|

-8-
Kutluk: (Baş eğerek
Arslan beyi selamlar) Ey büyük Batur! Sizi ve ilinizi Hakan sever
,Babamın sizlere karşı kötü görüşü yok,fakat araya girdi bir bozuk,bizce
sizler onun hilesine aldandınız,Hakana karşı ayaklandınız, o bozuğun
isteği Türk milletini dağıtmak, bu yol ile Uygur hakanlığını yıkmak,
Uygur Karluk ve başka oymakların hepsi bir ulus, kendi aramızda ayrılık
çıkarmak hepimiz için ziyan, kan ve dilde biriz, Hakanın gözünde hepimiz
beraberiz, siz İdikut(1)'un yanına gidin benim sözlerimi ona iletin,
işte Hakanın İdikut’a yazdığı yarlığı, okursa anlaşılır. Hakanın ona
sevgisinin varlığı:(ok kılıfından bir yazı alarak bir yazı uzatır).
(GÖRÜNÜŞ 2)
İrtiş ırmağının boyunda Kutluk Tekinin büyük otağı, en yukarda Kutluk
Tekin, sağ yanında idi kut(2) ve onun yanında Arslan bey ve Karluk
büyükleri oturmaktadır. Kutlu Tekinin sol yanında Bilge ve Babür ve
Uygur subayları yer almaktadır.
KUTLUK: (idi kuta bakar) Uygur hakanlığını Uygur ve Karluk Türkleri
birleşerek kurmuşlardır, devlet bu iki, oymağın birliği ile
ilerlemiştir, son günlerde düşmanın fitnesi araya atmış bir ığva
patlamış Türk ilini yok edecek bir kanlı kavga, talihimz varmış yine
barıştık yine evvelkisi gibi birleştik, şimdi Türk illeri mesut yaşar,
hepimize uğurlu güneş doğar.
İDİKUT: Tekinim! Türk ilini yaşatandır birlik, birliksiz yaşayamaz,
bağımsızlık, Türk düşmanının yegâne silâhı ayırmak, bizimde ona karşı
silâhımız biri olmak, biz Hakanın tahtını canımızla koruyacağız, önce
nasıl isek sonrada öyle kalacağız.
Bir Uygur bölüğü ve birde Karluk bölüğü otağın önünde düzlükte yer alıp
ve hep birden münasebetle bestelenen
''BARIŞ MARŞI'' söylerler:
Ulus erdi rahata Uygur,
Karluk barışıp
Mengü yaşar hürlükte Türk illeri birleşip
Müsavidir oymaklar çalışacak toplaşıp
Ayrılmak yok bundan son birlik kalır yerleşip
Yaşa yaşa bin yaşaUluğ hakan çok yaşa
Türk illeri şu günde emniyete ulaştı
Kanlı savaş bitmiştir Uygur, Karluk yaraştı
Kutluk Tekin emekle bize kutlu yol açtı
Başımıza ebedi güneş nurunu saçtı
Şimdi kamu birleştik yoktur bizde ikilik
(1) : İdikut: Karluk hükümdarının unvanıdır.
(2): Kıyafeti Arslan Bey’inkinin aynısıdır.
Devam Edecek
Kaynak: Mehmet Emin Buğra Külliyatı-
Yayıma Hazırlayan M.Yunus Buğra.
Ankara Haziran 2005
NİYAZ KIZ-4

Birden
kendini bir gürültü patırtı içersinde kalmış al yeşil giyimli iki ayak
üzerinde durarak sallanan insanlar arasında buldu. O an uyuşukluktan mı
yoksa yüz güne yakın bir yolculuğun yorgunluğundan mı ileri gelmişti?
Bilemedi. Bir sürü kalabalığın içinden kendine doğru ilerleyen 3-4 ufak
ayaklının ortasında yürüyüp epey tartaklanarak uzun ve büyük bir avludan
geçerek kapkara islenen ve is kokan bir
Eve girdiler. Burada kargalıktaki yiğidin annesiyle tanıştırmak
istediler. Bu merasimi
Niyaz Kız bakışlarını yere indirerek geçiştirdi. Niyaz kızın bu peri
kızın buraya gelmesiyle kalede dedikodu çoğaldı.
Kimileri Niyaz kızın gözleri normalden daha büyük olduğunu, kimisi niye
öyle büyük ve siyahtır diyorlardı. Bazısı kirpikleri pek uzun, kaşları
alınmış düzeltilmiş, daha genç ve evlenmeden önce kaşlarını düzeltmiş.
Bu olmayan yakışmayan bir durum, bu işin içinde bir iş var dediler kaş
göz burun hakkında her çeşit düşünceler ileri sürmüş kale halkı. Boyu
hakkında bir şey söyleyememişler. Boyu çok güzel ve ince zarif (matur).
Böyle boy kolay kolay görülmez diyerek söylediklerine kendileri de
pişman, Qlarak etrafına bakınmışlardı. Çünkü bu sözü duyanların
kıskançlık ve sert çıkışlarından korkar ürkerlerdi. Çarşıda ve kalede
dedikodu çoğalırken ev içindeki düşünce ve olaylara gelelim! Bu şehir (avul)
bu evin büyük hanımı fani kargalık beyinin annesi kocakarı daha başka
düşünüyordu: Oğlum bu kızı ta buralara kadar göndermesinde bir istek bir
dileği yok değildir. Doğru oğlum mektubunda ''yaşlılığında sana yardımcı
olsun işlerini görsün'' diye gönderdim demiş doğru amma!... Yetişkin
genç bir kız devamlı olarak benim yanımda hizmetimde duramaz. Bir gün
değilse bir gün evlenir. Evlenmeden sürekli tutmak yine olmaz.
Evlendirmeden olmaz, evlendirsem oğlumun gönlü, varsa ne yapmalı. İşte
zorluk burada. Neyse bir müddet bekleyelim, neler olur görelim. Zaman
elbette bir şeyler gösterir diye düşündü her şeyi zamana bıraktı.
Aradan iki sene geçti. Niyaz kız onaltı yaşına bastı. Geçen bu zaman
zarfında kocakarı kızın oğlu hakkındaki düşüncesini, oğlunun kız
hakkındaki isteğini öğrenmek için Niyaz kızı bir kaç defa sualleriyle
sıkıştırdı. Bir keresinde kocakarı, oğlumu tanıyor musun? Diye sordu.
-Tanımıyorum dedi. hiç görmediğini söyledi. Kocakarı bu ne demek diye
kızdı! Seni benim oğlum göndermedi mi? diye sordu.
-Birisi gönderdi amma! Sizin oğlunuz mu, başkası mı iyi bilemedim,
anlayamadım diye cevap verdi!
-Acayip sözler bunlar, diye sesini yükselterek korkutarak sen oğlumu
görmedin mi? diye bağırdı!
-Sizin oğlunuzu tanımıyorsam nasıl olup tanıyorum diye söylerim.
Sizin oğlunuz kim? diye sordu!
Bu besleme benim oğlumu tanıdığı halde tanımamazlığa geliyor. Zaten kötü
bir kız olduğu belli diye söylendi.
-Benim oğlum kargalığın beyi (Şencan) seni o bana gönderdi, dedi.
-Kargalığın beyi sizin oğlunuz mu? Ben onun sizin oğlunuz olduğunu
nereden bileyim.
.-Sen onu gördün mü?
-1-2 defa gördüm.
-Nasıl iyi mi? Sağlığı iyi mi? Diye sordu.
-Duruşu iyi, sağlık ve tazeliğini bilemedim, fark etmedim diye cevap
verdi.
Devam
Edecek
Dr. Mesut Sabri Baykozi Ve Eserleri
Yayına Hazırlayan Diş Tb. Gültekin Baykozi
|
|
Uygur Deyim ve Atasözleri
Otni kochilisang
öcher, hoxnangni kochilisang köcher.
Ateşi kurcalarsan söner, Komşunu kurcalarsan göçer.
Yatning yandin öter, özning jandin.
Yabancının yanından geçer, akrabanın canından.
Késelning derdini saq bilmes, achning derdini toq.
Hastanın derdini sağlıklı bilmez, açın derdini tok.
Toshqandek yüz yil yashighiqe, yolvastek bir kün yaxa.
Tavşan gibi yüz yıl yaşayacağına kaplan gibi bir gün yaşa
Éshek éshektin qalsa qulighini kes
Eşek eşekten geri kalırsa kulağını kes.
Éshekke küchüng yetmise ur toqumni
Eşeğe gücün yetmezse palanını döv.
Yigit sözidin yanmas, yolwas izidin.
Yiğit sözünden dönmez, Kaplan yolundan.
Tirnaq astidin kir izdimek.
Tırnak altında kir aramak
Öchke jan qayghusida, qassap yagh qayghusida.
Keçi can derdinde, kasap et derdinde
Kawapmu köymisun, ziqmu köymisun.
Ne şiş yansın ne kebap
Kéyinki pushayman özengge düshmen.
Sonraki pişmanlık sana düşmandır.
Jandin kechmigiche jananigha yetmes.
Candan vaz geçmeyince canana erişilmez.
Yette ölchep bir kes.
Yedi kere ölçüp bir defa kes.
Köp tükürse köl bolur.
Çoğunluk tükürürse göl olur.
Tilning güzili maqal, erning gözili saqal.
Dilin yakışığı deyiş, Erkeğin yakışığı sakaldır.
Éshigi üch tengge, toqumi besh tengge.
Eşeği üç akçe, palanı beş akçe.
Éshengen taghda kéyik yatmaptu.
Güvendiğin dağlarda geyik yatmamış.
Toshqan ölse tülke haza tutuptu.
Tavşan öldüğünde tilki ağıt yakarmış.
Yep toymighan yalap toymas.
Yemekle doymayan, yalamakla doymaz.
NİHAYET;
Kaşgarlı Mahmut, 2008'de
dünya çapında anılacak

UNESCO, 2007
yılının Mevlânâ Yılı olması tavsiye kararını alırken, 2008 ve 2009
yıllarını da Türk kültür ve tarihinin 3 önemli şahsiyetine ayırdı. 2008
yılının Kaşgarlı Mahmut Yılı olması tavsiye kararını alan UNESCO, 2009
yılının da Kâtip Çelebi ve Hacı Bektaş-ı Veli'ye ayrılmasını onayladı.
Hacı Bektaş-ı Veli, UNESCO'nun kendi isteği ile listeye alındı. Kültür
ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, geçen ay
UNESCO'ya müracaat ederek, 2008 yılında Nasreddin Hoca ile Kaşgarlı
Mahmut'un 1000. doğum yıldönümlerinin, Kâtip Çelebi'nin de 2009 yılında
400. doğum yılının tüm dünyada kutlanmasını teklif etmişti. Geçen hafta
bakanlığa komiteden cevap geldi. UNESCO Türkiye Milli Komitesi,
Nasreddin Hoca'yı dışta bırakarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın
Kaşgarlı Mahmut ve Kâtip Çelebi için yapılan müracaatını kabul etti.
UNESCO, bakanlığın teklifi içerisinde yer almayan Hacı Bektaş-ı Veli'nin
de 2009'da Kâtip Çelebi ile birlikte anılmasını kararlaştırdı. Kültür ve
Turizm Bakanlığı bu yıl 18 ülkede Mevlânâ etkinlikleri düzenleyecek.
Aslıhan Aydın, Ankara
|