|
| |
|





 |
|

AİLE

|
|
UYGUR HALK MASALLARI |
|
Uygur Türkçesi |
Türkiye Türkçesi |
|
KUDUK
İÇİDİKİ PAKA
Suyi leş bilen tolgan bir kona quduqta bir paqa yashaydiken.Bu
quduqtin karwanlar bir neche yilda birer qetim su almisa hich kimmu
su alghili kelmeydiken. Shundaqliqigha qarimay paqa nahayti
hakavurluq bilen: “Dünyada mundaq esil quduq yok. Men qaltis yerde
yashawatimen “ dep özi bilen özi maxtinidiken. Bir küni quduqning
beshigha bir kakkuk kelip
-Salam, pakican! Qandaq ehwaling? Deptu.
-Ehwalim nahayti yaxshi, deptu paqa pexirlinip.
-Bu eski Qudukning ichide ömrüngni ötküzmey sirtqa chiqsang, tala
tüzni körseng bolmamdu ? Deptu kakkuk.
-Exmeq ikensen kakkuk deptu Paka, külüp ketip, Bu quduqning ichini
sen körüpbaqmiding, dünyada mundaq güzel, mundaq yeqimlik cay yoq.
Bu yerni tashlap nege barattim?
Kakkuk bu exmeq paqini zanglik qilip ketip qaptu.
Künlerdin bir küni,bu yerghe kelip qalghan karvanlar atlirirni
sughurish
üchün quduqqa chileklerni saptu. Paqa diqqetsizliktin chilektiki su
bilen quduqning üstighe chiqip kaptu. Karwan paqini elip nerighe
tashlivetiptu. Paqa etrapigha qarap heywetlik igiz taghlerni, süzük,
payansiz asmanda uchushup jürghen uchar qushlarni, yep-yeshil
otlaqlarda yaylawatqan qoy, yilqilarni körüp heyran -hes bolup turup
qaptu; bir demdin keyin u hushini yighip mengiptu. Uzaq mengip bük-baraqsangliq
bir baqqa kirip qaptu de, encür, anar,alma dighendek xilmu xil
miwelerning sangiliship turup ketkenlikini aghzini echipla qaptu.
Paqining gangrap turup qalghanlikini körghen hiliqi Kakkuk kelip.
-Aghine, nime körüwatisen , agzing echilipla qaptughu, deptu.
-Dünyagha bügünla töreldim adash,men quduktin sirtqa chiqip baqmay
mundaq güzellikning barliqini bilelmeptimen. İsit, ötüpketken ömrüm!
Deptu paqa xichil bolup. |
KUYU
İÇİNDEKİ KURBAĞA
Suyu leş ile dolu eski bir kuyuda bir kurbağa yaşıyormuş. Bu kuyudan
iki üç yılda bir kervan su almasa hiç kimse su almaya gelmeyecekmiş.
Böyle olduğuna bakmadan kurbağa son derece ukalâ bir
şekilde;”dünyada böyle asil kuyu yok, ben fevkalâde bir yerde
yaşıyorum” diye kendi kendine övünüyormuş. Bir gün kuyunun başına
guguk kuşu gelerek:
-Selâm kurbağacan! Halin nasıl? Demiş
-Halim çok iyi, demiş kurbağa övünerek.
-Bu köhne kuyunun içinde ömrünü geçirmesen, yukarı çıkıp etrafı
görsen olmaz mı? Demiş guguk kuşu.
-Ahmakmışsın, demiş kurbağa gülerek; “bu kuyunun içine sen görmedin.
Dünyada bu kadar hoş bir yer yok. Burayı bırakıp nereye gideceğim?”
Guguk kuşu bu hamak kurbağayla içinden alay edip bırakıp gitmiş.
Günlerden bir gün buraya gelen kervanlar atlarına su vermek için
kuyuya kovalarını salmışlar. Kurbağa dikkatsiz
davranıp kovadaki su ile kuyunun dışına çıkı vermiş. Kervancı
kurbağayı kovadan alıp fırlatmış. Kurbağa etrafa bakıp heybetli yüce
dağları; berrak, sonsuz gökyüzünde uçuşan kuşları, yemyeşil otlarda
yayılan koyun ve yılkıları görerek hayretler içinde kalmış. Biraz
sonra aklını başına toplayıp yürümüş. Epey yürüdükten sonra ağaçlı
ve asmalı bir bahçeye girmiş. İncir, nar, elma gibi çeşit çeşit
meyvelerin dallardan sarktığını görerek ağzı açık kalmış.
Kurbağanın şaşırıp kaldığını gören evvel ki guguk kuşu gelmiş:
-Dostum, ne görüyorsun? Bakıyorum, ağzın açık kalmış, demiş
-Dünyaya bugün doğdum, dostum. Ben kuyudan dışarı çıkıp bakmadan
önce bunca güzelliğin varlığını bilmiyormuşum. Yazık, geçip giden
ömrüme, demiş kurbağa ve çok utanmış. |
|
|
|
Uygur Atasözleri
Tiliğni sen
saklısağ, tiling sini saklaydu
Sen dilini korursan, dilin seni korur
Kona Çapaning pishti tola bay kishining iti tola
Eski paltonun biti çok zenginin it’i çok
Kiyming uzun bolsa, putugni oraydu, sözüng uzun bolsa,
özegni oraydu
Elbisen uzunsa, ayağını tökezletir, sözün
uzunsa, kendini
Ogri aydin korkidu
Hırsız ay ışığından korkar
Kaga kagınıng közini çokumaz
Karga karganın gözünü oymaz
Kandak kelse şundak qiter
Nasıl gelirse öyle gider
Kosakta nan bolsa bilekte can
Midede ekmek olsa bilekte can
Tilide dost, dilide düshmen
Dilinde dost, kalbinde düşman
|
|
İstiklâl Mücadelesi
(11)
Azimet
Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde
Edilemez
Pamir dağlarında isyana kalkan Kırgız Bahadırlar da Kaşgar
ayaklanmasına destek vermişlerdi. Aynı zamanda Rus istilasından
kaçıp Batı Türkistan'dan, Doğu Türkistan'a sığınan, savaşçı Özbek
kardeşlerimiz de Kaşgar'daki haklı mücadeleye oldukça mühim
katkılarda bulunuyorlardı. Çerçen-Çakılık'tan (Tanrı dağlarının
Güneyi) Hoten- Yarkent'e kadar olan hat boyunca Muhammed Emin Buğra
ve Sabit Damollam'ın önderliğindeki Hoten mücahidlerinin hakimiyeti
altına girmişlerdi. Altay, Canimkan liderliğindeki Kazak ayaklanması
elinde idi, Gulca'da savaşın (ayaklanmanın) patlak vermesi her an
bekleniyordu. Ama Doğu Türkistan'da bağımsız bir devletin kurulması
halinde Rusların işgali altındaki Kazak, Kırgız, Özbek halklarının
Doğu Türkistan halkı ile aynı din, dil, örf-adet, ve aynı medeniyete
sahip olmaları dolayısıyla milli duyguların canlanma ihtimali vardı.
Bunun için Stalin, Sovyetler Birliği sınırında, Orta Asya'nın
geleceğine ışık tutacak bir devletin kurulmasını uygun görmüyordu-
Stalin'in Doğu Türkistan'da savaşmakta olan tarafların içinde
varlığını sürdüren ve eski Çin sömürgecilerinin varisi olan Sin Si
Sey'i koruması ve askeri yardımda bulunması Doğu Türkistan
Bağımsızlık hareketinin tehlike altında kalmasına sebep oluyordu.
Böyle bir durumda var olan milli güçleri birleştirmek, iç ve dış
durumu kontrol altına almak için bir devlet teşkilatına ihtiyaç
vardı. Yani bir hükümetin kurulması lazımdı. Bu işin gerekliliğini
hisseden ilk Sabit Damollam oldu. Bu zat Hoten'deki ayaklanma
başlamadan birkaç ay önce yurtdışından dönmüştü. Sovyetler Birliği,
Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Hindistan gibi devletlere yaptığı
ziyaretler esnasında bazı incelemelerde bulunan Sabit Damollam;
Hoten'deki ayaklanmanın patlak vermesinden evvel, genel durumla
ilgili Muhammed Emin Buğra'ya verdiği bilgide; dünya üzerindeki
hiçbir devletin Doğu Türkistan mücadelesine yardım edemeyeceğini, bu
sebeple özellikle ayaklanmalar patlak verdikten sonra- komşu
devletlerin desteğini kazanmanın lüzumunu vurgulamıştır. Sabit
Damollam, Muhammed Emin Buğra ile istişare ettikten sonra
Yarkent'teki Hoten askerlerinden 2000 kişiyi komutası altına alıp
Kaşgar'a gelir. Kaşgar'da kumandan Tomur ile yardımlaşarak yeni
şehir kalesine sığınan Döngenleri (Çinli Müslüman) bertaraf edip
milli mücadeleyi başlatmak için yola çıkar. Fakat Kaşgar'da ki
ayaklanmada, iki yüzlü, hain olduğu sonradan anlaşılan bazı
nifakçılar mücahitlerin arasına sızmıştı. İşte bunlar kumandan
Tomür'ün aklına bölücü fikirler yerleştirirler. Yani, Sabit
Damollam'ın cemaat içinde büyük itibarının olduğunu ve Kaşgarlı
olması sebebiyle hakimiyeti Tömür'den alıp ele geçirebileceği
ihtimaline inandırdılar. Sabit Damollam'a karsı komutan Tömür'ün
nefretini uyandırdılar, Tömür'e Kolordu Komutanı unvanını veren
Çinli'ler ile Müslümanların arası bozulur.
|
|
|
|
|
|
SİZDEN GELENLER
DOĞU TÜRKİSTAN
|
|
ÜRÜMÇİ
Beyaz Kavak Vadisi, Ürümçi şehrinin 75 kilometre güneyinde, Güney da ğlarının
içindedir. Sık ormanları, renk renk çiçekleri, ılık iklimi ve temiz
havasıyla bu vadi nefis bir seçenektir. Yeşil ağaçlar arasında
uzaktan görülmesi olanaksız 2 metre genişliğinde bir akarsu, 20
metre yükseklikten düşerek ince su zerrelerinden oluşan bir bulut
meydana getirir ve çevresindeki yeşil orman içinde harika bir şelâle
ortaya çıkar.
1949 yılından beri Çin tarafından sömürülmekte olan yerüstü ve
yeraltı doğal kaynakları bakımından çok zengin bir şehir olan
Ürümçi, "kömür madenleri üzerindeki kent" olarak da bilinir. Ürümçi
çevresindeki kömür madenleri Çin kaynaklarına göre 10 milyar ton,
alçıtaşı rezervleri 2.2 milyar ton, kireçtaşı rezervleri 104 milyon
ton, mutfak tuzu rezervleri 10 milyon tonun üzerinde ve sodyum
sülfat rezervleri 110 milyon tonun üzerindedir. Tabi ki bu
rakamların kat kat üstündedir. Ürümçi çevresinde, birçok hayvan ve
bitki türü bakımından çok zengin geniş orman alanları vardır. Tanrı
Dağlarının Ürümçi şehir sınırları içinde kalan bölümünde önemli
miktarda buzul vardır ve 164 kilometrekarelik bir bölümü karlarla
kaplıdır. Bu nedenle zengin yerüstü ve yeraltı su kaynakları olan
bir şehirdir. Çalışanlarının tamamı Çinli olan birçok endüstri
kurumları kurulmuş ve gelirin tamamı da Çin'e taşınmaktadır.
Tamamıyla Çin kontrolünde Ürümçi'de 3.000'in üzerinde kayıtlı
endüstri kuruluşu açılmıştır. Bu kurumların bütün ürünleri Çin’e
taşınmaktadır. İşletmeler: petrol işleme endüstrisi, tekstil, makine
üretimi, demir ve çelik üretimi, inşaat malzemeleri üretimi, enerji
üretimi, kimyasal ürünler, elektronik endüstrisi, demirdışı metal
ürünler, kömür ve gıda maddeleri alanında faaliyet göstermektedir.
Ürümçi, % 95 varan Çinli göçmenlerle doldurulmuş ve Müslüman Türk
halkı asimilâsyonun en şiddetlisi ile karşı karşıyadır.
|
|
|
|
|