|

-4-
Çıkıp gittî başımdan mülkü malın
fikrü hülyası
Ne gün olar bu Kutluğ'a onun vaslı müyesser ah!
Ben
Orkun'da, onun imiş Kûça şehrinde mâvası
Bilge: (başka yaverlere) Haaa! şimdi anladım, Tekin bu güzel kıza
âşıkmış, bu resmi Hakan'ın gizlemesi lâyıkmış, işte şimdi gördü, aşkı da
açığa vuruldu. Tekin şimdi Kûça'ya gideceğim der, Hakan da buna mâni
olmak ister, arada çıkacak kavga, bizîm başımıza da düşecek büyük bir
belâ.
Kutluk: Kayğırma! Hakan ile Han, birbirini severler, dostluklarını
kuvvetlendirmek isterler, babam beni Kûça'ya gitmekten alıkoymaz,
Han da benim gönlümü kırmaz.
1-Tekin, eski Türkçede şehzade demektir.
2-Hatun, eski Türkçede melike mânasma gelir;
3-Karluk, Altay'da oturan bir büyük Türk oymağıdır.
4-Besmîl, büyük bir Türk oymağıdır.
5-Terim, Afrasiyab'm neslinden gelen prenseslere verilen ünvandır.
I) Orkun; Şimdiki Mogolistan'm kuzeyinde büyük bir ırmaktır, Uygur
hakanlığının payitahtı olan Kara Balgasun şehri bu ırmağın boyunda idi,
Kara Balgasun ile Kûçan'ın arasında 2000 kilometrelik bir mesafe vardır.
Bilge; Ben bundan kayğırmam, bununla sizi alıkoymam, ama Hakan sizi
Kûça’ya gitmeğe bırakamaz, çünkü sizi tehlikeye atamaz.
Kutluk: Babam beni niçin alıkoyar, yolda bana ne tehlikesi var?
Bilge: Arada var kırk günlük kumluk, orada ne ot ne su yok. Yol çok
uzak, her yerde düşmanlar kurmuşlar tuzak. Altay yolunda Karluklar sizi
yakalar. Barköl¹ yolunda Basmillerden tehlike var, Kumul²
yolunda, Kuculular³ sizi öldürür. Tarım yolunda Sartlar sizi ele
geçirir.
Kutluk: Bunun çaresine bakarım, babama arz edip çok askerle beraber
giderim.
Bu esnada dışarıdan ayak sesleri gelir. Yuluğ Hakan birkaç veziri ile
girer, yüzünden çok kızmış olduğu belli hazineciye bakar, onun bağlı
olduğunu görünce suçsuz olduğunu anlar derhal kendini tutarak ve hiç bir
şey sezmemiş gibi davranarak Kutluğ’a bakar.
Hakan: Sevgili oğlum bir şey beğendin mi? hatıra olarak bir şey aldın
mı?
Kutluk: (saygıyla eğilir) hatıra olarak bir mendil seçtim, varlığınıza
güvenerek onu aldım.
Hakan: (gülümser) hepsi senindir oğlu, hani ben bir göreyim.
Kutluk: İstemeyerek çaresiz mendili Hakana uzatır,
Hakan: (mendili alarak) vah vah! Benim nazik tabiatlı oğlum! Ne iyi bir
hatırayı almışsın, babanın en yakın dostunun hatırasını seçmişsin, bunu
bana Kün Han yollamış, ebedî dostluğumuzun hatırası olarak saklamamı
istemiş, sevgili oğlum sen başka bir şey al, bunu ben saklayayım, senin
bunu kaybetmenle dostumun önünde utanıp kalmayayım. Hakan, mendili
cebine koyar ve hoşça kal oğlum der ve çıkar.
Kutluk: (türkü ve çalgı)
Ah! beni aldattı,
halime bakmadı,
Ah kaldım dert ile hemdert yok
Ah yardan bir nişan elimde yok
Ben babamdan çok ümitliydim fakat
anladım ondan bile ümit yok
Yol yaman hem yarimin yurdu uzak
yoluma kurmuş yavuz düşman tuzak
korkmuyordum düşmanımdan hiç zaman
tutmasa Hakan beni gözden ırak
Beni yaktı aşk, takat kalmadı
Tende sabr'ü canda rahat kalmadı
Acımaz kimse bu Kutluk Halına
Sevgili Hakan da bir göz atmadı
1- Barköl: Doğu Türkistan da Moğolistan hududuna yakın
bir şehir.
2- Kumul: Çin hududuna yakın bir şehir.
3-Kucu: Bu günkü Turfan Bölgesi’nin eski adı.4-
Tarım: Bu günkü Lop Bölgesinin eski adı.
5-Sart: Eski bir Türk oymağıdır. Bunlardan Çin tarihçileri “Şato” adıyla
bahsederler
Devam Edecek.
Uygur Atasözleri
Düşmenni ayiğan dekkisini
yer.
Düşmanı koruyan azarını yer.
Düşmenni küçsiz dime.
Düşmanı güçsüz deme.
Düşmenni şeker bilen öltür.
Düşmanı şekerle öldür.
Düşmennin helisini paydilan.
Düşmanın hilesinden faydalan.
Düşmenninkülkisige işenme.
Düşmanın gülüşüne inanma.
Düşmennin hesilini yigiçe, dostnin suyini iç.
Düşmanın balını yemektense, dostun suyunu iç.
Düşmininge ölüm tiligiçe, özenge ömür tile.
Düşmanına ölüm dileyeceğine, kendine ömür dile.
Ecel yetmey can çikmas, behil baydın nan çikmas.
Ecel gelmeden can çıkmaz, cimri zenginden ekmek.
Düşmenni yeninğa yolatma, kariyağaçni yeringe.
Düşmanı yanına yaklaştırma, kara ağacı yerine.
Düşminin çaşkançe bolsimu, küçün yolvasçe bolsun.
Düşmanın sıçan gibi olsa bile, gücün kaplan gibi olsun.
|