|
YARIM ASIR SONRA YİNE
AYNI YERDE DURUYOR

Doğu
Türkistan’ın Çinlilerce işgal edilişinin yıldönümleri ile ilgili olarak
yazılan yazılardan kim bilir bu kaçıncısıdır. Ne yazık ki; her yıl bu
günlerde insanoğlunun yaşayabileceği hüzünlerin en şiddetlisini yaşamaya
devam ediyor, her yazdığımız yazının sonunda da gelecek yılların Doğu
Türkistan’ın ve bütün işgal altındaki ülkelerin kurtuluşuna vesile olması
temennisinde bulunuyoruz.
Fakat; ne kadar hazindir ki temennilerimiz devam ederken dünyada işgal
edilen ülke sayısına yenileri eklenmektedir. Bunun sebebi elbette ki
insanların giderek duyarsızlaşması ve buna bağlı olarak ta dünyadaki
emperyalistlerin güç kazanmasıdır. Bu rezil ve insanlık adına utanç verici
gidişata kim ya da hangi dünya ülkeleri karşı çıkabilir bilinmez.
Çin milletinin en büyük özelliklerinden biri, kendi ecdadına ve geçmişine
küfretmek yerine atalarının ikaz, vasiyet ve tavsiyelerine sıkı sıkıya sahip
çıkmalarıdır. Doğu Türkistan’ın da işgali işte bu vasiyetlerin bir
sonucudur. Çinlilerin önde gelen tarihçilerinden biri olan Cang Fu Zi daha
17. yüz yılda Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan Türkleri hakkında şunları
yazmaktadır; “Barbarların ülkesini fethetmek haksızlık değildir. Barbarların
katledilmesi insanlık dışı bir tutum kabul edilmez, barbarların aldatılması
namussuzluk olarak telakki edilemez.” Aslına bakılırsa Çinlilerin Doğu
Türkistan’ı istilâ etme planları çok daha eskilere dayanmaktadır. Doğu
Türkistan’ın jeopolitik ve jeostratejik bir konuma sahip olması ve Çinin
batıya açılma yolu üzerinde önemli bir konumda bulunması Çin hanedanlarının
her zaman iştahını kabartmıştır. Yıllar yılı Çinlilerle Türkler arasında
devam eden savaşların temelinde de Çinlilerin aralıklarla devam eden
saldırıları yatmaktadır.
1760’ların başında birinci Mançur Çin istilâsına maruz kalan Doğu Türkistan
1863 yılında Bedevlet Yakuphan önderliğinde kurulan ve o yıllardaki Osmanlı
Devletine biat ederek bağlılık bildirdiği “Doğu Türkistan Cumhuriyeti” ile
tekrar bağımsız olmuştur. 14 yıl süre ile devam eden ve Rusya ile İngiltere
tarafından resmen tanınan bu devlet 1878’deki ikinci Mançur Çin istilâsı ile
sona ermiştir. Bu dönemde Batı Türkistan’a bir hayli Doğu Türkistanlı göç
etmek mecburiyetinde kalmışlar ve bu gün Kazakistan ve Kırgızistan başta
olmak üzere Batı Türkistan’da Kazak, Kırgız, Özbek vs. olarak kayıtlı
bulunan yaklaşık 4 milyona yakın Doğu Türkistan asıllı halk bulunmaktadır.
Daha sonra Çin’de 1911 yılında Cumhuriyet ilân edilmesi ile bir nebze
serbestlik elde eden Doğu Türkistan ileri gelenleri yurt dışına özellikle de
Türkiye’ye öğrenciler göndererek insan yetiştirmişlerdir. Bu yetişen
şahsiyetlerden biride Dr. Mesut Sabri Baykozu’dur. 1914’ de Doğu
Türkistan’a, Ahmet Kemal İlkul İsmail Hakkı Bey ve Mustafa Kentli gibi
şahsiyetler de gelerek eğitim ve öğretim alanında faaliyetler göstermiş
olduklarından, yetişen öğrenciler yurt sathında bir millî uyanışın
temellerini atmışlardır. Tarihler 1930’lu yılları gösterirken, Doğu
Türkistanlılarda millî kurtuluş fikri daha da güç kazanarak Mehmet Emin
Buğra ve kardeşleri başta olmak üzere başlatilân Millî ayaklanmalar
sonucunda 12 Kasım 1933 ‘de “Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti” kurulmuştur.
Fazla uzun ömürlü olamayan bu devlet Rus ve Çin işbirliği ile yıkılmış,
ardından da 1944 yılında Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu
devletinde yıkılışından sonra 1947 yılında İsa Yusuf Alptekin Beyin Genel
Sekreterliğini yaptığı mahallî Doğu Türkistan hükûmeti ilân edilmişse de bu
hükûmet de uzun ömürlü olamamış, Mao önderliğindeki Kızıl Ordu Birlikleri 13
Ekim 1949 tarihinde Doğu Türkistan’ı bütün dünyanın gözleri önünde işgal
etmişlerdir…
Doğu Türkistan’ın işgaline bundan 55 yıl önce göz yuman sözde modern dünya
ne yazık ki; günümüzde de başka ülkelerin işgaline çanak tutarak yarım
asırda modernlik ve insan haklarına saygı konularında bir adım dahi ileri
gidemediğini bir defa daha gözler önüne sermiştir……İstiklâl Gazetesi
|