Giriş
Yukarı
25.Sayı
25.Sayı Uygurca
25.Sayı Aile
İstiklal 25 Tam sayfa

 

                                       AİLE

 

UYGUR MUTFAK KÜLTÜRÜ

SAMSA

Malzemeler:


-500 gram sığır kıyması,
-2 Orta boy soğan
-3 su bardağı un, tuz, su,
-1 Tatlı kaşığı maya,
-2 yemek kaşığı sıvı yağ,
-2 Adet yumurta,
-Kimyon Karabiber.

Yapılışı:
Bir adet yumurta, yeteri kadar tuz ve maya ile yumuşak bir hamur elde edin. Yağ ilâve edip tekrar yoğurun 10-15 dk. Bekleterek, ceviz büyüklüğünde bezeler hazırlayın. Uygun bir zemin üzerinde bezeleri açıp içine alabildiğince kıyma koyup, kese gibi yumun yağlanmış fırın tepsisine, ters düz olarak dizin,yüzüne yumurta sarısı sürüp, önceden ısıtılmış fırında pişirin

 KAYNAK:
Nur'âlâ GÖKTÜRK
Geleneksel Doğu Türkistan Uygur Mutfak Kültürü
İstiklâl Gazetesi: 0352 338 58 97
E-posta: istiklal@istiklalgazetesi.com.tr

 

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

TÜLKE BİLEN TURNİNİNG ÖZARA MEHMANDARCHİLİĞİ


Tülke bilen turna dost bolghan künlerning biride tülke. öz dosti turnini öyige alahide mehmangha chaqiriptu. Tülke turnining tamaqni köp yepketishidin qorqup, suyuq umaç etiptu ve uni nahayiti teyiz, yaypan texsige usup, turnuning aldigha qoyuptude:
Qeni, dostum, merhemet qilip tamaqqa baqqin hergiz tartinma, bu tamakni seni obdan yeydu dep ettim, -deptu.
Turna bir ikki qetim texsige tumshuğini tekküzüp beqiptu, birak birinchidin tamaq bek suyuq, ikkinchidin texse pek teyiz bolğachqa ağziğa hich nime chiqmaptu. İlachsiz qalghan turna aghzini tamship qoyup olturuptu. Tülke yene chandurmay:
Dostum, sening ishtihaying bek nachar iken, nimisqa mendek chong chong almaysen? dep koyup özi texsini yalap birdemdila pâk-pâkizeqilip qoyuptu.
Turna hichnime yiyelmey ach qosak öyige qaytip keptu.
Künlerdin bir küni turna tülkining uni qandaq mehman qilğanliğhi eside bolğachqa umu tülkini öz layiğida mehman kilmaqchi boptude, nahayiti temlik, isil tamaqni etip uni ağzi kichik hem iğhiz bir kümzek qachiğha usup, tülkining aldiğha elip keptu ve tülkige qarap:
“Tülke dostum, qeni, tatinmay keng küshade olturup tamaqqa bakin”deptu.
Mezilik tamaqni puriğhidin ağhzi sherik su bilen tolghan tülke kümzekke yeqin kelip, tumshuğini tiqiptu, birak kümzek qachinin ağzi bek kiçik bolğhachqa tumshuğhi patmaptu. Turnining boyni uzun beshi kiçhik bolğhachqa kümzekke epchillik bilen beshini tiqip, tamaqni rasa hozur qilip yeptu. Tülke bolsa azrakmu bir nerse yiiyelmey tükrügini yutup olturuptu.
“Tülke dostum, bugün tamak yimeysenğhu, ishtihayin tutulup qaldimu?” -dep soraptu turna.
Yevatimen heh ohşaptu, -deptu xichil bolğhan tülke yalğandin ve tilini yalap olturup.
Shu kündin bashlap "Sanga beqip men, ishikke beqip dem" digen maqal peyda bolğhan iken.

TİLKİ İLE TURNANIN BİRBİRLERİNİ MİSAFİR ETMELERİ


Tilki ile turna dost oldukları günlerin birinde, tilki, dostu turnayı özel olarak misafirliğe çağırmış. Kurnaz tilki turnanın yemeği çok yiyeceğinden korkup sulu umaç (Çorba) yapmış. Çukur olmayan, çok yayvan bir tabağa boşaltarak turnanın önüne koymuş ve:
Haydi dostum, lütfen yemeğe başla. Sakın çekinme. Bu yemeği, severek yersin diye yaptım, demiş.
Turna bir iki kere tabağa gagasını değdirip bakmış. Fakat, önce yemek pek sulu, ikinci olarak tabak pek yayvan olduğu için ağzına hiçbir şey gelmemiş. Çaresiz kalan turna ağzını şapırdatıp oturmuş. Tilki anlamazlıktan gelip:
Dostum, senin iştahın pek azmış; neden benim gibi bol bol almıyorsun? diyerek tabağı yalamış ve bir anda tertemiz edip bırakmış.
Turna hiçbir şey yiyemeden aç karınla eve dönmüş.
Günlerden bir gün turna tilkiyi evine misafirliğe çağırmış. Tilkinin kendisini nasıl ağırladığı aklında olduğu için o da tilkiyi hak ettiği şekilde misafir etmek istemiş. Çok lezzetli, iyi bir yemek yaparak ağzı küçük ve yüksek bir çömleğe koyup tilkinin önüne getirmiş. Tilkiye bakarak:
Tilki dostum, haydi, sıkılmadan, rahatça oturup yemeğe buyur, demiş.
Lezzetli yemeğin kokusundan ağzı sulanan tilki çömleğe yaklaşıp ağzını çömleğin ağzına getirdiyse de yemeğe bir türlü ulaşamadığı için yemeği yiyememiş.. Turnanın boyu uzun ve başı küçük olduğu için çömleğe kolayca başını sokup yemeği büyük bir rahatlık içinde yemiş. Tilki ise azıcık da olsa bir şey yiyemeden yutkunup oturmuş.
Tilki dostum, bugün yemek yemiyorsun bakıyorum. İştahın mı kapandı? diye sormuş turna. Tilki utanarak,
Yiyorum, çok güzel olmuş demiş yalandan ve yalanıp oturmuş.
O günden sonra “”sana göre ben, kapıya göre dem” atalar sözü söylenir olmuş.
 

 

İstiklâl Mücadelesi (18)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Ahmet Can Kasımi bazı vatan hainlerinin dediği gibi Sovyet casusu değildi, belki Sovyet taraftarıydı ama vatanperverdi. Vaziyetin ağırlığını bildiği için Ruslar ve Çinli’lerle yumuşak diplomatik ilişkiler içerisinde olarak vatanın menfaatlerini korumayı düşünüyor ve onun için çalışıyordu. Bu mülayimlikten faydalanan Rus ve Çin casusları millî birliği içinden çökertmek için uğraşmaktaydı. Millî ordu, Osman Batur ve diğerleri olmak üzere ikiye bölünmüş ve birbirleriyle çarpışır durumdaydı. Düşmana karşı atılan tek bir mermi yoktu. Rusların her türlü şartına razı olan Ahmet Can Kasımi ve onunla beraber beş kişi 22-8-1849 tarihinde Almata'ya çağrıldı ve millî meseleyi Pekin'e gidip Mao'yla görüşerek halletmeleri gerektiği bildirildi. Aynı zamanda bu emirin Stalin tarafından verildiği duyuruldu. Ama Ruslar bu emirle bağımsızlıktan vazgeçmeyi, Çinli’lerin dediğine razı olmayı ima ettikleri için Ahmet Can Kasımi Doğu Türkistan'a bağımsızlık ya da yarı bağımsızlık seviyesinde hak tanınmaması halinde bunu halka anlatmasının mümkün olmayacağını yumuşak bir dile izah ederek Rusların teklifini (emrini) reddetti. Aradan beş gün geçtikten sonra yani 8.ayın 27'sinde bu beş millî önderin Moğolistan sınırında geçirdikleri uçak kazası sonucu öldükleri haberi geldi. Seyfeddin Aziz Pekin'e çağrıldı. Gizlice, yalnız ve şartsız bir şekilde gitti. On binlerce şehidin kanı boşa gitti. Vatanımızın gökyüzündeki bayrağı yakıldı. Gurur ve iftiharımız olan millî ordu Çinlilere teslim edildi. Sabit Damollam Hoca Niyaz Hacim'i, İlihan Töre'yi düşman diye yakalayıp tutukladığında ses çıkarmayan veya pek alâkadar olmayan bu halk Ahmet Can Kasımi gibi son millî önderinden ayrılırken de düşmana öc alma duygusuyla baktığını ispatlamadı. İnsanlar ağladı, matem tuttu ama on-on beş yiğit genç çıkıp da Rus konsolosluğundan "Bizim liderlerimiz nerede? Onları niye öldürdünüz?" diyerek kavga çıkarmadı. Her defasında önderlerinden ayrılıp kalan halk, çölde kurtların saldırısına uğrayan çobansız koyun sürüsü gibi paniğe düştü ve çok büyük zarara uğradı. Önderlerinden, bayrağından, ordusundan ve devletinden ayrı kalmanın bedelini halkımız çok ağır ödedi. Doğu Türkistan'ın düşmanları çok güçlü oldukları için ve halkımız hainleri cezalandırma geleneğini unuttuğu için düşmanla birleşerek halka asilik eden vatan satıcıları, mağlûbiyetlerimizden sonra bizlere kan kusturdu. Sadece millî önderlerimizi öldürmekle kalmayıp, onların halk içindeki itibarını düşürmek için çeşitli faaliyetlerde bulundu.

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye