|
TÜRKİYE’NİN “ŞANGHAY İŞ BİRLİĞİ ÖRGÜTÜ”NE GİRMEK İSTEMESİ
ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin karşılıklı üst düzey ziyaretlerle Rusya
Federasyonu ile iyi ilişkiler kurma yolunda adımlar atmaya başlaması geçmiş
yıllarda (özellikle de 1990 yılı öncesinde) Türkiye ile Rus yetkililer
arasında oluşan buzların eritilmesi yolunda önemli bir mesafe alınmasını
sağlamış görünüyor.
Ayrıca Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül’ün 02.02.2005 tarihinde Çin’e yaptığı
ziyaret de, Rusya ile kurulmak istenen ilişkiler bağlamında bir ziyaret
olmuştur. Türkiye’nin bu ani dış politika atağının(!) temelinde, hiç
şüphesiz ki “Stratejik müttefiki” olan ABD’nin Kuzey Iraktaki Türkiye
düşmanı peşmergelere ve PKK terör örgütüne açık destek veren tutumu, Musul
ve Kerkük Türkmenlerini Kuzey Irak’taki Kürt çapulculara yem yapmaya
çalışması ve daha birçok samimiyetten tamamen uzak iki yüzlülükleri gibi
sebepler gelmektedir. Türkiye’nin AB’ye üyelik yolundaki müracaatlarının
“Müzakere Tarihi Alma” sürecine girmesi ile de şimdiye kadar ABD
yörüngesindeymiş izlenimi vermesi sebebiyle ilişki kurmada ihmalkar
davrandığı ülkelere yönelik bir yönelme söz konusudur. Hükümet, Rusya’dan
sonra da Çin ile daha yakın bir dirsek temasına geçme çabasını perçinlemek
amacıyla başını Çinin çektiği “Şanghay Altılısı” adlı örgütün 7. üyesi
olmaya hevesli görünmektedir.
“Şanghay İşbirliği Örgütü” ilk kuruluşunu Çin, Rusya, Kazakistan,
Kırgızistan ve Tacikistan’ı içine alan bir şekilde tamamladı ve bu birliğin
adına “Şanghay Beşlisi” de denildi. Daha sonra Özbekistan’da bu birliğe
dahil olunca adına “Şanghay Altılısı” denilmeye başlandı.
Bu Birliğin kuruluş amacına bakıldığında sözde dayanışma ve işbirliğinden
bahsedilse de, açık ve net olarak Çin kurnazlığının ve sinsiliğinin bir
eseridir.
Çinin asıl maksadı ise Doğu Türkistan Özgürlükçülerine darbe vurmaktır. Zira
1990 yılının başlarından itibaren Bağımsızlıklarını elde eden Batı Türkistan
Türk Cumhuriyetleri dünyada en çok Çinlileri telaşlandırmıştır. İşgalci Çin
hükümetine göre, kendi esaretleri altındaki Doğu Türkistan Türklerinin
ırkdaşı, dindaşı ve çok yakın akrabaları olan Batı Türkistan Türkleri,
bağımsızlık yolunda Doğu Türkistan Türklerini daha da cesaretlendirebilir ve
güçlendirebilirdi. Azımsanmayacak sayıdaki Doğu Türkistan Türklerinin (
Yaklaşık 2 milyon civarında )çeşitli zaman dilimlerinde göç etmek durumunda
kaldıkları Batı Türkistan toprakları Uygurların ilk sığındıkları
yerlerdendir.
Bu sebeple Çin hükümeti aklınca Doğu Türkistan Bağımsızlık yanlılarının
destek alma yollarını kapatmak ve hangi Türk Cumhuriyetinde Doğu Türkistanlı
varsa onları kolayca teslim almak için söz konusu “Şanghay İşbirliği
Örgütü”nü büyük çabalarla Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerini de içine
alacak biçimde vücuda getirmiştir. Şu anda daha açık bir ifade ile “Şanghay
Altılısı” olarak anılan Birliğin içinde yer alan Türk Cumhuriyetleri, Rusya
ile Çin’in kontrolü altına girmişlerdir ve Çin bu oluşumun meyvelerini,
Kazakistan ve Kırgızistan’dan siyasi sığınma talebinde bulunan Uygurları
kolayca teslim alabilmekle toplamaya başlamıştır.
Türkiye bu “Şer Altılısı” nın yedinci üyesi olmak isterken söz konusu “Şer
İttifak”ın gerçek anlamda ne amaçla kurulmuş olduğunu yeteri kadar
araştırmadan iştahlanmakla yağmurdan kaçarken doluya tutulmak üzere
olduğunun farkında olmalıdır.
Eğer yalnızca ticari açıdan buraya dahil olmak istiyorsa unutmamalıdır ki;
Farklı düşünenler olabilir fakat Rusya ve Çin gibi iki ezeli Türk düşmanı
devletin din, dil, ırk ve tarih birliği bulunan Türk boyları arasında aracı
olmasına gerek yoktur. Türkiye bu “Şer Birliği” ne üye olma çabası ile şu
anda dünyada sahip olduğu tertemiz adına ve imajına asla halel
getirmemelidir…
Bu “Şer ittifak”a üye olunduğu taktir de kim bilir belki de Çin,
Türkiye’deki Doğu Türkistan kökenlilerin, Rusya’da, Türkiye’deki Çeçen
kardeşlerimizin iadesini isteyebilir…
|