|
Türk Nesline Sahip Çıkmak
Onlarca yıldır, Türk
neslinin uğruna fedayı can edebileceği milli ve manevi bütün
değerleri sistematik bir şekilde “kraldan çok kralcı” davranan bir
takım yerli taşeronlar vasıtasıyla ustaca ve sinsice çalındı. Onun
yerine alaturka zihniyetin köleci ve materyalist mantığı
yerleştirilmeye çalışılıyor. Ne yazık ki, bu mülevves gidişata
“Dur!” diyebilecek bir iradenin de olduğu şüpheli görünmektedir. Bu
sebeple, Türk milletinin çok eski tarihlerde bile sadece kendi
değerleri ile nasıl var olduğu, kendilerinin toplumsal otokontrol
sistemleri içerisinde çocuklarını nasıl yetiştirdikleri ve
nesillerini asırlar boyunca nasıl muhafaza ettikleri konusunda kısa
bir mülahaza yapmakta yarar olduğu kanaatindeyim…
Orta Asya'daki Türk
toplulukları genellikle ticaret yollarının geçtiği, sulak ve verimli
topraklar üzerinde yerleşerek yaşamışlar, gerektiğinde de bu
topraklara hâkim olmak ve başkalarına kaptırmamak için savaşlar
yapmışlardır. Hayvancılık ve tarım Türk topluluklarının önemli geçim
kaynakları olmuş bunun yanı sıra da ihtiyaçlar doğrultusunda mal
değiş-tokuşu şeklinde ticaretle de meşgul olmuşlardır.
Aile sisteminin
tesisine çok önem veren Türk topluluklarında aile reisleri
kendilerine bağlı bireylerin barınabilecekleri “öy”, “öv” ve
“yurt”(Büyük keçeden yapılmış çadır)vs. şeklinde barınaklar kurmaya
da çok önem vermişlerdir…
Türkler yavaş, yavaş
aşiretlerden devletleşmeye doğru adımlar atmaya başladıklarında
emir-komuta zincirinde liyakatli insanların yer alması gerektiği
düşüncesi ile çocuklarını geleneklere bağlı olarak eğitmeye önem
vermişlerdir. Bu gün modern eğitim sisteminde bile dayatmacılık ve
ezbercilik had safhaya çıkartılarak çocuklar adeta birer robot
olmaya, kabiliyetleri ve karakterlerine ters düşen meslek dallarında
faaliyet göstermeye zorlanırken, eski Türk toplulukları insan
eğitmenin yolunun çocuklara öncelikle öz güven aşılamaktan ve onlara
teorik bilgilerini pratiğe geçirme imkânının sağlanmasından
geçtiğinin bilincindeydiler…
Dirse Han oğlu Yiğit
Boğaç Destanında olduğu gibi Eski Türk toplulukları, çocuklar
rüştünü ispat etmedikçe ve gençler de her hangi bir alanda kabiliyet
ve kahramanlık ortaya koymadıkça onlara isim vermiyorlardı.
Çocukların kız ya da erkek olmalarına bakmaksızın her birinin birer
cengâver olarak yetişmeleri için de büyük emek sarf ediyorlar ve
öncelikle çocuklara özgüven aşılamaya çalışıyorlardı.
Bu yüzden yaşamının
ilk av tecrübesini edinecek olan çocuklar kirişlerini(Yay) kendileri
gerer, oklarını ve her türlü pusatlarını kendileri hazırlar,
kendileri kuşanır ve av ekibi tarafından hazır görülürlerse ava
katılma hakkını elde ediyorlardı. Çünkü çocuğun çıkacağı ilk av,
avda göstereceği başarı ve beceri, yaşı her ne olursa olsun artık o
bireyin hayata hazır olduğunun ya da olmadığının ilk sınavı olarak
kabul ediliyordu… Çocuklar Oba büyüklerinden savaş sanatlarının yanı
sıra her türlü tabiat şartlarında nasıl hayatta kalınabileceğinin
bilgilerini de alıyor, her konuda onların rahleyi tedrislerinden de
geçiyorlardı.
O zamanların
yiğitleri bir oturuşta bir kuzuyu yer, ardından da bir çamçak ayranı
içerek er meydanındaki yerlerini alır, düşmana aman diletirlerdi.
Yeni doğum yapan genç bir Türk anası, bebeğini sırtına bağlayıp
yoluna devam eder, gerektiğinde av avlar obasına ve tebaasına azık
temin eder, gerektiğinde de düşmana karşı kılıç çalar, erinin
yanında olmamasına hiç mi hiç hayıflanmazdı. Zira o bilirdi ki,
obası ve tebaasını ilgilendiren bir zaruret söz konusu olmasa eri
obasından uzakta olmazdı…
Obada her hangi bir
unvan sahibi yiğit has bel kader yüz kızartıcı bir suç işlemiş olsa
oba meclisi o yiğidin kanının akıtılmasına rıza göstermez, kendi
yayının kirişi ile boğulmak suretiyle cezasının infaz edilmesini
buyruk verirdi. İhanet, adam satma, çaşıtlık(casusluk), hırsızlık,
emanete hıyanet ve oba meclisinden bihaber obasını vecibe altına
sokacak bir eylemde bulunmak ağır suçlardan sayıldığı için bu tür
suçlar işlenildiğine pek sık rastlanılmazdı…
Genellikle bahar
aylarında toplanan ve bütün aşiret ve oba reislerinin katılmak
zorunluluğu bulunan Büyük Kurultaylarda obanın kaderini etkileyen
kararlar alınır ve bu kararlar kurultayın ilgili birimlerince diğer
bahar ayına kadar hassasiyetle takip altına alınır ve mutlaka
uygulanması sağlanırdı. Bu yüzden her an karşı karşıya kalınması
muhtemel olan açlık ve kıtlık meselelerine karşı gereken tedbirler
alınıyor ve çocuklar aşsız ve çıplak, oba ve aşiretler başsız
kalmıyorlardı…
Kurultay aksakalları
rüştünü ispat edebilen gençlerin mutlaka kurultayda yer almalarını
sağlarlar ve alınacak kararlarda onların düşüncelerine de bir hayli
önem verirlerdi… İşte bu geleneksel yapı gereği çocuklar ve gençler
Çelikleşen bir irade, üstün cesaret, hızlı ve doğru karar verebilme
yetisi ile donatılıyordu. Yiğitlere, küçük yaşlardan itibaren
öncelikle şahsı ve ailesi için değil, obasının, tebaasının selamet,
huzur ve refahı için yaşamaları gerektiği öğretiliyor, dolayısıyla
da her hangi bir sebepten dolayı büyüklerinden boşalan yerleri bu
gençler hakkıyla doldurabiliyorlardı…
Oba reisinin olmadığı zamanlarda Kurultaylara obanın Ecesi başkanlık
eder, emir-komuta hiyerarşisine son derece dikkat edilir, Oba
büyüklerinin vereceği kararlara da kayıtsız şartsız riayet edilirdi…
Bütün dünyadaki
Türklerin aynı milletin mensupları olduklarını sadece genetik
özelliklerin ortaklığı ile ifade etmek doğru ama noksan bir
değerlendirme olacaktır. Aynı zamanda örf adet, gelenek, görenek,
devletçilik anlayışı, insan eğitimi, Türk büyüklerinin insanlığa
yaptığı üstün hizmetler, tarihi süreçte yaşanan ortak olaylar ve bu
olayların Türk boyları üzerindeki etkileri de Türklüğün bütün
boylarının tek bir milletin mensupları olduğunu destekleyen ve
perçinleyen önemli unsurlardandır.
Türk milletinin ilk çağlardan beri eğitime ne derece önem verdiğini
anlamak için, Hoca Ahmet Yesevi, Farabi, İbni Sina, Yusuf Has Hacib,
Kaşgarlı Mahmut ile devam eden ve daha burada isimlerinden tek tek
söz edemeyeceğimiz sayısız Türk büyüklerinin hangi ocaklardan
yetişmiş insanlar olduklarını göz önüne getirmek yeterli olacaktır.
21 yaşında Çağ açıp
çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han, Türk milletinin, Türk tarihinin
ilk devirlerinden beri genç nesillerini nasıl yetiştirdiklerine dair
açık bir misaldir. Ne yazık ki bu akım, Mustafa kemal Atatürk gibi
cihanşümul bir düşünceye sahip Türk büyüğünün gelip geçmesi ile
noktalanmış gibi görünmektedir…
Çocuğunu komşunun
çocuğu ile yarıştırmayı eğitim zanneden bazı ebeveynler, öğrencileri
öğrencilikleri süresince sınavdan sınava koşturarak gerçek
kişiliklerine kavuşmalarını engelleyen eğitim sistemi, Türk
milletinin gelecek nesillerinin yozlaşmasında en büyük etkendir.
Aranan, özlenen, sağlıklı, gerçek Türk milliyetçisi, vatanını ve
milletini seven, istiklâl sevdalısı Türk gençlerinin yetişmesi ve
yetiştirilebilmesi günümüz şartlarında çok zor gibi görünse de,
tamamen imkânsız değildir. Yeter ki, Türk Milleti geçmişine sırtını
dönmesin, tarihi geçmişini inkâr etmesin, dayatılan yabancı
hayranlığı ile kendi nesline hor bakmasın, “Medeniyetler ittifakı”,
“yeni dünya düzeni” ve “Dinler arası diyalog” aldatmacalarının ve
safsatalarının girdabına kendisini kaptırmasın, kendi gücünün ve
sahip olduğu değerlerinin bilincinde olsun…
İşe bütün dünyadaki
Türk düşmanlarının korkulu rüyası ve gelecekteki Türk nesillerinin
teminatı olan Türk gençliği böyle bir gençliktir. Züppelikte bir
biri ile kıyasıya yarışanlar değil…
TRT-ÇİN İŞBİRLİĞİ
HAZIRLIĞINDA
TRT, Uygur Türkleri'ne yönelik radyo yayınları için Çin Halk
Cumhuriyeti ile işbirliği yapma hazırlığında...
TRT
Genel Müdürü İbrahim Şahin, kamu yayıncısı olarak TRT'nin bu tür
yayınlarla büyük bir açığı kapatacağını söyledi. Çin Halk
Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang TRT Genel Müdürü İbrahim
Şahin'i ziyaret etti. Şahin ziyarette, Uygur Türkleri’ne yönelik
radyo yayınlarının doğru bilgi akışı sağlayacağını belirtti ve bunun
gerçekleştirilebilmesi için büyükelçiliğin desteğini istedi. Şahin,
"Bu tarz yayınları devlet televizyonu, kamu yayıncısı olan TRT
yapmazsa ve başka illegal örgütler üzerinden yapılırsa hem Çin Halk
Cumhuriyeti bundan rahatsız olur hem de Türkiye Cumhuriyeti bundan
rahatsız olur. Şimdi uydularla bu tarz yayınlar çok rahat
yapılıyor...
Halbuki biz bunu TRT olarak yaparsak hem bu ihtiyacı gidermiş oluruz
hem bu açığı kapatmış oluruz." diye konuştu. Çin Halk Cumhuriyeti
Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang da iki ülke medyası arasındaki
işbirliğinin, ülkeler arasındaki ilişkilerde tanımlayıcı bir unsur
olduğuna vurgu yaptı.TRT
19
Haziran 2008 tarihinde haber7’nin bildirdiğine göre:
Gazetecilerin, "Uygurca Radyo`nun kuruluş öyküsünü ve gelinen
noktayı anlatır mısınız" sorusuna Şahin, şu karşılığı verdi: "Radyo
tasarımız konusunda Çin Halk Cumhuriyeti hassastır.
disine hassasiyetlerimizden ve Uygurca Radyo`nun politikalarına
uygunluğundan söz ettim. Önerimiz sempatiyle karşılandı. Bu
çerçevede Çin Devlet Televizyonu ve Uygur Televizyonu`yla temasa
geçilecek. Arkadaşlarımız Çin `e, Uygur bölgesine gidecek ve orada
yayın yapılacak." Demiştir. Haber7
TRT'nin Doğu Türkistan'a Yönelik Radyo Yayını Üzerine Düşünceler
Ömrünün yarım asırlık bölümünü Türkiye'de geçiren Doğu Türkistan'ın
büyük lideri İsa Yusuf ALPTEKİN Bey Türkiye için: “Bütün Türk
dünyasının medarı iftiharı, esir ve mazlum milletlerin hamisi, Orta
Doğunun denge unsuru Aziz Türkiye'miz” ifadesini kullanıyordu.
Türkiye'de ikamet ettiği süre içerisinde de Doğu Türkistan'daki Çin
mezalimini dünya efkârına anlatabilmek için onlarca dış ülke
ziyaretleri gerçekleştirmiş, Türkiye'de de yer, makam, siyasi parti
ve kişi seçmeksizin her kesimin ve herkesin dikkatlerini Doğu
Türkistan Türklerinin karşı karşıya bulundukları insanlık dramına
çekmeye çalışmıştır.
Vefatından sonra ise, hayatı boyunca çok değer verdiği ve canından
aziz bildiği Türkiye, Doğu Türkistan davasına sahip çıkmadı, Çin
ejderhasına rağmen çıkamadı. Çünkü Türkiye'nin de uluslar arası
ilişkiler bağlamında kendisinin siyasi ve ekonomik çıkarlarını
koruma mecburiyeti vardı…
Belki, yeri geldikçe sözünü etmeden geçemediğimiz bir konunun
tekrarı olacak ama başbakan Mesut Yılmaz imzası ile 23.12.1998 Tarih
ve 1998/36 Sayılı “Gizli Başbakanlık Genelgesi yayımlandı.
Genelgenin bir bölümünde aynen şu ifadeler yer almaktaydı:
“…Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinden biri
olan ve 1 milyar nüfusu ve rekor düzeydeki kalkınma hızıyla Türkiye
için büyük bir potansiyel Pazar teşkil eden ÇHC ile siyasî ve
ekonomik ilişkilerimiz son yıllarda hızlı bir gelişme
göstermektedir…”
Genelgenin bir diğer bölümünde de: “Anılan Vakıf ve Derneklerce
düzenlenecek toplantılara Bakanlarımızın dâhil kamu görevlilerimizin
katılmamaları ve kutlama mesajları göndermemeleri.
Söz
konusu toplantılarda Doğu Türkistan bayrağı asılmaması ve ÇHC'ni
rencide eden pankartlar kullanılmaması. Çin misyonları önünde Çin
bayrağının yakılmasının ve Çin'i rencide edici pankartların
kullanılmasının engellenmesi…” vs.,vs., vs… İşgalci Çin devletinin
televizyon ve radyoları işte bu ucube genelgeyi uzun süre boyunca
koz olarak kullanarak “Sizin hami bildiğiniz ve çok güvendiğiniz
Türkiye bu genelgeyi yayınladı. Bundan sonra burada her hangi bir
eylemin meydana gelmesi durumunda çok daha sert şekilde müdahale
edilecektir” diyerek Doğu Türkistan Türklerinin morallerini feci
şekilde bozdu ve psikolojik bir baskı altına aldı… Türkiye'nin 20
Nisan 2000 tarihinde Çin devlet Başkanı Jiang Zemin'e verdiği “Üstün
hizmet madalyası” ise Doğu Türkistan Türkleri için ayrı bir Facia
idi…
Şimdi de, 10.06.2008 tarihinde “TRT'den Bir Adım Daha” denilerek
verilen bir haberden anlaşıldığına göre, TRT radyo yayınları ile
Uygur Türklerine(Doğu Türkistan Türklerine) ulaşmayı hedefliyormuş…
Çin
Halk Cumhuriyeti ile TRT'nin işbirliği içinde gerçekleştirileceği
ileri sürülen bu uygulama ile ilgili olarak, Çin Halk Cumhuriyeti
Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang ile görüşmesinden sonra TRT Genel
Müdürü İbrahim Şahin şunları söylüyor: “Bu tarz yayınları devlet
televizyonu, kamu yayıncısı olan TRT yapmazsa ve başka illegal
örgütler(Sayın Şahin'in 'illegal Örgütler' ifadesi üzerinde ayrıca
durulacaktır) üzerinden yapılırsa hem Çin Halk Cumhuriyeti bundan
rahatsız olur hem de Türkiye Cumhuriyeti bundan rahatsız olur. Şimdi
uydularla bu tarz yayınlar çok rahat yapılıyor... Hâlbuki biz bunu
TRT olarak yaparsak hem bu ihtiyacı gidermiş oluruz hem bu açığı
kapatmış oluruz.” Çin Büyükelçisi Sun Guoxiang da, iki ülke medyası
arasındaki işbirliğinin, ülkeler arasındaki ilişkilerde tanımlayıcı
bir unsur olduğuna vurgu yapmış…
Anlaşılan o ki, Çinliler Türkiye'den çok önemli bir taviz daha
kopardılar. TRT resmi yayın organlarında bugüne kadar hep “Doğu
Türkistan” yerine Çinlilerin taktıkları isimle “Sinkiang” yani
“İlhak edilmiş topraklar” deyimini kullana gelmiştir. Şurası
muhakkaktır ki, Programın yürürlüğe girmesinden sonra Çinliler TRT
yayınlarını da tıpkı “Gizli Genelge”yi kullandıkları gibi
kullanacaklar ve “Bakın Türkiye bile buraya 'Sinkiang' diyor”
diyerek Doğu Türkistan Türklerini ezmeye, linç etmeye ve yok saymaya
devam edeceklerdir… Çin, Türkiye ile iyi ilişkiler kurduğuna ne
kadar sevinse azdır…
TRT Genel Müdürü “İllegal Örgütler” Demekle Neyi Kastediyor?
TRT
Genel Müdürü İbrahim Şahin, Çin'in Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang
ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamanın bir yerinde “illegal
örgütler” ifadesini kullanıyor.
Konu, biz Doğu Türkistanlılar açısından çok önemli olduğu için
üzerinde dikkatle ve titizlikle durmak gerektiğine inanmaktayız.
Türkiye'de 50- 55 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşı
olarak yaşamakta olan ve kesin olmayan rakamlarla sayıları bu gün
itibarıyla 20 bin civarında olan Doğu Türkistan kökenli insanlar
yerleşik bulunmaktadır. Bu insanlar Türk milletine mensup
olduklarının bilinci içerisinde Türkiye'ye tam anlamı ile milli,
dini ve kültürel bağlarla bağlı, Türkiye Türkleri ile tarihi
birlikteliklerinin şuurunda olarak iç içe kardeşçe yaşamaktadırlar.
Onlarca yıldır, Türkiye Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin kaygılarını kendi kaygıları, sevinçlerini kendi
sevinçleri olarak kabul etmişler ve her türlü vatandaşlık
görevlerini büyük bir istek ve sadakatle yerine getirmişlerdir.
Getirmeye de devam edeceklerdir.
Türkiye'deki Doğu Türkistanlılar Çin işgaline uğrayan ana
vatanlarından sonra Türkiye'yi kendilerine vatan edinmişler ve bu
Doğu Türkistan kökenli insanlar, gerektiğinde aziz Türk milleti, bu
vatan ve bu ay yıldızlı bayrak için canlarını seve seve vermeye
hazırdırlar. Çünkü vatanın kıymetini Doğu Türkistanlılar çok iyi
bilmektedirler…
Türkiye Doğu Türkistanlıları, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin
yasaları çerçevesinde kurulan sivil örgütler çatısı altında, Doğu
Türkistan'daki Çin mezalimini ve Çinli işgalcilerin Doğu Türkistan
Türkleri üzerinde uygulamakta oldukları sistematik asimilasyon,
sürgün ve soykırım hareketlerini kamuoyuna anlatmaktadırlar.
Türkiye'de hiçbir zaman her hangi bir illegal faaliyetin içinde
olmamışlar ve her zaman da, “Önce Türkiye” demişler ve ancak ve
ancak güçlü bir Türkiye'nin Doğu Türkistan davasına faydasının
olabileceğinin bilinci içinde olmuşlardır…Gelelim TRT Genel Müdürü
Sayın İbrahim Şahin'in söylemine; İbrahim şahin (Çin -TRT işbirliği
ile Doğu Türkistan'a yönelik olarak yapılması kararı alınan Radyo
yayını hakkında) aynen şöyle diyor: “Bu tarz yayınları devlet
televizyonu, kamu yayıncısı olan TRT yapmazsa ve başka illegal
örgütler üzerinden yapılırsa hem Çin Halk Cumhuriyeti bundan
rahatsız olur hem de Türkiye Cumhuriyeti bundan rahatsız olur. Şimdi
uydularla bu tarz yayınlar çok rahat yapılıyor... Hâlbuki biz bunu
TRT olarak yaparsak hem bu ihtiyacı gidermiş oluruz hem bu açığı
kapatmış oluruz.”
TRT
Genel Müdürü Sayın İbrahim Şahin'in Türk kamuoyuna öncelikle
“illegal örgütler” deyimi ile neyi kast ettiğini açıklaması gerekir.
Şahin'in ifadesine göre Türkiye'de her hangi bir “illegal Örgüt”
Doğu Türkistan'a uydu üzerinden yayın mı yapmaktadır, yayın
hazırlığında mıdır? Veya Sayın Şahin'in bu yönlü ifadeler
kullanmasını Çin'in Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang'mı istemiştir.
Bunların hiçbiri değilse, Sayın Şahin doğrudan doğruya Türkiye'deki
bütün Doğu Türkistan teşkilatlarını ve Doğu Türkistan kökenlileri
töhmet altında bırakmaktadır…
TRT'nin Türkiye'den, ezeli ve ebedi Türk ülkesi olan Doğu
Türkistan'a yapacağı radyo yayınlarında ülkenin asıl ve tarihi ismi
olan “Doğu Türkistan” yerine Çinlilerin taktıkları isimle “Sinkiang”
(Çince ilhak edilmiş topraklar) deyimini kullanması durumunda TRT
Genel Müdürü Sayın İbrahim Şahin'in, 250 milyon nüfusa sahip Türk
dünyasının vicdanında derin yaralar açacağını ve kendisini de Türk
milletinin vicdanında mahkûm ettireceğini çok iyi bilmesi gerekir…
Çin'in Türkiye'ye Yönelik Radyo Programları “Maksatlı”
İletişim Teknolojisinin akıl almaz bir hızla geliştiği ve kullanım
dairesinin giderek genişlediği günümüzde, Türkiye'nin de bu alanda
ciddi bir gelişme trendi yakaladığını ve bu teknolojiden
olabildiğince geniş bir çerçevede yararlanmakta olduğunu
söyleyebiliriz.
Bu
gelişmeler elbette ki sevindirici. Fakat teknolojinin bu alandaki
gelişmelerinden istifade edilirken, Türkiye olarak milli değerlerin,
milli stratejilerin ve milli politikaların göz ardı edilmekte oluşu
ve bu iletişim teknolojisinin doğru ve uzun vadeli devlet
politikaları istikametinde kullanılmaması oldukça düşündürücüdür.
Komünizm rejiminin belki de dünyadaki tek sadık bekçisi,
uygulayıcısı ve hamisi durumundaki Komünist Çin, (Çin Halk
Cumhuriyeti) kuruluşundan(1949) hemen sonra ilkel sistemlerle
kurduğu radyolar aracılığı ile propaganda faaliyetlerine
başlamıştır.
İşgal ettiği Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan halkları da
dâhil olmak üzere halk açlık, salgın hastalıklar ve daha durulmamış
olan iç kargaşalıklar sebebiyle kitleler halinde ölürlerken radyo
yayıncılığı ile ulaşabildikleri frekans alanlarındaki ülkelere
komünist devriminin başarılarından(!) söz etmeye başlamıştır.
Daha
sonraları Çin Uluslararası Radyosu (bünyesinde Türkçe yayın yapan
bir bölüm 21 Ekim 1957'de faaliyete geçirilmiştir. Çin Uluslararası
Radyosu, Türkçe dışında 43 ayrı dilde daha yayın yapıyor. Bu radyo
ile Çin neredeyse tüm dünyaya açılıyor. Çin Uluslararası Radyosu'nun
Türkçe bölümünde “Kültür Dünyasından”, “Çin Mutfağı”, “Çince
Öğreniyoruz” ve “Çin Müziğinden Esintiler” gibi programlar
hazırlanıyor. Bu güne kadar Çin Radyosu, Türkiye ve Orta Asya Türk
Cumhuriyetlerine yönelik de yayın yapmaktadır.
Radyo ya da başka iletişim imkânlarını, kendilerinin uzun vadeli
plan, proje ve ulaşmak istedikleri hedefleri doğrultusunda kullanan
ülkeler için ne denli mühim bir silah olduğunu Komünist Çin'in
yıllardır izlediği yayın politikalarının sonuçlarından açıkça
anlayabilmek mümkündür.
Zira
1950'li yılların başlarından itibaren Çin tarafından ısrarla ve
inatla sürdürülen radyo ve diğer iletişim sistematiği vasıtası ile
gerek Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerinde ve gerekse de Türkiye'de
ciddi bir Çin yakınlıkduyarlığı başlamıştır. Günümüzde sahte ve
kalitesiz Çin ürünlerinin adeta Türkiye pazarlarını istila etmiş
olmasının, bu yüzdende on binlerce fabrikaların kapanması ile
milyonlarca insanın işsizler ordusuna dâhil olmasının, Türkiye'nin
milli ekonomisinin adeta felç olmasının müsebbibi, Çin'in Türkiye'ye
yöneltmiş olduğu sistematik radyo yayınları destekli siyasi
girişimleridir.
Ayrıca İstanbul'dan yayın yapan Yön Radyo Çin işgali altında bulunan
ve Çinlilerin “Sinkiang” (Çince İlhak edilmiş topraklar) ismini
verdikleri Doğu Türkistan'a yönelik olarak “Sincan-Uygur Halk
Radyosu” ile 1 yıldır devam eden anlaşmasını 29 Mayıs 2008 günü
yeniledi. İstanbul- Ürümçi arasında karşılıklı olarak yayınlar
bundan sonrada devam ettirilecek.
Karşılıklı iletişim hattının kurulma çalışmalarının tamamlanmasının
ardından bir konuşma yapan Yön Radyo Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel
Kılınç, hattın iki kültür arasında bir köprü oluşturduğunu söyledi.
Anlaşmalar sırasında Çin ve Sincan-Uygur Özerk Bölgesinden (Doğu
Türkistan) haberler, Asya'nın zengin kültür değerleri ve Uygur
Türküleri ile ilgili programlarında yapılacağına dair kararlara
varıldı…
TRT'nin de Doğu Türkistan'a yönelik program yapma hazırlığı içinde
olduğu da bir gerçek. Tabii bunlar yapılırken Çin kendi ideolojisi
ve hedefleri doğrultusunda yayınlar yapıyor ve istediğini elde
ediyor. Ama Türkiye'nin Milli bir Radyo yayını politikası var mı onu
bilmiyoruz. Olduğunu da sanmıyorum. Çünkü Türkiye, Çin'e rağmen
“Doğu Türkistan” ismini kullanamayacağına göre bu radyo yayınlarının
Doğu Türkistan Türkleri ve uzun vadede de Türkiye için bir yararı
olmayacaktır…İSTİKLAL
ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN'DA YİNE CAMİİ YIKTI
Olimpiyatlara destek pankartları asmadıkları ve Kuran'ı Kerim
bulundurduğu gerekçesiyle Çin, Aksu şehrindem bir Uygur camisini
yıktığı bildirildi.
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'ın batı bölgesinde, bir caminin
2008 Çin Olimpiyatları için destek pankartları asmadığı için
yetkiler tarafından yıkıldığı bildirildi. Reuters’in Doğu
Türkistan'ın sürgündeki insanlarının oluşturduğu Dünya Uygur
Birliği'ne dayandırdığı haberde, yıkılan cami Doğu Türkistan'ın Aksu
şehrinde yer alıyordu.
İşgal altındaki Doğu Türkistan (Sincan) hükümet yetkilileri ise
yorum yapmaktan kaçındı. Dünya Uygur Birliği sözcüsü Dilşat Reşit
şöyle konuştu: “Çin Doğu Türkistan'daki camilere baskı uyguluyor.
Nedeniyse Uygurları Olimpiyat oyunlarına desteğe ikna etmek.
Uygurlar buna karşı çıkıyor”.
Dilşat Reşit, 1998'de yenilenen caminin, onarımının yasal olmadığı,
Kuran'ı Kerim'in kopyalarını bulundurduğu ve ibadetler nedeniyle
yıkıldığını söyledi. Reşit şöyle konuştu: “Camideki tüm Kuran'lara
el konuldu ve onlarca Uygur tutuklanarak ağır işkenceler gördü.”
2008 Protestolar Olimpiyatı meşalesi, geçtiğimiz hafta Doğu
Türkistan'dan ağır güvenlik önlemleri altında geçmişti. Halkın
izlemesine izin verilmezken, basın mensuplarının da görüntü almaları
yasaklanmıştı. TIMETURK-24 Haziran 2008
Türkler Sürgün Edİlİyor
Bu
yıl Doğu Türkistan dan Irgatlık İçin Sürgüne Gönderilenlerin
Sayısı 350 Bini Geçti Çin Hâkimiyeti Doğu Türkistan'daki ve dış
ülkelerdeki kuvvetli protestoları ve Uluslar arası insan hakları
teşkilatlarının sert şekildeki kınamalarını hiçbir şekilde
umursamamaktadır. “İş gücü fazlasını başka memleketlere giderek
çalışmaya yönlendirme” sloganı ve maskesi altında Doğu
Türkistanlıları mecburi olarak yurt ve mekânlarından kopartıp Çin'e
ve Doğu Türkistan'da Çinlilerin yoğun olarak yaşadıkları şehirlere
sürgün etmektedir. Bu uygulamadaki amaçları ise, bu yolla Doğu
Türkistanlıları asimile ederek yok etmektir. Bu türlü stratejik
planlarını ise, bütün güçleri ile icra etmektedirler. 4’de Mesela,
“Tanrı dağı Sitesi”nin Haziran ayının 3'ündeki haberinden
anlaşıldığına göre, bu yılın ilk döneminde Doğu Türkistan genelinde
başka memleketlere sürülen sözde “İşgücü fazlaları”nın umumi sayısı
350 bin 800'e ulaşmış olup, bunların arasında Uygurların yoğun
olarak yaşadıkları güneydeki 3 vilayetten sürülenlerin sayısı 162
bin 500 kişiye ulaşmıştır. Bunlardan kaç kişisinin Çin'in içeri
bölgelerine gönderilmiş oldukları şimdilik belli değil. Fakat Doğu
Türkistan'dan gelen haberlere bakıldığında yakın dönemlerden beri
Çin hâkimiyeti, Uygur kızlarını Çin'in içeri bölgelerine gönderme
işlerine de özellikle hız vermiş bulunuyor.
Her
ne kadar Çin hükümeti bu politikası hakkında dış ülkelere bilgi
verirken “İşgücü fazlalarını başka memleketler yönlendirme” siyasi
hiçbir arka görünümü olmadığını, bundaki maksadın sadece Uygurları
iktisadi cihetten kalkındırmak olduğunu vurgulaya gelse de, fakat
bazı kukla yetkililerin bu cihetteki bazı sözleri Çin hükümetinin
asıl maksadını açıklamaktadır.
Mesela, “Tanrı dağı Sitesi”nde yayımlanan yukarıdaki haberde işaret
edildiğine göre, “Otonom Bölge(Doğu Türkistan)”nin başkan yardımcısı
Erkin Tuniyaz, “işgücü fazlalarını başka memleketlere yönlendirme
politikası ise, vatanın bütünlüğünü koruyup, milli bölücülüğe karşı
durmada büyük tarihi öneme sahiptir” demektedir.
Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre, Çin hâkimiyeti son
dönemlerde özel “iş gücü fazlalarını başka memleketlere seferber
etme Birliği” adı ile bir birlik oluşturup, bu Birlikler vasıtasıyla
Doğu Türkistan'ın bütün köy ve mezralarında Uygur çiftçilere yönelik
propagandalar başlatmıştır.
ÇİN'DEKİ BÜYÜK DEPREMİN NEDENİ, BİR NÜKLEER DENEME Mİ...?
Çin'de 12 Mayıs'ta yaşanan 8.0 büyüklüğündeki depremle ilgili yeni
iddia tüm dünyada şok etkisi yarattı.
69
binden fazla kişinin öldüğü, yüzlerce evin yerle bir olduğu depremin
Çin hükümetinin gizli bir nükleer denemesinin ardından meydana
geldiği iddia edildi. Çin hükümetine muhalif Boxun News isimli haber
ajansının gündeme getirdiği iddiaya göre deprem merkezinin
yakınlarda bir nükleer deneme yapıldı.
Ve
bu deneme depremi tetikledi.
Haber ajansına konuşan ismi açıklanmayan bir uzmanın deprem günü
Sichuan eyaletine yakın bir yerde ordu tarafından nükleer deneme
yapıldığını söyledi. Çin Devlet lideri Hu Jintao iddialar hakkında
konuşmadı
ÜRÜMÇİ'DE
OLİMPİYAT MEŞALESİNİ KARŞILAMA MERASİMİ, ALMANYA'DA MİTİNG...
17.06.2008 günü Çin hâkimiyetinin, Olimpiyat meşalesinin Doğu
Türkistan'a ulaşmasını Ürümçi'de şaşaalı ama endişe ve korku içinde
kutlamakta olduğu bir sırada, Almanya'nın Münih şehrinde “Dünya
Uygur Kurultayı” ve Kurultay bünyesindeki “Avrupa Doğu Türkistan
Birliği” teşkilatının organizasyonu ile meşalenin Doğu Türkistan'a
getirilmesine karşı geniş çaplı bir protesto eylemi
gerçekleştirildi.
Münih şehrinin merkezi sayılan “Stachus” meydanında öğleden önce
saat 11.oo'da başlanan bu protesto gösterisine, Münih şehrinde
yaşamakta olan Uygurlardan başka yine, Almanya'daki çeşitli insan
hakları teşkilatlarının mesulleri, Uygurlarla duygu ortaklığı içinde
olan yabancı dostlar olmak üzere çok sayıda kişi katıldı.
Almanya'daki “Güney Almanya Gazetesi” başta olmak üzere bazı köklü
gazetelerin muhabirleri de gösteri alanında hazır bulundular.
Gösteri alanında söz konusu eyleme öncülük etmekte olan “Dünya Uygur
Kurultayı” Başkan yardımcısı Askar Can, kurultayın Genel sekreteri
ve “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” Başkanı Dolkun İsa göstericilere,
muhabirlere ve civardaki insanlara açıklamalarda bulundular.
Yaptıkları konuşmalarda Doğu Türkistanlıların insani hak ve
hukuklarının Çin hâkimiyeti tarafından tarihte emsali görülmemiş bir
derecede çiğnenmekte olduğunu söylediler. Ve yine ilaveten
Uygurların milli özelliklerinin şiddetli biçimde tarumar edilmekte
olduğu, dini inançlarını yaşayabilmelerinin vahşice engellenmekte ve
yok edilmekte olduğu günümüzde dünya barışının, dostluk ve
kardeşliğin sembolü olan Olimpiyat meşalesinin kızıl terörün
kapladığı ve toprakları masum insanların sıcakkanları ile boyanan
Doğu Türkistan'a getirilmesinin Olimpiyatların ruhuna tamamen zıt
olduğunu söylediler. “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Başkanı
Abdulcelil Karakaş'ta “Uygur Tv. Görevlilerini beraber alarak
göstericiler arasında yer aldı. Ellerinde Doğu Türkistan'ın
ay-yıldızlı Gök bayrağı, üzerinde Çin hâkimiyetinin aleyhinde
yazılmış sloganların yer aldığı pankartlar bulunan göstericiler,
coşkulu ve gür sesleri ile müstebit Çin hâkimiyetine karşı sloganlar
atarak “Stachus” meydanının önündeki merkezi yollardan
geçmekte olan ve orada toplanan binlerce yerli halkı kendilerine
celp ettiler. Gösteri sırasında yine, “Dünya Tehlike Altındaki
Milletleri Koruma Teşkilatı” nın Asya işleri bölümünün müdürü Ulrich
Delyus, “Uluslar arası İnsan hakları Teşkilatı”nın Münih şubesi
sorumlusu Jürgen Trak art arda demeçler vererek Çin hâkimiyetinin
Uygur halkına yönelik olarak yürütmekte olduğu baskı ve zulüm
politikasını sert şekilde kınadılar. Avrupa ülkelerini insan hakları
meselesinde Çin hâkimiyetine karşı sonuç getirecek şekilde baskı
uygulamaya çağırdı. Gösteri sırasında civarda toplanan halka Doğu
Türkistan'ın durumu hakkında bilgiler verilmiş ve Doğu
Türkistanlıların niçin Olimpiyatların Pekinde yapılmasına karşı
çıktıkları konusunda izahatlar verilmiş, bildiriler dağıtılmıştır.
Aslında Çin hâkimiyeti Olimpiyat meşalesinin 26.06.2008 günü Doğu
Türkistan'a getirileceğini ilan etmişti. Fakat 15.06.208 günü Çin
hâkimiyeti ani olarak Ürümçi'de bir açıklama yaparak, meşalenin
Haziranın 16'sı akşamı Doğu Türkistan'a getirileceğini, meşale
turunun 17.06.2008 günü başlanıp, 19'unda sona ereceğini bildirdi.
“Tanrı dağ Sitesi”nin verdiği habere göre, Olimpiyat meşalesini
karşılama ve meşaleyi Ürümçi'de dolaştırma törenleri bu gün
(17.06.2008) Çin saati ile 9'da Ürümçi'deki “halk meydanı”nda
gerçekleştirilmiş olup, merasime Çin ve dış ülke muhabirlerinden
olmak üzere 400'den fazla basın mensubu davet edilmiştir.
Meşaleyi Ürümçi'de dolaştırmak için 208 kişi özel olarak seçilmiş
olup, bunların %55'i Çinlilerden oluşuyor. Saat 9.40'ta “Otonom
Bölge(Doğu Türkistan)Çin Komünist Patisi”nin sekreteri Wang Leguan
il defa Olimpiyat meşalesini ünlü Doğu Türkistan asıllı boksör
Abdüşükür İmin'e teslim etmiştir. Böylece meşaleyi alıp şehirde tur
atma faaliyeti başlamış ve bu tur 2 saat devam etmiştir. “Tanrı dağı
Sitesi”nde bu konuda yayımlanan haberlerden de anlayabilmek
mümkündür ki, Çin hükümeti merasim meydanında güvenlik tedbirlerini
özel olarak arttırmış olup, merasime katılanların ve hatta folklor
ekibindekilerin bile göğüslerinde yetki belgeleri asılı olduğu
öğrenildi. Topluluğun ortasına ve etrafına tümüyle silahlı polisler
yerleştirilmiş olup, bu görüntülerden tam anlamı ile Çin hükümetinin
vehim içinde olduğu anlaşılmaktadır. Ürümçi'den gelen ciddi
haberlerden anlaşıldığına göre, aynı gün bütün çalışanları izinli
sayarak herkese evlerinde istirahat etmeleri, dışarı çıkmamaları,
pencerelerini açmamaları konusunda uyarıda bulunmuşlardır. Hatta
Doğu Türkistan Türkerinin yoğun olarak yaşadıkları mahallelerin
sokak başları da kuşatma altına alınmıştır. “Tanrı dağı Sitesi” nin
aynı günkü “Cemiyetten düşünceler” sayfasına bir taraftan “Oh!
Sonunda bitti. Artık evden çıkabiliriz” şeklinde sözler bugün
Ürümçi'deki durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.
“Dünya Uygur Kurultayı”nın başını çektiği Doğu Türkistan
Teşkilatlarınca, aslında ilan edilen ve Olimpiyat meşalesinin Doğu
Türkistan'a gireceği gün olarak belirlenen 25.06.2008 gününden
itibaren dünya genelinde büyük çaplı protesto gösterileri tertip
edilmesi planlanmıştı. Fakat Kurultay Genel Merkezi Çin'in aldığı
ani karara zamanında tepki koymak için gece boyunca hazırlıklar
yaparak bu günkü protesto gösterisini organize etti ve gösteri
muvaffakiyetle sonuçlanarak, Çin hâkimiyetine gerekli cevap verilmiş
oldu. ETIC
KANADA'DA HÜSEYİN CELİL'İN OLİMPİYATLARDAN ÖNCE SERBEST BIRAKILMASI
İÇİN İMZA TOPLAMA KAMPANYASI YÜRÜTÜLÜYOR
ETIC'in edindiği bilgiye göre, “Kanada Uygur Cemiyeti” Mayıs ayının
24'ünden itibaren bütün Kanada genelinde Çin hükümetinden Uygur
siyasi faaliyetçisi Hüseyin Celil'i Pekin Olimpiyatları öncesi
serbest bırakmasını talep ederek imza toplama kampanyası başlatmış
olup, kampanyaya katılanların sayısında her geçen gün büyük
artışların olduğu gözlenmiştir.
Kampanyanın başlamasından bu yana, “Kanada Uygur Cemiyeti”nin
başkanı Rukiye Turduş önderliğindeki teşkilat sorumluları,
Kanada'daki birkaç üniversiteye giderek, öğrenciler arasında Hüseyin
Celil için imza toplama faaliyeti yapmışlardır. Böylece Üniversite
öğrencilerine insan hakları konusundaki tutumu, UygurlBunun
dışında yine Rukiye Turduş bu yakınlarda Kanada'da yapılan 34. Kuzey
Amerika Müslümanları İslam Kurultayına katılarak Kurultay
temsilcilerine Uygur Müslümanların durumu ve Çin hâkimiyetinin
onlara karşı yürütmekte olduğu dini baskı politikası hakkında bir
rapor sunmuştur. Onlara yine, şu anda Çin hapishanesinde haksız yere
zulüm çekmekte olan Hüseyin Celil hakkında bilgiler verip, Onlardan
Hüseyin Celil meselesi hakkında Çin hâkimiyetine karşı baskı
uygulamalarını istemiştir.arın
bu günkü durumları ve Hüseyin Celil'in hapishane hayatı hakkında
bilgiler vermişlerdir.
İSTANBUL'DA PROTESTO GÖSTERİSİ
Doğu
Türkistan'ın Aksu vilayetine bağlı Kalpin kasabası camisini
buldozerlerle yıkan işgalci Pekin Yönetimi'nin İslamiyet'e yönelik
bu menfur saldırısı 29 Haziran 2008 Pazar günü Çin Halk Cumhuriyeti
Konsolosluk binası önünde yapılan gösteri ile protesto edilmiştir.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Sözcüsü İsmail Cengiz'in davetiyle
yazılı ve görsel basının ilgi gösterdiği protesto gösterisine Doğu
Türkistan Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma
Derneği, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Dayanışma
Derneği ile Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti temsilcileri iştirak
etmiştir.
1949
yılından bu yana işgal altında bulunan Doğu Türkistan'ın Aksu
vilayetine bağlı Kalpin kasabası camisini buldozerlerle yıkan
işgalci Pekin Yönetimi'nin İslamiyet'e yönelik bu menfur saldırısı
29 Haziran 2008 Pazar günü Çin Halk Cumhuriyeti Konsolosluk binası
önünde yapılan gösteri ile protesto edilmiştir. Doğu Türkistan
Sürgün Hükümeti Sözcüsü İsmail Cengiz'in davetiyle yazılı ve görsel
basının ilgi gösterdiği protesto gösterisine Doğu Türkistan
Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu
Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Dayanışma Derneği ile Doğu
Türkistan Sürgün Hükümeti temsilcileri iştirak etmiştir. Bu arada
Organizasyonla alakası olmayan bazı kişilerin emniyet mensupları ile
Doğu Türkistanlı göçmenleri karşı karşıya getirme girişimine engel
olunmuştur.
ALMANYA'DA "KAŞGARLI MAHMUT BİLGİ YARIŞMASI" DÜZENLENDİ
15.06.2008 günü Almanya'nın Münih şehrinde Dünya Uygur Kurultayı ve
Avrupa Doğu Türkistan Birliğinin organizasyonu ile “2008 Yılı
Kaşgarlı Mahmut Çocuklar Bilgi Yarışması” düzenlendi. 2008 yılı
Büyük Ansiklopedik âlim, mütefekkir Kaşgarlı Mahmut'un doğumunun
1000. yılı olup, Bu yıl Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından
“Kaşgarlı Mahmut Yılı” olarak ilan edildi.
Bundan, vatan içindeki ve dışındaki bütün Doğu Türkistanlılar
kendilerinin bu büyük âlimleri ile sınırsız gururlandılar. Bu
münasebetle Dünya Uygur Kurultayı ve Avrupa Doğu Türkistan Birliği
bu defaki bilgi yarışmasını Kaşgarlı Mahmut adına gerçekleştirdiler.
Söz
konusu Bilgi yarışmasına Almanya'nın Münih şehrinde yaşamakta olan
doğu Türkistanlı çocuklar ve onların anne- babaları iştirak ettiler.
Yarışma başlamadan önce büyük âlim Kaşgarlı Mahmut'un hayatı,
eserleri, ihtiraları ve dolayısıyla da onun evrensel eseri “Divan-ı
Lügat-it Türk” hakkında bilgiler aktarıldı. Ardından da yarışma
başlatılıp, muvaffakiyetle sonuçlandırıldı. Bu defaki yarışmanın
maksadı Avrupa ülkelerinde ve özellikle de Almanya'da yaşamakta olan
Doğu Türkistanlı çocukların Avrupa'da batı eğitimi almanın yanında
kendi ana dillerini sevdirmek ve ana dillerine özendirmek ve vatan
hakkındaki bilgileri çocuklara küçük yaştan itibaren yerleştirmeye
çalışmaktan ibaret oldu. Almanya'da 2005 yılından beri
faaliyet göstermekte olan Alptekin Eğitim Merkezinde şimdiye kadar
çocukların yaşlarına göre sınıflar açarak Uygur dili, dini inanç ve
vatan hakkında bilgiler öğretile gelmektedir. Bu seferki bilgi
yarışması da, çocukların öğrendikleri bilgilerden anne babalarının
da haberdar olmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.
Yarışmacılar iki guruba (A- Gurubu 7- 11 yaş arası, B- Gurup ise,
12- 14 yaş arası)ayrılmış olup, toplam 150'den fazla soru ve 30'dan
fazla da özel sorular soruldu. Her gurup 3 kademeye ayırarak
mükâfatlar dağıtıldı. Bu seferki bilgi yarışmasının finansörlüğünü
Almanya'daki “Taklemakan Restaorantı” “Nur Imbiss (Hızlı
yemekhane)”, “Satuk Buğrahan Imbiss”, “Kervan Imbiss” ve “Umut
Market”in sahiplerinden olan vatanperver tüccarlarımız, esnaflarımız
karşılayarak çeşitli ödüller dağıttılar.Avrupa Doğu Türkistan
Birliği Propaganda Bölümü
ABD, GUANTANAMO'DAKİ UYGURLARI ÇİNLİLERE SORGULATMIŞ
Amerikalı
iki parlamenter, Bush yönetimini, Guantanamo Amerikan hapishanesinde
tutulan Uygur Türklerinin Çinliler tarafından sorgulanmasına izin
vermekle, suçladı
Parlamenterler, Uygur Türklerinin serbest bırakılmasını da talep
etti.
Herald Tribune gazetesinin haberine göre, Demokrat Parti
Massachusetts temsilcisi Bill Delahunt ve California'dan
Cumhuriyetçi temsilci Dana Rohrabacher, Çinliler tarafından
sorgulanmalarına izin verilen Uygur Türklerinin zararlarının tazmin
edilmesini ve özür dilenmesini istedi.
Çin'den kaçarak Afganistan ve Pakistan'a yerleşen Uygur Türkleri, 11
Eylül 2001 terör saldırılarından sonra ABD'nin Afganistan işgali
sırasında tutuklanarak Küba'daki Amerikan hapishanesine
gönderilmişti.
Amerikan federal yargıcı Uygur Türklerinin tutuklanmasını yasal
olmadığını savunurken, Bush yönetimi ise Uygur Türklerinin ABD'de
serbest bırakılmalarına izin vermiyor. Ancak ABD dışında bir
ülkeye gitmeyi kabul etmeleri halinde serbest bırakılabileceklerini
bildiriyor. Tutuklu Uygur Türkleri, Çin'e dönmek istemiyor.
,Guantanamo'daki
sorgulama metodlarının tartışıldığı Temsilciler Meclisi panelinde,
Delahunt, Adalet Bakanlığı yetkilisi Glenn Fine'dan Çinli
yetkililerin Guantanamo hapishanesine gitmelerine izin verildiğini
doğrulamasını istedi.
Fine,
"Çin hükümetinin, Uygurlarla görüşmek ve onları sorgulamak üzere
insanlar gönderdiğini öğrendik. FBI yetkilileri, Çinli sorgulama
yetkilileri gelmeden önce, Amerikan askeri personelinin sorgulama
taktiği olarak Uygurları her 15 dakikada bir uyandırdığını
söylediler " ifadesini kullandı.
Rohrabacher ise olayın saçma olduğunu vurgulayarak, Uyguların ABD
içinde serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi. Rohrabacher,
"Hükümetten bunu gerçekleştirmesini istiyoruz. Eğer onlara adil
davranılmamışsa, zararları tazmin edilmeli ve onlardan özür
dilenilmeli." Dedi.
Amerikan yasasına göre, Uygur Türklerinin Çin'e iade edilmemesi
gerekiyor çünkü Çin'e gittiklerinde işkence ve zulüm görecekleri
belli.
ABD
yönetimi Uygur Türkleri'ni iade edeceği başka bir ülke arıyor. 5
Uygur Türkü 2006'da Arnavutluk'a gönderilmişti ve halen Tiran'da
yaşıyorlar. Guantanamo askeri hapishanesinde şu anda 17 Uygur Türkü
bulunuyor.05 Haziran 2008 16:10 Dünya Bülteni
DÜNYACA ÜNLÜ YAZAR CENGİZ AYTMATOV'U KAYBETTİK
Dünyaca ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov, böbrek yetmezliği sonucu
tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Kırgızistan Devlet
Başkanlığı Basın Sözcüsü Dosalı Esenaliyev, yaptığı açıklamada,
Almanya `nın Nünberg kentinde tedavi gören Cengiz Aytmatov `un
hayatını kaybettiğini bildirdi. Esenaliyev, yazarın ölümü ile ilgili
olarak Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev `in bilgilendirildiğini
söyledi. Solunum cihazına bağlı olarak yoğun bakımda tutulan yazarın
sağlık durumunun bu sabah kritik durumuna geldiği ifade edilmişti.
Aytmatov , bir Rus televizyon kanalının belgesel çekimleri için
gittiği Tataristan`ın başkenti Kazan `da 16 Mayıs`ta ani böbrek
rahatsızlığı geçirmesi üzerine hastaneye kaldırılmıştı. 79 yaşındaki
yazar, 18 Mayıs `ta ambulans uçakla Almanya `ya nakledilmişti. Yazar
Aytmatov , Kırgızistan `daki Talas eyaletinin Şeker köyünde 12
Aralık 1928 yılında dünyaya gelmişti. Kırgızistan `da 2008 yılı,
Cengiz Aytmatov yılı ilan edilmişti.
Naaşı Ala-Too Meydanı'na kadar taşınan Aytmatov, daha sonra Bişkek
yakınlarındaki Çon-Arık köyünde bulunan "Ata-Beyit" anıt mezarında,
babası Torekul Aytmatov'un yanında toprağa verildi.
Devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanan Aytmatov'un cenaze
törenine Kırgızistan Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev ve çok sayıda
bakan katıldı. Aytmatov'un ölümü nedeniyle daha önceden 14
Haziran'ın (bugün) yas ilan edilmesine karar verilmişti.
DİLAVER CEBECİ VEFAAT ETTİ
Türkiyem” adlı şiiri bestelendikten sonra dillerde marşa dönüşen
şair Dilaver Cebeci’yi son yolculuğunda sevenleri yalnız bırakmadı.
Şair ve yazar Doç. Dr. Dilaver Cebeci toprağa verildi. Törende,
Cebeci’nin oğlu Çağrı Cebeci üzerine Türk bayrağı konulan babasının
tabutu başında taziyeleri kabul etti. Geçirdiği kalp krizi sonrası
kaldırıldığı Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim
ve Araştırma Hastanesi’nde vefat eden şair ve yazar Dilaver Cebeci
(65) için, öğretim üyesi olduğu Marmara Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Camisi’nde tören düzenlendi. Törende, Cebeci’nin oğlu
Çağrı Cebeci üzerine Türk bayrağı konulan babasının tabutu başında
taziyeleri kabul etti. Cebeci, öğle namazının ardından kılınan
cenaze namazından sonra Çengelköy Mezarlığına defnedildi. Cenaze
namazını, fakültenin eski öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Emin
Işık kıldırdı. Cebeci’nin naaşı bir süre eller üzerinde taşınarak,
cenaze arabasına konuldu.
DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ
GENÇLER TOPLANARAK SORGULANIYOR
Korgas'taki Sensung Karakolu Olayından Sonra Nahiye Sınırları
İçerisinde Dindar Gençler Toplanarak Sorgulanıyor
23
Mayıs 2008 günü Korgas nahiyesinin Sensung köyünde yani milli adı
ile Akmescit köyündeki bir karakolun saldırıya uğramasından sonra
İli eyaleti otonom bölgesi sorumluları ve yerel polisler Korgas'ın
Çingsihoza pazarında karma bir birlik oluşturarak nahiye sınırları
içerisinde namaz kılan yada dini inancı güçlü olan gençleri toplayıp
sorgulamaya başlamışlardır.
RFA
Radyosuna isminin açıklanmasını itemeyen ve olaylardan haberdar olan
bir kişinin yaptığı açıklamalara göre toplama timi, zevk-sefa ile
işi olmayan içki ve sigaradan uzak kişileri de alıyor. Olaydan
haberdar olan yukarıdaki kişi Çingsihoza'daki karma birlik
tarafından toplanan gençlerin sayısının en az 100 civarında
olduğunu, fakat bazılarının serbest bırakılmakta olduklarını ileri
sürmektedir. Ancak bu sayı polis idareleri tarafından onaylanmadı.
Yukarıdaki kişinin vurgulamasına göre, polisler topladıkları
kişilerle irtibatı olan kişileri araştırmakta.
23.05. 2008 günü Sensung polis karakoluna 2 adet molotofkokteyli
atılmış olup, olayda polis karakolunun bir minibüsü yanmıştı.
Olaydan sonra İli eyaleti j x dairesinin başkan yardımcısı
öncülüğünde özel bir dosya grubu tesis edilmiştir. Bu olay Pekin
Olimpiyat meşalesi Doğu Türkistan'a ulaşmadan önce meydana gelmiş
olduğunda olay resmi makamların özel olarak ilgisini celp etti.
Olaydan haberdar kişinin anlattıklarına göre, çocukları toplanan
fakat şimdiye kadar çocuğundan bir haber alamayan anne- babalar
Çingsihoza'daki karma birliğin önünde toplanmışlardır.
RFA
radyosu yerel dairelerle konu ile ilgili olarak irtibat kurmak
istemişse de Sensung karakolundakiler telefonlara çıkmamışlardır.
Söz konusu karakolun sorumlusu daha önce olayı “Sıradan bir güvenlik
dosyası” olarak değerlendirmişti. Fakat merkezi Almanya'daki Dünya
Uygur Kurultayı Çin'in Olimpiyat meşalesini bahane ederek gözlerine
kestirdikleri Doğu Türkistanlıları bastırmakta olduğunu, bu sebeple
Olimpiyat meşalesinin Doğu Türkistan'a ulaşmasının boşa
çıkartılmasını talep etmektedir. RFA- Erkin
TABİİ ZENGİNLİKLERİMİZ TALAN EDİLİYOR
“Sinkiang (Doğu Türkistan)Gazetesi”nin 05.06.2008 tarihli sayısında
Doğu Türkistan'ın tabii zenginlikleri hakkında yeni malumatlar
yayımlandı.
Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre, bu gün Doğu Türkistan'da
keşfedilen maden ürünleri çeşidi 138 çeşit olup, Çin'in tamamında
keşfedilen madenlerin % 80,7'sini teşkil ediyor.Rezerv miktarı
kesinleştirilen maden ürünlerinin çeşidi 79 tür olup, bu ürünler
arasında 8 tür ise bütün Çin genelinde ön sırada yer alıyor. Doğu
Türkistan'ın şu andaki petrol rezervi miktarı 20 milyar 860 milyon
ton olup, Çin genelinde keşfedilen petrol rezervi miktarının %
30'unu teşkil ediyor.
Doğalgaz rezervi miktarı 1 trilyon 300 milyar metre küp olup, bütün
Çin genelinde keşfedilen doğalgaz rezervi miktarının %34'ünü teşkil
ediyor. Kömür rezervi miktarı ise, 219 milyar ton olup, bütün Çin
genelinde keşfedilen kömür rezervi miktarının % 40'tan fazlasını
teşkil ediyor.
Doğu
Türkistan'da yararlanılabilir su rezerv miktarı 9 milyar 600 milyon
metre küpe ulaşıyor.
Çin
merkezi hükümetinin bu gün Doğu Türkistan'a yönelttiği stratejik
planının bütün maksadı ise, Doğu Türkistan'ın tabii zenginliklerini
talan etme işlerini hızlandırmaktan ibarettir.
Bazı
yabancı iktisat araştırmacıları, petrol, doğalgaz gibi enerji
ürünlerinin fiyatlarının şiddetle yükselmekte olduğu günümüz
dünyasında, Doğu Türkistan'ın bağımsız bir devlet olması durumunda
dünyanın en zengin devletlerinden biri olacağı yorumlarını
yapmaktadırlar.
Şu
anda sadece Doğu Türkistan'dan bir yılda elde edilen petrol ve
doğalgaz gelirinin Doğu Türkistanlılara dağıtılması durumunda bile,
kişi başına düşen gelir yönünden Avrupa'nın en kalkınmış
devletlerinin gelir seviyesinin de üzerine çıkıyor.
POSKAM NAHİYESİ YETKİLİLERİ DIŞ ÜLKELERDE AKRABALARI OLANLARIN
OLİMPİYATLAR SIRASINDA NAHİYE DIŞINA ÇIKMALARINI YASAKLADI
Nahiye yetkilileri Doğu Türkistan'ın Poskam Nahiyesinde dış
ülkelerde akrabaları bulunan nahiye vatandaşlarının Olimpiyatlar
sırasında nahiye sınırları dışına çıkışını yasakladı. Fakat bu
yasaklamanın sadece dış ülkelerde siyasi faaliyetlerle meşgul olan
Poskamlı'ların memleketlerindeki aile efradına mı yöneltildiği, ya
da dış ülkelerde akrabaları bulunanların hepsine birden mi
uygulandığı belli değil.Edinilen bilgilere göre, bu yakınlarda
Poskam'daki yerel yetkililer Türkiye'de yaşamakta olan Dünya Uygur
Kurultayı'nın faaliyet alanı içerisindeki bir kişinin Poskam'daki
akrabalarını araştırarak, onları nahiye Sınırları dışına çıkmamaları
konusunda ikaz etmişlerdir.
Fakat bu durumun mahiyeti hakkında bilgi vermemişlerdir. Haberlerde
Çin makamlarının Pekin Olimpiyat Meşalesinin Doğu Türkistan'a
ulaşmasından önce bölgede geniş çaplı güvenlik tedbirleri
aldıkları(!) Ürümçi, Gulca ve Kaşgar sokaklarında silahlı polis ve
jandarmaların gövde gösterisi yapmakta oldukları ileri sürülüyor.
Uluslar ararsı Polis teşkilatının (İnterpol) Genel Sekreteri Ronald
Nobil, 12.06.2008 günü Çin makamlarının dış ülkelerden gelecek olan
tehditlere oranla içerden gelebilecek tehditlerden daha fazla endişe
duyduklarını bildirdi. RFA Radyosunun Uygur bölümü muhabirinin
edindiği bilgiye göre, ilgili hükümet birimleri son zamanlarda
Kaşgar'ın Yopurga nahiyesinin bütün giriş- çıkış kapılarında
bariyerler kurup, nahiyeye girip çıkan insan, otomobil ve diğer
ulaşım araçlarını kontrol ediyorlar. Yerel yetkililerin niçin
Yopurga'da kontrolleri arttırdığı bilinmiyor. Bu sebeple ilgili
hükümet daireleri konu ile ilgili bu haberleri doğrulamadı. RFA-Erkin-13.06.208
KAŞGAR DA PENCEREDEN
BAKMAKTA YASAK
Duyumlarımıza göre birkaç gündür Doğu Türkistan "ın Kaşgar şehrinde
pencereden bakmak bile yasaklandı..
Duyumlarımıza göre birkaç gündür Doğu Türkistan "ın Kaşgar şehrinde
pencereden bakmak bile yasakmış. Bırakın dışarı çıkmayı, komşuya
gitmeyi, arkadaşlarla bir araya gelmeyi, pencereden bile
bakamazsınız.
Neden? Çünkü olimpiyat meşalesi Kaşgar "dan geçiyor. Bu şehirden 23
Mart "ta 600 kadın gözaltına alınmıştı. Akıbetlerinden haber yok.
Çatlak ses duymak istemeyen Çin yönetimi insanlara yasak üstüne
yasak koyuyor. Yapılanlar bununla da sınırlı değil. Doğu Türkistan
"da ortalama üç günde bir idam gerçekleşiyor.
Son
dönemde Doğu Türkistan "da ortalama üç günde bir idam
gerçekleşmekteymiş. 1990 yılından buyana artan idamlar 2001 yılı
itibarıyla şiddetli bir şekilde sıklaşmış durumda. 11 Eylül olayları
ile birlikte küresel terörizm avına katılan Çin , kendi teröristleri
olarak bütün bir halkı görmekte ve yok etmeye çalışmaktadır.
Çin
"in gözünde Doğu Türkistanlı Türklerin tamamı teröristtir ve ortadan
kaldırılmaları gerekmektedir. Bu temizleme operasyonu idamla, doğum
kontrolü adı altında zorla kürtajla veya kontrollü kıtlık
hareketleriyle gerçekleştirilmektedir. Yüz binlerce insan sırf
Müslüman olmaları ve dünyaya Türk olarak gelmeleri nedeniyle
hapsedilmişlerdir. Sürekli bir sindirme politikası olarak idamlar,
halka baskı uygulanmasını sağlayan birer araçtırlar.
ABD
"nin önleyici savaş taktiğinin zirvesine ulaşan Çin , komünist
sisteminden de kaynaklanan acımasız uygulamalarının başına zorunlu
kürtajı koymuştur. İzinsiz doğacak çocuğun 8 9 aylık olmasına
bakılmaksızın öldürülmesine büyük önem verilmekte ve görevi bunu
yapmak olan teşkilatlar Doğu Türkistan "ın tüm noktalarına yerleşmiş
bulunmaktadır. Yaşanan uygulamalar insana, önleyici savaşın bu
kadarı da pes doğrusu dedirtmektedir. Doğacak bir bebeden dahi
korkan Çin için Doğu Türkistanlıların tamamı ortadan
kaldırılmalıdır. Yüzyıllardır bölgenin yerlisi olarak yaşayan
Türklerin toprakları ellerinden alınmakta ve Çin "den getirilen
göçmenlere verilmektedir. Her türlü imkânını seferber etmiş olan Çin
, bölgeye Sincan -Yeni Kazanılmış Toprak adını vermiş ve bu Türk
yurdunu yutmaya azmetmiştir. 2008-06-19 M. Ali Bolat-Haber5
ALMANYA
PARLAMENTOSUNDA ÇİN'İN İNSAN HAKLARI VAZİYETİ HAKKINDA SERT
TARTIŞMALAR YAPILDI
Pekin Olimpiyatlarına
iki aylık bir sürenin kaldığı bu günlerde Almanya Federal
Parlamentosunda' da Çin'in insan hakları vaziyeti hakkındaki
tartışmalar da güçleniyor. “Almanya Dalgaları” radyosunun 07.06.2008
günü verdiği haberinde belirtildiğine göre, geçen hafta Almanya
Parlamentosunda Çin'in insan hakları vaziyeti ve Tibet gibi azınlık
milletlerin(!) insan hakları durumu hakkında bütün partiler arasında
sert tartışmalar yapıldı.
“Almanya Yeşiller
Partisi” ne mensup milletvekilleri parlamentodan, Pekin
Olimpiyatlarından önce Çin'in bütün siyasi
mahpusları serbest bırakmasını talep ederek karar layihası
çıkartılmasını talep ettiler.
Federal
parlamentodaki müzakere esnasında “Almanya Yeşiller Partisi” nin
meclis içindeki grup başkanı Beck bir konuşma yaparak Çin'deki insan
hakları meselesinde daha ağır meselelerin saklanmakta olduğunu, Çin
hâkimiyetinin insan hakları cihetinde olimpiyatlardan önce kamuoyuna
vermiş olduğu sözünü yerine getirmediğini söyledi.
Beck yine, Çin hâkimiyetinin olimpiyatlara hazırlık bahanesiyle 1
milyon 500 binden fazla kişiyi mecburi olarak göç ettirdiğini,
onların zararlarını tazmin etmediğini, özellikle de Çin
hâkimiyetinin uluslar arası insan hakları
teşkilâtlarının Tibet meselesi ve azınlık milletlerin(!) dini inanç
ve kültürel cihetlerde baskılara maruz kalmakta olduklarına vurgu
yaptı. Ayrıca, uluslar arası kamuoyunun kendisi hakkında yapılan
tenkitleri de zerre kadar bile dikkate almadığına vurgu yaptıktan
sonra Federal parlamentodan Pekin Olimpiyatlarından önce Çin'den
bütün siyasi mahpusları serbest
bırakmasını talep ederek karar layihası çıkartılmasını ve bu kararı
Çin hükümetine bildirmeyi talep etmiştir. ETIC
DOĞU
TÜRKİSTAN'DAKİ TABİİ YAYLALARIN YÜZDE SEKSENİ KURUDU
“Tanrı dağı
Sitesi”nin 06.06.2008 tarihinde “Otonom Bölge(Doğu Türkistan) Çevre
koruma dairesinin sayılı malumatlarını naklederek yaptığı habere
göre, şu anda Doğu Türkistan'daki tabii yaylaklar toplamının
%80'inin kurumaya yüz tutmuş olduğu, besi hayvanlarının sayısının
çokluğu, yaylak ve otlakların kâfi gelmemesi durumu besicileri
kesinlikle zor durumda bıraktığı belirtilmektedir. Bunun dışında
yine orman ve yeşil alanların tahripolma oranı da fazla olup, Doğu
Türkistan'ın çevre dengesi de bir hayli bozuldu. Yukarıdaki haberde”
Nüfusun çoğalması ve insanların ağır derecede zarar ve
dengesizliklere uğraması yaylakların kurumasına sebep olan başlıca
temel unsurlardandır.” Denilmektedir. Doğu Türkistan'da uzun
yıllardan beri doğal orman ve yaylakların, Çinli göçmenlerin yasa
dışı olarak işgallerine ve bozgunculuklarına uğraya gelmekte olduğu,
böylece Çin hâkimiyetinin içeri bölgelerden gelen atölye sahipleri
ve tüccarlara doğal manzaralı yerleri fabrika, atölye yapmaları için
dilediklerince tahsis edip vermekte oldukları herkesçe
bilinmektedir.
DOĞU
TÜRKİSTAN'DAN ÇİN'İN AFET BÖLGESİNE YAPILAN İKTİSADİ YARDIM 100
MİLYON YUEN'E ULAŞTI
2008 yılını
girişinden beri, Doğu Türkistan'ın bütün bölgelerinde sel ve
kuraklık afetleri meydana gelip ekili alanların ağır derecede
tahribata uğradığı çok sayıda Uygur çiftçilerin iktisadi cihetten
perişan olup, yurt ve memleketlerini terk edip gurbetçi olmaya
mecbur oldukları gözlenmiştir. Çin hâkimiyetinin de bundan istifade
ile aç-çıplak kalan Uygur çiftçileri “iş gücü fazlası” addederek
Çin'in içeri eyaletlerine sürgün etmekte olduğu herkesin malumudur.
Kısacası Uygur halkı bu gün bir dili ekmeğe muhtaç
olarak yoksulluk içinde yaşamaya mecbur olmaktadır.Bu şartlar
altında Çin hâkimiyetinin yakında meydana gelen deprem felaketini
bahane ederek Doğu Türkistan'da genel anlamda “afet bölgesine
yardım” sloganı altına seferberlik yürüterek kendileri muhtaç
vaziyette yaşamakta olan Uygur çiftçileri içeri eyaletlerdeki afete
uğrayan Çinlilere yardım vermeye zorlamakta olması yerli halk
arasında sert tepkilerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
Üstelikte ekonomik durumu son derece kötü olan Doğu Türkistan'dan
toplanan yardımın miktarının çokluğu, Çin hâkimiyetinin Doğu
Türkistan üzerindeki baskı politikasını ispatlamaktadır.
Mesela “Tanrı dağı
Sitesi” nin Haziran ayının 6'sında verdiği habere göre, aynı ayın
2'sine kadar Doğu Türkistan'dan “afet bölgesine yardım” adı altında
toplanan paranın miktarı 100 milyon yuene ulaşmış bulunuyor.
Bunun dışında yine, afet bölgesine Doğu Türkistan'dan hububat, ilaç,
giyecek vb. birçok ihtiyaç maddeleri gönderilmiştir.
Şu anda Çin'in ihraç
rezervi, yani dolar rezervi dünya geneli ile kıyaslandığında ön
sırada gelmektedir. Hal böyleyken yine Çin hâkimiyetinin halkı
aldatması, özellikle de müstemleke altında ezilerek yaşamakta olan
Doğu Türkistan halkını yitip-kakması dünya kamuoyunun tepkisini
çekmektedir.
ABD'YE GUANTANAMO İÇİN ŞOK KARAR
Amerika Birleşik
Devletleri `nde bir mahkeme ilk kez, Guantanamo körfezindeki
tutsaklardan birini "düşman savaşçı"
olarak tanımlamayı reddetti. Amerikan hükümetinin El Kaide`yle
bağlantılı olduğunu iddia ettiği Huzeyfa Parhat, 2001 yılında
Afganistan `da yakalanmıştı. Parhat`ın avukatları mahkemede,
müvekilleri gibi Uygur kökenli Çinli Müslümanların, düşman olarak
Amerika Birleşik Devletleri `ni değil Çin `i gördüklerini
savundular. Mahkeme kararına göre, Pentagon `un
Parhat`ı derhal serbest bırakması, Guantanamo `dan başka bir yere
nakletmesi ya da yeni bir askeri mahkemeye çıkarması gerekiyor. Bu
ay başında Yüksek Mahkeme, Guantanamo gözetim kampındaki yabancı
tutsakların sivil mahkemelerde tutukluluk hallerine itiraz
edebileceklerine hükmetmişti. Parhat, Guantanamo `da tutulan birkaç
Uygur kökenliden biri
Ancak bu kişilerin davası ABD için diplomatik çıkmaza neden olmuştu.
Amerikan yönetimi, bir yandan bu kişileri "düşman savaşçı" olarak
Guantanamo `da tutma hakkı olduğunu iddia ederken diğer taraftan da
tutsakları gönderebileceği bir ülke arıyordu.İnsan hakları grupları
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra yüzlerce tutsağın götürüldüğü
kampın kapatılmasını istiyor. BBC-2008-06-24 Haber5
ÇİN
HÜKÜMETİ BU YIL DOĞU TÜRKİSTAN'DAN ÇİN'E İKİ MİLYON TONDAN FAZLA
HUBUBAT GÖTÜRECEK
Çin hâkimiyeti uzun
yıllardan beri Doğu Türkistan'aki Bigtueli Çinli çiftçileri pamuk ve
diğer yağ elde edilen ürünlerbaşta olmak üzere iktisadi yönden daha
kazançlı ürünleri ekerek çabuk zengin olmaları yönde teşvik ederken,
yerli çifçilere ise, merkezi hükümet tarafından mecbur edilen
hubuatları yetiştirme vaifesi yüklemektedirler.Malum anlamda ifade
etmek gerekirse, Doğu Türkistanlı çiftçilerin Pazar talebine göre
özgürce üretim yapma hakları bulunmuyor. Fakat Bingtuenli Çinlilere
ise 1980'li yılların ortalarından itibaren özgür üretim yapma hakkı
verilmiştir. Bingtuenli Çinliler hangi ürün daha çok para ederse onu
üretip satmaktadır. İşte böyle adaletsiz politikalar Doğu
Türkistan'da Çinli göçmenlerle yerli halk arasındaki iktisadi farkın
şiddetle artmasına sebep olan temel faktördür.
Mesela Çin'in resmi istatistiklerine göre, şu anda Doğu Türkistan'ın
nüfusu 20 milyondan fazla (Aslında Tarihçi Kürşad Gürkanlı
tarafından 2001 yılının son aylarında Türk dünyasındaki normal nüfus
artış oranları esas alınarak yapılan istatistik bilgilerine göre,
Doğu Türkistan'ın nüfusu 43. 210. 802'dir. hurgokbayrak.com) olup,
bu oran içinde Bingtuenli Çinlilerin nüfusu 3 milyon civarındadır.
Fakat günümüzde Doğu Türkistan'daki pamuk ekilebilir alanların
yarısını Bingtuenli Çinliler işgal ediyor. Kısacası Çinlilerin
hububat ihtiyacını temin etme vazifesi Doğu Türkistanlı çiftçilerin
sırtına yüklenmiştir. “Tanrı dağı Sitesi”nin 10.06.2008 günü verdiği
habere göre, Çin merkezi hükümetinden bu yıl Doğu Türkistan'daki
tahıl birimlerine 2 milyon elli bin ton hububat toplama vazifesi
verilmiştir. Bu miktarın 2 milyon tonunu buğday, 50 bin tonu ise,
pirinç teşkil ediyor. Bu yıl hükmet birimleri çiftçilerin
ellerindeki buğdayın kilosunu 1,54 yuan'dan satın almayı
kararlaştırmış olup, bütün vilayet ve nahiye statüsündeki hububat
idarelerine yukarıdak vazifeyi tam olarak yerine getirme konusunda
ciddi emir verilmiştir. Sadece Aksu vilayetindeki birimlerin satın
almaları gereken hububat miktarı 157 bin tondur.ETIC
TURPAN'DA
SÖZDE "OLİMPİYAT TERÖRÜNE KARŞI MÜCADELE TATBİKATI" GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Çin hâkimiyeti son
zamanlarda Pekin Olimpiyatlarını suistimal ederek bir taraftan dünya
siyasi sahalarında Doğu Türkstanlıların milli hareketlerini
“Olimpiyatın güveniğini tehdit eden en önemli unsur” diye
karalayarak saldırıken, diğer taraftan da, Doğu Türkistan'ın bütün
bölgelerinde sözde “Olimpiyat Terörüne karşı tatbikat”lar yaparak
yerli ahlak
yönelttiği siyasi baskıyı arttıra gelmektedir.Mesela “Tanrı dağı
Sitesi” nin verdiği habere göre, 06.06.2008 günü Turpan şehrinde
sözde “Olimpiyat Terörüne Karşı Tadbikat” gerçekleştirmiş olup, bu
tatbikata 370 polis ve Jandarma katılmıştır. Onlar manevra adı
altında gürültü kopartarak gövde gösterisi yapıp yerli halk arasında
ciddi endişelerin meydana gelmesine sebep olmuştur. Doğu
Türkistan'dan gelen haberlerden anlaşıldığına göre, bu gün Çin
hâkimiyeti “Olimpiyatın Güvenliğini Sağlama” bahanesiyle Doğu
Türkistan'ın bütün bölgelerinde Doğu Türkistanlılara yönelik olarak
yasa dışı tutuklama ve cezalandırma hareketlerini
yaygınlaştırmaktadır. ETIC
BİNGTUEN
(ÇİN'İN SİVİL SİLAHLI ÜRETİM BİRLİĞİ) BÜNYESİNDE SÖZDE "DOĞU
TÜRKİSTAN TERÖRİSTLERİNE KARŞI MÜCADELE TATBİKATI" YAPILDI
“Tiyanşan(Tanrı dağı)
Sitesi”nin 20.06.2008 günü verdiği habere göre, Olimpiyat
meşalesinin Doğu Türkistan'a getirildiği gün, yani, 16.06.2008
tarihinde Çin silahlı polis birlikleri Bingtuen Komutanlığı
tarafından özel olarak “Doğu Türkistan Teröristlerine Karşı Mücadele
Tatbikatı” adı altında bir tatbikat gerçekleştirdi. Çin silahlı
polis birliklerinin Bingtuen içerisine yerleştirildiği ve
“Terörizmle Mücadele Büyük Timi” olarak adlandırdığı özel birim
tarafından yürütülen bu askeri manevrada, Doğu Türkistan'daki sözde
“teröristler” ile, dış ülkelerden Tanrı dağlarının derin eteklerine
gizlice sızan bir grup “terörist”in kendi aralarında birleşerek
“terörist bir hareket” icra etmeye hazırlandıkları, Çin
birliklerinin bu haberi aldıktan sonra ciddi olarak harekete geçip
onları kuşatma altına alarak saldırdıkları taklit edildi.
Yukarıdaki haberde gösterildiğine göre, sözde “terörist” ler dağlık
arazideki bir eve gizlenmişler. Çin askerleri oları kuşattığında
ellerinde silah bulunan ve bellerine bomba bağlamış olan
“teröristler” ise, teslim olmayı reddederek “sizinle canımız
pahasına çatışacağız” diyerek bağırmışlar ve bunla beraber onlara
karşı şiddetli bir saldırıya geçerek hepsini tam olarak imha etmiş
ve böylece “büyük zafer” elde etmişler. Bu defaki tatbikatta yine,
sözde “teröristler” tarafından kaçırılan otobüsteki insanları
kurtarma, kaçan “teröristleri” kovalayıp yakalama… Gibi tatbikatlar
yapmışlardır.
MEKKE'DE
DOĞU TÜRKİSTAN DÂVÂSI
TEMSİL EDİLDİ
4-6 Haziran 2008
tarihleri arasında Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde düzenlenen
“Diyalog İçin Uluslararası İslam
Konferansı”na Doğu Türkistan'ı temsilen Türkiye'den İsmail Cengiz
katıldı.Doğu Türkistan Vakfı Başkanı E. Gen. M. Rıza Bekin'in bilgisi
dahilinde Dünya İslam Birliği RABITA örgütü tarafından
düzenlenen uluslararası konferansa katılan Doğu Türkistan Dayanışma
Derneği Başkanı İsmail Cengiz, katılımcılara
Doğu Türkistan Müslümanlarının sorunlarını dile getiren broşür ve
bildiriler sundu. 3 gün süren ve dünya Müslümanlarını
temsilen Müftülerin katıldığı uluslararası toplantıda; Suudi
Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz, İran Cumhurbaşkanı
Rafsancani ile Endenozya Parlamento Başkanı'nı da katılarak konuşma
yaptılar.
Doğu Türkistan'daki Müslümanların dert ve davalarını dile getirmek
üzere Mekke'de Kabe'nin yanındaki Kraliyet Sarayı'nda
gerçekleştirilen toplantıya katılan Doğu Türkistan Dayanışma Derneği
Başkanı İsmail Cengiz tarafından toplantı
katılımcılarına dağıtılan bildiri de; Pekin yönetimi, Doğu
Türkistan'da İslam dinine yönelik baskılara son vermeye,
devam eden insan hakları ihlallerini durdurmaya davet edildi. Bu
arada İsmail Cengiz; İstanbul'daki Doğu Türkistan
cemaatini bölmeye yönelik ekilmek istenen nifak tohumları karşısında
tüm Doğu Türkistanlıları birlik ve beraberlik
içinde dayanışmaya davet etti.
|