|
Hz. PEYGAMBERE BAĞLILIK
Mekke'nin fethinden sonra
İslâm'ı kabul edenler arasında Hz. Ebû
Bekir'in babası Ebû Kuhâfe de
bulunuyordu. Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz.
Peygamber'in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine
aşkla kelimei şehadet getiriyordu.
Bu esnada sevinmesi gereken "Sıddıyk" (yürekten tasdik edip, sorgusuz
sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu.
Fakat bu ağlayış bir sevinç
ağlayışı değil üzüntü ağlayışıydı. Bu, meclisteki herkesin hayretine sebep
olmuştu.
Sordular:
- Ey Ebû Bekir, neden sevinilecek bir günde gözyaşı döküyorsun?
Cevap verdi:
- Allah'ın Resulünün en büyük arzusu amcası Ebû Talibin müslüman olmasıydı.
Fakat bu dileği bir türlü gerçekleşmedi. Ben isterdim ki şu anda benim
babamın yerinde şehadet getiren Ebû Talib olsun, babamın Müslüman olmasından
dolayı benim gönlüm hoşnud olacağına, amcasının Müslüman olmasından dolayı
Allah Rasûlünün gönlü hoşnud olsun. İşte bu olmadığı için ağlıyorum.
UYGUR HALK MASALLARI
|
Uygur Türkçesi |
Türkiye Türkçesi |
|
HORUN
BALA
Bir dihqan on yaşlardıki oğlini egesturup bir iş bilen bazarğa
miğiptu. Yolda ketip berip, atnig bir kona takisini körüp kaptu de
oğliğa:
-Balam avu takini elip, horcuniniğa selip koyğina, lazim bolidu
deptu.
Bu bala nahayiti horun iken. Şunğa u atayın yerge inişip takini
eliştin erinip:
-O kona takini nime kilimiz dada, boldila kitivereyli dep almaptu.
-Undak dime oğlum, "kereklik taşning eğiri yok" digen gep bar, Bir
kettim yerge iginiştin erinmigin,
-Boldila dada, -deptu bala yene.
Dadisi ahiri takini özi aptu. Bazarda işlirini tügetkendin keyin
hiliki takini tomur tesekçilerge bir tengige setiptu-de, uninğa
çiğde setivalğan iken. Yüz tal çiğde keptu. O cigdini yançuğiğa
selip meniptu. Baliniğ kosiği açkanliktin cigdini bekmu yigisi keptu.
Birak "Dadam hili beridigu" dep gep kilmay meniptu.
Bir azdin keyin dadisi cigdini bir taldin yerge taşlap meniptu. Bala
hoşal bolup, her bir tal cigdige bir inilşip, tirip yep meniptu.
Şundak kilip, öyge yetip barğiçe bala yüz tal cigdige yüz ketim
inişiptu.
-Kandak balam? -deptu, dadisi oğliğa karap, “baya takini bir ketim
yerge inişip eliştin eringen idiğ. Mana emdi şu taka seni yüz ketim
yurge inişturdi: İsinde bolsun ki, kiçikkine nerse bolsimu uni közge
ilmay taşlivetişke bolmaydu. İştin kaçkininğ bilen beribir kosakka
tutulup kalisen!”
|
TEMBEL
ÇOCUK
Bir çiftçi on yaşlarındaki oğlunu peşine takıp bir iş için pazara
yürümüş. Yolda giderken bir eski at nalı görmüş ve oğluna:
-Yavrum, sen nalı alıp heybene koyuver, lâzım olur, demiş.
Bu çocuk çok tembel imiş. Onun için sırf bu maksatla yere eğilip
nalı almaktan üşenerek:
-O eski nalı ne yapacağız baba, hadi gidiverelim diyerek
almamış.
-Öyle deme oğlum, "gerekli taşın ağırı olmaz" diye söz var. Bir
defacık yere eğilmekten üşenme.
-Uzatma baba, demiş çocuk yine.
Babası sonunda nalı kendisi almış. Pazarda işlerini bitirdikten
sonra deminki nalı hurdacılara bir tengeye1 satmış ve parayla iğde
satın almış. Yüz tane iğde almış. İğdeyi cebine koyup yürümüş.
Çocuğun karnı acıktığından iğdeyi çok yiyesi gelmiş. Fakat “babam
şimdi verir nasıl olsa” diye ses çıkarmadan yürümüş. Biraz sonra
babası iğ deyi birer birer yere atmaya başlamış. Çocuk sevinip her
iğde için bir defa eğilerek toplayıp yiyerek yürümüş. Böylece eve
varıncaya kadar çocuk yüz adet iğde için yüz defa eğilmiş.
-Nasıl oğlum, demiş babası oğluna bakarak; “demin nalı bir defa yere
eğilip almaktan üşenmiştin. Şimdi ise o nal seni yüz kere yere
eğdirdi. Aklında olsun, küçücük bir şey olsa da onu önemsemeden
atıvermek olmaz. İşten kaçsan da sonunda boğazına yakalanıp kalır
sın.”
|
|
|
|
İstiklâl Mücadelesi
(2)
Azimet
Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde
Edilemez
Çinlilerin zulmünden dolayı ağlamaktan gözü kör olanlar,
düşmanlarının gözünü kör etmeyi hiç düşünmediler mi? Her zaman,
namazında Allah'tan (C.C) Çin zulmünden kurtulmayı dileyenler,
sevgili peygamberimizin eline kılıç alıp Müslümanlara özgürlük için
savaşmaları gerektiğini gösterdiğini hiç düşünmediler mi? Bu
soruları bazılarına yönelttiğimde, onlardan: "Benim elimden ne
gelir?" cevabını aldım. Eğer böyle insanlardan on kişi, yüz kişi,
bin kişi, on bin belki yüz bin, bir milyon...
Kişi bir yere gelip örgütlense, kendilerinin nasıl bir güç
oluşturacağını hiç düşündüler mi? Bağımsızlığı, hiçbir topluluk
gözyaşıyla, duayla elde etmiş değildir. Doğu Türkistan'da akan kanı,
gözyaşlarını ve zenginliklerimizin sömürülmesini, ayaklar altına
alınan namusumuzu, horlanan mübarek dinimizi ve millî gururumuzu
muhafaza etmek için elimize silah alıp düşmanlarımıza karşı
savaşmaktan başka çaremiz yok.
Eğer ölüm karşısında suskun kalırsak, bütün milletimiz yok olur.
Mezarımıza gelip dua edecek evladımız kalmaz. Tarihimiz boyunca bu
vatan topraklarında saltanat kuran, kanlarıyla kahramanlık destanı
yazan şehitlerimizin ruhu bizi affetmez.
Yaradan'ın önünde de cevap veremeyiz. Eğer neslimiz devam etsin
istiyorsak elimize silah alıp savaşmaya, Allah'ın huzurunda ant
içmeliyiz.Ölümü göze alanlar için düşmanın çok ve güçlü olmasının
hiç önemi yok. Sessiz kalırsak hepimiz ölürüz.
Eğer mücadele edersek evlatlarımız kendi vatanında özgürce yaşama
olanağına kavuşurlar. Biz gerçekten sayıca az ve güçsüzüz. Fakat
Çinliler bize: "Bunların toprağı geniş ve yeraltı zenginliklerine
sahip, az da olsa haklarını verelim" dediler mi? Bizi insan olarak
gördüler mi? Biz onların önünde ne kadar çaresiz durursak, bizi o
kadar ezerler. Biz, sayıca az, güçsüz ve silahsız olsak da bu
vatanın sahibiyiz. Biz gücü vatanımızdan alırız. Az olsak da birlik
beraberlik içinde mücadele edebiliriz. Güçlü düşmanın üstesinden
gelen atalarımızı unutmamalıyız. Biz Çin halkıyla savaşmayız. Bizi
planlı ve sistemli bir şekilde yok etmek isteyen Çin hükümeti
güçleriyle savaşırız.
|
|
|
|
Kıssa’dan Hisse
KURT İLE KÖPEĞİN
ARKADAŞLIĞI
Köydeki
bekçi köpeklerinden biri köyün dışında dağlara doğru bir gezintiye
çıkmış.
Bir süre sonra açlıktan neredeyse kaburgaları birbirine geçmiş olan
bir kurtla karşılaşmış.
Kısa sürede arkadaş olmuşlar. Bekçi köpeği kendisinin köydeki
yaşamının çok rahat olduğunu hiç yiyecek sıkıntısı
çekmediğini söyleyerek kurdu da köyde yaşamaya ikna etmiş ve köye
doğru birlikte yola koyulmuşlar.
Yolda giderken kurdun gözü köpeğin boynundaki tasma izlerine
takılmış. "Boynundaki izler neyin nesi" diye sormuş. Köpekte şöyle
demiş; "Sahiplerim beni akşamları zincirle kapılarının önüne
bağlarlar, sabah olunca salıverirler fakat üç öğün yiyeceğimi ise
hiç eksik etmezler böylece yaşayıp gidiyorum" demiş. Kurt birden
duraklamış ve köpeğe; "Kusura bakma seninle arkadaşlığımız buraya
kadarmış.
Ben boynumda tasma ile karnım tok yaşayacağıma özgür olarak aç
ölmeyi tercih ederim" diyerek dağlara doğru koşarak gözden
kaybolmuş.
|
|
|
|
SİZDEN GELENLER

ÜÇ GÜZEL
(Şen Ozan'ın düzeltmesi ve katkılarıyla)
|
|
| |
Dünyada sevdiğim üç güzel şey
var,
Birisi olmazsa dünya gelir dar,
Üçünü korumak zor içinde zor,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
Adalet olmazsa, yeşerir zulüm,
Adaletsizlikten evladır ölüm,
Adalet olmayan ülkeler malum,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl,
İstiklâl Devlet'li olmanın başı,
İstiklâl Milletin ekmeği, aşı,
İstiklâl Devletin en temel taşı,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
İstiklâl olmadan Hürriyet olmaz,
İşkence kol gezer, zulüm son bulmaz,
Adaletsiz Devlet payidar kalmaz,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
Hürriyet, ekmekten, sudan, havadan,
Daha da azizdir, bu tatlı candan,
İnsan nasıl geçer, usanır ondan,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
|
Bunların üçüne aşık olmuşum,
Atalarımızdan miras bulmuşum,
Üçünü de candan aziz bilmişim,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
Doğu Türkistan'a ulaştım, vardım,
Müslüman Türklerin halini sordum,
Hepsini bunlardan hem mahrum gördüm,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
Atalar demişler İLLE DE ARKA,
Kimisi saymalı, kimi de korka,
Kimseler bakmıyor. Müslüman Türk'e,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
Diyorlar iki yüz milyon Türk var da,
Bunun otuzbeşi hep ahularda,
Feryatlar yükselir, Yarkent,Kaşgar'da,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl
Rabbim Milletimi mahrum etmesin,
Çekilen çileler boşa gitmesin,
Üçünün aşkı da hiç eksilmesin,
Adalet, Hürriyet bir de İstiklâl.
29.10.1997 Cumhuriyet Bayramı için.
Ahmet Çimşir, FN. |
|
|
|
|