Yukarı
33.Sayı
33.Sayı Uygurca
33.Sayı Aile
33.Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü-33
Dünyadan Kısa..33

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur

 

ÇİN’İN YENİ ASİMİLASYON YÖNTEMİ

 

 

İşgalci Çin devleti, Doğu Türkistan halkını akıl almaz bahanelerle zindanlara atarak, idam ederek, sözde Doğum kontrolü adı altındaki soykırım yöntemlerine tâbi tutarak, 1964 yılından beri Doğu Türkistan'ın Lopnor bölgesinde nükleer denemeler yaparak bitiremedi. Son yıllarda Doğu Türkistan'da nereden ve hangi yollarla sirayet ettiği bilinemeyen bulaşıcı ve öldürücü hastalıklar görülmeye başlandı. Halk arasında uyuşturucu müptelâsı haline gelen insanların sayısında ciddî bir artış meydana gelmeye başladı. Hiç şüphe yok ki, bütün bu olumsuz gelişmelerin kaynağı, uygulayıcısı ve yaygınlaştırıcısı işgalci Çin devletidir.

Şimdilerde ise, hedeflediği sonuca ulaşmasının geciktiğini gören Çinliler, Doğu Türkistan'dan Çin'e Türk nüfusu transfer ederek Türk halkını kestirme yoldan yok etmeyi plânlamaktadır.

Yıllardır Çin' den Doğu Türkistan'a Çinli göçmen getirerek yerleştirmeye devam eden Çin devleti Doğu Türkistan'ın en verimli arazilerini Çinli göçmenlere tahsis ederken bu verimli toprakların sahiplerini ise en ücra ve çorak arazilere sürgün ettiler. Bu yolla birçok Doğu Türkistan vilâyetlerinde ezici bir nüfus çoğunluğu sağlamaya da muvaffak oldular.

Müslüman Doğu Türkistan halkını kalabalık Çin nüfusu içinde eritmeyi hızlandırmak ve onların en büyük umudu ve geleceklerinin teminatı olan çocuklarını da tam birer Çinli gibi yetiştirmek için önce Çin dilini eğitim ve öğretim dili yaptılar. Çinli bir kadın ya da erkekle evlenenlere de onların hayatları boyunca bir arada göremeyecekleri oranda para yardımı yaparak karşılıklı evlenmelere özendirmektedirler. Çok şükür ki, Müslüman Türk halkının dini ve milli inançlarının sağlam olması dolayısıyla bu alanda pek başarı elde edebildikleri söylenemez.
Çin'den Doğu Türkistan'a getirdikleri Çinliler de genellikle Çin'de toplum dışına yitilmiş, hırsızlık, gasp, cinayet, uyuşturucu ticareti, tecavüz ve daha burada sayamayacağımız kadar çok sayıdaki suç türlerinden sabıkası olan kişilerden oluşmaktadır. Sadece 2006 yılında “pamuk işçisi” adı altında Doğu Türkistan'a getirdikleri Çinlilerin sayısı 1 milyondan fazladır. Neredeyse öğretmenlik mesleğinden emekli olma aşamasına gelen ve Çinceden çevrilmiş eserleri bile bulunan Doğu Türkistanlı öğretmenleri “yeterli seviyede Çince bilmiyor” bahanesiyle okuldan ve görevinden uzaklaştırmaktadırlar. Ardından da “Çince öğretmeni yetersizliğini giderme” adı altında Çin'in içeri bölgelerinden Çinli göçmenler getirip okullarda öğretmenlik yaptırarak onları yüksek imtiyazlarla çalıştırmaktadırlar.

“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gazetesi”nin 02.03.2007 tarihli haberinde Hoten'deki “Çift Dilde Eğitim Sınıfları”nda çalışan 25 Çinli öğretmen 28.02.2007 günü gelmiş olup, onların Hoten'de bir buçuk yıl süre ile öğretmenlik yapacakları ve daha sonra başka bölge okullarına gönderilecekleri öğrenilmiştir.

Çince öğretmeni açığını ise genellikle “Tarım işçisi” adı altında Çin'den getirdikleri işçiler arasından türettikleri sözde “öğretmen”ler ile kapatmaktadırlar. Dolgun maaşlarla görevlendirilen bu sözde öğretmenlerin eğitim ve öğretimin kalitesini ve seviyesini hangi yönde etkileyecekleri ise gayet açıktır. Doğu Türkistanlı çalışanlara yönelik bu zorba ve tamamen haksız uygulamalar Fabrikalarda, atölyeler de ve tarım sahasında da devam ettirilmekte olup, Doğu Türkistan Türkleri kendi yurtlarında işsizlik, açlık ve sefalet içinde kıvrandırılmaktadırlar.
Ekmeğe muhtaç hale getirdikleri Doğu Türkistanlıları bu defa da “İş gücü fazlası” olarak adlandırarak onlara yönelik Çin'e götürme plânlarını icra etmeye başladılar. “Tiyanşan(Tanrı dağı) İnternet Sitesi”nin 21.03.2007 tarihli haberinde Çin'in Doğu Türkistan'daki “İş gücü fazlası”nı Çin'e götürme planı gereğince 2007 yılında Doğu Türkistan'dan Çin'e 1 milyon 200 bin kişi götürülecek.

“Halk gazetesi”nin 26 Şubat 2007 tarihli haberinden anlaşıldığı kadarı ile Çin hükümetinin “Her aileden bir kişiyi götürme” şeklinde adlandırarak başlattığı kampanya çerçevesinde Çin'in içeri bölgelerine zorla götürülen Doğu Türkistanlı “işçi” sayısı günümüz itibarıyla 200 bini geçmiş bulunmaktadır.

Bunun için de Doğu Türkistan'ın özellikle güney vilâyetlerinin köylerinde yer, yer özel bürolar ve kısa dönem “Çin dili Kursları” açarak çiftçi ailelerin genç kızlarına bu kurslarda günlük yaşamda kullanılacak birkaç Çince kelime ve cümle öğrettikten sonra çok cazip ücret vaatleri ile kandırarak kafileler halinde Çin'in içeri bölgelerine doğru götürmektedirler. Köy bürolarınca tespit edilen bu gençlerin ise itiraz hakları bulunmuyor.

“Şinhua Haber Sitesi”nin 13.03.2007 tarihinde belirttiğine göre, Kaşgar'ın Konaşer (Eskişehir) nahiyesi Komünist partisinin daimi yönetim kurulu üyesi Gülnar'dan, 2007 yılının ilk ayından itibaren nahiyeden 210 Uygur kızını çalışmak için Çin'in He Bei eyaletinin Bao Ding ve Tian Jin bölgelerine gönderilmiş olduğu öğrenildi. Doğu Türkistan'da bu “iş gücü fazlası” gençlerin Çine götürülmesinden dolayı oluşan boşluklar ise sürekli olarak Çin'den getirilen Çinlilerle doldurulmaktadır.

RFA muhabirlerinin verdiği bilgilerden, Çok parlak vaatlerle kandırılarak Çin'e götürülen Doğu Türkistanlı Çiftçi ailelerinin körpecik kızlarının çok kötü şartlarda ve mola verilmeksizin çalıştırıldıkları, bu konuda hak arama teşebbüsünde bulunan kızların ise feci şekilde dövüldükleri öğrenildi.

Doğu Türkistan'dan Çin'e götürülen “iş gücü fazlası”nın çoğunluğunu Uygur kızları teşkil etmektedir. Çin hükümetinin Uygur kızlarını ırgat işçi olarak seçerlerken “Güzel olma, evlenmemiş olma” gibi şartlar ileri sürüyor olmaları işgalci Çin devletinin bu kampanyayı niçin başlattığını da açıkça ortaya koymaktadır. Maksatları ise bellidir. Müslüman Türk'ün gelecekteki anne adaylarını gerektiğinde zor kullanmak suretiyle Çinlilerle evlendirerek kalabalık Çin nüfusu içerisinde eritmek ve onların milli ve dini duygularını yok ederek Doğu Türkistan halkı üzerinde sosyolojik bir facia yaratmak…

 

Doğu Türkistan dan Çin’e Zorunlu Göç

 

“Bir aileden bir kişiyi götürme” Politikası Gereğince Uygur Gençleri Çin’in İçeri Bölgelerine Gitmeye Zorlanmaktadır.

Çin’in Doğu Türkistan’daki iş gücünü Çin’e götürme planı gereğince 2007 yılında Doğu Türkistan’dan Çin’e götürülecek olan yaklaşık 1 milyon 200 bin kişilik iş gücünün yarısını, yani 600 binini köylerdeki çiftçi iş gücü teşkil etmektedir.

Tanrıdağ İnternet Sitesinin 21.03.2007 tarihinde verdiği haberden anlaşıldığına göre, Çin’in Doğu Türkistan’daki iş gücünü Çin’e götürme planı gereğince 2007 yılında Doğu Türkistan’dan Çin’e götürülecek olan yaklaşık 1 milyon 200 bin kişilik iş gücünün yarısını, yani 600 binini köylerdeki çiftçi iş gücü teşkil etmektedir.

Böylece Çin hükümetinin söz konusu planını uygulamaya geçirmek için sonraki beş yıl içinde Uygur köylerinde “ Her aileden bir kişiyi Çin’e götürme” politikası gereğince iş yürütmekte olup, bütün yerli yani köylerin yerel hükümetleri kendi köylerindeki çiftçilerin evlatlarını Çin bölgelerine işçiliğe göndermesi hakkında propagandalarını arttırdı.

Öğrencilere “En az bir kız bulma” görevi verildi.

Her ne kadar Çin hükümeti Doğu Türkistan’daki iş gücü fazlasını Çin’in içeri bölgelerine götürme planını halkın rızası ile yürütmekte oldukları propagandasını yapmaktalar sa da, Doğu Türkistan köylerindeki çiftçilerden elde edilen bilgilere göre, bazı Uygur gençleri Çin’ deki Fabrika ve atölyelere mecburi olarak götürülmüşlerdir.

Rabiye Kadir: “Bu Destekleme Değil, Çin Hükümeti Uygur Evlatlarını Ucuz Köle Yapmaktadır”

 

Doğu Türkistan’dan Çin’e götürülen iş gücünün çoğunluğunu Uygur kızları teşkil etmektedir. Çin hükümetinin Uygur kızlarını ırgat işçi olarak seçmeleri sırasında “Güzel olma, evlenmemiş olma” gibi şartlar ileri sürmeleri, hatta onları mecburi olarak alıp götürmeleri dış ülkelerdeki Doğu Türkistan teşkilatlarının ve Doğu Türkistan faaliyetçilerinin tepkilerin sebep olmaktadır.

Dünya Uygur Kurultayının Başkanı Rabiye Kadir Hanım RFA radyosunun görüşmesini kabul ederek: Mezkûr meselelenin kendisinin yakından ilgilendiği bir mesele olduğunu ortaya koydu.

Daha önce RFA radyosunun telefon vasıtası ile görüşmelerini kabul eden bazı Uygur çiftçiler, evlatlarının Çin hükümeti tarafındfan her hangi maksatla olursa olsun Çin’in içeri bölgelerine mecburi olarak götürülmesi olayını durdurmak için, uluslarararsı teşkilatların konu ile ilgili birimlerinden destek istemişlerdi.

Yine Rabiye kadir Hanım sadece dış ülklerdeki Uygurlar değil bütün Uygur halkının Çin hükümetinin Uygur geçlerini kafileler halinde Çin’e götürmesi meselesine ciddi tavır koymalalrını ve bu gidişatı egellemeye çalışmalarını tavsiye etti.(RFA-Gülçehre)

 

Yarkent' ten 50 Uygur Kızı Çalışmak İçin Çin'e Gönderilecek

 

“Sinkiang(Doğu Türkistan)Halk Radyo İstasyonu”nun 10.03.2007 tarihli haberinden anlaşıldığına göre, “8 Mart Dünya kadınlar Günü”nde Yarkent nahiyesine bağlı Udallık Köyü Çin'in içeri bölgelerine çalışmaya gönderilmek üzere olan 50 kişilik genç Uygur kızları için özel eğitim kursu açmıştır.

Kurs tamamlandıktan sonra bu zavallı köy kızları Çin'in King Dao şehrine çalışmaya gönderilecekmiş. Bazı haberlerde ifade edildiğine göre köylerdeki Uygur kızlarının hepside Çinceyi bilmedikleri için, yerel hükümetler kısa süreli Çince kursları açarak onlara günlük hayatta kullanılan normal ibareleri öğrettikten sonra Çin'in içeri bölgelerine gönderiyorlar.

Yarkent nahiyesi, Doğu Türkistan genelinde nüfusu en fazla nahiyelerden biri olup, bu nahiyede Çin hâkimiyetinin yukarıdaki asimilasyon politikasına kurban giden kızların sayısı da oldukça fazla.(ETIC)

 

Çin’in içeri bölgelerine ırgatlık yapmaları için teslim edilen Uygur gençlerin sayısı 200 bini geçti

 

Çin hâkimiyetinin “Büyük kuzey-batıyı açma stratejisi planı”nı yürürlüğe koymasından bu yana, Doğu Türkistanlıları asimile ederek yok etme politikasına özel bir ehemmiyet vermektedir.

Günümüzde Çin hâkimiyetinin Uygur gençlerini geniş çerçevede Çin'in içeri bölgelerine giderek çalışmaya seferber etmedeki temel maksadı, büyük Çin kalabalığı içerisinde onların milli gururunu, dini inancını zayıflatmak ve onlara yavaş, yavaş Çin kültürünü Empoze etmek ve bu yolla Uygur halkını Çinlileştirmeye çalışmaktan başka

bir şey değildir.

Çin devleti bir taraftan “İş gücü kâfi gelmiyor” maskesi altında Çin'in içeri bölgelerinden büyük çapta Çinli göçmeleri getirerek Doğu Türkistan'a yerleştirirken, diğer taraftan ise, “Büyük çaptaki iş gücünü Çin'e giderek çalışmaya özendirmek” sloganı ile Uygur gençlerini çeşitli güzel vaatlerle Çin'in içeri bölgelerindeki Çinli patronlara ırgatlık yapmaları için teslim etmektedirler.

“Halk gazetesi” inin 26 Şubat 2007 tarihli haberinde hükümetin teşviki ile her yıl Çin'in içeri bölgelerine giderek çalışmakta olan Uygur gençlerinin sayısı 200 bini geçmiş bulunmaktadır.

Çin hükümeti, daha fazla sayıda Uygur gençlerini Çin'e yöneltmek için bütün nahiyelerin önemli bir kişisini bu işten sorumlu yaparak vilayet, nahiye ve köylerde danışma büroları kurmuştur.

Doğu Türkistan'dan elde edilen bilgilere göre bugün Çin'in içeri bölgelerine götürülen Uygur gençlerinin büyük çoğunluğunu kızlar teşkil etmektedir.” Fabrikalarda bayan işçilere ihtiyaç var” bahanesi ile maksatlı olarak aslında bayanları götürmeyi hedeflemektedirler. Çin'in iç bölgelerine götürülen bu Uygur kızlarının birçoğu Uygurların ahlâk ölçülerine ve milli ananelerine tamamen zıt gelecek türden meçhul işler yapmaya zorlanmaktadırlar. Bu yüzdende insanın yüreğine acı veren acıklı trajediler meydana gelmektedir.

Çin'in resmi istatistiklerinde gösterildiğine göre, sadece geçen yıl Çin hükümeti “Pamuk toplamaya iş gücü kâfi gelmiyor” bahanesiyle Çin'in içeri bölgelerinden 1 milyondan fazla Çinliyi Doğu Türkistan'a getirerek onlara 1500- 2000 Yuen civarlarında maaşlar vererek çalıştırmışlardı.

Bu yüzden Çin hükümetinin uygulamaya koyduğu “ Büyük çapta iş gücünü Çin'e giderek çalışmaya özendirmek” politikasının asıl içyüzünü görebilmek zor değil. ETIC

 

KAŞGAR'IN KONAŞER (ESKİŞEHİR) NAHİYESİNDEN 5.KAFİLEDE

210 UYGUR KIZI ÇİN'E ÇALIŞMAK İÇİN YOLA ÇIKTI

 

Günümüzde Doğu Türkistan'da Doğu Türkistanlıların daha yoğun olarak yerleşik bulundukları güney bölgelerin yerel idarecileri Uygur kızlarını Çin'in içeri bölgelerine çalışmaya gönderme seferberliği başlatmış bulunmaktadırlar.

İl, İlçe ve köy statüsündeki yerlerin yerel hükümetleri özel bürolar açarak her türlü yalan vaatlerle köylerdeki Uygur kızlarını aldatarak onları kafileler halinde Çin'in içeri bölgelerine göndermektedirler.

“Şinhua Haber Sitesi”nin 13.03.2007 tarihli haberinde Kaşgar'ın Konaşer (Eskişehir) nahiyesi Komünist partisinin daimi yönetim kurulu üyesi Gulnar bu haber ajansının muhabirine “Biz bu sefer nahiyemizden 210 Uygur kızını çalışmak için Çin'in He Bei eyaletinin Bao Ding ve Tian Jin bölgelerine gönderdik. Bu defa gidenler 5. kafiledir.

İstatistiklere bakıldığında 4 yıldan beri Kaşgar'ın Konaşer (Eskişehir) nahiyesinden başka memleketlere çalışmaya gidenlerin sayısı 190 bin kişiye ulaşmış bulunmaktadır.

Bu nahiyeden Tian Jin şehrine çalışmaya giden 20 yaşındaki Uygur kızı Nisahan muhabire, “Ben burada sebatla çalışırsam bir yılda 10 bin Yuen kazanırım” demektedir.

“Otonom bölge(Doğu Türkistan)Emek Bakanlığı İşe Yerleştirme Birimi”nin Başkan yardımcısı ve Yünhua “Şinhua Haber Sitesi”nin muhabirine malumat vererek, Uygur kızlarını Çin'in içeri bölgelerine çalışmaya göndermenin, Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan'da sürdürmekte olduğu “Köylerdeki işgücü fazlasını başka memleketlere giderek çalışmaya seferber etme hareketinin bir parçası olduğunu, sadece 2006 yılında Doğu Türkistan'ın köylerinden başka memleketlere giderek çalışanların genel sayısının 1 milyon 150 bin kişiye ulaştığını söylemiştir.

Çin hâkimiyetinin Uygurları, özellikle de Uygur kızlarını Çin'in içeri bölgelerine “çalışma” adı adı altında kafileler halinde transfer etme hareketi, bu hâkimiyetin Uygurlara yönelttiği büyük asimilâsyon hareketinin en önemli içeriğe sahip bölümü olup, bundaki bütün maksat, Uygur gençlerini kendi dilinden, milli ve dini duygularından uzaklaştırmaktır! (ETIC)     

 

Helsinki`de Hocali Türk Soykırımı Anıldı

 

3 Mart 2007 Cumartesi günü Helsinki`de, Finlandiya milli meclisi önünde saat 11.30`da toplanan yaklaşık altmış gösterici, on beş yıl önce Ermenistan kuvvetleri tarafından soykırıma uğratılan Azerbaycanlı Türklerini andılar.

İstiklâl Finlandiya- “Finlandiya medyası niçin susuyor?”, “Azerbaycan`ın  %20`si Ermenistan işgalinde”, ”Soykırıma sessiz kalmayın”  yazılı pankartları taşıyan grup, meclis binası önünde bir saat kadar durup basın açıklaması yaptı. Daha sonra yürüyüşe geçerek Helsinki`nin ünlü meydanı Stokman`ın önüne gelen grup, burda da halkı bilgilendiren bildiriler dağıtıp, televizyon kanallarına açıklamalarda bulundular. Kadın çocuk demeden katledilen Azerbaycanlı Türklerin katliam resimlerinin taşındığı pankartlar dehşetle karşılanırken, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kazakistan, Türkiye Cumhuriyeti, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan ve Kuzey Azerbaycan bayrakları yan yana dalgalandı.

 

Cemal Çetin: “Derneklerimize yapılan saldırıları lanetliyorum”

 

Türk Federasyon Genel Başkanı Cemal Çetin, son günlerde Türk

Kuruluşlarına yapılan terörist saldırılarla ilgili bir açıklama yaptı.

 

Açıklamada terörün bir insanlık suçu olduğuna değinen Çetin, şunları belirtti. "Son zamanlarda Federasyonumuza bağlı (Esslingen, Göppingen) bazı derneklerimize molotof kokteylli saldırılar düzenlenmesi sonucunda maddi hasarlar meydana gelmiştir. Bu alçakça saldırılar ile ilgili olarak, emniyet güçlerinin soruşturması sürmektedir. Türk Federasyon'a bağlı cemiyetlere yapılan bu saldırıların faillerinin biran önce güvenlik güçleri tarafından bulunmasını umut etmekteyiz.

Faillerin bulunması ile, geçtiğimiz yıllarda, başta Türk Federasyon genel merkezi ve 85 cemiyetimize yapılan saldırıların ve bu saldırıların arkasındaki maksatların da belli ölçüde aydınlanacağına da inanmaktayız. 1.Sayfadan Devam-Bu olayların açığa çıkması ve yargı önüne çıkarılıp hesap vermeleri, eminiz ki bundan böyle teröristlerin önünü kesecektir. Cemiyetlerimize saldıranlar, "ruh hallerini gösterircesine", saldırılarını gece geç saatlerde karanlıktan faydalanarak gerçekleştirmektedirler. Doğrudan Türk toplumunu, cemiyetlerimizi hedef alan bu alçakça saldırıları, şiddetle lanetliyoruz.

"Terör bir insanlık suçudur"

Kime karşı, nasıl yapılırsa yapılsın mutlaka mahkûm edilmelidir Toplumsal huzuru bozmaya yönelik bu türden olaylar, sadece Türk kuruluşlarına zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda Almanya’nın imajına da çok büyük zararlar vermektedir. Ayrıca son zamanlarda; bazı gazete ve televizyon kanallarında, Türk Federasyon'a, cemiyetlerimize ve mensuplarımıza karşı yapılan asılsız, ön yargılı yayınlarda en az bu terör saldırıları kadar bizleri üzmektedir. Bu tür Önyargılı yayınlar toplumda, saldırganlara alkış tutan bir izlenim vermektedir, Bu türden yayın kuruluşlarına tavsiyemiz; saldırıya uğrayanlar ve mağdurlar ile saldırgan ve suçlular arasındaki farkı görmeleridir.

Alçakça saldırı yapanlar şunu bilsinler ki; bu güne kadar Almanya'nın birçok yerinde, iş yerlerine ve kuruluşlara yönelik saldırılar karşısında sağduyusunu yitirmeyen Türk toplumu ve Türk Federasyon mensupları bundan böylede tahriklere kapılmadan, olayları takip edecektir. Türk Federasyon sağduyulu ve soğukkanlı bir tarzda çalışmalarına devam edecek, teröre ve terörizme, toplumsal barışı tehdit edecek her türden hareketlere karşı tavrını demokratik ölçüler içerisinde sürdürecektir.”

 

 Çin Hükümeti Doğu Türkistan'a Yönelik Doğum Kontrolü

Politikasını  Dahada Güçlendiriyor

 

Çin makamlarının bildirdiğine göre, doğum kontrolü politikasının yürürlüğe konulmasından bu yana Doğu Türkistan'da 3 milyondan fazla bebeğin doğması engellenmiştir.

Pekin'de geçen hafta yapılan “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi (Doğu Türkistan) Doğum Kontrolü Hizmeti Toplantısı”nda Çin Komünist Partisinin Doğu Türkistan'a tayin ettiği sekreteri Wang Lechuen, Doğu Türkistan'ın 10'uncu 5 yıllık plan esnasındaki Doğum kontrolü hizmetleri ile ilgili bir rapor vererek “Sinkiang (Doğu Türkistan) parti-hükümet daireleri Doğum kontrolü hizmetini, devamlı olarak Uygur eli (Doğu Türkistan) nin iktisadi kalkınmasına etki eden en önemli unsurlardan biri olduğu anlayışı içinde çalıştılar.Nüfusun yavaş artmasını ve az doğum gerçekleşmesini sağladı. Bütün nahiye, köy ve kasabalara kadar doğum kontrolü ve levazım merkezleri kurarak halkın doğum kontrolü politikası alanındaki bilincini arttırdı.” Diyerek doğum kontrolü politikasının iyi neticeler vermekte olduğunu ve bu yüzden de bu politikanın bundan sonrada devam edeceğini söyledi.  Toplantıda devlet doğum kontrol komitesi “Uygur Otonom Bölgesinde (Doğu Türkistan) bundan sonra yürütülecek doğum kontrol politikası hakkında izlenecek yollara işaret etmiştir.

Doğu Türkistan'ın Kaşgar, Hoten ve Aksu gibi yerlerinin internet sitelerinden anlaşıldığına göre, Çin'in merkezi hükümetinin doğum kontrolü faaliyetleri hakkındaki belgelerin öğrenilmesi ve politikalarının hayata geçirilmesi ciddi şekilde yerleşmiş bulunmaktadır

 “Uygur Otonom Bölgesi(Doğu Türkistan) doğum kontrolü komitesi”nin sitesinde yer alan habere göre Wang Leguen Uygur elinin(Doğu Türkistan) doğum kontrolü faaliyetlerinin neticesinden yine de memnun olmamış olup o, Uygur elinin(Doğu Türkistan) doğum kontrolü ile ilgili memurlarına Pekin'in doğum kontrolü politikasının ruhunu ulaştırırken “Her ne kadar doğum kontrolü hizmeti belirli bir seviyeye ulaştırılmışsa da nüfus artış oranı yine de Çin'dekine oranla daha fazla seyretmektedir. Özellikle de yoksul köy ve kasabalarda doğum oranı planlanandan daha yukarı seviyelerde gerçekleşiyor. Bundan sonra da nüfusun artmasını kontrol altına alarak yaşam standardının yükselmesini sağlamak gerek. 30 küsur yıl boyunca doğum kontrolü hizmetleri neticesinde Sinkiang(Doğu Türkistan)da 3 milyon kişinin daha artması engellenmiştir. Bölgemiz çok milletli bir bölgedir. Çinlilerin doğum kontrol hizmetini iyi ifa etmesiyle beraber, azınlık milletlerinde doğum kontrolü işlerini sıkı tutmak gerekir. Doğum kontrolü politikasını uygularken az sayıdaki her türlü bölücülerin bozgunculuk ve tahriklerine izin vermemek gerekiyor. Onların dini kuralları ileri sürerek devletin doğum kontrolü politikasına karşı çıkmalarına ve engelleme girişimlerine karşı çıkmak gerekir” diyerek sert uyarılarda bulunmuştur

08.03.2007 .(RFA-Gülçehre)

 

MEHMET EMİN BUĞRA

 

 Merhum Mehmet Emin Buğra Bey

Hakkında Aradığınız Herşey Bu Sitede

http://mehmeteminbugra.com/

 

Doğu Türkistan hürriyet mücadelesi

içinde geçen bir ömrün izleri

 Bir Arşiv Derlemesi

Yayıma Hazırlayan

(Editör) M. Yunus Buğra

 

Yayımlayan: Müellifin Kızı Fatma Buğra

Copyright 2005© Telif hakları Bayan Fatma Buğra adına saklı olup İstiklâl Gazetesi TarafındanYayımlanmaktadır.

 

 

Uygur Kadınları Demokratik Eğitim Toplantısı Rabiye Kadir’in

Karşılama Konuşması İle Başladı

 

Uygur Kadınları Demokrasi Ve İnsan Hakları Eğitim Toplantısı Amerikanın başkenti Washington’da görkemli bir biçimde yapıldı. Toplantıdan önce temsilciler sabah saat 9.00’da Amerikan Kongresi binasını ziyaret ettiler. Buradaki ziyaretin sona ermesinden sonra asıl toplantı, Dünya Uygur Kurultayı (DUK) Başkanı ve Uygur İnsan hakları faaliyetçisi Rabiye Kadir Hanımın yaptığı karşılama konuşmasının hemen ardından başladı.

Toplantıya Uygur İnsan Hakları ve Demokrasi Vakfı cemiyeti başkanı Rişat Abbas başkanlık etti. Rabiye Hanım mesafeyi uzak demeyip Amerika’ya gelerek mezkûr toplantıya teşrif edenlerin hepsinden hal-hatır sordu. Uygur kadınlarını Uygur insan hakları meselesini daha da yukarı seviyelere çıkartmak için dünyanın her tarafına anlatmaya ve daha da ilerlemiş olarak uluslararası hale getirmeye çalışmaya çağırdı.  

Toplantıya Amerikan devlet meclisi insan hakları grubu, Amerikan devlet meclisi uluslar arası ilişkiler komitesi görevlisi Mr.Hans Hogrefe, Amerikan devleti demokrasiyi ilerletme cemiyetinden Barbara Haig, Mr. T. Kumar, Mr. Louisa Coan Greve gibi teşkilat sorumluları ve hükümet görevlileri katılarak önemli konuşmalar yaptılar.

Toplantıya yine Amerika, Kanada, Almanya, İsviçre, Hollanda, Kazakistan, Türkiye, Avustralya, Norveç ve Japonya devletlerindeki Uygur teşkilat temsilcileri ve davete icabet ederek gelen Uygur kadın temsilciler ve de basın mensupları olmak üzere 100 den fazla kişi katıldı. Toplantı oldukça üst seviyede bir atmosfer içinde devam etti. Bu toplantının 24 Mart günü de düzenlenen Nevruz kutlama programı

ile sona erdi.  (RFA-Cuma 23.03.2007)

 

 

Çinli göçmenlerin Doğu Türkistan'a yerleşme seferberliği

 

Çin'in stratejik planı ise, yakın bir gelecekte Doğu Türkistan'daki

Çinli göçmenlerin nüfusunu 100 milyona ulaştırmayı amaçlamaktadır.

 

“Almanya Dalgaları” radyosunun 2 Mart 2007 tarihli haberinden, geçen bir yıl içerisinde Çin genelindeki nüfusun 7 milyon kişi daha arttığı öğrenilmiştir.

Çin'in geçen yılın sonunda yayınladığı istatistikte belirttiğine göre, Çin'in genel nüfusu 1 milyar 344 milyon olup dünyadaki her 5 kişiden biri Çinli olarak hesaplanmaktadır. Çin nüfusunun 51.5'ini erkekler teşkil ediyor olup, yeni doğan bebekler ararsında erkeklerin sayısı oldukça fazla. Gelecek 15 yıl zarfında 30 milyon erkek eş bulamaz hale gelecek.

Uluslararası insan hakları teşkilatları Çin hâkimiyetinin doğum kontrolü politikası sebebiyle birçok Çinlinin yeni doğan kız bebekleri öldürerek ya da aldırarak erkek çocuk sahibi olmaya çalışmakta olduklarını kınamıştı.

Çin hükümeti içeri bölgelerde şiddetli şekilde artış gösteren nüfus yoğunluğu problemini halletmek için çeşitli türlerde taltif etme yöntemleri ve özendirme taktikleri kullanarak ve geniş çapta propagandalar yürüterek Çinlileri Doğu Türkistan'a gidip yerleşmeye seferber etmektedir. Çin'in stratejik planı ise, yakın bir gelecekte Doğu Türkistan'daki Çinli göçmenlerin nüfusunu 100 milyona ulaştırmayı amaçlamaktadır.

Şu anda sadece demiryolu hattı aracılığı ile 1 günde Doğu Türkistan'a giriş yapan Çinli göçmen sayısı 15 bindir. Geçen bir yıl içinde ise, bu sayı 1 milyonu geçmişti. ETIC

 

 

Kerkük’e Destek Mitingi

 

Amsterdam `da yapılan Kerkük`e destek yürüyüşünden sonra Türkmenler bu kez de Lahey `de seslerini duyurmaya çalıştı. Hollanda Türkmenler Birliği, Hollanda Türk Federasyonu, Doğu Türkistanlılar Derneği ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun birlikte organize ettiği `Kerkük için elele ` yürüyüşü Amerikan Elçiliği, Lahey Adalet Divanı ve Irak Elçiliği istikametinde sürdü. Sıkı güvenlik tedbirleri alan Lahey polisi, göstericileri binalara yaklaştırmadı.  Ellerinde Türkçe, İngilizce ve Arapça yazılı pankartlarla yürüyen göstericiler, `Kerkük Türk `tür, Türk kalacak`, `Kerkük Türkmen şehridir`, `Biz Ermeni değiliz` gibi sloganlarla ABD ve Kürt yönetiminin tutumunu protesto ettiler . Göstericilerden Edip Kerküklü , `9-10 yıldır Irak `ta bize yapılan haksızlığa dayanıyoruz ama artık bıçak kemiğe dayandı` dedi .

             

Çin'in Askeri Harcamalarını Artırması Dikkat Çekiyor Çin'in Askeri

Harcamalarını Artırması Dikkat Çekiyor

 

Çin başbakanı Wen jibao 05.03.2007 günü Çin Halk Kurultayına verdiği hizmet raporunda 2007 yılındaki askeri harcamaların 2006 yılındakine oranla % 17.8 arttırılarak, 45 milyar dolara yükseltildiğini vurguladı.

Bu demektir ki; 2007 yılının askeri harcaması 2006 yılındakinden 6 milyar 840 milyon dolar daha artmıştır. Wen jibao kurultaydaki 3000 vekil'e verdiği hizmet raporunda askeri yatırımların arttırılmasının önemine vurgu yaparak “Vurucu bir devlet güvenlik sistemi oluşturma, kudretli bir halk ordusu tesis etme ve Sosyalist çağdaşlaşma yolundaki stratejik vazifelerden biridir” dedi.

Fransız Haber ajansının verdiği habere göre, Askeri bütçenin arttırılması kurultaydaki askeri vekiller tarafından hoşnutlukla karşılanmıştır. Kurultayın üst dereceli bir askeri vekili, Tayvan meselesinin askeri bütçenin arttırılmasındaki sebeplerden biri olduğunu söylemişse de, bunun tek sebep olarak kabul edilmemesi gerektiğini, Çin'e yönelik tehditlerin sayısının çok yönlü olduğunu da sözlerine eklemiştir. Çin Halk Kurultayının sözcüsü Jiyang enju, Kurultayın başlamasından önce düzenlediği basın toplantısında, askeri bütçenin devletin güvenliği ve birliğine yönelik olarak arttırıldığını söylemiştir. Jiyang enju Ayrıca söz konusu basın toplantısında “Çin'in başka devletlerle askeri alanda yarışmak ve başka devletlere karşı tehdit unsuru olmak gibi bir niyetinin olmadığını” vurgulamışsa da, Çin'in etrafındaki komşu devletler ve Amerika, Çin'in askeri yapılanmasının gizli olarak yürütülmekte olduğunu, bu sebeple de Çin'e askeri yapılanmasının alenilik derecesini arttırması konusunda çağırıda bulunmuşlardır.. (RFA-Erkin)

  

Japon Hükümeti Doğu Türkistan'daki Yoksul KöylerinTemel Eğitim

Kurumlarına Para Yardımı Yaptı

 

“Dünya Vakit Gazetesi”nin 2 Mart 2007 tarihli haberinde, Japon hükümeti Doğu Türkistan'daki Yoksul köylerin Temel Eğitim kurumlarına ve yoksul köylerin sağlık alanlındaki şartlarını iyileştirmek için Çin parası hesabı ile 1 milyon 370 bin Yuen tutarında maddi yardımda bulunmuştur.

Yukarıdaki yardım türü hakkındaki anlaşma 28.02.2007 günü Japonya'nın Pekin'de bulunan büyükelçisi ile Çin yetkilileri ararsında imzalanmıştır. Mezkûr haberde ifade edildiğine göre Japonya tarafından verilen yardımın 689 Bin Yuenlik bölüm Guchong nahiyesindeki 5 ilköğretim okulunun okul binası inşaatı için kullanılacakmış. İnşaat tamamlandıktan sonra bu okula “Çin-Japonya Dostluk okulu” adı verilecek.

Yine Japonya büyükelçiliği bu okulun öğrencilerine 12000 adet defter göndermiştir. Japonya hükümeti 1995 yılından beri Doğu Türkistan'ın Eğitim ve Sağlık işlerinin gelişmesi için toplam olarak 929 bin dolar yardımda bulunmuştur.

Doğu Türkistan'da “yoksul” diye isim almış olan köy ve mezraların hemen hepsi de genellikle Uygurların sıklıkla yerleşik oldukları güney bölgelerde bulunuyor olup,  ve iktisadi durumu Japonya tarafından verilen yardımların Uygurlar tarafından “Çin şehri” diye anılan güneydeki nahiyelerden çok iyi olan Guchung nahiyesine tahsis edildiği, dünya devletleri ve uluslar ararsı teşkilatlar tarafından da biliniyor. Onların raporları Doğu Türkistan'a yapılan yardımların yerine kullanılmadığını ve Çin hâkimiyetinin tamamen Çinli göçmenlerin menfaatini çıkış noktası yaptıklarını göstermektedir.

Mesela Çin'in resmi istatistiklerinde gösterildiğine göre, “Sanji Tungan Otonom Eyaleti” ne bağlı Guchung nahiyesinin umumi nüfusu 220 binden daha fazla olup, bunun 180 bine yakını Çinlidir. Uygurların sayısı ise ancak 15 bin civarındadır. Nahiyedeki 87 ilköğretim okulunun 60 tan fazlasını ise Çin okulları teşkil etmektedir. ETIC

 

Çin Askerleri Doğu Türkistan'da Sınır Kontrollerini Arttırdı

 

“Guang Ming Günlük gazetesi”nin 28.02.2007 tarihli haberinde, Doğu Türkistan'ın kuzey bölgelerinde şiddetli kar yağması sonucu, birçok sınır müdafaa kontrol yolları kapandı. Çin sınır müdafaa birlikleri, sınır kontrolünü sıklaştırmak ve güvenliği arttırmak maksadıyla ve ayrıca ani olarak ortaya çıkması muhtemel olaylara karşı koymak amacıyla özel atlı devriye gurupları oluşturarak sınır boylarında askeri eğitim ve gözetleme faaliyetlerini arttırdı.ETIC

 

Üzerinde “Zehirli ve Tehlikeli Madde Var” Şeklinde  Yazı Bulunan

Tanker Halkın yerleşim Bölgesinde

 

“Ürümçi Akşam Gazetesi”nin haberine göre, yerleşim alanı üzerindeki devasa tankerin iki yanında “Zehir ve tehlikeli madde var” yazısı bulunan bir yük aracı Şubat ayının 25'i akşamı Ürümçi'deki “Otonom Bölge (Doğu Türkistan) Beden Terbiyesi” binasının önüne park edilmiştir. Araçtaki yazıyı gören halk büyük derecede rahatsız olmuşlardır. Ertesi günü öğleye kadar söz konusu araç kimse tarafından götürülmediğinden yerleşim birimindeki bazı kişiler “Ürümçi Akşam Gazetesi” ne telefon ederek durumu bildirmişlerdir. Muhabir aracın park edildiği yere gelip araştırma yaptığında bu aracın Gao soy isimli bir kadın Çinliye ait olduğu, aracın şoförü olan Jin soy isimli Çinlinin ise, evi o muhitte olduğu için aracı evinin yakınlarına park etmiş olduğu anlaşılmıştır.

Aracı kiralayıp kullanmakta olan şirketin patronu da Çinli olup, muhabir telefon ettiğinde oda net olmayan cevaplar vermiştir. Daha sonra Çinli şoför hiçbir şey olmamış gibi araca binerek oradan uzaklaşmıştır.

Yukarıdaki haberde araçta tehlikeli madde olup olmadığı konusunda bir bilgi verilmemiştir. Muhabire Almanya'da yaşamakta olan bir Uygur bu konuda kendisinin görüşlerini belirterek; “Eğer bu aracın sahibi bir Uygur olsaydı o anda derhal yüzlerce polis oraya gelip “terörist” diyerek araç sahibinin ayaklarını yere değdirmeden alıp götürürlerdi.

Şoför ve aracın sahibi Çinli oldukları için söz konusu yere bir tek muhabirden başka hiçbir hükümet görevlisi gelmemiştir. Çin yasalarına göre ifade edildiğinde de böyle tehlikeli maddeleri taşıyan araçların halkın yerleşim alanlarına girişleri yasaktır. Fakat Çin yasaları Çinli göçmenlere işlemez” demiştir. ETIC

 

Zengan Üniversitesi Milliyetçilerinin faaliyetleri durduruldu

 

Güney Azerbaycan milli hareketinin kalelerinden Zengan Üniversitesinde kurulan İslâm Birliği Teşkilatı’nın faaliyetleri, okul yönetimi eliyle durduruldu.

 

Milli hareketçi öğrencilerin önderliğinde kurulan İslam birliği; İran devletinin kanunlarına muhalefet etmek, birliğin yayınlarında ve seminerlerinde ülke idarecilerinin siyasi şahsiyetlerine hücum etmek, okul yönetiminin esaslarına aykırı davranmak, üniversite rektörlüğünün uyarılarını dikkate almamak gibi ithamlarla dağıtıldı. Zengan üniversitesinde öğrenim gören milliyetçi öğrencilerin teşkilatı İslam birliği üyeleri, Ana dil gününde düzenlenen etkinliklere katıldıkları gerekçesiyle tutuklanmışlardı.

 

Kadınlardan Molla rejimine isyan

 

4 Mart 2007 tarihinde Tahran devrim mahkemesi karşısında, molla rejiminin aleyhine gösteri düzenledikleri için tutuklanan otuz üç kadın, koğuşlarında açlık grevine başladı. 6 Mart gününde başladıkları açlık grevini sürdürmekte kararlı olan kadınlar, Tahran hapishanesinin ucube ve şaibeli koğuşlarından 209`da tutulmaktalar. Rejimin kadınlara bakışını eleştiren bu tür eylemlerde tutuklanan kadınların sayısının otuz sekize ulaştığı bildirildi.

 

Tahran’da Hocali soykırımı anıldı

 

Ermenistan tarafından işgal edilen ve halkı dünyanın gözü önünde soykırıma tabi tutulan Hocali kıyımının on beşinci yılında, Tahran`da Güney Azerbaycanlı milliyetçilerce gösteriler düzenlendi.

 

Tahran`da bulunan Ermenistan büyük elçiliği önünde toplanan milliyetçiler, hakimiyetin polisleri tarafından linç edilmişler ve Ekber Azad başta olmak üzere beş milli hareketçi tutuklanarak Evin hapishanesine götürülmüşlerdi.  Tutuklananların serbest bırakılması ve işkence görmemesi için girişimlerde bulunmak isteyen Azerbaycan parlamentosu milletvekillerinden Musavatçı Nasib Nasibli, Tahran`da tutuklananların katledilmiş Müslüman Türklerin haklarını savunduklarını bildirerek, Birleşmiş milletler teşkilatının İran hakkındaki raporlarına karşı durulmasını kınadı. Güney Azerbaycanlı milliyetçilerden yana tavır sergileyen Nasibli, Ebul Feyz Elçibey döneminde Azerbaycan`ın İran sefirliği görevindeydi.

 

Ana dil günü kanlı sonlandı

 

Dünya Ana dili günü münsabetiyle Güney Azerbaycan`ın şehirlerinde geçirilen etkinliklerde tutuklanan milli hareketçilerin, ağır işkenceler altında tutuldukları bildirildi.  Sulduz`da tutuklanan yirmibeş milliyetçinin durumu hakkında bilgi edinilmemektedir. Erdebil`deki etkinliklerde tutuklanan İhsan Fermani, hakimiyetin memurlarınca işkenceye maruz bırakılmaktadır. Geçen yıl Mayıs ayındaki milli ayaklanmalarda ve 2004 yılındaki Babek Galası yürüyüşünde tutuklanan Muganlı Ramin Sadigiye`nin de, ağır hasta olmasına bakmayarak tutuklu bulundurulduğu bildirildi. Azerbaycan siyasi tutukluları müdafa komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, dünya ana dili günü etkinliklerine katılan elli milli hareketçinden yirmisi hapiste tutulmaktadır. İsmail Cevadi, Ahmed Kureyşi ve Ebul Feyz Alilu adlı milliyetçiler ağır işkenceler altındadır.

  

ABD İstihbarat Yetkilisi Çin'in Günümüzde ve  Gelecekte de

Amerika İçin Bir  Tehdit Olduğunu Beyan Etti

 

BBC’nin 27.02.2007 tarihli haberinde Amerika'nın İstihbarat dairesi CIA’nin yeni yetkilisi, “Çin sadece günümüz Amerika'sı için tehdit olmakla kalmayıp, Çin'in askeri alanda modernleşmeye yönelik olarak attığı adımlar gelecekteki Amerika içinde tehdit oluşturacak bir görüntü ortaya koymaktadır. Çin'in askeri alanda kalkınmasındaki maksadı sadece Tayvan'ı geri almaya yönelik olmayıp, Amerikanın dünya devletleri arasındaki konumuna gelmeyi de amaçlamaktadır” Dedi.

C I A yetkilisi yukarıdaki sözü, Amerikan Senatosu Askeri İşler Komisyonunda “Amerikanın karşı karşıya bulunduğu tehdit” konulu konuşmasında dile getirmiştir. Bu yetkili yine, Çin'in gelecekte dünya barışı içinde büyük tehdit oluşturacağını beyan etmiştir.

C I A yetkilisinin yukarıdaki sözleri medyada yayınlandıktan sonra bu yetkili derhal Çin hakkındaki bu görüşlerini geri çektiğini bildirmiştir. ETIC

 

Kayseri'nin Örnek Simaları İsimli Programın Bu Ayki Konuğu

Nevzat Türkten Oldu

 

Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin, Kültür-sanat Etkinlikleri Kapsamında Düzenlediği

 'Kayseri'nin Örnek Simaları' İsimli Programın Bu Ayki Konuğu Nevzat Türkten Oldu.

Belediye meclis salonunda gerçekleşen programın açılış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Oktay Durukan, gençlere yönelik kültürel, sanatsal ve sosyal etkinlik düzenlediklerini belirterek şöyle konuştu: "Bu çerçevede gençlerimiz tiyatro festivallerinde yarışıyor. Çanakkale'ye gidip, şanlı tarihimizi yerinde görüyor. Konferans ve seminerlerde bilgi haznelerini genişletiyor. Yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürdüğümüz 'Yaşadığımız Kent Kayseri' ve 'Kayseri'nin Örnek Simaları' isimli programlar da gençlerimizden büyük ilgi gördü."  

Durukan, şehri tanıyan, seven, kentlik bilincini almış sosyal bireylerin yetişmesine katkı sağlamak için düzenlenen Kayseri'nin Örnek Simaları" programının bu ayki konuğu Nevzat Türkten'in, şehrin sosyal ve kültürel hayatında önemli bir mihenk taşı olduğunu belirtti. Durukan, Türkten'in Kayseri'de kent kimliğinin oluşmasına önemli katkılarda bulunduğunu da söyledi. Durukan, Türkten'e bir plaket takdim etti.

Program sayesinde öğrencilerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını ifade eden Türkten de, yaklaşık bir saat boyunca salonu dolduran öğrencilere bilgi ve deneyimlerini aktardı. Geçmişten günümüze sosyal değişim ve gelişimi örneklerle anlatan Türkten, şimdiki gençlerin teknolojik yönden şanslı olduklarını ancak arkadaşlık ve dostluk yönünden aynı şansa sahip olmadıklarını söyledi.

  

Irak Türkmen Cephesi 140'ıncı Maddenin İptalini İstedi

 

Irak Türkmen Cephesi Kerkük'teki duruma ilişkin Irak Anayasası'nda referandum yapılmasını öngören 140'ıncı maddenin tümünün iptal edilmesini istedi. Arap Tanışma Meclisi ise, bu madde de değişiklikler yapılması için çalışmaların yürütülmesini istiyor.

Kuzey Irak'ın Kerkük kentinde 'Irak'ın Birliği Kerkük'ün lraklaşmasından Geçer' konulu konferans düzenledi. Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği internet sitesinin haberine göre Arap Tanışma Meclisi Başkanı Abdurrahman Asi, lrak Anayasası'nın 140.maddesinin belirli etnik bir grup yani Kürtler için konulduğunu söyledi. Irak'taki federal sisteme karşı olduklarını bildiren Asi, “Irak ordusunun, eski bilişimi üzerinden yeniden kurulmasını ve Çokuluslu Güçler de Irak'tan çekilmesini talep ediyoruz” dedi.

 

Doğu Türkistan'daki 5 Milyondan Fazla Çiftçiyi İçme Suyu Tehdit

Ediyor

 

22.03. 2007 Günü BM Tarafından “Dünya Su Günü” olarak ilan edilmiştir.

“Sinkiang (Doğu Türkistan) Halk Radyosu İstasyonu”nun 23.03.2007 tarihinde verdiği habere göre, bugün Doğu Türkistan'da 5 milyondan fazla Çiftçinin içme suyunun insan sağlığını tehdit edecek seviyede sağlıksız olduğu ifade edildi.

“Otonom Bölge(Doğu Türkistan)Su İşleri Bakanlığı”nın Komünist Partisi sekreteri Osman Savut, Doğu Türkistan'da çok sayıdaki çiftçilerin günümüzde de gölet ve ırmaklardan çamurlu ve temiz olmayan suları içmekte olduğunu söylemiştir.

 

Milli İnkılâbın Beşiği Olan Aktu  Nahiyesinin Kısaca Durumu

 

Kamuoyunun da bildiği gibi 05.04.1990 tarihinde çiftçiler ayaklanmasının meydana geldiği Meşhur Barın köyü ile 05.01.2007 de milli mücadelecilerle Çin askerleri arasında geniş çaplı bir silahlı çatışmanın meydana gelmiş olduğu Koşrap köyü, “Kızılsu Kırgız Otonom Eyaleti” dâhilindeki Aktu nahiyesine bağlıdırlar.

Aktu nahiyesi Doğu Türkistan'ın güneyindeki Pamir tepesinin doğu kısmına, Tarim havzasının batı kıyısına yerleşmiş olup, nahiyenin batı ve güneybatı kısımları Kırgızistan ve Tacikistan ile ortak sınıra sahiptir. Sınır mesafesi 380 kilometreden birazda fazla olup, bütün Doğu Türkistan genelinde Çin ordusunun kontrol edebilmede en çok zorlandığı sınır noktalarından biridir.

Bu günkü Aktu aslında Kaşgar'ın Yenisar ve Yenişehir nahiyelerine yılında bağlı olup,1954 yılında Çin hâkimiyeti “Kızılsu Kırgız Otonom Bölgesi”ni oluşturduğunda aynı yılın 8. ayında Kaşgar'ın bazı nahiyelerinden bazı bölgeleri ayırarak Aktu nahiyesini kurmuştur. 1956 yılının Şubat ayında Çin hükümeti yine Yenisar nahiyesinin Barın köyünü Aktu nahiyesine ilave etmiştir.

Yine Çin hükümeti 1977 yılında Aktu Nahiyesini Kaşgar vilayetinin idaresine tahsis etmiştir. 1980 yılının Temmuz ayında bu nahiyeyi Kaşgar'dan geri alıp “Kızılsu Eyaleti”ne bırakmıştır. Şimdi ise Aktu nahiyesinde Barın, Koşrap, Pilal… Başta olmak üzere 11 köy, 2 Pazar yeri, 3 besicilik meydanı, 119 mahalle mevcut olup, her ne kadar bu nahiye “Kızılsu Kırgız Otonom Eyaletine bağlıysa da nüfusun ekseri çoğunluğu Uygur'dur.

Mesela, Çin'in resmi istatistiklerinde gösterildiğine göre, şu anda bu nahiyenin genel nüfusu 167 bin 234 kişi olup, Uygurların sayısı 114 bin 417, Kırgızların sayısı 43 bin 769, Çinlilerin sayısı ise, 4187 kişidir. Kalanlar ise başka milletlere mensupturlar. RFA

 

Hoten'e Pekin'den Çinli Öğretmenler Getirildi

 

Çin hâkimiyeti Doğu Türkistan'da bir yandan “Çince bilmiyor” bahanesiyle milli okullardaki tecrübeli ve meslekî seviyesi yüksek olan Uygur öğretmenleri okullardan uzaklaştırarak başka mesleklere yöneltirken, diğer taraftan da “Çince öğretmeni yetersizliğini giderme” adı altında Çin'in içeri bölgelerinden Çinli göçmenler getirerek milli okullarda öğretmenlik yaptırarak onları yüksek imtiyazlarla çalıştırmaktadırlar.  Mesela“Sinkiang  (Doğu Türkistan) Gazetesi”nin 02.03.2007 tarihli haberinde Hoten'deki “Çift Dilde Eğitim Sınıfları”nda çalışan 25 Çinli öğretmen 28.02.2007 günü Ürümçi'ye gelmişlerdir. Onların Hoten'de bir buçuk yıl öğretmenlik yapacakları öğrenilmiştir.

Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre sadece 2004-2005 yılları ararsında Pekin'den Hoten'e 100 Çinli öğretmen getirilmiştir. Söz konusu haberde “Büyük Kuzey-batıyı açma” politikasının yürürlüğe konulduğu 2000 yılından beri Çin'in içeri bölgelerinden Doğu Türkistan'a gelip milli İlk ve Orta Okullarda Çin dili öğretmenliği yapan Çinlilerin sayısı 1000'in üzerinde. (ETIC)

 

Çin Koşrap'ta Meydana Gelen Olayda Canlı Olarak  Ele Geçen

Mücahitleri Açık Usulde Yargılayacak 

 

  Doğu Türkistan'ın Kaşgar vilayeti Komünist Partisi Sekreteri Chi Dagang tarafından Çin güvenlik birimlerinin Ocak ayında Koşrap'ta Doğu Türkistan bağımsızlık savaşçılarının kampına yönelik yapılan saldırıda sağ olarak ele geçirilen 17 kişi hakkında açık usulde yargılama yapılacağı bildirildi.

Chi Dagang 10 Mart günü Pekin'de gerçekleştirilen basın toplantısı sırasında verdiği demecinde, yargılamanın ne zaman ve nerede yapılacağı ile ilgili net bir bilgi vermezken, yargılamanın kamuoyuna açık şekilde yürütüleceğini bildirmiştir.

Çin makamları, Ocak ayının başlarında Çin polislerinin Koşrap'taki Doğu Türkistan Bağımsızlık yanlılarının kampına karşı yaptıkları saldırıda 18 kişinin öldürüldüğü ve 17 kişinin de sağ olarak ele geçirildiğini dünyaya duyurmuş, Bu kişilerin El-Kaide örgütü ile de ilişkili olduklarını ileri sürmüşlerdi.

Lâkin Çin hükümeti, olayın nerede meydana geldiği ve saldırı esnasında öldürülenler ya da canlı olarak ele geçirilenlerin kimlikleri hakkında açık bilgi vermedikleri, uluslararası böyle bir olayın meydana gelip gelmediği hakkında tartışmaların ortaya çıkmasına sebep olmuştu. 10.03.2007  (RFA-Kanat)

  

Çin Güvenlik Bakanlığının Baskısı ve “Mektup-alâka Grubunun

Suikasti

 

DUK İç işleri komitesinin malûmatlarına göre, “Uygur Otonom Bölgesi (Doğu Türkistan) Güvenlik Bakanlığı” birkaç yıldan beri Doğu Türkistanlılardan dış ülkelere öğrenim için çıkan öğrenciler ve araştırmacıları kendileri için çalışmaya ikna ettikten sonra onların dış ülkelere çıkmasına izin vermektedirler. Ayrıca yine dış ülkelerden akraba ziyareti için Doğu Türkistan'a giriş yapan Doğu Türkistanlıları da günlerce sorgu-sual ve zorunlu eğitimden geçirerek onları kendileri için çalışmaya ikna ettikten sonra ziyaretlerine izin vermektedirler.

Ele geçirdikleri bu şahıslardan, bulundukları ülkelerdeki Doğu Türkistan teşkilâtlarının faaliyetleri, plân ve programları hakkında kendilerine bilgi vermelerini, bu teşkilâtlarda aktif olarak faaliyet göstermekte olan şahısların sosyal yaşamları, faaliyet alanları, maddi durumlarının hangi seviyede olduğu gibi birçok konularda raporlar vermelerini istemektedirler.

Dış Ülkelerden Doğu Türkistan'a Gelen Uygurlar Çin İçin Casusluk Yapmaya Zorlanıyor

DUK İç işleri komitesi müdürü Abducelil Karihacinin edindiği bilgiler doğrultusunda söylediklerine göre, “Uygur Otonom Bölge (Doğu Türkistan)Güvenlik Bakanlığı” yukarıdaki bilgilere eriştikten sonra, bütün vilayetlerdeki Güvenlik birimlerine, sınırdan dışarı çıkıp giden dış ülkelerdeki Doğu Türkistanlıları kendileri için çalışmaya, ya da Doğu Türkistan Teşkilatlarından uzak durmaya mecbur etme vazifesini tevdi etmiştir. Yerli Güvenlik birimleri ise kendilerinin vazifeli elemanlarından bu vazifeyi üstlenerek başarıya ulaşma yoluna gitmelerini istemiştir.

İl güvenlik birimlerinin casusları kendilerinin üstlendikleri Uygurların ailelerine giderek, onların anne-babalarını dış ülkelerdeki evlâtlarından Çin için çalışmasını istemeye mecbur etmenin dışında, kendileri doğrudan telefon ederek dış ülkelerdeki Uygurları kendileri için çalışmaya mecbur etmeye de çalışmaktadırlar.

Abducelil Karihacinin vurguladığına göre, Doğu Türkistan'a ziyarete giden, yada dış ülkelere okumak için gidenlerin dış ülkelerdeki Doğu Türkistan teşkilatlarına yakınlaşarak malûmat edinmeleri giderek zora girince Çin casusluk organları dış ülkelerdeki Doğu Türkistanlılara yönelik bire-bir nabız tutarak görüşme yoluna gitmişlerdir. Özellikle de Dünya Uygur Kurultayı ve onun bünyesinde aktif faaliyet göstermekte olan şahıslar Çin casusluk birimlerinin hedefi haline gelmişlerdir.

08.03.2007 (RFA-Ekrem)

 

Çin'de Bu Yıl 24 Milyon Kişi Daha İşsizler Safina Katılıyor

 

Royter Haber Ajansının 13 Mart 2007 tarihinde Pekin'den verdiği haberinde, Çin'deki bir bakan Çin'in işsiz kalan insanlarına, özellikle de üniversiteyi bitirerek görev bekleyen gençlere iş bulma konusunda ağır bir imtihanla karşılaşacağını bildirdi.

Çin Emek ve İçtimai Kalkınma Bakanı Tiyençen Ping'in bildirdiğine göre, bu yıl Çin şehirlerinde iş arayanların sayısı 24 milyon olup, hükümet bunların sadece yarısına iş verebilecekmiş.         

Tiyençen Ping Çin halk kurultayında şöyle dedi: “Bizim şu andaki işe yerleşme durumumuzla ilgili olarak yaptığımız araştırmalara bakıldığında gelecekte iş bulmadaki güçlükler daha da ağır ve daha da kötü olacaktır”.

Tiyençen Ping'in beyanına göre, bu seneki iş arayanları yeni okul bitiren 5 milyon yüksek okul öğrencisi, köy ve kasabalardan şehirlere iş aramak için sel gibi akmakta olan çiftçiler ve kamu sektöründeki fabrika ve madenlerde işten çıkartılanlar teşkil ediyor.

2006 yılının sonunda Çin'de düşünce kapsamına alınan işsizlik oranı % 4.1, oranında olup, 2005 yılındaki % 4.2'lik orandan daha az değildir.

Çin'de işsizlik oranını ölçmede sadece şehir ve pazarlardaki işsizlik oranı temel alınmış olup, bu durum Çin'deki işsizliğin sadece bir yönünü göstermektedir. Ekonomistlerin bakış açılarına göre, Çin'deki işsizlik oranı en iyimser bakışlarla hükümetin açıkladığı oranların iki katı olarak biliniyor.

Tiyençen Ping'in söylediğine göre, geçen yıl Çin'de 1.2 milyon yüksek okul öğrencisi iş bulamamıştır. Onlara yine bu yıl okul bitirecek olan 4.95 milyon öğrenci daha katılacak olursa 6 milyondan fazla yüksek okul öğrencisi işsiz kalacak.(Cuma) 13.03.2007

 

AF Örgütü'nden gizli yargılama açıklaması

 

Uluslararası Af Örgütü, sürgündeki Uygur insan hakları savunucusu Rabia Kadir'in oğullarından birinin gizlice yargılandığını bildirdi.

 

Uluslararası Af Örgütü, sürgündeki Uygur insan hakları savunucusu Rabia Kadir'in oğullarından birinin gizlice yargılandığını bildirdi. Örgütün açıklamasında, Ablikim Abdiriyim'in ayrılıkçılık, yıkıcılık ve internet vasıtasıyla annesine bilgi göndermek suçlarından yargılandığı, ancak ne ceza verildiğinin bilinmediği belirtildi. Açıklamada, Ablikim Abdiriyim'in gözaltında geçirdiği sürede uğradığı kötü muameleden dolayı sağlığının çok bozuk olduğu ve ihtiyacı olan tıbbi yardımı almasına izin verilmediği kaydedildi. Açıklamada, "Af Örgütü, Ablikim Abdiriyim'in sağlık durumundan büyük kaygı duymakta ve hayatının tehlikede olmasından korkmaktadır" denildi. Af Örgütü, Ablikim Abdiriyim'in Urumçi'de bir cezaevinde tutulduğunu bildirdi. "Uygurların Anası" lakabı takılan Rabia Kadir, 5 yıldan fazla süren hapislik döneminden sonra ABD'ye sürgüne gönderilmişti. Kadir'in oğullarından biri de geçen kasımda vergi kaçakçılığı suçundan hapsedilmişti.(A.A.)

 

 

“8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” VE DOĞU TÜRKİSTANLI KADINLAR

 

 “8 Mart Dünya Kadınlar günü”nü Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde kabul etmiş ve her yıl bütün dünyada kutlanması gereken bir gün olarak ilan etmiştir. Fakat her nedense yıllar yılıdır bütün dünyada “Kadınlar günü” kutlanırken farklı maksatlarla meydanlara çıkılmakta, toplantılar ve tartışma programları tertip edilmektedir.

Diğer dünya devletlerinde ne şekilde etkinliklerle kutlanıyor tam olarak bilebilmek mümkün değil. Fakat gözlemlediğimiz kadarı ile Türkiye'de bu konuyu maksada uygun olarak gündeme getirmek isteyenlerin sayısı oldukça az.“8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü Türkiye'deki bazı art niyetli güruhlar kötü maksatlı olarak amacının dışında kullanmaktadırlar. Kimileri daha günler öncesinden başlarına bağladıkları allı yeşilli çaputlarla yollara dökülerek kendilerince Türkiye Cumhuriyeti devletini tehdit etmek için gövde gösterileri yapmakta, kimileri de olmayan bir “Erkek Tahakkümü”nden söz ederek ekranlarda arzı-endam etmektedirler.

 Kimileri de “8 Mart”ı “Feminizm” adı verilen ucube deyimin tünelinde karşı cinsi düşman ilan etme ve onlardan intikam alma duygularını tatmin etme günleri olarak kullanmaktadırlar.

Şunu açıklıkla ifade etmeliyiz ki; Dünyada komünizmle idare edilmeyen ve işgal altında olmayan ülkelerin dışındaki devletlerde ezilen kadınların varlığından söz etmek çok gerçekçi olmayacaktır.

Dünya kadınları, kadın olmanın zorluklarını, kadın haklarının nasıl çiğnenmekte olduğunu, kadınların yaratılıştan itibaren kendisine bahşedilen temel hakların işgalciler tarafından zorla nasıl ellerinden alınmakta olduğunu Doğu Türkistanlı kadınlardan öğrenmeli ve ondan sonra kendi haklarının çiğnenmekte olduğundan söz etmeliler.

Bize göre, dünya kadınları bugün Doğu Türkistan'daki kadınların uğramakta oldukları haksızlıkları, onların gördükleri işkenceleri, anne olma haklarının her hangi bir rahatsızlık sebebiyle hastaneye gitmiş olmaları durumunda gizlice kısırlaştırıcı müdahalelerde bulunularak Çinli kan içiciler tarafından nasıl ellerinden alınmakta olduğunu öğrendiklerinde “Dünya Kadınlar Günü”nde nelerin gündeme getirilmesi gerektiğine karar vereceklerdir.

 Doğu Türkistanlı kadınların, erkeklerin bile zor dayanabileceği beden gücü gerektiren yol, köprü, kanal ve maden işlerinde bir tas mısır çorbası ve bir parça mısır ekmeği karşılığında günde 18 saat boyunca nasıl çalıştırıldıklarını, kadınların sadece kadın değil insan yerine bile konulmamakta olduklarını bilmeyen kadınlar kadın haklarından söz etmemeliler.

  Müslüman Türk toplumunda ailenin reisi olarak görülen eşlerine nasıl başkaldırmakta olduğunu düzenlenen konken partilerinde övünçle anlatan bir eli yağda bir eli balda sözde kadınların kadın haklarından söz etmeye hakları yoktur.

Yalınayak Çinli sözde doktorlar tarafından Doğu Türkistan'ın köy, kasaba ve mezralarında kota dışı hamile oldukları anlaşılan Doğu Türkistanlı kadınların kaç aylık hamile olduklarına bakılmaksızın karavanlar içerisinde nasıl kürtaja tabi tutulduklarını ve bebekleri öldürülürken kendilerinin de nasıl ölüme terk edildiklerini bilmeyen dünya kadınlarının kadın haklarından söz etmeye hakları olamaz.

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nde Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkelerinde kadın hakları ile ilgili çeşitli toplantılar tertip eden uluslar arası sivil toplum örgütleri ve 8 Mart gününü ilan eden BM teşkilâtının ilgili birimleri “Havanda su dövmek” yerine ciddi komisyonlar oluşturarak Doğu Türkistan'daki kadınların durumlarının yerinde incelenmesini sağlamaya çalışmalılar.

Bu güne kadar işgalci Çinliler tarafından insan yerine bile konulmayan, her türlü hakları çiğnenmekte olan Doğu Türkistanlı kadınların içinde bulundukları durumu görmezlikten duymazlıktan gelen dünya kadın örgütleri hiç olmazsa bu anlamlı günde bari kendi egolarını tatmin etmeyi bırakıp Doğu Türkistanlı kadınları bir kez olsun hatırlasınlar…

 

TÜRK MİLLETİ NEVRUZ BAYRAMINA SAHİP ÇIKMALIDIR

 

   21 Mart 2007

Nevruz Bayramı, dünyadaki en küçük Türk topluluklarından başlayıp en köklü devlet geleneğine sahip Türk devletlerine kadar hepsi tarafından kendilerine özgü lehçeleri ile adlandırılarak 5 bin yıldan beri kesintisiz olarak muhtevasındaki aynı anlam, maksat ve kültürel değeri ile muhafaza edilmek suretiyle günümüze kadar kutlanmaya devam edilen özbeöz bir Türk bayramıdır.

Nevruz’un bir bayram olarak kutlanılmasına birçok tarihi kayıtlarda M.Ö. 3. yüzyılda Hun hükümdarı Mete Han devrinde başlanılmış olduğu belirtilse de, asıl önemli olan bu köklü ve Türk dünyasını birbirleri ile kenetleyen geleneğin bu günlere ulaştırılabilmiş olmasıdır.

Nevruz geleneğinin dünyanın en ücra bölgelerinde yaşayan Türk topluluklarına kadar nasıl ulaştığı ve günümüze kadar bütün ahengi ve anlamı ile nasıl devam ettirilebildiği başlı başına bir araştırma konusudur. Bu konunun ilgilileri tarafından araştırıldığında görülecektir ki; Türk milletini dünyanın ayrı bölgelerinde yaşıyor olmalarına rağmen bu milli asgari müşterekte birleştiren ve onların hareket birlikteliğini sağlayan en önemli unsurların başında duygu, düşünce, örf, adet, gelenek, görenek ve milli hassasiyetlerinin aynı olması gelir. Bütün Türk milletinin ezeli ve ebedi bir ortak değeri olan Nevruz bayramı, günümüzde bazı ferasetsizler, milli kimlik buhranı içinde kıvrananlar ve asıllarını inkâr edenler tarafından Mecusilerin geleneği olduğu iddiası ile karalanmaya ve başka zümrelerin kucağına atılmaya çalışılmaktadır. Bu fikriyata sahip olanlara en etkili cevap ise, Nevruz’ un her yıl 21- 23 Mart tarihlerinde noksansız olarak bütün Türk topluluklarında ve Tük diyarlarında aynı anlam ve geleneksel anlayışla, coşku ve mutlulukla bayram olarak kutlanıyor olmasıdır.

Nevruz Bayramı, genel olarak Türk mitolojik düşüncesinin en önemli destanlarından biri olan, Türklerin Ergenekon vadisine sığmayıp demir dağları eriterek kendilerine yol açmak suretiyle bir Bozkurt’un yol göstericiliğinde Ergenekon'dan çıktıkları günün binlerce yıldan beri bir bayram olarak kutlanılmasıdır. Nevruz bayramı Türk milleti tarafından, gece ile gündüzün eşit olduğu, tabiatın en adaletli günü, baharın müjdecisi, bolluk ve bereket pınarlarının cömertçe aktığı, Lokman hekimin ilaçlarındaki tılsımın kaynağı olan tabiattaki bütün bitkilerin uykudan uyandığı, bütün canlıların yaratıcısına şükranlarını sunduğu gün olarak bilinir.

Bütün Türk diyarlarında ayrı bir heyecan ve etkinliklerle kutlanan Nevruz bayramının Doğu Türkistan’daki kutlanış biçimi de, diğer Türk ülkelerinde olduğu gibi işgalci Çin devletinin bütün engelleme girişimlerine rağmen asırlardır aynı coşku ve aynı milli hassasiyetlerle günümüze kadar sürdürülmektedir. Onlar bilirler ki, Nevruz geleneğine sahip çıkmak Çin zulmüne karşı milli bir direniştir. Onlar bilirler ki, Nevruz bayramına sahip çıkmak var olduklarının bir göstergesidir. Onlar bilirler ki, Nevruz bayramına sahip çıkmak gelecek nesillerine Çinlilerden çok ayrı bir millet olduklarını öğretmenin en etkili yollarından biridir. Çünkü Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinin Opal kazasında dünyaya gelmiş olan Kaşgarlı Mahmut, dünyaca ünlü eseri olan Divan’ı Lügat-it Türk adlı eserinde Nevruz için şunları söylemektedir:

(1)"Yeni günden sonraki ilkbahar ayına oğlaklar ayı derler, ondan sonraki aya uluoğlak ayı denilir, çünkü bu ayda oğlaklar büyümüş olur. İnsanlar ve tüm canlılar nevruz ile canlanmış olur. Nevruz âlemin mutluluk anası, bereket ve sevinç kaynağıdır. Bu yüzden insanlar birbirlerine gönüllerini açarak, cömertçe sevinçlerini ortaya koyarlar",

Doğu Türkistan Türkleri Nevruz bayramını aşağıdaki dizelerde özetlendiği şekilde dolu, dolu etkinliklerle kutlarlar:

 

Uygurca