Yukarı
8.Sayı
D.T ŞUBAT AYI
Mart Haber Yorum
UYGURCA
Kültür-Edebiyat
Aile
istiklal 8 Tam Sayfa

AİLE

Hz. PEYGAMBERE BAĞLILIK

           Mekke'nin fethinden sonra İslâm'ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir'in babası Ebû Kuhâfe de bulunuyordu. Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz. Peygamber'in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine aşkla kelimei şehadet getiriyordu.
Bu esnada sevinmesi gereken "Sıddıyk" (yürekten tasdik edip, sorgusuz sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu.
        
Fakat bu ağlayış bir sevinç ağlayışı değil üzüntü ağlayışıydı. Bu, meclisteki herkesin hayretine sebep olmuştu.

Sordular:
- Ey Ebû Bekir, neden sevinilecek bir günde gözyaşı döküyorsun?
Cevap verdi:
- Allah'ın Resulünün en büyük arzusu amcası Ebû Talibin müslüman olmasıydı.
Fakat bu dileği bir türlü gerçekleşmedi. Ben isterdim ki şu anda benim babamın yerinde şehadet getiren Ebû Talib olsun, babamın Müslüman olmasından dolayı benim gönlüm hoşnud olacağına, amcasının Müslüman olmasından dolayı Allah Rasûlünün gönlü hoşnud olsun. İşte bu olmadığı için ağlıyorum.

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi

Türkiye Türkçesi

 HORUN BALA


Bir dihqan on yaşlardıki oğlini egesturup bir iş bilen bazarğa miğiptu. Yolda ketip berip, atnig bir kona takisini körüp kaptu de oğliğa:
-Balam avu takini elip, horcuniniğa selip koyğina, lazim bolidu deptu.
Bu bala nahayiti horun iken. Şunğa u atayın yerge inişip takini eliştin erinip:
-O kona takini nime kilimiz dada, boldila kitivereyli dep almaptu.
-Undak dime oğlum, "kereklik taşning eğiri yok" digen gep bar, Bir kettim yerge iginiştin erinmigin,
-Boldila dada, -deptu bala yene.
Dadisi ahiri takini özi aptu. Bazarda işlirini tügetkendin keyin hiliki takini tomur tesekçilerge bir tengige setiptu-de, uninğa çiğde setivalğan iken. Yüz tal çiğde keptu. O cigdini yançuğiğa selip meniptu. Baliniğ kosiği açkanliktin cigdini bekmu yigisi keptu.
Birak "Dadam hili beridigu" dep gep kilmay meniptu.
Bir azdin keyin dadisi cigdini bir taldin yerge taşlap meniptu. Bala hoşal bolup, her bir tal cigdige bir inilşip, tirip yep meniptu. Şundak kilip, öyge yetip barğiçe bala yüz tal cigdige yüz ketim inişiptu.
-Kandak balam? -deptu, dadisi oğliğa karap, “baya takini bir ketim yerge inişip eliştin eringen idiğ. Mana emdi şu taka seni yüz ketim yurge inişturdi: İsinde bolsun ki, kiçikkine nerse bolsimu uni közge ilmay taşlivetişke bolmaydu. İştin kaçkininğ bilen beribir kosakka tutulup kalisen!”

 TEMBEL ÇOCUK


Bir çiftçi on yaşlarındaki oğlunu peşine takıp bir iş için pazara yürümüş. Yolda giderken bir eski at nalı görmüş ve oğluna:
-Yavrum, sen nalı alıp heybene koyuver, lâzım olur, demiş.
Bu çocuk çok tembel imiş. Onun için sırf bu maksatla yere eğilip nalı almaktan üşenerek:
-O eski nalı ne yapacağız baba, hadi gidiverelim diyerek almamış.
-Öyle deme oğlum, "gerekli taşın ağırı olmaz" diye söz var. Bir defacık yere eğilmekten üşenme.
-Uzatma baba, demiş çocuk yine.
Babası sonunda nalı kendisi almış. Pazarda işlerini bitirdikten sonra deminki nalı hurdacılara bir tengeye1 satmış ve parayla iğde satın almış. Yüz tane iğde almış. İğdeyi cebine koyup yürümüş. Çocuğun karnı acıktığından iğdeyi çok yiyesi gelmiş. Fakat “babam şimdi verir nasıl olsa” diye ses çıkarmadan yürümüş. Biraz sonra babası iğ deyi birer birer yere atmaya başlamış. Çocuk sevinip her iğde için bir defa eğilerek toplayıp yiyerek yürümüş. Böylece eve varıncaya kadar çocuk yüz adet iğde için yüz defa eğilmiş.
-Nasıl oğlum, demiş babası oğluna bakarak; “demin nalı bir defa yere eğilip almaktan üşenmiştin. Şimdi ise o nal seni yüz kere yere eğdirdi. Aklında olsun, küçücük bir şey olsa da onu önemsemeden atıvermek olmaz. İşten kaçsan da sonunda boğazına yakalanıp kalır sın.”

 

İstiklâl Mücadelesi (2)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Çinlilerin zulmünden dolayı ağlamaktan gözü kör olanlar, düşmanlarının gözünü kör etmeyi hiç düşünmediler mi? Her zaman, namazında Allah'tan (C.C) Çin zulmünden kurtulmayı dileyenler, sevgili peygamberimizin eline kılıç alıp Müslümanlara özgürlük için savaşmaları gerektiğini gösterdiğini hiç düşünmediler mi? Bu soruları bazılarına yönelttiğimde, onlardan: "Benim elimden ne gelir?" cevabını aldım. Eğer böyle insanlardan on kişi, yüz kişi, bin kişi, on bin belki yüz bin, bir milyon...
Kişi bir yere gelip örgütlense, kendilerinin nasıl bir güç oluşturacağını hiç düşündüler mi? Bağımsızlığı, hiçbir topluluk gözyaşıyla, duayla elde etmiş değildir. Doğu Türkistan'da akan kanı, gözyaşlarını ve zenginliklerimizin sömürülmesini, ayaklar altına alınan namusumuzu, horlanan mübarek dinimizi ve millî gururumuzu muhafaza etmek için elimize silah alıp düşmanlarımıza karşı savaşmaktan başka çaremiz yok.
Eğer ölüm karşısında suskun kalırsak, bütün milletimiz yok olur. Mezarımıza gelip dua edecek evladımız kalmaz. Tarihimiz boyunca bu vatan topraklarında saltanat kuran, kanlarıyla kahramanlık destanı yazan şehitlerimizin ruhu bizi affetmez.
Yaradan'ın önünde de cevap veremeyiz. Eğer neslimiz devam etsin istiyorsak elimize silah alıp savaşmaya, Allah'ın huzurunda ant içmeliyiz.Ölümü göze alanlar için düşmanın çok ve güçlü olmasının hiç önemi yok. Sessiz kalırsak hepimiz ölürüz.
Eğer mücadele edersek evlatlarımız kendi vatanında özgürce yaşama olanağına kavuşurlar. Biz gerçekten sayıca az ve güçsüzüz. Fakat Çinliler bize: "Bunların toprağı geniş ve yeraltı zenginliklerine sahip, az da olsa haklarını verelim" dediler mi? Bizi insan olarak gördüler mi? Biz onların önünde ne kadar çaresiz durursak, bizi o kadar ezerler. Biz, sayıca az, güçsüz ve silahsız olsak da bu vatanın sahibiyiz. Biz gücü vatanımızdan alırız. Az olsak da birlik beraberlik içinde mücadele edebiliriz. Güçlü düşmanın üstesinden gelen atalarımızı unutmamalıyız. Biz Çin halkıyla savaşmayız. Bizi planlı ve sistemli bir şekilde yok etmek isteyen Çin hükümeti güçleriyle savaşırız.

 

Kıssa’dan Hisse

KURT İLE KÖPEĞİN ARKADAŞLIĞI

Köydeki bekçi köpeklerinden biri köyün dışında dağlara doğru bir gezintiye çıkmış.
Bir süre sonra açlıktan neredeyse kaburgaları birbirine geçmiş olan bir kurtla karşılaşmış.
Kısa sürede arkadaş olmuşlar. Bekçi köpeği kendisinin köydeki yaşamının çok rahat olduğunu hiç yiyecek sıkıntısı
çekmediğini söyleyerek kurdu da köyde yaşamaya ikna etmiş ve köye doğru birlikte yola koyulmuşlar.
Yolda giderken kurdun gözü köpeğin boynundaki tasma izlerine takılmış. "Boynundaki izler neyin nesi" diye sormuş. Köpekte şöyle demiş; "Sahiplerim beni akşamları zincirle kapılarının önüne bağlarlar, sabah olunca salıverirler fakat üç öğün yiyeceğimi ise hiç eksik etmezler böylece yaşayıp gidiyorum" demiş. Kurt birden duraklamış ve köpeğe; "Kusura bakma seninle arkadaşlığımız buraya kadarmış.
Ben boynumda tasma ile karnım tok yaşayacağıma özgür olarak aç ölmeyi tercih ederim" diyerek dağlara doğru koşarak gözden kaybolmuş.

 

SİZDEN GELENLER

ÜÇ GÜZEL
(Şen Ozan'ın düzeltmesi ve katkılarıyla)

 

 

 

Dünyada sevdiğim üç güzel şey var,
Birisi olmazsa dünya gelir dar,
Üçünü korumak zor içinde zor,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.

Adalet olmazsa, yeşerir zulüm,
Adaletsizlikten evladır ölüm,
Adalet olmayan ülkeler malum,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl,

İstiklâl Devlet'li olmanın başı,
İstiklâl Milletin ekmeği, aşı,
İstiklâl Devletin en temel taşı,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.

İstiklâl olmadan Hürriyet olmaz,
İşkence kol gezer, zulüm son bulmaz,
Adaletsiz Devlet payidar kalmaz,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.

Hürriyet, ekmekten, sudan, havadan,
Daha da azizdir, bu tatlı candan,
İnsan nasıl geçer, usanır ondan,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.




 

Bunların üçüne aşık olmuşum,
Atalarımızdan miras bulmuşum,
Üçünü de candan aziz bilmişim,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.

Doğu Türkistan'a ulaştım, vardım,
Müslüman Türklerin halini sordum,
Hepsini bunlardan hem mahrum gördüm,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.

Atalar demişler İLLE DE ARKA,
Kimisi saymalı, kimi de korka,
Kimseler bakmıyor. Müslüman Türk'e,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.

Diyorlar iki yüz milyon Türk var da,
Bunun otuzbeşi hep ahularda,
Feryatlar yükselir, Yarkent,Kaşgar'da,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl

Rabbim Milletimi mahrum etmesin,
Çekilen çileler boşa gitmesin,
Üçünün aşkı da hiç eksilmesin,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.


29.10.1997 Cumhuriyet Bayramı için.
Ahmet Çimşir, FN.

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye