SON

HABERLER

 

 

 

 

Yukarı
ŞEN OZAN
Prof.Dr.T.Gülensoy
Prof.Dr. M. Metin Karaörs
Prof. Dr. S.Mahmut Kaşgarlı
Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban
Selahattin Tekizoğlu
Hızırbek Gayretullah
Av.Sadun Köprülü
A. Şekûr TURAN
A.Mecit Avşar
Dr. Fatih KARAYANDI
Baybars Gülensoy
Müge Çetinkaya
Erkinbeğ Uygurtürk
Yeni Sayfa 499

 

 

TEMEL den ---ŞEN OZAN

 

 

Hâl-i  Pür Melâlimiz4

( Temel’den gelen mektup. 4)

 

Ne yaşına baktık ne de başına
Zil bağladık birbirinin peşine
Devam ediyoruz kör dövüşüne
              Şayet merak eden varsa hâlimiz
              İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Millete saygının tozu kalmadı
Mukaddes duygunun özü kalmadı
Millî mefküre' nin izi kalmadı
            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Evler mülk dolu ya, beyinler bomboş
Bu sebeptendir ki gidişat nâhoş
Başlar ayaklaştı , ayaklarsa baş . . .

             Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Eski gönül saraylarımız şimdi
Her biri bitpazarlarına döndü

Yani bir çeşit çöplüğe büründü
            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Mide' ye gıda bol , ruha gıda yok . . .
Yine bu sebepten nobran surat çok
Ve hep bunun için selâm veren yok

           Şayet merak eden varsa hâlimiz
           İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Bu toplum maganda sektörü kurdu ! . .
Ne zararı ne de kârını sordu
Gide gide en son buraya vardı
            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

“ Nohut oda , bakla sofra aklımız . . . ”
Hem en derinimiz ve en köklümüz . . .
Nihayet bozuldu toplum şeklimiz
          Şayet merak eden varsa hâlimiz
          İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Adı futbol olan din icat oldu ! . .
Bilmiyorum peygamberi kim oldu
Yüce dinimizse “ çağ dışı “ kaldı

            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Kazıklar , direkler hepten iyiler . . .
Kazmalar , kürekler toptan iyiler . . .
Zalim taş yürekler zaten iyiler
            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Yeni idaremiz ise eh işte
Tek işsiz koymadı baldız , enişte
Kırk yıl yokuştayız , bir gün inişte
            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Uzunca bir zaman durdu herifler
Turnayı gıcından vurdu herifler
Sonra halktan hesap sordu herifler
            Şayet merak eden varsa hâlimiz
            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Teröre karşı da hep nutuk attık . . .
İcraatın planında top attık ! ! !
İcraatı uyku eyleyip yattık . . .

           Şayet merak eden varsa hâlimiz
           İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Herkesi fişledik , tutanak , zabıt
Kızın adı “ Okşan ” oğlanın “ Avut ”
Ölene hediye kefenle , tabut . . .
           Şayet merak eden varsa hâlimiz
           İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Cümle kodesleri toptan boşalttık
Bütün karaları beyaza kattık . . .
Eşkiyalar kaçtı , maktulü tuttuk
           Şayet merak eden varsa hâlimiz
           İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Ötesini boş ver, hikâye , maval
Asayış şöylece oldu berkemal
Sivillere kaval , askere çuval . . .
         Şayet merak eden varsa hâlimiz
         İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Conilere diyemedik “ kısa kes . . . ”
Sormamız gereken soru bu esas
Türkiye' ye hep “ NO ” her tarafa “YES ”

          Şayet merak eden varsa hâlimiz
          İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Şu bölgede bir gün almadık nefes . . .
Onun için bittik olduk mülevves
Gayrı yaşamaya kalmadı heves
         Şayet merak eden varsa hâlimiz
         İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Yiğitliğe destan yazan kalmadı
Adaletsizliğe kızan kalmadı
Doğru dürüst bir Şen Ozan kalmadı

         Şayet merak eden varsa hâlimiz
         İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

 

 

 

 

Hâl-i  Pür Melâlimiz3

( Temel’den gelen mektup. 3 )

Gönüller bozuldu, muhabbet çöktü
İtimat bozuldu, saadet çöktü
Şahsiyet bozuldu, cemiyet çöktü
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i  pür melâlimiz

Kime dua etsek üç gün yaşıyor ! . .
Ölürken de tepeüstü düşüyor
Duyan    “ nasıl dua ”  deyip şaşıyor
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Kimi  “ dayı ” diyor,  kimisi  “ abi “ Dereyi karşıya geçerken gibi  . . . ” 
Durumumuz aynen mayın merkebi . . . 
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Bizler şu sebepten eridik, bittik :
Cehalete resmen kanaat ettik
Maalesef  bu noktadan kaybettik
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Kurtulmamışta KURTULUŞ aradık
Yani, kelin percemini taradık . . . 
Tersinden oluştuk, tersten türedik
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Şefkati unuttuk, şiddet başlattık
Hilm ' den çok uzakta hiddet başlattık
Cinnet denilen bir illet başlattık
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Yazık oldu, silindi yüz akımız
Bozuluyor Türk Aile dokumuz
Bozuluyor Millî Devlet yapımız
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Gençliğin düşünce dünyası sıfır
Hem akıl, hem şuur dünyası gırgır
Gram ağırlık yok, her yönü fırfır
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Duygu dünyaları olmayan gençlik
Mânevi kültürle dolmayan gençlik
Bir tek vakit namaz kılmayan gençlik
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Disiplinsiz hürriyetin ürünü . . .
Ne günü düşünür,   ne de yarını
Tarih kaydetmedi böyle türünü . . . 
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Bazan   “ kara gözlüklüler ” gelirler
“ Çaklı, çuklu ”  bir sepet söz verirler . . .
Söz vererek işimizi görürler !!!
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Nutuk yiye yiye nutukla dolduk . . . 
Gönül planında Lût Çölü olduk
Ahlâk notu sıfır,  sınıfta kaldık
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

“ Pres bey “  aklına geleni basar 
 ağızdan  ishalli,  her şeyi kusar . . .
Ağzı var,  dili yok garipler susar 
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Rezaleti dört tarafa yaydılar
Pisliğin adını “ sanat ” koydular
Sanatında temelini oydular . . .
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Yapma burun, takma burun hatunlar. . .
Yani ekrandaki malûm kadınlar . . .
Onların yüzünden çöktü budun' lar
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

“ Sanatçı danalar ” Yunanlı arar
Biri bırakmadan öbürü sarar
Hâlleri hep it usülü tam karar
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Donunu çıkaran  “ sanatçı ” oldu
Bu yüzden memleket  “ sanatçı ”  doldu
“ Beşinci kol basını ”  da  yem buldu . . .
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Mandacı basın' la gelişti bunlar
Mandacı basın' la oluştu bunlar
Mandacı basın' la yılıştı bunlar
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Sanatçısı bol ise bir milletin
“ Sırtı yere gelmez ” derler,  devletin
Bizse boğulduk içinde zilletin
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Bizleri bu hâle koyan adiler
İnsan kılığında aslı kediler
Dinsizlikte şeytandan çoook katılar
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

Birimiz aç ölür bakar kırkımız
Kırkımızdan bir tüy dökmez kürkümüz . . . 
Şen Ozan' ım “ böylemiydi ırkımız  ? ” 
	Şayet merak eden varsa hâlimiz
	İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

 

 

Hâl-i  Pür Melâlimiz 

( Temel’den gelen mektup. 2 )

 

Son mektubundaki sorduklarına

Bilumum kafa yorduklarına

Bunlar hep cevaptır yazdıklarına

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Tütünümüz malûm ,  bir çeşit yasak

Fındığa para yok götürüp satsak

Fabrika da yokki gitsek çalışsak

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Fındık dedikleri şu bizim finduk

Bir kuruş etmiyor , uşağum yanduk

Şimdikilere de . . .  boşa inandık

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Hastane de rehin kalır ölümüz

Yokluktan ölüme mahkûm dirimiz

Böyle gelir böyle geçer günümüz

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Otuz milyon , diğer otuza kefil

Otuz otuz altmış , tamamı sefil

Kalan on milyonun her birisi fil. . .

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Akılda, fikirde Himalaya’ lar

Bir ömür bal tutar ve parmak yalar

Yalamak ne demek ,  balda yatarlar

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

  Papaz yahnisi’ yle , imambayıldı . . .

Yiye yiye içim dışıma geldi

Başka da bir şey yok , bize bu kaldı

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

 

Gafı gediğine koyanlar burda

İdrarla taharet alanlar burda

Akrepler , ciyanlar , yılanlar burda . . .

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Sağda bol yılan var biri de BABA

Hani BABA   denen şu kaba saba

Afrika’ ya gidin   diyor mutlaka

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

BABA   dedikleri piton yılanı

Televizyonlardan verdi fermanı :

Yurt etmeliymişiz Arabistan’ ı

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Kurtaracakmış islâmdan vatanı

Seksen yaştan sonra buymuş planı

Herif, Türkiye’ nin KULUX-KLAN’ ı

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Mason diyenlere davranıyorduk . . .

İftiradır diye inanmıyorduk . . .

Demekki tersini savunuyorduk ! ! !

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Necasetli çömlek,  bizim tarafta . . .

Ayarsız dümbelek,  bizim tarafta . . .

Ham devrimci kelek,  bizim tarafta

           Şayet merak eden varsa hâlimiz

           İşte böyle hâl-i  pür melâlimiz

 

Pusulasız gemi ummana daldı

Nefsi şeytan gemi azıya aldı

Aklı iman resmen yollarda kaldı

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Kot pantollarına adam diyoruz ! . .

Haram, helâl ne bulursak yiyoruz

Milletçe irtifa kaybediyoruz

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Çoğunluğu haktır zannedenler var

Kalabalıklara uyanlar davar

Bu “ itikat ” ile bir ömür savar

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Bazısı namusu kovdular aya . . .

Her iki dünya da kaldılar yaya

Modern medeniyet böyleymiş güya

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Dayaktan  sorumlu bakan türettik . . .

Kıyaktan  sorumlu bakan türettik

Hiç yoktan  sorumlu bakan türettik

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

 

Hâllerimiz böyle böyle olunca

Hayatımız karınca kararınca

Şimdi bıyıkaltı gül ince ince

            Şayet merak eden varsa hâlimiz

            İşte böyle hâl-i pür melâlimiz

  

Hormonla şişerek   “ büyük “  olanlar

Sırtımızda kene ve yük olanlar

İnan, Şen Ozan’ ım  her zaman bunlar

           Şayet merak eden varsa hâlimiz

           İşte böyle hâl-i  pür melâlimiz

 

 

 

TURAN

 

Saygının, sevginin, enginliğin, ufkun, derinliğin, cömertliğin, mertliğin kısacası yüce ruhluluğun  tâ  kendisi .   İli, Adıyaman ve adı

               TURAN

Sevinci yüzünde, hüznü gönlünde, umman olan kalbi imanla dolu .  Nefsin ve şöhretin düşmanı,  himmeti yüce,  sabrı bol,  vakti yok . . .   Şükrü çok,  düşüncesi derin,  tabiatı yumuşak,  insanları üzmeyen,  mevladan gayrısından istemeyen,  görünüşte halk ile hakikatte HAK ile . . .   İsmine sevdalı. . .  İsmine vurgun. . .  İsmiyle müsemmâ ve ismine hayran . . .

               TURAN  

Gözleriyle konuşan . . .   Gözleriyle yazan . . .   Söze mecbur kalmadıkça konuşmayan  Diller bağlanmalı,  gözler konuşmalı ”  diyen ve öyle de yapan, tamamen susan . . . Konuşanlara  inat,  konuştuğunu zannedenlere ders olsun diye, susarak konuşmayı öğrensinler diye   HOCA lığını   bir başka lisanla icra ediyor. . .

              TURAN  

Sen hep âşık idin yüce ALLAH’ a

Gayrılara sevda duymadın  hocam

Bizden selâm söyle RESULULLAH’ a

Fakat;  öpecek el koymadın hocam . . . 

Almanya’ nın özellikle güney bölgelerinde yüce hizmetleri olan Turan hocam , Adıyamanlıdır.  Memleketinde  ülkücülerin  tamamının ortak kararıyla  Adıyaman İl Başkanı seçilir ve  İdare heyetiyle beraber Ankara’ ya  Genel Merkeze gider.  Türkiye’ nin ikinci  PKK sı olan trafik terörüne yenilir maalesef . . .

 Turan hocam kanser hastasıydı.  Kanser illetini yendi fakat trafik PKK’ sını yenemedi. Trafik kanserini yenmek nasip olmadı . . .

 Adıyaman ilimizin kıraç topraklarında yetişen ulu bir çınardı. Kara bahtlı Esir Türklerin kara bahtlı yâri yaranıydı.  Bir yanı Yunus,  bir yanı Yavuz olan dâvâ eri ve eroğlu er olarak yaratılmıştı . . . 

Bülbülün kırk tane türküsü varmış
Herbirinde yârdan haber sorarmış 

Merhum hocam, bir gün misafirim olmuştu.  Konumuz malûm olduğu gibi başta Doğu Türkistan olmak üzere bütün Türk Dünyası idi. Dört çeşit Türk Dünyası haritası masasının üstündeydi.

Türk Dünyası’ nın neresinden bahsetsem hocamın eli otomatik ayarlanmış gibi oralarda dolaşıyordu ve resmen ezberindeydi Türk Dünyası . . .

 Sohbetimizin sonuna doğru ben :    “ Hocam, bütün ülkücüler  300 milyonluk Dünya Türklüğü’ nün  adreslerini tek tek ezbere bilmek zorundadır. . .  dedim .

Turan Hocam :   “Ne o üstdadım! Yoksa ezbererimi beğenmedin mi  ? “  dedi ve karşılıklı biraz gülüştükten sonra yüz hatları tamamen ciddileşti. Tanrı Dağlarında fırtına başlamışcasına bir manzara oluştu  yüz ifadelerinde. . .  gözleri daldı gitti ve gönül dünyasının derinliklerinden koparak gelen bir samimiyetle bir o kadar da kararlı bir ses tonuyla  “ Haklısın üstadım. Hem de yerden göğe kadar haklısın.  Büyük bir imtihandayız .  Yüce  Rabbim bu imtihanı kazanmayı bize ve bütün ülküdaşlarımıza nasip eylesin. Yoksa, Allah divanında yakamızı kurtaramayız. Müsade eder misin bir sigara yakmak istiyorum. Pek akıllı adam işi değil ya, bırakamıyoruz işte . . . 

Ben devreye giriyorum ve içinde  bulunduğu ruh hâlini biraz olsun yumuşatmaya çalışyorum.  “ Hocam, akıllı olan ülkücü mü olur hiç; Allah aşkına ??? !!! ”  diyorum ve tekrar gülüşüyoruz.

O, konudan kopmuyor  ve    “ Üstadım,  adınızı duyduğum veya sizi gördüğüm her yerde Doğu Türkistan’ı  yâd ediyorum ve çok yerlerde de anlatmaya çalışıyorum.   Destur verin gideyim de yavru vatan Kıbrıs’ ta nasip olmayan şehitlik;  belki Anavatan Doğu Türkistan’ da nasip olur.  Allah senden razı olsun.  diyor. 

“ Hocam, sayenizde yüzlerce evladımız  “ Bismillahirrahmanirrahim  diyor. Yüce Rabbim senden de razı olsun.  Teşkilat hayatında bunların hepsi birbirinden mühim ve birbirinden ayrılmaz konulardır.  Biri olmadığında diğeri yarım kalır. diyorum.

 “ Doğu  Türkistan’ da kurtulur elbet

Rabbim, ona mutlak koymuştur mühlet

Kaşgar’ ı , Hoten’ i  gezeriz sabret. “

Dedin de, sözünde durmadın hocam !!!  

 

Doğu Türkistan’ ın yanmış bağrına

Biz merhem oluruz senin yerine

Çıkacağız Atayurdun seyrine

Sabredip, bekleyip, durmadın hocam

 

“  Vazifesinin başında ölenler şehit olur. “

“ Hak yolda ölenlere ölü demeyiniz “ şeklindeki yüce sözler tek tesellimdir.

 

Uzun zamanlar  Friedrichshafen  şehrinde kalan ve aileden biri olan Turan hocamın kadim dostlarını arıyor ve düşüncelerini soruyorum : 

 

“ Karşımdaki insanı kırarmıyım korkusuyla ;  kelimeleri seçerek konuşan ,  insanları üzmemek için mayın tarlasında yürüyen uzmanın hassasiyetiyle hareket eden, bir insanın arkasından söz etmek takdir buyurursunuz ki  oldukça zor bir iştir . . . 

Şu an gönlüm yıkık, dökük, gözlerim dolu dolu ve ellerim titreyerek bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Turan hocam için ne yazsam eksik olacak, bunu da bile bile yazıyorum . . .  Öncelikle şunu hâsseten belirtmek istiyorum. Kendini dâvâ adamı zanneden ve hakikatte tava adamı olanlar. . .  üç günde üçyüz kez fikir (!) değiştiren  ‘fıkır fıkır’ lar. . .  Turan olduğu kadar umman olan o aziz, o merhum, hocamı, hayatlarında bir kere olsun görebilselerdi. . .  Başbuğa bağlı, taşıdığı ismin şuurunda, yiğit, başı dik, genleri Yavuz ve Yunus’ tan. . .  Paraya, pula, dünya mallarına değer vermeyen,  bu necip milletin has evladı. . .  Mekânın cennet, komşun Hz. Muhammet (s.a.v) olsun. Amin. ”           Mustafa BAYIN

 

Turan hocam, hastaya ilâç gibiydi. Adı ile müsemma bir serdengeçti idi. 1974 Kıbrıs Barış Hareketi’n de gazi; inandığı dâvâmızın divanesi yine aynı dâvânın uğrunda şehit olmuş,  çağımızın Ulubatlı Hasan’ıydı. Hayatım boyunca rahmetle anacağım. Mekânı cennet olsun. Amin.                                                                               Hasan CAN

_____________________________________________________________________ 

“ HAK’ tan geldik ve O’na döneceğiz. Buna imanım sonsuz. Yine de  bir tuhafım . . . Söz etmekten acizim vesselam . . .  Turan hocam ciddi bir Turancıydı. O başka bir dünyanın insanıydı !!!  Böyle bir ummanı nasıl ifadelendirebilirim, nasıl izah edebilirim? Hira’ dan , Tanrı dağına kadar olan coğrafyayı gönlüne sığdırabilmiş bir şahsiyettir o . . .   Bütün Türk İslâm Dünyası ‘nın başı sağ olsun.  Mekânı cennet olsun . ”                                                                                            Ali GÜNGÖR

 

“ Son derece muhterem, aziz ve saygıdeğer Turan hocam için şunu söylemek istiyorum :  Terbiye, nezaket, zerafet , hayâ, ahlâk, gibi kelimeler neleri ifade ediyorsa; merhum hocamda bunların hepsi fazlasıyla mevcut idi .  Katıksız bir Türk milliyetçisiydi . Yurdumuzun güneyinde yerli ve yabancı ortak yapımı ne kadar oyun imal edilmişse ve ediliyorsa tamamını mükemmel tahlil ederdi . . .  Yüce Peygamberimiz  (s.a.v) komşusu olsun .”                                                                                       Safa ÇAKMAK

 “ Hira ve Tanrı dağlarının, Adıyaman ilimize sığdırılmış şekliydi Turan hocam . . .  O,  Gaspıralı İsmail. O, Kaşgarlı Mahmut.  O, Türk Birliği ‘ nin kara sevdalısı.  Doğu Türkistanlı merhum şairimiz Abdürrahim ÖTKÜR’ ün :

 Turan’ın bir ili var

Ve yalnız bir dili var

Başka dil var diyenin

Başka bir emeli var . . .   Şiirini dilinden düşürmeyen, adı gibi bir vatan evladı.

                                          Mekânı cennet olsun .”                 Bekir BİROL

  

Biz gurbetteki ülkücüler senden razıyız .  Yüce Rabbimde razı olsun. Hakkını helâl et hocam. Ruhun şad, mekânın cennet, komşun Hz .  Muhammet (s.a.v) olsun.

 Merhum Turan hocamın ruhu için ve bütün ümmeti Muhammetin geçmişleri için, Allah (c.c)  rızası için lütfen fatiha okuyalım .

 METİN OLMAK İÇİN GAYRET ETSEKTE

YİNE DE  “ALASKA  YAZI “  GİBİYİZ . . .

YAD ELLERİNDEKİ DOSTLARIN BİZLER

ANADAN AYRILMIŞ KUZU GİBİYİZ

 

 

Türkçenin susmuş Bülbüllerinden
ABDULVAHAP KOCAMAN

Gözleri Kürşat' tan
Rengi Kaşgar' dan
Sözleri Dede Korkut' tan
Duruşu Oğuz Han' dan
Kokusu Turan' dan
Başı sarıklı
Ayağı çarıklı
Kahraman edalı
Bozkurt sedalı

1970 yıllardı, bugünkü Türk Federasyonu'muzu kuran cemiyetlerimiz ( T. Fed- 1978' de kuruldu ) Türkiye' den halk ozanlarımızı davet ediyor ve bölge bölge “Vatana Hasret Günleri“ düzenliyorlardı.
Gelen âşıklarımızdan biride A . V. Kocaman üstad dır. Saz çalmasını bilmezdi. Sadece şiir söylerdi. Bir çok yarışmalarda aldığı madalyalarını mahalli elbiselerinin yakasına takar, muhteşem kıyafetiyle şiirlerini söyler ve dinleyenleri de her saniye de bin kez Türkiye' ye , Türk Dünyası'na getirir götürürdü !!!
Âşık Reyhani'yle yaptığı atışmalarda ise zaman zaman coşturur, zaman olur düşündürür ve zaman olur gözlerimizi buğulandırırdı.

İlk tanıştığımızda “ Bana bir şiirini söyle” dedi ve “ Evlat, seni çooook sevdim. Ömrün uzun olsun. Bu sanatı sakın bırakma emi. ” diye dua ve nasihat etmişti.
1930 yılında Kadirli ilçesinin Koçlu (Avluk ) köyünde dünyaya gelen Âşık Kocaman' ın, 500' ü aşkın şiiri vardır.

Yeni fehmeyledim sağ ile solu
Bilmeye calıştım gittiğim yolu
Kırk mağazam vardır rüzgârla dolu...
AVLUK dağlarında saltanatım var

Yoksulluk elinden hâlim pek yaman
Olamazlar benim gibi kodaman !..
Adım Abdulvahap soyum Kocaman
Koçlu köyü denen vilayetim var ...

Teşkilatın davetini emir kabül eden Kocaman bir başka şiirinde:

Türk evlâdi budur sana hitabım !
Seni yoktan yaratandan örnek al
İkra diyor, oku benim kitabım
Oku, öğren, sen Kur'an' dan örnek al

O kahraman ecdadından, atandan
Tarih boyu kan dökülen vatandan
Cephede kefensiz şehit yatandan
Vatana can veren candan örnek al

Bizim idi Acemistan, Gürçistan
Bulgaristan, Yunanistan, Türkistan
Türklüğü eyleyen dillere destan
Sen Kanuni Süleyman' dan örnek al
Altaylar' dan Viyana'yı kuşatan
Dünya nizamını kurup yaşatan
Plevne' den Gazi Osman Paşa' dan
Tarihe bak bu destandan örnek al
Aynı ırksın, aynı kansın, aynı soy
Aynı dilden, aynı dinden, ayni boy
Gel oğlum elini vicdanına koy
Ulubatlı er Hasan' dan örnek al

Ben bir Türk'üm, Türk'tür benim ecdadım
Ülkümün uğrunda ölmek muradım
Ben beni vatana kurban adadım
Abdulvahap Kocaman' dan örnek al


Vatan hainlerinin amansız düşmanı
olan Kocaman:

Kurtuluş ordusu kurmuş avanak
Kimi kimden kurtaracak bu bunak
Gözlerini patlatırım bana bak
Benim Bozkurtuma çatmasınlar haaaa

Kimisi Mao'cu, kimi Lenin' ci
Küfür vakonları, herbiri kinci
Şeytan sürüleri Urusçu, Çinci
Çatlak zurna gibi ötmesinler haaaa

Türkün ve Türkçenin aşığı Kocaman, Batı Müziğine “ Bataklık Müziği ” der ve onu icra edenlere de pek kızardı.

Sakalından astıklarım
Bıyığından kestiklerim
. . . . . . . . . . . . . . . . .
Cem Karaca, Barış Manço.

Diye feryat eder, o zamanlar hayatta olan ve şimdi her ikisi de merhum olmuşlardan sözünü esirgemezdi.
Tabii bu şiirler çok çok uzun şiirlerdir. Ancak , biz aklımızda kaldığı kadar yazıyoruz. Yürek şair yüreği olunca bazen akort değişiyor ve:

Döndü Dönmedi

Yaylaya gitmişti bir yaz zamanı,
Gülizar döndü de Döndü dönmedi.
Demek ki unutmuş ahtı-amanı,
Yaylacılar döndü , Döndü dönmedi.

Ben baktıkça o yılıştı yüz verdi,
Aşkımıza ümit verdi hız verdi.
Yemin etti sapasağlam söz verdi,
Demek ki sözünden döndü dönmedi.

Aşkıma inansa beni arardı,
Sevda çeke çeke benzim sarardı.
Tansiyonum düştü, gözüm karardı,
Sevdasından başım döndü, dönmedi.

İsmini andıkça ah çekerim ah,
Sevende mi, sevilende mi günah ?
Yep yeni bir ümit başlar her sabah,
Akşam üstü güneş döndü, dönmedi.

Evet şair Kocaman, “ davet edilirsem gelirim ” demişti ve öylece de Türkiye' ye döndü dönmedi !. . Birdaha da dönmemek üzere döndü dönmedi . . . Geçen yıl güzeller güzeli , yüceler yücesi Rabbimize döndü dönmedi . . . Kocaman' a, merhametliler merhametlisi yüce Rabbimizden sonsuz rahmet diliyorum.

“ Nasıl Kurtardık ” başlıklı şiirinin aynısını başta Doğu Türkistan'ımız olmak üzere bütün Türk İslâm Dünyasında yazmayı güzel Rabbim nasip eylesin. Amin.

NASIL KURTARDIK

İstiklâl Harbi' nde biz bu vatanı
Başı başa vere vere kurtardık
İnanmazsan git konuştur atanı
Kara günler göre göre kurtardık

Hiç unutma emeğini Ata' nın
Deden yok mu senin, şehit yatanın ?
Bütün çevresine nurlu vatanın
Cesetten ağ öre öre kurtardık

Türk kadını koştu kazma kürekle
Mermi çekti kucağında bebekle
Kara barut ile dolma tüfekle
Topa karşı dura dura kurtardık

Devletlerle açılmıştı aramız
Döğüşmekten başka yoktu çaremiz
İlâçsız doktorsuz kendi yaramiz
Gömlek yırtıp sara sara kurtardık

Pes etmedik devletlerin birine
Nöbet tuttuk subayından erine
Top, tüfek, mermi ve süngü yerine
Değneğinen vura vura kurtardık

Sırrımızı yâd ellere açmadık
Candan geçtik yurdumuzdan geçmedik
Kurşundan, süngüden dönüp kaçmadık
Göğsümüzü gere gere kurtardık

Yedi iklim, dört köşede, her yanda
Kim duymamış Türk' ü ulu cihanda
Kars'ta, Erzurum'da, Bitlis'te,Van'da
Yüz bin şehit vere vere kurtardık

Mehmetçik çarığı çekti sılada
Kaldı düşmanların başı belâda
Sakarya, İnönü, Çanakkale' de
Nice çember yara yara kurtardık

Girmek isteyeni sokmadık yurda
Set olduk, döğüştük kıyı, kenarda
Afyon'da, İzmir'de, Dumlupınar'da
Üçer beşer kıra kıra kurtardık

Bu Kocaman Türk' ün aslı nereli
Fatih, Yavuz, Alparslan' lar sıralı
Hedefimiz Akdeniz' dir ileri
Domuzları süre süre kurtardık

Abdulvahap KOCAMAN

 


 

Gönül kahvaltısı

 

Almanya'da ve Avrupa' da güzel faaliyetler oluyor.
Geçtiğimiz ramazan ayından evvel başlayan halk ozanlarımızın ve diğer sanatçılarımızın “ Vatana hasret ” programları bütün Almanya' da devam ediyor.
Bunların bazıları kurultay havasında geçiyor.

Ramazan dolayısıyla vize alıp gelebilen bir kısım ilâhiyatçı hoca efendiler bölge bölge yaptıkları ramazan sohbetleriyle Almanya'yı adım adım taradılar.

“ Gençlik Eğitim Seminerleri ” de bazı yerlerde yine “ Gençlik Kurultayı ” havasında geçti ve gelen tepkilerin hepside müspet olup, bütün bölgelerimiz ve cemiyetlerimiz programların tekrarının talebinde bulundular. Bu talepler yerine getirildikten sonra yönetici olan arkadaşlarımız için Eğitim seminerleri yapılacaktır. Üçüncü ve son safha olarak hanım kardeşlerimiz için de eğitim seminerleri yapılacaktır ve bu her yıl böyle devam edecektir.

Türk Federasyon Bülteni yeniden yayın hayatına başlamıştır. Teşkilât içi haberleri mensuplarına ulaştırma açısından bir başka güzellik oldu.

100' e yakın teşkilâtımızın binasını satın almış veya temelden yapıp bitirmiş olması, yani kendi mülklerinde oturuyor olmaları keyif verici farklı bir gelişmedir.

Bir kısım teşkilâtlarımız, okullarda başarıyı artırmak için çeşitli kurslar vermektedirler. Almanca kursları, bilgisayar kursları, Türkçe kursları, ayrıca saz kursları, dikiş kursları, yemek pişirme ( Türk mutfağı )kursları gibi güzel faaliyetler içindedirler.

Türkiye’nin her bölgesinden gelmiş insanlarımızın bölgelerine mahsus yemekleri pişirip ikram etmeleri, daha da ileri giderek bu yemeklerimizin renkli resimleri, tarifleri, hangi bölgemize ait olduğu ve mükemmel bir baskı ile ortaya çıkan yemek kitapları görülmeğe değer olduğu gibi mutfak kültürümüze de ayrı bir hizmettir. Alkışlanacak ve cidden saygı duyulacak bu çalışmalardan biri de Friedrichshafen cemiyetimiz deki Hanımefendilere aittir. Friedrichshafen deki bacılarımız GURBETTE SILA SORFASI adlı bir kitap yayınladılar. Farklı bölgelerimize ait 96 çeşit yemeğin renkli resimleriyle beraber tariflerinin tek tek yapıldığı ciddî bir çalışma. Bu eseri ortaya çıkaranları kutluyorum.

Adı geçen teşkilâtımızda her Pazar günü saat 11 de, çoluk çocuk toplu hâlde kahvaltı yapılır. Kahvaltıyı ağırlıklı olarak erkeklerin hazırlıyor olması farklı bir güzellik . . .
29.01.06 Pazar günü davetlerine katılıp, hep beraber kahvaltı yaptıktan sonra bir güzel de sohbet yaptık. Sohbetten sonra bir kardeşimiz: “ Ozanım, bir makale yazsanız ve başlığı da “ Gönül Kahvaltısı ” olsa uygun görür müsünüz . ” dediler. Uygun olmaz mı ? Aziz Dost ve kardeşlerim .

Teşkilatlarımızı zaman zaman dolaşıp ziyaret ettiğimde rastladığim güzelliklerden biride, birinci nesil ağabeylerimizden hatıralarını yazanlarla tanışmış olmamdır. 1960'lı yıllardan başlayıp gün gün düzenlice notlar tutulmuş ve kitap olarak ta basılmış. Okuduğumuzda kırk küsür yıl geriye gidip, ilk gelen neslin ne çileler çektiğini görüyorsunuz ve içinizden birşeylerin koparak gittiğini hissediyorsunuz . . . Anadolunun Mehmetleri, Ahmetleri lisan zorluğu dolaysıyla bir ekmeği isteyip almak için veya bir kilo meyveyi almak için istediğini karşı tarafa anlatabilmek için neler çektiğini, sıkıntıdan burnu kanadığını, baş ağrılarına yakalandığını, kahrından, hasretinden gizli gizli ağladığını, okuyunca sizinde gözlerinizin dolduğunu ve bugün gelinen noktaya baktığınızda Alman yüksek okullarında okuyan 40 bine yakın evladımızın bugün de ve yarın da herbirinin yüksek meslek sahibi olduğu veya olacağını düşündüğünüzde: “ OH YA RABBİM ŞÜKÜR ” diyorsunuz . . .

Evet yanlış anlamadınız , 40 bine yakın çocuğumuz yüksek okullarda okuyorlar.İstenildiğinde “iğne ile kuyu kazmak” mümkün müş diye düşünüyorsunuz . . .
Ben daha güzelini söylemek istiyorum. Bir kısım insanımız, çocukları okumadan, yetişmeden, gelişip şekillenmeden, bir meslek sahibi olmadan, hemde ciddi bir meslek sahibi olmadan Türkiye' ye yatırım yapmıyor, Almanya' ya yatırım yapmıyor artık . . . EVLADINA YATIRIM YAPIYOR . . .
“ Evladım iyiyse malı neylesin, evladım kötüyse malı neylesin . . . ” şuuruyla evlatlarına yatırım yapan Beyefendiler ve Hanımefendilerin varlığına şahit oldum çok şükür . . .
Beton ve taş yığınlarına yıllardır yapılan yanlış yatırımlar evlatlarımızı ikinci ve ücüncü plana itmişti . . . Bu yanlışı fark edenleri gördükçe ömrüme ömür katıldı . . .
VE BU YANLIŞI YIKMAK İÇİN BÜYÜK BİR AZİMLE ÇALIŞIYORUZ . . .

Camilerimizde veya mescidlerimizde binlerce evlâdımızın Kur'an öğreniyor, Kur'an okuyor, dinini öğreniyor olmasının ne demek olduğunu ayrıca anlatmağa lüzum yok sanırım.

23.04.06 tarihinde Herborn teşkilâtımızın düzenlediği 23 Nisan Bayramı'na Federasyonumzu temsilen katıldım. Güzel bir salonda Türk-Alman ve Türk Federasyon' un bayrakları ayrıca Atatürk' ün resmi baş köşede asılıyor. 6 -13 yaşları arasında 40 çocuğumuz, tertemiz giyimli ve pek disiplinli bir şekilde İstiklâl Marşımızı okuyorlar ve diken diken oluyoruz . . . Sonra da Alman millî marşını aynı güzellikte okuyorlar. 2000 civarındaki seyircilerin hepsi saygıyla dinliyoruz.
Millî marşlardan sonra bu 40 kişilik melek evlâtlarımız, yine hep bir ağızdan Türkiyem' i okuyorlar ve toplu hâlde bütün dünya çocuklarına uzun bir şiirli dua okuyorlar.
All.h' ım, öldürülen çocukları,
Ayırma cennetin den.
Nolur merhametini
Esirgeme hiç birinden .
Bizlerde gelince . . .
Ayırma birbirmizden . . . şeklinde uzun bir şiirli dua.
Bütün herkes, hatta sözlerini anlamadıkları hâlde Alman misafirlerimizin bile gözlerinin buğulandığına şahit olduk.

Komünist Çin' in devlet politikası gereği anne karnında iken katledilen Doğu Türkistanlı bebekleri düşündüm . . . Ve katledilen mazlum anneleri düşündüm . Sanki onlara atfen söylenmiş gibiydi bu şiirli dua . . .
Ey kızıl Çin ! ! ! Kalbimden geçenlerin milyarda biri sana yeter ! ! ! Ey Tufi, ey hırsız !!! Seninle her iki dünya da savaşım var, alçak . . .

Türkçe ve Almanca hatasız sunuculuk yapan kızlarımız salona ayrı renk kattılar.
Herborn Teşkilât Başkanı Ahmet Bey ve Siegen Teşkilât Başkanı Recep Beyin yetiştirdikleri halk oyunları ekipleri Kafkasya' dan, Karadeniz' e ve Güneydoğumuza kadar halk oyunlarımızı mükemmel oynadılar. Cemiyet Başkanlarımızı ve Hes. II. Bölge Başkanımız Mehmet Çelik Beyi üstün gayretlerinden dolayı tebrik ediyorum.

50 civarındaki büyüklü küçüklü iş adamlarımız organizeye maddî ve manevî destek vermişlerdir. Her birini tebrik ediyorum.

Alman siyasî parti temsilcileri ve Belediye Başkanı da destek verenler arasında bulunuyorlar. Bir ara “ Federasyon' dan mı geldiniz ” diye soruyorlar. “ evet “ diyorum ve kendilerini tanıtıyorlar. ( Tanıtma ihtiyacı hissediyorlar . . . ) Her zaman programlarımıza katıldıklarını maddi ve manevi destek verdiklerini söylüyorlar . . .

Ali Batman ve Aşık Ünal Baba Ocağı' na geldiler. Hoş geldiler. Var olsunlar. Sağ olsunlar .

Aralık 2005' te Danimarka' da intihar eden Uygur genci Merhum Burhan Zunun
“ Beni, Çin' e geri yollarsanız idam ederler “ dediyse de sözünü dinleyen olmadı. Hakimlerin “ geri gideceksin “ kararlarından sonra intihardan başka yol bulmayan garip kardeşlerimize, Danimarka Türk Federasyonu' na üye olan Ülkü Ocakları mensupları ve yiğit kardeşim Genel Başkan İlhan Esen Bey, sahip çıkıyorlar ve oradaki bir Müslüman mezarlığına bütün dini vecibeler yerine getirildikten sonra defnediyorlar. (Şubat 2006 İstiklâl Gazetemizde de yayınlandığı gibi ) Sayın İlhan Esen'i telefonla aradım, teşekkür ve dua ettim. İlhan Bey: Mahkeme kayıtlarını araştırdığını, şayet Merhum Burhan Zunun “ Beni Çin'e yollarsanız idam ederler . ” sözü, mahkeme kayıtlarda mevcut ise mahkemeyi mahkemeye vereceğini ifade ettiler. All.h, yâr ve yardımcınızdır aziz dost.

İSTİKLÂL GAZETESİ . Çok şükür, Seyretmek için değil de okumak için bir gazetemiz var diyor muhterem okuyucularımız . . . Kaliteli bir okuyucu kitlesi olan İSTİKLÂL' in , istikbali gün gibi açık . Okuduğunu anlayan , anladığını anlatan , nereye hizmet ettiğini bilenleri abone yapıyoruz . Ötekilere HAYIR dua ediyoruz . . .

Kime selâm verdim ise dünya da
Baktım, dertsizlikten derdi çok imiş . . .
Bin kere tersini anlatsalar da
Türkün Türk' ten başka dostu yok imiş . . .

TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDÜLİLLAH

Bindokuzyüzkırkdört Üç Mayıs günü
Türkün talihinin değişti yönü
Bütün milletimiz bilmeli şunu
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Devran malûmların olan devrandı
Dinsizliğin hortladığı zamandı
O devir, her cihet duman dumandı
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Otuzsekizlerden elliye kadar
Hâlimiz perişan, hâlimiz beter
Dövüldük,  sövüldük hem katar katar
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Adalet, maalesef çürümüş gitmiş
“ Millî Şef “ elinde erimiş bitmiş
Feci manzarayı herkes seyretmiş
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Kırklı yıllar barbarlığın yılıdır
Kırklı yıllar gaddarlığın yılıdır
Dinsizliği  ikrarlığın yılıdır
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Vesikayla kefen bezi verdiler
Ölenden bir çeşit hesap sordular
Dağa, taşa mahkemeler kurdular
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Yalan dünya işte hey gidi hey hey
Jandarmamız kur’ an’  topladı köy köy . . .
Kur’an’ lılar dayak yedi ay be ay
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Kur’ an’ ı okumak yasak edildi
Okuyanlar hepten tutsak edildi
İşkenceler ile aksak edildi
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Her kimin evinde Kur’ an var ise
Her kim ki  Kur’ an’a  mutî,  yâr ise
Her kim ziya saçan , ışık , nur ise
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Düşmanı dost ile denk ederlerdi
Rusçu komünistler fink atarlardı
Ülkemizde bizlen cenk ederlerdi
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Dedemi de  sırf bu yüzden dövdüler
Daireye sokmadılar kovdular
Adını da   “ İrticacı ”   koydular
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

İstiklâl gazisi olan dedemler
Her biri de  bana böyle dediler
Bu şekil davranmış alçak , âdiler
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Dinsizliğin din olduğu yılların
Adaletin kin olduğu yılların
Koptu kıyameti cümle illerin
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Ezan bile yasaklandı , o günler
Okuyanlar tartaklandı , o günler
Zincirlendi , tutuklandı , o günler
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah
Şu gerçek üstünde kalmamalı kir
Camileri ahır yaptılar ahır
Türkçüleri yiyen işte bu kahır
 	 Türküm Müslümanım elhamdülillah
	  Diyenlere dedirttiler illellah

 

İcraatı Stalin’ ce   yaptılar
Bizi resmen Moskova’ ya sattılar
Hapislere , zindanlara attılar
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	 Diyenlere dedirttiler illellah

Ankara ,  EN KARA olduğu günler
Her zindan da vatan evladı inler
O  günleri  iyi  bilir  bilenler
	 Türküm Müslümanım elhamdülillah
	  Diyenlere dedirttiler illellah

Milliyetçi olan herkes toplandı
‘ TURANCI ’  dır  diye tek tek kodlandı
Ve aylarca tabutlarda saklandı
	 Türküm Müslümanım elhamdülillah
	  Diyenlere dedirttiler illellah

Başbuğum da tabutlara kitlendi
Maalesef bîtab düştü ,  bitlendi
Hastalandı , derdi bine katlandı
	 Türküm Müslümanım elhamdülillah
	  Diyenlere dedirttiler illellah

Başbuğum şer günde  ‘varım‘  diyendir
Başbuğum dar günde  ‘varım‘  diyendir
Başbuğum zor günde  ‘varım‘  diyendir
	 Türküm Müslümanım elhamdülillah
	  Diyenlere dedirttiler illellah

O kara günlerde var olduğundan
Din ve imanına yâr olduğundan
Milletine evlat,  er olduğundan
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	 Diyenlere dedirttiler illellah

Hiç bir zaman unutmadık All.hı
Türkçülerin  zaten buydu günahı  ! . .
Bu sebepten arşa ulaştı ahı
          Türküm Müslümanım elhamdülillah
           Diyenlere dedirttiler illellah

Kırkdörtlü yıllar ki zâlim yıllardı
Müsebbibi ise  malûm döllerdi  . . .
Kurbanlar hep bizim İSMAİL’ lerdi . . .
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
           Diyenlere dedirttiler illellah

Üç Mayıs’ ın bayramlığı şundandır !!!
İSMAİL’ e ulaşılan zamandır . . .
İSMAİL’ ce durduğumuz devrandır . . .
            Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Mânen işgaldeydi aziz ülkemiz
Boğulmak istendi TURAN ÜLKÜMÜZ
Haykırdı zalime aziz  BİLGE ’ miz
           Türküm Müslümanım elhamdülillah
           Diyenlere dedirttiler illellah

Ruslarla, Çinlerle plan ettiler
Turancılığı suç ,  ilan  ettiler
Açık hakikati  yalan  ettiler
            Türküm Müslümanım elhamdülillah
            Diyenlere dedirttiler illellah 
“ Turan yasak ”  diyen nâçiz herifler
“ Turan yasak ” diyen  âciz  herifler
“ Turan yasak ” diyen ucuz herifler
             Türküm Müslümanım elhamdülillah
              Diyenlere dedirttiler illellah

ŞEREFLİ DÂVÂNIN ŞEREFLİ ERİ
Ölse de sözünden döner mi  geri
Mefküreme engel cümle serseri
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Hedef komünist bir düzen kurmaktı
Türkçüleri tabutlukta kırmaktı
Şanlı tarihimden hesap sormaktı
	Türküm Müslümanım elhamdülillah
	Diyenlere dedirttiler illellah

Şen Ozan’ lar  dua etsin  Rabbine
Şu saatten  tâ  kıyamet  gününe
Girmesinler milletimin kanına
        TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDÜLİLLAH
        Diyenlere dedirttiler illellah
                      3 Mayıs 2006 . Frankfurt

“ İSLÂM DÜNYASI UTANILACAK HÂLDE ”

Devlet Bakanı Mehmet Aydın Milliyet 08.09.05

 

Sayın Bakan, İslâm Dünyası varmı ki utanalım ? . . 

67 Arap, İsrail savaşında İsrailli kadınların tank kullandığını o zamanki gazetelerden okuyorduk.

Bu yıl Kudüs'ten gelen dostlarımdan biri anlattı:  ”Abi, Kudüs'te pek fazla İsrailli kadın askere rasladım. Sebebini araştırdım ve öğrendim ki askerlik yapmayan İsrailli kızlar üniversiteye alınmıyormuş . . .

 Şimdi de  bu tarafa bakalım . 

“ İran'da  kadınların motosiklete binme yasağı kaldırıldı ”

                                                                     Zaman  07. 10 .05

“ Gün gelir kadınlarda araba kullanır ”

                                                     Suudi Kralı.   Basından

“ Suudi Arabistan'da ilk kez kadınlar seçildi. ”

                                                                 Milliyet  01. 12. 05

“ Suudi kadınlar ilk kez bir seçimde aday oldu.”

                                                                 Zaman  28. 11. 05

“ Kadının İnsan hakları için bütün düzenlemeleri yaptık ”

Kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu

                                                                Zaman  29. 10. 05

“Kız çocuklarının eğitimi yetersiz .  Okulaşma oranı yüzde 68 olan kız çocuklarının bu oranı Türkiye'yi dünya sıralamasında 110. sıraya itmiştir . ”      Türkiye  11. 10. 05                                                                                                                                  

“ Kadına yatırım yapmamanın maliyeti yüksek .  BM Nüfus Raporu, Kadınlara yatırım yapmak ülkemize yatırım yapmak demektir . “                                                 Milliyet  13. 10. 05

Avusturya'da bulunan Diyanet İşleri Başkanı, velilere seslenerek,   ” bilhassa kız çocuklarınızın eğitimlerine önem verin . ” dedi .                                          Hürriyet  10. 10. 05                                                    

Yüzüncü Yıl Üniversitesi  ( YYÜ )   Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde üniversite öğrencilerinin evlilik ve aile kurumuyla ilgili tutumları araştırıldı. Son sınıf öğrencilerin arasından 971 kişiye anket uygulandı.Öğrencilerin yüzde 33'ü evliliği önemli bulmadıklarını ifade etmiştir .  Türkiye  13. 01. 04

                                                                             

“ 2002 yılında 8217 Türk boşandı . ”

      Almanya Federal İstatistik Dairesi /   Wiesbaden  2003

“ 2004 yılında 184 bin aile boşanmak için mahkemeye baş vurdu ”               Türkiye  TV   Haberlerinden .   Eylül 2005 

“ Bugün  yüksek okul mezunu kadınlarımızın oranı yüzde  4  olup, hâlâ 5  milyon kadın     parmak basarak  oy vermektedir . “             Milletvekili. A.Gülsün BİLGEHAN. İşveren Dergisi. Ocak  2006. 

“ Almanya' da  kadın ticareti korkunç boyutta ,  suçlular rahat .  Her yıl yaklaşık 500 bin kadın fahişeliğe zorlanıyor .  ”

İnsan haklarının beşiği Fransa' da  her yıl 90 kadı ,  koca dayağından ölüyor . . .  ”            Zaman  10. 02. 2006

________________ 

“ Herkim ilim tahsili için yola çıkarsa bu yüzden Alla.hu Teala ona cennet yolunu kolaylaştırır.  Çünkü ilim,  insanı Cennete ulaştıracak sebeplerin başında gelir. ”  Hadis 

-Hadisin son kısmında :  ” İlim,  insanı cennete ulaştıracak sebeplerin başında gelir.”  diyor.  Bu kısmı tersinden okursak :  ” Cehalet,  insanı Cehenneme ulaştıracak sebeplerin başında gelir . . . ”  demektir  diye düşünüyorum . . . 

HAK DİVANI ' na varınca    “ Ya Rabbi ben cahildim ”  demenin faydası olmayacak. Çünkü, cehalet dünyada geçer akçe olmadığı gibi mahşerde de olmayacaktır . . . 

Kadın, yüce Hakkın insan dokuma tezgâhıdır . . .

Kadın ,   ”Ayakları altına cennet  konulmuş yegâne varlıktır . . .  ”

Kadını hor gören dangalak,  Bir kadından dünyaya geldiğini unutmamalı . . .

Kadını hor gören alçak, onun karnında dokuz ay misafir kaldığını unutmamalı . . .

Kadını hor gören şahsiyetsiz ,  onsuz yarım olduğunu aklından çıkarmamalı . . .

 Kadın ticareti yapan şerefsiz ,  annesinin de kadın olduğunu düşünmeli . . .

Kadın hesabı ! . .   yapan lüzumsuzlar ;  HAKkın hesabı da  var . . .  Ona göre  ???  !!!    

 Kadın, yüce Peygamberimizin,  canlı canlı gömülmekten kurtardığı aziz varlıktır. Peki biz ne  yaptık onun ümmeti olarak ???    ( Ölü olarak yaşamasını temin ettik . . . ) 

Kadın ilk eğitimcidir

      Kadın ilk öğretmendir         

-           Birileri,  onların okumasını yasaklar.

-           Birileri,  onların araba kullanmasını yasaklar.

-           Birileri,  onların motosiklet kullanmasını yasaklar.

-           Birileri,  siz kimsiniz ki  seçeceksiniz veya seçileceksiniz diye yasak koyar

-           Birileri,  onları dansöz yapar ve zevk aracı olarak kullanır.

-           Birile ,  çöp gibi işi bitince sokağa fırlatır.

-           Birileri,  üstüne kırk kere evlenir ve onda şahsiyet bırakmaz .

-           Birileri,  çalıştırır içki ve kumar parasını sırtından kazanır.

-           Birileri,  bedelli askerlik parasını ona ödettirir ve sonrada kapıya atar.

-           Biriler ,  sahte nikâhlarla kandırır ve yüzüstü bırakır

-     Birileri,  onküsur çocuk doğurtturur sonra da  niye bu evde düzen ,dirlik yok diye  döver ve  söver . . .

 İslâm öncesindeki cahiliyet devrinde kız çocuklarının canlı canlı kuma gömülmesiyle şu içinde bulunduğumuz manzaranın ne farkı var ? ? ? 

Hz .  Peygamberin:   “ Müminlerin imanca en mükemmel olanı, ahlâken en iyi olanlarıdır ve hayırlı olanlarınız da kadınlara karşı hayırlı olanlardır .  ”   

Hadisi Şerifi    “ Utanılacak hâldeki  İslâm Dünyası ”  ndaki kaç kişiyi ilgilendiriyor  ???

Bitirilmiş bir anne gelecek nesilleri nasıl yetiştirecektir ???

Yarınlarda Türk İslâm Dünyası'nın yöneticileri olacak nesillerimizi, madden ve mânen yok edilmiş bir kadın nasıl yetiştirebilecektir ??? 

Hz. Peygamber :   ” Kadınlara zulmedenlerin kıyamet günü dâvâcısı ben olacağım . ” demiyor mu ??? 

Konuma şiirle devam etmek istiyorum.

Ne günden ne güne kaldın ?

Hey gidi İslâm Dünyası

Şeytanlara rezil oldun

Hey gidi İslâm Dünyası

 

İbret ki  aman ne ibret

Vahşet ki  aman ne vahşet

Böyle mi dedi  Muhammet  (s.a.v)

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Özü gitti kaldı kabuk

Herşey birbirinden kopuk

Hâllerimiz abuk sabuk

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Resmen nane yiye yiye

Hepten döndük komediye

İslâm dedik hurafeye

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Şekilcilik boylum boylum

Münafıklık oylum oylum

Fitne nesli şeytan huylum

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Yalanı duydu gidiyor

Şeytana uydu gidiyor

Hak yoldan caydı gidiyor

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Kimi melek, kimi hortlak

Kimi cılız, kimi ablak . . .

Gidişimiz tepe taklak

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Herkesin ayrıdır işi

Herkesin ayrı gidişi

Resulullah devre dışı . . .

Hey gidi İslâm Dünyası

 

İslâmiyet lafta kaldı

O da üç beş safta kaldı ! . .

Kur'an   tozlu rafta kaldı

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Ne BEKİR' den sadakât var

Ne ÖMER' den adâlet var

Ne OSMAN' dan asâlet var

Hey gidi İslâm Dünyası

 

Ne ALİ' den eser kaldı

Ne VELİ' den eser kaldı

Şen Ozan belâya kaldı

Hey gidi İslâm Dünyası

 

 Not: Bu makalem ,  8 Mart Kadınlar Günü için değildir . . .   365 gün Kadınlar ve Anneler Günüdür  . . .

İNSANI  KURTARAN  GÜZEL  AHLÂKTIR

Dinimizdeki yüksek ilimlerden biride ahlâk olup , güzel ahlâkın temeli ise yüce dinimizdir.
Maddi hesaplara dayalı veya çıkar hesapları üzerine bina edilmiş bir ahlâk anlayışı ahlâk olamaz . . . Ahlâkın olmadığı toplumlar ayakta kalamazlar. Ahlâksız milletler yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdurlar.

Lût kavmi, Nûh kavmi ve diğer benzeri kavimlerin yıkılışı, mahvoluşu hep ahlâksızlık sebebiyle olup, tarih bunların rezil hâlleriyle doludur . . .
Ahlâksız insanlar veya toplumlar, yüce Rabbimizle savaşıyorlar demektir ki akıbetleri baştan bellidir . . .
Peygamber efendimiz : Ahlâkınızı iyileştiriniz buyurmaktadır .

Ahlâksızlığı, ahlâk edinenlere kötülüğü izah etmek zordur. Çünkü “ Debbağ için dünyada kötü koku yoktur . . . “ derler. “ Edebi edepsizden öğrenmek “ ise bir feraset meselesi olsa gerektir . . .
Ahlâk ve temeli olan yüce dinimiz, ebedi hayatı gönlümüze nakış nakış dokur ve bütün hayatımızı disiplin altına alır. Yüce Rabbimize düzgün bir iman da bunun sonucudur .

Haset, kin, garaz, cimrilik, dedikodu, fitne, fesat, fücur, azgınlık, sapıklık, kışkırtıcılık, entrikacılık, yalancılık, palavracılık, dolandırıcılık, hırsızlık, arsızlık, edepsizlik, hayasızlık, terör, şerefsizlik, anarşi, namussuzluk, dalaverecilik, hilekârlık, çekememezlik, alçaklık bütün bunlar ve bunların benzeri diğer menhiyatlar kötü ahlâk sınıfındandır.

Güzel ahlâk ı İslâm büyükleri izaha çalışırlarken adeta yaylanın bütün çiçeklerini saymışlardır . . . Şimdi bunlardan az bir kısmına biraz göz gezdirelim . Sıra ile yazacağımız bu on güzel huy un yani on güzel ahlâk ın hepsini bilmek herkes için farzdır .

Tövbe, nedâmet ( günahına pişman olmak ) belâya sabır, kazâya rıza, niğmete şükür, havf ve recâda îtidâl, neşe ve kederde kalble tevekkül, sılai rahm, akraba ile iyi geçinmek, yüce HAK ka huşû üzere olmak ve yüce HAK kı çok çok sevmek.

Maneviyat yolunda yükselenler, ne sebeple yükseldiler şeklindeki soruya verilen cevaplar şöyleydi :
- Oruç tutmakla
- Nefs mücadelesini çok yapmakla
- Nefsi hesaba çekip doğruya yöneltmekle
- Cömertlikle
- Bütün bu cevaplara karşılık İbn-i Ata şöyle buyurdu : Yüksek derecelere ve üstünlüklere kavuşanlar, ancak güzel ahlâk ile kavuştular.

Müminin dört güzel hâli vardır :

- Bir belaya maruz kalırsa , sabreder.
- Nimet verilirse , şükreder.
- Konuştuğunda , doğru söyler.
- Hüküm verdiğinde , adaletli davranır. Übey bin Ka'b dan
------------------------------------------------------
-“ Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi ahlâk ta hataları eritir. Sirke, balı bozduğu gibi, kötü ahlâk , hayratı, hasenatı mahveder . ” Hadis.

- “ İbadetleri az olan bir kul, iyi huyu ile kıyamette yüksek derecelere kavuşur.” Hadis.

- “ İyi huylu olan dünya ve ahiret saadetlerine kavuşur . “ Hadis
- “ İbadetlerin en kolayı ve en çok faydalısı , az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.” Hadis .

- “ HAK katında kötü huydan büyük günah yoktur. Çünkü bunun günah olduğunu bilmez dolayısıyla da tövbe etmez ve günahı sürekli artar . “ Hadis.

- “ İnsanların hiç çekinmeden ve sıkılmadan yaptıkları günah , kötü huylu
olmaktır . “ Hadis.
- ------------------------------------------------------
- Dörtşey vardır ki, bunlar insanı, ilmi az bile olsa HAK indinde de, insanlar arasında da en yüksek dereceye çıkarır.

- Hilim
- Tevazu
- Cömertlik
- Güzel ahlâk . Cüneyd-i Bağdadi' den .
--------------------------------------------------------
- İyi ahlâk lı bir günahkâr ile arkadaşlık , kötü huylu abid ile sohbetten benim için daha hayırlıdır . Cüneyd-i Bağdadi' den
--------------------------------------------------------
Güzel Ahlâk Nedir ?

- En aşağı derecesi insanların yükünü çekmek . . .
- İnsanlardan gelen sıkıntılara katlanmak
- Yaptığı iyiliklerden dolayı kimseden karşılık beklememek
- Günahkârlara acıyıp affedilmelerini dilemek . Sehl bin Abdullah' dan
--------------------------------------------------
- Zenginliği aradım ilimde buldum
- Övülmeyi aradım fakirlikte buldum
- Afiyeti aradım zühdde buldum
- Kolay hesabı aradım susmakta buldum
- Rahatı aradım cömertlikte buldum . Ali bin Sehl İsfahani ' den

- Zulüm ile beraber zafer olmaz
- Kibirle beraber övgü olmaz
- Hırsla beraber haramdan sakınma olmaz
- Haset eden kimse için rahat olmaz
- Meşvereti terk ile doğru bulunmaz
- Tövbeden daha kazançlı bir şefaatçı olmaz
- Müşavere gibi yardımcı olmaz . Hz. Ali ' den
--------------------------------------------------------
Güzel Ahlâk Nedir ?

- Cömertlik
- Bağışlayıcılık
- Sabır ve tahammül . . .
- Aynı soru Hz. Ali Efendimiz'e sorulduğunda ise şu cevabı vermişti : “Rabbimize isyan olmayan konularda , insanlara muhalefet etmemektir .”

“ İnsan güzel ahlâk ı sayesinde cennetin üst derecelerine yükselebilir. Buna karşılık âbid' de olsa , kötü huyu sebebiyle cehenneme girebilir.” Enes bin Malik' ten.

AKILLI , ZEKİ , ZENGİN , ve CİMRİ KİMLERDİR ?

- Bu soruları 700 kadar âlîme sordum . Hepsi birbirine yakın cevap verdiler :
- Dünyayı sevmiyen, kalbini bağlamıyan akıllı dır.
- Dünyanın çekici zevklerine aldanmayan zeki dir .
- Rabbimizin, kendisi için takdir ettiğine kanaat gösteren zengin dir .
- Rabbimizin, kendisine verdiği niğmetlerden insanları faydalandırmayanlar cimri dir .
Şakik-i Belhi' den

DÖRT GÜZEL HASLET
- İman
- Şükretmek
- Dua
- İstiğfar . Bunları taşıyanlara müjdeler olsun . . . Mekhûl ' den
Güzel ahlâk ın ölçüsü
- Kulun Rabbimize yaptığı ibadet ve hizmetleri az bulması , Rabbimizden gelen nimetleri de büyük görmesidir . Ebu Muhammet Razi ' den
Güzel Âhlâk ın Alâmetleri
- İnsan çok hayalı, eziyet vermeyen, salih, doğru sözlü, az konuşan, çok ibadet eden, az hata yapan, fuzuli konuşmayan, vakarlı, çok sabırlı, çokşükredici, HAK kın hükmüne razı, halim,şefkatli, iffetli, ince hisli, HAK için kızan, Onun için seven ve Onun için razı olmalı .

- İnsan ; lânet edici, küfürbaz, giybetçi, aceleci, hasetçi, cimri olmamalı.

- Gözüne, sözüne, eline, beline , diline sahip olmalıdır. İmam Gazali'den
--------------------------------------------------------
Konuşurken, otururken, kalkarken
Adab üzre olanlara can kurban
Hem toplum içinde hemde dışında . . .
Edep üzre olanlara can kurban

Kur'an ahlâkıyla hâllenmiş resül
Asrı saadette böyleydi usül
Uzatma Şen Ozan söyle velhâsıl
Kitap üzre olanlara can kurban .


ÇAĞDAŞ  KÂRÛN `LAR

“ Mal sahibi mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi
Malda yalan mülkte yalan
Var birazda sen oyalan “ Hz. Yunus

Hiç bir zaman mal sahiplerine düşman olmadım. Helâlinden kazananlara cidden saygılıyım. Vergisini ve zekâtını verenlere ise ayrıca duacıyım.

Ülkemizde aşırı zenginler ile aşırı fakirler iç içe yaşarlar. Biri gökdelende yaşar, diğeri gecekondu da sürünür. Biri Amerika' da tedavi olur, diğeri hastahane de rehin kalır. Biri her mevsim havyar zıkkımlanır, diğeri hıyar bulamaz. Biri elbiselerini doldurmak için daireler satın alır, diğeri donuna yama bulamaz. Biri düğünlerinde dolarları sepetlerle doldurur boşaltır ve düğüne renk katmak için milletin başına savurur, diğeri parasızlıktan ömür boyu evlenemez. Biri hayat boyu tarlada çalışır üretir, diğeri ise hayat boyu tüketir . . .
Millî Sosyal Devletimizi bir türlü kuramadığımızdan ve hortumcuların hortumlarını doldurma başarısı gösteremediğimizden ! . . belli ki daha çok çilemiz var çekecek .
Adem oğlunun sırtındaki en ağır yük dünya malıdır ... Çünkü bunun maddisinden mânevîsine kadar hem dünya da ve hem de ahirette bir çok sorumlulukları vardır...
Vergisinden, zekâtına kadar her şeye dikkat edilmeli ve mal temiz tutulmalıdır. Kul hakkı karıştırılmamalıdır . . . Hele millet hakkı hiç hiç hiç bulaştırılmamalıdır . . .
“ Veren el, alan elden üstündür “ bu mübarek sözün gereği eksiksiz yapılmalıdır . . . Bir başka doğru ise “Vermeyen elden, almayan el daha üstündür”
Haram malın en büyük ve en eski zengini, Hz. Musa devrinde yaşamış Kârûn 'dur diye biliriz . Zenginliğinin azdırdığı Kârûn' u, Yüce Rabbimizin yerin dibine batırdığını Ankebût Sûresi 39 âyet'inden biliyoruz . Günümüzde “ Kârûn kadar zengin “ sözü , dünya malını hakkıyla kullanan değil ; Dünya malına hakkıyla kullanılan bu Kârûn dan dolayıdır ...Merhum Necip Fazıl' ın
:“Hep nefs çıkar karşıma
Ölüp ölüp dirilsem
Şeytandan kaçmak kolay
Nefsimden kaçabilsem”
Bu mükemmel şiiri herkesin ezberlemesini isterim . Demek ki kahrolası nefs, insanın yerin dibine geçmesine sebep olabiliyor. Nefslerini kontrol etmeyenler ; nefsleri tarafından kontrol edilmeye makûmdurlar...
Mânevi değerlerimizin köreltiği , acıma duygularımızın ve merhametimizin dumura uğradığı şu çağımız ; Kârûn' ların, Hâmân' ların ve Firavun' ların çağına ayakkabıyı ters giydirir . . .
Bazı siyasetçilerimizin ve zenginlerimizin kızını veya oğlunu evlendirirken , düğün yerini kuyumcu dükkânına çevirmesi , çuval dolusu dolarları ortalığa saçıp savurması
( Şüphesiz görgüsüzlüğün ve dangalaklığın belgesidir ) açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insanımız tarafından televizyonlardan seyredildiğini bilmiyorlar mı ? Elbetteki biliyorlar. Peki buna rağmen milletten intikam alıcasına bu terbiyesizlikler niye ? ? ?
Zaman zaman devlet adamlarımızın gazetelerdeki mal beyanlarını okuduğumuzda; Bunların devlet adamı değil de DEVLET olduklarını hayretle müşâhede ediyoruz.
“ Ana rahminden geldik pazara
Birer kefen aldık indik mezara”
Felsefesiyle yaşayanların, kefenle mezara sığmaları mümkündür de ; bu herifler bu kadar dünya malıyla hangi mezara sığacaklar doğrusu merak ediyorum ...
Bir kaç yıl evveldi Sayın Erdal İNÖNÜ'nün mal varlığını gazetenin birinde okumuştum. Aman ya Rabbim bu ne saltanat öyle diye hayret etmiştim. Oysa bu siyasetçilerimiz hayatları boyunca halk edebiyatı yaparak var olmuşlar ve halk gibi yaşadıklarından bahsetmişlerdir hep... Halbuki yaşadıkları gerçeklerle yaptıkları propagandalar arasında en ufak bir bağ yoktur ... O zamanlar SHP lideri olan Erdal İNÖNÜ : “ Başörtüsüyle mücadele edeceğiz “ beyanatları veriyor ve gazetecilerin, Deniz GEZMİŞ' i sakladığı konusundaki soruları da cevapsız bırakıyordu . Türkiye . 10. 10. 1987.

Ekmeğin kaç lira olduğunu bilmiyorum diye cevaplayan E. İNÖNÜ'nün mal varlığı aşağıda yazıldığı gibidir.

o   Çankaya'da 3 daire
o   İstanbul Gümüşsuyu'nda 2 daire
o   Bebek'te 1 daire
o   Antalya Kaş'ta Ludumlu'da ve İstanbul Maltepe'de arsalar
o   Heybeliada, Kartal Maltepe'de ve Taşlık'ta müstakil köşkler
o   İş Bankasında yüklü hisse senedi
o   Sohtorik Deniz Taşımacılığı şirketinde ortaklık
o   Mücevher kolleksiyonu, nakit para ve 2 araba, ayrıca pembe köşkün varisi . Türkiye 25. 09. 1988

Son iki yıldan beri UZAN larla ilgili bizi şaşkına çeviren çok şeylere şahit olduk . Şayet basında çıkan bunca haberler doğruysa zenginlerimiz tamamen çürüdü ve kokuştu demektir ... Bu ailenin malı olan keçileri satıp parasını kurtarmaya çalışan devletimiz ; iş bu noktaya gelinceye kadar niçin elini kıpırtatmamıştır, bu da ayrı bir sorudur . . . Bir zaman evvel Cem UZAN'ın Star Televizyonundan :
“ Bu ülkede yıl başından yıl başına dansöz oynatılıyordu. Fakat biz, Türkiye'nin ilk özel televizyonu olarak bu milletin karşısında her hafta dansöz oynattık.” Diyerek Türk milletine yaptığı HİZMET’i kendi mantığına göre izah ediyordu . . .

Dansöz oynatmanın üstün hizmetten
Sayıldığı ülkedeyiz ne yazık
Her çeşit mikropun zemin bulduğu
Yayıldığı ülkedeyiz ne yazık

Biri zakkum diker gülün yerine
Biri yılan koymuş dilin yerine
İnsanların resmen hayvan yerine
Koyulduğu ülkedeyiz ne yazık

Cümle şehitlerin emellerinin
Her çeşitten sâlih amellerinin
Ve ahlâkımızın temellerinin
Oyulduğu ülkedeyiz ne yazık

Hak'tan bir tek sözün açılmadığı
Helâl ekinlerin biçilmediği
Haramın, helâlin seçilmediği
Yeyildiği ülkedeyiz ne yazık .

Geçen Ağustos ayında bir gazetede CHP genel başkanı Sayın Deniz BAYKAL'ın mal varlığı ile ilgili bir liste vardı. Sayın Baykal'ın halktan yana, köylüden yana, işçiden yana, yoksuldan yana yaptığı propagandalarla içinde bulunduğu mal derya sı hiçte birbirine uymuyor. İşte Sayın DENİZ Beyin DERYASI:

o   İzmir Çeşme Parlamenterler Sitesi'nde 1 villa
o   Antalya Zeytin Köy'de 24 bin metrekareden fazla arazi
o   Antalya Kaş'ta 16667 metrekare arsa
o   Antalya Kemer'de 70 metrekare apartman dairesi
o   Ankara Çankaya'da 200 metrekare apartman dairesi
o   Ankara'da muhtelif kooperatiflerde 6 hisse
o   Antalya Konyaaltı mahallesinde 90 metrekare apartman dairesi
o   İstanbul Sarıyerde müstakil ev
o   Bodrum'da 2 kooperatif hissesi
o   Antalya Kışla mahallesinde 97 metrekarelik dairenin yarı hissesi
o   Antalya merkezinde 7 apartman dairesinin hissesi
o   Antalya'da 1 kooperatif hissesi
o   Antalya'da Kızı Aslı adına 150 metrekare ev
o   30 bin dolar değerinde mücevher
o   24 bin dolar değerinde döviz ve Türk parası mevduat hesabı

SARAH YAMANİ MALİK DAHLAN'IN DÜĞÜNÜ

Suudi Arabistan petrolleri eski Bakanı Zeki YAMANİ'nin kızı Sarah'ın düğünü Geçtiğimiz Ağustos ayında İstanbul'da yapıldı.Çırağan Sarayında hazırlanan 400 masaya kuş sütü hariç her şey doldurulmuş. Şeyh efendi, 30 bin adet içki değmemiş bardak ısmarlamış . . . Malûm davetlilerin ağzına içkinin zerresi değmesin diye . . . Ne müslüman adammış aferin herife . . . Bunları niçin mi yazıyorum ? Niçin olacak Arap kardeşlerimizde bizden az değil, hatta bizden çok çok ilerde bile . . .

Mesela geçen Ağustos ayında ölen Suudi Kralı FAHD son 20 yıldır tatilini İspanya' da yapıyormuş. Günlük gideri 3 milyon Euro'yu buluyormuş. Ailece tatil yaptığında kendine ait sarayda 800 hizmetçi görev yaparmış . . . Bir şoför 5 bin dolar, bir temizlik işçisi 3 bin dolar maaş alırmış . . .

14.08.02'de Marbella' ya gelişinde, kentte bir ay içinde 4 uçak, 600 mersedes otomobil, 50 limuzin, lüks otellerde 300 suitle aylığı 180 bin Euro'ya lüks villalar kiraladığı ve toplam harcamaları 90 milyon Euro'yu bulmuş . . . Kral Fahd ölünce, Marbella'da bayraklar yarıya indirilmiş, saygı duruşunda bulunulmuş ve 3 günlük yas ilan edilmiş . . . Hürriyet 03. 08. 05.

Ölen Suudi Kralı Fahd'ın kardeşi Prens Türki el Faysal , ailesi ve korumalarıyla Bodrum'a tatile geldi. El Faysalın modern kıyafetli kızları VIP'te kıyafet değiştirip dışarı çarşafla çıktı. Rixos Otel'de geceliği 7500 dolar olan villalardan 5'ini ayırtan El Faysal'ın kızları bikiniyle denize girdi . Milliyet 10. 08. 05

Görüldüğü gibi bizim siyasilerimizin Arap meslekdaşlarıyla pek bir farkı yok . . . Ben, geceliği veya günlüğü 3 milyon Euro'ya mal olan bir adamın, millet hakkı yiyerek öldüğüne inananlardanım . O parada Filistinli çocukların hakkı var . O parada yarısı aç yaşayan İslam Dünyasının hakkı var. O paralarda Doğu TÜRKİSTAN'daki Çin işkencesi altında inleyen 35 milyon garip, aç, sefil, sahipsiz, perişan müslümanın da hakkı var ... Fakat sizin gibilerin parasına puluna el açmaktansa, Çinlinin olmayan vicdanına sığınmak daha evlâdır . . . Siz, İslamı ne zannetiyorsunuz ? Ayağına taş değen müslümanın acısını gönlünde hissetmeyenleri kendinden saymayan yüce Peygamberi siz ne anlarsınız ???

“ Komşusu aç yatarken, tok yatanlar bizden değildir “ diyen All.h Resulü 'nün mübarek sözünü ; kolu kırık, sefil Filistinli çocuğu televizyondan görünce hatırlamıyor musunuz eyyy Şeyhler !!! !!! !!! Afedersiniz eyyy şeyler !!!

“ Ya islamda erirsin
Ya inkârda çürüsün
Yol mezarda bitmiyor
Girdiğinde görürsün “ A. Karakoç .
Not : Gelen sayıda “Filistinli Çocuklar”

IRAK' TAN GELEN FERYAT

Türkmenem, Türkmenem halis muhlis Türkmenem
Evvel, Oğuz derlerdi, İslâm oldum Türkmenem
Yirmibir asır geldi ezilen tek ırk menem
“ Irak Türkmen ” diyorlar, kime ırak Türkmenem ?
Onlar kendine ırak, özün özü Türkmenem.

Anadoludan önce men habu diyardayım
Emevilerden beri o gün bugün burdayım
Hesap edin kaç asır ateşteyim hardayım ?!
Yanmak kavrulmak bizim günlük hayatımızdan
Hangi vicdan anladı bizim “feryat” ımızdan

Bunca zulüme rağmen teklemeyen çark menem
Tâ Almanya' dan doğup, nur taşıyan ark menem
Bugün selâm eylemiş Avrupalı Türkmenem
Selâmı baş üstüne, bizden de selâm olsun
Bizi bizden ayıran yüce Allah'tan bulsun

Bir talihki sormayın anlatması zor kardaş
Vatanım gurbet oldu, ar içinde ar kardaş
Türkiyem deki Türkmen, o hudutlar dar kardaş ! . .
Eridi ciğerlerim hasretten, gayrılıktan
Hiç usanmadınız mı bitmeyen ayrılıktan ? ? ?

Vatan içinde hudut, bu neyin nesi beyim ?
Bu börk bana uymuyor, bu kimin fesi beyim ?
Bu emir nerden çıktı, bu kimin sesi beyim ?
Iraklı Türkmenlerim istiklâle susuyor
Ne kara talihtir ki yetkililer susuyor

Unutmayın Kerkük'ü, yâd eyleyin Erbil'i
Musul, Süleymaniye hepsi bizim Türk ili
Hani yeminleriniz, hani Misak-ı Millî ?
Dos olanlar, dostunu kara gününde arar . . .
Dünya bir yana gelse “Türke Türkten fayda var”

Feryat var analardan, kızdan, gelinden, yârdan
Öz yurdun bize gurbet edildiği diyardan
İki kere ikinin dört etmediği yerden
Bizi kahır ve efkâr düşmandan önce boğar
Kerkük semalarına ne gün istiklâl doğar ? ? ?

Yel önünde kül gibi savrulan hep men oldum
Aziz, kadim yurdumdan kovulan hep men oldum
Ege deryalarında boğulan hep men oldum
Bağrımda bir ateş var, yanar sönmeyi bilmez
Türkün Dünyası mene yüzün dönmeyi bilmez

Ayat Kadir Rahman' lar, Kasım Kâzım Selman'lar
Hıdır Ali Merdan' lar ve Hidayet Aslanlar
Dâvâmıza can vermiş, can içindeki canlar
Şen Ozan emir bekler, hazır vallahi azim
Sizlere lâyık olmak namus borcumuz bizim.

(Irak Türkmen Federasyonu'nun
kuruluşu ve 1. Kurultayı dolayısıyla.
13. 06. 1998. 47259 Duisburg/Almanya )

 

MAARİF DÂVÂMIZ ÂRİF DÂVÂMIZ

20. 07. 05 tarihinde açıklanan ÖSS sonuçlarına göre sınava girenlerin 57 bin 163’ ü sıfır puan almış. Bundan evvelki devrede de seksenden fazla Lise Üniversite’ ye öğrenci verememişti. Bunlardan ikisi de “Süper Lise ...” imiş . Gazetelerden .

Maarifimizin tarifi böylece netleşmiş oldu. “ Biz bu Üniversitelerden çok diplomalı cahiller ihraç ettik .” deyip, eserlerini tarif ederken, aynı anda ârifliğini de izah eden o ünlü ilim adamımızın kulakları çınlasın.

Trabzon’daki mahalli gazetelerden birinde bir ilân çıkar : “Gemilerimizde Kaptanlık Yapmak İsteyenlere Duyurulur.

30 yaşını geçmemiş olanlar
Kaptan ehliyeti olanlar
Üniversite mezunu olanlar
Askerlik yapmış olanlar
Suç işlememiş olanlar. Şirketimize müracaatınız menfaatiniz icabıdır.

İlânı okuyan Temel, aynı gün şirketin yetkili müdürüne baş vurur ve müdür bey Temel’ i dinlemektedir.

Temel : Yaşum 45’ i geçmiştur
Hapishaneden yeni çikmişumdur
Doğrisi asker kaçağı idum
Ali okulini da orada biturdum
Kaptan ehliyetum da yoktur mudur bey.

Son derece şaşkın vaziyette Temel’ i dinlemekte olan müdür bey sorar : “ Temel bey, buraya niçin geldiniz ?”
Temel cevap verir : “ Duşundum ki bana umut bağlayupta vakit kaybetmeyesunuz mudur bey ...”

Dünyanın en büyük mikroçip üreticisi Intel’ in bilgi teknolojilerinden sorumlu ( Chief Information Officer – CIO ) Başkan Yardımcısı Stacy J. Smith , Intel’ in matamatik eğitimi iyi olmayan ülkelere yatırım yapmadığını söylerken , Intel yatırımlarını çekmek isteyen ülkelerin öncelikle eğitim sistemini gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı. Hürriyet . 08. 05. 05.

Sayın Smith,
Seksen küsur Lisemizden hiç biri Üniversiteye bir tek talebe verememiştir. Üstelik bu okullarımızdan ikisi de “ süper lise” dir...
Düşündüm ki: “Bize umut bağlayıpta vakit kaybetmeyesiniz Smith bey...”

İlimde , irfanda hergün geriye
Gide gide bittik, yollar bitmiyor
“ Yürümekle aşımayan yollarda”
Gide gide bittik, yollar bitmiyor

Boş diplomalara “ bitti” imzası
Ata ata bittik, yıllar bitmiyor
“Kuduz köpeklerle domuz avında”
Ata ata bittik , yıllar bitmiyor

Post sayıyoruz hep, üçü onbeşe
Kata kata bittik, kıllar bitmiyor
Hergün aşımıza birer avuç tüy
Kata kata bittik, kıllar bitmiyor

Yat yat uyu, uyu uyu dersimiz
Yata yata bittik, çullar bitmiyor
Çulda uyumamak bizim tersimiz
Yata yata bittik, çullar bitmiyor

Tek varlığımız var kelin perçemi
Tuta tuta bittik, keller bitmiyor
Her kelimiz için bin şimşir tarak
Tuta tuta bittik keller bitmiyor

Biz bu gidişatla hava alırız
Yuta yuta bittik, yeller bitmiyor
Havası hoş olan hava atıyor
Yuta yuta bittik, yeller bitmiyor

Bir yolculuk ki çöllerden çöle
Tüte tüte bittik, çöller bitmiyor
Ne pusulamız var, ne bir damla su
Tüte tüte bittik, çöller bitmiyor

Ü Ç    A Y L A R

Nur yağdırır bütün gökler
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Rahmet dağıtır melekler
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Üç ayların şanı yüce
Zikredelim hece hece
“Bin aydan hayırlı gece ”
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Nura gark olur müslüman
Rabbimizden büyük ihsan
“ İndi gökten aziz Kur’an ”
Receb, Şâban, RAMAZAN’ da

Aman dilenecek anı
Regâib, Mirac zamanı
Berât ve Kadir akşamı
Receb, Şâban Ramazan’ da

İslâm ölçüsü biline
Şeksiz şüphesiz geline
Hak rahmet eyler kuluna
Receb, Şâban, Ramazan’da

Yönümüz hep kıble olsun
Rahmetten bol nasip gelsin
“ Müslüman ölmeden ölsün ”
Receb, Şâban, Ramazan’ da

“ Lânet şeytanlar bağlanır ”
Hemde ateşle dağlanır
Mü’mine huzur sağlanır
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Oruçlu kul şafak şafak
Rahmeti bol bol alacak
Gaflette olmamaya bak
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Oruç tutmak bize kârdır
Uğuru da âşikârdır
Kul iftarla sahurda dır
Receb, Şâban, Ramazan’ da

“ Kâfirlere mühlet vardır ”
“ Mü’mine mağfiret vardır ”
Müslümana devlet vardır …
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Şefaat ya Resülullah
Mağfireti sonsuz All . h
Kurtuluruz inşaallah
Receb, Şâban, Ramazan’da
Duysun ümmeti Muhammet
“ Şâban, günaha kefaret ”
Yüce Rabbim sen yardım et
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Melekler zikrine gelir
Niyazın müstecab olur
Kandillerin değer bulur
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Hakka iltica edelim
Hamt edelim, şükredelim
Zikr-i cemil eyleyelim
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Zikretmeyen helâk olur
Şeytanlara kulak olur. . .
Zikredenler melek olur
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Mü’minler Mükerrem olur
Mü’minler muhterem olur
Mü’minler hep necat bulur
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Hidayete erdir Rabbim
Şefaate erdir Rabbim
Necata ulaştır Rabbim
Receb, Şâban, Ramazan’ da

An geldi hilâli gördük
Saf saf teravihe durduk
Nefsimize hesap sorduk
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Nefsi emmâre kırılır
Bire bin sevap verilir
Cennette köşkler kurulur
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Mevlayı haykırır diller
Coşar boşalır gönüller
Yâd edilir garip kullar
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Gök kapıları açılır
Sonsuz rahmetler saçılır
Mü’min , münafık seçilir
Receb, Şâban, Ramazan’ da

Her zamanı ve her anı
Düşmesin dilden Kur’an’ı
İMANLA AL Şen Ozan’ ı
RECEB, ŞÂBAN, RAMAZAN’ DA .

M E K T U P - 1
( Erciyes Kurultayı Dolayısıyla )

Almanya’daki Türklerden mektup var
Selâm Erciyes’ e, selâm yurduma
Kardeş kardeşini yâd eyler sorar
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Bizden sorarsanız hâlimiz yaman
Dertler yığın yığın bulunmaz derman
Var olsun soranlar, var olsun vatan
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

“Almanca din dersi ...” tutturmuş gâvur
Dilime, dinime koydular tavır
Bundan sonrasını edin tasavvur . . .
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Resmen içimize ajan saldılar
Bizlerden de işbirlikçi buldular
Sonra dönüp için için güldüler
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Yani aramızda yılanları var
Binbir çeşit renkten yalanları var
Neslimiz üstüne planları var
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Hedefleri çifttir herkes bilmeli
Önce Türkün nesli Alman olmalı
Buda yetmez, mutlak işçi kalmalı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Asimile olan mahvolan Hunlar
Hunları eridip, yok eden bunlar
Tekerrür eder mi diye korkum var
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Irkçılık çoğunun mesleği oldu

"Kazan yuvarlandı kapağı buldu ...”
Demokrasi burda sınıfta kaldı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Irkçılık Türklerin genine terstir
Bazı milletlerin genine derstir
Onlarda doğrudan kültürdür, harstır
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Irkçılar dört yandan sardılar bizi
Örümcekler gibi ördüler bizi
Göz göre göre kırdılar bizi
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

 

Bir dertki bıcak kemiğe dayandı
Sırf SOLİNGEN’ de beş canım yandı
Yananlar yanarken görenler dondu !..
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Gurbette açmamış güllerim kaldı
Türk diye yaktılar küllerim kaldı
Yetim evlatlarım, dullarım kaldı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Ona kalsın beyazıyla karası
Olmaz olsun Avrupa’nın töresi
Zıkkım olsun Almanya’nın parası
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Diğerleri rüyasında , düşünde
Seyyehatte, yemeğinde, aşında
Tek Türk Federasyon işin peşinde
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Dâvâmız Türklüğün varlık dâvâsı
Müslüman Türk kalmak dirlik dâvâsı
Ve bütün Turan’da birlik dâvâsı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Sana sığınırım aman All.hım
Yardım et yüzüstü kalmasın ahım
Yüzlerce teşkilat, camim, dergâhım
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Tek çare var, hareketi büyütün
İnsanları birer birer ayıltın
Kârı budur Müslüman Türk yiğidin
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

“ Fikri birlik ” alır gelir baharı
“ İşde birlik ” milletimizin kârı
“ Dilde birlik ” ülkücünün şiarı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Toz konmasın ülkü adlı geline !..
Türk Dünyası bizi özler biline ...
Esir Türkler bizi gözler biline
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma

Erciyes’te o görünen manzara
Üçgün sonra uğramasın nazara
Şen Ozanlarla buluşmak üzere
SELÂM ERCİYES’E, SELÂM YURDUMA

SELAHATTİN TEKİZOĞLU’NA  AÇIK MEKTUP

               Merhaba  Muhterem  Hocam,

 +     35 milyon Uygur kardeşlerinizin misafiri olarak İSTİKLÂL GAZETESİ ne hoş geldiniz. 

 +    Komünist Çin esareti altında inleyen DOĞU TÜRKİSTAN ımıza, anayurdumuza, ana bağrına, ana sinesine, ana sesine hoş geldiniz. 

+     Dost  dostu kara günlerde aramalıdır, sormalıdır. Sizde öyle yaptınız ve Uygur kardeşlerinize koştunuz hoş geldiniz. 

+    Ağızlarına kızıl kilit vurulmuş Uygur Türklerinin feryadı olmağa hoş geldiniz. 

+    Hürriyet sarhoşluğu sebebiyle, anayurdu Doğu Türkistan’ dan  habersizlere ,  ESİR TÜRKLER den  bîhaberlere, haber vermeğe hoş geldiniz.

 +     “Kiliçnin küçidin kelemnin küçi artuk” ( kalemin gücü  kılıçtan fazladır )

       Kaleminizle Doğu Türkistan’a  bir  İSTİKLÂL TÜNELİ  açmağa hoş geldiniz. 

+     Ağabeyimiz olarak hoş geldiniz.

 +     Yol ve kalem arkadaşımız olarak hoş geldiniz.

 +     Her şeyin yenisi fakat dostun eskisi makbuldür. Eski dost hoş geldiniz.

 +     Türkiye’yi  ve Türk Dünyası’ nı  yıllarca gurbetten yâd eylediğimiz; kader birliği içinde senelerce Türkü çağırdığımız !!!  Türkün türküsü, Türkün sesi hoş geldiniz.

 +     Hayatında “BEN” den  başka kelime bilmeyenlere “BİZ” i  anlatmağa hoş

        geldiniz.

 +     “ Rabbenâ  hep bana”cılara,  “ bir sana bir bana”yı öğretmeğe hoş geldiniz. 

+     Dünyayı oturma odası, mutfağı ve kenefinden ibaret zannetenlere “HAYIR ÖYLE DEĞİL”i  haykırmağa  ve hatta bu zavallı gariplere !..  “Şu fânî dünyadan başka birde fânî olmayan bir dünya daha var. . .” demeğe hoş geldiniz .

+     “ Hoşafın yağı niye yok ...”  diye soranlara  “ Otur ulan yerine” demeğe hoş geldiniz.

 +     Âmâlara ! renkleri izaha hoş geldiniz.

 +     Sağırların !  kulağına derman olmağa hoş geldiniz.

 +     Vicdanı kör olanlara göz olmağa hoş geldiniz.

 +     Hafızayı balıktan alanlara, hayatı  “ tavşan uykusu” gibi yaşayanlara YETER, UYANIN  demeğe hoş geldiniz. 

+     Yeni ve malûm sektörden televizyon karıları : BANA  ANNE DİYEBİLİR Mİ MİSİNİZ şeklinde ayağınıza bulaşırsa  “HÂŞÂ. BENİM BABAM NAMUS LU VE ŞEREFLİDİR ...” cevabını 12’den yapıştırmağa hoş geldiniz. (Ben öyle yapıyorum da . . . )

+     Gazoz ağacından mamûl uçar gezer yartıklara  “ Hiiişşşştt ayağınız yere değsin” için hoş geldiniz.

 +     Kültür, medeniyet ve çağdaşlığı Avrupalılık veya batılılık olarak anlayan hastalara  “ Rabbim sizlere şifa versin” duasına hoş geldiniz .

 +     Zâlim ile mazlum arasında TARAFSIZ olanlara “ ÇÜŞ” demeğe hoş geldiniz.

 +     70 li yıllardan beri AK GÜNLER sözü verenlerden; kara günlerimizi, dövüşkavga söke söke geri almağa . . . hoş geldiniz .

 +     Un sermek için ip arayan ipsizlerin . . . ipini çekmeğe hoş geldiniz .

 +    Doğu Türkistan’a ve bütün Türk Dünyasına yüzünü dönemeyen yüzsüzlerin; yüzünü bulup, pazara çıkarmağa hoş geldiniz

 +      Yunus’luğumuz kadar Yavuz’luğumuzu da izaha hoş geldiniz .

 +       Hoş olmayan bu tiplere karşı, hoş olan cihada hoş geldiniz .

 +       Fakir kardeşin Şen Ozan

         Eylediyse sürç-i  lisan

         Mazur görüp eyle ihsan

         İhsan için hoş geldiniz . . .

 + Avrupa’da  yıllarca sohbetlerinizle var olduk . Sizi zaman zaman üzdük, kırılmadınız. Zaman oldu aç ve susuz da bıraktık, ev sahipliği yapamadık, darılmadınız. Taş attıkça, siz çiçek attınız. Ülkeden ülkeye yollarda yorgun, uykusuz bıraktık, incinmediniz.Yalnız bıraktık, alınmadınız. Yüce gayretleriniz sonucu filizlenen Türk Gençliğinin bir kısmı İSTİKLÂL GAZETESİ nin abonesidir. ESERLERİNİZLE... HASBIHALE HOŞ GELDİNİZ...

BATI' NIN EVLATLARI- 3


( Ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına cevap vermeğe devam ediyoruz )

( Ermeni vatandaşlarımızdan veya vatandaşımız olmayan Ermenilerden;  Türk ve Türkiye dostu olanları tenzih ederek )

Rusya, 1827 Navarin baskınını müteakip 1828’ de  Türkiye’ ye harp ilan etmiş ve harple birlikte de,  zaten kısmen hazırlanmış durumda bulunan

“ doğulu”  Osmanlı Ermenilerinin küçümsenemeyecek kadar kalabalık bir bölümü (40. 000 kadarı ) Rus işgal ordularına katılmışlardı”

(kendi vatandaşlarını vurmak ve kendi vatanını yıkmak için ... Peki bunun adı nedir ?)

Tarih Boyunca Türk İdarelerinin Ermeni Politikaları. Doç. Dr. Recep Şahin . ( Adı geçen kitapta konunun yabancı kaynakları da mevcuttur )

-------------------------------------------------------------

Vatana ihanet edenlerin, kendi vatandaşlarını katledenlerin Adana ve Maraş taraflarında Türkçe yazıp sazla söyledikleri bir çok destanlardan birinden birkaç kıta okuyalım :

 

 “En evvel ceng  Bertiz’de oldu  (Bertiz, bugünkü Ağabeyli  bucağı )

  İkincide asıl kışla  vuruldu

  Üçüncüde Çukurhisar vuruldu

  Dördüncü  Andırın çekdi figaanı.

 

   Beşincide Yenikale  vuruldu

   Altıncı Keban’ da  Türk’e  zulm oldu

   Yedincide büyük büyük ceng oldu

   Asker mağlûb olup terk etti cânı.

   Ulu Partoğime kışlaya indi

   Çekip kılıcını elinde tuttu

   Zâbitler yeniden haçını öptü

   Miralay medh etti Ermeniyanı.

 

   Yeni Dünya Egya bir kolu bastı

   Yâ Surp Pırgiç deyip çok asker kesti

   Osmanlı ordusunun kökünü sarstı

   Redifler firarla kurtardı  canı.

 

    Medh edelim Panos Çolakyan’ ı

    Saldırdı orduya kara dumanı

    On sekiz saatlik Tum, Andırın’ı

     (Tum,bir köyün adıdır)

    Vurup harab etti Türk Müslümanı.

                           

   Aşık Nişan Bedros, Kevork nâmı

   Alacı  Manuel  oldu  birinci

   Hay fedâilerinden intikam öcü

   Andırın Türkleri tattılar acı

 

   Baron Tersemeksyan Keban’ ı  sarstı

   Tutup Muhammed’i  ilk defa kesti

   Andırın’da  Türk’ü  gayretle bastı

   Figanları tuttu Arş -ı  Rahmânı.

 

   Baron Abah dedi Türk’ ü   kıralım

   Eski mülkümüze sahip çıkalım

   Arslan gibi muharebe kuralım

   Kaldıralım aradan,  birden dumanı.

  

   Meleh, Nişan, Garabet fedailer

   İyice şecâat ibraz ettiler

   Haylice Türklere kurşun vurdular

   Çokca ağlattılar Türk Müslümanı.

 

   Hıncak, Troşak yiğitler ve gayrıları

   Milletin uğruna can fedaları

   Avrupa teveccühünü hep kazandılar

   Ermeni bu işde görmedi kanı.  ( ... )

 

   Âşık Ferdi bu destanı söyledi

   İnib aşkın deryasını boyladı

   Tüm havadis Avrupa’ ya  yayıldı

   Zeytun fâtih olup kaldı ünvanı.

   Ermeni Komitelerinin  A’ mal ve Harekât-ı   İhtilâliyyesi

--------------------------------------------------------

Birde Türk Âşıklardan, Âşık Kahraman’ dan  birkaç mısra okuyalım :

   “660 can battı kırıldı

   Çoğu yandı geri kalan vuruldu

 

   Tanrı, Ermeni’ ye vermiş fırsatı

   Kesti kökümüzü kırar milleti

   Rûzı kıyamete kaldı müddeti

   İntikamın günü arşa dayandı

  

   Mescid, merek yanan insanla dolmuş

   Hepsi ite, kurda, kuşa yem olmuş

   Nice ocak sönmüş bir adı kalmış

   Sahipsiz vatanlar insan kalmamış”

  “Kars İli ve Çevresinde Ermeni Mezâlimi”

Prf. Kırzıoğlu  M. Fahrettin.

 

       Aslında Ermeniler, Osmanlı Devleti’ in en sadık vatandaşlarıydılar. Bu, yüzyıllarca hep böyleydi. Hatta Saltanata da  en yakın toplum yine Ermenilerdi.

II. Mahmud saltanatı birkaç saatliğine Ermeni milliyetçisi Kazez Artin’ e  bıraktığını hep biliriz.

Bu mesele yerli ve yabancı kaynaklarla sabittir. Bakınız: Tarih Boyunca Türk İdarelerinin Ermeni Politikaları.  Doç. Dr. Recep Şahin.

---------------------------------------------------------

Görüldüğü gibi altımızda da  üstümüzde de  hep Ermeniler vardır. 1908 yılındaki Osmanlı Meclisinde:  Türklerin sayısı 107’dir.  45 Arap,  27 Rum,  22 Arnavut,  10 Ermeni,  5 Bulgar,  4 Sırp,  3 Yahudi,  2 Kürt ve Ulah,  Dürzü ve Maruni’lerden de  birer mebus vardı. Buyurun  işte Türkler kendi meclislerinde 15 kişi azınlıktadır...  1876  Meclisinde de  33 Ermeni temsilci vardır.

Meclisleri böyle olan devletten nasıl olurda soykırım kararı çıkabilir ?  Osmanlı soykırım yapsaydı süper güç olduğu devirlerde yapardı ve hiç kimsede hesap soramazdı...  O devirler  Osmanlı soykırım yapsaydı; Ermeniler başta olmak üzere bir kısım milletler şimdi dünyada olmazdı... Dolayısıyla bu kadar yalan, dolan, fitne, fesat ve iftira da olmazdı...  Osmanlı, niçin süper güç olduğu devirlerde soykırım yapmamışta,  1915 gibi can çekiştiği yıllarda  soykırım yapmış olsun ?  Bunu bize hangi akıl izah edecek ?

“Haçlılar, Filistin’de  Müslüman esirleri kılıçtan geçirirken,  İspanya’da  engizisyon dehşeti  ve Müslüman Araplara karşı soykırım devam ederken, Fransa’ da  Kralın emriyle  Protestanlar katledilirken,  İspanya ve  İtalya’daki  Museviler, Avrupalı’nın zulüm ve vahşetinden tam bir dinler hürriyetinin yaşandığı Osmanlı Devleti’ ne sığınmışlar ve İstanbul, Selânik ve Tiber Gölü çevresine yerleştirilmişlerdir”

Alexander Power, The Struggle for Power in Moslems Asia, New York,1923, s.120

--------------------------------------------------------------

“Dinler  hürriyetinin yaşandığı Osmanlı ülkesi”  Doğrudur efendim doğrudur. DİN, İSLÂM olunca yani HAK DİN olunca öyledir efendim öyledir... Dinî farklılıklardan dolayı Türkler tarih boyunca kimseye zulmetmemişlerdir.  Çünkü Kur’an:  “Leküm diniküm veliyedin” diyor.  Sizin dininiz size, benim dinim bana. Kâfirun suresi ayet  6. Bir başka ayette : Kimsenin kimseye üstünlüğünün olmadığını,  kim kendisine en yakın ise onun üstün olduğunu buyuruyor yüce HAK. Hucurat, ayet 13.  Yukarıdaki ve diğer benzeri ayet ve hadisler Müslümanların dünya ya  bakış acısıdır. Dolayısıyla “ ben Müslümanım, benden başkasına hayat hakkı yoktur”  hiç bir Müslüman diyemez ve düşünemez...

“Hayvana eziyet etmek,  Hıristiyan’a eziyet  etmekten daha günahtır. Hıristiyana eziyet etmek,  Müslümana eziyet etmekten daha günahtır.”  R. Muhtar. Dürr-ül-Muhtar.

Fatih Sultan Mehmet,  Davut Paşa’ yı  Kadı’ nın  üzerine yürüdüğü için hastahanelik edene  kadar dövmüştür... Bu şekilde İslâma teslim olmuş bir millet ve devlet  “ katliam “ gibi affı mümkün olmayan büyük günahlarla Hak divanına gitmeyi göze alabilir mi?  Soykırım tarihimizde yoktur  ve olmayacaktır da. Böyle şeyler olsa olsa haçlı kafasında olur.  İspat mı  istiyorsunuz. Buyurunuz “Haçlı seferleri”ni okuyunuz.

Yakın zaman evvel ölen Papa  Johannes Paul II,  Yahudiler için: “ Yuden; die âlteren Brüder der Christen “ (Yahudiler; Hıristiyanların  Ağabeyisidir) demişti . 20.04.05 Süddeutsche  Zeitung. 

Yeni Papa  Jozepf  Ratzinger’in de  benzeri şeyler söylediğini hepimiz biliyoruz.  Ayrıca Müslümanlardan hiç bahsetmemesinin ne mânâya geldiğini idrak etmek için dehâ olmak gerekmiyor...  Şimdi Hıristiyanların “ağabeylerine -köklerine”  bir göz atalım.

“Hiç bir leş yemiyeceksiniz; onu yesin diye şehirlerinde olan  garibe verebilirsin;  yahut yabancıya satabilirsin;  çünkü sen Allahın  RABBE  mukaddes bir kavmsın.”  Altes Testament  (Tevrat) Tesniye / Bap 14 – 21 /

Hıristiyanların beslendiği İncil’den sonraki temel kaynaklardan biri olan “Altes Testament” İncil  ile beraber aynı ciltte toplanmıştır  ve  verdiği mesaj işte böyledir.

Hıristiyan; ona göre şekilleniyor, ona göre olgunlaşıyor..., dünyaya bakışını ona göre ayarlıyor, ona göre neşvünema buluyor, insanî münasebetlerini ona göre ayarlıyor... Barışta böyle düşünenlerin,  savaşta neler yapabileceklerini  insan düşünmek bile istemiyor... Şayet ondan değilsen;  sana leşi reva görebiliyor...

Şanlı Peygamberimizin:  “Kendine reva görmediğini, başkasına reva gören bizden değildir” Şeklindeki kaynaklardan beslenmiyor Hıristiyanlar...

“Leküm diniküm veliyedin” Senin dinin sana,  benim dinim bana.  Diye buyuran ayetlerden gıdalanmıyor,  şekillenmiyor Hıristiyanlar... Böyle bir ayetten haberi bile yok bunların...  Okullarımızda ballandıra ballandıra bize anlatılan Avrupalıyı buralarda kırk yıldır arıyorum yoruldum...

B u l a m ı y o r u m ...

“Hiç kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur”  ayetini anlamaz Hıristiyanlar.  O kendini doğrudan “RABBE mukaddes bir kavm” olarak görüyor...

Bir kısım okuyucularım:  “Konumuz Ermeniler ve sözde soykırımdı. Niçin dinî konulara girdik?  Ne ilgisi var” diye düşünebilirler.  Çok ilgisi var...  Karşımızdaki insanı şekillendiren, oluşturan, olgunlaştıran, besleyen, dünyaya ve insanlığa bakış acısını ayarlayan kaynakların bir kısmıdır bunlar...

“Leşi sen yeme, yabancıya sat”  hâşâ cenabı HAK böyle bir şey söylemez...

Buyurun size Hıristiyanlığa yön veren talimatlardan bir tanesi daha:  “Bizans düşerse,  geri alınıncaya ve eğer kurtarılamazsa,  KIYAMETE KADAR SÜRECEK BİR HAÇLI SEFERİni ilân ve takdis ediyorum”

 27 Mayıs 1453 Pazar  (Papa 5 Nicolas)  Liguryalı Parantucelli. Archives du cite de Vatican .  c. 97 CH. 102. 1 Fgl. 27.

Hiç kıyamete kadar devam edecek haçlı seferi,  kıyamete kadar savaş, kıyamete kadar kan, kıyamete kadar boğuşmak, kıyamete kadar göz yaşı olur mu?  Böyle bir  manzaradan hangi Peygamber mutlu olur?  Cenabı HAK  kullarından böyle bir şey bekler mi ?  Böyle kullar HAK indindi makbül olabilir mi ?  Bu nasıl dindir ve bu nasıl kindir aciz kaldım, anlayamadım ! . .

Not: Kin tüccarlığı yapmayan tanıdığım Hıristiyanlar var ve mutlaka tanımadıklarım da  vardır. Saygı duyuyor ve tenzih ediyorum .

Tekrar ana konumuza dönelim.  Tarihimizde soykırım yoktur ve olmayacaktır da.  Çünkü Müslüman Türk’ün karakteri böyle şeylere müsait değildir. Karakterimiz mazlum milletlere yardıma müsaittir ve bunun örnekleri de  tarihimizde fazlasıyla mevcuttur.

Ancak; TEHCİR olayı vardır ve  sadece  cephelerin güvenini sarsacak bölgelere uygulanmıştır.  ABD ve Japonya’ da Büyük Elçilik yapmış Sayın Şükrü Elekdağ’ı  dinleyelim:

- Almanya’da Yahudilere karşı hükûmet propagandası ile de  desteklenen anti-semitizme benzer bir anti-Ermeni akım Osmanlı İmparatorluğu’nda mevcut değildi.

- Savaş döneminde Ermenilerden oluşan sıhhiye bölükleri cephede ateş altında hizmet vermişlerdir.

-  Ermenilerden oluşan levazım birimleri sadakatle devlete hizmet etmişlerdir .

-  Çanakkale ve Sarıkamış savaşlarında Ermeni askerleri Türklerle birlikte düşmana karşı savaşmışlardır. Bu nedenle vatana hizmet faslından birçok Ermeni vatandaşımız uzun süre  (devletten)  maaş almıştır.

-  İstanbul’da  yaşayan Ermeniler tehcir uygulaması dışında bırakılmıştır.

 -  Savaştan sonra Osmanlı Hükûmeti  Aralık 1918’ de  tehcire tabi tutulan Ermenilerden geri dönmek isteyenler için bir  dönüş kararnamesi çıkarmış ve uygulamaya koymuştur ...

-  Tehcir edilen halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması için önlem alınması hususundaki hükûmet talimatlarını ihlâl edenlerden 1300’ den fazla sivil ve asker,  kurulan Divan-ı  Harp mahkemelerinde cezalandırılmış, bir kaçı da asılmıştır.

-  Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nce  son derece titiz bir çalışma sonucunda 1998’ de  4 cilt hâlinde yayımlanan  “Arşiv Belgelerine Göre Kafkasya ve Anadolu’ da  Ermeni Mezalimi” adlı eser, bilimsel bir kaynak olarak bu tek sesliliği gidermiş ve boşluğu doldurmuştur.  Eserin içerdiği belgelerdeki verilere dayanılarak yapılan hesap, 1914-1921 döneminde Ermeni katliam ve zulmü sonucunda 517. 955 Türk’ün  öldüğünü ortaya koymaktadır.

-  Ermeniler,  Birleşmiş Milletler Soykırımı Sözleşmesi’nin  9 maddesinde öngörüldüğü şekilde iddialarını Uluslararası Adalet Divanı’na götürmeye cesaret edemiyor.

24 Nisan 2005. İnternethaber.  Mülâkat: Fikret Bila.

--------------------------------------------------------------

TÜRK DÜNYASI’NIN BÜYÜKLERİNDEN

İSA YUSUF ALPTEKİN’İ  DİLEYELİM:

  “Dünyanın her köşesinde yüce devletimizi temsil vazifesi gören elçilerimizi ve elçiliklerimize mensup memurlarımızı hunharca katleden Ermenileri, bunları yetiştiren Ermeni ve diğer terör örgütlerini ve bu örgütlere arka çıkan devletlerin bu hareketlerini Doğu Türkistan Türkleri nâmına nefretle karşılıyor ve tel’in  ediyorum.

Zira, hür ve müstakil Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizle,  yüz milyona varan Dış Türkler,  şanlı tarihleri, mâzisi,  kültürü, dini ve diliyle ve Sedd-i  Çin’den  Avrupa’ ya kadar uzanan vatanlarıyla bölünmez bir bütündür.  Kardeşlerimizin ayaklarına batan dikenler bizim gözlerimize batmış kadar bize acı vermektedir.

ERMENİLER’E SESLENİYORUM! Soydaşlarınız, vatanınız olan Ermenistan’da  Rusya’nın esareti altındadır.

 (Bugün de hâla öyledir...)  İntikam almanız gereken bir devlet varsa,  o da  Sovyet Rusya’dır. Ruslar Ermenistan’ nı istilâ ettikleri vakit,  yüzbinlerce Ermeni’yi ve diğer milletlere mensup halkları kurşuna dizmek suretiyle katlettiler. Asıl düşmanınız Rusya’ dır.  Toprağınız, vatanınız, namusunuz onun esareti ve zulmü altındadır. Türkiye’ den  toprak istemek gibi haksız ve küstahça  istekler yerine, vatanınızı, milletinizi komünist Rusya’nın esaretinden kurtarmak gibi haklı olan dâvânıza niçin sahip çıkmıyorsunuz ?

Yabancı memleketlerde tertip ettiğiniz kongrelerde, Ermenistan’ı  kurtarmak için, orada çiğnenen millî haklarınız için neden kararlar almıyor ve teşebbüslerde bulunmuyorsunuz ? 

İSLÂM DÜNYASINA  SESLENİYORUM !

Bir milyarı aşan nüfusu ile İslâm  âlemi diniyle, Kitabı’yla, Resûlü’yle  bir bütündür.  Hani birimizin dostu, hepimizin dostu;  birimizin düşmanı, hepimizin düşmanı olmalı idi... Fakat olamıyor. Birimizin düşmanı maalesef diğerimizin dostu olabiliyor.  Ermeni câniler, mâsum Müslüman Türk kardeşlerimizi katlederken, İslâm Dünyası sessiz kalıyor. Ermeniler’ in bu menfur hareketleri lâyıkı ile protesto edilmiyor.  Gönül isterdi ki,  İslâm devletlerinin reisleri de,  en az Amerika Birleşik Devletleri Başkanı kadar hassaslık göstersinler...

Ortadoğu’daki  Müslüman devletler unutamazlar ki  Türkiye Cumhuriyeti, dünya  hâkimiyeti güden Rusya ile aralarında aşılmaz bir kaledir.  Allah göstermesin, Türkiye’ ye bir tehlike vâki olursa  Sovyetler’e  24 saat dayanan dahi bulunamaz.  O  hâlde Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı bütün İslâm devletlerinin mevcudiyet ve teminatı demektir.

Bütün İslâm devletleri, Ermeniler’i  tel’in eden mitingler tertiplemeli, şehit edilen Türk kardeşlerimiz için câmilerde dualar edilmeli, Ermeniler’e  üs veren, imkânlar bahşeden, onları koruyan ve yardım eden devletler nezdinde protestolarda bulunulmalı, bu alçakça cinayetlerden vaz geçmeleri için baskı yapılmalıdır. İslâm Dünyasındaki dinî, millî, siyasî teşekküller,  Ermeni teşkilatları nezdinde teşebbüslerde  bulunmalı,  İslâm devletleri bu meseleyi Birleşmiş Milletler’e  götürmelidir.

Bu yılki Dünya İslâm Birliği Konferansı’nda  bu Ermeni meselesinin ve beynelmilel terörizmin gündeme alınmasını,  Dünya İslâm Birliği Teşkilâtının bir üyesi olarak rica ediyorum.

ERMENİLERİ DESTEKLEYEN DEVLETLERE SESLENİYORUM ! Ermeniler’in ,   “ sözde “  dâvâlarını destekliyor,  onlara kongre toplamaları için yer ve imkân veriyorsunuz. Neden ?  Eğer sizler mazlum insanların dostu iseniz, niçin Kızıl Çin ve Kızıl Rus mahkûmu yüz milyon Türk’ün kurtulması için yardım etmiyorsunuz ?  İnsanlık 21. asrı idrâk  etmek üzere iken, Sovyet Rusya’nın, Kızıl Çin’ in  esareti altında  “ şu kadar”  millet inlemektedir. Çeşitli dinlere mensup, çeşitli diller konuşan bu kadar milletin hürriyet ve istiklâlleri, asgari  insanlık haklarının ellerinden alınmış olması sizleri hiç ilgilendirmiyor mu ?  Bunlar sizleri ilgilendirmiyorsa,  Ermeniler’in haksız dâvâları sizi neden ilgilendiriyor ?  İnsanlık tarihinin bu en menfur cinayetlerine nasıl göz yumuyor veya hoş görüyorsunuz ?”

İsa Yusuf ALPTEKİN. Tercüman  04. 08. 1983

-------------------------------------------------------

SAYIN OKUYUCUM !   Millî şuuru yüksek bir millet olmaya makkûm olduğumuzu ayrıca anlatmaya bilmem ihtiyaç var mı ?   Yüce dinimizin temel kitabı Kur’an’ın ilk  emri  “ oku ”  dur.  Başımıza gelen felâketlerin ana sebebi okumayan bir millet olduğumuzdandır.  Bir müddettir devam eden 

“ Batı’nın Evlatları” ndaki bilgi, belge ve kaynakları yerli veya yabancı dergi, kitap veya  gazetelerden aldım ve bunlarında bir kısmının isimlerini de yazdım.

 Ayrıca mensubu olmakla şeref duyduğum teşkilatımın ve yine müspet bir kısım Türk teşkilatlarımızın da  maddi desteğiyle  ve son derece bilimsel olarak hazırlanan  “ Türk Tarihinde Ermeniler”  Türk Tarih Kurumu Başkanı Sayın Yusuf Halaçoğlu  ile beraber dört ilim adamı tarfından hazırlanmıştır. Bu ve bunun gibi kaynak olan eserlerin kütüphanemizde bulunması şarttır...   Yakın tarihimizi iyi bilen Sayın Kadir Mısıroğlu’nun,   “ Moskof Mezalimi”  adlı eserleri Doğu’da ve Doğu Karadeniz’de Mezalimi yaşayanların yeminli şahâdetleriyle hazırlanmıştır .  Yine aynı yazarın   “Yunan Mezalimi” adlı eseri de  aynı şekilde hazırlanmış olup, özellikle gençlerimizin okumasında millî şuur acısından zaruret vardır ... 

“Soykırım diye bir şey yok.  Bu iş beşinci kol meselesidir ...” Dikran Kevorkyan.   Kandilli Ermeni Kilisesi Başkanı.     Flash TV. 13.03.05

 Türk vatandaşlarımızın,  bir Ermeni vatandaşımız kadar bu haksızlığa  karşı haykırması (başta Orhan Pamuk, olmak üzere ) gerekmez mi ? 

İsmet Paşa’nın,  Lozan’da  “ 2.5 milyon Türk azaldı” şeklindeki sözlerini;  karşı taraf  dolayısıyla Orhan Pamuk gibiler, bize izah etmeğe makûm edilmeli...

İNTİHAL yapmışsın, oldu âşikâr

Hırsızlık kimseye eylemiyor kâr

Tespit ettiler mi kişi sahtekâr

Düdük yapar öttürürler unutma !

 

İyi kavramışlar düşük yanını

Artık her gün değişirler kanını ...

Bundan sonra ayar eyler yönünü

Erivan’a  taptırırlar  unutma !

 

Hafif meşrep oğlanları tanırlar

Dini para olanları  tanırlar

Bit pazarlarından bulur alırlar

İt  gı...da  bittirirler unutma !

 

Para zaafını buldularmıydı

Şöhret zaafını bildilermiydi

Şeytan kaçgeni ne aldılarmıydı

Vicdanını sattırırlar unutma !

 

Dalından  ayrılmış yaprak gibisin

Bazan rüzgârlısın, bazan tipisin

Ermeni’ ye kardeş, ona  abisin

Böyle zoka yuttururlar unutma !

 

Milletime bu kin bu karez niye ?

Kitabın Almanca basılsın diye ...

Yetmedi mi  sana koca Türkiye ?

Karvana attırırlar unutma !

 

El oğlu adamı gömer mezara

Çıkarır mezardan sürer pazara

Hele hele allem kallem yazara

Vatan bile sattırırlar unutma !

BATI' NIN EVLATLARI- 2
( Ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına cevap vermeğe devam ediyoruz )

“ Osmanlı, ordusunu Ermenilere karşı korumak için 'tehcir kanunu' çıkardı. Ermeniler geçtikleri köylerde Türkleri kesip öldürmekteydi. Fransa'dan Türkiye' ye gidecektim, olaylar sırasında Türkiye' de olan bir Ermeni' ye sordumki: “ Ermeni katliamı nasıldı ? 'Gerçekten katliamlar çok feciydi. Ben bile iki kez katledildim !!!' dedi.”

Harbord, Gen. James : Investigating Turkay and Transcaucasia, World's Work Vol XL, No: 1 s, 36.
( Gen- J. Harbord, 1915 li yıllarda Amerikan Genel Kurmay Başkanıdır. O zamanlar ABD Reisicumhuru Wilson tarafından incelemeler yapmak için Türkiye'ye gönderilmiştir. Geniş bilgi için ' General Harbord' un Anadolu Gezisi ve Raporu)

“Bu tür asılsız iddialardan dolayı Türklerden özür dilemeliydik. Türkler, Ermenileri katletmemiş fakat güvenlik nedeniyle İmparatorluğun Suriye bölgesine sevketmiştir.”
Prf. Peter Balakian Black. Ermeni asıllı Amerikalı tarihçi
“ 19 yüzyıl ile 20 yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan etnik çatışmalarda 340 bin Yunanlı, 580 bin Ermeni ve 5.5 milyon Türk hayatını kaybetti. ”
Prf. Mc. Carthy

“ Osmanlı Hükümeti' nin Ermeni milletine karşı kitlesel (toptan) imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli bir kanıt (delil) yoktur.”

Prf. Bernard Lewis. ( Sayın Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesinde yayınlanan bu yazısından dolayı 10 bin frank para cezasına çarptırılmıştır…)

“… Katliam, doktor ve müteahhit tarafından düzenlenmiş, yani hiçbir surette eşkiya tarafından düzenlenmemiştir. Bu Ermenilerin, yani canilerin isimlerini iyice bilmediğim için burada anmıyacağım. Her türlü savunmadan yoksun ve silahsız 800' den fazla Türk öldürülmüştür. Büyük çukurlar açılmış ve zavallı Türkler bu çukurların başına götürülüp hayvan boğazlanır gibi boğazlanmıştır.

Bizzat müteahhit' in kendisi eğlenmek için 80 kadar Türk'ü bir eve doldurup, kapıdan çıkarlarken birer birer kafalarını parçalamıştır.” (olay Erzincan'da cereyan etmiştir )
Rus generali Odi Şelidze' nin raporundan. Geniş bilgi için: Yarbay Twerdo Khelebof'un hatıraları. Erzurum 2 Kale Topçu Alayı Komutanı.

“ Ruslar olayları seyretmekle kalmamış teşvikte etmiştir. ' Fransa' daki lise son sınıf öğrencilerine okutulan coğrafya kitabında,… Müslüman olan Ermeniler, ikinci dünya savaşı' nda Rus ordusu tarafından katledildiler. “ Diye yazmaktadır.

Mine G. Kırıkkanat. Radikal 29. 05. 1998

“Muş ve çevresinde başlangıçta 7.000 Ermeni silahlandırılmış ve bunlar gruplar hâlinde köylere dağıtılmıştır. Bunlara asker kaçağı Ermeniler de katılmış ve özellikle Samsun' da askerlik çağındaki gençler doğrudan bu çete gruplarına dâhil olmuşlardır. Bölgeye asker almak üzere giden Osmanlı memurları ise öldürülmüşlerdir.

Rus ordusunun bölgeye gelmesiyle bir taraftan Taşnaksagan çeteleri diğer taraftan da Hınçak grupları 'Ruslara bağlılıklarını ve kahramanlıklarını !' göstermek için erkekleri savaşta olan Türk askerlerinin köy ve kasabalardaki kadın, çocuk ve yaşlılarına akla hayale gelmedik işkence katliâmlar yapmışlardır. Bunlar, Rusya'dan gelen Ermeni 'gönüllü alayları'nın da iştirakiyle 30.000' e ulaşmış ve meşhur Rupen ( Paşa !) ve 30 civarındaki elebaşılar tarafından yönlendirilmiş ve faaliyetleri bazı Ermeni kaynaklarınca da birer ' isyan ' olarak tavsif (vasıflandırılmıştır) edilmiştir.”

Hayasdan Gazetesi, 6 Temmuz 1915 ( ABD ), nu. 25, Ermenice.

“ Sivas şehri savaş sınırları içinde değildi. Rus ordusu asla bu kadar içeri giremedi. Fakat Sivas' ta 180.000 Müslüman öldü. Aynı şey bütün Anadolu için de geçerliydi.”

Justin Mc Carthy, “The Anatolian Armenians, 1912-1922”, Boğaziçi Üniversitesi, Armenians in the Ottoman Empire and Modern Turkey ( 1912-1926 ) İstanbul, 1984, s. 23-25.

“ Birinci Dünya Savaşından önce Osmanlı Devleti' nin Nâfia Nâzırı ( Bayındırlık Bakanı ) ve bilahare Hâriciye Nâzırı ( Dışişleri Bakanı ) olarak görev yapmış, savaşla birlikte, birçok Ermeni Milletvekili gibi, ihanet etmiş ve devlete silah çeken Ermenileri yönetmiş olan NORADUNGİAN GABRİEL EFENDİ ve Lozan Konferansı tâli komisyonunda sunduğu raporda 700.000 Türkiye Ermenisi'nden 345.000' inin Kafkasyanın çeşitli yerlerine, 140.000' inin Suriye'ye, 120.000'inin Yunanistan'a ve Adalar Denizi (Ege)' ndeki adalara, 40.000'inin Bulgaristan'a, 50.000'inin İran'a, geri kalanının da başka yerlere dağıldıklarını ifade etmiştir “

A.Hadisyan, Ermeni Cumhuriyeti'nin Doğuşu ve ilerlemesi, Ermenice, Atina,
1920, s. 335'ten naklen Esat Uras.

“ Halbuki Hovannisian'a göre Suriye dışındaki Arap ülkelerinden Lübnan'a 50.000, Ürdün'e 10.000, Mısır'a 40.000, Irak'a 25.000 Ermeni göç etmiş ve yaklaşık 35.000' Ermeni de Fransa'ya ve Amerika'ya, bir kısmı da Kanada ve Kıbrıs'a göç etmiştir…

Richard Hovannisian, “The Ebb and flow of the Armenian Minority in the Arab Middle East “ Middle East Journal, vol. 28, 0.1, Winter, 1974, s. 20.

“ Rusya' da Bolşevik ihtilâlinin çıkması ve Rusya' nın kendi meseleleriyle uğraşmaya başlamasıyla 18 Aralık 1917'de Brest Litovsk antlaşması sayesinde barışın geleceği zannedilirken, aynı tarihlerde kurulan Güney Kafkas Federasyonu bir Ermeni Kolordusu kurmuştur. Kurulan bu kolordu ve bölgedeki çeteler, Erzurum merkezinde, Erzincan' da, Bayburt' da ve Gümüşhane' de Türkleri imha faaliyetine yeniden girişmişler. ”

W.E.D. Allen Paul Muratof, Caucasian Battllefields: A historyof the Turcocaucasian border 1828 1921. Cambridge, 1953; 1828-1921Türk-Kafkas Sınırındaki Harplerin Tarihi.

“ Hakikatı söylemek gerekirse şarkta vahşi olan Müslümanlar değil Hıristiyan'lardır.”

Mayevski, Statistigue des Provmces de Van et de Bitlis ( Van ve Bitlis İstatistiki ), Rus General Mayeyski 'nin Doğu Anadolu Raporu adı ile Van Belediyesince yayınlanmıştır. S.100 105

“ En son Türk öldürülünceye kadar katliâm başladı. Ben dehşet içinde kurbanların feryatlarına kulaklarımı tıkayarak sabahlamıştım. Onlar hürriyet denen şeyi tatmamıştır. Ermeni milleti hedefi olmayan yürüyüşe çıkmış bir millettir.”

Ermeni Ohannes Apresyan, Amerikalı yazar Leonard Ramsden Hartll'a anlattığı hatıralarından.
Hasan Bulur, “ Olaylar ve İnsanlar “ , 8.3.1992

“ Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır. Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten zamanaşımına da uğramıştır.”
Amerikalı Ermeni Profesör HOVANNİSİAN 1982 yılında Münih'te yapılan “ Dünya Ermenilerinin Problemleri Kongresi “ nde yaptığı konuşmasından.
Zafer Özkan, Ermeni Tehciri, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, 1985, s. 174, 178.
Not: Gelecek sayıda da ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına cevaplarımız devam edecek ve son sözlerimiz...
 

04 Haziran 2005 Cumartesi günü Türk Federasyonun Büyük Kurultayı Essen'de yapılacaktır. İstiklâl Gazetesi okuyucularını Doğu Türkistan sergimizde bekliyorum. Şen Ozan.

 

 

BATI'NIN EVLATLARI (1)
 

Kafaları sloganlarla doldurulmuş ve bu sloganları siyaset ilmî, tarih ilmî hatta her şeyin ilmî, bütün meselelerin çözümü olarak bilirler. İdare edenleri tarafından öyle yüklenmiş, öyle donatılmış ve öyle programlanmışlardır… Dolayısıyla kendilerini entel, âlîm, sözü senet ilim adamı zannederler. Bunlar ülkemizdeki “BEŞİNCİ KOLUN BAŞ PARMAKLARIDIRLAR”, “olmak" ayrıdır, “oldum zannetmek” ayrıdır. Her ikisinin arasındaki iki dünyayı göremiyecek kadar zifiri câhildir bunlar.
Avrupalılaşma, garplılaşma, batılılaşma, çağdaşlaşma, medenileşme, uygarlaşma sloganlarıyla mensubu oldukları milletlerine canla başla hizmet ederler ve hepsi sadık birer misyonerdirler... Bunların isimleri bizleri yanıltmamalı… İsimleri Türk-İslâm isimleri olabilir. Meselâ biri Orhan, diğeri Ertuğrul, bir başkası Atilla, … , … , olabilir. Meseleyi biraz daha açalım. Güneydoğumuzda yezidî vatandaşlarımız vardır. Bunlarında isimleri Hasan, Hüseyin gibi İslâmi isimlerdir fakat bu vatandaşlarımız Müslüman değildirler.
“Amerikan uşağı, batı ajanı, moskof fırlatması, gâvur aşığı, kâfir hizmetkârı” gibi ifadeleri bunlara kullanmamak gerekir... Çünkü herkes kendi milletine hizmet eder... Etmelidirde… Bunlarda yani “Batı'nın evlatları” da hizmet ediyorlar milletlerine, etsinler tabiî…
Bu hizmetkârların büyük bir kısmı da basınımızdadırlar. “Kalemin gücü kılıçtan fazladır” atasözümüzün idrakındadırlar hemde bizlerden çok çok fazla… Bir kısım “şerefli basın …” bunlara yazı yazdırıp maaş verdiği gibi reklamlarını da yapar öve öve göklere çıkarırlar. Binâenaleyh bilmeyenlerde bunları adam zanneder. Bütün bunlar basın özgürlüğü adına yapılır… Devletimizde: “aman böyle basın bir daha bulunmaz” diye ayakta kalmaları için yetimin hakkından bunlara pay verir… “Türkiye'de her zaman yüzde onluk bir hainler toplumu vardır”
Kimin tespitidir bilmiyorum amma eksiğiyle de olsa çok doğrudur.
ORHAN PAMUK, bu garipte hizmetkârlardan biridir !.. Hizmet için dünyayı ayağına katıp İsviçre' ye gelmiş ve birde beyanat vermiş. Tagesanzeiger Gazetesinin Das Magazin ilâvesinde demişki : " Kimse söylemiyor, o yüzden ben söylüyorum. Türkiye' de 30 bin Kürt öldürülmüştür. Bir milyon da Ermeni " Gördünüz mü ? Kişi, milletine hizmeti bu kadar yapar vesselam…
Kimdir bu PAMUK ? “Şerefli basın” tarafından pek fazla beslenmiş, yedirilmiş, içirilmiş, şişirilmiş ve şimdide kusturulmuş… Her hormonla kalınlaştırılmışlar gibi buncağızında “hırsız olduğu söyleniyor...” Çok yazık oldu. İşinde gücünde, yabıp, edip, katıp, kotarıp giderken oldu bir aksilik işte tuh...
Murat BARDAKÇI, 26 Mayıs 2002 tarihinde Hürriyet gazetesinde kaleme aldığı bir yazıda, Orhan Pamuk' un 'BENİM ADIM KIRMIZI' isimli romanının Amerikalı yazar, Norman Mailer' den İNTİHAL (bir eseri kısmen veya tamamen kendisine mal etme, söz veya yazı hırsızlığı, edebî hırsızlık ) olduğunu iddia ederek, edebiyat eleştirmenlerine şu çağrıda bulunuyordu : “Lütfen “Ancient Evenings” i bulup gözden geçirin, Orhan Pamuk' un “Benim Adım kırmızı” sı ile arasında bir benzerlik olup olmadığı konusunda bendenizi aydınlatıverin”
Orhan Pamuk' un İNTİHAL ettiği bir başka kitap ise Fuat Carım tarafından Türkçe'ye çevrilen Pedro de Urdemalas adındaki bir İspanyol'un hatıralarını içeren “Kanuni devrinde İstanbul” isimli kitap !..
“Beyaz Kale” isimli romanının temelini “Kanuni Devrinde İstanbul” un üzerine kuran Pamuk, bâzan aşırıya kaçarak bu kitaptaki cümleleri “aynen” alarak kendi kitabına yerleştirmiş !..
İşte “Beyaz Kale” ile “Kanuni Devrinde İstanbul” kitapları arasındaki iki benzerlik.
ORJİNALİ : “Lafa, sözü geçen kaptanlardan Durmuş Reis karıştı. Cenevizli dönme Durmuş Reis, 'İdrar ve nabız hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır' dedi. Kürekten, işte bu suretle kurtuldum” (Carım, 13).
İNTİHALİ: “Reis sordu: İdrardan ve nabızdan anlıyor muydum hiç ? Anladığımı söyleyince hem küreğe verilmekten kurtuldum, hem de bir iki kitabımı kurtarmış oldum” (Pamuk, 14).
ORJİNALİ: “En üste, Muhammed'in sancaklarını astılar, bunların altına bizden aldıkları bayrakları, haçları ve Meryem Ana'mızın tasvirlerini astılar. Külhanbeyler, başaşağı asılan bu haçlarla tasvirleri, bir ok yağmuruna tuttular. (Carım, 18).
İNTİHALİ: “Bütün direklerin tepesine sancaklar çektiler, altlarına da bizim bayrakları. Meryem Ana tasvirlerini, haçlarını tersinden asıp külhanbeylerine aşağıdan oklattılar” (Pamuk, 15).
İsrafil Kumbasar. 11.02.2005.
İşte böyle, ne diyelim? (şayet bunlar doğruysa) Aferin herife... Bu haliyle kesin nobel ödülü aldığı gibi ilk defa bir İNTİHALci nobel aldı diye Guinnes'e de girer mutlaka Alkışlar... Helal olsun...

Tövbe billah âlem böyle söylüyor
Boyası ortaya çıkmış çok yazık
Söylenene bir tek kelâm katmadım
Foyası ortaya çıkmış çok yazık

Saman alevine benzer umumu ...
Hâlleriyse bütün halkın malûmu
“Yatsıya dek yanar bunların mumu ...”
Mayası ortaya çıkmış çok yazık

Aziz Nesin'de de vardı böyle hâl
Dede den toruna oldu İNTİHAL...
Bazan tilkidirler bazanda çakal
Hayâsı ortaya çıkmış çok yazık

Orhan PAMUK'un İFTİRALARI
ve ERMENİ İDDİALARI na cevaplar :
Türkiye' de Ermenice yayınlanan AGOS Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hırant DİNK : “PAMUK konuşmuştur. Önemli olan bilgilerden nasıl emin olduğudur .”
H. ve olaylara Tercüman 28.02.05 (not: yukarıdaki bilgilerden emin olduğu gibi...)
------------------------------------------------------------------------------------------------------
“Evet, politik tavırlarla sizi ( Türkleri ) mahkûm ediyorlar, bunu çok iyi anlıyorum. Bana da katil deseler ben de rahatsız olurum. Siz (Türkler ) katil değilsiniz. 1915'de ölen dedem de suçlu olabilir.”
Khajak Barsamyan. A.B.D. Ermeni Kilisesi Başpiskoposu. Hürriyet.10.06.01
------------------------------------------------------------------------------------------------------
“1915 yıllarında meydana gelen olaylarda sadece Ermeniler zarar görmemiştir. Ben, annem ve babamdan Türklerin bu meselede haklı olduklarını duyarak büyüdüm. Benim rahmetli annem başımıza gelen felaketlerden sorumlu biziz (Ermenilerdir ) demişti. Asıl Ermeniler Türk halkından özür dilemeli .”

Edward Taşçı. Ağustos 1998'de Ankara'da Millî Kütüphane de “Ermeni yalanları” na karşı sergi açan A.B.D. vatandaşı bir Ermeni. Türkiye. 08.08.1998
------------------------------------------------------------------------------------------------------
“1916' da Rus ordularının ön güçleri Ermeni birlikleriydi. Bu birliklerin Türk halkına çok gaddar davrandıkları belirtiliyor. Hatta Trabzon'nun Rumları Rus Çarı'na mektup yazarak bunu şikâyet ettiler. Bunlar Rus arşivlerinde bulunuyor. Türklere ve Müslümanlara haksızlık yapılmışsa bununda söylenmesi lâzım.”
'Ermenistan'da 1700 Yıllık Hıristiyanlık' adlı sempozyumda konuşan bir Alman öğretmen. Bad Boll-Stuttgart. Hürriyet. 11.06.01
------------------------------------------------------------------------------------------------------
1. Dünya savaşı sonunda yenilmemize müteakip İstanbul'u işgal eden İngilizlerin 1915-1916 yıllarında Ermenileri katlettikleri gerekçesiyle yargılanmak üzere tutuklayıp Malta' ya sevk ettikleri, devrin yöneticileri OSMANLI MECLİSİ ÜYESİ MİLLETVEKİLLERİNDEN 115 KİŞİYİ 2 YILA YAKIN BİR SÜRE HAPİSTE TUTTUKTAN SONRA, HAKLARINDA DÂVÂ AÇILACAK BİR İDDİANAME DÜZENLİYEMEDİKLERİ İÇİN SERBEST BIRAKMIŞLARDIR...
Bu tarihî olayı yazıp çizmeyen kalmamıştır ve ilkokul öğrencileri de dahil bilmeyen de yoktur...
Anadolu' da görevli olarak bulunan Alman Korgenerali BRONSAT von SCHELLENDORF' un 24.07.1921 tarihli Deutsche Allgemeine Zeitung'daki yazısını bu sahanın meraklıları okumalıdırlar.
_________________________________________________________________
(Not: Gelecek sayıda “Ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına” cevaplarımız kaynaklarıyla devam edecektir.)

Türk Dünyası Türk Dünyası
 

Biter Bir gün Türkün Yası
Doğu Türkistan' la ilgili sohbetlerimiz bölge bölge, ülke ülke devam ediyor, Şair ne güzel söylemiş;
“Gönül ne çay ister ne kahvehane
Gönül sohbet ister kahve bahane”
Özellikle hafta sonlarında ziyaret ettiğimiz Türk Cemiyetlerimizde samimiyetle ve hakikaten içten bir sevgi ve saygıyla karşılanıyoruz. Kur'an-ı Kerim ile başlayıp, İstiklâl marşımızla devam eden programlarımızda sohbetlerimizin ana konusunu Doğu Türkistan, Türk Dünyası ve bağlı konular teşkil ediyor, Türk Dünyası haritamızla yüzey şekillerine varıncaya kadar incelediğimiz anayurdumuzu ayrıca resimleriyle de inceliyoruz. Biberach temsilcimiz Sayın Ali Yüksel ve Bölge Başkanı Sayın Enver Alemdaroğlu Beylerin çalışmaları sonucu İstiklâl Ekibi gittiği her yere artık bir film makinesiyle gidiyor ve Doğu Türkistan'a ait birçok görüntülerle insanlarımızın gözlerine de hitap ediyoruz.
Davet edildiği her yere uzaktır yakındır demeden giden İstiklâl Ekibinden Sayın Kemal Batur Bey şu sıralar hac'dan yeni geldi. Yüce HAK, kardeşimizin ve bütün kardeşlerimizin haccını kabul buyursun. Bad Wurzach temsilcimiz Sayın Arefe Uludağ ve yine Sayın Hasan Mehmet Çelik, Sayın Sadık Kalyon gibi daha nice adsız kahraman kardeşlerim takvime ve saate bakmadan bir telefonla şu bölgeye veya bu ülkeye gidip gelen Uç Beyleri Akıncı kardeşlerimdirler.
Sohbetlerimizde Alman veya diğer milletlerden de misafirlerimizin olması ayrı bir güzellik ve ayrı bir renk oluyor bizler için.
Sıgmaringen şehrinde Başkan Sayın Yüksel Çelik, Singen şehrinde ise Başkan Sayın Özcan Demirkıran Beyefendiler, Türk mutfağının baş tacı olan Türkistan Pilavı ikram ederek bizlere büyük bir keyif yaşattılar. Nereden öğrendiklerini sorduğumda; "Dinmeyen Kan Doğu Türkistan adlı kitabınızdan" dediler. Bundan sonra İtalyan pizzası, Amerikan kolası yok artık, Türkistan Pilavı ve Türk ayranı var diyor dostlarımız. Hem niye olmasın ki? Daha dün Malta'da 46 dalda yapılan "Dünya Yemek Yapma Yarışması"nda 43 dalda elleri öpülesi Türk aşçılarımız birincilik almadılar mıydı??? Türk mutfağı dünyanın en büyük en muazzam mutfağı değilmidir ??? O hâlde onun bunun hamburgeriyle niçin midelerimizi savaş meydanına çeviriyoruz... Evet bunlar tartışılıyor, kendimizi sorguluyor ve yargılıyoruz. Yeni açılan bu çığır hayırlı ve uğurlu olsun.
Esir Doğu Türkistan'ımızın ve oradaki 35 milyon esaret altında inleyen kardeşlerimizin sesini duyurmak CENAB-I HAKKIN EMİR BUYURDUĞU CİHADDIR.

“Elinizle, malınızla, dilinizle cihad eyleyin. Bütün bunlara gücünüz yetmezse o zaman düşmana buğz (nefret, kin, içten düşmanlık göstermek )eyleyin.
Bunları yapabilmek için kişinin cihadı ekberi (nefs ile savaşı) kazanmış olması lâzım... Yüce kitabımızın cihadla ilgili ayetlerinin bir kısmım buraya almak istiyorum. Bakare:21S. Al-i Imran:142. Nisa: 95. Maide: 35, 53, 54. En'am: 109, Enfâl 72, 74, 75. Tevbe: 16, 19,20, 24, 41, 44,73, 79, 81, 86. Nahl: 38,110. Hacc: 78. Nur: 53. Furkan; 52. Ankebut: 6,8,69, Lukman: 15. Faatır: 42. Muhammed: 31. Hucurat: 15. Mümtehıne: l.Saf: 11, Tahrim: 9.
Evet, yüce Rabbimizin emirleri bu kadar keskin, açık ve nettir. Diğer taraftan vatanı işgal edilmiş, ezanı dindirilmiş, bayrağı indirilmiş, namusu çiğnenmiş, istikâl isteyenleri ipe çekilmiş, naklen yayınlarla gözlerimizin önünde kurşuna dizilmiş ve dizilmeğe de devam ediliyor. Bütün bu dehşet manzaralar karşısında “manda refleksi” bile göstermeyenler, merkep sabrıyla sabredenler, köşelerde, şişelerde ve masalarda gevişle meşgul olanlar yukarıdaki ayetlerin neresindesiniz ???
Doğu Türkistan'la ilgili sohbetlerimizde zaman zaman anlattıklarımızdan aşka gelenler, celâllenenler, ağlayanlar, kelime-î şahadet getirenler, burnundan soluyanlar, kaskatı kesilenler ve hâlden hâle girenler oluyor. Elbette olmalı. İman sahipleri şecaatli, yiğit, cesur, cesaretli, korkusuz, gözü pek, atılgan, yürekli, kahraman, mert olmalı kardeşim, iman gerektiğinde şaha kalkmalı, İman, şerefsizlikler karşısında tepkili olmalı, etkili olmalı. İman sahibi kişi; Hz. Ebu Bekir gibi sadık, Hz. Ömer gibi adaletli, Hz. Osman gibi edepli, Hz. Ali gibi şahı merdan olmalı vesselam.


Kişiler var vatan millet tanımaz
Onlar kir ötesi iş ile meşgul
Kişiler var din ve devlet tanımaz
Onlarda yan gelmiş gevişle meşgul

“Kaşgar'da ezanlar yasak” ona ne
Uygurları, Çin kırarmış bahane...
Herifin keyfi yerinde şahane
Onlar rüyalarla düş ile meşgul

Yer, içerler, bağırırlar, gezerler
Tıskırırlar, geğirirler, gezerler
Kusar......, öğürürler, gezerler
Onlar taşıdığı leş ile meşgul

İlime, irfana savaş açmışlar
Hârâbata, cehalete düşmüşler
içki içer, zar atarlar şaşmışlar
Herbiri şeş ile beş ile meşgul

Bunları ateşle yıkayacak HAK
O gün netleşecek kara ile ak
Kirden mamul oldukları muhakkak
Bak hepsi plajda tuş ile meşgul.
 

NEREDEN NEREYE


"LETÜFTEHANNEL KOSTANTANNİYE FELENİMEL EMİRÜ EMİRÜHÂ VELENİMEL CEYŞİ ZÂLİKEL CEYŞ." Hz. MUHAMMED

İstanbul elbette fetholunacaktır o kumandan ne kumandan ve o asker ne askerdir.

Sahtekârlık, hilekârlık bilmezdi

Yapısı farklıydı milletimizin

Hele söz verdimi senet gibiydi

Tapusu farklıydı milletimizin

Altın görse eğilipte almazdı
"Yalan nedir" soran olsa bilmezdi
Misafirsiz bir tek lokma yemezdi
Kapısı farklıydı milletimizin

Ağlayan yanında gülen değildi
İşrette, rüşvette olan değildi
Şehvette, haramda ölen değildi
Hepisi farklıydı milletimizin

"Son iki yılda 7000 hırsızlıkla ilgili mahkeme açıldı" CNN.27.11.04
"Her 9 kişiden biri sabıkalı " Zaman. 09.12.04
"Yargıtay'da onbinlerce hırsızlık dosyası varmış " Star gazetesi. 27.12.04
"Sokaktaki 88 bin çocuktan 35 bini uçucu madde bağımlısı.
Bu rakamla Türkiye dünya dördüncüsü konumunda"
D-B. Tercüman 09. 12. 04
"Sadece İstanbul’da 15 bin öğrenci ABC'yi bilmeden sekizinci sınıfa kadar yükselmiş "Akşam 09. 12. 04
ULUSLARARASI saydamlık örgütü'nce (Transparency International) hazırlanan "2004 Yolsuzluk Algılama Endeksi" açıklandı. Buna göre, Türkiye, “rüşvet ve yolsuzluk algılama endeksi temiz ülke” sıralamasında 146 ülke arasında 77’inci sırada yer aldı. Hürriyet 21. 10. 04

Bizanslı dan miras kalan
Fitne, fesat, yalan, dolan

Milletimi etti dalan
Fitne, fesat, yalan dolan

Merhametsizlik diz boyu
Değişti milletin huyu
Şekeri, kahvesi, suyu
Fitne, fesat, yalan, dolan

Devir, zaman, gün o gündü
"Gönül sohbet ister" dendi
Bayıldığım sohbet şimdi
Fitne, fesat, yalan, dolan

Adı öyle "yaşıyoruz"
Yaşadıkça şaşıyoruz
Dolduk artık taşıyoruz
Fitne, fesat, yalan, dolan

Kıran girdi bize dipten
Koptuk gidiyoruz kökten
Lânet olsun sana hepten
Fitne, fesat, yalan, dolan
 

Yemin eyler din üstüne
Kin bağlatır kin üstüne
Şeref, namus, kan üstüne
Fitne, fesat, yalan, dolan

Geldi hanemize doldu
Aileden biri oldu
Oruç tuttu, namaz kıldı
Fitne, fesat, yalan, dolan

Bazan camide saf tutar
Bazan alışveriş yapar
Yemin alır, yemin satar
Fitne, fesat, yalan, dolan

Eridi namerdi, merdi
Kim hâlledecek bu derdi?
Girmediği yere girdi
Fitne, fesat, yalan, dolan
 

Daha nice yanar, tüter
Her gün öncekinden beter
Korkarım hacca da gider
Fitne, fesat, yalan, dolan

Fare gibi kemiriyor
Kemirdikçe semiriyor
Demiri bile eğiyor
Fitne, fesat, yalan, dolan

Demir aldı seyre kalktı
Nice haneleri yıktı
Toptan çığırından çıktı
Fitne, fesat, yalan, dolan

İnananlar göçüyorlar
Göçüp dağa çıkıyorlar
Göçemezse çöküyorlar
Fitne, fesat, yalan, dolan

Hâller perişan, duman, toz
Çoğu bundan alıyor haz
Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz
Fitne, fesat, yalan, dolan

Toplum olarak söz ettik
Resmen tersleri düz ettik
Bir gül ile bin yaz ettik
Fitne, fesat, yalan, dolan

İnsanlık mı? sözde kaldı
Besteleşti sazda kaldı...
Gayrı sanatımız oldu
Fitne, fesat, yalan, dolan

Ahlâkı yolladık aya
İman, izan ise yaya
Ucu kaçtı her yan foya
Fitne, fesat, yalan, dolan

Etmeyen kalmadı iflâs
Artık bize böylesi has
Dede den toruna miras
Fitne, fesat, yalan, dolan

Evvel kusursuz bir kulduk
Nasıl düştük, nasıl olduk ?
Niye bu hâllere kaldık ?

Fitne, fesat, yalan, dolan.
 

NEREDEYİZ ???
 

Rabbim nasip etti 2000 yılında görevli olarak hacca gittim. Hemen şunu söyleyeyim mukaddes topraklarda olmak hele Kâbemizi ve iki cihan güneşi Resulullah’ın (s.a.v) mübarek kabrini görmek duyguların en yücesi… Mânâ ikliminde zaman zaman kaybolup gittiğim de olmuştur... Bu eşsiz iklimde bulunmayı ve ondan da mühimi o yüce makamlara layık birer Müslüman olmayı ve öylece de yaşamayı yüce Rabbim cümlemize nasip eylesin.
Mekke' ye geldiğim ilk saatlerde oradaki dostlar sağ olsunlar bizim ziyaretimize geldiler. Selâm kelâmdan sonra hemen Doğu Türkistanlıları sordum. ''Arka cadde de incik boncuk satıyorlar'' dediler. Ziyaret etmek istediğimi söyledim ve hep beraber kalkıp gittik. Sokağın bir ucundan başladım hal hatır sormaya.
-Selâmünaleyküm
-Aleykümselam
-Sizi tanıyalım kardeş
-Benim adım… …
-Doğu Türkistan’ın neresindensiniz?
- … şehrindenim
-Doğ Türkistan'da mesleğiniz neydi ?
-Doktorum efendim...
-All… .Alll…, doktorsunuz madem burada ne işiniz var ?
-Bunu dünya ya izah edebilsek zaten meselemiz çözülür efendim…

Bu sırada etrafımın tamamen Uygur Türkleriyle sarılmış olduğunu fark ettim. Bu kardeşlerimizin İstanbul dan gelenleri beni Gökbayrak Dergisi'ndeki yazı, şiir ve fotoğraflarımdan tanıdıklarını söyleyince aramızdaki samimiyet daha da arttı. V e ben sorularımı sormaya devam ettim:
-Merhaba kardeş
-Merhaba efendim
-Sizi de tanıyalım lütfen
-Benim adım … …
-Doğu Türkistan’ın neresindensiniz?
-… … Şehrindenim
-Mesleğiniz neydi acaba ?
-Kimya mühendisiyim…
- Hayret ! burada işiniz ne ?
-( Acı acı gülerek; eliyle incikli boncuklu tezgâhını işaret etti…)
Durum açık ve netti. Çin kâfiri, Doğu Türkistanlı soydaşlarımızı her yünüyle bitirmeğe çalışıyordu. Bunu yaparken kendisine uşaklığa razı olmayan herkese, ama kim olursa olsun acımıyordu. Hâl hatır sorarak sokağın öbür ucuna vardım. Aldığımız karar gereği Mekke teşkilâtımızda bir hafta kadar sonra toplandık ve karşılıklı hoş sohbetlerimiz oldu,
Ben, kendilerine: Doğu Türkistan bir gün muhakkak istiklâline kavuşacaktır. O güne hazırlıklı olmamız gerektiğini ve moralini kaybedenlerin kaybedecek başka şeylerinin olmayacağını, Batı Türkistan konusunda çok hazırlıksız yakalandığımızı, bundan ders alıp Doğu Türkistan’ın istiklâline bedenen ve ruhen hazır beklememizin bir dinî vecibe olduğunu ve vatan ile hiçbir şekilde irtibatlarını kesmemelerinin de yine dinimizin emri olduğunu sıkı sıkıya anlattım.
Çarşı, Pazar gibi yerleri gezmeye çok az vaktim olmuştu. Bir ara dostlarla hep beraber alışveriş yerlerinin bir kaç tanesini dolaştık. Kendi gözlerimle şahit oldum ki mukaddes topraklarımız Çin’in çöplüğü haline gelmiş... Vaziyet hakikaten elem vericiydi... Ne içinde bulunduğum manevî iklim nede Mekke'nin 40 -50 derecelik sıcağı bana fayda vermez oldu. Kendimi zaman zaman Sibirya da bir heykel zannettiğim anlar oldu…
Seccadeler, sarıklar, naylon çoraplar, tesbihler, takkeler, yüzükler, küpeler, kokular, çantalar, başörtüler, kefenlikler, perdelikler, ihramlar, ayakkabılar, terlikler, akla gelebilecek her şey ve tuhafıma gideni de ezan okuyan Çin saatleriydi... Evet bütün bunlara gözlerimle şahit oldum maalesef. Şimdi burada biraz durup, birde işin Türkiye tarafına bakalım.
“Diyanet işeri başkanlığı ve TÜRSAB 120 bin hacı adaylarına 240 bin Çin malı çanta dağıtıyor ve sektörü öldürüyor.
2000 yılında Ders Araçları Yapım Merkezi okulların ihtiyacı olan 30 bin termometreyi Çin'den almıştır.” 13. 03. 04. Yeni Şafak.
Ne Türkiye ne Suudiler nede diğer İslâm ülkeleri demiyorlar ki: Alışveriş yapıyoruz fakat orada ( Doğu Türkistan da) 35 milyon din kardeşlerimiz var. Onlarla gidip gelmek, görüşmek, hilelerini yakından bilmek istiyoruz. Bizim kardeşlerimize yaptığınız zulümleri ki sağır sultanlar bile biliyorlar. Onlara yaptığınız bunca zulüm Müslüman oldukları içindir. Ezanı yasak ettiniz fakat bizlere her yıl yüzbinlerce ezan okuyan halis muhlis Çin malı saati satıyorsunuz. Namazı Uygur Türklerine yasak ediyorsunuz fakat her yıl milyonlarca seccade imal ediyorsunuz. Niçin ? Müslüman’a satmak için değil mi ? Ve satıyorsunuz da ! O zaman Doğu Türkistan'daki Müslümanların yakalarında kene olmaktan vaz geçin !... Fakat bunların hiç biri yok ve hiç kimse dile getirmiyor.
Müslüman nasıl olurda bu kadar kör olabilir ? Müslüman’ın aldığı Çin malları karşılığında ödediği her dolar; silâh ve mermi olarak Doğu Türkistan’daki din kardeşlerimizin kafasına sıkılıyor. Ben bunu NAKLEN YAYINLARLA YAPIYORLAR... Naklen yayınlarla beynine kurşun sıkıp idam edilen din kardeşlerini görmüyor musun ???
Beynine kurşun sıkılarak şehit edilen Uygur Türk’ü Müslüman din kardeşlerimizin beynindeki kurşun; sen hacca giderken veya sen hac’da iken Çinliye verdiğin dolar karşılığında alınmıştır... Senin Müslüman olarak şu fâni dünyada kardeşine vereceğin hediyen böyle bir hediye (!) mi ? olmalıydı ??? Vicdanın rahat mı ??? Vicdanında hacı mısın ??? Hiç düşündün mü ???
Cesaret edipte şehit evladını almaya gelen ailelerden; Çin hüküûmeti şehidimizin beynine sıktığı kurşunun parasını tahsil ediyor... Sen hacı efendi bu ailelerin ruh dünyasını hiç dündün mü ???
Bugün hac yolunda olan sen; yarınlarda “BERZAH YOLCULUĞU”na çıkacaksın! Katlettiğin bu garip kardeşlerinle helâlleşip gidebilecek misin ???
Dünya hırsı dünya hırsı Unutturdu bize dersi...
Sahih hadislerde: “Bir Müslüman’ın ayağına taş değer de dünyanın öbür ucundaki Müslüman bunu duyar da içi sızlamazsa bizden değildir '' diyor iki cihan Peygamberi (s.a.v) Peygamber efendimiz “Bizden değildir” dediğine göre o zaman sen kimdensin ??? Çin malı çanta ile Hazreti Peygambere ne yüzle gidiyorsun !? Edepsiz mahlûk.

YILANIN ZEHRİNDE ŞİFA SAKLARSIN
HİKMETİNE SUAL OLMAZ ALL..'IM
BUNLARI DÜNYADA NİYE SAKLARSIN
HİKMETİNE SUAL OLMAZ ALL..'IM

 

BARIN KATLİAMI

Kaşgar'a bağlı Aktuğ nahiyesinin Barın kazasında 1990 yılının ramazan ayının 17. günü yerli Uygur halkı bir camiyi onarıp ibadet edilebilir hâle getirmek ister. Komünist idare caminin onarılmasına izin vermeyince durum gerginleşir ve Kızıl Çin askerleri savunmasız Uygur Türklerinin üzerine sorgusuz sualsiz yaylım ateşi açar. Kızıl askerlerin önüne çıkanı kurşuna dizmeğe başlamasıyla Uygur Türkleri bir atasözlerini hatırlarlar, "Yatıpta öleceğine, atıpta öl" İşte bundan sonra ellerine geçirdikleri ilkel silâhlarıyla Çin askerleriyle günlerce savaşırlar. Havadan ve karadan süren bu katliamda 9 köy haritadan silinir. 5000 civarında şehidimiz vardır. 7000 kişi tutuklanmış ve yüzlerce de kayıp vardır.
BARIN KATLİAMINDA Müslüman Uygur Türklerinin lideri ZEYDİN YUSUF olup, bu kahraman Türk delikanlısı etrafına topladığı arkadaşlarına : "Arkadaşlar, dedelerimizin dediği gibi ' Yatıp ölmekten, atıp ölmek yahşidir' Bende dahil uzun süre dayanamayıp hepimiz öleceğiz.
Ancak, ölüme çok kötü şartlanmış olan yeni nesilden bazıları, yatan için ölmenin hiçte zor olmadığını öğrenecek ve BİZİM ŞAHSIMIZDA DOĞU TÜRKİSTAN' IN İSTİKLÂL ÜLKÜSÜ EBEDİYEN YAŞAYACAKTIR. MÜBAREK OLA. ALLAH (c.c) BİZ BİLEN."
Bu konuda geniş bilgi için M. Emin Batur'un, "Doğu Türkistan Barın Şehitleri" isimli eserine bakılabilir.

Z E Y D İ N   Y U S U F  DESTANI

Yusuf yüzlüm, pak kardeşim,
Karanlığa AY'dın Yusuf
Şehit olma sevdasını
Milletine yaydın Yusuf

Yıl bindokuzyuzdoksan da
Günlerden tam beş nisan da
Barın, Doğu Turkistan' da
Tetiğe ilk değdin Yusuf

Kâfir Çini koydun darda
Şahinmiydin hudutlarda ?
HAMZA' mıydın UHUD larda ?
Hızır mıydın neydin Yusuf ?

Çine açtığın savaştan
Ruhumu kurtardın tuştan,,,
Ben dirildim yeni baştan
Sen cihada doydun Yusuf

Sensin deniz fenerimiz !
Bu uğurda önderimiz
Rotamız ve dümenimiz
Bizi yola koydun Yusuf

Cümle bâtıl mabutlardan
Çinli denen tâgutlardan
Korku denilen putlardan
Sen kendini soydun Yusuf

Sen bir örnek, sen bir timsâl
Sen Osman Batur'a emsal
Hazreti Ali'ye misâl
Sonsuzluğu sevdin Yusuf

Miskinlikten uzaklarda
Şaşkınlıktan uzaklarda
Pişkinlikten... uzaklarda
Şükrolsunki doğdun Yusuf

Sayende Doğu Türkistan
İnşaall,,, olur gülistan
Bize kaldı şanlı meydan
Sen sıranı savdın Yusuf

Tavır aynen Kürşat gibi
Yapı zaten aynı yapı
Ne kimseye oldun tâbi
Nede boyun eğdin Yusuf

 
Bozkurt can hesabı yapmaz !
Bozkurt kan hesabı yapmaz
Bozkurt in hesabı yapmaz
Sen ezelden buydun Yusuf

Vatan için millet için
Dini islâm devlet için
Ümmeti Muhammet için
Hayatına kıydın Yusuf

Kör ve ağır duyanlardan !..
Sırf ceset taşıyanlardan
Biz gibi yaşayanlardan!,,
Kendini yok saydın Yusuf

Yolculuğun yalnız oldu
Ne olduysa bize oldu,,,
Hani davetin ne oldu ?
Söyle niye caydın Yusuf ?

Sen aklar içinde aksın
Sen mefkûreme duvaksın
Sen resmen bir GÖKBAYRAK sın
Yıldız gibi kaydın Yusuf


Sıcak kanın akar hû der
Temiz ruhun çıkar hû der
Bu yol Muhammed' e gider
İki gözün aydın Yusuf

Toprak nasıl olur vatan ?
Geçmeyince tatlı candan
“Yurt sevgisini imandan"
Tarih yazıp, saydın Yusuf

Yusuf ruhu yaşanmalı
Gönüllere taşınmalı
Yusuf gibi düşünmeli
Rahmet gibi yağdın Yusuf


Gösterdin yolun hasını
Sildin gönlümün pasını
Şehitliğin libasını
Şeref ile giydin Yusuf

Saygı, sevgi, hürmet sana
Tazim sana, rahmet sana
Rehber oldun Şen Ozan'a
ZEYDİN YUSUF ZEYDİN YUSUF

Tavuk-Karga ve “O zihniyet”

Tavuk ile karga arkadaşlık yapıyorlarmış, Karga, tavuğu folda yatarken görünce, "Hayırdır inşallâh tavuk kardeş gün ortasında niçin yatıyorsun" demiş. Tavuk: "Hayırdır hayırdır karga kardeş, biz tavuklar yaratılışımızın gereği olarak bazen böyle yatar yumurta yaparız. Hem sen daha küçüksün, büyüyünce bak görürsün ne yumurtalar döktüreceksin... " demiş.
Aradan bir müddet zaman geçmiş karga alelâcele çıkıp gelmiş ve " Tavuk kardeş tavuk kardeş bende tuhaf tuhaf haller oluyor bana bir şeyler söyle " demiş. Tavuk: Karga kardeş, sende benim gibi fıtratınızın gereği olarak yumurtalar yapma zamanınızdır. Hemen ormana git kendine bir fol yap, içinde yat ve bekle göreceksin ne yumurtalar yapacaksın... " demiş.
Karga gerekli olan her şeyi eksiksiz yerine getirip, folda yatıp beklemeğe başlamış ve nihayet bir yumurta yapıvermiş. Yapıvermişte ne hikmetse yumurta simsiyah çıkmış, yani tavuğun yumurtası gibi AK değilmiş. Yanlış mı görüyorum diye altını üstüne çevirmiş yok. Sağını soluna çevirmiş gene yok, Tavuğa sormak aklına gelmiş utanmış soramamış. Uzun uzun düşünmüş yahu ondaki mal bende de var, tavuğunkinin nesi benden üstün ki diye âdeta kahrolmuş. Bir iki gün sabretmiş derken bir tane daha yumurtlamış, hemen dönüp bakmış maalesef o da öyle... Nihayet bir iki daha yumurtlayıp, yatmış üstüne belki yavrularım AK olur demiş.
Günler sonra yavrulanın da simsiyah çıktığım görünce bu felâketin, içinde yaşadığı ormanın getirdiği bir takım bilinen veya bilinmeyen şartların sonucu olabileceğini düşünmüş ve başka ormanlara göçmeğe karar vermiş. Göçmeden evvel tavuk kardeşine hem dertlerini dökmeyi hem de All..aısmarladık demeyi ihmal etmemiş. Tabiî bu arada ORMANI, ADRESİ VE ÜSTELİK ADINI DA DEĞİŞTİRECEĞİNİ BÜTÜN BUNLARIN SONUNDA AK YUMURTALAR DÖKTÜRMEĞE BAŞLAYACAĞINI da ilâve eylemiş.
Bu sözler üzerine Tavuk: " Karga kardeş, değil ormanı, adını ve adresini değiştirmek dünyanı da değiştirsen, SENDE BU KARA G.T VARKEN AK YUMURTA YUMURTLAYAMAZSIN" demiş
Hakkınızın, hukukunuzun hudutlarını gerektiğinde süngü ile çizmenin Atatürk' ten sonra gericilik sayıldığı ülkemizde eyyamcılar (oportünistler) devletimizin her kademesinde boy gösterir oldular. Menfaatlerine uygun her gün değişen siyasetleri, günü gün etmenin, günü kurtarmanın ötesinde hiç bir düşünceleri, fikirleri, zikirleri yoktur. Dış âlemle ilişkilerini kesmiş olan " O ZİHNİYET " resmen uyku halindedir. Sadece menfaatleri söz konusu olursa gözlerini açarlar. Bunlar sağımızda da vardır solumuzda da... Karasından beyazına kadar yapılan propaganda bombardımanları dolayısıyla garip milletimiz bunları bu toz duman içinde pek fark edemez.
Bunlardan biri yakın tarihimizde hasbelkader (asla, hasbetenlillah değil) başbakanlık bile yapmıştır. Bu zevat bir ara ESİR TÜRKLERİN TEMSİLCİLERİNİ toplayarak gazetelerde poz vererek oy toplamıştır, Bakınız 25.06.1998.Türkiye (Avrupa) gazetesi. Yine aynı zevat bir müddet sonra yayınladığı gizli başbakanlık genelgesinde ise, " Doğu Türkistan Çin Toprağıdır " diyebilecek kadar çukurlaşmıştır. Bakınız 23.12. 1998, tarih ve 98/ 36 sayılı " gizli" ibareli başbakanlık genelgesinden. Orkun Dergisi Şubat 1999.
Çok kısa zaman dilimi içinde bu zevatları dansöz gibi kıvırttıran dünya hırsıdır yani dünyalık oluşlarıdır. Bunlara dünyayı da versen sırt üstü yatar kör olası gözlerini aya dikerler... Şair Karakoç ne güzel söylemiş:
" Azaldı gittikçe manevî gıda,
Şerefi makama ettiler feda.
YAVUZ’a dar gelen koca dünyada
Surlar yıkıp, saflar bozan kalmamış,
Bu mudur Türklüğün bize mirası,
Kansız yıkanır mı hiç yüz karası?
Gelse bile kükremenin sırası,
Doğru sözlü erkek ozan kalmamış.”
Büyük makamlara gelen küçük zevatlardan, Aziz Doğu Türkistan için dua bile beklemek saflık olur. Saflık olur zira onların malûm yerleri kara olduğundan AK YUMURTA YAPAMAZLAR vesselâm.
NOT: Şişmandan, arıktan, tepeden, doruktan, çizmeden, çarıktan umut kesip, isimsiz kahraman mücahitleriyle ve İSTİKLÂL "poligon" gazetesiyle mazlum, garip, esir MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİ'nin yanında olduğunu bir kere daha haykıran kardeşim M. Emin Batur Bey'i mücadele arkadaşlarıyla tebrik ediyorum. All.. (c.c.) yolunuzu açık eylesin. Amin...


Dibi karalardan bir AK YUMURTA
Bekleye bekleye gün akşam oldu
Sabrımızı her yıl sonraki yıla
Saklaya saklaya gün akşam oldu.
*****
Herbirisi zırlak, herbirisi kıl
Bir kısmıda var ki sıfıraltı kul
Kafalarında yok zerrece akıl
Yoklaya yoklaya gün akşam oldu

Bozdurmazlar malûm tapularını
Çok iyi öğrendim yapılarını
İman eder diye kapılarını
Tıklaya tıklaya gün akşam oldu
12.08.04

 

ALIŞVERİŞ…

Ekim ayının ilk yarısında İslâmî Cemiyet ve Cemaatleri Birliği (İCCB ) yöneticisi Metin Kaplan Türkiye' ye gönderildi.
Türk ve Alman basınının üzerinde durduğu ortak nokta ise Metin Kaplanan* ın yargı sürecinin tamamlanmadan Türkiye'ye gönderilmiş olması istikametindeydi.
Elbetteki suç işlemiş olanlar varsa hakkında kanunlar ne emrediyorsa “Demokrat, hür ve hukuk devleti olması şartıyla” yapılmalıdır. Ancak; yargı süreci bitmemiş bir insanın hakkında yargı dışından kim veya kimler, nasıl ve neye dayanarak kararlar verebiliyorlar ???
Mesele tamamen siyasî ve ticarîdir. Nitekim Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer' in tam bu sırada Türkiye' ye Leopard 2 tanklarının satışından bahsetmesi tesadüf olmasa gerektir. Ayrıca, Financial Times Deuischland ve Die Weit gibi Alman gazetelerinde de yine aynı istikamette haberler mevcuttur. Türk basınında da yine benzer haberler vardır. “Almanya ile tank anlaşması tamam, 246 kullanılmış tank alınacak” Akşam. 18. 10. 04/ Vakit 14. 10,04.
Şimdi sormak gerekmez mi; Metin Kaplan'dan kırk beterlerini yargı süreçleride tamamlanmış olduğu hâlde Almanya hangi bahara saklıyor acaba... Niçin bu inat, niçin bu masraf, niçin bu yaratıkları besleyip palazlandırıyor? Bu tavukları hangi kazlara karşı gıdalandırıyor ??? Acaba hangi hesapların gereğidir bütün bunlar ???
2000 yılının son günlerinde Alman Başbakanı Gerhard Schröder, Çin'i ziyaret etmiş ve Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin, ayrıca Çin Komünist Partisi ( ÇKP) Genel Sekreteri Hu Jintao ile de görüşmelerde bulunmuştu. Daha sonra Şanghay'daki Tongji Üniversitesi'nde kendisine fahri doktora unvanı verilen Schröder, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmasında: “Temel insan hakları ve ifade özgürlüğünün sağlıklı ekonominin temelleri olduğunu, serveti meydana getiren insanların tükenen yalnızca zenginliğini değil, karar alma yetkisini de paylaşmaları gerektiğini, yenilik ve ekonomik büyümenin» iletişimin engellenmediği açık toplumlarda mümkün olabilir” dedi.
Siyasetin konuşulduğu ve karşılıklı ticaret anlaşmalarının yapıldığı Çin ve Alman görüşmelerinden bir müddet sonra Almanya'daki Uygur Türklerinden bir kısmının Çin’'e geri gönderilmesi gündeme geldi,.. Şimdi burada biraz duralım! Metin Kaplan mevcut vatanını bölüp Anadolu devletçiği kurmak isterken (kime hizmet ediyorsa ) Uygur Türklerinin kabahati ise * “Doğu Türkistan'ın esaretten kurtulmasını istemek” Her ağzını açanın insan haklan insan hakları diye gevelediği şu âlemde Uygur Türklerinin, Çin esaretinden kurtulmak istemesi kadar daha tabiî ne olabilir?
Sayın Schröder, hür bir ülkeden komünist bir ülkeye insan yollamağa kalktınız, bunun ne demek olduğunu en iyi bilenlerden olduğunuzdan hiç kimsenin şüphesi yoktur. “Çinlilerden garanti aldım” diyecekseniz; Çinlilere dünyadaki altı milyar insandan ancak iki buçuk kişi inanır. Bunu da bilenlerden olduğunuz şüphe kaldırmaz.
Şanghay'daki Tongji Üniversitesindeki konuşmanızda “Temel insan hakları, ifade Özgürlüğü ve açık toplum”dan bahsettiniz.
-Bu söylediklerinizden hangisi Çin de mevcuttur?
-Niçin bunları söylemek ihtiyacı hissettiniz?
-Çin de bir Alman vatandaşı olsa “ hürriyet hürriyet diye feryat etse” sizde vatandaşınızı kurtaramamış olsanız ilk seçimde tepe taklak gider misiniz gitmez misiniz ???
-Leopard tanklarını dünlerde Türkiye' ye bir sürü şartlar ileri sürerek vermiyordunuz. Aynı hassasiyeti Çinlilerle yaptığınız anlaşmalarda da gösterdiniz mi?
-Yoksa size göre Çin, Türkiye den daha mı demokrat?
Nihayet buradaki bir kısım Türkler ayağa kalktık, Bunun resmen bir cinayet olduğunu, bu insanların naklen yayınlarla dünyanın gözü önünde katledileceğini söyledik ve hemen akabinde de imza kampanyaları başlattık, Münih yabancılar meclisindeki arkadaşlarda yabancılar meclisinden “Münih şehir meydanlarında masalar kurup, hem derdi anlatmak hem de imza toplamak” kararını çıkarttılar, Şimdilerde Uygur Türklerinin, Çin'e gönderilmesi serine alınmış gibi. Yarınlarda ne olur bilinmez, frisanın ve insanlığın ayağa düşürüldüğü bir dünyada yasıyoruz. Demokrasi ve insan hakları gibi bir takım kavramlar laftan öteye geçemediğine göre, mazlum milletler için söylenecek birkaç sözden biri de : “Muhtaç olduğun kudret damarındaki asil kanda mevcuttur.” Atatürk
Devletler var, insan alır satarlar
Bunun için resmen imza atarlar
Birde üzerine mühür basarlar
Kırlaşmış milletler nerelerdesin?

Tekrar ediyorum; insan bu, insan
Sığındığı yerden görmüyor ihsan
İster suçsuz olsun, isterse noksan
Kırlaşmış milletler nerelerdesin?

Susulacak yerde ötüyorsunuz
Biri veto etse susuyorsunuz
Şamar oğlanına benziyorsunuz
Morlaşmış milletler nerelerdesin?

İcraatmı ki oturmak saf saf ?
İcraatlarınız hep laf ü güzaf
Sabah laf, öğle laf, akşam yine laf
Zırlaşmış milletler nerelerdesin?

DAVASI OLMAYANA DEVA BULUNMAZ


Bir kısım milletler milletimize düşmanlığı meslek hâline dönüştürmüşlerdir. Düşünüyorum ki ‘şu insan müsvetteleri' şayet Türkler olmasaydı hiçbir mesleği icra edemeyip aç kalırdı bu namussuzlar. Yine istisna kabilinden de olsa bunların içinden birileri çıkıp doğruyu söylediklerinde ''Şükür ya Rabbim, henüz hepten bitmemişler…” diyorum. Türk Dünyasının en küçük devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu âlemin ağabeyisi olan aziz devletimizin burnunun ucundadır. "Bütün millî davalarımızda olduğu gibi yavru vatanımızdaki meseleleri de aşabilmiş değiliz. Su konusuna varıncaya kadar çok şey tepe taklaktır. Hepsi bir yana oradaki insanımızın kimliğinin benliğinin, kültürünün bozulmasına, değişmesine, başkalaşmasına, yabancılaşmasına ve mensubiyet duygusunun aşınmasına daha ötesi silinmesine seyirci kalmadık mı ??? Sayın Rauf DENKTAŞ için , “Azrail göreve” diye bağırıp çağıranların hepsine birden bunlar '' ENDERUN TÜRKLÜĞÜ” dür diyebilir miyiz ??? Hayır hayır bunlar bizim ilgisizliğimizden bizden koparılmış Kıbrıs'taki BİZİM HALÛK’LAR'ımızdır ... Rumların yaptığı bir çok katliamı bile ne dünyaya ne de Kıbrıs'taki insanımıza hakkıyla izah edemedik. Son seçim (Referandum) de kendi devletine karşı oy kullananlara: “Bak evladım! şu toplu mezardaki kemikler; benzemeğe çalıştıkların tarafından toptan katledilmiş dedelerinizin kemikleridir... Bugün seni anavatan dan koparacaklar, devletini yıkacaklar ve elsiz, kolsuz, dilsiz koyacaklar sonrasında da çıranı yakacaklar” deyipte oradaki insanımızın gözünü kulağını açmadık. ANTONİS ANGASTİNİYOTİS, Güney Kıbrıslı bir gazeteci olan vicdan ve namus sahibi bu insan bizim yapamadığımızı veya yapmadığımızı yapmış. ANTONİS, Rumlar tarafından 1974 yılında toptan kurşuna dizilen ve bir çukura doldurulan 126 Türk’ün “MURATAĞA KATLİAMI”nın belgeselini yapmış. Yapmış ama Rum tarafının basınından papazına kadar her kesiminden aforoz edilmiş . “Vay efendim sen nasıl doğruyu söylersin. Sana mı kaldı Türk’ün toplu mezarını bulup çıkarmak. Türklerin avukatlığı senin işin midir ? “Şeklindeki ancak kırk tarla dolusu mart kedisinin çıkarabileceği bir takım gürültülerle ANTONİS’i dokuzuncu köye kadar kovalamışlar. . . Diyorum ki bari şu son köyde bu adamcağıza sahip çıksak; kim bilir daha kaç tane toplu mezarımızı bulup, ortaya çıkarır ve bize teslim eder. . . 01.11. 04. tarihli Hürriyet’te konuya birazcık yer verilirken, toplu mezarların fotoğrafları da konulmuş. Basınımızın diğer bir kısmı da yine azıcık değip geçmiş konuya. Bu katliamın yazılmaması için sanki birileri bunlara parmak yalatmış gibi . . . Antonis kadar olamamak olmayan kanlarına dokunmamış...Yazıklar olsun. Çin seddinden başlayan ve dünyanın her tarafında görülecek davası olan büyük bir millete; çoğumuzun yüzerek gidebileceği gözümüzün önündeki Kıbrıs’ımızdaki dün yapılmış katliamları, yapanların da elini kolunu sallayarak gezdiği şu zamanda sergilediğimiz TAVUS KUŞU MANZARASI yüzümü kızartıyor. Katledilmiş insanların hesabını sormayan bir millet; hayattakilerinin katline davetiye çıkarmış olmaz mı ? ? ? Şimdi Rum basın ve papazlarının ANTONİS 'e neler söylediklerini şiir diliyle anlatalım. Sandallar ve Muratağa Köyünü
 

Teker teker bastık verdik payını
Meryem Ana için durdur yayını
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Duymadın mı baş papaz fermanını…
“Helâldir dökmesi Türkün kanını
Mubahtır almamız Türkün canını”
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Toplu katliamı yapmazsa Rumlar
Bir bir vurma ilen biter mi bunlar ?
Gerçek Rumlar böyle yapmaz yalanlar
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Türk kadınının karnından çocuk
Süngüyle çıkardık kan vıcık vıcık
Fakat bu söylenmez be asi çocuk
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Papazlar olarak gayretle vurduk
Çoluğu çocuğu sıradan kırdık
Hem vurduk hem kırdık hem hesap sorduk
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Türkler vurma ile bitmiyor baktık
Çaresiz kalınca katliam yaptık
Yaptık yaptık fakat üstünü örttük
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Kilise’den kutsal fetva yazdırdık
Atlılar köyü gece bastırdık
Ahaliye önce mezar kazdırdık
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Bunları Türklere yükledik gitti
Dünya da inandı oldu ve bitti
Şu bizim ANTONİS çok ayıp etti
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Savaşta ahlâkın önemi yoktur
“öyle gürünmenin önemi çoktur”
Böylesi şeylere karnımız toktur
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Çıkıpta basına eyleme fis fis !
Dinimizin emri böyle ANTONİS
Türk ufuklarından kalkmamalı sis. . .
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Savaş ki sadizmin vakti demektir…
Savaş nihilizmin vakti demektir…
Harp makyavelizmin vakti demektir…
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Propagandayla estik savurduk
Kimini Rum yaptık… kimini vurduk
Böyle böyle hedefimize vardık
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Uğraştık uğraştık çıkardık baştan
Bir kısmını bizleştirdik her yaştan…
Bu barbarlar kurtulmamalı tuştan…
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Dansözlük yaptık oyun u kattık. . .
Her çeşit destekle yayın ı kattık
Ayrıca Avrupa payı nı kattık
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Son seçim (referandum) de istemediler vatan
Sürü yaptık Türk denilen zorbadan
İsa, bunları kurtarmaz belâdan
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Kimini yedirdik şişmanlaştırdık
Birbirleri ile düşmanlaştırdık
Üstelik imandan pişmanlaştırdık
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Kuzey Kıbrıs böyle iken ne diye
Rum’un tarafını yormak kötüye
Hizmet böyle mi yapılır âtî ye
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

Bütün dünya bizi medeni bilir
Makarios'u bilir dedeni bilir
Venizelos denen atanı bilir
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme

DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÇİNLİLER ÖYLE
TÜRK'Ü MAHVETTİLER HEP BÖYLE BÖYLE
VAR MI BAŞKA YOLU Antonis SÖYLE ? ? ?
İsa hakkı için doğru söyleme
Söyleyipte bizi rezil eyleme.