2. Sayı
Eylül Haber Yorum
UYGURCA

Başmakale

 

Mehmet Emin Batur

 

KIZIL ÇİN HÜKÛMETİNİN DOĞU TÜRKİSTAN’LILARA KARŞI BAŞLATTIĞI İLLEGAL FAALİYETLER DURDURULMALIDIR

Gazetemizin ilk sayısının çıkması ile okuyucularımızdan aldığımız olumlu tepkilerin fazlalığı ve bizlere destek vermek için sergiledikleri samimî tavırlar; kamu oyunda, basın-yayın dünyasında hakikaten bir boşluğun olduğu konusundaki beyanlarımızın doğruluğunu bir defa daha gözler önüne serdi. Elbette ki; bu durum bizim için çok önemli bir teşvik, güç ve ilham kaynağı olmaktadır. Millî ve manevî hassasiyetlerimizin ihyası yolundaki kapıların bir bir kapanmakta olduğu düşüncesine kapılanların sayısına her geçen gün yenilerinin eklendiği bir dönemde, Türkiye’mizde ve Türk dünyasında gazetemizin içerdiği konulara teşne olan çok sayıda insanın var olduğunu, yardım ve desteğe de her an hazır olduklarını öğrenmiş olmak, ümit var olma yolundaki kulvarımızı aydınlatan önemli bir ışık olmuştur...
Gazetemizin öncelikli hedefi; dünyadaki küresel güçler arasındaki çıkar çatışmalarının kopardığı toz-duman içerisinde, dünya gündeminde yer alma imkânı bulamayan, yada Kızıl Çin gibi ülkelerin hükûmetlerince Milletler arası kamuoyunun bilgisinden kasıtlı olarak gizlenmeye çalışılan, oysa ki; insanlığın vicdanında onulmaz yaralar açmaya devam eden çok önemli hadiseleri mümkün olduğu kadar dünya gündemine taşımaya çalışmak ve böylece insanlığın en temel ve kutsal haklarından biri olan haber alma hakkı yolunda hizmet edebilmektir.
Doğu Türkistan’da Çin hükûmeti tarafından açıkça işlenmekte olan insanlık suçlarının boyutları şu an itibarıyle sınır tanımaz seviyelere ulaşmış durumdadır. Çin hükûmetine kendisinin altına imza koyduğu Milletler arası anlaşmalara riayet etmektedir. Ne de; Kızıl Çin’i, ikinci dünya savaşından sonra kendi ülkesinde ve işgal ettiği Doğu Türkistan, İç Moğolistan ve Tibet’te yaptığı katliamlara rağmen bünyesine üye devlet olarak kabul etme aymazlığını gösteren Milletler arası teşkilâtların üyesi devletler, Çin’in; tabir yerindeyse şirazesinden çıkmış olan gidişatına “Dur” diye-bilmektedir…
Milletler arası teşkilâtların bu vurdum duy-mazlığından istifade eden Kızıl Çin hükûmeti bir süredir de dış ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlıların; bulundukları ülkelerdeki demokratik haklardan istifade ile, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlâllerini kamu oyuna anlatmalarını bile hazmedemeyerek “Devlet” olmakla asla bağdaşmayan illegal faaliyetlere girişmiş bulunmaktadır.
Geride bıraktığımız birkaç yıl zarfında; Kazakistan’da faaliyet gösteren “Uyguristan Azatlık Teşkilatı” Başkanı Haşir Vahidi, “Nazugum Vakfı” Başkanı Dilbirim Samsakova ve Kırgızistan’da Faaliyet gösteren “Uygur İttifakı” Başkanı Nigmet Bosakop Hacim kimliği belirsiz kişiler tarafından hunharca öldürülmüşler, fakat bu güne kadar bu cinayetlerin failleri bulunamamıştır.(!) Bunlara ilaveten Almanya’da 1996 yılından beri faaliyet göstermekte olan “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Kazakistan temsilcisi ve bir dönem (1993) Doğu Türkistan’da Bağımsızlık mücadelesi veren “Doğu Türkistan Genç Kıvılcımlar Teşkilatı” Başkanı olan Abdüşükür Tevpik, 02.05.1999 tarihinde kimliği belirsiz kişilerce evinden zor kullanılarak alınıp götürülmüş ve bir daha kendisinden haber alınamamıştır. Enformasyon Merkezinin Özbekistan Temsilcisi Memtiminov Hekim İlahunoviç’ de, 21.04.2002 tarihinde Merkez için haber toplamak üzere Kazakistan’a doğru yola çıkmış ve esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolmuştur…
Çin gizli servisinin Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerinde oldukça serbest hareket ettiklerini, bu ülkeler üzerinde Çin hükûmetinin siyasî, ekonomik ve askerî alandaki baskısının giderek artmakta olduğunu, bilhassa Kazakistan ve Kırgızistan hükûmetlerinin kendilerine sığınan ve Çin’in “Siyasî Suçlu” ilân ettiği Doğu Türkistanlıları Çin hükûmetine teslim ederek öldürülmelerine sebep olduklarını düşünürsek, bundan sonra daha nelerin olabileceğini tahmin etmek pek zor olmasa gerek…
“Devlet Terörü” yelpazesini giderek genişleten Çin hükûmetinin Doğu Türkistanlılar hakkında kesinlikle iyi şeyler düşünmedikleri gayet açıktır.. Bağımsız bir devlet olamamanın dayanılmaz acısını; dünya olimpiyatlarında temsil edilememekle ve hunharca öldürülmekte, kaybolmakta olan insanlarının haklarını arayamamakla bir defa daha yaşayan Doğu Türkistanlıları, mevcudu korumaya ve günü kurtarmaya değil; “Tam Bağımsız Doğu Türkistan” yolunda daha ciddî adımlar atmaya davet ediyoruz…

 

ABD-Çin Gerginliği

Çin, ABD yönetiminin Guantanamo üssünde bulunan 22 Uygur Türk'ünü iade etmemesini sert bir dille eleştirdi. Pekin hükûmeti, yakında serbest bırakılması beklenen Uygurların Çin'e teslim edilmemesi halinde Dünyada ki terörist eylemlere kalkışacak olanlara yanlış sinyal verileceğini ileri sürdü.
Küba'daki Guantanamo Üssünde bululan terör zanlıları arasında; Doğu Türkistan’ın işgal edilmesinden sonra Çin zulmünden kaçarak Afganistan’da yaşamını sürdüren ve şüphe üzerine Guantanamo’ya götürülen 22 Uygur Türküde bulunuyordu. Halen Çin vatandaşı olarak görülmelerinden dolayı Çin Hükümeti bu kişileri sorguya çekmek istemiş,ancak ABD Hümümeti bunu kabul etmeyince de iadelerini istemişti. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, yaptığı açıklamada, Uygurların yakında serbest bırakılacağını ancak Çin'e iadelerinin söz konusu olmadığını vurguladı. Neden olarak da uluslararası insan hakları kuruluşlarının, Uygurların Çin'e gönderil-meleri halinde işkenceye maruz kalacakları gösterdi.
Çin ödün istiyor
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ''Doğu Türkistan teröristleri'' olarak ileri sürdüğü Uygurlara Amerika tarafından yanlış sinyal gönderilmemesi gerektiğini söyledi. Bağımsızlık yanlısı Uygurların uluslararası terörizmle bağı olduğunu iddia eden Çinli yetkili, bu kişilerin sadece Çin değil, Amerika'yı hatta tüm dünyayı tehdit ettiklerini öne sürdü.
ABD ikilem içinde
Bazı uzmanlar, terörizmle mücadelede Çin'in işbirliğine ihtiyaç duyan Amerika'nın, bunu elde etmek için Pekin hükûmetine ödün verdiği görüşünde. Ödün ise, Doğu Türkistan'daki bağımsızlık yanlısı Uygurların "terörist" olarak kabul edilmesi. Avustralya'daki Griffin Üniversitesi'nden Profesör Colin McKerras, Bush yönetiminin bir ikilem içinde kaldığını söylüyor. Avustralyalı profesöre göre, Washington bir yandan Çin'in işbirliği yapmasını istiyor, bir yandan da Pekin hükû-metinin terörizmle mücadele kisvesi altında Uygurlara baskıyı artırma-sından kaygı duyuyor. Doğu Türkistan'da her türlü dinî faaliyet, yayın, forum ve kuruluş için Çinli yetkililerin izni gerekiyor. Uluslararası kuruluşlara göre, 11 Eylül saldırılarından bu yana, Çin'in Sincan diye adlandırdığı, Doğu Türkistan ya da Uygur Özerk Bölgesi'nde baskı daha da arttı ve binlerce Uygur yasadışı faaliyette bulundukları gerekçesiyle göz altına alındı.
Çin hükûmeti, ayrıca, işgali altında tuttuğu Tibet'le birlikte Doğu Türkistan'da da asimilâsyon politikası uygulamakla suçlanıyor.
Çinli yetkililer, 90'lı yıllarda Doğu Türkistan'da meydana gelen bombalı saldırılar ve toplumsal huzursuzluklardan Uygurları sorumlu tutuyor.

 

Yusufbek Muhlisi Hakk’a Yürüdü!

Doğu Türkistan İstiklal mücadelesinin yılmaz,yorulmaz, feraset ve şecaat sahibi önderlerinden Yusuf Bek Muhlisi Hakkın rahmetine kavuştu. O, 1940’ lı yıllardaki en zorlu mücadele dönemlerinden beri Doğu Türkistan’ın Milli Bağımsızlık hareketlerinde ön saflarda yer aldı.
Yusuf Bek Muhlisi; 1960’lı yıllarda Doğu Türkistan’dan ayrılmak zorunda kalarak eski Sovyetler Birliğine yine bütün kalbi ile inandığı davasına hizmet edebilmek uğruna hicret etmişti. Son derece sağlam karakterli, metanetli, kararlı ve cesaretli vatan evlatlarından biriydi. Onun mücadele anlayışında; korku, ümitsizlik, karamsarlık, yılgınlık gibi gerçek mücadele adamlarına yakışmayacak zafiyetlere yer yoktu.
Eski Sovyetler Birliğinin son yıllarındaki karmaşık ortamında dahi Milli maksadından ve hedeflerinden en küçük bir sapma göstermeksizin kendisinin bizzat kurduğu ve önderliğini yaptığı “Doğu Türkistan Milli Kurtuluş Teşkilatı” bünyesinde Çin işgalcilerine karşı Bağımsızlık mücadelesini büyük bir kararlılık ve azimle devam ettirmiş, yeni nesillerle Milli Bağımsızlık şuurunun aşılanmasında büyük hizmetler ifa etmiştir. Merhuma Cenabı Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün Doğu Türkistan halkına baş sağlığı diliyoruz…Yusuf Bek Muhlisi’nin manevî varlığı Doğu Türkistan İstiklâl Mücadeyolunda daima bir ışık, bir ilham kaynağı olmaya devam edecektir. Mekanı cennet olsun…

 

Milyonlarca Doğu Türkistanlı Türk Açlık İçinde Yaşıyor!

"Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi" nin haberine göre; Doğu Türkistan'daki sözde Halk hükûmeti tarafından düzenlenen "Yoksul Bölgelere Yardım İçin Seferberlik Toplantısı" adı altındaki toplantı sözde otonom bölgelere bağlı il, ilçe, köy ve kasabalarda da yapılmaya başlandı.
Bu toplantılarda Doğu Türkistan da devlet tarafından tespit edilen en düşük yaşam standartlarının da altında yaşamakta olanların genel nüfusun yüzde 40'ını teşkil ettiği ve bunların hepsinin de Çinlilerin "Azınlık Milletler" olarak telaffuz ettikleri milletlerden olduğu, yıllık kişi başına düşen yıllık ortalama gelirin 1080 yuen (tahmini olarak 130 dolar) civarında olduğu beyan edildiği ifade ediliyor.” Seferberlik Toplantısı"nda Çinli bir yetkili, “20 yıl önce Hoten' in malum nahiyesine bir yıl süre ile görevli gitmiştim, o zamanlar o nahiyenin genel olarak gelir seviyesi çok düşüktü.
Bazı ailelerde çiftçilik için hiçbir alet edavat bile olmayıp, doğru dürüst giyecekleri bile yoktu.
O zamanlar ben Ürümçi' ye döneceğim zaman oradaki çiftçilere kendi giyeceklerimi vermiştim. Geçen sene hizmet için aynı nahiyeye gittiğimde ben giyeceklerimi verdiğim kişi hâlâ benim vermiş olduğum giyecekleri giyiyordu. Yoldaşlar, aradan 20 yıl geçmiş olmasına rağmen bölge insanının durumunda hiçbir gelişme olmamıştı." dedi.
İçeriye ayrı dışarıya ayrı bilgi veriyorlar Çinli yetkilinin yukarıdaki sözlerine karşılık, Çin hükûmetinin geçenlerde ilân ettiği "Sinkiang' ın (Doğu Türkistan) tarihî ve Gelişimi" adlı beyaz kapaklı kitabında Azınlık milletlerin yaşadığı bölgelerdeki iktisadî gelirin Çinin iç bölgelerindekilerden 2.6 oranında daha yüksek olduğu beyan edilmiş ve hatta sözde "Otonom Bölge Komünist Partisi" nin sekreteri Wang Le Chen yabancı ülke basın mensupları ile yaptığı basın toplantısında Doğu Türkistan'da kişi başına düşen ortalama yıllık gelirin 7450 yüen olduğunu söylemişti.
Fakat yukarıdaki bilgiler, Komünist Çin hükûmetinin; kendi kendilerini inkâr eden, hiçbir sözlerine itimat edilmeyecek, ne kadar sahtekâr bir hükûmet olduğunun ve ayrıca Doğu Türkistan halkının şimdi dahi açlık,çıplaklık içinde yaşamaya mecbur bırakıldığının açıkça göstergesidir.
 

 

Türk katliâmı için yeni emir çıktı

Aksu vilayeti Komünist Partisinin sekreter yardımcısı ve siyasî yasalar komitesinin müdürü Yang De Hai, vilayet genelindeki bütün hükûmet yetkililerinden 2004 yılı içerisinde sözde bölücülüğe karşı mücadelenin daha sert bir biçimde yürütülmesini istedi. Haber kaynaklarımızın bildirdiğine göre, çıkarılan genelgeye göre sürdürülecek mücadelede kesinlikle acımasız olunması, daha sert tedbirlerin kullanılması, gevşek davranılmaması ve de uygulanacak ve alınacak bütün tedbirlerin tam bir bütünlük içinde kullanılması gerektiği vurgulandığı belirtiliyor.
Protokol imzalandı
Doğu Türkistanlılara uygulanacak baskının arttırılması konusunda Çin Hükûmetin üst düzey yetkilileri ile Komünist Partisi ikinci sekreteri Yang De Hai arasında protokol imzalandığı ifade edildi. İmzalanan protokolün içeriğinde yer alan bütün maddelerin en hızlı bir şekilde uygulamaya geçilmesi konusunda da mutabakata varıldığı bildirildi.
İmza sonrası Yang De Hai konu ile ilgili olarak yaptığı bir toplantıda şöyle konuştu; " Her kademelerdeki siyasî yasa organları, cemiyetin siyasî istikrarını koruyup kollamak için devlete olan hizmetin birinci öncelikli vazifesi telâkki ederek millî bölücü güçlere karşı sert darbe vurmak ve en üst derecede bu görevi sürdürmek adına "Üç Türlü Güçler" in teşkilât kurmaları, baş kaldırmaları, silâhlanmak gibi faaliyetlerinin ve fiilî olarak bir zarar verme noktasına gelmeye çalışma girişimlerinin ciddî şekilde önüne geçmek gerekir. Özellikle de terörist teşkilât ve güçlere karşı çok uyanık olmamız ve yer altı eğitim noktalarını, bomba ve silâh yapımı için mekân olarak kullandıkları yuvaları tarumar etmek, kaçak durumdaki aranan suçluları da bir an evvel yakalamamız gerekmektedir."
Hayali teröristler oluşturuldu
Alınan bilgilere göre, normal suçlardan ve suçlulardan, yolsuzluklarla ilgili suçlardan, iktisadî problemlerden kesinlikle söz edilmeyerek, yalnızca kendi oluşturdukları hayali terörist ve bölücülerden (!) bahisle toplantıyı sona erdiren Hai'nin, Aksu'da yerleşik Çinlilerin en çok suç işledikleri bir vilayet olmasını göz ardı ettiği kaydediliyor.
Çinli suçluların hırsızlık, gasp ve adam öldürme gibi suçları hemen her gün işledikleri bu vilayette Çin hükûmeti "Bintuan" dedikleri silâhlı çiftçi milisleri de yerleştirildiği ifade ediliyor.
Çinlilere sınırlama yok
Alınan bilgilere göre Doğu Türkistanlılar'a yapılan baskı ve zulümlerin, Kızıl Çin hükûmetinin bu iki yüzlü çifte standart uygulamalarının Çinlileri daha da cesaretlendirmekte ve suç işleme oranlarının artmasına sebep olmakta olduğu vurgulanıyor.

 

 

Uygurları dinden uzaklaştırma projesi başlatıldı

Kızıl Çin hükûmetinin sözde Otonom bölge olarak adlandırdığı DoğuTürkistan'daki yine sözde Barış komitesi; "Millî bölücülük hareketleri" ile meşgul olduklarını iddia ettikleri üyelerini cezalandırmaya yönelik yeni uygulamalar başlattı.
"Doğu Türkistan Barış Komitesi" Uygur barış komitesi üyeleri içerisinden günden güne güçlenmekte olan hükümete (Çin hükûmetine) karşı olan nefreti azaltmak ve onları dinî inançtan uzaklaştırmaya özel; "Barış komitesi" üyeleri arasındaki devlet memurlarını, sözde millî bölücülüğe karşı durma ve vatanın bütünlüğünü koruyup kollama furyası içerisinde siyasî nizama aykırı davranmaları durumunda cezalandırmak için bir uygulama başlatıldığı kaydedildi. Devlet memuru olan ve aynı zamanda da "Barış komitesi" üyesi olanlara "Millî Bölücülük" ve "Yasa dışı dinî hareketler" den uzak durma çağrısı yapıldığı kaydedildi.
Barış komitesine hainler alınıyor
Doğu Türkistan Enformasyon merkezi tarafından ele geçirilen ve özellikle Doğu Türkistanlı gençleri hedef alan bu yeni uygulama maddelerine göre " Milli bölücülük,yasa dışı dini faaliyetleri ve zorba terörist hareketleri, planlayan, teşekkül oluşturan, o tür grupları destekleyen, yada katılan, onlara yardım ve yataklık edenleri ve daha önce bu tür suçlardan dolayı ceza alarak hapis yatmış olanları ve çalışma kamplarında cezalandırılmış ve cezalarının bitiminde salıverilen ve bu gün "Barış Komitesi" içerisinde bulunanların bu komiteden kovulması gerektiği ileri sürülüyor.
11 maddeden oluşan belgenin Uygur Türkleri arasında büyük tepki çektiği ifade edildi.

 

“Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi”

adında yeni bir Teşkilât Kuruldu

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi tarafından Yeni bir Teşkilat Kurulduğu ile İlgili Beyanat “DOĞU TÜRKİSTAN BAĞIMSIZLIK HAREKETİ” TEŞKİLATI KURULDU
01.09.2004 Tarihinde Almanya’nın Münih şehrinde “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi” adlı yeni bir teşkilat kuruldu.
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi 8 yıldan daha fazla bir zamandan beri Doğu Türkistan’ın yurt dışındaki Vatansever, Milli Bağımsızlık yanlısı kişi ve kuruluşlarla samimi bir dayanışma içerisine girerek kısa zamanda dünya kamu oyuna Doğu Türkistan hakkında haberler vermeye başladı. Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi bir bilgi ve haber organı olmasının ötesinde saldırgan Çin hükümetinin halkımıza yönelik olarak yaptığı kanlı zulüm, baskı ve asimilasyon hareketlerine defalarca demokratik yollarla tepki gösterdi, bildiriler yayınladı. Bu yüzden Milletler arasındaki haber organlarından ayrı bir platforma oturdu. Saldırgan Çin hükümetine karşı yayınlanacak bildirilerin ve verilecek beyanatların bir siyasi organ ve ağızdan çıkışını sağlamak için de, “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi” Teşkilatını kurmanın zaruri olduğu kanaatine vardı.
Teşkilatın kuruluşu; doğuda Japonya’dan, batıda Amerika’ya kadar bütün devletlerdeki mevcut Doğu Türkistan Teşkilatlarının ve kişilerin görüş ve fikirleri alındıktan sonra gerçekleştirildi.
DTBH Teşkilatı; Milletler arası siyasi platformlarda saldırgan Çin Hükümetinin Doğu Türkistan’da icra etmekte olduğu soykırım, milli zulüm,Kültürel alanda yozlaştırma, asimilasyon, dini baskı ve yıldırma hareketleri, iktisadi bozgunculuk, talan,soygun ve ayrıca yurt dışında sürdürdüğü yalancılık siyaseti, aldatmaca, ,iftira kampanyaları ve de son zamanlarda başlatmış olduğu suikast ve cinayetlerini siyasi bir güç olarak dünya kamu oyuna duyurmak, ifşa etmek için kurulmuştur.
DTBH Teşkilatının asıl amacı; Doğu Türkistan Cumhuriyetinin bağımsızlığını tamamen ele geçirmek ve bu ulvi yolda nasıl bir bedel gerekiyorsa ödemeye hazır olmaktır.
Vatanımızdaki ve diğer dünya ülkelerindeki mevcut Doğu Türkistan Teşkilatları ve şahısların desteklerini samimi olarak vermelerini istemekteyiz.
Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi bünyesinde yapılan istişare toplantısının ardından aşağıdaki gibi yapılandırıldı:
Başkan: Abdulcelil Karakaş (Almanya) Ek olarak Dini işler sorumlusu
Başkan Yard: Erkin Ezizi (Türkiye)
Baş Katip: Rukiye Turduş (Kanada)
Finans Başkanı: Abdullah (Suudi Arabistan)
Teftiş: Enver Doppa (Almanya)
Gençler Bölümü Başkanı: Alican Oğuz (Almanya)
Başkan Yard: Yarmehmet Heytmehmet (Norveç)
Bşk Yardımcısı: Yaşar Uyguroğlu (Norveç)
Kadınlar Bölümü: Aliyem Tohto hunova(Belçika)
Sağlık Bölümü Sorumlusu:Feridun Abdusamet (Almanya)
Tercüme Düzenleme Bölümü, İngilizce Tercüme bölüm Sorumlusu:Nurlan Jumaruv (Or.Asya)
Çince Tercüme Bölüm Sorumlusu:Tarim Oğlu (Orta Asya)
Arapça Tercüme Böl. Sorumlusu:Ummi Gülsüm (Suudi Arabistan)
Teşkilat ve Kültür-Eğitim Merkezleri ETIC Sorumluluğundadır.
 

İSTİKLÂL GAZETESİ adına

Doğu Türkistan’ın Kurtuluşu yolunda hayırlı olsun diyoruz.
 

 

Çin Hükûmeti iki Uygur Türkünü daha idam etti

Çin iki Uygur Türkünü daha idam etti. Alınan bilgilere göre, Çinliler iki Uygur’u idam ederek 16 Uygur’uda de ulusal güvenliğe zarar vermek bahanesiyle çeşitli hapis cezalarına çarptırdı. Yapılan açıklamaya göre, Doğu Türkistan’da iki Uygur yasadışı patlayıcı üretmek bahanesiyle 21 Temmuz da idam edilirken, iki Uygur ömür botu hapis cezasına çarptırıldı, 14’ünede 5 yıldan 20 yıla kadar değişen hapis cezaları verildi. Davaların görüldüğü mahkeme cezaları doğrularken, bu kişilerin patlayıcı üretmek, yeraltı guruplarını örgütlemek ve ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde doğrudan yada dolaylı olarak yer almakla suçlandıklarını bildirdi.
Doğu Türkistanlı yetkililer ise, Çin hükûmetinin her yıl çeşitli bahanelerle binlerce Doğu Türkistanlıyı tutukladığını ve bir çoğunu da idam ettiğini belirterek, Çin’in bir insanlık suçu işlediğini ifade ediyor.

 

 

Doğu Türkistan’ın önde gelen kişileri tutuklanıyor

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği habere göre; “Doğu Türkistan Hakkaniyetçiler Partisi”nin Başkanı Eysa Hüseyin 15.08.2004 tarihinde Çin güvenlik güçleri tarafından tutuklandı.
“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği habere göre;Eysa Hüseyin Aksu vilayetinin Toksu nahiyesinde 1994 yılında “Doğu Türkistan Hakkaniyetçiler Partisi” ni kurduktan sonra propaganda yolu ile Çinlilerin Doğu Türkistan halkına yapmakta olduğu zulümlere karşı çıkarak halkı Çin işgaline karşı çıkmaya çağırıyordu. Bu sebeple Eysa Hüseyin 1994 yılının Ağustos ayında Çinlilerce tutuklanarak 9 yıl süre ile hapis cezasına çarptırılmıştı. 2003 yılının Ağustos ayında hapisten çıkan Eysa Hüseyin hapisten çıktıktan sonra da Çin polisi tarafından göz hapsine alındı. Eysa Hüseyin bu esnada fiili olarak bir faaliyet içinde olmadıysa da Çin hükûmeti Ağustos ayı içerisinde Eysa Hüseyin ile birlikte 19 kişiyi daha tutukladı.
Toku nahiyesi yerel hükûmeti tarafından yayınlanan bir bildiriye göre; Eysa Hüseyin ile Ömer İmin, Enver Satar, Ötkür İmin,Reyhan Gül Semet, Eziz İmin, Abliz Rozi ve Tohti Kuti ismindeki kişileri de görevden alınarak tutuklandıkları öğrenildi. (ETIC)

 

Mehmet Emin Buğra’nın yeğeni 4. kez tutuklandı

 Çin hükûmeti birkaç yıldan beri “Yasa dışı Dini Unsurlara Darbe Vurma Hareketi” adı altında Doğu Türkistan da tanınmış din adamlarına ve alimlere karşı zarar verme hareketlerini devam ettiriyor. Abdulahat Barat Mehdum bu yılın başlarında Hoten’de tutuklanan tanınmış din alimlerinden biridir.
Alınan haberlere göre Çin Polisi Abdulahat Barat Mehdum’un dinî bilgiler öğretmekte olduğu Hoten’deki bir evi basarak 74 yaşındaki Abdulahat Barat Mehdum’u , 7 öğrencisini ve ev sahibini birlikte tutuklayarak hapse attı.
Dinî eğitim vermekten başka hiçbir şey yapmayan Abdulahat Barat Mehdum'un ağır biçimde böbrek hastalığına yakalandığı, sağlık durumunun son derece ağır olmasına rağmen Çin hükûmeti onu çok kötü şartlaraki bir cezaevine hapsederek akrabaları dahil hiç kimsenin ziyaret etmesine izin vermediği öğrenildi. Hayatının büyük bölümü Çin zindanlarında geçen Din alimi Abdulahat Barat Mehdum’un bu tutuklanışı ile birlikte 4. defa tutuklandığı ifade edildi. Din alimi Abdulahat Barat Mehdum 1930 yılında Hoten vilayetine bağlı Karakaş nahi-yesinde dünyaya geldi. Mahdum; 1930’lu yıllardaki Doğu Türkistan Millî Kurtuluş Ha-reketinin en önde gelen liderlerinden biri olan Sabık Hoten Halifesi, tarihçi ver şair Mehmet Emin Buğra’nın ablasının oğludur.Yerli halkın verdiği bilgiye göre; Abdulahat Barat Mehdum ilmî, uyumlu, yumuşak başlı ve herkesle çok iyi ilişkileri olan, halk nezdinde oldukça büyük saygınlığı bulunan takva sahibi bir kişiliğe sahip olup, şimdiye kadar Çin hükûmetine karşı her hangi bir faaliyetine rastlanılmadıysa da, Çin hükûmeti yaklaşık 50 yıldan beri onun yakasını bırakmıyor. Bu yüzden halk arasında; “Çinliler Mehmet Emin Buğra’dan alamadıkları hınçlarını onun yeğeninden almaya çalışıyor. Dünyada böylesine kin ve nefretle dolu, intikam hırsı ile yanıp tutuşan bir hükûmet olur mu?” diyerek tepki göstermektedirler. (ETIC)

 

Doğu Türkistan’da İstiklâl mücadelesi sürüyor

Çin zulmüne başkaldırı artıyor
Yıllardan beri esaret altında yaşayan Doğu Türkistanlıların bu esaretten kurtulmak için yaptıkları mücadele her alanda devam ediyor. Alınan bilgilere göre Ocak ayının 20. günü hafif otomatik silâhlı bir grup, Kargalık nahiyesinde yerleşik Jandarma karakoluna bir jeeple baskın yaptı. Çinlilerin 101 ve 102. numaralı iki ofisine bir süre şiddetli biçimde ateş açtıktan sonra kaçan Doğu Türkistanlı mücahitlerin, kaçış esnasında bir başka araçla yaptıkları kazada şehit oldukları belirtildi. Olayda Çinli Jandarmalardan da 7 kişi öldü ve bir çok askerde yaralandı.
Hotan'da da 4 asker öldürüldü
Aynı gün akşam saatlerinde Hoten Jandarma merkez karakoluna kimliği bilinmeyen kişilerce ateş açıldı ve olayda 4 asker öldü. Olaydan sonra ise ateş açan kişiler kaçmayı başardı.
Yapılan bu mücadelenin Doğu Türkistanlılar'ın çok büyük bir kısmı tarafından desteklendiği ve halka moral verdiği ifade ediliyor.
Aksu'da 7 mücahit şehit oldu.
22 Ocak akşamı Aksu vilayeti Emniyet Müdürlüğünde görevli bir gurup polis mesai bitiminden sonra yatakhanelerinde içki içerek Çinlilerin "Çagan" bayramı münasebetiyle birbirlerinin "Çagan" larını kutlarlarken, 10 kişilik Doğu Türkistanlı grup iki ayrı yolcu aracıyla gelerek kendilerini sözde otonom bölge toplum güvenliği biriminden müfettişler olarak tanıttı. Polisler tarafından gelenlerin mücahit oldukları anlaşılması üzerine taraflar arasında şiddetli silâhlı çatışma meydana geldi. Polislerin telefonla yardım istemesi üzerine şehirde görevli askerî birliklerin yardıma gelmesiyle çatışmanın büyüdüğü belirtildi. Çatışma esnasında polislerle diğer guruptan 7 kişi olay yerinde öldü, 3 kişi de yaralandı.Polislerden de 3'ünün öldüğü bir kısmının da yaralandığı bildirildi. Ayrıca, bu olayda Emniyet Müdürlüğü merkez karakolu amiri vücuduna aldığı 5 kurşun yarası nedeniyle hastanede tedavi edilirken öldü.

Küytün' deki Bintuan'(*)e Silahlı Saldırı
25 Ocak’ta meydana gelen olaylarda ise Bintuan'ın, Küytün' de konuşlandırdığı 91. ve 135. birlikleri kimliği bilinmeyen
kişilerin silâhlı saldırısına maruz kaldı. Bu saldırıda 91. Birliğin cephaneliğindeki 86 model 95 adet Kaleşnikof ve 5000 adet mermi götürülürken cephanelik muhafızı da öldürüldü. 135. Birliğe bağlı 20 den
fazla ağır yük aracı ve seyahat aracı benzinle ateşe verilerek küle dönüştürüldü.
(*) Çin ordusuna bağlı silâhlı çiftçi milis birlikleri
Alınan bilgilere göre Gulca Vilayetindeki Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile Jandarma birliklerinden birer ekip şehrin batı taraflarında devriye gezerken şüpheli bir Askeri araca rastladılar. Çin askerleri araca yaklaştığı sırada, araçta bulunanlar Çin askerlerini yaylım ateşine tutarak olay yerinden uzaklaştı. Bu defa ki saldırıda jandarmalar henüz ateş etmeye fırsat bile bulamamış, jandarmalardan 10 kişinin vurularak öldüğü ve yaralandığı belirtildi.
Ürümçi'de Jandarmalara Saldırı
Ürümçi' de yerleşik Jandarma Birliği Merkezine bağlı Huangjin 15. Bölge Karakoluna, Jandarma üniformalı ve tepeden tırnağa silâhlı, sayıları 10'dan fazla olan kişiler tarafından ani bir saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda bulunanlar olay yerine askerî araçlarla gelerek kendilerini eşya getiren kişiler olarak tanıttı. Ancak Çinliler tarafından tanınan kişilerin açtığı ateş sonucunda 40 tan fazla jandarma askeri ölürken, saldırıyı gerçekleştirenler olay yerinden hızla uzaklaşarak kayıplara karıştı.
Bingtuan' ın 101. Birliğine Silahlı Saldırı
Güvenilir kaynaklardan alınan bilgiye göre, 30 Ocak günü akşam saatlerinde üretim birimindeki Bingtuan merkezine bağlı bir servis otobüsü merkeze dönerken askerî motosikletlere binmiş silâhlı kişilerin otobüstekileri kurşun yağmuruna tuttuğu belirtildi. Motosiklettekiler kaçarken o civarda devriye görevine çıkan askerî birliklerle karşılaştıkları ve çok şiddetli bir çatışma meydana geldiğini ifade eden kaynaklar, bu çatışmada Çin askerlerine saldıran guruptan bazılarının öldüğünü açıkladılar. Hong-Kong'da çıkmakta olan "Dong Siang Dergisinin, hükûmetin yukarıdaki hadiseler hakkındaki gizli raporlarına dayanarak verdiği haberlerde, Çagan döneminde ortaya çıkan yukarıdaki silâhlı çatışmaların büyük bir kısmının Doğu Türkistan Özgürlükçü güçleri tarafından gerçekleştirildiği, bu olayları sınır dışındaki "Düşman güçler" in planladığı belirtildi. Yapılan mücadelenin giderek artmasının Çin hükûmetini iyice rahatsız ettiği ifade ediliyor.


Hükûmet halktan gizlemeye çalışıyor
Çin Hükûmeti ise meydana gelen olayları halktan gizlemeye çalışırken, silâhlı saldırı olayları sebebiyle huzursuz günler geçiriyor.Yaşanan olayların Doğu Türkistan’da milli hareketlere dayalı silahlı çatışmaların aralıksız olarak arttığının ve güçlenmekte olduğunun açık göstergesi olduğu belirtildi.
Öte yandan Hong-Kong’da yayınlanan “Dong Siang” dergisinde yer alan haberlere göre; Doğu Türkistan’da meydana gelen silahlı saldırı olaylarını Çin ordusundan çeşitli sebeplerle atılan subayların mevcut yönetimden intikam alma duygusu içinde gerçekleştirmiş olabileceği ihtimalide ileri sürülmektedir.

 

Çin, kendine uygun din  adamları yetiştiriyor!

"Singkiang (Doğu Türkistan) Uygur Otonom bölge (sözde) Gençler Birliği" tarafından Pekin Vilayeti Barış Komitesine gönderilen bir yazıda ilk biçimde Doğu Türkistan'daki 23 vilayet, bölge, nahiye ve şehirlerden 23 kişi "Vatanperver dini Zat" ı seçerek onları Pekin'e uygulamalı eğitime gönderdiği, onların Pekin'deki Tiananmen meydanı ve meydandaki bayrak asma merasiminde ve Çin Seddi'nde uygulamalar yapacakları beyan edildi. Yukarıdaki gibi anılan uygulamaların bu yıl girdiğinde de ciddî şekilde yürütülmekte olduğu kaydedildi.

 

 

Yarım Elma dayanışması

Kayseri Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından kurulan 'Yarım Elma Giyim, Gıda, Eşya Kabul ve Dağıtım Merkezi' düzenlenen törenle açıldı. Melikgazi Kaymakamlığı arkasına kurulan Yarım Elma Yardım Kabul ve Dağıtım Merkezi'nin açılış törenine, Vali yardımcıları Zübeyir Kemelek, Tevfik Karabalık, Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve bazı hayırsever vatandaşlar katıldı. Açılış töreni öncesinde bir konuşma yapan Vali Yardımcısı Zübeyir Kemelek, Yarım Elma'nın ihtiyacı olan fakir vatandaşlara giyim, gıda ve ev eşyası yardımı yapacağını söyledi. Yeşil kart sahibi vatandaşların, Yarım Elma'dan faydalanabileceğini belirten Zübeyir Kemelek, yeşil kartı olmayan fakir vatandaşların da kayıt yaptırdıktan sonra yardımlardan yararlanacağını kaydetti. Dağıtım merkezinin sürekli bağışa açık olduğunu ifade eden Kemelek, hayırsever vatandaşların desteğini beklediklerini vurguladı. Vali Yardımcısı Kemelek, Yarım Elma isminin paylaşımı çağrıştırdığını sözlerine ekledi. Daha sonra Yarım Elma Dağıtım Merkezi'nin açılışı, iş adamı Erdoğan Doğan tarafından gerçekleştirilirken, Vali Yardımcısı Zübeyir Kemelek davetlilere merkezi gezdirdi.

 

Üniversite’yi kazanmak bir dert, okumak başka bir dert

Üniversite öğrencilerinden 2004-2005 akademik yılında alınacak harç miktarlarına yaklaşık yüzde 15 oranında zam yapıldı. En yüksek harcı 431 milyon lira tıp fakültesi ile devlet konservatuvarı öğrencileri ödeyecek.
Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, en yüksek harcı 431 milyon lira tıp fakültesi ile devlet konservatuvarı öğrencileri, en düşük harcı ise 52 milyon lira ile Açıköğretim Fakültesi öğrencileri ödeyecekler. Bu arada, lisansüstü öğretim ücretleri de 190 milyon liraya yükseltildi.
Üniversitelerde ikinci öğretim harç miktarları ise 563 milyon lira ile 4 milyar 369 milyon lira arasında değişiyor.
Öte yandan öğrenci katkı payını süresi içinde ödemeyen öğrencilerin kayıtları yapılmayacak ve yenilenmeyecek. Öğrenci katkı payı iki eşit taksitte ödenecek.

 

Irak’ta “Şiî” direnişi

ABD ve Müttefiklerinin Irak’ı işgaliyle başlayan savaşta en büyük direniş Şii’lerden geliyor. ABD ordusuna büyük kayıplar verdiren Şii milisler Irak’ı sonuna kadar savunacaklarını belirtirken, şu aralar Irak’ta barış havası esiyor.
Iraklı Şiîlerin en etkili lideri Büyük Ayetullah Ali el Sistani ile Şiî lider Mukteda Sadr arasında imzalanan 5 maddelik barış anlaşmasının ardından silâh ve bomba seslerinin sona erdiği kutsal kent Necef'te hasar tespit çalışmaları yapılıyor. Saldırılar sonrası şehirdeki kutsal mekânların dışında merkezdeki bütün binalar harabe görüntüsü alırken, Iraklılar bir yandan kurtardıkları eşyaları evlerinden dışarıya çıkarıyor, bir yandan da onarım çalışmalarını gerçekleştiriyor. Sokaklardaki yanmış araçlar dikkati çekerken, Irak polisi bölgedeki kontrol noktalarında görevlerini sürdürüyor. Yapılan anlaşmalar sonrası Irak hükümeti bölgeye yardım yapmaya başlarken, elektrik görevlilerinin ve temizlikçilerin çalışmalara başladığı görüldü. Necef merkezinde konuşlanan Amerikan askerî tankları kameralara yansırken, yerlerdeki patlamamış havan topu mermileri çatışmaların şiddetini ortaya koyuyor.


MUKTEDA SADR'DAN IRAK ÇAPINDA ATEŞKES ÇAĞRISI


Iraklı radikal Şiî lider Mukteda Sadr, kendisine bağlı milislere ülke çapında ateşkes çağrısı yaptı ve hareket olarak, siyasî arenada yer alacaklarını duyurdu.
Sadr'ın yardımcısı Şeyh Naim el-Kaabi, Mukteda Sadr'ın ülke çapında direniş faaliyetlerine katılan milisleri silâh bırakmaya çağırdığını aktardı. El-Kaabi, Sadr'ın ülkenin siyasî yapısında görev almaya hazırlandığını da bildirdi.
Mukteda Sadr, Irak'ın ABD tarafından işgal edilmesinin ardından yaşanan direniş hareketlerinde Necef merkezli Şiîler'in başını çekiyordu. Necef'teki Hz.Ali türbesinde konuşlanan Sadr'a bağlı Mehdi Ordusu milisleri, haftalar boyu ABD askerleri ve Irak güvenlik güçleriyle çatışmış ve olaylarda yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti.
Öte yandan, Sadr ve Iraklı yetkililer arasında, ülkenin diğer yerlerindeki çatışmaları sona erdirmeye yönelik görüşmeler sürüyor.

 

 

İsrail ev yıkmaya devam ediyor

Güneydeki Han Yunus mülteci kampına baskın yapan İsrail birlikleri, tanklar ve buldozerlerle 10 evi yıktı, üçünü hasar vererek bıraktı. İsrail ordusu, Gazze şeridinde Filistinlilere ait 10 evi yerle bir etti.
Operasyon sırasında çatışma çıkmadığı kaydedildi. İsrail, militanların ailelerine ait olduğu iddia ettiği evleri yıkıyor.
Öte yandan, İsrail Yüksek Mahkemesi hükümetten, Batı Şeria'da inşa etmekte olduğu “güvenlik duvarının” güzergâhı hakkında 30 güne kadar açıklama yapmasını istedi. Mahkeme, hükûmetin Uluslararası Lahey Adalet Divanı'nın duvarı yasadışı ilân eden kararını da değerlendirmesi gerektiğini bildirdi. Uluslararası Adalet Divanı, geçen ayın 9'unda verdiği kararda, ”duvar” inşaatını yasadışı bulmuş ve İsrail'den, duvarın Filistin tarafındaki kısımlarını yıkmasını, Filistinlilere verdiği zararı karşılamasını istemişti. BM genel kurulu da, İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'nın kararına uymasını isteyen karar tasarısını 20 Temmuz'da kabul etmişti.
“Terörü önleyeceğim” diyerek 700 km'lik duvar inşa etmeye başlayan İsrail hükûmeti, mahkeme kararını “kaale almayacağını” daha önce açıklamıştı.

 

Rusya’da uçak kazası

Rusya'nın başkenti Moskova'nın güneyinde, Tula bölgesinde Tu-134 tipi yolcu uçağı düştü, 44 yolcu taşıyan Tu-154 tipi ikinci bir Rus uçağı Moskova-Sochi seferini yaptığı sırada kayboldu. Ancak daha sonra kaybolan ikinci uçağın da başkent Moskova'nın 965 kilometre güneyinde Rostov kenti yakınında düştüğü öğrenildi. İki uçağın da enkazına ulaşıldı.
Söz konusu uçakla, TSİ 21.00'de Don nehri kıyısındaki Rostov kentine 140 kilometre mesafede olduğu sırada iletişimin kesildiği belirtilmişti.
KAÇIRILMA SİNYALİ!
Rusya'da dün gece Tula bölgesindeki Bulçhaki köyü yakınlarında düşen Tu-134 tipi uçağın radar bağlantısı kesilmeden kısa bir süre önce, uçağın kaçırıldığına dair sinyal verdiği bildirildi.
İnterfaks Ajansı, Rus hükümetinden bir yetkiliye dayanarak verdiği haberde, Tula yakınlarında düşen uçağın radar bağlantısının kesilmesinden birkaç dakika sonra kaçırıldığına dair sinyal verdiğini duyurdu.
Rus güvenlik uzmanları da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iç istihbarat servisi başkanına olayları incelemesi için talimat verdiğini belirterek, bu tip talimatların sadece şüpheli durumlarda verildiğine dikkat çektiler.
“HAVADA İNFİLAK ETTİ"
Rusya'da bu gece düştüğü açıklanan 2 yolcu uçağıyla ilgili görgü tanıkları Tula bölgesinde düşen Tu-134 tipi uçağın havada infilak ettiğini söylediler.
İnterfaks, Tula bölgesindeki Bulçhalki köyü yakınında infilak ederek düşen uçağın Tu-134 tipi yolcu uçağı olduğunu belirterek, uçakta 34 yolcu ve 8 mürettebatın bulunduğunu ve olay yerine ulaşan kurtarma ekiplerinin canlı kimseye rastlamadığını duyurdu. İtar-Tass ise daha önce uçakta 54 yolcu ve 8 mürettebat bulunduğunu duyurmuştu.

 

Irak’ta Türkmenlere yönelik saldırılar arttı

Irak'ın kuzeyinde bulunan Kerkük kentinde Türkmenlere yönelik saldırılar artmaya başladı.Türkmenlere ait bir eve silahlı saldırı yapılırken, Irak Türkmen Cephesi ofisine de roket fırlatıldı. Edinilen bilgiye göre 26 Ağustos, TSİ 21.00'de, Kerkük merkez Musalla Mahallesi 73 nolu eve kimliği belirsiz kişiler tarafından silâhlı saldırı düzenlendi. İmad Aşur'a ait Türkmen evine yapılan silâhlı saldırıda can kaybı olmazken, kapı önündeki araçta maddî hasar meydana geldi. 8 nüfusun yaşadığı eve saldıranlar, olay yerinden kaçarak uzaklaştı.
Öte yandan, 27 Ağustos TSİ 05.00'te de Kerkük Merkez Bağdat Caddesi üzerinde bulunan Irak Türkmen Cephesi ofisine kimliği belirsiz kişiler tarafından roket fırlatıldı. Roketin duvara isabet etmesi, can ve mal kaybını önledi. Saldırganların yakalanması için, Kerkük polisi tarafından bölgede operasyonlar başlatıldı. Irak'ın kuzeyinde bulunan Kerkük'te tek Türkmen müdür olan İbrahim İsmail, uğradığı silâhlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Kerkük Milli Eğitim Müdürü Türkmen İbrahim İsmail, sabah saatlerinde evinden iş yerine giderken kimliği belirsiz kişilerin silâhlı saldırısına uğradı. Türkmen müdürün hayatını kaybettiği saldırıda, 2 koruma ve şoför yaralandı.

 

Ahıska Türkleri Anadolu’ya yerleşmek istiyor

İzmir'de bulunan Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Rusya'da sürgünde bulunan Ahısta Türkleri'nin son olarak ABD'ye göç etmeye başladığını duyurarak, Ahıska Türkleri'nin Anadolu topraklarına yerleştirilmesini istedi. Dernek yönetimi, Ahıska Türkleri'nin sorunlarına sahip çıkan Türkiye Gazetesi'ne de bir plaketle teşekkür etti. Teşekkür plaketini, Türkiye Gazetesi İzmir Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın aldı.
Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği'nin Konak İlçesi'nde bulunan dernek merkezinde bir basın toplantısı düzenleyen Dernek Başkanı Dr. İbrahim Agara, Türkiye'nin Ahıska Türkleri'ne sahip çıkmasını istedi. Özbekistan'daki bölgelerinden göçe tabi tutulan Ahıska Türkleri'nin bir kısmının Rusya'nın Krasnodar Bölgesi'ne yerleştiğini belirten Agara, "Rusya'nın Krasnodar Bölgesi'nde Ahıska Türkleri'ne haksızlıklar yapılmaktadır, insanlık dışı baskılar altında asimilasyona maruz kalmaktadırlar ve o bölgeden çıkartılmak isteniyorlar diyerek uyarılarda bulunduk. Ancak derdimizi yeterince anlatamadığımız için yetkililer buna önem vermediler, ilgi göstermediler" dedi.
Bu sürecin sonunda Krasnodar Bölgesi'ndeki Ahıska Türkleri'nin ABD'ye göç için başvuruda bulunduğunu kaydeden Agara, başvuruların önemli bir kısmına ABD tarafından göçmen vizesi verildiğini ve ilk Ahıska Türkü kafilesinin 21 Temmuz 2004 tarihinde bu ülkeye gittiğini dile getirdi. ABD'nin Ahıska Türkleri'ne neden sahip çıktığını anlamakta güçlük çektiklerini de ifade eden İbrahim Agara, "Şunun bilinmesini istiyoruz ki, Ahıska Türkleri ABD'ye zorunlu göçe tabi tutuldular. Göç etmelerinde, Krasnodar Bölgesi'nin Valisi Tkaçov'un, Rusya'nın, Gürcistan'ın ve Ermeni lobisinin büyük gayretleri sonucu bu insanlık ayıbı gerçekleşmiştir. Bu göç ile ilgili Türkiye Devleti'nin sessiz tavrını bir türlü anlayamadık. Ahıska Türkleri'ne yapılan bu haksız göçü kınıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de acilen bu göçleri durdurmasını ve Ahıska Türkleri'ni Anadolu topraklarına yerleştirmesini talep ediyoruz. Ahıska Türkleri, ayyıldızlı bayraksız ve ezansız asla ve asla yapamazlar. Ahıska Türkleri'nin gayesi, Türkiye'ye göç etmektir. ABD'ye mecburen ve gönülsüz olarak gitmektedirler." diye konuştu.
Bu konuşmanın ardından, Ahıska Türkleri'nin sorunlarına desteğin sadece medyadan geldiğini belirten Dr. İbrahim Agara, sorunlarına sahip çıkan medya kuruluşlarının temsilcilerine birer plaketle teşekkür etti. İzmir Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu kararı ile Türkiye Gazetesi İzmir Bölge Temsilcisi Yusuf Ziya Yalçın, TRT İzmir Haber Müdürü Cengiz Güven, ülkücü.org internet sitesi temsilcisi Dr. Muhsin İdikut Kadıoğlu, İzmir TV programcısı Hasan Tahsin Kocabaş, Yeni Şafak Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Kenan Tokgöz, Zaman Gazetesi muhabiri Mustafa Yüksel ile eşi Ahıska Türkleri'nden olan Balçova Kaymakamı Yüksel Ayhan'a birer teşekkür plaketi takdim edildi.

 

Özbekistan’da iki idam

Özbekistan'da 2 kişi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi'nin girişimlerine rağmen idam edildi.
Uluslararası Af Örgütü, terör ve aşırı dincilik suçlusu Azizbek Kerimov ile 3 akrabasını öldürmekten hükümlü Yusuf Zhumayev'in geçtiğimiz salı günü gizlice idam edildiğini bildirdi. İki mahkumun da işkence ve sorgulama sırasında kötü muamele gördükleri gerekçesiyle BM'ye mektup gönderdiklerini bildiren örgüt, BM'nin de Özbek hükümetinden infazların ertelenmesi konusunda istekte bulunduğunu kaydetti.
Özbekistan'da idam cezalarının infazıyla ilgili bilgiler devlet sırrı özelliği taşıyor. Devlet Başkanı İslam Kerimov ise 2001 yılında, yılda 100 kişinin idam edildiğini açıklamıştı. Uluslararası Af Örgütü, bu rakamın gerçekte 2 katına yakın olduğunu savunuyor.

 

Kazak’lar Başbakan’la görüştü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Üsküdar'da bulunan evinin önünde saatlerce bekleyen 2 Kazak vatandaşı, amaçlarına ulaştı.
Kazakistan Türkleri Vakfı Kurucusu Cami Avcı ile Almanya Cemiyet Başkanı İslâm Zengin, Erdoğan'ın evinin önünde saatlerce bekledikten sonra Başbakan Erdoğan ile görüşmeyi başardı. İslâm Zengin, Erdoğan'dan Niğde'nin Ulukışla İlçesi Altay köyünde yaşamakta olan obez hastası yeğeni Nurgül Zengin'in tedavisinin yapılması için yardım talep ettiğini söyledi. Erdoğan'ın bu talep karşısında Zengin'e her türlü yardım sözü verdiği öğrenildi. Kazakistan Türkleri Vakfı kurucusu Cami Avcı ise, Ortaasya'daki boşluğu doldurmak için Türk siyasîlerinin kardeş ülkelere yardımcı olması gerektiğini ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki vatandaşların Avrupa yerine Asya'ya yönlendirilmesini istediğini söyledi.

 

Dışişleri Bakanlığı: Karabağ’daki seçimler gayrimeşrudur

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Yukarı Karabağ'da ki Belediye Seçimleri'nin uluslararası hukuk ilkeleri ile, BM, AK ve AGİT prensiplerinin ihlâli anlamına geldiğini bildirdi.
Tan, yaptığı yazılı açıklamada, Yukarı Karabağ sorununun, halihazırda Güney Kafkasya'daki istikrarsızlık unsurlarının başında geldiğine dikkat çekerek, bölgede iyi komşuluk ve işbirliği ortamının tesisinin ve bölgenin uluslararası camia ile entegrasyo-nunun önünde bir engel olmaya da devam ettiğini bildirdi.

 

Türk Dünyası Hizmet Ödülleri sahiplerini buldu

Merkezi Azerbaycan'da bulunan Dünya Genç Türk Yazarları Birliği'nce dağıtılan Türk Dünyası Hizmet Ödülleri sahiplerini buldu. Kısa adı İLESAM olan Türkiye İlim ve Edebiyat Sahipleri Meslek Birliği ile, merkezi Azarbaycan'ın Başkenti Bakü'de bulunan ve kısa adı DGTYB olan, Dünya Genç Türk Yazarları Birliği'nce ortaklaşa düzenlenen "2. Uluslararası Fuzuli Şiir Yarışması" sonuçlandı.
2. Uluslararası Fuzuli Şiir Yarışmasının ödül töreni çerçevesinde Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği, Türk kültürü ve medeniyetine yaptığı hizmetlerden ve göstermiş olduğu yakın ilgi ve alakadan dolayı Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Dr. Hakan Fidan, Prof. Dr. Elçin İskenderzade, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ve İhsan Işık'a Türk Dünyası hizmet ödülleri verildi.

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye