuttuğu ile ilgili haberimizin ardından Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’daki yerel taşeronları vasıtasıyla Kariz’ler üzerine harekete geçtiği öğrenildi.

Doğu Türkistan Türklerinin  günümüzden 2000 yıl öncelerinde  kazdıkları ve yer altında açtıkları kanallar vasıtasıyla birbirleriyle irtibatlandırarak sulama dahil her alanda kullandıkları kuyulara “Kariz”  adı veriliyor. Bu Kariz’lerin uzunluğu 5bin kilometre civarında. Bu su kaynaklarına özellikle de Turfan bölgesinde çokça rastlanıyor. Kariz’ lerin sayısı ilk zamanlarda bin 800 civarında iken giderek bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle bu günlerde 600 civarına gerilemiş ve kalanlarda suları çekilerek tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yapılan inceleme çalışmalarına göre yeterli ilgi ve bakım söz konusu olmaz ise 20-25 yıl sonunda bu Kariz’lerin tamamen kaybolacağı ifade ediliyor. Yabancı turistlerin çok ilgisini çeken bu Kariz’ler, Çinlilerin Doğu Türkistan topraklarının Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğu yolundaki mesnetsiz iddialarını çürütecek çok önemli Uygur tarihi eserleri arasında.   

Son yıllarda kuraklık tehlikesi yaşayan bölge halkının da ciddi tepkileri ve Kariz’lerin de birer Turistik gelir kaynağı olduğunu düşünen Çin hükümeti bu Kariz’leri kısmen kurtarmaya çalışmak adına 60 milyon yuen ödenek ayırdı.

 Çin hükûmetinin yeni bir entrikası da her restore ettikleri Türk-İslâm eserlerini kendilerine mal etmeleri.  Kariz’ler için de daha şimdiden “Kariz’ ler Pekin deki  Büyük Xangjo Kanalı ve Çin Seddi ile aynı kategoride değerlendirilmesi gereken devletimizin en önem verdiği tarihi yapılarından biridir” diyorlar.

Çinli yetkililer, Türkiye’de cirit atıyor

 Son günlerde Çinli devlet adamları Türkiye’yi adeta mesken tuttu. Birisi gidiyor arkasından bir başkası geliyor. Çinli yetkililerin yoğun Türkiye trafiği hakkında “Çinli’ler Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı’larla ilgili hükûmetten yeni bir beklenti içine mi girdiler?” Sorusunu akla geliyor. Türkiye’ye gelenler içinde  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün resmî davetlisi olarak Ankara'da bulunan Çin Halk Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Orgeneral Guanglıe ve beraberindeki heyet’te geliyor.

 Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Çankaya Köşkü'nde kabul edilen Çin Genel Kurmay Başkanı,  Orgeneral Özkök'ün de hazır bulunduğu ziyaret  foto muhabirlerinin ve kameraların görüntü almasının ardından basına kapalı devam etti.

Bir diğer Çinli yetkili ise İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile resmî ziyaret için Türkiye'ye gelen  Çin Halk Cumhuriyeti Kamu Güvenliği Bakanı Zhou Yongkang.

Zhou Yongkang ve Bakan Aksu, Ankara

EmniyetMüdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nün toplumsal olaylara müdahale konusunda gerçekleştirdiği tatbikata katıldı.

Tatbikatın sonunda Atlı Birlik'te görevli polisler, Çin Halk Cumhuriyeti ve Türk bayrağını açtı. Çin Kamu Güvenliği Bakanı’nın Türkiye’de ki Doğu Türkistanlılar ile ilgili yeni bir istekte bulunup bulunmadığı ise henüz açıklanmadı.

 Avrupa Birliği, Çin’e son uyarıyı yaptı

 Avrupa Birliği Çin'e son uyarısını yaptı ve iki kategoride Avrupalı üreticilerin 'telafi edilemez' zararını önlemek için kota uygulamakla tehdit etti. Financial Times'ın haberine göre Avrupa Birliği Komisyonu Çin'den yapılan tişort ve keten ipliği ithalatının Avrupalı üreticilerin varlığını, kârlılığını ve istihdamını zora soktuğunu belirterek gelişmelere göz yumulamayacağını açıkladı. Komisyona göre keten iplik üretimi AB'de bu yıl yüzde 25, bu alandaki istihdam yüzde 13 geriledi. Çin'den AB üyesi ülkelere yapılan tişort ihracatı yılın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 187, keten iplik ihracatı ise yüzde 56 arttı.

Barosso: Daha ileri gideriz

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Baroso, topluluk pazarını Çin tekstilinin istilasından korumak için daha önce ilan ettikleri önlemlerin daha fazlasını da uygulamaya sokabileceklerini söyledi. Birkaç hafta önce Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'ya 'çok sert' bir mektup gönderdiğini belirten Barroso "Tekstil pazarımızdaki bozulma nedeniyle kendisinden bu gidişe müdahale etmesini istedim" dedi. Çin'in önlem alacağını umduğunu belirten Barroso aksi takdirde sert önlemler alacaklarını söyledi. Barroso'nun çağrısını Çin'in cevapsız bırakması durumunda AB ilk etapta tişort ve keten iplikte yüzde 7.5 ihracat kısıtlaması yapabilecek. Kısıtlama en fazla üç yıl sürebilecek.

 Doğu Türkistan’da Nasrettin Hoca yeni nesillere tanıtılıyor

 Nasrettin Hoca (Doğu Türkistan Türkleri “Nesirdin Ependi” olarak adlandırmaktadır) Son yıllarda Çin işgalcileri tarafından Türk çocuklarına  ne kadar unutturulmaya çalışılsa da Doğu Türkistan Türklerinin kıvrak zekası  ve özel gayretleri ile yeniden gündeme getirilerek yeni nesillere tanıtılmaya çalışılıyor.  Edinilen bilgilere göre Uygur müziği atmosferinde canlandırılacak olan  Nasrettin Hoca temsilleri için yurt dışından hayvan terbiyecilerinin özel olarak eğittiği bir eşek getirilerek sirk ve Tiyatro sahnelerinde Nasrettin Hocanın eşeği yerine kullanılacak. Doğu Türkistan’daki  Sirk ve Eğlence Grubunun Başkanı Enver Muhammet bir demecinde şunları söyledi: “Nasrettin Hoca (Nesirdin Ependi) nin esprilerinden ve fıkralarından yeni nesil seyircilerinin haberleri yok. Bizim maksadımız Nasrettin Hocayı (Nesirdin Ependi) yeni nesillere hakkıyla tanıtmaktır” dedi.

“Doğu Türkistan’daki zulme son vermek en önemli milli davalarımızdandır”

 Kayseri Kültür ve Turizm Demeği Yönetim Kurulu Başkanı Alim Gerçel, yaptığı yazılı açıklama ile 3 Mayıs Türkçülük Bayramını kutladı

 Alim Gerçel mesajında Türkler üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını belirterek, “3 Mayıs 1944' te yaşanan, Türk Milliyetçilerine yönelik yıldırma ve yok etme oyununun bozulmasının 61. yıldönümünde, Türk Milleti yeni tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Bir yanda AB' nin Türk milli varlığını yek etmeye yönelik dayatmaları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni altın tabak içinde Rumlara sunma gayretkeşliği, bir yanda Musul-Kerkük'ten Doğu ve Güney Doğu Anadolu'muza uzanan yeni fitne ve fesat tezgâhları Türk Milletini kuşatmıştır Türk Bayrağına ve onun manevi değerlerine hakaretler, dilini bozma, vatanını bölme, dinine misyonerlik oyunları, Siyonistlerle işbirliği gayretleri. Türkçüler buna müsaade etmeyecektir.

3 Mayısın 61, yıldönümünde Türk Milliyetçilerine daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu oyunları bozmak ve Türk Milletini yeni bir şahlanışa sevk etmek için el ve gönül birliği kaçınılmazdır.

Unutmayalım!

Bugün uygar milletler arasında halâ esaret içinde olan sadece Türk Milleti Doğu Türkistan'da, Çin zulmüne son vermek, Rusya Federasyonunun kontrolünden çıkamamış Türk boy ve topluluklarının içinde bulundukları durumdan kurtarmak en önemli milli davalarımızdan biri olarak önümüzde duruyor.

Kayseri Kültür ve Turizm Derneği' olarak "3 Mayıs Türkçüler Bayramını" kutluyor, 3 Mayıs'ın 61. yılının, Türk Milletinin yeniden diriliğine vesile olmasını diliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene! Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin” dedi.

Rabiye Kadir yine kıskaçta  

Çin'in Doğu Türkistan'da Uygur halkına uyguladığı baskı politikalarının ardı arkası kesilmezken, Pekin'in ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'in mart ayındaki ziyaretinden önce jest olarak hapishaneden çıkardığı Uygur işkadını Rabiya Kadir'e yönelik kıskaç da gevşemiyor. 8 yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urümçi’deki şirketlerine baskın düzenlendi.

 Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan Kadir'in oğlu Ablikim kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı gözaltına alındı ve çok sayıda evraka da el konuldu.

‘Mali olarak çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe duyduğunu belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi.   

8 yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urumçi'deki şirketlerine baskın düzenlendi. Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan Kadir'in oğlu Ablikim kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı gözaltına alındı ve çok sayıda evraka da el konuldu. 'Mali olarak çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe duyduğunu belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi. Kadir'in Virginia'da yaşayan kızı Akide Ruzi de, kardeşinin güvenli bir yerde saklandığını ve şirkete yapılan baskının nedenini bilmediklerini söyledi. ABD Dışişleri, gelişmelerden kaygı duyulduğunu ve konuyu Pekin'le görüştüğünü kaydederken, Uluslararası Af Örgütü Kadir'in serbest bırakılmadan önce Uygurlarla temas kurmaması ve Doğu Türkistan konusunda susması uyarısı yapıldığına dikkat çekerek "Bu siyasi bir şantaj" dedi. Kadir'in Akide adlı şirketler topluluğu ithalat, ihracat, emlak, borsa ve lokantacılık sektöründe iş yapıyor. Kadir'in oğlu da, lokanta zincirinin başında.

 Türkiye, petrolünü arıyor 

 "Türkiye'de petrol var mı?" soruları artık kafaları kurcalamayacak. İskenderun'da başlatılan petrol arama çalışmaları, Türkiye için dönüm noktası olacak.    Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde, Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından petrol arama çalışmaları başlatıldığı belirtildi.

Büyükdere Köyü’nde açılan ve 35 metre derinliğe kadar ulaşılan "Büyükdere-1" adlı kuyudan, petrol çıkma olasılığının yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Cumhurbaşkanı Sezer, Çin'i ziyaret edecek 

Çin Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun daveti üzerine 12-15 Haziran tarihleri arasında Çin'i ziyaret edeceği duyuruldu. Sezer’in ziyareti sırasında iki ülke arasındaki ilişkiler ile Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı’ların gündeme geleceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ise üç günlük programında Doğu Türkistan’ı  ziyaret edip etmeyeceği ise henüz bilinmiyor.

 Yok artık! Anadolu Hisarı’nıda Çinli’ler yaptı

 Doğu Türkistan’da giderek kaybolmakta olan Türk tarih  ve kültür eserlerinden birisi olan Kumul’daki “Uygur Beyi Kalesi” Uygur Türklerinin verdiği mücadelelerle kısmen yeniden restore edilirken, Çin hükümeti bu kalenin de mimar ve ustalarının Çinli olduklarını iddia etmeye başladı. Alınan 1. kısım onarım kararı gereğince 20 Nisan günü kalenin üst kısımlarının restorasyonu tamamlandı. Güneş ışığı altında zümrüt misali parlayan bu kale heybetli görünümü ile tekrardan göz önüne çıktı. Çinliler bu Uygur Beyi Kalesi için “Bu kale çok eski tarihi devirlerde çok kaynaklı kültürlerin(!) bu bölgede  buluştuğunun bir göstergesidir. Uygur Beyi Kalesi Kumul’un ilk Beyi olan Ebeydullah tarafından Pekin’den getirilen Çinli ustalar tarafından inşa edilmiş, 1885 yıllarına gelindiğinde ise son Beylerden olan  Şahmaksut tarafından genişletilerek ve değişiklikler yapılarak  yeniden ortaya çıkartılmıştır.” Deselerde, kalenin  mimari özellikler olarak kesinlikle bir Uygur-Türk eseri olduğu biliniyor.

 Kalenin  içerisinde 800 ayrı oda, büyüklü küçüklü 9 kule de renkli Tuğ’lar asılı olup, Kale içinde musıki salonları, misafir salonları, İpek yolu müzesi, Kumul Tarihine ait bir müze ve Uygur Beyleri tarihi araştırma bölümleri yer alıyor.  Kalenin dış yüzeyi ise tamamen killi harç kullanılarak tezyin edilmiş dudumda.

       Kalenin restorasyonuna 10 milyon yuen ayıran Çin hükümetinin asıl maksadının temelinde ise Kale’nin Çinli usta ve mimarlar tarafından inşa edildiği şeklindeki  iddialarına kuvvet kazandırmak yatıyor.

Bir Uygur genci ip üzerinde en uzun süre kalma rekoru kırdı

 Ülkeleri işgal altında olan milletlerin var olma mücadelesi verdiklerine dair en açık örneklere yine Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da rastlamak mümkün.                                        

Bilindiği gibi geçmiş yıllarda Adilcan  ismindeki bir Uygur genci ip cambazlığında, bir vadi üzerine gerilen çelik halat üzerinde hiçbir güvenlik önlemi almaksızın seyredenlerin yüreklerini ağızlarına getirecek bir yükseklikte  elindeki bir tek sırıkla dengesini sağlayarak karşıdan karşıya geçmiş ve bundan sonraki hedefinin ünlü Niagara Şelalesinden geçmek olduğunu  söylemişti.  Milli giysileri içerisindeki demeçleri ile dünyanın ilgisini Uygur  Türkleri üzerine çekmeyi başarmış olmasına rağmen ne yazık ki; bu başarıyı Çin hükümeti kendilerine mal eden açıklamalar yapıyor.

22 Mayıs 2005 tarihinde de yine Doğu Türkistanlı cambazların varislerinden Esker ismindeki bir Uygur genci  Çinlilerin Nenjing Shuenwu adını verdikleri bir göl üzerine karşıdan karşıya gerilen 30 metre yükseklikteki çelik tel üzerinde  37 gün boyunca kalarak bir dünya rekoru kırdı. Her zaman olduğu gibi yine bu rekoru da Çinliler kendilerine mal ettiler.

Doğu Türkistan’da 5 yayın organına yasak getirildi

Doğu Türkistan’daki Çin kuklası neşriyat merkezi yetkilileri, hükümetin kendilerine yayın hakkı verdiği konuların dışındaki olayları da haber yaptıkları gerekçesiyle  5 ayrı yayın organının yayın hayatına zorbalıkla son verdi.

Bu yayın organlarının isimleri aşağıdaki gibidir.

1-Çin’in Doğu Türkistan’da petrol soygunu yapan bir şirketi başta olmak üzere üç ayrı şirket tarafından finanse edilen “Şeher Roli” adındaki dergi.

2-Dergi izin numarası ISSN 1680-662X, 2 aylık Hongkong Büyük Seyahat Dergisi sorumluluğunda çıkan “Güzel Hayat” adlı dergi.

3-Yayın İzni numarası 0057 olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Dahili Materyalleri” Dergisi olup, Ürümçi vilayeti şarap sektörü sahipliğinde çıkmakta olan “Şarap Tüccarı” adlı dergi.

4-“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gençleri” dergisi sahipliğinde “Hongkong İktisadi Münazara” neşriyatları bünyesinde basılıp dağıtılan devlet nezdinde ki dahili izin numarası  CN65-1159/C olan “Arabacı Köle” adlı dergi.

5-Doğu Türkistan-Ürümçi Asayiş Alış-veriş Şirketi tarafından neşredile gelen “Renkli Hayat” adlı dergi.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi kaynaklı bu habere bakıldığında  despot Çin yönetimi kendisinin haber yapılmasına izin verdiği haberlerin dışındaki olay ve gelişmelerin haber yapılmasının önüne engel koyarak komünist sistemin yapısına uygun bir davranışta bulunuyor.

“Dünya ile entegrasyon”dan, sözde “Batıya açılmak” tan söz eden Çin işte bu.

 Çin’de 27 gazeteci tutuklu

 2004 verilerine göre, dünya genelinde, görev başında 53 gazeteci öldürüldü, 907 gazeteci tutuklandı, bin 146 gazeteci fiziki saldırıya uğradı ve 622 basın kuruluşuna sansür uygulandı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) yıllık raporuna göre, geçtiğimiz yıl 53 gazeteci, görev başındayken uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne, denk getirilen raporda, 2004'te öldürülen gazeteci sayısının son 9 yılın en yüksek rakamı olduğu belirtilirken 107 gazetecinin de hala hapishanelerde olduğu bildirildi. Raporda, 19 gazetecinin öldürüldüğü ve çok sayıda gazetecinin de kaçırıldığı Irak, gazeteciler için en tehlikeli yer olarak gösterilirken, düşüncelerinden ve inançlarından dolayı Asya kıtasında 16 gazetecinin öldürüldüğü bilgisine yer verildi. “Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi" olarak nitelenen Çin, 27 mahkum gazeteci ile ilk sırada yer alırken Küba, 22 gazeteci ile ikinci, Eritre 14 gazeteci ile üçüncü sırada yer alıyor.

En çok ihlal yapıldığı gerekçesiyle Kuzey Kore, Türkmenistan ve Eritre raporda suçlanan ülkeler oldu. En çok gazetecinin öldürüldüğü ülkeler sıralamasında Irak,19 gazeteciyle ilk sırada yer alırken Irak'ı, 16'şar gazeteciyle Filipinler ve Bangladeş takip ediyor. Hemen hemen dünyanın her noktasında az ya da çok basın özgürlüğünün kısıtlandığının belirtildiği raporda, "Basın özgürlüğünün, hiç bir ülkede garantisi yok. Bir yerde özgür ifadenin ateşi tutuşturulurken, başka bir yerde bu ateş söndürülüyor" ifadelerine yer verildi.

Çin'den Kerimov'a sinsi destek

Çin devlet başkanı, Pekin’i ziyaret eden Özbekistan lideri İslam Kerimov’u

 sıcak bir şekilde karşılayarak Kerimov’a destek verdiğini açıkladı

 Hu Jintao, Kerimov’u Çin halkının eski bir dostu olarak tanımladı ve Pekin ile yakın ilişki kurma çabalarını övdü.

İki hükûmet tarafından yapılan ortak açıklamada ise, ziyaretin Andican olaylarından önce planlanmış olduğu hatırlatıldı.

13 Mayıs’ta meydana gelen olaylarda askerlerin göstericilerin üzerine ateş açtığı ve yüzlerce kişinin öldüğü ileri sürülmüştü.

Özbekistan Devlet başkanı İslam Kerimov ise olaylardan aşırı dinci grupları sorumlu tutmuş ve sadece 169 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Çin, Kerimov’un sertlik yanlısı tutumunu destekleyen ender ülkeler arasında yeralıyor. Nedeni ise, Çinli yetkililerin, Doğu Türkistan’daki Uygur milliyetçilerin benzeri girişimlerde bulunmalarından kaygı duymaları.

Özbekistan’ın toplumsal karışıklıklara sahne olan  Andican kenti,  Doğu Türkistan yakınlarında bulunuyor. Uluslararası gözlemcilere göre yıllardır bağımsızlık yanlısı Uygurları kontrol altında tutmaya çalışan Çin,  Özbekistan ve komşusu Kırgızistan’daki İslâmcı hareketlerin topraklarına  sıçramasından ciddi kaygı duyuyor. Pekin hükûmeti,  Kerimov’un baskıcı rejimini destekleyerek hem sözde bölücü unsurlara karşı bölgesel işbirliğini  artırmaya, hem de petrol ithalatını güvence altına almaya çalışıyor.

Türk Tarih Kurumu sıkıntılı

Türkiye’nin en önemli kurumlarından birisi olan Türk Tarih Kurumu uzman elaman sıkıntısı yüzünden çalışmalarını sürdüremiyor.

Doğu Türkistan ( Türk ) tarihinin Çin Hükûmeti tarafından çarpıtılarak tekrar yazılmaya başladığı ile ilgili haberimizin yankıları sürüyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ndan İstiklâl Gazetesi olarak görüşlerini sorduk. Son zamanlarda yeniden gündeme taşınmaya çalışılan sözde Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak yoğun bir çalışma temposunda olduklarını kaydeden Halaçoğlu, “ Türk Tarih Kurumunda bir ordu çalışmıyor. Çalışan adam sayısı üç kişi. Daha bir yasamız bile yok” diyerek, kurum olarak şu an için bir şey yapamayacaklarını söyledi.

Çin’den G–4 önerisine ret

Çin’in BM nezdindeki Daimi Temsilcisi Wang Guanya, New York’taki BM Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada, G–4 adı verilen bu ülkelerin, konseyde iki ülkeye bir üyelik verilmesi önerisinde ısrar etmeleri durumunda, Çin’in buna açıkça karşı çıkacağı uyarısında bulundu. Bu girişimi “tehlikeli” olarak niteleyen Çinli Büyükelçi, “Bu girişim evde ayrılıklara neden olur, birliği bozar” diye konuştu. G–4 ülkeleri, 16 Mayıs’ta BM Genel Kurulu’nda bir karar tasarısı dolaştırmaya başlayarak, Güvenlik Konseyi’nin 15 olan üye sayısının 25’e çıkarılmasını istemişti. Bu ülkeler, teklifleri doğrultusunda 6 yeni daimi üyelik oluşturulması önerisinde bulunmuştu.

Çin, siber ajan kullanıyor

Çin Hükûmeti, Internet'te pozitif siyasî mesajlar vermek ve halkın fikirlerini daha iyi kontrol etmek için siber ajanlar kullanıyor

 Southern Weekend Gazetesi'nin haberine göre, çeşitli şehirlerde yönetim, Internet'teki sohbet odalarında sıradan Internet kullanıcıları gibi konuşan 'çevrimiçi propaganda güçleri' ve hükûmet adına olumlu düşünceler yayan diğer siber-forumları kullanıyor.

Gazete, bu şehirlere örnek olarak da doğudaki Jiangsu Eyaleti'nde yer alan Suqian şehrini gösteriyor. Habere göre, bu şehir 26 üyeden oluşan propaganda grubunu geçen ayın sonlarında kurdu. Grubun üyeleri çoğunlukla halkla ilişkiler konusunda deneyimli memurlardan seçiliyor. Yeni kurulan gruba üye olan ve haberde düşüncelerine yer verilen Lu Ruchao, "Sohbet odaları halkın fikir, düşünce ve duygularının merkezi. Fikir alanında çalışan kişiler için bu alanlar incelenmeye değer" şeklinde konuştu.

Propaganda savaşçılarının çalıştığı tek şehrin Suqian olmadığının ifade edildiği haberde, aynı eyalette yer alan Nanjing ve Wuxi şehirlerinde de geçen yıl benzer grupların oluşturulduğu belirtildi. Gazete, 2004 yılının sonuna kadar Çin'in bütün bölgelerinden 127 görevlinin Pekin'de, Internet'te halkın görüşlerinin nasıl şekillendirilebileceği ve yönlendirilebileceği konusunda özel bir eğitim aldığını ifade etti.

Tayvan'da seçimi bağımsızlık yanlısı parti kazandı

Tayvan'da geçici meclis için yapılan seçimleri, Devlet Başkanı Chen Shui-bian'ın bağımsızlık yanlısı Demokratik Gelişim Partisi (DPP) kazandı

 Resmî sonuçlara göre, anayasa değişikliklerini görüşmekle yükümlü "Ulusal Meclis"in belirlenmesi için yapılan ve katılımın çok düşük olduğu seçimlerde DPP 1,64 milyon oy, Çin ile yakınlaşmaktan yana olan Kuomintang (KMT) ise 1,5 milyon oy aldı.

Nüfusu 23 milyon olan Tayvan'da anayasa değişikliğini görüşecek geçici meclisi seçmek için 16,7 milyon seçmen oy vermeye çağrılırken, katılımın çok düşük olması bekleniyordu.

31 Mayıs'tan sonra sadece bir ay için toplanacak Tayvan "Ulusal Meclisi", kıta Çin ile derin ayrılıkların bulunduğu bir dönemde, aralarında parlamenter sayısının düşürülmesi, seçim sisteminde değişiklik ve referandum düzenlemesi gibi konuların bulunduğu anayasa değişikliklerini görüşmesi öngörülüyor.

300 temsilcinin belirleneceği seçimler, Devlet Başkanı Chen Shui-bian ve DPP için bir gösterge olarak kabul ediliyordu.

 Kur’an’a saygısızlığa protesto

Afganistan'ın Celalabad kentinde 2 gündür devam eden ABD karşıtı gösterilere katılan göstericiler bazı hükümet binalarını ateşe verdi. Celalabad'da öğrenciler tarafından başlatılan ABD karşıtı gösterilere, halkın da katılımıyla devam edildi. Newsweek dergisinde yayınlanan, ABD'nin terör zanlılarını tuttuğu Guantanamo üssünde sorgu memurlarının Kuran-ı Kerim'e hakaret ettikleri haberi üzerine başlayan gösterilerde, göstericiler, "Kahrolsun Amerika" şeklinde slogan attı. Sloganlar atarak Celalabad Valiliği'ne gelen göstericiler, binayı ateşe verdi. Binada bulunan bazı evrakları yakan, bazılarını da sokaklara dağıtan göstericiler, hükümete ait araçları da ters çevirerek yaktı. Afgan polisinin ve ABD askerlerinin gösterileri kontrol altına almak için ateş açtığı, açılan ateş sonucu göstericilerden 4'ünün öldüğü, 60 kişinin de yaralandığı bildirildi.

Çin'de 706 füze var 

 Tayvan Devlet Başkanı Çen Şu-bian, Çin'in 496 olan füze sayısının şu anda 706'ya yükseldiğini belirterek, AB'den Pekin'e yönelik ambargoyu kaldırmamasını istedi.  

Tayvan Devlet Başkanı Çen Şu-bian, Çin'in 2003'te 496 olan füze sayısının şu anda 706'ya yükseldiğini belirterek, AB'den Pekin'e yönelik silah ambargosunu kaldırmamasını istedi.  Tayvanlı lider Çen, AB parlamento üyeleriyle yaptığı tele konferansta, Çin'in ülkesini hedef alan Silahlanmada, her yıl orta ve kısa menzilli füzelerine 120 tane daha eklediğini savundu.

Çen, Çin'in Tayvan'a yakın güneydoğu sahilleri boyunca 496 taktik füze yerleştirdiğini, 173 stratejik füzeye daha sahip olduğunu belirtti.

 Avrupa Birliği'nde yeni dönem

 Avrupa Birliği Anayasası'nın Fransızlar tarafından reddilmesi ne anlama geliyor? Bu sonuçlara göre Avrupa Birliği ve Fransa için yeni bir sayfa mı açılıyor. İşte ayrıntılar.  

Avrupa Anayasasının Fransızlar tarafından reddedilmesi hem Fransız iç politikasında hem de Avrupa Birliği'nin (AB) geleceğinde yeni bir dönemin başlaması anlamına geliyor.

Fransa'da sol partiler anayasaya, pek çok sosyal hakkı tırpanlayacağı, yetkinin seçilmişlerden alınıp Bürüksel'deki bürokratlara verileceği ve ABD tarzı bir 'piyasa ekonomisi' dayatacağı gerekçesiyle karşı çıkarken, milliyetçi kesim ise Fransız kimliğinin Avrupa içinde eriyeceği kaygılarını taşıyordu.

FRANSA'DA YENİ DÖNEM

Siyasal analistler, Cumhurbaşkanı Chirac ve iktidar partisinin desteklediği anayasının reddedilmesinin, Fransız iç politikasında yeni bir dönemi başlatacağını, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Chirac'ın ve mevcut iktidar partisinin şansının önemli ölçüde azalalacağı yorumunda bulunuyorlar.

Öte yandan sonuçların tüm üye ülkelerde Avrupa Birliği'nin  geleceğine ilişkin tartışmaları da hızlandıracağı öngörülüyor. Dış politika yorumcuları anayasanın diğer ülkelerde de reddedilmesi durumunda, Avrupa Anayasası'nın gündemden kalkabileceğini ya da uzun vadede yeniden ele alınabileceğini belirtiyorlar.

TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK!

Birliğin daha hızlı karar alabilmesini ve üye ülkelerin veto haklarının sınırlandırılmasını öngören anayasanın yürürlüğe girmemesiyle, Avrupa'nın genişleme sürecinin de yavaşlayacağı ve Türkiye’nin de bundan etkileneceği söylenebilir.

Bu sonuçla , Avrupa komuoyunda, birliğin geleceği, siyasal rolü ve ulus devletlerle birliğin ilişkileri gibi konularda henüz ortak bir zemin oluşmadığını gösteriyor.

Türkleri aşağıladığı için pişman oldu

 İrlandalı Devlet Bakanı Conor Lenihan İrlanda Parlamentosu'nda Türkleri aşağılayan ifadeler kullandı. Yaptığından pişman olan Bakan hatasından dönerek özür diledi.  

  İrlandalı göçmen Türk işçilerin haklarını savunmasıyla ön plana çıkan bir milletvekiline cevaben Türkleri aşağılayıcı bir ifade kullanan Devlet Bakanı Conor Lenihan özür diledi.

Parlamentodaki bir tartışma sırasında Sosyalist Parti Milletvekili Joe Higgins’e, haklarını savunduğu Türk işçileri ima ederek "Sen git kebaplarına sarıl" diye çıkışan Lenihan, daha sonra yine parlamentoda yaptığı konuşmada "Kullandığım ifadelerden pişmanım ve herhangi birini kırdıysam tüm kalbimle üzgün olduğumu belirtirim" dedi. Bununla birlikte, Lenihan’ın yaptığı özür konuşması bile bazı milletvekillerinin kendisine yönelik ’istifa et’ çağrılarını engellemedi.

Moğolistan’a Komünist başkan

Moğolistan'daki devlet başkanlığı seçimini komünist Enkhbayar kazandı.

Moğolistan'da yapılan devlet başkanlığı seçimini, eski komünist partinin adayı Nambariin Enkhbayar kazandı Moğol devlet radyosu, 1990'lara kadar ülkeyi 70 yıl tek başına yöneten Moğolistan Devrimci Halk Partisi'nin (MDHP) adayı Enkhbayar'ın, oyların yüzde 50'sinden fazlasını aldığını duyurdu. Oy kullanma oranının yüzde 70'i geçtiğine işaret edilen haberde, Enkhbayar'ın rakibinin yenilgiyi kabul ettiği belirtildi.

Özbekistan’da özgürlük ayaklanması

Özbekistan'da yaşanan olaylarda ölenlerin sayısının bine ulaşmış olabileceği ileri sürüldü

 Uluslararası Helsinki İnsan Hakları Federasyonu ile Özbekistan İnsan Hakları Derneği'nin ortak açıklamasında, Özbek güvenlik güçlerinin,  Andican kentinde başlayan olaylardan sonra bin kadar kişiyi öldürmüş olabileceği belirtildi. Özbekistan İnsan Hakları Derneği Başkanı Talib Yakubov, ülkede yeni bir ayaklanma beklediğini belirterek, bu ayaklanmanın da kanlı olabileceği uyarısında bulundu. Yakubov, Batılı ülkelerden Özbek rejimine karşı daha katı davranmalarını isteyerek, bunun olmaması durumunda Özbekistan'da ortaya çıkabilecek şiddetten kısmen de Batı'nın sorumlu olacağını kaydetti.

 NATO, Özbekistan için endişeli

 NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, İttifak'ın Özbekistan'daki şiddet olayları nedeniyle çok endişeli olduğunu söyledi. Scheffer, Özbekistan'daki şiddet olaylarının soruşturulması gerektiğini belirterek, ''NATO kaygılı, durumdan çok endişeli ve gelişmelere göre tutumuzu alacağız'' dedi. De Hoop Scheffer, BM'nin olaylarla ilgili bağımsız soruşturma yapılması çağrılarını destekleyerek, ''Andican'da tam olarak ne olduğu konusunda bir soruşturma yapılması önemlidir. Bölgeye girişler serbest olmalıdır'' diye konuştu. NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, olayların, Özbekistan'ın Barış İçin Ortaklık (BİO) programı çerçevesinde NATO ileilişkilerini ne yönde etkileyeceğine yönelik bir soruya da, ''BİO'nun açık belirli yükümlülükleri var'' yanıtını verdi.

 Özbekistan'ın doğusundaki Andican'da kökten dincilikle suçlanan 23 kişinin yargılanmasının protesto edilmesiyle başlayan olaylarda, 169 kişi ölmüş, binlerce kişi sokaklara dökülmüş, silahlı göstericiler bir cezaevini basarak, mahkûmları serbest bırakmıştı.

Direnişin lideri yakalandı

Özbek askerleri, Kırgızistan sınırında direnişçi

lerin kontrolünde bulunan Karasu kasabasına girdi. Operasyonda, "hedefimiz İslam devleti kurmak" diyen direniş lideri Bahtiyar Rahimov ve üç yardımcısı gözaltına alındı. Direniş liderlerinin kan dökülmeden gözaltına alındığı belirtildi.

Özbek yönetimi geçtiğimiz cuma gününden bu yana çıkan olaylarda 169 kişinin öldüğünü açıklarken, muhalefet en az  500 kişinin öldüğünü savunuyor. 

İsyan nasıl başladı?

 İsyan, geçtiğimiz hafta perşembe gecesi silahlı eylemcilerin bir cezaevini basarak kökten dincilikle suçlanan 23 kişiyi serbest bırakmasıyla başlamıştı. Haklarındaki suçlamaları reddeden bu kişilerin serbest bırakılması için kentte dört aydır eylem yapılıyordu. 23 kişinin anayasaya aykırı faaliyetler, kökten dincilik ve suç örgütü oluşturma gibi iddialarla yargı önünde olduğu belirtiliyor. Bölgedeki insan hakları savunucuları ise bu davanın Özbekistan yönetiminin dini konulardaki kısıtlamalarının bir parçası olduğunu savunuyor.  10 şubatta başlayan davada, 23 sanığın tümü de suçsuz olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında tutuklanan sanıklar, 'Ekremiye' adlı bir dini grubun üyeleri olmakla da suçlanıyor.

 Denktaş: “Güney'de alınan karar Kuzey'de infaz edilemez”

KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mülkiyet meselesinin maksatlı olarak gündeme getirildiğini belirterek, "Rumların, Güney'de alacakları kararı Kuzey'e gelip infaz etmelerinin mümkün olmadığını" söyledi.

Rumlarla Türkler arasındaki mülkiyet sorununun başlangıçtan beri olduğunu vurgulayan Denktaş, mülkiyet sorunu gündeme geldiğinde Rumların, bütün göçmenlere, "sakın takas ve tazminat yoluyla mülkiyet meselesini halletmeyiniz. Hepiniz geri yerlerine gitmeden mesele halledilmeyecek" diye telkinde bulunduğunu belirtti.

Denktaş, şunları söyledi:

"Yoksa, 1974-75'ten sonra nüfus mübadelesi anlaşması yapıldı, toprak meselesine de gelecektik ancak onlar engel oldu. Çünkü, bütün Kıbrıs'ı istedikleri için bunu kabul etmemekte ısrarcı davrandılar. Onlar gibi biz de Güney'de mal-mülk bıraktık, onlar o yerlere kendi göçmenlerini yerleştirdi. Biz dava açmadık, ancak siyasi görüşmelerde bu halledilecek diye beklentiye girdik. Bunların niyetleri bozuk olduğu, bütün dünya da onları Kıbrıs'ın meşru hükümeti diye kabul ettiği, Türkiye de bunu engelleyemediği için dava açmaya başladılar."

Açılan davaların sorunu çözümleyemeyeceğini ifade eden Denktaş, "Bireysel davalar 40 yıl daha devam eder. 40 yıl daha bireyler birbirini döver öldürür. Adam güneyde malını bırakmıştır, karşılığında bir şeyler almıştır, gelip bunun içine yatırım yapmıştır, sen 30 yıl sonra çıkıp geleceksin ve 'burası benim' diyeceksin bunu kim kabul eder?" şeklinde konuştu.

Dutbayev: Kazakistan'da devrim ortamı yok

 Kazakistan Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Nartay Dutbayev, ülkede, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) alanında görülen renkli devrimler modelinde bir devrimi gerektirecek koşul ve sorunların bulunmadığını söyledi.

Nartay Dutbayev, Astana'da yapılan BDT ülkeleri güvenlik organları toplantısı sonunda, gazetecilerin soruları üzerine, bazı siyasetçiler ve siyaset yorumcularının belirttiği gibi BDT alanında çeşitli renkte devrimlerin, o ülkelerin halklarının ekonomik durumlarının kötülüğünden ve toplumsal sorunlardan kaynaklandığını kaydetti.

Kazakistan'da ise istikrarlı bir ekonomik ve toplumsal gelişme, hızlı bir demokratikleşme süreci, ulusal gruplar arasında birlik ve beraberlik duygusunun hakim olduğunu belirten Dutbayev, "sıradan bir vatandaş olarak kanaatime göre, Kazakistan'da herhangi renkte bir devrimi gerektirecek şartlar ve sorunlar yok" diye konuştu.

 Türk dünyası öğrencileri 21 ilde öğrenim görüyor

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve akraba topluluklarından Türkiye'ye burslu öğrenci gelmesine yönelik Büyük Öğrenci Projesi'nin, 55 ülke ve topluluğu kapsadığını bildirdi.

Aydın, projenin Türk cumhuriyetleri ile Türk ve akraba topluluklarına tahsis edilen kontenjanlar çerçevesinde Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın da aralarında bulunduğu 55 ülke ve topluluğu kapsadığını belirtti.

Aydın,Türkiye'nin 1992-2005 yılları arasında Türk dünyasından gelecek öğrenciler için tahsis ettiği burslardan 22 bin 510'unun bu ülke ve topluluklarca kullanıldığını kaydetti.

Aydın, bu öğrencilerden 911'inin yüksek lisans, 351'nin doktora, 3 bin 483'ünün lisans, 247'sinin ön lisans öğrenimi gördüğünü, 794 kişinin de Türkçe Öğrenim Merkezleri'nde (TÖMER) öğrenim yaptığını ifade etti. Proje kapsamında 1004 orta öğrenim öğrencisinin mezun olduğunu, 1996 yılından itibaren orta öğrenime öğrenci getirilmediğini anımsatan Aydın, "Bu çalışma, devletimizin ve milletimizin desteklediği önemli bir projedir. 21 ilde öğrenim gören misafir öğrencilerimize devletimiz bütün imkanları ile sahip çıkmış ve 2005 yılı itibariyle proje en yüksek başarı ivmesini kazanmıştır" dedi.

Belçika'da Türkler gösteri yaptı

 Brüksel - Belçika'daki Türkler, geçen ay Türk bayrağının bazı Ermeniler tarafından yakılmasını ve Belçika Parlamentosu'nda sözde soykırım yasası çıkarılmasına yönelik girişimleri kınamak amacıyla Brüksel'de protesto gösterisi düzenledi.

Ellerinde Türk, KKTC ve Azeri bayrakları bulunan 2 binden fazla Türk, çeşitli sloganlarla Türkiye'nin ve Türk halkının bütünlüğünden yana olduklarını ifade ettiler ve kışkırtıcı girişimlere karşı tavır sergilediler. Yapılan konuşmalarda, Türk halkının hiçbir halkı veya etnik grubu hedef almadığı, tarih boyunca dostluk ve barıştan yana tavır sergilediği belirtildi.

Türkiye’nin soydaşlarına sahip çıkması tarihi bir görevdir

 2. Balkan Türk Kadınları Ortak Meseleleri ve İşbirliği Kurultayı Kayseri’de yapıldı.Türk Dünyası Kadınları Dostluk Ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şenol Bal:  "Türkiye'nin Soydaşlarına Sahip Çıkması, Tarihi Bir Görevdir. Türkiye, Merkez Olduğunun Bilincinde Olmalıdır" dedi.

 Türk Dünyası Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği Genel Merkezi ve Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesi tarafından gerçekleştirilen '2. Balkan Türk Kadınları Ortak Meseleleri ve İşbirliği Kurultayı' Kayseri'de yapıldı.

Türkiye, Bulgaristan, Batı Trakya, Makedonya, Romanya, Kosova, Bosna-Hersek, Gagauzya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kerkük ve Azerbaycan'dan temsilcilerin de hazır bulunduğu kurultayın açılış konuşmasını yapan Türk Dünyası Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği Başkanı Şenol Bal, 2. kurultaylarını yaptıklarını ve bundan büyük sevinç duyduklarını söyledi. Balkanların Türkiye için öneminin iyi değerlendirilmesi ve soydaşlara sahip çıkılmasının tarihi bir görev olduğunu ifade eden Bal, "Bizim isteğimiz, soydaşlarımızın ve din kardeşlerimizin yaşadıkları ülkelerde, saygın ve eşit haklara sahip vatandaşlar olarak yaşamaları ve kültürel kimlik değerlerini koruyabilmeleridir. Yine balkanlarda ekonomik etkinlik arttırılmalıdır. Özel sektör konusuna ilgi duyulmalıdır. Türkiye'nin bu bölgeye uzun vadeli stratejileri üretecek kurumsal yapılar oluşturması gerekmektedir" şeklinde konuştu. Türkiye'nin bölgedeki gücüne ilişkin ise Bal, "Türkiye ne doğunun bir parçası ne de batının bir kenarı, Türkiye merkez olduğunun bilincinde olmalıdır. Büyük bölgesel bir güç olduğunu unutmamalıdır" diyerek sözlerine son verdi. Azeri Türk temsilcisi Tenzile Rüstemhanlı, okuduğu şiir ile izleyicilere duygulu anlar yaşattı. Yapılan konuşmaların ardından, kurultayın organizasyonuna katkıda bulunanlara plaketleri törene katılan davetliler tarafından verildi.

 Türk Dünyası Dayanışma Konseyi kuruldu

 Şanlıurfa'da çeşitli parti, sendika ve dernek temsilcilerinden oluşan Türk Dünyası Dayanışma Konseyi kuruldu. 12 aynı sivil toplum kuruluşu temsilcisi tarafından kurulan Türk Dünyası Dayanışma Konseyi'nin üyeleri,  basın toplantısı düzenledi. MHP il binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Konsey Basın Sözcüsü İbrahim Ocakoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanan gelişmelerden, Ermeni meselesi ve hükümete kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. KKTC'de görev süresi sona eren Rauf Denktaş'ı "Hürriyet ve bağımsızlık simgesi, bayrak adam" olarak tanımlayan İbrahim Ocakoğlu, "Kıbrıs'ta yaşanan süreci yakından takip etmekle birlikte, siyasette hızlı ve esrarengiz bir yükseliş gösteren, AK Parti endeksli bir politika izleyen Mehmet Ali Talat'ın KKTC'yi yönetecek olmasından dolayı geleceğe yönelik birtakım endişelerimiz bulunmaktadır" dedi.

AK Parti'nin Avrupa Birliği (AB) politikasına da tepki gösteren Ocakoğlu, "Bu ülke AB'ye girecekse, şerefinden taviz vermeden girilmelidir. Kaldı ki, bizim AB'ye alternatif olarak her çeşit yeraltı ve yerüstü zenginliğe sahip 350 milyonluk Türk birliğimiz var. Bütün dünyayı dize getirecek bu Türk birliğinin gerçekleşmesi için kafa yormamız zaruri hale gelmiştir" şeklin konuştu.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye