Yukarı
4.Sayı
D.T KASIM AYI
Kasım Haber Yorum
UYGURCA

DOĞU TÜRKİSTAN’IN İŞGALİNE GÖZ YUMAN DÜNYA DEVLETLERİ

YARIM ASIR SONRA YİNE AYNI YERDE DURUYOR

(Doğu Türkistan'ın 55. İşgal Yıldönümü Dolayısıyla)

        Doğu Türkistan’ın Çinlilerce işgal edilişinin yıldönümleri ile ilgili olarak yazılan yazılardan kim bilir bu kaçıncısıdır. Ne yazık ki; her yıl bu günlerde insanoğlunun yaşayabileceği hüzünlerin en şiddetlisini yaşamaya devam ediyor, her yazdığımız yazının sonunda da gelecek yılların Doğu Türkistan’ın ve bütün işgal altındaki ülkelerin kurtuluşuna vesile olması temennisinde bulunuyoruz.

 Fakat; ne kadar hazindir ki temennilerimiz devam ederken dünyada işgal edilen ülke sayısına yenileri eklenmektedir. Bunun sebebi elbette ki insanların giderek duyarsızlaşması ve buna bağlı olarak ta dünyadaki emperyalistlerin güç kazanmasıdır. Bu rezil ve insanlık adına utanç verici gidişata kim ya da hangi dünya ülkeleri karşı çıkabilir bilinmez.

Çin milletinin en büyük özelliklerinden biri, kendi ecdadına ve geçmişine küfretmek yerine atalarının ikaz, vasiyet ve tavsiyelerine sıkı sıkıya sahip çıkmalarıdır. Doğu Türkistan’ın da işgali işte bu vasiyetlerin bir sonucudur. Çinlilerin önde gelen tarihçilerinden biri olan Cang Fu Zi  daha 17. yüz yılda Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan Türkleri hakkında şunları yazmaktadır; “Barbarların ülkesini fethetmek haksızlık değildir. Barbarların katledilmesi insanlık dışı bir tutum kabul edilmez, barbarların aldatılması namussuzluk olarak telakki edilemez.” Aslına bakılırsa Çinlilerin Doğu Türkistan’ı istilâ etme planları çok daha eskilere dayanmaktadır. Doğu Türkistan’ın jeopolitik ve jeostratejik bir konuma sahip olması ve Çinin batıya açılma yolu üzerinde önemli bir konumda bulunması Çin hanedanlarının her zaman iştahını kabartmıştır. Yıllar yılı Çinlilerle Türkler arasında devam eden savaşların temelinde de Çinlilerin aralıklarla devam eden saldırıları yatmaktadır.

  1760’ların başında birinci Mançur Çin istilâsına maruz kalan Doğu Türkistan 1863 yılında Bedevlet Yakuphan önderliğinde kurulan ve o yıllardaki Osmanlı Devletine biat ederek bağlılık bildirdiği “Doğu Türkistan Cumhuriyeti” ile tekrar bağımsız olmuştur. 14 yıl süre ile devam eden ve Rusya ile İngiltere tarafından resmen tanınan bu devlet 1878’deki ikinci Mançur Çin istilâsı ile sona ermiştir. Bu dönemde Batı Türkistan’a bir hayli Doğu Türkistanlı göç etmek mecburiyetinde kalmışlar ve bu gün Kazakistan ve Kırgızistan başta olmak üzere Batı Türkistan’da Kazak, Kırgız, Özbek vs. olarak kayıtlı bulunan yaklaşık 4 milyona yakın Doğu Türkistan asıllı halk bulunmaktadır.

Daha sonra Çin’de 1911 yılında Cumhuriyet ilân edilmesi ile bir nebze serbestlik elde eden Doğu Türkistan ileri gelenleri yurt dışına özellikle de Türkiye’ye öğrenciler göndererek insan yetiştirmişlerdir. Bu yetişen şahsiyetlerden biride Dr. Mesut Sabri Baykozu’dur. 1914’ de Doğu Türkistan’a, Ahmet Kemal İlkul İsmail Hakkı Bey ve Mustafa Kentli gibi şahsiyetler de gelerek eğitim ve öğretim alanında faaliyetler göstermiş olduklarından, yetişen öğrenciler yurt sathında bir millî uyanışın temellerini atmışlardır.  Tarihler 1930’lu yılları gösterirken, Doğu Türkistanlılarda millî kurtuluş fikri daha da güç kazanarak Mehmet Emin Buğra ve kardeşleri başta olmak üzere başlatilân Millî ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 ‘de “Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti” kurulmuştur. Fazla uzun ömürlü olamayan bu devlet Rus ve Çin işbirliği ile yıkılmış, ardından da 1944 yılında Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu devletinde yıkılışından sonra 1947 yılında İsa Yusuf Alptekin Beyin Genel Sekreterliğini yaptığı mahallî Doğu Türkistan hükûmeti ilân edilmişse de bu hükûmet de uzun ömürlü olamamış, Mao önderliğindeki Kızıl Ordu Birlikleri 13 Ekim 1949 tarihinde Doğu Türkistan’ı bütün dünyanın gözleri önünde işgal etmişlerdir…

Doğu Türkistan’ın işgaline bundan 55 yıl önce göz yuman sözde modern dünya ne yazık ki; günümüzde de başka ülkelerin işgaline çanak tutarak yarım asırda modernlik ve insan haklarına saygı konularında bir adım dahi ileri gidemediğini bir defa daha gözler önüne sermiştir…

Çinlilerin tarihten gelen Türk düşmanlığının bir tezahürü olan Doğu Türkistan’ın işgal edilmesi hadisesi (13 Ekim 1949) Türk Milleti için son derece elem verici bir olay olması gerekirken ne yazık ki; o yıllarda Türkiye’de iktidarda bulunanlar için sıradan bir vaka olarak algılanılmış ve hiçbir siyasî tepki ortaya konulmamıştır. Türk milletinin karşılaştığı ve karşılaşabileceği tehlikelere karşı duyarlı ve uyanık olunması gerektiği konusunda ikazlarda bulunanlar ise “Turancılık” ve “Irkçılık” yapmak suçlamaları ile zindanlara atılmış, sürgünlere gönderilmişlerdir. Oysa ki; dünyada giderek çığ gibi büyüyen “Türk düşmanlığı” günümüzde de çehre değiştirerek ve sinsice Türk milletine yönelik düşmanlıklarını sergilemeye devam etmektedir.

 Şunun çok iyi bilinmesi gerekir ki; her milletin içinde olabileceği gibi “Millîyet” kavramını fazla önemsemeyenler Türkiye’de de mevcut olduğundan, sözde “Dünya Vatandaşlığı” sevdası uğruna taviz üstüne tavizler verilerek Türk milletini felç etmeye ve yatalak durumuna düşürmeye çalışanlara çanak tutulmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, 13 Ekim 1949’da Doğu Türkistan’ın işgaline ses çıkartmamakla Orta Asya bölgesinde bulunan ve çok stratejik bir konumda olan bir ileri karakolunu kaybetmiştir. Daha sonraki yıllarda da bu yanlışının ve duyarsızlığının farkına varamamış olacak ki; Çin ile sözde ticaret uğruna Doğu Türkistanlılar tamamen yüz üstü bırakılmışlardır…

Doğu Türkistan’ı işgal eden Çinliler Müslüman Türk milletinden intikam almak istercesine yaptıkları toplu katliamlar sonucunda milyonlarca insanı öldürmüş, günümüzde de geriye kalanları bir an önce asimile ederek tamamen yok etmek için gizli ve aleni bir soykırım politikası yürütmektedir. 

“Ningzing veygo bugi canu” şeklindeki bir Çin atasözünde, “Uzaktaki insanlara taviz versem de kendi idarem altındaki kölelerime hiçbir hak vermem” diyen Kızıl Çin hükûmeti; evrensel insan hakları bildirgesinde yer alan bütün maddeleri çiğneyerek tam anlamı ile vahşice uygulamalar yapmaktadırlar.

“Sincan Ci-bao” yani “Doğu Türkistan Günlüğü” adlı gazetede; “Çin Halk Cumhuriyetinde genel nüfusun % 94’ ünü Çinliler teşkil ederler. Biz Çin’deki milletlerin kaynaştırılmasını istiyoruz. Bunu sağlayabilmek için bir milleti esas almak gerek. Bu millet de Çin milletidir. Azınlık milletlerle Çinliler arasındaki evlenmeleri hızlandırmak gerek. Çinliler ile Azınlık milletlerin kaynaştırılmasında Çin dili temel edinilmelidir. Çin’deki milliyetlerin kaynaştırılmasına karşı çıkmak sosyalizm ve komünizmin sağlam temeller üzerine oturtulmasına karşı çıkmak demektir.”

55 yıldır devam eden bu tedrici asimilasyon politikası karşısında tamamen yok olmamak ve tarih sahnesinden silinmemek için mücadele etmek gerektiğine inanan Doğu Türkistanlılar Çin hükûmetinin insanlık dışı uygulamalarına karşı, mevcut rejim siyasî mücadeleye kesinlikle izin vermediğinden ülke genelinde örgütlenme yolunu seçmişler ve yer, yer de silahlı mücadele cihetine gitmektedirler. Bazı zamanlarda Çin bayrakları indirilerek yerine Doğu Türkistan bayrakları asılmakta, işgalci Çin idaresine karşı, tutuklanarak zindanlara atılmak pahasına protesto eylemleri düzenlemektedirler. Tabii olarak ta Çin’den vagonlarla getirilerek Doğu Türkistan’ın en verimli bölgelerine yerleştirilen Çinli göçmenlere karşı bir “Millî Duruş” sergilemektedirler. Dolayısıyla da Çinli göçmenler Pekin merkezi hükûmetine dilekçelerle başvurarak Çin hükûmetinin Doğu Türkistanlılara yönelik olumsuz tutumlarının kendilerini hedef haline getirdiğini ve çok kanlı çatışmaların söz konusu olabileceğini bildirmektedirler.

Görünen o ki; Doğu Türkistan’ın işgal edilişinin üzerinden 55 yıl geçmesi ne rağmen, Doğu Türkistanlıların kalplerindeki bağımsızlık ateşi her geçen gün büyüyerek patlamaya hazır bir yanar dağa dönüşmek üzeredir…

İstiklâl Gazetesi
 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye