|
SINIR ÖTESİNDE DOĞU TÜRKİSTANLI AVI BAŞLATAN ÇİN
HÜKÛMETİNE KİM DUR
DİYECEK ?
Dünya pazarlarına sahte ve kalitesiz mallarını ucuza(!) sınırsızca
ihraç eden ve dünya kamuoyuna yönelik olarak ta sözde “Entegrasyon”
nutukları atarak şirin görünmeye çalışan Çin işgalcileri insanlık dışı
entrikalarına her geçen gün yeni bir halka ilave etmektedir. Ne yazık
ki; bu iğrenç gidişatı ile de kimi ülkelerin hayranlıklarını kazanarak
yoluna dolu dizgin devam eden Çin hükûmeti bu defa da Çin hayranı
devletlerden de aldığı cesaretle işgali altında tuttuğu Doğu Türkistan
halkını tarih sahnesinden tamamen yok etme girişimlerine hız vermiş
bulunmaktadır. Doğu Türkistan’da, tarih boyunca dünyanın hiçbir yerinde
rastlanmayan zulüm, işkence, gizli ve aleni soykırım, asimilasyon gibi
insanlık suçlarını işlemeye 1949 yılından beri devam eden Çin hükûmeti
Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk varlığına tamamen son verme
kararlılığındadır.
İşgalci Çin hükümetinin işgali altında tuttuğu Tibet ve İç Moğolistan
halklarından Doğu Türkistan halkını ayrı tuttuğu ve özellikle de Doğu
Türkistan halkına karşı her an teyakkuzda olmak mecburiyetinde
olduklarını belirten sayısız resmî beyanları da bulunmaktadır. İşte bu
beyanlardan biri de ve Doğu Türkistanlı’ların özgürlük mücadelesinden
müthiş derecede korkmakta olan Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’da görevli
Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Gang Leçuan’ın açıklamalarıdır. 29
Mayıs 1996 tarihinde yaptığı bir açıklamada Gang Leçuan şunları
söylemektedir; “Tibet konusu dünyaca biliniyor. Sinkiang (Doğu
Türkistan) Tibet kadar bilinmiyor. Ama Tibet “Bölücülük” eyleminden
tecrit olmuş durumda. Sinkiang’(Doğu Türkistan)da ki durum bunun tam
tersi. Çünkü Sinkiang (Doğu Türkistan) halkının komşu ülkelerde
soydaşları var. Eğer Sinkiang’(Doğu Türkistan) da bölücülük hareketleri
güçlenirse komşu ülkelerdeki soydaşlarının, Sinkiang’(Doğu Türkistan)da
ki soydaşlarının yardımına gelmeleri mümkün…”
Ne
yazık ki; Çinli yetkili Doğu Türkistan halkının özgürlük mücadelesinde
ne kadar kararlı olduğu konusunda haklı iken, “Komşu ülkelerde
soydaşları var onların yardıma gelmeleri mümkün” ifadesinde
yanılmaktadır... Zira bu güne kadar gerek Kazakistan ve gerekse de
Kırgızistan hükûmetleri Doğu Türkistan Türklerine moral olabilecek
hiçbir icraatta bulunmamış, tam tersine Çin hükûmetine yaranabilmek için
ihanet derecesine varan her türlü tutum ve davranışın da içinde
olmuşlardır.
Güneyden de Pakistan’ı dindaş olarak ele aldığımızda Pakistan hükûmeti’
de dindaş olmanın gereklerini yerine getirmek şöyle dursun, Doğu
Türkistanlılara karşı gayri Müslimlerin bile takınmayacağı tavırlar
içindedir. Nitekim 1996 yılının Mayıs ayında Doğu Türkistan’dan öğrenim
için gelen 13 Doğu Türkistanlı öğrenciyi (Bu öğrenciler durumun vahameti
üzerine Pakistan hükûmetin den siyasî sığınma talebinde bulunmasına
rağmen) Çin hükûmetinin isteği üzerine Çin’e iade etmiş, Çin hükûmeti
ise bu 13 öğrenciyi ele geçirir geçirmez oracıkta kurşuna
dizmişlerdir…Bu gün bile Pakistan’da bulunan Doğu Türkistan kökenliler
kendilerinin Doğu Türkistanlı olduklarını açıkça söylemekten
çekinmektedirler. İşgalci Çin hükûmeti bölgesinde ve dünyada güçlendikçe
dünyanın diğer ülkelerinde bulunan Doğu Türkistanlılarında varlıkları
tehdit altına girmiştir. 2000 yılının Mayıs ayında “Kazakistan Uygur
Kadınları” ve “Nazugum Vakfı”nın Başkanı olan kadın siyasetçi Dilberim
Samsakova esrarengiz bir şekilde öldürüldü… Elbette ki Çin hükûmetinin
baskısından korkan kardeş ve dindaş olarak kabul ettiğimiz devletlerin
Doğu Türkistanlılara karşı uyguladıkları haksızlıklar bunlarla sınırlı
değil…
Yine, Mayıs 2005’te Rusya’da Almanca yayınlanmakta olan bir gazetenin
haberine göre, “Şanghay Altılısı”nın aldığı karar gereği Çin hükûmeti
Kırgızistan’ın Oş şehrine Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistan
kökenlilerin sindirilmesi amaçlı bir askerî birlik gönderecek ve Çin’in
bu askerî harekatına’ da Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov
Bakiev açık destek verecek.
Kuvvetli bir ihtimaldir ki; Çin hükûmeti elindeki sözde turist
potansiyelini ve ticarî gücünü kullanarak dünyanın diğer yerlerinde
yaşayan Doğu Türkistan kökenlilerin huzur ve varlıklarına yönelik olarak
ta bir takım girişimlerde bulunabilir.
Çin
devletinin Doğu Türkistan’ın içinde ve dışında başlattığı insan(Doğu
Türkistanlı) avına hangi devletler ve milletlerarası insan hakları
örgütleri karşı çıkabilecek bekleyip göreceğiz…
Çin, Kırgızistan’da
ki Uygurlara yönelik operasyona hazırlanıyor
Rusya’da Almanca yayınlanan bir gazetenin haberine göre, Çin hükûmeti
Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistanlı’lara yönelik sınır ötesi askerî
operasyon hazırlığında
Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov Bakie’in Rus gazetesine
yaptığı açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla Şanghay Altılısı’nın vardığı
mutabakat çerçevesinde hareket eden Çin hükûmeti fırsatı ganimet
bilerek Kırgızistan’ın Oş şehrine askerî özel bir birlik göndermek
suretiyle orada normal yaşamlarını sürdüren Doğu Türkistan asıllı
insanları kontrol altına almaya ve sindirmeye çalışacak. Rusya’da
Almanca yayınlanan bir gazete Çin hükûmetinin Kırgızistan’a Askerî
birlik göndereceği yönünde haber yaptı.Kırgızistan’da ki Doğu
Türkistanlılar için sınır ötesi askerî operasyon düzenleyecek olan Çin
Hükûmeti, sözde bölücülükle suçladığı Doğu Türkistanlıları
Kırgızistan’da yakalamayı planlıyor. Uluslararası İnsan Hakları
Örgütleri ise, Çin’in böyle bir operasyona kalkışması halinde çok zor
durumda kalacağını ifade ediyorlar.
Çin’in bu girişimine de Kırgızistan’ın çiçeği burnunda Devlet Başkanı
Kurmanov Bakiev’in açık destek sözü vermiş olduğu öğrenildi.
Anlaşılan o ki; Doğu Türkistanlılar açısından Kırgızistan’ın yeni Devlet
Başkanı selefine rahmet okutacak…
Türk
Federasyonu 24. Büyük Kurultayı yapıldı
Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu 24. büyük
kurultayı, Almanya'nın Essen kentinde yapıldı. Kurultaya Avrupa’da
yaşayan 12 bin Türk katıldı
Avrupa Türklüğü'nün en büyük organizasyonu olan Türk Federasyon 24.
Büyük Kurultayı başarıyla tamamlandı. Türk Federasyon delegeleri ve
oluşturulan Divan Kurulu nezaretinde Türk Federasyon Genel Başkanlığına
tekrar Cemal Çetin seçildi.
Kültür Sanat programının yanı sıra Türk Federasyon Genel Sekreteri
Şentürk Doğruyol 23. Dönem faaliyet raporunu ,Türk Federasyon Genel
Muhasibi Mustafa Saygaz 23. Dönem Muhasebe raporunu kurultay
katılımcılara aktardı. Kurultaya katılan MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli, hükümetin alternatifinin MHP olduğunu söyledi.
Devlet Bahçeli, Avrupa Türk Federasyonu'nun kurucusu Alparslan Türkeş'e
teşekkür ederek, Avrupa'daki milliyetçi hareketin usanmadan ve
yorulmadan ilerlediğini ifade etti.
Doğu Türkistan
Sergisi
Avrupa Türk Federasyonun Büyük Kurultayında İstiklâl Gazetesi
okuyucuları da buluştu.
İstiklâl Gazetesi Avrupa Temsilcisi Şen Ozan ve ekibi tarafından açılan
Doğu Türkistan sergisinde gazetemiz okuyucularına ulaşırken, Doğu
Türkistan ile ilgili kitaplar ve broşürlerde dağıtıldı.
İşgalci
hükûmet, doğum yasağına uyanları mükafatlandırıyor
Çin
hükûmeti, geçmiş yıllardan beri on milyonlarca yuan tutarında özel
bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine ulaşmaya çalışıyor.
Çin
Hükûmetinin Doğu Türkistanlılara karşı yürüttüğü asimilâsyon
faaliyetlerinin başında Çin’den devamlı olarak Çinli göçmen getirilmesi
gelmekteyse de, Çin’in Müslüman Türklere yönelik olarak uyguladığı
“Doğum Kontrolü” adı altındaki Doğum yasağı faaliyeti daha tehlikeli ve
geniş bir yer tutuyor.
Kırsal alanda yaşayanlara 2 çocuk, şehirde yaşayanlara ise bir çocuk
yapabilme iznine uyan (uymak zorunda kalan) aileleri 2000 yuan ve bir
de “Planlı Doğum Şeref Sertifikası” ile ödüllendirmek gibi yollara da
baş vurmaya başlayan Çin hükûmeti, geçmiş yıllardan beri on milyonlarca
yuan tutarında özel bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine
ulaşmaya çalışıyor. Böylece Türk nüfusunu her geçen gün azaltmak ve
giderek Çin nüfusu içinde eriterek yok etmek isteyen Çinli’ler ne
pahasına olursa olsun kendi milli ve manevî değerleri doğrultusunda bir
yaşam tarzını seçenlere ise, çok ağır cezalar veriyor.
Doğu
Türkistanlı Alim Abdulehet Mehdum Çin zindanlarında
1,5
yıldır Çin zindanlarında tutuklu bulunan Rahmetli Mehmet Emin Buğra’nın
yeğeni olan Doğu Türkistan’ın en ünlü alimlerinden Abdulehet Mehdum’un
sağlık durumu günden güne kötüye gidiyor.
Doğu
Türkistan’ın Hoten vilayetindeki bir eve 2004 yılının Ocak ayında baskın
düzenleyen Çin Polisleri 77 yaşındaki büyük alim Abdulehet Mehdum
Haci’yi “Dini eğitim veriyor” suçlamasıyla tutuklayıp hapse atmışlardı.
Abdulehet Mehdum’un ağır derecede böbrek hastası olduğu ve sağlık
durumunun da günden güne kötüye gittiği ifade edildi.
Çin
yetkililer, bu kişiyi tutukladıktan sonra kamuoyunun sert tepkisine de
aldırmaksızın sakalını da kesmişlerdir. Abdulehet Mehdum’un bir din
alimi olmaktan öte hiçbir suçu da bulunmamasına rağmen kendi
memleketinden daha uzakta bulunan Aksu vilayetine bağlı Karaşehir’deki
bir zindana atıldı. Üstelik te yakınlarından hiç kimseyle görüşmesine
izin verilmiyor.
Abdulehet
Mehdum Hacim Kimdir?
Bu
zat sertlikten azami derecede kaçınan, son derece yumuşaklıkla
insanları İslâm’a çağıran bir yapıya sahip olmasına rağmen bütün ömrü
İslâm’ı öğretme yolunda eza ve cefa içinde geçmiştir.
Abdulehet Mehdum Hacim Doğu Türkistan’ın Hoten vilayetine bağlı Karakaş
nahiyesinde 1928 yılında dindar bir ailede dünyaya gelmiştir. Bu zat
Doğu Türkistanlı büyük önder ve büyük mücahit “Şarki Türkistan Tarihi”
adlı eserin müellifi Merhum Mehmet Emin Buğra Beyin kız kardeşinin
oğludur. Mehmet Emin Buğra ise 1965 yılında Türkiye’nin Başkenti
Ankara’da vefat etmiştir.
Abdulehet Mehsum Hacim’in babası Barat Ahunum Karakaş nahiyesinde büyük
bir medresenin baş müderrisi olup, 1930’lu yıllarda Çinli saldırganlar
suçsuz yere tutuklayıp şehit etmişlerdir. Küçük yaşta babasız kalan
Abdulehet Mehdum ilk ve Orta okulu Karakaş ve Hoten’de tamamladıktan
sonra 1950-1957 yılları arasında Kaşgar’daki ünlü Hanlık Medrese yüksek
tahsil yapmıştır. O, okulu bitirdikten sonra Hoten’e geri döndü. Daha
aradan 6 ay bile geçmeden Çin Komünist yetkilileri tarafından
tutuklanarak 15 yıl süre ile Hoten vilayetine bağlı Keriye nahiyesindeki
“Suçluları ağır çalışma şartları ile ıslah etme kampları”nda tutuklu
kaldı.
Abdulehet Mehdum 15 yıl süreli hapis cezasını tamamladıktan sonra 1974
yılında hapisten çıkar çıkmaz uzun soluklu mücadelesine yeniden
başlamıştır. O, Çinli işgalciler tarafından dini eğitimden tamamen
mahrum bırakılan Doğu Türkistan halkının yeni nesillerine İslam dinini
öğretmeye devam etti. Mehdum böylelikle yüzlerce doğu Türkistan
evladının birer İslam alimi olarak yetişmesini sağladı.
Çinli işgalcilerin 1979’ da başlattığı “Ünlü ulema ve zenginleri tasfiye
hareketi” esnasında tekrar tutuklanarak hapse atıldı. O esnada bir
gecede doğu Türkistan’ın her köşesinde binlerce alim tutuklanarak hapse
atıldılar. Abdulehet Mehdum bir yıl hapiste tutulduktan sonra bırakıldı.
2001
yılında Abdulehet Mehdum oğlu Abduruf Mehdum ile beraber hiç bir suç
isnat edilmeksizin yeniden tutuklanarak üç ay süre ile Hoten merkez
hapishanesinde hapiste tuttuktan sonra onların bundan sonra hiçbir
şekilde dini tebliğde bulunmaması ve hiçbir cami ve mescitte imamlık
yapmaması şartı ile serbest bıraktılar. O tarihten itibaren evinden
dışarı çıkması da yasaklanmış olarak yaşamaya mecbur edildi.
Bir
süre sonra 4. defa tutuklandı. Bu defa mahlas isimlerle yeni dini
eserler tercüme etmiş olmak ve yazmak suçları isnat edildi. Çin hükümeti
2002 yılında “Yasaklanan eserleri imha etme kampanyası” başlatarak, dini
ve siyasi kitaplar, Kur’an-ı kerim tefsirleri, el yazması eserler ve
Suudi Arabistan’ın Medine şehrindeki Kral Fahd Kur’an basım merkezinde
basılan Kur’an-ı kerimin Uygurca tercümesi de dahil olmak üzere
40.000’den fazla son derece değerli eserleri yakmak suretiyle imha etti.
İşte
bu, Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerin dini alandaki acıklı durumunu
gözler önüne sermektedir. Mazlum ve mağdur Doğu Türkistan halkı; İslam
dünyasından, hükümetlerden, heyetlerden, dünya insan hakları
teşkilatlarından, zaten hasta ve yaşlı durumdaki muhterem bir din adamı
olan Ablehet Mehdum Hacim’in Çin zindanlarından bir an önce kurtarılması
adına girişimde bulunulmasını bekliyor.
Çin Hükümeti,
Uygurlara Yönelik “Sert Darbe Vurma” Hareketinin Alanını Genişletti
(Çince Boxun İnternet Gazetesinin 29 Mayıstaki haberi)
Doğu
Türkistan’ın tam Bağımsızlığı için çalışmakta olan Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezinin haberinde Çinlilerin Doğu Türkistan’a sözde
“Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” ismini vermelerinin 50. yılı törenlerini
istedikleri gibi geçirebilmek için 20 Mayıs’ta Bölge Komünist Partisi
ve Bölge Kamu Güvenliğini Sağlama Komitesi adına bildiriler yayınladı.
Yayınlan bildire şu ifadelere yer verildi:
“Doğu Türkistan teröristleri, yasa dışı dini faaliyetler içinde
olanlar, fikir ayrılıklarını körükleyenler ve Halklar arasında milli
çatışma çıkartmak niyetinde olanlara yönelik olarak sert darbe vurarak
ülkenin her tarafındaki sınır müdafaa birlikleri sınır dışındaki düşman
güçlerin iç kargaşa çıkartmasını mutlaka engellemelidir…”
O
günden itibaren Çin hükümeti 10.ayın 20’sine kadar sözde Sinkiang ( Doğu
Türkistan)ın güvenliğini sağlamak adına “Sert Darbe Vurma Hareketi”
uygulama kararı aldı.
“Sert darbe vurma hareketi” nin temelinde yatan asıl gerçek ise; 1-Doğu
Türkistan Teröristlerine(!); 2- Yasa dışı dini faaliyet ve dinden
yararlanarak devleti parçalamak isteyenlere(!); 3- Komünist Partisinin
milli politikasına saldıranlar ve milletlerarasındaki barışı bozmaya
çalışanlara(!); 4- İdeoloji alanındaki milli bölücülere(!); 5- Halkın
fikir ayrılıklarından istifade ederek milli Otonomi yasalarına
saldıranlara(!) karşı mücadele etmek adı altında Doğu Türkistanlılara
insafsız ve acımasızca darbeler vurmak ve böylece Müslüman Türk halkını
ezerek sindirmeye çalışmak. Doğu Türkistan halkının değerlendirmelerine
göre; Milletler arası İnsan hakları örgütleri ve dünya kamuoyu Çinlilere
yönelik siyasi baskılarını arttırmayacak olursa her bir Doğu
Türkistanlının geleceği tehdit altında demektir.
Gulca’da AIDS giderek
yayılıyor
Doğu
Türkistan’dan alınan son haberlere göre Çin hükümetinin; işgali altında
tuttuğu Doğu Türkistan’da Müslüman Türk halkını milli ve manevi yönden
dejenerasyona uğratma girişimlerine ilave olarak bulaşıcı
hastalıklarında halk arasında yaygınlaşmasına çalıştığı öğrenildi.
Doğu
Türkistan’da Uyuşturucu madde ve alkol kullanımı ile, fuhuş ve cinayet
olaylarının giderek artıyor olmasının birinci sebebi, Çin hükümetinin
Doğu Türkistan’da asimilasyonu hızlandırmak için Çin’den devamlı olarak
Çinli göçmen getirip yerleştiriyor olması olarak gösteriliyor.
Üstelikte getirilen bu Çinlilerin genellikle hapishaneden yeni tahliye
olmuş ve zührevi hastalıklara yakalanmış olan Çinlilerden oluştuğu ise
ayrı bir felaket.
Siyasi anlamda işgalci Çin yönetiminin en çok başını ağrıtan Doğu
Türkistan vilayetlerinden biri olan Gulca’ da asrın insanının baş belası
olan AIDS hastalığının giderek artmakta olduğu ise oldukça düşündürücü.
Çin
hükümetinin yayınladığı raporlara bakıldığında bütün Doğu Türkistan
sathına oranla (380 bin kişi ) Gulca’da ki AIDS hastası sayısının daha
fazla olduğu ortaya çıktı.
Gulca halkı 1997 yılında bağımsızlık için ayaklanmış ve bu ayaklanma
tarihe “ Gulca Ayaklanması” olarak geçmişti.
Çinli göçmenler Uygur kızını, polisler ise babasını öldürdü
Küytün’de bir Uygur Türk’ü Çinli polisler tarafından öldürüldü.
Alınan bilgilere göre, Çinli göçmenler tarafından soyulan ve
dolandırılan 14-15 yaşındaki iki kızını kurtarmak için polisten yardım
isteyen Uygur, polisler tarafından hapse atıldı. Daha sonra hapisten
çıkan Uygur Türk’ü kendisini hapse atan ve kızlarını dolandıran
Çinlilere hiçbir şey yapmayan Polis şefini öldürdü. Kızlarını
kurtarmaya giden Uygur’un, bir kızını kurtardığı, diğer kızının göçmen
Çinliler tarafından öldürüldüğü ifade edildi.
Olay
yerine gelen Çinli polislerin masum Uygur kızını öldüren Çinlilere bir
şey yapmadığı, kızların babası olan Doğu Türkistanlı adamı ise silahla
ateş ederek öldürdükleri öğrenildi.
Bir Uygur
Cemiyeti’de İngiltere’de kuruldu
Dünyanın değişik ülkelerinde faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan
ile ilgili Sivil örgütler kervanına İngiltere’de 21 Mayıs 2005 tarihinde
kurulan bir Uygur cemiyeti de dahil oldu. Dünya genelinde 50’ nin
üzerinde resmi ve gayri resmi olarak faaliyet gösteren Doğu Türkistan
Teşkilatları bulunuyor.
İngiltere’de yaşayan Doğu Türkistanlıların da örgütlenerek, bir
mutabakat çerçevesinde güç birliği yaparak bütün resmi prosedürleri de
yerine getirmiş olarak bir Teşkilatlanma yoluna gitmiş olmaları tüm Doğu
Türkistanlıları sevindirdi. Yeni kurulan teşkilatta ki görev dağılımı
ise şu şekilde gerçekleşti.
Teşkilatın Başkanı : Ömercan Kerimov
Baş
Katip : İlyar Pehridin
Teftiş Heyeti Başkanı: İbrahim Efendi
Mali İşler Sorumlusu: Ehmetcan Kari
İstiklal Gazetesi olarak bizde bu yeni kurulan Doğu Türkistan
Teşkilatını tebrik eder, Hayırlı Muvaffakiyetler dileriz. Temennimiz
odur ki, Doğu Türkistan’ın Tam bağımsızlığının kazanılması yolunda aktif
ve etkili faaliyetler içinde olurlar.
Doğu Türkistan’da 2.
Çöl Karayolu'nun inşasına başlandı
Doğu Türkistan’da ikinci çöl karayolu olan Alar-Hotan Karayolu'nun
inşasına başlandı.
Dünyanın ikinci büyük çölü durumunda olan Taklamakan Çölü'nden geçen
Alar-Hotan Karayolu'nun toplam uzunluğu 424 kilometre olacak. 407
kilometrelik kısmı çöl içinde olan bu karayolunun Aralık 2007'de hizmete
girmesi öngörülüyor.
Doğu
Türkistan’ın kukla yetkilileri, Alar-Hotan Karayolu'nun inşa
edilmesinin Xinjiang (Doğu Türkistan)'daki karayolu şebekesinin ve
Xinjiang (Doğu Türkistan)'ın güneyindeki ulaşım koşullarının
iyileştirilmesi, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki
ulaşım ve temasların kolaylaştırılması, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın
güney kesiminin sahip olduğu kaynak üstünlüğünün ekonomik üstünlüğe
dönüştürülmesinin hızlandırılması, Güney Xinjiang(Doğu Türkistan)'daki
insanların yaşama düzeyinin yükseltilmesi ve Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın
uyumlu gelişmesinin sağlanması için büyük önem taşıyacağını
belirtiyorlar. Ancak yolun yapılamasının asıl sebebi Çölün ortasından
yapılacak karayolu ile birlikte zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan
Taklamakan Çölünü adeta talan edecek olan Çin Hükümeti geçmiş dönemlerde
de inşaa ettiği karayolu sayesinde çıkardığı petrol başta olmak üzere
bir çok madeni Çin’e taşımıştı.
Doğu Türkistan,
petrol rezervleri açısından birinci sırada
Doğu
Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te
Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında
Doğu Türkistan topraklarının “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil
ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri ve rafinerileri
açısından birinci sırayı alacağını söyledi.
Doğu
Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te
Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında
Doğu Türkistan topraklarının “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil
ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri ve rafinerileri
açısından birinci sırayı alacağını söyledi.
Doğu
Türkistan da bulunan Petrol kaynaklarının tam kapasite dolu olduğu ve
çok yüksek kaliteye sahip olduğunu da açıklayan kukla vali Tilivaldi,
bu güne kadar keşfedilen maden çeşidinin 138 çeşit olup, kömür
madenlerinin ise Çin’in sahip olduğunu ileri sürdüğü kömür madenlerinin
de % 40’ını teşkil ettiğini sözlerine ekledi.
Tilivaldi, Doğu Türkistan’da her geçen gün daralan ekili alanlar göz
önüne alındığında sahip olduğu maden zenginliklerinin oldukça fazla
oluşunun ülke geleceği açısından ümit verici bir durum olduğunu da ifade
ederek bir itirafta bulundu.
Kariz’ler hakkında
ki haberimiz ses getirdi
Gazetemizin Mart 2005 sayısında yer alan ve Doğu Türkistan’daki dünya
medeniyet miraslarından sayılan Kariz’lerin kaybolmaya yüz tuttuğu ile
ilgili haberimizin ardından Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’daki yerel
taşeronları vasıtasıyla Kariz’ler üzerine harekete geçtiği öğrenildi.
Doğu
Türkistan Türklerinin günümüzden 2000 yıl öncelerinde kazdıkları ve
yer altında açtıkları kanallar vasıtasıyla birbirleriyle
irtibatlandırarak sulama dahil her alanda kullandıkları kuyulara
“Kariz” adı veriliyor. Bu Kariz’lerin uzunluğu 5bin kilometre
civarında. Bu su kaynaklarına özellikle de Turfan bölgesinde çokça
rastlanıyor. Kariz’ lerin sayısı ilk zamanlarda bin 800 civarında iken
giderek bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle bu günlerde 600 civarına
gerilemiş ve kalanlarda suları çekilerek tamamen yok olma tehlikesiyle
karşı karşıya kaldı. Yapılan inceleme çalışmalarına göre yeterli ilgi ve
bakım söz konusu olmaz ise 20-25 yıl sonunda bu Kariz’lerin tamamen
kaybolacağı ifade ediliyor. Yabancı turistlerin çok ilgisini çeken bu
Kariz’ler, Çinlilerin Doğu Türkistan topraklarının Çin’in ayrılmaz bir
parçası olduğu yolundaki mesnetsiz iddialarını çürütecek çok önemli
Uygur tarihi eserleri arasında.
Son
yıllarda kuraklık tehlikesi yaşayan bölge halkının da ciddi tepkileri ve
Kariz’lerin de birer Turistik gelir kaynağı olduğunu düşünen Çin
hükümeti bu Kariz’leri kısmen kurtarmaya çalışmak adına 60 milyon yuen
ödenek ayırdı.
Çin
hükûmetinin yeni bir entrikası da her restore ettikleri Türk-İslâm
eserlerini kendilerine mal etmeleri. Kariz’ler için de daha şimdiden
“Kariz’ ler Pekin deki Büyük Xangjo Kanalı ve Çin Seddi ile aynı
kategoride değerlendirilmesi gereken devletimizin en önem verdiği tarihi
yapılarından biridir” diyorlar.
Çinli yetkililer,
Türkiye’de cirit atıyor
Son
günlerde Çinli devlet adamları Türkiye’yi adeta mesken tuttu. Birisi
gidiyor arkasından bir başkası geliyor. Çinli yetkililerin yoğun Türkiye
trafiği hakkında “Çinli’ler Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı’larla
ilgili hükûmetten yeni bir beklenti içine mi girdiler?” Sorusunu akla
geliyor. Türkiye’ye gelenler içinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi
Özkök'ün resmî davetlisi olarak Ankara'da bulunan Çin Halk Cumhuriyeti
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Guanglıe ve beraberindeki heyet’te
geliyor.
Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Çankaya Köşkü'nde kabul edilen Çin Genel
Kurmay Başkanı, Orgeneral Özkök'ün de hazır bulunduğu ziyaret foto
muhabirlerinin ve kameraların görüntü almasının ardından basına kapalı
devam etti.
Bir
diğer Çinli yetkili ise İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile resmî
ziyaret için Türkiye'ye gelen Çin Halk Cumhuriyeti Kamu Güvenliği
Bakanı Zhou Yongkang.
Zhou
Yongkang ve Bakan Aksu, Ankara
EmniyetMüdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nün toplumsal olaylara
müdahale konusunda gerçekleştirdiği tatbikata katıldı.
Tatbikatın sonunda Atlı Birlik'te görevli polisler, Çin Halk Cumhuriyeti
ve Türk bayrağını açtı. Çin Kamu Güvenliği Bakanı’nın Türkiye’de ki Doğu
Türkistanlılar ile ilgili yeni bir istekte bulunup bulunmadığı ise henüz
açıklanmadı.
Avrupa
Birliği, Çin’e son uyarıyı yaptı
Avrupa Birliği Çin'e son uyarısını yaptı ve iki kategoride Avrupalı
üreticilerin 'telafi edilemez' zararını önlemek için kota uygulamakla
tehdit etti.
Financial Times'ın haberine göre Avrupa Birliği Komisyonu Çin'den
yapılan tişort ve keten ipliği ithalatının Avrupalı üreticilerin
varlığını, kârlılığını ve istihdamını zora soktuğunu belirterek
gelişmelere göz yumulamayacağını açıkladı. Komisyona göre keten iplik
üretimi AB'de bu yıl yüzde 25, bu alandaki istihdam yüzde 13 geriledi.
Çin'den AB üyesi ülkelere yapılan tişort ihracatı yılın ilk üç ayında
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 187, keten iplik ihracatı ise yüzde
56 arttı.
Barosso: Daha ileri gideriz
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Baroso, topluluk pazarını Çin
tekstilinin istilasından korumak için daha önce ilan ettikleri
önlemlerin daha fazlasını da uygulamaya sokabileceklerini söyledi.
Birkaç hafta önce Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'ya 'çok sert' bir mektup
gönderdiğini belirten Barroso "Tekstil pazarımızdaki bozulma nedeniyle
kendisinden bu gidişe müdahale etmesini istedim" dedi. Çin'in önlem
alacağını umduğunu belirten Barroso aksi takdirde sert önlemler
alacaklarını söyledi. Barroso'nun çağrısını Çin'in cevapsız bırakması
durumunda AB ilk etapta tişort ve keten iplikte yüzde 7.5 ihracat
kısıtlaması yapabilecek. Kısıtlama en fazla üç yıl sürebilecek.
Doğu
Türkistan’da Nasrettin Hoca yeni nesillere tanıtılıyor
Nasrettin Hoca (Doğu Türkistan Türkleri “Nesirdin Ependi” olarak
adlandırmaktadır) Son yıllarda Çin işgalcileri tarafından Türk
çocuklarına ne kadar unutturulmaya çalışılsa da Doğu Türkistan
Türklerinin kıvrak zekası ve özel gayretleri ile yeniden gündeme
getirilerek yeni nesillere tanıtılmaya çalışılıyor. Edinilen bilgilere
göre Uygur müziği atmosferinde canlandırılacak olan Nasrettin Hoca
temsilleri için yurt dışından hayvan terbiyecilerinin özel olarak
eğittiği bir eşek getirilerek sirk ve Tiyatro sahnelerinde Nasrettin
Hocanın eşeği yerine kullanılacak. Doğu Türkistan’daki Sirk ve Eğlence
Grubunun Başkanı Enver Muhammet bir demecinde şunları söyledi:
“Nasrettin Hoca (Nesirdin Ependi) nin esprilerinden ve fıkralarından
yeni nesil seyircilerinin haberleri yok. Bizim maksadımız Nasrettin
Hocayı (Nesirdin Ependi) yeni nesillere hakkıyla tanıtmaktır” dedi.
“Doğu Türkistan’daki zulme son vermek en önemli milli davalarımızdandır”
Kayseri
Kültür ve Turizm Demeği Yönetim Kurulu Başkanı Alim Gerçel, yaptığı
yazılı açıklama ile 3 Mayıs Türkçülük Bayramını kutladı
Alim
Gerçel mesajında Türkler üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını
belirterek, “3 Mayıs 1944' te yaşanan, Türk Milliyetçilerine yönelik
yıldırma ve yok etme oyununun bozulmasının 61. yıldönümünde, Türk
Milleti yeni tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Bir
yanda AB' nin Türk milli varlığını yek etmeye yönelik dayatmaları, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni altın tabak içinde Rumlara sunma
gayretkeşliği, bir yanda Musul-Kerkük'ten Doğu ve Güney Doğu
Anadolu'muza uzanan yeni fitne ve fesat tezgâhları Türk Milletini
kuşatmıştır Türk Bayrağına ve onun manevi değerlerine hakaretler, dilini
bozma, vatanını bölme, dinine misyonerlik oyunları, Siyonistlerle
işbirliği gayretleri. Türkçüler buna müsaade etmeyecektir.
3
Mayısın 61, yıldönümünde Türk Milliyetçilerine daha büyük görev ve
sorumluluklar düşüyor. Bu oyunları bozmak ve Türk Milletini yeni bir
şahlanışa sevk etmek için el ve gönül birliği kaçınılmazdır.
Unutmayalım!
Bugün uygar milletler arasında halâ esaret içinde olan sadece Türk
Milleti Doğu Türkistan'da, Çin zulmüne son vermek, Rusya Federasyonunun
kontrolünden çıkamamış Türk boy ve topluluklarının içinde bulundukları
durumdan kurtarmak en önemli milli davalarımızdan biri olarak önümüzde
duruyor.
Kayseri Kültür ve Turizm Derneği' olarak "3 Mayıs Türkçüler Bayramını"
kutluyor, 3 Mayıs'ın 61. yılının, Türk Milletinin yeniden diriliğine
vesile olmasını diliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene! Tanrı Türk'ü Korusun
ve Yüceltsin” dedi.
Rabiye Kadir yine kıskaçta
Çin'in Doğu Türkistan'da Uygur halkına uyguladığı baskı politikalarının
ardı arkası kesilmezken, Pekin'in ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza
Rice'in mart ayındaki ziyaretinden önce jest olarak hapishaneden
çıkardığı Uygur işkadını Rabiya Kadir'e yönelik kıskaç da gevşemiyor. 8
yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması
üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urümçi’deki şirketlerine
baskın düzenlendi.
Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan Kadir'in oğlu Ablikim
kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı gözaltına alındı ve çok sayıda
evraka da el konuldu.
‘Mali olarak çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe
duyduğunu belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi.
8
yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması
üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urumçi'deki şirketlerine
baskın düzenlendi. Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan
Kadir'in oğlu Ablikim kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı
gözaltına alındı ve çok sayıda evraka da el konuldu. 'Mali olarak
çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe duyduğunu
belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi. Kadir'in
Virginia'da yaşayan kızı Akide Ruzi de, kardeşinin güvenli bir yerde
saklandığını ve şirkete yapılan baskının nedenini bilmediklerini
söyledi. ABD Dışişleri, gelişmelerden kaygı duyulduğunu ve konuyu
Pekin'le görüştüğünü kaydederken, Uluslararası Af Örgütü Kadir'in
serbest bırakılmadan önce Uygurlarla temas kurmaması ve Doğu Türkistan
konusunda susması uyarısı yapıldığına dikkat çekerek "Bu siyasi bir
şantaj" dedi. Kadir'in Akide adlı şirketler topluluğu ithalat, ihracat,
emlak, borsa ve lokantacılık sektöründe iş yapıyor. Kadir'in oğlu da,
lokanta zincirinin başında.
Türkiye, petrolünü arıyor
"Türkiye'de petrol var mı?" soruları artık kafaları kurcalamayacak.
İskenderun'da başlatılan petrol arama çalışmaları, Türkiye için dönüm
noktası olacak. Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde, Türk Petrolleri
Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından petrol arama çalışmaları başlatıldığı
belirtildi.
Büyükdere Köyü’nde açılan ve 35 metre derinliğe kadar ulaşılan "Büyükdere-1"
adlı kuyudan, petrol çıkma olasılığının yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Cumhurbaşkanı Sezer,
Çin'i ziyaret edecek
Çin
Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'in, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun daveti üzerine 12-15 Haziran
tarihleri arasında Çin'i ziyaret edeceği duyuruldu. Sezer’in ziyareti
sırasında iki ülke arasındaki ilişkiler ile Türkiye’de yaşayan Doğu
Türkistanlı’ların gündeme geleceği ifade ediliyor.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ise üç günlük programında Doğu
Türkistan’ı ziyaret edip etmeyeceği ise henüz bilinmiyor.
Yok artık!
Anadolu Hisarı’nıda Çinli’ler yaptı
Doğu
Türkistan’da giderek kaybolmakta olan Türk tarih ve kültür eserlerinden
birisi olan Kumul’daki “Uygur Beyi Kalesi” Uygur Türklerinin verdiği
mücadelelerle kısmen yeniden restore edilirken, Çin hükümeti bu kalenin
de mimar ve ustalarının Çinli olduklarını iddia etmeye başladı. Alınan
1. kısım onarım kararı gereğince 20 Nisan günü kalenin üst kısımlarının
restorasyonu tamamlandı. Güneş ışığı altında zümrüt misali parlayan bu
kale heybetli görünümü ile tekrardan göz önüne çıktı. Çinliler bu Uygur
Beyi Kalesi için “Bu kale çok eski tarihi devirlerde çok kaynaklı
kültürlerin(!) bu bölgede buluştuğunun bir göstergesidir. Uygur Beyi
Kalesi Kumul’un ilk Beyi olan Ebeydullah tarafından Pekin’den getirilen
Çinli ustalar tarafından inşa edilmiş, 1885 yıllarına gelindiğinde ise
son Beylerden olan Şahmaksut tarafından genişletilerek ve değişiklikler
yapılarak yeniden ortaya çıkartılmıştır.” Deselerde, kalenin mimari
özellikler olarak kesinlikle bir Uygur-Türk eseri olduğu biliniyor.
Kalenin içerisinde 800 ayrı oda, büyüklü küçüklü 9 kule de renkli
Tuğ’lar asılı olup, Kale içinde musıki salonları, misafir salonları,
İpek yolu müzesi, Kumul Tarihine ait bir müze ve Uygur Beyleri tarihi
araştırma bölümleri yer alıyor. Kalenin dış yüzeyi ise tamamen killi
harç kullanılarak tezyin edilmiş dudumda.
Kalenin restorasyonuna 10 milyon yuen ayıran Çin hükümetinin asıl
maksadının temelinde ise Kale’nin Çinli usta ve mimarlar tarafından inşa
edildiği şeklindeki iddialarına kuvvet kazandırmak yatıyor.
Bir Uygur genci ip üzerinde en uzun süre kalma rekoru kırdı
Ülkeleri işgal altında olan milletlerin var olma mücadelesi verdiklerine
dair en açık örneklere yine Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da
rastlamak mümkün.
Bilindiği gibi geçmiş yıllarda Adilcan ismindeki bir Uygur genci ip
cambazlığında, bir vadi üzerine gerilen çelik halat üzerinde hiçbir
güvenlik önlemi almaksızın seyredenlerin yüreklerini ağızlarına
getirecek bir yükseklikte elindeki bir tek sırıkla dengesini sağlayarak
karşıdan karşıya geçmiş ve bundan sonraki hedefinin ünlü Niagara
Şelalesinden geçmek olduğunu söylemişti. Milli giysileri içerisindeki
demeçleri ile dünyanın ilgisini Uygur Türkleri üzerine çekmeyi başarmış
olmasına rağmen ne yazık ki; bu başarıyı Çin hükümeti kendilerine mal
eden açıklamalar yapıyor.
22
Mayıs 2005 tarihinde de yine Doğu Türkistanlı cambazların varislerinden
Esker ismindeki bir Uygur genci Çinlilerin Nenjing Shuenwu adını
verdikleri bir göl üzerine karşıdan karşıya gerilen 30 metre
yükseklikteki çelik tel üzerinde 37 gün boyunca kalarak bir dünya
rekoru kırdı. Her zaman olduğu gibi yine bu rekoru da Çinliler
kendilerine mal ettiler.
Doğu Türkistan’da 5 yayın organına yasak
getirildi
Doğu
Türkistan’daki Çin kuklası neşriyat merkezi yetkilileri, hükümetin
kendilerine yayın hakkı verdiği konuların dışındaki olayları da haber
yaptıkları gerekçesiyle 5 ayrı yayın organının yayın hayatına
zorbalıkla son verdi.
Bu
yayın organlarının isimleri aşağıdaki gibidir.
1-Çin’in Doğu Türkistan’da petrol soygunu yapan bir şirketi başta olmak
üzere üç ayrı şirket tarafından finanse edilen “Şeher Roli” adındaki
dergi.
2-Dergi izin numarası ISSN 1680-662X, 2 aylık Hongkong Büyük Seyahat
Dergisi sorumluluğunda çıkan “Güzel Hayat” adlı dergi.
3-Yayın İzni numarası 0057 olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Dahili
Materyalleri” Dergisi olup, Ürümçi vilayeti şarap sektörü sahipliğinde
çıkmakta olan “Şarap Tüccarı” adlı dergi.
4-“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gençleri” dergisi sahipliğinde “Hongkong
İktisadi Münazara” neşriyatları bünyesinde basılıp dağıtılan devlet
nezdinde ki dahili izin numarası CN65-1159/C olan “Arabacı Köle” adlı
dergi.
5-Doğu Türkistan-Ürümçi Asayiş Alış-veriş Şirketi tarafından neşredile
gelen “Renkli Hayat” adlı dergi.
Doğu
Türkistan Enformasyon Merkezi kaynaklı bu habere bakıldığında despot
Çin yönetimi kendisinin haber yapılmasına izin verdiği haberlerin
dışındaki olay ve gelişmelerin haber yapılmasının önüne engel koyarak
komünist sistemin yapısına uygun bir davranışta bulunuyor.
“Dünya ile entegrasyon”dan, sözde “Batıya açılmak” tan söz eden Çin işte
bu.
Çin’de 27 gazeteci tutuklu
2004
verilerine göre, dünya genelinde, görev başında 53 gazeteci öldürüldü,
907 gazeteci
tutuklandı, bin 146 gazeteci fiziki saldırıya uğradı ve 622 basın
kuruluşuna sansür uygulandı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) yıllık raporuna göre,
geçtiğimiz yıl 53 gazeteci, görev başındayken uğradığı saldırı sonucu
hayatını kaybetti.
Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne, denk getirilen raporda, 2004'te öldürülen
gazeteci sayısının son 9 yılın en yüksek rakamı olduğu belirtilirken 107
gazetecinin de hala hapishanelerde olduğu bildirildi. Raporda, 19
gazetecinin öldürüldüğü ve çok sayıda gazetecinin de kaçırıldığı Irak,
gazeteciler için en tehlikeli yer olarak gösterilirken, düşüncelerinden
ve inançlarından dolayı Asya kıtasında 16 gazetecinin öldürüldüğü
bilgisine yer verildi. “Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi" olarak
nitelenen Çin, 27 mahkum gazeteci ile ilk sırada yer alırken Küba, 22
gazeteci ile ikinci, Eritre 14 gazeteci ile üçüncü sırada yer alıyor.
En
çok ihlal yapıldığı gerekçesiyle Kuzey Kore, Türkmenistan ve Eritre
raporda suçlanan ülkeler oldu. En çok gazetecinin öldürüldüğü ülkeler
sıralamasında Irak,19 gazeteciyle ilk sırada yer alırken Irak'ı, 16'şar
gazeteciyle Filipinler ve Bangladeş takip ediyor. Hemen hemen dünyanın
her noktasında az ya da çok basın özgürlüğünün kısıtlandığının
belirtildiği raporda, "Basın özgürlüğünün, hiç bir ülkede garantisi yok.
Bir yerde özgür ifadenin ateşi tutuşturulurken, başka bir yerde bu ateş
söndürülüyor" ifadelerine yer verildi.
Çin'den Kerimov'a sinsi destek
Çin
devlet başkanı, Pekin’i ziyaret eden Özbekistan lideri İslam Kerimov’u
sıcak bir şekilde karşılayarak Kerimov’a destek verdiğini açıkladı
Hu
Jintao, Kerimov’u Çin halkının eski bir dostu olarak tanımladı ve Pekin
ile yakın ilişki kurma çabalarını övdü.
İki
hükûmet tarafından yapılan ortak açıklamada ise, ziyaretin Andican
olaylarından önce planlanmış olduğu hatırlatıldı.
13
Mayıs’ta meydana gelen olaylarda askerlerin göstericilerin üzerine ateş
açtığı ve yüzlerce kişinin öldüğü ileri sürülmüştü.
Özbekistan Devlet başkanı İslam Kerimov ise olaylardan aşırı dinci
grupları sorumlu tutmuş ve sadece 169 kişinin öldüğünü bildirmişti.
Çin,
Kerimov’un sertlik yanlısı tutumunu destekleyen ender ülkeler arasında
yeralıyor. Nedeni ise, Çinli yetkililerin, Doğu Türkistan’daki Uygur
milliyetçilerin benzeri girişimlerde bulunmalarından kaygı duymaları.
Özbekistan’ın toplumsal karışıklıklara sahne olan Andican kenti, Doğu
Türkistan yakınlarında bulunuyor. Uluslararası gözlemcilere göre
yıllardır bağımsızlık yanlısı Uygurları kontrol altında tutmaya çalışan
Çin, Özbekistan ve komşusu Kırgızistan’daki İslâmcı hareketlerin
topraklarına sıçramasından ciddi kaygı duyuyor. Pekin hükûmeti,
Kerimov’un baskıcı rejimini destekleyerek hem sözde bölücü unsurlara
karşı bölgesel işbirliğini artırmaya, hem de petrol ithalatını güvence
altına almaya çalışıyor.
Türk Tarih Kurumu sıkıntılı
Türkiye’nin en önemli kurumlarından birisi olan Türk Tarih Kurumu uzman
elaman sıkıntısı yüzünden çalışmalarını sürdüremiyor.
Doğu
Türkistan ( Türk ) tarihinin Çin Hükûmeti tarafından çarpıtılarak tekrar
yazılmaya başladığı ile ilgili haberimizin yankıları sürüyor. Türk Tarih
Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ndan İstiklâl Gazetesi olarak
görüşlerini sorduk. Son zamanlarda yeniden gündeme taşınmaya çalışılan
sözde Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak yoğun bir çalışma
temposunda olduklarını kaydeden Halaçoğlu, “ Türk Tarih Kurumunda bir
ordu çalışmıyor. Çalışan adam sayısı üç kişi. Daha bir yasamız bile yok”
diyerek, kurum olarak şu an için bir şey yapamayacaklarını söyledi.
Çin’den G–4 önerisine ret
Çin’in BM nezdindeki Daimi Temsilcisi Wang Guanya, New York’taki BM
Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada, G–4 adı verilen bu ülkelerin,
konseyde iki ülkeye bir üyelik verilmesi önerisinde ısrar etmeleri
durumunda, Çin’in buna açıkça karşı çıkacağı uyarısında bulundu. Bu
girişimi “tehlikeli” olarak niteleyen Çinli Büyükelçi, “Bu girişim evde
ayrılıklara neden olur, birliği bozar” diye konuştu. G–4 ülkeleri, 16
Mayıs’ta BM Genel Kurulu’nda bir karar tasarısı dolaştırmaya başlayarak,
Güvenlik Konseyi’nin 15 olan üye sayısının 25’e çıkarılmasını istemişti.
Bu ülkeler, teklifleri doğrultusunda 6 yeni daimi üyelik oluşturulması
önerisinde bulunmuştu.
Çin, siber ajan
kullanıyor
Çin
Hükûmeti, Internet'te pozitif siyasî mesajlar vermek ve halkın
fikirlerini daha iyi kontrol etmek için siber ajanlar kullanıyor
Southern Weekend Gazetesi'nin haberine göre, çeşitli şehirlerde yönetim,
Internet'teki sohbet odalarında sıradan Internet kullanıcıları gibi
konuşan 'çevrimiçi propaganda güçleri' ve hükûmet adına olumlu
düşünceler yayan diğer siber-forumları kullanıyor.
Gazete, bu şehirlere örnek olarak da doğudaki Jiangsu Eyaleti'nde yer
alan Suqian şehrini gösteriyor. Habere göre, bu şehir 26 üyeden oluşan
propaganda grubunu geçen ayın sonlarında kurdu. Grubun üyeleri
çoğunlukla halkla ilişkiler konusunda deneyimli memurlardan seçiliyor.
Yeni kurulan gruba üye olan ve haberde düşüncelerine yer verilen Lu
Ruchao, "Sohbet odaları halkın fikir, düşünce ve duygularının merkezi.
Fikir alanında çalışan kişiler için bu alanlar incelenmeye değer"
şeklinde konuştu.
Propaganda savaşçılarının çalıştığı tek şehrin Suqian olmadığının ifade
edildiği haberde, aynı eyalette yer alan Nanjing ve Wuxi şehirlerinde de
geçen yıl benzer grupların oluşturulduğu belirtildi. Gazete, 2004
yılının sonuna kadar Çin'in bütün bölgelerinden 127 görevlinin Pekin'de,
Internet'te halkın görüşlerinin nasıl şekillendirilebileceği ve
yönlendirilebileceği konusunda özel bir eğitim aldığını ifade etti.
Tayvan'da
seçimi bağımsızlık yanlısı parti kazandı
Tayvan'da geçici meclis için yapılan seçimleri, Devlet Başkanı Chen Shui-bian'ın
bağımsızlık yanlısı Demokratik Gelişim Partisi (DPP) kazandı
Resmî sonuçlara göre, anayasa değişikliklerini görüşmekle yükümlü
"Ulusal Meclis"in belirlenmesi için yapılan ve katılımın çok düşük
olduğu seçimlerde DPP 1,64 milyon oy, Çin ile yakınlaşmaktan yana olan
Kuomintang (KMT) ise 1,5 milyon oy aldı.
Nüfusu 23 milyon olan Tayvan'da anayasa değişikliğini görüşecek geçici
meclisi seçmek için 16,7 milyon seçmen oy vermeye çağrılırken, katılımın
çok düşük olması bekleniyordu.
31
Mayıs'tan sonra sadece bir ay için toplanacak Tayvan "Ulusal Meclisi",
kıta Çin ile derin ayrılıkların bulunduğu bir dönemde, aralarında
parlamenter sayısının düşürülmesi, seçim sisteminde değişiklik ve
referandum düzenlemesi gibi konuların bulunduğu anayasa değişikliklerini
görüşmesi öngörülüyor.
300
temsilcinin belirleneceği seçimler, Devlet Başkanı Chen Shui-bian ve DPP
için bir gösterge olarak kabul ediliyordu.
Kur’an’a
saygısızlığa protesto
Afganistan'ın Celalabad kentinde 2 gündür devam eden ABD karşıtı
gösterilere katılan göstericiler bazı hükümet binalarını ateşe verdi.
Celalabad'da öğrenciler tarafından başlatılan ABD karşıtı gösterilere,
halkın da katılımıyla devam edildi. Newsweek dergisinde yayınlanan,
ABD'nin terör zanlılarını tuttuğu Guantanamo üssünde sorgu memurlarının
Kuran-ı Kerim'e hakaret ettikleri haberi üzerine başlayan gösterilerde,
göstericiler, "Kahrolsun Amerika" şeklinde slogan attı. Sloganlar atarak
Celalabad Valiliği'ne gelen göstericiler, binayı ateşe verdi. Binada
bulunan bazı evrakları yakan, bazılarını da sokaklara dağıtan
göstericiler, hükümete ait araçları da ters çevirerek yaktı. Afgan
polisinin ve ABD askerlerinin gösterileri kontrol altına almak için ateş
açtığı, açılan ateş sonucu göstericilerden 4'ünün öldüğü, 60 kişinin de
yaralandığı bildirildi.
Çin'de 706 füze var
Tayvan Devlet Başkanı Çen Şu-bian, Çin'in 496 olan füze sayısının şu
anda 706'ya yükseldiğini belirterek, AB'den Pekin'e yönelik ambargoyu
kaldırmamasını istedi.
Tayvan Devlet Başkanı Çen Şu-bian, Çin'in 2003'te 496 olan füze
sayısının şu anda 706'ya yükseldiğini belirterek, AB'den Pekin'e yönelik
silah ambargosunu kaldırmamasını istedi. Tayvanlı lider Çen, AB
parlamento üyeleriyle yaptığı tele konferansta, Çin'in ülkesini hedef
alan Silahlanmada, her yıl orta ve kısa menzilli füzelerine 120 tane
daha eklediğini savundu.
Çen,
Çin'in Tayvan'a yakın güneydoğu sahilleri boyunca 496 taktik füze
yerleştirdiğini, 173 stratejik füzeye daha sahip olduğunu belirtti.
Avrupa
Birliği'nde yeni dönem
Avrupa Birliği Anayasası'nın Fransızlar tarafından reddilmesi ne anlama
geliyor? Bu sonuçlara göre Avrupa Birliği ve Fransa için yeni bir sayfa
mı açılıyor. İşte ayrıntılar.
Avrupa Anayasasının Fransızlar tarafından reddedilmesi hem Fransız iç
politikasında hem de Avrupa Birliği'nin (AB) geleceğinde yeni bir
dönemin başlaması anlamına geliyor.
Fransa'da sol partiler anayasaya, pek çok sosyal hakkı tırpanlayacağı,
yetkinin seçilmişlerden alınıp Bürüksel'deki bürokratlara verileceği ve
ABD tarzı bir 'piyasa ekonomisi' dayatacağı gerekçesiyle karşı çıkarken,
milliyetçi kesim ise Fransız kimliğinin Avrupa içinde eriyeceği
kaygılarını taşıyordu.
FRANSA'DA YENİ DÖNEM
Siyasal analistler, Cumhurbaşkanı Chirac ve iktidar partisinin
desteklediği anayasının reddedilmesinin, Fransız iç politikasında yeni
bir dönemi başlatacağını, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
Chirac'ın ve mevcut iktidar partisinin şansının önemli ölçüde
azalalacağı yorumunda bulunuyorlar.
Öte
yandan sonuçların tüm üye ülkelerde Avrupa Birliği'nin geleceğine
ilişkin tartışmaları da hızlandıracağı öngörülüyor. Dış politika
yorumcuları anayasanın diğer ülkelerde de reddedilmesi durumunda, Avrupa
Anayasası'nın gündemden kalkabileceğini ya da uzun vadede yeniden ele
alınabileceğini belirtiyorlar.
TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK!
Birliğin daha hızlı karar alabilmesini ve üye ülkelerin veto haklarının
sınırlandırılmasını öngören anayasanın yürürlüğe girmemesiyle,
Avrupa'nın genişleme sürecinin de yavaşlayacağı ve Türkiye’nin de bundan
etkileneceği söylenebilir.
Bu
sonuçla , Avrupa komuoyunda, birliğin geleceği, siyasal rolü ve ulus
devletlerle birliğin ilişkileri gibi konularda henüz ortak bir zemin
oluşmadığını gösteriyor.
Türkleri aşağıladığı
için pişman oldu
İrlandalı Devlet Bakanı Conor Lenihan İrlanda Parlamentosu'nda Türkleri
aşağılayan ifadeler kullandı. Yaptığından pişman olan Bakan hatasından
dönerek özür diledi.
İrlandalı göçmen Türk işçilerin haklarını savunmasıyla ön plana çıkan
bir milletvekiline cevaben Türkleri aşağılayıcı bir ifade kullanan
Devlet Bakanı Conor Lenihan özür diledi.
Parlamentodaki bir tartışma sırasında Sosyalist Parti Milletvekili Joe
Higgins’e, haklarını savunduğu Türk işçileri ima ederek "Sen git
kebaplarına sarıl" diye çıkışan Lenihan, daha sonra yine parlamentoda
yaptığı konuşmada "Kullandığım ifadelerden pişmanım ve herhangi birini
kırdıysam tüm kalbimle üzgün olduğumu belirtirim" dedi. Bununla
birlikte, Lenihan’ın yaptığı özür konuşması bile bazı milletvekillerinin
kendisine yönelik ’istifa et’ çağrılarını engellemedi.
Moğolistan’a Komünist başkan
Moğolistan'daki devlet başkanlığı seçimini komünist Enkhbayar kazandı.
Moğolistan'da yapılan devlet başkanlığı seçimini, eski komünist partinin
adayı Nambariin Enkhbayar kazandı Moğol devlet radyosu, 1990'lara kadar
ülkeyi 70 yıl tek başına yöneten Moğolistan Devrimci Halk Partisi'nin (MDHP)
adayı Enkhbayar'ın, oyların yüzde 50'sinden fazlasını aldığını duyurdu.
Oy kullanma oranının yüzde 70'i geçtiğine işaret edilen haberde,
Enkhbayar'ın rakibinin yenilgiyi kabul ettiği belirtildi.
Özbekistan’da özgürlük
ayaklanması
Özbekistan'da yaşanan olaylarda ölenlerin sayısının bine ulaşmış
olabileceği ileri sürüldü
Uluslararası Helsinki İnsan Hakları Federasyonu ile Özbekistan İnsan
Hakları Derneği'nin ortak açıklamasında, Özbek güvenlik güçlerinin,
Andican kentinde başlayan olaylardan sonra bin kadar kişiyi öldürmüş
olabileceği belirtildi. Özbekistan İnsan Hakları Derneği Başkanı Talib
Yakubov, ülkede yeni bir ayaklanma beklediğini belirterek, bu
ayaklanmanın da kanlı olabileceği uyarısında bulundu. Yakubov, Batılı
ülkelerden Özbek rejimine karşı daha katı davranmalarını isteyerek,
bunun olmaması durumunda Özbekistan'da ortaya çıkabilecek şiddetten
kısmen de Batı'nın sorumlu olacağını kaydetti.
NATO, Özbekistan için endişeli
NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, İttifak'ın Özbekistan'daki
şiddet olayları nedeniyle çok endişeli olduğunu söyledi. Scheffer,
Özbekistan'daki şiddet olaylarının soruşturulması gerektiğini
belirterek, ''NATO kaygılı, durumdan çok endişeli ve gelişmelere göre
tutumuzu alacağız'' dedi. De Hoop Scheffer, BM'nin olaylarla ilgili
bağımsız soruşturma yapılması çağrılarını destekleyerek, ''Andican'da
tam olarak ne olduğu konusunda bir soruşturma yapılması önemlidir.
Bölgeye girişler serbest olmalıdır'' diye konuştu. NATO Genel Sekreteri
Jaap de Hoop Scheffer, olayların, Özbekistan'ın Barış İçin Ortaklık (BİO)
programı çerçevesinde NATO ileilişkilerini ne yönde etkileyeceğine
yönelik bir soruya da, ''BİO'nun açık belirli yükümlülükleri var''
yanıtını verdi.
Özbekistan'ın doğusundaki Andican'da kökten dincilikle suçlanan 23
kişinin yargılanmasının protesto edilmesiyle başlayan olaylarda, 169
kişi ölmüş, binlerce kişi sokaklara dökülmüş, silahlı göstericiler bir
cezaevini basarak, mahkûmları serbest bırakmıştı.
Direnişin lideri yakalandı
Özbek askerleri, Kırgızistan sınırında direnişçi
lerin kontrolünde bulunan Karasu kasabasına girdi. Operasyonda,
"hedefimiz İslam devleti kurmak" diyen direniş lideri Bahtiyar Rahimov
ve üç yardımcısı gözaltına alındı. Direniş liderlerinin kan dökülmeden
gözaltına alındığı belirtildi.
Özbek yönetimi geçtiğimiz cuma gününden bu yana çıkan olaylarda 169
kişinin öldüğünü açıklarken, muhalefet en az 500 kişinin öldüğünü
savunuyor.
İsyan nasıl başladı?
İsyan, geçtiğimiz hafta perşembe gecesi silahlı eylemcilerin bir
cezaevini basarak kökten dincilikle suçlanan 23 kişiyi serbest
bırakmasıyla başlamıştı. Haklarındaki suçlamaları reddeden bu kişilerin
serbest bırakılması için kentte dört aydır eylem yapılıyordu. 23 kişinin
anayasaya aykırı faaliyetler, kökten dincilik ve suç örgütü oluşturma
gibi iddialarla yargı önünde olduğu belirtiliyor. Bölgedeki insan
hakları savunucuları ise bu davanın Özbekistan yönetiminin dini
konulardaki kısıtlamalarının bir parçası olduğunu savunuyor. 10 şubatta
başlayan davada, 23 sanığın tümü de suçsuz olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz
yıl haziran ayında tutuklanan sanıklar, 'Ekremiye' adlı bir dini grubun
üyeleri olmakla da suçlanıyor.
Denktaş: “Güney'de alınan karar Kuzey'de infaz edilemez”
KKTC
eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mülkiyet meselesinin maksatlı olarak
gündeme getirildiğini belirterek, "Rumların, Güney'de alacakları kararı
Kuzey'e gelip infaz etmelerinin mümkün olmadığını" söyledi.
Rumlarla Türkler arasındaki mülkiyet sorununun başlangıçtan beri
olduğunu vurgulayan Denktaş, mülkiyet sorunu gündeme geldiğinde
Rumların, bütün göçmenlere, "sakın takas ve tazminat yoluyla mülkiyet
meselesini halletmeyiniz. Hepiniz geri yerlerine gitmeden mesele
halledilmeyecek" diye telkinde bulunduğunu belirtti.
Denktaş, şunları söyledi:
"Yoksa, 1974-75'ten sonra nüfus mübadelesi anlaşması yapıldı, toprak
meselesine de gelecektik ancak onlar engel oldu. Çünkü, bütün Kıbrıs'ı
istedikleri için bunu kabul etmemekte ısrarcı davrandılar. Onlar gibi
biz de Güney'de mal-mülk bıraktık, onlar o yerlere kendi göçmenlerini
yerleştirdi. Biz dava açmadık, ancak siyasi görüşmelerde bu halledilecek
diye beklentiye girdik. Bunların niyetleri bozuk olduğu, bütün dünya da
onları Kıbrıs'ın meşru hükümeti diye kabul ettiği, Türkiye de bunu
engelleyemediği için dava açmaya başladılar."
Açılan davaların sorunu çözümleyemeyeceğini ifade eden Denktaş,
"Bireysel davalar 40 yıl daha devam eder. 40 yıl daha bireyler birbirini
döver öldürür. Adam güneyde malını bırakmıştır, karşılığında bir şeyler
almıştır, gelip bunun içine yatırım yapmıştır, sen 30 yıl sonra çıkıp
geleceksin ve 'burası benim' diyeceksin bunu kim kabul eder?" şeklinde
konuştu.
Dutbayev:
Kazakistan'da devrim ortamı yok
Kazakistan Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Nartay Dutbayev, ülkede,
Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) alanında görülen renkli devrimler
modelinde bir devrimi gerektirecek koşul ve sorunların bulunmadığını
söyledi.
Nartay Dutbayev, Astana'da yapılan BDT ülkeleri güvenlik organları
toplantısı sonunda, gazetecilerin soruları üzerine, bazı siyasetçiler ve
siyaset yorumcularının belirttiği gibi BDT alanında çeşitli renkte
devrimlerin, o ülkelerin halklarının ekonomik durumlarının kötülüğünden
ve toplumsal sorunlardan kaynaklandığını kaydetti.
Kazakistan'da ise istikrarlı bir ekonomik ve toplumsal gelişme, hızlı
bir demokratikleşme süreci, ulusal gruplar arasında birlik ve beraberlik
duygusunun hakim olduğunu belirten Dutbayev, "sıradan bir vatandaş
olarak kanaatime göre, Kazakistan'da herhangi renkte bir devrimi
gerektirecek şartlar ve sorunlar yok" diye konuştu.
Türk dünyası
öğrencileri 21 ilde öğrenim görüyor
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve akraba
topluluklarından Türkiye'ye burslu öğrenci gelmesine yönelik Büyük
Öğrenci Projesi'nin, 55 ülke ve topluluğu kapsadığını bildirdi.
Aydın, projenin Türk cumhuriyetleri ile Türk ve akraba topluluklarına
tahsis edilen kontenjanlar çerçevesinde Azerbaycan, Kazakistan,
Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın da aralarında bulunduğu 55
ülke ve topluluğu kapsadığını belirtti.
Aydın,Türkiye'nin 1992-2005 yılları arasında Türk dünyasından gelecek
öğrenciler için tahsis ettiği burslardan 22 bin 510'unun bu ülke ve
topluluklarca kullanıldığını kaydetti.
Aydın, bu öğrencilerden 911'inin yüksek lisans, 351'nin doktora, 3 bin
483'ünün lisans, 247'sinin ön lisans öğrenimi gördüğünü, 794 kişinin de
Türkçe Öğrenim Merkezleri'nde (TÖMER) öğrenim yaptığını ifade etti.
Proje kapsamında 1004 orta öğrenim öğrencisinin mezun olduğunu, 1996
yılından itibaren orta öğrenime öğrenci getirilmediğini anımsatan Aydın,
"Bu çalışma, devletimizin ve milletimizin desteklediği önemli bir
projedir. 21 ilde öğrenim gören misafir öğrencilerimize devletimiz bütün
imkanları ile sahip çıkmış ve 2005 yılı itibariyle proje en yüksek
başarı ivmesini kazanmıştır" dedi.
Belçika'da Türkler gösteri
yaptı
Brüksel - Belçika'daki Türkler, geçen ay Türk bayrağının bazı Ermeniler
tarafından yakılmasını ve Belçika Parlamentosu'nda sözde soykırım yasası
çıkarılmasına yönelik girişimleri kınamak amacıyla Brüksel'de protesto
gösterisi düzenledi.
Ellerinde Türk, KKTC ve Azeri bayrakları bulunan 2 binden fazla Türk,
çeşitli sloganlarla Türkiye'nin ve Türk halkının bütünlüğünden yana
olduklarını ifade ettiler ve kışkırtıcı girişimlere karşı tavır
sergilediler. Yapılan konuşmalarda, Türk halkının hiçbir halkı veya
etnik grubu hedef almadığı, tarih boyunca dostluk ve barıştan yana tavır
sergilediği belirtildi.
Türkiye’nin soydaşlarına sahip çıkması tarihi bir görevdir
2.
Balkan Türk Kadınları Ortak Meseleleri ve İşbirliği Kurultayı Kayseri’de
yapıldı.Türk Dünyası Kadınları Dostluk Ve Dayanışma Derneği Genel
Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şenol Bal: "Türkiye'nin Soydaşlarına Sahip
Çıkması, Tarihi Bir Görevdir. Türkiye, Merkez Olduğunun Bilincinde
Olmalıdır" dedi.
Türk Dünyası Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği Genel Merkezi ve
Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesi tarafından gerçekleştirilen '2.
Balkan Türk Kadınları Ortak Meseleleri ve İşbirliği Kurultayı'
Kayseri'de yapıldı.
Türkiye, Bulgaristan, Batı Trakya, Makedonya, Romanya, Kosova,
Bosna-Hersek, Gagauzya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kerkük ve
Azerbaycan'dan temsilcilerin de hazır bulunduğu kurultayın açılış
konuşmasını yapan Türk Dünyası Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği
Başkanı Şenol Bal, 2. kurultaylarını yaptıklarını ve bundan büyük sevinç
duyduklarını söyledi. Balkanların Türkiye için öneminin iyi
değerlendirilmesi ve soydaşlara sahip çıkılmasının tarihi bir görev
olduğunu ifade eden Bal, "Bizim isteğimiz, soydaşlarımızın ve din
kardeşlerimizin yaşadıkları ülkelerde, saygın ve eşit haklara sahip
vatandaşlar olarak yaşamaları ve kültürel kimlik değerlerini
koruyabilmeleridir. Yine balkanlarda ekonomik etkinlik arttırılmalıdır.
Özel sektör konusuna ilgi duyulmalıdır. Türkiye'nin bu bölgeye uzun
vadeli stratejileri üretecek kurumsal yapılar oluşturması gerekmektedir"
şeklinde konuştu. Türkiye'nin bölgedeki gücüne ilişkin ise Bal, "Türkiye
ne doğunun bir parçası ne de batının bir kenarı, Türkiye merkez
olduğunun bilincinde olmalıdır. Büyük bölgesel bir güç olduğunu
unutmamalıdır" diyerek sözlerine son verdi. Azeri Türk temsilcisi
Tenzile Rüstemhanlı, okuduğu şiir ile izleyicilere duygulu anlar
yaşattı. Yapılan konuşmaların ardından, kurultayın organizasyonuna
katkıda bulunanlara plaketleri törene katılan davetliler tarafından
verildi.
Türk Dünyası Dayanışma
Konseyi kuruldu
Şanlıurfa'da çeşitli parti, sendika ve dernek temsilcilerinden oluşan
Türk Dünyası Dayanışma Konseyi kuruldu. 12 aynı sivil toplum kuruluşu
temsilcisi tarafından kurulan Türk Dünyası Dayanışma Konseyi'nin
üyeleri, basın toplantısı düzenledi. MHP il binasında düzenlenen basın
toplantısında konuşan Konsey Basın Sözcüsü İbrahim Ocakoğlu, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanan gelişmelerden, Ermeni meselesi ve
hükümete kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. KKTC'de görev
süresi sona eren Rauf Denktaş'ı "Hürriyet ve bağımsızlık simgesi, bayrak
adam" olarak tanımlayan İbrahim Ocakoğlu, "Kıbrıs'ta yaşanan süreci
yakından takip etmekle birlikte, siyasette hızlı ve esrarengiz bir
yükseliş gösteren, AK Parti endeksli bir politika izleyen Mehmet Ali
Talat'ın KKTC'yi yönetecek olmasından dolayı geleceğe yönelik birtakım
endişelerimiz bulunmaktadır" dedi.
AK
Parti'nin Avrupa Birliği (AB) politikasına da tepki gösteren Ocakoğlu,
"Bu ülke AB'ye girecekse, şerefinden taviz vermeden girilmelidir. Kaldı
ki, bizim AB'ye alternatif olarak her çeşit yeraltı ve yerüstü
zenginliğe sahip 350 milyonluk Türk birliğimiz var. Bütün dünyayı dize
getirecek bu Türk birliğinin gerçekleşmesi için kafa yormamız zaruri
hale gelmiştir" şeklin konuştu. |