Yukarı
30. Sayı
30.Sayı Uygurca
30. Sayı Aile
30.Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü-30
Dünyadan Kısa..30

 

UYGUR KÜLTÜRÜ

-5-

  İKİNCİ PERDE
Yuluğ Hakanın sarayı, en yukarıda üç tane süslü koltuk, ortada Yuluğ Hakan (1) sağda Umay Hatun ve solda Kutluk Tekin oturuyorlar, önlerindeki sehpaların üzerinde kımız ve meyveler. Salonun iki tarafındaki koltuklarda Hakanın vezirleri yer almış bulunuyorlar, salonun kapı tarafında dokuz (2) yaver ayakta durmaktalar ve ellerinde de dokuz (3) tane Uygur bayrağı (gök mavisi zemin üzerinde beyaz kurt resimli) dalgalanmaktadır. Kutluk Tekin'in yüzü sararmış, gözleri kızarmış, hasta gibi bir hali var.
Hakan: ( Kutluk Tekinin elini tutar) Sevgili oğlum sana ne oldu? Başına ne gibi dert geldi? Güzel yüzün solmuş, gözlerin güya kan ile dolmuş, derdini söyle ben çaresini bulayım, her ihtiyacını karşılamağa çalışayım.
Kutluk: (başını önüne eğer) Ulu Hakanım iltifat sizden, kulluk bizden.
Hakan: Uygur elinde sayısız bahşılar (eski türkçede operator) ve utacılar (eski Türkçede tabip) var, onlar senin derdinin ilâcını bulurlar, ama önceden hastalığını bana söylemen gerekir, ondam sonra tedavi işine girişilir.
Kutluk: (kıp kırmızı kesilir ve başını önüne eğer) Ulu babam! Benim bahşım ve otacım sizsiniz, bana acırsanız tedaviyi kendiniz yaparsınız.
Hakan: Çok iyi, önce derdini soyle.Sonra benden tedavi iste.
Kutluk: Derdimi siz pek iyi bilirsiz,
İsterseniz bir emirle çaresini yaparsınız.
Hakan: Ben senden varımı yoğumu esirger miyim? Derdini bilirsem göz yumup durabilir miyim? Sen benim yüreğimin can damarısın, ecdadımın bir tek varisi.

Kutluk: Derdimi çoktan bildiniz, ama ilacımı kendiniz elimden aldınız.
Hakan: (Kahkayla güler) Derdin bu kadar acı mıydı ? İlâcın şu ufacık be mi? (mendili çıkartıp Kutluğa verir)
Kutluk: (yerinden kalkıp mendili alır) Ulu Hakanım! Benim daha bir dileğim var.
Hakan: (endişeli bir tavırla) bundan başka ne isteğin var?
Kutluk: Dileğim Kûça'ya gidişi.
Hakan: Mümkün değil bu sefere çıkış.
Kutluk: Sevgili babam! Tek dileğim budur!
Hakan: Rahatsız olma otur sevgili oğlum! Ben bana işin iç yüzünü anlatayım, kalbini rahata kavuşturayım, bilirim ki sen iki yıldır Türkan Terim'e (3) aşıksın, bu yolda eğlence ve rahatını bıraktın, halini bize söylemekten utandın, aşk derdi ile gece ile gündüzü birbirine kattın, Ben ve annen senin halini bildik, derdinin çaresini bulduk. Kün Han'a elçi gönderip Türkan'ı diledik. Kün Han kabul etti. Fakat senin Küça'ya gidişini şart koştu. Ama şimdilik gidemezsin, yol üzerindeki tehlikeleri geçemezsin.

Devam Edecek


Kaynak: Mehmet Emin Buğra Külliyatı-
Yayıma Hazırlayan M.Yunus Buğra.
Ankara Haziran 2005

Babam Dr. Mesut Sabri BAYKOZİ,
"Niyaz Kız'' adlı bu eserini Çin de bulunduğu zaman yazmıştır. İlk defa 28.7.1942 Çin'in Lancu şehrinde yayımlandı, ikincisi ise Ocak 1948 Ürümçü'de Uygur-Kazak Gazetesi
tarafından yayımlandı.
1948 senesi Doğu. Türkistan başkenti Ürümçü'de piyes olarak sahneye konulmuştu. Seyredenler tarafından beğeniyle izlenmiş ve çok alkışlanmıştır. Bunun nedeni halkın hissiyatım anlatmış olmasıydı.
Bu defa Anadolu Türkçesine çevirdim. Okurların beğeneceklerini umarım.
Kızı Gültekin PEHLİVAN (BAYKOZİ)


Anne babasının tek çocuğu olduğundan adını "Niyaz Kız'' koymuşlardı. Niyaz kızdan önce doğan kardeşleri yaşamadan ölmüş olduğundan babası ''tanrı bunu da alır'' diyerek önceden hazırlık yaparak tanrının yoluna adayarak bu çocuğunun adını Niyaz kız koydu. veya kızının adını Niyaz kız koyarsa tanrı bu defalık olsun Niyaz eder diye umut etti. Dileği kabul oldu, tanrı bu defa anne babasına bağışladı. Aradan seneler geçti. Niyaz kız büyüdü, selvi gibi boy attı, on iki yaşına bastı. Yay gibi kaşları, ahu gibi (kaş taşı gibi) gözleri günden güne parladı, bakışları keskinleşti. Soyuna has özellikte başka uluslarda görülmeyen selvi boyu gittikçe güzelleşti. Güzelleştikçe güzelleşti. Zavallı anne baba biricik kızlarının üzerine tir tir titrer, üzerine toz kondurmaz, kızına yönelen bakışları dahi kıskanırlardı.
Yazık binlerce yazıklar olsun ki, bu defa Niyaz kızın yerine onlar niyaz gittiler, yani öldüler. Böylece nazlı Niyaz kız yetim kaldı, en gerekli zamanda anne baba ihtimamı ve bakımından yoksun kaldı. Teyzesinin evine ve onun kucağına sığındı. Aradan çok geçmeden teyzesi onu itip kakmaya ve sövüp saymaya başladı. Teyze Hanım, gittikçe huysuzlaştı eziyetlerini arttırdı, çoğalttı, en sonunda dayanılmaz duruma geldi. Hal böyle iken Niyaz kız yine de sesini çıkarmayarak normal günlük işlerini görür hareketlerinde bir değişiklik yapmadı, daha doğrusu çocukluk ve gençliğin verdiği saflıkla pek bir şey anlamıyordu. Teyzesinin bu hareketlerine normal olarak bakıyordu. Teyze, günden güne eziyet ve kabalıklarını çoğaltarak dövüp sövmeye başladı. Belki teyzesinin eziyetlerini bu kadar çoğaltmasında bazı sebepler olsa gerek, çünkü anne babasının tek çocuğu olarak nazlı büyütülmüş olduğundan, Niyaz Kız yine öyle nazlanmak ve şımarmak istiyordu. Teyze, anne gibi olamazdı, onun yerli yersiz şımarmalarını kaldıramadı.
Bir gün teyzesi Niyaz Kıza kızarak sinirine hâkim olamadan elindeki satırı Niyaz kısa fırlatır. Bu ağır ve keskin satır Niyaz kızın başına isabet ederek başını yaralar, bunu gören komşular hemen mahkemeye iletirler. Bunu gören yetkili afallayıp şaşırır ne yapacağını bilemez. Biraz sonra kendini toparlayarak, bu çocuk burada kalsın amcaları baksın, iyileştikten sonra soruşturma yapılacak, suçlu hapis edilsin diye emir verir. Soruşturma, emir, hapis, dövme gibi işlerin hepsinin kendi elinde olan bu şahsın bu kadar işi becerdiği için kendi de kendine hayranlık duyar. Çoktandır düşündüğü fakat ele geçiremediği, böyle bir fırsatın birden bire ziyadesiyle ayağının altına gelmesi fazlasıyla memnun eder. Sevincinden kalkıp bir kaç defa köşede duran puta tapınır. Şimdi kendi ayağıyla gelen bu avı kaçırmamak için sürekli olarak düşünerek çareler arar plânlar kurar. Yavaş yavaş Niyaz kızın yaraları iyileşir. Kan kaybından dolayı yüzündeki solukluk gidip yerine eski gül rengini andıran pembelik taze yüzünde belirmeye başlar. Devam Edecek

Dr. Mesut Sabri Baykozi Ve Eserleri
Yayına Hazırlayan Diş Tb. Gültekin Baykozi

Hikmetlik Sözler

 

 Milletler Neshiryati teripidin 1998-yili Beijingda neshir qilinghan “Hikimetlik Sozler” digen kitaptin elindi
Hikmetli Sözler Milletler Neşriyatı tarafından 1998 yılında Pekin'de neşredilen “Hikmetli Sözler” adlı kitaptan alınmıştır.


Nadan, jahil kishiler bilen hem sohbet bolmighin; hususen ozini dana, bilimlik dep hisaplighan kishilerdin yiraq bolghin.
Cahil kişilerle sohbet etme, özellikle kendisini akıllı ve bilgili olarak gösteren kişilerden uzak dur.
Muhammed Sıdık Berşidi
Aghzigha kelgenni dimek nadanning ishi, aldigha kelgenni yimek haywanning ishi.
Ağzına geleni söylemek cahilin işi, önüne geleni yemek hayvanın işi. Ali Şir Nevai
Her Qandaq ishning munasip chiki, oz peyti bolidu, her qandaq nerse oz peyti bilen saghlamdur.
Her işin münasip bir zamanı olur. Her şey kendi zamanı ile sağlamdır. Yusuf Has Hacib
Ulughwar mehset yolida yurush qilghuchilar, her hil gheyri heweslerni konglidin putunley chiqirwitishi, bir dilliq, bir iradilik bolushi lazim.
Kutsal maksat yolunun yolcularının, her türlü farklı hevesleri içlerinden bütünüyle çıkartıp atmaları ve tek gönüllü, tek iradeli olmaları gerekir.

Emir Hüseyin Saburi
 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye