Yukarı
33.Sayı
33.Sayı Uygurca
33.Sayı Aile
33.Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü-33
Dünyadan Kısa..33

 

UYGUR KÜLTÜRÜ

-8-

Kutluk: (Baş eğerek Arslan beyi selamlar) Ey büyük Batur! Sizi ve ilinizi Hakan sever ,Babamın sizlere karşı kötü görüşü yok,fakat araya girdi bir bozuk,bizce sizler onun hilesine aldandınız,Hakana karşı ayaklandınız, o bozuğun isteği Türk milletini dağıtmak, bu yol ile Uygur hakanlığını yıkmak, Uygur Karluk ve başka oymakların hepsi bir ulus, kendi aramızda ayrılık çıkarmak hepimiz için ziyan, kan ve dilde biriz, Hakanın gözünde hepimiz beraberiz, siz İdikut(1)'un yanına gidin benim sözlerimi ona iletin, işte Hakanın İdikut’a yazdığı yarlığı, okursa anlaşılır. Hakanın ona sevgisinin varlığı:(ok kılıfından bir yazı alarak bir yazı uzatır).
(GÖRÜNÜŞ 2)
İrtiş ırmağının boyunda Kutluk Tekinin büyük otağı, en yukarda Kutluk Tekin, sağ yanında idi kut(2) ve onun yanında Arslan bey ve Karluk büyükleri oturmaktadır. Kutlu Tekinin sol yanında Bilge ve Babür ve Uygur subayları yer almaktadır.
KUTLUK: (idi kuta bakar) Uygur hakanlığını Uygur ve Karluk Türkleri birleşerek kurmuşlardır, devlet bu iki, oymağın birliği ile ilerlemiştir, son günlerde düşmanın fitnesi araya atmış bir ığva patlamış Türk ilini yok edecek bir kanlı kavga, talihimz varmış yine barıştık yine evvelkisi gibi birleştik, şimdi Türk illeri mesut yaşar, hepimize uğurlu güneş doğar.
İDİKUT: Tekinim! Türk ilini yaşatandır birlik, birliksiz yaşayamaz, bağımsızlık, Türk düşmanının yegâne silâhı ayırmak, bizimde ona karşı silâhımız biri olmak, biz Hakanın tahtını canımızla koruyacağız, önce nasıl isek sonrada öyle kalacağız.
Bir Uygur bölüğü ve birde Karluk bölüğü otağın önünde düzlükte yer alıp ve hep birden münasebetle bestelenen
''BARIŞ MARŞI'' söylerler:

Ulus erdi rahata Uygur, Karluk barışıp
Mengü yaşar hürlükte Türk illeri birleşip
Müsavidir oymaklar çalışacak toplaşıp
Ayrılmak yok bundan son birlik kalır yerleşip

Yaşa yaşa bin yaşaUluğ hakan çok yaşa
Türk illeri şu günde emniyete ulaştı

Kanlı savaş bitmiştir Uygur, Karluk yaraştı
Kutluk Tekin emekle bize kutlu yol açtı
Başımıza ebedi güneş nurunu saçtı
Şimdi kamu birleştik yoktur bizde ikilik
(1) : İdikut: Karluk hükümdarının unvanıdır.
(2): Kıyafeti Arslan Bey’inkinin aynısıdır.
 

Devam Edecek
Kaynak: Mehmet Emin Buğra Külliyatı-
Yayıma Hazırlayan M.Yunus Buğra.
Ankara Haziran 2005

NİYAZ KIZ-4


Birden kendini bir gürültü patırtı içersinde kalmış al yeşil giyimli iki ayak üzerinde durarak sallanan insanlar arasında buldu. O an uyuşukluktan mı yoksa yüz güne yakın bir yolculuğun yorgunluğundan mı ileri gelmişti? Bilemedi. Bir sürü kalabalığın içinden kendine doğru ilerleyen 3-4 ufak ayaklının ortasında yürüyüp epey tartaklanarak uzun ve büyük bir avludan geçerek kapkara islenen ve is kokan bir
Eve girdiler. Burada kargalıktaki yiğidin annesiyle tanıştırmak istediler. Bu merasimi
Niyaz Kız bakışlarını yere indirerek geçiştirdi. Niyaz kızın bu peri kızın buraya gelmesiyle kalede dedikodu çoğaldı.
Kimileri Niyaz kızın gözleri normalden daha büyük olduğunu, kimisi niye öyle büyük ve siyahtır diyorlardı. Bazısı kirpikleri pek uzun, kaşları alınmış düzeltilmiş, daha genç ve evlenmeden önce kaşlarını düzeltmiş. Bu olmayan yakışmayan bir durum, bu işin içinde bir iş var dediler kaş göz burun hakkında her çeşit düşünceler ileri sürmüş kale halkı. Boyu hakkında bir şey söyleyememişler. Boyu çok güzel ve ince zarif (matur). Böyle boy kolay kolay görülmez diyerek söylediklerine kendileri de pişman, Qlarak etrafına bakınmışlardı. Çünkü bu sözü duyanların kıskançlık ve sert çıkışlarından korkar ürkerlerdi. Çarşıda ve kalede dedikodu çoğalırken ev içindeki düşünce ve olaylara gelelim! Bu şehir (avul) bu evin büyük hanımı fani kargalık beyinin annesi kocakarı daha başka düşünüyordu: Oğlum bu kızı ta buralara kadar göndermesinde bir istek bir dileği yok değildir. Doğru oğlum mektubunda ''yaşlılığında sana yardımcı olsun işlerini görsün'' diye gönderdim demiş doğru amma!... Yetişkin genç bir kız devamlı olarak benim yanımda hizmetimde duramaz. Bir gün değilse bir gün evlenir. Evlenmeden sürekli tutmak yine olmaz. Evlendirmeden olmaz, evlendirsem oğlumun gönlü, varsa ne yapmalı. İşte zorluk burada. Neyse bir müddet bekleyelim, neler olur görelim. Zaman elbette bir şeyler gösterir diye düşündü her şeyi zamana bıraktı.
Aradan iki sene geçti. Niyaz kız onaltı yaşına bastı. Geçen bu zaman zarfında kocakarı kızın oğlu hakkındaki düşüncesini, oğlunun kız hakkındaki isteğini öğrenmek için Niyaz kızı bir kaç defa sualleriyle sıkıştırdı. Bir keresinde kocakarı, oğlumu tanıyor musun? Diye sordu.
-Tanımıyorum dedi. hiç görmediğini söyledi. Kocakarı bu ne demek diye kızdı! Seni benim oğlum göndermedi mi? diye sordu.
-Birisi gönderdi amma! Sizin oğlunuz mu, başkası mı iyi bilemedim, anlayamadım diye cevap verdi!
-Acayip sözler bunlar, diye sesini yükselterek korkutarak sen oğlumu görmedin mi? diye bağırdı!
-Sizin oğlunuzu tanımıyorsam nasıl olup tanıyorum diye söylerim.
Sizin oğlunuz kim? diye sordu!
Bu besleme benim oğlumu tanıdığı halde tanımamazlığa geliyor. Zaten kötü bir kız olduğu belli diye söylendi.
-Benim oğlum kargalığın beyi (Şencan) seni o bana gönderdi, dedi.
-Kargalığın beyi sizin oğlunuz mu? Ben onun sizin oğlunuz olduğunu nereden bileyim.
.-Sen onu gördün mü?
-1-2 defa gördüm.
-Nasıl iyi mi? Sağlığı iyi mi? Diye sordu.
-Duruşu iyi, sağlık ve tazeliğini bilemedim, fark etmedim diye cevap verdi.

 Devam Edecek
Dr. Mesut Sabri Baykozi Ve Eserleri
Yayına Hazırlayan Diş Tb. Gültekin Baykozi

Uygur Deyim ve Atasözleri

 

Otni kochilisang öcher, hoxnangni kochilisang köcher.
Ateşi kurcalarsan söner, Komşunu kurcalarsan göçer.
Yatning yandin öter, özning jandin.
Yabancının yanından geçer, akrabanın canından.
Késelning derdini saq bilmes, achning derdini toq.
Hastanın derdini sağlıklı bilmez, açın derdini tok.
Toshqandek yüz yil yashighiqe, yolvastek bir kün yaxa.
Tavşan gibi yüz yıl yaşayacağına kaplan gibi bir gün yaşa
Éshek éshektin qalsa qulighini kes
Eşek eşekten geri kalırsa kulağını kes.
Éshekke küchüng yetmise ur toqumni
Eşeğe gücün yetmezse palanını döv.
Yigit sözidin yanmas, yolwas izidin.
Yiğit sözünden dönmez, Kaplan yolundan.
Tirnaq astidin kir izdimek.
Tırnak altında kir aramak
Öchke jan qayghusida, qassap yagh qayghusida.
Keçi can derdinde, kasap et derdinde
Kawapmu köymisun, ziqmu köymisun.
Ne şiş yansın ne kebap
Kéyinki pushayman özengge düshmen.
Sonraki pişmanlık sana düşmandır.
Jandin kechmigiche jananigha yetmes.
Candan vaz geçmeyince canana erişilmez.
Yette ölchep bir kes.
Yedi kere ölçüp bir defa kes.
Köp tükürse köl bolur.
Çoğunluk tükürürse göl olur.
Tilning güzili maqal, erning gözili saqal.
Dilin yakışığı deyiş, Erkeğin yakışığı sakaldır.
Éshigi üch tengge, toqumi besh tengge.
Eşeği üç akçe, palanı beş akçe.
Éshengen taghda kéyik yatmaptu.
Güvendiğin dağlarda geyik yatmamış.
Toshqan ölse tülke haza tutuptu.
Tavşan öldüğünde tilki ağıt yakarmış.
Yep toymighan yalap toymas.
Yemekle doymayan, yalamakla doymaz.

 

 

NİHAYET;
Kaşgarlı Mahmut, 2008'de
dünya çapında anılacak

 UNESCO, 2007 yılının Mevlânâ Yılı olması tavsiye kararını alırken, 2008 ve 2009 yıllarını da Türk kültür ve tarihinin 3 önemli şahsiyetine ayırdı. 2008 yılının Kaşgarlı Mahmut Yılı olması tavsiye kararını alan UNESCO, 2009 yılının da Kâtip Çelebi ve Hacı Bektaş-ı Veli'ye ayrılmasını onayladı. Hacı Bektaş-ı Veli, UNESCO'nun kendi isteği ile listeye alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, geçen ay UNESCO'ya müracaat ederek, 2008 yılında Nasreddin Hoca ile Kaşgarlı Mahmut'un 1000. doğum yıldönümlerinin, Kâtip Çelebi'nin de 2009 yılında 400. doğum yılının tüm dünyada kutlanmasını teklif etmişti. Geçen hafta bakanlığa komiteden cevap geldi. UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca'yı dışta bırakarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kaşgarlı Mahmut ve Kâtip Çelebi için yapılan müracaatını kabul etti. UNESCO, bakanlığın teklifi içerisinde yer almayan Hacı Bektaş-ı Veli'nin de 2009'da Kâtip Çelebi ile birlikte anılmasını kararlaştırdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu yıl 18 ülkede Mevlânâ etkinlikleri düzenleyecek. Aslıhan Aydın, Ankara

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye