Yukarı
29.Sayı
29.Sayı Uygurca
29.Sayı Aile
29. Sayı Tam Sayfa
Uygur Kültürü-29
Dünyadan Kısa..29

 

UYGUR KÜLTÜRÜ

-4-

 Çıkıp gittî başımdan mülkü malın fikrü hülyası
Ne gün olar bu Kutluğ'a onun vaslı müyesser ah!
Ben Orkun'da, onun imiş Kûça şehrinde mâvası
Bilge: (başka yaverlere) Haaa! şimdi anladım, Tekin bu güzel kıza âşıkmış, bu resmi Hakan'ın gizlemesi lâyıkmış, işte şimdi gördü, aşkı da açığa vuruldu. Tekin şimdi Kûça'ya gideceğim der, Hakan da buna mâni olmak ister, arada çıkacak kavga, bizîm başımıza da düşecek büyük bir belâ.
Kutluk: Kayğırma! Hakan ile Han, birbirini severler, dostluklarını kuvvetlendirmek isterler, babam beni Kûça'ya gitmekten alıkoymaz,
Han da benim gönlümü kırmaz.
1-Tekin, eski Türkçede şehzade demektir.
2-Hatun, eski Türkçede melike mânasma gelir;
3-Karluk, Altay'da oturan bir büyük Türk oymağıdır.
4-Besmîl, büyük bir Türk oymağıdır.
5-Terim, Afrasiyab'm neslinden gelen prenseslere verilen ünvandır.
I) Orkun; Şimdiki Mogolistan'm kuzeyinde büyük bir ırmaktır, Uygur hakanlığının payitahtı olan Kara Balgasun şehri bu ırmağın boyunda idi, Kara Balgasun ile Kûçan'ın arasında 2000 kilometrelik bir mesafe vardır.
Bilge; Ben bundan kayğırmam, bununla sizi alıkoymam, ama Hakan sizi Kûça’ya gitmeğe bırakamaz, çünkü sizi tehlikeye atamaz.
Kutluk: Babam beni niçin alıkoyar, yolda bana ne tehlikesi var?
Bilge: Arada var kırk günlük kumluk, orada ne ot ne su yok. Yol çok uzak, her yerde düşmanlar kurmuşlar tuzak. Altay yolunda Karluklar sizi yakalar. Barköl¹ yolunda Basmillerden tehlike var, Kumul² yolunda, Kuculular³ sizi öldürür. Tarım yolunda Sartlar sizi ele geçirir.
Kutluk: Bunun çaresine bakarım, babama arz edip çok askerle beraber giderim.
Bu esnada dışarıdan ayak sesleri gelir. Yuluğ Hakan birkaç veziri ile girer, yüzünden çok kızmış olduğu belli hazineciye bakar, onun bağlı olduğunu görünce suçsuz olduğunu anlar derhal kendini tutarak ve hiç bir şey sezmemiş gibi davranarak Kutluğ’a bakar.
Hakan: Sevgili oğlum bir şey beğendin mi? hatıra olarak bir şey aldın mı?
Kutluk: (saygıyla eğilir) hatıra olarak bir mendil seçtim, varlığınıza güvenerek onu aldım.
Hakan: (gülümser) hepsi senindir oğlu, hani ben bir göreyim.
Kutluk: İstemeyerek çaresiz mendili Hakana uzatır,
Hakan: (mendili alarak) vah vah! Benim nazik tabiatlı oğlum! Ne iyi bir hatırayı almışsın, babanın en yakın dostunun hatırasını seçmişsin, bunu bana Kün Han yollamış, ebedî dostluğumuzun hatırası olarak saklamamı istemiş, sevgili oğlum sen başka bir şey al, bunu ben saklayayım, senin bunu kaybetmenle dostumun önünde utanıp kalmayayım. Hakan, mendili cebine koyar ve hoşça kal oğlum der ve çıkar.
Kutluk: (türkü ve çalgı)

Ah! beni aldattı, halime bakmadı,
Ah kaldım dert ile hemdert yok
Ah yardan bir nişan elimde yok
Ben babamdan çok ümitliydim fakat
anladım ondan bile ümit yok
Yol yaman hem yarimin yurdu uzak
yoluma kurmuş yavuz düşman tuzak
korkmuyordum düşmanımdan hiç zaman
tutmasa Hakan beni gözden ırak
Beni yaktı aşk, takat kalmadı
Tende sabr'ü canda rahat kalmadı
Acımaz kimse bu Kutluk Halına
Sevgili Hakan da bir göz atmadı

1- Barköl: Doğu Türkistan da Moğolistan hududuna yakın bir şehir.
2- Kumul: Çin hududuna yakın bir şehir.
3-Kucu: Bu günkü Turfan Bölgesi’nin eski adı.
4- Tarım: Bu günkü Lop Bölgesinin eski adı.
5-Sart: Eski bir Türk oymağıdır. Bunlardan Çin tarihçileri “Şato” adıyla bahsederler
Devam Edecek.

Uygur Atasözleri

Düşmenni ayiğan dekkisini yer.
Düşmanı koruyan azarını yer.
Düşmenni küçsiz dime.
Düşmanı güçsüz deme.
Düşmenni şeker bilen öltür.
Düşmanı şekerle öldür.
Düşmennin helisini paydilan.
Düşmanın hilesinden faydalan.
Düşmenninkülkisige işenme.
Düşmanın gülüşüne inanma.
Düşmennin hesilini yigiçe, dostnin suyini iç.
Düşmanın balını yemektense, dostun suyunu iç.
Düşmininge ölüm tiligiçe, özenge ömür tile.
Düşmanına ölüm dileyeceğine, kendine ömür dile.
Ecel yetmey can çikmas, behil baydın nan çikmas.
Ecel gelmeden can çıkmaz, cimri zenginden ekmek.
Düşmenni yeninğa yolatma, kariyağaçni yeringe.
Düşmanı yanına yaklaştırma, kara ağacı yerine.
Düşminin çaşkançe bolsimu, küçün yolvasçe bolsun.
Düşmanın sıçan gibi olsa bile, gücün kaplan gibi olsun.

TAKLAMAKAN NEŞRİYAT

 

 

KARACUL'DAKİ SAVAŞ

Kitabın Yazarı: Abdureşit Hacı Kerim
255 sayfadan oluşan bu kitabın girişinde yazar, “Doğu Türkistan Halk İnkılâbı Partisi Kaşgar bürosunun birinci sekreteri merhum Komutan Ahunop ve safdaşlarının hatırasına” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor;
“Esselamün Aleyküm! Sizin okumakta olduğunuz ‘Karacul'daki Savaş’ adındaki bu kitap, Doğu Türkistan Halk İnkılabı Partisinin Kaşgar Pürosu Birinci Sekreteri Ahunop ve safdaşlarının Kaşgar'da yürüttüğü silâhlı ayaklanmadan kesitler ve hatıralar olup, olay 23.08.1969 tarihinde Kızılsu Kırgız Otonom Eyaleti Atuş Nahiyesinin Karacul köyünde vuku bulmuştur. Ben o, olayın sadece Çin makamları tarafından ifşa edilip, aynı zamanda dosyalaştırılan bölümlerini yazarak sizlere sunuyorum…”
Taklamekan Uygur Neşriyatı tarafından yayınlandı. (Uygur dili ve yazısı ile)
İrtibat İçin: aturan2003@yahoo.com- www.uygurlar.net


BARAT HACİ
Facia ve Mücadele İçinde Geçen Hayat

134 sayfadan meydana gelen bu kitap Hayatının büyük bir bölümü mücadele ve ızdırap içinde geçen, 30 yıl boyunca fani dünyanın cehennemi olan Komünist Çin Hapishanelerinde işkence çeken önder bir savaşçının hatıralarıdır.
Doğu Türkistan Hürriyet Neşriyatı Neşretti (Uygur dili ve yazısı ile)

İrtibat İçin: aturan2003@yahoo.com

www.uygurlar.net

 

ESARETTEKİ DOĞU TÜRKİSTAN

115 sayfadan meydana gelen bu kitabın yazarı Dolkun Eysa bu kitabını, “Doğu Türkistan milli bağımsızlık mücadelesinin kahramanı Uygur halkının yiğit evladı mütefekkir Alim Nizameddin' in hatırasına bağışladım” diyerek kaleme almış.
(Uygur dili ve yazısı ile)
 

Dünya Uygur Gençler Kurultayı tarafından neşredildi.

Haziran 1998 Münih-Almanya

 

Türk Dünyası
Tarih Kültür Dergisi

 1987 yılından beri 19 yıldır hiçbir şekilde kesintiye uğratmadan çıkararak, 237'inci sayıya ulaştık. Türk Tarih ve Kültürünü gençlere sevdirmek ve tanıtmak maksadıyla yayınlamaya başladığımız dergimiz; seviyeli yazıları, merak uyandıran konuları ve arşivimizden alınan kaliteli resimleriyle, her yaştan okuyucuya hitap etmektedir. Bugün Türkiye'de ve Türk Dünyası'nda çok sevilen ve aranan bir yayın haline gelen bu dergi altışar altışar ciltlenerek 39. ciltlik külliyat halinde satışa sunulmaktadır.


İsteme Adresi
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Kemalpaşa Mah. Bukalidede sok. No:4 Saraçhane
34471 Eminönü /İstanbul Tel: (212) 511 10 06
Faks: (212) 520 53 63

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye