|
TÜRK MİLLETİNİN NEVRUZ BAYRAMI KUTLU OLSUN

Asırlar boyunca yerleşim yerleri olarak özellikle suya yakın yerleri
tercih eden ve kışın kışlaklarda yazında yaylaklarda yaşayan Türk kavimleri
daima tabiatla iç içe, kucak kucağa toprağı kutsal bilerek ve ona, eşref-i
mahlûkatın en değer verdiği bir varlık olan “Ana” ismini vererek
yaşamışlardır. Bu sebepledir ki; Türklüğün yaşam felsefesi içinde "Baharın
gelişi"nin önemli bir yere sahip olması kadar tabiî bir durum olamaz.
Yeryüzündeki bütün Türk Milleti için baharın müjdecisi, gece ile gündüzün
eşit olması nedeniyle de tabiatın en adaletli günü olarak bilinen 21 Mart
sevinç, umut ve berekete açılan bir kapı olarak nitelendirilerek bayram
kabul edilmiştir.
Yeni gün anlamına gelen Nevruz kuzey den güneye, batıdan doğuya kadar uzanan
engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak ve
önem verilerek kutlanan bir bahar bayramıdır. Türk milletinin anlayışına
göre bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren
ortak geleneklerden, duygu birliğinden ve tabiatın insanlar üzerindeki
etkilerinden doğduğu kabul edilir.
Özellikle de Nevruz Bayramının Türk milleti arasında kardeşliği, birlik ve
beraberliği, beraber hareket etmeyi ve Türk'ün ortak değerlerinin birlikte
sahiplenilmesi açısından taşıdığı önem dolayısıyla mutlaka sıkı sıkıya sahip
çıkılması gereken bir bayramdır. Bu bayram çok sathi olarak sonradan ortaya
çıkartılmış bir olgu olmayıp Türk tarihinin derinliklerinden gelen bir
ağırlığa da sahiptir.
Dünyadaki birçok yabancı kaynaklardan Kutadgu Biliğ'e, Kaşgarlı Mahmud'dan
Bîrûnî'ye, Nizâmül Mülk'ün Siyasetname'sinden Melikşah'ın takvimine kadar,
Akkoyunlu Uzun Hasan Bey'in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile
ilgili kayıtlar bulunmaktadır.
Ayrıca, Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin
kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan Dördüncü
Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk'ün; din adamlarımızdan
Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden
Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzulî,
Nev'î Efendi, Nef'î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin
Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa'nın; Büyük Azeri şairi Şehriyar'ın ve
büyük Türkmen şairi Mahdumkulu'nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramını
"Nevruziye" veya "Bahariye" diye adlandırılan şiirlerle kutladıkları ile
ilgili bilgiler mevcuttur.
Türkiye'de yıllar yılı ihmal edilen Nevruz Bayramı Türkiye'deki bölücü
fraksiyonların istismar etmesinden sonra 1991 yılında bayram olarak
kutlanmaya başlandı. Oysaki; Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerinden önce
Türkiye'nin sahip çıkması ve bütün Türk dünyasında bir millî bayram olarak
kutlanmasına öncülük etmesi gereken bir bayram idi.
Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon-Nevruz Bayramı, her yönüyle Türk
gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş temeli beş bin yıllık Türk tarihine
dayanan millî bir bayramdır. Ergenekon destanında demir dağların eritilmesi
için yakılan ateşin günümüze kadar devam edip gelen harareti bu gün Türk
Milletinin yüreğinde diriliş, dik durma ve bağımsızlık ateşi olarak yanmaya
devam etmektedir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı bundan sonrada
dünyadaki Türk düşmanlılarının bütün engelleme çalışmalarına rağmen daha
nice bin yıllar boyunca yanacaktır.
Nevruz geleneğinin hiç bir dinî inançla alâkası olmayıp, İslâmiyet'ten çok
öncelere dayanan bir Türk geleneği olduğu bilinmelidir.
Asırlar boyunca bütün Türk topluluklarının aynı coğrafya üzerinde ve aynı
sistem içinde birlikte yaşamamalarına rağmen Nevruz'un bütün Türk dünyasında
aynı tarihte kutlanması Nevruz'un Türk milletinin bayramı olduğu gerçeğini
perçinleyen en önemli bir göstergedir.
|