|
SIFIR NOKTASI
ABD için 11 Eylül
saldırıları bir dönüm noktası niteliğindedir. ABD'de bu saldırılar
sonucunda ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi önemli değişikliler
meydana gelmiştir. Ne yazık ki bu değişiklerden en büyük zararı Müslüman
milletler görmüştür. O sırada yaşanılan bu değişiklerden birisi benim
çok ilgimi çekmişti. Saldırı sonrası enkaz kaldırılma aşamasında ''Sıfır
Noktası''(Ground Zero) ismi verilen ikiz kulelerin bulunduğu yerde,
toplanan kalabalık hep bir ağızdan ''YU-ES-EY'' yani USA, bizim
dilimizle ABD şeklinde slogan atıyordu. CNN muhabiri ilk defa böyle bir
olayın gerçekleştiğini söylüyordu. Çünkü hepimizin bildiği üzere ABD de
yaşayan halkın bir millet olma özelliliği yoktu. Değişik din, dil, ırk ,
mezhep ve coğrafyadan Amerika'ya gelmiş insanlar ''çıkar birliği''
etrafında birleşerek Amerika da yaşamlarını sürdürmekteydiler. CNN
muhabiri ve benim dikkatimi çeken olay ise böyle bir halkın bir travma
sonrası verdikleri birlik cevabıydı. Belki birileri tarafından
örgütlenerek böyle bir eylem yapıyorlardı. Orası bilinmemektedir, lakin
sonuç şudur ki bu saldırı sonrası derin ABD kendi halkından gerekli veya
gereksiz bütün yetkileri almış ve dünyaya asıl terörün nasıl
yapılacağını göstermiştir. Gelelim konunun bizimle olan ilgisine;
Bilinen M.Ö. 2000 yıllarından bu yana yaşadığımız kendi topraklarımızda
çeşitli nedenlerden dolayı birçok boya, oymağa, obaya, aşirete bölünmüş
bir milletiz. Andronovo kültüründen bu yana aynı dili, aynı kültürü,
aynı dini ve benzer kaderleri yaşamışız. Ama şu an baktığımızda bu
bilinen 4000 yıllık birliktelikten eser dahi kalmamıştır. Günümüzde
-bence kesinlikle öyle değil ama- Türklüğün en önemli merkezi sayılan
Anadolu yukarda bahsi geçen sıfır noktasındaki kadar dahi millet olma
şuuruna sahip değildir. Korkmayın sizlere vereceğim örnekler Çin zulmü
altında ezilen ve 21. yüzyılda tüm medeni dünyanın(!) gözü önünde sessiz
sedasız yapılan bir soykırıma maruz kalan Uygur kardeşlerimiz kadar uzak
değil. Komünist Rusya döneminde 60 derecede buzlu sular içerisinde
işkence yapılarak dinlerini değiştirmek zorunda bırakılan Hakas ve Tuva
Türkleri kadar da yabancı(!) değil.
Karabağ savaşında
gazeteciler Rahmetli Ebulfeyz Elçibey'e sormuşlardı ''Türkiye'den bir
isteğiniz var mı?'' diye. Rahmetli '' Yaralıları taşımak için bir
helikopter istedim onu dahi vermediler. Ben Türkiye'den daha ne
isteyebilirim ki?'' demişti. Zaten birilerinin söylediği gibi onlarda
şii idiler. Yani ötekilerdiler. Bu ötekilerle, uzaklarla veya
yabancılarla konuyu çok daha fazla uzatarak sizleri sıkmak istemem. 2005
yılıydı. Gece 23:00 haberlerinde Sky Türk kanalını izlerken ABD
güçlerinin Telafer'e saldırdığı sıcak haber şeklinde verildi. Türkmen
cephesinden bir yetkili ile de canlı bağlantı kuruldu. O da saldırıyı
teyit etti. Çok üzülmüştüm. O gece saat 3'e kadar tüm kanalları gezerek
konu ilgili haberler aradım. Haberi ilk veren Sky Türk dahil tüm
kanallara bir sihirli değnek değmişti. Çünkü o gece konu ile ilgili
hiçbir haber verilmedi. Haberi internetten takip ettim. 3 gün sonra
televizyonlar haberi vermeye başladı. ABD Telafer'de yapacağını yapmıştı
ve haber ondan sonra verilmeye başlanmıştı. O tarihte halktan tepki
gelebilir diye sansür uygulayan misyon zamanla halkı, bugün Kuzey Irakta
yapılan Türkmen soykırımına da alıştırmayı başardı. Sözün özü dünya
Türklüğünün merkezi Anadolu, değil işgal altındaki Doğu Türkistan'da
yapılan soykırımı düşünecek, atılan bombaların sesini duyacağı
uzaklıktaki Türkmenleri dahi düşünmez hale getirilmişti. Misyon sahibi
iktidara göre zaten bunları söylemekte kafatası milliyetçiliği idi.
Türkiye Cumhuriyeti Dışışleri Bakanı Kerkük'ü tarif ederken ''burası
Irak'ın küçük bir modelidir'' diyordu. Yani Britanıca ansiklopedisi dahi
yanlış bilgi veriyordu. Aslında Kerkük bir Türkmen şehri değildi(!).
Kürtlerin, Arapların ve Türkmenlerin yaşadığı küçük bir Iraktı. Gözden
çıkarılmışlık bu kadar açıkça da söylenmezdi. En azından bir pazarlık
payı bırakılırdı.
Yukarda bahsettiğim
politika yıllarca bu millet üzerinde uygulana gelmiştir. Bunun sonucu
olarak resmin tümüne baktığınız zaman kafatası milliyetçiliği ve
Turancılık büyük suçu (!) ile yaftalandırılmaktasınız. 4 Temmuz 1776
tarihinde devşirme insanlardan kurulmuş bir ülkede kimi Hindu kimi
Yamyam kimi bilmem ne bela insanların, toplanarak ülkelerinin bütünlüğü
ve birliği lehine slogan atmaları spontane ve naturel bir gelişim olarak
değerlendirilirken 4000 yıldır birlikte yaşadığı topraklarda kardeşin
kardeşi düşünmesi ve onun için üzülmesi ise büyük bir suç olarak
gösterilmektedir.
Bakınız Milletin tanımı Viki sözlükte şu şekildedir: Millet geçmişte bir
arada yaşamış, şimdi bir arada yaşama inancında, istek ve kararında
olan; aynı vatan ve o vatanın maddi ve manevi değerlerine sahip çıkan;
aralarında Din , dil, kültür, tarih ve duygu birliği olan insanların
oluşturduğu toplumdur(1).
Açıklamayı biraz
genişletecek olursak Millet kelimesi Türkler açısından:
1. Geçmişte bir
arada yaşamış olmak maddesi için yukarda bahsettiğimiz 4000 yıl yeter
kanaatindeyim.
2. Şimdi bir arada
yaşama inancında, istek ve kararında olmak. İşin püf noktası olduğu için
bu konuya sonra döneceğim.
3. Aynı vatan ve o
vatanın maddi ve manevi değerlerine sahip çıkmak. Burada Türklerin
vatanı neresidir sorusu karşımıza çıkmaktadır. Türklerin yani Ot-Oz
ların esas yurtları Büyük Anadölü Kıtası'dır. Esas manası Ana rahmi
demek olduğu gibi gün doğusu toprakları anlamına da gelen bu coğrafya
Ankara'dan Kore'ye kadar uzanmaktadır(2).
4. Din, dil, kültür,
tarih ve duygu birliği olan insanların oluşturduğu toplumdur.
Bu açıklamalar ışığında Türkler'in bir millet olma özelliğini yıkmak
için saldıracağınız tek bir madde kalmıştır. Diğer maddeler üzerinde de
çalışma yapabilirsiniz. Lakin çok fazla bir şey elde edemezsiniz. Fakat
bir arada yaşama inanç, istek ve kararı çok kolay altı oyulacak bir
maddedir ve yıllardır üzerinde manüplasyonlar hiç bitmeden devam
etmektedir. Önemli de mesafe katedilmiştir.
Günümüzde bir millet
olma arzusunu taşımak önemli bir handikaptır. Aslında sistem kendisi
içinde paradoksa düşmektedir. Bizlere bilimin ışığından ve yolundan
ayrılmama eğitimini kendisi veren sistem; bütün bilimsel araştırmaların
sonucunda ulaştığımız sonuç olan milletimizin Türk Milleti devletimizin
ise Ziya Gökalp'ın söylediği üzere''VATAN NE TÜRKİYEDİR TÜRKLERE NE
TÜRKİSTAN VATAN BÜYÜK VE MÜEBBET BİR ÜLKEDİR TURAN'' bilimsel gerçeğini
reddetmemizi istemektedir. Bu konuda her gün yeni bir adıma imza atan
siyasi iradenin hangi amaca ve zihniyete hizmet ettiğini tahmin etmek
güç olmasa gerekir. Anadolu Türklüğü ne yazık ki sıfır noktasına
gelmiştir. Emperyalistler ve yerli işbirlikçilerinin bu aşamadan sonraki
amacı ise bizi negatife düşürmektir. Bunun içinde gerekli lojistik
çalışmalar yıllar önceden hazırlanmıştır. Bizim için yol ayrımı
zamanıdır. Çünkü Anadolu Türklüğünün 22 Temmuz'da vereceği büyük sınav
da eğer mevcut siyasi tablo da bir değişiklik olmazsa yakın zamanda
yasaklanacağı kuvvetle muhtemel olan büyük önderimiz Mustafa Kemal
ATATÜRK'ün ''Ne Mutlu Türküm Diyene'' sözünü şimdilik söyleyebileceğiniz
kadar çokça söylemekten başka yapabileceğimiz bir şey kalmamıştır.
Sağlıcakla Kalın.
1.http://tr.wikipedia.org/wiki/Millet
2. Tunçderililer, Haluk Cemil Tanju, İstanbul matbaacılık A.Ş.
İstanbul-1969, s:43
|