Giriş
Yukarı
24.Sayı
24.Sayı Uygurca
Aile
İstiklal 24 Tam sayfa

 

                                       AİLE

 

UYGUR MUTFAK KÜLTÜRÜ

TANDIR KEBABI

Malzemeler:
İslami usullerde kesilmiş olan koyunun derisi yüzülüp kelle ve bacağı alınr, içi yıkanarak kurulanır. Takriben l0 adet yumurta sarısı, 5 bardak yoğurt, 3 su bardağı un, 1 su bardağı pul biber, 2 kaşık kimyon, 1 kaşık zerdeçal, 1 kaşık tuz iyice çırpılarak şira hazırlanır.

Yapılışı:
Koyun kalın bir sopaya geçirildikten sonra üzerine baharatlı şira sürülüp etin sopadan kaymaması için her iki uçtan çivilenerek tutturulduktan sonra...
Tandırın harlı ateşi alınıp, hava delikleri tamamen kapatıldıktan sonra, sopaya geçirilmiş olan koyun bütün olarak tandıra baş aşağı indirilip dört buçuk saat tandır kapalı bir şekilde pişmeye bırakılır.
Altın renginde kızarak pişen tandır kebabı ister bütün olarak ziyafet sofrasına getirilir, ister tek kişilik porsiyonlar şeklinde servis yapılır.
Günümüzde ancak kırsal kesimlerde yapıla bilen bu ananevî damak tadımız, çok nadirde olsa büyük kentlerde de yapıla gelmektedir.

 KAYNAK:
Nur'âlâ GÖKTÜRK
Geleneksel Doğu Türkistan Uygur Mutfak Kültürü
İstiklâl Gazetesi: 0352 338 58 97
E-posta: istiklal@istiklalgazetesi.com.tr

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

SHİR BİLEN ÇAŞKAN

Bir küni shir uxlawatsa bir chashqan kelip uning dümbisige chiqiwelip sekreptu. Shir oyğhinip ketip uni tutuwaptu ve ghezeplinip yerge etip, mingisini chuwuvetmekçi boluptu. Chashqan yalwurup:
— Shir akâ xapa bolmang, bundin keyin undaq qilmaymen. Bir küni sizgimu paydam tegip qalar, meni qoyuweting, -deptu.
— Sining qolungdin nime keletti? -dep zangliq kilip külüptü shir.
— Undaq dimeng "Kozge ilmiğhan putaq chomaq" digen gep bar. Bezide sizdek çonglar közge ilmiğhan kichiklerning kolidinmu chon ishlar kelidu.
—Yoqal közümdin! Shir uning sözige ishenmigen halda qoyuwetiptu.
Künlerdin bir küni bu shir owchilarning qoliğha chüshüp qaptu, Owchilar shirni yogan bir derexke maxtap bağlaptu-de, yene bir shirni tutqili ketiptu.
Shir "emdi Ölidiğhan boldum" dep qorqup dir-dir titreshke bashlaptu. Del shu chağda uning aldida heliqi chashqan peyda bolup qaptu-de:
— Shir akâ nime boldinğiz? -dep soraptu.
— Nime bolattim, körmeywatamsen? -deptu shir chili bolup.
Qorqmang, men sizni qutquzup qoyay! Shir uninğha heyran bolup qarap qaptu. Chashqan kelip ötkür chishliri bilen ağamchilarni bir demdila qirqip taşlaptu-de, shirni azat qiptu. Xoshalliğidin nime diyishni bilmey qalğhan
shir:
—Rexmet sanğa, ötkende men seni bikâr zanglik qiptimen. Kiçiklerning qolidinmu chong ishlar kelidiken. emdi bildim, -deptu.
 

ASLAN ÎLE SIÇAN

Bir gün aslan uyurken bir sıçan gelerek onun sırtına çıkıp zıplamış. Aslan uyanarak onu yakalamış ve öfkelenerek yere atıp beynini dağıtmak istemiş. Sıçan yalvararak:
— Aslan ağa, gücenmeyin. Bundan sonra böyle yapmam. Bir gün elbet size de bir faydam dokunur; beni koyuverin, demiş.
— Senin elinden ne gelir? diye alay ederek gülmüş aslan.
— Öyle demeyin. "Göze ilişmeyen (önemsenmeyen) ayağa değer diye bir söz var. Bazen sizin gibi büyüklerin gözüne ilişmeyen küçüklerin elinden de büyük işler gelir.
— Yok ol gözümden! demiş aslan ve sözüne inanmadığı halde onu koyuvermiş.
Günlerden bir gün bu aslan avcıların eline düşmüş. Avcılar aslanı kalın bir ağaca sıkıca bağlamışlar ve başka bir aslan yakalamak için gitmişler.
Aslan "şimdi ölüyorum"' diye korkudan tir tir titremeye başlamış. Tam o sırada önüne daha önce salıverdiği sıçan çıkıvermiş:
— Aslan ağa. ne oldunuz, diye sormuş.
— Ne olacaktım, görmüyor musun? demiş aslan canı sıkılarak.
— Korkmayın, ben sizi kurtarıveririm! Aslan sıçana hayretle bakmış.
Sıçan, yaklaşıp keskin dişleri ile ipleri bir anda kemirip atmış ve aslanı azat etmiş. Sevincinden ne diyeceğini bilemeyen aslan:
— Teşekkür ederim, geçmişte ben seni boş yere alaya almışım.
Küçüklerin elinden de büyük işler gelirmiş; şimdi anladım, demiş.

 

 

İstiklâl Mücadelesi (18)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Onun için Rus casusları "İlihan Töre Andicanlı bir Öz bek, bir Özbegin Doğu Türkistan hükümetine başkan olduğu bugüne kadar görülmemiş bir şey" diyerek halkın hemşericilik asabiyetinden faydalanıp fitne-fesat çıkartmak istedi. Urumçi'de anlaşma yapıldıktan 7 gün sonra yani 13-6-1946'da Gulca'daki Rus konsolosu, Ilihan Töre'yi bir gece vakti jiple kaçırarak Rus sınırından öteye; Korgas'a götürdü. Bir devlet başkanını, 40 bin kişilik muntazam bir ordunun bas kumandanını Gulca'daki küçük bir konsolosun alıp götürme cesareti nereden geliyordu? Bu devlete, bu halka, hu millete, bu orduya böyle bir hakaret edebilme cesaretini ona kim veriyordu? Bu is millî Öncülerimiz susturulduktan sonra gerçekleştirildi. Ordu içinden Ilihan Töre'nin elinden kahramanlık madalyası almış bir kaç subay yada asker çıkıp "Komutanımızı ver, vermezsen seni öldüreceğiz" diyerek Rus konsolosunun şakağına silahını dayayabilmiş olsa idi bu milletin muhabbet duyduğu Önderlerini korumayı da bildiğini gururla ispatlamış olurduk.
Kurgas sınırında 10 gün boyunca bekletilen Ilihan Töre'nin halini gören Gulca halkı Cumhurbaskanı'nı geri getireceğiz diye ayaklanmadı. Gulca'da hayatin normal bir şekilde devam ettiğini, hiç kimsenin cumhurbaşkanı için galeyan baslatmadığını gören Ruslarsa onu kaçırarak hapse atmışlardır. Ilihan Töre yönetimde iken Doğu Türkistan vatandaşları içinde Rus pasaportu dağıtılmasını siki bir şekilde yasaklamıştı. Fakat onun gidisiyle beraber Rus konsolosu, açıkça ve rahatça kendi devletinin pasaportunu dağıtmaya başladı. Vatanın istikbalinden ümit kesen bir çok subay, aydın ve başka kesimden insanlar arka arkaya Sovyetler Birliği vatandaşlığına gedmeye basladı. Ordu, hükümet ve halk içinde parçalanma zuhur etmişti. Fırsattan istifade etmesini bilen Çinliler de bos durmadı. 1942'de Çöçek'te Zakir-dofun tanıştırması ile Çin Milliyetçileri tarafından resmi casus olarak ise alınan Seyfeddin Aziz Öncülüğündeki bir grup hain ümidini Mao'ya bağlayarak diğerlerinin yanından ayrılıp Çin komünistlerin merkezi olan Yü-nen'e casusluk yapmaya başladılar. İstikbalde Çinlilere hizmet edecek hainler grubunu hazırlamaya giriştiler. Daha şehitlerin kanı soğumadan; kendilerini akilli zannederek kısa yoldan kâr elde etmek isteyen hainler birbirleriyle yarışırcasına çalışıyorlardı. İlihan Töre'nin yerine Ahmetcan Kasım geçmişti, ancak o Rusların ve Çinliler'in çıkarcı politikalarına karşı önlemler almamıştı. Ahmetcan Kasım akilli, diplomasiyi iyi bilen, tedbirli bir millî liderdi. Bunu da ilk hisseden İlihan Töre olmuş ve onu mühim devlet islerine koymuştu.. Devam Edecek

 

 

IŞIĞA YÜRÜMEK

Sami Güven
Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar . Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor. Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor. Ancak daha derinlemesine düşününce, karşımıza bir anıt gibi dikilen gerçek çok farklı oluyor.
Çok basit gelen bu deney beni oldukça düşündürdü. Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduğunu hepimiz biliyoruz. Sinekler ise malûm hayvanlar. Arılar ne kadar temizse adı üstünde, sinekler de o kadar iğrençtirler. Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama, sineklerden midemiz bulanır.
Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz. Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir. Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir. Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir. Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır. Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır . Karanlığa yürüyenlerdir. Karanlık düşüncelerdir. Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur . Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır. SADECE Kendi yaşamları söz konusudur. Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler. Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların.
Arıyı kovalamak isterseniz savaşır. Engellere aldırmaz. Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. Ve değerleri için ölür. Ama sinekler kaçarlar.Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere. Yemeklerinize, kollarınızın üstüne tünerler. Pis ayaklarıyla ezerler yaşadığımız her yeri.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar. Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler. Onlar için yumurtalarını bırakacakları yerin bile hiç önemi yoktur.
ENGELLERE RAĞMEN IŞIĞA YÜRÜYENLERE, IŞIĞA ULAŞMAK İÇİN ÇABALAYANLARA, IŞIK SAÇANLARA, SEVGİLER
Girme şu alçakların hizmetine
Konma sinek gibi pislik üstüne
İki günde bir somun ye ne olur
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme..
Ömer Hayyam

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye