Yukarı
5.Sayı
D.T ARALIK AYI
Aralık Haber Yorum
UYGURCA


ÇİNLİLERİN, TÜRKİYE ZİYARETİ VE
DOĞU TÜRKİSTANLILAR

 

 

Son yıllarda Türkiye’yi ziyaret eden Çin hükûmeti yetkililerine Çin Halk Cumhuriyeti Başbakan Birinci Yardımcısı Huang Ju’nun 17.11.2004 tarihinde başlattığı ve yaklaşık 4 gün sürecek olan Türkiye ziyareti de eklendi. Bu artık alışılmış ve sıradan hadiselerden biridir. Fakat anlaşılmaz olan taraf ise, Türkiye’yi ziyaret edecek olan Çinli’lerin Türkiye’de yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Doğu Türkistan kökenli insanlar hakkında hükûmet yetkililerimize yaptıkları haksız şikayetlerin ilgili kurumlarımızca derhal değerlendirmeye alınıyor olmasıdır. Ne zaman Türkiye’ye bir Çinli yetkili ziyarete gelecek olsa, günler haftalar öncesinden söz konusu Çinli ziyaretçinin ayak seslerini daha kendisi Türkiye’ye gelmeden çok önce Türkiye’deki Doğu Türkistanlılar duymaya başlıyorlar.
Çinliler tarih boyunca Hunlar’dan, Göktürkler’den, Karahanlılar’dan ve Uygurlar’dan yedikleri kötekleri hiçbir zaman akıllarından çıkartamamış olmalılar ki; bu gün işgalleri altında tuttukları Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerden bir taraftan vahşice intikam almaya çalışırlarken diğer yandan da adeta ölümcül bir korkuya kapılmaktadırlar. Doğu Türkistan halkının varlığına dahi tahammül gösteremeyen Çin hükûmeti, Müslüman Türk halkına yönelik olarak uyguladığı 120 den fazla Çin işkence yöntemi ile, Doğu Türkistan’ın Lop-Nor bölgesinde 1964 yılından itibaren yapmaya devam ettikleri yer altı ve yer üstü nükleer denemelerle, kaç aylık hamile olduğuna bakılmaksızın Doğu Türkistanlı kadınlara yönelik olarak vahşice sürdürülen mecburî kürtajlarla, Uyuşturucu kullanımını Müslüman Türk halkı arasında yaygınlaştırmaya çalışmakla, Çin’den Doğu Türkistan’a sürekli olarak getirdikleri Çinli göçmenler arasında her türlü zührevî hastalıkları ve AIDS hastalığı taşıyan Çinlileri de getirerek bu hastalıkların Türk halkı arasında yaygınlaşmasını sağlamak gibi daha burada sayamayacağımız kadar akla hayale gelmeyen Çinli’ye has yöntemlerle Doğu Türkistanlıları yer yüzünden yok etmek için olanca güçleri ile çaba sarf etmektedirler.
Bunlarla da yetinmeyen işgalci Komünist Çin yönetimi dünya kamu oyuna, ülkeleri işgal altında olduğu için en doğal hakları olarak Doğu Türkistan topraklarını Çinlilerin bir an evvel terk etmesini isteyen ve bağımsız bir devlet olarak dünya devletleri arasında yerlerini almak isteyen Doğu Türkistanlıları “Doğu Türkistan Teröristleri ” ve Doğu Türkistan halkının İslâm dinine mensup olmalarını da çarpıtarak “Bölücü dinî unsurlar” gibi ithamlarla şikayet etmekte ve dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Doğu Türkistanlının demokratik insan hakları çerçevesinde bir hak arayışına izin verilmemesi için ülke ülke dolaşmaktadırlar.
İşte bu ülkelerden biri de Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ne yazık ki Doğu Türkistanlıların en güvendikleri ülke olarak sığındıkları Türkiye’de bazı hükûmet yetkilileri Çinlilerin iftiralarına, elde etmeyi umdukları ve hiçbir zaman gerçekleşmeyecek ticarî çıkarlar uğruna itibar etmekte ve Doğu Türkistanlıların dünyanın her hangi bir ülkesinde rahatça sergileyebildikleri demokratik hak arayışlarına Türkiye’de bazı kısıtlamalar getirmekte ve Çinlileri âdeta ihya edecek taltiflerde bulunmaktadırlar. Çinlilerin Doğu Türkistanlılar hakkındaki iftira ve karalamalarına dünyanın hiçbir ülkesinde itibar edilmezken Türkiye’deki bazı hükûmetlerin Çinlileri sevindirmek adına takındıkları tavırlar Türkiye vatandaşı olan Doğu Türkistanlı’ları oldukça büyük ölçüde incitmektedir.
1950’li yıllardan beri Türkiye’de yaşayan, Türk vatandaşı olan ve kendilerinin “Türkiyeli” değil, TÜRK olduklarını gururla haykıran bu insanlar uğruna seve seve canlarını vermeye hazır oldukları ve canlarından aziz bildikleri Türkiye’de kendilerine artık güvenilmesini istemektedirler. Hiç kimse merak etmesin, Doğu Türkistanlılar şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada Türkiye’yi Milletlerarası kamuoyunda zor durumda bırakacak hiçbir olayın mümessili olmayacaklardır…
Çinlilerin her Türkiye ziyareti öncesinde, Çinliler istiyor diyerek tabir yerindeyse bir bardak suda fırtına koparmanın hiç gereği yoktur. Unutulmamalıdır ki, Doğu Türkistanlılar; Türkiye’nin bütün nimetlerinden bolca istifade ettikleri halde “Ben Türk’üm” demekten kaçınarak “Türkiyeliyim” şemsiyesi altına saklananlardan çok daha bu cennet vatanın sevdalısı ve sahibidirler…

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye