Giriş
Yukarı
33.Sayı
33.Sayı Uygurca
33.Sayı Aile
33.Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü-33
Dünyadan Kısa..33

 

KÜLTÜR

               

 
 
      HÜRRİYET VE MÜCADELE

-I-
Abdurrahim Ötkür

 

 

 

Ötkür, şiirlerin çoğunda halkın esaretini ve hürriyet arzusunu dile getirmiştir. Bu şiirler, özellikle 1945-1949 ila 1968-1972yılları arasında yoğunluk kazanmıştır. Bunun sebebi, yıllarda Çin yönetiminin Doğu Türkistan ' da yaşayan Türk 1alkına baskıcı bir politika uygulaması ve halkın bu baskılara dayanamayarak baş kaldırmasıdır. Doğu Türkistan halkının en mağdur olduğu dönem, Mao idaresindeki Kızıl Çin dönemidir. İsa Y. Alptekin, Mao yönetiminin 1949'dan 1976'ya kadar Doğu Türkistan Türklüğünü yok etme siyaseti güttüğünü, söylemiştir('). Erkin Alptekin de bir yazısında, Mao'nun kültür siyasetinin, Doğu Türkistan halkının aile hayatını, milli ve dini geleneklerini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu; alfabeye yapılan müdahalenin de, halkın geçmiş kültürüyle olan bütün bağlarını ortadan kaldırmak amacı taşıdığını belirtir.(²) Komünist Çin'in haksız ve adaletsiz yönetimi ve Çinlileştirme, siyaseti, halkın 1955-1962 yılları arasında sık sık ayaklanmasına, sebep olur. Alptekin, Çin idaresinin özellikle 1 957 yılında Uygur okullarını kapatıp Uygurca kitapları yasaklayarak ha1kı cezalandırdığını; ayrıca aydınlara baskılar yaparak onları hapishanelere attığını ifade etmiştir.(³) Ötkür'ün kesin olarak hangi tarihler arasında cezalandırıldığını bilmiyoruz. Şairin, 1949 ila 1968 yılları arasında sadece bir şiir yazması, muhtemelen bu yıllar arasında bir süre hapis hayatı yaşadığını akla getirmektedir. Tarım Boyları adlı kitabının yasaklanması da yine bu yıllara rastlar.
Ötkür, yukarıda kısaca bahsettiğimiz milli kurtuluş hareketlerini hem şiirleriyle hem de mücadelelere bizzat katılarak desteklemiştir. Onun hürriyetperver ve mücadeleci şahsiyetiyle hemen hemen bütün şiirlerinde karşılaşıyoruz Ötkür'e göre, hürriyetini kaybetmiş bir millet, namusunu ve şerefini de yitirmiştir. O, milletin, hürriyetle birlikte namusun da kavuşacağı ümidi içindedir. ERK KOŞUĞİ, ŞEREF ŞANİM KENİ, NAMUS AKLANSUN ve TARİM adlı şiirler, şairin bu düşüncesini açıklayan en önemli örneklerdir. Ötkür, bütün şiirlerinde esir, zulüm gören ve sömürülen halk için kurtuluş yolunun ''mücadele'' olduğunu söyler.
1) ALPTEKİN, İsa Yusuf, Doğu Türkistan'da Kızıl Çin Vahşeti, İstanbul., 1.979, s. 15.
2) ALPTEKİN, Erkin, Çin'in Doğu Türkistan Siyaseti'', Türk Kültürü, S. 244, Ağustos 1 983, s. 523
3) ALPTEKİN Erkin, Uygur Türkleri. İstanbul. 1978, s. 162. Kaynak:
Abdurrahim Ötkür’ün Şiirleri-I
Dr. Hülya KASAPOĞLU-ÇENGEL
Sayfa: 33
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Türk Edebiyatı Dizisi: 26

UYGUR MUTFAK KÜLTÜRÜ

KIYMA ŞORPA (Sulu Köfte)

Malzemeler:

1 kg kemiksiz et
2 orta boy soğan
4-5 diş sarımsak, birer tutam tuz, kimyon, karabiber
2 tepeleme yemek kaşığı buğday nişastası veya buğday unu

Yapılışı: 

Uygun bir kabın içinde, malzemenin tamamını karıştırarak üç-beş dk. Yoğurun. Fındık büyüklüğünde yapacağınız köfteleri, bir miktar un üzerinde yuvarlayıp, kişi sayısına göre ölçerek kaynattığınız suya salın, 15-20 dk. yavaş ateşte, pişme süresinden sonra sosunu ilave edin, sulu köfte usulü çorba kaselerini koyup üzerine ince kıyılmış yeşil soğan taze nane ile süsleyip, bol karabiber ve limon ile servis yapın.

Sosu İçin
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
4 diş sarımsak
1 kahve fincanı zeytinyağı ,
1 tutam kimyon, zencefil, tuz .
Hazırlanması
Isınmakta olan yağa sarımsağı, kimyonu, zencefili ilâve ederek hafif ateşte 1-2 dakika kavurun. Bir kahve fincanı su ilâve ederek, salçaları ve tuzu ilâve edip biraz soteleyin. Öte yanda hazırlanmış olan sulu köftenin üzerine ilâve edin.

Çorba veya haşlama yapacağınız vakit, servis sırasında kullanacağınız kâseleri ölçü olarak kullanın, bir kâsede kaynama payı fazladan koyun. Çorba veya haşlamalarınızı yaparken, kaynama esnasında oluşacak köpükleri mutlaka alın, aksi takdirde servis yaparken hiç hoş olmayan görüntülerle karşılaşabilirsiniz. Bu tür haşlama veya çorba türlerinde nane, kekik, karabiber lezzet katar fakat, herkesin damak tadını ve sağlık durumunu göz önünde bulundurarak, baharat türlerini, sofrada İkram edin ve kullanırken de aşırıya kaçmadan çok dikkatli kullanın. Her tür çorba haşlama gibi yemeğin tuzunu azda olsa önceden atın, kesinlikle sonradan su ilave etmeyin.

KAYNAK:
Nur'âlâ GÖKTÜRK
Geleneksel Doğu Türkistan Uygur Mutfak Kültürü

İsteme Adresi:
İstiklâl Gazetesi: 0352 338 58 97
E-posta: istiklal@istiklalgazetesi.com.tr

 
 

 

Özgürlük ve Bağımsızlık

Gözyaşları İle Elde Edilemez

İstiklâl Mücadelesi (25)

Azimet

Ama Pekin’in değişmeyen tek bir siyaseti var: O da sömürgesi altındaki Doğu Türkistan halkını cahil, yoksul bırakıp yok etmek. Yok, etme siyasetini ise casuslukla suçlayarak, doğum kontrollerini artırarak, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yağmalayarak, nükleer atıklarla zehirleyerek yerine getirmektedir. Çin göçmen seli içinde eritip yok etme siyasetinde prensip yönünden hiç değişiklik olmadı. Eğer değişme var deniliyorsa, o değişim, Çin hâkimiyetinin 1950 yılından 1980 yılına kadar "Sincan’a yardım" sloganıyla Doğu Türkistan’ın kanını emip, kaymağım yiyenler 80 yılından sonra "Sincan’ı açış ve imar ediş" sloganıyla, Doğu Türkistan’ın tarihini, medeniyetini, halkını tamamen reddedip sömürgeciliğin en çirkin vasıtalarını kullanmakla Çin taskınının yerli halkı ölüme mahkûm etmesidir. Bu kadar şovence baskı, nefret, kindarlık, yerli halka karsı devlet tarafından elli yıldan beri yürütülmekte iken, Barın olayındaki gibi inkilapçıların ortaya çıkışım garip hissedenler hangi milletten olursa olsun, o çesit insanların vücudunda insan yüreğinin varlığına inanmak mümkün değil. Burada söyle bir misal vermeyi uygun görüyorum, yüz bin küp su alan bir baraja sigar diye yüz bin bir küp su doldursanız tabiî ki o barajın suyu tasar. Ağırlık kaldıran bir dünya şampiyonu 250 kiloyu kaldırıp dünya şampiyonu olsa, ağırlığını 251 kilo yapıp koysanız, 251 kiloyu kaldıramaz.
Devam Edecek

 

 
 
   

SİZDEN GELENLER

   

              BİR GENÇLİK ÖZLÜYORUM

Bir gençlik özlüyorum, hayatının gayesi
Yaradana kul olmak, kısaca hikâyesi
Akıl, ilim, hoşgörü başlıca sarmayesi
        Mukaddes bir davanın, yükü binmiş sırtına
        Düşününce halini, kopar ruhta fırtına
Milleti mazlum olmuş, horlanan ezilen Türk
Dünyanın dört yanında, ağlayan üzülen Türk
Ardından Seneryolar, Planlar düzülen Türk
       Usandık bizar olduk; gözyaşı döke döke
       Bu gençlik alacaktır, hakkını söke söke
Allaha giden yolda cihad işi olacak
Ya gazi, ya şehidlik gerçek düşü olacak
Her biri bir bölgede, işin başı olacak
       Allahın nizamını, yeryüzüne yayacak
       Yalnız insanlar değil, kurtlar kuşlar duyacak
O gençlik ki, dâvâ ya, sımsıkı sarılacak
Allah için sevecek, yahutta darılacak
Horlanıp kırılacak, belkide vurulacak
        İnandığı bau yoldan; asla dönmeyecektir
       O yaktığı meşale; illâ sönmeyecektir
Şuursuz kalabalık, hayatın dalgasında
Fakat özenen gençlik, bayraktar bölgesinde
Ey gaye insan yürü! Kur'an-ın gölgesinde
        Dava adamı evet, razıdır her cefaya
        Ne yazık ki, hakkın yok bugün zevki sefaya
Nedir ölüm ötesi, başıboşta bilmece
Hayalimdeki gençlik, çözüyor hece hece
Güneşle gün bitmesin, başlasın billûr gece
        O gece kararsada; karıncanın farkına
         Varan fehmi isbat et, garbı ile şarkına
Ey özlenen o gençlik, Hak'ka çevir rotanı
Dün gaflette uyudun, telâfi et hatanı
Vatanı sallayan var, tut elinle vatanı
          Vatanın kutsiyeti, apacıktır dinin de
         Bir milletsin olacak, elbet milli kininde
Dört halife dört husus; hayatına yön verir
Sadakat güven sağlar, Adalet hakkı korur
Hayâ nesli kurtarır, dünya ilimle durur
          Niyetini sağlam tut; göreceksin himmeti
          Ümitsizlik yeis yok, ey Muhammet ümmeti
Bu özlemler, hayallar, gerçek olacak nasıl?
Kapansın kara perde; başlasın yeni fasıl
Asımın nesli varya, anlattığım o nesil
          Bu nesil vatanını, dinini kurtaracak
          Bataklıktaki batı, boşuna sırtaracak
Ey milletin özlemi, bekliyoruz gel artık
Kanayan yaraların, melhemini bul artık
Açılsın yürekler de, ülkü adlı gül artık
         Göçeraşık; seyretsin, gururla seni gencim
         Köprüsü ol birleştir, bu günle dün'ü gencim.
                                                           İsa Göçer

 

 

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye