Yukarı
35.Sayı
35.Sayı Uygurca
35.Sayı Aile
35.Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü

 

UYGUR KÜLTÜRÜ

-10-

Güneş doğarken :Kutluk Tekin ordusuyla beraber doğu taraftan gözükür, durmadan habersiz yolu takip
ederek şehre doğru ilerlemeye başlar ordu pusu kuranların tam ortasına geldiği anda Besmiller birden hücuma kalkarlar ve şiddetli bir savaştan sonra Kutluk Tekin ile Bilge yaralanarak esir düşerler Besmiller onların ellerini iple bağlayıp bir ağaca bağlarlar ve yağma için uzaklaşırlar Kutluk şu türküyü söyler:

Tutkun oldum neyleyim düşman elinde
Yiğitlerim kırıldı gözüm önünde
Maksadıma ermeden ölürüm şimdi
Gömülüm hasrete yerin koynunda
Hakan babam işitsin hazin dadımı
Uygur,Karluk illeri sizden dilerim
Unutmayın dökülen arı kanımı
Ayrıldık mı ebedi güzel Türkan'ım?
Hasret ile gider mi gönlüm ile canım?
Kıyamete kaldı mı senin visalin
Kutluğunu unutma budur armanım
Türkanı'ma söyleyin kuşalar arzımı
Arzeyleyin aşkında çekmiş derdimi
Beni bilsin kıymetlik aşıkı
Unutmasın ölürken çekmiş ahımı

Bir Besmil subayı gelir ve Kutluk ile Bilge’yi sorguya çeker:
SUBAY: Siz kimin askeri?
KUTLUK: Kutluk tekinin erleri
SUBAY: Kutluk tekin nerde?
KUTLUK:(tanınmadığını anlar) Müriydeke sarayda
SUBAY: Yanındaki askeri ne kadar?
KUTLUK: İki tümenden artar
SUBAY: Buraya ne zaman gelir?
KUTLUK : Bunu tekin kendi bilir.
(GÖRÜNÜŞ 2)
Hapishane, Kutlu ve Bilgenin elleri kelepçe ile ve ayakları zincirle bağlı olduğu halde oturmaktadırlar, parmaklığın dışında iki Besmil eri nöbet beklemektedir.
KUTLUK: (Büge'ye söyler) Ey aziz kardeşim, kaygı çağında yoldaşım, başımıza geldi bu belâ, uğursuz felek bu durumu bize gördü reva, kurtuluştan ümit kesmekteyim, ölümü gözümle görmekteyim, babam bu durumu anlarsa ne yapar anam bu hadiseye nasıl dayanır? Türkan işitirse tırmalar gül yüzünü,belki öldürür özünü.

Devam Edecek
Kaynak: Mehmet Emin Buğra Külliyatı-
Yayıma Hazırlayan M.Yunus Buğra.
Ankara Haziran 2005

NİYAZ KIZ-6


Bu sözler, Niyaz kızın en son sözü ve kesin kararı idi. Bir ay kadar halsiz mecalsiz yattıktan sonra biraz iyileşti.
Kocakarı dahi yaptığı işin yanlışlığını anladı ve çok pişman oldu. Bunu kendi yurttaşlarından birini bulup kendi istediği birine vermeden olmayacak diye düşündü.
Bir gün Niyaz kızı çağırarak, kendi yurttaşlarından birini bu seni ona vereceğim dedi. Bununla beraber kocakarı şunu hatırlamadan geçemedi, burada kendi yurttaşlarından yani Türkistanlılardan birisini nereden bulacaktı? Bu hiç olmayacak bir şey en sonunda beİ1im dediğim yere gelir demek istiyordu. Hatta bazı günler zavallı kızı ''hani bulmayacak mısın'' diye sıkıştırırdı. Her ne kadar bu sözler kocakarının bu tokadı gibi ise de, Niyaz kız bunu bilse de bilmemezlikten anlamamazlıktan gelerek, çarşı pazara çıktığında bir kimseyi görürmüyüm diye bakınıp durdu.. Niyaz kız dileğine kavuşmadan, kendi yurttaşından birini bulamayacağından çok kaygılanıyordu, üzülüyordu. Yalnız kaldığı zaman durmadan ağlar, akan sel gibi yaşlarını zorlukla tutardı. Geniş göğsüne sığmayan acısını aşağıdaki şarkı ve beyitlerle kendini biraz olsun hafifletmeye çalışırdı.
Şarkı şöyledir:

Yurttan ayrıldıktan sonra,
Zorlu gurbette esarette yurdu özleyerek ağlarken
Havadaki gökte uçan boz güvercin dalga dalga uçsana
Mihribanım yurduma selamımı söylesene
Başım kattı hicranda,
Gönlüm kırk ormanda
Kaldı evim Hoten de
Selamımı söylesene
Yalnız kaldı bu başım
Yoktur benim sırdaşım,
Sel gibi akar gözyaşım
Arzu halimi dinlesene
Gül dalı gibi kırtldım
Beşiğimden ayrtldım
Elden ele satıldım
Arzu halimi bilsene!
Gülüm yoktur bağım yok
Suratımda kamm yok
Dertleşecek yarim yok
Halimi anlasana
Kalbim kınktır daim
Zafran gibi suratım
Benim Aziz Allahım
Günahımdan geçsene!
Arzumu dinler kişim yok,
Gamdan başka işim yok
Kurtulacak gücüm yok
Tanrım kuvvet versene!
 

(Bu koşak Uygur Türklerinin ''Ah urdum Hudayıma'' veya ''Caney'' adlı şarkılara uygundur.
“Amrağım” (sevgilim) tipinde de söylenebilir. Ötkür


Böylece günler geçti, bulunamadı, bulamadı. En nihayet bir gün bir kasabın önünde et alan birisini yurttaşlarından birine benzetti. Sağına soluna geçip dikkatle baktı, bu adam bayağı yaşını başını almış birisi idi. Niyaz kızın hareketine adamcağız şaştı kaldı! Böyle bir kız güzel genç bir kızın kendi etrafında dolanıp durmasına hayret etti. Rüya görmüş olmayayım diye gözlerini ovuşturdu. Doğrusu rüya değildi, uyumuş da değildi. Bir oyun olmasın diye hemen etini alarak evine yöneldi, fakat kızın arkasından gelmekte olduğunu gördü. Birden bir dar sokağa saptı ve durdu. Arkasındaki peri de yanına gelip durdu. Adam, Çince giyinen ve konuşan bu kız tabiî Çinlidir diye söylendi.  Devam Edecek


Dr. Mesut Sabri Baykozi Ve Eserleri
Yayına Hazırlayan Diş Tb. Gültekin Baykozi

Uygur Deyim ve Atasözleri

 Yolwasni yenggen batur emes, achchighini yengen batur.
Kaplanı yenen kahraman değil, öfkesini yenen kahramandır.
Ishligenning yüzi yoruq, ishlimigenning yüzi choruq.
Çalışanın yüzü aydınlık, çalışmayanın yücü çarık.
Kishi yurtida sultan bolghiche, öz yurtungda ultan bol.
El yurdunda sultan olacağına, öz yurdunda köle ol.
Yazda yépinchangni untuma, qishta ozughungni.
Yazın örtünü unutma, kışın da azığını.
Chaghlimay yégen aghrimay öler.
Ölçüsüz yiyen hastalanmadan ölür.
Yiraq bolsa kishnisher, yéqin bolsa chishlisher.
Uzak olursa kişneşirler, yakın olurlarsa dişleşirler.
Yiqilghan chélishqa toymas.
Yıkılan güreşe doymaz. (Yenilen güreşçi güreşe doymazmış)
Yüz anglighandin bir körgen ela.
Yüz kere işitmekten, bir kere görmek evladır.
Ghadayghangha ghadayghin béshing kökke yetkiche, égilgen'ge égilgin béshing yerge tekkiche.
Kasılana karşı kasıl başın göğe değene kadar, eğilene karşı eğil başın yere değene kadar.
Ghazning göshini yéseng, ödekning péyide bol.
Kaz eti yesen de ördeğin peşinde ol.
Oghli ghura yése, dadisining chishi qamaptu.
Oğlu erik yese, babasının dişi sızlarmış.
Ghulachqa chidap, ghérichqa chidimaptu.
Kulaca tahammül eden, karışa tahammül etmemiş.
Halinggha béqip hal tat, xaltanggha béqip un tat.
Durumuna göre nazlan, Torbana göre un çek.
Molla köp bolsa, qoy haram ölidu.
Hoca çok olursa, koyun mundar olurmuş.
Horunning etisi tügimeydu.
Tembelin yarını bitmezmiş.
Horunni ishqa buyrisang, sanga éqil ögiter.
Tembele iş buyurursan, sana akıl öğretirmiş.
Herining zehirige chidighan hesel yer.
Balı, arının zehrine tahammül edebilen yer.

 

 

Türklerin eski yazı dili örnekleri bu güne kadar Göktürk, Uygur, Mani, Soğd, Brahmi, Süryani alfabeleri ile az bir kısmı ise Tibet ve Çin işaretleri ile gelmiştir.
İlkyazı dili örnekleri Orta Asya'da yani Türkistan'da gelişmiş olan edebiyatın temelini teşkil ederler. Kültiğin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları Türkler'in tarihî, içtimai ve siyasî durumunu gelişmiş, güzel bir dille anlatan en mühim, en uzun yazıtlardır.(l) Orta-Asya Türk kültürünün gelişmesinde ve yayılmasında Uygurlar'ın rolü büyük olmuştur. Devlet yönetimi ve yerleşik hayata geçmedeki başarılan yanında, Türk düşünce hayatında da bir takım aşamalar yapmışlardır(2).Göktürklerle aynı devirde ortaya çıkan ve onları yenerek yerlerine yeni bir Türk devleti kurmuş olan (742-840) Uygurlara ait eserlerin bir kısımda günümüze kadar gelmiştir.
Bunlarda eski Türk Edebiyatı'nın seçkin örneklerini veriyorlar. Geçen yüzyılın sonlarında ve bu yüzyılın başlarında Doğu Türkistan'ın Turfan havalisinde yapılmış olan kazılarda elde edilmiş olan malzeme, eski Türk Kültürü'nü türlü bakımlardan açıkladığı gibi, Türk dili ve edebiyatına ait eserleri de ortaya çıkarmıştır. Göktürk'lerden kalan edebi eserlerin çoğu yazıtlar halinde iken, Uygurlara ait olan yazmalardır. Büyük bir kısmı dinî mahiyette olan bu yazmalar, kâğıt üzerine yazılmış parçalar (frağmentler) yani tam olmayan eserlerdir. Birçokları eksik olup bozulmuş küçük kâğıt parçalar halinde bulunmuşlardır. Türlü içtimaî şartlar altında, türlü alfabelerle kaleme alınmışlardı. Devam Edecek
Kaynaklar
1 - Meydan Laurse cilt 19 S.476
2 - T.D.E.K Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü S.390. 393


Uygur edebiyatını üç büyük çağa bölerek incelemek mümkündür:
l-İslâm'dan önceki edebiyat,
2-İslâm tesiri altındaki edebiyat,
3-Batı tesirinden doğan edebiyat.
1-İslâmiyet'ten Önceki Türk-Uygur Edebiyatı:
Yaşadığımız asrın başlarına doğru Orhun, Selenge, Yenisey, Turfan, Koça, Kuçar, Hoten ve başka yerlerde yapılan araştırmalar neticesinde Uygur Türklerinin edebiyatına ait birçok eserler kazılardan çıkmıştır. Çoğu Budist ve Maniheist gibi dinî konulan işleyen bu eserden incelenebilmiş olanlarının büyük kısmı dua ve ilahi öğütlerdir. Bunlardan başka ) Çaştani Beğ hikâyesi, İki Kardeş Hikâyesi, Altın Yörük Hikâyesi ) vs. gibi edebi parçalarda ele geçmiştir. Gerçi bu devreye ait zengin destanlar kaybolmuş ise de, Çin ve İran kaynaklarında bazı özetlemeler kalmıştır.
Bunlar Türeyiş ve Göç destanlarıdır.(3) Yapılan kazılar sırasında ele geçen eski Uygur şiirlerinin bir kısmı batılı Türkologlarca yayımlanmıştır. Türk edebiyatı tarihçisi Reşit Rahmeti Arat (190-1964) Eski Türk Şiiri adlı kitabında. Uygurlara ait 27 şiiri (buna İslâmî muhitinde yazılan 6 şiir ile bir fal kitabı da dâhil ) şerhleri, izahları ve bugünkü Anadolu Türkçesine çevrilmiş metinleri ile ortaya koymuştu bu eserlerde yer alan Uygur şiirlerinin 20 tanesi Buda muhitinde, 7 si Mani muhitinde, 6'sıda İslâm muhitinde Uygur yazısıyla yazılmış şiirlerdir. Bu şiirleri VIII-XIII y.y. arasında yazmış olduğu tespit edilmiştir. Devam Edecek


Kaynaklar: 3 - Uygur Türkleri E.Alptekin S. 35. ten 41 e.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye