Yukarı
4.Sayı
D.T KASIM AYI
Kasım Haber Yorum
UYGURCA

Başmakale

Mehmet Emin Batur

ÇİN PARÇALANMA  SÜRECİNE Mİ GİRİYOR?

 Şimdi ise, Çinin orta kesimindeki Henan bölgesinde Çinli nüfusunun % 92’sini oluşturan Han Çinlileri ile Tungan ya da Döngen adı verilen Müslüman Çinliler arasında oldukça büyük çaplı ve çok kanlı çatışmalar meydana geldiği ile ilgili haberler alınmaktadır. Söz konusu çatışmalarda çok sayıda kişinin öldüğü bildiriliyor. Yerel gazeteci ve idarecilerin belirttiklerine bakılırsa 10 binden fazla kişinin karıştığı bu çatışmalarda çok sayıda kişinin ölümünün ardından bölgede sıkı yönetim ilan edildiği bildirilmektedir.
Şurası bir gerçek ki; Çin artık Mao’nun bıraktığı Çin değil, halk ta eskiden Çin hükümetinin vahşice sindirme hareketlerine boyun eğmek durumunda kalan halk değil. Aradan geçen 55 yıl zarfında köprünün altından çok sular geçti. İnsanların en kutsal değerlerinden olan temel insan hak ve özgürlüklerinin etrafına örülen çelikten duvarlar, kalplerdeki özgürlük ateşinin dayanılmaz sıcaklığı karşısında daha fazla dayanamayıp erimeye başladı. Son zamanlardaki siyasal ve sosyal göstergeleri dikkate alırsak Önümüzdeki yıllarda Çin’de çok büyük değişimlerin meydana geleceğini açıkça ifade edebiliriz.
Çinin hiçbir zaman parçalanmayacağına inananlara aşağıdaki tarihi gerçekler ışığında önemli bilgiler aktarabileceğimi de ümit ediyorum.Çin tarihine kısaca bir bakacak olursak, Çin’de Türkler, Moğollar, Tibetliler, Tunguzlar ve Tailer (bugünkü Siyamlıların ataları) tarafından birçok devletler kurulduğu, bu milletler tarafından kurulan medeniyetlerin Çinliler üzerinde büyük etkiler yaptığı bilinen bir gerçektir. Çin’e Tunç ve Bronz Türk kavimleri tarafından götürülmüştür. Çinliler savaş arabalarını kullanmayı Türklerden öğrenmişlerdir. Günümüzde Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan’dan başka Çinin birçok bölgesinde Türk, Tibet, Moğol, Tunguz, Koreli, Tai gibi kavimlere mensup sayıları milyonlarla ifade edilen değişik etnik ve dini gruplara mensup insanlar yaşamaktadır. Yine Çin’de Kansu, Yünnan, Şansi, Şensi’de oldukça yoğun Müslüman nüfus vardır. Ayrıca Hıristiyanlığın değişik mezheplerine mensup etnik kökenleri değişik, sayıları milyonlarla ifade edilen insanlar yaşamaktadır. Bu söylediklerimiz afakî sözler olmayıp, tarihi belgelere bakıldığında hepsini görmek mümkündür.
1864- 1871 Kansu’da Müslüman isyanı
1895- Şensi’de Salar İsyanı(Salar veya Salur Türkleri isyanı)
1855–1873 Yünnan’da Müslüman isyanı
1895- Kansu’da Müslüman isyanı
1851–1864 T’ai-pingler (Tay-Pingler) isyanı. Hıristiyanlığı kabul etmiş olanların çıkardıkları isyan, Avrupalı devletlerin Mançu Hükûmetine yardım etmesi ile son buldu.Bu isyanların bastırılmasında insan aklının almayacağı derecede zulümler yapılmıştır. Mesela Yünnan isyanın da 1 milyon insan öldürülmüştür. Kansu’da nüfus 15 milyondan 1 milyona inmiştir. Doğu Türkistan’da Yakup Han’ın kurduğu devleti Çin hükûmetleri yıkmak için 10 milyon Türk’ü katletmiştir. Bütün bunlar günümüzde Çin yönetimi tarafından iddia edildiği gibi Çin’de tam bir birliğin olmadığının en açık delilleridir. Han Çinlileri yani asıl Çinliler dahi birbirleri ile konuşurken anlaşamazlar. Kuzey Çinlilerle Güney Çinlilerin lehçeleri birbirinden farklı olduğu gibi, Güney Çinlilerde birbirinden çok ayrı 10 lehçe konuşmaktadırlar…
Eski Sovyetler Birliği’nin hiçbir zaman parçalanmayacağını düşünenler yanıldılar ve Sovyetler Birliğinin dağılması sonucu yetmiş yıl boyunca Rus esareti altında kalan Batı Türkistan Türkleri bağımsızlıklarını ilan ederek dünya devletleri arasındaki yerlerini aldılar. Çin’de ve Doğu Türkistan’da son yıllarda sıkça meydana gelen çatışmaların; yakın bir zamanda ezeli ve ebedi Türk yurdu olan Doğu Türkistan’da kurulacağına yürekten inandığımız Tam Bağımsız Doğu Türkistan’ın habercisi olmadığını kim söyleyebilir?

 

 

Çin’de iç savaş

 

Çin'in orta kesimlerindeki Henan bölgesinde ülke nüfusunun yüzde 92'sini oluşturan Han Çinlileri ile Müslümanlar arasında meydana gelen çatışmalarda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.
Yerel gazeteciler ve yerel din adamlarının belirttiğine göre, 10 binden fazla kişinin katıldığı çatışmalarda çok sayıda kişinin ölümünün ardından bölgede sıkıyönetim ilan edildi.
Çatışmalara 6 bin ila 7 bin Han Çinlisi ile komşu köyden 2 binden fazla Müslüman Hui'nin katıldığı, insanların birbirlerine tarım aletleriyle saldırdıkları belirtiliyor. Bölgeye çok sayıda güvenlik gücünün yerleştirildiği kaydedildi.
Yetkililerin etnik gruplar arasında gerilimin artmasından endişe ettiği ve Çin'in resmi haber ajansı Xinhua'ya (Yeni Çin Haber Ajansı) da bölgeden gelen bilgileri duyurmama emri verildiği gelen haberler arasında.
ABD'nin en etkin gazetesi New York Times da bölgedeki gazeteciler ve yerel kaynaklara dayanarak, meydana gelen etnik çatışmalarda 18'i güvenlik görevlisi 148 kişinin öldüğünü yazdı.
Öte yandan,Çin’in işgal ettiği Doğu Türkistan’da da zaman zaman geniş çaplı ayaklanmalar olsa da, Çin hükümeti, bağımsızlık isteyen Müslüman Türklere karşı şiddetli bastırma politikaları uyguluyor.Uluslararası İlişkiler Uzmanları ile, Stratejisler, Çin’in orta kesimlerinde meydana gelen bu etnik çatışmanın diğer bölgelerde sıçramasının an meselesi olduğunu belirterek, “Çin hükümeti çatışmaların olduğu bölgeye asker ve polislerini yığarak, orada yaşayan insanları baskı altında tutmaya devam edecektir. Ancak, medyanın bilgi almasını engelleyerek, orada yapacakları katliamları örtmeyi amaçlıyorlar” diyerek, bu çatışmaların Çin’in sonunun başlangıcı olacağını kaydettiler.

 

 

Zulüm dolu 55 yıl

 

Ezeli ve Ebedi Türk yurdu olan Doğu Türkistan’ın İşgalinin üzerinden tam 55 yıl geçti. Kızıl Çin güçleri, Doğu Türkistan’ı işgal
ettiği yıllardan itibaren zulüm politikalarına devam ederek,Müslüman Türkleri,yaşlı ,hasta, kadın demeden çalışma kamplarına gönderdi...

 

Çinliler,Uygur dilini kullanımdan kaldırıyor

İşgalci Çin hükümetinin kendi coğrafi sınırları içerisinde gösterdiği Doğu Türkistan, Tibet, İç Moğolistan ve Çin’de Çin dilini genelleştirmesi Uygur dilinin bozulmasını ortaya çıkartmaktadır. Doğu Türkistan’ da Uygur dilinin kullanılması tedrici olarak eğitim alanından başlamak üzere her alanda kullanımdan çıkartılmakta ve yerine Çin dili hakim kılınmaya çalışılmaktadır.
Uygur dili ise şimdilik çok dar bir alanda kullanılıyor olsa da giderek kullanımdan kaldırılmak istenmektedir. Bu durum ise Uygur aydınlarını oldukça endişelendirmektedir.

 

Çin Hükümeti, yoksul Uygur öğrencilerin beyinlerini yıkıyor

 

Çin Hükümetinin Doğu Türkistanlı yoksul orta okul öğrencilerine siyasi ve ideolojik eğitimlerinin artırdığı bildirildi.
Doğu Türkistan’dan alınan bilgilere göre, Çin hükümeti bu yıl açtığı Çince okullarına öğrenci almaya başladı. Bu okullara alınan öğrencilerinde yüzde 90’ının yoksul Uygur çocukları olduğu belirtildi. Orta Okul seviyesinde okuyan bu öğrencilere siyasi ve ideolojik eğitimin arttırılması gerektiğini ifade eden Hükümet yetkililerinden Komünist Parti muavin sekreteri Nurbekir, Çince eğitim veren okulları denetledi. Denetim sırasında okul idaresine talimatlar veren Nurbekir, öğrencilerin Çin hükümetine bağlı milli birer şahsiyet olarak yetişmeleri gerektiğini ifade ederek, “ Bu öğrenciler siyasi ve ideolojik açıdan iyi yetişmeliler. Çin’in bölünmez bütünlüğünü savunan birer vatanperver olmalılar” dedi.Nurbekir, ayrıca öğrencilerin Çince'yi en iyi şekilde öğrenerek Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele edenlere de karşı yetiştirilmeleri gerektiğini kaydetti.
Doğu Türkistanlı yetkililer, Çin’in asimilasyon hareketinin bir parçası olan bu uygulamanın Orta Okul öğrencileri seviyesine indirilmesinin Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Türkleri ortadan kaldırmaya yönelik adım olarak değerlendirdi.

 

Doğu Türkistanlı Müslüman Türklere “Hac” eziyeti

Çin'in; Sincan (Doğu Türkistan) bölgesindeki Müslüman Uygur Türkleri'nin hac farizasını yerine getirmelerine "dini aşırılık ve terörizm" gerekçeleriyle kısıtlamalar getirmekte olduğu bildirildi.
Merkezi Almanya'da bulunan Dünya Uygur Kongresi adına bir açıklama yapan Dilşat Raşit, Sincan'daki polisin Suudi Arabistan'a hac için gitmek isteyen Uygurlar'ın seyahat belgelerini vermeyi durdurduğu bildirildi. Dilşat Raşit, akraba ve arkadaşlarını görmek için yurt dışında herhangi bir yere gitmek isteyen Uygurlar'a da seyahat dokümanlarının verilmediğine dikkat çekti.
Raşit, "Mekke'ye hac için veya uluslararası yasal dini aktivitelere katılmak isteyen bütün Uygur Müslümanlarının Çin hükümeti tarafından kısıtlanmasını şiddetle kınıyoruz." diyerek son günlerde Kaşgar yakınlarındaki Artuş ve Aktu yerleşim yerlerinde hac için hazırlıklarını sürdüren 43 Müslüman'ın gözaltına alındığı bildirildi.

 

Doğu Türkistanlı Abdullah Köse’nin yeni kaseti çıktı

Doğu Türkistanlı Eğitimci-Araştırmacı Abdullah Köse’nin yeni kaseti çıktı. “Enstürumantal Uygur Halk Müziği” adlı kasetinde bir çok eser bulunuyor. Köse yaptığı açıklamada şunları söyledi:“Uygur Türkleri halk müziği çalışması, Doğu Türkistan Uygur Türklerinin yaşattığı müzik kültürünün küçük bir örneğini kapsamaktadır, bir parçası olduğum bu insanlardan küçük yaşlarda öğrendiğini ve derlemelerimle elde ettiğim müzikler elinizdeki albümde kullanılmıştır, etnomüzikolojik bir öneme sahip olan bu çalışma, araştırmacılara, ilgililere ve müzik severlere sunulmuştur, bu çalışmamda bana gerekli desteği sağlayan T.C. kültür bakanlığına teşekkürlerimi sunarım” dedi.

Kasetin İsteme Adresi:
KAM MÜZİK
Kalpaklıoğlu Mah Uluğ Sokak Gül Ap.
Kat: 2 No: 5
Melikgazi-Kayseri
0352 221 46 61- 0532 440 81 44

 

Kukla yöneticiden ihanet dolu sözler

Doğu Türkistan’a Çin Hükümeti tarafından atanan Kukla Yöneticisi İsmail Tilivaldi yine kendi halkına ihanet eden sözler sarfetti.
Pakistan’ı ziyaret eden Tilivaldi, Pakjistan yetkilileri ile görüşerek onlara , Çin Hükümetinin Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele eden Uygur Türklerine karşı başlattığı operasyonlara destek verdiği için teşekkür etti.
Kukla Yönetici İsmail Tilivaldi, Pakistan’dan sonra gittiği Hindistan’da da yetkililerle görüşerek, işbirliğini güçlendirmek istediklerini belirtti.
Pakistan Müslüman bir devlet olmasına karşın, Uygur Müslümanları yakalayarak Çin’e teslim ediyor. Çin’de teslim aldığı Uygurları hiç bekletmeden idam ediyor. Pakistan’ın bu tutumu bir çok İnsan Hakları Kuruluşu tarafından sert bir dille eleştirilirken, Pakistan ise günden güne Çin’le işbirliğini güçlendirmeye özen gösteriyor.

 

Akapuntur Türk icadıdır

 'Akupunktur Türk icadıdır' tezini öne süren dünyaca ünlü Uygur Türklerinden uzman Dr. Nimetullah Reşidi, 2002 yılında İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Akupunktur Kongresi'ne konuşmacı olarak kabul edilmediğini sitem ederek anlattı. Konuyla ilgili kitapları Çin ve Japonya'da da yayınlanan Dr. Reşidi, dünyanın bir çok ülkesinde düzenlenen akupunktur kongrelerinde ilgi çeken bildirilerinin Türkiye'de önemsenmemesine üzüldüğünü de söyledi. Akupunktur uzmanlarının bu tedavi şeklini Çinliler'in değil, Uygur Türkleri'nin icadı olduğunu kabul edeceklerini belirten Dr Reşidi, "Belki bu nedenle bir çok tıp ve tarih kitabı değiştirilmek zorunda kalacak.
Dünyada son zamanlarda bir akupunktur merakı var.
Çinliler bunu kendilerinin olduğunu iddia ettiler ve herkes böyle kabul etti. Benim araştırmalarım sonucu Uygur Türkleri'nin Çinliler'den çok önceleri akupunkturu bulduklarını gördüm. Bunun arkeolojik olarak ispatı vardır" dedi.

 

Hindistan ve Çin Petrol için karşı karşıya geld

Uluslararası petrol ve doğal-gaz sektörleri yayın organı Upstream için çalışan Narenda Taneja, "Bölgede Hindistan ve Çin arasında petrol rezervleri için büyük bir rekabet sözkonusu" dedi. Hindu uzman Taneja, Indian Express gazetesinin Hindistan'ın Ekim ayı başında Angola'da çok karlı bir kontratı kaçırmasından yakınan haberine atıf yaptı. Taneja'ya göre Çin Angola devletinin bir dizi projesine 2 milyar dolar yardım yapmayı önererek Afrika ülkesini ikna etmeyi başardı. Hindistan ise antlaşma karşılığında sadece demir yollarının iyileştirilmesi için 200 milyon dolar teklifi yapmıştı. Taneja, "Hindistan'ın 'Bağlantısızlar Hareketi'nin altın çağını yaşadığı 1960'lı ve 1970'li yıllarda bölgede çok güçlü bağları vardı ancak soğuk savaşın sona ermesinin ardından para tüm kapıları açan anahtar haline geldi ve Çinli'lerin elleri Hindistan'a göre çok daha açık görülüyor" diye konuştu.
Angola devletine ait Sonangol şirketi Hindistan'ın global petrol devi Shell'in rezervlerinde bulunan yüzde 50 hissesini satın almayı amaçlayan 620 milyon dolarlık teklifini iptal etmişti. Taneja'ya göre Hindistan Petrol ve Doğal-Gaz şirketi ONGC, Shell ile anlaşmaya varmışken son dakikada Çin'lilerin Angola hükümetini başka bir sözleşmeye ikna etmeleri Sonangol'un haklarını kullanmasına sebep oldu. Anlaşma sağlanabilmiş olsaydı, 2008-2009 yılları arasında Hindistan bu bölgeden günlük ortalama 5 milyon ton ham petrol sağlayacaktı.
 

 

Filistin Aslanı Arafat

Ramallah'ta kuşatma altındaki karargahında rahatsızlanan Filistin lideri Yaser Arafat'ın (75) durumunun ciddi olduğu bildirildi. İsrail Radyosu'nun, bilincini kaybettiğini açıkladığı Yaser Arafat, sabah namazını cemaatle birlikte camide kılarak dünyaya adeta hastalığına rağmen 'güçlü' olduğu mesajını verdi. Filistin meselesine barışçı çözüm bulmak için yıllarca mücadele veren Arafat, 3 yıldır Ramallah'taki karargahında fiili hapis hayatı yaşıyor. Bu arada Arafat'ın yakınlığı ile tanınan işadamı Munib el Masri, Ramallah'ta Arafat ile kısa bir görüşme yaptıktan sonra gazetecilere, "Başkan; Filistin halkı ve bütün dünyaya iyi olduğunu ve kendisi hakkında endişe etmeye gerek olmadığını söylememi istedi" şeklinde konuştu.Filistin lideri Yaser Arafat, ani rahatsızlığından dolayı tedavi olmak üzere Paris'in güneybatısındaki Clamart'ta bulunan askeri hastaneye getirildi.Arafat, Ürdün'den uçakla nakledildiği Paris yakınlarındaki havaalanından askeri bir helikopterle alındı ve yüksek teknolojiyle donatılmış Percy Hastanesi'ne getirildi. Doktorlar, Filistin liderinin kanındaki rahatsızlığın hayati tehlikeye yol açabileceğini ifade etti. 20. yüzyılda Filistin toplumunun en ön plana çıkmış lideri olan Yaser Arafat, Filistin Kurtuluş Teşkilatı içindeki en büyük grup olan El-Fetih'in kurucusu, lideri ve Filistin Kurtuluş Teşkilatı Yürütme Kurulu ve Filistin Devleti Başkanı... Asıl adı, Abdurrahman Abdurrauf el-Kudva'dır. 'Yaser Arafat' diye meşhurdur. Ebu Ammar (Kurucu) künyesiyle de tanınır. Zengin bir tüccarın 7 çocuğundan birisi olan Yaser Arafat, 1929 senesinde Kudüs'te doğdu. Kendisi 4 yaşındayken vefat eden annesi, siyonizme karşı olan hareketin önderlerinden Kudüs Başmüftüsü Hacı Emin el-Hüseyni'nin akrabasıydı. 1948 Arap-İsrail Savaşı'nın arkasından ailesiyle birlikte Gazze'ye göç etti. Gazze'de orta öğrenimini tamamladıktan sonra Mısır'a gitti. Kahire Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği öğrenimi gördü. Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın çalışmalarına katıldı. Filistin Talebe Birliği'ni kurdu. 1952-1956 seneleri arasında bu birliğin başkanlığını yürüttü. 1953'te Kahire Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'ni bitirdi. Talebeliği sırasında askeri eğitim de görerek, Mısır ordusunun Filistin birliğinde vazife aldı. 1956 Arap-İsrail Savaşı'na katıldı.
 

 

Çin, Türkmenistan’a kancayı taktı

Çin hükümeti, ekonomik anlamda yaptığı anlaşmalar ve yaptığı ziyaretlerle Orta Asya ülkelerini kendi tarafına çekmeye çalışıyor.Aşkabat'a gelen Çin Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı tarafından Aşkabat'taki devlet başkanlığı köşkünde kabul edildi.
Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından toplantı salonuna geçen Türkmenbaşı ve Zhaoxing, petrol aramada kullanılacak 3 adet sondaj makinesi ile Türkmenistan demir yolları için vagon alımını kapsayan 128 milyon dolar değerindeki anlaşmaya imza attı.Türkmenbaşı, imza töreninden sonra yaptığı konuşmada, Çin'de üretilen vagonların Ukrayna ile Rusya'ya nazaran daha ucuz ve kaliteli olduğunu belirtti. Türkmenbaşı, Çin ile ilişkilerin geliştirileceğini söyledi. Çin Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing ise, Türkmenistan'da başta inşaat olmak üzere her alanda iş yapmak istediklerini dile getirdi.Yayılmacı bir politika izleyen Çin Hükümeti, Orta Asya Türk Cumghurtiyetleri ile ilişkileri geliştirme bahanesiyle bu ülkeleri kendine bağımlı birer devlet haline getirmeyi amaçlıyor.
 

 

ABD, Tayvan’a silah satmaya devam edecek

Çin'in Tayvan'la diyalog başlatması için Pekin yönetimine baskı yapan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ikna çabalarında az bir ilerleme kaydedildiğini söyledi.
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ve diğer üst düzey yetkililerle görüşen Powell, "Taraflardan diyaloğa saygı duymalarını ve bu diyaloğun artması ile gelecek her fırsatı değerlendirmelerini istiyorum" dedi.
Powell, Çin yönetiminin, Tayvan Devlet Başkanı Chen Shui-bian'ın diyalog çağrısına sessiz kaldığını belirtti. Jintao ise, Çin ile Tayvan arasındaki uyuşmazlığın "çok karmaşık ve hassas" olduğunu ifade etti.
Jintao, Powell ile yaptığı görüşmede, Tayvan'ın bağımsızlığına karşı izlenecek politikaların hem Çin hem de Birleşik Devletler'in çıkarına olduğunu kaydetti.
Powell, bununla birlikte ABD'nin Tayvan'la ilişkileri düzenleyen yasanın yürürlükte kalmaya devam edeceğini ifade etti. Sözkonusu yasa, ABD'nin Ada'ya savunma amaçlı silah satışına izin veriyor.

 

 

İstenmeyen e-postalar Çin’den yayılıyor

İstenmeyen e-postalar ve Phishing haberleri yani şifre hırsızlığı programları, internetin çoğu zaman sansürlendiği Çin'den dünyaya yayılıyor. Her gün 30 milyardan fazla "spam" olarak da anılan istenmeyen e-posta Çin'den tüm dünyaya gönderiliyor.
Çin'de yaşayan birisi, yönetim tarafından yasaklanmış bir tarikatın üyelerinin, örneğin Falun-Gong taraftarlarının serbest bırakılmasını ya da insan hakları ihlallerini uyarmak için bir elektronik posta gönderirse, yıllarca cezaevine girme riskini de göze almış oluyor. Fakat istenmeyen elektronik postaları, yani spamları, tüm dünyaya yayanların bu konuda hiçbir korkusu yok.
İnternetin çoğu zaman sansürlendiği Çin'den tüm dünyaya her gün milyarlarca istenilmeyen elektronik posta ve Phishing haberleri yayılıyor. Şangay'da bulunan Surfcontrol firmasının şefi Liu Ming, ilaç, kredi ve banka sahtekarlığıyla ilgili reklam sunumlarının çoğunun Çin'den geldiğini belirterek, şunları söyledi:
"Genellikle Junkmail olarak da bilinen çöp postası dolaylı yoldan yayılıyor. Uzun süre Amerikan sunuculardan gönderiliyorlardı. Fakat şimdi çoğu Junkmail Çin sunucularından gidiyor. Çünkü Junkmail yollamak ABD'de kanuna aykırıyken, Çin'de değil. Guandong bölgesinde birkaç yüz firma, sadece Junkmail göndermekle ayakta duruyor. Bu firmalar gönderdikleri 1 milyon elektronik posta için 100 Yuan kazanıyor."
 

 

Kayseri Emniyet Müdürlüğü, Çin'deki firma hakkında da Dış Ticaret Müsteşarlığı'na suç duyurusunda bulundu
 

Standarttan fazla voltaj vererek cep telefonlarını bozduğu, bataryanın patlamasına yol açtığı bildirilen 34 bin adet sahte adaptör ele geçirildi. Adaptörleri ürettiği belirlinin Çin'deki firmayla ilgili Dış Ticaret Müsteşarlığı'na suç duyurusunda bulunuldu.
 

     Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri İbrahim Y'ye ait kent merkezindeki 5 ayrı işyerinde yaptıkları kontrollerde, yurda kaçak sokulmuş Nokia markası taklit edilmiş 34 bin adet cep telefonu şarj adaptörü ile 106 adet cep telefonu buldular. İşyerinde ayrıca çok sayıda sahte cep telefonu bataryası ve adaptörü etiketi ele geçirildi. Yetkililer, üzerine sahte ''Nokia'' markası vurulan ve firmanın üretimiyle hiçbir ilgisi olmayan 34 bin adet adaptörün, 3.7 volt olması gereken çıkış voltajlarının 11.3 ila 9 volt çıkış voltajı bulunduğunun tespit edildiğini, bu tür fazla voltaj veren adaptörlerin cep telefonlarının ve bataryalarının patlamasına ve yangınlara neden olduğunu kaydettiler. Öte yandan Kayseri Emniyet Müdürlüğü, sahte markalarla adaptörleri ürettiği belirlenen Çin'deki firma hakkında da Dış Ticaret Müsteşarlığı'na suç duyurusunda bulundu. İşyeri sahibi İbrahim Y'nin gözaltına alındığı, ele geçirilen sahte ve kaçak adaptörlerin Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü'ne, kaçak cep telefonlarının ise Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edileceği bildirildi.

 

Koreli Misyonerler Müslümanlara Hıristiyanlığı öğretmeye çalışıyor

 

Günel Koreli bir misyoner grubun Ürdün'ün başşehri Amman'da "din değiştirmeleri en zor grup olan" Müslümanlara "Jesus"u (isa) "düşük ses ve akıllılıkla" anlatmaya çalıştığı bildirildi. Irak'ın başşehri Bağdat'ta, "koordineli saldırılarla son günlerde 2 Irak kilisesinin bombalanması" üzerine Güney Koreliler'in Bağdat'ta bir seminer açmak istediği bildiren Amerikan günlük gazetesi The New York Times (NYT), söz konusu misyoner grubun Çin hükümetini atlatarak Kuzey Koreliler'i Güney Kore'nin başşehri Seul'e kaçırıp Hıristiyan yaptığına dikkat çekti.

 

Çin’e ikinci kez red

 ABD yönetimin Guantanamo üssünde bulunan 22 Uygur Türk'ünü Çin’e iade etmeyeceğini yineledi.ABD yetkilileri yaptığı açıklamada, Çin Hükümetinin iadesini istediği Uygurların Çin’e iade edilmeyeceğini belirterek, tutukluların yakında serbest bırakılacaklarını söyledi.
Afganistan Harekatı sırasında ABD tarafından tutuklanan 22 Uygur Türk’ü, Küba’da bulunan Guantanamo üssüne götürülmüştü. Bundan iki ay önce, tutuklu Uygurlarla ilgili açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Uygurların yakında serbest bırakılacağını ancak Çin'e iadelerinin söz konusu olmadığını vurgulamıştı.Neden olarak da uluslararası insan hakları kuruluşlarının, Uygurların Çin'e gönderilmeleri halinde işkenceye maruz kalacaklarını göstermişti. Çin ise ABD’nin bu tutumunu sert bir dille eleştirirken, Doğu Türkistanlı yetkililer de yaptıkları açıklamada Uygur Türklerinin Çin’e iade edilmeleri halinde işkenceye maruz kalarak ifam edilmelerinin kesin olduğunu vurguladılar.
 

 

Yunanlılar, Tarihi Camiyi Belediye Meclis salonuna çevirdi

 

Yunanistan'ın Midilli Adası'nda Osmanlılar'dan kalma bir cami belediye meclis salonu yapıldı.
Midilli'nin Molivos şehrinde, 1800'lü yıllarda Türkler tarafından yapılan tarihi cami, minaresinin yarısı yıkılıp, üzerindeki ayetler ve dini motifler silindikten sonra belediye meclis salonu haline getirildi.
“Ortak Tatlar" projesi dolayısıyla Midilli'ye giden Türk gazeteciler, tarihi caminin toplantı salonu olarak kullanılmasına tepki göstererek, "Yunanlılar Ayvalık'a gelip kiliselerde ayin yapıyorlar. Türkiye'de dini binalar başka maksatla kullanılmıyor.
Ancak kendileri bize ait camileri bir bir yok ediyorlar. Biz Ayvalık'taki Taksiarhis Kilisesi'ni belediye meclis salonuna çevirsek acaba nasıl tepki verirler?" diye konuştu.

 

 

Türkiye’den tarihi imza

Avrupa Birliği (AB) Anayasası, İtalya'nın başkenti Roma'da imzalandı. Campidoglio Meydanı'ndaki tarihi Belediye Sarayı'ndaki "Orazi ve Curiazi" salonunda gerçekleştirilen törende AB üyesi 25 ülke, alfabetik sıraya göre AB Anayasası'na imza atmaya başladı. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan aday üye sıfatıyla nihai senedi imzalarken, Hırvatistan da törene gözlemci sıfatıyla katıldı. Törende Türkiye'yi temsilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül metni imzaladılar. Erdoğan, imzanın ardından Avrupalı liderlerle tek tek tokalaştı. 270 sayfadan, 450 maddeden oluşan AB Anayasası, 18 Haziran 2004'te Brüksel'deki AB Zirvesi'nde kabul edilmişti. Yeni AB Anayasası 2009 yılında yürürlüğe konulacak.
 

 

Türkiye’de yeniden kuruşlar kullanılmaya başlanacak

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, Merkez Bankası'nda düzenlediği sunumda, 1 Ocak 2005 tarihinde tedavüle çıkarılacak olan Yeni Türk Lirası banknotlar ve madeni paraları tanıttı. Serdengeçti, üç başlık halinde gerçekleştirdiği sunumunun birinci bölümünde, YTL Tanıtım Kampanyası'na ilişkin iletişim çalışmalarını anlattı. İkinci bölümde ise banknotların geçmişten bugüne kadarki durumu hakkında bilgiler veren Serdengeçti, üçüncü ve son bölümde de, YTL banknot ve madeni paraların güvenlik özelliklerini açıkladı.

 

 

TRT 2’de Uygur müziği tanıtıldı

Doğu Türkistanlı Sanatçı Abdullah Köse TRT'de Uygur müziğinden örnekler sundu Dünya Türküsü adlı programa katılan Abdullah Köse, Uygur Müziği hakkında bilgiler vererek,"Tarihte islamiyetten önce Uygurlarda diğer Türk boylarında kam şaman bagşi desiğimiz müzikle uğraşan insanlar vardı bu insanlar aynı zaman da ozan, şair ve büyücülük yaparlar hasta tedavi işleriyle uğraşırlardı. Askerleri savaşa hazırlamak için motivasyon için müziği kullanırlardı. Günümüzdeki Türk tarihine, Osmanlı tarihine baktığımızda Selçuklulardaki bu müzik tedavi olayı da Orta Asya'dan gelmektedir." dedi.Programda Doğu Türkistan'a özgü eserlerden seslendirdi.

 

Çin tehdidi, Türkiye'yi saracak

Financial Times Gazetesi Ekonomi Başyazarı Martin Wolf, "Çin, Türkiye için çok büyük tehdit haline gelmeye devam ediyor. Bu tehdit, önümüzdeki 15 yıl daha da büyüyecek" dedi. İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) düzenlediği 3. Sanayi Kongresi'nde "Küreselleşmenin Gelişmekte Olan Ülkelere Etkileri" konulu bir konuşma yapan Wolf, Asya'nın yükselişine dikkat çekti.

 

Cengizhan’ın sarayı bulundu, şimdi sıra mezarında

Cengiz Han'ın sarayının enkazı Moğolistan'ın doğusundaki kazılarda ortaya çıkarıldı, şimdi Cengiz Han'ın mezarı aranıyor.
Bir Japon arkeolojist Japon ve Moğol ortak araştırma ekibinin saray kompleksini başşehir Ulan Batur'un 250 kilometre doğusunda ortaya çıkardığını belirterek Moğol hanının mezarının da yakınlarda olacağını tahmin ettiklerini söyledi.
Köşe taşları ve sütun delikleri bulduklarını belirten Japon arkeolojist, bu kalıntıların bir mozoleye ait olabileceğini düşündüklerini kaydetti. Mozolenin Cengiz Han'ın yerel kabileleri birleştirip bir Moğol İmparatorluğu kurduğu 13'üncü yüzyıla ait olabileceğini ifade etti.
2001'de projelerine başlayan araştırma ekibinin ayrıca küller, at ve inek kemikleri buldukları ve bu kalıntıların Moğol liderini anma törenlerinde kullanılmış olabileceği bildirildi.
30 kişilik araştırma ekibindeki Japon bilim adamlarının başkanı Niigata Üniversitesi öğretim üyelerin Prof. Yardımcısı Noriyuki Shiraishi, "Bunun bir mozole olduğu sonucuna vardık. Çünkü tarihi belgeler Cengiz Han'ın ölüm yıldönümlerinde böyle bir anma töreninin yapıldığını belirtiyor. Cengiz Han'la ilgili bazı belgelere göre, mezarın mozolenin 12 kilometre yarıçapı içinde bulunmalı. Cengiz Han'ın mezarının bulunmasına yaklaştığımızı düşünüyoruz." Dedi.
 

 

Kırım Türkleri’nin hak arayışı

Kırım Türkleri Eğitim- Kültür ve İşbirliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Araştırmacı Yazar Ünver Sel, Kırım Türkleri'nin haklarını almak için gerekli çabayı sarf ettiğini ve mutlaka alacağını söyledi.
Sel, "Ukrayna bir dünya devleti olmak istiyorsa Kırım Tatar Türklerine haklarını vermek zorundadır. Aksi halde Ukrayna dağılmaya çok müsait bir ülke" diye konuştu.Sovyetler Birliği döneminde büyük zulümlere ve soykırımlara tabi tutulan Kırım Tatar Türkleri, Ukrayna Devleti'nden haklarını alabilmek için mücadele verirken, AB'nin yaptığı özgürlükler baskısına Ukrayna'nın rest çekerek AB defterini kapatması Kırım Tatarları'nın işini iyice zorlaştırdı. Dünyanın her tarafına sürgün edilmiş Tatarlar, beraberliklerini koruyarak, Kırım'da yitirdikleri haklarını da geri alabilme mücadelesi veriyor.
Bursa Kırım Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Adnan Süyen'in davetlisi olarak Bursa'ya gelen Araştırmacı Yazar Ünver Sel, Sovyetler Birliği'nin dağılırken kendilerine verdiği hakları Ukrayna'nın tanıması gerektiğini dile getirdi. Ukrayna'nın Tatarlara özgürlük vermemek için Avrupa Birliği'ne rest çektiğini, ancak bu politikayı daha fazla sürdürmesinin mümkün olmadığını ifade eden Sel, "Bizler Kırım Tatarları olarak bulunduğumuz yerlerde kendi kimliğimizi korumaya çalışırken, aynı zamanda vatana dönme mücadelesi için artık siyasi bir çaba göstermeliyiz. Ukrayna'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu nedenle önemli" diye konuştu.
 

 

Ardanuç-Ahıska Masalları ve Halk Hikayeleri Kitabı Yayımlandı

Kültür Bakanlığı Merkez Teşkilatı'nda görev yapan Ülkü Onal'ın "Ardanuç-Ahıska Masalları ve Halk Hikayeleri" isimli kitabı yayımlandı.
Artvin'in kitap okuma bakımından çok zengin bir il olduğunu ifade eden Onal, kitabında Ardanuç tarihine, masal anlatma ve aşıklık geleneğine yer verdiğini söyledi. Onal, "Ben çocukluk yıllarımda masal anlatacak kimse bulamadım. Bunun için kaybolmaya yüz tutmuş öz kültürümüzün ürünlerini bu kitapta topladım" dedi.
Ardanuç-Ahıska Masalları ve Halk Hikayeleri kitabı 320 sayfadan oluşuyor.
 

 

ABD Büyükelçisi Edelman’dan Kerkük itirafı...

“Kürtler Kerkük’ü ele geçiriyor”

Kürtler Kerkük'ü ele geçiriyor
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Edelman, "Bazı Kürt gurupları, Kürt aileleri Kerkük'e getirerek kentin demografik yapısını değiştirme gayreti gösteriyorlar" dedi
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde önceki gün "ABD 2004 Seçimleri" konulu konferansında, seçimlerin ardından Türk-ABD ilişkilerinde, ilk akla geldiği gibi büyük değişikler olmayacağım söyledi.
Kerry ve Bush aynı görüşte
ABD başkan adaylarının dış politika konusundaki görüş ayrılıklarının çok az olduğunu ifade eden Edelman, şöyle devam etti: "Her ikisinin de en önemli hedeflerden biri Irak'ta başarılı olmak, Irak'taki seçimlerin sonuçları ve Irak hükümetinin bütün Irak'ı kontrol altına alabilmesi olacaktır. Kery ve Bush’da Ortadoğu'daki reformlara kendini adamış durumdadır. Bu projenin adı ister Büyük Ortadoğu Projesi olsun, ister başka bir şey olsunABD Başkanı olan bunu bekletmeyecek."
Edelman, konuşmasının ardından öğretim üyeleri ile öğrencilerin sorularını cevaplandırdı. Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip'in, "Kürtler'in Kerkük'ün demokratik ve etnik yapısını değiştirdiklerini belirterek Kerry'in ABD başkanlığının kazanması halinde buradaki durumun değişip değişmeyeceğini ve bunun Türk-ABD ilişkilerinde tartışmaya yol açıp açmayacağım sorması üzerine E derman, şunları söyledi: "İki aday arasında Kerkük konusunda görüş ayrılığı olacağını sanmıyorum. Ancak Senatör Kerry'nin Kerkük konusunda konuştuğunu işitmedim." Irak Geçici Yönetimi içinde Kerkük'ün çok özel bir statüsü olduğunu ifade eden Edelman, şöyle devam etti: "Kerkük, Kürdistan'daki yönetimin bir parçası sayılmıyor. Kentin geleceğine karar verilirken de son derece şeffaf davranılacak. Bazı kişilerin elinden alınmış mülkler iade edilecek. Çünkü bildiğiniz gibi Saddam zamanında şehrin demografik yapısı zorla değiştirilmiştir. Ellerinden mülk alınan kişiler arasında Kürtler ve Türkmenler bulunmakta. Biz demografik yapının güç kullanılarak değiştirilmemesinden yanayız. Bazı Kürt gurupları, Kürt aileleri oraya getirerek bu gayreti gösteriyorlar. Bu bizim için de büyük endişe kaynağı."ABD bundan sonra kimi bombalayacak?Yabancı Diller Yüksekokulu'nda okutman olarak görev yaptığını belirten Zübeyde Hüsrevoğlu da Edelman'a "Bundan sonra kimin bombalanacağını" sordu. Edelman, bunun üzerine şöyle dedi:

 

Azerbaycan, BM'den Dağlık Karabağ'ı görüşmesini isteyecek


Azerbaycan'ın, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda Dağlık Karabağ sorununun ele alınmasını isteyeceği bildirildi.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Azerbaycan, işgal edilen topraklarındaki durumun görüşülmesini teklif edecek. Bu uluslararası topluluk için kabul edilemez bir durumdur" denildi.
 

 

“Ermeniler Türklere ihanet etti”

Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Atatürk'ün ölümünden sonra ihmal edilen Ermeni meselesinde unutmanın ve ihmalin faturasının ödediğini söyledi.Kütahya'nın Gediz İlçesi'nde, "Ermeni Terörü ve Sözde Ermeni Soykırımı" konulu bir konferans veren Prof. Dr. Aygün Attar, Türkler'in tarih boyu herhangi bir millete baskı ve zulüm yapmadığını belirterek, Bizans döneminde baskı altında olan Ermenilerin Osmanlı döneminde istedikleri şekilde yaşadıklarını ifade etti. Bizans'a zayıfladığında ihanet eden Ermeniler'in, aynı ihaneti, kendilerine çok hoşgörülü davranan Osmanlı'ya da yaptığını hatırlatan Attar, "Osmanlılar döneminde 29 Ermeni asıllı paşa vardı. Ermenilere büyük fırsatlar verildiği ve zenginleştikleri biliniyor.
Yıllarca aynı sofrayı paylaştıkları Müslüman Türk halkına, dış güçleri arkalarına alarak zulüm ve ihanet ettiler, hatta cayır cayır yaktılar.” dedi.
 

 

Türk Dünyası eğitimcileri Antalya’da toplandı

Türk Eğitim-Sen öncülüğünde kurulan ve başkanlığını Türk Eğitim-Sen Başkanı Şuayip Özcan'ın yaptığı Uluslararası Avrasya Eğitimcileri Derneği'nin ilk toplantısı Antalya'nın Alanya İlçesi'nde yapıldı.
Anamas Otel'de gerçekleştirilen toplantıya Kırım, Azerbaycan, Kırgızistan, Irak, Kosova, Batı Trakya, Romanya, Çuvaşistan, Tataristan, Gürcistan ve Kazakistan'dan 50'ye yakın eğitim temsilcisi katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Türk Eğitim-Sen ve Uluslararası Avrasya Eğitimcileri Derneği Başkanı Şuayip Özcan, çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türk milletinin birliğinin sağlanması gerektiğini dile getirerek, birliğin temelinin dil olduğunu ve dil birliğinin de eğitimle sağlanabileceğini ifade etti.Toplantıda daha sonra Gürcistan, Çuvaşistan ve Kazakistan temsilcileri "Türk Dünyası'nda Eğitim" konulu tebliğlerini sunarak, birer konuşma yaptı.

 

Kosava’da Üç Türk Meclise girdi

Kosova'da yapılan genel seçimlerde Kosovalı Türklerin tek siyasi temsilcisi olan Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP), 3 milletvekili ile Kosova Meclisi'nde temsil edilmenin sevincini yasıyor. Prizren'deki Merkez binada tebrikleri kabul eden KDTP Genel Başkanı Mahir Yağcılar, parti kurmayları ve yakın çalışma arkadaşlarıyla da secim sonuçlarını değerlendirme toplantıları düzenledi. Kosovalı Türklerin çıkarlarını korumak ve ileriye götürmek vaadi ile kampanyalarını yürüten KDTP, Kosova'daki seçmenlerde yüzde 1.2 oranında oy alarak halkın güvenini tazeledi.
 

 

Kayseri Şehitlerine ağladı

Tunceli'de terör örgütü PKK/KONGRA-GEL militanlarıyla girilen çatışmada şehit düşen Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Serkan Ciddioğlu ve Şırnak'ta terör örgütüyle girilen silahlı çatışmada şehit düşen jandarma astsubay kıdemli çavuş Suat Sarı memleketi Kayseri'de gözyaşları arasında toprağa verildi.
Şehit askerler için Hunat Camii'nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. İl Müftüsü Necmeddin Nursaçan'ın kıldırdığı cenaze namazına Vali Nihat Canpolat, Garnizon Komutanı Tümgeneral Akın Öztürk, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, şehidin yakınları ve çok sayıda askeri ve sivil erkan katıldı. Cenaze namazı sonrası omuzlara alınan şehitlerin Türk bayrağına sarılı naaşı, bir süre top arabası ile taşındıktan sonra, ambulansa konuldu.
Ambulansla Kartal Şehitliği'ne götürülen şehit Suat Sarı ve Serkan Ciddioğlu burada toprağa verildi. Cenaze töreninde şehit yakınlarının feryatları yürekleri dağlarken, Suat Sarı'nın 4 ay önce evlendiği ve 2 aylık hamile olan eşi Gülhan Sarı, "Ne olur beni tabutuna götürün, bebeğini görünce kalkar" diye ağladı.
 

 

10 bin aileye iaşe yardımı

Büyükşehir Belediye Başkanı Özhaseki, "10 yıldan bu yana her Ramazan ayı öncesi yapılan yardımlar bu yıl da gerçekleştirildi. Belediyemiz tarafından tespit edilen 10 bin aileye bu yıl makarnasından pirincine, çayından kahvaltılık malzemelerine ve temizlik maddelerine kadar çeşitli ihtiyaç maddelerinin yer aldığı 60 milyon liralık yardım paketleri dağıtıldı. Bu yardım paketini alan vatandaşlar, servislerle evlerinden alınıp buraya getirildi ve tekrar yardım paketlerini alarak servisle evlerine bırakıldı. Bu yardımların evlere götürülmesi mahallelerde izdihama yol açtığı için böyle bir uygulama başlattık" diye konuştu.
Toplam 600 milyar liralık yardım paketi dağıtıldığını açıklayan Büyükşehir Belediye Başkanı Özhaseki, "Bu yardımla bir ailenin bir aylık ihtiyacı karşılanıyor. Öte yandan belediyemiz tarafından günlük 40 bin ekmek ve 16 aşevinden sıcak yemek yardımı yapılıyor. Biz Kayseri'de tüm hayır kurumlarının birleşerek tek elden yardım yapması için yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bu projenin hayata geçirilmesiyle, birkaç yerden yardım alan ailelerin yanı sıra hiçbir yerden yardım almayan ailelere de ulaşmış olacağız" şeklinde konuştu.
 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye