
TEMEL den ---ŞEN OZAN
| |
Hâl-i Pür Melâlimiz4
( Temel’den gelen mektup. 4)
Ne yaşına baktık ne de başına
Zil bağladık birbirinin peşine
Devam ediyoruz kör dövüşüne
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Millete saygının tozu kalmadı
Mukaddes duygunun özü kalmadı
Millî mefküre' nin izi kalmadı
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Evler mülk dolu ya, beyinler bomboş
Bu sebeptendir ki gidişat nâhoş
Başlar ayaklaştı , ayaklarsa baş . . .
Şayet
merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Eski gönül saraylarımız şimdi
Her biri bitpazarlarına döndü
Yani bir çeşit çöplüğe büründü
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Mide' ye gıda bol , ruha gıda yok . . .
Yine bu sebepten nobran surat çok
Ve hep bunun için selâm veren yok
Şayet merak eden
varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i
pür melâlimiz
Bu toplum maganda sektörü kurdu ! . .
Ne zararı ne de kârını sordu
Gide gide en son buraya vardı
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
“ Nohut oda , bakla sofra aklımız . . . ”
Hem en derinimiz ve en köklümüz . . .
Nihayet bozuldu toplum şeklimiz
Şayet merak eden varsa
hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür
melâlimiz
Adı futbol olan din icat oldu ! . .
Bilmiyorum peygamberi kim oldu
Yüce dinimizse “ çağ dışı “ kaldı
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Kazıklar , direkler hepten iyiler . . .
Kazmalar , kürekler toptan iyiler . . .
Zalim taş yürekler zaten iyiler
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Yeni idaremiz ise eh işte
Tek işsiz koymadı baldız , enişte
Kırk yıl yokuştayız , bir gün inişte
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Uzunca bir zaman durdu herifler
Turnayı gıcından vurdu herifler
Sonra halktan hesap sordu herifler
Şayet merak
eden varsa hâlimiz
İşte böyle
hâl-i pür melâlimiz
Teröre karşı da hep nutuk attık . . .
İcraatın planında top attık ! ! !
İcraatı uyku eyleyip yattık . . .
Şayet merak eden
varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i
pür melâlimiz
Herkesi fişledik , tutanak , zabıt
Kızın adı “ Okşan ” oğlanın “ Avut ”
Ölene hediye kefenle , tabut . . .
Şayet merak eden
varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i
pür melâlimiz
Cümle kodesleri toptan boşalttık
Bütün karaları beyaza kattık . . .
Eşkiyalar kaçtı , maktulü tuttuk
Şayet merak eden
varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i
pür melâlimiz
Ötesini boş ver, hikâye , maval
Asayış şöylece oldu berkemal
Sivillere kaval , askere çuval . . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Conilere diyemedik “ kısa kes . . . ”
Sormamız gereken soru bu esas
Türkiye' ye hep “ NO ” her tarafa “YES ”
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür
melâlimiz
Şu bölgede bir gün almadık nefes . . .
Onun için bittik olduk mülevves
Gayrı yaşamaya kalmadı heves
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Yiğitliğe destan yazan kalmadı
Adaletsizliğe kızan kalmadı
Doğru dürüst bir Şen Ozan kalmadı
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
|
|
|
Hâl-i Pür Melâlimiz3
( Temel’den gelen mektup. 3 )
Gönüller bozuldu, muhabbet çöktü
İtimat bozuldu, saadet çöktü
Şahsiyet bozuldu, cemiyet çöktü
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Kime dua etsek üç gün yaşıyor ! . .
Ölürken de tepeüstü düşüyor
Duyan “ nasıl dua ” deyip şaşıyor
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Kimi “ dayı ” diyor, kimisi “ abi ”
“ Dereyi karşıya geçerken gibi . . . ”
Durumumuz aynen mayın merkebi . . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Bizler şu sebepten eridik, bittik :
Cehalete resmen kanaat ettik
Maalesef bu noktadan kaybettik
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Kurtulmamışta KURTULUŞ aradık
Yani, kelin percemini taradık . . .
Tersinden oluştuk, tersten türedik
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Şefkati unuttuk, şiddet başlattık
Hilm ' den çok uzakta hiddet başlattık
Cinnet denilen bir illet başlattık
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Yazık oldu, silindi yüz akımız
Bozuluyor Türk Aile dokumuz
Bozuluyor Millî Devlet yapımız
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Gençliğin düşünce dünyası sıfır
Hem akıl, hem şuur dünyası gırgır
Gram ağırlık yok, her yönü fırfır
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Duygu dünyaları olmayan gençlik
Mânevi kültürle dolmayan gençlik
Bir tek vakit namaz kılmayan gençlik
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Disiplinsiz hürriyetin ürünü . . .
Ne günü düşünür, ne de yarını
Tarih kaydetmedi böyle türünü . . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Bazan “ kara gözlüklüler ” gelirler
“ Çaklı, çuklu ” bir sepet söz verirler . . .
Söz vererek işimizi görürler !!!
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Nutuk yiye yiye nutukla dolduk . . .
Gönül planında Lût Çölü olduk
Ahlâk notu sıfır, sınıfta kaldık
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
“ Pres bey “ aklına geleni basar
ağızdan ishalli, her şeyi kusar . . .
Ağzı var, dili yok garipler susar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Rezaleti dört tarafa yaydılar
Pisliğin adını “ sanat ” koydular
Sanatında temelini oydular . . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Yapma burun, takma burun hatunlar. . .
Yani ekrandaki malûm kadınlar . . .
Onların yüzünden çöktü budun' lar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
“ Sanatçı danalar ” Yunanlı arar
Biri bırakmadan öbürü sarar
Hâlleri hep it usülü tam karar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Donunu çıkaran “ sanatçı ” oldu
Bu yüzden memleket “ sanatçı ” doldu
“ Beşinci kol basını ” da yem buldu . . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Mandacı basın' la gelişti bunlar
Mandacı basın' la oluştu bunlar
Mandacı basın' la yılıştı bunlar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Sanatçısı bol ise bir milletin
“ Sırtı yere gelmez ” derler, devletin
Bizse boğulduk içinde zilletin
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Bizleri bu hâle koyan adiler
İnsan kılığında aslı kediler
Dinsizlikte şeytandan çoook katılar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Birimiz aç ölür bakar kırkımız
Kırkımızdan bir tüy dökmez kürkümüz . . .
Şen Ozan' ım “ böylemiydi ırkımız ? ”
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
|
|
|
Hâl-i Pür Melâlimiz
( Temel’den gelen mektup. 2 )
Son mektubundaki sorduklarına
Bilumum kafa yorduklarına
Bunlar hep cevaptır yazdıklarına
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Tütünümüz malûm , bir çeşit yasak
Fındığa para yok götürüp satsak
Fabrika da yokki gitsek çalışsak
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
“ Fındık
” dedikleri şu bizim finduk
Bir kuruş etmiyor , uşağum yanduk
Şimdikilere de . . . boşa inandık
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Hastane de rehin kalır ölümüz
Yokluktan ölüme mahkûm dirimiz
Böyle gelir böyle geçer günümüz
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Otuz milyon , diğer otuza kefil
Otuz otuz altmış , tamamı sefil
Kalan on milyonun her birisi fil. . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Akılda, fikirde Himalaya’ lar
Bir ömür bal tutar ve parmak yalar
Yalamak ne demek , balda yatarlar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Papaz yahnisi’ yle , imambayıldı . . .
Yiye yiye içim dışıma geldi
Başka da bir şey yok , bize bu kaldı
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Gafı gediğine koyanlar burda
İdrarla taharet alanlar burda
Akrepler , ciyanlar , yılanlar burda . . .
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Sağda bol yılan var biri de
“ BABA
”
Hani
“ BABA
” denen
şu kaba saba
“ Afrika’ ya gidin
” diyor mutlaka
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
“ BABA
” dedikleri piton yılanı
Televizyonlardan verdi fermanı :
“ Yurt etmeliymişiz Arabistan’ ı
”
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Kurtaracakmış islâmdan vatanı
Seksen yaştan sonra buymuş planı
Herif, Türkiye’ nin KULUX-KLAN’ ı
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
“ Mason
” diyenlere davranıyorduk . . .
“ İftiradır
” diye inanmıyorduk . . .
Demekki tersini savunuyorduk ! ! !
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Necasetli çömlek, bizim tarafta . . .
Ayarsız dümbelek, bizim tarafta . . .
Ham devrimci kelek, bizim tarafta
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Pusulasız gemi ummana daldı
Nefsi şeytan gemi azıya aldı
Aklı iman resmen yollarda kaldı
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Kot pantollarına adam diyoruz ! . .
Haram, helâl ne bulursak yiyoruz
Milletçe irtifa kaybediyoruz
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Çoğunluğu
“ haktır
” zannedenler var
Kalabalıklara uyanlar davar
Bu
“ itikat ” ile bir ömür savar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Bazısı namusu kovdular aya . . .
Her iki dünya da kaldılar yaya
Modern medeniyet böyleymiş güya
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Dayaktan sorumlu bakan türettik . . .
Kıyaktan sorumlu bakan türettik
Hiç yoktan sorumlu bakan türettik
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Hâllerimiz böyle böyle olunca
Hayatımız karınca kararınca
Şimdi bıyıkaltı gül ince ince
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
Hormonla şişerek “ büyük “ olanlar
Sırtımızda kene ve yük olanlar
İnan, Şen Ozan’ ım her zaman bunlar
Şayet merak eden varsa hâlimiz
İşte böyle hâl-i pür melâlimiz
|
|

TURAN
Saygının, sevginin, enginliğin, ufkun, derinliğin, cömertliğin, mertliğin kısacası yüce ruhluluğun tâ kendisi
.
İli, Adıyaman ve adı
TURAN
Sevinci yüzünde, hüznü gönlünde, umman olan kalbi imanla dolu . Nefsin ve
şöhretin düşmanı, himmeti yüce, sabrı bol, vakti yok . . .
Şükrü çok, düşüncesi derin, tabiatı yumuşak, insanları üzmeyen, mevladan gayrısından
istemeyen, görünüşte halk ile hakikatte HAK ile . . . İsmine sevdalı. . .
İsmine vurgun. . . İsmiyle müsemmâ
ve
ismine hayran . . .
TURAN
Gözleriyle konuşan . . . Gözleriyle yazan . . . Söze mecbur kalmadıkça konuşmayan “Diller bağlanmalı,
gözler konuşmalı ”
diyen ve öyle de yapan, tamamen susan . . . Konuşanlara inat, konuştuğunu
zannedenlere ders olsun diye, susarak konuşmayı öğrensinler diye
HOCA lığını
bir başka lisanla icra ediyor. . .
TURAN
Sen hep âşık idin yüce ALLAH’ a
Gayrılara sevda duymadın
hocam
Bizden selâm söyle RESULULLAH’ a
Fakat; öpecek el koymadın
hocam . . .
Almanya’ nın özellikle güney bölgelerinde yüce hizmetleri olan Turan hocam , Adıyamanlıdır. Memleketinde ülkücülerin tamamının ortak kararıyla Adıyaman İl Başkanı
seçilir ve İdare heyetiyle beraber Ankara’ ya Genel Merkeze gider. Türkiye’ nin
ikinci PKK sı olan trafik terörüne yenilir maalesef . . .
Turan hocam kanser hastasıydı. Kanser illetini yendi fakat trafik PKK’ sını yenemedi. Trafik kanserini yenmek nasip olmadı . . .
Adıyaman ilimizin kıraç topraklarında yetişen ulu bir çınardı. Kara bahtlı Esir Türklerin kara bahtlı yâri yaranıydı. Bir yanı Yunus, bir yanı Yavuz olan dâvâ eri ve eroğlu er olarak yaratılmıştı . . .
Bülbülün kırk tane türküsü varmış
Herbirinde yârdan haber sorarmış
Merhum hocam, bir gün misafirim olmuştu. Konumuz malûm olduğu gibi başta Doğu Türkistan olmak üzere bütün Türk Dünyası
idi. Dört çeşit Türk Dünyası haritası masasının üstündeydi.
Türk Dünyası’ nın neresinden bahsetsem hocamın eli
otomatik ayarlanmış gibi oralarda dolaşıyordu ve resmen ezberindeydi Türk Dünyası . . .
Sohbetimizin sonuna doğru ben :
“ Hocam, bütün ülkücüler 300 milyonluk Dünya Türklüğü’ nün adreslerini tek tek ezbere bilmek zorundadır. . . ”
dedim .
Turan Hocam :
“Ne o üstdadım! Yoksa ezbererimi beğenmedin mi ? “ dedi ve
karşılıklı
biraz gülüştükten sonra yüz hatları tamamen ciddileşti. Tanrı Dağlarında fırtına başlamışcasına bir manzara
oluştu yüz ifadelerinde. . .
gözleri daldı gitti ve gönül dünyasının derinliklerinden koparak gelen bir samimiyetle bir o kadar da kararlı bir ses tonuyla “ Haklısın üstadım. Hem de yerden göğe kadar haklısın. Büyük bir imtihandayız
. Yüce Rabbim bu imtihanı kazanmayı bize ve bütün ülküdaşlarımıza nasip eylesin. Yoksa, Allah divanında yakamızı kurtaramayız.
Müsade eder misin bir sigara yakmak istiyorum. Pek akıllı adam işi değil ya, bırakamıyoruz işte . . . ”
Ben devreye giriyorum ve içinde bulunduğu ruh hâlini biraz olsun yumuşatmaya çalışyorum.
“ Hocam, akıllı olan ülkücü mü olur hiç;
Allah aşkına ??? !!! ”
diyorum
ve tekrar gülüşüyoruz.
O, konudan kopmuyor ve “ Üstadım,
adınızı duyduğum veya sizi
gördüğüm
her yerde Doğu Türkistan’ı
yâd ediyorum ve çok yerlerde de anlatmaya çalışıyorum. Destur verin gideyim de yavru vatan Kıbrıs’ ta nasip olmayan şehitlik; belki Anavatan Doğu Türkistan’ da nasip olur.
Allah senden razı olsun. ”
diyor.
“ Hocam, sayenizde yüzlerce evladımız
“
Bismillahirrahmanirrahim ”
diyor. Yüce Rabbim senden de razı olsun. Teşkilat hayatında bunların hepsi birbirinden
mühim ve birbirinden ayrılmaz konulardır.
Biri olmadığında diğeri yarım kalır. ” diyorum.
“ Doğu Türkistan’ da kurtulur elbet
Rabbim, ona mutlak koymuştur mühlet
Kaşgar’ ı , Hoten’ i gezeriz sabret. “
Dedin de, sözünde durmadın hocam !!!
Doğu Türkistan’ ın yanmış bağrına
Biz merhem oluruz senin yerine
Çıkacağız Atayurdun seyrine
Sabredip, bekleyip, durmadın hocam
“ Vazifesinin başında ölenler şehit olur. “
“ Hak yolda ölenlere ölü demeyiniz “ şeklindeki yüce sözler tek tesellimdir.
Uzun zamanlar Friedrichshafen şehrinde kalan ve aileden biri olan Turan hocamın kadim dostlarını arıyor ve düşüncelerini soruyorum :
“ Karşımdaki insanı kırarmıyım korkusuyla ; kelimeleri seçerek konuşan , insanları üzmemek için mayın tarlasında yürüyen uzmanın hassasiyetiyle hareket eden, bir insanın arkasından söz etmek takdir buyurursunuz ki oldukça zor bir iştir . . .
Şu an gönlüm yıkık, dökük, gözlerim dolu dolu ve ellerim titreyerek bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Turan hocam için ne yazsam eksik olacak, bunu da bile bile yazıyorum . . . Öncelikle şunu hâsseten belirtmek istiyorum. Kendini dâvâ adamı zanneden ve hakikatte tava adamı olanlar. . . üç günde üçyüz kez fikir (!) değiştiren ‘fıkır fıkır’ lar. . .
Turan olduğu kadar umman olan o aziz, o merhum, hocamı, hayatlarında bir kere olsun görebilselerdi. . . Başbuğa bağlı, taşıdığı ismin şuurunda, yiğit, başı dik, genleri Yavuz ve Yunus’ tan. . . Paraya, pula, dünya mallarına değer vermeyen, bu necip milletin has evladı. . . Mekânın cennet, komşun Hz. Muhammet (s.a.v) olsun. Amin. ” Mustafa BAYIN
“ Turan hocam, hastaya ilâç gibiydi. Adı ile müsemma bir serdengeçti idi. 1974 Kıbrıs Barış Hareketi’n de gazi; inandığı dâvâmızın divanesi yine aynı dâvânın uğrunda şehit olmuş, çağımızın Ulubatlı Hasan’ıydı. Hayatım boyunca rahmetle anacağım. Mekânı cennet olsun. Amin.
Hasan CAN
_____________________________________________________________________
“ HAK’ tan geldik ve O’na döneceğiz. Buna imanım sonsuz. Yine de bir tuhafım . . . Söz etmekten acizim vesselam . . . Turan hocam ciddi bir Turancıydı. O başka bir dünyanın insanıydı !!! Böyle bir ummanı nasıl ifadelendirebilirim, nasıl izah edebilirim? Hira’ dan , Tanrı dağına kadar olan coğrafyayı gönlüne sığdırabilmiş bir şahsiyettir o . .
. Bütün Türk İslâm Dünyası ‘nın başı sağ olsun. Mekânı cennet olsun . ” Ali GÜNGÖR
“ Son derece muhterem, aziz ve saygıdeğer Turan hocam için şunu söylemek istiyorum : Terbiye, nezaket, zerafet , hayâ, ahlâk, gibi kelimeler neleri ifade ediyorsa; merhum hocamda bunların hepsi fazlasıyla mevcut idi . Katıksız bir Türk milliyetçisiydi . Yurdumuzun güneyinde yerli ve yabancı ortak yapımı ne kadar oyun imal edilmişse ve
ediliyorsa tamamını mükemmel tahlil ederdi . . . Yüce Peygamberimiz (s.a.v) komşusu olsun .” Safa ÇAKMAK
“ Hira ve Tanrı dağlarının, Adıyaman ilimize sığdırılmış şekliydi Turan hocam . . . O, Gaspıralı İsmail. O, Kaşgarlı Mahmut. O, Türk Birliği ‘ nin kara sevdalısı. Doğu Türkistanlı merhum şairimiz Abdürrahim ÖTKÜR’ ün :
Turan’ın bir ili var
Ve yalnız bir dili var
Başka dil var diyenin
Başka bir emeli var . . . Şiirini dilinden düşürmeyen, adı gibi bir vatan evladı.
Mekânı cennet olsun .” Bekir BİROL
Biz gurbetteki ülkücüler senden razıyız . Yüce Rabbim’ de razı olsun. Hakkını helâl et hocam. Ruhun şad, mekânın cennet, komşun Hz .
Muhammet
(s.a.v)
olsun.
Merhum Turan hocamın ruhu için ve bütün ümmeti Muhammetin geçmişleri için, Allah (c.c)
rızası için lütfen fatiha okuyalım
.
METİN OLMAK İÇİN GAYRET ETSEKTE
YİNE DE “ALASKA YAZI “ GİBİYİZ . . .
YAD ELLERİNDEKİ DOSTLARIN BİZLER
ANADAN AYRILMIŞ KUZU GİBİYİZ

Türkçenin susmuş Bülbüllerinden
ABDULVAHAP KOCAMAN
Gözleri Kürşat' tan
Rengi Kaşgar' dan
Sözleri Dede Korkut' tan
Duruşu Oğuz Han' dan
Kokusu Turan' dan
Başı sarıklı
Ayağı çarıklı
Kahraman edalı
Bozkurt sedalı
1970
yıllardı, bugünkü Türk Federasyonu'muzu kuran cemiyetlerimiz ( T. Fed- 1978'
de kuruldu ) Türkiye' den halk ozanlarımızı davet ediyor ve bölge bölge
“Vatana Hasret Günleri“ düzenliyorlardı.
Gelen âşıklarımızdan biride A . V. Kocaman üstad dır. Saz çalmasını
bilmezdi. Sadece şiir söylerdi. Bir çok yarışmalarda aldığı madalyalarını
mahalli elbiselerinin yakasına takar, muhteşem kıyafetiyle şiirlerini söyler
ve dinleyenleri de her saniye de bin kez Türkiye' ye , Türk Dünyası'na
getirir götürürdü !!!
Âşık Reyhani'yle yaptığı atışmalarda ise zaman zaman coşturur, zaman olur
düşündürür ve zaman olur gözlerimizi buğulandırırdı.
İlk tanıştığımızda “ Bana bir şiirini söyle” dedi ve “ Evlat, seni çooook
sevdim. Ömrün uzun olsun. Bu sanatı sakın bırakma emi. ” diye dua ve nasihat
etmişti.
1930 yılında Kadirli ilçesinin Koçlu (Avluk ) köyünde dünyaya gelen Âşık
Kocaman' ın, 500' ü aşkın şiiri vardır.
Yeni fehmeyledim sağ ile solu
Bilmeye calıştım gittiğim yolu
Kırk mağazam vardır rüzgârla dolu...
AVLUK dağlarında saltanatım var
Yoksulluk elinden hâlim pek yaman
Olamazlar benim gibi kodaman !..
Adım Abdulvahap soyum Kocaman
Koçlu köyü denen vilayetim var ...
Teşkilatın davetini emir kabül eden Kocaman bir başka şiirinde:
Türk evlâdi budur sana hitabım !
Seni yoktan yaratandan örnek al
İkra diyor, oku benim kitabım
Oku, öğren, sen Kur'an' dan örnek al
O kahraman ecdadından, atandan
Tarih boyu kan dökülen vatandan
Cephede kefensiz şehit yatandan
Vatana can veren candan örnek al
Bizim idi Acemistan, Gürçistan
Bulgaristan, Yunanistan, Türkistan
Türklüğü eyleyen dillere destan
Sen Kanuni Süleyman' dan örnek al
Altaylar' dan Viyana'yı kuşatan
Dünya nizamını kurup yaşatan
Plevne' den Gazi Osman Paşa' dan
Tarihe bak bu destandan örnek al
Aynı ırksın, aynı kansın, aynı soy
Aynı dilden, aynı dinden, ayni boy
Gel oğlum elini vicdanına koy
Ulubatlı er Hasan' dan örnek al
Ben bir Türk'üm, Türk'tür benim ecdadım
Ülkümün uğrunda ölmek muradım
Ben beni vatana kurban adadım
Abdulvahap Kocaman' dan örnek al
Vatan hainlerinin amansız düşmanı
olan Kocaman:
Kurtuluş ordusu kurmuş avanak
Kimi kimden kurtaracak bu bunak
Gözlerini patlatırım bana bak
Benim Bozkurtuma çatmasınlar haaaa
Kimisi Mao'cu, kimi Lenin' ci
Küfür vakonları, herbiri kinci
Şeytan sürüleri Urusçu, Çinci
Çatlak zurna gibi ötmesinler haaaa
Türkün ve Türkçenin aşığı Kocaman, Batı Müziğine “ Bataklık Müziği ” der ve
onu icra edenlere de pek kızardı.
Sakalından astıklarım
Bıyığından kestiklerim
. . . . . . . . . . . . . . . . .
Cem Karaca, Barış Manço.
Diye feryat eder, o zamanlar hayatta olan ve şimdi her ikisi de merhum
olmuşlardan sözünü esirgemezdi.
Tabii bu şiirler çok çok uzun şiirlerdir. Ancak , biz aklımızda kaldığı
kadar yazıyoruz. Yürek şair yüreği olunca bazen akort değişiyor ve:
Döndü Dönmedi
Yaylaya gitmişti bir yaz zamanı,
Gülizar döndü de Döndü dönmedi.
Demek ki unutmuş ahtı-amanı,
Yaylacılar döndü , Döndü dönmedi.
Ben baktıkça o yılıştı yüz verdi,
Aşkımıza ümit verdi hız verdi.
Yemin etti sapasağlam söz verdi,
Demek ki sözünden döndü dönmedi.
Aşkıma inansa beni arardı,
Sevda çeke çeke benzim sarardı.
Tansiyonum düştü, gözüm karardı,
Sevdasından başım döndü, dönmedi.
İsmini andıkça ah çekerim ah,
Sevende mi, sevilende mi günah ?
Yep yeni bir ümit başlar her sabah,
Akşam üstü güneş döndü, dönmedi.
Evet şair Kocaman, “ davet edilirsem gelirim ” demişti ve öylece de Türkiye'
ye döndü dönmedi !. . Birdaha da dönmemek üzere döndü dönmedi . . . Geçen
yıl güzeller güzeli , yüceler yücesi Rabbimize döndü dönmedi . . . Kocaman'
a, merhametliler merhametlisi yüce Rabbimizden sonsuz rahmet diliyorum.
“ Nasıl Kurtardık ” başlıklı şiirinin aynısını başta Doğu Türkistan'ımız
olmak üzere bütün Türk İslâm Dünyasında yazmayı güzel Rabbim nasip eylesin.
Amin.
NASIL KURTARDIK
İstiklâl Harbi' nde biz bu vatanı
Başı başa vere vere kurtardık
İnanmazsan git konuştur atanı
Kara günler göre göre kurtardık
Hiç unutma emeğini Ata' nın
Deden yok mu senin, şehit yatanın ?
Bütün çevresine nurlu vatanın
Cesetten ağ öre öre kurtardık
Türk kadını koştu kazma kürekle
Mermi çekti kucağında bebekle
Kara barut ile dolma tüfekle
Topa karşı dura dura kurtardık
Devletlerle açılmıştı aramız
Döğüşmekten başka yoktu çaremiz
İlâçsız doktorsuz kendi yaramiz
Gömlek yırtıp sara sara kurtardık
Pes etmedik devletlerin birine
Nöbet tuttuk subayından erine
Top, tüfek, mermi ve süngü yerine
Değneğinen vura vura kurtardık
Sırrımızı yâd ellere açmadık
Candan geçtik yurdumuzdan geçmedik
Kurşundan, süngüden dönüp kaçmadık
Göğsümüzü gere gere kurtardık
Yedi iklim, dört köşede, her yanda
Kim duymamış Türk' ü ulu cihanda
Kars'ta, Erzurum'da, Bitlis'te,Van'da
Yüz bin şehit vere vere kurtardık
Mehmetçik çarığı çekti sılada
Kaldı düşmanların başı belâda
Sakarya, İnönü, Çanakkale' de
Nice çember yara yara kurtardık
Girmek isteyeni sokmadık yurda
Set olduk, döğüştük kıyı, kenarda
Afyon'da, İzmir'de, Dumlupınar'da
Üçer beşer kıra kıra kurtardık
Bu Kocaman Türk' ün aslı nereli
Fatih, Yavuz, Alparslan' lar sıralı
Hedefimiz Akdeniz' dir ileri
Domuzları süre süre kurtardık
Abdulvahap KOCAMAN

Gönül kahvaltısı
Almanya'da ve Avrupa' da güzel faaliyetler oluyor.
Geçtiğimiz ramazan ayından evvel başlayan halk ozanlarımızın ve diğer
sanatçılarımızın “ Vatana hasret ” programları bütün Almanya' da devam
ediyor.
Bunların bazıları kurultay havasında geçiyor.
Ramazan dolayısıyla vize alıp gelebilen bir kısım ilâhiyatçı hoca efendiler
bölge bölge yaptıkları ramazan sohbetleriyle Almanya'yı adım adım taradılar.
“ Gençlik Eğitim Seminerleri ” de bazı yerlerde yine “ Gençlik Kurultayı ”
havasında geçti ve gelen tepkilerin hepside müspet olup, bütün bölgelerimiz
ve cemiyetlerimiz programların tekrarının talebinde bulundular. Bu talepler
yerine getirildikten sonra yönetici olan arkadaşlarımız için Eğitim
seminerleri yapılacaktır. Üçüncü ve son safha olarak hanım kardeşlerimiz
için de eğitim seminerleri yapılacaktır ve bu her yıl böyle devam edecektir.
Türk Federasyon Bülteni yeniden yayın hayatına başlamıştır. Teşkilât içi
haberleri mensuplarına ulaştırma açısından bir başka güzellik oldu.
100' e yakın teşkilâtımızın binasını satın almış veya temelden yapıp
bitirmiş olması, yani kendi mülklerinde oturuyor olmaları keyif verici
farklı bir gelişmedir.
Bir kısım teşkilâtlarımız, okullarda başarıyı artırmak için çeşitli kurslar
vermektedirler. Almanca kursları, bilgisayar kursları, Türkçe kursları,
ayrıca saz kursları, dikiş kursları, yemek pişirme ( Türk mutfağı )kursları
gibi güzel faaliyetler içindedirler.
Türkiye’nin her bölgesinden gelmiş insanlarımızın bölgelerine mahsus
yemekleri pişirip ikram etmeleri, daha da ileri giderek bu yemeklerimizin
renkli resimleri, tarifleri, hangi bölgemize ait olduğu ve mükemmel bir
baskı ile ortaya çıkan yemek kitapları görülmeğe değer olduğu gibi mutfak
kültürümüze de ayrı bir hizmettir. Alkışlanacak ve cidden saygı duyulacak bu
çalışmalardan biri de Friedrichshafen cemiyetimiz deki Hanımefendilere
aittir. Friedrichshafen deki bacılarımız GURBETTE SILA SORFASI adlı bir
kitap yayınladılar. Farklı bölgelerimize ait 96 çeşit yemeğin renkli
resimleriyle beraber tariflerinin tek tek yapıldığı ciddî bir çalışma. Bu
eseri ortaya çıkaranları kutluyorum.
Adı geçen teşkilâtımızda her Pazar günü saat 11 de, çoluk çocuk toplu hâlde
kahvaltı yapılır. Kahvaltıyı ağırlıklı olarak erkeklerin hazırlıyor olması
farklı bir güzellik . . .
29.01.06 Pazar günü davetlerine katılıp, hep beraber kahvaltı yaptıktan
sonra bir güzel de sohbet yaptık. Sohbetten sonra bir kardeşimiz: “ Ozanım,
bir makale yazsanız ve başlığı da “ Gönül Kahvaltısı ” olsa uygun görür
müsünüz . ” dediler. Uygun olmaz mı ? Aziz Dost ve kardeşlerim .
Teşkilatlarımızı zaman zaman dolaşıp ziyaret ettiğimde rastladığim
güzelliklerden biride, birinci nesil ağabeylerimizden hatıralarını
yazanlarla tanışmış olmamdır. 1960'lı yıllardan başlayıp gün gün düzenlice
notlar tutulmuş ve kitap olarak ta basılmış. Okuduğumuzda kırk küsür yıl
geriye gidip, ilk gelen neslin ne çileler çektiğini görüyorsunuz ve
içinizden birşeylerin koparak gittiğini hissediyorsunuz . . . Anadolunun
Mehmetleri, Ahmetleri lisan zorluğu dolaysıyla bir ekmeği isteyip almak için
veya bir kilo meyveyi almak için istediğini karşı tarafa anlatabilmek için
neler çektiğini, sıkıntıdan burnu kanadığını, baş ağrılarına yakalandığını,
kahrından, hasretinden gizli gizli ağladığını, okuyunca sizinde gözlerinizin
dolduğunu ve bugün gelinen noktaya baktığınızda Alman yüksek okullarında
okuyan 40 bine yakın evladımızın bugün de ve yarın da herbirinin yüksek
meslek sahibi olduğu veya olacağını düşündüğünüzde: “ OH YA RABBİM ŞÜKÜR ”
diyorsunuz . . .
Evet yanlış anlamadınız , 40 bine yakın çocuğumuz yüksek okullarda
okuyorlar.İstenildiğinde “iğne ile kuyu kazmak” mümkün müş diye
düşünüyorsunuz . . .
Ben daha güzelini söylemek istiyorum. Bir kısım insanımız, çocukları
okumadan, yetişmeden, gelişip şekillenmeden, bir meslek sahibi olmadan,
hemde ciddi bir meslek sahibi olmadan Türkiye' ye yatırım yapmıyor, Almanya'
ya yatırım yapmıyor artık . . . EVLADINA YATIRIM YAPIYOR . . .
“ Evladım iyiyse malı neylesin, evladım kötüyse malı neylesin . . . ”
şuuruyla evlatlarına yatırım yapan Beyefendiler ve Hanımefendilerin
varlığına şahit oldum çok şükür . . .
Beton ve taş yığınlarına yıllardır yapılan yanlış yatırımlar evlatlarımızı
ikinci ve ücüncü plana itmişti . . . Bu yanlışı fark edenleri gördükçe
ömrüme ömür katıldı . . .
VE BU YANLIŞI YIKMAK İÇİN BÜYÜK BİR AZİMLE ÇALIŞIYORUZ . . .
Camilerimizde veya mescidlerimizde binlerce evlâdımızın Kur'an öğreniyor,
Kur'an okuyor, dinini öğreniyor olmasının ne demek olduğunu ayrıca anlatmağa
lüzum yok sanırım.
23.04.06 tarihinde Herborn teşkilâtımızın düzenlediği 23 Nisan Bayramı'na
Federasyonumzu temsilen katıldım. Güzel bir salonda Türk-Alman ve Türk
Federasyon' un bayrakları ayrıca Atatürk' ün resmi baş köşede asılıyor. 6
-13 yaşları arasında 40 çocuğumuz, tertemiz giyimli ve pek disiplinli bir
şekilde İstiklâl Marşımızı okuyorlar ve diken diken oluyoruz . . . Sonra da
Alman millî marşını aynı güzellikte okuyorlar. 2000 civarındaki seyircilerin
hepsi saygıyla dinliyoruz.
Millî marşlardan sonra bu 40 kişilik melek evlâtlarımız, yine hep bir
ağızdan Türkiyem' i okuyorlar ve toplu hâlde bütün dünya çocuklarına uzun
bir şiirli dua okuyorlar.
All.h' ım, öldürülen çocukları,
Ayırma cennetin den.
Nolur merhametini
Esirgeme hiç birinden .
Bizlerde gelince . . .
Ayırma birbirmizden . . . şeklinde uzun bir şiirli dua.
Bütün herkes, hatta sözlerini anlamadıkları hâlde Alman misafirlerimizin
bile gözlerinin buğulandığına şahit olduk.
Komünist Çin' in devlet politikası gereği anne karnında iken katledilen Doğu
Türkistanlı bebekleri düşündüm . . . Ve katledilen mazlum anneleri düşündüm
. Sanki onlara atfen söylenmiş gibiydi bu şiirli dua . . .
Ey kızıl Çin ! ! ! Kalbimden geçenlerin milyarda biri sana yeter ! ! ! Ey
Tufi, ey hırsız !!! Seninle her iki dünya da savaşım var, alçak . . .
Türkçe ve Almanca hatasız sunuculuk yapan kızlarımız salona ayrı renk
kattılar.
Herborn Teşkilât Başkanı Ahmet Bey ve Siegen Teşkilât Başkanı Recep Beyin
yetiştirdikleri halk oyunları ekipleri Kafkasya' dan, Karadeniz' e ve
Güneydoğumuza kadar halk oyunlarımızı mükemmel oynadılar. Cemiyet
Başkanlarımızı ve Hes. II. Bölge Başkanımız Mehmet Çelik Beyi üstün
gayretlerinden dolayı tebrik ediyorum.
50 civarındaki büyüklü küçüklü iş adamlarımız organizeye maddî ve manevî
destek vermişlerdir. Her birini tebrik ediyorum.
Alman siyasî parti temsilcileri ve Belediye Başkanı da destek verenler
arasında bulunuyorlar. Bir ara “ Federasyon' dan mı geldiniz ” diye
soruyorlar. “ evet “ diyorum ve kendilerini tanıtıyorlar. ( Tanıtma ihtiyacı
hissediyorlar . . . ) Her zaman programlarımıza katıldıklarını maddi ve
manevi destek verdiklerini söylüyorlar . . .
Ali Batman ve Aşık Ünal Baba Ocağı' na geldiler. Hoş geldiler. Var olsunlar.
Sağ olsunlar .
Aralık 2005' te Danimarka' da intihar eden Uygur genci Merhum Burhan Zunun
“ Beni, Çin' e geri yollarsanız idam ederler “ dediyse de sözünü dinleyen
olmadı. Hakimlerin “ geri gideceksin “ kararlarından sonra intihardan başka
yol bulmayan garip kardeşlerimize, Danimarka Türk Federasyonu' na üye olan
Ülkü Ocakları mensupları ve yiğit kardeşim Genel Başkan İlhan Esen Bey,
sahip çıkıyorlar ve oradaki bir Müslüman mezarlığına bütün dini vecibeler
yerine getirildikten sonra defnediyorlar. (Şubat 2006 İstiklâl Gazetemizde
de yayınlandığı gibi ) Sayın İlhan Esen'i telefonla aradım, teşekkür ve dua
ettim. İlhan Bey: Mahkeme kayıtlarını araştırdığını, şayet Merhum Burhan
Zunun “ Beni Çin'e yollarsanız idam ederler . ” sözü, mahkeme kayıtlarda
mevcut ise mahkemeyi mahkemeye vereceğini ifade ettiler. All.h, yâr ve
yardımcınızdır aziz dost.
İSTİKLÂL GAZETESİ . Çok şükür, Seyretmek için değil de okumak için bir
gazetemiz var diyor muhterem okuyucularımız . . . Kaliteli bir okuyucu
kitlesi olan İSTİKLÂL' in , istikbali gün gibi açık . Okuduğunu anlayan ,
anladığını anlatan , nereye hizmet ettiğini bilenleri abone yapıyoruz .
Ötekilere HAYIR dua ediyoruz . . .
Kime selâm verdim ise dünya da
Baktım, dertsizlikten derdi çok imiş . . .
Bin kere tersini anlatsalar da
Türkün Türk' ten başka dostu yok imiş . . .

TÜRKÜM
MÜSLÜMANIM ELHAMDÜLİLLAH
Bindokuzyüzkırkdört Üç Mayıs günü
Türkün talihinin değişti yönü
Bütün milletimiz bilmeli şunu
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Devran malûmların olan devrandı
Dinsizliğin hortladığı zamandı
O devir, her cihet duman dumandı
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Otuzsekizlerden elliye kadar
Hâlimiz perişan, hâlimiz beter
Dövüldük, sövüldük hem katar katar
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Adalet, maalesef çürümüş gitmiş
“ Millî Şef “ elinde erimiş bitmiş
Feci manzarayı herkes seyretmiş
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Kırklı yıllar barbarlığın yılıdır
Kırklı yıllar gaddarlığın yılıdır
Dinsizliği ikrarlığın yılıdır
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Vesikayla kefen bezi verdiler
Ölenden bir çeşit hesap sordular
Dağa, taşa mahkemeler kurdular
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Yalan dünya işte hey gidi hey hey
Jandarmamız kur’ an’ topladı köy köy . . .
Kur’an’ lılar dayak yedi ay be ay
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Kur’ an’ ı okumak yasak edildi
Okuyanlar hepten tutsak edildi
İşkenceler ile aksak edildi
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Her kimin evinde Kur’ an var ise
Her kim ki Kur’ an’a mutî, yâr ise
Her kim ziya saçan , ışık , nur ise
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Düşmanı dost ile denk ederlerdi
Rusçu komünistler fink atarlardı
Ülkemizde bizlen cenk ederlerdi
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Dedemi de sırf bu yüzden dövdüler
Daireye sokmadılar kovdular
Adını da “ İrticacı ” koydular
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
İstiklâl gazisi olan dedemler
Her biri de bana böyle dediler
Bu şekil davranmış alçak , âdiler
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Dinsizliğin din olduğu yılların
Adaletin kin olduğu yılların
Koptu kıyameti cümle illerin
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Ezan bile yasaklandı , o günler
Okuyanlar tartaklandı , o günler
Zincirlendi , tutuklandı , o günler
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Şu gerçek üstünde kalmamalı kir
Camileri ahır yaptılar ahır
Türkçüleri yiyen işte bu kahır
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
|
İcraatı Stalin’ ce yaptılar
Bizi resmen Moskova’ ya sattılar
Hapislere , zindanlara attılar
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Ankara , EN KARA olduğu günler
Her zindan da vatan evladı inler
O günleri iyi bilir bilenler
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Milliyetçi olan herkes toplandı
‘ TURANCI ’ dır diye tek tek kodlandı
Ve aylarca tabutlarda saklandı
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Başbuğum da tabutlara kitlendi
Maalesef bîtab düştü , bitlendi
Hastalandı , derdi bine katlandı
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Başbuğum şer günde ‘varım‘ diyendir
Başbuğum dar günde ‘varım‘ diyendir
Başbuğum zor günde ‘varım‘ diyendir
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
O kara günlerde var olduğundan
Din ve imanına yâr olduğundan
Milletine evlat, er olduğundan
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Hiç bir zaman unutmadık All.hı
Türkçülerin zaten buydu günahı ! . .
Bu sebepten arşa ulaştı ahı
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Kırkdörtlü yıllar ki zâlim yıllardı
Müsebbibi ise malûm döllerdi . . .
Kurbanlar hep bizim İSMAİL’ lerdi . . .
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Üç Mayıs’ ın bayramlığı şundandır !!!
İSMAİL’ e ulaşılan zamandır . . .
İSMAİL’ ce durduğumuz devrandır . . .
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Mânen işgaldeydi aziz ülkemiz
Boğulmak istendi TURAN ÜLKÜMÜZ
Haykırdı zalime aziz BİLGE ’ miz
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Ruslarla, Çinlerle plan ettiler
Turancılığı suç , ilan ettiler
Açık hakikati yalan ettiler
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
“ Turan yasak ” diyen nâçiz herifler
“ Turan yasak ” diyen âciz herifler
“ Turan yasak ” diyen ucuz herifler
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
ŞEREFLİ DÂVÂNIN ŞEREFLİ ERİ
Ölse de sözünden döner mi geri
Mefküreme engel cümle serseri
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Hedef komünist bir düzen kurmaktı
Türkçüleri tabutlukta kırmaktı
Şanlı tarihimden hesap sormaktı
Türküm Müslümanım elhamdülillah
Diyenlere dedirttiler illellah
Şen Ozan’ lar dua etsin Rabbine
Şu saatten tâ kıyamet gününe
Girmesinler milletimin kanına
TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDÜLİLLAH
Diyenlere dedirttiler illellah
3 Mayıs 2006 . Frankfurt
|

“ İSLÂM DÜNYASI UTANILACAK
HÂLDE ”
Devlet Bakanı Mehmet Aydın
Milliyet 08.09.05
Sayın Bakan, İslâm Dünyası
varmı ki utanalım ? . .
67 Arap, İsrail savaşında
İsrailli kadınların tank kullandığını o zamanki gazetelerden okuyorduk.
Bu yıl Kudüs'ten gelen
dostlarımdan biri anlattı: ”Abi, Kudüs'te pek fazla İsrailli kadın askere
rasladım. Sebebini araştırdım ve öğrendim ki askerlik yapmayan İsrailli
kızlar üniversiteye alınmıyormuş . . .
Şimdi de bu tarafa bakalım
.
“ İran'da kadınların
motosiklete binme yasağı kaldırıldı ”
Zaman
07. 10 .05
“ Gün gelir kadınlarda araba
kullanır ”
Suudi Kralı. Basından
“ Suudi Arabistan'da ilk kez
kadınlar seçildi. ”
Milliyet
01. 12. 05
“ Suudi kadınlar ilk kez bir
seçimde aday oldu.”
Zaman 28.
11. 05
“ Kadının İnsan hakları için
bütün düzenlemeleri yaptık ”
Kadın ve aileden sorumlu
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu
Zaman 29.
10. 05
“Kız çocuklarının eğitimi
yetersiz . Okulaşma oranı yüzde 68 olan kız çocuklarının bu oranı
Türkiye'yi dünya sıralamasında 110. sıraya itmiştir . ” Türkiye 11.
10. 05
“ Kadına yatırım yapmamanın
maliyeti yüksek . BM Nüfus Raporu, Kadınlara yatırım yapmak ülkemize
yatırım yapmak demektir . “
Milliyet 13. 10. 05
Avusturya'da bulunan Diyanet
İşleri Başkanı, velilere seslenerek, ” bilhassa kız çocuklarınızın
eğitimlerine önem verin . ” dedi .
Hürriyet 10. 10. 05
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (
YYÜ ) Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde üniversite
öğrencilerinin evlilik ve aile kurumuyla ilgili tutumları araştırıldı. Son
sınıf öğrencilerin arasından 971 kişiye anket uygulandı.Öğrencilerin yüzde
33'ü evliliği önemli bulmadıklarını ifade etmiştir . Türkiye 13. 01. 04
“ 2002 yılında 8217 Türk
boşandı . ”
Almanya Federal
İstatistik Dairesi / Wiesbaden 2003
“ 2004 yılında 184 bin aile
boşanmak için mahkemeye baş vurdu ” Türkiye TV
Haberlerinden . Eylül 2005
“ Bugün yüksek okul mezunu
kadınlarımızın oranı yüzde 4 olup, hâlâ 5 milyon kadın parmak
basarak oy vermektedir . “ Milletvekili. A.Gülsün BİLGEHAN.
İşveren Dergisi. Ocak 2006.
“ Almanya' da kadın ticareti
korkunç boyutta , suçlular rahat . Her yıl yaklaşık 500 bin kadın
fahişeliğe zorlanıyor . ”
İnsan haklarının beşiği
Fransa' da her yıl 90 kadı , koca dayağından ölüyor . . . ”
Zaman 10. 02. 2006
________________
“ Herkim ilim tahsili için
yola çıkarsa bu yüzden Alla.hu Teala ona cennet yolunu kolaylaştırır. Çünkü
ilim, insanı Cennete ulaştıracak sebeplerin başında gelir. ” Hadis
-Hadisin son kısmında : ”
İlim, insanı cennete ulaştıracak sebeplerin başında gelir.” diyor. Bu
kısmı tersinden okursak : ” Cehalet, insanı Cehenneme ulaştıracak
sebeplerin başında gelir . . . ” demektir diye düşünüyorum . . .
HAK DİVANI ' na varınca “
Ya Rabbi ben cahildim ” demenin faydası olmayacak. Çünkü, cehalet dünyada
geçer akçe olmadığı gibi mahşerde de olmayacaktır . . .
Kadın, yüce Hakkın insan
dokuma tezgâhıdır . . .
Kadın , ”Ayakları altına
cennet konulmuş yegâne varlıktır . . . ”
Kadını hor gören dangalak,
Bir kadından dünyaya geldiğini unutmamalı . . .
Kadını hor gören alçak, onun
karnında dokuz ay misafir kaldığını unutmamalı . . .
Kadını hor gören şahsiyetsiz
, onsuz yarım olduğunu aklından çıkarmamalı . . .
Kadın ticareti yapan
şerefsiz , annesinin de kadın olduğunu düşünmeli . . .
Kadın hesabı ! . . yapan
lüzumsuzlar ; HAKkın hesabı da var . . . Ona göre ??? !!!
Kadın, yüce
Peygamberimizin, canlı canlı gömülmekten kurtardığı aziz varlıktır. Peki
biz ne yaptık onun ümmeti olarak ??? ( Ölü olarak yaşamasını temin ettik
. . . )
Kadın ilk eğitimcidir
Kadın ilk
öğretmendir
- Birileri,
onların okumasını yasaklar.
- Birileri,
onların araba kullanmasını yasaklar.
- Birileri,
onların motosiklet kullanmasını yasaklar.
- Birileri, siz
kimsiniz ki seçeceksiniz veya seçileceksiniz diye yasak koyar
- Birileri, onları
dansöz yapar ve zevk aracı olarak kullanır.
- Birile , çöp
gibi işi bitince sokağa fırlatır.
- Birileri, üstüne
kırk kere evlenir ve onda şahsiyet bırakmaz .
- Birileri,
çalıştırır içki ve kumar parasını sırtından kazanır.
- Birileri,
bedelli askerlik parasını ona ödettirir ve sonrada kapıya atar.
- Biriler , sahte
nikâhlarla kandırır ve yüzüstü bırakır
- Birileri, onküsur
çocuk doğurtturur sonra da niye bu evde düzen ,dirlik yok diye döver ve söver .
. .
İslâm öncesindeki cahiliyet
devrinde kız çocuklarının canlı canlı kuma gömülmesiyle şu içinde
bulunduğumuz manzaranın ne farkı var ? ? ?
Hz . Peygamberin: “
Müminlerin imanca en mükemmel olanı, ahlâken en iyi olanlarıdır ve hayırlı
olanlarınız da kadınlara karşı hayırlı olanlardır . ”
Hadisi Şerifi “ Utanılacak
hâldeki İslâm Dünyası ” ndaki kaç kişiyi ilgilendiriyor ???
Bitirilmiş bir anne gelecek
nesilleri nasıl yetiştirecektir ???
Yarınlarda Türk İslâm
Dünyası'nın yöneticileri olacak nesillerimizi, madden ve mânen yok edilmiş
bir kadın nasıl yetiştirebilecektir ???
Hz. Peygamber : ” Kadınlara
zulmedenlerin kıyamet günü dâvâcısı ben olacağım . ” demiyor mu ???
Konuma şiirle devam etmek
istiyorum.
|
Ne günden ne güne
kaldın ?
Hey gidi İslâm Dünyası
Şeytanlara rezil oldun
Hey gidi İslâm Dünyası
İbret ki aman ne ibret
Vahşet ki aman ne
vahşet
Böyle mi dedi
Muhammet (s.a.v)
Hey gidi İslâm Dünyası
Özü gitti kaldı kabuk
Herşey birbirinden
kopuk
Hâllerimiz abuk sabuk
Hey gidi İslâm Dünyası
Resmen nane yiye yiye
Hepten döndük komediye
İslâm dedik hurafeye
Hey gidi İslâm Dünyası
Şekilcilik boylum
boylum
Münafıklık oylum oylum
Fitne nesli şeytan
huylum
Hey gidi İslâm Dünyası
Yalanı duydu gidiyor
Şeytana uydu gidiyor
Hak yoldan caydı
gidiyor
Hey gidi İslâm Dünyası
Kimi melek, kimi
hortlak
Kimi cılız, kimi ablak
. . .
Gidişimiz tepe taklak
Hey gidi İslâm Dünyası
Herkesin ayrıdır işi
Herkesin ayrı gidişi
Resulullah devre dışı .
. .
Hey gidi İslâm Dünyası
İslâmiyet lafta kaldı
O da üç beş safta kaldı
! . .
Kur'an tozlu rafta
kaldı
Hey gidi İslâm Dünyası
Ne BEKİR' den sadakât
var
Ne ÖMER' den adâlet var
Ne OSMAN' dan asâlet
var
Hey gidi İslâm Dünyası
Ne ALİ' den eser kaldı
Ne VELİ' den eser kaldı
Şen Ozan belâya kaldı
Hey gidi İslâm Dünyası
|
Not: Bu makalem , 8 Mart
Kadınlar Günü için değildir . . . 365 gün Kadınlar ve Anneler Günüdür
. . .

Dinimizdeki yüksek ilimlerden biride ahlâk olup , güzel ahlâkın temeli ise
yüce dinimizdir.
Maddi hesaplara dayalı veya çıkar hesapları üzerine bina edilmiş bir ahlâk
anlayışı ahlâk olamaz . . . Ahlâkın olmadığı toplumlar ayakta kalamazlar.
Ahlâksız milletler yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdurlar.
Lût kavmi, Nûh kavmi ve diğer benzeri kavimlerin yıkılışı, mahvoluşu hep
ahlâksızlık sebebiyle olup, tarih bunların rezil hâlleriyle doludur . . .
Ahlâksız insanlar veya toplumlar, yüce Rabbimizle savaşıyorlar demektir ki
akıbetleri baştan bellidir . . .
Peygamber efendimiz : Ahlâkınızı iyileştiriniz buyurmaktadır .
Ahlâksızlığı, ahlâk edinenlere kötülüğü izah etmek zordur. Çünkü “ Debbağ
için dünyada kötü koku yoktur . . . “ derler. “ Edebi edepsizden öğrenmek “
ise bir feraset meselesi olsa gerektir . . .
Ahlâk ve temeli olan yüce dinimiz, ebedi hayatı gönlümüze nakış nakış dokur
ve bütün hayatımızı disiplin altına alır. Yüce Rabbimize düzgün bir iman da
bunun sonucudur .
Haset, kin, garaz, cimrilik, dedikodu, fitne, fesat, fücur, azgınlık,
sapıklık, kışkırtıcılık, entrikacılık, yalancılık, palavracılık,
dolandırıcılık, hırsızlık, arsızlık, edepsizlik, hayasızlık, terör,
şerefsizlik, anarşi, namussuzluk, dalaverecilik, hilekârlık, çekememezlik,
alçaklık bütün bunlar ve bunların benzeri diğer menhiyatlar kötü ahlâk
sınıfındandır.
Güzel ahlâk ı İslâm büyükleri izaha çalışırlarken adeta yaylanın bütün
çiçeklerini saymışlardır . . . Şimdi bunlardan az bir kısmına biraz göz
gezdirelim . Sıra ile yazacağımız bu on güzel huy un yani on güzel ahlâk ın
hepsini bilmek herkes için farzdır .
Tövbe, nedâmet ( günahına pişman olmak ) belâya sabır, kazâya rıza, niğmete
şükür, havf ve recâda îtidâl, neşe ve kederde kalble tevekkül, sılai rahm,
akraba ile iyi geçinmek, yüce HAK ka huşû üzere olmak ve yüce HAK kı çok çok
sevmek.
Maneviyat yolunda yükselenler, ne sebeple yükseldiler şeklindeki soruya
verilen cevaplar şöyleydi :
- Oruç tutmakla
- Nefs mücadelesini çok yapmakla
- Nefsi hesaba çekip doğruya yöneltmekle
- Cömertlikle
- Bütün bu cevaplara karşılık İbn-i Ata şöyle buyurdu : Yüksek derecelere ve
üstünlüklere kavuşanlar, ancak güzel ahlâk ile kavuştular.
Müminin dört güzel hâli vardır :
- Bir belaya maruz kalırsa , sabreder.
- Nimet verilirse , şükreder.
- Konuştuğunda , doğru söyler.
- Hüküm verdiğinde , adaletli davranır. Übey bin Ka'b dan
------------------------------------------------------
-“ Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi ahlâk ta hataları eritir. Sirke, balı
bozduğu gibi, kötü ahlâk , hayratı, hasenatı mahveder . ” Hadis.
- “ İbadetleri az olan bir kul, iyi huyu ile kıyamette yüksek derecelere
kavuşur.” Hadis.
- “ İyi huylu olan dünya ve ahiret saadetlerine kavuşur . “ Hadis
- “ İbadetlerin en kolayı ve en çok faydalısı , az konuşmak ve iyi huylu
olmaktır.” Hadis .
- “ HAK katında kötü huydan büyük günah yoktur. Çünkü bunun günah olduğunu
bilmez dolayısıyla da tövbe etmez ve günahı sürekli artar . “ Hadis.
- “ İnsanların hiç çekinmeden ve sıkılmadan yaptıkları günah , kötü huylu
olmaktır . “ Hadis.
- ------------------------------------------------------
- Dörtşey vardır ki, bunlar insanı, ilmi az bile olsa HAK indinde de,
insanlar arasında da en yüksek dereceye çıkarır.
- Hilim
- Tevazu
- Cömertlik
- Güzel ahlâk . Cüneyd-i Bağdadi' den .
--------------------------------------------------------
- İyi ahlâk lı bir günahkâr ile arkadaşlık , kötü huylu abid ile sohbetten
benim için daha hayırlıdır . Cüneyd-i Bağdadi' den
--------------------------------------------------------
Güzel Ahlâk Nedir ?
- En aşağı derecesi insanların yükünü çekmek . . .
- İnsanlardan gelen sıkıntılara katlanmak
- Yaptığı iyiliklerden dolayı kimseden karşılık beklememek
- Günahkârlara acıyıp affedilmelerini dilemek . Sehl bin Abdullah' dan
--------------------------------------------------
- Zenginliği aradım ilimde buldum
- Övülmeyi aradım fakirlikte buldum
- Afiyeti aradım zühdde buldum
- Kolay hesabı aradım susmakta buldum
- Rahatı aradım cömertlikte buldum . Ali bin Sehl İsfahani ' den
- Zulüm ile beraber zafer olmaz
- Kibirle beraber övgü olmaz
- Hırsla beraber haramdan sakınma olmaz
- Haset eden kimse için rahat olmaz
- Meşvereti terk ile doğru bulunmaz
- Tövbeden daha kazançlı bir şefaatçı olmaz
- Müşavere gibi yardımcı olmaz . Hz. Ali ' den
--------------------------------------------------------
Güzel Ahlâk Nedir ?
- Cömertlik
- Bağışlayıcılık
- Sabır ve tahammül . . .
- Aynı soru Hz. Ali Efendimiz'e sorulduğunda ise şu cevabı vermişti :
“Rabbimize isyan olmayan konularda , insanlara muhalefet etmemektir .”
“ İnsan güzel ahlâk ı sayesinde cennetin üst derecelerine yükselebilir. Buna
karşılık âbid' de olsa , kötü huyu sebebiyle cehenneme girebilir.” Enes bin
Malik' ten.
AKILLI , ZEKİ , ZENGİN , ve CİMRİ KİMLERDİR ?
- Bu soruları 700 kadar âlîme sordum . Hepsi birbirine yakın cevap verdiler
:
- Dünyayı sevmiyen, kalbini bağlamıyan akıllı dır.
- Dünyanın çekici zevklerine aldanmayan zeki dir .
- Rabbimizin, kendisi için takdir ettiğine kanaat gösteren zengin dir .
- Rabbimizin, kendisine verdiği niğmetlerden insanları faydalandırmayanlar
cimri dir .
Şakik-i Belhi' den
DÖRT GÜZEL HASLET
- İman
- Şükretmek
- Dua
- İstiğfar . Bunları taşıyanlara müjdeler olsun . . . Mekhûl ' den
Güzel ahlâk ın ölçüsü
- Kulun Rabbimize yaptığı ibadet ve hizmetleri az bulması , Rabbimizden
gelen nimetleri de büyük görmesidir . Ebu Muhammet Razi ' den
Güzel Âhlâk ın Alâmetleri
- İnsan çok hayalı, eziyet vermeyen, salih, doğru sözlü, az konuşan, çok
ibadet eden, az hata yapan, fuzuli konuşmayan, vakarlı, çok sabırlı,
çokşükredici, HAK kın hükmüne razı, halim,şefkatli, iffetli, ince hisli, HAK
için kızan, Onun için seven ve Onun için razı olmalı .
- İnsan ; lânet edici, küfürbaz, giybetçi, aceleci, hasetçi, cimri olmamalı.
- Gözüne, sözüne, eline, beline , diline sahip olmalıdır. İmam Gazali'den
--------------------------------------------------------
Konuşurken, otururken, kalkarken
Adab üzre olanlara can kurban
Hem toplum içinde hemde dışında . . .
Edep üzre olanlara can kurban
Kur'an ahlâkıyla hâllenmiş resül
Asrı saadette böyleydi usül
Uzatma Şen Ozan söyle velhâsıl
Kitap üzre olanlara can kurban .

ÇAĞDAŞ KÂRÛN `LAR
“ Mal sahibi mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi
Malda yalan mülkte yalan
Var birazda sen oyalan “ Hz. Yunus
Hiç bir zaman mal
sahiplerine düşman olmadım. Helâlinden kazananlara cidden saygılıyım.
Vergisini ve zekâtını verenlere ise ayrıca duacıyım.
Ülkemizde aşırı zenginler
ile aşırı fakirler iç içe yaşarlar. Biri gökdelende yaşar, diğeri gecekondu
da sürünür. Biri Amerika' da tedavi olur, diğeri hastahane de rehin kalır.
Biri her mevsim havyar zıkkımlanır, diğeri hıyar bulamaz. Biri elbiselerini
doldurmak için daireler satın alır, diğeri donuna yama bulamaz. Biri
düğünlerinde dolarları sepetlerle doldurur boşaltır ve düğüne renk katmak
için milletin başına savurur, diğeri parasızlıktan ömür boyu evlenemez. Biri
hayat boyu tarlada çalışır üretir, diğeri ise hayat boyu tüketir . . .
Millî Sosyal Devletimizi bir türlü kuramadığımızdan ve hortumcuların
hortumlarını doldurma başarısı gösteremediğimizden ! . . belli ki daha çok
çilemiz var çekecek .
Adem oğlunun sırtındaki en ağır yük dünya malıdır ... Çünkü bunun
maddisinden mânevîsine kadar hem dünya da ve hem de ahirette bir çok
sorumlulukları vardır...
Vergisinden, zekâtına kadar her şeye dikkat edilmeli ve mal temiz
tutulmalıdır. Kul hakkı karıştırılmamalıdır . . . Hele millet hakkı hiç hiç
hiç bulaştırılmamalıdır . . .
“ Veren el, alan elden üstündür “ bu mübarek sözün gereği eksiksiz
yapılmalıdır . . . Bir başka doğru ise “Vermeyen elden, almayan el daha
üstündür”
Haram malın en büyük ve en eski zengini, Hz. Musa devrinde yaşamış Kârûn
'dur diye biliriz . Zenginliğinin azdırdığı Kârûn' u, Yüce Rabbimizin yerin
dibine batırdığını Ankebût Sûresi 39 âyet'inden biliyoruz . Günümüzde “
Kârûn kadar zengin “ sözü , dünya malını hakkıyla kullanan değil ; Dünya
malına hakkıyla kullanılan bu Kârûn dan dolayıdır ...Merhum Necip Fazıl' ın
:“Hep nefs çıkar karşıma
Ölüp ölüp dirilsem
Şeytandan kaçmak kolay
Nefsimden kaçabilsem”
Bu mükemmel şiiri herkesin ezberlemesini isterim . Demek ki kahrolası nefs,
insanın yerin dibine geçmesine sebep olabiliyor. Nefslerini kontrol
etmeyenler ; nefsleri tarafından kontrol edilmeye makûmdurlar...
Mânevi değerlerimizin köreltiği , acıma duygularımızın ve merhametimizin
dumura uğradığı şu çağımız ; Kârûn' ların, Hâmân' ların ve Firavun' ların
çağına ayakkabıyı ters giydirir . . .
Bazı siyasetçilerimizin ve zenginlerimizin kızını veya oğlunu evlendirirken
, düğün yerini kuyumcu dükkânına çevirmesi , çuval dolusu dolarları ortalığa
saçıp savurması
( Şüphesiz görgüsüzlüğün ve dangalaklığın belgesidir ) açlık sınırının
altında yaşayan milyonlarca insanımız tarafından televizyonlardan
seyredildiğini bilmiyorlar mı ? Elbetteki biliyorlar. Peki buna rağmen
milletten intikam alıcasına bu terbiyesizlikler niye ? ? ?
Zaman zaman devlet adamlarımızın gazetelerdeki mal beyanlarını okuduğumuzda;
Bunların devlet adamı değil de DEVLET olduklarını hayretle müşâhede
ediyoruz.
“ Ana rahminden geldik pazara
Birer kefen aldık indik mezara”
Felsefesiyle yaşayanların, kefenle mezara sığmaları mümkündür de ; bu
herifler bu kadar dünya malıyla hangi mezara sığacaklar doğrusu merak
ediyorum ...
Bir kaç yıl evveldi Sayın Erdal İNÖNÜ'nün mal varlığını gazetenin birinde
okumuştum. Aman ya Rabbim bu ne saltanat öyle diye hayret etmiştim. Oysa bu
siyasetçilerimiz hayatları boyunca halk edebiyatı yaparak var olmuşlar ve
halk gibi yaşadıklarından bahsetmişlerdir hep... Halbuki yaşadıkları
gerçeklerle yaptıkları propagandalar arasında en ufak bir bağ yoktur ... O
zamanlar SHP lideri olan Erdal İNÖNÜ : “ Başörtüsüyle mücadele edeceğiz “
beyanatları veriyor ve gazetecilerin, Deniz GEZMİŞ' i sakladığı konusundaki
soruları da cevapsız bırakıyordu . Türkiye . 10. 10. 1987.
Ekmeğin kaç lira olduğunu
bilmiyorum diye cevaplayan E. İNÖNÜ'nün mal varlığı aşağıda yazıldığı
gibidir.
o Çankaya'da 3 daire
o İstanbul Gümüşsuyu'nda 2 daire
o Bebek'te 1 daire
o Antalya Kaş'ta Ludumlu'da ve İstanbul Maltepe'de arsalar
o Heybeliada, Kartal Maltepe'de ve Taşlık'ta müstakil köşkler
o İş Bankasında yüklü hisse senedi
o Sohtorik Deniz Taşımacılığı şirketinde ortaklık
o Mücevher kolleksiyonu, nakit para ve 2 araba, ayrıca pembe köşkün varisi .
Türkiye 25. 09. 1988
Son iki yıldan beri UZAN
larla ilgili bizi şaşkına çeviren çok şeylere şahit olduk . Şayet basında
çıkan bunca haberler doğruysa zenginlerimiz tamamen çürüdü ve kokuştu
demektir ... Bu ailenin malı olan keçileri satıp parasını kurtarmaya çalışan
devletimiz ; iş bu noktaya gelinceye kadar niçin elini kıpırtatmamıştır, bu
da ayrı bir sorudur . . . Bir zaman evvel Cem UZAN'ın Star Televizyonundan :
“ Bu ülkede yıl başından yıl başına dansöz oynatılıyordu. Fakat biz,
Türkiye'nin ilk özel televizyonu olarak bu milletin karşısında her hafta
dansöz oynattık.” Diyerek Türk milletine yaptığı HİZMET’i kendi mantığına
göre izah ediyordu . . .
Dansöz oynatmanın üstün
hizmetten
Sayıldığı ülkedeyiz ne yazık
Her çeşit mikropun zemin bulduğu
Yayıldığı ülkedeyiz ne yazık
Biri zakkum diker gülün
yerine
Biri yılan koymuş dilin yerine
İnsanların resmen hayvan yerine
Koyulduğu ülkedeyiz ne yazık
Cümle şehitlerin
emellerinin
Her çeşitten sâlih amellerinin
Ve ahlâkımızın temellerinin
Oyulduğu ülkedeyiz ne yazık
Hak'tan bir tek sözün
açılmadığı
Helâl ekinlerin biçilmediği
Haramın, helâlin seçilmediği
Yeyildiği ülkedeyiz ne yazık .
Geçen Ağustos ayında bir
gazetede CHP genel başkanı Sayın Deniz BAYKAL'ın mal varlığı ile ilgili bir
liste vardı. Sayın Baykal'ın halktan yana, köylüden yana, işçiden yana,
yoksuldan yana yaptığı propagandalarla içinde bulunduğu mal derya sı hiçte
birbirine uymuyor. İşte Sayın DENİZ Beyin DERYASI:
o İzmir Çeşme
Parlamenterler Sitesi'nde 1 villa
o Antalya Zeytin Köy'de 24 bin metrekareden fazla arazi
o Antalya Kaş'ta 16667 metrekare arsa
o Antalya Kemer'de 70 metrekare apartman dairesi
o Ankara Çankaya'da 200 metrekare apartman dairesi
o Ankara'da muhtelif kooperatiflerde 6 hisse
o Antalya Konyaaltı mahallesinde 90 metrekare apartman dairesi
o İstanbul Sarıyerde müstakil ev
o Bodrum'da 2 kooperatif hissesi
o Antalya Kışla mahallesinde 97 metrekarelik dairenin yarı hissesi
o Antalya merkezinde 7 apartman dairesinin hissesi
o Antalya'da 1 kooperatif hissesi
o Antalya'da Kızı Aslı adına 150 metrekare ev
o 30 bin dolar değerinde mücevher
o 24 bin dolar değerinde döviz ve Türk parası mevduat hesabı
SARAH YAMANİ MALİK
DAHLAN'IN DÜĞÜNÜ
Suudi Arabistan petrolleri
eski Bakanı Zeki YAMANİ'nin kızı Sarah'ın düğünü Geçtiğimiz Ağustos ayında
İstanbul'da yapıldı.Çırağan Sarayında hazırlanan 400 masaya kuş sütü hariç
her şey doldurulmuş. Şeyh efendi, 30 bin adet içki değmemiş bardak
ısmarlamış . . . Malûm davetlilerin ağzına içkinin zerresi değmesin diye . .
. Ne müslüman adammış aferin herife . . . Bunları niçin mi yazıyorum ? Niçin
olacak Arap kardeşlerimizde bizden az değil, hatta bizden çok çok ilerde
bile . . .
Mesela geçen Ağustos
ayında ölen Suudi Kralı FAHD son 20 yıldır tatilini İspanya' da yapıyormuş.
Günlük gideri 3 milyon Euro'yu buluyormuş. Ailece tatil yaptığında kendine
ait sarayda 800 hizmetçi görev yaparmış . . . Bir şoför 5 bin dolar, bir
temizlik işçisi 3 bin dolar maaş alırmış . . .
14.08.02'de Marbella' ya
gelişinde, kentte bir ay içinde 4 uçak, 600 mersedes otomobil, 50 limuzin,
lüks otellerde 300 suitle aylığı 180 bin Euro'ya lüks villalar kiraladığı ve
toplam harcamaları 90 milyon Euro'yu bulmuş . . . Kral Fahd ölünce,
Marbella'da bayraklar yarıya indirilmiş, saygı duruşunda bulunulmuş ve 3
günlük yas ilan edilmiş . . . Hürriyet 03. 08. 05.
Ölen Suudi Kralı Fahd'ın
kardeşi Prens Türki el Faysal , ailesi ve korumalarıyla Bodrum'a tatile
geldi. El Faysalın modern kıyafetli kızları VIP'te kıyafet değiştirip dışarı
çarşafla çıktı. Rixos Otel'de geceliği 7500 dolar olan villalardan 5'ini
ayırtan El Faysal'ın kızları bikiniyle denize girdi . Milliyet 10. 08. 05
Görüldüğü gibi bizim
siyasilerimizin Arap meslekdaşlarıyla pek bir farkı yok . . . Ben, geceliği
veya günlüğü 3 milyon Euro'ya mal olan bir adamın, millet hakkı yiyerek
öldüğüne inananlardanım . O parada Filistinli çocukların hakkı var . O
parada yarısı aç yaşayan İslam Dünyasının hakkı var. O paralarda Doğu
TÜRKİSTAN'daki Çin işkencesi altında inleyen 35 milyon garip, aç, sefil,
sahipsiz, perişan müslümanın da hakkı var ... Fakat sizin gibilerin parasına
puluna el açmaktansa, Çinlinin olmayan vicdanına sığınmak daha evlâdır . . .
Siz, İslamı ne zannetiyorsunuz ? Ayağına taş değen müslümanın acısını
gönlünde hissetmeyenleri kendinden saymayan yüce Peygamberi siz ne
anlarsınız ???
“ Komşusu aç yatarken, tok
yatanlar bizden değildir “ diyen All.h Resulü 'nün mübarek sözünü ; kolu
kırık, sefil Filistinli çocuğu televizyondan görünce hatırlamıyor musunuz
eyyy Şeyhler !!! !!! !!! Afedersiniz eyyy şeyler !!!
“ Ya islamda erirsin
Ya inkârda çürüsün
Yol mezarda bitmiyor
Girdiğinde görürsün “ A. Karakoç .
Not : Gelen sayıda “Filistinli Çocuklar”

IRAK' TAN GELEN FERYAT
|
Türkmenem, Türkmenem halis muhlis
Türkmenem
Evvel, Oğuz derlerdi, İslâm oldum Türkmenem
Yirmibir asır geldi ezilen tek ırk menem
“ Irak Türkmen ” diyorlar, kime ırak Türkmenem ?
Onlar kendine ırak, özün özü Türkmenem.
Anadoludan önce men habu diyardayım
Emevilerden beri o gün bugün burdayım
Hesap edin kaç asır ateşteyim hardayım ?!
Yanmak kavrulmak bizim günlük hayatımızdan
Hangi vicdan anladı bizim “feryat” ımızdan
Bunca zulüme rağmen teklemeyen çark menem
Tâ Almanya' dan doğup, nur taşıyan ark menem
Bugün selâm eylemiş Avrupalı Türkmenem
Selâmı baş üstüne, bizden de selâm olsun
Bizi bizden ayıran yüce Allah'tan bulsun
Bir talihki sormayın anlatması zor kardaş
Vatanım gurbet oldu, ar içinde ar kardaş
Türkiyem deki Türkmen, o hudutlar dar kardaş ! . .
Eridi ciğerlerim hasretten, gayrılıktan
Hiç usanmadınız mı bitmeyen ayrılıktan ? ? ?
Vatan içinde hudut, bu neyin nesi beyim ?
Bu börk bana uymuyor, bu kimin fesi beyim ?
Bu emir nerden çıktı, bu kimin sesi beyim ?
Iraklı Türkmenlerim istiklâle susuyor
Ne kara talihtir ki yetkililer susuyor
Unutmayın Kerkük'ü, yâd eyleyin Erbil'i
Musul, Süleymaniye hepsi bizim Türk ili
Hani yeminleriniz, hani Misak-ı Millî ?
Dos olanlar, dostunu kara gününde arar . . .
Dünya bir yana gelse “Türke Türkten fayda var”
Feryat var analardan, kızdan, gelinden, yârdan
Öz yurdun bize gurbet edildiği diyardan
İki kere ikinin dört etmediği yerden
Bizi kahır ve efkâr düşmandan önce boğar
Kerkük semalarına ne gün istiklâl doğar ? ? ?
Yel önünde kül gibi savrulan hep men oldum
Aziz, kadim yurdumdan kovulan hep men oldum
Ege deryalarında boğulan hep men oldum
Bağrımda bir ateş var, yanar sönmeyi bilmez
Türkün Dünyası mene yüzün dönmeyi bilmez
Ayat Kadir Rahman' lar, Kasım Kâzım Selman'lar
Hıdır Ali Merdan' lar ve Hidayet Aslanlar
Dâvâmıza can vermiş, can içindeki canlar
Şen Ozan emir bekler, hazır vallahi azim
Sizlere lâyık olmak namus borcumuz bizim.
(Irak Türkmen
Federasyonu'nun
kuruluşu ve 1. Kurultayı dolayısıyla.
13. 06. 1998. 47259 Duisburg/Almanya )
|

MAARİF DÂVÂMIZ ÂRİF DÂVÂMIZ
20. 07. 05 tarihinde
açıklanan ÖSS sonuçlarına göre sınava girenlerin 57 bin 163’ ü sıfır puan
almış. Bundan evvelki devrede de seksenden fazla Lise Üniversite’ ye öğrenci
verememişti. Bunlardan ikisi de “Süper Lise ...” imiş . Gazetelerden .
Maarifimizin tarifi böylece netleşmiş oldu. “ Biz bu Üniversitelerden çok
diplomalı cahiller ihraç ettik .” deyip, eserlerini tarif ederken, aynı anda
ârifliğini de izah eden o ünlü ilim adamımızın kulakları çınlasın.
Trabzon’daki mahalli gazetelerden birinde bir ilân çıkar : “Gemilerimizde
Kaptanlık Yapmak İsteyenlere Duyurulur.
30 yaşını geçmemiş olanlar
Kaptan ehliyeti olanlar
Üniversite mezunu olanlar
Askerlik yapmış olanlar
Suç işlememiş olanlar. Şirketimize müracaatınız menfaatiniz icabıdır.
İlânı okuyan Temel, aynı gün şirketin yetkili müdürüne baş vurur ve müdür
bey Temel’ i dinlemektedir.
Temel : Yaşum 45’ i geçmiştur
Hapishaneden yeni çikmişumdur
Doğrisi asker kaçağı idum
Ali okulini da orada biturdum
Kaptan ehliyetum da yoktur mudur bey.
Son derece şaşkın vaziyette Temel’ i dinlemekte olan müdür bey sorar : “
Temel bey, buraya niçin geldiniz ?”
Temel cevap verir : “ Duşundum ki bana umut bağlayupta vakit kaybetmeyesunuz
mudur bey ...”
Dünyanın en büyük mikroçip üreticisi Intel’ in bilgi teknolojilerinden
sorumlu ( Chief Information Officer – CIO ) Başkan Yardımcısı Stacy J. Smith
, Intel’ in matamatik eğitimi iyi olmayan ülkelere yatırım yapmadığını
söylerken , Intel yatırımlarını çekmek isteyen ülkelerin öncelikle eğitim
sistemini gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı. Hürriyet . 08. 05. 05.
Sayın Smith,
Seksen küsur Lisemizden hiç biri Üniversiteye bir tek talebe verememiştir.
Üstelik bu okullarımızdan ikisi de “ süper lise” dir...
Düşündüm ki: “Bize umut bağlayıpta vakit kaybetmeyesiniz Smith bey...”
İlimde , irfanda hergün geriye
Gide gide bittik, yollar bitmiyor
“ Yürümekle aşımayan yollarda”
Gide gide bittik, yollar bitmiyor
Boş diplomalara “ bitti” imzası
Ata ata bittik, yıllar bitmiyor
“Kuduz köpeklerle domuz avında”
Ata ata bittik , yıllar bitmiyor
Post sayıyoruz hep, üçü onbeşe
Kata kata bittik, kıllar bitmiyor
Hergün aşımıza birer avuç tüy
Kata kata bittik, kıllar bitmiyor
Yat yat uyu, uyu uyu dersimiz
Yata yata bittik, çullar bitmiyor
Çulda uyumamak bizim tersimiz
Yata yata bittik, çullar bitmiyor
Tek varlığımız var kelin perçemi
Tuta tuta bittik, keller bitmiyor
Her kelimiz için bin şimşir tarak
Tuta tuta bittik keller bitmiyor
Biz bu gidişatla hava alırız
Yuta yuta bittik, yeller bitmiyor
Havası hoş olan hava atıyor
Yuta yuta bittik, yeller bitmiyor
Bir yolculuk ki çöllerden çöle
Tüte tüte bittik, çöller bitmiyor
Ne pusulamız var, ne bir damla su
Tüte tüte bittik, çöller bitmiyor

Ü Ç A Y L A R
Nur yağdırır bütün
gökler
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Rahmet dağıtır melekler
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Üç ayların şanı yüce
Zikredelim hece hece
“Bin aydan hayırlı gece ”
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Nura gark olur müslüman
Rabbimizden büyük ihsan
“ İndi gökten aziz Kur’an ”
Receb, Şâban, RAMAZAN’ da
Aman dilenecek anı
Regâib, Mirac zamanı
Berât ve Kadir akşamı
Receb, Şâban Ramazan’ da
İslâm ölçüsü biline
Şeksiz şüphesiz geline
Hak rahmet eyler kuluna
Receb, Şâban, Ramazan’da
Yönümüz hep kıble olsun
Rahmetten bol nasip gelsin
“ Müslüman ölmeden ölsün ”
Receb, Şâban, Ramazan’ da
“ Lânet şeytanlar bağlanır ”
Hemde ateşle dağlanır
Mü’mine huzur sağlanır
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Oruçlu kul şafak şafak
Rahmeti bol bol alacak
Gaflette olmamaya bak
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Oruç tutmak bize kârdır
Uğuru da âşikârdır
Kul iftarla sahurda dır
Receb, Şâban, Ramazan’ da
“ Kâfirlere mühlet vardır ”
“ Mü’mine mağfiret vardır ”
Müslümana devlet vardır …
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Şefaat ya Resülullah
Mağfireti sonsuz All . h
Kurtuluruz inşaallah
Receb, Şâban, Ramazan’da |
Duysun ümmeti
Muhammet
“ Şâban, günaha kefaret ”
Yüce Rabbim sen yardım et
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Melekler zikrine gelir
Niyazın müstecab olur
Kandillerin değer bulur
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Hakka iltica edelim
Hamt edelim, şükredelim
Zikr-i cemil eyleyelim
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Zikretmeyen helâk olur
Şeytanlara kulak olur. . .
Zikredenler melek olur
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Mü’minler Mükerrem olur
Mü’minler muhterem olur
Mü’minler hep necat bulur
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Hidayete erdir Rabbim
Şefaate erdir Rabbim
Necata ulaştır Rabbim
Receb, Şâban, Ramazan’ da
An geldi hilâli gördük
Saf saf teravihe durduk
Nefsimize hesap sorduk
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Nefsi emmâre kırılır
Bire bin sevap verilir
Cennette köşkler kurulur
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Mevlayı haykırır diller
Coşar boşalır gönüller
Yâd edilir garip kullar
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Gök kapıları açılır
Sonsuz rahmetler saçılır
Mü’min , münafık seçilir
Receb, Şâban, Ramazan’ da
Her zamanı ve her anı
Düşmesin dilden Kur’an’ı
İMANLA AL Şen Ozan’ ı
RECEB, ŞÂBAN, RAMAZAN’ DA . |

M E K T U P - 1
( Erciyes Kurultayı Dolayısıyla )
Almanya’daki Türklerden
mektup var
Selâm Erciyes’ e, selâm yurduma
Kardeş kardeşini yâd eyler sorar
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Bizden sorarsanız hâlimiz yaman
Dertler yığın yığın bulunmaz derman
Var olsun soranlar, var olsun vatan
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
“Almanca din dersi ...” tutturmuş gâvur
Dilime, dinime koydular tavır
Bundan sonrasını edin tasavvur . . .
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Resmen içimize ajan saldılar
Bizlerden de işbirlikçi buldular
Sonra dönüp için için güldüler
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Yani aramızda yılanları var
Binbir çeşit renkten yalanları var
Neslimiz üstüne planları var
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Hedefleri çifttir herkes bilmeli
Önce Türkün nesli Alman olmalı
Buda yetmez, mutlak işçi kalmalı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Asimile olan mahvolan Hunlar
Hunları eridip, yok eden bunlar
Tekerrür eder mi diye korkum var
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Irkçılık çoğunun mesleği oldu
"Kazan yuvarlandı
kapağı buldu ...”
Demokrasi burda sınıfta kaldı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Irkçılık Türklerin genine terstir
Bazı milletlerin genine derstir
Onlarda doğrudan kültürdür, harstır
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Irkçılar dört yandan sardılar bizi
Örümcekler gibi ördüler bizi
Göz göre göre kırdılar bizi
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
|
Bir dertki bıcak kemiğe
dayandı
Sırf SOLİNGEN’ de beş canım yandı
Yananlar yanarken görenler dondu !..
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Gurbette açmamış güllerim kaldı
Türk diye yaktılar küllerim kaldı
Yetim evlatlarım, dullarım kaldı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Ona kalsın beyazıyla karası
Olmaz olsun Avrupa’nın töresi
Zıkkım olsun Almanya’nın parası
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Diğerleri rüyasında , düşünde
Seyyehatte, yemeğinde, aşında
Tek Türk Federasyon işin peşinde
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Dâvâmız Türklüğün varlık dâvâsı
Müslüman Türk kalmak dirlik dâvâsı
Ve bütün Turan’da birlik dâvâsı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Sana sığınırım aman All.hım
Yardım et yüzüstü kalmasın ahım
Yüzlerce teşkilat, camim, dergâhım
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Tek çare var, hareketi büyütün
İnsanları birer birer ayıltın
Kârı budur Müslüman Türk yiğidin
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
“ Fikri birlik ” alır gelir baharı
“ İşde birlik ” milletimizin kârı
“ Dilde birlik ” ülkücünün şiarı
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Toz konmasın ülkü adlı geline !..
Türk Dünyası bizi özler biline ...
Esir Türkler bizi gözler biline
Selâm Erciyes’e, selâm yurduma
Erciyes’te o görünen manzara
Üçgün sonra uğramasın nazara
Şen Ozanlarla buluşmak üzere
SELÂM ERCİYES’E, SELÂM YURDUMA |

SELAHATTİN TEKİZOĞLU’NA
AÇIK MEKTUP
Merhaba Muhterem
Hocam,
+ 35 milyon Uygur
kardeşlerinizin misafiri olarak İSTİKLÂL GAZETESİ ne hoş geldiniz.
+ Komünist Çin esareti
altında inleyen DOĞU TÜRKİSTAN ımıza, anayurdumuza, ana bağrına, ana
sinesine, ana sesine hoş geldiniz.
+ Dost dostu kara günlerde
aramalıdır, sormalıdır. Sizde öyle yaptınız ve Uygur kardeşlerinize koştunuz
hoş geldiniz.
+ Ağızlarına kızıl kilit
vurulmuş Uygur Türklerinin feryadı olmağa hoş geldiniz.
+ Hürriyet sarhoşluğu
sebebiyle, anayurdu Doğu Türkistan’ dan habersizlere , ESİR TÜRKLER den
bîhaberlere, haber vermeğe hoş geldiniz.
+ “Kiliçnin küçidin kelemnin
küçi artuk” ( kalemin gücü kılıçtan fazladır )
Kaleminizle Doğu
Türkistan’a bir İSTİKLÂL TÜNELİ açmağa hoş geldiniz.
+ Ağabeyimiz olarak hoş
geldiniz.
+ Yol ve kalem arkadaşımız
olarak hoş geldiniz.
+ Her şeyin yenisi fakat
dostun eskisi makbuldür. Eski dost hoş geldiniz.
+ Türkiye’yi ve Türk
Dünyası’ nı yıllarca gurbetten yâd eylediğimiz; kader birliği içinde
senelerce Türkü çağırdığımız !!! Türkün türküsü, Türkün sesi hoş geldiniz.
+ Hayatında “BEN” den başka
kelime bilmeyenlere “BİZ” i anlatmağa hoş
geldiniz.
+ “ Rabbenâ hep bana”cılara,
“ bir sana bir bana”yı öğretmeğe hoş geldiniz.
+ Dünyayı oturma odası,
mutfağı ve kenefinden ibaret zannetenlere “HAYIR ÖYLE DEĞİL”i haykırmağa
ve hatta bu zavallı gariplere !.. “Şu fânî dünyadan başka birde fânî
olmayan bir dünya daha var. . .” demeğe hoş geldiniz .
+ “ Hoşafın yağı niye yok
...” diye soranlara “ Otur ulan yerine” demeğe hoş geldiniz.
+ Âmâlara ! renkleri izaha
hoş geldiniz.
+ Sağırların ! kulağına
derman olmağa hoş geldiniz.
+ Vicdanı kör olanlara göz
olmağa hoş geldiniz.
+ Hafızayı balıktan
alanlara, hayatı “ tavşan uykusu” gibi yaşayanlara YETER, UYANIN demeğe
hoş geldiniz.
+ Yeni ve malûm sektörden
televizyon karıları : BANA ANNE DİYEBİLİR Mİ MİSİNİZ şeklinde ayağınıza
bulaşırsa “HÂŞÂ. BENİM BABAM NAMUS LU VE ŞEREFLİDİR ...” cevabını 12’den
yapıştırmağa hoş geldiniz. (Ben öyle yapıyorum da . . . )
+ Gazoz ağacından mamûl uçar
gezer yartıklara “ Hiiişşşştt ayağınız yere değsin” için hoş geldiniz.
+ Kültür, medeniyet ve
çağdaşlığı Avrupalılık veya batılılık olarak anlayan hastalara “ Rabbim
sizlere şifa versin” duasına hoş geldiniz .
+ Zâlim ile mazlum arasında
TARAFSIZ olanlara “ ÇÜŞ” demeğe hoş geldiniz.
+ 70 li yıllardan beri AK
GÜNLER sözü verenlerden; kara günlerimizi, dövüşkavga söke söke geri almağa
. . . hoş geldiniz .
+ Un sermek için ip arayan
ipsizlerin . . . ipini çekmeğe hoş geldiniz .
+ Doğu Türkistan’a ve bütün
Türk Dünyasına yüzünü dönemeyen yüzsüzlerin; yüzünü bulup, pazara çıkarmağa
hoş geldiniz
+ Yunus’luğumuz kadar
Yavuz’luğumuzu da izaha hoş geldiniz .
+ Hoş olmayan bu tiplere
karşı, hoş olan cihada hoş geldiniz .
+ Fakir kardeşin Şen Ozan
Eylediyse sürç-i lisan
Mazur görüp eyle ihsan
İhsan için hoş geldiniz
. . .
+ Avrupa’da yıllarca
sohbetlerinizle var olduk . Sizi zaman zaman üzdük, kırılmadınız. Zaman oldu
aç ve susuz da bıraktık, ev sahipliği yapamadık, darılmadınız. Taş attıkça,
siz çiçek attınız. Ülkeden ülkeye yollarda yorgun, uykusuz bıraktık,
incinmediniz.Yalnız bıraktık, alınmadınız. Yüce gayretleriniz sonucu
filizlenen Türk Gençliğinin bir kısmı İSTİKLÂL GAZETESİ nin abonesidir.
ESERLERİNİZLE... HASBIHALE HOŞ GELDİNİZ...

BATI' NIN EVLATLARI- 3
( Ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına cevap vermeğe devam
ediyoruz )
( Ermeni vatandaşlarımızdan veya vatandaşımız olmayan Ermenilerden; Türk ve
Türkiye dostu olanları tenzih ederek )
Rusya,
1827 Navarin baskınını müteakip 1828’ de Türkiye’ ye harp ilan etmiş ve
harple birlikte de, zaten kısmen hazırlanmış durumda bulunan
“
doğulu” Osmanlı Ermenilerinin küçümsenemeyecek kadar kalabalık bir bölümü
(40. 000 kadarı ) Rus işgal ordularına katılmışlardı”
(kendi
vatandaşlarını vurmak ve kendi vatanını yıkmak için ... Peki bunun adı nedir
?)
Tarih
Boyunca Türk İdarelerinin Ermeni Politikaları. Doç. Dr. Recep Şahin . ( Adı
geçen kitapta konunun yabancı kaynakları da mevcuttur )
-------------------------------------------------------------
Vatana
ihanet edenlerin, kendi vatandaşlarını katledenlerin Adana ve Maraş
taraflarında Türkçe yazıp sazla söyledikleri bir çok destanlardan birinden
birkaç kıta okuyalım :
“En
evvel ceng Bertiz’de oldu (Bertiz, bugünkü Ağabeyli bucağı )
İkincide asıl kışla vuruldu
Üçüncüde Çukurhisar vuruldu
Dördüncü Andırın çekdi figaanı.
Beşincide Yenikale vuruldu
Altıncı Keban’ da Türk’e zulm oldu
Yedincide büyük büyük ceng oldu
Asker
mağlûb olup terk etti cânı.
Ulu
Partoğime kışlaya indi
Çekip
kılıcını elinde tuttu
Zâbitler yeniden haçını öptü
Miralay medh etti Ermeniyanı.
Yeni
Dünya Egya bir kolu bastı
Yâ
Surp Pırgiç deyip çok asker kesti
Osmanlı ordusunun kökünü sarstı
Redifler firarla kurtardı canı.
Medh
edelim Panos Çolakyan’ ı
Saldırdı orduya kara dumanı
On
sekiz saatlik Tum, Andırın’ı
(Tum,bir
köyün adıdır)
Vurup harab etti Türk Müslümanı.
Aşık
Nişan Bedros, Kevork nâmı
Alacı Manuel oldu birinci
Hay
fedâilerinden intikam öcü
Andırın Türkleri tattılar acı
Baron
Tersemeksyan Keban’ ı sarstı
Tutup
Muhammed’i ilk defa kesti
Andırın’da Türk’ü gayretle bastı
Figanları tuttu Arş -ı Rahmânı.
Baron
Abah dedi Türk’ ü kıralım
Eski
mülkümüze sahip çıkalım
Arslan gibi muharebe kuralım
Kaldıralım aradan, birden dumanı.
Meleh,
Nişan, Garabet fedailer
İyice
şecâat ibraz ettiler
Haylice Türklere kurşun vurdular
Çokca
ağlattılar Türk Müslümanı.
Hıncak, Troşak yiğitler ve gayrıları
Milletin uğruna can fedaları
Avrupa teveccühünü hep kazandılar
Ermeni bu işde görmedi kanı. ( ... )
Âşık
Ferdi bu destanı söyledi
İnib
aşkın deryasını boyladı
Tüm
havadis Avrupa’ ya yayıldı
Zeytun fâtih olup kaldı ünvanı.
Ermeni Komitelerinin A’ mal ve Harekât-ı İhtilâliyyesi
--------------------------------------------------------
Birde
Türk Âşıklardan, Âşık Kahraman’ dan birkaç mısra okuyalım :
“660
can battı kırıldı
Çoğu
yandı geri kalan vuruldu
Tanrı, Ermeni’ ye vermiş fırsatı
Kesti
kökümüzü kırar milleti
Rûzı
kıyamete kaldı müddeti
İntikamın günü arşa dayandı
Mescid, merek yanan insanla dolmuş
Hepsi
ite, kurda, kuşa yem olmuş
Nice
ocak sönmüş bir adı kalmış
Sahipsiz vatanlar insan kalmamış”
“Kars
İli ve Çevresinde Ermeni Mezâlimi”
Prf.
Kırzıoğlu M. Fahrettin.
Aslında Ermeniler, Osmanlı Devleti’ in en sadık vatandaşlarıydılar. Bu,
yüzyıllarca hep böyleydi. Hatta Saltanata da en yakın toplum yine
Ermenilerdi.
II.
Mahmud saltanatı birkaç saatliğine Ermeni milliyetçisi Kazez Artin’ e
bıraktığını hep biliriz.
Bu
mesele yerli ve yabancı kaynaklarla sabittir. Bakınız: Tarih Boyunca Türk
İdarelerinin Ermeni Politikaları. Doç. Dr. Recep Şahin.
---------------------------------------------------------
Görüldüğü gibi altımızda da üstümüzde de hep Ermeniler vardır. 1908
yılındaki Osmanlı Meclisinde: Türklerin sayısı 107’dir. 45 Arap, 27 Rum,
22 Arnavut, 10 Ermeni, 5 Bulgar, 4 Sırp, 3 Yahudi, 2 Kürt ve Ulah,
Dürzü ve Maruni’lerden de birer mebus vardı. Buyurun işte Türkler kendi
meclislerinde 15 kişi azınlıktadır... 1876 Meclisinde de 33 Ermeni
temsilci vardır.
Meclisleri böyle olan devletten nasıl olurda soykırım kararı çıkabilir ?
Osmanlı soykırım yapsaydı süper güç olduğu devirlerde yapardı ve hiç kimsede
hesap soramazdı... O devirler Osmanlı soykırım yapsaydı; Ermeniler başta
olmak üzere bir kısım milletler şimdi dünyada olmazdı... Dolayısıyla bu
kadar yalan, dolan, fitne, fesat ve iftira da olmazdı... Osmanlı, niçin
süper güç olduğu devirlerde soykırım yapmamışta, 1915 gibi can çekiştiği
yıllarda soykırım yapmış olsun ? Bunu bize hangi akıl izah edecek ?
“Haçlılar, Filistin’de Müslüman esirleri kılıçtan geçirirken, İspanya’da
engizisyon dehşeti ve Müslüman Araplara karşı soykırım devam ederken,
Fransa’ da Kralın emriyle Protestanlar katledilirken, İspanya ve
İtalya’daki Museviler, Avrupalı’nın zulüm ve vahşetinden tam bir dinler
hürriyetinin yaşandığı Osmanlı Devleti’ ne sığınmışlar ve İstanbul, Selânik
ve Tiber Gölü çevresine yerleştirilmişlerdir”
Alexander Power, The Struggle for Power in Moslems Asia, New York,1923,
s.120
--------------------------------------------------------------
“Dinler
hürriyetinin yaşandığı Osmanlı ülkesi” Doğrudur efendim doğrudur. DİN,
İSLÂM olunca yani HAK DİN olunca öyledir efendim öyledir... Dinî
farklılıklardan dolayı Türkler tarih boyunca kimseye zulmetmemişlerdir.
Çünkü Kur’an: “Leküm diniküm veliyedin” diyor. Sizin dininiz size, benim
dinim bana. Kâfirun suresi ayet 6. Bir başka ayette : Kimsenin kimseye
üstünlüğünün olmadığını, kim kendisine en yakın ise onun üstün olduğunu
buyuruyor yüce HAK. Hucurat, ayet 13. Yukarıdaki ve diğer benzeri ayet ve
hadisler Müslümanların dünya ya bakış acısıdır. Dolayısıyla “ ben
Müslümanım, benden başkasına hayat hakkı yoktur” hiç bir Müslüman diyemez
ve düşünemez...
“Hayvana
eziyet etmek, Hıristiyan’a eziyet etmekten daha günahtır. Hıristiyana
eziyet etmek, Müslümana eziyet etmekten daha günahtır.” R. Muhtar. Dürr-ül-Muhtar.
Fatih
Sultan Mehmet, Davut Paşa’ yı Kadı’ nın üzerine yürüdüğü için
hastahanelik edene kadar dövmüştür... Bu şekilde İslâma teslim olmuş bir
millet ve devlet “ katliam “ gibi affı mümkün olmayan büyük günahlarla Hak
divanına gitmeyi göze alabilir mi? Soykırım tarihimizde yoktur ve
olmayacaktır da. Böyle şeyler olsa olsa haçlı kafasında olur. İspat mı
istiyorsunuz. Buyurunuz “Haçlı seferleri”ni okuyunuz.
Yakın
zaman evvel ölen Papa Johannes Paul II, Yahudiler için: “ Yuden; die
âlteren Brüder der Christen “ (Yahudiler; Hıristiyanların Ağabeyisidir)
demişti . 20.04.05 Süddeutsche Zeitung.
Yeni
Papa Jozepf Ratzinger’in de benzeri şeyler söylediğini hepimiz
biliyoruz. Ayrıca Müslümanlardan hiç bahsetmemesinin ne mânâya geldiğini
idrak etmek için dehâ olmak gerekmiyor... Şimdi Hıristiyanların
“ağabeylerine -köklerine” bir göz atalım.
“Hiç bir
leş yemiyeceksiniz; onu yesin diye şehirlerinde olan garibe verebilirsin;
yahut yabancıya satabilirsin; çünkü sen Allahın RABBE mukaddes bir
kavmsın.” Altes Testament (Tevrat) Tesniye / Bap 14 – 21 /
Hıristiyanların beslendiği İncil’den sonraki temel kaynaklardan biri olan
“Altes Testament” İncil ile beraber aynı ciltte toplanmıştır ve verdiği
mesaj işte böyledir.
Hıristiyan; ona göre şekilleniyor, ona göre olgunlaşıyor..., dünyaya
bakışını ona göre ayarlıyor, ona göre neşvünema buluyor, insanî
münasebetlerini ona göre ayarlıyor... Barışta böyle düşünenlerin, savaşta
neler yapabileceklerini insan düşünmek bile istemiyor... Şayet ondan
değilsen; sana leşi reva görebiliyor...
Şanlı
Peygamberimizin: “Kendine reva görmediğini, başkasına reva gören bizden
değildir” Şeklindeki kaynaklardan beslenmiyor Hıristiyanlar...
“Leküm
diniküm veliyedin” Senin dinin sana, benim dinim bana. Diye buyuran
ayetlerden gıdalanmıyor, şekillenmiyor Hıristiyanlar... Böyle bir ayetten
haberi bile yok bunların... Okullarımızda ballandıra ballandıra bize
anlatılan Avrupalıyı buralarda kırk yıldır arıyorum yoruldum...
B u l a
m ı y o r u m ...
“Hiç
kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur” ayetini anlamaz Hıristiyanlar. O
kendini doğrudan “RABBE mukaddes bir kavm” olarak görüyor...
Bir
kısım okuyucularım: “Konumuz Ermeniler ve sözde soykırımdı. Niçin dinî
konulara girdik? Ne ilgisi var” diye düşünebilirler. Çok ilgisi var...
Karşımızdaki insanı şekillendiren, oluşturan, olgunlaştıran, besleyen,
dünyaya ve insanlığa bakış acısını ayarlayan kaynakların bir kısmıdır
bunlar...
“Leşi
sen yeme, yabancıya sat” hâşâ cenabı HAK böyle bir şey söylemez...
Buyurun
size Hıristiyanlığa yön veren talimatlardan bir tanesi daha: “Bizans
düşerse, geri alınıncaya ve eğer kurtarılamazsa, KIYAMETE KADAR SÜRECEK
BİR HAÇLI SEFERİni ilân ve takdis ediyorum”
27
Mayıs 1453 Pazar (Papa 5 Nicolas) Liguryalı Parantucelli. Archives du cite
de Vatican . c. 97 CH. 102. 1 Fgl. 27.
Hiç
kıyamete kadar devam edecek haçlı seferi, kıyamete kadar savaş, kıyamete
kadar kan, kıyamete kadar boğuşmak, kıyamete kadar göz yaşı olur mu? Böyle
bir manzaradan hangi Peygamber mutlu olur? Cenabı HAK kullarından böyle
bir şey bekler mi ? Böyle kullar HAK indindi makbül olabilir mi ? Bu nasıl
dindir ve bu nasıl kindir aciz kaldım, anlayamadım ! . .
Not: Kin
tüccarlığı yapmayan tanıdığım Hıristiyanlar var ve mutlaka tanımadıklarım
da vardır. Saygı duyuyor ve tenzih ediyorum .
Tekrar
ana konumuza dönelim. Tarihimizde soykırım yoktur ve olmayacaktır da.
Çünkü Müslüman Türk’ün karakteri böyle şeylere müsait değildir. Karakterimiz
mazlum milletlere yardıma müsaittir ve bunun örnekleri de tarihimizde
fazlasıyla mevcuttur.
Ancak;
TEHCİR olayı vardır ve sadece cephelerin güvenini sarsacak bölgelere
uygulanmıştır. ABD ve Japonya’ da Büyük Elçilik yapmış Sayın Şükrü
Elekdağ’ı dinleyelim:
-
Almanya’da Yahudilere karşı hükûmet propagandası ile de desteklenen anti-semitizme
benzer bir anti-Ermeni akım Osmanlı İmparatorluğu’nda mevcut değildi.
- Savaş
döneminde Ermenilerden oluşan sıhhiye bölükleri cephede ateş altında hizmet
vermişlerdir.
-
Ermenilerden oluşan levazım birimleri sadakatle devlete hizmet etmişlerdir .
-
Çanakkale ve Sarıkamış savaşlarında Ermeni askerleri Türklerle birlikte
düşmana karşı savaşmışlardır. Bu nedenle vatana hizmet faslından birçok
Ermeni vatandaşımız uzun süre (devletten) maaş almıştır.
-
İstanbul’da yaşayan Ermeniler tehcir uygulaması dışında bırakılmıştır.
-
Savaştan sonra Osmanlı Hükûmeti Aralık 1918’ de tehcire tabi tutulan
Ermenilerden geri dönmek isteyenler için bir dönüş kararnamesi çıkarmış ve
uygulamaya koymuştur ...
-
Tehcir edilen halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması için önlem alınması
hususundaki hükûmet talimatlarını ihlâl edenlerden 1300’ den fazla sivil ve
asker, kurulan Divan-ı Harp mahkemelerinde cezalandırılmış, bir kaçı da
asılmıştır.
-
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nce son derece titiz bir
çalışma sonucunda 1998’ de 4 cilt hâlinde yayımlanan “Arşiv Belgelerine
Göre Kafkasya ve Anadolu’ da Ermeni Mezalimi” adlı eser, bilimsel bir
kaynak olarak bu tek sesliliği gidermiş ve boşluğu doldurmuştur. Eserin
içerdiği belgelerdeki verilere dayanılarak yapılan hesap, 1914-1921
döneminde Ermeni katliam ve zulmü sonucunda 517. 955 Türk’ün öldüğünü
ortaya koymaktadır.
-
Ermeniler, Birleşmiş Milletler Soykırımı Sözleşmesi’nin 9 maddesinde
öngörüldüğü şekilde iddialarını Uluslararası Adalet Divanı’na götürmeye
cesaret edemiyor.
24 Nisan
2005. İnternethaber. Mülâkat: Fikret Bila.
--------------------------------------------------------------
TÜRK
DÜNYASI’NIN BÜYÜKLERİNDEN
İSA
YUSUF ALPTEKİN’İ DİLEYELİM:
“Dünyanın her köşesinde yüce devletimizi temsil vazifesi gören elçilerimizi
ve elçiliklerimize mensup memurlarımızı hunharca katleden Ermenileri,
bunları yetiştiren Ermeni ve diğer terör örgütlerini ve bu örgütlere arka
çıkan devletlerin bu hareketlerini Doğu Türkistan Türkleri nâmına nefretle
karşılıyor ve tel’in ediyorum.
Zira,
hür ve müstakil Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizle, yüz milyona varan Dış
Türkler, şanlı tarihleri, mâzisi, kültürü, dini ve diliyle ve Sedd-i
Çin’den Avrupa’ ya kadar uzanan vatanlarıyla bölünmez bir bütündür.
Kardeşlerimizin ayaklarına batan dikenler bizim gözlerimize batmış kadar
bize acı vermektedir.
ERMENİLER’E SESLENİYORUM! Soydaşlarınız, vatanınız olan Ermenistan’da
Rusya’nın esareti altındadır.
(Bugün
de hâla öyledir...) İntikam almanız gereken bir devlet varsa, o da Sovyet
Rusya’dır. Ruslar Ermenistan’ nı istilâ ettikleri vakit, yüzbinlerce
Ermeni’yi ve diğer milletlere mensup halkları kurşuna dizmek suretiyle
katlettiler. Asıl düşmanınız Rusya’ dır. Toprağınız, vatanınız, namusunuz
onun esareti ve zulmü altındadır. Türkiye’ den toprak istemek gibi haksız
ve küstahça istekler yerine, vatanınızı, milletinizi komünist Rusya’nın
esaretinden kurtarmak gibi haklı olan dâvânıza niçin sahip çıkmıyorsunuz ?
Yabancı
memleketlerde tertip ettiğiniz kongrelerde, Ermenistan’ı kurtarmak için,
orada çiğnenen millî haklarınız için neden kararlar almıyor ve teşebbüslerde
bulunmuyorsunuz ?
İSLÂM
DÜNYASINA SESLENİYORUM !
Bir
milyarı aşan nüfusu ile İslâm âlemi diniyle, Kitabı’yla, Resûlü’yle bir
bütündür. Hani birimizin dostu, hepimizin dostu; birimizin düşmanı,
hepimizin düşmanı olmalı idi... Fakat olamıyor. Birimizin düşmanı maalesef
diğerimizin dostu olabiliyor. Ermeni câniler, mâsum Müslüman Türk
kardeşlerimizi katlederken, İslâm Dünyası sessiz kalıyor. Ermeniler’ in bu
menfur hareketleri lâyıkı ile protesto edilmiyor. Gönül isterdi ki, İslâm
devletlerinin reisleri de, en az Amerika Birleşik Devletleri Başkanı kadar
hassaslık göstersinler...
Ortadoğu’daki Müslüman devletler unutamazlar ki Türkiye Cumhuriyeti,
dünya hâkimiyeti güden Rusya ile aralarında aşılmaz bir kaledir. Allah
göstermesin, Türkiye’ ye bir tehlike vâki olursa Sovyetler’e 24 saat
dayanan dahi bulunamaz. O hâlde Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı bütün
İslâm devletlerinin mevcudiyet ve teminatı demektir.
Bütün
İslâm devletleri, Ermeniler’i tel’in eden mitingler tertiplemeli, şehit
edilen Türk kardeşlerimiz için câmilerde dualar edilmeli, Ermeniler’e üs
veren, imkânlar bahşeden, onları koruyan ve yardım eden devletler nezdinde
protestolarda bulunulmalı, bu alçakça cinayetlerden vaz geçmeleri için baskı
yapılmalıdır. İslâm Dünyasındaki dinî, millî, siyasî teşekküller, Ermeni
teşkilatları nezdinde teşebbüslerde bulunmalı, İslâm devletleri bu
meseleyi Birleşmiş Milletler’e götürmelidir.
Bu yılki
Dünya İslâm Birliği Konferansı’nda bu Ermeni meselesinin ve beynelmilel
terörizmin gündeme alınmasını, Dünya İslâm Birliği Teşkilâtının bir üyesi
olarak rica ediyorum.
ERMENİLERİ DESTEKLEYEN DEVLETLERE SESLENİYORUM ! Ermeniler’in , “ sözde “
dâvâlarını destekliyor, onlara kongre toplamaları için yer ve imkân
veriyorsunuz. Neden ? Eğer sizler mazlum insanların dostu iseniz, niçin
Kızıl Çin ve Kızıl Rus mahkûmu yüz milyon Türk’ün kurtulması için yardım
etmiyorsunuz ? İnsanlık 21. asrı idrâk etmek üzere iken, Sovyet Rusya’nın,
Kızıl Çin’ in esareti altında “ şu kadar” millet inlemektedir. Çeşitli
dinlere mensup, çeşitli diller konuşan bu kadar milletin hürriyet ve
istiklâlleri, asgari insanlık haklarının ellerinden alınmış olması sizleri
hiç ilgilendirmiyor mu ? Bunlar sizleri ilgilendirmiyorsa, Ermeniler’in
haksız dâvâları sizi neden ilgilendiriyor ? İnsanlık tarihinin bu en menfur
cinayetlerine nasıl göz yumuyor veya hoş görüyorsunuz ?”
İsa
Yusuf ALPTEKİN. Tercüman 04. 08. 1983
-------------------------------------------------------
SAYIN
OKUYUCUM ! Millî şuuru yüksek bir millet olmaya makkûm olduğumuzu ayrıca
anlatmaya bilmem ihtiyaç var mı ? Yüce dinimizin temel kitabı Kur’an’ın
ilk emri “ oku ” dur. Başımıza gelen felâketlerin ana sebebi okumayan
bir millet olduğumuzdandır. Bir müddettir devam eden
“
Batı’nın Evlatları” ndaki bilgi, belge ve kaynakları yerli veya yabancı
dergi, kitap veya gazetelerden aldım ve bunlarında bir kısmının isimlerini
de yazdım.
Ayrıca
mensubu olmakla şeref duyduğum teşkilatımın ve yine müspet bir kısım Türk
teşkilatlarımızın da maddi desteğiyle ve son derece bilimsel olarak
hazırlanan “ Türk Tarihinde Ermeniler” Türk Tarih Kurumu Başkanı Sayın
Yusuf Halaçoğlu ile beraber dört ilim adamı tarfından hazırlanmıştır. Bu ve
bunun gibi kaynak olan eserlerin kütüphanemizde bulunması şarttır... Yakın
tarihimizi iyi bilen Sayın Kadir Mısıroğlu’nun, “ Moskof Mezalimi” adlı
eserleri Doğu’da ve Doğu Karadeniz’de Mezalimi yaşayanların yeminli
şahâdetleriyle hazırlanmıştır . Yine aynı yazarın “Yunan Mezalimi” adlı
eseri de aynı şekilde hazırlanmış olup, özellikle gençlerimizin okumasında
millî şuur acısından zaruret vardır ...
“Soykırım diye bir şey yok. Bu iş beşinci kol meselesidir ...” Dikran
Kevorkyan. Kandilli Ermeni Kilisesi Başkanı. Flash TV. 13.03.05
Türk
vatandaşlarımızın, bir Ermeni vatandaşımız kadar bu haksızlığa karşı
haykırması (başta Orhan Pamuk, olmak üzere ) gerekmez mi ?
İsmet
Paşa’nın, Lozan’da “ 2.5 milyon Türk azaldı” şeklindeki sözlerini; karşı
taraf dolayısıyla Orhan Pamuk gibiler, bize izah etmeğe makûm edilmeli...
İNTİHAL
yapmışsın, oldu âşikâr
Hırsızlık kimseye eylemiyor kâr
Tespit
ettiler mi kişi sahtekâr
Düdük
yapar öttürürler unutma !
İyi
kavramışlar düşük yanını
Artık
her gün değişirler kanını ...
Bundan
sonra ayar eyler yönünü
Erivan’a taptırırlar unutma !
Hafif
meşrep oğlanları tanırlar
Dini
para olanları tanırlar
Bit
pazarlarından bulur alırlar
İt gı...da
bittirirler unutma !
Para
zaafını buldularmıydı
Şöhret
zaafını bildilermiydi
Şeytan
kaçgeni ne aldılarmıydı
Vicdanını sattırırlar unutma !
Dalından ayrılmış yaprak gibisin
Bazan
rüzgârlısın, bazan tipisin
Ermeni’
ye kardeş, ona abisin
Böyle
zoka yuttururlar unutma !
Milletime bu kin bu karez niye ?
Kitabın
Almanca basılsın diye ...
Yetmedi
mi sana koca Türkiye ?
Karvana
attırırlar unutma !
El oğlu
adamı gömer mezara
Çıkarır
mezardan sürer pazara
Hele
hele allem kallem yazara
Vatan
bile sattırırlar unutma !

BATI' NIN EVLATLARI- 2
( Ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına cevap vermeğe devam
ediyoruz )
“ Osmanlı, ordusunu Ermenilere karşı korumak için 'tehcir kanunu' çıkardı.
Ermeniler geçtikleri köylerde Türkleri kesip öldürmekteydi. Fransa'dan
Türkiye' ye gidecektim, olaylar sırasında Türkiye' de olan bir Ermeni' ye
sordumki: “ Ermeni katliamı nasıldı ? 'Gerçekten katliamlar çok feciydi. Ben
bile iki kez katledildim !!!' dedi.”
Harbord, Gen. James : Investigating Turkay and Transcaucasia, World's Work
Vol XL, No: 1 s, 36.
( Gen- J. Harbord, 1915 li yıllarda Amerikan Genel Kurmay Başkanıdır. O
zamanlar ABD Reisicumhuru Wilson tarafından incelemeler yapmak için
Türkiye'ye gönderilmiştir. Geniş bilgi için ' General Harbord' un Anadolu
Gezisi ve Raporu)
“Bu tür asılsız iddialardan dolayı Türklerden özür dilemeliydik. Türkler,
Ermenileri katletmemiş fakat güvenlik nedeniyle İmparatorluğun Suriye
bölgesine sevketmiştir.”
Prf. Peter Balakian Black. Ermeni asıllı Amerikalı tarihçi
“ 19 yüzyıl ile 20 yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan etnik çatışmalarda 340
bin Yunanlı, 580 bin Ermeni ve 5.5 milyon Türk hayatını kaybetti. ”
Prf. Mc. Carthy
“ Osmanlı Hükümeti' nin Ermeni milletine karşı kitlesel (toptan) imhayı
öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli bir kanıt (delil) yoktur.”
Prf. Bernard Lewis. ( Sayın Lewis, 1993 yılında Le Monde gazetesinde
yayınlanan bu yazısından dolayı 10 bin frank para cezasına çarptırılmıştır…)
“… Katliam, doktor ve müteahhit tarafından düzenlenmiş, yani hiçbir surette
eşkiya tarafından düzenlenmemiştir. Bu Ermenilerin, yani canilerin
isimlerini iyice bilmediğim için burada anmıyacağım. Her türlü savunmadan
yoksun ve silahsız 800' den fazla Türk öldürülmüştür. Büyük çukurlar açılmış
ve zavallı Türkler bu çukurların başına götürülüp hayvan boğazlanır gibi
boğazlanmıştır.
Bizzat müteahhit' in kendisi eğlenmek için 80 kadar Türk'ü bir eve doldurup,
kapıdan çıkarlarken birer birer kafalarını parçalamıştır.” (olay Erzincan'da
cereyan etmiştir )
Rus generali Odi Şelidze' nin raporundan. Geniş bilgi için: Yarbay Twerdo
Khelebof'un hatıraları. Erzurum 2 Kale Topçu Alayı Komutanı.
“ Ruslar olayları seyretmekle kalmamış teşvikte etmiştir. ' Fransa' daki
lise son sınıf öğrencilerine okutulan coğrafya kitabında,… Müslüman olan
Ermeniler, ikinci dünya savaşı' nda Rus ordusu tarafından katledildiler. “
Diye yazmaktadır.
Mine G. Kırıkkanat. Radikal 29. 05. 1998
“Muş ve çevresinde başlangıçta 7.000 Ermeni silahlandırılmış ve bunlar
gruplar hâlinde köylere dağıtılmıştır. Bunlara asker kaçağı Ermeniler de
katılmış ve özellikle Samsun' da askerlik çağındaki gençler doğrudan bu çete
gruplarına dâhil olmuşlardır. Bölgeye asker almak üzere giden Osmanlı
memurları ise öldürülmüşlerdir.
Rus ordusunun bölgeye gelmesiyle bir taraftan Taşnaksagan çeteleri diğer
taraftan da Hınçak grupları 'Ruslara bağlılıklarını ve kahramanlıklarını !'
göstermek için erkekleri savaşta olan Türk askerlerinin köy ve kasabalardaki
kadın, çocuk ve yaşlılarına akla hayale gelmedik işkence katliâmlar
yapmışlardır. Bunlar, Rusya'dan gelen Ermeni 'gönüllü alayları'nın da
iştirakiyle 30.000' e ulaşmış ve meşhur Rupen ( Paşa !) ve 30 civarındaki
elebaşılar tarafından yönlendirilmiş ve faaliyetleri bazı Ermeni
kaynaklarınca da birer ' isyan ' olarak tavsif (vasıflandırılmıştır)
edilmiştir.”
Hayasdan Gazetesi, 6 Temmuz 1915 ( ABD ), nu. 25, Ermenice.
“ Sivas şehri savaş sınırları içinde değildi. Rus ordusu asla bu kadar içeri
giremedi. Fakat Sivas' ta 180.000 Müslüman öldü. Aynı şey bütün Anadolu için
de geçerliydi.”
Justin Mc Carthy, “The Anatolian Armenians, 1912-1922”, Boğaziçi
Üniversitesi, Armenians in the Ottoman Empire and Modern Turkey ( 1912-1926
) İstanbul, 1984, s. 23-25.
“ Birinci Dünya Savaşından önce Osmanlı Devleti' nin Nâfia Nâzırı (
Bayındırlık Bakanı ) ve bilahare Hâriciye Nâzırı ( Dışişleri Bakanı ) olarak
görev yapmış, savaşla birlikte, birçok Ermeni Milletvekili gibi, ihanet
etmiş ve devlete silah çeken Ermenileri yönetmiş olan NORADUNGİAN GABRİEL
EFENDİ ve Lozan Konferansı tâli komisyonunda sunduğu raporda 700.000 Türkiye
Ermenisi'nden 345.000' inin Kafkasyanın çeşitli yerlerine, 140.000' inin
Suriye'ye, 120.000'inin Yunanistan'a ve Adalar Denizi (Ege)' ndeki adalara,
40.000'inin Bulgaristan'a, 50.000'inin İran'a, geri kalanının da başka
yerlere dağıldıklarını ifade etmiştir “
A.Hadisyan, Ermeni Cumhuriyeti'nin Doğuşu ve ilerlemesi, Ermenice, Atina,
1920, s. 335'ten naklen Esat Uras.
“ Halbuki Hovannisian'a göre Suriye dışındaki Arap ülkelerinden Lübnan'a
50.000, Ürdün'e 10.000, Mısır'a 40.000, Irak'a 25.000 Ermeni göç etmiş ve
yaklaşık 35.000' Ermeni de Fransa'ya ve Amerika'ya, bir kısmı da Kanada ve
Kıbrıs'a göç etmiştir…
Richard Hovannisian, “The Ebb and flow of the Armenian Minority in the Arab
Middle East “ Middle East Journal, vol. 28, 0.1, Winter, 1974, s. 20.
“ Rusya' da Bolşevik ihtilâlinin çıkması ve Rusya' nın kendi meseleleriyle
uğraşmaya başlamasıyla 18 Aralık 1917'de Brest Litovsk antlaşması sayesinde
barışın geleceği zannedilirken, aynı tarihlerde kurulan Güney Kafkas
Federasyonu bir Ermeni Kolordusu kurmuştur. Kurulan bu kolordu ve bölgedeki
çeteler, Erzurum merkezinde, Erzincan' da, Bayburt' da ve Gümüşhane' de
Türkleri imha faaliyetine yeniden girişmişler. ”
W.E.D. Allen Paul Muratof, Caucasian Battllefields: A historyof the
Turcocaucasian border 1828 1921. Cambridge, 1953; 1828-1921Türk-Kafkas
Sınırındaki Harplerin Tarihi.
“ Hakikatı söylemek gerekirse şarkta vahşi olan Müslümanlar değil
Hıristiyan'lardır.”
Mayevski, Statistigue des Provmces de Van et de Bitlis ( Van ve Bitlis
İstatistiki ), Rus General Mayeyski 'nin Doğu Anadolu Raporu adı ile Van
Belediyesince yayınlanmıştır. S.100 105
“ En son Türk öldürülünceye kadar katliâm başladı. Ben dehşet içinde
kurbanların feryatlarına kulaklarımı tıkayarak sabahlamıştım. Onlar hürriyet
denen şeyi tatmamıştır. Ermeni milleti hedefi olmayan yürüyüşe çıkmış bir
millettir.”
Ermeni Ohannes Apresyan, Amerikalı yazar Leonard Ramsden Hartll'a anlattığı
hatıralarından.
Hasan Bulur, “ Olaylar ve İnsanlar “ , 8.3.1992
“ Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır. Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten
zamanaşımına da uğramıştır.”
Amerikalı Ermeni Profesör HOVANNİSİAN 1982 yılında Münih'te yapılan “ Dünya
Ermenilerinin Problemleri Kongresi “ nde yaptığı konuşmasından.
Zafer Özkan, Ermeni Tehciri, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Türk İnkılâp
Tarihi Enstitüsü, 1985, s. 174, 178.
Not: Gelecek sayıda da ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına
cevaplarımız devam edecek ve son sözlerimiz...
04 Haziran
2005 Cumartesi günü Türk Federasyonun Büyük Kurultayı Essen'de yapılacaktır.
İstiklâl Gazetesi okuyucularını Doğu Türkistan sergimizde bekliyorum. Şen
Ozan.

BATI'NIN EVLATLARI (1)
Kafaları sloganlarla
doldurulmuş ve bu sloganları siyaset ilmî, tarih ilmî hatta her şeyin ilmî,
bütün meselelerin çözümü olarak bilirler. İdare edenleri tarafından öyle
yüklenmiş, öyle donatılmış ve öyle programlanmışlardır… Dolayısıyla
kendilerini entel, âlîm, sözü senet ilim adamı zannederler. Bunlar
ülkemizdeki “BEŞİNCİ KOLUN BAŞ PARMAKLARIDIRLAR”, “olmak" ayrıdır, “oldum
zannetmek” ayrıdır. Her ikisinin arasındaki iki dünyayı göremiyecek kadar
zifiri câhildir bunlar.
Avrupalılaşma, garplılaşma, batılılaşma, çağdaşlaşma, medenileşme,
uygarlaşma sloganlarıyla mensubu oldukları milletlerine canla başla hizmet
ederler ve hepsi sadık birer misyonerdirler... Bunların isimleri bizleri
yanıltmamalı… İsimleri Türk-İslâm isimleri olabilir. Meselâ biri Orhan,
diğeri Ertuğrul, bir başkası Atilla, … , … , olabilir. Meseleyi biraz daha
açalım. Güneydoğumuzda yezidî vatandaşlarımız vardır. Bunlarında isimleri
Hasan, Hüseyin gibi İslâmi isimlerdir fakat bu vatandaşlarımız Müslüman
değildirler.
“Amerikan uşağı, batı ajanı, moskof fırlatması, gâvur aşığı, kâfir
hizmetkârı” gibi ifadeleri bunlara kullanmamak gerekir... Çünkü herkes kendi
milletine hizmet eder... Etmelidirde… Bunlarda yani “Batı'nın evlatları” da
hizmet ediyorlar milletlerine, etsinler tabiî…
Bu hizmetkârların büyük bir kısmı da basınımızdadırlar. “Kalemin gücü
kılıçtan fazladır” atasözümüzün idrakındadırlar hemde bizlerden çok çok
fazla… Bir kısım “şerefli basın …” bunlara yazı yazdırıp maaş verdiği gibi
reklamlarını da yapar öve öve göklere çıkarırlar. Binâenaleyh bilmeyenlerde
bunları adam zanneder. Bütün bunlar basın özgürlüğü adına yapılır…
Devletimizde: “aman böyle basın bir daha bulunmaz” diye ayakta kalmaları
için yetimin hakkından bunlara pay verir… “Türkiye'de her zaman yüzde onluk
bir hainler toplumu vardır”
Kimin tespitidir bilmiyorum amma eksiğiyle de olsa çok doğrudur.
ORHAN PAMUK, bu garipte hizmetkârlardan biridir !.. Hizmet için dünyayı
ayağına katıp İsviçre' ye gelmiş ve birde beyanat vermiş. Tagesanzeiger
Gazetesinin Das Magazin ilâvesinde demişki : " Kimse söylemiyor, o yüzden
ben söylüyorum. Türkiye' de 30 bin Kürt öldürülmüştür. Bir milyon da Ermeni
" Gördünüz mü ? Kişi, milletine hizmeti bu kadar yapar vesselam…
Kimdir bu PAMUK ? “Şerefli basın” tarafından pek fazla beslenmiş,
yedirilmiş, içirilmiş, şişirilmiş ve şimdide kusturulmuş… Her hormonla
kalınlaştırılmışlar gibi buncağızında “hırsız olduğu söyleniyor...” Çok
yazık oldu. İşinde gücünde, yabıp, edip, katıp, kotarıp giderken oldu bir
aksilik işte tuh...
Murat BARDAKÇI, 26 Mayıs 2002 tarihinde Hürriyet gazetesinde kaleme aldığı
bir yazıda, Orhan Pamuk' un 'BENİM ADIM KIRMIZI' isimli romanının Amerikalı
yazar, Norman Mailer' den İNTİHAL (bir eseri kısmen veya tamamen kendisine
mal etme, söz veya yazı hırsızlığı, edebî hırsızlık ) olduğunu iddia ederek,
edebiyat eleştirmenlerine şu çağrıda bulunuyordu : “Lütfen “Ancient Evenings”
i bulup gözden geçirin, Orhan Pamuk' un “Benim Adım kırmızı” sı ile arasında
bir benzerlik olup olmadığı konusunda bendenizi aydınlatıverin”
Orhan Pamuk' un İNTİHAL ettiği bir başka kitap ise Fuat Carım tarafından
Türkçe'ye çevrilen Pedro de Urdemalas adındaki bir İspanyol'un hatıralarını
içeren “Kanuni devrinde İstanbul” isimli kitap !..
“Beyaz Kale” isimli romanının temelini “Kanuni Devrinde İstanbul” un üzerine
kuran Pamuk, bâzan aşırıya kaçarak bu kitaptaki cümleleri “aynen” alarak
kendi kitabına yerleştirmiş !..
İşte “Beyaz Kale” ile “Kanuni Devrinde İstanbul” kitapları arasındaki iki
benzerlik.
ORJİNALİ : “Lafa, sözü geçen kaptanlardan Durmuş Reis karıştı. Cenevizli
dönme Durmuş Reis, 'İdrar ve nabız hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır'
dedi. Kürekten, işte bu suretle kurtuldum” (Carım, 13).
İNTİHALİ: “Reis sordu: İdrardan ve nabızdan anlıyor muydum hiç ? Anladığımı
söyleyince hem küreğe verilmekten kurtuldum, hem de bir iki kitabımı
kurtarmış oldum” (Pamuk, 14).
ORJİNALİ: “En üste, Muhammed'in sancaklarını astılar, bunların altına bizden
aldıkları bayrakları, haçları ve Meryem Ana'mızın tasvirlerini astılar.
Külhanbeyler, başaşağı asılan bu haçlarla tasvirleri, bir ok yağmuruna
tuttular. (Carım, 18).
İNTİHALİ: “Bütün direklerin tepesine sancaklar çektiler, altlarına da bizim
bayrakları. Meryem Ana tasvirlerini, haçlarını tersinden asıp
külhanbeylerine aşağıdan oklattılar” (Pamuk, 15).
İsrafil Kumbasar. 11.02.2005.
İşte böyle, ne diyelim? (şayet bunlar doğruysa) Aferin herife... Bu haliyle
kesin nobel ödülü aldığı gibi ilk defa bir İNTİHALci nobel aldı diye
Guinnes'e de girer mutlaka Alkışlar... Helal olsun...
Tövbe billah âlem böyle söylüyor
Boyası ortaya çıkmış çok yazık
Söylenene bir tek kelâm katmadım
Foyası ortaya çıkmış çok yazık
Saman alevine benzer umumu ...
Hâlleriyse bütün halkın malûmu
“Yatsıya dek yanar bunların mumu ...”
Mayası ortaya çıkmış çok yazık
Aziz Nesin'de de vardı böyle hâl
Dede den toruna oldu İNTİHAL...
Bazan tilkidirler bazanda çakal
Hayâsı ortaya çıkmış çok yazık
Orhan PAMUK'un İFTİRALARI
ve ERMENİ İDDİALARI na cevaplar :
Türkiye' de Ermenice yayınlanan AGOS Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni
Hırant DİNK : “PAMUK konuşmuştur. Önemli olan bilgilerden nasıl emin
olduğudur .”
H. ve olaylara Tercüman 28.02.05 (not: yukarıdaki bilgilerden emin olduğu
gibi...)
------------------------------------------------------------------------------------------------------
“Evet, politik tavırlarla sizi ( Türkleri ) mahkûm ediyorlar, bunu çok iyi
anlıyorum. Bana da katil deseler ben de rahatsız olurum. Siz (Türkler )
katil değilsiniz. 1915'de ölen dedem de suçlu olabilir.”
Khajak Barsamyan. A.B.D. Ermeni Kilisesi Başpiskoposu. Hürriyet.10.06.01
------------------------------------------------------------------------------------------------------
“1915 yıllarında meydana gelen olaylarda sadece Ermeniler zarar görmemiştir.
Ben, annem ve babamdan Türklerin bu meselede haklı olduklarını duyarak
büyüdüm. Benim rahmetli annem başımıza gelen felaketlerden sorumlu biziz
(Ermenilerdir ) demişti. Asıl Ermeniler Türk halkından özür dilemeli .”
Edward Taşçı. Ağustos 1998'de Ankara'da Millî Kütüphane de “Ermeni
yalanları” na karşı sergi açan A.B.D. vatandaşı bir Ermeni. Türkiye.
08.08.1998
------------------------------------------------------------------------------------------------------
“1916' da Rus ordularının ön güçleri Ermeni birlikleriydi. Bu birliklerin
Türk halkına çok gaddar davrandıkları belirtiliyor. Hatta Trabzon'nun
Rumları Rus Çarı'na mektup yazarak bunu şikâyet ettiler. Bunlar Rus
arşivlerinde bulunuyor. Türklere ve Müslümanlara haksızlık yapılmışsa
bununda söylenmesi lâzım.”
'Ermenistan'da 1700 Yıllık Hıristiyanlık' adlı sempozyumda konuşan bir Alman
öğretmen. Bad Boll-Stuttgart. Hürriyet. 11.06.01
------------------------------------------------------------------------------------------------------
1. Dünya savaşı sonunda yenilmemize müteakip İstanbul'u işgal eden
İngilizlerin 1915-1916 yıllarında Ermenileri katlettikleri gerekçesiyle
yargılanmak üzere tutuklayıp Malta' ya sevk ettikleri, devrin yöneticileri
OSMANLI MECLİSİ ÜYESİ MİLLETVEKİLLERİNDEN 115 KİŞİYİ 2 YILA YAKIN BİR SÜRE
HAPİSTE TUTTUKTAN SONRA, HAKLARINDA DÂVÂ AÇILACAK BİR İDDİANAME
DÜZENLİYEMEDİKLERİ İÇİN SERBEST BIRAKMIŞLARDIR...
Bu tarihî olayı yazıp çizmeyen kalmamıştır ve ilkokul öğrencileri de dahil
bilmeyen de yoktur...
Anadolu' da görevli olarak bulunan Alman Korgenerali BRONSAT von
SCHELLENDORF' un 24.07.1921 tarihli Deutsche Allgemeine Zeitung'daki
yazısını bu sahanın meraklıları okumalıdırlar.
_________________________________________________________________
(Not: Gelecek sayıda “Ermeni iddialarına ve Orhan Pamuk'un iftiralarına”
cevaplarımız kaynaklarıyla devam edecektir.)
|