Yukarı
17. Sayı
17 Uygurca
Tarih
Aile
İstiklal 17 Tam Sayfa

AİLE

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

KUDUK İÇİDİKİ PAKA


Suyi leş bilen tolgan bir kona quduqta bir paqa yashaydiken.Bu quduqtin karwanlar bir neche yilda birer qetim su almisa hich kimmu su alghili kelmeydiken. Shundaqliqigha qarimay paqa nahayti hakavurluq bilen: “Dünyada mundaq esil quduq yok. Men qaltis yerde yashawatimen “ dep özi bilen özi maxtinidiken. Bir küni quduqning beshigha bir kakkuk kelip
-Salam, pakican! Qandaq ehwaling? Deptu.
-Ehwalim nahayti yaxshi, deptu paqa pexirlinip.
-Bu eski Qudukning ichide ömrüngni ötküzmey sirtqa chiqsang, tala tüzni körseng bolmamdu ? Deptu kakkuk.
-Exmeq ikensen kakkuk deptu Paka, külüp ketip, Bu quduqning ichini sen körüpbaqmiding, dünyada mundaq güzel, mundaq yeqimlik cay yoq. Bu yerni tashlap nege barattim?
Kakkuk bu exmeq paqini zanglik qilip ketip qaptu.
Künlerdin bir küni,bu yerghe kelip qalghan karvanlar atlirirni sughuri
sh üchün quduqqa chileklerni saptu. Paqa diqqetsizliktin chilektiki su bilen quduqning üstighe chiqip kaptu. Karwan paqini elip nerighe tashlivetiptu. Paqa etrapigha qarap heywetlik igiz taghlerni, süzük, payansiz asmanda uchushup jürghen uchar qushlarni, yep-yeshil otlaqlarda yaylawatqan qoy, yilqilarni körüp heyran -hes bolup turup qaptu; bir demdin keyin u hushini yighip mengiptu. Uzaq mengip bük-baraqsangliq bir baqqa kirip qaptu de, encür, anar,alma dighendek xilmu xil miwelerning sangiliship turup ketkenlikini aghzini echipla qaptu.
Paqining gangrap turup qalghanlikini körghen hiliqi Kakkuk kelip.
-Aghine, nime körüwatisen , agzing echilipla qaptughu, deptu.
-Dünyagha bügünla töreldim adash,men quduktin sirtqa chiqip baqmay mundaq güzellikning barliqini bilelmeptimen. İsit, ötüpketken ömrüm! Deptu paqa xichil bolup.

KUYU İÇİNDEKİ KURBAĞA


Suyu leş ile dolu eski bir kuyuda bir kurbağa yaşıyormuş. Bu kuyudan iki üç yılda bir kervan su almasa hiç kimse su almaya gelmeyecekmiş. Böyle olduğuna bakmadan kurbağa son derece ukalâ bir şekilde;”dünyada böyle asil kuyu yok, ben fevkalâde bir yerde yaşıyorum” diye kendi kendine övünüyormuş. Bir gün kuyunun başına guguk kuşu gelerek:
-Selâm kurbağacan! Halin nasıl? Demiş
-Halim çok iyi, demiş kurbağa övünerek.
-Bu köhne kuyunun içinde ömrünü geçirmesen, yukarı çıkıp etrafı görsen olmaz mı? Demiş guguk kuşu.
-Ahmakmışsın, demiş kurbağa gülerek; “bu kuyunun içine sen görmedin. Dünyada bu kadar hoş bir yer yok. Burayı bırakıp nereye gideceğim?”
Guguk kuşu bu hamak kurbağayla içinden alay edip bırakıp gitmiş.
Günlerden bir gün buraya gelen kervanlar atlarına su vermek için kuyuya kovalarını salmışlar. Kurbağa dikkatsiz
davranıp kovadaki su ile kuyunun dışına çıkı vermiş. Kervancı kurbağayı kovadan alıp fırlatmış. Kurbağa etrafa bakıp heybetli yüce dağları; berrak, sonsuz gökyüzünde uçuşan kuşları, yemyeşil otlarda yayılan koyun ve yılkıları görerek hayretler içinde kalmış. Biraz sonra aklını başına toplayıp yürümüş. Epey yürüdükten sonra ağaçlı ve asmalı bir bahçeye girmiş. İncir, nar, elma gibi çeşit çeşit meyvelerin dallardan sarktığını görerek ağzı açık kalmış.
Kurbağanın şaşırıp kaldığını gören evvel ki guguk kuşu gelmiş:
-Dostum, ne görüyorsun? Bakıyorum, ağzın açık kalmış, demiş
-Dünyaya bugün doğdum, dostum. Ben kuyudan dışarı çıkıp bakmadan önce bunca güzelliğin varlığını bilmiyormuşum. Yazık, geçip giden ömrüme, demiş kurbağa ve çok utanmış.

 

Uygur Atasözleri

Tiliğni sen saklısağ, tiling sini saklaydu
Sen dilini korursan, dilin seni korur
Kona Çapaning pishti tola bay kishining iti tola
Eski paltonun biti çok zenginin it’i çok
Kiyming uzun bolsa, putugni oraydu, sözüng uzun bolsa, özegni oraydu
Elbisen uzunsa, ayağını tökezletir, sözün uzunsa, kendini
Ogri aydin korkidu
Hırsız ay ışığından korkar
Kaga kagınıng közini çokumaz
Karga karganın gözünü oymaz
Kandak kelse şundak qiter
Nasıl gelirse öyle gider
Kosakta nan bolsa bilekte can
Midede ekmek olsa bilekte can
Tilide dost, dilide düshmen
Dilinde dost, kalbinde düşman
 

 

İstiklâl Mücadelesi (11)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Pamir dağlarında isyana kalkan Kırgız Bahadırlar da Kaşgar ayaklanmasına destek vermişlerdi. Aynı zamanda Rus istilasından kaçıp Batı Türkistan'dan, Doğu Türkistan'a sığınan, savaşçı Özbek kardeşlerimiz de Kaşgar'daki haklı mücadeleye oldukça mühim katkılarda bulunuyorlardı. Çerçen-Çakılık'tan (Tanrı dağlarının Güneyi) Hoten- Yarkent'e kadar olan hat boyunca Muhammed Emin Buğra ve Sabit Damollam'ın önderliğindeki Hoten mücahidlerinin hakimiyeti altına girmişlerdi. Altay, Canimkan liderliğindeki Kazak ayaklanması elinde idi, Gulca'da savaşın (ayaklanmanın) patlak vermesi her an bekleniyordu. Ama Doğu Türkistan'da bağımsız bir devletin kurulması halinde Rusların işgali altındaki Kazak, Kırgız, Özbek halklarının Doğu Türkistan halkı ile aynı din, dil, örf-adet, ve aynı medeniyete sahip olmaları dolayısıyla milli duyguların canlanma ihtimali vardı. Bunun için Stalin, Sovyetler Birliği sınırında, Orta Asya'nın geleceğine ışık tutacak bir devletin kurulmasını uygun görmüyordu- Stalin'in Doğu Türkistan'da savaşmakta olan tarafların içinde varlığını sürdüren ve eski Çin sömürgecilerinin varisi olan Sin Si Sey'i koruması ve askeri yardımda bulunması Doğu Türkistan Bağımsızlık hareketinin tehlike altında kalmasına sebep oluyordu. Böyle bir durumda var olan milli güçleri birleştirmek, iç ve dış durumu kontrol altına almak için bir devlet teşkilatına ihtiyaç vardı. Yani bir hükümetin kurulması lazımdı. Bu işin gerekliliğini hisseden ilk Sabit Damollam oldu. Bu zat Hoten'deki ayaklanma başlamadan birkaç ay önce yurtdışından dönmüştü. Sovyetler Birliği, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Hindistan gibi devletlere yaptığı ziyaretler esnasında bazı incelemelerde bulunan Sabit Damollam; Hoten'deki ayaklanmanın patlak vermesinden evvel, genel durumla ilgili Muhammed Emin Buğra'ya verdiği bilgide; dünya üzerindeki hiçbir devletin Doğu Türkistan mücadelesine yardım edemeyeceğini, bu sebeple özellikle ayaklanmalar patlak verdikten sonra- komşu devletlerin desteğini kazanmanın lüzumunu vurgulamıştır. Sabit Damollam, Muhammed Emin Buğra ile istişare ettikten sonra Yarkent'teki Hoten askerlerinden 2000 kişiyi komutası altına alıp Kaşgar'a gelir. Kaşgar'da kumandan Tomur ile yardımlaşarak yeni şehir kalesine sığınan Döngenleri (Çinli Müslüman) bertaraf edip milli mücadeleyi başlatmak için yola çıkar. Fakat Kaşgar'da ki ayaklanmada, iki yüzlü, hain olduğu sonradan anlaşılan bazı nifakçılar mücahitlerin arasına sızmıştı. İşte bunlar kumandan Tomür'ün aklına bölücü fikirler yerleştirirler. Yani, Sabit Damollam'ın cemaat içinde büyük itibarının olduğunu ve Kaşgarlı olması sebebiyle hakimiyeti Tömür'den alıp ele geçirebileceği ihtimaline inandırdılar. Sabit Damollam'a karsı komutan Tömür'ün nefretini uyandırdılar, Tömür'e Kolordu Komutanı unvanını veren Çinli'ler ile Müslümanların arası bozulur.

 
 

SİZDEN GELENLER

DOĞU TÜRKİSTAN


 

ÜRÜMÇİ

Beyaz Kavak Vadisi, Ürümçi şehrinin 75 kilometre güneyinde, Güney dağlarının içindedir. Sık ormanları, renk renk çiçekleri, ılık iklimi ve temiz havasıyla bu vadi nefis bir seçenektir. Yeşil ağaçlar arasında uzaktan görülmesi olanaksız 2 metre genişliğinde bir akarsu, 20 metre yükseklikten düşerek ince su zerrelerinden oluşan bir bulut meydana getirir ve çevresindeki yeşil orman içinde harika bir şelâle ortaya çıkar.
1949 yılından beri Çin tarafından sömürülmekte olan yerüstü ve yeraltı doğal kaynakları bakımından çok zengin bir şehir olan Ürümçi, "kömür madenleri üzerindeki kent" olarak da bilinir. Ürümçi çevresindeki kömür madenleri Çin kaynaklarına göre 10 milyar ton, alçıtaşı rezervleri 2.2 milyar ton, kireçtaşı rezervleri 104 milyon ton, mutfak tuzu rezervleri 10 milyon tonun üzerinde ve sodyum sülfat rezervleri 110 milyon tonun üzerindedir. Tabi ki bu rakamların kat kat üstündedir. Ürümçi çevresinde, birçok hayvan ve bitki türü bakımından çok zengin geniş orman alanları vardır. Tanrı Dağlarının Ürümçi şehir sınırları içinde kalan bölümünde önemli miktarda buzul vardır ve 164 kilometrekarelik bir bölümü karlarla kaplıdır. Bu nedenle zengin yerüstü ve yeraltı su kaynakları olan bir şehirdir. Çalışanlarının tamamı Çinli olan birçok endüstri kurumları kurulmuş ve gelirin tamamı da Çin'e taşınmaktadır. Tamamıyla Çin kontrolünde Ürümçi'de 3.000'in üzerinde kayıtlı endüstri kuruluşu açılmıştır. Bu kurumların bütün ürünleri Çin’e taşınmaktadır. İşletmeler: petrol işleme endüstrisi, tekstil, makine üretimi, demir ve çelik üretimi, inşaat malzemeleri üretimi, enerji üretimi, kimyasal ürünler, elektronik endüstrisi, demirdışı metal ürünler, kömür ve gıda maddeleri alanında faaliyet göstermektedir. Ürümçi, % 95 varan Çinli göçmenlerle doldurulmuş ve Müslüman Türk halkı asimilâsyonun en şiddetlisi ile karşı karşıyadır.

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye