| |
HÜRRİYET VE MÜCADELE
-I-
Abdurrahim
Ötkür |
|
Ötkür, şiirlerin çoğunda halkın esaretini ve hürriyet arzusunu
dile
getirmiştir. Bu şiirler, özellikle 1945-1949 ila 1968-1972yılları arasında
yoğunluk kazanmıştır. Bunun sebebi, yıllarda Çin yönetiminin Doğu Türkistan
' da yaşayan Türk 1alkına baskıcı bir
politika uygulaması ve halkın bu baskılara dayanamayarak baş kaldırmasıdır.
Doğu Türkistan halkının en mağdur olduğu dönem, Mao idaresindeki Kızıl Çin
dönemidir. İsa Y. Alptekin, Mao yönetiminin 1949'dan 1976'ya kadar
Doğu Türkistan Türklüğünü yok etme
siyaseti güttüğünü, söylemiştir('). Erkin Alptekin de bir yazısında, Mao'nun
kültür siyasetinin, Doğu Türkistan halkının aile hayatını, milli ve dini
geleneklerini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu; alfabeye yapılan
müdahalenin de, halkın geçmiş kültürüyle olan bütün bağlarını ortadan
kaldırmak amacı taşıdığını belirtir.(²) Komünist Çin'in haksız ve adaletsiz
yönetimi ve Çinlileştirme, siyaseti, halkın 1955-1962 yılları arasında sık
sık ayaklanmasına, sebep olur. Alptekin, Çin idaresinin özellikle 1 957
yılında Uygur okullarını kapatıp Uygurca kitapları yasaklayarak ha1kı
cezalandırdığını; ayrıca aydınlara baskılar yaparak onları hapishanelere
attığını ifade etmiştir.(³) Ötkür'ün kesin olarak hangi tarihler arasında
cezalandırıldığını bilmiyoruz. Şairin, 1949 ila 1968 yılları arasında sadece
bir şiir yazması, muhtemelen bu yıllar arasında bir süre hapis hayatı
yaşadığını akla getirmektedir. Tarım Boyları adlı kitabının yasaklanması da
yine bu yıllara rastlar.
Ötkür, yukarıda kısaca bahsettiğimiz milli kurtuluş hareketlerini hem
şiirleriyle hem de mücadelelere bizzat katılarak desteklemiştir. Onun
hürriyetperver ve mücadeleci şahsiyetiyle hemen hemen bütün şiirlerinde
karşılaşıyoruz Ötkür'e göre, hürriyetini kaybetmiş bir millet, namusunu ve
şerefini de yitirmiştir. O, milletin, hürriyetle birlikte namusun da
kavuşacağı ümidi içindedir. ERK KOŞUĞİ, ŞEREF ŞANİM KENİ, NAMUS AKLANSUN ve
TARİM adlı şiirler, şairin bu düşüncesini açıklayan en önemli örneklerdir.
Ötkür, bütün şiirlerinde esir, zulüm gören ve sömürülen halk için kurtuluş
yolunun ''mücadele'' olduğunu söyler.
1) ALPTEKİN, İsa Yusuf, Doğu Türkistan'da Kızıl Çin Vahşeti, İstanbul.,
1.979, s. 15.
2) ALPTEKİN, Erkin, Çin'in Doğu Türkistan Siyaseti'', Türk Kültürü, S. 244,
Ağustos 1 983, s. 523
3) ALPTEKİN Erkin, Uygur Türkleri. İstanbul. 1978, s. 162. Kaynak:
Abdurrahim Ötkür’ün Şiirleri-I
Dr. Hülya KASAPOĞLU-ÇENGEL
Sayfa: 33
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Türk Edebiyatı Dizisi: 26
|
UYGUR MUTFAK
KÜLTÜRÜ |
|
KIYMA ŞORPA (Sulu Köfte) |
|
Malzemeler:
1 kg kemiksiz et
2 orta boy soğan
4-5 diş sarımsak, birer tutam tuz, kimyon, karabiber
2 tepeleme yemek kaşığı buğday nişastası veya buğday unu
Yapılışı:
Uygun bir kabın içinde, malzemenin tamamını karıştırarak üç-beş dk.
Yoğurun. Fındık büyüklüğünde yapacağınız köfteleri, bir miktar un
üzerinde yuvarlayıp, kişi sayısına göre ölçerek kaynattığınız suya
salın, 15-20 dk. yavaş ateşte, pişme süresinden sonra sosunu ilave
edin, sulu köfte usulü çorba kaselerini koyup üzerine ince kıyılmış
yeşil soğan taze nane ile süsleyip, bol karabiber ve limon ile
servis yapın.
Sosu İçin
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
4 diş sarımsak
1 kahve fincanı zeytinyağı ,
1 tutam kimyon, zencefil, tuz .
Hazırlanması
Isınmakta olan yağa sarımsağı, kimyonu, zencefili ilâve ederek hafif
ateşte 1-2 dakika kavurun. Bir kahve fincanı su ilâve ederek,
salçaları ve tuzu ilâve edip biraz soteleyin. Öte yanda hazırlanmış
olan sulu köftenin üzerine ilâve edin.
Çorba veya haşlama yapacağınız vakit, servis sırasında
kullanacağınız kâseleri ölçü olarak kullanın, bir kâsede kaynama
payı fazladan koyun. Çorba veya haşlamalarınızı yaparken, kaynama
esnasında oluşacak köpükleri mutlaka alın, aksi takdirde servis
yaparken hiç hoş olmayan görüntülerle karşılaşabilirsiniz. Bu tür
haşlama veya çorba türlerinde nane, kekik, karabiber lezzet katar
fakat, herkesin damak tadını ve sağlık durumunu göz önünde
bulundurarak, baharat türlerini, sofrada İkram edin ve kullanırken
de aşırıya kaçmadan çok dikkatli kullanın. Her tür çorba haşlama
gibi yemeğin tuzunu azda olsa önceden atın, kesinlikle sonradan su
ilave etmeyin.
KAYNAK:
Nur'âlâ GÖKTÜRK
Geleneksel Doğu Türkistan Uygur Mutfak Kültürü
İsteme Adresi:
İstiklâl Gazetesi: 0352 338 58 97
E-posta: istiklal@istiklalgazetesi.com.tr |
|
|
| |

Özgürlük ve
Bağımsızlık
Gözyaşları
İle Elde Edilemez
İstiklâl Mücadelesi (25)
Azimet
Ama Pekin’in değişmeyen tek bir siyaseti var: O da sömürgesi
altındaki Doğu Türkistan halkını cahil, yoksul bırakıp yok etmek.
Yok, etme siyasetini ise casuslukla suçlayarak, doğum kontrollerini
artırarak, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yağmalayarak, nükleer
atıklarla zehirleyerek yerine getirmektedir. Çin göçmen seli içinde
eritip yok etme siyasetinde prensip yönünden hiç değişiklik olmadı.
Eğer değişme var deniliyorsa, o değişim, Çin hâkimiyetinin 1950
yılından 1980 yılına kadar "Sincan’a yardım" sloganıyla Doğu
Türkistan’ın kanını emip, kaymağım yiyenler 80 yılından sonra
"Sincan’ı açış ve imar ediş" sloganıyla, Doğu Türkistan’ın tarihini,
medeniyetini, halkını tamamen reddedip sömürgeciliğin en çirkin
vasıtalarını kullanmakla Çin taskınının yerli halkı ölüme mahkûm
etmesidir. Bu kadar şovence baskı, nefret, kindarlık, yerli halka
karsı devlet tarafından elli yıldan beri yürütülmekte iken, Barın
olayındaki gibi inkilapçıların ortaya çıkışım garip hissedenler
hangi milletten olursa olsun, o çesit insanların vücudunda insan
yüreğinin varlığına inanmak mümkün değil. Burada söyle bir misal
vermeyi uygun görüyorum, yüz bin küp su alan bir baraja sigar diye
yüz bin bir küp su doldursanız tabiî ki o barajın suyu tasar.
Ağırlık kaldıran bir dünya şampiyonu 250 kiloyu kaldırıp dünya
şampiyonu olsa, ağırlığını 251 kilo yapıp koysanız, 251 kiloyu
kaldıramaz.
Devam Edecek
 |
|
| |
|
SİZDEN GELENLER
BİR GENÇLİK
ÖZLÜYORUM
Bir gençlik özlüyorum, hayatının gayesi
Yaradana kul olmak, kısaca hikâyesi
Akıl, ilim, hoşgörü başlıca sarmayesi
Mukaddes bir davanın, yükü binmiş
sırtına
Düşününce halini, kopar ruhta fırtına
Milleti mazlum olmuş, horlanan ezilen Türk
Dünyanın dört yanında, ağlayan üzülen Türk
Ardından Seneryolar, Planlar düzülen Türk
Usandık bizar olduk; gözyaşı döke döke
Bu gençlik alacaktır, hakkını söke söke
Allaha giden yolda cihad işi olacak
Ya gazi, ya şehidlik gerçek düşü olacak
Her biri bir bölgede, işin başı olacak
Allahın nizamını, yeryüzüne yayacak
Yalnız insanlar değil, kurtlar kuşlar
duyacak
O gençlik ki, dâvâ ya, sımsıkı sarılacak
Allah için sevecek, yahutta darılacak
Horlanıp kırılacak, belkide vurulacak
İnandığı bau yoldan; asla
dönmeyecektir
O yaktığı meşale; illâ sönmeyecektir
Şuursuz kalabalık, hayatın dalgasında
Fakat özenen gençlik, bayraktar bölgesinde
Ey gaye insan yürü! Kur'an-ın gölgesinde
Dava adamı evet, razıdır her cefaya
Ne yazık ki, hakkın yok bugün zevki
sefaya
Nedir ölüm ötesi, başıboşta bilmece
Hayalimdeki gençlik, çözüyor hece hece
Güneşle gün bitmesin, başlasın billûr gece
O gece kararsada; karıncanın farkına
Varan fehmi isbat et, garbı ile
şarkına
Ey özlenen o gençlik, Hak'ka çevir rotanı
Dün gaflette uyudun, telâfi et hatanı
Vatanı sallayan var, tut elinle vatanı
Vatanın kutsiyeti,
apacıktır dinin de
Bir milletsin olacak, elbet
milli kininde
Dört halife dört husus; hayatına yön verir
Sadakat güven sağlar, Adalet hakkı korur
Hayâ nesli kurtarır, dünya ilimle durur
Niyetini sağlam tut;
göreceksin himmeti
Ümitsizlik yeis yok, ey
Muhammet ümmeti
Bu özlemler, hayallar, gerçek olacak nasıl?
Kapansın kara perde; başlasın yeni fasıl
Asımın nesli varya, anlattığım o nesil
Bu nesil vatanını, dinini
kurtaracak
Bataklıktaki batı, boşuna
sırtaracak
Ey milletin özlemi, bekliyoruz gel artık
Kanayan yaraların, melhemini bul artık
Açılsın yürekler de, ülkü adlı gül artık
Göçeraşık; seyretsin, gururla
seni gencim
Köprüsü ol birleştir, bu günle
dün'ü gencim.
İsa Göçer
|
|
|
|
|