|
Doğu Türkistan Tarihinde Kasım Ayı |
|
1 Kasım 1955 |
Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin'in birlikte yayınladıkları ve
imzaladıkları ortak bildiride şöyle diyorlar:
“Doğu Türkistan Milletinin yegâne gayesinin tam manasıyla hürriyet ve
istiklâl olduğunu ve kızıl Rus ile onun peyki kızıl Çin'in kendi
aralarındaki siyasi tartışmalarının yeni bir manzarası olan sözde
muhtariyet ilanının bu memleketin hakikî sahipleri olan halkı kattiyyen
ilgilendirmediğini sekiz milyon Türk ahalinin namına hür dünya
milletlerine saygılarımızla ilân ve arz ederiz.” |
|
2 Kasım 1999 |
Kanun dışı
dinî faaliyette bulundukları suçlamasıyla Keriye Nahiyesi’nin Karahan
hapishanesine atılan üç talip (öğrenci) Eylül 1999'da firar ettiler.
Hoten Vilâyeti'nin Hanerik Kasabası’ndan 22 yaşındaki Ahmet Hoca, Hoten
Nahiyesi’nden Muhammet Abdullah Hoca ve Karakaş Yava Kasabası’ndan
Nurmehmet. |
|
2 Kasım 1999 |
Çin
Jandarmaları, Keriye nahiyesinin Karakir kasabasındaki Uygur çiftçi Âlim
Kurban’ın evine baskın düzenlemiş, baskın esnasında eşi Arzugül, 14
yaşındaki oğlu Abdulletip ve 8 yaşındaki kızını vahşice öldürmüştür. |
|
8 Kasım 1999 |
Hoten Nahiye
Segizköl kasabasından Tohti Hacim adındaki çiftçi, “bölücülere yataklık
yaptı” suçlamasıyla 7 çocuğu ve torunlarıyla beraber apar topar karakola
götürülerek tutuklanmış ve evi de ateşe verilmiştir. |
|
9 Kasım 2001 |
Doğu
Türkistan Bağımsızlık Hareketinin Önderlerinden Haci Yakup ANAT
Türkiye'nin başkenti Ankara da kalp krizi sonucu vefat etti. |
|
10 Kasım 1999 |
Fransa Haber
Ajansı, Pekin’den bildirdiği haberinde, Doğu Türkistan'daki “Üretim
Ordusu”nun İli’deki 4. Kolordu Mahkemesi 18 Uygur gencini bölücü
suçlamasıyla çeşitli cezalara çarptırdı. |
|
11 Kasım 2001 |
Üç Turfan
kentinde 24'ü Uygur olmak üzere 28 kişi “bölücülük”ten yargılanmış. İki
sanığa verilen ölüm cezası derhal infaz edilmiştir. |
|
12 Kasım 1944 |
Ruslar, Doğu
Türkistanlıların İli, Tarbagatay ve Altay Bölgesi'ndeki Çin aleyhtarı
hareketini kontrol, sevk ve idare etmek için bir, “İhtilal Merkez
Karargâhı” kurdular. |
|
12 Kasım 1933 |
Kaşgar'da halkın
coşkulu tezahüratları altında Ay-yıldızlı Gökbayrak göndere çekilerek
“Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti” ilân edildi. Bu devletin anayasası,
bayrağı ve parası vardı. |
|
12 Kasım 1944 |
Çin'in
müstemleke ve zulüm siyasetine karşı Doğu Türkistan’ın kuzey
bölgesindeki İli, Çöçek ve Altay vilayetlerinde cereyan eden
ayaklanmalar neticesinde İli şehrinde “Müstakil Doğu Türkistan
Cumhuriyeti” resmen kurularak dünyaya ilân edildi. |
|
15 Kasım 1999 |
Fransız Haber
Ajansı, Gulca'daki Çin mahkemesinin 11 Uygur’u ölüm cezasına
çarptırdığını, bunların içinde ikisinin cezasının hemenn infaz
edildiğini bildirmiştir. |
|
15 Kasım 1955 |
Atçüy
Ayaklanması -1954 yılının Aralık ayında Hoten vilâyetinin Atçüy
bölgesinde Niyaz Bey Haci’nin evinde, Şeyh Abdülhamit, Fethidin Mahsum
önderliklerinde “Teşkilâtı Nicat Partisi” oluşturularak buradan çıkan
karar gereğince silâhlı ayaklanma başlatma kararı alındı. |
|
15 Kasım 1979 |
Rin Min Ribao
gazetesi şöyle demektedir: “... Bugüne kadar azınlık milletlerden isçi
ve teknisyen yetiştirilmemiştir. Bu yüzden endüstri sahasındaki bütün iş
yerleri Çinlilerle doldurulmuş, azınlık milletlerden kimse
alınamamıştır...” |
|
16 Kasım 1999 |
Karakaş
Nahiyesindeki 6 caminin imamı ve camide ibadet yapan Türkler ile Lop ve
Karakaş Pazarı camilerinin imamları ile cemaatleri sebep
gösterilmeksizin tutuklanmışlardır. |
|
16 Kasım 2001 |
Hoten'e yakın
Lop kentinde Yasin İskender isimli Uygur yargılanmış ve ölüm cezasına
çarptırılmıştır. Hakkında yapılan suçlamaların ayrıntıları
bilinmemektedir. |
|
27 Kasım 1978 |
Çin Komünist
Partisinin yayın organı Rin Min Ribao gazetesi şunları yazmaktadır:
“Çinli olmayan azınlık milletlerin kültürleri, hususiyle dil ve
edebiyatı planlı bir şekilde yok edilmeye çalışılmıştır. Onların pek çok
kıymetli eserleri imha edilmiş, millî oyun ve şarkıları tamamen
yasaklanmıştır...” |
|
Kasım 2001 |
Hoten, Kaşgar,
Börütala ve başka illerde de operasyonlar başlatıldı. Kaşgar'dan alınan
bir rapora göre 13 din merkezi kapatılmış ve dinî vecibelerini yerine
getiren 50'den fazla Doğu Türkistanlı gözaltına alındı. |
|
18 Kasım 1884 |
Doğu Türkistan'a
“Yeni Toprak” anlamına gelen “Xinjiang” ismi verildi.
Kasım 1988 Doğu Türkistan da 7.6 büyüklüğündeki depremde 730 kişi öldü,
400 bin ev hasar gördü.
Kasım 1981 “Arabia” dergisi 3’nolu sayısında; Doğu Türkistan da “nükleer
deneme sonucu bölgede, karaciğer, akciğer ve deri kanseri vakalarında
artış görüldüğü ve tarım ürünlerin de ciddî sorunların yaşandığı”
açıklanmıştır. |
|
Kasım 1999 |
Hoten’deki
Olağanüstü Hal yönetimi içerisinde çıkardığı bir genelge ile Çin'de
faaliyet gösteren Falünung tarikatına karşı uygulanan tedbirlerin
aynısını Hoten’de da uygulamaya başlayarak, Türklerin ibadetlerini
serbestçe yapmalarına kısıtlama getirmiş ve bu kurallara uymayan çok
sayıda Müslüman din adamı ve cemaati tutuklamaya başlamıştır. |
|
Devamı :
http://www.hurgokbayrak.com/
sitesinde
|
|
ANAT
HACI YAKUP
ANAT (1920-2001)
Meşhur
Uygur tarihçi, yazar mücahit Hacı Yakup Anat, 1920 yılında Kaşgar
vilayeti Yenihisar ilçesi Kagu köyünden bir Uygur tüccarı olan Hacı
Abdullah ile Hacı Fatma’dan Bursa’nın Orhangazi ilçesi Çukurbostan
mahallesinde dünyaya gelen Hacı Yakup Bey 9 yaşında ailesi ile birlikte
Doğu Türkistan’a döndü.
O dönemde Rus-Uygur ve Uygur-Çin savaşları amansız bir şekilde devam
ediyordu. 1931 de Kumul Ayaklanmasının vermiş olduğu moral destekle
bölgede bulunan Çin kuvvetlerinin büyük bir kısmı Doğu Türkistan’dan
çıkarılmıştı.
Annesi O’nu fen bilimlerin ağırlıkla okutulduğu bir okula yazdırdı.
Arapça ve Farsça’yı da bu okulda öğrendi. 1934 yılında Aksuda açılan
Darul Muallimin ilk öğrencisi oldu. 16 yaşında okulunu bitirip
Üçturpan’ın Satuk Buğra Han ilkokuluna öğretmen oldu. 1937 yılında
Urumçi’ye gelip önce Maliye Kadirler Mektebi, daha sonra ise Siyasi
Kadirler Mektebini bitirdi ve 1940 yılında Hoten’de ilk modern matbaayı
kurarak Vatan Gazetesi müdürü oldu. 1941 yılında hiçbir neden
göstermeksizin yüzlerce Uygur aydını gibi o da tutuklandı ve 5 yıl
cezaevinde yattı. Cezaevi hayatı onun yarım asır sürecek milli
mücadelesinin başlangıcını oluşturdu.
Burada gizli gizli okuduğu Alma ata ve Taşkent’te çıkarılan Şark
Hakikati, Mehmet Emin Buğra Bey ve İsa Bey’in Çin’in başkenti Çunkin’de,
daha sonrada Lencu’da çıkartmaya devam ettiği Altay Mecmuası Hacı Yakup
Bey’in yeni kimliğini oluşturdu ve bu tarihten itibaren de işgalci Çin’e
karşı amansız bir mücadele içerisine girdi.
Merkezi Uygur Ağartiş Uyuşmasının baş katibi olup hızlı bir şekilde
modern okulların kurulmasına katkı sağladı.
1946 yılında 2. Dünya Savaşı bitince Milliyetçi Çin hükümeti Başkentini
Çünkin’den Nenkin’e aldı. O da Nenkin’e gelip Merkez Üniversitesi Sınır
Fakültesinde Uygur Tükçesinde Doğu Türkistan’da kullanılacak ders
kitapları hazırlamaya ve eğitim vermeye başladı.
1947 yılında Tiyanşan isimli bir yayınevi kurdu ve Tiyanşan Resimli
Mecmuayı çıkarmaya başladı. Bu, Uygurca yayımlanan ilk resimli dergi
idi. Yine ayda bir çıkan Edebiyat Dergisini de bu dönemde çıkarmaya
başladı.
8 Ekim 1947 yılında İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra’nın daveti
üzerine Urumçi’ye gitti ve yeni kurulacak olan milli partinin tüzüğünü
yazmakla görevlendirildi.
1948’de I. Halk Kurultayı’na Doğu Türkistan’dan milletvekili seçildi ve
kurultay daîmi konseyinin heyet üyesi oldu. Milletvekilliği döneminde
Aksu’da çalışmalarda bulundu ve evlendi. Kısa süre içerisinde Aksu’daki
okulların ve resmi idarelerin başında bulunan Çinlileri görevlerinden
alıp yerine Uygur görevliler atadı. Bu davranışı ile bölgedeki Çinli
yöneticiler ile arası açıldı.
1949 yılında Çin’de ve Doğu Türkistan’da siyasi yapı değişmeye başlamış
ve komünistler her bölgede zaferler elde etmeye başlamıştı. Herkesinin
canını kurtarmak için arayışlara girdiği bir dönemde Altay Neşriyatının
başına geçmesi teklif edildi. Bu teklif o dönemde ölümle eş değerdi. O
tereddütsüz kabul etti ve bedelini 26 yıl hapiste yatarak ödedi.
1995 yılında Pekinden Türkiye’ye kaçtı. Büyük vaat ve tekliflerle davet
edildiği Türkiye’de, Türk Tarih Kurumunda asgari ücret ile 6 yıl doçent
olarak çalıştı ve eski Çince metinlerde yer alan tarihi Türk büyükleri
ile ilgili çeviriler yaptı.
Ne ilginçtir ki uğrunda bir ömrü vakfettiği Türkiye’de tüm uğraşılarına
rağmen vatandaş bile olamadı. Ama Türk milleti ona sahip çıktı ve
ölümünde yüzlerce insan yanına koştu ve onu çok sevdiği lideri Mehmet
Emin Buğra Bey’in yanına defnettiler.
81 yıllık ömrün 31 yılını cezaevinde geçiren Hacı Yakup Bey onlarca
makale ve kitabıyla Türk kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur.
|