Yukarı
31. Sayı
31.Sayı Uygurca
31. Sayı Aile
31.Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü-31

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur

 

18 ŞEHİDİMİZ NE İLK NEDE SON ŞEHİTLERİMİZDİR

 

Doğu Türkistan halkının işgalci Çin devleti tarafından çok fazla baskı, zulüm, asimilasyon, soykırım ve ırkî aşağılanmalara maruz bırakılmasının sebebi Türk ve Müslüman olmalarıdır. Tarih boyunca Türk ve Müslüman olmanın ve bölgesinin yüklediği Misyonun bilinci içerisinde Rus, Çin ve daha başka Türk ve İslam düşmanı devlet ve milletlerin siyasi, ekonomik ve askeri ablukalarına ve kesintisiz tacizlerine karşı var olma mücadelelerini sürdürenler de Doğu Türkistan Türkleridir.

Doğu Türkistanlılar, işgale uğradığı ilk tarihlerden beri Çin mütecavizlerine karşı amansız bir mücadele içinde olmuşlardır. 1949 yılında Doğu Türkistan'ın Çin ile ortak sınırı bulunan en doğu vilayetlerinden Doğu Türkistan'a girmeye kalkışan Çin kızıl ordu birliklerine karşı o bölgedeki taşra halkı çok hızlı bir biçimde organize olarak bir mukavemet gücü oluşturmuşlardır.

1951 yılında “Ellibirliler Toplantısı” adını verdikleri istişare toplantısı sonrasında alınan karar gereği Çin işgal kuvvetleri komutanlarına haber göndererek Doğu Türkistan Topraklarını derhal ve kayıtsız şartsız terk etmeleri gerektiğini, aksi takdirde çok kan döküleceğini bildirmişler ve bu çağrıya olumlu cevap verilmemesi sonrasında çok geniş çaplı çatışmalar olmuştur. 1953 yılında Ayaklanmanın liderleri, “Kızıl Cellat” olarak adlandırılan Wang Cin tarafından yakalanarak şehit edilmiş, ama milli mücadele ruhu asla kaybolmamıştır.

15 Kasım 1955 tarihinde Şeyh Ablimit ve Fethidin Mahsum liderliğinde kurulan “Teşkilatı Nicat Partisi” adı altında bir teşkilatın çatısı altında Hoten vilayetinin Atçüy bölgesinde çok büyük bir milli ayaklanma başlatıldı. Atçüy hapishanesindeki tutuklular kurtarıldı, bölge tamamen ele geçirildi ancak, hiçbir yerden destek alınamaması sebebiyle yenilgi kaçınılmaz oldu.

Fakat milli bağımsızlık yanlıları gizliden gizliye “Bağımsız Doğu Türkistan Anayasası”, “Gençlere Çağrı”, “Birleşmiş Milletlere Arz” adlarında gazete ve dergilerle yeniden toparlanma sürecine girdiler.
1956 yılında Hoten' in Karakaş ilçesinde Şeyh Baki ve Şeyh Samed önderliğindeki 800 kişilik bir mücahit birliği Mart ayında Tarım Havzası içindeki Çin'in “Silahlı Toprak Açma Birlikleri” ne karşı bir milli ayaklanma başlattılar… Bu mücadeleler 1956 yılının Mayıs ayında, Lop ilçesinde, 1957 yılında Ürümçi-Ulumbay'da,1958 yılının Eylül ayında Köktokay, Çingil ve Beşbalık civarında Cemşithan ve Delilhan isimli liderler etraflarına topladıkları mücahitlerle Çin işgal güçlerini perişan eden savaşlar yaptılar. 1958 yılının Ekim ayında Kumul vilayetinin Tanrı Dağı bölgesinde Ali Kurban önderliğinde 1700 kişilik milli ordu ile bir milli ayaklanma gerçekleştirildi. Bu ayaklanmada hapishanedeki tutuklular kurtarıldı, Çin cephanelikleri ele geçirildi. Çin'den zorla getirilen Çinli Göçmenler Çin'e kaçmaya başladılar.
Daha sonra 12 vilayet ve 22 ilçeyi içine alan, 60.000 üyesi ve 300 bin Sempatizanı bulunan “Doğu Türkistan Halk Partisi” adı ile bir teşkilat kuruldu. Fakat ilerleyen yıllarda hiçbir dış destek söz konusu olmadığından dolayı sürekli bir muvaffakiyet elde edilebilmesi mümkün olmadı…

1990 yılında binlerce şehit verilen Barın Milli Ayaklanması, 1997 yılındaki Gulca Milli Ayaklanmaları yukarıda çok kısa olarak değinmeye çalıştığımız Milli Bağımsızlık Hareketlerinin bir uzantısı olup, Doğu Türkistan halkının hiçbir zaman Bağımsız olma fikrinden uzaklaşmadığının açık bir göstergesidir. Bu milli ayaklanmalar esnasında bu güne kadar sayısız şehitler veren Doğu Türkistan halkı, günümüzde de şehitler vermeye devam ediyorlar.

İşte yine bunlara benzer bir Milli Ayaklanma teşebbüsü de 05.01.2007 tarihinde gerçekleşti.” 07.01.2007 tarihinde “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin verdiği bir haberde, Kaşgar'a bağlı Aktu Nahiyesinin Koşrap köyü yakınlarında özel bir tim oluşturarak askeri eğitim görmekte olan yaklaşık 50 kişilik grubun etrafını kuşatan binden fazla Çin işgal gücüne ait askerler, İstiklâl yanlısı Doğu Türkistanlı mücahitlerin üzerine kurşun yağdırmaya başladılar.. Henüz çok büyük bir milli ayaklanmanın başlatılması hazırlığı içinde bulunan Doğu Türkistan Bağımsızlık savaşçıları kendilerini vaktinden önce bir savaşın içinde bularak hazırlıksız bir durumda baskına uğradılar.
Çin askerlerine ateşle karşılık veren milli bağımsızlık yanlısı grup ile Çin askerleri arasında saatlerce süren şiddetli çatışmalar sırasında ilk belirlemelere göre 18 Türk şehit düşmüş, 17'si yakalanmış ve bir kısım savaşçılarda düşman kuşatmasını yararak izlerini kaybettirmeyi başarmışlardır. Bu çatışmalarda bir Çin askeri ölmüş, biri de yaralanmıştır. Gerçek sayının ise bunlardan daha fazla olduğu, fakat Çin yetkililerince gizlendiği de bilinen bir gerçektir..

Bu haberin ilk defa haber sitelerinde yer almaya başlamasının üzerinden günler ve haftalar geçmesine rağmen dış ülkelerdeki Doğu Türkistan Teşkilatlarının suskunlukları ve pasiflikleri oldukça şaşırtıcı bir durum ortaya koydu… Daha sonraları “yapmış olmak için” çıkartılan bir iki cılız ses ise kamuoyuna, samimiyetten oldukça uzakta bulunulduğu izlenimi verdi.

Doğu Türkistan'ın Tam Bağımsızlığı için mücadele vermek amacıyla kurulduğu bilinen Teşkilatların bu eylemsizlikleri, Doğu Türkistan'da silahlı mücadelenin de sürdürülmekte olduğunu kamuoyundan gizlemek adına mı? Yoksa Doğu Türkistan davası bir takım mahfiller tarafından adeta bazı küresel güçlerin insafına mahkûm hale getirildiği için, ne yapılıp yapılmayacağı konusunda bir yerlerden işaret beklendiği için mi? Bunun açıklamasını birileri mutlaka yapmalıdır…

Sebep her ne olursa olsun Doğu Türkistan'da gerektiğinde gözlerini kırpmadan aziz canlarını verebilen İstiklâl savaşçılarının seslerini hür dünyada duyurmak mecburiyetinde olan Doğu Türkistan teşkilatları üzerlerine düşen milli, dini ve insani görevlerini her an ve her dakika yerine getirmekle mükelleftirler...

Şehitlerimize Allahtan Rahmet, Gazilerimize de mücadele azmi dilerim.

Doğu Türkistan'da İstiklâl Savaşı hiçbir zaman bitmedi, bitmeyecek…

 

 

Doğu Türkistan’ın Kaşgar-Aktu’ya Bağlı Koşrap Köyünde

Millî Ayaklanma 18 Şehit

 

07.01.2007-“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Doğu Türkistan'dan edindiği ilk malûmatlara göre, 05.01.2007 günü Doğu Türkistan'ın Kaşar vilayetine bağlı Aktu nahiyesinin Koşrap köyünde Çin hâkimiyetinin yüreğini hoplatan büyük ve siyasi bir hadise meydana geldi. Koşrap, Barın köyüne oldukça yakın bir mesafede bulunuyor. Barın bilindiği gibi 1990 yılında Çin istilacılarına karşı gerçekleştirilen bir milli ayaklanma esnasında binlerce şehit verilen bir yerdir.

Gelen haberlere bakıldığında, Çin hâkimiyetine karşı silahlı direniş hazırlığını sürdürmekte olan malum bir Doğu Türkistan Teşkilatı Doğu Türkistan'ın Kaşgar vilayetine bağlı Aktu nahiyesinin Koşrap köyünde 50 kişiden oluşan bir milli mücadele timi kurmuşlardır. Söz konusu ekip köyün dışındaki malum bir bölgede gizli bir şekilde askeri eğitim kampı oluşturarak orada silahlı eğitimin yanı sıra Barın köyünde 2. defa milli halk ayaklanması gerçekleştirme planları yaparlarken vaktinden önce ifşa olmuşlardır.

 5 Ocak 2007 tarihinde bu yeraltı teşkilat, etraflarını kuşatan Çin askerleri ile silahlı çatışmaya girmek zorunda kalmışlar ve bu çatışma esnasında ilk belirlemelere göre 18 şehit verilmiş, 17 kişi Çin askerlerince yakalanmış ve bir grup savaşçı da olay mahallinden kuşatmayı yararak uzaklaşmayı başarmışlardır.

Bu olay Doğu Türkistan'daki işgalci Çin hâkimiyetinin üst düzey yetkilileri arasında şiddetli bir sarsıntıya sebep olmuş, olayın ardından Çin hâkimiyeti asker ve jandarma güçlerini genel teyakkuza geçirerek bütün Doğu Türkistan genelinde ciddî bir arama ve tutuklama furyası başlatmıştır.

Silahlı Çatışmaları Çin Yetkilileri Bir Basın Toplantısı İle Doğrulamak Zorunda Kaldılar

Almanya'daki “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”, tarafından Doğu Türkistan'dan doğrudan elde edilen bilgilere göre, Koşrap'taki Silahlı Çatışma olayının ardından 08.01.2007 günü “Sinkiang (Doğu Türkistan) Toplum Güvenlik Bakanlığı” bir basın toplantısı düzenleyerek Ocak ayının 5.günü Doğu Türkistan'ın Pamir Dağları Bölgesinde(Aslında Koşrap'ta) Çin askerleri ile bağımsızlık savaşçıları arasında büyük çaplı silahlı çatışma meydana geldiğini açıkladılar.

 “Tiyanşan(Tanrı dağı)İnternet sitesi”nde yer alan habere göre, 2002 yılının 9. ayının 11. gününde dış ülkelerden sızan “Doğu Türkistan İslami Hareketi” teşkilatının direniş güçlerinin Doğu Türkistan'ın Pamir Dağları'nın yüksek kesimlerinde askeri eğitim kampı kurmuş oldukları belirtilmekteydi.

Çin yetkililerinin basın toplantısı yaparak olayı açıklamak zorunda kalmalarının asıl sebebi ise, söz konusu çatışmalar sırasında Çin askerlerinden birinin ölmüş olması ve birinin de yaralanmasıdır.

Çatışmalar sırasında yaralanan ve hayatını kaybedenler konusunda Çin tarafının verdiği rakamlara inanmak mümkün değildir. Çünkü saatlerce süren ve Doğu Türkistan bağımsızlık yanlılarının 18 şehit verdikleri bir ortamda ölen Çin askerlerinin sayısının sadece bir kişiden ibaret olması pek inandırıcı değildir. Yapılan açıklamalardan çatışma bölgesinden 22 tane el bombası yapılma aşamasında olan çok sayıda el yapımı patlayıcı ve çok miktarda mühimmat ele geçirilmiş olduğu öğrenildi.

 “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği bir önceki haberinde bu defaki silâhlı çatışmanın meşhur Barın köyü civarında meydana gelmiş olduğu bildirilirken Çin hükümeti Doğu Türkistan halkı arasında “Barın Ruhu”nun tekrar depreşmesinden endişe ederek, çatışmaların mahallini Pamir dağları olarak göstermişlerdir.

 

Öldürülen Huang Qiang Adlı Çin Askeri İçin Ürümçi' de

Gösterişli Bir Cenaze Töreni Yapıldı.

 

“Tiyanşan(Tanrı dağı)İnternet Sitesi”nin verdiği habere göre, Doğu Türkistan'ın Aktu nahiyesi sınırları içerisinde meydana gelen çatışmalarda ölen Çin askeri Huang Qiang için çok gösterişli bir cenaze töreni yapıldı. Cenaze töreninde, ölen Çinli askerin ardından son derece abartılı övgüler yağdırıldı.

Çin Toplum Güvenlik Bakanlığı, yetkililerinden Nurbekri ismindeki hainin ölen Çinli için övgüler yağdırmasına tepki gösteren Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Başkanı Abdulcelil Karakaş bu haber hakkında kendi görüşlerini ortaya koyarak “Milli münafık Nurbekri'nin cenaze töreninde söylediği sözler hakikaten insanı iğrendiriyor. Her zaman kendi halkına karşı düşmanlığını sürdüren, kendi halkının menfaatleri için değil, kendi halkına bitmez-tükenmez bela ve afetler getiren Çin müstemlekecilerinin çıkarları için hizmet etmekte olan Nurbekri gibi milli satıcılara halkımız kesinlikle gerekli cevabı verecektir. Bu tür kişiler ebediyen halkımızın yüz karasıdır.” Dedi.

 

Şahyar'lı Samet Mollam, Aktu Olayının Ortaya Çıktığı Gün

Ölüm Cezasına Çarptırılarak Şehit Edildi

I11.01.2006-Aktu'da bağımsızlık savaşçıları ile Çin askerleri arasında büyük çaplı silahlı çatışmaların meydana geldiği gün, yani, 05.01.2007 tarihinde Şahyar'lı meşhur din adamlarından Samet Damollam Çin Yargı Mahkemeleri tarafından ölüm cezasına çarptırılarak şehit edildi.

Tahmini olarak 40 yaşlarındaki Samet Damollam, Şahyar Nahiyesinin Yenimahalle Köyünün Akıdöng mezrasından olup, nahiye genelinde saygıdeğer kişilerden biriydi. Bundan 10 yıl önce Çin hükümeti “yasa dışı dini faaliyet gösterdiği” iddiası ile Samet Damollam hakkında tutuklama kararı çıkartmıştı. O tarihlerden beri Samet Damollam Çin'in zarar vermesinden korunmak için ülke içerisinde gizlenerek hayatını sürdürmeye mecbur olmuştu. Fakat şanssızlık eseri Kaşgar'da Çin polislerinin eline düşmüş olduğundan, Kaşgar Yargı mahkemesi Samet Damollam hakkında gizli yargılama yaparak onu, “yasa dışı Dini faaliyet gösterdiği ve bölücülük yaptığı” şeklindeki suçlama ile ölüm cezası verdi. Verilen ölüm cezası 05.01.2007 günü alelacele icra edildi.. Merhumun cesedi kendi memleketi olan Şahyar'a getirilerek orada defnedildi.

 

 “Bingtuen Polis Dairesi” Ürümçi'de Basın Toplantısı Yaptı

 

Doğu Türkistan'da Çin işgalcilerince “Üç Türlü Güçler” olarak adlandırılan Doğu Türkistan Bağımsızlık yanlılarına karşı adaletsiz savaş başlatanlar kervanına şimdilerde yerli halk tarafından “Cellât Birlik” olarak anılan “Bingtuen” de katıldı.

“Tiyanşan (Tanrıdağı) İnternet Sitesi” verdiği habere göre,16.01.2007 tarihinde “Bingtuen Polis Dairesi” Ürümçi'de Basın toplantısı düzenleyerek, Bingtuen polislerinin “3 Türlü Güçler” e köklü darbe vurarak “Sinkiang (Doğu Türkistan)ın Barış ve huzuru” için büyük katkı yaptığı beyan edilmiştir.

Yukarıdaki haberde bildirildiğine göre 2006 yılı Bingtuen genelinde meydana gelen suç dosyalarının sayısı 10 bin 278 olup, bu dosyaların %55.47'si açıklığa kavuşturulmuştur. Geçen bir yıl boyunca meydana gelen cinayet dosyalarının sayısı 91'dir.

Oysaki; bazı Uygur siyasi gözlemciler Doğu Türkistan'da meydana gelmekte olan cinayet, gasp, tecavüz ve hırsızlık dosyalarının büyük bölümünü Bingtuen' li Çinlilerin oluşturduğunu, yerel kanun organlarının onlara ceza verme yetkileri olmadığından bu Çinli suçluların Bingtuen yargı organları tarafından sembolik olarak hafif cezalara çarptırıldıkları, bu sebeple Bingtuenli Çinlilerin daha da cüretkâr hale geldiklerinden söz etmektedirler.

Bunlardan başka yine, Bingtuen yasa organları ve silahlı güçleri, Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan'daki milli hareketleri bastırmadaki en temel ve güvenilir birliği olup, Uygur siyasi kaçkınları arama ve yakalama, ani olarak meydana gelen milli isyan ve ayaklanmaları bastırma vazifesini de üstlenmiş bulunmaktalar.

Koşrap Katliamının İç Yüzü

20.01.2007-Çin'in “Yeryüzü Gazetesi”nin 16.01.2007 tarihli haberinde, 05.01.2007 günü Koşrap'ta yürütülen asker ve polis işbirliğindeki harekât esnasında asker sayısının1000 kişiden fazla olduğu, bölgeye 30- 40 araç dolusu asker getirildiği, etrafı tümden askeri çadırların kapladığı, bağımsızlık yanlılarının ise sayılarının 10'larca olduğu beyan edilmiştir.

“Güney Çin Haber Sitesi” muhabirinin olay yerini bizzat görerek yazdığı ve 17.01.2007 tarihinde yayınladığı makalesinde Yarkent Nahiyesi Polis Dairesinin memurlarından Ahmetcan Savut'un, “Biz geçen yılın onunda emir almıştık. Bu emir gereğince, Kargalık, Savut'un, Kargalık, Yenihisar, Peyzavat, Yarkent, Aktu başta olmak üzere civar nahiyelerdeki polislerin hepsi Koşrap'a gelerek bu köyü çember içine aldık. Biz kuşatmayı tamamladıktan sonra 04.01.2007 günü Kaşgar'dan silahlı polis birlikleri 3 helikopterle bölgeye geldi.” Şeklindeki sözleri yer almış olup, bu da Çin hükümetinin, milli karşılık verme güçleri ile öncelikle hiçbir diyalog girişiminde bulunmaksızın onları tamamen katletme planını daha önceden yapmış olduklarını göstermektedir.

Bazı gayri resmi istatistiklerde, Koşrap olayı meydana geldikten sonra Çin askerlerinin Doğu Türkistan genelinde genel arama ve tutuklama hareketi başlatarak tahmini olarak 1500 kişi civarında Uygur'u “Terör Şüphelisi” olarak tutukladıkları kaydedilmiştir.

Yukarıdaki her iki Çin yayın organında da, bütün yol güzergâhlarına kontrol noktaları kurdukları, askeri helikopterlerin de o bölgede ciddi gözlem uçuşları yaptıkları beyan edilmiş olup, Yarkenti polis Ahmetcan Savut “Güney Çin Haber Sitesi”nin muhabirine 11.01.2007 tarihinde yaptığı konuşmasında “Koşrap ve havalisinde polis ve askerler tarafından kurulan kontrol noktaları oldukça fazla, bizim bulunduğumuz noktada 8 kişi, bize komşu olan Kaçun köyünde 4 kişi, Koncirap köyünde 3 kişi, bir başka yerde de 1 kişi ele geçirildi.” Şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu sözler Çin hükümetinin geniş çaplı bir tutuklama hareketi yürütmekte olduğunu da ispatlamaktadır.

 

Çin Askeri Huang Qiang Ayağından Vurulup Kan

Kaybından Ölmüş

 

Çin matbuatlarında bu yıl, Ocak ayının 5. günü Aktu nahiyesinin Koşrap köyü sınırları içerisinde bağımsızlık savaşçıları tarafından vurularak öldürülen Çin askeri Huang Qiang'ın günlerdir “Olağanüstü” kişiliğinin propagandası yapılmaktaydı.

Önceki haberlerde, Çin askeri Huang Qiang'ın bu defaki çatışmada kurşun isabet ederek öldüğü kısaca beyan edilerek olayın tafsilatı ile ilgili ayrıntılar verilmemişti.

“Tiyanşan (Tanrıdağı) İnternet Sitesi”nin 22.01.2007 tarihinde verdiği habere göre, Huang Qiang adlı Çin askerinin ölme aşaması tafsilatlı olarak yer almış olup, bu defaki harekâta katılan ve savaş esnasında Huang Qiang  ile beraber olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Toplum Güvenlik Bakanlığı”nın 16. Birliği bünyesindeki askeri eğitim kampı müdür yardımcısının bildirdiğine göre, Onlar Koşrap'ın dağlık bölgelerinde bağımsızlık savaşçılarını arama ve yakalama furyası esnasında yorgunluktan bitap düşmüşler. Huang Qiang ise zerre kadar bile bir yorgunluk hissetmeksizin “kahramanca” ilerlemiş. Onlar hedefe ulaştıklarında iki taraf arasında savaş başlamış. Savaş oldukça şiddetli olup, Huang Qiang en tehlikeli noktada durduğu için aniden onun ayağına mermi isabet ederek yere düşmüş. Askerler derhal giderek onu kurtarıp yaralı ayağını sardıktan sonra 7 asker onu kaldırıp dağlık tepeden geri çekilerek aşağı inmişler.

Her ne kadar dağ yolunun mesafesi sadece 300 metre geliyorsa da yol oldukça meşakkatli bir yol olduğundan askerlerin aşağı inmeleri oldukça uzun sürmüş. Yol boyunca Huang Qiang'ın ayağından akan kan çok fazla olduğundan, dağdan tamamen inildiğinde onun el ve ayakları soğumaya başlamış… Ocak ayının 6. günü sabaha karşı ise, Huang Qiang yolda kan kaybı sebebiyle ölmüş.

Çin Büyükelçisi'nin açıklaması

Büyükelçi Guaxiang kendisine Doğu Türkistan'daki operasyonların sorulması üzerine “Doğu Türkistan İslami Hareketi örgütü BM tarafından onaylanan bir terör örgütüdür. Ona bağlı örgüt üyeleri El Kaide örgütünde eğitim almışlar. Bu teröristler Çin'de çok sayıda patlama olayını planlamışlar, bu olaylarda çok sayıda masum Çin halkı ölmüştür. Çin Hükümetinin her çeşit terörizme karşı olma tutumu açıktır” dedi.

 Guaxiang, örgüt üyelerinin Uygur bölgesindeki halklardan farklı olduğunu savunurken, “Terörle mücadele görevi uluslar arası bir görevdir. Çin polisinin yaptığı operasyon uluslararası alanda terörle mücadelenin bir parçasıdır. Bu operasyon uluslar arası toplumda Türkiye dâhil olumlu bir şekilde karşılanacaktır” diye konuştu.

 

"TÜRK KÜLTÜR GECESİ"NDE  DOĞU TÜRKİSTAN

VE İSTİKLĀL GAZETESİ SERGİSİ AÇILDI

 

Avusturya Dornbirn'de faaliyet gösteren Türk ve Türk-Avusturya Dostluk Derneklerinin düzenlemiş oldukları Türk Kültür Gecesine üçbinden fazla misafir katıldı. Bu geceye katılan misafirler ağırlıklı olarak Avusturya, Almanya, İsviçre ve Fransa'dan geldiler.

 

 

Avusturyalılarında ilgi gösterdiği bu gecede "Doğu Türkistan ve İstiklâl Gazetesi Tanıtım ve Bilgilendirme  Sergisi” de açıldı. 

 

Avusturya Dornbirn'de faaliyet gösteren Türk ve Türk-Avusturya Dostluk Derneklerinin düzenlemiş oldukları Türk Kültür Gecesine üçbinden fazla misafir katıldı. Bu geceye katılan misafirler ağırlıklı olarak Avusturya, Almanya, İsviçre ve Fransa'dan geldiler.

Avusturyalılarında ilgi gösterdiği bu gecede "Doğu Türkistan ve İstiklâl Gazetesi Tanıtım ve Bilgilendirme Sergisi” de açıldı.

Bu sergiyi çok sayıda Avusturyalı ve Avrupa Türkü ziyaret etti. Sergi görevlileri Kemalettin Batur ve Ali Yüksel bu yoğun ilgi karşısında Doğu Türkistan'la ilgili soruları cevaplandırmaya çalıştılar. Doğu Türkistan' da yaşayan Uygur Türklerinin uğramış olduğu zulmü öğrenen insanlar Çin'i lanetlediler.

Doğu Türkistan Türklerinin vermekte oldukları bağımsızlık mücadelesine katkıda bulunmanın ifadesi olarak Avrupa da yaşayan Türklerden yüzlercesi İstiklâl Gazetesine abone oldular.

İstiklâl Gazetesi yazarlarından ve Avrupa Temsilcisi Sayın Şen Ozan'da sergiyi ziyaret ederek çalışmaları bizzat yerinde takip etti.25 Aralık 2006

İstiklâl Gazetesi-Biberach Temsilcisi-Ali Yüksel

 

Kayseri de Bayramlaşma

 

Kurban Bayramı münasebetiyle “Bağımsız Doğu Türkistanlılar Derneği” Yönetim Kurulu Üyeleri yaptıkları bir dizi bayram programları çerçevesinde bayramın 2. günü toplu olarak bayramlaştılar. Kurban Bayramı münasebetiyle “Bağımsız Doğu Türkistanlılar Derneği” Yönetim kurulu üyeleri yaptıkları bir dizi bayram programları çerçevesinde bayramın 2. günü toplu bayramlaşma yaptılar.

Kayseri'de yıllardır aynı mahallede ikamet eden Doğu Türkistanlılar arasındaki geleneksel bayramlaşmalardan biri, Dernek yönetim kurulu üyeleri başta olmak üzere çok sayıda Doğu Türkistanlı gençlerin de iştirak ettiği bir toplulukla bütün evler teker teker ziyaret edilmek kaydıyla gerçekleştirildi.

Doğu Türkistan kültürünün bir parçası olan bayram geleneği Doğu Türkistan'da bütün baskı ve engellemelere rağmen devam ettirildiği gibi Türkiye'de de 40 yıldır aynen devam ettirilmeye çalışılıyor. Evlerde yerde kurulu bulunan ve bayram süresince açık kalan geleneksel bayram sofralarında pişirilmiş olarak kurban etleri de bayramlaşmaya gelenlere ikram ediliyor. Oldukça kalabalık bir genç Doğu Türkistanlılar topluluğu büyüklerinin hatırlarını sorarak bayramlarını tebrik ettiler ve bayram geleneğinin asla unutulmaması hususunda kendilerinden sonra gelmekte olan nesillere güzel bir örnek teşkil ediyor olmanın huzurunu yaşadılar.

 

ŞAFAK RADYO DA DOĞU TÜRKİSTAN KONUŞULDU

 

Kayseri Şafak Radyo'da 12.01.2007 tarihinde Program yapımcısı Ahmet Biçer Ceylan ile Doğu Türkistan'ın içinde bulunduğu son durum ve 2. BARIN AYAKLANMASI ile ilgili bir programa katılan Mehmet Emin Batur Doğu Türkistan'da yaşanan zulümlerle ilgili olarak dinleyicilere geniş çaplı bilgiler verdi.

 

Hoten Vilayetinde 14 Uygur Çinli Bir Patron Tarafından

Zehirlenerek Öldürüldükten Sonra Toprağa Gömüldü

 

İsminin açıklanmasını istemeyen bir Uygur’un Doğu Türkistan’dan “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”ne doğrudan bildirdiğine göre, bu yıl Kasım ayının 20’sinden sonraki günlerde Aksu’nun Şahyar nahiyesine bağlı Döngkotan köyünde ikamet eden bir Çinli, kabala aldığı ekili alanlarda çalıştırmakta olduğu Hoten’li 14 Uygur’u zehirleyerek öldürdükten sonra cesetlerini greyderle kendi evinin yakınlarına gömmüştür. 

Olay şöyle cereyan etmiş bulunmaktadır: Şahyar’ın Döngkotan köyündeki bir Çinli bu yıl (2006) Mayıs ayının ortalarında Hoten’den gelen 14 Uygur’u ırgatlık için tutmuş olup, onları kendisinin ekili alanlarında çalıştırmıştır. Bu işte kasım ayının sonlarına kadar çalışmış olan Uygur işçiler işlerini bitirip yurtlarına dönecekleri sırada söz konusu Çinliden ücretlerini istemişler, Çinli patron onlara “paralarınızı yarın vereyim, sizleri bu gün misafir edeyim” diyerek onları alıkoymuş ve o gün iki keçi keserek ziyafet hazırlamıştır. Yemekten hemen sonra Uygur işçiler birer, birer ölmüşlerdir. Çinli onları derhal greyderle evinin yakınlarına gömmüştür. Fakat Çinlinin komşuları bu durumu sezinleyip polise haber vermiş olduklarından dolayı olay ortaya çıkmıştır.

Şu anda bu cinayet inceleme safhasında olup, yankılanmalara göre söz konusu Çinli patron, çalıştırdığı 14 Uygur’un ücretlerini vermek istemediğinden onların yemeklerine zehir karıştırarak ölümlerine sebebiyet vermiştir.

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” bu konudaki haberleri aldıktan sonra olayın asıl cereyan ediş biçimi hakkında kesin delil ve malumatlara ulaşmaya çalışmaktadır.30.12.2006

 

Gulca'da Yerleşik Bingtuen'li Çinliler Yurtlarına

Dönmek İçin Hükümete Baskı Uygulamaktadırlar

 

ETIC-17.01.2007-Gulca'da yerleşik Bingtuenli Çinliler memleketlerine dönmek için hükümete baskı uygulamaktalar.

ETIC'in bildirdiğine göre, yakın zamanlarda Bingtuen'in Gulca'da yerleşik Tuan-meydanlarındaki bazı Çinliler “Kendi memleketimize döneceğiz” diyerek kavga çıkartıp Bingtuen yetkililerine ve hükümet birimlerine yönelik olarak baskı uygulamaya başlamışlardır. Onlar,”Eğer üst dereceli önderlik, talebimizi kabul etmeyecek olursa sokaklara çıkıp gösteri yapacağız” diyerek tehditler savurmaya başlamıştır.

Bingtuen'in 4. Tümeni İli bölgesine konuşlanmış olup, Genel merkezi Gulca vilayetindedir.

Bingtuen'in 4.Tümeni 1962 yılındaki büyük kaçış esnasında getirilip Gulca'ya yerleştirilen ve onun bünyesindeki birkaç yüz bin Çinli aynı zamanda Sovyetler Birliğine kaçan Uygurların mekânlarına yerleştirilmişlerdi. O zamandan beri Bingtuen'in bu 4. Tümeni İli bölgesinde Çin hâkimiyetine karşı meydana gelen halk isyanlarını bastırmada aktif ve mühim rol oynaya gelmektedir.

1997 yılındaki “5 Şubat “ Gulca olayını bastırma hareketinde de 4. Tümen bünyesindeki Çin halk askerleri doğrudan katılmıştı.

Bazı Uygur siyasi gözlemciler “Bingtuenli Çinliler Doğu Türkistan'da güçlenmekte olan mili hareketlerden ürktüğü için elde-avuçta ne varsa toplayıp memleketlerine dönmenin kaygısına düşmüşlerdir. Çünkü bu tür olaylar önceleri de çokça görülmüştür.” Demektedirler.

 

Doğu Türkistan'ın Kingşoza Bölgesinde

Uygurlarla Çinliler arasında Çatışma Çıktı

 

ETIC'in Doğu Türkistan'dan aldığı ilk haberlere göre, Doğu Türkistan'ın Ürümçi-Gulca çevre yolu üzerindeki Kingşoza adı verilen bölgede Uygur vatandaşlarla Çinliler arasında büyük çaplı çatışma meydana geldi. Bu defaki çatışmada her iki taraftan ölü ve yaralıların olduğu da öğrenildi. Olaydan sonra polis daireleri “Bu planlı bir şekilde meydana getirilen bir olaydır” diyerek çatışmadan sonra olay yerinden kaçan Uygurları yakalamak için ciddi bir yakalama hareketi başlatmıştır. 17.01.2007

 

Geçen Yıl İli Bölgesinde 30 Binden Fazla Çiftçi ve Besici

Sadece Bir Çocuk Sahibi Olabilmeye Mecbur Edilmiştir

 

ETIC-Gulca'da yerleşik Bingtuenli Çinliler memleketlerine dönmek için hükümete baskı uygulamaktalar.

ETIC'in bildirdiğine göre, yakın zamanlarda Bingtuen'in Gulca'da yerleşik Tuan-meydanlarındaki bazı Çinliler “Kendi memleketimize döneceğiz” diyerek kavga çıkartıp Bingtuen yetkililerine ve hükümet birimlerine yönelik olarak baskı uygulamaya başlamışlardır. Onlar,”Eğer üst dereceli önderlik, talebimizi kabul etmeyecek olursa sokaklara çıkıp gösteri yapacağız” diyerek tehditler savurmaya başlamıştır.

Bingtuen'in 4. Tümeni İli bölgesine konuşlanmış olup, Genel merkezi Gulca vilayetindedir.

Bingtuen'in 4.Tümeni 1962 yılındaki büyük kaçış esnasında getirilip Gulca'ya yerleştirilen ve onun bünyesindeki birkaç yüz bin Çinli aynı zamanda Sovyetler Birliğine kaçan Uygurların mekânlarına yerleştirilmişlerdi. O zamandan beri Bingtuen'in bu 4. Tümeni İli bölgesinde Çin hâkimiyetine karşı meydana gelen halk isyanlarını bastırmada aktif ve mühim rol oynaya gelmektedir.

1997 yılındaki “5 Şubat “ Gulca olayını bastırma hareketinde de 4. Tümen bünyesindeki Çin halk askerleri doğrudan katılmıştı.

Bazı Uygur siyasi gözlemciler “Bingtuenli Çinliler Doğu Türkistan'da güçlenmekte olan mili hareketlerden ürktüğü için elde-avuçta ne varsa toplayıp memleketlerine dönmenin kaygısına düşmüşlerdir. Çünkü bu tür olaylar önceleri de çokça görülmüştür.” Demektedirler.

ETIC, Yukarıdaki olay hakkında daha tafsilatlı malumatlar elde etmeye çalışmaktadır.

 

Doğu Türkistan Çinli Katillerin Yerleşim Alanına Dönüşüyor

 

ETIC-Bu gün Doğu Türkistan’da yaşamakta olan Çinli göçmenlerin büyük çoğunluğunun Çin’in iç kısımlarından getirilen suçlular ve onların ailelerinden oluştukları herkesin malumudur.

Çin basın ve yayın organlarına bakılacak olursa, Doğu Türkistan’da meydana gelmekte olan büyük çaplı suç dosyalarının hemen hepsi Çin’den gelen kaçak Çinlilerin işledikleri suçlardan oluştuğunu görebilmek zor değildir. Şu anda Doğu Türkistan, Çin’in değişik bölgelerinde büyük çaplı suçlar işleyen Çinlilerin kaçarak gelip saklandıkları ve yeni suçlar işlemekte oldukları bir alana dönüştü.

Mesela, “Sinkiang(Doğu Türkistan) İktisat Gazetesi”nin ocak ayının 11’indeki haberinden, Ürümçi Demir Yolu idaresinin yaptığı açıklamaya göre, Ocak ayının 9. günü Ürümçi Tren istasyonunda Çin’den kaçak olarak gelen 4 suçlu Çinli ele geçirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Yakalanan Çinlilerin Çin’in He-nan bölgesinde cinayet işleyen vahşi katiller oldukları ve He-Nan Polis idaresi tarafından bu katillerin Doğu Türkistan’a kaçtıkları ile ilgili olarak önceden Ürümçi Polisine haber verildiği, bu haberi değerlendiren Ürümçi polislerinin de bu 4 katili tren istasyonunda ele geçirmiş oldukları öğrenildi.

 

 

DUK BAŞKANI RABİYE KADİR’İN  “5 ŞUBAT GULCA OLAYI” 

NIN 10. YILI HAKKINDA ÇAĞRISI

 

Bütün Teşkilatlara

Doğu Türkistanlı Vatanperverlere;

5 Şubat 2007 günü “Gulca Olayı”nın 10. yılını hatırlama günüdür.

5 Şubat 1997 günü Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde Çinli müstebitlerin dini ve milli zulümlerine karşı ayaklanarak kendilerinin insani hak ve hukukları için mücadele başlatmış olan Uygur evlatları kanlı katliama uğradılar. Çin hükümeti sakin bir biçimde gösteri için ortaya çıkan Uygur halkını olay yerinde zorba yöntemlerle dehşetli bir şekilde bastırmakla kalmayıp, binlerce vatansever genci de hapislere attı, ateşli silahlarla öldürdü.

İşte o kanlı faciadan sağ olarak kurtulan binlerce gençte yurt içinde vedışında sersefil bir hayata mahkûm edildi.

 “5 Şubat Gulca olayı” Uygurların çağımız tarihinde “Barın İnkılâbı” ndan sonra meydana gelen ve Doğu Türkistan halkının şanlı mücadelelerinden birini daha oluşturan bir sayfadır. Bu olay İbrahim, İsmail ve Abduhelil başta olmak üzere yüzlerce Uygur evlatlarının facialı ölümleri bedeline Doğu Türkistan milli mücadelesini dünya siyasi sahnesinin gündemine getirdi.Yalnızca vatan içinde değil, vatanımız dışında da kendi milletinin kaderi için yürekten mücadele edecek olan sayısız teşkilatları ve siyasetçileri ortaya çıkarttı.

Dünyanın birçok yerlerinde Dünya Uygur Kurultayı önderliğindeki teşkilatlar her yıl 5 Şubat gününü “Gulca Olayı”nın yıldönümü olarak telakki ederek kendilerinin ikamet ettikleri devletlerde çeşitli şekillerdeki anma faaliyetleri düzenlemektedirler.

Çin elçilikleri önlerinde protesto gösterileri yapmak, şehitleri yâd etmek şeklindeki faaliyetlerin yanı sıra Çin müstebit hükümetinin kanlı katliamını kınayarak, Dünya kamuoyuna, Doğu Türkistan halkının Özgürlük, demokrasi ve bağımsızlığa olan sarsılmaz iradesini göstermektedirler. Şehitlerin kanlarına saygı gösterme ve özgürlüklerinden, insani kadir ve kıymetlerden mahrum olan on binlerce tutuklunun cesaretlerinden duyduğumuz iftihar ve onların hürriyetleri için olan dileklerimiz, her yıl bu anma günlerinde bizleri Çin müstebitlerine olan öfke ve nefretlerimizi türlü şekillerde ifade etmemize vesile olmaktadır.

Bu münasebetle Dünya Uygur Kurultayı bu yıl da, dünyanın bütün yerlerindeki Uygur teşkilatlarının, uluslar arası Af örgütü, Uluslar arası İnsan hakları teşkilatları, Tibetliler, Çinli demokratlar, Falunggong'cular ve İç Moğolistan teşkilatları ile ciddi bir biçimde dayanışma tesis etmelidir. Onların a yardım ve desteklerini elde etmek suretiyle ortak bir seferberlik başlatarak daha büyük çaplı protesto gösterileri yapmak için şimdiden ciddi biçimde hazırlık çalışmalarına başlamalıdır.

 2007 yılı Şubat ayının 4. günü ile 6. günü arasındaki zaman dilimi içerisinde, ikamet ettikleri ülkelerin Çin Büyük elçilikleri ya da konsoloslukları önünde gösteri yapmak, Basın toplantıları tertip etmek, Basın bildirileri yayınlamak gibi her türlü yöntemlerle faaliyetler göstermelidirler.

Teşkilat sorumlularının, hazırlık çalışmaları hakkında kurultay Başkâtipliğini Ocak ayının 20'sinden önce bilgilendirmeleri rica olunur.

 

18 Şehidimizin Ruhları şad olsun

Doğu Türkistan da Çin askerleri ile bağımsızlık savaşçıları arasındaki geniş çaplı silahlı çatışma ile ilgili olarak Uygur-tv tarafından Kuran-ı Kerim Okundu.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Başkanı Abdulcelil Karakaş, 05 Ocak 2007 tarihindeki kanlı savaşta hayatını kaybeden 18 şehidimizin ruhları için bütün Doğu Türkistanlıları mevlüt okumaya, hatimler indirmeye, çağırdı.

 

2006 Yılı İçerisinde Doğu Türkistan'a Trenle Getirilen

“Pamuk İşçisi” Çinlilerin Toplam Sayısı Bir Milyondan Fazla

 

“Sinkiang (Doğu Türkistan) Halk Radyo İstasyonu”nun 22.01. 2007 günü verdiği habere göre, 2006 yılında Ürümçi Demiryolu idaresi tarafından Çin'in içeri bölgelerinden trenlerle getirilen “Pamuk İşçisi” Çinlilerin toplam sayısı 1 milyon 50 kişi olup, onların birkaç gün içerisinde pamuk toplayarak kazandıkları paranın da umumi miktarı 2 milyar yuen'e ulaşıyor.

Çin'in içlerinden gelen “pamuk İşçisi” Çinliler geçen bir yıl zarfında Doğu Türkistan'da Pamuk toplamaya katılanların % 75'ini teşkil etmiş olup, Çin'den getirilerek “Bingtuen”e tahsis edilen “Pamuk İşçisi” 420 bin kişi özel işçiler birliğine kabul edilmiştir.

2006 yılında Doğu Türkistan'a “Pamuk İşçisi” Çinlileri getirmek için 9 eyalete bağlı Demiryolu idareleri toplam 271 defa özel tren seferleri düzenlemiştir. Fakat “Pamuk toplama” adı altında gelen bu Çinlilerin kaç tanesinin geldiği ve kaç tanesinin geri döndüğü belli değil.

Doğu Türkistan'da Uygur Çiftçiler için ekili alan kafi gelmediği için bir çok çiftçiler iş aramak için başka memleketlere, hatta Çin'in içeri bölgelerine gitmekte olduğu günümüzde Çin hükümetinin “Pamuk toplama” adı altında milyonlarca Çinliyi Doğu Türkistan'a getirmesi yerli halkın tepkisine neden olmaktadır.

Bazı Uygur siyasi gözlemciler bu durumu, “Çin'in planlı ve maksatlı olarak yürütmekte olduğu Çinli göçmen getirme politikasının mühim bir parçasıdır” diye değerlendirmektedirler.

 

Cidde Radyosu Uygurca Bölümü Kapatıldı

 

1998 yılında Amerika “Özgür Asya Radyosu” tarafından yine özel olarak Uygurca bölümü tesis ederek günümüze kadar günde bir saat Uygurca yayın yapmaktadır. Suudi Arabistan'daki Cidde radyosunun Uygurca yayını dini içerikli yayınları temel alan ve Doğu Türkistan ile ilgili haberlerde veren bir bölüm idi. Bu bölümün programları Uygur halkından devamlı alkış almaktaydı. Genel merkezi Almanya'daki “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin başkanı Abdulcelil Karakaş Cidde radyosunun Uygurca bölümünün kapatılmasına tepki göstererek şöyle dedi:

“Ben, uzun yıllardan beri kendimizin bağımsız haber ağımızı güçlendirmemiz gerektiğini tekrar ede gelmekteyim.

Yayıcılık, bizim milli hareketimizin can damarıdır. Bu sebeple biz yayıncılık cihetinde dış ülkelerin yayın vasıtalarına bağımlı olmamamız gerekir. Dünyadaki devletlerin münasebetlerinde devamlı olarak değişiklikler olmaktadır. Bütün devletlerin Uygurlar meselesindeki pozisyonu da, o devletlerin Çin ile olan münasebetlerinin gelişimine paralel olarak değişmektedir.

Mesela son on yılda Rusya'daki bazı Uygurca yayın vasıtaları ve bize komşu olan bazı ülkelerdeki Uygurca yayın vasıtaları da Çin baskısı ile kapatıldı. Aynı zamanda Uygurlar Amerika'nın Almanya'daki “Azat Radyosu”nun Uygurca bölümüne de büyük ümit bağlamışlardı. 1980'li yılların başlarında Çin lideri Den-Şiao Ping'in Amerika'yı ziyaret etmesinden hemen sonra “Azat Radyosu”nun Uygurca bölümü kapatıldı. Şimdi de Cidde radyosunun Uygurca bölümünü de kapatmışlar. Biz bunlardan ders çıkartarak, öncelikle kendimizin doğrudan idare ettiği yayın vasıtalarını güçlendirmeye ve büyütmeye ehemmiyet vermemiz gerekir. Yayıncılık cihetindeki sürükleyici düşünceyi asla yabancı yayın organlarının ellerine vermememiz gerekir.

Biz, halkımıza yönelik yayıncılığın sürükleyici düşüncesini kendimiz şartlara ve halkımızın ihtiyaçlarına göre düzenlememiz ve kontrol etmemiz gerekir.

Abdulcelil Karakaş Şöyle devam etti:

“Günümüzde dış ülkelerdeki Uygur teşkilatlarımız tarafından yönetilmekte olan yayın organlarımız oldukça zayıf bir durumda olup, halkımızın ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak durumdadır.  Böyle olmasındaki sebep şu ki; Yıllardan beri bazı teşkilat ve şahıslarımızın milli yayınlarımızın ehemmiyetine gösterdikleri ilgi çok yüzeysel olup, onlar milli yayın vasıtalarımızı desteklemekten ve kuvvetlendirmekten kaçmaktadırlar. Hatta bazıları bilerek veya bilmeyerek engel bile oldular. Netice olarak, halkımıza yönelik yayınlarımızın desteklenmesini ve sürükleyici düşüncesini dış ülke yayın vasıtaları organize ve kontrol eder hale gelmeye başladı.

Bu, milli hareketimizin geleceği ve gelişmesi adına oldukça tehlikeli bir durumdur. Elbette ki; dış ülke haber vasıtalarının Uygurca yayın yapmaları bizim için çok önemli ve faydalıdır. Fakat günün birinde onlar bazı siyasi ve diplomatik sebeplerle ani olarak kapatıldığında bizim elimizde de kendi ihtiyacımızı yeterli seviyede karşılayabilecek yayın organlarının da olması gerekir.

 

Toksu Nahiyesinden Meşhur Din Alimi Abdulla Damolla

Hacimin Cenaze Namazına 100 Binden Fazla Kişi Katıldı

 

Doğu Türkistan'ın Şahyar nahiyesindeki meşhur din adamı Abdulla Damolla hacim dün (21.01.2007) saat 7.oo'da 96 yaşında vefat etti. Merhumun cenaze namazı aynı gün ikindi namazını müteakip kılındı. Cenaze namazına Şahyar ve civarındaki nahiyelerden olmak üzere 120 binden fazla insan gelerek katıldı. Onun namazı için Şahyar'da 50 dönüm yere özel alan oluşturuldu. Abdulla Damolla Haci Doğu Türkistan içerisinde tanınmış meşhur din âlimlerimizden biri olup, onun ömrünün 28 yılı Çin zindanlarında geçmiştir.

Abdulla Damolla bu güne kadar sayısız din âlimleri yetiştirmiştir.

 

Çin Matbuatlarına Göre Doğu Türkistan'daki

Hapishanelerin Ortamı Oldukça “İyi” ve “Rahat”mış(!)

 

Çin'in Doğu Türkistan'daki Hapishane ve çalışma kamplarının şartlarının oldukça kötü, idarelerinin ve düzeninin de oldukça berbat ve acımasız olduğu, Hapishanelerde mahpuslara karşı insanlık dışı şiddetli işkence ve aşağılama usullerinin icra edildiği ve mahpusların gördükleri işkenceler sebebiyle ölmekte olduklarına dair delil ve ifadeler “Uluslararsı Af Örgütü” gibi köklü insan hakları teşkilatlarının raporlarında sürekli olarak yer almaktadır.

Mesela, “5 Şubat” Gulca olaylarının temel iştirakçilerinden Abduhelil Abdumijit de Çin hapishanelerinde işkence sebebiyle can veren siyasi mahpuslardan biri idi.

Fakat Çin basını bunun aksini iddia ederek Doğu Türkistan'daki hapishane ve çalışma kamplarının ortam ve şartlarını çok iyi olarak göstermektedir.

Mesela, “Sinkiang(Doğu Türkistan) Gazetesinin 21.01.2007 tarihli haberinde Doğu Türkistan'ın hapishane sisteminde “insanca bir ortam oluşturma ferah ve hoşgörülükle idare etme, içtimai yönden yardım verme, psikolojik eğitim”den oluşan hizmet stilini yerleştirip, okul eğitimi, askeri disiplin, bahçecilik ve sanat okulu şeklindeki huzurlu ve ferah hapishane ortamı oluşturma hedefinde sıkı durulduğu için 5 yıldan beri Doğu Türkistan'daki hapishanelerde olay meydana gelmemiş.

Yukarıdaki haberde işaret edildiğine göre, hapishanelere yönelik kapalı, yarı açık ve tamamıyla açık 3 türlü yönetim biçimini kullanarak suçluları tıpkı okuldaki gibi yöneterek mütehassısları çağırıp getirerek mahpuslara dersler verdirilmiş.

Fakat önceleri Çin hapishanelerinde yatan çok sayıda Uygurların bildirdiğine göre, Çin hapishanelerinin ortamı, romanlarda ve sinema filmlerinde tasvir edildiği gibi ortaçağ dönemindeki gibi korkunç ve zindanlardan farksız olup,  Hapishanelerdeki mahpusların da gardiyanlar nezdinde serçe kadar bile değeri yoktur. Mahpuslar gardiyanların azıcık gözüne takılacak olsalar, dövmeler, hakaret etmeler, aç bırakmalar, su göletlerine atarak zincire vurmalar, hemen her gün gereksiz sorgu-suale çekerek, Çince geleneksel yöntemlerle işkence yapmalar hapishanelerde genel bir durum haline gelmiş bulunmaktadır. 

 

Çin Hükümeti Doğu Türkistan’daki Yerli Besicileri Şehirlere ve

Çiftçilik Bölgelerine Göç Ettirmeyi Planlıyor

 

ETIC-12.01.2006 - “Çin Haber Ajansı” tarafından ocak ayının 12.günü verilen habere göre Çin Hükümeti Doğu Türkistan’da 2007 yılından itibaren her yıl ortalama olarak 150- 200 bin civarındaki besiciyi şehirlere ve Çiftçilik bölgelerine göç ettirmeyi planlamış bulunmaktadır.

Ürümçi’de yapılmakta olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Köy Hizmetleri” toplantısında “Otonom Bölge (Doğu Türkistan) Komünist Partisi” nin sekreteri bir konuşma yaparak Doğu Türkistan’ın dağlık bölgelerindeki yerli besicileri bu yıldan itibaren düzenli olarak şehir ve çiftçilik bölgelerine göç ettirme teklifini ortaya koymuştur. Bu konuda verdiği izahatlarda “Bu yolla Sinkiang(Doğu Türkistan) da ki besicilerin gelirlerini arttırarak, geçim seviyelerini yükseltmek mümkün olacaktır” demiştir.

Fakat dış ülkelerdeki bazı Uygur siyasetçiler, Çin hükümeti tarafından ani olarak ortaya getirilen bu radikal kararı, daha bu yakınlarda meydana gelen “Pamir Olayı” ile ilişkilendirmektedirler.

Onlar, “Normalde dağlık bölgelerdeki besiciler komünist partisinin tesirine fazla muhatap olmazlar. Çin hükümetinin onları kontrol etmeleri de oldukça zordu. Bu yüzden yıllardan beri Çin hâkimiyeti dağlık alanlardaki besiciliği doğrudan kontrol etmeye çalışmışsa da o kadarda muvaffak olamamışlardı. Çin hükümeti şimdilerde onları kendi mekânlarından ayırarak şehirlere ve çiftçilik bölgelerine göç ettirmek suretiyle onları tamamıyla kontrol altına almak istemektedirler” diyorlar.

Yukarıdaki haberde işaret edildiğine göre, bugün Doğu Türkistan’ın dağlık bölgelerinde yaşamakta olan besicilerin umumi sayısı tahminen 2 milyon civarında olup, onların çoğunluğu Tanrı dağlarının eteklerinde yaşıyorlar.

Çin hükümetinin bu türden sindirme ve yok etme planlarına besicilerin nasıl bir tepki gösterecekleri şimdilik belli değil.

 

Çin, dünyaya meydan okuyor

 

Çin`in balistik füzeyle bir meteoroloji uydusunu parçalamasının ardından, ABD`nin yeni bir silahlanma yarışına mı, yoksa uzayda barış antlaşmasına mı yöneleceği bilinmiyor

Çin, balistik füzeyle kendisine ait eski bir meteoroloji uydusunu parçalayarak, ABD ve Rusya gibi `uzayda askeri hareket yeteneğine sahip` bir ülke olduğunu kanıtladı.

Japonya, Britanya ve Avustralya hükümetleri ile birlikte, Çin`in uzaydaki başarılı füze denemesini eleştiren Bush yönetimi, Pekin`in girişimine karşı nasıl bir politika izleyeceğinin işaretini ise henüz vermedi.

Silahsızlanma uzmanları Washington`ın önündeki seçenekleri, `Yıldız Savaşları için yeniden `start` vermek` ya da `Çin ve Rusya`nın uzun zamandır istediğini yaparak, Uzayın Askeri Amaçlı Kullanımına Karşı Antlaşma`ya imza koymak` olduğunu vurguluyorlar.

Teknoloji `yeni` değil

Çin`in uzayda uydu vurmak için kullandığı balistik füze teknolojisi yeni değil. Pentagon kaynaklarına göre Çin, Eylül 2004 ile Şubat 2006 arasında da uzayda uydu parçalama kapasitesine sahip 3 ayrı füze fırlatmıştı. Ancak Pekin`in bu son denemesinin `yüzde yüz başarı ile gerçekleştiğini` belirten uzmanlar, ABD`nin bundan böyle Çin`i `uzayda bir tehdit` sayması gerekeceği kanısındalar. Eski Sovyetler Birliği ve ABD, Çin`in bugün kullandığı balistik füzeyle uydu vurma teknolojisini çok önce geliştirmiş, ancak bu alandaki denemelerini karşılıklı olarak 1980`lerde durdurmuştu. ABD`li yetkililer, bu kararın gerekçesini, `Denemelerin uzayda atığa yol açması ve bu atığın da uyduların işlevini bozabilmesi` diye açıklıyorlar.

ABD`yi felç edebilir

Çin`in uzayda uydu vurma yeteneğine sahip olması, potansiyel olarak Amerikan ordusunun hareketini felce uğratabilecek bir gelişme.

Bugün ABD askeri haberleşmesinin hemen tümü, istihbarat etkinliğinin büyük bölümü ve silah sistemlerinin hedefe yönlendirilmesi dahil birçok hayati işlem, uzaydaki uydular aracılığıyla yapılıyor.

Çin`in bu uyduları devre dışı bırakması, ABD`nin, örneğin Tayvan`a yönelebilecek bir Çin tehdidine anında karşılık verememesi sonucunu doğurabilir.

İki seçenekten biri

ABD`deki silahsızlanma uzmanlarının Çin`in girişimine tepkisi ikiye ayrıldı.Birçok uzman, Çin`in bu denemeyi, sırf Washington`ı `Uzayın Askeri Amaçlı Kullanımına Karşı Antlaşma` konusunda ikna etmek için yapmış olabileceğini savunuyor. ABD, bu konuda Moskova ve Pekin`den gelen teklifleri, `Uzayda silah olmadığına göre, bu antlaşma gereksiz` diye geri çevirmekteydi.

Bazı uzmanlar ise ABD`deki `şahinlerin`, Çin`in son adımını, `ulusal güvenlik tehdidi` sayacağını ve uzayda silahlanma harcamalarını yeniden başlatacağını belirtiyorlar.

Çin`in vurduğu uydu tehlike saçacak

Çin`in 11 Ocak`ta yerden 800 km yükseklikteki bir meteoroloji uydusunu füzeyle vurarak parçalamasının, başta aynı irtifada bulunan başka ülkelere ait ticari, askeri ve seyrüsefer uyduları için tehdit yaratacağı belirtildi. Uzmanlara göre, bir mermi gibi uyduya çarpan Çin füzesi uydunun irili ufaklı yüz binlerce parçaya bölünmesine yol açtı. Yüksek hızlarda dünya çevresinde dönen ve çok geniş bir alana yayılan bu parçalar başka bir uyduya çarpıp tahrip edebilir.

`space.com` sitesinde yer alan bilgilere göre, Çin`in vurduğu uydu 750 kg ağırlığında. Çarpma sonucu parçalanan uydudan çapı 10 cm veya daha büyük olan muhtemelen 800 parça uzaya dağıldı. Çapı 1-10 cm olan parçaların sayısı ise 40 binden fazla olacak. Bir mm çapında da 2 milyon küçük parça oluştu. Bir mm çapındaki küçük parçalar dahi çok yüksek hızlarda büyük tahrip edici etkiye sahip. Buna karşılık çoğu uydunun yeterli bir koruma kalkanı bulunmuyor. Uzmanlar, bu parçaların 450 km yükseklikteki bir yörüngede dönen Uluslararası Uzay İstasyonu`nu için düşük de olsa tehlike oluşturabileceğini belirttiler.

Çin, Tayvan`a 900 füze doğrulttu

Çin`in Tayvan`a en az 900 füze doğrulttuğu öne sürüldü. Amerikan kaynaklarına dayanan bir Tayvan gazetesi, Pekin`in `isyancı ada` Tayvan`ı hedef alan 900`dan fazla kısa menzilli füzesi bulunduğunu yazdı.

 Füzeler arasında 950 kilometre menzile sahip M-9`larla 500 kilometre menzile sahip M-11`ler de bulunuyor. Amerikan istihbarat kaynakları, füze sayısının sürekli arttığını düşünüyor. Çin yönetimi, 1949`da bağımsızlığını ilan eden Tayvan`ı `asi eyalet` olarak görmeye devam ediyor ve Taipeh`in bağımsızlığını tanımıyor.

 

Kale Kilit Çin’de Taklide Savaş Açtı

 

Taklit kilitlere savaş açan Kale Kilit, Çinli gümrük görevlilerinin yaptığı bir operasyon sonucunda binlerce taklit Çin yapımı Kale marka kilidi Çin gümrüğünde ele geçirerek imha etti.
Çin'de sahte kilit imalatına karşı mücadele etmek amacıyla bir büro kuran Kale Kilit, bu büronun çalışmaları sonucunda Çinli gümrük yetkilileriyle ortaklaşa yürüttüğü operasyon sonrasında, Cezayir'e gitmek üzere hazırlanmış olan taklit Kale marka kilitleri ele geçirdi. İmha edilen ürünler arasında taklit Kale Kilit'lerin yanı sıra, dünyaca ünlü çeşitli markaların taklit güneş gözlükleri, ampulleri, bujileri, kaynak elektrotları ve rulmanları da bulunuyordu.
Kale Kilit İhracat Müdürü Turhan Turgut, Kale'nin bir dünya markası olması nedeniyle taklitlerinin yapıldığını söyledi.

 

Nazar boncuğu Çin süsüne karşı

 

İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde nazar boncuğu ve cam süs eşyası üretimiyle tanınan Kurudere Köyü, Çin mallarına karşı turizm yoluyla rekabet edecek. 1950'li yıllardan bu yana nazar boncuğu ocaklarının bulunduğu ve cam süs eşyası üretiminin yapıldığı köyün son yıllarda güç kaybettiğini söyleyen Köy Muhtarı Hasan Yıldırım, Çin mallarının pazara girmesiyle ocakların birer birer kapandığını söyledi.

2000'li yıllara kadar köyde doğan tüm çocukların nazar boncuğu üretimiyle yetiştiğini belirten Yıldırım, Çin süs eşyalarından sonra 2-3 yıl öncesine kadar 12 ocağın bulunduğu köyde çalışan atölye sayısının 5'e düştüğünü aktardı. Atölyelerin haftanın üç günü üretim yaptığını ifade eden Yıldırım, "Köyümüz artık göç vermeye başladı” dedi.

Köyün gün geçtikçe canlılığını yitirdiğini aktaran Yıldırım, geleneksel el sanatını öldürmemek için bir dizi önlem aldıklarını kaydetti. Vatandaşları el ürünü cam eşya ve nazar boncuğuyla Çin malı seri üretim ürünler arasındaki farklar konusunda bilinçlendirmeye çalıştıklarını belirten Yıldırım, aldıkları önlemleri şöyle sıraladı: "Kaliteli üretim için ocakları geliştirdik. Çocuklarımıza yönelik nazar boncuğu eğitim kursu açtık. Nazar boncuğu atölyesi görmeye gelen vatandaşları, turizme uygun olmayan mekânlarda ağırlamak zorunda kalıyorduk. İzmir Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün desteğiyle köye bir Boncuk Kafe yaptırıyoruz. Bu tesis içinde nazar boncuğu ocakları, bu kültürün tanıtılacağı mekânlar ve satış alanları olacak. Buranın tanıtımını yaparak nazar boncuğu gibi ürünlerin yanında geleneksek tarım ürünlerimizin de satışını yapacağız.”

El sanatlarını gelecek kuşaklara taşımak için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini aktaran Muhtar Yıldırım, bu çerçevede köyün isminin de ”Nazarköy” olarak değiştirilmesi için müracaat ettiklerini belirtti. Boncuk atölyesi sahibi Mahmut Sür ise Çin mallarıyla fiyat olarak rekabet etmenin mümkün olmadığını, vatandaşın bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini ifade etti.

 

Türk firmalarına Çin işkencesi

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, milletvekillerinin 'taklit mallar' ile ilgili verdikleri soru önergelerini yanıtlarken, Türk firmalarının yaşadıkları sorunları ve yapılan girişimleri anlattı.

Akşam - 15 Ocak 2007 - Çin firmalarının, Türk firmalarının ürünlerini taklit etmeleri nedeniyle iki yıl içinde çok sayıda başvuru olduğunu bildiren Bakan Tüzmen, öne çıkan büyük firmaları şöyle sıraladı: 'Ataman İlaç Kozmetik, Pana Film Yapım, Ortadoğu Rulman Sanayi, Kale Kilit ve Kalıp Sanayi, AS-YA Plastik, TURSAN Ticaret, Nurel Tekstil Sanayi, Kumtel Dayanıklı Tüketim Malları, Paşabahçe Cam Sanayi, Pilsa Plastik Sanayi, İTO Kilit Sanayi, Cebeci Plastik A.Ş.'

Bakan Tüzmen'in verdiği bilgilere göre, Dış Ticaret Müsteşarlığı, kendisine ulaşan şikayetler üzerine Çin Halk Cumhuriyeti nezdinde harekete geçti.

 

TAKLİTE KARŞI GİRİŞİM

Bakanlık, firmalara, markalarını tescil ettirmek için Çin makamlarının yetkili kıldığı hukuk büroları aracılığıyla 'Trade Mark Ofis' veya 'Halk Mahkemeleri'ne başvurmalarını önerdi. Müsteşarlık, geçtiğimiz günlerde Cebeci Plastik A.Ş adlı firmanın taklit ürün şikayeti ile ilgili dosyaları da Şanghay Belediye Başkanı'na iletti. Bakan Tüzmen, fikri ve sınai mülkiyet hakları ile ilgili olarak özel bir bilgisayar programının da hazırlandığını bildirdi. Buna göre, gümrüğe başvuru yapan, başvurusu kabul edilen hak sahiplerine ilişkin irtibat bilgileri ile firma bazında orijinal ve sahte ürün karşılaştırmalarına ilişkin bilgi ve resimlerin yer aldığı bir veri tabanı oluşturulacak. Söz konusu veri tabanına dijital olarak yüklenen bilgi ve veriler, tüm gümrük muayene memurlarının kullanımına açılacak.

 

Karsu Büyükçekmece`deki fabrika binasını satıyor

 

Karsu Tekstil, 1.5 yıl önce konfeksiyon üretimi için kullandığı fabrika binasını satmaya karar verdi. Üretimde kullandığı makinaları ise deposuna kaldıran şirket, ilerde yeniden konfeksiyon üretimine başlayabilir.

Çin`in yurtdışındaki müşterilerine daha fazla ürün satması sonucu 1.5 yıl önce konfeksiyon üretimine son vermek zorunda kalan Karsu Tekstil, fabrika binasını da satışa çıkardı. Şirket, konfeksiyon üretiminde kullandığı makinaları ise satmak yerine deposuna kaldırmayı tercih etti. Tekstil sektöründe uygun şartlar oluşması halinde son verdikleri konfeksiyon üretimine yeniden başlayabileceklerini kaydeden Karsu Tekstil Murahhas Aza`sı Arif Molu, `Gelecekte konfeksiyon alanında oluşacak yeni bir fırsatı değerlendirmek amacı ile onları saklayacağız` diye konuştu.

Bu arada Karsu Tekstil`in satılığa çıkardığı fabrika binası İstanbul Büyükçekmece`de bulunuyor. Piyasada, 18 bin 636 metrekare alan üzerine olan söz konusu binanın ortalama satış değerinin 7.8 milyon YTL düzeyinde olduğu konuşuluyor.

Bina ihtiyaç fazlasıydı

Satışa çıkarılan fabrika binasının 13 bin metrekare kapalı alanı bulunduğunu belirten Molu, konfeksiyon üretimine ara verdiklerinden beri bu binanın ihtiyaç fazlası olduğunu söyledi. Fabrika binasının satışından elde edilecek geliri nerede kullanacakları ile ilgili henüz bir saptama yapmadıklarını da kaydeden Molu, `Ancak kafamızda çeşitli alternatiflerimiz var bunları satış işlemi gerçekleştikten sonraki konjoktüre bakarak değerlendireceğiz` dedi. Mevcut üretim kapasitesi ya da ürün gamının artırılmasına yönelik bir takım çalışmalarının bulunduğu bilgisini veren Molu, verimlilik artışı yoluyla da kapasitelerini artırabileceklerini söyledi.

Kapasite kullanım oranlarının yüzde 90`nın üzerinde olduğunu ve 15`den fazla ülkeye ihracat yaptıklarını belirten Molu, bu yıl tekstil sektöründe çok büyük bir daralma beklemediğini ifade etti. Karsu Tekstil`in, iplik üretimi ise devam ediyor.

 

Güney Azerbaycan Türkleri’nin İradesi Olmadan İran`a

Müdahale Edilemez

 

Müge Çetinkaya-Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketinin lideri Dr. Çağrı Çöhreganlı`nın APA`ya  (Azerbaycan Pres Haber Ajansı) verdiği malûmatlarda, Amerika Birleşik Devletlerinin İran`a plânladığı olası ataklarda, İran Türklerinin fikrini ve onayını almadan başarılı olamayacağını; İran içindeki en büyük potansiyel güç olan Güney Azerbaycan Türkleri’nin ne derece etkili olabileceğini hesaplayan Amerika`nın, İran`daki olaylarla yakından ilgilendiğini açıkladı. Önümüzdeki günlerde Belçika`nın başkenti Brüksel`de bulunan Avrupa Parlamentosuna, Güney Azerbaycan Türklerinin içinde yaşadığı zorlukları anlatmak için gidecek olan Dr. Çöhreganlı, burada beş gün kalarak diplomatik temaslarda bulunacak.

 

GAMOH'ÇU GENCE 7 YIL HAPİS

 

Müge Çetinkaya-1985 doğumlu, Güney Azerbaycan`ın Sulduz şehrindeki Azad İslami evren kenti öğrencisi Mehdi Nuri ( Elman Tebrizli) mahkeme karar metnine  göre; Dr. Çöhreganlı`nın Pan Türkist örgütü Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketine üye olmak, bu teşkilatın lehine propaganda yapmak; Babek galası, Settar Han, Bağır Han, 21 Azer, Ana dil günü gibi milli törenlere katılmak, Nasyonalizm ve milliyetçilik taraftarı çalışmalarda bulunmak gibi bir dizi suçlamalarla 7 yıl hapse, 3 yılda Azerbaycan şehirlerine girmeme cezası aldı. Güney Azerbaycan`ın bağrından çıkarak hapis edilen milli ve siyasi aktiflerin en genci olan Elman Tebrizli, Urmiye, Tebriz, Sulduz (Negede) şehirlerindeki milli hareketlerde ön saflarda yer almıştır.  20  01 – 2007

 

MAHNİŞAN`DAN YÜKSELEN MİLLİ SESLENİŞ

 

Güney Azerbaycan`ın Zengan iline bağlı Mahnişan ilçesinde, 21 Azer`in yıldönümünde olaylar çıktı...

Müge Çetinkaya-Güney Azerbaycan milli hükümeti 21 Azer hareketinin yıldönümünü kutlamak isteyen Mahnişan bilim yurdu ( ing . üniversitesi) öğrencilerinin düzenlediği  etkinlikler, var olan (arap. mevcut ) düzenin (ing. rejimin) özel güçleri tarafından bastırıldı. Çok sayıda öğrencinin göz altına alındığını etkinliklerde, isyan ederek öğrencilere destek veren Mahnişan ilçesinin ulusu da (arap. ahalisi de ) küçelere ( arap. sokaklara) döküldü. Büyüyerek devam eden olayları bastırmak isteyen Mahnişan belediye başkanı Hacı Seyfullah Kerimi, ulusa seslenerek, Azerbaycan Türk milletinin yıllardır ezildiğini, milli isteklerinde haklı olduğunu ve milli çaba verenleri desteklediğini bildirdi. Bu konuşmanın üzerine belediye başkanlığı görevinden alınarak evinde arama yapılan Hacı Seyfullah , kardeşleri Hacı Ruhullah Kerimi ve Mühendis Cevad Gamberiyle birlikte Tahran`a gönderildi. Evinde yapılan aramalarda bulunan, Güney Azerbaycan Türklerinin onurlu bayrağı, Güney Azerbaycan milli hareketinin teorisyeni ve lideri Dr. Çöhreganlı`ya ait resimler ve milli harekete ait çok sayıda Vcd`ye el koyuldu. Mahnişan belediyesinin Türk asıllı başkanı Hacı Seyfullah Kerimi`nin babasının da,  Güney Azerbaycan milli hükümeti döneminde (1945  1946) bölgenin en etkin adlarından (arap. isim) biri olduğu açıklandı. Mahnişan bilim yurdundan yayılan milli yürüyüşlerden sonra tutuklanan Zühre Muhammedi, Zehra Muhammedi ve Velid Abdi adlı öğrenciler, uzun süren sorgulamanın ardından serbest bırakıldılar.

 

Güney Azerbaycan Millî Aktiflerinden

Abbas Lesanli Bey’in Durumu

 

Müge Çetinkaya- Güney Azerbaycanlı milliyetçilerden Abbas Lesanli bey, tutuklu bulunduğu Erdebil hapishanesinde 20 gündür açlık grevi yapmaktadır. Ana dil ve diğer milli hakları için direnen Lesanli, - 10 derece soğukta, çok zor hapishane koşullarında yaşamaktadır. Uluslararası Af örgütünün Ocak ayında yayınladığı bildiride hakkında bilgi verilerek içinde bulunduğu zor durum kınanan Lesanli, milli hareket aktiflerinden ve edebiyatçıdır.

 

Kırım'da Türk Lider Öldürüldü

 

QHA’dan edinilen bilgilere göre, 20 Aralık saat 14.00 sularında Akmescit’te Kırım Tatar ‘Birlik’ adlı gençlik teşkilatı başkanı Norik Şirin’in cesedi bulundu.

Gelen ön bilgilere göre, dün, 19 Aralık akşam işten sonra eve gitmek üzere arabayla yola çıkan Şirin, evine varamadı ve saat 14.00 sularında  cesedi bulundu. Kesinleşmemiş bilgilere göre, Şirin aldığı bıçak darbeleri sonucu öldü. Şirin’in öldürülme olayının ayrıntıları henüz bilinmiyor. 22 yaşındaki Akmescit Tavriya Milli Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Norik Şirin Kırım Tatar gençleri arasında çok popüler idi. Birlik- Edinstvo adlı derneği kurmuş, Golos Molodeji-Gençliğin Sesi Gazetesi’ni yayınlamıştı.

İşlenen suçun nedeni Kırım Özerk Cunhuriyeti Savcılığı tarafından araştırılmakta. Norik Şirin’in cenazesi 21 Aralık saat 13:00’de kaldırılacak. Yüzlerce yıllık Türk toprağı Kırım'da son aylarda Kırım Türklerine karşı Ruslar ve Ukraynalılar tarafından yöneltilen saldırılar ve şiddet eylemleri artmıştı.

 

ABTTF´den Yeni İskeçe Müftüsü Ahmet Mete´ye Tebrik

 

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), halk Oyları ile İskeçe Müftülüğüne getirilen Ahmet Mete´yi Yeni görevinden dolayı tebrik etti.

 Kurban Bayramı´nın birinci günü İskeçe camilerinde bayram namazı sonrası gerçekleştirilen seçimlerle göreve getirilen yeni İskeçe müftüsü Ahmet Mete´yi yeni görevi dolayısıyla tebrik eden Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu mesajında “Batı Trakya davasının önemli savunucularından rahmetli müftümüz M. Emin Aga´nın vefatı ile boşalan İskeçe Müftülüğüne halkımızın çoğunluğunun oylarını alarak getirildiğinizi büyük bir sevinçle öğrendim. Batı Trakya Türk halkının sizi layık gördüğü bu şerefli görevi en iyi şekilde yerine getireceğinizden tereddütüm olmaksızın sizi içtenlikle tebrik ederim“ dedi.

Haklı davamızın peşindeyiz

Batı Trakya´da 1985´den beri Yunan hükümeti ile Türk azınlığı karşı karşıya getiren müftülük sorununda Yunanistan, 1913 Atina Antlaşması gereği azınlığın müftü seçimine izin vermemekte direterek, Türk azınlığın yoğun olarak yaşadığı kentler İskeçe ve Gümülcine müftülüklerine atama yapma yoluna gitmiş, Türk azınlık Yunanistan´ın uzlaşmaz tavrı karşısında kendi müftülerini seçme yönünde tavır belirlemişti. 1990 yılından beri İskeçe ve Gümülcine´de ikisi atanmış ikisi seçilmiş dört müftü bulunuyor. Yunanistan´ın seçilmiş müftüleri tanımama yönündeki tavrını uluslararası hukuku hiçe sayma olarak tanımlayan ABTTF Başkanı Habipoğlu, bu haksızlığın ortadan kaldırılması için büyük çaba sarf ettiklerini, mücadelelerini yeni müftü Ahmet Mete ile birlikte devam ettireceklerini sözlerine ekledi.

Ahmet Mete

1965 İskeçe doğumlu Ahmet Mete, Türkiye´de aldığı ilk ve ortaöğrenimin ardından Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´nde´başladığı yüksek öğrenimini Medine İslam Üniversitesi´nde tamamladı. Eğitimin ardından Batı Trakya’ya dönen Mete, din adamı olarak çalışmaya başladı. 7 yıldır Yassıören köyünde imamlık yapan genç müftü evli ve 3 çocuk babası. Mete aynı zamanda Batı Türk Azınlığı Vaaz ve İrşat Heyeti Asbaşkanlığı görevini de yürütüyor.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı