|
ÇİN’İN YENİ
ASİMİLASYON YÖNTEMİ
İşgalci Çin devleti, Doğu Türkistan halkını akıl almaz bahanelerle
zindanlara atarak, idam ederek, sözde Doğum kontrolü adı altındaki
soykırım yöntemlerine tâbi tutarak, 1964 yılından beri Doğu
Türkistan'ın Lopnor bölgesinde nükleer denemeler yaparak bitiremedi.
Son yıllarda Doğu Türkistan'da nereden ve hangi yollarla sirayet
ettiği bilinemeyen bulaşıcı ve öldürücü hastalıklar görülmeye
başlandı. Halk arasında uyuşturucu müptelâsı haline gelen insanların
sayısında ciddî bir artış meydana gelmeye başladı. Hiç şüphe yok ki,
bütün bu olumsuz gelişmelerin kaynağı, uygulayıcısı ve
yaygınlaştırıcısı işgalci Çin devletidir.
Şimdilerde ise, hedeflediği sonuca ulaşmasının geciktiğini gören
Çinliler, Doğu Türkistan'dan Çin'e Türk nüfusu transfer ederek Türk
halkını kestirme yoldan yok etmeyi plânlamaktadır.
Yıllardır Çin' den Doğu Türkistan'a Çinli göçmen getirerek
yerleştirmeye devam eden Çin devleti Doğu Türkistan'ın en verimli
arazilerini Çinli göçmenlere tahsis ederken bu verimli toprakların
sahiplerini ise en ücra ve çorak arazilere sürgün ettiler. Bu yolla
birçok Doğu Türkistan vilâyetlerinde ezici bir nüfus çoğunluğu
sağlamaya da muvaffak oldular.
Müslüman Doğu Türkistan halkını kalabalık Çin nüfusu içinde eritmeyi
hızlandırmak ve onların en büyük umudu ve geleceklerinin teminatı
olan çocuklarını da tam birer Çinli gibi yetiştirmek için önce Çin
dilini eğitim ve öğretim dili yaptılar. Çinli bir kadın ya da
erkekle evlenenlere de onların hayatları boyunca bir arada
göremeyecekleri oranda para yardımı yaparak karşılıklı evlenmelere
özendirmektedirler. Çok şükür ki, Müslüman Türk halkının dini ve
milli inançlarının sağlam olması dolayısıyla bu alanda pek başarı
elde edebildikleri söylenemez.
Çin'den Doğu Türkistan'a getirdikleri Çinliler de genellikle Çin'de
toplum dışına yitilmiş, hırsızlık, gasp, cinayet, uyuşturucu
ticareti, tecavüz ve daha burada sayamayacağımız kadar çok sayıdaki
suç türlerinden sabıkası olan kişilerden oluşmaktadır. Sadece 2006
yılında “pamuk işçisi” adı altında Doğu Türkistan'a getirdikleri
Çinlilerin sayısı 1 milyondan fazladır. Neredeyse öğretmenlik
mesleğinden emekli olma aşamasına gelen ve Çinceden çevrilmiş
eserleri bile bulunan Doğu Türkistanlı öğretmenleri “yeterli
seviyede Çince bilmiyor” bahanesiyle okuldan ve görevinden
uzaklaştırmaktadırlar. Ardından da “Çince öğretmeni yetersizliğini
giderme” adı altında Çin'in içeri bölgelerinden Çinli göçmenler
getirip okullarda öğretmenlik yaptırarak onları yüksek imtiyazlarla
çalıştırmaktadırlar.
“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gazetesi”nin 02.03.2007 tarihli haberinde
Hoten'deki “Çift Dilde Eğitim Sınıfları”nda çalışan 25 Çinli
öğretmen 28.02.2007 günü gelmiş olup, onların Hoten'de bir buçuk yıl
süre ile öğretmenlik yapacakları ve daha sonra başka bölge
okullarına gönderilecekleri öğrenilmiştir.
Çince öğretmeni açığını ise genellikle “Tarım işçisi” adı altında
Çin'den getirdikleri işçiler arasından türettikleri sözde
“öğretmen”ler ile kapatmaktadırlar. Dolgun maaşlarla görevlendirilen
bu sözde öğretmenlerin eğitim ve öğretimin kalitesini ve seviyesini
hangi yönde etkileyecekleri ise gayet açıktır. Doğu Türkistanlı
çalışanlara yönelik bu zorba ve tamamen haksız uygulamalar
Fabrikalarda, atölyeler de ve tarım sahasında da devam ettirilmekte
olup, Doğu Türkistan Türkleri kendi yurtlarında işsizlik, açlık ve
sefalet içinde kıvrandırılmaktadırlar.
Ekmeğe muhtaç hale getirdikleri Doğu Türkistanlıları bu defa da “İş
gücü fazlası” olarak adlandırarak onlara yönelik Çin'e götürme
plânlarını icra etmeye başladılar. “Tiyanşan(Tanrı dağı) İnternet
Sitesi”nin 21.03.2007 tarihli haberinde Çin'in Doğu Türkistan'daki
“İş gücü fazlası”nı Çin'e götürme planı gereğince 2007 yılında Doğu
Türkistan'dan Çin'e 1 milyon 200 bin kişi götürülecek.
“Halk gazetesi”nin 26 Şubat 2007 tarihli haberinden anlaşıldığı
kadarı ile Çin hükümetinin “Her aileden bir kişiyi götürme” şeklinde
adlandırarak başlattığı kampanya çerçevesinde Çin'in içeri
bölgelerine zorla götürülen Doğu Türkistanlı “işçi” sayısı günümüz
itibarıyla 200 bini geçmiş bulunmaktadır.
Bunun için de Doğu Türkistan'ın özellikle güney vilâyetlerinin
köylerinde yer, yer özel bürolar ve kısa dönem “Çin dili Kursları”
açarak çiftçi ailelerin genç kızlarına bu kurslarda günlük yaşamda
kullanılacak birkaç Çince kelime ve cümle öğrettikten sonra çok
cazip ücret vaatleri ile kandırarak kafileler halinde Çin'in içeri
bölgelerine doğru götürmektedirler. Köy bürolarınca tespit edilen bu
gençlerin ise itiraz hakları bulunmuyor.
“Şinhua Haber Sitesi”nin 13.03.2007 tarihinde belirttiğine göre,
Kaşgar'ın Konaşer (Eskişehir) nahiyesi Komünist partisinin daimi
yönetim kurulu üyesi Gülnar'dan, 2007 yılının ilk ayından itibaren
nahiyeden 210 Uygur kızını çalışmak için Çin'in He Bei eyaletinin
Bao Ding ve Tian Jin bölgelerine gönderilmiş olduğu öğrenildi. Doğu
Türkistan'da bu “iş gücü fazlası” gençlerin Çine götürülmesinden
dolayı oluşan boşluklar ise sürekli olarak Çin'den getirilen
Çinlilerle doldurulmaktadır.
RFA muhabirlerinin verdiği bilgilerden, Çok parlak vaatlerle
kandırılarak Çin'e götürülen Doğu Türkistanlı Çiftçi ailelerinin
körpecik kızlarının çok kötü şartlarda ve mola verilmeksizin
çalıştırıldıkları, bu konuda hak arama teşebbüsünde bulunan kızların
ise feci şekilde dövüldükleri öğrenildi.
Doğu Türkistan'dan Çin'e götürülen “iş gücü fazlası”nın çoğunluğunu
Uygur kızları teşkil etmektedir. Çin hükümetinin Uygur kızlarını
ırgat işçi olarak seçerlerken “Güzel olma, evlenmemiş olma” gibi
şartlar ileri sürüyor olmaları işgalci Çin devletinin bu kampanyayı
niçin başlattığını da açıkça ortaya koymaktadır. Maksatları ise
bellidir. Müslüman Türk'ün gelecekteki anne adaylarını gerektiğinde
zor kullanmak suretiyle Çinlilerle evlendirerek kalabalık Çin nüfusu
içerisinde eritmek ve onların milli ve dini duygularını yok ederek
Doğu Türkistan halkı üzerinde sosyolojik bir facia yaratmak…
Doğu Türkistan dan Çin’e Zorunlu Göç
“Bir aileden bir kişiyi götürme” Politikası Gereğince Uygur Gençleri
Çin’in İçeri Bölgelerine Gitmeye Zorlanmaktadır.
Çin’in Doğu Türkistan’daki iş gücünü Çin’e götürme planı gereğince
2007 yılında Doğu Türkistan’dan Çin’e götürülecek olan yaklaşık 1
milyon 200 bin kişilik iş gücünün yarısını, yani 600 binini
köylerdeki çiftçi iş gücü teşkil etmektedir.
Tanrıdağ İnternet Sitesinin 21.03.2007 tarihinde verdiği haberden
anlaşıldığına göre, Çin’in Doğu Türkistan’daki iş gücünü Çin’e
götürme planı gereğince 2007 yılında Doğu Türkistan’dan Çin’e
götürülecek olan yaklaşık 1 milyon 200 bin kişilik iş gücünün
yarısını, yani 600 binini köylerdeki çiftçi iş gücü teşkil
etmektedir.
Böylece Çin hükümetinin söz konusu planını uygulamaya geçirmek için
sonraki beş yıl içinde Uygur köylerinde “ Her aileden bir kişiyi
Çin’e götürme” politikası gereğince iş yürütmekte olup, bütün yerli
yani köylerin yerel hükümetleri kendi köylerindeki çiftçilerin
evlatlarını Çin bölgelerine işçiliğe göndermesi hakkında
propagandalarını arttırdı.
Öğrencilere “En az bir kız bulma” görevi verildi.
Her ne kadar Çin hükümeti Doğu Türkistan’daki iş gücü fazlasını
Çin’in içeri bölgelerine götürme planını halkın rızası ile
yürütmekte oldukları propagandasını yapmaktalar sa da, Doğu
Türkistan köylerindeki çiftçilerden elde edilen bilgilere göre, bazı
Uygur gençleri Çin’ deki Fabrika ve atölyelere mecburi olarak
götürülmüşlerdir.
Rabiye Kadir: “Bu Destekleme Değil, Çin Hükümeti Uygur
Evlatlarını Ucuz Köle Yapmaktadır”
Doğu Türkistan’dan Çin’e götürülen iş gücünün çoğunluğunu Uygur
kızları teşkil etmektedir. Çin hükümetinin Uygur kızlarını ırgat
işçi olarak seçmeleri sırasında “Güzel olma, evlenmemiş olma” gibi
şartlar ileri sürmeleri, hatta onları mecburi olarak alıp
götürmeleri dış ülkelerdeki Doğu Türkistan teşkilatlarının ve Doğu
Türkistan faaliyetçilerinin tepkilerin sebep olmaktadır.
Dünya Uygur Kurultayının Başkanı Rabiye Kadir Hanım RFA radyosunun
görüşmesini kabul ederek: Mezkûr meselelenin kendisinin yakından
ilgilendiği bir mesele olduğunu ortaya koydu.
Daha önce RFA radyosunun telefon vasıtası ile görüşmelerini kabul
eden bazı Uygur çiftçiler, evlatlarının Çin hükümeti tarafındfan her
hangi maksatla olursa olsun Çin’in içeri bölgelerine mecburi olarak
götürülmesi olayını durdurmak için, uluslarararsı teşkilatların konu
ile ilgili birimlerinden destek istemişlerdi.
Yine Rabiye kadir Hanım sadece dış ülklerdeki Uygurlar değil bütün
Uygur halkının Çin hükümetinin Uygur geçlerini kafileler halinde
Çin’e götürmesi meselesine ciddi tavır koymalalrını ve bu gidişatı
egellemeye çalışmalarını tavsiye etti.(RFA-Gülçehre)
Yarkent' ten 50 Uygur Kızı Çalışmak İçin Çin'e Gönderilecek
“Sinkiang(Doğu Türkistan)Halk Radyo İstasyonu”nun 10.03.2007 tarihli
haberinden anlaşıldığına göre, “8 Mart Dünya kadınlar Günü”nde
Yarkent nahiyesine bağlı Udallık Köyü Çin'in içeri bölgelerine
çalışmaya gönderilmek üzere olan 50 kişilik genç Uygur kızları için
özel eğitim kursu açmıştır.
Kurs tamamlandıktan sonra bu zavallı köy kızları Çin'in King Dao
şehrine çalışmaya gönderilecekmiş. Bazı haberlerde ifade edildiğine
göre köylerdeki Uygur kızlarının hepside Çinceyi bilmedikleri için,
yerel hükümetler kısa süreli Çince kursları açarak onlara günlük
hayatta kullanılan normal ibareleri öğrettikten sonra Çin'in içeri
bölgelerine gönderiyorlar.
Yarkent nahiyesi, Doğu Türkistan genelinde nüfusu en fazla
nahiyelerden biri olup, bu nahiyede Çin hâkimiyetinin yukarıdaki
asimilasyon politikasına kurban giden kızların sayısı da oldukça
fazla.(ETIC)
Çin’in içeri bölgelerine ırgatlık yapmaları için teslim edilen
Uygur gençlerin sayısı 200 bini geçti
Çin hâkimiyetinin “Büyük kuzey-batıyı açma stratejisi planı”nı
yürürlüğe koymasından bu yana, Doğu Türkistanlıları asimile ederek
yok etme politikasına özel bir ehemmiyet vermektedir.
Günümüzde Çin hâkimiyetinin Uygur gençlerini geniş çerçevede Çin'in
içeri bölgelerine giderek çalışmaya seferber etmedeki temel maksadı,
büyük Çin kalabalığı içerisinde onların milli gururunu, dini
inancını zayıflatmak ve onlara yavaş, yavaş Çin kültürünü Empoze
etmek ve bu yolla Uygur halkını Çinlileştirmeye çalışmaktan başka
bir şey değildir.
Çin devleti bir taraftan “İş gücü kâfi gelmiyor” maskesi altında
Çin'in içeri bölgelerinden büyük çapta Çinli göçmeleri getirerek
Doğu Türkistan'a yerleştirirken, diğer taraftan ise, “Büyük çaptaki
iş gücünü Çin'e giderek çalışmaya özendirmek” sloganı ile Uygur
gençlerini çeşitli güzel vaatlerle Çin'in içeri bölgelerindeki Çinli
patronlara ırgatlık yapmaları için teslim etmektedirler.
“Halk gazetesi” inin 26 Şubat 2007 tarihli haberinde hükümetin
teşviki ile her yıl Çin'in içeri bölgelerine giderek çalışmakta olan
Uygur gençlerinin sayısı 200 bini geçmiş bulunmaktadır.
Çin hükümeti, daha fazla sayıda Uygur gençlerini Çin'e yöneltmek
için bütün nahiyelerin önemli bir kişisini bu işten sorumlu yaparak
vilayet, nahiye ve köylerde danışma büroları kurmuştur.
Doğu Türkistan'dan elde edilen bilgilere göre bugün Çin'in içeri
bölgelerine götürülen Uygur gençlerinin büyük çoğunluğunu kızlar
teşkil etmektedir.” Fabrikalarda bayan işçilere ihtiyaç var”
bahanesi ile maksatlı olarak aslında bayanları götürmeyi
hedeflemektedirler. Çin'in iç bölgelerine götürülen bu Uygur
kızlarının birçoğu Uygurların ahlâk ölçülerine ve milli ananelerine
tamamen zıt gelecek türden meçhul işler yapmaya zorlanmaktadırlar.
Bu yüzdende insanın yüreğine acı veren acıklı trajediler meydana
gelmektedir.
Çin'in resmi istatistiklerinde gösterildiğine göre, sadece geçen yıl
Çin hükümeti “Pamuk toplamaya iş gücü kâfi gelmiyor” bahanesiyle
Çin'in içeri bölgelerinden 1 milyondan fazla Çinliyi Doğu
Türkistan'a getirerek onlara 1500- 2000 Yuen civarlarında maaşlar
vererek çalıştırmışlardı.
Bu yüzden Çin hükümetinin uygulamaya koyduğu “ Büyük çapta iş gücünü
Çin'e giderek çalışmaya özendirmek” politikasının asıl içyüzünü
görebilmek zor değil. ETIC
KAŞGAR'IN KONAŞER (ESKİŞEHİR) NAHİYESİNDEN 5.KAFİLEDE
210 UYGUR
KIZI ÇİN'E ÇALIŞMAK İÇİN YOLA ÇIKTI
Günümüzde Doğu Türkistan'da Doğu Türkistanlıların daha yoğun olarak
yerleşik bulundukları güney bölgelerin yerel idarecileri Uygur
kızlarını Çin'in içeri bölgelerine çalışmaya gönderme seferberliği
başlatmış bulunmaktadırlar.
İl, İlçe ve köy statüsündeki yerlerin yerel hükümetleri özel bürolar
açarak her türlü yalan vaatlerle köylerdeki Uygur kızlarını
aldatarak onları kafileler halinde Çin'in içeri bölgelerine
göndermektedirler.
“Şinhua Haber Sitesi”nin 13.03.2007 tarihli haberinde Kaşgar'ın
Konaşer (Eskişehir) nahiyesi Komünist partisinin daimi yönetim
kurulu üyesi Gulnar bu haber ajansının muhabirine “Biz bu sefer
nahiyemizden 210 Uygur kızını çalışmak için Çin'in He Bei eyaletinin
Bao Ding ve Tian Jin bölgelerine gönderdik. Bu defa gidenler 5.
kafiledir.
İstatistiklere bakıldığında 4 yıldan beri Kaşgar'ın Konaşer
(Eskişehir) nahiyesinden başka memleketlere çalışmaya gidenlerin
sayısı 190 bin kişiye ulaşmış bulunmaktadır.
Bu nahiyeden Tian Jin şehrine çalışmaya giden 20 yaşındaki Uygur
kızı Nisahan muhabire, “Ben burada sebatla çalışırsam bir yılda 10
bin Yuen kazanırım” demektedir.
“Otonom bölge(Doğu Türkistan)Emek Bakanlığı İşe Yerleştirme
Birimi”nin Başkan yardımcısı ve Yünhua “Şinhua Haber Sitesi”nin
muhabirine malumat vererek, Uygur kızlarını Çin'in içeri bölgelerine
çalışmaya göndermenin, Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan'da
sürdürmekte olduğu “Köylerdeki işgücü fazlasını başka memleketlere
giderek çalışmaya seferber etme hareketinin bir parçası olduğunu,
sadece 2006 yılında Doğu Türkistan'ın köylerinden başka memleketlere
giderek çalışanların genel sayısının 1 milyon 150 bin kişiye
ulaştığını söylemiştir.
Çin hâkimiyetinin Uygurları, özellikle de Uygur kızlarını Çin'in
içeri bölgelerine “çalışma” adı adı altında kafileler halinde
transfer etme hareketi, bu hâkimiyetin Uygurlara yönelttiği büyük
asimilâsyon hareketinin en önemli içeriğe sahip bölümü olup, bundaki
bütün maksat, Uygur gençlerini kendi dilinden, milli ve dini
duygularından uzaklaştırmaktır! (ETIC)
Helsinki`de Hocali Türk Soykırımı Anıldı
3 Mart 2007 Cumartesi günü Helsinki`de, Finlandiya milli meclisi
önünde saat 11.30`da toplanan yaklaşık altmış gösterici, on beş yıl
önce Ermenistan kuvvetleri tarafından soykırıma uğratılan
Azerbaycanlı Türklerini andılar.
İstiklâl Finlandiya- “Finlandiya medyası niçin susuyor?”,
“Azerbaycan`ın %20`si Ermenistan işgalinde”, ”Soykırıma sessiz
kalmayın” yazılı pankartları taşıyan grup, meclis binası önünde bir
saat kadar durup basın açıklaması yaptı. Daha sonra yürüyüşe geçerek
Helsinki`nin ünlü meydanı Stokman`ın önüne gelen grup, burda da
halkı bilgilendiren bildiriler dağıtıp, televizyon kanallarına
açıklamalarda bulundular. Kadın çocuk demeden katledilen
Azerbaycanlı Türklerin katliam resimlerinin taşındığı pankartlar
dehşetle karşılanırken, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kazakistan, Türkiye
Cumhuriyeti, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan ve Kuzey Azerbaycan
bayrakları yan yana dalgalandı.
Cemal Çetin: “Derneklerimize yapılan saldırıları lanetliyorum”
Türk Federasyon Genel Başkanı
Cemal Çetin, son günlerde Türk
Kuruluşlarına yapılan terörist
saldırılarla ilgili bir açıklama yaptı.
Açıklamada terörün bir insanlık suçu olduğuna değinen Çetin, şunları
belirtti.
"Son zamanlarda Federasyonumuza bağlı (Esslingen, Göppingen) bazı
derneklerimize molotof kokteylli saldırılar düzenlenmesi sonucunda
maddi hasarlar meydana gelmiştir. Bu alçakça saldırılar ile ilgili
olarak, emniyet güçlerinin soruşturması sürmektedir. Türk
Federasyon'a bağlı cemiyetlere yapılan bu saldırıların faillerinin
biran önce güvenlik güçleri tarafından bulunmasını umut etmekteyiz.
Faillerin bulunması ile, geçtiğimiz yıllarda, başta Türk Federasyon
genel merkezi ve 85 cemiyetimize yapılan saldırıların ve bu
saldırıların arkasındaki maksatların da belli ölçüde aydınlanacağına
da inanmaktayız. 1.Sayfadan Devam-Bu olayların açığa çıkması ve
yargı önüne çıkarılıp hesap vermeleri, eminiz ki bundan böyle
teröristlerin önünü kesecektir. Cemiyetlerimize saldıranlar, "ruh
hallerini gösterircesine", saldırılarını gece geç saatlerde
karanlıktan faydalanarak gerçekleştirmektedirler. Doğrudan Türk
toplumunu, cemiyetlerimizi hedef alan bu alçakça saldırıları,
şiddetle lanetliyoruz.
"Terör bir insanlık suçudur"
Kime karşı, nasıl yapılırsa yapılsın mutlaka mahkûm edilmelidir
Toplumsal huzuru bozmaya yönelik bu türden olaylar, sadece Türk
kuruluşlarına zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda Almanya’nın
imajına da çok büyük zararlar vermektedir. Ayrıca son zamanlarda;
bazı gazete ve televizyon kanallarında, Türk Federasyon'a,
cemiyetlerimize ve mensuplarımıza karşı yapılan asılsız, ön yargılı
yayınlarda en az bu terör saldırıları kadar bizleri üzmektedir. Bu
tür Önyargılı yayınlar toplumda, saldırganlara alkış tutan bir
izlenim vermektedir, Bu türden yayın kuruluşlarına tavsiyemiz;
saldırıya uğrayanlar ve mağdurlar ile saldırgan ve suçlular
arasındaki farkı görmeleridir.
Alçakça saldırı yapanlar şunu bilsinler ki; bu güne kadar
Almanya'nın birçok yerinde, iş yerlerine ve kuruluşlara yönelik
saldırılar karşısında sağduyusunu yitirmeyen Türk toplumu ve Türk
Federasyon mensupları bundan böylede tahriklere kapılmadan, olayları
takip edecektir. Türk Federasyon sağduyulu ve soğukkanlı bir tarzda
çalışmalarına devam edecek, teröre ve terörizme, toplumsal barışı
tehdit edecek her türden hareketlere karşı tavrını demokratik
ölçüler içerisinde sürdürecektir.”
Çin Hükümeti Doğu Türkistan'a Yönelik Doğum Kontrolü
Politikasını Dahada Güçlendiriyor
Çin makamlarının bildirdiğine göre, doğum kontrolü politikasının
yürürlüğe konulmasından bu yana Doğu Türkistan'da 3 milyondan fazla
bebeğin doğması engellenmiştir.
Pekin'de geçen hafta yapılan “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi (Doğu
Türkistan) Doğum Kontrolü Hizmeti Toplantısı”nda Çin Komünist
Partisinin Doğu Türkistan'a tayin ettiği sekreteri Wang Lechuen,
Doğu Türkistan'ın 10'uncu 5 yıllık plan esnasındaki Doğum kontrolü
hizmetleri ile ilgili bir rapor vererek “Sinkiang (Doğu Türkistan)
parti-hükümet daireleri Doğum kontrolü hizmetini, devamlı olarak
Uygur eli (Doğu Türkistan) nin iktisadi kalkınmasına etki eden en
önemli unsurlardan biri olduğu anlayışı içinde çalıştılar.Nüfusun
yavaş artmasını ve az doğum gerçekleşmesini sağladı. Bütün nahiye,
köy ve kasabalara kadar doğum kontrolü ve levazım merkezleri kurarak
halkın doğum kontrolü politikası alanındaki bilincini arttırdı.”
Diyerek doğum kontrolü politikasının iyi neticeler vermekte olduğunu
ve bu yüzden de bu politikanın bundan sonrada devam edeceğini
söyledi. Toplantıda devlet doğum kontrol komitesi “Uygur Otonom
Bölgesinde (Doğu Türkistan) bundan sonra yürütülecek doğum kontrol
politikası hakkında izlenecek yollara işaret etmiştir.
Doğu Türkistan'ın Kaşgar, Hoten ve Aksu gibi yerlerinin internet
sitelerinden anlaşıldığına göre, Çin'in merkezi hükümetinin doğum
kontrolü faaliyetleri hakkındaki belgelerin öğrenilmesi ve
politikalarının hayata geçirilmesi ciddi şekilde yerleşmiş
bulunmaktadır
“Uygur Otonom Bölgesi(Doğu Türkistan) doğum kontrolü komitesi”nin
sitesinde yer alan habere göre Wang Leguen Uygur elinin(Doğu
Türkistan) doğum kontrolü faaliyetlerinin neticesinden yine de
memnun olmamış olup o, Uygur elinin(Doğu Türkistan) doğum kontrolü
ile ilgili memurlarına Pekin'in doğum kontrolü politikasının ruhunu
ulaştırırken “Her ne kadar doğum kontrolü hizmeti belirli bir
seviyeye ulaştırılmışsa da nüfus artış oranı yine de Çin'dekine
oranla daha fazla seyretmektedir. Özellikle de yoksul köy ve
kasabalarda doğum oranı planlanandan daha yukarı seviyelerde
gerçekleşiyor. Bundan sonra da nüfusun artmasını kontrol altına
alarak yaşam standardının yükselmesini sağlamak gerek. 30 küsur yıl
boyunca doğum kontrolü hizmetleri neticesinde Sinkiang(Doğu
Türkistan)da 3 milyon kişinin daha artması engellenmiştir. Bölgemiz
çok milletli bir bölgedir. Çinlilerin doğum kontrol hizmetini iyi
ifa etmesiyle beraber, azınlık milletlerinde doğum kontrolü işlerini
sıkı tutmak gerekir. Doğum kontrolü politikasını uygularken az
sayıdaki her türlü bölücülerin bozgunculuk ve tahriklerine izin
vermemek gerekiyor. Onların dini kuralları ileri sürerek devletin
doğum kontrolü politikasına karşı çıkmalarına ve engelleme
girişimlerine karşı çıkmak gerekir” diyerek sert uyarılarda
bulunmuştur
08.03.2007 .(RFA-Gülçehre)
MEHMET EMİN BUĞRA
Merhum Mehmet Emin Buğra Bey
Hakkında Aradığınız Herşey Bu Sitede
http://mehmeteminbugra.com/
Doğu Türkistan hürriyet mücadelesi
içinde geçen bir ömrün izleri
Bir Arşiv Derlemesi
Yayıma Hazırlayan
(Editör) M. Yunus Buğra
Yayımlayan: Müellifin Kızı Fatma Buğra
Copyright 2005© Telif hakları Bayan Fatma Buğra adına saklı olup
İstiklâl Gazetesi TarafındanYayımlanmaktadır.
Uygur Kadınları Demokratik Eğitim Toplantısı Rabiye Kadir’in
Karşılama Konuşması İle Başladı
Uygur Kadınları Demokrasi Ve İnsan Hakları Eğitim Toplantısı
Amerikanın başkenti Washington’da görkemli bir biçimde yapıldı.
Toplantıdan önce temsilciler sabah saat 9.00’da Amerikan Kongresi
binasını ziyaret ettiler. Buradaki ziyaretin sona ermesinden sonra
asıl toplantı, Dünya Uygur Kurultayı (DUK) Başkanı ve Uygur İnsan
hakları faaliyetçisi Rabiye Kadir Hanımın yaptığı karşılama
konuşmasının hemen ardından başladı.
Toplantıya Uygur İnsan Hakları ve Demokrasi Vakfı cemiyeti başkanı
Rişat Abbas başkanlık etti. Rabiye Hanım mesafeyi uzak demeyip
Amerika’ya gelerek mezkûr toplantıya teşrif edenlerin hepsinden
hal-hatır sordu. Uygur kadınlarını Uygur insan hakları meselesini
daha da yukarı seviyelere çıkartmak için dünyanın her tarafına
anlatmaya ve daha da ilerlemiş olarak uluslararası hale getirmeye
çalışmaya çağırdı.
Toplantıya Amerikan devlet meclisi insan hakları grubu, Amerikan
devlet meclisi uluslar arası ilişkiler komitesi görevlisi Mr.Hans
Hogrefe, Amerikan devleti demokrasiyi ilerletme cemiyetinden Barbara
Haig, Mr. T. Kumar, Mr. Louisa Coan Greve gibi teşkilat sorumluları
ve hükümet görevlileri katılarak önemli konuşmalar yaptılar.
Toplantıya yine Amerika, Kanada, Almanya, İsviçre, Hollanda,
Kazakistan, Türkiye, Avustralya, Norveç ve Japonya devletlerindeki
Uygur teşkilat temsilcileri ve davete icabet ederek gelen Uygur
kadın temsilciler ve de basın mensupları olmak üzere 100 den fazla
kişi katıldı. Toplantı oldukça üst seviyede bir atmosfer içinde
devam etti. Bu toplantının 24 Mart günü de düzenlenen Nevruz kutlama
programı
ile sona erdi. (RFA-Cuma 23.03.2007)
Çinli göçmenlerin Doğu Türkistan'a yerleşme seferberliği
Çin'in stratejik planı ise, yakın bir gelecekte Doğu Türkistan'daki
Çinli göçmenlerin nüfusunu 100 milyona ulaştırmayı amaçlamaktadır.
█
“Almanya Dalgaları” radyosunun 2 Mart 2007 tarihli haberinden, geçen
bir yıl içerisinde Çin genelindeki nüfusun 7 milyon kişi daha
arttığı öğrenilmiştir.
Çin'in geçen yılın sonunda yayınladığı istatistikte belirttiğine
göre, Çin'in genel nüfusu 1 milyar 344 milyon olup dünyadaki her 5
kişiden biri Çinli olarak hesaplanmaktadır. Çin nüfusunun 51.5'ini
erkekler teşkil ediyor olup, yeni doğan bebekler ararsında
erkeklerin sayısı oldukça fazla. Gelecek 15 yıl zarfında 30 milyon
erkek eş bulamaz hale gelecek.
Uluslararası insan hakları teşkilatları Çin hâkimiyetinin doğum
kontrolü politikası sebebiyle birçok Çinlinin yeni doğan kız
bebekleri öldürerek ya da aldırarak erkek çocuk sahibi olmaya
çalışmakta olduklarını kınamıştı.
Çin hükümeti içeri bölgelerde şiddetli şekilde artış gösteren nüfus
yoğunluğu problemini halletmek için çeşitli türlerde taltif etme
yöntemleri ve özendirme taktikleri kullanarak ve geniş çapta
propagandalar yürüterek Çinlileri Doğu Türkistan'a gidip yerleşmeye
seferber etmektedir. Çin'in stratejik planı ise, yakın bir gelecekte
Doğu Türkistan'daki Çinli göçmenlerin nüfusunu 100 milyona
ulaştırmayı amaçlamaktadır.
Şu anda sadece demiryolu hattı aracılığı ile 1 günde Doğu
Türkistan'a giriş yapan Çinli göçmen sayısı 15 bindir. Geçen bir yıl
içinde ise, bu sayı 1 milyonu geçmişti. ETIC
Kerkük’e Destek Mitingi
Amsterdam `da yapılan Kerkük`e destek yürüyüşünden sonra Türkmenler
bu kez de Lahey `de seslerini duyurmaya çalıştı. Hollanda Türkmenler
Birliği, Hollanda Türk Federasyonu, Doğu Türkistanlılar Derneği ve
çok sayıda sivil toplum kuruluşunun birlikte organize ettiği `Kerkük
için elele ` yürüyüşü Amerikan Elçiliği, Lahey Adalet Divanı ve Irak
Elçiliği istikametinde sürdü. Sıkı güvenlik tedbirleri alan Lahey
polisi, göstericileri binalara yaklaştırmadı. Ellerinde Türkçe,
İngilizce ve Arapça yazılı pankartlarla yürüyen göstericiler,
`Kerkük Türk `tür, Türk kalacak`, `Kerkük Türkmen şehridir`, `Biz
Ermeni değiliz` gibi sloganlarla ABD ve Kürt yönetiminin tutumunu
protesto ettiler . Göstericilerden Edip Kerküklü , `9-10 yıldır Irak
`ta bize yapılan haksızlığa dayanıyoruz ama artık bıçak kemiğe
dayandı` dedi .
Çin'in Askeri Harcamalarını Artırması Dikkat Çekiyor Çin'in
Askeri
Harcamalarını Artırması Dikkat Çekiyor
Çin başbakanı Wen jibao 05.03.2007 günü Çin Halk Kurultayına verdiği
hizmet raporunda 2007 yılındaki askeri harcamaların 2006 yılındakine
oranla % 17.8 arttırılarak, 45 milyar dolara yükseltildiğini
vurguladı.
Bu demektir ki; 2007 yılının askeri harcaması 2006 yılındakinden 6
milyar 840 milyon dolar daha artmıştır. Wen jibao kurultaydaki 3000
vekil'e verdiği hizmet raporunda askeri yatırımların arttırılmasının
önemine vurgu yaparak “Vurucu bir devlet güvenlik sistemi oluşturma,
kudretli bir halk ordusu tesis etme ve Sosyalist çağdaşlaşma
yolundaki stratejik vazifelerden biridir” dedi.
Fransız Haber ajansının verdiği habere göre, Askeri bütçenin
arttırılması kurultaydaki askeri vekiller tarafından hoşnutlukla
karşılanmıştır. Kurultayın üst dereceli bir askeri vekili, Tayvan
meselesinin askeri bütçenin arttırılmasındaki sebeplerden biri
olduğunu söylemişse de, bunun tek sebep olarak kabul edilmemesi
gerektiğini, Çin'e yönelik tehditlerin sayısının çok yönlü olduğunu
da sözlerine eklemiştir. Çin Halk Kurultayının sözcüsü Jiyang enju,
Kurultayın başlamasından önce düzenlediği basın toplantısında,
askeri bütçenin devletin güvenliği ve birliğine yönelik olarak
arttırıldığını söylemiştir. Jiyang enju Ayrıca söz konusu basın
toplantısında “Çin'in başka devletlerle askeri alanda yarışmak ve
başka devletlere karşı tehdit unsuru olmak gibi bir niyetinin
olmadığını” vurgulamışsa da, Çin'in etrafındaki komşu devletler ve
Amerika, Çin'in askeri yapılanmasının gizli olarak yürütülmekte
olduğunu, bu sebeple de Çin'e askeri yapılanmasının alenilik
derecesini arttırması konusunda çağırıda bulunmuşlardır.. (RFA-Erkin)
Japon Hükümeti Doğu Türkistan'daki Yoksul KöylerinTemel Eğitim
Kurumlarına Para Yardımı Yaptı
“Dünya Vakit Gazetesi”nin 2 Mart 2007 tarihli haberinde, Japon
hükümeti Doğu Türkistan'daki Yoksul köylerin Temel Eğitim
kurumlarına ve yoksul köylerin sağlık alanlındaki şartlarını
iyileştirmek için Çin parası hesabı ile 1 milyon 370 bin Yuen
tutarında maddi yardımda bulunmuştur.
Yukarıdaki yardım türü hakkındaki anlaşma 28.02.2007 günü
Japonya'nın Pekin'de bulunan büyükelçisi ile Çin yetkilileri
ararsında imzalanmıştır. Mezkûr haberde ifade edildiğine göre
Japonya tarafından verilen yardımın 689 Bin Yuenlik bölüm Guchong
nahiyesindeki 5 ilköğretim okulunun okul binası inşaatı için
kullanılacakmış. İnşaat tamamlandıktan sonra bu okula “Çin-Japonya
Dostluk okulu” adı verilecek.
Yine Japonya büyükelçiliği bu okulun öğrencilerine 12000 adet defter
göndermiştir. Japonya hükümeti 1995 yılından beri Doğu Türkistan'ın
Eğitim ve Sağlık işlerinin gelişmesi için toplam olarak 929 bin
dolar yardımda bulunmuştur.
Doğu Türkistan'da “yoksul” diye isim almış olan köy ve mezraların
hemen hepsi de genellikle Uygurların sıklıkla yerleşik oldukları
güney bölgelerde bulunuyor olup, ve iktisadi durumu Japonya
tarafından verilen yardımların Uygurlar tarafından “Çin şehri” diye
anılan güneydeki nahiyelerden çok iyi olan Guchung nahiyesine tahsis
edildiği, dünya devletleri ve uluslar ararsı teşkilatlar tarafından
da biliniyor. Onların raporları Doğu Türkistan'a yapılan yardımların
yerine kullanılmadığını ve Çin hâkimiyetinin tamamen Çinli
göçmenlerin menfaatini çıkış noktası yaptıklarını göstermektedir.
Mesela Çin'in resmi istatistiklerinde gösterildiğine göre, “Sanji
Tungan Otonom Eyaleti” ne bağlı Guchung nahiyesinin umumi nüfusu 220
binden daha fazla olup, bunun 180 bine yakını Çinlidir. Uygurların
sayısı ise ancak 15 bin civarındadır. Nahiyedeki 87 ilköğretim
okulunun 60 tan fazlasını ise Çin okulları teşkil etmektedir. ETIC
Çin Askerleri Doğu Türkistan'da Sınır Kontrollerini Arttırdı
“Guang Ming Günlük gazetesi”nin 28.02.2007 tarihli haberinde, Doğu
Türkistan'ın kuzey bölgelerinde şiddetli kar yağması sonucu, birçok
sınır müdafaa kontrol yolları kapandı. Çin sınır müdafaa birlikleri,
sınır kontrolünü sıklaştırmak ve güvenliği arttırmak maksadıyla ve
ayrıca ani olarak ortaya çıkması muhtemel olaylara karşı koymak
amacıyla özel atlı devriye gurupları oluşturarak sınır boylarında
askeri eğitim ve gözetleme faaliyetlerini arttırdı.ETIC
Üzerinde “Zehirli ve Tehlikeli Madde Var” Şeklinde Yazı Bulunan
Tanker Halkın yerleşim Bölgesinde
“Ürümçi Akşam Gazetesi”nin haberine göre, yerleşim alanı üzerindeki
devasa tankerin iki yanında “Zehir ve tehlikeli madde var” yazısı
bulunan bir yük aracı Şubat ayının 25'i akşamı Ürümçi'deki “Otonom
Bölge (Doğu Türkistan) Beden Terbiyesi” binasının önüne park
edilmiştir. Araçtaki yazıyı gören halk büyük derecede rahatsız
olmuşlardır. Ertesi günü öğleye kadar söz konusu araç kimse
tarafından götürülmediğinden yerleşim birimindeki bazı kişiler
“Ürümçi Akşam Gazetesi” ne telefon ederek durumu bildirmişlerdir.
Muhabir aracın park edildiği yere gelip araştırma yaptığında bu
aracın Gao soy isimli bir kadın Çinliye ait olduğu, aracın şoförü
olan Jin soy isimli Çinlinin ise, evi o muhitte olduğu için aracı
evinin yakınlarına park etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Aracı kiralayıp kullanmakta olan şirketin patronu da Çinli olup,
muhabir telefon ettiğinde oda net olmayan cevaplar vermiştir. Daha
sonra Çinli şoför hiçbir şey olmamış gibi araca binerek oradan
uzaklaşmıştır.
Yukarıdaki haberde araçta tehlikeli madde olup olmadığı konusunda
bir bilgi verilmemiştir. Muhabire Almanya'da yaşamakta olan bir
Uygur bu konuda kendisinin görüşlerini belirterek; “Eğer bu aracın
sahibi bir Uygur olsaydı o anda derhal yüzlerce polis oraya gelip
“terörist” diyerek araç sahibinin ayaklarını yere değdirmeden alıp
götürürlerdi.
Şoför ve aracın sahibi Çinli oldukları için söz konusu yere bir tek
muhabirden başka hiçbir hükümet görevlisi gelmemiştir. Çin
yasalarına göre ifade edildiğinde de böyle tehlikeli maddeleri
taşıyan araçların halkın yerleşim alanlarına girişleri yasaktır.
Fakat Çin yasaları Çinli göçmenlere işlemez” demiştir. ETIC
Zengan Üniversitesi Milliyetçilerinin faaliyetleri durduruldu
Güney Azerbaycan milli hareketinin kalelerinden Zengan
Üniversitesinde kurulan İslâm Birliği Teşkilatı’nın faaliyetleri,
okul yönetimi eliyle durduruldu.
Milli hareketçi öğrencilerin önderliğinde kurulan İslam birliği;
İran devletinin kanunlarına muhalefet etmek, birliğin yayınlarında
ve seminerlerinde ülke idarecilerinin siyasi şahsiyetlerine hücum
etmek, okul yönetiminin esaslarına aykırı davranmak, üniversite
rektörlüğünün uyarılarını dikkate almamak gibi ithamlarla dağıtıldı.
Zengan üniversitesinde öğrenim gören milliyetçi öğrencilerin
teşkilatı İslam birliği üyeleri, Ana dil gününde düzenlenen
etkinliklere katıldıkları gerekçesiyle tutuklanmışlardı.
Kadınlardan Molla rejimine isyan
4 Mart 2007 tarihinde Tahran devrim mahkemesi karşısında, molla
rejiminin aleyhine gösteri düzenledikleri için tutuklanan otuz üç
kadın, koğuşlarında açlık grevine başladı. 6 Mart gününde
başladıkları açlık grevini sürdürmekte kararlı olan kadınlar, Tahran
hapishanesinin ucube ve şaibeli koğuşlarından 209`da tutulmaktalar.
Rejimin kadınlara bakışını eleştiren bu tür eylemlerde tutuklanan
kadınların sayısının otuz sekize ulaştığı bildirildi.
Tahran’da Hocali soykırımı anıldı
Ermenistan tarafından işgal edilen ve halkı dünyanın gözü önünde
soykırıma tabi tutulan Hocali kıyımının on beşinci yılında,
Tahran`da Güney Azerbaycanlı milliyetçilerce gösteriler düzenlendi.
Tahran`da bulunan Ermenistan büyük elçiliği önünde toplanan
milliyetçiler, hakimiyetin polisleri tarafından linç edilmişler ve
Ekber Azad başta olmak üzere beş milli hareketçi tutuklanarak Evin
hapishanesine götürülmüşlerdi. Tutuklananların serbest bırakılması
ve işkence görmemesi için girişimlerde bulunmak isteyen Azerbaycan
parlamentosu milletvekillerinden Musavatçı Nasib Nasibli, Tahran`da
tutuklananların katledilmiş Müslüman Türklerin haklarını
savunduklarını bildirerek, Birleşmiş milletler teşkilatının İran
hakkındaki raporlarına karşı durulmasını kınadı. Güney Azerbaycanlı
milliyetçilerden yana tavır sergileyen Nasibli, Ebul Feyz Elçibey
döneminde Azerbaycan`ın İran sefirliği görevindeydi.
Ana dil günü kanlı sonlandı
Dünya Ana dili günü münsabetiyle Güney Azerbaycan`ın şehirlerinde
geçirilen etkinliklerde tutuklanan milli hareketçilerin, ağır
işkenceler altında tutuldukları bildirildi. Sulduz`da tutuklanan
yirmibeş milliyetçinin durumu hakkında bilgi edinilmemektedir.
Erdebil`deki etkinliklerde tutuklanan İhsan Fermani, hakimiyetin
memurlarınca işkenceye maruz bırakılmaktadır. Geçen yıl Mayıs
ayındaki milli ayaklanmalarda ve 2004 yılındaki Babek Galası
yürüyüşünde tutuklanan Muganlı Ramin Sadigiye`nin de, ağır hasta
olmasına bakmayarak tutuklu bulundurulduğu bildirildi. Azerbaycan
siyasi tutukluları müdafa komitesi tarafından yapılan açıklamaya
göre, dünya ana dili günü etkinliklerine katılan elli milli
hareketçinden yirmisi hapiste tutulmaktadır. İsmail Cevadi, Ahmed
Kureyşi ve Ebul Feyz Alilu adlı milliyetçiler ağır işkenceler
altındadır.
ABD İstihbarat Yetkilisi Çin'in Günümüzde ve Gelecekte de
Amerika İçin Bir Tehdit Olduğunu Beyan Etti
BBC’nin 27.02.2007 tarihli haberinde Amerika'nın İstihbarat dairesi
CIA’nin yeni yetkilisi, “Çin sadece günümüz Amerika'sı için tehdit
olmakla kalmayıp, Çin'in askeri alanda modernleşmeye yönelik olarak
attığı adımlar gelecekteki Amerika içinde tehdit oluşturacak bir
görüntü ortaya koymaktadır. Çin'in askeri alanda kalkınmasındaki
maksadı sadece Tayvan'ı geri almaya yönelik olmayıp, Amerikanın
dünya devletleri arasındaki konumuna gelmeyi de amaçlamaktadır”
Dedi.
C I A yetkilisi yukarıdaki sözü, Amerikan Senatosu Askeri İşler
Komisyonunda “Amerikanın karşı karşıya bulunduğu tehdit” konulu
konuşmasında dile getirmiştir. Bu yetkili yine, Çin'in gelecekte
dünya barışı içinde büyük tehdit oluşturacağını beyan etmiştir.
C I A yetkilisinin yukarıdaki sözleri medyada yayınlandıktan sonra
bu yetkili derhal Çin hakkındaki bu görüşlerini geri çektiğini
bildirmiştir. ETIC
Kayseri'nin Örnek Simaları İsimli Programın Bu Ayki Konuğu
Nevzat Türkten Oldu
Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin, Kültür-sanat Etkinlikleri
Kapsamında Düzenlediği
'Kayseri'nin Örnek Simaları' İsimli Programın Bu Ayki Konuğu Nevzat
Türkten Oldu.
Belediye meclis salonunda gerçekleşen programın açılış konuşmasını
yapan Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı
Oktay Durukan, gençlere yönelik kültürel, sanatsal ve sosyal
etkinlik düzenlediklerini belirterek şöyle konuştu: "Bu çerçevede
gençlerimiz tiyatro festivallerinde yarışıyor. Çanakkale'ye gidip,
şanlı tarihimizi yerinde görüyor. Konferans ve seminerlerde bilgi
haznelerini genişletiyor. Yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürdüğümüz
'Yaşadığımız Kent Kayseri' ve 'Kayseri'nin Örnek Simaları' isimli
programlar da gençlerimizden büyük ilgi gördü."
Durukan, şehri tanıyan, seven, kentlik bilincini almış sosyal
bireylerin yetişmesine katkı sağlamak için düzenlenen Kayseri'nin
Örnek Simaları" programının bu ayki konuğu Nevzat Türkten'in, şehrin
sosyal ve kültürel hayatında önemli bir mihenk taşı olduğunu
belirtti. Durukan, Türkten'in Kayseri'de kent kimliğinin oluşmasına
önemli katkılarda bulunduğunu da söyledi. Durukan, Türkten'e bir
plaket takdim etti.
Program sayesinde öğrencilerle bir araya gelmenin mutluluğunu
yaşadığını ifade eden Türkten de, yaklaşık bir saat boyunca salonu
dolduran öğrencilere bilgi ve deneyimlerini aktardı. Geçmişten
günümüze sosyal değişim ve gelişimi örneklerle anlatan Türkten,
şimdiki gençlerin teknolojik yönden şanslı olduklarını ancak
arkadaşlık ve dostluk yönünden aynı şansa sahip olmadıklarını
söyledi.
Irak Türkmen Cephesi 140'ıncı Maddenin İptalini İstedi
Irak Türkmen Cephesi Kerkük'teki duruma ilişkin Irak Anayasası'nda
referandum yapılmasını öngören 140'ıncı maddenin tümünün iptal
edilmesini istedi. Arap Tanışma Meclisi ise, bu madde de
değişiklikler yapılması için çalışmaların yürütülmesini istiyor.
Kuzey Irak'ın Kerkük kentinde 'Irak'ın Birliği Kerkük'ün
lraklaşmasından Geçer' konulu konferans düzenledi. Irak Devlet
Başkanı Celal Talabani'nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği
internet sitesinin haberine göre Arap Tanışma Meclisi Başkanı
Abdurrahman Asi, lrak Anayasası'nın 140.maddesinin belirli etnik bir
grup yani Kürtler için konulduğunu söyledi. Irak'taki federal
sisteme karşı olduklarını bildiren Asi, “Irak ordusunun, eski
bilişimi üzerinden yeniden kurulmasını ve Çokuluslu Güçler de
Irak'tan çekilmesini talep ediyoruz” dedi.
Doğu Türkistan'daki 5 Milyondan Fazla Çiftçiyi İçme Suyu Tehdit
Ediyor
22.03. 2007 Günü BM Tarafından “Dünya Su Günü” olarak ilan
edilmiştir.
“Sinkiang (Doğu Türkistan) Halk Radyosu İstasyonu”nun 23.03.2007
tarihinde verdiği habere göre, bugün Doğu Türkistan'da 5 milyondan
fazla Çiftçinin içme suyunun insan sağlığını tehdit edecek seviyede
sağlıksız olduğu ifade edildi.
“Otonom Bölge(Doğu Türkistan)Su İşleri Bakanlığı”nın Komünist
Partisi sekreteri Osman Savut, Doğu Türkistan'da çok sayıdaki
çiftçilerin günümüzde de gölet ve ırmaklardan çamurlu ve temiz
olmayan suları içmekte olduğunu söylemiştir.
Milli İnkılâbın Beşiği Olan Aktu Nahiyesinin Kısaca Durumu
Kamuoyunun da bildiği gibi 05.04.1990 tarihinde çiftçiler
ayaklanmasının meydana geldiği Meşhur Barın köyü ile 05.01.2007 de
milli mücadelecilerle Çin askerleri arasında geniş çaplı bir silahlı
çatışmanın meydana gelmiş olduğu Koşrap köyü, “Kızılsu Kırgız Otonom
Eyaleti” dâhilindeki Aktu nahiyesine bağlıdırlar.
Aktu nahiyesi Doğu Türkistan'ın güneyindeki Pamir tepesinin doğu
kısmına, Tarim havzasının batı kıyısına yerleşmiş olup, nahiyenin
batı ve güneybatı kısımları Kırgızistan ve Tacikistan ile ortak
sınıra sahiptir. Sınır mesafesi 380 kilometreden birazda fazla olup,
bütün Doğu Türkistan genelinde Çin ordusunun kontrol edebilmede en
çok zorlandığı sınır noktalarından biridir.
Bu günkü Aktu aslında Kaşgar'ın Yenisar ve Yenişehir nahiyelerine
yılında bağlı olup,1954 yılında Çin hâkimiyeti “Kızılsu Kırgız
Otonom Bölgesi”ni oluşturduğunda aynı yılın 8. ayında Kaşgar'ın
bazı nahiyelerinden bazı bölgeleri ayırarak Aktu nahiyesini
kurmuştur. 1956 yılının Şubat ayında Çin hükümeti yine Yenisar
nahiyesinin Barın köyünü Aktu nahiyesine ilave etmiştir.
Yine Çin hükümeti 1977 yılında Aktu Nahiyesini Kaşgar vilayetinin
idaresine tahsis etmiştir. 1980 yılının Temmuz ayında bu nahiyeyi
Kaşgar'dan geri alıp “Kızılsu Eyaleti”ne bırakmıştır. Şimdi ise Aktu
nahiyesinde Barın, Koşrap, Pilal… Başta olmak üzere 11 köy, 2 Pazar
yeri, 3 besicilik meydanı, 119 mahalle mevcut olup, her ne kadar bu
nahiye “Kızılsu Kırgız Otonom Eyaletine bağlıysa da nüfusun ekseri
çoğunluğu Uygur'dur.
Mesela, Çin'in resmi istatistiklerinde gösterildiğine göre, şu anda
bu nahiyenin genel nüfusu 167 bin 234 kişi olup, Uygurların sayısı
114 bin 417, Kırgızların sayısı 43 bin 769, Çinlilerin sayısı ise,
4187 kişidir. Kalanlar ise başka milletlere mensupturlar. RFA
Hoten'e Pekin'den Çinli Öğretmenler Getirildi
Çin hâkimiyeti Doğu Türkistan'da bir yandan “Çince bilmiyor”
bahanesiyle milli okullardaki tecrübeli ve meslekî seviyesi yüksek
olan Uygur öğretmenleri okullardan uzaklaştırarak başka mesleklere
yöneltirken, diğer taraftan da “Çince öğretmeni yetersizliğini
giderme” adı altında Çin'in içeri bölgelerinden Çinli göçmenler
getirerek milli okullarda öğretmenlik yaptırarak onları yüksek
imtiyazlarla çalıştırmaktadırlar. Mesela“Sinkiang (Doğu Türkistan)
Gazetesi”nin 02.03.2007 tarihli haberinde Hoten'deki “Çift Dilde
Eğitim Sınıfları”nda çalışan 25 Çinli öğretmen 28.02.2007 günü
Ürümçi'ye gelmişlerdir. Onların Hoten'de bir buçuk yıl öğretmenlik
yapacakları öğrenilmiştir.
Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre sadece 2004-2005 yılları
ararsında Pekin'den Hoten'e 100 Çinli öğretmen getirilmiştir. Söz
konusu haberde “Büyük Kuzey-batıyı açma” politikasının yürürlüğe
konulduğu 2000 yılından beri Çin'in içeri bölgelerinden Doğu
Türkistan'a gelip milli İlk ve Orta Okullarda Çin dili öğretmenliği
yapan Çinlilerin sayısı 1000'in üzerinde. (ETIC)
Çin Koşrap'ta Meydana Gelen Olayda Canlı Olarak Ele Geçen
Mücahitleri Açık Usulde Yargılayacak
Doğu Türkistan'ın Kaşgar vilayeti Komünist Partisi Sekreteri Chi
Dagang tarafından Çin güvenlik birimlerinin Ocak ayında Koşrap'ta
Doğu Türkistan bağımsızlık savaşçılarının kampına yönelik yapılan
saldırıda sağ olarak ele geçirilen 17 kişi hakkında açık usulde
yargılama yapılacağı bildirildi.
Chi Dagang 10 Mart günü Pekin'de gerçekleştirilen basın toplantısı
sırasında verdiği demecinde, yargılamanın ne zaman ve nerede
yapılacağı ile ilgili net bir bilgi vermezken, yargılamanın
kamuoyuna açık şekilde yürütüleceğini bildirmiştir.
Çin makamları, Ocak ayının başlarında Çin polislerinin Koşrap'taki
Doğu Türkistan Bağımsızlık yanlılarının kampına karşı yaptıkları
saldırıda 18 kişinin öldürüldüğü ve 17 kişinin de sağ olarak ele
geçirildiğini dünyaya duyurmuş, Bu kişilerin El-Kaide örgütü ile de
ilişkili olduklarını ileri sürmüşlerdi.
Lâkin Çin hükümeti, olayın nerede meydana geldiği ve saldırı
esnasında öldürülenler ya da canlı olarak ele geçirilenlerin
kimlikleri hakkında açık bilgi vermedikleri, uluslararası böyle bir
olayın meydana gelip gelmediği hakkında tartışmaların ortaya
çıkmasına sebep olmuştu. 10.03.2007 (RFA-Kanat)
Çin Güvenlik Bakanlığının Baskısı ve “Mektup-alâka Grubunun
Suikasti
DUK İç işleri komitesinin malûmatlarına göre, “Uygur Otonom Bölgesi
(Doğu Türkistan) Güvenlik Bakanlığı” birkaç yıldan beri Doğu
Türkistanlılardan dış ülkelere öğrenim için çıkan öğrenciler ve
araştırmacıları kendileri için çalışmaya ikna ettikten sonra onların
dış ülkelere çıkmasına izin vermektedirler. Ayrıca yine dış
ülkelerden akraba ziyareti için Doğu Türkistan'a giriş yapan Doğu
Türkistanlıları da günlerce sorgu-sual ve zorunlu eğitimden
geçirerek onları kendileri için çalışmaya ikna ettikten sonra
ziyaretlerine izin vermektedirler.
Ele geçirdikleri bu şahıslardan, bulundukları ülkelerdeki Doğu
Türkistan teşkilâtlarının faaliyetleri, plân ve programları hakkında
kendilerine bilgi vermelerini, bu teşkilâtlarda aktif olarak
faaliyet göstermekte olan şahısların sosyal yaşamları, faaliyet
alanları, maddi durumlarının hangi seviyede olduğu gibi birçok
konularda raporlar vermelerini istemektedirler.
Dış Ülkelerden Doğu Türkistan'a Gelen Uygurlar Çin İçin Casusluk
Yapmaya Zorlanıyor
DUK İç işleri komitesi müdürü Abducelil Karihacinin edindiği
bilgiler doğrultusunda söylediklerine göre, “Uygur Otonom Bölge
(Doğu Türkistan)Güvenlik Bakanlığı” yukarıdaki bilgilere eriştikten
sonra, bütün vilayetlerdeki Güvenlik birimlerine, sınırdan dışarı
çıkıp giden dış ülkelerdeki Doğu Türkistanlıları kendileri için
çalışmaya, ya da Doğu Türkistan Teşkilatlarından uzak durmaya mecbur
etme vazifesini tevdi etmiştir. Yerli Güvenlik birimleri ise
kendilerinin vazifeli elemanlarından bu vazifeyi üstlenerek başarıya
ulaşma yoluna gitmelerini istemiştir.
İl güvenlik birimlerinin casusları kendilerinin üstlendikleri
Uygurların ailelerine giderek, onların anne-babalarını dış
ülkelerdeki evlâtlarından Çin için çalışmasını istemeye mecbur
etmenin dışında, kendileri doğrudan telefon ederek dış ülkelerdeki
Uygurları kendileri için çalışmaya mecbur etmeye de
çalışmaktadırlar.
Abducelil Karihacinin vurguladığına göre, Doğu Türkistan'a ziyarete
giden, yada dış ülkelere okumak için gidenlerin dış ülkelerdeki Doğu
Türkistan teşkilatlarına yakınlaşarak malûmat edinmeleri giderek
zora girince Çin casusluk organları dış ülkelerdeki Doğu
Türkistanlılara yönelik bire-bir nabız tutarak görüşme yoluna
gitmişlerdir. Özellikle de Dünya Uygur Kurultayı ve onun bünyesinde
aktif faaliyet göstermekte olan şahıslar Çin casusluk birimlerinin
hedefi haline gelmişlerdir.
08.03.2007 (RFA-Ekrem)
Çin'de Bu Yıl 24 Milyon Kişi Daha İşsizler Safina Katılıyor
Royter Haber Ajansının 13 Mart 2007 tarihinde Pekin'den verdiği
haberinde, Çin'deki bir bakan Çin'in işsiz kalan insanlarına,
özellikle de üniversiteyi bitirerek görev bekleyen gençlere iş bulma
konusunda ağır bir imtihanla karşılaşacağını bildirdi.
Çin Emek ve İçtimai Kalkınma Bakanı Tiyençen Ping'in bildirdiğine
göre, bu yıl Çin şehirlerinde iş arayanların sayısı 24 milyon olup,
hükümet bunların sadece yarısına iş verebilecekmiş.
Tiyençen Ping Çin halk kurultayında şöyle dedi: “Bizim şu andaki işe
yerleşme durumumuzla ilgili olarak yaptığımız araştırmalara
bakıldığında gelecekte iş bulmadaki güçlükler daha da ağır ve daha
da kötü olacaktır”.
Tiyençen Ping'in beyanına göre, bu seneki iş arayanları yeni okul
bitiren 5 milyon yüksek okul öğrencisi, köy ve kasabalardan
şehirlere iş aramak için sel gibi akmakta olan çiftçiler ve kamu
sektöründeki fabrika ve madenlerde işten çıkartılanlar teşkil
ediyor.
2006 yılının sonunda Çin'de düşünce kapsamına alınan işsizlik oranı
% 4.1, oranında olup, 2005 yılındaki % 4.2'lik orandan daha az
değildir.
Çin'de işsizlik oranını ölçmede sadece şehir ve pazarlardaki
işsizlik oranı temel alınmış olup, bu durum Çin'deki işsizliğin
sadece bir yönünü göstermektedir. Ekonomistlerin bakış açılarına
göre, Çin'deki işsizlik oranı en iyimser bakışlarla hükümetin
açıkladığı oranların iki katı olarak biliniyor.
Tiyençen Ping'in söylediğine göre, geçen yıl Çin'de 1.2 milyon
yüksek okul öğrencisi iş bulamamıştır. Onlara yine bu yıl okul
bitirecek olan 4.95 milyon öğrenci daha katılacak olursa 6 milyondan
fazla yüksek okul öğrencisi işsiz kalacak.(Cuma) 13.03.2007
AF Örgütü'nden gizli yargılama açıklaması
Uluslararası Af Örgütü, sürgündeki Uygur insan hakları savunucusu
Rabia Kadir'in oğullarından birinin gizlice yargılandığını bildirdi.
Uluslararası Af Örgütü, sürgündeki Uygur insan hakları savunucusu
Rabia Kadir'in oğullarından birinin gizlice yargılandığını bildirdi.
Örgütün açıklamasında, Ablikim Abdiriyim'in ayrılıkçılık, yıkıcılık
ve internet vasıtasıyla annesine bilgi göndermek suçlarından
yargılandığı, ancak ne ceza verildiğinin bilinmediği belirtildi.
Açıklamada, Ablikim Abdiriyim'in gözaltında geçirdiği sürede
uğradığı kötü muameleden dolayı sağlığının çok bozuk olduğu ve
ihtiyacı olan tıbbi yardımı almasına izin verilmediği kaydedildi.
Açıklamada, "Af Örgütü, Ablikim Abdiriyim'in sağlık durumundan büyük
kaygı duymakta ve hayatının tehlikede olmasından korkmaktadır"
denildi. Af Örgütü, Ablikim Abdiriyim'in Urumçi'de bir cezaevinde
tutulduğunu bildirdi. "Uygurların Anası" lakabı takılan Rabia Kadir,
5 yıldan fazla süren hapislik döneminden sonra ABD'ye sürgüne
gönderilmişti. Kadir'in oğullarından biri de geçen kasımda vergi
kaçakçılığı suçundan hapsedilmişti.(A.A.)
“8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” VE DOĞU TÜRKİSTANLI KADINLAR
“8 Mart Dünya Kadınlar günü”nü Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık
1977 tarihinde kabul etmiş ve her yıl bütün dünyada kutlanması
gereken bir gün olarak ilan etmiştir. Fakat her nedense yıllar
yılıdır bütün dünyada “Kadınlar günü” kutlanırken farklı maksatlarla
meydanlara çıkılmakta, toplantılar ve tartışma programları tertip
edilmektedir.
Diğer dünya devletlerinde ne şekilde etkinliklerle kutlanıyor tam
olarak bilebilmek mümkün değil. Fakat gözlemlediğimiz kadarı ile
Türkiye'de bu konuyu maksada uygun olarak gündeme getirmek
isteyenlerin sayısı oldukça az.“8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü
Türkiye'deki bazı art niyetli güruhlar kötü maksatlı olarak amacının
dışında kullanmaktadırlar. Kimileri daha günler öncesinden başlarına
bağladıkları allı yeşilli çaputlarla yollara dökülerek kendilerince
Türkiye Cumhuriyeti devletini tehdit etmek için gövde gösterileri
yapmakta, kimileri de olmayan bir “Erkek Tahakkümü”nden söz ederek
ekranlarda arzı-endam etmektedirler.
Kimileri de “8 Mart”ı “Feminizm” adı verilen ucube deyimin
tünelinde karşı cinsi düşman ilan etme ve onlardan intikam alma
duygularını tatmin etme günleri olarak kullanmaktadırlar.
Şunu açıklıkla ifade etmeliyiz ki; Dünyada komünizmle idare
edilmeyen ve işgal altında olmayan ülkelerin dışındaki devletlerde
ezilen kadınların varlığından söz etmek çok gerçekçi olmayacaktır.
Dünya kadınları, kadın olmanın zorluklarını, kadın haklarının nasıl
çiğnenmekte olduğunu, kadınların yaratılıştan itibaren kendisine
bahşedilen temel hakların işgalciler tarafından zorla nasıl
ellerinden alınmakta olduğunu Doğu Türkistanlı kadınlardan öğrenmeli
ve ondan sonra kendi haklarının çiğnenmekte olduğundan söz
etmeliler.
Bize göre, dünya kadınları bugün Doğu Türkistan'daki kadınların
uğramakta oldukları haksızlıkları, onların gördükleri işkenceleri,
anne olma haklarının her hangi bir rahatsızlık sebebiyle hastaneye
gitmiş olmaları durumunda gizlice kısırlaştırıcı müdahalelerde
bulunularak Çinli kan içiciler tarafından nasıl ellerinden alınmakta
olduğunu öğrendiklerinde “Dünya Kadınlar Günü”nde nelerin gündeme
getirilmesi gerektiğine karar vereceklerdir.
Doğu Türkistanlı kadınların, erkeklerin bile zor dayanabileceği
beden gücü gerektiren yol, köprü, kanal ve maden işlerinde bir tas
mısır çorbası ve bir parça mısır ekmeği karşılığında günde 18 saat
boyunca nasıl çalıştırıldıklarını, kadınların sadece kadın değil
insan yerine bile konulmamakta olduklarını bilmeyen kadınlar kadın
haklarından söz etmemeliler.
Müslüman Türk toplumunda ailenin reisi olarak görülen eşlerine
nasıl başkaldırmakta olduğunu düzenlenen konken partilerinde övünçle
anlatan bir eli yağda bir eli balda sözde kadınların kadın
haklarından söz etmeye hakları yoktur.
Yalınayak Çinli sözde doktorlar tarafından Doğu Türkistan'ın köy,
kasaba ve mezralarında kota dışı hamile oldukları anlaşılan Doğu
Türkistanlı kadınların kaç aylık hamile olduklarına bakılmaksızın
karavanlar içerisinde nasıl kürtaja tabi tutulduklarını ve bebekleri
öldürülürken kendilerinin de nasıl ölüme terk edildiklerini bilmeyen
dünya kadınlarının kadın haklarından söz etmeye hakları olamaz.
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nde Türkiye'de ve dünyanın birçok
ülkelerinde kadın hakları ile ilgili çeşitli toplantılar tertip eden
uluslar arası sivil toplum örgütleri ve 8 Mart gününü ilan eden BM
teşkilâtının ilgili birimleri “Havanda su dövmek” yerine ciddi
komisyonlar oluşturarak Doğu Türkistan'daki kadınların durumlarının
yerinde incelenmesini sağlamaya çalışmalılar.
Bu güne kadar işgalci Çinliler tarafından insan yerine bile
konulmayan, her türlü hakları çiğnenmekte olan Doğu Türkistanlı
kadınların içinde bulundukları durumu görmezlikten duymazlıktan
gelen dünya kadın örgütleri hiç olmazsa bu anlamlı günde bari kendi
egolarını tatmin etmeyi bırakıp Doğu Türkistanlı kadınları bir kez
olsun hatırlasınlar…
TÜRK MİLLETİ NEVRUZ BAYRAMINA SAHİP ÇIKMALIDIR

21 Mart 2007
Nevruz Bayramı, dünyadaki en küçük Türk topluluklarından başlayıp en
köklü devlet geleneğine sahip Türk devletlerine kadar hepsi
tarafından kendilerine özgü lehçeleri ile adlandırılarak 5 bin
yıldan beri kesintisiz olarak muhtevasındaki aynı anlam, maksat ve
kültürel değeri ile muhafaza edilmek suretiyle günümüze kadar
kutlanmaya devam edilen özbeöz bir Türk bayramıdır.
Nevruz’un bir bayram olarak kutlanılmasına birçok tarihi kayıtlarda
M.Ö. 3. yüzyılda Hun hükümdarı Mete Han devrinde başlanılmış olduğu
belirtilse de, asıl önemli olan bu köklü ve Türk dünyasını
birbirleri ile kenetleyen geleneğin bu günlere ulaştırılabilmiş
olmasıdır.
Nevruz geleneğinin dünyanın en ücra bölgelerinde yaşayan Türk
topluluklarına kadar nasıl ulaştığı ve günümüze kadar bütün ahengi
ve anlamı ile nasıl devam ettirilebildiği başlı başına bir araştırma
konusudur. Bu konunun ilgilileri tarafından araştırıldığında
görülecektir ki; Türk milletini dünyanın ayrı bölgelerinde yaşıyor
olmalarına rağmen bu milli asgari müşterekte birleştiren ve onların
hareket birlikteliğini sağlayan en önemli unsurların başında duygu,
düşünce, örf, adet, gelenek, görenek ve milli hassasiyetlerinin aynı
olması gelir. Bütün Türk milletinin ezeli ve ebedi bir ortak değeri
olan Nevruz bayramı, günümüzde bazı ferasetsizler, milli kimlik
buhranı içinde kıvrananlar ve asıllarını inkâr edenler tarafından
Mecusilerin geleneği olduğu iddiası ile karalanmaya ve başka
zümrelerin kucağına atılmaya çalışılmaktadır. Bu fikriyata sahip
olanlara en etkili cevap ise, Nevruz’ un her yıl 21- 23 Mart
tarihlerinde noksansız olarak bütün Türk topluluklarında ve Tük
diyarlarında aynı anlam ve geleneksel anlayışla, coşku ve mutlulukla
bayram olarak kutlanıyor olmasıdır.
Nevruz Bayramı, genel olarak Türk mitolojik düşüncesinin en önemli
destanlarından biri olan, Türklerin Ergenekon vadisine sığmayıp
demir dağları eriterek kendilerine yol açmak suretiyle bir
Bozkurt’un yol göstericiliğinde Ergenekon'dan çıktıkları günün
binlerce yıldan beri bir bayram olarak kutlanılmasıdır. Nevruz
bayramı Türk milleti tarafından, gece ile gündüzün eşit olduğu,
tabiatın en adaletli günü, baharın müjdecisi, bolluk ve bereket
pınarlarının cömertçe aktığı, Lokman hekimin ilaçlarındaki tılsımın
kaynağı olan tabiattaki bütün bitkilerin uykudan uyandığı, bütün
canlıların yaratıcısına şükranlarını sunduğu gün olarak bilinir.
Bütün Türk diyarlarında ayrı bir heyecan ve etkinliklerle kutlanan
Nevruz bayramının Doğu Türkistan’daki kutlanış biçimi de, diğer Türk
ülkelerinde olduğu gibi işgalci Çin devletinin bütün engelleme
girişimlerine rağmen asırlardır aynı coşku ve aynı milli
hassasiyetlerle günümüze kadar sürdürülmektedir. Onlar bilirler ki,
Nevruz geleneğine sahip çıkmak Çin zulmüne karşı milli bir
direniştir. Onlar bilirler ki, Nevruz bayramına sahip çıkmak var
olduklarının bir göstergesidir. Onlar bilirler ki, Nevruz bayramına
sahip çıkmak gelecek nesillerine Çinlilerden çok ayrı bir millet
olduklarını öğretmenin en etkili yollarından biridir. Çünkü Doğu
Türkistan’ın Kaşgar vilayetinin Opal kazasında dünyaya gelmiş olan
Kaşgarlı Mahmut, dünyaca ünlü eseri olan Divan’ı Lügat-it Türk adlı
eserinde Nevruz için şunları söylemektedir:
(1)"Yeni günden sonraki ilkbahar ayına oğlaklar ayı derler, ondan
sonraki aya uluoğlak ayı denilir, çünkü bu ayda oğlaklar büyümüş
olur. İnsanlar ve tüm canlılar nevruz ile canlanmış olur. Nevruz
âlemin mutluluk anası, bereket ve sevinç kaynağıdır. Bu yüzden
insanlar birbirlerine gönüllerini açarak, cömertçe sevinçlerini
ortaya koyarlar",
Doğu Türkistan Türkleri Nevruz bayramını aşağıdaki dizelerde
özetlendiği şekilde dolu, dolu etkinliklerle kutlarlar:
Uygurca
|