|
| |
|


 |
|
Başmakale
Mehmet Emin
Batur |
|
KIZIL ÇİN HÜKÛMETİNİN DOĞU TÜRKİSTAN’LILARA KARŞI BAŞLATTIĞI İLLEGAL
FAALİYETLER DURDURULMALIDIR
Gazetemizin ilk sayısının çıkması ile
okuyucularımızdan aldığımız olumlu tepkilerin fazlalığı ve bizlere
destek vermek için sergiledikleri samimî tavırlar; kamu oyunda,
basın-yayın dünyasında hakikaten bir boşluğun olduğu konusundaki
beyanlarımızın doğruluğunu bir defa daha gözler önüne serdi. Elbette ki;
bu durum bizim için çok önemli bir teşvik, güç ve ilham kaynağı
olmaktadır. Millî ve manevî hassasiyetlerimizin ihyası yolundaki
kapıların bir bir kapanmakta olduğu düşüncesine kapılanların sayısına
her geçen gün yenilerinin eklendiği bir dönemde, Türkiye’mizde ve Türk
dünyasında gazetemizin içerdiği konulara teşne olan çok sayıda insanın
var olduğunu, yardım ve desteğe de her an hazır olduklarını öğrenmiş
olmak, ümit var olma yolundaki kulvarımızı aydınlatan önemli bir ışık
olmuştur...
Gazetemizin öncelikli hedefi; dünyadaki küresel güçler arasındaki çıkar
çatışmalarının kopardığı toz-duman içerisinde, dünya gündeminde yer alma
imkânı bulamayan, yada Kızıl Çin gibi ülkelerin hükûmetlerince Milletler
arası kamuoyunun bilgisinden kasıtlı olarak gizlenmeye çalışılan, oysa
ki; insanlığın vicdanında onulmaz yaralar açmaya devam eden çok önemli
hadiseleri mümkün olduğu kadar dünya gündemine taşımaya çalışmak ve
böylece insanlığın en temel ve kutsal haklarından biri olan haber alma
hakkı yolunda hizmet edebilmektir.
Doğu Türkistan’da Çin hükûmeti tarafından açıkça işlenmekte olan
insanlık suçlarının boyutları şu an itibarıyle sınır tanımaz seviyelere
ulaşmış durumdadır. Çin hükûmetine kendisinin altına imza koyduğu
Milletler arası anlaşmalara riayet etmektedir. Ne de; Kızıl Çin’i,
ikinci dünya savaşından sonra kendi ülkesinde ve işgal ettiği Doğu
Türkistan, İç Moğolistan ve Tibet’te yaptığı katliamlara rağmen
bünyesine üye devlet olarak kabul etme aymazlığını gösteren Milletler
arası teşkilâtların üyesi devletler, Çin’in; tabir yerindeyse
şirazesinden çıkmış olan gidişatına “Dur” diye-bilmektedir…
Milletler arası teşkilâtların bu vurdum duy-mazlığından istifade eden
Kızıl Çin hükûmeti bir süredir de dış ülkelerde yaşayan Doğu
Türkistanlıların; bulundukları ülkelerdeki demokratik haklardan istifade
ile, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlâllerini kamu oyuna
anlatmalarını bile hazmedemeyerek “Devlet” olmakla asla bağdaşmayan
illegal faaliyetlere girişmiş bulunmaktadır.
Geride bıraktığımız birkaç yıl zarfında; Kazakistan’da faaliyet gösteren
“Uyguristan Azatlık Teşkilatı” Başkanı Haşir Vahidi, “Nazugum Vakfı”
Başkanı Dilbirim Samsakova ve Kırgızistan’da Faaliyet gösteren “Uygur
İttifakı” Başkanı Nigmet Bosakop Hacim kimliği belirsiz kişiler
tarafından hunharca öldürülmüşler, fakat bu güne kadar bu cinayetlerin
failleri bulunamamıştır.(!) Bunlara ilaveten Almanya’da 1996 yılından
beri faaliyet göstermekte olan “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin
Kazakistan temsilcisi ve bir dönem (1993) Doğu Türkistan’da Bağımsızlık
mücadelesi veren “Doğu Türkistan Genç Kıvılcımlar Teşkilatı” Başkanı
olan Abdüşükür Tevpik, 02.05.1999 tarihinde kimliği belirsiz kişilerce
evinden zor kullanılarak alınıp götürülmüş ve bir daha kendisinden haber
alınamamıştır. Enformasyon Merkezinin Özbekistan Temsilcisi Memtiminov
Hekim İlahunoviç’ de, 21.04.2002 tarihinde Merkez için haber toplamak
üzere Kazakistan’a doğru yola çıkmış ve esrarengiz bir biçimde ortadan
kaybolmuştur…
Çin gizli servisinin Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerinde oldukça
serbest hareket ettiklerini, bu ülkeler üzerinde Çin hükûmetinin siyasî,
ekonomik ve askerî alandaki baskısının giderek artmakta olduğunu,
bilhassa Kazakistan ve Kırgızistan hükûmetlerinin kendilerine sığınan ve
Çin’in “Siyasî Suçlu” ilân ettiği Doğu Türkistanlıları Çin hükûmetine
teslim ederek öldürülmelerine sebep olduklarını düşünürsek, bundan sonra
daha nelerin olabileceğini tahmin etmek pek zor olmasa gerek…
“Devlet Terörü” yelpazesini giderek genişleten Çin hükûmetinin Doğu
Türkistanlılar hakkında kesinlikle iyi şeyler düşünmedikleri gayet
açıktır.. Bağımsız bir devlet olamamanın dayanılmaz acısını; dünya
olimpiyatlarında temsil edilememekle ve hunharca öldürülmekte,
kaybolmakta olan insanlarının haklarını arayamamakla bir defa daha
yaşayan Doğu Türkistanlıları, mevcudu korumaya ve günü kurtarmaya değil;
“Tam Bağımsız Doğu Türkistan” yolunda daha ciddî adımlar atmaya davet
ediyoruz… |
|
ABD-Çin Gerginliği
Çin, ABD yönetiminin Guantanamo üssünde bulunan 22 Uygur Türk'ünü iade
etmemesini sert bir dille eleştirdi. Pekin hükûmeti, yakında serbest
bırakılması beklenen Uygurların Çin'e teslim edilmemesi halinde Dünyada
ki terörist eylemlere kalkışacak olanlara yanlış sinyal verileceğini
ileri sürdü.
Küba'daki Guantanamo Üssünde bululan terör zanlıları arasında; Doğu
Türkistan’ın işgal edilmesinden sonra Çin zulmünden kaçarak
Afganistan’da yaşamını sürdüren ve şüphe üzerine Guantanamo’ya götürülen
22 Uygur Türküde bulunuyordu. Halen Çin vatandaşı olarak görülmelerinden
dolayı Çin Hükümeti bu kişileri sorguya çekmek istemiş,ancak ABD
Hümümeti bunu kabul etmeyince de iadelerini istemişti. ABD Dışişleri
Bakanı Colin Powell, yaptığı açıklamada, Uygurların yakında serbest
bırakılacağını ancak Çin'e iadelerinin söz konusu olmadığını vurguladı.
Neden olarak da uluslararası insan hakları kuruluşlarının, Uygurların
Çin'e gönderil-meleri halinde işkenceye maruz kalacakları gösterdi.
Çin ödün istiyor
Ç in Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ''Doğu Türkistan teröristleri'' olarak
ileri sürdüğü Uygurlara Amerika tarafından yanlış sinyal gönderilmemesi
gerektiğini söyledi. Bağımsızlık yanlısı Uygurların uluslararası
terörizmle bağı olduğunu iddia eden Çinli yetkili, bu kişilerin sadece
Çin değil, Amerika'yı hatta tüm dünyayı tehdit ettiklerini öne sürdü.
ABD ikilem içinde
Bazı uzmanlar, terörizmle mücadelede Çin'in işbirliğine ihtiyaç duyan
Amerika'nın, bunu elde etmek için Pekin hükûmetine ödün verdiği
görüşünde. Ödün ise, Doğu Türkistan'daki bağımsızlık yanlısı Uygurların
"terörist" olarak kabul edilmesi. Avustralya'daki Griffin
Üniversitesi'nden Profesör Colin McKerras, Bush yönetiminin bir ikilem
içinde kaldığını söylüyor. Avustralyalı profesöre göre, Washington bir
yandan Çin 'in işbirliği yapmasını istiyor, bir yandan da Pekin
hükû-metinin terörizmle mücadele kisvesi altında Uygurlara baskıyı
artırma-sından kaygı duyuyor. Doğu Türkistan'da her türlü dinî faaliyet,
yayın, forum ve kuruluş için Çinli yetkililerin izni gerekiyor.
Uluslararası kuruluşlara göre, 11 Eylül saldırılarından bu yana, Çin'in
Sincan diye adlandırdığı, Doğu Türkistan ya da Uygur Özerk Bölgesi'nde
baskı daha da arttı ve binlerce Uygur yasadışı faaliyette bulundukları
gerekçesiyle göz altına alındı.
Çin hükûmeti, ayrıca, işgali altında tuttuğu Tibet'le birlikte Doğu
Türkistan'da da asimilâsyon politikası uygulamakla suçlanıyor.
Çinli yetkililer, 90'lı yıllarda Doğu Türkistan'da meydana gelen bombalı
saldırılar ve toplumsal huzursuzluklardan Uygurları sorumlu tutuyor. |
|
Yusufbek
Muhlisi Hakk’a Yürüdü!
Doğu Türkistan
İstiklal mücadelesinin yılmaz,yorulmaz, feraset ve
şecaat sahibi
önderlerinden Yusuf Bek Muhlisi Hakkın rahmetine kavuştu. O, 1940’ lı
yıllardaki en zorlu mücadele dönemlerinden beri Doğu Türkistan’ın Milli
Bağımsızlık hareketlerinde ön saflarda yer aldı.
Yusuf Bek Muhlisi; 1960’lı yıllarda Doğu Türkistan’dan ayrılmak zorunda
kalarak eski Sovyetler Birliğine yine bütün kalbi ile inandığı davasına
hizmet edebilmek uğruna hicret etmişti. Son derece sağlam karakterli,
metanetli, kararlı ve cesaretli vatan evlatlarından biriydi. Onun
mücadele anlayışında; korku, ümitsizlik, karamsarlık, yılgınlık gibi
gerçek mücadele adamlarına yakışmayacak zafiyetlere yer yoktu.
Eski Sovyetler Birliğinin son yıllarındaki karmaşık ortamında dahi Milli
maksadından ve hedeflerinden en küçük bir sapma göstermeksizin
kendisinin bizzat kurduğu ve önderliğini yaptığı “Doğu Türkistan Milli
Kurtuluş Teşkilatı” bünyesinde Çin işgalcilerine karşı Bağımsızlık
mücadelesini büyük bir kararlılık ve azimle devam ettirmiş, yeni
nesillerle Milli Bağımsızlık şuurunun aşılanmasında büyük hizmetler ifa
etmiştir. Merhuma Cenabı Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün Doğu
Türkistan halkına baş sağlığı diliyoruz…Yusuf Bek Muhlisi’nin manevî
varlığı Doğu Türkistan İstiklâl Mücadeyolunda daima bir ışık, bir ilham
kaynağı olmaya devam edecektir. Mekanı cennet olsun… |
|
Milyonlarca
Doğu Türkistanlı Türk Açlık İçinde Yaşıyor!
"Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi" nin haberine göre; Doğu Türkistan'daki sözde Halk
hükûmeti tarafından düzenlenen "Yoksul Bölgelere Yardım İçin Seferberlik
Toplantısı" adı altındaki toplantı sözde otonom bölgelere bağlı il,
ilçe, köy ve kasabalarda da yapılmaya başlandı.
Bu toplantılarda Doğu Türkistan da devlet tarafından tespit edilen en
düşük yaşam standartlarının da altında yaşamakta olanların genel nüfusun
yüzde 40'ını teşkil ettiği ve bunların hepsinin de Çinlilerin "Azınlık
Milletler" olarak telaffuz ettikleri milletlerden olduğu, yıllık kişi
başına düşen yıllık ortalama gelirin 1080 yuen (tahmini olarak 130
dolar) civarında olduğu beyan edildiği ifade ediliyor.” Seferberlik
Toplantısı"nda Çinli bir yetkili, “20 yıl önce Hoten' in malum
nahiyesine bir yıl süre ile görevli gitmiştim, o zamanlar o nahiyenin
genel olarak gelir seviyesi çok düşüktü.
Bazı ailelerde çiftçilik için hiçbir alet edavat bile olmayıp, doğru
dürüst giyecekleri bile yoktu.
O zamanlar ben Ürümçi' ye döneceğim zaman oradaki çiftçilere kendi
giyeceklerimi vermiştim. Geçen sene hizmet için aynı nahiyeye gittiğimde
ben giyeceklerimi verdiğim kişi hâlâ benim vermiş olduğum giyecekleri
giyiyordu. Yoldaşlar, aradan 20 yıl geçmiş olmasına rağmen bölge
insanının durumunda hiçbir gelişme olmamıştı." dedi.
İçeriye ayrı dışarıya ayrı bilgi veriyorlar Çinli yetkilinin yukarıdaki
sözlerine karşılık, Çin hükûmetinin geçenlerde ilân ettiği "Sinkiang' ın
(Doğu Türkistan) tarihî ve Gelişimi" adlı beyaz kapaklı kitabında
Azınlık milletlerin yaşadığı bölgelerdeki iktisadî gelirin Çinin iç
bölgelerindekilerden 2.6 oranında daha yüksek olduğu beyan edilmiş ve
hatta sözde "Otonom Bölge Komünist Partisi" nin sekreteri Wang Le Chen
yabancı ülke basın mensupları ile yaptığı basın toplantısında Doğu
Türkistan'da kişi başına düşen ortalama yıllık gelirin 7450 yüen
olduğunu söylemişti.
Fakat yukarıdaki bilgiler, Komünist Çin hükûmetinin; kendi kendilerini
inkâr eden, hiçbir sözlerine itimat edilmeyecek, ne kadar sahtekâr bir
hükûmet olduğunun ve ayrıca Doğu Türkistan halkının şimdi dahi
açlık,çıplaklık içinde yaşamaya mecbur bırakıldığının açıkça
göstergesidir.
|
|
Türk katliâmı için yeni emir
çıktı
Aksu vilayeti Komünist
Partisinin sekreter yardımcısı ve siyasî yasalar komitesinin müdürü Yang
De Hai, vilayet genelindeki bütün hükûmet
yetkililerinden 2004 yılı
içerisinde sözde bölücülüğe karşı mücadelenin daha sert bir biçimde
yürütülmesini istedi. Haber kaynaklarımızın bildirdiğine göre, çıkarılan
genelgeye göre sürdürülecek mücadelede kesinlikle acımasız olunması,
daha sert tedbirlerin kullanılması, gevşek davranılmaması ve de
uygulanacak ve alınacak bütün tedbirlerin tam bir bütünlük içinde
kullanılması gerektiği vurgulandığı belirtiliyor.
Protokol imzalandı
Doğu Türkistanlılara uygulanacak baskının arttırılması konusunda Çin
Hükûmetin üst düzey yetkilileri ile Komünist Partisi ikinci sekreteri
Yang De Hai arasında protokol imzalandığı ifade edildi. İmzalanan
protokolün içeriğinde yer alan bütün maddelerin en hızlı bir şekilde
uygulamaya geçilmesi konusunda da mutabakata varıldığı bildirildi.
İmza sonrası Yang De Hai konu ile ilgili olarak yaptığı bir toplantıda
şöyle konuştu; " Her kademelerdeki siyasî yasa organları, cemiyetin
siyasî istikrarını koruyup kollamak için devlete olan hizmetin birinci
öncelikli vazifesi telâkki ederek millî bölücü güçlere karşı sert darbe
vurmak ve en üst derecede bu görevi sürdürmek adına "Üç Türlü Güçler" in
teşkilât kurmaları, baş kaldırmaları, silâhlanmak gibi faaliyetlerinin
ve fiilî olarak bir zarar verme noktasına gelmeye çalışma girişimlerinin
ciddî şekilde önüne geçmek gerekir. Özellikle de terörist teşkilât ve
güçlere karşı çok uyanık olmamız ve yer altı eğitim noktalarını, bomba
ve silâh yapımı için mekân olarak kullandıkları yuvaları tarumar etmek,
kaçak durumdaki aranan suçluları da bir an evvel yakalamamız
gerekmektedir."
Hayali teröristler oluşturuldu
Alınan bilgilere göre, normal suçlardan ve suçlulardan, yolsuzluklarla
ilgili suçlardan, iktisadî problemlerden kesinlikle söz edilmeyerek,
yalnızca kendi oluşturdukları hayali terörist ve bölücülerden (!)
bahisle toplantıyı sona erdiren Hai'nin, Aksu'da yerleşik Çinlilerin en
çok suç işledikleri bir vilayet olmasını göz ardı ettiği kaydediliyor.
Çinli suçluların hırsızlık, gasp ve adam öldürme gibi suçları hemen her
gün işledikleri bu vilayette Çin hükûmeti "Bintuan" dedikleri silâhlı
çiftçi milisleri de yerleştirildiği ifade ediliyor.
Çinlilere sınırlama yok
Alınan bilgilere göre Doğu Türkistanlılar'a yapılan baskı ve zulümlerin,
Kızıl Çin hükûmetinin bu iki yüzlü çifte standart uygulamalarının
Çinlileri daha da cesaretlendirmekte ve suç işleme oranlarının artmasına
sebep olmakta olduğu vurgulanıyor.
|
|
Uygurları
dinden uzaklaştırma projesi başlatıldı
Kızıl Çin hükûmetinin
sözde Otonom bölge olarak adlandırdığı DoğuTürkistan'daki yine sözde
Barış komitesi; "Millî bölücülük hareketleri" ile meşgul olduklarını
iddia ettikleri üyelerini cezalandırmaya yönelik yeni uygulamalar
başlattı.
"Doğu Türkistan Barış Komitesi" Uygur barış komitesi üyeleri içerisinden
günden güne güçlenmekte olan hükümete (Çin hükûmetine) karşı olan
nefreti azaltmak ve onları dinî inançtan uzaklaştırmaya özel; "Barış
komitesi" üyeleri arasındaki devlet memurlarını, sözde millî bölücülüğe
karşı durma ve vatanın bütünlüğünü koruyup kollama furyası içerisinde
siyasî nizama aykırı davranmaları durumunda cezalandırmak için bir
uygulama başlatıldığı kaydedildi. Devlet memuru olan ve aynı zamanda da
"Barış komitesi" üyesi olanlara "Millî Bölücülük" ve "Yasa dışı dinî
hareketler" den uzak durma çağrısı yapıldığı kaydedildi.
Barış komitesine hainler alınıyor
Doğu Türkistan Enformasyon merkezi tarafından ele geçirilen ve özellikle
Doğu Türkistanlı gençleri hedef alan bu yeni uygulama maddelerine göre "
Milli bölücülük,yasa dışı dini faaliyetleri ve zorba terörist
hareketleri, planlayan, teşekkül oluşturan, o tür grupları destekleyen,
yada katılan, onlara yardım ve yataklık edenleri ve daha önce bu tür
suçlardan dolayı ceza alarak hapis yatmış olanları ve çalışma
kamplarında cezalandırılmış ve cezalarının bitiminde salıverilen ve bu
gün "Barış Komitesi" içerisinde bulunanların bu komiteden kovulması
gerektiği ileri sürülüyor.
11 maddeden oluşan belgenin Uygur Türkleri arasında büyük tepki çektiği
ifade edildi. |
|
“Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi”
adında yeni bir Teşkilât Kuruldu
Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi tarafından Yeni bir Teşkilat Kurulduğu ile İlgili
Beyanat “DOĞU TÜRKİSTAN BAĞIMSIZLIK HAREKETİ” TEŞKİLATI KURULDU
01.09.2004 Tarihinde Almanya’nın Münih şehrinde “Doğu Türkistan
Bağımsızlık Hareketi” adlı yeni bir teşkilat kuruldu.
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi 8 yıldan daha fazla bir zamandan beri
Doğu Türkistan’ın yurt dışındaki Vatansever, Milli Bağımsızlık yanlısı
kişi ve kuruluşlarla samimi bir dayanışma içerisine girerek kısa zamanda
dünya kamu oyuna Doğu Türkistan hakkında haberler vermeye başladı. Doğu
Türkistan Enformasyon Merkezi bir bilgi ve haber organı olmasının
ötesinde saldırgan Çin hükümetinin halkımıza yönelik olarak yaptığı
kanlı zulüm, baskı ve asimilasyon hareketlerine defalarca demokratik
yollarla tepki gösterdi, bildiriler yayınladı. Bu yüzden Milletler
arasındaki haber organlarından ayrı bir platforma oturdu. Saldırgan Çin
hükümetine karşı yayınlanacak bildirilerin ve verilecek beyanatların bir
siyasi organ ve ağızdan çıkışını sağlamak için de, “Doğu Türkistan
Bağımsızlık Hareketi” Teşkilatını kurmanın zaruri olduğu kanaatine
vardı.
Teşkilatın kuruluşu; doğuda Japonya’dan, batıda Amerika’ya kadar bütün
devletlerdeki mevcut Doğu Türkistan Teşkilatlarının ve kişilerin görüş
ve fikirleri alındıktan sonra gerçekleştirildi.
DTBH Teşkilatı; Milletler arası siyasi platformlarda saldırgan Çin
Hükümetinin Doğu Türkistan’da icra etmekte olduğu soykırım, milli
zulüm,Kültürel alanda yozlaştırma, asimilasyon, dini baskı ve yıldırma
hareketleri, iktisadi bozgunculuk, talan,soygun ve ayrıca yurt dışında
sürdürdüğü yalancılık siyaseti, aldatmaca, ,iftira kampanyaları ve de
son zamanlarda başlatmış olduğu suikast ve cinayetlerini siyasi bir güç
olarak dünya kamu oyuna duyurmak, ifşa etmek için kurulmuştur.
DTBH Teşkilatının asıl amacı; Doğu Türkistan Cumhuriyetinin
bağımsızlığını tamamen ele geçirmek ve bu ulvi yolda nasıl bir bedel
gerekiyorsa ödemeye hazır olmaktır.
Vatanımızdaki ve diğer dünya ülkelerindeki mevcut Doğu Türkistan
Teşkilatları ve şahısların desteklerini samimi olarak vermelerini
istemekteyiz.
Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi bünyesinde yapılan istişare
toplantısının ardından aşağıdaki gibi yapılandırıldı:
Başkan: Abdulcelil Karakaş (Almanya) Ek olarak Dini işler sorumlusu
Başkan Yard: Erkin Ezizi (Türkiye)
Baş Katip: Rukiye Turduş (Kanada)
Finans Başkanı: Abdullah (Suudi Arabistan)
Teftiş: Enver Doppa (Almanya)
Gençler Bölümü Başkanı: Alican Oğuz (Almanya)
Başkan Yard: Yarmehmet Heytmehmet (Norveç)
Bşk Yardımcısı: Yaşar Uyguroğlu (Norveç)
Kadınlar Bölümü: Aliyem Tohto hunova(Belçika)
Sağlık Bölümü Sorumlusu:Feridun Abdusamet (Almanya)
Tercüme Düzenleme Bölümü, İngilizce Tercüme bölüm Sorumlusu:Nurlan
Jumaruv (Or.Asya)
Çince Tercüme Bölüm Sorumlusu:Tarim Oğlu (Orta Asya)
Arapça Tercüme Böl. Sorumlusu:Ummi Gülsüm (Suudi Arabistan)
Teşkilat ve Kültür-Eğitim Merkezleri ETIC Sorumluluğundadır.
İSTİKLÂL GAZETESİ adına
Doğu
Türkistan’ın Kurtuluşu yolunda hayırlı olsun diyoruz.
|
|
Çin Hükûmeti iki Uygur
Türkünü daha idam etti
Çin iki Uygur Türkünü
daha idam etti. Alınan bilgilere göre, Çinliler iki Uygur’u idam ederek
16 Uygur’uda de ulusal güvenliğe zarar vermek
bahanesiyle çeşitli hapis
cezalarına çarptırdı. Yapılan açıklamaya göre, Doğu Türkistan’da iki
Uygur yasadışı patlayıcı üretmek bahanesiyle 21 Temmuz da idam
edilirken, iki Uygur ömür botu hapis cezasına çarptırıldı, 14’ünede 5
yıldan 20 yıla kadar değişen hapis cezaları verildi. Davaların görüldüğü
mahkeme cezaları doğrularken, bu kişilerin patlayıcı üretmek, yeraltı
guruplarını örgütlemek ve ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde
doğrudan yada dolaylı olarak yer almakla suçlandıklarını bildirdi.
Doğu Türkistanlı yetkililer ise, Çin hükûmetinin her yıl çeşitli
bahanelerle binlerce Doğu Türkistanlıyı tutukladığını ve bir çoğunu da
idam ettiğini belirterek, Çin’in bir insanlık suçu işlediğini ifade
ediyor.
|
|
Doğu
Türkistan’ın önde gelen kişileri tutuklanıyor
“Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği habere göre; “Doğu Türkistan
Hakkaniyetçiler Partisi”nin Başkanı Eysa Hüseyin 15.08.2004 tarihinde
Çin güvenlik güçleri tarafından tutuklandı.
“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği habere göre;Eysa
Hüseyin Aksu vilayetinin Toksu nahiyesinde 1994 yılında “Doğu Türkistan
Hakkaniyetçiler Partisi” ni kurduktan sonra propaganda yolu ile
Çinlilerin Doğu Türkistan halkına yapmakta olduğu zulümlere karşı
çıkarak halkı Çin işgaline karşı çıkmaya çağırıyordu. Bu sebeple Eysa
Hüseyin 1994 yılının Ağustos ayında Çinlilerce tutuklanarak 9 yıl süre
ile hapis cezasına çarptırılmıştı. 2003 yılının Ağustos ayında hapisten
çıkan Eysa Hüseyin hapisten çıktıktan sonra da Çin polisi tarafından göz
hapsine alındı. Eysa Hüseyin bu esnada fiili olarak bir faaliyet içinde
olmadıysa da Çin hükûmeti Ağustos ayı içerisinde Eysa Hüseyin ile
birlikte 19 kişiyi daha tutukladı.
Toku nahiyesi yerel hükûmeti tarafından yayınlanan bir bildiriye göre;
Eysa Hüseyin ile Ömer İmin, Enver Satar, Ötkür İmin,Reyhan Gül Semet,
Eziz İmin, Abliz Rozi ve Tohti Kuti ismindeki kişileri de görevden
alınarak tutuklandıkları öğrenildi. (ETIC) |
|
Mehmet Emin Buğra’nın yeğeni
4. kez tutuklandı
Çin hükûmeti
birkaç yıldan beri “Yasa dışı Dini Unsurlara Darbe Vurma Hareketi” adı
altında Doğu Türkistan da tanınmış din adamlarına ve alimlere karşı
zarar verme hareketlerini devam ettiriyor.
Abdulahat Barat Mehdum bu
yılın başlarında Hoten’de tutuklanan tanınmış din alimlerinden biridir.
Alınan haberlere göre Çin Polisi Abdulahat Barat Mehdum’un dinî bilgiler
öğretmekte olduğu Hoten’deki bir evi basarak 74 yaşındaki Abdulahat
Barat Mehdum’u , 7 öğrencisini ve ev sahibini birlikte tutuklayarak
hapse attı.
Dinî eğitim vermekten başka hiçbir şey yapmayan Abdulahat Barat
Mehdum'un ağır biçimde böbrek hastalığına yakalandığı, sağlık durumunun
son derece ağır olmasına rağmen Çin hükûmeti onu çok kötü şartlaraki bir
cezaevine hapsederek akrabaları dahil hiç kimsenin ziyaret etmesine izin
vermediği öğrenildi. Hayatının büyük bölümü Çin zindanlarında geçen Din
alimi Abdulahat Barat Mehdum’un bu tutuklanışı ile birlikte 4. defa
tutuklandığı ifade edildi. Din alimi Abdulahat Barat Mehdum 1930 yılında
Hoten vilayetine bağlı Karakaş nahi-yesinde dünyaya geldi. Mahdum;
1930’lu yıllardaki Doğu Türkistan Millî Kurtuluş Ha-reketinin en önde
gelen liderlerinden biri olan Sabık Hoten Halifesi, tarihçi ver şair
Mehmet Emin Buğra’nın ablasının oğludur.Yerli halkın verdiği bilgiye
göre; Abdulahat Barat Mehdum ilmî, uyumlu, yumuşak başlı ve herkesle çok
iyi ilişkileri olan, halk nezdinde oldukça büyük saygınlığı bulunan
takva sahibi bir kişiliğe sahip olup, şimdiye kadar Çin hükûmetine karşı
her hangi bir faaliyetine rastlanılmadıysa da, Çin hükûmeti yaklaşık 50
yıldan beri onun yakasını bırakmıyor. Bu yüzden halk arasında; “Çinliler
Mehmet Emin Buğra’dan alamadıkları hınçlarını onun yeğeninden almaya
çalışıyor. Dünyada böylesine kin ve nefretle dolu, intikam hırsı ile
yanıp tutuşan bir hükûmet olur mu?” diyerek tepki göstermektedirler.
(ETIC) |
|
Doğu Türkistan’da İstiklâl
mücadelesi sürüyor
Çin zulmüne başkaldırı artıyor
Yıllardan beri esaret altında yaşayan Doğu Türkistanlıların bu esaretten
kurtulmak için yaptıkları mücadele her alanda devam ediyor. Alınan
bilgilere göre Ocak ayının 20. günü hafif otomatik silâhlı bir grup,
Kargalık nahiyesinde yerleşik Jandarma karakoluna bir jeeple baskın
yaptı. Çinlilerin 101 ve 102. numaralı iki ofisine bir süre şiddetli
biçimde ateş açtıktan sonra kaçan Doğu Türkistanlı mücahitlerin, kaçış
esnasında bir başka araçla yaptıkları kazada şehit oldukları belirtildi.
Olayda Çinli Jandarmalardan da 7 kişi öldü ve bir çok askerde yaralandı.
Hotan'da da 4 asker öldürüldü
Aynı gün akşam saatlerinde Hoten Jandarma merkez karakoluna kimliği
bilinmeyen kişilerce ateş açıldı ve olayda 4 asker öldü. Olaydan sonra
ise ateş açan kişiler kaçmayı başardı.
Yapılan bu mücadelenin Doğu Türkistanlılar'ın çok büyük bir kısmı
tarafından desteklendiği ve halka moral verdiği ifade ediliyor.
Aksu'da 7 mücahit şehit oldu.
22 Ocak akşamı Aksu vilayeti Emniyet Müdürlüğünde görevli bir gurup
polis mesai bitiminden sonra yatakhanelerinde içki içerek Çinlilerin
"Çagan" bayramı münasebetiyle birbirlerinin "Çagan" larını kutlarlarken,
10 kişilik Doğu Türkistanlı grup iki ayrı yolcu aracıyla gelerek
kendilerini sözde otonom bölge toplum güvenliği biriminden müfettişler
olarak tanıttı. Polisler tarafından gelenlerin mücahit oldukları
anlaşılması üzerine taraflar arasında şiddetli silâhlı çatışma meydana
geldi. Polislerin telefonla yardım istemesi üzerine şehirde görevli
askerî birliklerin yardıma gelmesiyle çatışmanın büyüdüğü belirtildi.
Çatışma esnasında polislerle diğer guruptan 7 kişi olay yerinde öldü, 3
kişi de yaralandı.Polislerden de 3'ünün öldüğü bir kısmının da
yaralandığı bildirildi. Ayrıca, bu olayda Emniyet Müdürlüğü merkez
karakolu amiri vücuduna aldığı 5 kurşun yarası nedeniyle hastanede
tedavi edilirken öldü.
Küytün' deki Bintuan'(*)e Silahlı
Saldırı
25 Ocak’ta meydana gelen olaylarda ise Bintuan'ın, Küytün' de
konuşlandırdığı 91. ve 135. birlikleri kimliği bilinmeyen
kişilerin silâhlı saldırısına maruz kaldı. Bu saldırıda 91. Birliğin
cephaneliğindeki 86 model 95 adet Kaleşnikof ve 5000 adet mermi
götürülürken cephanelik muhafızı da öldürüldü. 135. Birliğe bağlı 20 den
fazla ağır yük aracı ve seyahat aracı benzinle ateşe verilerek küle
dönüştürüldü.
(*) Çin ordusuna bağlı silâhlı çiftçi milis birlikleri
Alınan bilgilere göre Gulca Vilayetindeki Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile
Jandarma birliklerinden birer ekip şehrin batı taraflarında devriye
gezerken şüpheli bir Askeri araca rastladılar. Çin askerleri araca
yaklaştığı sırada, araçta bulunanlar Çin askerlerini yaylım ateşine
tutarak olay yerinden uzaklaştı. Bu defa ki saldırıda jandarmalar henüz
ateş etmeye fırsat bile bulamamış, jandarmalardan 10 kişinin vurularak
öldüğü ve yaralandığı belirtildi.
Ürümçi'de Jandarmalara Saldırı
Ürümçi' de yerleşik Jandarma Birliği Merkezine bağlı Huangjin 15. Bölge
Karakoluna, Jandarma üniformalı ve tepeden tırnağa silâhlı, sayıları
10'dan fazla olan kişiler tarafından ani bir saldırı gerçekleştirildi.
Saldırıda bulunanlar olay yerine askerî araçlarla gelerek kendilerini
eşya getiren kişiler olarak tanıttı. Ancak Çinliler tarafından tanınan
kişilerin açtığı ateş sonucunda 40 tan fazla jandarma askeri ölürken,
saldırıyı gerçekleştirenler olay yerinden hızla uzaklaşarak kayıplara
karıştı.
Bingtuan' ın 101. Birliğine Silahlı Saldırı
Güvenilir kaynaklardan alınan bilgiye göre, 30 Ocak günü akşam
saatlerinde üretim birimindeki Bingtuan merkezine bağlı bir servis
otobüsü merkeze dönerken askerî motosikletlere binmiş silâhlı kişilerin
otobüstekileri kurşun yağmuruna tuttuğu belirtildi. Motosiklettekiler
kaçarken o civarda devriye görevine çıkan askerî birliklerle
karşılaştıkları ve çok şiddetli bir çatışma meydana geldiğini ifade eden
kaynaklar, bu çatışmada Çin askerlerine saldıran guruptan bazılarının
öldüğünü açıkladılar. Hong-Kong'da çıkmakta olan "Dong Siang Dergisinin,
hükûmetin yukarıdaki hadiseler hakkındaki gizli raporlarına dayanarak
verdiği haberlerde, Çagan döneminde ortaya çıkan yukarıdaki silâhlı
çatışmaların büyük bir kısmının Doğu Türkistan Özgürlükçü güçleri
tarafından gerçekleştirildiği, bu olayları sınır dışındaki "Düşman
güçler" in planladığı belirtildi. Yapılan mücadelenin giderek artmasının
Çin hükûmetini iyice rahatsız ettiği ifade ediliyor.
Hükûmet halktan gizlemeye
çalışıyor
Çin Hükûmeti ise meydana gelen olayları halktan gizlemeye çalışırken,
silâhlı saldırı olayları sebebiyle huzursuz günler geçiriyor.Yaşanan
olayların Doğu Türkistan’da milli hareketlere dayalı silahlı
çatışmaların aralıksız olarak arttığının ve güçlenmekte olduğunun açık
göstergesi olduğu belirtildi.
Öte yandan Hong-Kong’da yayınlanan “Dong Siang” dergisinde yer alan
haberlere göre; Doğu Türkistan’da meydana gelen silahlı saldırı
olaylarını Çin ordusundan çeşitli sebeplerle atılan subayların mevcut
yönetimden intikam alma duygusu içinde gerçekleştirmiş olabileceği
ihtimalide ileri sürülmektedir.
|
|
Çin,
kendine uygun din adamları yetiştiriyor!
"Singkiang (Doğu
Türkistan) Uygur Otonom bölge (sözde) Gençler Birliği" tarafından Pekin
Vilayeti Barış Komitesine gönderilen bir yazıda ilk biçimde Doğu
Türkistan'daki 23 vilayet, bölge, nahiye ve şehirlerden 23 kişi
"Vatanperver dini Zat" ı seçerek onları Pekin'e uygulamalı eğitime
gönderdiği, onların Pekin'deki Tiananmen meydanı ve meydandaki bayrak
asma merasiminde ve Çin Seddi'nde uygulamalar yapacakları beyan edildi.
Yukarıdaki gibi anılan uygulamaların bu yıl girdiğinde de ciddî şekilde
yürütülmekte olduğu kaydedildi.
|
|
Yarım Elma dayanışması
Kayseri Valiliği Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından kurulan 'Yarım Elma
Giyim, Gıda, Eşya Kabul ve Dağıtım Merkezi' düzenlenen törenle açıldı.
Melikgazi Kaymakamlığı arkasına kurulan Yarım Elma Yardım Kabul ve
Dağıtım Merkezi'nin açılış törenine, Vali yardımcıları Zübeyir Kemelek,
Tevfik Karabalık, Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve bazı
hayırsever vatandaşlar katıldı. Açılış töreni öncesinde bir konuşma
yapan Vali Yardımcısı Zübeyir Kemelek, Yarım Elma'nın ihtiyacı olan
fakir vatandaşlara giyim, gıda ve ev eşyası yardımı yapacağını söyledi.
Yeşil kart sahibi vatandaşların, Yarım Elma'dan faydalanabileceğini
belirten Zübeyir Kemelek, yeşil kartı olmayan fakir vatandaşların da
kayıt yaptırdıktan sonra yardımlardan yararlanacağını kaydetti. Dağıtım
merkezinin sürekli bağışa açık olduğunu ifade eden Kemelek, hayırsever
vatandaşların desteğini beklediklerini vurguladı. Vali Yardımcısı
Kemelek, Yarım Elma isminin paylaşımı çağrıştırdığını sözlerine ekledi.
Daha sonra Yarım Elma Dağıtım Merkezi'nin açılışı, iş adamı Erdoğan
Doğan tarafından gerçekleştirilirken, Vali Yardımcısı Zübeyir Kemelek
davetlilere merkezi gezdirdi. |
|
Üniversite’yi kazanmak bir dert, okumak başka bir dert
Üniversite
öğrencilerinden 2004-2005 akademik yılında alınacak harç miktarlarına
yaklaşık yüzde 15 oranında zam yapıldı. En yüksek harcı 431 milyon lira
tıp fakültesi ile devlet konservatuvarı öğrencileri ödeyecek.
Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, en yüksek
harcı 431 milyon lira tıp fakültesi ile devlet konservatuvarı
öğrencileri, en düşük harcı ise 52 milyon lira ile Açıköğretim Fakültesi
öğrencileri ödeyecekler. Bu arada, lisansüstü öğretim ücretleri de 190
milyon liraya yükseltildi.
Üniversitelerde ikinci öğretim harç miktarları ise 563 milyon lira ile 4
milyar 369 milyon lira arasında değişiyor.
Öte yandan öğrenci katkı payını süresi içinde ödemeyen öğrencilerin
kayıtları yapılmayacak ve yenilenmeyecek. Öğrenci katkı payı iki eşit
taksitte ödenecek. |
|
Irak’ta “Şiî”
direnişi
ABD ve Müttefiklerinin Irak’ı işgaliyle başlayan savaşta en büyük
direniş Şii’lerden geliyor. ABD ordusuna büyük kayıplar verdiren Şii
milisler Irak’ı sonuna kadar savunacaklarını belirtirken, şu aralar
Irak’ta barış havası esiyor.
Iraklı Şiîlerin en etkili lideri Büyük Ayetullah Ali el Sistani ile Şiî
lider Mukteda Sadr arasında imzalanan 5 maddelik barış anlaşmasının
ardından silâh ve bomba seslerinin sona erdiği kutsal kent Necef'te
hasar tespit çalışmaları yapılıyor. Saldırılar sonrası şehirdeki kutsal
mekânların dışında merkezdeki bütün binalar harabe görüntüsü alırken,
Iraklılar bir yandan kurtardıkları eşyaları evlerinden dışarıya
çıkarıyor, bir yandan da onarım çalışmalarını gerçekleştiriyor.
Sokaklardaki yanmış araçlar dikkati çekerken, Irak polisi bölgedeki
kontrol noktalarında görevlerini sürdürüyor. Yapılan anlaşmalar sonrası
Irak hükümeti bölgeye yardım yapmaya başlarken, elektrik görevlilerinin
ve temizlikçilerin çalışmalara başladığı görüldü. Necef merkezinde
konuşlanan Amerikan askerî tankları kameralara yansırken, yerlerdeki
patlamamış havan topu mermileri çatışmaların şiddetini ortaya koyuyor.
MUKTEDA SADR'DAN IRAK ÇAPINDA
ATEŞKES ÇAĞRISI
Iraklı radikal Şiî lider Mukteda Sadr, kendisine bağlı milislere ülke
çapında ateşkes çağrısı yaptı ve hareket olarak, siyasî arenada yer
alacaklarını duyurdu.
Sadr'ın yardımcısı Şeyh Naim el-Kaabi, Mukteda Sadr'ın ülke çapında
direniş faaliyetlerine katılan milisleri silâh bırakmaya çağırdığını
aktardı. El-Kaabi, Sadr'ın ülkenin siyasî yapısında görev almaya
hazırlandığını da bildirdi.
Mukteda Sadr, Irak'ın ABD tarafından işgal edilmesinin ardından yaşanan
direniş hareketlerinde Necef merkezli Şiîler'in başını çekiyordu.
Necef'teki Hz.Ali türbesinde konuşlanan Sadr'a bağlı Mehdi Ordusu
milisleri, haftalar boyu ABD askerleri ve Irak güvenlik güçleriyle
çatışmış ve olaylarda yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti.
Öte yandan, Sadr ve Iraklı yetkililer arasında, ülkenin diğer
yerlerindeki çatışmaları sona erdirmeye yönelik görüşmeler sürüyor.
|
|
İsrail
ev yıkmaya devam ediyor
Güneydeki Han Yunus
mülteci kampına baskın yapan İsrail birlikleri, tanklar ve buldozerlerle
10 evi yıktı, üçünü hasar vererek bıraktı. İsrail ordusu, Gazze
şeridinde Filistinlilere ait 10 evi yerle bir etti.
Operasyon sırasında çatışma çıkmadığı kaydedildi. İsrail, militanların
ailelerine ait olduğu iddia ettiği evleri yıkıyor.
Öte yandan, İsrail Yüksek Mahkemesi hükümetten, Batı Şeria'da inşa
etmekte olduğu “güvenlik duvarının” güzergâhı hakkında 30 güne kadar
açıklama yapmasını istedi. Mahkeme, hükûmetin Uluslararası Lahey Adalet
Divanı'nın duvarı yasadışı ilân eden kararını da değerlendirmesi
gerektiğini bildirdi. Uluslararası Adalet Divanı, geçen ayın 9'unda
verdiği kararda, ”duvar” inşaatını yasadışı bulmuş ve İsrail'den,
duvarın Filistin tarafındaki kısımlarını yıkmasını, Filistinlilere
verdiği zararı karşılamasını istemişti. BM genel kurulu da, İsrail'in
Uluslararası Adalet Divanı'nın kararına uymasını isteyen karar
tasarısını 20 Temmuz'da kabul etmişti.
“Terörü önleyeceğim” diyerek 700 km'lik duvar inşa etmeye başlayan
İsrail hükûmeti, mahkeme kararını “kaale almayacağını” daha önce
açıklamıştı. |
|
Rusya’da uçak kazası
Rusya'nın başkenti
Moskova'nın güneyinde, Tula bölgesinde Tu-134 tipi yolcu uçağı düştü, 44
yolcu taşıyan Tu-154 tipi ikinci bir Rus uçağı Moskova-Sochi seferini
yaptığı sırada kayboldu. Ancak daha sonra kaybolan ikinci uçağın da
başkent Moskova'nın 965 kilometre güneyinde Rostov kenti yakınında
düştüğü öğrenildi. İki uçağın da enkazına ulaşıldı.
Söz konusu uçakla, TSİ 21.00'de Don nehri kıyısındaki Rostov kentine 140
kilometre mesafede olduğu sırada iletişimin kesildiği belirtilmişti.
KAÇIRILMA SİNYALİ!
Rusya'da dün gece Tula bölgesindeki Bulçhaki köyü yakınlarında düşen
Tu-134 tipi uçağın radar bağlantısı kesilmeden kısa bir süre önce,
uçağın kaçırıldığına dair sinyal verdiği bildirildi.
İnterfaks Ajansı, Rus hükümetinden bir yetkiliye dayanarak verdiği
haberde, Tula yakınlarında düşen uçağın radar bağlantısının
kesilmesinden birkaç dakika sonra kaçırıldığına dair sinyal verdiğini
duyurdu.
Rus güvenlik uzmanları da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iç
istihbarat servisi başkanına olayları incelemesi için talimat verdiğini
belirterek, bu tip talimatların sadece şüpheli durumlarda verildiğine
dikkat çektiler.
“HAVADA İNFİLAK ETTİ"
Rusya'da bu gece düştüğü açıklanan 2 yolcu uçağıyla ilgili görgü
tanıkları Tula bölgesinde düşen Tu-134 tipi uçağın havada infilak
ettiğini söylediler.
İnterfaks, Tula bölgesindeki Bulçhalki köyü yakınında infilak ederek
düşen uçağın Tu-134 tipi yolcu uçağı olduğunu belirterek, uçakta 34
yolcu ve 8 mürettebatın bulunduğunu ve olay yerine ulaşan kurtarma
ekiplerinin canlı kimseye rastlamadığını duyurdu. İtar-Tass ise daha
önce uçakta 54 yolcu ve 8 mürettebat bulunduğunu duyurmuştu. |
|
Irak’ta Türkmenlere yönelik saldırılar arttı
Irak'ın
kuzeyinde bulunan Kerkük kentinde Türkmenlere yönelik
saldırılar artmaya
başladı.Türkmenlere ait bir eve silahlı saldırı yapılırken, Irak Türkmen
Cephesi ofisine de roket fırlatıldı. Edinilen bilgiye göre 26 Ağustos,
TSİ 21.00'de, Kerkük merkez Musalla Mahallesi 73 nolu eve kimliği
belirsiz kişiler tarafından silâhlı saldırı düzenlendi. İmad Aşur'a ait
Türkmen evine yapılan silâhlı saldırıda can kaybı olmazken, kapı
önündeki araçta maddî hasar meydana geldi. 8 nüfusun yaşadığı eve
saldıranlar, olay yerinden kaçarak uzaklaştı.
Öte yandan, 27 Ağustos TSİ 05.00'te de Kerkük Merkez Bağdat Caddesi
üzerinde bulunan Irak Türkmen Cephesi ofisine kimliği belirsiz kişiler
tarafından roket fırlatıldı. Roketin duvara isabet etmesi, can ve mal
kaybını önledi. Saldırganların yakalanması için, Kerkük polisi
tarafından bölgede operasyonlar başlatıldı. Irak'ın kuzeyinde bulunan
Kerkük'te tek Türkmen müdür olan İbrahim İsmail, uğradığı silâhlı
saldırı sonucu hayatını kaybetti. Kerkük Milli Eğitim Müdürü Türkmen
İbrahim İsmail, sabah saatlerinde evinden iş yerine giderken kimliği
belirsiz kişilerin silâhlı saldırısına uğradı. Türkmen müdürün hayatını
kaybettiği saldırıda, 2 koruma ve şoför yaralandı.
|
|
Ahıska Türkleri Anadolu’ya yerleşmek istiyor
İzmir'de bulunan
Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Rusya'da sürgünde bulunan
Ahısta Türkleri'nin son olarak ABD'ye göç etmeye başladığını duyurarak,
Ahıska Türkleri'nin Anadolu topraklarına yerleştirilmesini istedi.
Dernek yönetimi, Ahıska Türkleri'nin sorunlarına sahip çıkan Türkiye
Gazetesi'ne de bir plaketle teşekkür etti. Teşekkür plaketini, Türkiye
Gazetesi İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın aldı.
Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği'nin Konak İlçesi'nde bulunan
dernek merkezinde bir basın toplantısı düzenleyen Dernek Başkanı Dr.
İbrahim Agara, Türkiye'nin Ahıska Türkleri'ne sahip çıkmasını istedi.
Özbekistan'daki bölgelerinden göçe tabi tutulan Ahıska Türkleri'nin bir
kısmının Rusya'nın Krasnodar Bölgesi'ne yerleştiğini belirten Agara,
"Rusya'nın Krasnodar Bölgesi'nde Ahıska Türkleri'ne haksızlıklar
yapılmaktadır, insanlık dışı baskılar altında asimilasyona maruz
kalmaktadırlar ve o bölgeden çıkartılmak isteniyorlar diyerek uyarılarda
bulunduk. Ancak derdimizi yeterince anlatamadığımız için yetkililer buna
önem vermediler, ilgi göstermediler" dedi.
Bu sürecin sonunda Krasnodar Bölgesi'ndeki Ahıska Türkleri'nin ABD'ye
göç için başvuruda bulunduğunu kaydeden Agara, başvuruların önemli bir
kısmına ABD tarafından göçmen vizesi verildiğini ve ilk Ahıska Türkü
kafilesinin 21 Temmuz 2004 tarihinde bu ülkeye gittiğini dile getirdi.
ABD'nin Ahıska Türkleri'ne neden sahip çıktığını anlamakta güçlük
çektiklerini de ifade eden İbrahim Agara, "Şunun bilinmesini istiyoruz
ki, Ahıska Türkleri ABD'ye zorunlu göçe tabi tutuldular. Göç
etmelerinde, Krasnodar Bölgesi'nin Valisi Tkaçov'un, Rusya'nın,
Gürcistan'ın ve Ermeni lobisinin büyük gayretleri sonucu bu insanlık
ayıbı gerçekleşmiştir. Bu göç ile ilgili Türkiye Devleti'nin sessiz
tavrını bir türlü anlayamadık. Ahıska Türkleri'ne yapılan bu haksız göçü
kınıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de acilen bu göçleri
durdurmasını ve Ahıska Türkleri'ni Anadolu topraklarına yerleştirmesini
talep ediyoruz. Ahıska Türkleri, ayyıldızlı bayraksız ve ezansız asla ve
asla yapamazlar. Ahıska Türkleri'nin gayesi, Türkiye'ye göç etmektir.
ABD'ye mecburen ve gönülsüz olarak gitmektedirler." diye konuştu.
Bu konuşmanın ardından, Ahıska Türkleri'nin sorunlarına desteğin sadece
medyadan geldiğini belirten Dr. İbrahim Agara, sorunlarına sahip çıkan
medya kuruluşlarının temsilcilerine birer plaketle teşekkür etti. İzmir
Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu kararı ile
Türkiye Gazetesi İzmir Bölge Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın, TRT İzmir
Haber Müdürü Cengiz Güven, ülkücü.org internet sitesi temsilcisi Dr.
Muhsin İdikut Kadıoğlu, İzmir TV programcısı Hasan Tahsin Kocabaş, Yeni
Şafak Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Kenan Tokgöz, Zaman Gazetesi
muhabiri Mustafa Yüksel ile eşi Ahıska Türkleri'nden olan Balçova
Kaymakamı Yüksel Ayhan'a birer teşekkür plaketi takdim edildi. |
|
Özbekistan’da iki
idam
Özbekistan'da 2 kişi,
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi'nin girişimlerine rağmen
idam edildi.
Uluslararası Af Örgütü, terör ve aşırı dincilik suçlusu Azizbek Kerimov
ile 3 akrabasını öldürmekten hükümlü Yusuf Zhumayev'in geçtiğimiz salı
günü gizlice idam edildiğini bildirdi. İki mahkumun da işkence ve
sorgulama sırasında kötü muamele gördükleri gerekçesiyle BM'ye mektup
gönderdiklerini bildiren örgüt, BM'nin de Özbek hükümetinden infazların
ertelenmesi konusunda istekte bulunduğunu kaydetti.
Özbekistan'da idam cezalarının infazıyla ilgili bilgiler devlet sırrı
özelliği taşıyor. Devlet Başkanı İslam Kerimov ise 2001 yılında, yılda
100 kişinin idam edildiğini açıklamıştı. Uluslararası Af Örgütü, bu
rakamın gerçekte 2 katına yakın olduğunu savunuyor. |
|
Kazak’lar
Başbakan’la görüştü
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın Üsküdar'da bulunan evinin önünde saatlerce bekleyen 2 Kazak
vatandaşı, amaçlarına ulaştı.
Kazakistan Türkleri Vakfı Kurucusu Cami Avcı ile Almanya Cemiyet Başkanı
İslâm Zengin, Erdoğan'ın evinin önünde saatlerce bekledikten sonra
Başbakan Erdoğan ile görüşmeyi başardı. İslâm Zengin, Erdoğan'dan
Niğde'nin Ulukışla İlçesi Altay köyünde yaşamakta olan obez hastası
yeğeni Nurgül Zengin'in tedavisinin yapılması için yardım talep ettiğini
söyledi. Erdoğan'ın bu talep karşısında Zengin'e her türlü yardım sözü
verdiği öğrenildi. Kazakistan Türkleri Vakfı kurucusu Cami Avcı ise,
Ortaasya'daki boşluğu doldurmak için Türk siyasîlerinin kardeş ülkelere
yardımcı olması gerektiğini ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki vatandaşların
Avrupa yerine Asya'ya yönlendirilmesini istediğini söyledi. |
|
Dışişleri Bakanlığı:
Karabağ’daki seçimler gayrimeşrudur
Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Namık Tan, Yukarı Karabağ'da ki Belediye Seçimleri'nin
uluslararası hukuk ilkeleri ile, BM, AK ve AGİT prensiplerinin ihlâli
anlamına geldiğini bildirdi.
Tan, yaptığı yazılı açıklamada, Yukarı Karabağ sorununun, halihazırda
Güney Kafkasya'daki istikrarsızlık unsurlarının başında geldiğine
dikkat çekerek, bölgede iyi komşuluk ve işbirliği ortamının tesisinin ve
bölgenin uluslararası camia ile entegrasyo-nunun önünde bir engel
olmaya da devam ettiğini bildirdi. |
|
Türk Dünyası
Hizmet Ödülleri sahiplerini buldu
Merkezi Azerbaycan'da
bulunan Dünya Genç Türk Yazarları Birliği'nce dağıtılan Türk Dünyası
Hizmet Ödülleri sahiplerini buldu. Kısa adı İLESAM olan Türkiye İlim ve
Edebiyat Sahipleri Meslek Birliği ile, merkezi Azarbaycan'ın Başkenti
Bakü'de bulunan ve kısa adı DGTYB olan, Dünya Genç Türk Yazarları
Birliği'nce ortaklaşa düzenlenen "2. Uluslararası Fuzuli Şiir Yarışması"
sonuçlandı.
2. Uluslararası Fuzuli Şiir Yarışmasının ödül töreni çerçevesinde Dünya
Genç Türk Yazarlar Birliği, Türk kültürü ve medeniyetine yaptığı
hizmetlerden ve göstermiş olduğu yakın ilgi ve alakadan dolayı Prof. Dr.
İhsan Doğramacı, Dr. Hakan Fidan, Prof. Dr. Elçin İskenderzade, Keçiören
Belediye Başkanı Turgut Altınok ve İhsan Işık'a Türk Dünyası hizmet
ödülleri verildi. |
|
|
|