Yukarı
48. Sayı
48. Sayı Uygurca
Kültür- Tarih
48 Tam Sayfa

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur

Türk Nesline Sahip Çıkmak

 

Onlarca yıldır, Türk neslinin uğruna fedayı can edebileceği milli ve manevi bütün değerleri sistematik bir şekilde “kraldan çok kralcı” davranan bir takım yerli taşeronlar vasıtasıyla ustaca ve sinsice çalındı. Onun yerine alaturka zihniyetin köleci ve materyalist mantığı yerleştirilmeye çalışılıyor. Ne yazık ki, bu mülevves gidişata “Dur!” diyebilecek bir iradenin de olduğu şüpheli görünmektedir. Bu sebeple, Türk milletinin çok eski tarihlerde bile sadece kendi değerleri ile nasıl var olduğu, kendilerinin toplumsal otokontrol sistemleri içerisinde çocuklarını nasıl yetiştirdikleri ve nesillerini asırlar boyunca nasıl muhafaza ettikleri konusunda kısa bir mülahaza yapmakta yarar olduğu kanaatindeyim…
 

Orta Asya'daki Türk toplulukları genellikle ticaret yollarının geçtiği, sulak ve verimli topraklar üzerinde yerleşerek yaşamışlar, gerektiğinde de bu topraklara hâkim olmak ve başkalarına kaptırmamak için savaşlar yapmışlardır. Hayvancılık ve tarım Türk topluluklarının önemli geçim kaynakları olmuş bunun yanı sıra da ihtiyaçlar doğrultusunda mal değiş-tokuşu şeklinde ticaretle de meşgul olmuşlardır.
 

Aile sisteminin tesisine çok önem veren Türk topluluklarında aile reisleri kendilerine bağlı bireylerin barınabilecekleri “öy”, “öv” ve “yurt”(Büyük keçeden yapılmış çadır)vs. şeklinde barınaklar kurmaya da çok önem vermişlerdir…
 

Türkler yavaş, yavaş aşiretlerden devletleşmeye doğru adımlar atmaya başladıklarında emir-komuta zincirinde liyakatli insanların yer alması gerektiği düşüncesi ile çocuklarını geleneklere bağlı olarak eğitmeye önem vermişlerdir. Bu gün modern eğitim sisteminde bile dayatmacılık ve ezbercilik had safhaya çıkartılarak çocuklar adeta birer robot olmaya, kabiliyetleri ve karakterlerine ters düşen meslek dallarında faaliyet göstermeye zorlanırken, eski Türk toplulukları insan eğitmenin yolunun çocuklara öncelikle öz güven aşılamaktan ve onlara teorik bilgilerini pratiğe geçirme imkânının sağlanmasından geçtiğinin bilincindeydiler…
 

Dirse Han oğlu Yiğit Boğaç Destanında olduğu gibi Eski Türk toplulukları, çocuklar rüştünü ispat etmedikçe ve gençler de her hangi bir alanda kabiliyet ve kahramanlık ortaya koymadıkça onlara isim vermiyorlardı. Çocukların kız ya da erkek olmalarına bakmaksızın her birinin birer cengâver olarak yetişmeleri için de büyük emek sarf ediyorlar ve öncelikle çocuklara özgüven aşılamaya çalışıyorlardı.
 

Bu yüzden yaşamının ilk av tecrübesini edinecek olan çocuklar kirişlerini(Yay) kendileri gerer, oklarını ve her türlü pusatlarını kendileri hazırlar, kendileri kuşanır ve av ekibi tarafından hazır görülürlerse ava katılma hakkını elde ediyorlardı. Çünkü çocuğun çıkacağı ilk av, avda göstereceği başarı ve beceri, yaşı her ne olursa olsun artık o bireyin hayata hazır olduğunun ya da olmadığının ilk sınavı olarak kabul ediliyordu… Çocuklar Oba büyüklerinden savaş sanatlarının yanı sıra her türlü tabiat şartlarında nasıl hayatta kalınabileceğinin bilgilerini de alıyor, her konuda onların rahleyi tedrislerinden de geçiyorlardı.
 

O zamanların yiğitleri bir oturuşta bir kuzuyu yer, ardından da bir çamçak ayranı içerek er meydanındaki yerlerini alır, düşmana aman diletirlerdi. Yeni doğum yapan genç bir Türk anası, bebeğini sırtına bağlayıp yoluna devam eder, gerektiğinde av avlar obasına ve tebaasına azık temin eder, gerektiğinde de düşmana karşı kılıç çalar, erinin yanında olmamasına hiç mi hiç hayıflanmazdı. Zira o bilirdi ki, obası ve tebaasını ilgilendiren bir zaruret söz konusu olmasa eri obasından uzakta olmazdı…
 

Obada her hangi bir unvan sahibi yiğit has bel kader yüz kızartıcı bir suç işlemiş olsa oba meclisi o yiğidin kanının akıtılmasına rıza göstermez, kendi yayının kirişi ile boğulmak suretiyle cezasının infaz edilmesini buyruk verirdi. İhanet, adam satma, çaşıtlık(casusluk), hırsızlık, emanete hıyanet ve oba meclisinden bihaber obasını vecibe altına sokacak bir eylemde bulunmak ağır suçlardan sayıldığı için bu tür suçlar işlenildiğine pek sık rastlanılmazdı…
 

Genellikle bahar aylarında toplanan ve bütün aşiret ve oba reislerinin katılmak zorunluluğu bulunan Büyük Kurultaylarda obanın kaderini etkileyen kararlar alınır ve bu kararlar kurultayın ilgili birimlerince diğer bahar ayına kadar hassasiyetle takip altına alınır ve mutlaka uygulanması sağlanırdı. Bu yüzden her an karşı karşıya kalınması muhtemel olan açlık ve kıtlık meselelerine karşı gereken tedbirler alınıyor ve çocuklar aşsız ve çıplak, oba ve aşiretler başsız kalmıyorlardı…
 

Kurultay aksakalları rüştünü ispat edebilen gençlerin mutlaka kurultayda yer almalarını sağlarlar ve alınacak kararlarda onların düşüncelerine de bir hayli önem verirlerdi… İşte bu geleneksel yapı gereği çocuklar ve gençler Çelikleşen bir irade, üstün cesaret, hızlı ve doğru karar verebilme yetisi ile donatılıyordu. Yiğitlere, küçük yaşlardan itibaren öncelikle şahsı ve ailesi için değil, obasının, tebaasının selamet, huzur ve refahı için yaşamaları gerektiği öğretiliyor, dolayısıyla da her hangi bir sebepten dolayı büyüklerinden boşalan yerleri bu gençler hakkıyla doldurabiliyorlardı…
Oba reisinin olmadığı zamanlarda Kurultaylara obanın Ecesi başkanlık eder, emir-komuta hiyerarşisine son derece dikkat edilir, Oba büyüklerinin vereceği kararlara da kayıtsız şartsız riayet edilirdi…
 

Bütün dünyadaki Türklerin aynı milletin mensupları olduklarını sadece genetik özelliklerin ortaklığı ile ifade etmek doğru ama noksan bir değerlendirme olacaktır. Aynı zamanda örf adet, gelenek, görenek, devletçilik anlayışı, insan eğitimi, Türk büyüklerinin insanlığa yaptığı üstün hizmetler, tarihi süreçte yaşanan ortak olaylar ve bu olayların Türk boyları üzerindeki etkileri de Türklüğün bütün boylarının tek bir milletin mensupları olduğunu destekleyen ve perçinleyen önemli unsurlardandır.
Türk milletinin ilk çağlardan beri eğitime ne derece önem verdiğini anlamak için, Hoca Ahmet Yesevi, Farabi, İbni Sina, Yusuf Has Hacib, Kaşgarlı Mahmut ile devam eden ve daha burada isimlerinden tek tek söz edemeyeceğimiz sayısız Türk büyüklerinin hangi ocaklardan yetişmiş insanlar olduklarını göz önüne getirmek yeterli olacaktır.
 

21 yaşında Çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han, Türk milletinin, Türk tarihinin ilk devirlerinden beri genç nesillerini nasıl yetiştirdiklerine dair açık bir misaldir. Ne yazık ki bu akım, Mustafa kemal Atatürk gibi cihanşümul bir düşünceye sahip Türk büyüğünün gelip geçmesi ile noktalanmış gibi görünmektedir…
 

Çocuğunu komşunun çocuğu ile yarıştırmayı eğitim zanneden bazı ebeveynler, öğrencileri öğrencilikleri süresince sınavdan sınava koşturarak gerçek kişiliklerine kavuşmalarını engelleyen eğitim sistemi, Türk milletinin gelecek nesillerinin yozlaşmasında en büyük etkendir.
Aranan, özlenen, sağlıklı, gerçek Türk milliyetçisi, vatanını ve milletini seven, istiklâl sevdalısı Türk gençlerinin yetişmesi ve yetiştirilebilmesi günümüz şartlarında çok zor gibi görünse de, tamamen imkânsız değildir. Yeter ki, Türk Milleti geçmişine sırtını dönmesin, tarihi geçmişini inkâr etmesin, dayatılan yabancı hayranlığı ile kendi nesline hor bakmasın, “Medeniyetler ittifakı”, “yeni dünya düzeni” ve “Dinler arası diyalog” aldatmacalarının ve safsatalarının girdabına kendisini kaptırmasın, kendi gücünün ve sahip olduğu değerlerinin bilincinde olsun…
 

İşe bütün dünyadaki Türk düşmanlarının korkulu rüyası ve gelecekteki Türk nesillerinin teminatı olan Türk gençliği böyle bir gençliktir. Züppelikte bir biri ile kıyasıya yarışanlar değil…

TRT-ÇİN İŞBİRLİĞİ HAZIRLIĞINDA

 TRT, Uygur Türkleri'ne yönelik radyo yayınları için Çin Halk Cumhuriyeti ile işbirliği yapma hazırlığında...

 TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, kamu yayıncısı olarak TRT'nin bu tür yayınlarla büyük bir açığı kapatacağını söyledi. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'i ziyaret etti. Şahin ziyarette, Uygur Türkleri’ne yönelik radyo yayınlarının doğru bilgi akışı sağlayacağını belirtti ve bunun gerçekleştirilebilmesi için büyükelçiliğin desteğini istedi. Şahin, "Bu tarz yayınları devlet televizyonu, kamu yayıncısı olan TRT yapmazsa ve başka illegal örgütler üzerinden yapılırsa hem Çin Halk Cumhuriyeti bundan rahatsız olur hem de Türkiye Cumhuriyeti bundan rahatsız olur. Şimdi uydularla bu tarz yayınlar çok rahat yapılıyor...

Halbuki biz bunu TRT olarak yaparsak hem bu ihtiyacı gidermiş oluruz hem bu açığı kapatmış oluruz." diye konuştu. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang da iki ülke medyası arasındaki işbirliğinin, ülkeler arasındaki ilişkilerde tanımlayıcı bir unsur olduğuna vurgu yaptı.TRT

19 Haziran 2008 tarihinde haber7’nin bildirdiğine göre:

Gazetecilerin, "Uygurca Radyo`nun kuruluş öyküsünü ve gelinen noktayı anlatır mısınız" sorusuna Şahin, şu karşılığı verdi: "Radyo tasarımız konusunda Çin Halk Cumhuriyeti hassastır.

disine hassasiyetlerimizden ve Uygurca Radyo`nun politikalarına uygunluğundan söz ettim. Önerimiz sempatiyle karşılandı. Bu çerçevede Çin Devlet Televizyonu ve Uygur Televizyonu`yla temasa geçilecek. Arkadaşlarımız Çin `e, Uygur bölgesine gidecek ve orada yayın yapılacak." Demiştir. Haber7

TRT'nin Doğu Türkistan'a Yönelik Radyo Yayını Üzerine Düşünceler

Ömrünün yarım asırlık bölümünü Türkiye'de geçiren Doğu Türkistan'ın büyük lideri İsa Yusuf ALPTEKİN Bey Türkiye için: “Bütün Türk dünyasının medarı iftiharı, esir ve mazlum milletlerin hamisi, Orta Doğunun denge unsuru Aziz Türkiye'miz” ifadesini kullanıyordu.

Türkiye'de ikamet ettiği süre içerisinde de Doğu Türkistan'daki Çin mezalimini dünya efkârına anlatabilmek için onlarca dış ülke ziyaretleri gerçekleştirmiş, Türkiye'de de yer, makam, siyasi parti ve kişi seçmeksizin her kesimin ve herkesin dikkatlerini Doğu Türkistan Türklerinin karşı karşıya bulundukları insanlık dramına çekmeye çalışmıştır.

Vefatından sonra ise, hayatı boyunca çok değer verdiği ve canından aziz bildiği Türkiye, Doğu Türkistan davasına sahip çıkmadı, Çin ejderhasına rağmen çıkamadı. Çünkü Türkiye'nin de uluslar arası ilişkiler bağlamında kendisinin siyasi ve ekonomik çıkarlarını koruma mecburiyeti vardı…

Belki, yeri geldikçe sözünü etmeden geçemediğimiz bir konunun tekrarı olacak ama başbakan Mesut Yılmaz imzası ile 23.12.1998 Tarih ve 1998/36 Sayılı “Gizli Başbakanlık Genelgesi yayımlandı. Genelgenin bir bölümünde aynen şu ifadeler yer almaktaydı: “…Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinden biri olan ve 1 milyar nüfusu ve rekor düzeydeki kalkınma hızıyla Türkiye için büyük bir potansiyel Pazar teşkil eden ÇHC ile siyasî ve ekonomik ilişkilerimiz son yıllarda hızlı bir gelişme göstermektedir…”

Genelgenin bir diğer bölümünde de: “Anılan Vakıf ve Derneklerce düzenlenecek toplantılara Bakanlarımızın dâhil kamu görevlilerimizin katılmamaları ve kutlama mesajları göndermemeleri.

Söz konusu toplantılarda Doğu Türkistan bayrağı asılmaması ve ÇHC'ni rencide eden pankartlar kullanılmaması. Çin misyonları önünde Çin bayrağının yakılmasının ve Çin'i rencide edici pankartların kullanılmasının engellenmesi…” vs.,vs., vs… İşgalci Çin devletinin televizyon ve radyoları işte bu ucube genelgeyi uzun süre boyunca koz olarak kullanarak “Sizin hami bildiğiniz ve çok güvendiğiniz Türkiye bu genelgeyi yayınladı. Bundan sonra burada her hangi bir eylemin meydana gelmesi durumunda çok daha sert şekilde müdahale edilecektir” diyerek Doğu Türkistan Türklerinin morallerini feci şekilde bozdu ve psikolojik bir baskı altına aldı… Türkiye'nin 20 Nisan 2000 tarihinde Çin devlet Başkanı Jiang Zemin'e verdiği “Üstün hizmet madalyası” ise Doğu Türkistan Türkleri için ayrı bir Facia idi…

Şimdi de, 10.06.2008 tarihinde “TRT'den Bir Adım Daha” denilerek verilen bir haberden anlaşıldığına göre, TRT radyo yayınları ile Uygur Türklerine(Doğu Türkistan Türklerine) ulaşmayı hedefliyormuş…

Çin Halk Cumhuriyeti ile TRT'nin işbirliği içinde gerçekleştirileceği ileri sürülen bu uygulama ile ilgili olarak, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang ile görüşmesinden sonra TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin şunları söylüyor: “Bu tarz yayınları devlet televizyonu, kamu yayıncısı olan TRT yapmazsa ve başka illegal örgütler(Sayın Şahin'in 'illegal Örgütler' ifadesi üzerinde ayrıca durulacaktır) üzerinden yapılırsa hem Çin Halk Cumhuriyeti bundan rahatsız olur hem de Türkiye Cumhuriyeti bundan rahatsız olur. Şimdi uydularla bu tarz yayınlar çok rahat yapılıyor... Hâlbuki biz bunu TRT olarak yaparsak hem bu ihtiyacı gidermiş oluruz hem bu açığı kapatmış oluruz.” Çin Büyükelçisi Sun Guoxiang da, iki ülke medyası arasındaki işbirliğinin, ülkeler arasındaki ilişkilerde tanımlayıcı bir unsur olduğuna vurgu yapmış…

Anlaşılan o ki, Çinliler Türkiye'den çok önemli bir taviz daha kopardılar. TRT resmi yayın organlarında bugüne kadar hep “Doğu Türkistan” yerine Çinlilerin taktıkları isimle “Sinkiang” yani “İlhak edilmiş topraklar” deyimini kullana gelmiştir. Şurası muhakkaktır ki, Programın yürürlüğe girmesinden sonra Çinliler TRT yayınlarını da tıpkı “Gizli Genelge”yi kullandıkları gibi kullanacaklar ve “Bakın Türkiye bile buraya 'Sinkiang' diyor” diyerek Doğu Türkistan Türklerini ezmeye, linç etmeye ve yok saymaya devam edeceklerdir… Çin, Türkiye ile iyi ilişkiler kurduğuna ne kadar sevinse azdır…

 TRT Genel Müdürü “İllegal Örgütler” Demekle Neyi Kastediyor?

 TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Çin'in Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamanın bir yerinde “illegal örgütler” ifadesini kullanıyor.

Konu, biz Doğu Türkistanlılar açısından çok önemli olduğu için üzerinde dikkatle ve titizlikle durmak gerektiğine inanmaktayız.

 Türkiye'de 50- 55 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşı olarak yaşamakta olan ve kesin olmayan rakamlarla sayıları bu gün itibarıyla 20 bin civarında olan Doğu Türkistan kökenli insanlar yerleşik bulunmaktadır. Bu insanlar Türk milletine mensup olduklarının bilinci içerisinde Türkiye'ye tam anlamı ile milli, dini ve kültürel bağlarla bağlı, Türkiye Türkleri ile tarihi birlikteliklerinin şuurunda olarak iç içe kardeşçe yaşamaktadırlar.

Onlarca yıldır, Türkiye Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kaygılarını kendi kaygıları, sevinçlerini kendi sevinçleri olarak kabul etmişler ve her türlü vatandaşlık görevlerini büyük bir istek ve sadakatle yerine getirmişlerdir. Getirmeye de devam edeceklerdir.

Türkiye'deki Doğu Türkistanlılar Çin işgaline uğrayan ana vatanlarından sonra Türkiye'yi kendilerine vatan edinmişler ve bu Doğu Türkistan kökenli insanlar, gerektiğinde aziz Türk milleti, bu vatan ve bu ay yıldızlı bayrak için canlarını seve seve vermeye hazırdırlar. Çünkü vatanın kıymetini Doğu Türkistanlılar çok iyi bilmektedirler…

Türkiye Doğu Türkistanlıları, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasaları çerçevesinde kurulan sivil örgütler çatısı altında, Doğu Türkistan'daki Çin mezalimini ve Çinli işgalcilerin Doğu Türkistan Türkleri üzerinde uygulamakta oldukları sistematik asimilasyon, sürgün ve soykırım hareketlerini kamuoyuna anlatmaktadırlar. Türkiye'de hiçbir zaman her hangi bir illegal faaliyetin içinde olmamışlar ve her zaman da, “Önce Türkiye” demişler ve ancak ve ancak güçlü bir Türkiye'nin Doğu Türkistan davasına faydasının olabileceğinin bilinci içinde olmuşlardır…Gelelim TRT Genel Müdürü Sayın İbrahim Şahin'in söylemine; İbrahim şahin (Çin -TRT işbirliği ile Doğu Türkistan'a yönelik olarak yapılması kararı alınan Radyo yayını hakkında) aynen şöyle diyor: “Bu tarz yayınları devlet televizyonu, kamu yayıncısı olan TRT yapmazsa ve başka illegal örgütler üzerinden yapılırsa hem Çin Halk Cumhuriyeti bundan rahatsız olur hem de Türkiye Cumhuriyeti bundan rahatsız olur. Şimdi uydularla bu tarz yayınlar çok rahat yapılıyor... Hâlbuki biz bunu TRT olarak yaparsak hem bu ihtiyacı gidermiş oluruz hem bu açığı kapatmış oluruz.”

TRT Genel Müdürü Sayın İbrahim Şahin'in Türk kamuoyuna öncelikle “illegal örgütler” deyimi ile neyi kast ettiğini açıklaması gerekir. Şahin'in ifadesine göre Türkiye'de her hangi bir “illegal Örgüt” Doğu Türkistan'a uydu üzerinden yayın mı yapmaktadır, yayın hazırlığında mıdır? Veya Sayın Şahin'in bu yönlü ifadeler kullanmasını Çin'in Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang'mı istemiştir. Bunların hiçbiri değilse, Sayın Şahin doğrudan doğruya Türkiye'deki bütün Doğu Türkistan teşkilatlarını ve Doğu Türkistan kökenlileri töhmet altında bırakmaktadır…

TRT'nin Türkiye'den, ezeli ve ebedi Türk ülkesi olan Doğu Türkistan'a yapacağı radyo yayınlarında ülkenin asıl ve tarihi ismi olan “Doğu Türkistan” yerine Çinlilerin taktıkları isimle “Sinkiang” (Çince ilhak edilmiş topraklar) deyimini kullanması durumunda TRT Genel Müdürü Sayın İbrahim Şahin'in, 250 milyon nüfusa sahip Türk dünyasının vicdanında derin yaralar açacağını ve kendisini de Türk milletinin vicdanında mahkûm ettireceğini çok iyi bilmesi gerekir…

Çin'in Türkiye'ye Yönelik Radyo Programları “Maksatlı”

 İletişim Teknolojisinin akıl almaz bir hızla geliştiği ve kullanım dairesinin giderek genişlediği günümüzde, Türkiye'nin de bu alanda ciddi bir gelişme trendi yakaladığını ve bu teknolojiden olabildiğince geniş bir çerçevede yararlanmakta olduğunu söyleyebiliriz.

Bu gelişmeler elbette ki sevindirici. Fakat teknolojinin bu alandaki gelişmelerinden istifade edilirken, Türkiye olarak milli değerlerin, milli stratejilerin ve milli politikaların göz ardı edilmekte oluşu ve bu iletişim teknolojisinin doğru ve uzun vadeli devlet politikaları istikametinde kullanılmaması oldukça düşündürücüdür.

Komünizm rejiminin belki de dünyadaki tek sadık bekçisi, uygulayıcısı ve hamisi durumundaki Komünist Çin,  (Çin Halk Cumhuriyeti) kuruluşundan(1949) hemen sonra ilkel sistemlerle kurduğu radyolar aracılığı ile propaganda faaliyetlerine başlamıştır.

 İşgal ettiği Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan halkları da dâhil olmak üzere halk açlık, salgın hastalıklar ve daha durulmamış olan iç kargaşalıklar sebebiyle kitleler halinde ölürlerken radyo yayıncılığı ile ulaşabildikleri frekans alanlarındaki ülkelere komünist devriminin başarılarından(!) söz etmeye başlamıştır.

Daha sonraları Çin Uluslararası Radyosu (bünyesinde Türkçe yayın yapan bir bölüm 21 Ekim 1957'de faaliyete geçirilmiştir. Çin Uluslararası Radyosu, Türkçe dışında 43 ayrı dilde daha yayın yapıyor. Bu radyo ile Çin neredeyse tüm dünyaya açılıyor. Çin Uluslararası Radyosu'nun Türkçe bölümünde “Kültür Dünyasından”, “Çin Mutfağı”, “Çince Öğreniyoruz” ve “Çin Müziğinden Esintiler” gibi programlar hazırlanıyor. Bu güne kadar Çin Radyosu, Türkiye ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yönelik de yayın yapmaktadır.

Radyo ya da başka iletişim imkânlarını, kendilerinin uzun vadeli plan, proje ve ulaşmak istedikleri hedefleri doğrultusunda kullanan ülkeler için ne denli mühim bir silah olduğunu Komünist Çin'in yıllardır izlediği yayın politikalarının sonuçlarından açıkça anlayabilmek mümkündür.

Zira 1950'li yılların başlarından itibaren Çin tarafından ısrarla ve inatla sürdürülen radyo ve diğer iletişim sistematiği vasıtası ile gerek Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerinde ve gerekse de Türkiye'de ciddi bir Çin yakınlıkduyarlığı başlamıştır. Günümüzde sahte ve kalitesiz Çin ürünlerinin adeta Türkiye pazarlarını istila etmiş olmasının, bu yüzdende on binlerce fabrikaların kapanması ile milyonlarca insanın işsizler ordusuna dâhil olmasının, Türkiye'nin milli ekonomisinin adeta felç olmasının müsebbibi, Çin'in Türkiye'ye yöneltmiş olduğu sistematik radyo yayınları destekli siyasi girişimleridir.

Ayrıca İstanbul'dan yayın yapan Yön Radyo Çin işgali altında bulunan ve Çinlilerin “Sinkiang” (Çince İlhak edilmiş topraklar) ismini verdikleri Doğu Türkistan'a yönelik olarak “Sincan-Uygur Halk Radyosu” ile 1 yıldır devam eden anlaşmasını 29 Mayıs 2008 günü yeniledi. İstanbul- Ürümçi arasında karşılıklı olarak yayınlar bundan sonrada devam ettirilecek.

Karşılıklı iletişim hattının kurulma çalışmalarının tamamlanmasının ardından bir konuşma yapan Yön Radyo Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Kılınç, hattın iki kültür arasında bir köprü oluşturduğunu söyledi. Anlaşmalar sırasında Çin ve Sincan-Uygur Özerk Bölgesinden (Doğu Türkistan) haberler, Asya'nın zengin kültür değerleri ve Uygur Türküleri ile ilgili programlarında yapılacağına dair kararlara varıldı…

TRT'nin de Doğu Türkistan'a yönelik program yapma hazırlığı içinde olduğu da bir gerçek. Tabii bunlar yapılırken Çin kendi ideolojisi ve hedefleri doğrultusunda yayınlar yapıyor ve istediğini elde ediyor. Ama Türkiye'nin Milli bir Radyo yayını politikası var mı onu bilmiyoruz. Olduğunu da sanmıyorum. Çünkü Türkiye, Çin'e rağmen “Doğu Türkistan” ismini kullanamayacağına göre bu radyo yayınlarının Doğu Türkistan Türkleri ve uzun vadede de Türkiye için bir yararı olmayacaktır…İSTİKLAL

ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN'DA YİNE CAMİİ YIKTI

Olimpiyatlara destek pankartları asmadıkları ve Kuran'ı Kerim bulundurduğu gerekçesiyle Çin, Aksu şehrindem bir Uygur camisini yıktığı bildirildi.

Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'ın batı bölgesinde, bir caminin 2008 Çin Olimpiyatları için destek pankartları asmadığı için yetkiler tarafından yıkıldığı bildirildi. Reuters’in Doğu Türkistan'ın sürgündeki insanlarının oluşturduğu Dünya Uygur Birliği'ne dayandırdığı haberde, yıkılan cami Doğu Türkistan'ın Aksu şehrinde yer alıyordu.

İşgal altındaki Doğu Türkistan (Sincan) hükümet yetkilileri ise yorum yapmaktan kaçındı. Dünya Uygur Birliği sözcüsü Dilşat Reşit şöyle konuştu: “Çin Doğu Türkistan'daki camilere baskı uyguluyor. Nedeniyse Uygurları Olimpiyat oyunlarına desteğe ikna etmek. Uygurlar buna karşı çıkıyor”.

Dilşat Reşit, 1998'de yenilenen caminin, onarımının yasal olmadığı, Kuran'ı Kerim'in kopyalarını bulundurduğu ve ibadetler nedeniyle yıkıldığını söyledi. Reşit şöyle konuştu: “Camideki tüm Kuran'lara el konuldu ve onlarca Uygur tutuklanarak ağır işkenceler gördü.” 2008 Protestolar Olimpiyatı meşalesi, geçtiğimiz hafta Doğu Türkistan'dan ağır güvenlik önlemleri altında geçmişti. Halkın izlemesine izin verilmezken, basın mensuplarının da görüntü almaları yasaklanmıştı. TIMETURK-24 Haziran 2008

Türkler Sürgün Edİlİyor

Bu yıl Doğu Türkistan dan Irgatlık İçin Sürgüne  Gönderilenlerin Sayısı 350 Bini Geçti Çin Hâkimiyeti Doğu Türkistan'daki ve dış ülkelerdeki kuvvetli protestoları ve Uluslar arası insan hakları teşkilatlarının sert şekildeki kınamalarını hiçbir şekilde umursamamaktadır. “İş gücü fazlasını başka memleketlere giderek çalışmaya yönlendirme” sloganı ve maskesi altında Doğu Türkistanlıları mecburi olarak yurt ve mekânlarından kopartıp Çin'e ve Doğu Türkistan'da Çinlilerin yoğun olarak yaşadıkları şehirlere sürgün etmektedir. Bu uygulamadaki amaçları ise, bu yolla Doğu Türkistanlıları asimile ederek yok etmektir. Bu türlü stratejik planlarını ise, bütün güçleri ile icra etmektedirler. 4’de Mesela, “Tanrı dağı Sitesi”nin Haziran ayının 3'ündeki haberinden anlaşıldığına göre, bu yılın ilk döneminde Doğu Türkistan genelinde başka memleketlere sürülen sözde “İşgücü fazlaları”nın umumi sayısı 350 bin 800'e ulaşmış olup, bunların arasında Uygurların yoğun olarak yaşadıkları güneydeki 3 vilayetten sürülenlerin sayısı 162 bin 500 kişiye ulaşmıştır. Bunlardan kaç kişisinin Çin'in içeri bölgelerine gönderilmiş oldukları şimdilik belli değil. Fakat Doğu Türkistan'dan gelen haberlere bakıldığında yakın dönemlerden beri Çin hâkimiyeti, Uygur kızlarını Çin'in içeri bölgelerine gönderme işlerine de özellikle hız vermiş bulunuyor.

Her ne kadar Çin hükümeti bu politikası hakkında dış ülkelere bilgi verirken “İşgücü fazlalarını başka memleketler yönlendirme” siyasi hiçbir arka görünümü olmadığını, bundaki maksadın sadece Uygurları iktisadi cihetten kalkındırmak olduğunu vurgulaya gelse de, fakat bazı kukla yetkililerin bu cihetteki bazı sözleri Çin hükümetinin asıl maksadını açıklamaktadır.

Mesela, “Tanrı dağı Sitesi”nde yayımlanan yukarıdaki haberde işaret edildiğine göre, “Otonom Bölge(Doğu Türkistan)”nin başkan yardımcısı Erkin Tuniyaz, “işgücü fazlalarını başka memleketlere yönlendirme politikası ise, vatanın bütünlüğünü koruyup, milli bölücülüğe karşı durmada büyük tarihi öneme sahiptir” demektedir.

Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre, Çin hâkimiyeti son dönemlerde özel “iş gücü fazlalarını başka memleketlere seferber etme Birliği” adı ile bir birlik oluşturup, bu Birlikler vasıtasıyla Doğu Türkistan'ın bütün köy ve mezralarında Uygur çiftçilere yönelik propagandalar başlatmıştır.

ÇİN'DEKİ BÜYÜK DEPREMİN NEDENİ, BİR NÜKLEER DENEME Mİ...?

Çin'de 12 Mayıs'ta yaşanan 8.0 büyüklüğündeki depremle ilgili yeni iddia tüm dünyada şok etkisi yarattı.

69 binden fazla kişinin öldüğü, yüzlerce evin yerle bir olduğu depremin Çin hükümetinin gizli bir nükleer denemesinin ardından meydana geldiği iddia edildi. Çin hükümetine muhalif Boxun News isimli haber ajansının gündeme getirdiği iddiaya göre deprem merkezinin yakınlarda bir nükleer deneme yapıldı.

Ve bu deneme depremi tetikledi.

Haber ajansına konuşan ismi açıklanmayan bir uzmanın deprem günü Sichuan eyaletine yakın bir yerde ordu tarafından nükleer deneme yapıldığını söyledi. Çin Devlet lideri Hu Jintao iddialar hakkında konuşmadı

 ÜRÜMÇİ'DE OLİMPİYAT MEŞALESİNİ KARŞILAMA MERASİMİ, ALMANYA'DA MİTİNG...

17.06.2008 günü Çin hâkimiyetinin, Olimpiyat meşalesinin Doğu Türkistan'a ulaşmasını Ürümçi'de şaşaalı ama endişe ve korku içinde kutlamakta olduğu bir sırada, Almanya'nın Münih şehrinde “Dünya Uygur Kurultayı” ve Kurultay bünyesindeki “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” teşkilatının organizasyonu ile meşalenin Doğu Türkistan'a getirilmesine karşı geniş çaplı bir protesto eylemi gerçekleştirildi.

Münih şehrinin merkezi sayılan “Stachus” meydanında öğleden önce saat 11.oo'da başlanan bu protesto gösterisine, Münih şehrinde yaşamakta olan Uygurlardan başka yine, Almanya'daki çeşitli insan hakları teşkilatlarının mesulleri, Uygurlarla duygu ortaklığı içinde olan yabancı dostlar olmak üzere çok sayıda kişi katıldı. Almanya'daki “Güney Almanya Gazetesi” başta olmak üzere bazı köklü gazetelerin muhabirleri de gösteri alanında hazır bulundular. Gösteri alanında söz konusu eyleme öncülük etmekte olan “Dünya Uygur Kurultayı” Başkan yardımcısı Askar Can, kurultayın Genel sekreteri ve “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” Başkanı Dolkun İsa göstericilere, muhabirlere ve civardaki insanlara açıklamalarda bulundular. Yaptıkları konuşmalarda Doğu Türkistanlıların insani hak ve hukuklarının Çin hâkimiyeti tarafından tarihte emsali görülmemiş bir derecede çiğnenmekte olduğunu söylediler. Ve yine ilaveten Uygurların milli özelliklerinin şiddetli biçimde tarumar edilmekte olduğu, dini inançlarını yaşayabilmelerinin vahşice engellenmekte ve yok edilmekte olduğu günümüzde dünya barışının, dostluk ve kardeşliğin sembolü olan Olimpiyat meşalesinin kızıl terörün kapladığı ve toprakları masum insanların sıcakkanları ile boyanan Doğu Türkistan'a getirilmesinin Olimpiyatların ruhuna tamamen zıt olduğunu söylediler. “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Başkanı Abdulcelil Karakaş'ta “Uygur Tv. Görevlilerini beraber alarak göstericiler arasında yer aldı.  Ellerinde Doğu Türkistan'ın ay-yıldızlı Gök bayrağı, üzerinde Çin hâkimiyetinin aleyhinde yazılmış sloganların yer aldığı pankartlar bulunan göstericiler, coşkulu ve gür sesleri ile müstebit Çin hâkimiyetine karşı sloganlar atarak  “Stachus” meydanının önündeki merkezi yollardan geçmekte olan ve orada toplanan binlerce yerli halkı kendilerine celp ettiler. Gösteri sırasında yine, “Dünya Tehlike Altındaki Milletleri Koruma Teşkilatı” nın Asya işleri bölümünün müdürü Ulrich Delyus, “Uluslar arası İnsan hakları Teşkilatı”nın Münih şubesi sorumlusu Jürgen Trak art arda demeçler vererek Çin hâkimiyetinin Uygur halkına yönelik olarak yürütmekte olduğu baskı ve zulüm politikasını sert şekilde kınadılar. Avrupa ülkelerini insan hakları meselesinde Çin hâkimiyetine karşı sonuç getirecek şekilde baskı uygulamaya çağırdı. Gösteri sırasında civarda toplanan halka Doğu Türkistan'ın durumu hakkında bilgiler verilmiş ve Doğu Türkistanlıların niçin Olimpiyatların Pekinde yapılmasına karşı çıktıkları konusunda izahatlar verilmiş, bildiriler dağıtılmıştır.

Aslında Çin hâkimiyeti Olimpiyat meşalesinin 26.06.2008 günü Doğu Türkistan'a getirileceğini ilan etmişti. Fakat 15.06.208 günü Çin hâkimiyeti ani olarak Ürümçi'de bir açıklama yaparak, meşalenin Haziranın 16'sı akşamı Doğu Türkistan'a getirileceğini, meşale turunun 17.06.2008 günü başlanıp, 19'unda sona ereceğini bildirdi.  “Tanrı dağ Sitesi”nin verdiği habere göre, Olimpiyat meşalesini karşılama ve meşaleyi Ürümçi'de dolaştırma törenleri bu gün (17.06.2008) Çin saati ile 9'da Ürümçi'deki “halk meydanı”nda gerçekleştirilmiş olup, merasime Çin ve dış ülke muhabirlerinden olmak üzere 400'den fazla basın mensubu davet edilmiştir.

Meşaleyi Ürümçi'de dolaştırmak için 208 kişi özel olarak seçilmiş olup, bunların %55'i Çinlilerden oluşuyor. Saat 9.40'ta “Otonom Bölge(Doğu Türkistan)Çin Komünist Patisi”nin sekreteri Wang Leguan il defa Olimpiyat meşalesini ünlü Doğu Türkistan asıllı boksör Abdüşükür İmin'e teslim etmiştir. Böylece meşaleyi alıp şehirde tur atma faaliyeti başlamış ve bu tur 2 saat devam etmiştir. “Tanrı dağı Sitesi”nde bu konuda yayımlanan haberlerden de anlayabilmek mümkündür ki, Çin hükümeti merasim meydanında güvenlik tedbirlerini özel olarak arttırmış olup, merasime katılanların ve hatta folklor ekibindekilerin bile göğüslerinde yetki belgeleri asılı olduğu öğrenildi. Topluluğun ortasına ve etrafına tümüyle silahlı polisler yerleştirilmiş olup, bu görüntülerden tam anlamı ile Çin hükümetinin vehim içinde olduğu anlaşılmaktadır. Ürümçi'den gelen ciddi haberlerden anlaşıldığına göre, aynı gün bütün çalışanları izinli sayarak herkese evlerinde istirahat etmeleri, dışarı çıkmamaları, pencerelerini açmamaları konusunda uyarıda bulunmuşlardır. Hatta Doğu Türkistan Türkerinin yoğun olarak yaşadıkları mahallelerin sokak başları da kuşatma altına alınmıştır. “Tanrı dağı Sitesi” nin aynı günkü “Cemiyetten düşünceler” sayfasına bir taraftan “Oh! Sonunda bitti. Artık evden çıkabiliriz” şeklinde sözler bugün Ürümçi'deki durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.

“Dünya Uygur Kurultayı”nın başını çektiği Doğu Türkistan Teşkilatlarınca, aslında ilan edilen ve Olimpiyat meşalesinin Doğu Türkistan'a gireceği gün olarak belirlenen 25.06.2008 gününden itibaren dünya genelinde büyük çaplı protesto gösterileri tertip edilmesi planlanmıştı. Fakat Kurultay Genel Merkezi Çin'in aldığı ani karara zamanında tepki koymak için gece boyunca hazırlıklar yaparak bu günkü protesto gösterisini organize etti ve gösteri muvaffakiyetle sonuçlanarak, Çin hâkimiyetine gerekli cevap verilmiş oldu. ETIC

KANADA'DA HÜSEYİN CELİL'İN OLİMPİYATLARDAN ÖNCE SERBEST BIRAKILMASI İÇİN İMZA TOPLAMA KAMPANYASI YÜRÜTÜLÜYOR

ETIC'in edindiği bilgiye göre, “Kanada Uygur Cemiyeti” Mayıs ayının 24'ünden itibaren bütün Kanada genelinde Çin hükümetinden Uygur siyasi faaliyetçisi Hüseyin Celil'i Pekin Olimpiyatları öncesi serbest bırakmasını talep ederek imza toplama kampanyası başlatmış olup, kampanyaya katılanların sayısında her geçen gün büyük artışların olduğu gözlenmiştir.

Kampanyanın başlamasından bu yana, “Kanada Uygur Cemiyeti”nin başkanı Rukiye Turduş önderliğindeki teşkilat sorumluları, Kanada'daki birkaç üniversiteye giderek, öğrenciler arasında Hüseyin Celil için imza toplama faaliyeti yapmışlardır. Böylece Üniversite öğrencilerine insan hakları konusundaki tutumu, UygurlBunun dışında yine Rukiye Turduş bu yakınlarda Kanada'da yapılan 34. Kuzey Amerika Müslümanları İslam Kurultayına katılarak Kurultay temsilcilerine Uygur Müslümanların durumu ve Çin hâkimiyetinin onlara karşı yürütmekte olduğu dini baskı politikası hakkında bir rapor sunmuştur. Onlara yine, şu anda Çin hapishanesinde haksız yere zulüm çekmekte olan Hüseyin Celil hakkında bilgiler verip, Onlardan Hüseyin Celil meselesi hakkında Çin hâkimiyetine karşı baskı uygulamalarını istemiştir.arın bu günkü durumları ve Hüseyin Celil'in hapishane hayatı hakkında bilgiler vermişlerdir.

İSTANBUL'DA PROTESTO GÖSTERİSİ

Doğu Türkistan'ın Aksu vilayetine bağlı Kalpin kasabası camisini buldozerlerle yıkan işgalci Pekin Yönetimi'nin İslamiyet'e yönelik bu menfur saldırısı 29 Haziran 2008 Pazar günü Çin Halk Cumhuriyeti Konsolosluk binası önünde yapılan gösteri ile protesto edilmiştir.  Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Sözcüsü İsmail Cengiz'in davetiyle yazılı ve görsel basının ilgi gösterdiği protesto gösterisine Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Dayanışma Derneği ile Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti temsilcileri iştirak etmiştir.

1949 yılından bu yana işgal altında bulunan Doğu Türkistan'ın Aksu vilayetine bağlı Kalpin kasabası camisini buldozerlerle yıkan işgalci Pekin Yönetimi'nin İslamiyet'e yönelik bu menfur saldırısı 29 Haziran 2008 Pazar günü Çin Halk Cumhuriyeti Konsolosluk binası önünde yapılan gösteri ile protesto edilmiştir.  Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Sözcüsü İsmail Cengiz'in davetiyle yazılı ve görsel basının ilgi gösterdiği protesto gösterisine Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Dayanışma Derneği ile Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti temsilcileri iştirak etmiştir. Bu arada Organizasyonla alakası olmayan bazı kişilerin emniyet mensupları ile Doğu Türkistanlı göçmenleri karşı karşıya getirme girişimine engel olunmuştur.

ALMANYA'DA "KAŞGARLI MAHMUT BİLGİ YARIŞMASI" DÜZENLENDİ

15.06.2008 günü Almanya'nın Münih şehrinde Dünya Uygur Kurultayı ve Avrupa Doğu Türkistan Birliğinin organizasyonu ile “2008 Yılı Kaşgarlı Mahmut Çocuklar Bilgi Yarışması” düzenlendi. 2008 yılı Büyük Ansiklopedik âlim, mütefekkir Kaşgarlı Mahmut'un doğumunun 1000. yılı olup, Bu yıl Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından “Kaşgarlı Mahmut Yılı” olarak ilan edildi.

Bundan, vatan içindeki ve dışındaki bütün Doğu Türkistanlılar kendilerinin bu büyük âlimleri ile sınırsız gururlandılar. Bu münasebetle Dünya Uygur Kurultayı ve Avrupa Doğu Türkistan Birliği bu defaki bilgi yarışmasını Kaşgarlı Mahmut adına gerçekleştirdiler.

Söz konusu Bilgi yarışmasına Almanya'nın Münih şehrinde yaşamakta olan doğu Türkistanlı çocuklar ve onların anne- babaları iştirak ettiler. Yarışma başlamadan önce büyük âlim Kaşgarlı Mahmut'un hayatı, eserleri, ihtiraları ve dolayısıyla da onun evrensel eseri “Divan-ı Lügat-it Türk” hakkında bilgiler aktarıldı. Ardından da yarışma başlatılıp, muvaffakiyetle sonuçlandırıldı. Bu defaki yarışmanın maksadı Avrupa ülkelerinde ve özellikle de Almanya'da yaşamakta olan Doğu Türkistanlı çocukların Avrupa'da batı eğitimi almanın yanında kendi ana dillerini sevdirmek ve ana dillerine özendirmek ve vatan hakkındaki bilgileri çocuklara küçük yaştan itibaren yerleştirmeye çalışmaktan ibaret oldu.  Almanya'da 2005 yılından beri faaliyet göstermekte olan Alptekin Eğitim Merkezinde şimdiye kadar çocukların yaşlarına göre sınıflar açarak Uygur dili, dini inanç ve vatan hakkında bilgiler öğretile gelmektedir. Bu seferki bilgi yarışması da, çocukların öğrendikleri bilgilerden anne babalarının da haberdar olmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.

Yarışmacılar iki guruba (A- Gurubu 7- 11 yaş arası, B- Gurup ise, 12- 14 yaş arası)ayrılmış olup, toplam 150'den fazla soru ve 30'dan fazla da özel sorular soruldu. Her gurup 3 kademeye ayırarak mükâfatlar dağıtıldı. Bu seferki bilgi yarışmasının finansörlüğünü Almanya'daki “Taklemakan Restaorantı” “Nur Imbiss (Hızlı yemekhane)”, “Satuk Buğrahan Imbiss”, “Kervan Imbiss” ve “Umut Market”in sahiplerinden olan vatanperver tüccarlarımız, esnaflarımız karşılayarak çeşitli ödüller dağıttılar.Avrupa Doğu Türkistan Birliği Propaganda Bölümü

ABD, GUANTANAMO'DAKİ UYGURLARI ÇİNLİLERE SORGULATMIŞ

 Amerikalı iki parlamenter, Bush yönetimini, Guantanamo Amerikan hapishanesinde tutulan Uygur Türklerinin Çinliler tarafından sorgulanmasına izin vermekle,  suçladı

Parlamenterler, Uygur Türklerinin serbest bırakılmasını da talep etti.

Herald Tribune gazetesinin haberine göre, Demokrat Parti Massachusetts temsilcisi Bill Delahunt ve California'dan Cumhuriyetçi temsilci Dana Rohrabacher, Çinliler tarafından sorgulanmalarına izin verilen Uygur Türklerinin zararlarının tazmin edilmesini ve özür dilenmesini istedi.

Çin'den kaçarak Afganistan ve Pakistan'a yerleşen Uygur Türkleri, 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra ABD'nin Afganistan işgali sırasında tutuklanarak Küba'daki Amerikan hapishanesine gönderilmişti.

Amerikan federal yargıcı Uygur Türklerinin tutuklanmasını yasal olmadığını savunurken, Bush yönetimi ise Uygur Türklerinin ABD'de serbest bırakılmalarına izin vermiyor.  Ancak ABD dışında bir ülkeye gitmeyi kabul etmeleri halinde serbest bırakılabileceklerini bildiriyor. Tutuklu Uygur Türkleri, Çin'e dönmek istemiyor.

,Guantanamo'daki sorgulama metodlarının tartışıldığı Temsilciler Meclisi panelinde, Delahunt, Adalet Bakanlığı yetkilisi Glenn Fine'dan Çinli yetkililerin Guantanamo hapishanesine gitmelerine izin verildiğini doğrulamasını istedi.

Fine, "Çin hükümetinin, Uygurlarla görüşmek ve onları sorgulamak üzere insanlar gönderdiğini öğrendik. FBI yetkilileri, Çinli sorgulama yetkilileri gelmeden önce, Amerikan askeri personelinin sorgulama taktiği olarak Uygurları her 15 dakikada bir uyandırdığını söylediler " ifadesini kullandı.

Rohrabacher ise olayın saçma olduğunu vurgulayarak, Uyguların ABD içinde serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi. Rohrabacher, "Hükümetten bunu gerçekleştirmesini istiyoruz. Eğer onlara adil davranılmamışsa, zararları tazmin edilmeli ve onlardan özür dilenilmeli." Dedi.

Amerikan yasasına göre, Uygur Türklerinin Çin'e iade edilmemesi gerekiyor çünkü Çin'e gittiklerinde işkence ve zulüm görecekleri belli.

ABD yönetimi Uygur Türkleri'ni iade edeceği başka bir ülke arıyor. 5 Uygur Türkü 2006'da Arnavutluk'a gönderilmişti ve halen Tiran'da yaşıyorlar. Guantanamo askeri hapishanesinde şu anda 17 Uygur Türkü bulunuyor.05 Haziran 2008 16:10 Dünya Bülteni

DÜNYACA ÜNLÜ YAZAR CENGİZ AYTMATOV'U KAYBETTİK

Dünyaca ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov, böbrek yetmezliği sonucu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Kırgızistan Devlet Başkanlığı Basın Sözcüsü Dosalı Esenaliyev, yaptığı açıklamada, Almanya `nın Nünberg kentinde tedavi gören Cengiz Aytmatov `un hayatını kaybettiğini bildirdi. Esenaliyev, yazarın ölümü ile ilgili olarak Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev `in bilgilendirildiğini söyledi. Solunum cihazına bağlı olarak yoğun bakımda tutulan yazarın sağlık durumunun bu sabah kritik durumuna geldiği ifade edilmişti. Aytmatov , bir Rus televizyon kanalının belgesel çekimleri için gittiği Tataristan`ın başkenti Kazan `da 16 Mayıs`ta ani böbrek rahatsızlığı geçirmesi üzerine hastaneye kaldırılmıştı. 79 yaşındaki yazar, 18 Mayıs `ta ambulans uçakla Almanya `ya nakledilmişti. Yazar Aytmatov , Kırgızistan `daki Talas eyaletinin Şeker köyünde 12 Aralık 1928 yılında dünyaya gelmişti. Kırgızistan `da 2008 yılı, Cengiz Aytmatov yılı ilan edilmişti.

Naaşı Ala-Too Meydanı'na kadar taşınan Aytmatov, daha sonra Bişkek yakınlarındaki Çon-Arık köyünde bulunan "Ata-Beyit" anıt mezarında, babası Torekul Aytmatov'un yanında toprağa verildi.

Devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanan Aytmatov'un cenaze törenine Kırgızistan Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev ve çok sayıda bakan katıldı. Aytmatov'un ölümü nedeniyle daha önceden 14 Haziran'ın (bugün) yas ilan edilmesine karar verilmişti.

DİLAVER CEBECİ VEFAAT ETTİ

Türkiyem” adlı şiiri bestelendikten sonra dillerde marşa dönüşen şair Dilaver Cebeci’yi son yolculuğunda sevenleri yalnız bırakmadı.

 Şair ve yazar Doç. Dr. Dilaver Cebeci toprağa verildi. Törende, Cebeci’nin oğlu Çağrı Cebeci üzerine Türk bayrağı konulan babasının tabutu başında taziyeleri kabul etti. Geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde vefat eden şair ve yazar Dilaver Cebeci (65) için, öğretim üyesi olduğu Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi’nde tören düzenlendi. Törende, Cebeci’nin oğlu Çağrı Cebeci üzerine Türk bayrağı konulan babasının tabutu başında taziyeleri kabul etti. Cebeci, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Çengelköy Mezarlığına defnedildi. Cenaze namazını, fakültenin eski öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Emin Işık kıldırdı. Cebeci’nin naaşı bir süre eller üzerinde taşınarak, cenaze arabasına konuldu.   

DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ GENÇLER TOPLANARAK SORGULANIYOR

Korgas'taki Sensung Karakolu Olayından Sonra Nahiye Sınırları İçerisinde Dindar Gençler Toplanarak Sorgulanıyor

23 Mayıs 2008 günü Korgas nahiyesinin Sensung köyünde yani milli adı ile Akmescit köyündeki bir karakolun saldırıya uğramasından sonra İli eyaleti otonom bölgesi sorumluları ve yerel polisler Korgas'ın Çingsihoza pazarında karma bir birlik oluşturarak nahiye sınırları içerisinde namaz kılan yada dini inancı güçlü olan gençleri toplayıp sorgulamaya başlamışlardır.

RFA Radyosuna isminin açıklanmasını itemeyen ve olaylardan haberdar olan bir kişinin yaptığı açıklamalara göre toplama timi, zevk-sefa ile işi olmayan içki ve sigaradan uzak kişileri de alıyor. Olaydan haberdar olan yukarıdaki kişi Çingsihoza'daki karma birlik tarafından toplanan gençlerin sayısının en az 100 civarında olduğunu, fakat bazılarının serbest bırakılmakta olduklarını ileri sürmektedir. Ancak bu sayı polis idareleri tarafından onaylanmadı. Yukarıdaki kişinin vurgulamasına göre, polisler topladıkları kişilerle irtibatı olan kişileri araştırmakta.

23.05. 2008 günü Sensung polis karakoluna 2 adet molotofkokteyli atılmış olup, olayda polis karakolunun bir minibüsü yanmıştı. Olaydan sonra İli eyaleti j x dairesinin başkan yardımcısı öncülüğünde özel bir dosya grubu tesis edilmiştir. Bu olay Pekin Olimpiyat meşalesi Doğu Türkistan'a ulaşmadan önce meydana gelmiş olduğunda olay resmi makamların özel olarak ilgisini celp etti.

Olaydan haberdar kişinin anlattıklarına göre, çocukları toplanan fakat şimdiye kadar çocuğundan bir haber alamayan anne- babalar Çingsihoza'daki karma birliğin önünde toplanmışlardır.

RFA radyosu yerel dairelerle konu ile ilgili olarak irtibat kurmak istemişse de Sensung karakolundakiler telefonlara çıkmamışlardır. Söz konusu karakolun sorumlusu daha önce olayı “Sıradan bir güvenlik dosyası” olarak değerlendirmişti. Fakat merkezi Almanya'daki Dünya Uygur Kurultayı Çin'in Olimpiyat meşalesini bahane ederek gözlerine kestirdikleri Doğu Türkistanlıları bastırmakta olduğunu, bu sebeple Olimpiyat meşalesinin Doğu Türkistan'a ulaşmasının boşa çıkartılmasını talep etmektedir. RFA- Erkin

TABİİ ZENGİNLİKLERİMİZ TALAN EDİLİYOR

“Sinkiang (Doğu Türkistan)Gazetesi”nin 05.06.2008 tarihli sayısında Doğu Türkistan'ın tabii zenginlikleri hakkında yeni malumatlar yayımlandı.

Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre, bu gün Doğu Türkistan'da keşfedilen maden ürünleri çeşidi 138 çeşit olup, Çin'in tamamında keşfedilen madenlerin % 80,7'sini teşkil ediyor.Rezerv miktarı kesinleştirilen maden ürünlerinin çeşidi 79 tür olup, bu ürünler arasında 8 tür ise bütün Çin genelinde ön sırada yer alıyor. Doğu Türkistan'ın şu andaki petrol rezervi miktarı 20 milyar 860 milyon ton olup, Çin genelinde keşfedilen petrol rezervi miktarının % 30'unu teşkil ediyor.

Doğalgaz rezervi miktarı 1 trilyon 300 milyar metre küp olup, bütün Çin genelinde keşfedilen doğalgaz rezervi miktarının %34'ünü teşkil ediyor. Kömür rezervi miktarı ise, 219 milyar ton olup, bütün Çin genelinde keşfedilen kömür rezervi miktarının % 40'tan fazlasını teşkil ediyor.

Doğu Türkistan'da yararlanılabilir su rezerv miktarı 9 milyar 600 milyon metre küpe ulaşıyor.

Çin merkezi hükümetinin bu gün Doğu Türkistan'a yönelttiği stratejik planının bütün maksadı ise, Doğu Türkistan'ın tabii zenginliklerini talan etme işlerini hızlandırmaktan ibarettir.

Bazı yabancı iktisat araştırmacıları, petrol, doğalgaz gibi enerji ürünlerinin fiyatlarının şiddetle yükselmekte olduğu günümüz dünyasında, Doğu Türkistan'ın bağımsız bir devlet olması durumunda dünyanın en zengin devletlerinden biri olacağı yorumlarını yapmaktadırlar.

Şu anda sadece Doğu Türkistan'dan bir yılda elde edilen petrol ve doğalgaz gelirinin Doğu Türkistanlılara dağıtılması durumunda bile, kişi başına düşen gelir yönünden Avrupa'nın en kalkınmış devletlerinin gelir seviyesinin de üzerine çıkıyor.

POSKAM NAHİYESİ YETKİLİLERİ DIŞ ÜLKELERDE AKRABALARI OLANLARIN OLİMPİYATLAR SIRASINDA NAHİYE DIŞINA ÇIKMALARINI YASAKLADI

Nahiye yetkilileri Doğu Türkistan'ın Poskam Nahiyesinde dış ülkelerde akrabaları bulunan nahiye vatandaşlarının Olimpiyatlar sırasında nahiye sınırları dışına çıkışını yasakladı. Fakat bu yasaklamanın sadece dış ülkelerde siyasi faaliyetlerle meşgul olan Poskamlı'ların memleketlerindeki aile efradına mı yöneltildiği, ya da dış ülkelerde akrabaları bulunanların hepsine birden mi uygulandığı belli değil.Edinilen bilgilere göre, bu yakınlarda Poskam'daki yerel yetkililer Türkiye'de yaşamakta olan Dünya Uygur Kurultayı'nın faaliyet alanı içerisindeki bir kişinin Poskam'daki akrabalarını araştırarak, onları nahiye Sınırları dışına çıkmamaları konusunda ikaz etmişlerdir.

Fakat bu durumun mahiyeti hakkında bilgi vermemişlerdir. Haberlerde Çin makamlarının Pekin Olimpiyat Meşalesinin Doğu Türkistan'a ulaşmasından önce bölgede geniş çaplı güvenlik tedbirleri aldıkları(!) Ürümçi, Gulca ve Kaşgar sokaklarında silahlı polis ve jandarmaların gövde gösterisi yapmakta oldukları ileri sürülüyor.

Uluslar ararsı Polis teşkilatının (İnterpol) Genel Sekreteri Ronald Nobil, 12.06.2008 günü Çin makamlarının dış ülkelerden gelecek olan tehditlere oranla içerden gelebilecek tehditlerden daha fazla endişe duyduklarını bildirdi. RFA Radyosunun Uygur bölümü muhabirinin edindiği bilgiye göre, ilgili hükümet birimleri son zamanlarda Kaşgar'ın Yopurga nahiyesinin bütün giriş- çıkış kapılarında bariyerler kurup, nahiyeye girip çıkan insan, otomobil ve diğer ulaşım araçlarını kontrol ediyorlar. Yerel yetkililerin niçin Yopurga'da kontrolleri arttırdığı bilinmiyor. Bu sebeple ilgili hükümet daireleri konu ile ilgili bu haberleri doğrulamadı. RFA-Erkin-13.06.208

KAŞGAR DA PENCEREDEN BAKMAKTA YASAK

Duyumlarımıza göre birkaç gündür Doğu Türkistan "ın Kaşgar şehrinde pencereden bakmak bile yasaklandı..

Duyumlarımıza göre birkaç gündür Doğu Türkistan "ın Kaşgar şehrinde pencereden bakmak bile yasakmış. Bırakın dışarı çıkmayı, komşuya gitmeyi, arkadaşlarla bir araya gelmeyi, pencereden bile bakamazsınız.

Neden? Çünkü olimpiyat meşalesi Kaşgar "dan geçiyor. Bu şehirden 23 Mart "ta 600 kadın gözaltına alınmıştı. Akıbetlerinden haber yok. Çatlak ses duymak istemeyen Çin yönetimi insanlara yasak üstüne yasak koyuyor. Yapılanlar bununla da sınırlı değil. Doğu Türkistan "da ortalama üç günde bir idam gerçekleşiyor.

Son dönemde Doğu Türkistan "da ortalama üç günde bir idam gerçekleşmekteymiş. 1990 yılından buyana artan idamlar 2001 yılı itibarıyla şiddetli bir şekilde sıklaşmış durumda. 11 Eylül olayları ile birlikte küresel terörizm avına katılan Çin , kendi teröristleri olarak bütün bir halkı görmekte ve yok etmeye çalışmaktadır.

Çin "in gözünde Doğu Türkistanlı Türklerin tamamı teröristtir ve ortadan kaldırılmaları gerekmektedir. Bu temizleme operasyonu idamla, doğum kontrolü adı altında zorla kürtajla veya kontrollü kıtlık hareketleriyle gerçekleştirilmektedir. Yüz binlerce insan sırf Müslüman olmaları ve dünyaya Türk olarak gelmeleri nedeniyle hapsedilmişlerdir. Sürekli bir sindirme politikası olarak idamlar, halka baskı uygulanmasını sağlayan birer araçtırlar.

ABD "nin önleyici savaş taktiğinin zirvesine ulaşan Çin , komünist sisteminden de kaynaklanan acımasız uygulamalarının başına zorunlu kürtajı koymuştur. İzinsiz doğacak çocuğun 8 9 aylık olmasına bakılmaksızın öldürülmesine büyük önem verilmekte ve görevi bunu yapmak olan teşkilatlar Doğu Türkistan "ın tüm noktalarına yerleşmiş bulunmaktadır. Yaşanan uygulamalar insana, önleyici savaşın bu kadarı da pes doğrusu dedirtmektedir. Doğacak bir bebeden dahi korkan Çin için Doğu Türkistanlıların tamamı ortadan kaldırılmalıdır. Yüzyıllardır bölgenin yerlisi olarak yaşayan Türklerin toprakları ellerinden alınmakta ve Çin "den getirilen göçmenlere verilmektedir. Her türlü imkânını seferber etmiş olan Çin , bölgeye Sincan -Yeni Kazanılmış Toprak adını vermiş ve bu Türk yurdunu yutmaya azmetmiştir. 2008-06-19 M. Ali Bolat-Haber5

ALMANYA PARLAMENTOSUNDA ÇİN'İN İNSAN HAKLARI VAZİYETİ HAKKINDA SERT TARTIŞMALAR YAPILDI

Pekin Olimpiyatlarına iki aylık bir sürenin kaldığı bu günlerde Almanya Federal Parlamentosunda' da Çin'in insan hakları vaziyeti hakkındaki tartışmalar da güçleniyor. “Almanya Dalgaları” radyosunun 07.06.2008 günü verdiği haberinde belirtildiğine göre, geçen hafta Almanya Parlamentosunda Çin'in insan hakları vaziyeti ve Tibet gibi azınlık milletlerin(!) insan hakları durumu hakkında bütün partiler arasında sert tartışmalar yapıldı.

“Almanya Yeşiller Partisi” ne mensup milletvekilleri parlamentodan, Pekin Olimpiyatlarından önce Çin'in bütün siyasi
mahpusları serbest bırakmasını talep ederek karar layihası çıkartılmasını talep ettiler.

Federal parlamentodaki müzakere esnasında “Almanya Yeşiller Partisi” nin meclis içindeki grup başkanı Beck bir konuşma yaparak Çin'deki insan hakları meselesinde daha ağır meselelerin saklanmakta olduğunu, Çin hâkimiyetinin insan hakları cihetinde olimpiyatlardan önce kamuoyuna vermiş olduğu sözünü yerine getirmediğini söyledi.
Beck yine, Çin hâkimiyetinin olimpiyatlara hazırlık bahanesiyle 1 milyon 500 binden fazla kişiyi mecburi olarak göç ettirdiğini, onların zararlarını tazmin etmediğini, özellikle de Çin hâkimiyetinin uluslar arası insan hakları
teşkilâtlarının Tibet meselesi ve azınlık milletlerin(!) dini inanç ve kültürel cihetlerde baskılara maruz kalmakta olduklarına vurgu yaptı. Ayrıca, uluslar arası kamuoyunun kendisi hakkında yapılan tenkitleri de zerre kadar bile dikkate almadığına vurgu yaptıktan sonra Federal parlamentodan Pekin Olimpiyatlarından önce Çin'den bütün siyasi mahpusları serbest
bırakmasını talep ederek karar layihası çıkartılmasını ve bu kararı Çin hükümetine bildirmeyi talep etmiştir. ETIC

DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ TABİİ YAYLALARIN YÜZDE SEKSENİ KURUDU

“Tanrı dağı Sitesi”nin 06.06.2008 tarihinde “Otonom Bölge(Doğu Türkistan) Çevre koruma dairesinin sayılı malumatlarını naklederek yaptığı habere göre, şu anda Doğu Türkistan'daki tabii yaylaklar toplamının %80'inin kurumaya yüz tutmuş olduğu, besi hayvanlarının sayısının çokluğu, yaylak ve otlakların kâfi gelmemesi durumu besicileri kesinlikle zor durumda bıraktığı belirtilmektedir. Bunun dışında yine orman ve yeşil alanların tahripolma oranı da fazla olup, Doğu Türkistan'ın çevre dengesi de bir hayli bozuldu. Yukarıdaki haberde” Nüfusun çoğalması ve insanların ağır derecede zarar ve dengesizliklere uğraması yaylakların kurumasına sebep olan başlıca temel unsurlardandır.” Denilmektedir. Doğu Türkistan'da uzun yıllardan beri doğal orman ve yaylakların, Çinli göçmenlerin yasa dışı olarak işgallerine ve bozgunculuklarına uğraya gelmekte olduğu, böylece Çin hâkimiyetinin içeri bölgelerden gelen atölye sahipleri ve tüccarlara doğal manzaralı yerleri fabrika, atölye yapmaları için dilediklerince tahsis edip vermekte oldukları herkesçe bilinmektedir.

DOĞU TÜRKİSTAN'DAN ÇİN'İN AFET BÖLGESİNE YAPILAN İKTİSADİ YARDIM 100 MİLYON YUEN'E ULAŞTI

2008 yılını girişinden beri, Doğu Türkistan'ın bütün bölgelerinde sel ve kuraklık afetleri meydana gelip ekili alanların ağır derecede tahribata uğradığı çok sayıda Uygur çiftçilerin iktisadi cihetten perişan olup, yurt ve memleketlerini terk edip gurbetçi olmaya mecbur oldukları gözlenmiştir. Çin hâkimiyetinin de bundan istifade ile aç-çıplak kalan Uygur çiftçileri “iş gücü fazlası” addederek Çin'in içeri eyaletlerine sürgün etmekte olduğu herkesin malumudur. Kısacası Uygur halkı bu gün bir dili ekmeğe muhtaç
olarak yoksulluk içinde yaşamaya mecbur olmaktadır.Bu şartlar altında Çin hâkimiyetinin yakında meydana gelen deprem felaketini bahane ederek Doğu Türkistan'da genel anlamda “afet bölgesine yardım” sloganı altına seferberlik yürüterek kendileri muhtaç vaziyette yaşamakta olan Uygur çiftçileri içeri eyaletlerdeki afete uğrayan Çinlilere yardım vermeye zorlamakta olması yerli halk arasında sert tepkilerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Üstelikte ekonomik durumu son derece kötü olan Doğu Türkistan'dan toplanan yardımın miktarının çokluğu, Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan üzerindeki baskı politikasını ispatlamaktadır.

Mesela “Tanrı dağı Sitesi” nin Haziran ayının 6'sında verdiği habere göre, aynı ayın 2'sine kadar Doğu Türkistan'dan “afet bölgesine yardım” adı altında toplanan paranın miktarı 100 milyon yuene ulaşmış bulunuyor.
Bunun dışında yine, afet bölgesine Doğu Türkistan'dan hububat, ilaç, giyecek vb. birçok ihtiyaç maddeleri gönderilmiştir.

Şu anda Çin'in ihraç rezervi, yani dolar rezervi dünya geneli ile kıyaslandığında ön sırada gelmektedir. Hal böyleyken yine Çin hâkimiyetinin halkı aldatması, özellikle de müstemleke altında ezilerek yaşamakta olan Doğu Türkistan halkını yitip-kakması dünya kamuoyunun tepkisini çekmektedir.

ABD'YE GUANTANAMO İÇİN ŞOK KARAR

Amerika Birleşik Devletleri `nde bir mahkeme ilk kez, Guantanamo körfezindeki tutsaklardan birini "düşman savaşçı"
olarak tanımlamayı reddetti. Amerikan hükümetinin El Kaide`yle bağlantılı olduğunu iddia ettiği Huzeyfa Parhat, 2001 yılında Afganistan `da yakalanmıştı. Parhat`ın avukatları mahkemede, müvekilleri gibi Uygur kökenli Çinli Müslümanların, düşman olarak Amerika Birleşik Devletleri `ni değil Çin `i gördüklerini savundular. Mahkeme kararına göre, Pentagon `un
Parhat`ı derhal serbest bırakması, Guantanamo `dan başka bir yere nakletmesi ya da yeni bir askeri mahkemeye çıkarması gerekiyor. Bu ay başında Yüksek Mahkeme, Guantanamo gözetim kampındaki yabancı tutsakların sivil mahkemelerde tutukluluk hallerine itiraz edebileceklerine hükmetmişti. Parhat, Guantanamo `da tutulan birkaç Uygur kökenliden biri
Ancak bu kişilerin davası ABD için diplomatik çıkmaza neden olmuştu. Amerikan yönetimi, bir yandan bu kişileri "düşman savaşçı" olarak Guantanamo `da tutma hakkı olduğunu iddia ederken diğer taraftan da tutsakları gönderebileceği bir ülke arıyordu.İnsan hakları grupları 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra yüzlerce tutsağın götürüldüğü kampın kapatılmasını istiyor. BBC-2008-06-24 Haber5

ÇİN HÜKÜMETİ BU YIL DOĞU TÜRKİSTAN'DAN ÇİN'E İKİ MİLYON TONDAN FAZLA HUBUBAT GÖTÜRECEK

Çin hâkimiyeti uzun yıllardan beri Doğu Türkistan'aki Bigtueli Çinli çiftçileri pamuk ve diğer yağ elde edilen ürünlerbaşta olmak üzere iktisadi yönden daha kazançlı ürünleri ekerek çabuk zengin olmaları yönde teşvik ederken, yerli çifçilere ise, merkezi hükümet tarafından mecbur edilen hubuatları yetiştirme vaifesi yüklemektedirler.Malum anlamda ifade etmek gerekirse, Doğu Türkistanlı çiftçilerin Pazar talebine göre özgürce üretim yapma hakları bulunmuyor. Fakat Bingtuenli Çinlilere ise 1980'li yılların ortalarından itibaren özgür üretim yapma hakkı verilmiştir. Bingtuenli Çinliler hangi ürün daha çok para ederse onu üretip satmaktadır. İşte böyle adaletsiz politikalar Doğu Türkistan'da Çinli göçmenlerle yerli halk arasındaki iktisadi farkın şiddetle artmasına sebep olan temel faktördür.
Mesela Çin'in resmi istatistiklerine göre, şu anda Doğu Türkistan'ın nüfusu 20 milyondan fazla (Aslında Tarihçi Kürşad Gürkanlı tarafından 2001 yılının son aylarında Türk dünyasındaki normal nüfus artış oranları esas alınarak yapılan istatistik bilgilerine göre, Doğu Türkistan'ın nüfusu 43. 210. 802'dir. hurgokbayrak.com) olup, bu oran içinde Bingtuenli Çinlilerin nüfusu 3 milyon civarındadır. Fakat günümüzde Doğu Türkistan'daki pamuk ekilebilir alanların yarısını Bingtuenli Çinliler işgal ediyor. Kısacası Çinlilerin hububat ihtiyacını temin etme vazifesi Doğu Türkistanlı çiftçilerin sırtına yüklenmiştir. “Tanrı dağı Sitesi”nin 10.06.2008 günü verdiği habere göre, Çin merkezi hükümetinden bu yıl Doğu Türkistan'daki tahıl birimlerine 2 milyon elli bin ton hububat toplama vazifesi verilmiştir. Bu miktarın 2 milyon tonunu buğday, 50 bin tonu ise, pirinç teşkil ediyor. Bu yıl hükmet birimleri çiftçilerin ellerindeki buğdayın kilosunu 1,54 yuan'dan satın almayı kararlaştırmış olup, bütün vilayet ve nahiye statüsündeki hububat idarelerine yukarıdak vazifeyi tam olarak yerine getirme konusunda ciddi emir verilmiştir. Sadece Aksu vilayetindeki birimlerin satın almaları gereken hububat miktarı 157 bin tondur.ETIC

TURPAN'DA SÖZDE "OLİMPİYAT TERÖRÜNE KARŞI MÜCADELE TATBİKATI" GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Çin hâkimiyeti son zamanlarda Pekin Olimpiyatlarını suistimal ederek bir taraftan dünya siyasi sahalarında Doğu Türkstanlıların milli hareketlerini “Olimpiyatın güveniğini tehdit eden en önemli unsur” diye karalayarak saldırıken, diğer taraftan da, Doğu Türkistan'ın bütün bölgelerinde sözde “Olimpiyat Terörüne karşı tatbikat”lar yaparak yerli ahlak
yönelttiği siyasi baskıyı arttıra gelmektedir.Mesela “Tanrı dağı Sitesi” nin verdiği habere göre, 06.06.2008 günü Turpan şehrinde sözde “Olimpiyat Terörüne Karşı Tadbikat” gerçekleştirmiş olup, bu tatbikata 370 polis ve Jandarma katılmıştır. Onlar manevra adı altında gürültü kopartarak gövde gösterisi yapıp yerli halk arasında ciddi endişelerin meydana gelmesine sebep olmuştur. Doğu Türkistan'dan gelen haberlerden anlaşıldığına göre, bu gün Çin hâkimiyeti “Olimpiyatın Güvenliğini Sağlama” bahanesiyle Doğu Türkistan'ın bütün bölgelerinde Doğu Türkistanlılara yönelik olarak yasa dışı tutuklama ve cezalandırma hareketlerini yaygınlaştırmaktadır. ETIC

BİNGTUEN (ÇİN'İN SİVİL SİLAHLI ÜRETİM BİRLİĞİ) BÜNYESİNDE SÖZDE "DOĞU TÜRKİSTAN TERÖRİSTLERİNE KARŞI MÜCADELE TATBİKATI" YAPILDI

“Tiyanşan(Tanrı dağı) Sitesi”nin 20.06.2008 günü verdiği habere göre, Olimpiyat meşalesinin Doğu Türkistan'a getirildiği gün, yani, 16.06.2008 tarihinde Çin silahlı polis birlikleri Bingtuen Komutanlığı tarafından özel olarak “Doğu Türkistan Teröristlerine Karşı Mücadele Tatbikatı” adı altında bir tatbikat gerçekleştirdi. Çin silahlı polis birliklerinin Bingtuen içerisine yerleştirildiği ve “Terörizmle Mücadele Büyük Timi” olarak adlandırdığı özel birim tarafından yürütülen bu askeri manevrada, Doğu Türkistan'daki sözde “teröristler” ile, dış ülkelerden Tanrı dağlarının derin eteklerine gizlice sızan bir grup “terörist”in kendi aralarında birleşerek “terörist bir hareket” icra etmeye hazırlandıkları, Çin birliklerinin bu haberi aldıktan sonra ciddi olarak harekete geçip onları kuşatma altına alarak saldırdıkları taklit edildi.
Yukarıdaki haberde gösterildiğine göre, sözde “terörist” ler dağlık arazideki bir eve gizlenmişler. Çin askerleri oları kuşattığında ellerinde silah bulunan ve bellerine bomba bağlamış olan “teröristler” ise, teslim olmayı reddederek “sizinle canımız pahasına çatışacağız” diyerek bağırmışlar ve bunla beraber onlara karşı şiddetli bir saldırıya geçerek hepsini tam olarak imha etmiş ve böylece “büyük zafer” elde etmişler. Bu defaki tatbikatta yine, sözde “teröristler” tarafından kaçırılan otobüsteki insanları kurtarma, kaçan “teröristleri” kovalayıp yakalama… Gibi tatbikatlar yapmışlardır.

MEKKE'DE DOĞU TÜRKİSTAN DÂVÂSI TEMSİL EDİLDİ

4-6 Haziran 2008 tarihleri arasında Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde düzenlenen “Diyalog İçin Uluslararası İslam Konferansı”na Doğu Türkistan'ı temsilen Türkiye'den İsmail Cengiz katıldı.Doğu Türkistan Vakfı Başkanı E. Gen. M. Rıza Bekin'in bilgisi dahilinde Dünya İslam Birliği RABITA örgütü tarafından düzenlenen uluslararası konferansa katılan Doğu Türkistan Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Cengiz, katılımcılara Doğu Türkistan Müslümanlarının sorunlarını dile getiren broşür ve bildiriler sundu. 3 gün süren ve dünya Müslümanlarını temsilen Müftülerin katıldığı uluslararası toplantıda; Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz, İran Cumhurbaşkanı Rafsancani ile Endenozya Parlamento Başkanı'nı da katılarak konuşma yaptılar. Doğu Türkistan'daki Müslümanların dert ve davalarını dile getirmek üzere Mekke'de Kabe'nin yanındaki Kraliyet Sarayı'nda gerçekleştirilen toplantıya katılan Doğu Türkistan Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Cengiz tarafından toplantı katılımcılarına dağıtılan bildiri de; Pekin yönetimi, Doğu Türkistan'da İslam dinine yönelik baskılara son vermeye, devam eden insan hakları ihlallerini durdurmaya davet edildi. Bu arada İsmail Cengiz; İstanbul'daki Doğu Türkistan cemaatini bölmeye yönelik ekilmek istenen nifak tohumları karşısında tüm Doğu Türkistanlıları birlik ve beraberlik içinde dayanışmaya davet etti.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı