Yukarı
ŞEN OZAN
Prof.Dr.T.Gülensoy
Prof.Dr. M. Metin Karaörs
Prof. Dr. S.Mahmut Kaşgarlı
Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban
Selahattin Tekizoğlu
Hızırbek Gayretullah
Av.Sadun Köprülü
A. Şekûr TURAN
A.Mecit Avşar
Dr. Fatih KARAYANDI
Baybars Gülensoy
Müge Çetinkaya
Erkinbeğ Uygurtürk

 

 

TEMEL den ---ŞEN OZAN

“AVRUPA BİRLİĞİNİN NERESİNDEYİZ ?” (1)

Yukarıdaki başlık Prf. Yılmaz Öztuna' nın, 08. 02. 08 tarihli Türkiye (Avrupa baskısı) gazetesindeki makalesinin başlığıdır.

Sayın hocam, kitaplarınızı okumuş ve yazılarınızıda okuyan bir insan olarak ; mezkûr makalenizin başlığını zat-ı âlînize soru olarak tevcih etmek istiyorum .

-- Sizi, Avrupa Birliği taraftarı olarak bilir, ona göre okur ve saygı duyarım.

-- AB' ne girmekle yurdumuzun, milletimizin maddi mânâda bir takım faydaları olacağına bende sankî biraz inanır gibiyim . . . Zat-ı âlînizde konuya zaten hep bu cepheden bakar gibisiniz .

-- Elbetteki bu meselenin bir çok boyutları olduğu muhakkaktır . Bunları bugüne kadar tek tek enine boyuna, artısıyla eksisiyle, faydasıyla zararıyla, ne getirecek ne götürecek diye bir bir yazmanız gerekmez miydi ?

-- Ömür boyu tarih ilmiyle iştigal etmiş, mesleğinin zirvesindeki bir ilim adamımızdan böyle bir yaklaşımı, incelemeyi, tetkiki, tahkiki, tahlili, batılı tabirle “ analiz ” beklemek sizi bağrından çıkarıp yetiştiren Türk Milletinin hakkı değil midir ?

-- İlim adamlarımız kılı kırka yarmak zorunda değil midir ?

-- Eline her kalem alan konunun sadece maddi tarafıyla ilgileniyor . Doğrumudur ?

-- AB yolunda hesabımızın tamamı 2 + 2 nin toplamıyla mı başlayıp bitmelidir ?

-- Hayat sırf matematik midir. Matematik dışında başka şeyler düşünülmemeli mi ?

-- Bir milletin kaderiyle ilgili kararlar verilirken, maliyet hesaplarının dışında başka şeylere kulak asmamalımıyız ?

-- “ Türklerin değerlerine bağlılığı Almanlara örnek olsun . Türk toplumunun bir çok özelliğine gıpta ile bakıyorum . ” Christian Wulf, Aşağı Saksonya eyaleti Başbakanı . Zaman 19. 12. 07

-- Sayın Başbakanın veciz sözleriyle ilgili neler düşünüyorsunuz ?

-- “ Sözde Ermeni soykırımı ” nı bir kısım siyasi hasapları dolayısıyla tanıyanlarla çift direksiyonlu bir arabayı AB içinde nasıl kullanacağız ?

-- Çıkar hesapları dolayısıyla Ermeni meselesini bir türlü siz tarihçilerle oturup konuşmayanlarla hangi sabırla aynı AB masasında oturabileceğiz ?
-- Aksine Ermenilerin, “ TÜRK SOYKIRIMI ” yaptığını yabancı tarihçiler yazıp çiziyorlar, sırf bunları toplayıp AB mensubu dostlarımıza ne zaman sunacaksınız ?

-- The Times . 2020 lerde Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda kurulacak bir devletten bahsediyor . . . Milliyet 03. 06. 06

-- Nato müttefiklerimizi ve gelecekte de AB ortaklarımız olması için kaleminizi esirgemediğiniz dostlarımızın bu hâlini nasıl okuyorsunuz ?

-- PKK terör teşkilatını al bebek gül bebek besleyenlerle, AK ve KARA nın tanımı noktasında hangi AB masasında nasıl anlaşacağız ?

-- PKK' yı terörist olarak tanımayan AB Yüksek Adalat Divanı 'nın ; AB ne girdiğimizde bu perişan divanın adalet adına hangi tarafında oturacağız ?

-- 29. 05. 1993 tarihinde Almanya' nın Solingen şehrinde 5 insanımızı yakıp kül edenler ; okullar için hazırlanmış bir ders kitabında övülüyorlar. Sabah 17. 03. 08.

-- Bu kitabı okutmakta inat ederlerse ; çocuklarımıza okutalım mı okutmayalım mı ?

-- “ Siyasetçilerin Uyumdan Anladığı Asimilasyondur . ” Şehir sosyolojisi dalında dünyaca tanınmış sosyal bilimci Prf . Dr. Hartmut Haeussermann . Zaman 22. 12. 07.

-- En üst seviyeden politikacılar bile bunun aynen ( Prf. Hartmut'un dediği gibi ) böyle olduğunu kendi ağızlarından ifade ediyorlar . . . Demokrasi adına oturup ağlamamız gerekmez mi ?

-- Misal mi istiyorsunuz . Buyurun : “En iyi uyum asimilasyon.” Kristina Köhler. Almanya-Federal Meclis İçişleri Komisyonu Üyesi. Hürriyet 29.03.07

-- “ En iyi uyum asimilâsyondur . ” Almanya - İçişleri eski Bakanı Otto Schily. Hürriyet 28. 06. 2002.

-- “ Almanya'da Cami Karşıtları Partileşiyor . ” Milliyet 01. 01. 08.

-- Bunun adı cinnet olduğuna göre bu kadar hastayı nasıl tedavi edeceğiz !?. .

-- “ Daha evvel Kur'an' ın yasaklanmasını isteyen Hollandalı Özgürlük Partisi, Kur'anla ilgili film hazırlatıyor . . . ” Milliyet 18. 01. 08

-- Bütün bunları hangi ormana sığdıracaksınız . . . ?

-- “Almanya'da her yıl 12 bin küçük kız çocuğu hamile kalıyor .” Türkiye 12. 01. 08

-- Devenin neresi doğruki mi diyelim . . . ?

-- “ Türkler Dövüyor Çocuklarını Alın . ” Berlin içişleri senatörü Ehrhard Körting . Hürriyet 07. 01. 08.

-- Cevabı size bırakıyorum . . . Ne dersiniz ?

-- AB ülkelerinde her 30 saniyede bir evlilik sona eriyor . Boşananların sayısı yılda bir milyonu aşıyor. Mevcut 13.5 milyon boşananlardan etkilenen çocuk sayısı 21 milyonu buldu . Sabah 29. 09. 07

-- Bu manzaraya ve bu adamların doğrularını (!) sürekli dinlemeğe hazır mısınız ?

-- “Evlilikte 40 yılı deviren Almanların oranı yüzde 3 .” Zaman 25. 09. 07.

-- Türk Aile Yapısı da böyle mi olmalı ?

-- “Almanya'da 14 milyon kişi yalnız yaşıyor. ” Zaman 29. 12. 07.

-- Mezara kadar değil de, pazara kadar olan evliliklerden sultanlar enflâsyonu oluşmuş ; uyum sağlayabilecek miyiz ?

-- Gerçekleştirilen bir kamuoyu araştırmasının sonucuna göre Almanlar kendilerini en düzenli ulus olarak görüyor . . . Milliyet 26. 09. 07

-- Sizce, “ biliyor ve bildiğini de biliyorlar ” mı ?

-- Siz basın menbupları AB konusunda milleti çok fazla şartlandırmadınız mı ?

-- AB yolunda uğradığımız haksızlıkları eleştiren siyasi partilerin oylarının düşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz ?

-- Türk Milletini böylece kilitleyip bırakmak ; ihanet değilse, o zaman ihanet nedir lütfen bir izah yaparmısınız ?

-- AB ile yatıp kalkan sözde “Türk basını ”nın TÜRK BİRLİĞİ nden hiç bahsetmeyişini nasıl okuyorsunuz ?

-- AB' den birilerinin, Ankara yerine Diyarbakır'a gelip gitmesi ; oradan Atatürk Türkiye' sine meydan okuması beni verem etti . . . Siz nasılsınız ?

-- Bir siyasi partimizin AB için Türkiye' nin tavrını özetlemeğe çalışırken : “Onurlu duruş, Onurlu giriş, şahsiyetli bakış, şahsiyetli giriş ” gibi sözleri sizce ne mânâya geliyor ve siz bu konuda hiç yazmayacak mısınız ?

-- Bir kısmımızın ağlamaktan, kimimizin de aşırı gülmekten hep beraber göz yaşı içindeyiz . . . Bu şeytan düğününe benzer hâlimizin tek ilâcı Avrupa Birliğimidir ?

-- Sayın hocam, “ AVRUPA BİRLİĞİNİN NERESİNDEYİZ ? ”

“ AVRUPA BİRLİĞİNİN  NERESİNDEYİZ ? ” ( 2 )

Yılmaz Öztuna Beyefendiye,

Sayın Hocam, zat-ı âlînizi bir Türk milliyetçisi olarak tanırız, hatta bu mânâda merhum Alpaslan Türkeş' in yakın dostunuz olduğunu bir makalenizden de okumuştum. Bu sebepten hareketle siz büyüğümüze geçen sayıdan devamla sorularımı sormağa müsadenizle devam etmek istiyorum.

-- AB' den gelen giden bazı ileri gelenlerin misafir bir devlet adamı gibi değilde, işgal kuvvetleri komutanı gibi konuşmasını dinleyebiliyor musunuz ?

-- Herkesçe bilinen edep fukarası bu mahlûklara bir kere olsun cevap vermeyi siz mi uygun görmüyorsunuz yoksa yazı yazdığınız gazete mi müsade etmiyor ?

-- “ Biz insanları önce aşağılık duygusuna gark ediyor ve sonrada hıristiyanlaştırıyoruz...” şeklindeki misyoner fitnesi açıklamalarını nasıl karşılıyorsunuz ?

-- Hiç bir hıristiyan vatandaşımızın olmadığı mahallelerde apartman kiliseleri açmanın mantığını anlayabilmiş değilim... Siz, bize lütfen anlatır mısınız ?

-- 1960 lı yıllarda buralara gelirken ne dini ve nede millî hiç bir ihtiyacımız hesap edilmeden ; “ Bu insanları oralara ( Avrupa' ya ) yolluyoruz fakat bunlar nasıl ayakta kalacaklar... ” şeklinde düşünülmeden mezbahaneye mal sürer gibi yollanışımızın eleştirisini bir makalenizde okumak nasip olmadı niçin ?

-- Diyanet 1984 ‘lü yıllarda Almanya' ya geldi. Oysa bizler yukarıda da belirttiğimiz gibi 1960’lı yıllarda gelmeğe başladık. O zamanlar eleştiri yazılarınız olduysa ki biz malûm devirlerde çok küçüktük lütfen tekrar yayınlar mısınız ?

-- Şimdi rahmetli olan bir devlet adamımız, bizlerin Avrupa'ya gelmesinin söz konusu olduğu yıllarda devlet idarecilerine verdiği bir raporda: Öncelikle sosyologlarımızı, eğitim elemanlarımızı, din adamlarımızı ve diğer uzmanlarımızı yollayalım onların yapacağı incelemeler ve vereceği raporlar ışığında söz konusu devletlerle masaya oturalım... ” şeklindeki raporunu yine şimdi rahmetli olan tarihçi İlhan Bardakçı hocadan dinlemiştim. Bu devlet adamımızın davranışı o zamanlarda ve bu zamanlarda çok şey ifade etmiyor muydu, etmiyor mu ?

-- “ Dostum ” dediğiniz Alpaslan Türkeş' e ait olan mezkûr rapor hiç dikkate alınmadığı gibi üstelik hayatı boyunca bazı çevrelerce hep faşistlikle suçlanmış olması sizce bir tesadüf müdür ?

-- Hâlâ buradaki çocuklarımızın eğitim durumu içimizi yakar durumda olup, tam bir faciadır. Bu hâl ile ilgili sizler milletimizin aydınları olarak devlet yetkililerine söyleyecek hiç mi sözünüz yoktur ?

-- Buralarda vatanın, milletin, insanlığın yanında yer almış cemiyetler, ocaklar,camiler, ırkçılar tarafından zaman zaman ateşe verilirler veya bombalanırlar. Elçiliklerimizden ve konsolosluklarımızdan diyanetin dışındakilere ne ziyaret, ne taziye, ses seda yoktur. Sessizliğin böylesini
'Bu monşerlerle bizler zaten Avrupa Birliğine girdik' şeklinde yorumluyorum !.. Siz nasıl yorumluyorsunuz ! ?

-- Avrupalı siyasetçiler AKP nin kapatılmasını istemiyorlar. Aynı Avrupanın mahkemeleri AKPnin yapmağa çalıştığı bir kısım işler için ret kararı veriyorlar.
Meselâ başörtüsü konusunda olduğu gibi. Başı ve dibi belli olmayan böyle bir çıfıt çarşısından hangi pusula ile çıkacaksınız ?

-- Türkiye' de yabancılara toprak satmak taraftarı olan siyasi partilerin oyları artıyor.
Toprak satışına karşı olan siyasi partilerin oyları düşüyor veya tamamen meclis dışında kalıyor. Bu manzara Türkiye merkezli olamayacağına göre ve tamamen “ halkın cahilliğidir ” de denilemiyeceğine göre siz bu konuyu neye göre izah ediyorsunuz ?

-- Biz Türkler dost milletiz. Dostluk uğruna şanlı ordumuzun mensupları dünyanın bir çok ülkelerinde Bosna' dan, Afganistan ' a kadar her bölgede görev yapıyor.
Korelilerin istiklâli uğruna bile ölmedik mi ? Nato içindeki bütün görevlerimiz eksiksiz yapılmıştır. Biz Türklerin hep bir yüzü vardır. Fakat dost (!) ların şöylesine ne dersiniz ?

-- “Türkiye' ye adaylık statüsü verilmesi hatadır. Hatta Sevr Anlaşmasının imzalanmış olmasına rağmen Türkiye' nin bölünmemiş olması da bir hatadır ”
Helmut Schmidt, Almanya eski Başbakanı. ATO yayınları. Vatanseverlerin El Kitabı Serisi : 1. Sayfa 50-51.

-- “ Türkiye için bir 'Yugoslavya modeli ' öngörülmektedir ”
Hans Dietrich Genscher, Almanya eski Dışişleri Bakanı. Adı geçen eserden.

-- Hâlâ bugün bile medenîliği, ileri görüşlülüğü, kültürlülüğü, insan olmayı Avrupalılıkla eşdeğer kabul eden akıl fakirlerine, andavallılara, nesli bön, aptal ve salaklara ; milletçe ikiyüz arada ve ikiyüz derede kaldığımız şu günlerde hiç mi bir şey demiyeceksiniz ?

“ AVRUPA BİRLİĞİNİN  NERESİNDEYİZ ? ” ( 3 )


Yılmaz Öztuna Beyefendiye,

-- Sayın Hocam ; ülkemizde okumayan, yazmayan, dinlemeyen, dinlesede anlamayan, magazinle meşgul, medya ya kul, teslimiyetçi ve içi bomboş bir ahali oluşturuluyor. Böyle bir neslin türemesi kim için, kime göre ve kim tarafından besleniyor lütfen yazar mısınız ?

-- “ Yetişen bu koka kola kuşağı ” nda ne zaman kırılma başlayıp, Türk Nesli ' ne geçiş olacaktır. Gidişat sizi ürkütmüyor mu ?

-- Buradaki neslimiz “ Heute cüs morgen nix ” şakılarıyla büyüyor. Türkiye' dekilerin hâlini sizlerde görüyorsunuz ve neler düşünüyorsunuz yazar mısınız ?

-- Alt kimliklerimizi sürekli kaşıyan, kurcalayan, yeraltı faaliyetleri yürüten, bunları demokrasi, insan hakları gibi kelimelerle süsleyen fitne ve fesat şirketlerinin ipliğini, kimliğini ne zaman pazara süreceksiniz ?

-- Nerede bir sıkıntımız varsa orada mutlak kör şeytanlar enflâsyonu vardır. Bu şerefsizlere ne zaman besmele çekeceksiniz ?

-- Türklüğe hakaret, AB baskısıyla ve müsait AKP tarafından çıkarıldı. AB ülkelerinde aynı kanun en sert şekliyle hükmünü ( haklı olarak ) sürüyor. Bunun ne mânâya geldiğini anlayabilmiş değilim, lütfen anlatır mısınız?

-- Patrikhane ayan aşikâr siyasetle meşgul oluyor ve Lozan Anlaşmasını tanımıyor. Ekümeniklik zırvasıyla Lozan'ı tamamen delip, devre dışı bırakmakla işi iyice azıttılar. Bütün bunlar AB melankolisi ( karasevda ) sebebiyle değildir diye bilir misiniz ?

-- Denetimi devletin elinde olmayan okullar açılmak istenmektedir... Heybeliada Ruhban Okulu gibi. Dünyanın neresinde buna benzer bir okul mevcuttur ?
Sizce böyle bir okul açılmalı mı ?

-- İftihar vesilesi olan güzelliklerimiz ve değerlerimiz hangi kültür değerleri yüzünden utanç vesilesi sayılmağa başlandı... ?

-- İğdiş edilmiş ve emperyalizmin uşağı hâline gelmiş yazılı ve görüntülü malûm yayın kuruluşlarının imani bir dâvâ hâline getirdiği onun bunun kölesi olma mese lesi hepten çığırından çıkmış bulunuyor. Tesettürlüdür diye bazı hekimlerin ve hastahanelerin kabül etmediği hanımefendilerin feryatlarını sizde takip ediyorsunuz. Gittikçe uçurumlaşan kültür farklılıkları yüzünden yarınlarda ( Rabbim korusun ) bir kısım çatışmaların çıkmayacağına kimler garanti verebilir ? Böyle bir hadise vaki olursa, bundan Türk Milleti zararlı çıkacağına göre; bu filtresiz modernlikten kimler kârlı çıkacaktır ?

-- “Milletler mezarlığı ” denilen, Türkiye gibi çok tehlikeli bir coğrafyadaki gidişat sizce normal mi ?

-- Sanayi kuruluşlarımızdan bir kısmı yüksek kârlar yapıyor olmasına rağmen ve yine bir kısmının stratejik önemi büyük olmasına rağmen yalan yanlış rotalar uğruna yine birilerine şık görünme adına hovardaca satılmasını gerçekten Türklüğe hizmet edildiğini kabul ettiğinizden mi ses çıkarmıyorsunuz ?

-- AB, Kıbrıs, sunî Ermeni meselesi, Ege meselesi, Terör, Kıbrıslı Rumların birliğe alınıp, Türkiye' nin kümesi büyüklüğündeki G. K. R. Y' ne sürekli verilen kozlarla Türkiye ' nin elini ve kolunu bağlatanları yani Bozkurt' u tilkiye boğduranları ne kadar samimi buluyorsunuz ?

-- Bunlar gibi daha bir çok içteki ve dıştaki millî meselelerimizde istediğimiz sonucu asır gelmiş geçmiş olmasına rağmen alamayışımızı ' tamamen Türkiye'yi yönetenlerin beceriksizliğidir ' demek yanlış olacağına göre ; devamlı 250 kg da tutuluşumuzda hangi beşinci kolların ve altıncı ellerin rolleri vardır ?

-- AB içindeki Batı Trakya Türklüğü' nün hâlâ azınlık haklarından ve insan haklarından mahrum bırakılmış olması ve buna rağmen Yunanistan'a AB' den etkili bir ikazın yapılmıyor olması AB samimiyeti konusunda size neler hatırlatıyor ?

-- Batıcı Sultanlarımızdan 2 Mahmut; batının şapkası, giyimi, kuşamı, kılığı kıyafetiyle pek fazla meşgul olduğundan tatlı su solcularından methiyecisi pek fazladır. Fakat, “ Yerli sanayinin en mühim ve bir çok dallarını mahvetti ” ( Stefanos Yerasimos. Az gelişmişlik sürecinde Türkiye ) şeklinde yazanlarda olmasına rağmen hiç dile getirilmeyişlerindeki sebep sizce ne olabilir ?

İndim, seyran ettim Frengistan'ı ;
İlleri var, bizim ile benzemez.
Güzelleri şarkı söyler çığrışır ;
Dilleri var, bizim dile benzemez. ( Karacaoğlan )

O zamanlar öyle olduğu doğru,
Şimdi ilimizin farkı kalmadı.
Teşekkür yerine “ mersi ” diyoruz ;
Artık dilimizin farkı kalmadı.

Foyası yerinde kokusu yoktur
Oyası yerinde kokusu yoktur
Boyası yerinde kokusu yoktur
Gayrı gülümüzün farkı kalmadı...

UTANMAYANIN SEFASI VARDIR...(1)

  Geçtiğimiz Nisan ayında Hürriyet Gazetesinde Komünist Çin’inin Türkiye Büyükelçisi :   “ Mustafa Kemal,  denince Çin’ de akan sular durur.”  demiş.

Sayın Mustafa  ( kardeşim ) Şen,    “ Çinli Büyükelçi Hangi Kemal’ den Bahsetti acaba ? ”  başlıklı yazısıyla,  Çinli elçiye hak ettiği cevabı vermişti.12.04.06 www.bilgihikmet.com 

29.09.06 tarihli Türkiye Gazetesinde ise bu sefer de,  yeni göreve başlayan Komünist Çin’in İstanbul Başkonsolosu Zhang Zhiliang,  bir beyanat vermiş ve demişki :         “ Karşılıklı öğrenecek çok şeyimiz var.”   Yani, Türkiye’nin Komünist Çin’den,  Komünist Çin’in de Türkiye’ den öğrenecek çok şeyleri varmış... 

Aziz okuyucularım !   Suç yapmış olan insanların, elbetteki medeni, ahlaki, insani ölçüler içinde olmak şartıyla cezalandırılması normaldir. Bu, dünyanın hemen hemen her yerinde böyledir. Fakat,  böyle olmayan dünyadaki tek istisnası Komünist Çin’dir.    

Tarihten günümüze işkencesiyle meşhur olmuş bir devletin;  işkenceyi karakteri hâline getirmiş bir devletin;  sürekli olarak insan hakları kuruluşlarından sıfır not alan bir devletin; aldığı sıfırları âdeta iftihar vesilesi kabül eden bir devletin resmi mensuplarının dünyanın her tarafında sırıtarak  “ Bizden öğreneceğiniz çok şeyler var “   diye ahkâm kesmesi insan olan insan da   tahammül hudutlarını resmen dinamitliyor vesselâm... 

Elimizde bir yığın işkence fotoğrafları var.  İşkencesi ile dünya ya  ün salmış Komünist Çin Devleti ‘ nin  resmi görevlileleri tarafından icra edilen,  işkenceyi sanat hâline getirmiş Çinlilerin  bu vahşet sahnelerinin fotoğraflarını bile görmek  bizi insanlığımızdan iğrendirdi...   

Komünist Çin  işgalindeki  kadim yurdumuzda,  Aziz  Doğu Türkistan’ ımızda  Uygur Türklerine,  kan ve din kardeşlerimize  ( veya herhangi bir insana veya canlıya ) reva görülen bu alçakça,  bu rezilçe  ve bu şerefsizce  vahşeti midem bulanarak ve kusarak lânetliyorum.   

Bay  Zhang  Zhiliang,  Çinlilerin millî fıtratına uygun olan vahşet,  zülum ve işkenceyi,  biz Türklerin öğrenmesi gayrı mümkün bir meseledir.  Zira,  Türk  karakteri buna müsait deyildir.  Boşuna uğraşmayın öğretemezsiniz,  öğrenemeyiz... 

Ancak ;  aşağıda listesini okuyacağınız  Çin işkenceleri ‘ ni  YAPMAMAYI Türklerden öğrenmenizi millî yapınız mümkün kılar mı  bilemiyorum...  Şimdi elimizde fotoğrafları saklı bulunan Çin millî sanatından örnekler okuyacaksınız... 

01 -  İnsanın  sağ baldırından demiri sokup,  sol koltuk üstünden çıkarmak...

02 -  İnsanı  tek kolundan köşeye asmak ve kürekle dövmek. 

03 -  İnsanı  her iki elinden köşeye zincirlemek ve kafasına değnekle vurmak.

04 -  İnsanı soyup,  ellerini,  ayaklarını bağlayıp ve vücudunu sivri bıcaklarla yüzlerce yerinden delmek...

05 -  İnsanın ellerini, ayaklarını ve ağzını bağlayıp,  her iki burun deliğine birer sigara sokup ve sigaraları yakıp bırakmak...

06 -  İnsanı her iki elinden köşeye asıp öylece ölüme terketmek.

07 -  İnsanı ellerinden ve ayaklarından sıkıca sandalye ye  bağlayıp, kafasından  ceryan vermek.

08 -  İnsanı soyup, vücudunu iplerle sıkı sıkıya bağlayıp kan dolaşımını durdurarak ölüme  terketmek.

09 -  İnsanları bir araya toplayıp, birini feci şekilde döverek,  diğerlerine seyrettirmek.     

10 -  İnsanı sırtı duvara dönük olarak iki elinden ve bir bacağın bağlayıp askıda ölüme terketmek.

11 -  İnsanın ellerini arkadan ayakları ve dizleriyle beraber sıkıca top eyleyerek bağlayıp ve bu hâliyle yuvarlayıp top oynamak,  yorulunca da  üzerine  oturmak.

12 -  İnsanın ayaklarını,  dizlerini gövdesini ve kollarını yüsyuvarlak birbirine sıkıca bağlayıp ensesinden ceryan vermek.

13 -  İnsanın  dizlerini ayrı ayrı büküp bağlamak ve her iki bağlı dizlerinin ara sına  kafasını tamamen aşağıya eğip, ayaklarına bağlayıp bırakmak.

14 -  İnsanın ağzına beton dökmek ve bantlayıp, öylece ölüme terketmek.

15 -  İnsanın ağzına su ile karıştırılmış asit döküp,  zülmederek öldürmek.

16 -  İnsanın  ağzını bez parçalarıyla tıkayıp, sıkıca bağladıktan sonra bütün vücudunu da  sıkıca  iple bağlayıp,  çekiçle göğsüne vurmak...

17 -  İnsanın  tınaklarının altına çiviler çakmak.

18 -  İnsanı bir metre yüksekliğinde dört ayak üzerine konulmuş bir demir üzerinden  eğerek kafası yere sürünecek vaziyette  ayaklarıyla bağlamak ve öylece ölüme terketmek.

19 -  İnsanı yüzüstü yatırıp,  üzerine oturarak,  kollarını tersten kafa istikametine  doğru zorlayarak  yavaş yavaş kırmak.

20 -  İnsanın ağzına ceryan kablosunu sokarak ceryan vermek.

21 -  İnsanı bileklerinden sıkıca bağlayıp bırakmak ve böylece kan dolaşımını durdurarak kangren olmasını temin etmek.

22 -  İnsanın ellerini ve ayaklarını arkadan bağlayıp,  kafasını da  bir demire bağlayıp, öylece ölüme terketmek.

23 -  İnsanı yüzüstü betona yatırıp,  kafasının üstüne çıkmak...

24 -  İnsanı su dolu büyük kovalara elleri ve ayakları birbirlerine bağlı olarak başı su  içinde,  bağlı el ve ayakları su dışında kalacak şekilde  bırakmak ve bazan nefes almasına müsade etmek,  bazan  etmemek ve böyle böyle boğup bırakmak.

25 -  İnsanı çırılçıplak soyup,  vücudunu dışarıda,  kafasını su dolu kovanın  içinde tutmak ve bunu defalarca tekrarlayarak su da  boğmak.

26 -  İnsanın  ayak parmaklarını alttan eklem yerlerinden yarıya kadar kesip bırakmak.Ve  ayaklarının altını ceşitli yerlerinden delmek.

27 -  İnsanın el parmakları aralarına birer çıta yerleştirip,  parmakları sıkıca  bağladıktan  sonra da  çıtaları testere gibi bir ileri bir geri çekerek  zülmetmek.

28 -  İnsanı yüksek bir yere boğazından bağlayıp ve uzun süren bir zülumle öldürmek.

29 -  İnsanın vücudunu törpü ile törpülüyerek,  yara bere içinde bırakmak ve bunu sık sık yaparak  mazlumu canından bezdirerek ölümünü sağlamak.

30 -  İnsanı soyup bir kaç yerden aynı anda ceryan vererek vücutta yanmalar ve büyük yaralar açmak.

31 -  İnsanın ağzına hortumla basınçlı su vererek boğmak.

32 -  İnsanın ellerini,  dirseklerini arkaya bükerek bağlayıp ve öylece asıp uzun vade de   ölüme terketmek.

33 -  İnsanın ellerini arkadan bağladıktan sonra sırtına ağır bir yük bağlayıp, aç  ve susuz  kaderine terketmek...

34 -  İnsanın ellerini ve ayaklarını bağlayıp,  gözlerini çöp doldurup ve öylece bırakmak.

35 -  İnsanı sırt üstü yatırıp,  sulandırılmış acı biberi hortumla burun deliklerine basmak.

36 -  Çarmıhlara gerip,  günlerce dayaktan geçirip ve günlerce aç, susuz bırakarak  öldürmek.

37 -  İnsanın ağzına iki uçu dışarıda kalacak şekilde bir değnek koyup,  sonra bunun geri çıkmamasını temin için her taraftan sıkıca bantlayıp ve bağladıktan sonra her iki taraftan teğneği aşağı, yukarı, sağa ve sola siddetli bir şekilde hareket ettirerek dişler,  çene ve boyun kırılır...

38 -  İnsan çarmıha gerilir ve ağzına bir kazık sokulup,  karıştırılarak dişleri dökülür...

39 -  İnsan çarmıha gerilir sonra vücuduna bir kaç yerden demir çubuklar sokulur ve bu çubuklara ceryan verilir...

40 -  İnsanı kollarından darağacına asıp ölüme terk etmek...

41 -  İnsan sandalye ye oturtturulur,  kafasına da demir bir kova geçirilir ve bu kovaya iki kişi tarafından demir sobalarla vurulur...

42 -  İnsanın elleri ayaklarının ucuna yapıştırılır,  iki kat hâline sokulur ve üzerine sıra   ile  oturulur.

43 -  İnsan  yüzüstü yatırılır,   üzerine  en az dört kişi çıkar ve bu zülum sürer gider.

44 -  İnsanın elleri arkadan bağlanır,  boynuna bir kaç kalıp beton asılır ve beton yığını ayaklarının üstüne bırakılır.  Ayaklarını kurtarmak için beton yığınını ayağa kaldırması gerekir,  ayağa kaldırsa boyun gücü yetmeyecektir...  Boynu  ile ayakları arasında  ölüme terkedilir...

45 -  İnsan kollarından tavana asılır ve bazan dövülür  bazanda vahşi köpeklerin insafına bırakılır...

46 -  İnsan çırılçıplak soyulur,  su dolu büyük kovanın içine kafasının üstüne bırakılır.

47 -  İnsanın göz kapaklarına alttan ve üstten kuvvetli yapışkan bantlar yapıştırılıp, aksi istikametlere doğru çekilerek uçlar cene altına ve başın üstüne  yapıştırıldığında gözler sürekli açık kalır...

48 -  İnsan sırtüstü yatırılır ve ayak parmaklarının arasına sigaralar yerleştirilip yakılır.

49 -  İnsan çırılçıplak soyulur,  birkaç kişi tarafından kırbaçlarla yara bere içinde  kalıncaya kadar dövülür.

50 -  İnsan birkaç kişi tarafından ortaya alınıp değneklerle dövülerek öldürülür.

51 -  İnsan ellerinden, ayaklarından çarmıha gerilir ve boynuna bir el değirmeni taşı asılır...

52 -  İnsan  sandalye ye bağlanır ve ağızdan ceryan verilir.

53 -  İnsan  hareketsiz hâle getirilir... Ve pense ile parmak uçları kemikleriyle  beraber sıkıştırılarak patlatılır.

54 -  İnsanın elleri,  ayakları bağlanıp kafasına çuval geçirilir ve kafasına deyneklerle rasgele vurulur...

 Sayın okuyucum!  Bütün bu Çin İşkencelerinin; yukarıda da belirttiğim gibi fotoğrafları elimizde olduğu gibi ayrıca yıllardır görüştüğüm yüzlerce de  şahitleri vardır... Daha fazla bilgi için bakınız: İstiklâl Gazetesi. Eylül 2006. Sayı 26. Ayrıca,  Dinmeyen Kan Doğu Türkistan -  Şen Ozan.

İnsan eti nasıl pişer

Çinden öğrenmeliymişiz

Ciğerleri nasıl şişer

Çinden öğrenmeliymiziz

 

İnsanı boruyla delmek

Ve bu hâlden neşe almak

Geçip karşısında gülmek

Çinden öğrenmeliymişiz. 

 

UTANMAYANIN SEFASI VARDIR...(2)

 

Her milletin kendine has özelikleri varr. rkler kahramankla, kuvvetli aile bla, misafirperverlikleri, mertlikleri, namus, şeref ve haysiyetleriyle tanınırlar. Uzak du sporladeyince akla ilk gelen Japonlarr. Almanla ele aldığımızda düzgün ekonomileriyle hatırlarlar. Ticaret denince hemen Yahudiler düşünülür. Çinliler ise işkenceleriyle dünyaya nam salmışlarr. Tarihte en eski komşumuz Çinlilerin karakteri için Bilge Kan'ı dinleyelim :

 

" İnsanları etkilemek için sözleri çok  tatlı olan Çinlilerin ipekli kumları da  yumuşak imiş. Bunları kullanarak Çin'in dışında  yaşayan yabancı milletleri kendi tesirleri altına sokarlar ve yakınlaştırırlarmış. Böylece Çin'le yakınlan   kavimleri arasına fesat tohumlarını kolayca yayarlarmış. Bunların içindeki cesur iyi ve alkilerin yükselmesini engeller, her hangi biri suç işlerse onu cezalanrmazlar imiş. Neticede o toplumu bunalıma sürüklerlermiş. Sonra onu cezalandırırlarmış. T ürk halkı da Çinlilerin tatsözlerine ve yumuşak ipekli kumaşlarına kanmış, neticede çok ölü vermişti.    

 

Doç. Dr. Ahmet Taşağıl. Bilge  Kan Vasiyeti.sayfa'6. Turan Kültür Vakİstanbul  1996

  

" Çin milleti hilekâr ve sahtekâr oldu için, küçük kard  ve k kardi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılık çektirdiği için T ürk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kan yaptığı kanını kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek evlâdını kul l, hanımk kız evlâdını cariye kıldı.   ( Bilge Kan abidesinin doğu yüzünden ) 

 

Prf. Dr. Muharrem Ergin. Orhun Abideleri.

 

 “ Düşmana merhamet halka zulümdür "   Mao T se T ung

 

r dünyaya hicret etmiş Durkistan’lı Müslüman soydlarımızdan yıllarr dinlediğim al almaz Çin işkenceleri’ nin bir smını ibre t listesi hâlinde okuyuculama sunuyorum.

  

1.   İnsanları can can kuyulara doldurup, ölüme     te rk etmek.

 

2.   İnsanların tenasül uzuvlarını, burun ve  kulaklarını kesip,  ağzına kamak .

 

3.   İnsanları ayaklandan asarak ölüme terk etme k .

 

4.  İnsanlara "ark ölüm vaktiniz geldi, hadi son ibadetinizi yapınız " deyip,  namaz lmak için tebbüs edenlere,   " Söyleyin bakalım namaz kılmayı size kimler öğretti "    diye re k kence  yapmak.

 

5. İnsanların me zarlarını kedilerine   kazdırmak. . .

 

6.  İnsanları can can yakmak.

 

7.  İnsanlar çırılçıplak soyulur,  birbirlerine bağlanır aç, susuz öylece ölüme terkedilir.

 

8.  İnsanların kanla delinir içine taş, toprak ve pislik konulur. . .

 

9.   Kadınlan memeleri kesilir, bunlarla top oynar ve yanlana da mecburi oynattırılır . . .     

 

10. Katledilen  insanların  kanla diğerlerine içirilir.. .

 

11. Sivri kaklan ucu rndan çıkacak şekilde karnından insanlara sokulur.

 

12. İnsanları araban arkana iple blap, sürüklemek ve kan içinde bırakmak.

 

13. İnsanı iki arabaya birer bacağından blaparabala farkistikametlere hareket ettirip, bacaklarını ayırmak .

 

14. Bekâr kız ve erkekleri kısırlaştırmak.   " Hoten şehrinde 27 bin  kan-erkek kısırlaştırıl"   Ahmet Kabak. Türkiye. I2.02.I998

 

15. Uzun zaman rakmak, sonra çok tuzlu yiyecekler vermek. Susanca da uzun zaman susuz rakmak . . .

 

16. İnsanı uzun zaman yalnız başına hücrede bırakmak . . .

 

17. Fazla vakit hücrede ralanlar ölmez veya çıldırmazsa, yürüyebilmeleri tekrar sağlıklana kavmaları çok süre ar.

 

18. İnsanlar  küçük sanklara iki büklüm hâlinde katlanarak konur ve ölünceye kadar öylece rakılır . . .                 

 

19. İnsanları pislik dolu kuyular üstüne konulm ayak genlindeki odunlar üzerinde tek ayakla uzun zaman bekletmek.  Dengesi bozulup düşenlerin yaşama şanyoktur. . .

 

20. İnsanları yaz, kış hava şartlarını dikkate almadan çalıştırmak.

 

21. İnsana dört saatten fazla uyku uyutmamak. . .

 

22. İnsanlar, gidecekleri her yere ayakları birbirlerine zincirle bağlı olarak gider gelirler . . .

 

23. İnsanı bel hizasındaki su içinde elleri bağlı olarak lanlarla iç  e bırakmak . . .

 

24. İnsanı baz  hizasındaki pis su içinde ölüme terk etmek . . .

 

25. İnsanı su cezalanda elleri ayakla bağlı olarak aç  bıralmış sıçanlara ve vai baklara  (muhtemelen Piranha )   parçalatmak, yedirmek.

 

26. İnsan  ( Müslümansı ) zorla domuz eti yedirmek . . .

 

27. İnsana sorgulamalarda  (üç yıl devam edeni vardır)  hep ay soruyu    sorarak canından bezdirmek .

 

28. İnsanı hiç bir ziyaretçisi ile görüştürmemek . . .

 

29. İnsanları köpek veya aslanlara parçalatrmak .

Erkek ve kanlar aynı yerlerde yatırılır. . .

 

30. İşkencelerin tamamında  " kan - erkek itli “  ne dikkat edilir. Yani kanlarda ay kenceden geçirilir( Komünizmin sınıfsız düzeni . . . )