|
| |
|




 |
|
Başmakale
Mehmet Emin Batur
DOĞU
TÜRKİSTANLILARIN ÖNLERİNDEKİ EN BÜYÜK TEHLİKELERDEN BİRİ ASİMİLÂSYONDUR

Vatan için kuru kuruya sevgi sözcükleri sarf etmenin gerçekten sevgimizi
ispat etmeye yetmediği bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. “Vatan
en çok kendisini sevenlerden hizmet bekler” veciz sözünün gereğini
yerine getiremeyenlerin ya da getirmek için samimiyet ve ciddiyetle
gayret sarf etmeyenlerin sözde vatanseverliklerinin Çin işgali altındaki
Doğu Türkistan’a hiçbir faydası olmayacaktır.
Milletler, fertlerin bireysel olarak gösterdikleri direniş ve
mücadeleler sayesinde “Millet” olma vasıflarını muhafaza edebilirler.
Aksi taktirde, tarihi süreç içerisinde çok kısa bir zaman dilimi olan 50
ya da en fazla 100 yıl gibi bir sürede millet olma özelliklerini
kaybederek başka milletlerin bünyesinde asimilâsyona uğramaları
kaçınılmaz bir akibet olacaktır. İşte o zaman söz konusu topluluk için,
“Vatan” ve “İstiklâl” kavramlarının da hiçbir anlamı kalmaz.
Doğu Türkistan’ın Çin işgaline uğramasından sonra çeşitli yollarla
vatanlarından ayrılmış olan azımsanmayacak sayıda Doğu Türkistanlı
dünyanın bir çok ülkesine fırsat buldukça çıkıp gitti. Bu ayrılışlar
bazen kafileler halinde, bazen de aileler veya bireysel şekillerde
gerçekleşti. Vatan topraklarından ayrılmak mecburiyetinde kalanların
büyük bir kısmı; Tarihçi, yazar, şair, alim, gerçek anlamda bir mücahit
ve Doğu Türkistan davasının önderlerinden olan merhum Mehmet Emin Buğra
Beyin deyimi ile “Vatan için vatandan ayrılmak” fikrinin ışığı altında
Doğu Türkistan Davasını dış dünyada sürdürmek için başka ülkelere göç
edenler ise de, bir kısmı da gelecekteki nesillerini Çin zulmünden
korumak, Çin hükûmetinin tedrici olarak uygulamakta olduğu
soykırımlardan kurtulmak ve daha iyi bir hayat sürmek adına ülkelerinden
ayrılanlardır.
Son elli yıl içerisinde yalnızca Özbekistan’da Özbek nüfusuna geçerek
asimile olanların sayısı 2 milyondur. (Yale Üniversitesinden Kahar
Barat’ın “Uygurlar Dış Ülkelerde Daha Kaç yıl Direnebilir” başlıklı
makalesi) Kazakistan, Kırgızistan ve diğer Türk bölgelerinde de Doğu
Türkistan asıllı olmasına rağmen uyruğunu değiştirmek mecburiyetinde
kalanları ve dünyanın diğer ülkelerindekileri de hesap edecek olursak
yaklaşık üç milyondan fazla Doğu Türkistanlı tam olarak bir
asimilâsyonun eşiğindedirler. Elbette ki bizim bu durumdan fazlaca
gocunmamızı gerektirecek bir durum söz konusu olamaz. Çünkü; bu
ülkelerde birer kardeş ülkelerdir. Fakat; her millet kendi halkı ile
kendi ülkesinde, kendi ana dilini konuşuyor olarak hür ve bağımsız bir
şekilde yaşamak ister. Bir ülkenin nüfusu sayılabilecek bu oran ise,
bağımsızlık mücadelesi vermekte olan bir millet için oldukça büyük bir
rakamdır. Dış ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlıların çocuklarından 25
yaşın altındakilerin büyük çoğunluğu bu gün ne yazık ki; ana dillerini
unutmuş, doğdukları ve bulundukları ülkelerin dillerini benimsemiştir.
Bir milletin dilini kaybetmesi ise, o millet için tam bir felakettir.
Örf, adet, gelenek ve göreneklerinde maalesef çok az bir bölümü
yaşatılmaya çalışılmaktadır. Bu daha kaç yıl devam ettirilebilir,
bilinmez. Bir taraftan Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele
verilirken, diğer yandan kaybedilmekte olan millî varlığımızın teminatı
yeni nesillerimizin vebalini de göz önüne almak mecburiyetinde olduğumuz
asla unutulmamalıdır.
Bu sebeplerle; Doğu Türkistan’ın ileri gelen aydınlarının kendilerini
yalnızca siyasî mücadele kulvarına hapsetmek yerine, bulundukları
ülkelerin hükûmetleri nezdinde, milletler arası insan hakları
sözleşmelerinin ilgili maddeleri üzerinde ciddî ve ilmî çalışmalar da
yaparak projeler hazırlayıp, “Doğu Türkistan Kültürünü Araştırma
Merkezleri” ve üniversiteler bünyesinde de “Doğu Türkistan Kürsüleri”
kurulması yolunda ısrarcı taleplerde bulunmalıdırlar.
Söz konusu kütür merkezleri ve üniversitelerde de “Doğu Türkistan
Kürsüleri” oluşturulabildiği taktirde, hem dünyada Doğu Türkistan
muhiplerinin sayısı artacak, hem de bu ülkelerde yaşayan Doğu
Türkistanlıların zaman içerisinde yalnızca hayatlarını idame ettirmekten
ibaret olan yaşam anaforunda asimile olarak kaybolmalarının kısmen de
olsa önüne geçilmiş olunacak, böylece; Doğu Türkistan davasına da uzun
vadede daha akılcı ve gerçek anlamda bir katkı sağlanacaktır. |
|
Çin Malları
Zehir Saçıyor
Ucuz Çin malı
oyuncakların toksit maddesi ve normalden 24 kat daha fazla fenol maddesi
içermesi nedeniyle tehlike saçtığı bildirildi.
Son zamanlarda ucuz olması nedeniyle büyük rağbet gören Çin malı
oyuncaklarının insan sağlığına büyük zarar verdiğini belirten uzmanlar,
bu oyuncaklar üzerinde Rusya'da yapılan bilimsel çalışma ile zararın
tespit edildiğini belirttiler. Zonguldak İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan,
Çin malı oyuncakların "plastizol" adlı bir hammaddeden hazırlandığı ve
normal değerlerin üzerinde metil alkol içerdiği tespit edildiğini ifade
ederek, insanların dikkatli olmasını istedi.
Fenol'ün insan ve çevre sağlığına çok zararlı bir madde olduğunu
belirten İlikhan, "Metil alkolden ortaya çıkan kokularda çocuklar için
zararlıdır. Çocukların sağlığını tehlikeye atmamak için oyuncak alırken
daha dikkatli olunmalıdır. Oyuncakların insan sağlığının, can ve mal
güvenliğinin çevre ve tüketicinin korunması açısından sahip olması
gereken asgari güvenlik koşullarını sağlamak için Sağlık Bakanlığı
tarafından oyuncaklar hakkında çıkan yönetmeliğinin dışındakilere rağbet
göstermemeliyiz" dedi.
GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI'NDAN ÇİN MALLARINA CEZA YAĞDI
Gümrük Müsteşarlığı, Türk pazarını istilâ eden Çin Mallarına ceza
yağdırdı. Son 1.5 yıl içerisinde Gümrük Kontrolleri esnasında 149
firmaya 13 trilyon 990 milyar lira gümrük vergisi, 24 trilyon 935
trilyon 935 milyar lira da KDV matrah farkı tespit etti.
Gümrük Müsteşarlığı, başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere Uzakdoğu
ülkeleri çıkışlı 26 mal grubunu sıkı markaja aldı. Denetimlerde matrah
farkı tespit edilen firmalara ceza yağdıran gümrük kontrolörleri, 4
trilyon 303 milyar liralık vergi kaçağını ortaya çıkararak, toplam 12
trilyon 790 milyar lira ceza uyguladı. 49 gümrük kontrolörünün 149 firma
üzerinde tamamladığı incelemelerde, en büyük vergi kaçağı telefon, demir
çelik kütükleri, oyuncak, laminant parke, pirinç ve gözlük sektörlerinde
yakalandı. İthalatçı 149 firma üzerinde yapılan incelemede, beyan edilen
ile hesaplanan vergi arasında 39 trilyonluk fark tespit edildi. Gümrük
Müsteşarlığı'nın Kırmızı Hat'ta aldığı ve ceza yağdırdığı firmalar,
başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere Vietnam, Hong Kong, Tayvan gibi
Uzakdoğu ülkelerinden ithalat yapıyor.
|
|
“Sürgünde Doğu Türkistan
Hükûmeti” kuruldu
ABD China e-Lobby Örgütü
Başkanı D.J. McGuire ile ABD Kongre Üyesi Jo Ann Davis’in girişimleriyle
14 Eylül günü Washington’da Georga Mason Reginal Library salonunda bir
araya gelen sürgündeki Doğu Türkistanlılar arasında yapılan ve iki gün
süren basına ve kamuoyuna kapalı kurultay neticesinde alınan hükümet
kurma kararı, Amerika Parlamento Binası içindeki “Capitol Hill”
salonunda basına ve kamuoyuna resmen ilân edilerek, “Sürgünde Doğu
Türkistan Hükûmeti”nin kurulduğu açıklandı. ABD Parlamento Binası’nda
düzenlenen basın konferansı’nda Hükûmet üyelerinin isimleri de
açıklandı. Oluşturulan sürgündeki Doğu Türkistanlılardan oluşan
milletvekilleri arasında yapılan oylama sonucunda sürgündeki Hükûmetin
Cumhurbaşkanlığına Ahmet İGEMBERDİ (Avustralya), Yardımcılığına
Abdülveli CAN (Türkiye), Meclis Başkanlığına Prof. Sultan Mahmud
Kaşgarlı (Türkiye), Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığına Enver YUSUF
(ABD), Başbakan Yardımcılığına Hızırbek GAYRETULLAH (Türkiye), Maliye
Bakanlığına Aydoğan KUBİLAY, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına Nefise
Özgen (Türkiye) ve Turizm ve Enformasyon Bakanlığı’na İsmail CENGİZ
(Türkiye)’in seçildiği sürgündeki bakanlar kurulunun 17 üyesi bulunuyor.
|
|
Rabiye Kadir’e
İnsan Hakları Ödülü

1999 yılından bu yana
hapiste bulunan Doğu Türkistanlı iş kadını Rabiye Kadir'e, insan hakları
ödülü verildi. Kadir, Doğu Türkistan'ın bağımsızlığını istemekle
suçlanıyor. Norveç'te her yıl bir insan hakları savunucusuna verilen
Rafto ödülü, bu yıl Çin'de cezaevinde bulunan Doğu Türkistanlı iş kadını
Rabiye Kadir'e verildi. Ödül komitesi, "yabancılara bilgi vermekle''
suçlanarak cezaevine atılan Kadir'e verilen ödülün, "Çin yönetimine
Uygurların ve diğer azınlıkların ekonomik, kültürel ve sosyal haklarına
saygılı olması yolunda çağrı'' anlamına geldiğini bildirdi. BM Kadın
Konferansı'na 1995 yılında Çin temsilcisi olarak katılan Kadir, 1999'da
tutuklanmış ve Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygurlara karşı izlenen
politikalar yüzünden Pekin yönetimini eleştirmekten ve yerel basında
çıkan makaleleri yabancılara vermekten 8 yıl hapis cezasına
çarptırılmıştı. Dünyanın tanımadığı isimlere verilen ödülü, 2001'de
İranlı Şirin Ebadi almıştı.
Kaynak: www.hurgokbayrak.com |
|
Çin, Doğu Türkistan’da tatbikat bahanesiyle baskı uyguluyor
Çin ordusu
ayrılıkçılar olarak adlandırdığı Türkleri baskı altına almak için Doğu
Türkistan’da yaptığı tatbikatları arttırdı. Reuters Ajansının 13 Eylül
tarihinde yaptığı habere göre Doğu Türkistan’ın Güney Batı bölgelerinde
binlerce askerin katıldığı tatbikatta da, Çin’in bastırma ve imha etme
operasyonlarını denediği bildirildi. Çin Ordu yetkilileri yaptığı
açıklama da, askerlerin 10 ayrı stratejiyi uyguladığını söylediler.
Çin’in geçen ayda, Doğu Türkistan’ın sınır komşuları olan Kazakistan,
Kırgızistan,Tacikistan ve Pakistan’la sözde terörizm karşıtı denemeler
yaptığı ifade edildi. Amerika’da ki 11 Eylül saldırılarından sonra Çin
Hükûmeti, terörizmi bahane ederek binlerce Müslüman Doğu Türkistanlıyı
tutuklamış, bunlardan bir çoğunu da idam etmişti. Uluslararası İnsan
Hakları Örgütleri, Çin’in Doğu Türkistan’da bir çok bahaneyle Türkleri
baskı altında tutmaya çalıştığını açıklarken, geçen yıllarda dinî
okulları yasakladığını, camileri kapattığını söyledi. |
|
Çinliler’den
Terörist İftirası
Çin Hükûmeti
yöneticileri, Doğu Türkistanlıların terörist olduğu iftirasında bulundu.
Türk-Çin Parlamentolararası Dostluk Grubu heyeti, Çin ziyaretinin ikinci
gününde Çin Ulusal Halk Meclisi Başkan Yardımcısı İsmail Emet ve Çin
Komünist Partisi (ÇKP) Dış İlişkiler Bakanı Van Ciarui ile görüştü.
Salih Kapusuz, Asım Aykan, Erdoğan Özegen, Mustafa Elitaş, Yakup Kepenek
ve Ahmet Güryüz Ketenci’den oluşan heyetin görüşmelerinde Türk-Çin
ilişkileri ele alındı. Türk heyeti görüşmelerde KKTC halkına yönelik
izolasyonun sona erdirilmesi ile ilgili olarak Çin tarafından
beklentilerini yineledi. Çin tarafının “Doğu Türkistan teröristlerinin”
faaliyetlerinden duyduğu hassasiyeti ifade etmesi üzerine, Türk heyeti,
Türkiye’nin her zaman ‘tek Çin’ politikasını izlediğini ve Çin’in toprak
bütünlüğüne saygı gösterdiğini hatırlattı. Türk heyeti ayrıca,
Türkiye’nin demokratik yapısı içinde suç unsuru bulunmadıkça insanların
ifade ve örgütlenme özgürlükleri bulunduğuna işaret etti.
H.O.Tercüman(21.09.2004) |
|
50 Doğu
Türkistanlı Ölüm Cezasına Çarptırıldı
Doğu Türkistan'da 50
Uygur Türk'ü, terörle savaş adı altında ölüm cezasına çarptırıldı.
Ko-münist Parti lideri Wang Leq-uan,yılın ilk sekiz ayında bağımsızlık
yanlısı 50 Uygur Türk’ünün ölüm cezasına çarptırıldığını söyledi.Doğu
Türkistan'da 50 Uygur Türk'ü, terörle savaş adı altında ölüm cezasına
çarptırıldı. Komünist Parti lideri Wang Lequan Doğu Türkistan'ı ziyaret
eden gazetecilere "Uluslar arası terörist kuvvetlerinin etkinliklerinin
kol gezdiği gerçeğine dayanarak, biz inanıyoruz ki bizim şiddet yanlısı
terörist suçlarına karşı savaşımız uzun bir süre gelecekte de devam
edecektir" dedi.
Fakat insan hakları grupları Pekin'in terörizm tehdidini bir bahane
olarak kullanarak Doğu Türkistan'lılara şiddet uyguladığını daha önce
açıklamıştı. Geçen üç yıl boyunca, ayrılıkçı olarak damgalanan Uygur
milliyetçileri Çin tarafından terörist olarak etiketlendiğini belirten
Uluslararası Af Örgütü geçen ay Çin'in terörle savaş raporunda bu
konuları ifade etmişti. Komünist Parti lideri Wang Lequan, Hükûmetin
yılın ilk sekiz ayında ayrılıkçı ve terörist faaliyetler içinde olmakla
suçladığı 50 kişinin ölümle cezalandırıldığını açıkladı. Öte yandan,
Türkiye'de yaşayan Doğu Türkistanlı'larda, Çin Hükûmetinin ABD'ye
yapılan 11 Eylül saldırılarından sonra terörizmi bahane ederek binlerce
Doğu Türkistanlı genci tutukladığını söylüyor.
RFA Uygur servisi
2004.09.13
|
|
Doğu Türkistan’ın petrol ve doğalgaz
rezervlerine Japon ilgisi
Doğu Türkistan’ın
sahip olduğu petrol ve doğal gaz rezervleri hakkında, Japonya’ da
çıkmakta olan Fuji Sankei Business Gazetesinin 07.09.2004 tarihli
sayısında bir haber yayınlandı. Bu haberin içeriğine göre; Doğu
Türkistan’ topraklarında mevcut petrol rezervlerinin 20 milyar 900
milyon ton olduğu açıklandı.
Doğu Türkistan’daki Petrol işleri idare merkezinden bir memurun
açıklamalarına göre; Doğu Türkistan’daki Petrol rezervlerinin, Çin
genelindeki (Deniz ve kara rezervleri de dâhil) petrol rezervlerinin %
25 inden daha fazlasını, Doğal gaz rezervinin ise, % 28’inden daha fazla
bir oranını teşkil ettiğini açıklamıştır.
Doğu Türkistan’ın Cungarya Havzası ve Tarım Havzası gibi bölgelerinde
Doğal gaz ve petrol yatakları oldukça fazla olup, Çin hükûmetinin
teşebbüs ettiği “İç bölgelerdeki kırsal bölgeleri açış” projesinin ana
temelini de yeni rezerv alanlarının tespiti ile ilgili araştırmaları
oluşturmaktadır. Öte yandan Doğu Türkistan’dan elde edilen doğal gazın
Şanghay’a turbo doğal gaz pompalama sistemi ile taşınması çalışmalarına
da hız verildi.
Doğu Türkistan Petrol İşleri idare merkezinin teknik elemanları “Doğu
Türkistan, Çinin petrol ve doğal gaz alanındaki en stratejik bölgesi
haline gelmektedir” derken, Petrol işleri idare merkezinin bildirdiğine
göre; Çin hükümetinin 2010 yılına kadar Karamay ile Tarım havzasında
yıllık istihsal olarak 20 milyon ton doğal gaz elde etmeyi hedeflediğini
projesi gereğince buralarda yeni sondaj çalışmaları yapılmakta olduğunu
söylediler. (Fuji Sankei Business) |
|
Halk Kurultayı
Vekili Pekin’de Öldürüldü
25.09.2004 tarihinde
yayınlanan haberlere göre, Doğu Türkistan’dan Çine dilekçe vermek üzere
gelen Doğu Türkistan Halk Kurultayı Vekilinin, onlarca yerinden
bıçaklanarak öldürülmüş olduğu öğrenildi. Eylül ayının 24’ünde Pekin’in
Güney bölgesi tren garının yakınlarında bir cinayet meydana gelmiştir.
Öldürülen kişi Doğu Türkistan’dan gelmiş olup, Doğu Türkistan Halk
Vekilleri Kurultayı Komitesinin bir memurudur. (İsmi gizli tutulmuştur)
O, Doğu Türkistan’da seçimle göreve getirilmiş bir kişi olduğundan
Pekin’e birkaç defa görevli olarak gelip gitmiş, bu esna da defalarca
Çin genelinde yapılan halk vekilleri toplantılarına katılmış, merkez
liderleri ile de görüşme fırsatına erişmiş
biridir. Onun bu defa Pekin’e; Doğu Türkistan da zarar görmekte olan
Uygurlara vekaleten, Parti Merkez Komitesi Gowuyuan ve merkezdeki her
kademede görevli rehberlik organlarına; Doğu Türkistan bölgesindeki
çürük yetkililerin devlet malını ve başkalarının mallarını kendi
zimmetlerine geçirme gibi hareketlerini ve de giderek çürümeye başlayan
Adliye görevlilerinin yasaları hiçe sayarak haksız dosyalar ortaya
çıkardıklarını, toplum güvenliği görevlilerinin insanları ezmekte
oldukları gibi önemli meseleleri merkeze anlatmak için gelmiş olduğu
anlaşılmıştır.
Bu haberi alan o bölgedeki Uygurlar ciddî bir şekilde olaya tepki
göstererek cinayetin perde arkasındaki azmettiricilerinin ve failinin
bulunarak cezalandırılmasını istemişlerdir. 25.09.2004 günü öğlen vakti
saat 13’ te, Liaoning, Jiang Shi, Hu Bei gibi yerlerden gelen 30 dan
fazla şikayet sahipleri “Zhon-gnanhai”de protesto eylemi yapmış olup,
oradaki güvenlik görevlileri ile çatışmak durumunda kalmışlar ve daha
sonra bu göstericilerin tamamı göz altına alınmışlardır. (ETIC)
|
|
Uygur- Virjin Tarihî Kardeşliği Güçlendirildi
15 Eylül
“Dünya Virjin Birliği” nedeniyle Almanya Şube Başkanı Dr.
Horkoviçs-Kovats Janos ile Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi başkanı
Abdulcelil Karakaş arasında Uygur-Virjin Dayanışma ve Özel Kültür
Alış-Verişinde bulunma akdi imzalandı.
Münih'te Friedenskirçening toplantı salonunda Dr. Horkoviçs’in
riyasetçiliğinde gerçekleştirilen toplantı oldukça hararetli geçti.
Toplantıya Bavyera’nın bir çok yerlerinden gelen yüzlerce insan katıldı.
Dr. Horkoviçs Virjinyalı vekillere Uygurlarla Virjinlerin Hunların
sülalesi içinde birbirlerine en yakın kan kardeşler olduklarını
anlatarak, bundan sonra tarihi kardeşlik bağlarını güçlendireceklerini
kaydetti. Dr. Horkoviçs “Dünya Virjin Birliği” olarak Virjinya’da büyük
bir yer satın aldıklarını, burada Virjin Kültür Merkezi kuracaklarını ve
bu Kültür Merkezinin bünyesinde Uygurların özel bir yere sahip
olacaklarını ifade ederek, gayelerinin Virjinya’ya çok sayıda Uygur
gençlerini getirerek okutmak ve Virjinya’da bir Uygur Bölgesi
oluşturarak Uygur-Virjin kardeşliğini güçlendirmek olduğunu söyledi.
Toplantıya katılanlar arasında Almanya’nın Bavyera bölgesindeki Virjin
Lisesi yetkilileride bulunurken, okul sorumlusu, Abdulcelil Karakaş’a
bir teklifte bulunarak Almanya Vinjin Lisesinde Uygur gençlerinin
okumasına imkân sağlayacaklarını söyledi. (ETIC)
|
|
Gül, Çinli’lere
Kalbini Açtı
Çinli Bakan,
‘‘Haklısınız, bu fark benim de dikkatimi çekti. Türk işadamlarına
gereken kolaylığı göstereceğiz. Nüfusumuz bir milyarın üstünde. Nasıl
konuk edeceksiniz turistlerimizi?" diye espri yaptı. Abdullah Gül,
"Kalbimizde misafir ederiz" yanıtını verdi.
Birleşmiş Milletler
toplantısı için gittiği New York'ta Çinli meslektaşı Lizhaoxing ile bir
araya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, iki ülke arasındaki ticaretin
dengelenmesi için önerilerde bulundu. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret
hacminin 2.8 milyar dolar olduğunu anımsatan Gül, Türkiye'nin payının
ise sadece 500 milyon dolar olduğunun altını çizdi. Gül, ‘‘Size sadece
araba ve badem satıyoruz. Bunun dengelenmesi gerekir. İnşaat sektörümüz
sizde iş yapabilir, bize turist gönderebilirsiniz" önerisinde bulundu.
Bunun üzerine Çinli Bakan, ‘‘Haklısınız, bu fark benim de dikkatimi
çekti. Türk işadamlarına gereken kolaylığı göstereceğiz. Nüfusumuz bir
milyarın üstünde. Nasıl konuk edeceksiniz turistlerimizi?" diye espri
yaptı. Abdullah Gül, "Kalbimizde misafir ederiz" yanıtını verdi.
(Hürriyet)
|
|
Türkmen çığlığı
Türkmen Danışma
Meclisi Başkanı Prof. Dr. Ümit Akkoyunlu, Kuzey Irak'ta Türkmenler'e
karşı katliam ve asimilâsyon yapan Kürtler arasında Amerika
himayesindeki PKK'lılar da bulunduğunu öne sürdü. Akkoyunlu,
Türkmenler'in kendi coğrafyasında bin 500 yıldır var olduğunu
belirterek, "Bunun için çok savaştık, kanımızın son damlasına kadar da
savaşacağız. O toprak ne Amerikalılar'a, ne de başka etnik gruplara ait
değildir. Barzani'nin tehdidi vız gelir, umurumuzda da değil" dedi.
Öte yandan Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Konya Şubesi
Başkanı Dr. Aydın Beyatlı, yaklaşan Irak seçimleri öncesi Barzani ve
Talabani gruplarının Türkmenler'in çoğunlukta olduğu Kerkük'te toplu
katliama hazırlandığını iddia etti. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın
davetlisi olarak Türkiye'de incelemelerde bulunan Kuzey Irak'tan gelen
Türkmen mühendislerinin geri dönüşü için düzenlenen uğurlama töreninde
konuşan Dr. Aydın Beyatlı, bölgede Türkmenler’in yaşadığı sıkıntıları
anlattı. Irak'ta yapılacak genel nüfus sayımı öncesi Mesut Barzani
başkanlığındaki Kürdistan Demokrat Parti (KDP) ve Celal Talabani
önderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYP) gruplarının
Türkmenler'in çoğunlukta olduğu Kerkük'te toplu katliam yapmaya
hazırlandığını iddia eden Aydın Beyatlı, "Türkiye, bu iki gruba yaptığı
yardımın yüzde 1'ini Türkmenler'e yapmıyorsa bizim sitem etmeye hakkımız
var. |
|
‘Denktaş, “ Türkiye Kıbrıs’tan
vazgeçerse Akdeniz’den de vazgeçer’
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye'nin
Kıbrıs'tan vazgeçmesi durumunda Akdeniz'den de vazgeçmiş olacağını
söyledi. İnönü Üniversitesi'nin 2004-2005 eğitim ve öğretim yılının
resmi açılış törenine onur konuğu olarak katılarak burada bir konuşma
yapan Rauf Denktaş, 12 Yunan adasının Kıbrıs'a bağlanacağını ve Güney
sahillerinde kımıldamak için özellikle zor günlerde Yunanistan'ın
insafına kalınacağını belirtti. Denktaş, Kıbrıs'ta herkesin doğum
gününün 20 Temmuz 1974 olduğunu, Türkiye'nin gelmemesi durumunda yok
olacaklarını belirtti. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, gelmiş geçmiş tüm Rum
liderleriyle genel sekreterlerin nezaretinde görüştüğünü, görüşmelerin
Türkiye ile birlikte millî bir dava çerçevesinde yürütüldüğünü ifade
ederek, bunun Denktaş'ın davası olmadığını, Kıbrıs Türk’ünün de
kendisini kurtarmak için bir dava gütmediğini, millî bir davasını
müşterek savunduğunu aktardı.Denktaş, direnişlerini yanlış, hatalı
uzlaşmazlık olarak değerlendirenlerin emperyalist olduğunu ve bunların
her şeyi işlerine geldiği gibi değerlendirdiğini belirterek, Annan
Planı'nın Rumların meselesini halletmek için yapıldığını dile getirdi. |
|
Dil Bayramının72. yıl dönümü
Türkiye
Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç, TBMM'nin, Türkçe
konusunda Türk Dil Kurumu (TDK) ile ortak çalışma yapacağını açıkladı.
Arınç, TDK'da Dil Bayramı'nın 72. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen
programda bir konuşma yaptı. Arınç, "Türkçenin kullanımının
yaygınlaştırılması ve Türkçe'nin söz varlığının geliştirilmesi için
yapılan bilimsel çalışmaların çok sevindirici olduğunu görüyorum.
TDK'nın bu alandaki köklü ve bilimsel tabanlı çalışmaları dilimize çok
büyük katkı sağlıyor" diye konuştu. Konuşmasında TDK Başkanı Şükrü Haluk
Akalın'ın Uluslararası Türk Dili Kurultayı'nın açılışında yaptığı;
TDK'nın diğer devlet kuruluşlarıyla Türkçe konusunda ortak çalışma
yapmak istediği yönündeki çağrıyı hatırlatan Arınç, "Sayın Akalın'ın bu
çağrısına bir cevap vermek istiyorum. Türkiye'nin kalbi, bütün
yaşamamızı düzenleyen kanunların yapıldığı yasama organı TBMM'de TDK ile
ortak çalışma yapmaya karar verdik" dedi. Arınç, yasama çalışmaları
sırasında, kanunların hazırlanışından basımına kadar geçen sürede,
gramer, imla ve kullanılan kelimeler gibi tüm konularda TDK ile ortak
çalışma yapmak istediklerini kaydederek, gerekli bürokrasiyi
hazırladıklarını söyledi.
Atatürk'ün, "Milli şuurun ayakta kalabilmesi ve uyanık kalması için dil
ve tarih konusunda çalışmaya mecburuz" sözlerini hatırlatan Arınç
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu sözü sarfeden Atatürk sadece kendini Türk dilinin gelişimine adamış
bir devlet adamı değil, aynı zamanda Türkçe'nin yılmaz bir elçisiydi. Bu
nedenle Türkçemiz, Cumhuriyetimizin ana karakterlerinden birisidir.
Şimdi bu köklü karakteri korumak, geliştirmek ve yaygınlaştırmak artık
TDK'nın büyük görevlerinden birisidir. Dil ve tarih, bizim için üzerinde
yoğun çalışmalar yapılması gereken konulardır. Ancak Türkçemiz için
devlet kurumlarıyla ortak çalışmalar yapmak ya da çağrılarda bulunmak
yeterli değil”diye konuştu. |
|
KAT Başkanı “Ermenilere müsade etmeyeceğiz”
Cezaevinden yeni çıkan Karabağ Azatlık Teşkilatı'nın (KAT) başkanı Akif
Nağı, kendi makamında basın toplantısı düzenledi. 5 yıl ceza alan ve üst
mahkemenin kararı ile serbest bırakılan Akif Nağı, "Serbest
bırakılmamızda basının etkisi büyük oldu. Fakat Karabağ konusunda geri
adım atmayacağız" dedi. Nağı, "25-28 Kasım tarihleri arasında Bakü'de
düzenlenecek NATO Parlamenter Asamblesi'nin 'Rous Roud' seminerine,
Ermeni milletvekillerinin katılmasına müsaade etmeyeceğiz. Azerbaycan'ın
toprağı olan Yukarı Karabağ'ın Ermenistan tarafından işgal edilmesine bu
milletvekilleri imza atmıştır. Onların NATO toplantısı çerçevesinde
Azerbaycan'a geliş amaçları, daha önce Bakü'ye gelmek isteyen Ermeni
subaylarından farklı değildir" diye konuştu. Öte yandan, konu ile bağlı
bir açıklama yapan Azerbaycan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Ziyafet
Askerov ise, "Ermeni milletvekillerinin bu toplantıya katılıp
katılmaması önemli değil. Buna NATO karar verecek" şeklinde konuştu.
|
|
Emperyalistler Türkiye’ye odaklandı
Türkiye Kamu-Sen
Samsun İl Başkanı İsmet Çiftçi, Misyoner teşkilâtının ana hedefinin
Türkiye'nin nüfusunun en az yüzde 10'unu 10 yıl içinde Hıristiyan yapmak
olduğuna dikkat çekerek, "Bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da etkili
olmaya çalışıyorlar. Daha sonra karışıklık çıkarıp BM kararı ile ülkeye
Hıristiyan askerlerden teşekkül eden Barış Gücünü sokmak ve Endonezya'da
olduğu gibi ülkeyi bölmek istiyorlar. Balkanlar'daki bütün ülkelerin
nüfus ve yüzölçümü toplamının Türkiye'den az olduğunu, Batı'nın güçlü
bir Türkiye'ye asla tahammülü olmadığını, 40 yıl sonra dünyada petrol 60
yıl sonra ise doğalgazın tükeneceğinin öngörüldüğünü ifade eden Çiftçi,
"21. asırda petrolün alternatifi bor’dur. Dünya bor rezervinin yüzde
70'i ve en kalitelisi Türkiye'dedir. Altında dünya ikincisi, mermerde
dördüncüyüz. 21. asırda tehlikesiz nükleer yakıt toryum olacaktır. 1
milyar 200 bin tonluk dünya toryum rezervinin 800 bin tonu
Türkiye'dedir. Tüm bu zenginlikler emperyalist güçlerin iştahlarını
kabartmaktadır ve bu güçler misyonerlerini ülkemizde çalıştırmaktadır"
diye konuştu. İsmet Çiftçi, “Misyonerlerin emrinde çalıştıkları 'Board
Commissioners Foreign Missions' adına Pling Fisk ve Levi Parsons'a
verilen 1833 tarihli talimattaki bazı cümleler şunlardır: “Anadolu başta
olmak üzere Orta Doğu ve diğerleri Hıristiyanlığın kutsal ve vadedilmiş
topraklarıdır. Bu topraklar, silâhsız Haçlı seferiyle, Türkler'i
İslâmiyet'ten koparacak ve bazılarını ise İslâmiyet'e düşman ederek geri
alınacaktır... Bu toprakları geri almak, Türkler'i Hıristiyanlaştırmak
için okul, hastane açıyoruz, ilâç götürüyoruz. Modern tıbbı ve eğitimi
kuruyoruz. Türkler bizi istemeyebilirler ama bu toprakların sahibi
Türkler değil ki! Elbette hedef yalnızca Türkiye değildir. Türkiye aynı
zamanda Avrasya'nın anahtarıdır. Batı'nın asırlardır değişmeyen sloganı
ise 'Türkiye, Türkler'e bırakılmayacak kadar zengin ve önemlidir'
sözlerinden ibarettir." Çiftçi, şöyle devam etti: " Bin yıldır binde
999'u Müslüman olan Kazakistan'ın 6 milyon nüfusunun 500 bini son
yıllarda Hıristiyan olmuştur. Sovyetler Birliği dağılınca Müslüman
ülkeler bu ülkede İslamiyet'i anlatmak için çaba harcamadı. Bizi zaman
zaman karamsarlığa düşüren borçlara da fazla takılmamalıyız. Hangi ülke,
şirket veya kişinin borcu yok ki? Borçlardan kurtulurken, özellikle
insan kaynakları, güvenlik, enerji ve tabiî kaynaklarımız başta olmak
üzere stratejik alanlarda yatırım yapmalıyız" dedi. |
|
İsrail’den suikast
Suriye'nin başkenti
Şam'da uğradığı suikastte hayatını kaybeden Hamas'ın dinî liderlerinden
İzzeddin Şeyh Halil'in cenazesi toprağa verildi. El Vesim Camii'nde
kılınan cenaze namazına Hamas'ın Lübnan temsilcisi Usame Hamden,
Hizbullah'ın siyasî kanadından Şeyh Hıdır Nurettin de katıldı.
Halil'in cenazesi camiye tekbirlerle getirilirken, Filistin bayrakları
taşıyan kalabalık İsrail karşıtı sloganlar atarak suikasti kınadı.
|
|
Rusya ve Çin’den şer ittifakı
Japonya’da çıkan
“Asahi” Gazetesinin 25.09.2004 tarihli bir haberinde, Rusya’yı ziyaret
eden Çin Başbakanı Wenjiaobao’ nun 24 Eylül günü Moskova’daki Kremlin
sarayında Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüştüğü yer alıyor. İki
devletin Terörle mücadele, petrol ve doğal gaz alanında dayanışma ve
işbirliğini güçlendirme konularında mutabakata vardıkları ifade
edilirken, Rusya Başkanlık Sarayından yapılan açıklamaya göre,
Wenjiaobao Rusya’daki okulda meydana gelen terör hadisesinden dolayı
hayatını kaybedenler için taziyelerini bildireceğini beyan ederek “Çin
Rusya ile teröre karşı işbirliğine önem veriyor” dedi.
Rusya’nın Enerji bakanı Huristinko basın mensuplarına “Çine bu yıl 6
milyon ton ham petrol ihraç ettik, Çine petrol ihraç miktarını gelecek
yıl 10 milyon tona, 2006 yılında ise 15 milyon tona çıkartacağız” diye
konuştu.
Çin Başbakanının Rusya ziyaretini değerlendiren tarihçiler, Rusya Orta
Asya da müstemleke durumundaki toprakları muhafaza etmek, komünizm
ideolojisini o zamanki Çin ülkesinin tamamına kabul ettirmek maksadıyla
Doğu Türkistan Cumhuriyetinin dahilerini ve devlet önderlerini terör
yoluyla 1949 yılının Ağustos ayında şehit etmiş ve Doğu Türkistan’ı
Komünist Çin hükûmetine hediye etmişti. Şimdi ise son müstemlekelerinden
biri olan Çeçenistan’ı elinden çıkartmamak için yine Çin saldırganları
ile söz birliği ederek Çeçen halkı ve Doğu Türkistan halkına yönelik
soykırımlarına devam edecekleri yorumunu yapıyor. (ETIC) |
|
Bin yıllık Türk Tarihi
İngilizlere tanıtılacak
İngiltere'nin önde
gelen sanat kurumlarından Kraliyet Akademisi, bin yıllık Türk tarihini
tanıtmayı amaçlayan bir sergi düzenleyecek. ''Türkler: Bin Yıllık
Yolculuk (600-1600)'' adı verilen sergi, 22 Ocak-12 Nisan 2005 tarihleri
arasında ziyarete açılacak.
Kraliyet Akademisi, İngiltere'de bugüne kadar görülmemiş Türk sanat ve
kültür eserlerini Londra'ya getirerek, Türk tarihinin 600-1600 yılları
arasındaki dönemini tanıtacak. Bu sayede, Topkapı Sarayı ile Türk ve
İslâm Eserleri Müzesi'nde sergilenen döneme ait 350'yi aşkın sanat eseri
de ilk kez İngiliz sanat severlerle buluşmuş olacak.
Sergide 15.yüzyıla ait savaş meydanındaki asker tabloları, merasimlerde
giyilen demir, çelik, ya da altından yapılmış miğferler, halılar ve
seramik ürünleri ile el yazmaları sanat ve kültür ürünleri yer alacak.
600-1600 yılları arasında Orta Asya'dan Ortadoğu'ya kadar uzanan bölgede
hüküm sürmüş Uygurlar, Selçuklular, Osmanlılar gibi devlet ve
imparatorluklar da sergide tanıtılacak.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan Kraliyet Akademisi Başkanı Profesör
Philliph King, ''1931'deki Pers Eserleri Sergisi'nden sonraki en
muhteşem sergi olacak. Bu, kendisini dünyanın çeşitli uygarlıklarını
tanıtmaya adamış Kraliyet Akademisi'nin bir başka girişimidir''
dedi.Başbakan Tayyip Erdoğan da sergiyi "Türklerin olağanüstü sanatsal
mirasına ışık tutan benzersiz bir çalışma" diye nitelendirdi. |
|
Ne kadar muayene o kadar para
Kayseri
Devlet Hastanesi'nde her doktora bir poliklinik uygulaması başlatılıyor.
Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi İsmail Tamer, altyapısı bitirilmesi
aşamasına gelen yeni uygulamanın bu aydan itibaren başlayacağını
belirtirken, “Bu uygulama Sağlık Bakanlığı'nın planları arasında olan
uygulamalardan. Bu uygulamayla, hasta yoğunluğunu azaltma ve
hastalarımıza istediği doktoru seçme hakkı verilmesi amaçlanıyor.” dedi.
Başhekim Tamer, "Hastanemizde her doktora bir poliklinik uygulamasını,
yeterli altyapımız olmadığı için ilk etapta sekreteryadan yapacağız.
Hastaları istediği doktora sekreterya yönlendirecek. Ayrıca bu uygulama
ile daha çok hastası olan, daha çok muayene yapan doktor daha fazla
döner sermaye payı alacak" diye konuştu.
|
|
Kur’an Ziyafeti
Kayseri'de düzenlenen
"Kur'an-ı Kerim Ziyafeti" adlı programda, dünyaca ünlü hafızlar Atatürk
Stadı'nı dolduran yaklaşık 60 bin kişiye Kur'an-ı Kerim ziyafeti çekti.
Kur'an-ı Kerim okunduğu sırada birçok vatandaş gözyaşlarını tutamadı.
Kayseri Atatürk Stadı'nda düzenlenen programda Kur'an-ı Kerim ziyafeti
öncesinde vatandaşlara yaklaşık 20 bin adet Kur'an-ı Kerim dağıtıldı.
Kayseri İl Müftüsü Necmettin Nursaçan'ın açılış konuşmasını yapmasının
ardından hafızlar Kur'an-ı Kerim okumaya başladı. Kayseri'den Camii
Kebir İmamı Ahmet Cankılıç, Dünya Birincisi Hafız Adem Kemaneci, Güney
Afrika'dan Dünya Birincisi Hafız Abdurrahman Sadien, Mısır Karii
Zekeriya Muhammed Ahmet El Gihiyn, İran'dan Dünya Birincisi Hafız Ahmet
Ebu'l Kasımi ve Endonezya'dan Yasir Abdussamed stadı dolduran kalabalığa
Kur'an-ı Kerim ziyafeti yaşattı. Öte yandan Kur'an-ı Kerim'in okunduğu
sırada birçok kişi gözyaşlarına hakim olamazken, bazıları ise fenalık
geçirdi. |
|
Sahtecilikte Ünlü Çinliler
Şimdi de Sigaraya El Attı
Bursa'nın İznik
İlçesi'nde, Çin'de yapıldığı tespit edilen çok miktarda sahte Tekel 2001
sigarası ele geçirildi. İznik Emniyet Müdürlüğü ile Tekel Bursa Baş
Müdürlüğü ekipleri, dün ilçede yaptıkları bir dizi operasyonda, Çin
üretimi olan ve ülkeye kaçak sokulduğu tespit edilen 90 paket Tekel 2001
marka sigara ele geçirdi. İznik'te faaliyet gösteren bir markette ele
geçirilen sahte Tekel 2001'ler toplanarak emniyete götürüldü. Göz altına
alınan B. adlı marketçi, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak
üzere serbest bırakıldı. |
|
|
|