Yukarı
9. Sayı
D.T MART AYI
Nisan Haber Yorum
UYGURCA
Kültür- Edebiyat
Aile
İstiklal 9 Tam Sayfa
Ayın Makalesi

AİLE

 

Resulullâhın Sana Selâmı Var


Borcunu ödeyemeyen bir fakir, Ravza-i Mutahhara'ya gelip: (Ya Resulallâh, şefaat buyur, borcum var ödeyemiyorum) diye hâlini arz etti. Az sonra uyku bastırdı, uyuyakaldı. Rüyasında Peygamber efendimizi gördü.
Efendimiz aleyhisselâm, (Falan yere git, orada şöyle bir zengin var, ona selâmımı söyle, borcun kadar parayı iste. Doğru söylediğine delil isterse, her gün bana 100 salevat getirmeden yatmazdı, dün unuttu.. Onu hatırlat da bu akşam getirsin) buyurdu.
Heyecanla uyanan adam, zengin adamı araya araya buldu. Adamın evine vardığında onu, samanlıkta saman elerken gördü. Adam samanın içine beş kuruş düşürmüş onu bulmak için bütün samanı elekten geçiriyordu. Onun bu hâlini görünce taaccüp etti ama, yine de ben vazifemi yapayım deyip, Resulullahın selâmını tebliğ etti:
“Resulullâhın sana selamı var. Salevat getirmeyi dün akşam unutmuşsun, bu akşam söylesin buyurdu. Ben ise borçlu bir kimseyim, benim 300 dirhemlik borcumu ödemeniz için Peygamber efendimiz beni sana gönderdi” dedi. Peygamber efendimizden selâm gelmesi, adamın çok hoşuna gitmişti. Ne dedi, ne dedi diye adama üç defa tekrarlattı. Adam benimle alay mı ediyorsun diyerek gerisin geriye döndü. Fakat zengin olan, hemen önünü kesti: (Ben senin ağzından Resulullah’ın selâmını daha fazla duymak için üç defa tekrarlattım. Her söylemene 300 dirhem veriyorum. Eğer daha fazla söyleseydin her biri için 300 dirhem verecektim) dedi ve adama 900 dirhem verip gönderdi.

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

 TOŞKANNİĞ MAHTİNİSHİ

Toşkan ezeldin özining kuliğini nahayiti çıraylık dep yürgen iken, bir küni bir toşkan aptapta oynap yürüp uştumtut öz kölengisini körüp kaptu-de:
"Salpan kulak'' acayipla set ber hayvanğu-bu!" dep hürküp ketip keçiptu. Korkkansiri "Salpan kulak acayip hayvan" mu tenla kelivatkidek. Toşkan tohtimay keçiveriptu. Ahiri halidin kitip bir derehning sayisige kelip üzini taşlap yetiptu. Etrapiğa asta koz yügürtkeu iken, hiliki koğlap kelivatkan "Salpan kulak acayip hayvan" hiç yerde körünmeptu. Toşkan hoşal bölüp ketip erkin bir nepes aptude:
- "Yahşimu yügürük bölüp kalğinim eğer yügürelmeydiğan bolsam 'Salpan kulak acayip hayvan' meni tutuvelip, allikaçanla yevetken bolatti. Men hekiketen jigit ikenmen"-dep mahtiniptu.
Bir azdin keyin dadisi cigdini bir taldin yerge taşlap meniptu. Bala hoşal bolup, her bir tal cigdige bir inilşip, tirip yep meniptu. Şundak kilip, öyge yetip barğiçe bala yüz tal cigdige yüz ketim inişiptu.
-Kandak balam? -deptu, dadisi oğliğa karap, “baya takini bir ketim yerge inişip eliştin eringen idiğ. Mana emdi şu taka seni yüz ketim yurge inişturdi: İsinde bolsun ki, kiçikkine nerse bolsimu uni közge ilmay taşlivetişke bolmaydu. İştin kaçkininğ bilen beribir kosakka tutulup kalisen!”

 TAVŞANIN ÖVÜNMESİ

Tavşan ezelden beri kendi kulağını son derece güzel bulup dolaşırmış. Bir gün bir tavşan güneşte oynarken birden bire kendi gölgesini görüvermiş ve "Sarkık kulaklı, ne acayip ve çirkin hayvan bu!" diye ürkerek kaçmış. Korkup kaçtıkça "sarkık kulak, acayip hayvan" da onunla beraber geliyormuş sanki. Tavşan durmadan kaçıyormuş. Sonunda halsizleşip bir ağacın gölgesine gelerek kendini bırakıp yatmış. Etrafına yavaşça göz atmış. Deminki kovalayıp gelmekte olan "sarkık kulak, acayip hayvan" hiçbir yerde görünmemiş. Tavşan sevinerek rahat bir nefes almış ve:
"İyi ki koşucu olmuşum. Eğer koşamamış olsaydım 'sarkık kulak, acayip hayvan' beni tutup çoktan yemiş olurdu. Ben hakikaten yiğitmişim" diye övünmüş.
 

 

Uygur Atasözü

(Uygur Türkçesi)
“Aqaretlik turmishtin sadaqatlik ölüm yahshi”

(Türkiye Türkçesi)
“ Acizane bir hayattan onurlu bir ölüm daha iyidir”

İstiklâl Mücadelesi (3)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Bizim ağır kayıplar vermemiz mümkün, bu bedel vatanımızın ve milletimizin sonsuza dek bedel ödememesinin garantisidir.
Bir gaye için birleşen ve o gaye için bütün varlığını adamış insanlardan oluşan bir güç, küçük ve güçsüz olsa da güçlü düşmana karşı galip gelir. Bu tip örneklere tarihte çok rastlarız. Müslümanlar tarafından iyi bilinen meşhur Bedir Savaşı bunun en güzel örneğidir. Mekke ve Medine arasındaki Bedir Çölünde Muhammed (as) komutasındaki sahabeler 305 kişiydi. Çoğunun bineceği atı ve devesi yoktu. Silâhlar yetersizdi. Ebu Cehil komutasındaki, Mekke'den gelen müşrikler 950 kişiydi. Hepsi seçkin at ve develere binmişti. Ellerindeki silâhlar güzeldi. Müslümanların ise güvendiği Allah'ı ve Peygamberi vardı. Ölürsek şehit oluruz ve cennete gireriz, hayatta kalırsak gazi olacağız inancı vardı. Hiçbir Müslüman'da ölüm korkusu yoktu. Müşrikler mağrur ve debdebeliydi. Müslümanları öldürmek, sağ kalanları esir alıp Mekke'ye götürmek istiyorlardı. Çatışma başladıktan sonra, başlangıçta Müslümanlar zor durumda kaldı. Müslümanlar sevgili peygamberimizin komutasında kahramanca çarpışıyorlardı. Peygamber efendimiz Müslümanların galibiyeti için Cenabı Hak'tan istekte bulundu: "Ya Rabbim, şu bir avuç Müslüman mağlup olursa, yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmayacak" diye. Savaşan her iki tarafta birbirini iyi tanıyordu. Bazılarının babası Müslüman tarafta savaşırken, kendileri küffar içindeydi. Sahabelerin kahramanlıkları neticesinde askerî olarak kendilerinden üç misli güçlü olan müşrikleri yendiler. Sahabeler 14 şehit verirken, müşriklerden komutanları Ebu Cehil başta olmak üzere 70 düşman öldürüldü. Müslümanlar bu savaşta pek çok silâh elde ettiler. Bedir Savaşı'nın galibiyetle neticelenmesi, İslâmiyet'in Arap Yarımadasına yayılmasına vesile olmuştur. Bugün İslâm'la şereflendiysek, bunu peygamberimizin arkasında savaşan 305 sahabeye borçluyuz.
Eğer Bedir Savaşında 305 sahabe içerisinde bir kaçının inancı zayıf olup, savaştan kaçsaydı durum ne olurdu? Bunun akıbetini düşünmek bile korkunç.

 

Bir Fıkra

 

Çin'e Savaş


Bizim Rizeliler Çinlilere savaş açmaya karar vermişler. Bunu Çinli’lere de bir mesajla iletmişler. Çinliler açmışlar haritayı Rize'yi aramaya başlamışlar. Bir de bakmışlar Karadeniz’in kıyısında küçük bir Türk şehri. "Bunlardan bize zarar gelmez" deyip savaşı kabul etmişler. Bunun üzerine Rize'de yaşlılar heyeti ne yapacaklarına karar vermek için toplanmış.

Bu arada halk da sonucu bekliyormuş. Toplantı uzadıkça uzamış...
Sonunda gençlerden biri dayanamamış, toplantı yapılan yere dalmış ve:
 

- "Ne ! o korkay misunuz?" demiş. Yaşlılardan biri de:
 

- "Korkmayruz ama o kadar insani nereye gömeceğimizi düşüneyruz", demiş.

 

SİZDEN GELENLER

GÜZEL BAYRAĞIM
 

Beyazına kurban al'ına kurban,
Yıldızına kurban, Hilal'e kurban,
Feda olsun bu can, uğrunda kurban,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Sen ne kadar güzel, güzelsin sanki,
Seviyorum seni, pek çok inan ki.
Gözümü senden hiç, ayıramam ki,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Sana bakıp neler, hatırlıyorum,
Senin için kimler öldü diyorum.
Ölmek için ben de sıra bekliyorum,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Sırayla geçiyor tarih gözümden,
Bir şeyler kopuyor, sanki özümden,
Kıymetlisin oğul, evlat, kızımdan,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Nerde Türk yaşarsa, orda sen varsın,
Her gönülde çıra gibi yanarsın,
Türk genci için sen, namus'sun, ar'sın,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Yeşil sahalarda, nakış gibisin,
Mavi semalara, yakışan sensin,
Karlı dağ başında, başka güzelsin,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Her yarışta önde görmek isterim,
Her karışta seni örmek isterim,
Var mı dünyada hiç, senin benzerin?
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Ezanlar susmasın, bayrak inmesin,
Senin sevgin bizde hiç eksilmesin,
Yerin yücelerde, göklerde senin,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Dalgalan göklerde, sen nazlı, nazlı,
Seni bekleyenler var şahin gözlü,
Vatan aşıkları, oğlanlı, kızlı,
Ey güzel Bayrağım, Şanlı Bayrağım.

Düşürmeyiz asla, seni yerlere,
Emanetsin çelik bileklilere,
DİKECEKLER LAYIK OLDUĞUN YERE,
EY GÜZEL BAYRAĞIM, ŞANLI BAYRAĞIM.


Ahmet Çimşir
30.4.1997
Friedrichshafen/ Almanya

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye