Malzemeler:

-500 gram sığır kıyması,
-2 Orta boy soğan
-3 su bardağı un, tuz, su,
-1 Tatlı kaşığı maya,
-2 yemek kaşığı sıvı yağ,
-2 Adet yumurta,
-Kimyon Karabiber.
Yapılışı:
Bir adet yumurta, yeteri kadar tuz ve maya ile yumuşak bir hamur
elde edin. Yağ ilâve edip tekrar yoğurun 10-15 dk. Bekleterek, ceviz
büyüklüğünde bezeler hazırlayın. Uygun bir zemin üzerinde bezeleri
açıp içine alabildiğince kıyma koyup, kese gibi yumun yağlanmış
fırın tepsisine, ters düz olarak dizin,yüzüne yumurta sarısı sürüp,
önceden ısıtılmış fırında pişirin
KAYNAK:
Nur'âlâ GÖKTÜRK
Geleneksel Doğu Türkistan Uygur Mutfak Kültürü
İstiklâl Gazetesi: 0352 338 58 97
E-posta: istiklal@istiklalgazetesi.com.tr |
|
TÜLKE
BİLEN TURNİNİNG ÖZARA MEHMANDARCHİLİĞİ
Tülke bilen turna dost bolghan künlerning biride tülke. öz dosti
turnini öyige alahide mehmangha chaqiriptu. Tülke turnining tamaqni
köp yepketishidin qorqup, suyuq umaç etiptu ve uni nahayiti teyiz,
yaypan texsige usup, turnuning aldigha qoyuptude:
Qeni, dostum, merhemet qilip tamaqqa baqqin hergiz tartinma, bu
tamakni seni obdan yeydu dep ettim, -deptu.
Turna bir ikki qetim texsige tumshuğini tekküzüp beqiptu, birak
birinchidin tamaq bek suyuq, ikkinchidin texse pek teyiz bolğachqa
ağziğa hich nime chiqmaptu. İlachsiz qalghan turna aghzini tamship
qoyup olturuptu. Tülke yene chandurmay:
Dostum, sening ishtihaying bek nachar iken, nimisqa mendek chong
chong almaysen? dep koyup özi texsini yalap birdemdila pâk-pâkizeqilip
qoyuptu.
Turna hichnime yiyelmey ach qosak öyige qaytip keptu.
Künlerdin bir küni turna tülkining uni qandaq mehman qilğanliğhi
eside bolğachqa umu tülkini öz layiğida mehman kilmaqchi boptude,
nahayiti temlik, isil tamaqni etip uni ağzi kichik hem iğhiz bir
kümzek qachiğha usup, tülkining aldiğha elip keptu ve tülkige qarap:
“Tülke dostum, qeni, tatinmay keng küshade olturup tamaqqa
bakin”deptu.
Mezilik tamaqni puriğhidin ağhzi sherik su bilen tolghan tülke
kümzekke yeqin kelip, tumshuğini tiqiptu, birak kümzek qachinin ağzi
bek kiçik bolğhachqa tumshuğhi patmaptu. Turnining boyni uzun beshi
kiçhik bolğhachqa kümzekke epchillik bilen beshini tiqip, tamaqni
rasa hozur qilip yeptu. Tülke bolsa azrakmu bir nerse yiiyelmey
tükrügini yutup olturuptu.
“Tülke dostum, bugün tamak yimeysenğhu, ishtihayin tutulup qaldimu?”
-dep soraptu turna.
Yevatimen heh ohşaptu, -deptu xichil bolğhan tülke yalğandin ve
tilini yalap olturup.
Shu kündin bashlap "Sanga beqip men, ishikke beqip dem" digen maqal
peyda bolğhan iken. |
TİLKİ İLE
TURNANIN BİRBİRLERİNİ MİSAFİR ETMELERİ
Tilki ile turna dost oldukları günlerin birinde, tilki, dostu
turnayı özel olarak misafirliğe çağırmış. Kurnaz tilki turnanın
yemeği çok yiyeceğinden korkup sulu umaç (Çorba) yapmış. Çukur
olmayan, çok yayvan bir tabağa boşaltarak turnanın önüne koymuş ve:
Haydi dostum, lütfen yemeğe başla. Sakın çekinme. Bu yemeği, severek
yersin diye yaptım, demiş.
Turna bir iki kere tabağa gagasını değdirip bakmış. Fakat, önce
yemek pek sulu, ikinci olarak tabak pek yayvan olduğu için ağzına
hiçbir şey gelmemiş. Çaresiz kalan turna ağzını şapırdatıp oturmuş.
Tilki anlamazlıktan gelip:
Dostum, senin iştahın pek azmış; neden benim gibi bol bol
almıyorsun? diyerek tabağı yalamış ve bir anda tertemiz edip
bırakmış.
Turna hiçbir şey yiyemeden aç karınla eve dönmüş.
Günlerden bir gün turna tilkiyi evine misafirliğe çağırmış. Tilkinin
kendisini nasıl ağırladığı aklında olduğu için o da tilkiyi hak
ettiği şekilde misafir etmek istemiş. Çok lezzetli, iyi bir yemek
yaparak ağzı küçük ve yüksek bir çömleğe koyup tilkinin önüne
getirmiş. Tilkiye bakarak:
Tilki dostum, haydi, sıkılmadan, rahatça oturup yemeğe buyur, demiş.
Lezzetli yemeğin kokusundan ağzı sulanan tilki çömleğe yaklaşıp
ağzını çömleğin ağzına getirdiyse de yemeğe bir türlü ulaşamadığı
için yemeği yiyememiş.. Turnanın boyu uzun ve başı küçük olduğu için
çömleğe kolayca başını sokup yemeği büyük bir rahatlık içinde yemiş.
Tilki ise azıcık da olsa bir şey yiyemeden yutkunup oturmuş.
Tilki dostum, bugün yemek yemiyorsun bakıyorum. İştahın mı kapandı?
diye sormuş turna. Tilki utanarak,
Yiyorum, çok güzel olmuş demiş yalandan ve yalanıp oturmuş.
O günden sonra “”sana göre ben, kapıya göre dem” atalar sözü
söylenir olmuş.
|
|
İstiklâl Mücadelesi (18)
Azimet
Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları
İle Elde Edilemez
Ahmet Can Kasımi bazı vatan hainlerinin dediği gibi Sovyet casusu
değildi, belki Sovyet taraftarıydı ama vatanperverdi. Vaziyetin
ağırlığını bildiği için Ruslar ve Çinli’lerle yumuşak diplomatik
ilişkiler içerisinde olarak vatanın menfaatlerini korumayı düşünüyor
ve onun için çalışıyordu. Bu mülayimlikten faydalanan Rus ve Çin
casusları millî birliği içinden çökertmek için uğraşmaktaydı. Millî
ordu, Osman Batur ve diğerleri olmak üzere ikiye bölünmüş ve
birbirleriyle çarpışır durumdaydı. Düşmana karşı atılan tek bir
mermi yoktu. Rusların her türlü şartına razı olan Ahmet Can Kasımi
ve onunla beraber beş kişi 22-8-1849 tarihinde Almata'ya çağrıldı ve
millî meseleyi Pekin'e gidip Mao'yla görüşerek halletmeleri
gerektiği bildirildi. Aynı zamanda bu emirin Stalin tarafından
verildiği duyuruldu. Ama Ruslar bu emirle bağımsızlıktan vazgeçmeyi,
Çinli’lerin dediğine razı olmayı ima ettikleri için Ahmet Can Kasımi
Doğu Türkistan'a bağımsızlık ya da yarı bağımsızlık seviyesinde hak
tanınmaması halinde bunu halka anlatmasının mümkün olmayacağını
yumuşak bir dile izah ederek Rusların teklifini (emrini) reddetti.
Aradan beş gün geçtikten sonra yani 8.ayın 27'sinde bu beş millî
önderin Moğolistan sınırında geçirdikleri uçak kazası sonucu
öldükleri haberi geldi. Seyfeddin Aziz Pekin'e çağrıldı. Gizlice,
yalnız ve şartsız bir şekilde gitti. On binlerce şehidin kanı boşa
gitti. Vatanımızın gökyüzündeki bayrağı yakıldı. Gurur ve
iftiharımız olan millî ordu Çinlilere teslim edildi. Sabit Damollam
Hoca Niyaz Hacim'i, İlihan Töre'yi düşman diye yakalayıp
tutukladığında ses çıkarmayan veya pek alâkadar olmayan bu halk
Ahmet Can Kasımi gibi son millî önderinden ayrılırken de düşmana öc
alma duygusuyla baktığını ispatlamadı. İnsanlar ağladı, matem tuttu
ama on-on beş yiğit genç çıkıp da Rus konsolosluğundan "Bizim
liderlerimiz nerede? Onları niye öldürdünüz?" diyerek kavga
çıkarmadı. Her defasında önderlerinden ayrılıp kalan halk, çölde
kurtların saldırısına uğrayan çobansız koyun sürüsü gibi paniğe
düştü ve çok büyük zarara uğradı. Önderlerinden, bayrağından,
ordusundan ve devletinden ayrı kalmanın bedelini halkımız çok ağır
ödedi. Doğu Türkistan'ın düşmanları çok güçlü oldukları için ve
halkımız hainleri cezalandırma geleneğini unuttuğu için düşmanla
birleşerek halka asilik eden vatan satıcıları, mağlûbiyetlerimizden
sonra bizlere kan kusturdu. Sadece millî önderlerimizi öldürmekle
kalmayıp, onların halk içindeki itibarını düşürmek için çeşitli
faaliyetlerde bulundu.
|