“AVRUPA BİRLİĞİNİN
NERESİNDEYİZ ?” (1)
Yukarıdaki başlık Prf. Yılmaz Öztuna' nın, 08. 02. 08 tarihli Türkiye
(Avrupa baskısı) gazetesindeki makalesinin başlığıdır.
Sayın hocam, kitaplarınızı okumuş ve yazılarınızıda okuyan bir insan olarak
; mezkûr makalenizin başlığını zat-ı âlînize soru olarak tevcih etmek
istiyorum .
-- Sizi, Avrupa Birliği taraftarı olarak bilir, ona göre okur ve saygı
duyarım.
-- AB' ne girmekle yurdumuzun, milletimizin maddi mânâda bir takım faydaları
olacağına bende sankî biraz inanır gibiyim . . . Zat-ı âlînizde konuya zaten
hep bu cepheden bakar gibisiniz .
-- Elbetteki bu meselenin bir çok boyutları olduğu muhakkaktır . Bunları
bugüne kadar tek tek enine boyuna, artısıyla eksisiyle, faydasıyla
zararıyla, ne getirecek ne götürecek diye bir bir yazmanız gerekmez miydi ?
-- Ömür boyu tarih ilmiyle iştigal etmiş, mesleğinin zirvesindeki bir ilim
adamımızdan böyle bir yaklaşımı, incelemeyi, tetkiki, tahkiki, tahlili,
batılı tabirle “ analiz ” beklemek sizi bağrından çıkarıp yetiştiren Türk
Milletinin hakkı değil midir ?
-- İlim adamlarımız kılı kırka yarmak zorunda değil midir ?
-- Eline her kalem alan konunun sadece maddi tarafıyla ilgileniyor .
Doğrumudur ?
-- AB yolunda hesabımızın tamamı 2 + 2 nin toplamıyla mı başlayıp bitmelidir
?
-- Hayat sırf matematik midir. Matematik dışında başka şeyler düşünülmemeli
mi ?
-- Bir milletin kaderiyle ilgili kararlar verilirken, maliyet hesaplarının
dışında başka şeylere kulak asmamalımıyız ?
-- “ Türklerin değerlerine bağlılığı Almanlara örnek olsun . Türk toplumunun
bir çok özelliğine gıpta ile bakıyorum . ” Christian Wulf, Aşağı Saksonya
eyaleti Başbakanı . Zaman 19. 12. 07
-- Sayın Başbakanın veciz sözleriyle ilgili neler düşünüyorsunuz ?
-- “ Sözde Ermeni soykırımı ” nı bir kısım siyasi hasapları dolayısıyla
tanıyanlarla çift direksiyonlu bir arabayı AB içinde nasıl kullanacağız ?
-- Çıkar hesapları dolayısıyla Ermeni meselesini bir türlü siz tarihçilerle
oturup konuşmayanlarla hangi sabırla aynı AB masasında oturabileceğiz ?
-- Aksine Ermenilerin, “ TÜRK SOYKIRIMI ” yaptığını yabancı tarihçiler yazıp
çiziyorlar, sırf bunları toplayıp AB mensubu dostlarımıza ne zaman
sunacaksınız ?
-- The Times . 2020 lerde Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda kurulacak bir
devletten bahsediyor . . . Milliyet 03. 06. 06
-- Nato müttefiklerimizi ve gelecekte de AB ortaklarımız olması için
kaleminizi esirgemediğiniz dostlarımızın bu hâlini nasıl okuyorsunuz ?
-- PKK terör teşkilatını al bebek gül bebek besleyenlerle, AK ve KARA nın
tanımı noktasında hangi AB masasında nasıl anlaşacağız ?
-- PKK' yı terörist olarak tanımayan AB Yüksek Adalat Divanı 'nın ; AB ne
girdiğimizde bu perişan divanın adalet adına hangi tarafında oturacağız ?
-- 29. 05. 1993 tarihinde Almanya' nın Solingen şehrinde 5 insanımızı yakıp
kül edenler ; okullar için hazırlanmış bir ders kitabında övülüyorlar. Sabah
17. 03. 08.
-- Bu kitabı okutmakta inat ederlerse ; çocuklarımıza okutalım mı
okutmayalım mı ?
-- “ Siyasetçilerin Uyumdan Anladığı Asimilasyondur . ” Şehir sosyolojisi
dalında dünyaca tanınmış sosyal bilimci Prf . Dr. Hartmut Haeussermann .
Zaman 22. 12. 07.
-- En üst seviyeden politikacılar bile bunun aynen ( Prf. Hartmut'un dediği
gibi ) böyle olduğunu kendi ağızlarından ifade ediyorlar . . . Demokrasi
adına oturup ağlamamız gerekmez mi ?
-- Misal mi istiyorsunuz . Buyurun : “En iyi uyum asimilasyon.” Kristina
Köhler. Almanya-Federal Meclis İçişleri Komisyonu Üyesi. Hürriyet 29.03.07
-- “ En iyi uyum asimilâsyondur . ” Almanya - İçişleri eski Bakanı Otto
Schily. Hürriyet 28. 06. 2002.
-- “ Almanya'da Cami Karşıtları Partileşiyor . ” Milliyet 01. 01. 08.
-- Bunun adı cinnet olduğuna göre bu kadar hastayı nasıl tedavi edeceğiz !?.
.
-- “ Daha evvel Kur'an' ın yasaklanmasını isteyen Hollandalı Özgürlük
Partisi, Kur'anla ilgili film hazırlatıyor . . . ” Milliyet 18. 01. 08
-- Bütün bunları hangi ormana sığdıracaksınız . . . ?
-- “Almanya'da her yıl 12 bin küçük kız çocuğu hamile kalıyor .” Türkiye 12.
01. 08
-- Devenin neresi doğruki mi diyelim . . . ?
-- “ Türkler Dövüyor Çocuklarını Alın . ” Berlin içişleri senatörü Ehrhard
Körting . Hürriyet 07. 01. 08.
-- Cevabı size bırakıyorum . . . Ne dersiniz ?
-- AB ülkelerinde her 30 saniyede bir evlilik sona eriyor . Boşananların
sayısı yılda bir milyonu aşıyor. Mevcut 13.5 milyon boşananlardan etkilenen
çocuk sayısı 21 milyonu buldu . Sabah 29. 09. 07
-- Bu manzaraya ve bu adamların doğrularını (!) sürekli dinlemeğe hazır
mısınız ?
-- “Evlilikte 40 yılı deviren Almanların oranı yüzde 3 .” Zaman 25. 09. 07.
-- Türk Aile Yapısı da böyle mi olmalı ?
-- “Almanya'da 14 milyon kişi yalnız yaşıyor. ” Zaman 29. 12. 07.
-- Mezara kadar değil de, pazara kadar olan evliliklerden sultanlar
enflâsyonu oluşmuş ; uyum sağlayabilecek miyiz ?
-- Gerçekleştirilen bir kamuoyu araştırmasının sonucuna göre Almanlar
kendilerini en düzenli ulus olarak görüyor . . . Milliyet 26. 09. 07
-- Sizce, “ biliyor ve bildiğini de biliyorlar ” mı ?
-- Siz basın menbupları AB konusunda milleti çok fazla şartlandırmadınız mı
?
-- AB yolunda uğradığımız haksızlıkları eleştiren siyasi partilerin
oylarının düşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz ?
-- Türk Milletini böylece kilitleyip bırakmak ; ihanet değilse, o zaman
ihanet nedir lütfen bir izah yaparmısınız ?
-- AB ile yatıp kalkan sözde “Türk basını ”nın TÜRK BİRLİĞİ nden hiç
bahsetmeyişini nasıl okuyorsunuz ?
-- AB' den birilerinin, Ankara yerine Diyarbakır'a gelip gitmesi ; oradan
Atatürk Türkiye' sine meydan okuması beni verem etti . . . Siz nasılsınız ?
-- Bir siyasi partimizin AB için Türkiye' nin tavrını özetlemeğe çalışırken
: “Onurlu duruş, Onurlu giriş, şahsiyetli bakış, şahsiyetli giriş ” gibi
sözleri sizce ne mânâya geliyor ve siz bu konuda hiç yazmayacak mısınız ?
-- Bir kısmımızın ağlamaktan, kimimizin de aşırı gülmekten hep beraber göz
yaşı içindeyiz . . . Bu şeytan düğününe benzer hâlimizin tek ilâcı Avrupa
Birliğimidir ?
-- Sayın hocam, “ AVRUPA BİRLİĞİNİN NERESİNDEYİZ ? ”
“ AVRUPA BİRLİĞİNİN
NERESİNDEYİZ ? ” ( 2 )
Yılmaz Öztuna Beyefendiye,
Sayın Hocam, zat-ı âlînizi bir Türk milliyetçisi olarak tanırız, hatta bu
mânâda merhum Alpaslan Türkeş' in yakın dostunuz olduğunu bir makalenizden
de okumuştum. Bu sebepten hareketle siz büyüğümüze geçen sayıdan devamla
sorularımı sormağa müsadenizle devam etmek istiyorum.
-- AB' den gelen giden bazı ileri gelenlerin misafir bir devlet adamı gibi
değilde, işgal kuvvetleri komutanı gibi konuşmasını dinleyebiliyor musunuz ?
-- Herkesçe bilinen edep fukarası bu mahlûklara bir kere olsun cevap vermeyi
siz mi uygun görmüyorsunuz yoksa yazı yazdığınız gazete mi müsade etmiyor ?
-- “ Biz insanları önce aşağılık duygusuna gark ediyor ve sonrada
hıristiyanlaştırıyoruz...” şeklindeki misyoner fitnesi açıklamalarını nasıl
karşılıyorsunuz ?
-- Hiç bir hıristiyan vatandaşımızın olmadığı mahallelerde apartman
kiliseleri açmanın mantığını anlayabilmiş değilim... Siz, bize lütfen
anlatır mısınız ?
-- 1960 lı yıllarda buralara gelirken ne dini ve nede millî hiç bir
ihtiyacımız hesap edilmeden ; “ Bu insanları oralara ( Avrupa' ya )
yolluyoruz fakat bunlar nasıl ayakta kalacaklar... ” şeklinde düşünülmeden
mezbahaneye mal sürer gibi yollanışımızın eleştirisini bir makalenizde
okumak nasip olmadı niçin ?
-- Diyanet 1984 ‘lü yıllarda Almanya' ya geldi. Oysa bizler yukarıda da
belirttiğimiz gibi 1960’lı yıllarda gelmeğe başladık. O zamanlar eleştiri
yazılarınız olduysa ki biz malûm devirlerde çok küçüktük lütfen tekrar
yayınlar mısınız ?
-- Şimdi rahmetli olan bir devlet adamımız, bizlerin Avrupa'ya gelmesinin
söz konusu olduğu yıllarda devlet idarecilerine verdiği bir raporda:
Öncelikle sosyologlarımızı, eğitim elemanlarımızı, din adamlarımızı ve diğer
uzmanlarımızı yollayalım onların yapacağı incelemeler ve vereceği raporlar
ışığında söz konusu devletlerle masaya oturalım... ” şeklindeki raporunu
yine şimdi rahmetli olan tarihçi İlhan Bardakçı hocadan dinlemiştim. Bu
devlet adamımızın davranışı o zamanlarda ve bu zamanlarda çok şey ifade
etmiyor muydu, etmiyor mu ?
-- “ Dostum ” dediğiniz Alpaslan Türkeş' e ait olan mezkûr rapor hiç dikkate
alınmadığı gibi üstelik hayatı boyunca bazı çevrelerce hep faşistlikle
suçlanmış olması sizce bir tesadüf müdür ?
-- Hâlâ buradaki çocuklarımızın eğitim durumu içimizi yakar durumda olup,
tam bir faciadır. Bu hâl ile ilgili sizler milletimizin aydınları olarak
devlet yetkililerine söyleyecek hiç mi sözünüz yoktur ?
-- Buralarda vatanın, milletin, insanlığın yanında yer almış cemiyetler,
ocaklar,camiler, ırkçılar tarafından zaman zaman ateşe verilirler veya
bombalanırlar. Elçiliklerimizden ve konsolosluklarımızdan diyanetin
dışındakilere ne ziyaret, ne taziye, ses seda yoktur. Sessizliğin böylesini
'Bu monşerlerle bizler zaten Avrupa Birliğine girdik' şeklinde yorumluyorum
!.. Siz nasıl yorumluyorsunuz ! ?
-- Avrupalı siyasetçiler AKP nin kapatılmasını istemiyorlar. Aynı Avrupanın
mahkemeleri AKPnin yapmağa çalıştığı bir kısım işler için ret kararı
veriyorlar.
Meselâ başörtüsü konusunda olduğu gibi. Başı ve dibi belli olmayan böyle bir
çıfıt çarşısından hangi pusula ile çıkacaksınız ?
-- Türkiye' de yabancılara toprak satmak taraftarı olan siyasi partilerin
oyları artıyor.
Toprak satışına karşı olan siyasi partilerin oyları düşüyor veya tamamen
meclis dışında kalıyor. Bu manzara Türkiye merkezli olamayacağına göre ve
tamamen “ halkın cahilliğidir ” de denilemiyeceğine göre siz bu konuyu neye
göre izah ediyorsunuz ?
-- Biz Türkler dost milletiz. Dostluk uğruna şanlı ordumuzun mensupları
dünyanın bir çok ülkelerinde Bosna' dan, Afganistan ' a kadar her bölgede
görev yapıyor.
Korelilerin istiklâli uğruna bile ölmedik mi ? Nato içindeki bütün
görevlerimiz eksiksiz yapılmıştır. Biz Türklerin hep bir yüzü vardır. Fakat
dost (!) ların şöylesine ne dersiniz ?
-- “Türkiye' ye adaylık statüsü verilmesi hatadır. Hatta Sevr Anlaşmasının
imzalanmış olmasına rağmen Türkiye' nin bölünmemiş olması da bir hatadır ”
Helmut Schmidt, Almanya eski Başbakanı. ATO yayınları. Vatanseverlerin El
Kitabı Serisi : 1. Sayfa 50-51.
-- “ Türkiye için bir 'Yugoslavya modeli ' öngörülmektedir ”
Hans Dietrich Genscher, Almanya eski Dışişleri Bakanı. Adı geçen eserden.
-- Hâlâ bugün bile medenîliği, ileri görüşlülüğü, kültürlülüğü, insan olmayı
Avrupalılıkla eşdeğer kabul eden akıl fakirlerine, andavallılara, nesli bön,
aptal ve salaklara ; milletçe ikiyüz arada ve ikiyüz derede kaldığımız şu
günlerde hiç mi bir şey demiyeceksiniz ?
“ AVRUPA BİRLİĞİNİN
NERESİNDEYİZ ? ” ( 3 )
Yılmaz Öztuna Beyefendiye,
-- Sayın Hocam ; ülkemizde okumayan, yazmayan, dinlemeyen, dinlesede
anlamayan, magazinle meşgul, medya ya kul, teslimiyetçi ve içi bomboş bir
ahali oluşturuluyor. Böyle bir neslin türemesi kim için, kime göre ve kim
tarafından besleniyor lütfen yazar mısınız ?
-- “ Yetişen bu koka kola kuşağı ” nda ne zaman kırılma başlayıp, Türk Nesli
' ne geçiş olacaktır. Gidişat sizi ürkütmüyor mu ?
-- Buradaki neslimiz “ Heute cüs morgen nix ” şakılarıyla büyüyor. Türkiye'
dekilerin hâlini sizlerde görüyorsunuz ve neler düşünüyorsunuz yazar mısınız
?
-- Alt kimliklerimizi sürekli kaşıyan, kurcalayan, yeraltı faaliyetleri
yürüten, bunları demokrasi, insan hakları gibi kelimelerle süsleyen fitne ve
fesat şirketlerinin ipliğini, kimliğini ne zaman pazara süreceksiniz ?
-- Nerede bir sıkıntımız varsa orada mutlak kör şeytanlar enflâsyonu vardır.
Bu şerefsizlere ne zaman besmele çekeceksiniz ?
-- Türklüğe hakaret, AB baskısıyla ve müsait AKP tarafından çıkarıldı. AB
ülkelerinde aynı kanun en sert şekliyle hükmünü ( haklı olarak ) sürüyor.
Bunun ne mânâya geldiğini anlayabilmiş değilim, lütfen anlatır mısınız?
-- Patrikhane ayan aşikâr siyasetle meşgul oluyor ve Lozan Anlaşmasını
tanımıyor. Ekümeniklik zırvasıyla Lozan'ı tamamen delip, devre dışı
bırakmakla işi iyice azıttılar. Bütün bunlar AB melankolisi ( karasevda )
sebebiyle değildir diye bilir misiniz ?
-- Denetimi devletin elinde olmayan okullar açılmak istenmektedir...
Heybeliada Ruhban Okulu gibi. Dünyanın neresinde buna benzer bir okul
mevcuttur ?
Sizce böyle bir okul açılmalı mı ?
-- İftihar vesilesi olan güzelliklerimiz ve değerlerimiz hangi kültür
değerleri yüzünden utanç vesilesi sayılmağa başlandı... ?
-- İğdiş edilmiş ve emperyalizmin uşağı hâline gelmiş yazılı ve görüntülü
malûm yayın kuruluşlarının imani bir dâvâ hâline getirdiği onun bunun kölesi
olma mese lesi hepten çığırından çıkmış bulunuyor. Tesettürlüdür diye bazı
hekimlerin ve hastahanelerin kabül etmediği hanımefendilerin feryatlarını
sizde takip ediyorsunuz. Gittikçe uçurumlaşan kültür farklılıkları yüzünden
yarınlarda ( Rabbim korusun ) bir kısım çatışmaların çıkmayacağına kimler
garanti verebilir ? Böyle bir hadise vaki olursa, bundan Türk Milleti
zararlı çıkacağına göre; bu filtresiz modernlikten kimler kârlı çıkacaktır ?
-- “Milletler mezarlığı ” denilen, Türkiye gibi çok tehlikeli bir
coğrafyadaki gidişat sizce normal mi ?
-- Sanayi kuruluşlarımızdan bir kısmı yüksek kârlar yapıyor olmasına rağmen
ve yine bir kısmının stratejik önemi büyük olmasına rağmen yalan yanlış
rotalar uğruna yine birilerine şık görünme adına hovardaca satılmasını
gerçekten Türklüğe hizmet edildiğini kabul ettiğinizden mi ses
çıkarmıyorsunuz ?
-- AB, Kıbrıs, sunî Ermeni meselesi, Ege meselesi, Terör, Kıbrıslı Rumların
birliğe alınıp, Türkiye' nin kümesi büyüklüğündeki G. K. R. Y' ne sürekli
verilen kozlarla Türkiye ' nin elini ve kolunu bağlatanları yani Bozkurt' u
tilkiye boğduranları ne kadar samimi buluyorsunuz ?
-- Bunlar gibi daha bir çok içteki ve dıştaki millî meselelerimizde
istediğimiz sonucu asır gelmiş geçmiş olmasına rağmen alamayışımızı '
tamamen Türkiye'yi yönetenlerin beceriksizliğidir ' demek yanlış olacağına
göre ; devamlı 250 kg da tutuluşumuzda hangi beşinci kolların ve altıncı
ellerin rolleri vardır ?
-- AB içindeki Batı Trakya Türklüğü' nün hâlâ azınlık haklarından ve insan
haklarından mahrum bırakılmış olması ve buna rağmen Yunanistan'a AB' den
etkili bir ikazın yapılmıyor olması AB samimiyeti konusunda size neler
hatırlatıyor ?
-- Batıcı Sultanlarımızdan 2 Mahmut; batının şapkası, giyimi, kuşamı, kılığı
kıyafetiyle pek fazla meşgul olduğundan tatlı su solcularından methiyecisi
pek fazladır. Fakat, “ Yerli sanayinin en mühim ve bir çok dallarını
mahvetti ” ( Stefanos Yerasimos. Az gelişmişlik sürecinde Türkiye ) şeklinde
yazanlarda olmasına rağmen hiç dile getirilmeyişlerindeki sebep sizce ne
olabilir ?
İndim, seyran ettim Frengistan'ı ;
İlleri var, bizim ile benzemez.
Güzelleri şarkı söyler çığrışır ;
Dilleri var, bizim dile benzemez. ( Karacaoğlan )
O zamanlar öyle olduğu doğru,
Şimdi ilimizin farkı kalmadı.
Teşekkür yerine “ mersi ” diyoruz ;
Artık dilimizin farkı kalmadı.
Foyası yerinde kokusu yoktur
Oyası yerinde kokusu yoktur
Boyası yerinde kokusu yoktur
Gayrı gülümüzün farkı kalmadı...
UTANMAYANIN SEFASI VARDIR...(1)
Geçtiğimiz
Nisan ayında Hürriyet Gazetesinde Komünist Çin’inin Türkiye Büyükelçisi :
“ Mustafa Kemal, denince Çin’ de akan sular durur.” demiş.
Sayın Mustafa ( kardeşim ) Şen, “ Çinli Büyükelçi Hangi Kemal’ den
Bahsetti acaba ? ” başlıklı yazısıyla, Çinli elçiye hak ettiği
cevabı vermişti.12.04.06 www.bilgihikmet.com
29.09.06 tarihli Türkiye Gazetesinde ise bu sefer de, yeni göreve başlayan
Komünist Çin’in İstanbul Başkonsolosu Zhang Zhiliang, bir beyanat vermiş ve
demişki : “ Karşılıklı öğrenecek çok şeyimiz var.” Yani,
Türkiye’nin Komünist Çin’den, Komünist Çin’in de Türkiye’ den öğrenecek çok
şeyleri varmış...
Aziz okuyucularım ! Suç yapmış olan insanların, elbetteki medeni, ahlaki,
insani ölçüler içinde olmak şartıyla cezalandırılması normaldir. Bu,
dünyanın hemen hemen her yerinde böyledir. Fakat, böyle olmayan dünyadaki
tek istisnası Komünist Çin’dir.
Tarihten günümüze işkencesiyle meşhur olmuş bir devletin; işkenceyi
karakteri hâline getirmiş bir devletin; sürekli olarak insan hakları
kuruluşlarından sıfır not alan bir devletin; aldığı sıfırları âdeta iftihar
vesilesi kabül eden bir devletin resmi mensuplarının dünyanın her tarafında
sırıtarak “ Bizden öğreneceğiniz çok şeyler var “ diye ahkâm
kesmesi insan olan insan da tahammül hudutlarını resmen dinamitliyor
vesselâm...
Elimizde bir yığın işkence fotoğrafları var. İşkencesi ile dünya ya ün
salmış Komünist Çin Devleti ‘ nin resmi görevlileleri tarafından icra
edilen, işkenceyi sanat hâline getirmiş Çinlilerin bu vahşet sahnelerinin
fotoğraflarını bile görmek bizi insanlığımızdan iğrendirdi...
Komünist Çin işgalindeki kadim
yurdumuzda, Aziz Doğu Türkistan’ ımızda Uygur Türklerine, kan ve din
kardeşlerimize ( veya herhangi bir insana veya canlıya ) reva görülen bu
alçakça, bu rezilçe ve bu şerefsizce vahşeti midem bulanarak ve kusarak
lânetliyorum.
Bay Zhang Zhiliang, Çinlilerin millî fıtratına uygun olan vahşet,
zülum ve işkenceyi, biz Türklerin öğrenmesi gayrı mümkün bir meseledir.
Zira, Türk karakteri buna müsait deyildir. Boşuna uğraşmayın
öğretemezsiniz, öğrenemeyiz...
Ancak ; aşağıda listesini okuyacağınız Çin
işkenceleri ‘ ni YAPMAMAYI Türklerden öğrenmenizi millî yapınız mümkün
kılar mı bilemiyorum...
Şimdi elimizde fotoğrafları saklı bulunan Çin millî sanatından örnekler
okuyacaksınız...
01 - İnsanın sağ baldırından demiri
sokup, sol koltuk üstünden çıkarmak...
02 - İnsanı tek kolundan köşeye asmak ve kürekle dövmek.
03 - İnsanı her iki elinden köşeye
zincirlemek ve kafasına değnekle vurmak.
04 - İnsanı soyup, ellerini, ayaklarını bağlayıp ve vücudunu sivri
bıcaklarla yüzlerce yerinden delmek...
05 - İnsanın ellerini, ayaklarını ve ağzını
bağlayıp, her iki burun deliğine birer sigara sokup ve sigaraları yakıp
bırakmak...
06 - İnsanı her iki elinden köşeye asıp öylece ölüme terketmek.
07 - İnsanı ellerinden ve ayaklarından
sıkıca sandalye ye bağlayıp, kafasından ceryan vermek.
08 - İnsanı soyup, vücudunu iplerle sıkı sıkıya bağlayıp kan dolaşımını
durdurarak ölüme terketmek.
09 - İnsanları bir araya toplayıp, birini
feci şekilde döverek, diğerlerine seyrettirmek.
10 - İnsanı sırtı duvara dönük olarak iki elinden ve bir bacağın bağlayıp
askıda ölüme terketmek.
11 - İnsanın ellerini arkadan ayakları ve
dizleriyle beraber sıkıca top eyleyerek bağlayıp ve bu hâliyle yuvarlayıp
top oynamak, yorulunca da üzerine oturmak.
12 - İnsanın ayaklarını, dizlerini gövdesini ve kollarını yüsyuvarlak
birbirine sıkıca bağlayıp ensesinden ceryan vermek.
13 - İnsanın dizlerini ayrı ayrı büküp
bağlamak ve her iki bağlı dizlerinin ara sına kafasını tamamen aşağıya
eğip, ayaklarına bağlayıp bırakmak.
14 - İnsanın ağzına beton dökmek ve bantlayıp, öylece ölüme terketmek.
15 - İnsanın ağzına su ile karıştırılmış
asit döküp, zülmederek öldürmek.
16 - İnsanın ağzını bez parçalarıyla tıkayıp, sıkıca bağladıktan sonra
bütün vücudunu da sıkıca iple bağlayıp, çekiçle göğsüne vurmak...
17 - İnsanın tınaklarının altına çiviler
çakmak.
18 - İnsanı bir metre yüksekliğinde dört ayak üzerine konulmuş bir demir
üzerinden eğerek kafası yere sürünecek vaziyette ayaklarıyla bağlamak ve
öylece ölüme terketmek.
19 - İnsanı yüzüstü yatırıp, üzerine
oturarak, kollarını tersten kafa istikametine doğru zorlayarak yavaş
yavaş kırmak.
20 - İnsanın ağzına ceryan kablosunu sokarak ceryan vermek.
21 - İnsanı bileklerinden sıkıca bağlayıp
bırakmak ve böylece kan dolaşımını durdurarak kangren olmasını temin etmek.
22 - İnsanın ellerini ve ayaklarını arkadan bağlayıp, kafasını da bir
demire bağlayıp, öylece ölüme terketmek.
23 - İnsanı yüzüstü betona yatırıp,
kafasının üstüne çıkmak...
24 - İnsanı su dolu büyük kovalara elleri ve ayakları birbirlerine bağlı
olarak başı su içinde, bağlı el ve ayakları su dışında kalacak şekilde
bırakmak ve bazan nefes almasına müsade etmek, bazan etmemek ve böyle
böyle boğup bırakmak.
25 - İnsanı çırılçıplak soyup, vücudunu
dışarıda, kafasını su dolu kovanın içinde tutmak ve bunu defalarca
tekrarlayarak su da boğmak.
26 - İnsanın ayak parmaklarını alttan eklem yerlerinden yarıya kadar kesip
bırakmak.Ve ayaklarının altını ceşitli yerlerinden delmek.
27 - İnsanın el parmakları aralarına birer
çıta yerleştirip, parmakları sıkıca bağladıktan sonra da çıtaları
testere gibi bir ileri bir geri çekerek zülmetmek.
28 - İnsanı yüksek bir yere boğazından bağlayıp ve uzun süren bir zülumle
öldürmek.
29 - İnsanın vücudunu törpü ile
törpülüyerek, yara bere içinde bırakmak ve bunu sık sık yaparak mazlumu
canından bezdirerek ölümünü sağlamak.
30 - İnsanı soyup bir kaç yerden aynı anda ceryan vererek vücutta yanmalar
ve büyük yaralar açmak.
31 - İnsanın ağzına hortumla basınçlı su
vererek boğmak.
32 - İnsanın ellerini, dirseklerini arkaya bükerek bağlayıp ve öylece asıp
uzun vade de ölüme terketmek.
33 - İnsanın ellerini arkadan bağladıktan
sonra sırtına ağır bir yük bağlayıp, aç ve susuz kaderine terketmek...
34 - İnsanın ellerini ve ayaklarını bağlayıp, gözlerini çöp doldurup ve
öylece bırakmak.
35 - İnsanı sırt üstü yatırıp,
sulandırılmış acı biberi hortumla burun deliklerine basmak.
36 - Çarmıhlara gerip, günlerce dayaktan geçirip ve günlerce aç, susuz
bırakarak öldürmek.
37 - İnsanın ağzına iki uçu dışarıda
kalacak şekilde bir değnek koyup, sonra bunun geri çıkmamasını temin için
her taraftan sıkıca bantlayıp ve bağladıktan sonra her iki taraftan teğneği
aşağı, yukarı, sağa ve sola siddetli bir şekilde hareket ettirerek dişler,
çene ve boyun kırılır...
38 - İnsan çarmıha gerilir ve ağzına bir kazık sokulup, karıştırılarak
dişleri dökülür...
39 - İnsan çarmıha gerilir sonra vücuduna
bir kaç yerden demir çubuklar sokulur ve bu çubuklara ceryan verilir...
40 - İnsanı kollarından darağacına asıp ölüme terk etmek...
41 - İnsan sandalye ye oturtturulur,
kafasına da demir bir kova geçirilir ve bu kovaya iki kişi tarafından demir
sobalarla vurulur...
42 - İnsanın elleri ayaklarının ucuna yapıştırılır, iki kat hâline sokulur
ve üzerine sıra ile oturulur.
43 - İnsan yüzüstü yatırılır, üzerine
en az dört kişi çıkar ve bu zülum sürer gider.
44 - İnsanın elleri arkadan bağlanır, boynuna bir kaç kalıp beton asılır
ve beton yığını ayaklarının üstüne bırakılır. Ayaklarını kurtarmak için
beton yığınını ayağa kaldırması gerekir, ayağa kaldırsa boyun gücü
yetmeyecektir... Boynu ile ayakları arasında ölüme terkedilir...
45 - İnsan kollarından tavana asılır ve
bazan dövülür bazanda vahşi köpeklerin insafına bırakılır...
46 - İnsan çırılçıplak soyulur, su dolu büyük kovanın içine kafasının
üstüne bırakılır.
47 - İnsanın göz kapaklarına alttan ve
üstten kuvvetli yapışkan bantlar yapıştırılıp, aksi istikametlere doğru
çekilerek uçlar cene altına ve başın üstüne yapıştırıldığında gözler
sürekli açık kalır...
48 - İnsan sırtüstü yatırılır ve ayak parmaklarının arasına sigaralar
yerleştirilip yakılır.
49 - İnsan çırılçıplak soyulur, birkaç
kişi tarafından kırbaçlarla yara bere içinde kalıncaya kadar dövülür.
50 - İnsan birkaç kişi tarafından ortaya alınıp değneklerle dövülerek
öldürülür.
51 - İnsan ellerinden, ayaklarından çarmıha
gerilir ve boynuna bir el değirmeni taşı asılır...
52 - İnsan sandalye ye bağlanır ve ağızdan ceryan verilir.
53 - İnsan hareketsiz hâle getirilir... Ve
pense ile parmak uçları kemikleriyle beraber sıkıştırılarak patlatılır.
54 - İnsanın elleri, ayakları bağlanıp kafasına çuval geçirilir ve
kafasına deyneklerle rasgele vurulur...
Sayın okuyucum! Bütün bu Çin İşkencelerinin; yukarıda da belirttiğim gibi
fotoğrafları elimizde olduğu gibi ayrıca yıllardır görüştüğüm yüzlerce de
şahitleri vardır... Daha fazla bilgi için bakınız: İstiklâl Gazetesi.
Eylül 2006. Sayı 26. Ayrıca, Dinmeyen Kan Doğu Türkistan - Şen Ozan.
İnsan eti nasıl pişer
Çinden öğrenmeliymişiz
Ciğerleri nasıl şişer
Çinden öğrenmeliymiziz
İnsanı boruyla delmek
Ve bu hâlden neşe
almak
Geçip karşısında
gülmek
Çinden
öğrenmeliymişiz.
UTANMAYANIN SEFASI VARDIR...(2)
Her
milletin
kendine
has
özelikleri
vardır.
Türkler
kahramanlıkları,
kuvvetli
aile
bağları,
misafirperverlikleri,
mertlikleri,
namus, şeref
ve haysiyetleriyle tanınırlar.
Uzak
doğu
sporları
deyince
akla
ilk
gelen
Japonlardır.
Almanları ele aldığımızda
düzgün
ekonomileriyle
hatırlanırlar.
Ticaret
denince
hemen
Yahudiler
düşünülür.
Çinliler ise işkenceleriyle
dünyaya
nam
salmışlardır.
Tarihte en
eski
komşumuz
Çinlilerin
karakteri
için
Bilge
Kağan'ı
dinleyelim :
"
İnsanları
etkilemek
için
sözleri
çok
tatlı
olan Çinlilerin
ipekli kumaşları
da
yumuşak
imiş.
Bunları
kullanarak
Çin'in
dışında
yaşayan
yabancı milletleri
kendi
tesirleri
altına
sokarlar
ve yakınlaştırırlarmış. Böylece
Çin'le
yakınlaşan
kavimleri arasına
fesat
tohumlarını
kolayca
yayarlarmış.
Bunların içindeki
cesur iyi
ve
akıllı
kişilerin
yükselmesini
engeller, her hangi
biri
suç işlerse onu
cezalandırmazlar
imiş. Neticede o
toplumu bunalıma
sürüklerlermiş.
Sonra onu
cezalandırırlarmış.
T ürk
halkı
da Çinlilerin
tatlı
sözlerine
ve yumuşak
ipekli
kumaşlarına
kanmış,
neticede çok ölü vermişti.
”
Doç.
Dr.
Ahmet Taşağıl.
Bilge
Kağanın
Vasiyeti.sayfa'6.
Turan Kültür Vakfı.
İstanbul
1996
"
Çin milleti
hilekâr
ve
sahtekâr
olduğu
için, küçük
kardeş
ve
büyük
kardeşi
birbirine
düşürdüğü
için, bey
ve milleti
karşılıklı
çekiştirdiği
için
T ürk
milleti
il yaptığı
ilini
elden
çıkarmış,
kağan
yaptığı
kağanını
kaybedivermiş.
Çin milletine beylik
erkek
evlâdını
kul
kıldı,
hanımlık
kız evlâdını
cariye
kıldı.
( Bilge
Kağan
abidesinin
doğu yüzünden )
Prf.
Dr.
Muharrem Ergin.
Orhun Abideleri.
“
Düşmana
merhamet
halka
zulümdür " Mao
T
se T
ung
Hür
dünyaya
hicret
etmiş
Doğu
Türkistan’lı Müslüman
soydaşlarımızdan
yıllardır
dinlediğim
akıl
almaz
Çin işkenceleri’
nin bir kısmını
ibre
t
listesi
hâlinde
okuyucularıma
sunuyorum.
1. İnsanları
canlı
canlı
kuyulara
doldurup,
ölüme
te
rk
etmek.
2. İnsanların
tenasül
uzuvlarını,
burun
ve kulaklarını
kesip,
ağzına tıkamak
.
3.
İnsanları
ayaklarından
asarak ölüme terk
etme
k .
4. İnsanlara
"artık
ölüm
vaktiniz
geldi,
hadi son
ibadetinizi yapınız
"
deyip, namaz
kılmak
için
teşebbüs
edenlere, " Söyleyin bakalım
namaz
kılmayı size
kimler öğretti " diye re
k işkence
yapmak.
5. İnsanların
me
zarlarını
kedilerine
kazdırmak.
. .
6. İnsanları
canlı
canlı
yakmak.
7.
İnsanlar
çırılçıplak
soyulur, birbirlerine
bağlanır aç, susuz öylece
ölüme
terkedilir.
8. İnsanların
karınları
delinir içine
taş, toprak
ve
pislik konulur. . .
9. Kadınların
memeleri
kesilir,
bunlarla
top
oynanır
ve yakınlarına da
mecburi oynattırılır . . .
10.
Katledilen
insanların
kanları
diğerlerine
içirilir.. .
11.
Sivri
kazıkların
ucu
sırtından
çıkacak
şekilde
karnından
insanlara sokulur.
12.
İnsanları arabanın
arkasına
iple
bağlayıp,
sürüklemek
ve
kan
içinde bırakmak.
13.
İnsanı iki
arabaya birer
bacağından
bağlayıp,
arabaları
farklı
istikametlere
hareket
ettirip, bacaklarını ayırmak
.
14.
Bekâr
kız ve
erkekleri
kısırlaştırmak.
"
Hoten şehrinde
27 bin
kadın-erkek
kısırlaştırıldı
"
Ahmet Kabaklı.
Türkiye.
I2.02.I998
15.
Uzun
zaman
aç
bırakmak,
sonra çok
tuzlu
yiyecekler
vermek.
Susayınca
da
uzun
zaman
susuz
bırakmak . . .
16.
İnsanı uzun zaman yalnız
başına hücrede bırakmak . . .
17.
Fazla
vakit hücrede
bırakılanlar
ölmez
veya
çıldırmazsa, yürüyebilmeleri
tekrar sağlıklarına
kavuşmaları
çok
süre
alır.
18.
İnsanlar
küçük
sandıklara
iki
büklüm hâlinde
katlanarak
konur
ve
ölünceye
kadar
öylece
bırakılır
. . .
19.
İnsanları pislik
dolu
kuyular
üstüne
konulmuş
ayak genişliğindeki
odunlar
üzerinde
tek
ayakla
uzun
zaman
bekletmek.
Dengesi
bozulup
düşenlerin
yaşama şansı
yoktur. . .
20.
İnsanları yaz,
kış hava şartlarını
dikkate
almadan çalıştırmak.
21.
İnsana dört
saatten
fazla
uyku
uyutmamak. . .
22.
İnsanlar,
gidecekleri
her
yere
ayakları birbirlerine zincirle
bağlı
olarak
gider
gelirler
. . .
23.
İnsanı
bel
hizasındaki
su
içinde
elleri
bağlı olarak
yılanlarla
iç içe
bırakmak . . .
24.
İnsanı
boğaz
hizasındaki
pis
su
içinde
ölüme
terk
etmek
. . .
25.
İnsanı
su
cezalarında
elleri
ayakları
bağlı
olarak aç bırakılmış
sıçanlara
ve
vahşi
balıklara
(muhtemelen
Piranha ) parçalatmak, yedirmek.
26.
İnsan ( Müslümansı )
zorla
domuz
eti
yedirmek
. . .
27.
İnsana sorgulamalarda (üç
yıl
devam
edeni
vardır) hep
aynı
soruyu sorarak canından
bezdirmek .
28.
İnsanı
hiç
bir ziyaretçisi
ile
görüştürmemek
. . .
29.
İnsanları
köpek
veya
aslanlara
parçalattırmak
.
Erkek
ve
kadınlar
aynı yerlerde
yatırılır.
. .
30.
İşkencelerin
tamamında
" kadın
- erkek
eşitliği
“ ne
dikkat edilir.
Yani
kadınlarda
aynı
işkenceden
geçirilir.
( Komünizmin sınıfsız düzeni . . . )