Yukarı
50. Sayı
50. Sayı Uygurca
Kültür - Tarih
50 Tam Sayfa

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur

 

Bir Milletin Bağımsızlık ve İstiklâli Rica İle Elde Edilemez

            Bir tarafta zayıf ve savunmasız insanlara zulmedenler, diğer tarafta da zalimlere karşı koyanların mücadeleleri insanlık tarihi boyunca en çok rastlanan hadiselerdendir. Günümüze kadar kesintisiz olarak devam ede gelen bu insanlık dramı bundan sonra da dur durak bilmeden daha uzun yıllar devam edip gidecek gibi görünüyor.

“Dünyada barış ve istikrarın korunması”, “demokrasi”, “insan haklarının kutsallığı”, “Temel hak ve hürriyetler”,  vs. gibi kavramlar ise dünya hükümranlığı peşindeki birtakım devletlerin yetkililerinin sadece kendi çıkarları söz konusu olduğunda dudaklarından dökülüveren ama gerçek anlamda hiçbir kıymeti olmayan aldatmaya yönelik kelimeler olarak kalmaktadır.

Bunun en açık misallerini Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan'ın 60 yıllık esaret tarihi boyunca çok defa gördük, görmeye de devam ediyoruz. İkinci dünya savaşı sona ererek soğuk savaş döneminin başlamasıyla Rusya ve Çin arasında çok ciddî siyasî çatışmalara konu olan ülke Doğu Türkistan olmuştur. Hatta 1960'lı yılların ortalarında Çin ve Rusya Doğu Türkistan üzerindeki çıkar çatışmaları sebebiyle savaşın eşiğine kadar bile gelmişlerdi. Çünkü Doğu Türkistan'ın sahip olduğu petrol, doğalgaz, altın, uranyum ve daha akla gelebilecek her türlü değerli madenlerin bolca bulunması dünyadaki bütün emperyalist devletlerin iştahını kabartmaktaydı.

Daha sonraki yıllarda başta Amerika olmak üzere bazı batılı devletler de Doğu Türkistan'daki zenginliklerin farkına vardıkça Doğu Türkistan meselesi bazı uluslar arası toplantılarda dile getirilmeye başlandı. Bu toplantılar sırasında Çok büyük sözler söylendi. Her yıl dünya insan hakları örgütleri tarafından Çin'in insan haklarını ihlâl ettiğine ve bu konuda dünyada birinci sırayı hiçbir ülkeye kaptırmadığına dair raporlar hazırlanarak yayımlandı. Kınamalar, kınamalar ve kınamalar… Bu kınamalara karşı Çin'in baskıcı ve insanlık dışı uygulamalarında her hangi bir iyileşmeye rastlanılmadı.

Kaldı ki, Doğu Türkistan Türkleri Çin'den insan haklarının iyileştirilmesi gibi bir talepte bulunmuyor, kayıtsız şartsız Doğu Türkistan'ın istiklâlini istiyorlardı. Çünkü dünyanın en acımasız, en gaddar ve en ırkçı bir zihniyetine sahip devleti olan Çin'in işgali ve ablukası altında bulunan bir milletin insan haklarının iyileştirilmesini istemesi mantığa aykırı bir talep olacaktı… Zira Doğu Türkistan Türklerinin insanların en temel ve kutsal haklarından olan yaşama haklarına, daha anne rahminde iken müdahale ediliyor ve kaç aylık olmasına bakmaksızın “kota dışı hamilelik” denilerek mecburi kürtajla öldürülüyordu. Doğması halinde ise, bebeklerin beyinlerine ispirto enjekte edilerek katlediliyordu. Türkler kendi yurtlarından sürgün ediliyor, yerlerine ise Çinli göçmen getirilerek iskân ediliyordu. Yoksul ve aç bırakılan Doğu Türkistanlı çiftçilerin 15 ila 25 yaş arasındaki kızları “iş bulma” vaadi ile toplanarak Çin'e götürülerek heder ediliyorlar. Dini vecibeleri yerine getirmek isteyenler “radikal İslamcı” yaftalaması ile çok ağır cezalara çarptırılıyorlar… Ve daha burada sayılamayacak kadar çok insanlık dışı baskı, asimilâsyon, sürgün ve ırki aşağılanmalara maruz kalan Doğu Türkistan Türklerinin haklarını ciddi anlamda ve karşılıksız olarak savunacak bir dünya devleti ya da uluslar arası bir teşkilât da ortalarda görünmedi, görünmüyor…

Bir milletin istiklâlinin rica, tavsiye, nasihat ve kınamalarla kazanılmadığını çok iyi bilen bir takım küresel güç odakları da sadece Çin'i kınamaktan ve Çin'e insan haklarının iyileştirilmesi tavsiyelerinde bulunmaktan başka bir girişimde bulunmadılar…

Bu gidişatın kendilerine sürekli olarak vakit kaybettirdiğinin farkına varan Doğu Türkistan istiklâlcileri her defasında çok kanlı şekillerde bastırılmalarına rağmen zaman, zaman da silahlı mücadele alanında varlık gösterdiler. 1863 yılında Bedevlet Yakup han tarafından kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti,12 Kasım1933'te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti, 12 Kasım 1944'te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti, silahlı milli kıyam hareketlerinin sonuçlarından olarak tarih sayfalarındaki yerlerini ebediyen almışlardır.

 Daha sonraki yıllarda 1955 Atçüy Ayaklanması, 1990 Barın Milli ayaklanması, 1997 Gulca milli ayaklanması Pamir, Hoten, Kaşgar, Kuchar, Peyzavat gibi bölgelerde meydana gelen bir dizi silâhlı çatışma ve bombalama olayları Doğu Türkistan Türklerinin “Artık bıçak kemiğe dayandı” dedikleri anlardır. Zulüm arttıkça ve zulüm altındaki insanlarda daha fazla kaybedecek bir şeylerin kalmadığı fikri ortaya çıktıkça bu türden milli kıyam hareketleri ne ilk, ne de son olacaktır.

Dünya devletleri Çin ile yapacakları ticaretten elde etmeyi umdukları maddi çıkarlar için Doğu Türkistan Türklerini kendi kaderine terk ettikçe Doğu Türkistan Türkleri “Ya İstiklâl Ya Ölüm” düsturu gereğince şehit ya da gazi olma yolunu seçmeye devam edeceklerdir.

Hz. Mevlana'nın “Biz insanlar öyle mahlûklarız ki, bazen melekler insan olmadıkları için üzülürler, Bazen de şeytan insan olmadığı için sevinir.” Dediği, şeytanın bile yerine geçmek istemediği insan müsveddesi Çinilerle baş başa bırakılan Doğu Türkistan Türkleri milli, dini ve insani değerlerini ve varlıklarını muhafaza etmek adına bulabildikleri her türlü yollarla milli mücadelelerini gerçek anlamda istiklâllerine kavuşana kadar devam ettireceklerdir.

Çin işgalcileri 2008 Pekin Olimpiyatlarını kendilerinin müstekreh ve müstemlekeci emellerine alet ederek dünya kamuoyuna Doğu Türkistan Türklerini “terörist” olarak tanıtmaya çalıştılar. Olimpiyat hazırlıkları süresince özellikle Doğu Türkistan Türklerinin üzerinde öylesine bir baskı ve sindirme politikası uyguladılar ki, tam anlamı ile bir paranoyak durum sergileyerek Çin Hava yollarında pilot olan 3 Doğu Türkistanlıyı işten uzaklaştırdılar. 80 bin Doğu Türkistanlıyı çeşitli bahanelerle tutuklayıp hapsettiler. Çeşitli bölgelerde sık sık sokağa çıkma yasakları uyguladılar, şüphelendikleri evlere baskınlar düzenleyerek suçsuz ve savunmasız Doğu Türkistanlıları katlettiler…

İşte bu zulümler neticesinde de Kaşgar ve Kuçar olayları meydana geldi ve onlarca Çin güvenlik görevlisi öldürüldü, onlarca Doğu Türkistan İstiklâlcisi de (bunlardan 7'si kız)şehit oldular… Dış ülkelerde yasal yolları kullanarak siyasî faaliyet gösteren Doğu Türkistanlıların şiddete karşı olmaları ve barışçı yollarla sonuca gitme girişimleri (Tarihte barış görüşmeleri ile İstiklâl elde edildiğine rastlanılmamıştır ya) Doğu Türkistan'da her gün ölümle burun buruna yaşayan ve iffetleri ayakaltı edilmekte olan İstiklâl yanlısı Doğu Türkistanlıları bağlamıyor.

Görüldüğü üzere şiddet şiddeti doğuruyor. İşgalci Çin devleti eğer daha zor durumlarda kalmak istemiyorsa önünde bir tek yol vardır. O da, bir an evvel Doğu Türkistan Türklerinin ezeli ve ebedi yurdu olan ama Çinlilerin üzerinde asla ve asla hak talep etmelerini gerektiren bir sebep bulunmayan Doğu Türkistan topraklarını terk ederek kendisine ait Çin topraklarına çekilmesi…

Çinliler için bundan başka çıkış yolu yoktur. Dünya tarihi boyunca hiçbir millet sonuna kadar esaret altında yaşamayı kabul etmiş değildir.

Özellikle de Çinliler asla unutmamalılar ki, Türk milleti İstiklâli söz konusu olduğunda milyonlarca şehitler vermek pahasına bu isteğinden asla vazgeçmez!

 Doğu Türkistan'da “Bıçak Kemiğe Dayandı”

Son zamanlarda Doğu Türkistan'ın Kaşgar ve Kuçar şehirlerinde ard arda meydana gelen patlamalar ve silâhlı çatışmalar bütün dünyanın dikkatini celp etmeye devam ediyor.

Çünkü Çinliler Doğu Türkistan Türklerine son dönemlerde uyguladıkları insanlık dışı zulümlerin dozunu kendileri daha iyi bilmektedir… Doğu Türkistan'da birkaç ay içerisinde “olay çıkarma ihtimali olanlar”, “şüpheliler”, “hükümete karşı fikirde olanlar”, “yıllar sonra suçsuzlukları anlaşılarak hapisten salıverilenler”, “ fikren ıslah edilemeyenler” ve “Bozkurt resmi bulunduran ve saklayanlar” başta olmak üzere insanlara çeşitli suçlar isnat edilerek yaklaşık 100 bine yakın Doğu Türkistanlı hak etmediği halde Çin zindanlarına atılmışlardır.

Birinci olay: Çin'in Şinhua Ajansının verdiği habere göre, 04.08.2008 Pazartesi günü iki Doğu Türkistanlı gencin Kaşgar'da el yapımı patlayıcılarla Çin polislerine saldırması sonucu 16 polis ölmüş, 16 Çin polisi de yaralanmıştı.

İkinci hadise ise, 09.08.2008 günü sabaha karşı saat 02: 30 civarında meydana geldi. “Doğu Türkistan'a Özgürlük ve Bağımsızlık” güçleri Doğu Türkistan'ın Kuçar şehrinin Çin Komünist Partisi Binasına, Halk Hükümeti (Hükümet Konağı) Binasına, Vergi Dairesi Binasına, Zabıta Binasına ve bir Çin genelevine anî bir saldırı düzenlemiş ve iki polis aracını da havaya uçurmuşlardır. ETIC (Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi) in bölgeden edindiği ilk bilgilere göre olay sırasında 2 polis ve bir güvenlik elemanı ölmüş, 7'si kadın ve 4'ü de erkek olmak üzere 11 “Doğu Türkistan'a Özgürlük ve Bağımsızlık” Savaşçısı da şehit olmuştur… Bundan sonrasının ne getireceğini ise ancak işgalci Çin devletinin zalim yetkilileri tahmin edebilirler…

Kaşgar Yamanyar Köyünde Çin'in 3 Güvenlik Görevlisi Öldürüldü

12.08.2008 sabahı Kaşgar'da yeni bir olay daha meydana geldi. Olayda Yenişehir nahiyesinin Yamanyar köyünde yol kontrolü yapmakta olan Çin güvenlik görevlilerine bir saldırı yapılmış ve 3'ünün boğazı kesilerek öldürülmüş biri de yaralanmıştır.

Bu haber bu gün sabah ilk olarak Şinhua ajansı tarafından yayımlandı. Haberde beyan edildiğine göre, otomobil ile gelen bir kişi ya da bir grup, Yamanyar köyündeki yol kontrol noktasına geldiklerinde otomobilde atayarak gelip Çin güvelik görevlilerine bıçakla saldırmışlardır. Güvenlik görevlilerinden 3'ünün boğazını keserek öldürüp birini de yaraladıktan sonra ortadan kaybolmuşlardır.

Royters başta olmak üzere yabancı basın mensupları Kaşgar'a telefon ettiklerinde polisler söz konusu olayın meydana gelmiş olduğunu itiraf etmişler ancak olay hakkında tafsilatlı bilgi vermemişlerdir.

Söz konusu haberde olayın cereyan ettiği saat hakkında farklı malumatlar var. Bazı kaynaklar olayın gece saat 2.oo'da meydana gemiş olduğunu söylerken, bazı kaynaklar da sabah saat 07.oo olarak belirtilmektedir.

RFA radyosu görevlileri Yamanyar polis karakoluna telefon ederek olay hakkında malumat istediklerinde karakol yetkilisi kendilerinin yaralıyı sabah tarafı hastaneye götürdüklerini bildirmiş, fakat olayın hangi saatte meydana gelmiş olduğunu bilmediğini söylemiştir. Bu duruma göre, olayın gece saat  2' civarında meydana gelmiş olduğu ama ancak sabahleyin haber alınabildiği anlaşılmaktadır.

Kaşgar- Yamanyar Olayı Uluslararası Topluluğun Dikkatini Tekrar Doğu Türkistanlılara Yöneltti.

Kaşgar-Yamanyar'da 3 Çin güvenlik görevlisinin yol boyundaki bir kontrol noktasında kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce öldürülmesi, Uluslararası haber vasıtalarını dikkatinin bir kere daha Doğu Türkistan ve Doğu Türkistanlılar meselesine çevrilmesine sebep oldu.

3 Güvenlik görevlisinin öldürülmesini en önemli haber olarak okuyucularına sunan dünya haber organları, bu konuda yayımladıkları haber, yorum ve makalelerde bu tür olayların ortaya çıkmasının sebepleri üzerinde durdular.

Amerika Bileşik Ajansı Kuçar şehrinden verdiği haberinde Çin hükümetinin Doğu Türkistan'da yürütmekte olduğu politikalarının Doğu Türkistanlılara kendi fikirlerini ifade etme imkânı vermediği, Uygurların ekseriyetinin hatta dış ülke gazetecileri ile bile görüşmekten kaçınmakta olduklarını bildirmiştir.

Son zamanlarda Doğu Türkistan'da meydana gelen olayların, sadece bu bölgede mevcut meseleleri değil, Doğu Türkistanlılarla Çinliler ararsındaki keskin zıddiyeti de açıklayan haberde “Kuçar şehrinde bombalanan yerleri görmek için toplanan Çinli ve Doğu Türkistanlıların olaya yönelik olarak takındıkları tavır bunun canlı örneği olabilir. Çinliler Kuçar'daki bombalamaları sert biçimde kınarlarken, sayısız Doğu Türkistanlılar bu saldırılara hayranlık duyarak, içten içe sevinmişler gibi görünüyorlar. Doğu Türkistanlılardan saldırılar konusunda görüş sorulduğunda çoğunluğu bu soruya cevap vermekten kaçınmakta ya da 'bilmiyorum' diyerek cevap vermektedirler.” Denilmektedir.

Haberde, Kuçar'daki Doğu Türkistanlıların şehirde Çinli göçmenlerin çokluğundan, Doğu Türkistanlılara yöneltilen aşağılama politikalarından ve dini baskılardan çok şikâyet ettikleri vurgulanıyor.

Bazı haberlerde ise, Doğu Türkistanlıların Pekin spor olimpiyatları sebebiyle bütün dünyanın dikkatinin Çin'e çevrildiği bir dönemde kendilerinin meselelilerini ve vaziyetlerini dünya toplumlarına anlatmak ve tanıtmak için böyle hareketler yapmakta oldukları ortaya konulmaktadır. RFA-Ömer Kanat

Rabiye Kadir Wall Street Journal'a Yaptığı Açıklamada Dünya Liderlerini Doğu Türkistanlıların Durumu ile İlgilenmeye Çağırdı.

Dünya Uygur Kurultayının başkanı Rabiye Kadir 11.08.2008 günü Amerika'daki en büyük gazetelerden biri olan Wall Street Journal Gazetesinde bir makale yayımlayarak, Olimpiyatlar için Pekin'de toplanan bütün devlet liderlerini Doğu Türkistanlıların durumu ile ilgilenmeye, Amerika'nın Doğu Türkistan'a üst dereceli yetkililer göndererek Doğu Türkistanlıların insan hakları durumunu incelemeye çağırdı.

Rabiye Kadir makalesinde 4 Ağustos 2008 günü Kaşgar'da meydana gelen olayda 16 Çin askerinin öldürülmesi olayına değinerek, zorbalığın her türlüsüne karşı olduklarını, fakat bu tür olaylarda karşılık verilirken sınırların aşılmamasının ehemmiyetini, üstelikte resmi makamların görüşlerini ispatlayan delillerin bulunmadığını bildirdi.

Rabiye kadir şöyle diyor: “Özgür dünyanın liderlerinin olimpiyatlar için Pekin'de toplandıkları şu günlerde ben bütün devlet liderlerinin Çin hükümeti yetkilileri ile buluştuklarında Doğu Türkistan halkının karşılaşmakta oldukları acıklı durumu masaya yatırmalarını ümit ediyorum… Ben yine Amerika hükümetinin söz konusu bölgelere üst dereceli bir yetkilisini göndererek, insan haklarının uğramakta olduğu zararlar üzerinden incelemeler yapmalarını talep ediyorum.”

Amerika hükümeti 2001 yılındaki 11 Eylül olayından sonra, sabık dış işleri bakan yardımcısı Loren Kreyner'i Ürümçi'ye göndererek, inceleme yürüttüklerinden beri bununla aynı dereceli birer yetkiliyi de Ürümçi'ye göndermemişti.

4 Ağustos günü Kaşgar'da 10 Ağustos günü de Kuçar'da Doğu Türkistan Mücadelecileri Çin Jandarma birliklerine ve hükümet organlarına saldırınca, Doğu Türkistanlıların ahvali dünya topluluklarının dikkatini celp etti. Rabiye Kadir'in mezkûr makalesi, dünya kamuoyu tarafından Çin'in, olimpiyatların güvenliğini ve terörizmi bahane ederek Doğu Türkistanlıları bastırmakta olduğu ile suçlandığı bir dönemde yayımlandı. RFA-Erkin

Doğu Türkistan'ın Kuçar Nahiyesinde Eş Zamanlı Patlamalar Meydana Geldi

09.08.2008 ünü sabaha karşı saat 02:30 civarında Doğu Türkistan'ın Kuçar şehrinde Doğu Türkistan'a Özgürlük ve Bağımsızlık güçleri Çin'in Kuçar'daki Çin Komünist Partisi binası, Halk hükümeti(Hükümet konağı) binası, Vergi dairesi Binası, Zabıta binası ve bir Çin Genel evine ani bir saldırı düzenlemiş ve iki polis aracını da havaya uçurmuşlardır. ETIC' in ilk edindiği bilgilere göre Çinlilerden iki polis ölmüş ve bir bina güvenlik görevlisi ağır yaralanmıştır.

Doğu Türkistan'a Özgürlük ve Bağımsızlık savaşçılarından 7' si kadın ve 4' ü erkek olmak üzere toplam 11 kişi de şehit olmuşlardır.

Yerli halkın beyanına göre patlamanın sesi nahiye hastanesi ve şehir merkezindeki bütün noktalardan gayet net olarak duyuldu.

Çin'in hükümet yanlısı Şinhua Ajansı şöyle haber vermiştir: Kuçar Nahiyesinde eş zamanlı patlamalar meydana gelmiş olup, 7 “silahlı unsur” ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybederken çok sayıda insan da yaralandı.

Şinhua Ajansının bildirdiğine göre yine, “10.08.2008 Pazar günü sabah saatlerinde Kuçar nahiyesi emniyet müdürlüğü ve daha başka hükümet binaları el yapımı bombalarla yapılan saldırılara uğradı. Aynı yerdeki güvenlik görevlilerimizin elde ettikleri bilgilere göre patlama gece saat 2:30 civarında meydana gelmiş olup, olay yerinde kendi gözleri ile gören görgü şahidinin ifadesine göre, bir taksi süratle gelerek emniyet müdürlüğü ile zabıta müdürlüğü binasına bomba atmışlardır.”

Patlama şehir merkezinde meydana gelmiş olduğundan ölen ve yaralananların sayısında artışların olması ihtimali vardır.

Şu anda Kuçar nahiyesinin durumu oldukça ağır olup, Ürümçi'ye gidecek olan araçlar durdurulmuştur. Nahiye ve Aksu vilayetinde de olağanüstü hal ilan edilmiş olup, her tarafı evham Kalamış bulunuyor. Olayın meydana gelmesinden sonra Çin hükümeti Kuçar'daki bütün polisleri, Bingtuen (Silahlı üretim Birliği) ve Askeri birlikleri de teyakkuza geçirmenin dışında Bügür'de yerleşik bulunan Askeri birlikleri de Kuçar'a nakletmişlerdir.

Çin hükümeti şu anda Kuçar'ı dış dünyadan tamamen tecrit ederek, orada sert askeri yönetim uygulamaya başlamış bulunuyor.

BBC radyosunun konu ile ilgili haberine göre, yabancı gazetecilerde Kuçar'a hapsedilmiş olup, hiçbir yere gitmelerine izin verilmemektedir.

Kaç günden beri bütün Doğu Türkistan'da askeri yönetim uygulanıyor. Edindiğimiz bilgilere göre bu gün yani 10.08.2008 günü Kuçar'da sadece 2 saat açık kalabilen dükkân ve iş yerleri zorla kapattırılmışlardır. Kuçar'daki olay hakkında, ETIC ve dış ülkelerdeki Doğu Türkistan teşkilatları daha fazla bilgi edinmeye çalışmaktadırlar.ETIC

Doğu Türkistan da Kölecilik Düzeni Devam Ediyor

Dünyanın hiçbir yerinde kölecilik düzeninin kalmadığı çağımızda Doğu Türkistanlı Çiftçiler Çin hükümeti menfaatine her yıl iki ay ücretsiz çalışmaya mecbur ediliyor. Her ne kadar Çinli göçmenlerin yıllık geliri Doğu Türkistan'da 10,443 yuan, Doğu Türkistanlıların yıllık geliri ise ortalama olarak 1200 yuan olmasına rağmen, köle gibi çalıştırılanlar Doğu Türkistanlı çiftçiler olmaktadırlar. Doğu Türkistanlılar kendi topraklarında Çinlilere kölelik yaptırılmaları ve üst üste tahakkuk ettirilen ağır vergiler sebebiyle kendi yurt ve mekânlarından ayrılmaya mecbur kalmaktadırlar.

Kuçar'da Olaydan Sonra Çok Sayıda Kişi Tutuklandı

Dünya Uygur Kurultayı Kuçar'da yürütülen saldırılardan sonra, Çin makamlarının 90 kişiyi tutuklayarak çok şiddetli bir biçimde işkenceye tabii tutmakta olduklarını haber verdi. Dünya Uygur Kurultayı sözcüsü Dilşat Reşit 12.08.2008 günü uluslar arası haber ajanslarına verdiği beyanatında, sadece şehirde tutuklananların sayısının 90' a ulaştığını, bunun dışında yine, Çin polislerinin Kuçar civarındaki köy ve mezralardan da birçok kişilerin de Tutuklandığını bildirdi.

Çin hükümet yetkilileri 10 Ağustos günü Kuçar şehrinde gerçekleştirilen saldırılardan sonra 15 kişinin tutuklandığını bildirdi. Beyanatta, Çin hükümetine Doğu Türkistanlılara yönelttiği baskıları durdurması çağırısında bulunan Dilşat Reşit, uluslararası topluluklara Doğu Türkistan meselesine eğilmeye ve içinde bulunulan durumu incelemek üzere Doğu Türkistan'a özel temsilci grubu gönderme çağrısı yaptı.

Fakat Amerika Birleşik Ajansının Kuçar'dan verdiği habere göre, Kuçar nahiyesinin hâkimi Yusufcan Mehmet 12.08.2008 günü düzenlediği basın toplantısında Dünya Uygur Kurultayının sözcüsü Dilşat Reşit'in Kuçar'da tutuklanan 90 kişinin polisler tarafından sert şekilde işkenceye tabi tutulmakta olduğu hususunu reddetmiştir. Fakat o, gazetecilerin Kuçar'da meydana gelen olaydan sonra kaç kişinin polisler tarafından tutuklandığı konusundaki sorulara cevap vermemiştir. RFA-Ömer Kana

Çin Yargısı, Kaşgar ve Kuçar'daki Darbe Vurma Hareketlerine Katılanları Özel Olarak Sert Şekilde Cezalandıracaklarını Açıkladılar

”Tiyanşan(Tanrıdağı) Sitesi”nin haberinde belirtildiğine göre ”Otonom Bölge (Doğu Türkistan)Üst Yargı mahkemesinin başkanı Rozi İsmayil 14.08.2008 günü Ürümçi'de toplanan ”Sinkiang(Doğu Türkistan) Yargı Görevi Toplantısı”nda yaptığı konuşmada sözde ”Üç Türlü Güçler” in dosyasının sonuçlandırılması sırasında, ağır ceza verme ve acımamazlık politikası kullanılması gerektiğini, özellikle de son zamanlarda Kaşgar ve Kuçar'da meydana gelen karşılık verme hareketlerine iştirak eden ”teröristler”i özellikle sert şekilde cezalandıracağını bildirmiştir.

Rozi İsmayil konuşmasında yine, geçen yıldan bu yana yurt içindeki ve dışındaki ”üç türlü gçler” in Olimpiyatlara karşı çeşitli ”zorbalık” hareketlerini özel olarak arttırdıklarını, bu esnada çok kere ”terörist” hareketlerin meydana geldiğini, durumun oldukça ciddi olduğunu söylemiş ve her kademedeki yargı mahkemelerinden ”3 türlü güçler” e darbe vurmayı öncelikli hedef haline getirmelerini talep etmiştir. ETIC

Çinliler Ürümçi Havaalanında Uçak Bombalama Şüphelisi olarak 3 Kişiyi Tutukladı

03.8.2008 günü Çin Jandarmaları Ürümçi Havaalanında Uçak bombalama şüphelisi olarak kişiyi tutukladı. 03.08.2008 günü Ürümçi'den Chongcing'e uçacak olan CA4156 sayılı uçağa binecek olan yolcular ellerinde patlayıcı madde tutup tutmadıklarını tespit cihazı vasıtasıyla 30 yaşları civarındaki 3 kişiyi tespit ederek tutuklamışlardır.

Aynı gün Pekin saati ile saat 8: 20'de uçacak olan CA4156 sayılı uçak kalkışa 10 dakika kala yapılan kontrollerde tutuklananlar patlayıcı maddeyi uçağa soktukları için değil, o tür maddelere dokundukları için tutuklanmış olup, bir yolcunun açıklamalarına göre bu üç kişiden ikisi orta boy ve etine dolgun, biri ise, uzun boylu ve zayıf fiziki yapya sahipmişer

Edinilen malumatlara göre, şüphelinin avucuna yaklaştırılarak, o kişinin birkaç saat önce patlayıcı maddelere temas ettiği ya da etmediğini kotrol eden alet vasıtasıyla 3 kişi tutuklandıktan sonra bile uçaktaki 100'den fazla yolcu çok sıkı aramalardan geçrilmiştir. Çinlilerin onların giysilerini çıkarttırarak, çorap, iç çamaşır ve ayakkabıların altlarına kadar kontrol etmesi insanları her türlü düşüncelere sevk ediyor. Kontroller sabah saat 10'oo'da başlamış olup, polisler arama esnasında yolculara insanlık dışı davranışlarda bulunmuşlardır. Şu ana kadar tutuklananlar hakkında daha tafsilatlı bilgilere ulaşılamamıştır. (K.Aatahan)

Üç Uygur Pilot Görevinden Alındı

Çin Yolcu uçağındaki Uygur Pilotlar Olimpiyatların güvenliği münasebeti ile görevlerinden alınmış olup, İngiltere'de yayımlanan Time Gazetesinde belirtildiğine göre, nöbetçi uçaklarda görev yapan Uygur Hostesler de Doğu Türkistan'a sefer yapan uçaklardan alınarak Çin'in başka bölgelerine sefer yapan uçaklara nakledilmişlerdir.

Haberde belirtildiğine göre, şu anda bütün Çin genelinde sadece 3 Uygur pilot çalışıyor olup, onların hepsi de şu anda görevlerinden ayrılma emri almışlardır. Çin Hava yolları şirketleri ile ilişkili görevlilerin bildirdiklerine göre, bu Uygurların en az Olimpiyatlar sona erene kadar çalışabilmeleri mümkün değilmiş.

Haberde belirtildiğine göre yine, yolcu uçaklarında pilot kifayetsizliği sebebi ile şimdilerde Çin hava yolu şirketleri askeri sahadan pilot istemeye başlamışlar. RFA-Cuma-18.08.2008

Çin, Teslim Olan 6  Doğu Türkistanlıyı Vurarak Şehit Etti

Mısır tarlasında kuşatılan 6 Uygur şüpheli, güvenlik güçlerince öldürüldü. Polis güçleri, olimpiyatlar sırasında 04.08.2008 Kaşgar da  ve 09.08.2008 tarihinde Kuçar da meydana gelen olaylar nedeniyle operasyonlar gerçekleştirdi.  Şinhua ajansının haberine göre, bölgedeki Kaşgar kenti yakınlarında 9 şüpheli, bir mısır tarlasında kuşatıldı. Ajans, şüphelilerin bıçakları olduğunu ve ''tutuklamaya çaresizce direnerek'' bir polisi yaraladıklarını ileri sürdü. Olayda 1'i kaldırıldığı hastanede toplam 6 şüpheli öldü, 3'ü yaralandı.

Almanya merkezli Dünya Uygur Kongresi sözcüsü Dilşat Raşit, polisin mısır tarlasını kuşattığını, Uygurlara teslim olmaları anonsu yaptığını ve ''teslim olursanız size avukat tutulacak'' sözü verdiğini belirtti. Raşit yayımladığı açıklamada, ''görgü tanıklarına göre tarladakilerin direnmediğini ancak teslim olmalarının ardından polisin otomatik silâhlarla ateş açtığını'' öne sürdü.

500 TÜRK ÇİN ZİNDANLARINDA!

İşgalci Çin güvenlik güçleri, Doğu Türkistan`da son iki hafta içinde 500 Uygur Türkü`nü tutukladı. Dünya Uygur  Kongresi (DUK) tarafından yapılan açıklamada, sadece Kaşgar bölgesinde...

Çin polisinin 100`den fazla kişiyi tutukladığı bildirildi. DUK`dan yapılan açıklamada, Çinli yetkililerin tutuklanan kişilerin ailelerine yaptıkları baskı hakkında hiçbir bilgi vermediği belirtildi. Doğu Türkistan'da Pekin Olimpiyat Oyunları'nın açılışından kısa süre önce seslerini dünyaya duyurmak isteyen esir Türkler "el yapımı" bombalarla işgalci güçlere karşı ayaklanmış ve işgalci güçlerin güvenlik kuvvetlerine karşı çok etkili saldırılarda bulunmuşlar ve Kaşgar işgalci yönetim tarafından "Cephe Hattı" olarak ilan edilmişti. 26 Ağustos 2008-TürkGündem

Doğu Türkistan'da Olimpiyatlardan Sonra  Sert Bastırma Hareketleri Devam Edecek

Çin makamları 18. Ağustos pazartesi günü istikrar görevi telefon toplantısı yaparak, Doğu Türkistan'da istikrarı korumak için sert uygulamalarla bastırmayı tekrar vurguladı.

Pazartesi gününeki telefon toplantısında önceki dönem istikrar hizmetleri ile ilgili bir rapor vererek sonraki dönem istikrar programları yerleştirilmiştir.

Uygur Otonom Bölgesi(Doğu Türkistan) siyasi kanun komitesi komünist parti sekreteri Ju Heylung, bundan sonraki istikrar hizmetleri hakkındaki taleplerini bir bir ortaya koydu. “Üç türlü güçlerin zorbalık ve terör hareketlerinin kesin olarak önünü alıp, siyasi anlayış, güvenlik anlayışı, mesuliyet anlayışı gibi hususları daha da güçlendirerek toplumsal durumu iyi gözlemleyip gönlümüzde pekişmesini sağlayarak istikrarı korumada asla sarsılmadan üç türlü güçlere darbe vurmada bileğimizin demir gibi olması lazım” dedi.

13.08.2008 günü toplanan temel birim hizmetlerini güçlendirerek          toplumsal istikrarı koruma toplantısında da Wang Leguan istikrar hizmetini hayat- memat meselesi olan bir mücadele olarak tarif edip, Doğu Türkistan'da istikrarın sağlanmasına bütün gücü ile teminat olup, sert bastırmayı gevşemeden devam ettirmeye vurgu yapmıştı.

Tanrıdağ internet sitesinin Juheylun'un sözüne atıfta bulunmasına bakılırsa, Doğu Türkistan'ın istikrarını sağlama hizmeti daha teferruatlı bir durumla karşılaşmakta olup, üç türlü güçlere karşı durmak daha da zorlaşmıştır.

Pekin olimpiyatları öncesinde Kaşgar ve Kuçar'da art arda meydana gelen olaylardan sonra Çin makamları Doğu Türkistan'da istikrarı koruma bahanesiyle bastırmayı sert şekilde devam ettirmektedir. Doğu Türkistan faaliyetçilerinin yorumlarına göre Çinli Yetkililerin gerçekleştirdikleri toplantılarda Doğu Türkistan'da üç türlü güçlere darbe vurmanın uzun soluklu bir mücadeleye vurgu yapmaları, Pekin olimpiyatları sona erdikten sonra da bastırma hareketlerini olağanüstü bir acımasızlıkla devam ettireceklerinin işaretidir. RFA-Gülçehre

İsmail Oskay, hizmetli olarak çalıştığı fakültenin tarih bölümünü kazandı

Maddi imkansızlıklar yüzünden eğitimine devam edemeyen ve liseyi dışarıdan bitiren İsmail Oskay, hizmetli olarak çalıştığı fakültenin tarih bölümünü kazandı. Uşak'ta ilköğretimini tamamladıktan sonra maddi imkansızlıklar yüzünden eğitimine devam edemeyen ve yıllarca çobanlık yapan İsmail Oskay, hizmetli olarak çalıştığı fakültenin tarih bölümünü kazandı.

Uşak Üniversitesi Fen Edebiyet Fakültesi'nde yaklaşık 4 yıldır hizmetli olarak çalışan iki çocuk babası İsmail Oskay, (31) son ÖSS sınavında 306.501 puan alarak çalıştığı fakültenin tarih bölümünü kazandı. Uşak'ın Sivaslı İlçesi'ne bağlı Tökez Köyü'nde ilköğretimi tamamladıktan sonra maddi imkansızlıklar yüzünden eğitimine devam edemeyen İsmail Oskay, içindeki eğitim aşkı sayesinde liseyi dışardan bitirip üniversiteyi kazandı. İlkokulu tamamladıktan sonra 5 yıl köyde çobanlık yapan daha sonra da dericilik sektöründen manavlığa kadar değişik işlerde çalışan Oskay, 1999 yılında devlet memurluğu sınavını kazanarak Fen Edebiyet Fakültesi'nde hizmetli olarak çalışmaya başladı. 2004 yılında liseyi açıktan bitiren İsmail Oskay, 2006 yılında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü'nü kazandı. 2008 yılında da tekrar ÖSS sınavlarına giren Oskay, çalıştığı fakültenin tarih bölümünü kazandı.

“UMUDUMU YİTİRMEDİM”

Maddi imkansızlıklar nedeniyle ilkokulu bitirdikten sonra eğitimine devam edemediğini ancak okuma azmini hiçbir zaman yitirmediğini ifade eden İsmail Oskay, “ İlkokulu bitirdikten sonra köyde çobanlık yapmaya başladım. İçimdeki okuma aşkı beni hayata bağlıyordu. Yıllarca çobanlık yaptıktan sonra Uşak'a gelip tabakhanede dericilik sektöründe, çalıştım. Kokareççilik ve manavlık yapıp çay ocaklarında çalıştım. Bu süre içerisinde içimde hep okuma umudu vardı. Memur olduktan hemen sonra açık liseye kaydoldum ve 2004 yılında bitirdim. 2006 yılında ÖSS sınavlarına girerek açık öğretime kazandım. Uşak Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde hizmetli olarak çalışmam içimdeki okuma azmini daha da kuvvetlendirdi. Üniversiteli öğrencilerle aynı mekanda bulunmak onlara hizmet etmek bana mutluluk veriyordu. Bu düşüncelerle ÖSS'ye tekrar girdim ve çalıştığım fakültenin tarih bölümünü kazandım. Çocukluğumdan beri tarihe ilgi duyuyordum bu nedenle tercih ettim. Önümüzdeki eğitim öğretim yılında açık öğretim ve Uşak Üniversitesi'nde okumaya başlayacağım aynı zamanda işimi de yapacağım. Çocukluğumda maddi imkansızlıklar nedeniyle ara vermek zorunda kaldığım eğitimimi tamamlamak beni mutlu ediyor. İki çocuk babası olarak üniversiteyi tamamlayıp çocuklarıma üniversite diplomamı hediye etmek istiyorum. Üniversiteyi bitirip ileride hizmetli olarak çalıştığım fakültede öğretim görevlisi olmak istiyorum”diye konuştu.

Doğu Türkistan'a Her Yıl 1 Milyondan Fazla Çinli Göçmen Getiriliyor

1949 yılında Çinliler Doğu Türkistan'a saldırıp girdiklerinde Doğu Türkistan'da sadece % 4 oranında Çinli nüfus bulunmaktaydı. Şu anda Doğu Türkistan'daki Çinli göçmen sayısı %40 civarına ulaştı. Çin istatistiklerine bakıldığında son yıllarda Çin hükümeti yılda bir milyondan fazla Çinli getirmiştir. Sadece bu yıl 03.03.2008'den 12.04.2008 gününe kadar Doğu Türkistan'a 800 bin Çinli nakletmiştir.

Artık Çinli göçmenler Doğu Türkistan'a akınlar halinde gelmekte, Doğu Türkistanlıların ev-barkları, yeşil vadileri zorla gasp edilmekte ve böylece Doğu Türkistanlılar çöl ve kurak bölgelere sürgün edilerek evsiz barksız perişan olmaya mahkûm edilmektedir.

Doğu Türkistanlı Kızlar  Çin’e Zorla Götürülüyorlar

Çin Hükümeti 14 ila 25 Yaş Ararsında Olan Doğu Türkistanlı Kızları Okul ve Ailelerinden Ayırarak Kafileler Halinde Çin Eyaletlerine Zorla Taşımaktadır. 

Çin hükümeti geçen sene Çin eyaletlerine toplam 280 bin Doğu Türkistanlı kız nakletmiştir. Onlar aslında köle olarak çalıştırılıyor yada Fahişehanelere satılıyorlar. Pekin'den gelen özel emir üzerine her aileden bir kız çıkartma politikası ile topanarak götürülen kızlara Çin eyaletlerinde iş bulunacağı vaadinde bulunulmuştur. Uygur kızları bu bahane ile nakledilmektedirler.

Bu uygulamalara karşı çıkanlar veya kaçan kızların aileleri 3000 yuen ile 5000 yuen arasında cezalar ödeyecekleri, evlerinin yıkılacağı veya hapis cezasına çarptırılacakları tehdidi le karşılaşmaktadırlar. Bu durumda dahi her yıl birçok kızlar başka memleketlerde kaçak yaşamaya veya son çare olarak ta canlarına kıymaya mecbur olmaktadırlar.

Doğu Türkistan da Kölecilik Düzeni Devam Ediyor

Dünyanın hiçbir yerinde kölecilik düzeninin kalmadığı çağımızda Doğu Türkistanlı Çiftçiler Çin hükümeti menfaatine her yıl iki ay ücretsiz çalışmaya mecbur ediliyor. Her ne kadar Çinli göçmenlerin yıllık geliri Doğu Türkistan'da 10,443 yuan, Doğu Türkistanlıların yıllık geliri ise ortalama olarak 1200 yuan olmasına rağmen, köle gibi çalıştırılanlar Doğu Türkistanlı çiftçiler olmaktadırlar. Doğu Türkistanlılar kendi topraklarında Çinlilere kölelik yaptırılmaları ve üst üste tahakkuk ettirilen ağır vergiler sebebiyle kendi yurt ve mekânlarından ayrılmaya mecbur kalmaktadırlar.

Made in China olimpiyat

Pekin olimpiyatlarında görkemli bir açılışa imza atan Çin'in organizasyonda birçok kez hileye başvurduğu ortaya çıktı

'Diş durumundan' sahneye çıkamadı

Olimpiyatların açılış seremonisinde şarkı söylemesi gereken 7 yaşındaki Çinli kız çocuğunun “dişleri kırık ve çirkin” diye sahneye çıkarılmadığı, onun yerine yüzü daha güzel olduğu için sahneye çıkarılan 9 yaşındaki “sahte şarkıcının” ise playback yaptığı ortaya çıktı.

İngilizce yayımlanan “China Daily” gazetesinin haberine göre, Çinli yetkililerin, “bir meleğin sesine” sahip olduğu belirtilen 7 yaşındaki Yang Peiyi'nin dişleri kırık olduğu gerekçesiyle açılış seremonisi için uygun görmedikleri kaydedildi.

Onun yerine sahneye çıkan 9 yaşındaki Lin Miaoke'nin ise sadece “şirin görünümünden dolayı” seçildiği ancak sesi kötü olduğu için sadece dudaklarını oynattığı, şarkıyı ise Yang Peiyi'nin söylediği bildirildi.

Tribünleri 'kiralık seyirciler' şenlendiriyor

Bazı oyunlarda seyircilerin az olmasından dolayı tribünlerin boş görünmesinden endişe eden Çinli yetkililerin, parayla “seyirci” kiralayarak sarı olimpiyat tişörtü giydirdikleri ve tribünlere oturttukları ortaya çıktı.

Wang Wei adlı yetkili, “kiralanan seyircilerin” tüm bir olimpiyat sezonu için biletleri bulunduğunu, ancak yalnızca “plaj voleybolu” gibi seyircinin az olduğu belli başlı karşılaşmaları izlediklerini kaydetti.

Bir tebessüm yeter! 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin, Olimpiyat Oyunları süresince güvenliği sağlayan Çinli polis ve askerler için “çok asık suratlılar” şikâyetinde bulunduğu ve Çinli yetkililerden güvenlik güçlerinin “gülümsemelerinin sağlanmasını” istediği ortaya çıktı. Komitenin Norveçli üyesi Gerhard Heiberg, etrafta silahlarıyla gezen polis ve askerlerin asık suratının ziyaretçileri “korkuttuğunu” belirterek, “Çinli otoritelerle bu konuda konuştum ve insanları gülümsetmelerini istedim” dedi. 13 Ağustos 2008, Milliyet

Havai fişekler 'animasyon'muş

Olimpiyatların açılış törenleri televizyondan gösterilen bazı havai fişeklerin bilgisayarda meydana getirilen görüntüler olduğu ortaya çıktı. Associated Press'in haberine göre, Çinli organizatörler, seremoni gecesi gerçekten de havai fişeklerin patlatıldığını ancak TV'lerdeki havai fişeklerden bazılarının önceden kaydedilmiş üç boyutlu bilgisayar görüntüleri olduğunu itiraf ettiler.

Olimpiyat Oyunları İnsan Haklarını İyileştirmedi

İnsan hakları savunucusu Uluslararası Af Örgütü, Olimpiyat Oyunları`nın ev sahibi Çin`in, insan hakları uygulamalarının seçildiği 2001'den bu yana iyiye değil, kötüye gittiğini bildirdi.

Af Örgütü (Amnesty International ) hazırladığı raporda, Çin `in insan hakları konusundaki uygulamalarını sert şekilde eleştiriyor. Örgüt, Çin ev sahibi olarak seçildiğinde hükümetin insan haklarının iyileştirilmesi ve medyaya daha geniş özgürlük sağlama vaadinde bulunduğunu hatırlattı.

Raporda, buna karşın, insan hakları eylemcilerinin hapse atıldığı, internet sitelerine erişimin engellendiği, gazetecilerin gözaltına alındığı ve `yeniden eğitim` adı altında çalışma kamplarına gönderilenlerin sayısının artttığı kaydediliyor.

Raporun eleştirileri karşısında Pekin yönetimi henüz bir açıklamada bulunmadı.

Ancak geçmişte yetkililer, benzer eleştiriler karşısında, insan haklarının ihlal edildiği suçlamalarını yalanlamış, yapılan düzenlemelerin iyileşme sağladığını savunmuş ve ekonomide sağlanan ilerlemenin yüz milyonlarca kişinin yaşam standardını yükselttiğini kaydetmişlerdi. Af Örgütü ayrıca, oyunların düzenleyicisi olan Uluslararası Olimpiyat Komitesi`ni de baskı karşısında sesini çıkarmadığı gerekçesiyle eleştirdi.Af Örgütü’nün bir sözcüsü, dünya liderlerini oyunların açılış törenlerine katılmayarak tepkilerini göstermeye çağırdı..29.07.2008-BBC Türk

Guantanamo'da ABD için sürpriz karar

Guantanamo'da tutulan Uygur Müslümanların 'düşman savaşçı' ifadesi mahkeme tarafından reddedildi.

Amerika Birleşik Devletleri'nde bir mahkeme ilk kez, Guantanamo körfezindeki tutsaklardan birini "düşman savaşçı" olarak tanımlamayı reddetti.

Amerikan hükümetinin El Kaide'yle bağlantılı olduğunu iddia ettiği Huzeyfa Parhat, 2001 yılında Afganistan'da yakalanmıştı.

Parhat'ın avukatları mahkemede, müvekilleri gibi Uygur kökenli Çinli Müslümanların, düşman olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni değil Çin'i gördüklerini savundular.

Mahkeme kararına göre, Pentagon'un Parhat'ı derhal serbest bırakması, Guantanamo'dan başka bir yere nakletmesi ya da yeni bir askeri mahkemeye çıkarması gerekiyor.

Bu ay başında Yüksek Mahkeme, Guantanamo gözetim kampındaki yabancı tutsakların sivil mahkemelerde tutukluluk hallerine itiraz edebileceklerine hükmetmişti.

Parhat, Guantanamo'da tutulan birkaç Uygur kökenliden biri.

Ancak bu kişilerin davası ABD için diplomatik çıkmaza neden olmuştu. Amerikan yönetimi, bir yandan bu kişileri "düşman savaşçı" olarak Guantanamo'da tutma hakkı olduğunu iddia ederken diğer taraftan da tutsakları gönderebileceği bir ülke arıyordu.

İnsan hakları grupları 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra yüzlerce tutsağın götürüldüğü kampın kapatılmasını istiyor. Kaynak: BBC

Bush ziyareti öncesi Çin’i eleştirdi  

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, Çin'de insan hakları konusunda ciddi kaygıları olduğunu söyledi.

George Bush bu açıklamayı, Pekin'de yapılacak Olimpiyat Oyunları'nın açılış törenine gidişi öncesi Tayland'ın başkenti Bangkok'ta yaptı. Bush Çin'de basının özgürce faaliyet göstermesine izin verilmesi, Çinlilere gösteri hakkı verilmesini ve ülkede işçilerin haklarının artırılmasını istedi. ABD Başkanı Çin'de, siyasi ve dini sebeplerle rejim karşıtı gösteri düzenleyenlerin gözaltına alınmalarını da eleştirdi. Ancak George Bush Çin'e yönelik açıklaması sırasında, bu ülkede gerçekleştirilen ekonomik reformları ve Çin'in ekonomi alanında gösterdiği beceriyi övdü.

Çin: İçişlerimize karışmayın

Çin ise Bush'un açıklaması sonrası, hiç kimsenin bir diğer ülkenin içişlerine müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Qin Gang, Çin ve ABD'nin insan hakları ve dini konularda farklı görüşleri benimsediğini; Pekin yönetiminin bu konuların başka ülkelerin içişlerine müdahale amacıyla kullanılması fikrine kesinlikle karşı olduğunu ifade etti. Bush'un kapsamlı konuşması sadece Çin'e yönelik değildi.

ABD Başkanı ülkesinin Asya politikasına yönelik açıklamalar da yaptı. Bu açıklamaları sırasında Bush, Birmanya'daki rejimi "despot" olarak nitelendirdi.

George Bush, bu rejimin son bulması çağrısında bulundu.

Başkan olarak son kez Asya turuna çıkan George Bush'ın sözlerinin, ABD'nin gelecekte izleyeceği politikaya yönelik olmaktan çok bir veda konuşması olarak algılanacağı belirtiliyor.BBC Turkish  7 Ağustos, 2008

Münih'te Protesto Eylemi

08.08.2008 günü Dünya Uygur Kurultayının organizasyonu, Avrupa Doğu Türkistan Birliği ve Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin de desteği ile Almanya'nın Münih şehrinde Olimpiyatlara karşı geniş çaplı bir protesto gösterisi gerçekleştirildi. Bu protesto eylemine yüzlerce Doğu Türkistanlı, erkek, bayan, genç ve çocukların katılmış olmalarının dışında, Uluslararası insan hakları teşkilatlarının temsilcileri ve Avrupa Birliği Dış işleri Komitesi temsilcisi de katıldı. Bu gösteride Avrupa Birliği Dış işleri komitesi temsilcisi Brend, megafon aracılığı ile oradaki katılımcılara hitaben bir konuşma yaparak Doğu Türkistan'daki Çin zulmünü anlattı ve Avrupa Birliğinin Doğu Türkistanlılarla aynı ortak noktada buluşarak, bu defaki olimpiyat müsabakalarını boykot ettiklerini söyledi. DUK Başkan yardımcısı Askar Can, “Her ne kadar olimpiyatları boykot edişimiz başarıya ulaşmadıysa da, Doğu Türkistanlıların ve onların iradesini insan hakları âlemine anlatmak gibi mühim bir maksadımız gerçekleşmiştir.” Dedi.

DUK Genel Sekreter Dolkun Eysa'da, Çin hükümetini uyararak, eğer Doğu Türkistanlılar üzerindeki kanlı zulmünü durdurmayacak olursa, Çin hükümeti ve halkının çok ağır bedeller ödemeye mecbur olacaklarına vurgu yaptı.

Bu defaki protesto eylemine katılan Rahile Hanım, Doğu Türkistanlıların bu mücadelesinin olimpiyatlara karşı faaliyetler olmakla sınırlı kalmayacağının altını çizdi. Göstericilerin üzerlerine örttükleri beyaz kefen, boyunlarına geçirdikleri urganlar,  ay-yıldızlı Gök bayraklar ve taşıdıkları üzerinde çeşitli sloganların yer aldığı pankartlar sadece civardaki halkın dikkatini celp etmekle kalmayıp, çok sayıda basın mensuplarının da ilgi odağı haline geldi.(Ekrem)

ATAKA'NIN TÜRKÇE'YE TAHAMMÜLÜ YOK!

Bulgaristan'da azınlıklara özellikle de Türklere düşmanlığıyla bilinen Ataka Partisi'nin lideri Volen Siderov, devlet televizyonunda Türkçe haber bültenlerinin sayısının arttığı iddiasıyla sert tepki gösterdi...Ancak, Siderov'un, tamamen Türklere karşı ön yargısı ve konuyla ilgili bilgisizliğinden

kaynaklanan iddialarının asılsız olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Bulgar Devlet Televizyonu BNT'de Türkçe haberler günde bir kez yayınlanıyor. Olimpiyatlar dolayısıyla yayın saatleri değişince, Ataka Partisi lideri Volen Siderov, Türkçe yayının günde ikiye çıktığını zannederek, BNT'ye ve üst kurula başvurarak durumu kınadı ve açıklama istedi. Fakat bu talep, Siderov'un Türk düşmanlığı ve yayınla ilgili bilgisizliğinin delili oldu. Olimpiyat süresince yayın saatini değiştiren BNT, olimpiyatların bitiminden sonra eski yayın akışına dönmüştü. Türkçe haberin de sadece saati değişmiş, sayısı ise artmamıştı. Irkçı Ataka Partisi'nin 10 ilkesinden birisi Bulgar Televizyonu'nda yayınlanan Türkçe haberlerinin yasaklanması.

Meclise girmeyi başaran Ataka, parlamentonun ilk oturum gününde söz konusu haberlerin yayından alınmasına yönelik bir karar tasarısı sunmuştu. Ataka'nın bu tavrına karşı Cumhurbaşkanı Georgi Pırvanov, meclis açılış konuşmasında aşırı milliyetçilere, "Bulgar Milli Televizyonu'nda Türkçe haberlerin kapatılması da ne demek? Bu halkın, Sofya'dan haberleri izlemek yerine, antenlerini başka yöne çevirmesini mi istiyoruz?" diye cevap vermişti.TRT

PRİŞTİNE'DE TÜRKÇE EĞİTİM ZİRVESİ

Kosova'da Türkçe Eğitimin sorunları ve çözüm önerileri Priştine'de yapılan toplantıda tüm boyutlarıyla tartışıldı. Kosova Türk Öğretmenler Derneği ve Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi, Türkçe Eğitimin ele alındığı toplantı düzenledi. Dernek başkanları, öğretmenler, öğrenciler ve velilerin katıldığı toplantıda, Kosova'da Türkçe eğitimdeki sorunlarının biran önce çözüme kavuşturulması gerektiği vurgulandı. Kosova Türk Öğretmenler Derneği Başkanı Ferhat Aşıkferki, sorunların giderek aşıldığını belirtti. Aşıkferki, "Kosova'da Türkçe eğitim çok zor anlar yaşamaktadır. Bizim 51'lerden bu yana Türkçe eğitimimizde sorunlar vardır. Büyük öğrenci projesi sayesinde, Türkiye'nin yardımlarıyla, eğitimdeki kalitemiz bu konuda daha da yükseklere varmaktadır." dedi. Kosova'da okulların açılmasını az bir zaman kala, tüm öğretmenler çalışmalarına hız vermiş durumda... Bu seferberliğin amacı, birinci sınıfa kayıt yaptıracak öğrenci sayısını artırmak. Türkgündem

TÜRKLER OMURTAG'DA COŞTU

Bulgaristan'da yaşayan Türklerin şöleninde coşku doruktaydı. Çeşitli etkinliklerin yapıldığı Omurtag şehrindeki şenlikte heyecan yüksekti. Bulgaristan'ın Omurtag ilçesinde geleneksel folklor şöleni düzenlendi. Hak ve özgürlükler hareketi, zorla isim değiştirme sürecinde şehit olan Türklerin hatırasını yaşatmak için, 15 yıldır bu şenliği düzenliyor. Şehir stadyumunda düzenlenen şölen, Omurtag ve köylerinde yaşayan Türklerden büyük ilgi görüyor. At koşusu ile başlayan şenlik, isim değiştirme sürecinde şehit düşenlerin Türkler için yaptırılan anıtın ziyareti ile devam etti. Şölene bu yıl folklor gruplarıyla birlikte Razgrad Nazım Hikmet Tiyatrosundan sanat grubu da katıldı. Sanatçıların hazırladığı kaşık şov ilgiyle izlendi, tecrübeli ses sanatçılarının okuduğu türküler, seyircileri coşturdu. Türk halk oyunlarının yanı sıra geleneksel Bulgar ve Roman oyun ve şarkıları da seyircilerin beğenisini kazandı. Omurtag Şafak derneğinin hazırladığı Kaşık oyunu sunuldu.Türkgündem 

Financial Times Uygur Türklerini yazdı

İngiliz Financial Times gazetesi, Uygur Türklerinin, asimile olmasını okuyucularına duyurdu.  Çin tarafından asimilasyon politikalarına maruz bırakıldığı belirtilen Uygur Türklerinin, dünya kamuoyunda Tibet kadar dikkat çekemediği kaydediliyor. İngiliz Financial Times gazetesi, "Uygur Türkleri, kendileri için Richard Gere gibi kamuoyu oluşturacak yüksek profilli bir Holywood yıldızından yoksun" diye yazdı. Financial Times haberinde Uygur Türklerinin 10. yüzyılda ilk Türk devletini kurdukları ve Türkçe edebiyatının ilk örneklerini verdiklerinin altı çizildi.

Çin’in ise, ABD Başkanı George Bush’u ikna ederek Doğu Türkistan İslami Hareketi adlı grubu ABD’nin terörist listesine aldırdığı belirtilen haberde 1949 yılından bu yana kültürleri, dilleri ve dinlerinin bastırılan, ayrımcılığa maruz kalan Uygur Türklerinin, Tibet'in aksine uluslararası kamuoyunun büyük desteğine sahip olmadığına işaret edildi. Gazete şunları yazdı: "Xinjiang, Tibet'le aynı durumunda olsa da Dalai Lama tarafından sağlanan dini ışıldamanın yoksundur veya başka bir bağlamda Kudüs gibi her an patlamaya hazır bir tarih üzerine inşa edilmiş bir şehri de yok. Kendileri için Richard Gere gibi kamuoyu oluşturacak yüksek profili bir Holywood yıldızı bulunmuyor. Büyük bir olasılıkla daha çok sayıda insan, Uygur Türklerin kültür ve halk olarak yaşayabilmesinden çok dev pandaların neslinin devamı ile ilgileniyor. Keşke Budist olsalardı."

Haberde ayrıca Çin’in azınlıklara karşı olan buldozer etkisindeki yaklaşımını devam ettirmesi ve Uygur Türklerinin kimliklerini yok etmesi halinde Cihad hareketlerini kışkırtabileceği belirtildi.06.08.2008-ANKA

Doğu Türkistan'daki Zenginlikleri Kimler Yiyip Bitirmekte?

Doğu Türkistan'ın sahip olduğu eşsiz zenginlikleri adeta kan emici bir ejderha sayılan Çin sömürüp bitirmektedir. Çin'in bu toprakları işgal etmesinden sonraki 59 yıldan bu yana 300 milyon ton petrol Çin'e taşındı. Sadece 2004 yılı Aralık ayından beri 29 milyar metre küp doğalgaz Çin eyaletlerine taşındı.

Bu zenginliklerin kaç binde bir kısmından dahi bu zenginliklerin sahibi olan Doğu Türkistanlılar yararlanamadılar. Tam tersine açlıktan kurtulmak için çocuklarını dahi satmak zorunda kaldılar

Doğu Türkistanlılar Adeta Açık Hava Hapishanesinde Yaşamaktadırlar

 Çin hükümeti Doğu Türkistanlıların dış ülkelere çıkışlarını engellemek için geçen yıldan beri bütün Doğu Türkistanlıların pasaportlarını toplamış olup, Uygurların pasaport kullanabilmeleri için 20.000 yuan ile 30.000 yuan arasında para ödemeleri düzeni getirilmiştir. Ayrıca Hacca gideceklerin pasaport almaları yasaklanmış olup, Doğu Türkistanlılar Hacca gitmekten ve özgürce seyahat edebilmekten mahrum bırakılmışlardır.

Dil Bir Milletin Mevcudiyetidir, Fakat Türkçenin Uygur Lehçesi Bu Gün Yeryüzünden Yok Edilmektedir

Çin hükümeti sözde çift dilde, uygulamada ise tek dilde eğitim ve öğretimi yürürlüğe koyarak Türkçe’nin Uygur lehçesindeki eğitim ve öğretim veren bütün okul ve anaokullarını kapattı. Uygurca ilköğretim ve anaokullarını sert şekilde yasakladı. Şimdiye kadar açılan Çin dilindeki okulların sayısı 5000' ulaşmış olup, özel olarak Çin dilinde eğitim ve öğretim alan Doğu Türkistanlı çocukların sayıları 150 bine ulaştı.

Çin'in içeri eyaletlerine anne- babalarından kopartılarak alıp götürülüp Çince özel eğitimden geçirilen çocukların sayısı geçen yıl 9700'ü aştı. Şu anda Çin hükümeti Doğu Türkistanlı çocukları doğduğundan itibaren asimile etmeyi uygulamaya koymuş olup, her yıl Çin dilinde 150 bin ila 400 bin arasındaki anaokulu çocuklarını Çin anaokullarında yetiştirmeyi plânlamaya dâhil etti.

Çin'deki Olimpiyatlar Doğu Türkistanlılara Hangi Belaları Getirdi?

Çin 60 yıldan beri Doğu Türkistanlıları “Milliyetçi”, “bozguncu”, “Toprak sahibi”, “Demokrasi yanlısı”, “Aydın”, “Zengin”, gibi yaftalamalarla öldürürken “11 Eylül” den sonra “terörist” suçlaması ile sayısız Uygurları katletti. Olimpiyatlara ev sahipliği yapma hakkını ele geçirdikten sonra ise, “Olimpiyatların güvenliği için” bahanesiyle Doğu Türkistan genelinde geniş çaplı tutuklama kampanyası başlatarak çok sayıda suçsuz Doğu Türkistanlıyı işkence ile öldürdü. Bunların neticesi olarak karşılık verme olayları meydana geldi ve Doğu Türkistan bağımsızlık mücadelesi silahlı mücadele seviyesine yükseldi.Ellerinde demirin kırığı bile bulunmayan Doğu Türkistan halkı modern silahlarla mücehhez milyonlarca askerleri ile çatışmaktadır.Doğu Türkistan'da güçlü Çin ordusu tarafından yürütülmekte olan devlet terörü ve katliamları devam etmektedir.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Aralık-2008 53. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye