|
| |
|







 |
|

Başmakale
Mehmet Emin Batur |
TÜRKMENLER ABD BESLEMESİ PEŞMERGELERİN
İNİSİYATİFİNE TERK
EDİLEMEZ
Ayrıca Iraktaki bu günkü belirsizlik ortamı ve otorite boşluğu da birçok
ard niyetli zümrelerin sivrilmesine ve çeşitli şekillerde ayrı baş
çekmelerine sebep oldu. Bunların arasında en karlı çıkan ve giderek
güçlenen taraf hiç mübalağasız ABD’nin açık destek verdiği ve giderek
palazlandırdığı Kürtler oldu diyebiliriz.
Kimi entelektüeller ve stratejistler arasında ABD Iraktan çekilir mi,
çekilmez mi tartışmaları yapıladursun ABD’nin henüz Iraktan çekilmesi
mümkün görünmüyor. Çünkü bu gün neredeyse Irak’ın tamamında da söz
sahibi olmak ve Irak’ın idaresini de ele geçirmek isteyen Kürtler
ABD’nin şimdilik Irak’tan ayrılması taraftarı değiller. Türkiye
hükümetlerinin yıllardır süren ilgisizlikleri sebebiyle de ne yazık ki;
Türkmen kardeşlerimizin akıbetleri de pek parlak görünmüyor. Irak’ta
alelacele alınan seçim kararı sonucunda yapılan sözde seçimler tamamen
sağlıksız ve güven vermeyen bir ortamda geçti. Bu sözde seçimlerden de
en zararlı çıkanlar maalesef Irak Türkmenleri olmuştur. Seçim sonrası
ortaya çıkan tablo “Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız” şeklinde
kendilerinin de inanmadıkları palavralar atanların bütün yalanlarını
ortaya çıkartacak şekilde açık bir parçalanmanın emarelerini ortaya
koymuştur.
Üstelik te yapılan sözde seçimler sonrasında Irak’ta ve özellikle de
Türkmen toprağı olan Musul ve Kerkük’te sular asla durulmayacaktır. Kim
hangi savlarda bulunursa bulunsun Irak’ta taşlar yerinden oynamıştır.
Türkiye yetkilileri “Irak’ın toprak bütünlüğü korunacaktır” demeyi
bırakıp Türkiye’yi çok daha yakından ve ciddi bir biçimde ilgilendiren
ve ilgilendirmesi gereken Kuzey Irak ve Türkmenler meselesi üzerinde
kafa yormalı oradaki Türkmenlerin mağdur edilmemesi yönünde ciddi
girişimlerde bulunmalıdır. Zira, bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin kendilerine verdiği yeşil pasaportlarla seyahat edebilen ve
Saddam rejimine karşı Türkiye tarafından korunan baldırı çıplak Peşmerge
başları, tarihi ve kültürel yönden tamamen Türkmen toprağı olan Musul ve
Kerkük’ü açıkça Kürt toprağı olarak ilan etmenin yanı sıra, “Türkiye
bizim işimize karışmasın. Yoksa biz Diyarbakır’ı isteriz.”, “Bağımsız
Kürt devleti zamanı geldiğinde gerçekliğe kavuşacak” vs. gibilerinden
Türkiye’ye dil uzatır hale gelmişlerdir.
Türkiye bunu yapar mı bilemiyoruz ama, kapımızın önünde havlama cesareti
gösteren ABD zağarlarına gereken ders en uygun biçimde ve vakit
geçirilmeden Türkiye Cumhuriyeti Devletine yaraşır bir şekilde mutlaka
vermelidir. Bu bölgede kendilerini dev aynasında görmeye başlayan
çapulculara anlamayacakları tarzda diplomatik cümleler sarf ederek vakit
öldürmek gelecekte hem Türkmenleri hem de Türkiye’yi ciddi şekilde
sıkıntıya sokabilecek bir sürecin yolunu açabilir. Bildiğimiz bir gerçek
daha var ki; Türkmenler, Türkmen bölgesine seçim öncesinde ABD
güdümündeki Barzani ve Talabani tarafından 175 bin ( gerçek rakamlar ise
bu rakamların çok daha üzerindedir)Kürt’ün göç ettirilmesi sonucunda
Kürt potası içerisinde eritilmek istenmektedir. Bu bölgeye yapılan Kürt
nüfusu transferi konusunda Sayın Dış İşleri Bakanımız Abdullah Gül
kendisinden beklenmeyen tarzda ilginç bir açıklama yaparak, Saddam
zamanında bölgeden sürülen Kürtlerin şimdi kendi bölgelerine geri
dönmesi kadar normal bir şey olamaz anlamında bir beyanda bulunmuştur.
Bu ifade bize göre Musul ve Kerkük’ün tarihî ve kültürel açılardan bir
Kürt toprağı olduğu safsatasını ileri süren Kürt Peşmergelerin
hezeyanlarını destekleyici ve onları cesaretlendirici bir anlam
içermektedir. Aynı zamanda Türkiye yetkilileri tarafından bölgedeki üç
milyonu aşkın Türkmen kardeşimizin ve Musul-Kerkük’ün gözden çıkartılmış
olduğunun da göstergesi olarak yorumlanabilir. Gözden çıkartılmasa bile
Türkiye için son derece stratejik ehemmiyete sahip bu bölgede Pentagon
tarafından en modern silahlarla silahlandırılmış bulunan 100 bin
civarında Peşmerge ordusuna karşı Türkiye’nin savaş açma gibi bir
düşünce taşıdığını da zannetmiyorum. Üstelikte ABD ye rağmen…
ABD’nin samimiyetsizliklerine karşı Rusya Federasyonu ve Çin’e daha
fazla yaklaşma eğilimindeki ve İran’a karşı daha ılımlı bir politika
izleme temayülünde olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Kuzey Irak,
Musul- Kerkük, Türkmenler ve Kıbrıs konularında Türk Milletinin
“Türkiyeliyim” diyenlerin değil) Milli hissiyatına tercüman olacak bir
dış politika izlemesi zamanı artık gelmiş ve geçmektedir.
|
|
BAYRAM’DA 63 UYGUR
TÜRKÜ HAYATINI YİTİRDİ!
Eyüp TANRIVERDİ (MÜNİH)
Haberi
Doğu Türkistan’ın başkenti Ürümçi’de, Uygur
Türklerinin alışveriş merkezi konumunda olan “Rabiya Kadir” alışveriş
yerinin önünde meydana gelen patlama sonrası 50 Uygur Türkünün öldüğünü
ve çok sayıda yaralının
olduğunu Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi
bildirildi.Doğu Türkistan’ın Karamay ve Maytagh illeri arasında,
bayramın yine birinci günü mezarlık ziyaretinden dönen Uygur Türklerine
ait bir otobüsün patlaması sonrası 13 Uygur Türkünün öldüğünü ve çok
sayıda yaralının olduğu, patlamalar sonrası, bölgenin Çin hükûmeti
tarafından sıkı yönetim ilân edildiğini, yine Doğu Türkistan Enformasyon
merkezi tarafından bildirildi.
KARAKAŞ, “BAYRAMLARIMIZI ZEHİR EDİYORLAR”
Çin Hükümeti’nin, patlamalar hakkında, hür dünyaya hiç bir haber
vermediğini söyleyen Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Başkanı ve
sürgünde kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı
Abdülcelil Karakaş:’’ Her bayramlarımızda şiddet uygulanmaktadır.
Ramazan ve Kurban Bayramlarını normalden bir gün sonra yaptıran Çin
hükûmeti, bayram günleri Çinli teröristler tarafından uygulanan
bombalama olaylarını örtbas ediyor.
Siyasal, sosyal ve kültürel hakları gasp edilen Uygur Türkleri, bütün
bunlar yetmiyormuş gibi, bayramlarda uygulanan bombalama olaylarıyla
bayramlarımızı kana bulayıp, bu güzel günleri bize zehir ediyorlar.
Bombalama olayları, hür dünyaya ancak bağımsız kaynaklar tarafından
ulaştırılıyor. Çin yetkilileri bu konuda ya yanlış haber veriyor, veya
çoğu zaman olduğu gibi hiç haber vermiyorlar’’ dedi.
|
|
Şer İttifak’a Türkiye
üye olmak istiyor
Başbakan Tayyip Erdoğan
ile Kremlin’de iki gün üst düzey görüşmeler yapan Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin, dün gittiği Kazakistan’da
Türkiye ile ilgili yeni
sürpriz bir açıklama yaparak Ankara’nın ‘Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye
olmak istediğini Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’e
iletti.
Nazarbayev ile Almatı’da buluşan Putin şöyle konuştu: ‘Dün (önceki gün)
Türkiye Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan’ı Moskova’da misafir etme, onunla
detaylı görüşme imkanım oldu. Temaslarımız sırasında Erdoğan’dan,
ülkesinin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne büyük ilgi duymaya başladığını
memnuniyetle öğrendim. Türkiye’nin dile getirdiği bu ilgi bence önemli
bir pozitif sinyal olarak algılanmalı.’
Kazakistan lideri Nazarbayev, Putin’in bu sözleri üzerine Türkiye’yi her
zaman aralarında görmekten mutluluk duyacaklarını belirtti.
6 ÜYELİ ÖRGÜT
15 Haziran 2001’de Rusya, Kazakistan ve Çin’in inisiyatifiyle kurulan
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 6 üyesi bulunuyor. Rusya, Kazakistan, Çin,
Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın üye olduğu örgüt Orta Asya’da
güvenlik ve anti-terör alanında işbirliğini öngörüyor. |
|
Gül, Çinli’leri Sevindirdi
Sekiz
yıl aradan sonra Çin'e resmi ziyarette bulunan ilk Türk Dışişleri Bakanı
olan Gül, başkent Pekin ve ticaret kenti Şanghay'da iki ülke arasındaki
ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesini ele alacak. Çin
Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing'in konuğu olarak bu ülkeyi ziyaret eden
Dışişleri Bakanı, iki ülke arasında Türkiye aleyhine olan dış ticaretin
dengelenmesini gündeme getirerek, yatırım ve işbirliğinin
güçlendirilmesini önerdi.
Kıbrıs için destek isteyecek
Gül'ün temasları sırasında özellikle Kıbrıs konusunda BM Güvenlik
Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri olarak önemli rol oynayabilecek Çin
yönetiminin desteğini istediğide öğrenildi.. Dışişleri Bakanı'nın 24
Nisan referandumlarının ardından KKTC'ye yönelik tecridin kaldırılması
çağrısı yapan Güvenlik Konseyi raporunun yayımlanması için Pekin'den
destek istediği de kaydediliyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başbakan yardımcısı olarak Çin
ziyareti sırasında Doğu Türkistan'a da gitmesi geçmişte iki ülke
ilişkileri açısından sorun yaratmıştı.
Gül'ün ise Doğu Türkistan'ı programına dahi almaması Pekin'i rahatlattı.
Türkiye'de Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye sürgüne gelmiş çok sayıda Uygur
Türkü yaşıyor. Çin ise bunların ayrılıkçı hareketleri
desteklediklerinden şikâyet ediyor.
20. yüzyılda devlet bile kurduktan sonra Çin işgaline uğramış olan Doğu
Türkistan'daki Uygur Türklerinin dillerini konuşmalarına ve kültürlerini
yaşatmalarına izin verilmiyor. Uygur Türklerinin topraklarının Çin'in
nükleer deneme sahası olarak kullanılması dünya çapında insan hakları
örgütleri ve BM raporlarıyla tespit edilmiş durumda. |
|
Kazakistan'da ki
Uygurların endişeli bekleyişi
Kazakistan merkezli bir insan hakları kuruluşu, Çin'den kaçan
mültecilerin, her gün daha da zor şartlar altında yaşadıkları uyarısında
bulundu. Kuruluş, bu duruma gerekçe olarak, terörle mücadeleyi gösterdi.
Kazakistan'daki Uygur mülteciler, sınır dışı edilip, Çin'e geri g önderilmekten
korkuyor. Zira Pekin yönetimine göre onlar 'terörist'. Almatı'nın işlek
pazarlarından birinde polis, evrakları düzensiz göçmenleri düzenli
olarak arıyor. Bu yabancılar ise kendi deyimleriyle, Çin'deki siyasi
zulümden kaçtıklarını söylüyor. Sürekli olarak gözaltına alınma korkusu,
onlar için normal yaşam çabasını imkansız hale getiriyor. Merkezi
Almatı'da bulunan Etnik Azınlıklar için Yasal Destek Merkezi, Çin ve
Kazakistan hükümetlerinin terörle mücadeledeki işbirliğine dikkat
çekiyor. Merkeze göre, bu işbirliği, Pekin'in, ülkenin batısındaki Doğu
Türkistan ya da Şincan bölgesinde, siyasi amaçla şiddet olaylarına
karışmakla suçladığı kişiler üzerindeki baskıyı artırıyor. Doğu
Türkistan'da Pekin karşıtı şiddet, 15 yıl önce patlak verdi. Bu süre
içinde Uygurlar, küçük gruplar halinde yavaş yavaş Kazakistan'a kaçtı.
Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygurlar ise Çinlilerin topraklarına adeta
akın etmesinin, kültürlerini aşındırdığını söylüyor. Etnik Azınlıklar
için Yasal Destek Merkezi'ne göre, 700 kadar Uygur, Çin'in dağlarını
aşıp, bu riskli yolculuğu tamamladı.
Kazakistan'ın Çin kaygısı
Batılı ülkeler, bu kişlerin çoğunun sığınma başvurularını kabul etti.
Ancak Uygurların 50 kadarı, Kazakistan'da kaldı. Çalıştığı pazarda
polisten saklanırken konuştuğumuz bir Uygur, sınır dışı edilmemesi için,
düzenli olarak rüşvet vermek zorunda olduğunu söylüyor: ''Polisler,
kanunlara aykırı davrandıklarını biliyorlar. Ancak sırf düzenli olarak
para kazanmak için bizi taciz ediyorlar. Sürekli; her gün, her saat,
korku içindeyim. Başıma bir şey gelse, kimseye hesap sorulamaz. Çin'e
geri gönderilecek olmam, daima bir olasılık. Çünkü Çin unutmaz. Geride
bıraktığım ailemi düzenli olarak kontrol ediyorlar. Uzun süredir
saklanıyorum. Ve yakalarlarsa beni öldüreceklerine eminim.'' Çin'e göre
Uygurlar, tehlikeli ayrılıkçılar Çin'le ticaret Kazakistan için giderek
daha önemli hale geliyor. Kazak hükümeti de, tıpkı konuştuğumuz bu Uygur
gibi kişileri saklamakla suçlanmak istemiyor. Çünkü bu kişiler, Pekin'e
göre, 'tehlikeli ayrılıkçılar'. Kazakistan resmi olarak, Çin'den gelen
Uygurluları, mülteci olarak tanımıyor. Bu da Uygurların, yasal bir
statüden yoksun olmaları ve polisten korunamamaları anlamına geliyor.
Ian MacWilliam BBC Almatı Muhabiri |
|
Büyükanıt'tan Kıbrıs resti
KIBRIS Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı birliklerini denetlemek üzere
KKTC'ye giden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,
Denktaş'ı ziyarette Kıbrıs'ta kalıcı bir barışın sağlanmasını temenni
ettiklerini, ancak barışın kalıcılığının nasıl olacağının da önem
taşıdığını ifade ederek, "Kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan buradan
bir tek asker dahi gitmeyecektir" dedi. Askerden Denktaş'a destek
"ANCAK bunun kalıcılığının nasıl olacağı da çok önem taşır" diyen
Büyükanıt "Bugün kalıcı gibi görünen ertesi günü değişebiliyor. Biz
asker olarak, tabii ki Kıbrıs Türkü'nün güvenliği için, anlaşmalardan
gücünü alan bir biçimde Kıbrıs adasında silahlı kuvvetlerimizi
bulunduruyoruz" sözleriyle herkesi uyardı. Büyükanıt, askerin Denktaş'ın
yanında olduğu mesajını da verdi. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Komutanlığı birliklerini denetlemek üzere KKTC'ye gelen Kara Kuvvetleri
Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret
etti. Orgeneral Büyükanıt, ziyarette yaptığı açıklamada, birlikleri
denetlemek amacıyla geldiği KKTC'de Cumhurbaşkanı'nı ziyaret etmekten
mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyledi: "Kalıcı bir barışın
sağlanabilmesini temenni ediyoruz, en azından. Ancak bunun kalıcılığının
nasıl olacağı da çok önem taşır. Bugün kalıcı gibi görünen ertesi günü
değişebiliyor. Biz asker olarak,tabii ki Kıbrıs Türkünün güvenliği için,
anlaşmalardan gücünü alan bir biçimde Kıbrıs adasında silahlı
kuvvetlerimizi bulunduruyoruz. Kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan da
buradan bir tek asker dahi gitmeyecektir." Orgeneral Büyükanıt, Şehitler
Haftası'nda KKTC'de olmaktan da ayrıca mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt, Denktaş'ı ziyaret etmekten
mutluluk duyduğunu söyledi.Denktaş ise "Şehitler Haftası'nın
başlangıcında buradasınız. Bu da şehitlerimizin ruhunu şad edecek bir
ziyaret oldu" dedi.Büyükanıt, Cumhur-başkanı Denktaş'a, Kara Kuvvetleri
Komutanlığı'nın şildini de takdim etti.
|
|
Çin bıçakları kurban
kesemiyor
Bursa
Bıçakçılar Odası Başkanı Bayram Kılıç, geçen yıl Çin'den getirilen ucuz
bıçaklarla kurban kesemeyen vatandaşların bu bayram dünyada keskinliği
ve paslanmaz olmasıyla ünlenen Bursa bıçaklarına yöneldiğini belirterek,
"Çin kabusunu atlattık, şimdi ihracat atağına geçeceğiz" dedi.Çin'den
gelen bıçakların büyük bir kısmının Türkiye'ye kaçak yollardan girdiği
yönünde aldıkları duyumları ilgili müsteşara ilettiklerini ifade eden
Kılıç, "Yapılan araştırmalarda tereddütlerimizde haklı çıktık. Geçen
Kurban Bayramı'nda Çin istilası yüzünden son yüzyılın en kötü dönemini
geçiren üreticilerimizin yaptığımız bu temasların netice vermesiyle yüzü
güldü. Çin'den gelen bıçakların iç piyasadaki payı geçen yıla oranla
yüzde 60 oranında düştü. Bu bayram üreticilerin büyük kısmı stoklarını
eritti. |
|
Almanya’da yaşayan Türklerin
sayısı azalıyor
Almanya'da, 1990'lı yıllarda göç edenlerin sayısı 1 milyon 400 binlere
tırmanırken, bu rakamın 2003'te 769 bine düştüğü bildirildi. Almanya'dan
başka ülkelere göç edenlerin sayısının ise 2003 itibariyle 626 binleri
bulduğu belirtildi. 1991 ile 2003 yılları arası, yani 12 yıl içerisinde
Almanya'ya gelenlerin sayısı 14.2 milyon olarak kayıtlara geçerken,
Almanya dan göç edenlerin sayısının da 9.6 milyon olduğu saptandı.
Ayrıca 2003 yılı itibariyle Almanya'ya göçün en fazla yüzde 17 ile AB
ülkelerinden, yüzde 14 Polonya, yüzde 9 Rusya Federasyonu'ndan ve yüzde
6 Türkiye'den olduğu kaydedildi. Bu noktada ilginç bir saptama ise
Almanya'yı terk ederek Türkiye'ye yerleşenlerin oranının Almanya'ya
gelenlerle denk olması ve yüzde 6'larda seyretmesi. Bu durumda
Almanya'da yaşayan Türkler'in sayısının dolaylı olarak düşme
gerekçelerinden birisi. Federal Alman Hükümeti Göç ve Uyum Sorumlusu
Marieluise Beck, 2003 yılı itibariyle Almanya da yaşayan Türkler'in
sayısının 1 milyon 880 bin olduğunu söyledi. 1998 yılı itibariyle ise bu
rakam 2 milyon 110 bin olarak kayıtlara geçmişti. Yüzde 26 gibi bir
oranla Türkler Almanya'da yaşayan 7 milyon 334 bin 765 yabancı arasında
halen en büyük grup olma özelliğini koruyor. Ancak vatandaşlığa geçenler
dahil Almanya'da yaşayan Türk kökenlilerin sayısı sadece 2.5 milyon.
İstatistiklere göre, geçtiğimiz yıllara oranla Almanya'da yaşayan
Türkler'in sayısındaki düşüşle ilgili Beck, "Şimdiki koşullara göre aile
birleşimi ile Almanya'ya göç şartları ağırlaştı ve bu rakamda düşme
mevcut. Ya da artık çok özel ve arzu edilen meslek sahiplerinin ülkeye
göçü mümkün hale getirildi. Bu nedenle göç için tek açık kanal aile
birleşmesi yolu ile olanı. Bu da giderek yok denecek kadar az bir rakama
ulaştı. Eskisine oranla aileler çocuklarını ve eslerini Türkiye'den
getirmiyorlar. Zira artık ailelerin hemen hemen tamamı Almanya'da artık
bir bütün halindeler, yani aile bireylerinin bir bölümü memlekette değil
aksine Almanya'da" diye konuştu.
|
|
Türkmenlere seçim oyunu
KERKÜK ve
Musul'da tam bir seçim rezaleti yaşandı.
İşgalci ABD ve Peşmergelerin istekleri doğrultusunda yapılan Irak
seçimlerinde oyları kim sayıyorsa o kazanıyor
KERKÜK ve Musul'da tam bir seçim rezaleti yaşandı. Türkmenler seçime
itiraz etti. Peşmerge destekli taşımalı seçimde Türkmen ve Arap
köylerinde Kürtler kazandı, ölüler sandığı gitti, kurşun kalemle yazılan
oylar değişti.Aynı merkezde beş kez oy kullananlara kadar uzun bir ihlal
listesi var.
İŞGALCİ ABD ve Peşmergelerin istekleri doğrultusunda 30 Ocak'ta yapılan
Irak seçimlerine seçim demek doğru bir hareket olmaz. Şu anda bile
sayımı süren seçimlerde sandık başında sayımı yapan kimin tarafında ise
o kazanıyor. Taşımalı oylar Irak Türkmen Cephesi'nin (ITC) tespitlerine
göre, çok sayıda Kürt, Erbil ve Süleymaniye'den getirilerek, Kerkük'teki
Rahimava bölgesindeki okullara yerleştirildi. Rahimava bölgesinde, çok
sayıda seçmen, seçim merkezlerindeki görevlilerin gözü önünde 5'ten
fazla oy kullandı. 2 bin Kürt muhafız, hem kendi görev yerlerinde hem de
ikametgahlarında oy kullanırken, Erbil'deki Türkmen seçmenler, kurşun
kalemlerle oy kullanmaya zorlandılar.
Bazı Kürtler yaklaşık bir sene önce vefat eden vatandaşların yerine oy
kullandılar. Örnek olarak da, Rahimava bölgesindeki Esiri Okulu'nda,
Hüseyin Sabır adındaki şahısın, ölen babası Sabır Abüdecac yerine oy
kullanması gösterildi. Özellikle Mencoli Okulu ve Arafa Seçim
Merkezi'nde, seçmen çağında olmamalarına rağmen birçok kişinin oy
kullandığı kaydedildi. Bu kişilerin seçmen kaydı, seçim merkezlerindeki
görevliler tarafından yapıldı. Türkmenler'in itiraz listesi şöyle devam
ediyor:
*Tuzhurmatu ilçesine baglı Meftül El-Sagir ve Meftül El-Kabir köylerinde
130 no'lu Kürt koalisyonun seçimi kazandığı açıklandı. Ancak, köy
sakinlerinin tamamının Arap olduğu biliniyor. Tuzhurmatu'nun Salmanpak
nahiyesindeki seçimleri Kürt koalisyonun kazandığı belirtilmiştir. Ancak
köyde sakinlerin hepsi Arap ve Türkmenler'den oluşuyor.
Peşmerge baskısında seçim
*Seçimin yapıldığı gün, sabah saatlerinde Kerkük'ün Kürt mahallelerinde
8 seçim merkezi açıldı. Bu merkezlerin koruma görevi Kerkük'ten
getirilen muhafız güçlerine verildi. Kerkük'ün Türkmen mahallelerindeki
birçok seçim merkezlerine seçim listeleri gönderilmedi.
Bu da birçok Türkmen'in oy kullanmamasına neden oldu. Birçok Türkmen
mahallelerindeki seçim merkezleri seçimden bir gün evvel Kürt
bölgelerine aktarıldı.
Türkmen Telafer kentinde yalnız iki seçim merkezi açıldı. Böylece 400
bin nüfuslu kentteki çok sayıda Türkmen sandık başına gidemedi. Kent
aynı gün bombardımana uğradı. Bu da seçimi olumsuz etkiledi. |
|
Raşid Dostum’a suikast
girişimi
Afganistan Türklerinin
lideri Özbek General Raşid Dostum, Şıbırgan kentinde bombalı intihar
eylemcisi tarafından düzenlenen suikast girişiminden yara almadan
kurtuldu. Şıbırgan'dan yayın yapan Ayna Televizyonu'nun Yönetim Kurulu
Başkanı Muhammed Yusuf Rawanyar, olayın Bayram namazı sonrasında meydana
geldiğini belirterek, "General Dostum, Şıbırgan'daki Ghocha Park
Camii'nde bayram namazını bitirip cemaatla bayramlaştığı sırada patlama
meydana geldi. Bir terörist üzerine bağladığı bombaları caminin içinde
patlattı. Patlamada General Dostum'un korumalarından ikisi ve bazı
siviller yaralandı" dedi. Söz konusu suikast girişimi Ayna
Televizyonu'nda yayınlanırken, General Dostum'un güvende ve sağlıklı
olduğu,
saldırganın kimliğinin henüz bilinmediği belirtildi. Ancak, saldırının
Dostum'un yanına yaklaşan dilenci kılığındaki saldırganın üzerindeki
bombayı patlatmasıyla düzenlendiği açıklandı. |
|
Avrupa
Konseyi:Ermenistan Karabağ da işgalci
Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi (AKPM), Azerbaycan topraklarını işgal ettiği
gerekçesiyle Ermenistan'ı uyardı. Îngiliz parlamenter David Atkinson
tarafından Yuka rı Karabag sorununa ilişkin hazırlanan rapor ve buna
bağlı karar tasarısı, AKPM Genel Kurul toplantılarında tartışılarak
kabul edildi. Raporda, "Üye bir ülkenin, diğer bir üye ülke toprağını
işgal etmesinin, Avrupa Konseyi ile ilgili taahhütlerine ilişkin ciddî
bir ihlâl oluşturduğu" açıklandı. Kararda, Karabağ sorununun barışçı bir
biçimde çözümü için Minsk, sürecine destek verildiği ifade edilerek,
yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönme hakkının' teyit edildiği
vurgulandı. Konsey, Minsk süre cinin başarılı olmaması halinde
tarafların Uluslararası Adalet Divanı'na gitme seçeneğini de
dışlamamaları önerildi. AKPM kararında, "Azerbaycan ve Ermenistan'ın
uzlaşı yolunu izlemeleri konusunda" çağrıda bulunuldu Azerbaycan ve
Ermenistan arasındaki güven artırıcı önlemlere ilişkin bir eylem planı
için, kaynak ayrılması da istendi. |
|
AP’den Gürcistan’a
Ahıska Türkleri uyarısı
Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi, Gürcistan'ın Avrupa Konseyi karşısına aldığı
yükümlülüklerin yerine getirmesi gerektiğini hatırlattı. Konsey,
Gürcistan'dan, Ahıska Türkleri'nin geri dönüş sürecinin
hızlandırılması ile ilgili hukukî ve siyasî mekanizmaların
oluşturulmasını da istedi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin,
Gürcistan hükümetine yöneltilen eleştirileri içeren raporunda, Acara
Özerk Cumhuriyeti'nin statüsü belirlenmesinin yanı sıra Abhazya ve Güney
Osetya anlaşmazlıkları çözülmesi sürecinde ilerlemesi gerektiğine de
dikkat çekildi.
|
|
Batı Trakya Türkleri
AİHM'ye gidiyor
Yunanistan Yüksek
Mahkemesi'nin, adının içinde "Türk" kelimesi geçtiği için İskeçe Türk
Birliği'nin kapatılması kararını onaylamasının ardından, Bat Trakya
Türkleri davayı Avrupa İnsan Haklan Mahkeme si'ne (AİHM) götürme kararı
aldı. İngiltere Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği kuruluşunun 15.
yılı etkinlikleri için Londra'ya gelen İskeçe Türk Birliği Başkanı Dr.
Çetin Mandacı ve Avukat Orhan Hacıibrahim, kararla ilgili resmî
açıklamanın yapılmasının ardından AİHM'ye başvuru yapılacağını kaydetti.
Çetin Mandacı, Yunanistan'ın 1986'da, adında sadece “Türk” kelimesi
bulunduğu gerekçesiyle İskeçe Türk Birliği'ni kapatmak istediğini
hatırlattı. Mandacı, "Nihaî karar Yunanistan'ın uluslararası hukuka ne
kadar saygılı olduğunu gösterecek." dedi. Batı Trakya'da avukatlık yapan
Orhan Hacıibrahim de "Dinî liderimizi kendimiz seçinceye ve
kurumlarımızı kendimiz oluşturuncaya kadar mücadelemiz devam edecek.
Ayrıca Yunanistan, 35 bin vatandaşımıza ellerinden aldığı hakları geri
verinceye kadar mücadelemiz devam edecek." dedi. Bu arada, daha önce
aynı gerekçelerle Rodop valisi tarafından kapatılması için dava açılan
Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler
Birliği'nin, 1988 yılında Yüksek Mahkeme tarafından faaliyetleri
durdurulmuştu. |
|
Pentagon'un Lazer Silâhları Azerbaycan'a Getirilebilir...
Azerbaycan Askerî
Havalimanı'na, yakın gelecekte ABD menşeli lazer silahlarının
getirilebileceği ifade edildi. Azerbaycan'da yayınlanan Ayna gazetesinde
yer alan haberde, bu silahların Pentagon'un "Roket Terörünü Engelleme"
programı çerçevesinde Azerbaycan'a getirilmesinin planlandığı
belirtildi. Habere göre, ABD roket saldırılarından korunmak için
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan askeri havalimanlarını kullanmayı
planlıyor. Gazetenin haberinde, ABD ve Türkiye'nin Güney Kafkasya için
planladığı projenin ilk etapta Gürcistan'da gerçekleştirileceği
belirtildi. ABD ve Gürcistan arasında 2001 yılında imzalanan 15 milyon
dolarlık işbirliği anlaşması çerçevesinde Pentagon, Gürcistan Askeri
Hava Kuvvetleri'ne "İrokez" tipinde 10 adet helikopter verecek ve 34
Gürcü pilotunun ABD'de eğitim alması sağlanacak. Öte yandan, NATO'nun
planları arasında Güney Kafkasya ülkelerinin askeri havaalanlarının
standartlarının, ulusal standartlara uygunlaştırılması da bulunuyor.
|
|
Kaçak Çin malına 21 trilyon
ceza
Çin malı ithalatçısı
400 firmayı incelemeye aldıklarını açıklayan Gümrük Müsteşar Vekili
Turagay, ilk incelemeler sonucunda firmalara 21 trilyon (21 milyon YTL)
vergi farkı ve cezası tahakkuk ettirildiğini söyledi
Gümrük Müsteşar Vekili Tuna Turagay, 49 gümrük kontrolörünün Türkiye'ye
kaçak sokulan Çin mallarını tespit için 37 sektörden 400 civarındaki
firmayı incelemeye aldığını açıkladı.
İlk aşamada 138 firmanın incelendiğini belirten Turagay, 16 trilyon
lirası (16 milyon YTL) vergi ve fon cezası, 5 trilyon lirası da (5
milyon YTL) vergi farkı olmak üzere toplam 21 trilyon liralık (21 milyon
YTL) ceza tahakkuk ettirildiğini kaydetti. Turagay, müfettiş ve
kontrolörlerin normal fiziki muayenesi yapılan malları ikinci muayeneye
tabi tuttuklarını ve bu işlem çerçevesinde Uzakdoğu'dan mal getiren
antrepolarda sayımlar yapıldığını söyledi. İlgili sektör tarafından
belirlenen referans fiyatları aracılığıyla çifte fatura incelemesi de
yapıldığını kaydeden Turagay, bir malın belli bir maliyetin altında
Türkiye'ye ithal edilmek istenmesi halinde, farktan kaynaklanan verginin
teminata bağlandığını, ilgili ülke nezdinde kıymet araştırması
yapıldığını anlattı. Turagay, Uzakdoğu'dan özellikle oyuncak, tekstil ve
konfeksiyon, saat, gözlük, çakmak, seramik gibi ürünlerin getirildiğini
söyledi.
537 trilyonluk kaçakçılık
Turagay, geçen yıl bir önceki yıla göre, yüzde 63 artışla toplam 536.8
trilyon liralık (536.8 milyon YTL) kaçakçılık vakası tespit edildiğini
belirtti. Turagay, kaçakçılıkla mücadele kapsamında, 2004'de 3 tane xray
cihazı aldıklarını, toplam 3 motor botu devreye soktuklarını bildirdi.
Çin, iç pazarı ele geçirdi
2005 başında kotaların kalkmasıyla dünya tekstil ve hazır giyim
pazarındaki hakimiyetini daha da pekiştireceği tahmin edilen Çin,
Türkiye'de de birçok kategoride pazarı ele geçirdi. 2001 yılında bazı
ürünlerde kotaların kalkmasının ardından Türkiye'nin ithal ettiği birçok
tekstil ürününde en yüksek pazar payına ulaşan Çin bunu da fiyat
avantajıyla sağlıyor. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları
Birliği (İTKİB) verileri, 2001 yılında pazar payı yok denecek kadar az
olan ürünlerde bile Çin'in Eylül 2004 itibariyle yüzde 40'lara varan
pazar paylarını yakaladığını gösteriyor. 2001'de etekte yüzde 5.9 olan
pazar payını eylül 2004 itibariyle yüzde 19.2'ye çıkaran Çin, yüzde 0.03
olan bornoz, gecelik ithalatındaki payını yüzde 25.1'e, yüzde 0.42’ye
çıkardı. |
|
Denizlili Tekstil
İhracatçıları Çin’le Mücadeleye Hazırlanıyor
Dünya
Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından tekstil ve konfeksiyonda kotaların
kaldırılması üzerine Denizlili tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları
Çin'le mücadeleye hazırlanıyor.
Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB) Başkanı
Raşit Güntaş, 1 Ocak 2005'ten itibaren DTÖ tarafından kotaların
kaldırılmasının kendilerini etkilememesi için her türlü girişimi
yapacaklarını söyledi. Güntaş, "Tekstil ve konfeksiyon sektöründe
rekabet gücü azalacak. 2005'te ciddi bir sınava hazırlanıyoruz. Çünkü
Çin tüm gücüyle devreye girecek ve kıran kırana rekabet yaşanacak" diye
konuştu.
Kotaların kaldırılmasından sonra müşterilerin Çin'i göz önünde
bulundurarak bekle gör politikası izlemediğini ifade eden Raşit Güntaş,
"Biz, Çin'in ürettiği malları üretmeyi bıraktık. Ürünlerimiz tamamen
yüksek alıcıya hitap eden kaliteli ürünlerden oluşuyor" dedi. ABD'nin
2002 yılından itibaren özellikle bornozdaki kotaları kaldırdığını ve 2
yıldır Çin'e karşı bornoz kotası olmadan mücadele ettiklerini belirten
Güntaş, "Konfeksiyon ve dış giyim ağırlıklı ürünlerde zaman dilimi
içinde Çin'in etkisi olacak. Kotaların kaldırılması bizim gibi
ülkelerden ziyade ekonomisi çok daha kötü olan 3. dünya ülkelerini
etkileyecek. “ şeklinde konuştu. DETKİB Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz
Kasapoğlu ise Çin'in 5 yıldır tekstil ve konfeksiyon piyasasında
olduğunu vurgulayarak, "Kotaların kalkmasıyla herkes gardını aldı.
Korkunun ecele faydası olmayacağını biliyoruz. Bu yüzden mücadele
edeceğiz" dedi. |
|
İşkenceci kasaplara para
cezası
Kayseri'de Kurban Bayramı'nın ilk günü sahibinin elinden kaçan kurbanlık
boğanın ayaklarını kesmek suretiyle işkence eden ve daha sonra kayıplara
karışan 2 kasaba para cezası verildi. Edinilen bilgiye göre, Gültepe
Mahallesi'nde Kurban Bayramı'nın ilk günü sahibinin elinden kaçan
kurbanlık boğayı yakalamak amacıyla bacak bağlarını keserek işkence eden
kasaplar Selim Tokpınar (39) ve Süleyman Boyraz (35) kayıplara
karışmıştı. Polis tarafından aranan Selim Tokpınar ve Süleyman Boyraz
adındaki kasaplar bugün yakalandıktan sonra çıkarıldıkları mahkemece
hayvanlara eziyet etmek ve 5199 sayılı kanuna muhalefet suçundan 750'şer
milyon TL para cezasına çarptırılarak serbest bırakıldı. |
|
Çin’de ölüm cezaları arttı
Dünya'da
134 ülkenin ölüm cezasını kaldırdığı, 62 ülkede ise ölüm cezasının hala
sürdüğü bildirildi.
Merkezi Roma'da bulunan Hands Off Cain (Kabil'e Dokunma) adlı örgüt
tarafından
yapılan araştırmada, 10'dan fazla ülkenin ölüm cezasını 2003 yılından
itibaren kaldırdığı belirtilirken, ölüm cezasının 81 ülkede tamamen
kaldırıldığı, 14 ülkede adi suçlar için uygulanmadığı, 6 ülkenin ise
moratoryum sürecinde olduğu ve Rusya'nın kaldırma sözü verdiği
kaydedildi.
Araştırmada, 32 ülkede ise idam cezası bulunmasına rağmen en az 10
yıldır uygulanmadığı bildirildi.
Araştırma da ayrıca, 62 ülkede ölüm cezasının halen uygulandığı ve 2003
yılında bu ülkelerde 5523 kişinin idam edildiği bildirilirken, Çin'de
geçen yıl en az 5000 kişinin ölümle cezalandırıldığı vurgulandı.
Örgüt, geçen yıl İran'da en az 154, ABD askerlerinin başkent Bağdat'a
girdiği 9 Nisan 2003'e kadar da Irak'ta 113 kişinin idam edildiğini
belirtti. |
|
Hamas ile Hizbullah arasında
anlaşma
Hamas ile
Hizbullah, İsrail'e karşı direniş seçeneğinin desteklenmesi konusunda
anlaşmaya vardı.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Hamas lideri Halid Meşal ile
Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah arasında Beyrut'un güneyinde
yapılan toplantıda bu anlaşmaya varıldığı bildirildi. Açıklamada, iki
lider arasındaki görüşmede, ''direniş ve kararlılığın, mevcut baskıya
karşı gelmede tek seçenek'' olduğu konusunda fikir birliğine varıldığı
belirtildi. Hamas'ın İsrail ile varılan geçici ateşkesi koşullu olarak
kabul edeceği belirtilmişti. Bu anlaşmanın söz konusu ateşkese karşı
olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi. |
|
Rusya Doğu Sibirya'da Petrol
Boru Hattı inşa ediyor
Finansal
Haber Ajansı Prime-Tass Rus Hükümeti'nin Doğu Sibirya'dan Pasifik
Okyanusu kıyılarına uzanacak yeni bir petrol boru hattının inşası için
talimat verdiğini bildirdi.
Prime-Tass'a göre Sibirya'nın Taichet bölgesi ile Nakhodka Limanı'nı
birleştirecek olan 80 milyon ton kapasiteli boru hattının inşaası
talimatı yayınlandı. Rus yetkililer henüz konu ile ilgili bir açıklama
yapmadılar.
Rusya'nın petrol rezervlerini Çin ve Japon piyasaları ile birleştirmeyi
hedefleyen iki boru hattının yapımı halen devam ediyor. Uzmanlar
Nakhodka'ya uzanacak 4130 km'lik hattın Çin'e doğru da uzatılabileceğini
belirtiyorlar. |
|
Gazeteciler için dünyanın en
büyük cezaevi: Çin
Irak gazeteciler için
2 yıldır üstüste en tehlikeli bölge durumunda. Irak'ta geçen yıl 19
gazeteci öldü. Bu kişilerle birlikte, tercüman, rehber, koruma
görevlisi, şoför gibi 12 destek elemanı da hayatını kaybetti. Örgütün
açıklamasına göre, Irak'ta ölen gazetecilerin büyük bir bölümünü, kendi
ifadesiyle terörist ve Iraklı gerillaların saldırısına hedef oldu.
Ölümlerin 4'ünden ise Amerikan ordusu sorumlu tutuluyor.
Irak'ı 6 ölümle Filipinler izliyor. Bangladeş'te ise 4 gazeteci
görevleri sırasında ya da fikirleri nedeniyle hayatını kaybetti. Sınır
Tanımayan Gazeteciler Örgütü, "Bu ülkelerde gazeteciler, yolsuzluk,
uyuşturucu kaçakçılığı ve çetelerle ilgili araştırma yaparken
hayatlarını kaybettiler" dedi.
Örgütün raporunda Kuzey Kore, Birmanya, Çin, Vietnam, Laos en az basın
özgürlüğünün olduğu ülkeler olarak gösteriliyor. Çin için “Gazeteciler
için dünyanın en büyük cezaevi" deniyor. Raporda İran için de ağır
eleştiriler yer alıyor. Buna göre, İran sık sık gazetecileri hapisle
cezalandırıyor ve internet üzerinden fikir yaymaya çalışan muhalif
grupları cezalandırıyor. Örgüt, Rusya'da ifade özgürlüğünün sık sık
ihlal edildiği, Beslan'da 330 kişinin ölümüyle sonuçlanan okul
trajedisinin devlet kontrolündeki televizyon kanalları tarafından yanlı
yansıtıldığı görüşünde. |
|
Vietnam’da 11 kişi kuş
gribinden öldü
Vietnam'da, son bir ayda kuş gribinden ölenlerin sayısı 11'e yükseldi.
Doktorlar son olarak 13 yaşında bir kız çocuğun söz konusu hastalıktan
öldüğünü açıkladı.
Ho Chi Minh kasabası Pediyatri Hastanesi'nden bir doktor, "Vietnam'ın
güneyindeki Dong Thap'tan gelen bir kız hayatını kaybetti" dedi.
13 yaşında ölen kızın annesi de 21 Ocak'ta aynı hastalıktan
ölmüştü.Hastane yetkilileri, 10 yaşındaki bir kızın daha H5N1 kuş gribi
hastalığı nedeniyle durumunun ciddi olduğunu belirttiler.Dünya Sağlık
Örgütü'nün geçtiğimiz ay yayınlanan raporunda, yeni bir grip salgınının
tüm dünyayı sarması olasılığının yüksek olduğu belirtilmişti. Bulaşıcı
hastalık uyarısında bulunan Örgüt, öldürücü bir grip virüsünün birkaç
hafta içinde 100 milyon insanın yaşamına mal olabileceğini açıklamıştı.
|
|
Tsunamide ölü sayısı 300
bine dayandı!!!
Güney
Asya'nın haritasını değiştiren yüzyılın en büyük felaketinde ölenlerin
ve hayatından ümit kesilenlerin sayısı 290 bini geçti. Endonezya Sağlık
Bakanlığı, önceki gün yaklaşık 127 bini kayıp olmak üzere, ülkede
ölenlerin sayısının 237 bine ulaştığını belirtmişti. Verilen son
bilgilere göre, deprem ve dev dalgalardan etkilenen ülkelerde ölülere ve
kayıplara dair son bilanço şöyle: - Endonezya: 237 bin 71 (127 bin 774'ü
kayıp) - Sri Lanka: 30 bin 957 - Hindistan: 16 bin 389 (5 bin 640'ı
kayıp) - Tayland: 5 bin 393 Maldivler: 82 - Malezya: 68 - Myanmar: 61 -
Bangladeş: 2 - Somali: 298 - Tanzanya: 10 - Kenya: 1 - Toplam: 290 bin
332 |
|
‘Türkler: Bin Yılın
Yolculuğu’ Londra’da
İngiltere’nin
en saygın kurumlarından Kraliyet Sanat Akademisi tarafından düzenlenen
‘Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600’ sergisi kapılarını
ziyaretçilerine açtı. 370 eserin yer aldığı sergi İngiliz Kraliyet Sanat
Akademisi’nin bugüne kadar gerçekleştirdikleri arasında en pahalı ve en
büyük olanlarından.Türklerin Orta Asya’dan batıya göçü ve Anadolu’dan
daha batıya doğru ilerleyişinin 1000 yıllık öyküsünü anlatan sergi için
Topkapı Sarayı başta olmak üzere, 11 ayrı ülkeden 37 kurum ve özel
koleksiyondan eser getirildi.
Türkler'in Orta Asya'dan İstanbul'a ve daha ötelere yayılan sanatsal ve
kültürel zenginliğinin ziyaretçilerin beğenisine sunulacağı sergide,
önce, 7. Yüzyıl'da Orta Asya İpek Yolu üzerinde gelişen göçebe bir
toplum olan Uygurlar'ın sanat eserleri tanıtılıyor. Bunun ardından, Türk
tarihinde çok önemli bir yere sahip üç hanedanın, Selçuklular (1040 -
1194), Timurlar (1370 - 1506) ve Osmanlılar'ın (1453 - 1600) eserlerine
geçiliyor. |
|
Hollanda’da ki
Türkler felaketzedeleri unutmadı
Hollanda'nın
Amsterdam şehrinde bulunan Türkler İçin Dayanışma Cemiyeti'ne
(S.T.I.S.C.A.N) bağlı kadınlar kolu KUBA Cemiyeti tarafından düzenlenen
anma gününde, tsunami afetzedeleri hatırlandı. Anma töreninde konuşan
Cemiyet Başkanı Sevim Mercimek, "Kuba Cemiyeti üyelerinin tamamı
kadınlardan oluşmakta olup, tüm etkinliklerimizi kendimiz hazırlayıp
sunmaktayız. Kuba ilahi grubumuz skeç ve tiyatro ekibimiz de aynı
şekilde üyelerimiz arasından seçilerek yetişmektedir. Etkinliğimizden
elde edilecek gelirin tamamını tsunami de zarar gören felaketzedelere
göndermeyi kararlaştırdık. Bizim de az da olsa onlar için çorbada
tuzumuz bulunsun istedik" ifadelerini kullandı. |
|
'Kırmızı Liste' yeniden
Türkiye'nin silah alımında ambargo koyduğu listede İsviçre ve Avusturya
yerini korurken, Güney Afrika bu kapsamdan çıkarılacak.
"Sarı Liste"nin ise güncelleşmesi bekleniyor Türkiye'nin silah alımında
ambargo koyduğu ülkelerin yer aldığı "kırmızı liste" güncelleniyor.
Listede, 1996'dan bugüne dek yer alan Güney Afrika'nın, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın martta bu ülkeye yapacağı ziyaret sonrasında ambargo
kapsamından çıkarılması bekleniyor.
Edinilen bilgilere göre Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye silah satışına
yasak getirilen ülkelerin yer aldığı 'kırmızı liste'nin güncellenmesi
çalışması kapsamında Genelkurmay'dan görüş istedi.
Türkiye'ye özellikle PKK'yla mücadele döneminde silah satmayan ülkelerin
bulunduğu listenin başında İsviçre, Avusturya ve Güney Afrika yer
alıyor.
'Kırmızı liste' Başbakan Erdoğan başkanlığında yapılan 19 Ocak'taki
Savunma Sanayi İcra Komitesi (SSİK) toplantısında da gündeme geldi.
TSK için 50 saldırı (ATAK) helikopteri üretimi ihalesinin yenilenmesi
kararının alındığı toplantıda Erdoğan, Güney Afrika'nın neden yer
almadığını sordu. Erdoğan'a Avrupa, ABD ve Rus üreticilerin katılacağı
ihaleye Güney Afrika'nın "kırmızı liste"de yer aldığı için giremeyeceği
bilgisi verildi.
|
|
Türk Kızılay’ı
Aceh’e kalıcı konut yapacak
Endonezya'nın
Aceh bölgesinde Banda Aceh kentinde görev yapan Türk Kızılay'ı, kalıcı
konut yapmak için Banda Aceh'in Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü ile ön
protokol imzaladı.
Banda Aceh Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nde Türk Kızılay'ı Afet
Müdahale Müdürü Cesur Can ile Banda Aceh Bayındırlık ve İskan Müdürü
Mawardy Nurdir biraraya geldi. Yapılan ikili görüşmenin ardından kalıcı
bir konutun yapımı için ön protokol imzalandı. Banda Aceh'e kalıcı konut
yapımı için ön anlaşmanın yapıldığını dile getiren Can, "Konutlarla
ilgili anlaşma Başbakan Erdoğan buraya geldiğinde imzalanacak" dedi.
Deprem ve tsunami nedeniyle Banda Aceh'te yaklaşık 5 bin kişinin evsiz
kaldığını Banda Aceh Bayındırlık ve İskan Müdürü Mawardy Nurdir, Türk
yardım ekibinin bin ev yapacağını, buranın yeniden düzelmesi için bütün
yardım ekiplerinin birlikte çalışması gerektiğini söyledi.
|
|
TBMM’de Güney
doğu Asya için yardım toplandı
TBMM'de, Güneydoğu
Asya'da meydana gelen deprem ve tsunami felaketinde zarar görenler için
280 bin 635.40 YTL (280 milyar 635 milyon 400 bin lira) toplandı. 26
Aralık 2004 tarihinde
Güneydoğu Asya'da
meydana gelen deprem ve tsunami felaketi nedeniyle TBMM üyeleri ile
çalışanları arasında 'Biz bu acıyı biliyoruz, kayıtsız kalmayacağız'
sloganı ile düzenlenen maddi yardım kampanyası sonucunda toplanan
yardımın rakamları açıklandı. TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 500 YTL ile
katıldığı kampanyada AK Parti 233 milyar 500 milyon YTL ile ilk sırayı
aldı. CHP'li milletvekilleri ise tsunamizedelere 1 milyar 705 YTL yardım
yaptılar. Toplanan yardımların dağılımı şöyle: "TBMM Başkanı Bülent
Arınç: 500.00.- YTL (500 milyon TL), AK Parti Grubu: 233.500.00.-YTL
(233 milyar 500 milyon TL), AK Parti Milletvekilleri: 14.156.40.-YTL (14
milyar 156 milyon 400 bin TL), CHP Milletvekilleri: 1.705.00.-YTL (1
milyar 705 milyon TL), DYP: 1.000.00.-YTL (1 milyar TL), TBMM İdari
Teşkilat: 19.234.00-YTL (19 milyar 234 milyon TL), Dışarıdan Kişi ve
Kuruluşlar: 10.540.00.-YTL (10 milyar 540 milyon TL), Toplam: 280 bin
635.40.-YTL (280 milyar 635 milyon 400 bin TL)." |
|
Ağız Sağlığında Çin Tehdidi
Samsun-Sinop-Ordu-Amasya Diş Hekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker,
kaçak yollarla yurda giren Çin mallarının ağız sağlığında tehdit
oluşturduğunu söyledi. İlker, yaptığı açıklamada, tüm sektörlerde olduğu
gibi ağız ve diş sağlığında kullanılan kalitesiz malların haksız ticaret
uygulamalarına neden olduğunu kaydetti. İlker, piyasaya yasa dışı
yollardan giren Çin mallarının ağız ve diş sağlığında da kullanıldığına
dikkat çekerek, "Çin'de üretilen diş protezlerinde kullanılan porselen
dişlerin satıldığını çok ucuz olduğu için bazı diş hekimlerinin bunlara
rağbet ettiğini görmekteyiz. Bu tür kalitesiz ve halkın sağlığını tehdit
eden malzemeler kullanılmamalıdır. Vatandaşımızda bu tür ürünleri
seçmemelidir. Şekilleri bozuk olan ve zamanla renk değiştiren bu
malzemeler ileride ciddi sağlık problemlerine yol açabilir" dedi. |
|
Sahabiye Mahallesi
Muhtarından başarılı öğrencilere en güzel hediye
Sahabiye Mahallesi
Muhtarı, Âlim Gerçel, muhtar olduğu günden bu tarafa
mahallesindeki
karnelerindeki notları 5 den aşağı olmayan veya takdir getiren
öğrencilere kitap hediye ediyor.En güzel hediyenin kitap olduğunu ifade
eden Alim GERÇEL, "Başarılı öğrencilerin ödüllendirilmesi ayrı bir
zevktir.
Amacım, Mahallemde ki bütün öğrencileri başarılı olmaya teşvik etmektir.
Türk kültürü çerçevesinde Kayseri kültürüne de hizmet etmek
gayesindeyim. Kültür Bakanlığı yayınlarından, Kayserili yazarlarımızın
eserlerinden, başarılı öğrencilerimize kitap dağıtmayı görev kabul
ediyorum ve seve seve yapıyorum. Başarılıöğrencilerimizi tebrik ederken,
bu başarıda katkısı olanlara, öğretmenlerimize ve ailelerine de teşekkür
ediyorum."dedi |
|
Kayseri maden zengini
Kayseri’nin yeraltı zenginlikleri açısından oldukça zengin olduğu
bildirildi. Fosfat’tan,Ponza’ya, Uranyum’dan Toryum’a kadar bir çok
madenin Kayseri sınırları içerisinde bulunduğunu ifade eden yetkililer,
özellikle traverten mermer gurubu olarak adlandırılan mermelerin
Kayseri’de bolca
bulunduğunu kaydetti. Binin üzerinde kişinin Maden
arayan şirketlerde çalıştığını belirten yetkililer, Kayseri’den ihraç
edilen madenler arasında ilk sırada yer alan mermerlerin blok halinde
değil de işlenmiş olarak ihraç edilmesi gerektiğini önemine dikkat
çekti.
Felahiye ilçesinde gözle görülebilir Uranyum madeninin bulunduğu
bildirildi
Maden yönünden oldukça zengin bir potansiyele sahip olan Kayseri'de
nükleer enerji hammaddesi olarak kullanılan Uranyum madeninin Felahiye
ilçesinde bulunduğu belirtildi. Maden Tetkik Arama Enstitüsünün
verilerine göre, Kayseri'nin Felahiye ilçesinde aktif Uranyum
Anomalilerinin bulunduğu tespit edildi. Yetkililer, Uranyum'un gözle
görülebilir şekilde Felahiye ilçesinde olduğunu, ancak rezerv miktarı
hakkında ellerinde bir bilgi bulunmadığını kaydetti. Uranyum'un yanında
yine Nükleer Yakıt hammaddesi olarak kullanılan Toryum'un da
Felahiye-Hayriye civarında gözle görülebilir şekilde bulunduğu
kaydedildi. Yetkililer, Kayseri'de Uranyum ve Toryum çıkaran ve işleten
maden şirketinin bulunmadığını belirterek, devletinde bu konuda her
hangi bir çalışmasının olmadığını söylediler. |
|
Türkiye’nin Jeopolitik durumu ve geleceği tartışıldı
“Gelişen
Jeostrateji ve Jeopolitik Durum İçinde Türkiye'nin Yeri ve Geleceği"
isimli panel, Atatürk Üniversitesi Kültür Sitesi'nde verildi. Türk
Dünyası Araştırma Vakfı'ndan Dr. Hüseyin Taşar'ın başkanlık yaptığı
panele, Başbakanlık Eski Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu ve Emekli General
Sıtkı Sunday Orun konuşmacı olarak katıldı. Panelde ilk konuşmayı yapan
Emekli General Sıtkı Sunday Orun, dünyadaki siyasi ve ekonomik
gelişmelerin çok titiz bir şekilde incelenmesi gerektiğini ifade ederek,
Amerika'nın dünya üzerindeki planlarını bir bir gerçekleştirdiğini ve
devamı için tüm gücünü kullanacağını söyledi. 2005-2008 tarihlerinin
dünya politikası ve ekonomisi için kritik bir süreç olduğunun altını
çizen Orun, Türkiye'nin bu kritik süreçte çok dikkatli olması
gerektiğini belirtti. AB'nin Türkiye'den büyük beklentilerinin olduğunu,
Türkiye'nin kendi beklentilerini bu beklentilerle karşılaştırarak
istikrarlı adımlar atması gerektiğini bildiren Orun, "Türkiye'nin
bugünkü şartlarla Avrupa Birliği'ne girmesi büyük cinayet olur" dedi.
Eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu ise, Türkiye'nin üzerinde
oynanan oyunları kavramak için tarihi çok iyi bilmek gerektiğini
vurgulayarak, dünün dünyasını anlamadan bu günün dünyasının
yaşanamayacağının, Türkiye üzerine belirlenen stratejilerin hep aynı
sadece üzerindeki örtünün farklı olduğunu kaydetti. |
|
Hac’da 34 Türk hayatını
kaybetti
Kutsal
topraklarda 34 hacı adayı öldü Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu,
genellikle 60 yaş üstündeki 34 Türk vatandaşının kutsal topraklarda kalp
krizi ve kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı. 22
Ocak 2005— Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, hacda ölen ve
genellikle 60 yaş üstü olan 34 Türkün ölüm nedeninin kalp krizi ve kalp
yetmezliği olduğunu söyledi. Bardakoğlu, şöyle konuştu: “Hac farizası
için kutsal topraklara gelen Türklerden 34’ü öldü. Hacda ölen ve
genellikle 60 yaş üstü olan 34 Türkün ölüm nedeni, kalp krizi ve kalp
yetmezliği. Vefat eden hacılarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına
başsağlığı diliyorum.”
|
|
Çin, Doğu
Türkistanlı aydınları tutukluyor
Dünyadaki
en büyük terörist güruh olan saldırgan komünist Çin, genç Uygur yazar ve
Şair Nurmuhammet Yasin’i “Kaşgar Edebiyatı”nın 2004 yılı 5. sayısına
“Gök Güvercin” adında özgürlük ve hürriyeti yansıtan hikâyeyi yazması
sebebiyle gizlice tutukladı. Saldırgan Çin hükümetinin Nurmuhammet’e
“Bölücülük ve bağımsızlığı ifade ediyor” suçlaması isnat ettiği ifade
edildi.
“Kaşgar Edebiyatı” Dergisinin 2004 yılı 5. sayısının 2 bin adet basılmış
olduğu, terörist Çin hükümetinin dağıtımı yapılmış olan dergiyi
toplattırmak için özel “Silahlı Toplama Timi” tahsis etti öğrenildi. Çin
Hükümeti, Kaşgar vilayeti Toplum Güvenliği dairelerindeki görevlileri
harekete geçirmenin dışında Kültür Dairesindeki memurları da mecburi
olarak seferber etti.
Nurmuhammet Yasin 1974 yılının 11. ayında Kaşgar vilayetinin Maralbaşı
nahiyesinde bir Çiftçi ailesinde dünyaya geldi Nurmuhammet Yasin 12
yaşından itibaren “Örkeş” mahlas ismi ile Edebiyat sahasına adım attı.
O, “Tarim Goncaları”, “Kaşgar Edebiyatı”, “Yarkent Gazetesi”, “Tarim”,
“Tanrıdağı Dergisi”, “Kumul Edebiyatı”, “Yeni Kaş Taşı”, “Kaşgar
Gazetesi”, “Bulak Dergisi” “İşçiler Vakit Gazetesi”, “İli Deryası”
dergisi, “Aksu Edebiyatı”, “Turpan Edebiyatı”, “İşçiler Hareketi
Gazetesi”, “Ürümçi Akşam Gazetesi” olmak üzere gazete ve dergilerde
“Oynayacak çocuk var mı?”, “Sırlı Perde”, “Yüreğim Ağlar” gibi Şiir,
Hikaye, Nesir’ler yayınlayıp Doğu Türkistanlılarca tanınan vatanperver,
adaletperver bir yazar ve şairdir. 2004 yılının kasım ayı ortalarında
Çin gizli polislerinin, Nurmuhammet’i tutukladıktan sonra ailesi ve
dostları ile dahî görüştürmediği, hapishanede vahşice usullerle
işkenceler yaparak sorgulanmasına devam ettikleri öğrenildi. |
|
Yerli sarımsak Çin
sarımsağını kovdu
Yerli sarımsak
fiyatlarının bu yıl düşük olması nedeniyle Çin sarımsağının pazar
bulmadığı bildirildi.
Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncuları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı
Mustafa Yücel, yaptığı açıklamada, önceki yıllarda Çin ve İran’dan
getirilen ithal sarımsakların, bu piyasada pazar şanslarının kalmadığını
dile getirdi. Kayseri, Kastamonu, Amasya ve Taşköprü'de sarımsak
rekoltesinin çok yüksek olması nedeniyle fiyatların beklenen düzeyin
altına düştüğünü ifade eden Yücel, “ Yerli sarımsak çok düşük olduğu
için Çin ve İran’dan sarımsak ithal edilmiyor. Çin’den getirilen
sarımsak tezgâhta iken bozulmaya başlıyor. Ayrıca Çin’den sarımsak ithal
edilse ve yerli sarımsağın dörtte bir fiyatına satılsa bile, tüketiciler
aroması daha kaliteli olan yerli sarımsağı tercih edecektir”dedi. |
|
Atina’nın yine Kardak'ı
tuttu
Hükümetler arasında kurulan iyi ilişkilere karşın, Ege’de sık sık
tansiyonu yükseltici politika izleyen Atina Yönetimi, ‘Türk Sahil Koruma
botlarının Kardak kayalıkları açıklarında demirlediklerini’ öne sürdü.
Konu hakkında Avrupa Birliği’ne de hemen bilgi veren Atina Yönetimi,
uluslararası suları, kendi karasuları gibi göstererek tartışmanın
büyümesine neden oldu. Özellikle, AB’nin Türkiye’ye müzakere tarihi
vermesi öncesinde ve sonrasında sık sık Ege’deki sorunları gündeme
taşıyan Yunanistan, benzer tavrı yine sergiledi. Kıbrıs konusunun ön
plana çıkmaya başlamasıyla Ege’deki kıta sahanlığı taleplerini gündeme
taşıyan Atina Yönetimi’ne Yunan medyası da destek verdi. TV’ler çanak
tuttu
Yunan Alpha ve Mega televizyonları, Türk botlarının Kardak kayalıkları
açıklarında demirledikleri yönünde yayın yaparak krizi körükledi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgos Kumuçakos da medyada çıkan
haberleri destekler nitelikte bir açıklama yaptı. Yunan bakan yazılı
açıklamasında, “Türk Sahil Koruma botlarının Kardak kayalıkları
açıklarında demirlemesinin Avrupa ilkelerine karşı olduğunu” savundu.
Kumuçakos, AB’ye bilgi vereceklerini kaydetti. Yapılan açıklamalarda, 2
Türk hücumbotunun Kardak Adası açıklarında demirlendiği ifade edildi.
Yunan Sahil Güvenlik birimleri tarafından uyarılan hücumbotların,
uyarıları dikkate almadığı öne sürüldü. Yunanistan, yaklaşık 4 saat
demirledikleri yerde kaldıklarını iddia ettiği Türk hücumbotlarından bu
süre içinde herhangi bir yanıt alamadıklarını da ileri sürdü. Türk-Yunan
ilişkilerini savaşın eşiğine getiren ilk Kardak krizi 25 Aralık 1995
tarihinde, Figen Akad isimli bir geminin Kardak kayalıklarında karaya
oturmasının ardından patlak vermişti. İki ülke de kayalıklara bayrak
dikerken, muhtemel bir savaş son anda engellenmişti.. |
|
Çin tekstiline gözdağı
Ankara
Tekstil Sanayi Sitesi (ANTEKS) Başkanı Süreyya Kayıhan, 2005 yılında Çin
ekonomisiyle baş ebilmek için Türkiye'nin ihracatını arttırmasının şart
olduğunu söyledi. ANTEKS Başkanı Kayıhan açıklama yaparak, ihracattaki
kotaların kalkmasıyla tekstil ve konfeksiyon sektöründe 3-5 yıl
sersemlik çekilebileceğini, bunun yanında 2005 yılında güçlü olabilmek
için Türkiye'nin ihracatını artırmasının şart olduğunu bildirdi.
Kayıhan, Çin'in tekstil sektöründe önemli bir tehdit unsuru olduğunu
belirterek, “Çin'de olanaklar var. Çin aynı zamanda bir fırsattır,
tedarik açısından bir kaynaktır. Türkiye için potansiyel bir
yatırımcıdır.
Çin'i ihracat artışıyla alt edebiliriz" dedi. 2005 sonrası Çin ile
rekabetin daha zorlu olabileceğini; ancak güçlü alt yapısı ve hammadde
avantajıyla Türkiye'nin bu rekabette orta vadede yenik düşmeyeceğini
ifade eden Kayıhan, "Sürekli Çin mallarını engellemek gibi bir politika
olmaz. Sonuçta o mallar bir şekilde ülkeye girecek.
Bu yüzden mukayeseli üstünlüklerimizi yeniden belirleyip o alanlarda
rekabetçi konumumuzu güçlendirmemiz gerekiyor. Türkiye kaliteli ve
standardı yüksek mal ihraç ediyor. Çin'den daha kaliteli mal üreten
Türkiye kazanacaktır. Türkiye Avrupa'ya 3 günde mal gönderirken, Çin 1
ayda gönderebiliyor. Bu ulaştırma gideri ve süre açısından da Türkiye'ye
bir avantaj getiriyor" dedi.
|
|
|
|