Yukarı
7.Sayı
D.T . ŞUBATAYI
Şubat Haber Yorum
UYGURCA
Kültür- Edebiyat
AİLE
Ayın Makalesi

 

Başmakale

Mehmet Emin Batur


TÜRKMENLER ABD BESLEMESİ PEŞMERGELERİN

İNİSİYATİFİNE TERK EDİLEMEZ



Ayrıca Iraktaki bu günkü belirsizlik ortamı ve otorite boşluğu da birçok ard niyetli zümrelerin sivrilmesine ve çeşitli şekillerde ayrı baş çekmelerine sebep oldu. Bunların arasında en karlı çıkan ve giderek güçlenen taraf hiç mübalağasız ABD’nin açık destek verdiği ve giderek palazlandırdığı Kürtler oldu diyebiliriz.
Kimi entelektüeller ve stratejistler arasında ABD Iraktan çekilir mi, çekilmez mi tartışmaları yapıladursun ABD’nin henüz Iraktan çekilmesi mümkün görünmüyor. Çünkü bu gün neredeyse Irak’ın tamamında da söz sahibi olmak ve Irak’ın idaresini de ele geçirmek isteyen Kürtler ABD’nin şimdilik Irak’tan ayrılması taraftarı değiller. Türkiye hükümetlerinin yıllardır süren ilgisizlikleri sebebiyle de ne yazık ki; Türkmen kardeşlerimizin akıbetleri de pek parlak görünmüyor. Irak’ta alelacele alınan seçim kararı sonucunda yapılan sözde seçimler tamamen sağlıksız ve güven vermeyen bir ortamda geçti. Bu sözde seçimlerden de en zararlı çıkanlar maalesef Irak Türkmenleri olmuştur. Seçim sonrası ortaya çıkan tablo “Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız” şeklinde kendilerinin de inanmadıkları palavralar atanların bütün yalanlarını ortaya çıkartacak şekilde açık bir parçalanmanın emarelerini ortaya koymuştur.
Üstelik te yapılan sözde seçimler sonrasında Irak’ta ve özellikle de Türkmen toprağı olan Musul ve Kerkük’te sular asla durulmayacaktır. Kim hangi savlarda bulunursa bulunsun Irak’ta taşlar yerinden oynamıştır. Türkiye yetkilileri “Irak’ın toprak bütünlüğü korunacaktır” demeyi bırakıp Türkiye’yi çok daha yakından ve ciddi bir biçimde ilgilendiren ve ilgilendirmesi gereken Kuzey Irak ve Türkmenler meselesi üzerinde kafa yormalı oradaki Türkmenlerin mağdur edilmemesi yönünde ciddi girişimlerde bulunmalıdır. Zira, bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kendilerine verdiği yeşil pasaportlarla seyahat edebilen ve Saddam rejimine karşı Türkiye tarafından korunan baldırı çıplak Peşmerge başları, tarihi ve kültürel yönden tamamen Türkmen toprağı olan Musul ve Kerkük’ü açıkça Kürt toprağı olarak ilan etmenin yanı sıra, “Türkiye bizim işimize karışmasın. Yoksa biz Diyarbakır’ı isteriz.”, “Bağımsız Kürt devleti zamanı geldiğinde gerçekliğe kavuşacak” vs. gibilerinden Türkiye’ye dil uzatır hale gelmişlerdir.
Türkiye bunu yapar mı bilemiyoruz ama, kapımızın önünde havlama cesareti gösteren ABD zağarlarına gereken ders en uygun biçimde ve vakit geçirilmeden Türkiye Cumhuriyeti Devletine yaraşır bir şekilde mutlaka vermelidir. Bu bölgede kendilerini dev aynasında görmeye başlayan çapulculara anlamayacakları tarzda diplomatik cümleler sarf ederek vakit öldürmek gelecekte hem Türkmenleri hem de Türkiye’yi ciddi şekilde sıkıntıya sokabilecek bir sürecin yolunu açabilir. Bildiğimiz bir gerçek daha var ki; Türkmenler, Türkmen bölgesine seçim öncesinde ABD güdümündeki Barzani ve Talabani tarafından 175 bin ( gerçek rakamlar ise bu rakamların çok daha üzerindedir)Kürt’ün göç ettirilmesi sonucunda Kürt potası içerisinde eritilmek istenmektedir. Bu bölgeye yapılan Kürt nüfusu transferi konusunda Sayın Dış İşleri Bakanımız Abdullah Gül kendisinden beklenmeyen tarzda ilginç bir açıklama yaparak, Saddam zamanında bölgeden sürülen Kürtlerin şimdi kendi bölgelerine geri dönmesi kadar normal bir şey olamaz anlamında bir beyanda bulunmuştur. Bu ifade bize göre Musul ve Kerkük’ün tarihî ve kültürel açılardan bir Kürt toprağı olduğu safsatasını ileri süren Kürt Peşmergelerin hezeyanlarını destekleyici ve onları cesaretlendirici bir anlam içermektedir. Aynı zamanda Türkiye yetkilileri tarafından bölgedeki üç milyonu aşkın Türkmen kardeşimizin ve Musul-Kerkük’ün gözden çıkartılmış olduğunun da göstergesi olarak yorumlanabilir. Gözden çıkartılmasa bile Türkiye için son derece stratejik ehemmiyete sahip bu bölgede Pentagon tarafından en modern silahlarla silahlandırılmış bulunan 100 bin civarında Peşmerge ordusuna karşı Türkiye’nin savaş açma gibi bir düşünce taşıdığını da zannetmiyorum. Üstelikte ABD ye rağmen…
ABD’nin samimiyetsizliklerine karşı Rusya Federasyonu ve Çin’e daha fazla yaklaşma eğilimindeki ve İran’a karşı daha ılımlı bir politika izleme temayülünde olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Kuzey Irak,
Musul- Kerkük, Türkmenler ve Kıbrıs konularında Türk Milletinin  “Türkiyeliyim” diyenlerin değil) Milli hissiyatına tercüman olacak bir dış politika izlemesi zamanı artık gelmiş ve geçmektedir.

 

 

BAYRAM’DA 63 UYGUR TÜRKÜ HAYATINI YİTİRDİ!
 

Eyüp TANRIVERDİ (MÜNİH) Haberi

Doğu Türkistan’ın başkenti Ürümçi’de, Uygur Türklerinin alışveriş merkezi konumunda olan “Rabiya Kadir” alışveriş yerinin önünde meydana gelen patlama sonrası 50 Uygur Türkünün öldüğünü ve çok sayıda yaralının olduğunu Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi bildirildi.Doğu Türkistan’ın Karamay ve Maytagh illeri arasında, bayramın yine birinci günü mezarlık ziyaretinden dönen Uygur Türklerine ait bir otobüsün patlaması sonrası 13 Uygur Türkünün öldüğünü ve çok sayıda yaralının olduğu, patlamalar sonrası, bölgenin Çin hükûmeti tarafından sıkı yönetim ilân edildiğini, yine Doğu Türkistan Enformasyon merkezi tarafından bildirildi.
KARAKAŞ, “BAYRAMLARIMIZI ZEHİR EDİYORLAR”
Çin Hükümeti’nin, patlamalar hakkında, hür dünyaya hiç bir haber vermediğini söyleyen Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Başkanı ve sürgünde kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı Abdülcelil Karakaş:’’ Her bayramlarımızda şiddet uygulanmaktadır.
Ramazan ve Kurban Bayramlarını normalden bir gün sonra yaptıran Çin hükûmeti, bayram günleri Çinli teröristler tarafından uygulanan bombalama olaylarını örtbas ediyor.
Siyasal, sosyal ve kültürel hakları gasp edilen Uygur Türkleri, bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bayramlarda uygulanan bombalama olaylarıyla bayramlarımızı kana bulayıp, bu güzel günleri bize zehir ediyorlar.
Bombalama olayları, hür dünyaya ancak bağımsız kaynaklar tarafından ulaştırılıyor. Çin yetkilileri bu konuda ya yanlış haber veriyor, veya çoğu zaman olduğu gibi hiç haber vermiyorlar’’ dedi.
 

 

Şer İttifak’a Türkiye üye olmak istiyor

Başbakan Tayyip Erdoğan ile Kremlin’de iki gün üst düzey görüşmeler yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün gittiği Kazakistan’da Türkiye ile ilgili yeni sürpriz bir açıklama yaparak Ankara’nın ‘Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmak istediğini Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’e iletti.
Nazarbayev ile Almatı’da buluşan Putin şöyle konuştu: ‘Dün (önceki gün) Türkiye Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan’ı Moskova’da misafir etme, onunla detaylı görüşme imkanım oldu. Temaslarımız sırasında Erdoğan’dan, ülkesinin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne büyük ilgi duymaya başladığını memnuniyetle öğrendim. Türkiye’nin dile getirdiği bu ilgi bence önemli bir pozitif sinyal olarak algılanmalı.’
Kazakistan lideri Nazarbayev, Putin’in bu sözleri üzerine Türkiye’yi her zaman aralarında görmekten mutluluk duyacaklarını belirtti.
6 ÜYELİ ÖRGÜT
15 Haziran 2001’de Rusya, Kazakistan ve Çin’in inisiyatifiyle kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 6 üyesi bulunuyor. Rusya, Kazakistan, Çin, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın üye olduğu örgüt Orta Asya’da güvenlik ve anti-terör alanında işbirliğini öngörüyor.

 

Gül, Çinli’leri Sevindirdi

 

 Sekiz yıl aradan sonra Çin'e resmi ziyarette bulunan ilk Türk Dışişleri Bakanı olan Gül, başkent Pekin ve ticaret kenti Şanghay'da iki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesini ele alacak. Çin Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing'in konuğu olarak bu ülkeyi ziyaret eden Dışişleri Bakanı, iki ülke arasında Türkiye aleyhine olan dış ticaretin dengelenmesini gündeme getirerek, yatırım ve işbirliğinin güçlendirilmesini önerdi.
Kıbrıs için destek isteyecek
Gül'ün temasları sırasında özellikle Kıbrıs konusunda BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri olarak önemli rol oynayabilecek Çin yönetiminin desteğini istediğide öğrenildi.. Dışişleri Bakanı'nın 24 Nisan referandumlarının ardından KKTC'ye yönelik tecridin kaldırılması çağrısı yapan Güvenlik Konseyi raporunun yayımlanması için Pekin'den destek istediği de kaydediliyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başbakan yardımcısı olarak Çin ziyareti sırasında Doğu Türkistan'a da gitmesi geçmişte iki ülke ilişkileri açısından sorun yaratmıştı.
Gül'ün ise Doğu Türkistan'ı programına dahi almaması Pekin'i rahatlattı. Türkiye'de Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye sürgüne gelmiş çok sayıda Uygur Türkü yaşıyor. Çin ise bunların ayrılıkçı hareketleri desteklediklerinden şikâyet ediyor.
20. yüzyılda devlet bile kurduktan sonra Çin işgaline uğramış olan Doğu Türkistan'daki Uygur Türklerinin dillerini konuşmalarına ve kültürlerini yaşatmalarına izin verilmiyor. Uygur Türklerinin topraklarının Çin'in nükleer deneme sahası olarak kullanılması dünya çapında insan hakları örgütleri ve BM raporlarıyla tespit edilmiş durumda.

 

Kazakistan'da ki Uygurların endişeli bekleyişi

Kazakistan merkezli bir insan hakları kuruluşu, Çin'den kaçan mültecilerin, her gün daha da zor şartlar altında yaşadıkları uyarısında bulundu. Kuruluş, bu duruma gerekçe olarak, terörle mücadeleyi gösterdi. Kazakistan'daki Uygur mülteciler, sınır dışı edilip, Çin'e geri gönderilmekten korkuyor. Zira Pekin yönetimine göre onlar 'terörist'. Almatı'nın işlek pazarlarından birinde polis, evrakları düzensiz göçmenleri düzenli olarak arıyor. Bu yabancılar ise kendi deyimleriyle, Çin'deki siyasi zulümden kaçtıklarını söylüyor. Sürekli olarak gözaltına alınma korkusu, onlar için normal yaşam çabasını imkansız hale getiriyor. Merkezi Almatı'da bulunan Etnik Azınlıklar için Yasal Destek Merkezi, Çin ve Kazakistan hükümetlerinin terörle mücadeledeki işbirliğine dikkat çekiyor. Merkeze göre, bu işbirliği, Pekin'in, ülkenin batısındaki Doğu Türkistan ya da Şincan bölgesinde, siyasi amaçla şiddet olaylarına karışmakla suçladığı kişiler üzerindeki baskıyı artırıyor. Doğu Türkistan'da Pekin karşıtı şiddet, 15 yıl önce patlak verdi. Bu süre içinde Uygurlar, küçük gruplar halinde yavaş yavaş Kazakistan'a kaçtı. Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygurlar ise Çinlilerin topraklarına adeta akın etmesinin, kültürlerini aşındırdığını söylüyor. Etnik Azınlıklar için Yasal Destek Merkezi'ne göre, 700 kadar Uygur, Çin'in dağlarını aşıp, bu riskli yolculuğu tamamladı.
Kazakistan'ın Çin kaygısı
Batılı ülkeler, bu kişlerin çoğunun sığınma başvurularını kabul etti. Ancak Uygurların 50 kadarı, Kazakistan'da kaldı. Çalıştığı pazarda polisten saklanırken konuştuğumuz bir Uygur, sınır dışı edilmemesi için, düzenli olarak rüşvet vermek zorunda olduğunu söylüyor: ''Polisler, kanunlara aykırı davrandıklarını biliyorlar. Ancak sırf düzenli olarak para kazanmak için bizi taciz ediyorlar. Sürekli; her gün, her saat, korku içindeyim. Başıma bir şey gelse, kimseye hesap sorulamaz. Çin'e geri gönderilecek olmam, daima bir olasılık. Çünkü Çin unutmaz. Geride bıraktığım ailemi düzenli olarak kontrol ediyorlar. Uzun süredir saklanıyorum. Ve yakalarlarsa beni öldüreceklerine eminim.'' Çin'e göre Uygurlar, tehlikeli ayrılıkçılar Çin'le ticaret Kazakistan için giderek daha önemli hale geliyor. Kazak hükümeti de, tıpkı konuştuğumuz bu Uygur gibi kişileri saklamakla suçlanmak istemiyor. Çünkü bu kişiler, Pekin'e göre, 'tehlikeli ayrılıkçılar'. Kazakistan resmi olarak, Çin'den gelen Uygurluları, mülteci olarak tanımıyor. Bu da Uygurların, yasal bir statüden yoksun olmaları ve polisten korunamamaları anlamına geliyor.
Ian MacWilliam BBC Almatı Muhabiri

 

Büyükanıt'tan Kıbrıs resti


KIBRIS Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı birliklerini denetlemek üzere KKTC'ye giden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Denktaş'ı ziyarette Kıbrıs'ta kalıcı bir barışın sağlanmasını temenni ettiklerini, ancak barışın kalıcılığının nasıl olacağının da önem taşıdığını ifade ederek, "Kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan buradan bir tek asker dahi gitmeyecektir" dedi. Askerden Denktaş'a destek
"ANCAK bunun kalıcılığının nasıl olacağı da çok önem taşır" diyen Büyükanıt "Bugün kalıcı gibi görünen ertesi günü değişebiliyor. Biz asker olarak, tabii ki Kıbrıs Türkü'nün güvenliği için, anlaşmalardan gücünü alan bir biçimde Kıbrıs adasında silahlı kuvvetlerimizi bulunduruyoruz" sözleriyle herkesi uyardı. Büyükanıt, askerin Denktaş'ın yanında olduğu mesajını da verdi. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı birliklerini denetlemek üzere KKTC'ye gelen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret etti. Orgeneral Büyükanıt, ziyarette yaptığı açıklamada, birlikleri denetlemek amacıyla geldiği KKTC'de Cumhurbaşkanı'nı ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyledi: "Kalıcı bir barışın sağlanabilmesini temenni ediyoruz, en azından. Ancak bunun kalıcılığının nasıl olacağı da çok önem taşır. Bugün kalıcı gibi görünen ertesi günü değişebiliyor. Biz asker olarak,tabii ki Kıbrıs Türkünün güvenliği için, anlaşmalardan gücünü alan bir biçimde Kıbrıs adasında silahlı kuvvetlerimizi bulunduruyoruz. Kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan da buradan bir tek asker dahi gitmeyecektir." Orgeneral Büyükanıt, Şehitler Haftası'nda KKTC'de olmaktan da ayrıca mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt, Denktaş'ı ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu söyledi.Denktaş ise "Şehitler Haftası'nın başlangıcında buradasınız. Bu da şehitlerimizin ruhunu şad edecek bir ziyaret oldu" dedi.Büyükanıt, Cumhur-başkanı Denktaş'a, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın şildini de takdim etti.

 

Çin bıçakları kurban kesemiyor

Bursa Bıçakçılar Odası Başkanı Bayram Kılıç, geçen yıl Çin'den getirilen ucuz bıçaklarla kurban kesemeyen vatandaşların bu bayram dünyada keskinliği ve paslanmaz olmasıyla ünlenen Bursa bıçaklarına yöneldiğini belirterek, "Çin kabusunu atlattık, şimdi ihracat atağına geçeceğiz" dedi.Çin'den gelen bıçakların büyük bir kısmının Türkiye'ye kaçak yollardan girdiği yönünde aldıkları duyumları ilgili müsteşara ilettiklerini ifade eden Kılıç, "Yapılan araştırmalarda tereddütlerimizde haklı çıktık. Geçen Kurban Bayramı'nda Çin istilası yüzünden son yüzyılın en kötü dönemini geçiren üreticilerimizin yaptığımız bu temasların netice vermesiyle yüzü güldü. Çin'den gelen bıçakların iç piyasadaki payı geçen yıla oranla yüzde 60 oranında düştü. Bu bayram üreticilerin büyük kısmı stoklarını eritti.

 

Almanya’da yaşayan Türklerin sayısı azalıyor

Almanya'da, 1990'lı yıllarda göç edenlerin sayısı 1 milyon 400 binlere tırmanırken, bu rakamın 2003'te 769 bine düştüğü bildirildi. Almanya'dan başka ülkelere göç edenlerin sayısının ise 2003 itibariyle 626 binleri bulduğu belirtildi. 1991 ile 2003 yılları arası, yani 12 yıl içerisinde Almanya'ya gelenlerin sayısı 14.2 milyon olarak kayıtlara geçerken, Almanya dan göç edenlerin sayısının da 9.6 milyon olduğu saptandı. Ayrıca 2003 yılı itibariyle Almanya'ya göçün en fazla yüzde 17 ile AB ülkelerinden, yüzde 14 Polonya, yüzde 9 Rusya Federasyonu'ndan ve yüzde 6 Türkiye'den olduğu kaydedildi. Bu noktada ilginç bir saptama ise Almanya'yı terk ederek Türkiye'ye yerleşenlerin oranının Almanya'ya gelenlerle denk olması ve yüzde 6'larda seyretmesi. Bu durumda Almanya'da yaşayan Türkler'in sayısının dolaylı olarak düşme gerekçelerinden birisi. Federal Alman Hükümeti Göç ve Uyum Sorumlusu Marieluise Beck, 2003 yılı itibariyle Almanya da yaşayan Türkler'in sayısının 1 milyon 880 bin olduğunu söyledi. 1998 yılı itibariyle ise bu rakam 2 milyon 110 bin olarak kayıtlara geçmişti. Yüzde 26 gibi bir oranla Türkler Almanya'da yaşayan 7 milyon 334 bin 765 yabancı arasında halen en büyük grup olma özelliğini koruyor. Ancak vatandaşlığa geçenler dahil Almanya'da yaşayan Türk kökenlilerin sayısı sadece 2.5 milyon. İstatistiklere göre, geçtiğimiz yıllara oranla Almanya'da yaşayan Türkler'in sayısındaki düşüşle ilgili Beck, "Şimdiki koşullara göre aile birleşimi ile Almanya'ya göç şartları ağırlaştı ve bu rakamda düşme mevcut. Ya da artık çok özel ve arzu edilen meslek sahiplerinin ülkeye göçü mümkün hale getirildi. Bu nedenle göç için tek açık kanal aile birleşmesi yolu ile olanı. Bu da giderek yok denecek kadar az bir rakama ulaştı. Eskisine oranla aileler çocuklarını ve eslerini Türkiye'den getirmiyorlar. Zira artık ailelerin hemen hemen tamamı Almanya'da artık bir bütün halindeler, yani aile bireylerinin bir bölümü memlekette değil aksine Almanya'da" diye konuştu.
 

 

Türkmenlere seçim oyunu

KERKÜK ve Musul'da tam bir seçim rezaleti yaşandı. İşgalci ABD ve Peşmergelerin istekleri doğrultusunda yapılan Irak seçimlerinde oyları kim sayıyorsa o kazanıyor
KERKÜK ve Musul'da tam bir seçim rezaleti yaşandı. Türkmenler seçime itiraz etti. Peşmerge destekli taşımalı seçimde Türkmen ve Arap köylerinde Kürtler kazandı, ölüler sandığı gitti, kurşun kalemle yazılan oylar değişti.Aynı merkezde beş kez oy kullananlara kadar uzun bir ihlal listesi var.
İŞGALCİ ABD ve Peşmergelerin istekleri doğrultusunda 30 Ocak'ta yapılan Irak seçimlerine seçim demek doğru bir hareket olmaz. Şu anda bile sayımı süren seçimlerde sandık başında sayımı yapan kimin tarafında ise o kazanıyor. Taşımalı oylar Irak Türkmen Cephesi'nin (ITC) tespitlerine göre, çok sayıda Kürt, Erbil ve Süleymaniye'den getirilerek, Kerkük'teki Rahimava bölgesindeki okullara yerleştirildi. Rahimava bölgesinde, çok sayıda seçmen, seçim merkezlerindeki görevlilerin gözü önünde 5'ten fazla oy kullandı. 2 bin Kürt muhafız, hem kendi görev yerlerinde hem de ikametgahlarında oy kullanırken, Erbil'deki Türkmen seçmenler, kurşun kalemlerle oy kullanmaya zorlandılar.
Bazı Kürtler yaklaşık bir sene önce vefat eden vatandaşların yerine oy kullandılar. Örnek olarak da, Rahimava bölgesindeki Esiri Okulu'nda, Hüseyin Sabır adındaki şahısın, ölen babası Sabır Abüdecac yerine oy kullanması gösterildi. Özellikle Mencoli Okulu ve Arafa Seçim Merkezi'nde, seçmen çağında olmamalarına rağmen birçok kişinin oy kullandığı kaydedildi. Bu kişilerin seçmen kaydı, seçim merkezlerindeki görevliler tarafından yapıldı. Türkmenler'in itiraz listesi şöyle devam ediyor:
*Tuzhurmatu ilçesine baglı Meftül El-Sagir ve Meftül El-Kabir köylerinde 130 no'lu Kürt koalisyonun seçimi kazandığı açıklandı. Ancak, köy sakinlerinin tamamının Arap olduğu biliniyor. Tuzhurmatu'nun Salmanpak nahiyesindeki seçimleri Kürt koalisyonun kazandığı belirtilmiştir. Ancak köyde sakinlerin hepsi Arap ve Türkmenler'den oluşuyor.
Peşmerge baskısında seçim
*Seçimin yapıldığı gün, sabah saatlerinde Kerkük'ün Kürt mahallelerinde 8 seçim merkezi açıldı. Bu merkezlerin koruma görevi Kerkük'ten getirilen muhafız güçlerine verildi. Kerkük'ün Türkmen mahallelerindeki birçok seçim merkezlerine seçim listeleri gönderilmedi.
Bu da birçok Türkmen'in oy kullanmamasına neden oldu. Birçok Türkmen mahallelerindeki seçim merkezleri seçimden bir gün evvel Kürt bölgelerine aktarıldı.
Türkmen Telafer kentinde yalnız iki seçim merkezi açıldı. Böylece 400 bin nüfuslu kentteki çok sayıda Türkmen sandık başına gidemedi. Kent aynı gün bombardımana uğradı. Bu da seçimi olumsuz etkiledi.

 

Raşid Dostum’a suikast girişimi

Afganistan Türklerinin lideri Özbek General Raşid Dostum, Şıbırgan kentinde bombalı intihar eylemcisi tarafından düzenlenen suikast girişiminden yara almadan kurtuldu. Şıbırgan'dan yayın yapan Ayna Televizyonu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yusuf Rawanyar, olayın Bayram namazı sonrasında meydana geldiğini belirterek, "General Dostum, Şıbırgan'daki Ghocha Park Camii'nde bayram namazını bitirip cemaatla bayramlaştığı sırada patlama meydana geldi. Bir terörist üzerine bağladığı bombaları caminin içinde patlattı. Patlamada General Dostum'un korumalarından ikisi ve bazı siviller yaralandı" dedi. Söz konusu suikast girişimi Ayna Televizyonu'nda yayınlanırken, General Dostum'un güvende ve sağlıklı olduğu,
saldırganın kimliğinin henüz bilinmediği belirtildi. Ancak, saldırının Dostum'un yanına yaklaşan dilenci kılığındaki saldırganın üzerindeki bombayı patlatmasıyla düzenlendiği açıklandı.

 

Avrupa Konseyi:Ermenistan Karabağ da işgalci

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Azerbaycan topraklarını işgal ettiği gerekçesiyle Ermenistan'ı uyardı. Îngiliz parlamenter David Atkinson tarafından Yuka rı Karabag sorununa ilişkin hazırlanan rapor ve buna bağlı karar tasarısı, AKPM Genel Kurul toplantılarında tartışılarak kabul edildi. Raporda, "Üye bir ülkenin, diğer bir üye ülke toprağını işgal etmesinin, Avrupa Konseyi ile ilgili taahhütlerine ilişkin ciddî bir ihlâl oluşturduğu" açıklandı. Kararda, Karabağ sorununun barışçı bir biçimde çözümü için Minsk, sürecine destek verildiği ifade edilerek, yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönme hakkının' teyit edildiği vurgulandı. Konsey, Minsk süre cinin başarılı olmaması halinde tarafların Uluslararası Adalet Divanı'na gitme seçeneğini de dışlamamaları önerildi. AKPM kararında, "Azerbaycan ve Ermenistan'ın uzlaşı yolunu izlemeleri konusunda" çağrıda bulunuldu Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki güven artırıcı önlemlere ilişkin bir eylem planı için, kaynak ayrılması da istendi.

 

AP’den Gürcistan’a Ahıska Türkleri uyarısı

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Gürcistan'ın Avrupa Konseyi karşısına aldığı yükümlülüklerin yerine getirmesi gerektiğini hatırlattı. Konsey, Gürcistan'dan, Ahıska Türkleri'nin geri dönüş sürecinin
hızlandırılması ile ilgili hukukî ve siyasî mekanizmaların oluşturulmasını da istedi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin, Gürcistan hükümetine yöneltilen eleştirileri içeren raporunda, Acara Özerk Cumhuriyeti'nin statüsü belirlenmesinin yanı sıra Abhazya ve Güney Osetya anlaşmazlıkları çözülmesi sürecinde ilerlemesi gerektiğine de dikkat çekildi.
 

 

Batı Trakya Türkleri AİHM'ye gidiyor

Yunanistan Yüksek Mahkemesi'nin, adının içinde "Türk" kelimesi geçtiği için İskeçe Türk Birliği'nin kapatılması kararını onaylamasının ardından, Bat Trakya Türkleri davayı Avrupa İnsan Haklan Mahkeme si'ne (AİHM) götürme kararı aldı. İngiltere Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği kuruluşunun 15. yılı etkinlikleri için Londra'ya gelen İskeçe Türk Birliği Başkanı Dr. Çetin Mandacı ve Avukat Orhan Hacıibrahim, kararla ilgili resmî açıklamanın yapılmasının ardından AİHM'ye başvuru yapılacağını kaydetti. Çetin Mandacı, Yunanistan'ın 1986'da, adında sadece “Türk” kelimesi bulunduğu gerekçesiyle İskeçe Türk Birliği'ni kapatmak istediğini hatırlattı. Mandacı, "Nihaî karar Yunanistan'ın uluslararası hukuka ne kadar saygılı olduğunu gösterecek." dedi. Batı Trakya'da avukatlık yapan Orhan Hacıibrahim de "Dinî liderimizi kendimiz seçinceye ve kurumlarımızı kendimiz oluşturuncaya kadar mücadelemiz devam edecek. Ayrıca Yunanistan, 35 bin vatandaşımıza ellerinden aldığı hakları geri verinceye kadar mücadelemiz devam edecek." dedi. Bu arada, daha önce aynı gerekçelerle Rodop valisi tarafından kapatılması için dava açılan Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği'nin, 1988 yılında Yüksek Mahkeme tarafından faaliyetleri durdurulmuştu.

 

Pentagon'un Lazer Silâhları Azerbaycan'a Getirilebilir...

Azerbaycan Askerî Havalimanı'na, yakın gelecekte ABD menşeli lazer silahlarının getirilebileceği ifade edildi. Azerbaycan'da yayınlanan Ayna gazetesinde yer alan haberde, bu silahların Pentagon'un "Roket Terörünü Engelleme" programı çerçevesinde Azerbaycan'a getirilmesinin planlandığı belirtildi. Habere göre, ABD roket saldırılarından korunmak için Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan askeri havalimanlarını kullanmayı planlıyor. Gazetenin haberinde, ABD ve Türkiye'nin Güney Kafkasya için planladığı projenin ilk etapta Gürcistan'da gerçekleştirileceği belirtildi. ABD ve Gürcistan arasında 2001 yılında imzalanan 15 milyon dolarlık işbirliği anlaşması çerçevesinde Pentagon, Gürcistan Askeri Hava Kuvvetleri'ne "İrokez" tipinde 10 adet helikopter verecek ve 34 Gürcü pilotunun ABD'de eğitim alması sağlanacak. Öte yandan, NATO'nun planları arasında Güney Kafkasya ülkelerinin askeri havaalanlarının standartlarının, ulusal standartlara uygunlaştırılması da bulunuyor.

 

Kaçak Çin malına 21 trilyon ceza

Çin malı ithalatçısı 400 firmayı incelemeye aldıklarını açıklayan Gümrük Müsteşar Vekili Turagay, ilk incelemeler sonucunda firmalara 21 trilyon (21 milyon YTL) vergi farkı ve cezası tahakkuk ettirildiğini söyledi
Gümrük Müsteşar Vekili Tuna Turagay, 49 gümrük kontrolörünün Türkiye'ye kaçak sokulan Çin mallarını tespit için 37 sektörden 400 civarındaki firmayı incelemeye aldığını açıkladı.
İlk aşamada 138 firmanın incelendiğini belirten Turagay, 16 trilyon lirası (16 milyon YTL) vergi ve fon cezası, 5 trilyon lirası da (5 milyon YTL) vergi farkı olmak üzere toplam 21 trilyon liralık (21 milyon YTL) ceza tahakkuk ettirildiğini kaydetti. Turagay, müfettiş ve kontrolörlerin normal fiziki muayenesi yapılan malları ikinci muayeneye tabi tuttuklarını ve bu işlem çerçevesinde Uzakdoğu'dan mal getiren antrepolarda sayımlar yapıldığını söyledi. İlgili sektör tarafından belirlenen referans fiyatları aracılığıyla çifte fatura incelemesi de yapıldığını kaydeden Turagay, bir malın belli bir maliyetin altında Türkiye'ye ithal edilmek istenmesi halinde, farktan kaynaklanan verginin teminata bağlandığını, ilgili ülke nezdinde kıymet araştırması yapıldığını anlattı. Turagay, Uzakdoğu'dan özellikle oyuncak, tekstil ve konfeksiyon, saat, gözlük, çakmak, seramik gibi ürünlerin getirildiğini söyledi.
537 trilyonluk kaçakçılık
Turagay, geçen yıl bir önceki yıla göre, yüzde 63 artışla toplam 536.8 trilyon liralık (536.8 milyon YTL) kaçakçılık vakası tespit edildiğini belirtti. Turagay, kaçakçılıkla mücadele kapsamında, 2004'de 3 tane xray cihazı aldıklarını, toplam 3 motor botu devreye soktuklarını bildirdi.
Çin, iç pazarı ele geçirdi
2005 başında kotaların kalkmasıyla dünya tekstil ve hazır giyim pazarındaki hakimiyetini daha da pekiştireceği tahmin edilen Çin, Türkiye'de de birçok kategoride pazarı ele geçirdi. 2001 yılında bazı ürünlerde kotaların kalkmasının ardından Türkiye'nin ithal ettiği birçok tekstil ürününde en yüksek pazar payına ulaşan Çin bunu da fiyat avantajıyla sağlıyor. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İTKİB) verileri, 2001 yılında pazar payı yok denecek kadar az olan ürünlerde bile Çin'in Eylül 2004 itibariyle yüzde 40'lara varan pazar paylarını yakaladığını gösteriyor. 2001'de etekte yüzde 5.9 olan pazar payını eylül 2004 itibariyle yüzde 19.2'ye çıkaran Çin, yüzde 0.03 olan bornoz, gecelik ithalatındaki payını yüzde 25.1'e, yüzde 0.42’ye çıkardı.

 

Denizlili Tekstil İhracatçıları Çin’le Mücadeleye Hazırlanıyor

 

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından tekstil ve konfeksiyonda kotaların kaldırılması üzerine Denizlili tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları Çin'le mücadeleye hazırlanıyor.
Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB) Başkanı Raşit Güntaş, 1 Ocak 2005'ten itibaren DTÖ tarafından kotaların kaldırılmasının kendilerini etkilememesi için her türlü girişimi yapacaklarını söyledi. Güntaş, "Tekstil ve konfeksiyon sektöründe rekabet gücü azalacak. 2005'te ciddi bir sınava hazırlanıyoruz. Çünkü Çin tüm gücüyle devreye girecek ve kıran kırana rekabet yaşanacak" diye konuştu.
Kotaların kaldırılmasından sonra müşterilerin Çin'i göz önünde bulundurarak bekle gör politikası izlemediğini ifade eden Raşit Güntaş, "Biz, Çin'in ürettiği malları üretmeyi bıraktık. Ürünlerimiz tamamen yüksek alıcıya hitap eden kaliteli ürünlerden oluşuyor" dedi. ABD'nin 2002 yılından itibaren özellikle bornozdaki kotaları kaldırdığını ve 2 yıldır Çin'e karşı bornoz kotası olmadan mücadele ettiklerini belirten Güntaş, "Konfeksiyon ve dış giyim ağırlıklı ürünlerde zaman dilimi içinde Çin'in etkisi olacak. Kotaların kaldırılması bizim gibi ülkelerden ziyade ekonomisi çok daha kötü olan 3. dünya ülkelerini etkileyecek. “ şeklinde konuştu. DETKİB Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz Kasapoğlu ise Çin'in 5 yıldır tekstil ve konfeksiyon piyasasında olduğunu vurgulayarak, "Kotaların kalkmasıyla herkes gardını aldı. Korkunun ecele faydası olmayacağını biliyoruz. Bu yüzden mücadele edeceğiz" dedi.

 

İşkenceci kasaplara para cezası

Kayseri'de Kurban Bayramı'nın ilk günü sahibinin elinden kaçan kurbanlık boğanın ayaklarını kesmek suretiyle işkence eden ve daha sonra kayıplara karışan 2 kasaba para cezası verildi. Edinilen bilgiye göre, Gültepe Mahallesi'nde Kurban Bayramı'nın ilk günü sahibinin elinden kaçan kurbanlık boğayı yakalamak amacıyla bacak bağlarını keserek işkence eden kasaplar Selim Tokpınar (39) ve Süleyman Boyraz (35) kayıplara karışmıştı. Polis tarafından aranan Selim Tokpınar ve Süleyman Boyraz adındaki kasaplar bugün yakalandıktan sonra çıkarıldıkları mahkemece hayvanlara eziyet etmek ve 5199 sayılı kanuna muhalefet suçundan 750'şer milyon TL para cezasına çarptırılarak serbest bırakıldı.

 

Çin’de ölüm cezaları arttı

Dünya'da 134 ülkenin ölüm cezasını kaldırdığı, 62 ülkede ise ölüm cezasının hala sürdüğü bildirildi.
Merkezi Roma'da bulunan Hands Off Cain (Kabil'e Dokunma) adlı örgüt tarafından yapılan araştırmada, 10'dan fazla ülkenin ölüm cezasını 2003 yılından itibaren kaldırdığı belirtilirken, ölüm cezasının 81 ülkede tamamen kaldırıldığı, 14 ülkede adi suçlar için uygulanmadığı, 6 ülkenin ise moratoryum sürecinde olduğu ve Rusya'nın kaldırma sözü verdiği kaydedildi.
Araştırmada, 32 ülkede ise idam cezası bulunmasına rağmen en az 10 yıldır uygulanmadığı bildirildi.
Araştırma da ayrıca, 62 ülkede ölüm cezasının halen uygulandığı ve 2003 yılında bu ülkelerde 5523 kişinin idam edildiği bildirilirken, Çin'de geçen yıl en az 5000 kişinin ölümle cezalandırıldığı vurgulandı.
Örgüt, geçen yıl İran'da en az 154, ABD askerlerinin başkent Bağdat'a girdiği 9 Nisan 2003'e kadar da Irak'ta 113 kişinin idam edildiğini belirtti.

 

 Hamas ile Hizbullah arasında anlaşma

Hamas ile Hizbullah, İsrail'e karşı direniş seçeneğinin desteklenmesi konusunda anlaşmaya vardı.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Hamas lideri Halid Meşal ile Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah arasında Beyrut'un güneyinde yapılan toplantıda bu anlaşmaya varıldığı bildirildi. Açıklamada, iki lider arasındaki görüşmede, ''direniş ve kararlılığın, mevcut baskıya karşı gelmede tek seçenek'' olduğu konusunda fikir birliğine varıldığı belirtildi. Hamas'ın İsrail ile varılan geçici ateşkesi koşullu olarak kabul edeceği belirtilmişti. Bu anlaşmanın söz konusu ateşkese karşı olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi.

 

Rusya Doğu Sibirya'da Petrol Boru Hattı inşa ediyor

Finansal Haber Ajansı Prime-Tass Rus Hükümeti'nin Doğu Sibirya'dan Pasifik Okyanusu kıyılarına uzanacak yeni bir petrol boru hattının inşası için talimat verdiğini bildirdi.
Prime-Tass'a göre Sibirya'nın Taichet bölgesi ile Nakhodka Limanı'nı birleştirecek olan 80 milyon ton kapasiteli boru hattının inşaası talimatı yayınlandı. Rus yetkililer henüz konu ile ilgili bir açıklama yapmadılar.
Rusya'nın petrol rezervlerini Çin ve Japon piyasaları ile birleştirmeyi hedefleyen iki boru hattının yapımı halen devam ediyor. Uzmanlar Nakhodka'ya uzanacak 4130 km'lik hattın Çin'e doğru da uzatılabileceğini belirtiyorlar.

 

Gazeteciler için dünyanın en büyük cezaevi: Çin

Irak gazeteciler için 2 yıldır üstüste en tehlikeli bölge durumunda. Irak'ta geçen yıl 19 gazeteci öldü. Bu kişilerle birlikte, tercüman, rehber, koruma görevlisi, şoför gibi 12 destek elemanı da hayatını kaybetti. Örgütün açıklamasına göre, Irak'ta ölen gazetecilerin büyük bir bölümünü, kendi ifadesiyle terörist ve Iraklı gerillaların saldırısına hedef oldu. Ölümlerin 4'ünden ise Amerikan ordusu sorumlu tutuluyor.
Irak'ı 6 ölümle Filipinler izliyor. Bangladeş'te ise 4 gazeteci görevleri sırasında ya da fikirleri nedeniyle hayatını kaybetti. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, "Bu ülkelerde gazeteciler, yolsuzluk, uyuşturucu kaçakçılığı ve çetelerle ilgili araştırma yaparken hayatlarını kaybettiler" dedi.
Örgütün raporunda Kuzey Kore, Birmanya, Çin, Vietnam, Laos en az basın özgürlüğünün olduğu ülkeler olarak gösteriliyor. Çin için “Gazeteciler için dünyanın en büyük cezaevi" deniyor. Raporda İran için de ağır eleştiriler yer alıyor. Buna göre, İran sık sık gazetecileri hapisle cezalandırıyor ve internet üzerinden fikir yaymaya çalışan muhalif grupları cezalandırıyor. Örgüt, Rusya'da ifade özgürlüğünün sık sık ihlal edildiği, Beslan'da 330 kişinin ölümüyle sonuçlanan okul trajedisinin devlet kontrolündeki televizyon kanalları tarafından yanlı yansıtıldığı görüşünde.

 

Vietnam’da 11 kişi kuş gribinden öldü

Vietnam'da, son bir ayda kuş gribinden ölenlerin sayısı 11'e yükseldi. Doktorlar son olarak 13 yaşında bir kız çocuğun söz konusu hastalıktan öldüğünü açıkladı.
Ho Chi Minh kasabası Pediyatri Hastanesi'nden bir doktor, "Vietnam'ın güneyindeki Dong Thap'tan gelen bir kız hayatını kaybetti" dedi.
13 yaşında ölen kızın annesi de 21 Ocak'ta aynı hastalıktan ölmüştü.Hastane yetkilileri, 10 yaşındaki bir kızın daha H5N1 kuş gribi hastalığı nedeniyle durumunun ciddi olduğunu belirttiler.Dünya Sağlık Örgütü'nün geçtiğimiz ay yayınlanan raporunda, yeni bir grip salgınının tüm dünyayı sarması olasılığının yüksek olduğu belirtilmişti. Bulaşıcı hastalık uyarısında bulunan Örgüt, öldürücü bir grip virüsünün birkaç hafta içinde 100 milyon insanın yaşamına mal olabileceğini açıklamıştı.

 

Tsunamide ölü sayısı 300 bine dayandı!!!

 Güney Asya'nın haritasını değiştiren yüzyılın en büyük felaketinde ölenlerin ve hayatından ümit kesilenlerin sayısı 290 bini geçti. Endonezya Sağlık Bakanlığı, önceki gün yaklaşık 127 bini kayıp olmak üzere, ülkede ölenlerin sayısının 237 bine ulaştığını belirtmişti. Verilen son bilgilere göre, deprem ve dev dalgalardan etkilenen ülkelerde ölülere ve kayıplara dair son bilanço şöyle: - Endonezya: 237 bin 71 (127 bin 774'ü kayıp) - Sri Lanka: 30 bin 957 - Hindistan: 16 bin 389 (5 bin 640'ı kayıp) - Tayland: 5 bin 393 Maldivler: 82 - Malezya: 68 - Myanmar: 61 - Bangladeş: 2 - Somali: 298 - Tanzanya: 10 - Kenya: 1 - Toplam: 290 bin 332

 

‘Türkler: Bin Yılın Yolculuğu’ Londra’da

İngiltere’nin en saygın kurumlarından Kraliyet Sanat Akademisi tarafından düzenlenen ‘Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600’ sergisi kapılarını ziyaretçilerine açtı. 370 eserin yer aldığı sergi İngiliz Kraliyet Sanat Akademisi’nin bugüne kadar gerçekleştirdikleri arasında en pahalı ve en büyük olanlarından.Türklerin Orta Asya’dan batıya göçü ve Anadolu’dan daha batıya doğru ilerleyişinin 1000 yıllık öyküsünü anlatan sergi için Topkapı Sarayı başta olmak üzere, 11 ayrı ülkeden 37 kurum ve özel koleksiyondan eser getirildi.
Türkler'in Orta Asya'dan İstanbul'a ve daha ötelere yayılan sanatsal ve kültürel zenginliğinin ziyaretçilerin beğenisine sunulacağı sergide, önce, 7. Yüzyıl'da Orta Asya İpek Yolu üzerinde gelişen göçebe bir toplum olan Uygurlar'ın sanat eserleri tanıtılıyor. Bunun ardından, Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip üç hanedanın, Selçuklular (1040 - 1194), Timurlar (1370 - 1506) ve Osmanlılar'ın (1453 - 1600) eserlerine geçiliyor.

 

Hollanda’da ki Türkler felaketzedeleri unutmadı

 Hollanda'nın Amsterdam şehrinde bulunan Türkler İçin Dayanışma Cemiyeti'ne (S.T.I.S.C.A.N) bağlı kadınlar kolu KUBA Cemiyeti tarafından düzenlenen anma gününde, tsunami afetzedeleri hatırlandı. Anma töreninde konuşan Cemiyet Başkanı Sevim Mercimek, "Kuba Cemiyeti üyelerinin tamamı kadınlardan oluşmakta olup, tüm etkinliklerimizi kendimiz hazırlayıp sunmaktayız. Kuba ilahi grubumuz skeç ve tiyatro ekibimiz de aynı şekilde üyelerimiz arasından seçilerek yetişmektedir. Etkinliğimizden elde edilecek gelirin tamamını tsunami de zarar gören felaketzedelere göndermeyi kararlaştırdık. Bizim de az da olsa onlar için çorbada tuzumuz bulunsun istedik" ifadelerini kullandı.

 

'Kırmızı Liste' yeniden

Türkiye'nin silah alımında ambargo koyduğu listede İsviçre ve Avusturya yerini korurken, Güney Afrika bu kapsamdan çıkarılacak.
"Sarı Liste"nin ise güncelleşmesi bekleniyor Türkiye'nin silah alımında ambargo koyduğu ülkelerin yer aldığı "kırmızı liste" güncelleniyor. Listede, 1996'dan bugüne dek yer alan Güney Afrika'nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın martta bu ülkeye yapacağı ziyaret sonrasında ambargo kapsamından çıkarılması bekleniyor.
Edinilen bilgilere göre Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye silah satışına yasak getirilen ülkelerin yer aldığı 'kırmızı liste'nin güncellenmesi çalışması kapsamında Genelkurmay'dan görüş istedi.
Türkiye'ye özellikle PKK'yla mücadele döneminde silah satmayan ülkelerin bulunduğu listenin başında İsviçre, Avusturya ve Güney Afrika yer alıyor.
'Kırmızı liste' Başbakan Erdoğan başkanlığında yapılan 19 Ocak'taki Savunma Sanayi İcra Komitesi (SSİK) toplantısında da gündeme geldi.
TSK için 50 saldırı (ATAK) helikopteri üretimi ihalesinin yenilenmesi kararının alındığı toplantıda Erdoğan, Güney Afrika'nın neden yer almadığını sordu. Erdoğan'a Avrupa, ABD ve Rus üreticilerin katılacağı ihaleye Güney Afrika'nın "kırmızı liste"de yer aldığı için giremeyeceği bilgisi verildi.

 

 

Türk Kızılay’ı Aceh’e kalıcı konut yapacak

 Endonezya'nın Aceh bölgesinde Banda Aceh kentinde görev yapan Türk Kızılay'ı, kalıcı konut yapmak için Banda Aceh'in Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü ile ön protokol imzaladı.
Banda Aceh Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nde Türk Kızılay'ı Afet Müdahale Müdürü Cesur Can ile Banda Aceh Bayındırlık ve İskan Müdürü Mawardy Nurdir biraraya geldi. Yapılan ikili görüşmenin ardından kalıcı bir konutun yapımı için ön protokol imzalandı. Banda Aceh'e kalıcı konut yapımı için ön anlaşmanın yapıldığını dile getiren Can, "Konutlarla ilgili anlaşma Başbakan Erdoğan buraya geldiğinde imzalanacak" dedi. Deprem ve tsunami nedeniyle Banda Aceh'te yaklaşık 5 bin kişinin evsiz kaldığını Banda Aceh Bayındırlık ve İskan Müdürü Mawardy Nurdir, Türk yardım ekibinin bin ev yapacağını, buranın yeniden düzelmesi için bütün yardım ekiplerinin birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

 

 

TBMM’de Güney doğu Asya için yardım toplandı

TBMM'de, Güneydoğu Asya'da meydana gelen deprem ve tsunami felaketinde zarar görenler için 280 bin 635.40 YTL (280 milyar 635 milyon 400 bin lira) toplandı. 26 Aralık 2004 tarihinde Güneydoğu Asya'da meydana gelen deprem ve tsunami felaketi nedeniyle TBMM üyeleri ile çalışanları arasında 'Biz bu acıyı biliyoruz, kayıtsız kalmayacağız' sloganı ile düzenlenen maddi yardım kampanyası sonucunda toplanan yardımın rakamları açıklandı. TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 500 YTL ile katıldığı kampanyada AK Parti 233 milyar 500 milyon YTL ile ilk sırayı aldı. CHP'li milletvekilleri ise tsunamizedelere 1 milyar 705 YTL yardım yaptılar. Toplanan yardımların dağılımı şöyle: "TBMM Başkanı Bülent Arınç: 500.00.- YTL (500 milyon TL), AK Parti Grubu: 233.500.00.-YTL (233 milyar 500 milyon TL), AK Parti Milletvekilleri: 14.156.40.-YTL (14 milyar 156 milyon 400 bin TL), CHP Milletvekilleri: 1.705.00.-YTL (1 milyar 705 milyon TL), DYP: 1.000.00.-YTL (1 milyar TL), TBMM İdari Teşkilat: 19.234.00-YTL (19 milyar 234 milyon TL), Dışarıdan Kişi ve Kuruluşlar: 10.540.00.-YTL (10 milyar 540 milyon TL), Toplam: 280 bin 635.40.-YTL (280 milyar 635 milyon 400 bin TL)."

 

Ağız Sağlığında Çin Tehdidi

Samsun-Sinop-Ordu-Amasya Diş Hekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker, kaçak yollarla yurda giren Çin mallarının ağız sağlığında tehdit oluşturduğunu söyledi. İlker, yaptığı açıklamada, tüm sektörlerde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında kullanılan kalitesiz malların haksız ticaret uygulamalarına neden olduğunu kaydetti. İlker, piyasaya yasa dışı yollardan giren Çin mallarının ağız ve diş sağlığında da kullanıldığına dikkat çekerek, "Çin'de üretilen diş protezlerinde kullanılan porselen dişlerin satıldığını çok ucuz olduğu için bazı diş hekimlerinin bunlara rağbet ettiğini görmekteyiz. Bu tür kalitesiz ve halkın sağlığını tehdit eden malzemeler kullanılmamalıdır. Vatandaşımızda bu tür ürünleri seçmemelidir. Şekilleri bozuk olan ve zamanla renk değiştiren bu malzemeler ileride ciddi sağlık problemlerine yol açabilir" dedi.

 

Sahabiye Mahallesi Muhtarından başarılı öğrencilere en güzel hediye

Sahabiye Mahallesi Muhtarı, Âlim Gerçel, muhtar olduğu günden bu tarafa mahallesindeki karnelerindeki notları 5 den aşağı olmayan veya takdir getiren öğrencilere kitap hediye ediyor.En güzel hediyenin kitap olduğunu ifade eden Alim GERÇEL, "Başarılı öğrencilerin ödüllendirilmesi ayrı bir zevktir.
Amacım, Mahallemde ki bütün öğrencileri başarılı olmaya teşvik etmektir. Türk kültürü çerçevesinde Kayseri kültürüne de hizmet etmek gayesindeyim. Kültür Bakanlığı yayınlarından, Kayserili yazarlarımızın eserlerinden, başarılı öğrencilerimize kitap dağıtmayı görev kabul ediyorum ve seve seve yapıyorum. Başarılıöğrencilerimizi tebrik ederken, bu başarıda katkısı olanlara, öğretmenlerimize ve ailelerine de teşekkür ediyorum."dedi

 

Kayseri maden zengini

Kayseri’nin yeraltı zenginlikleri açısından oldukça zengin olduğu bildirildi. Fosfat’tan,Ponza’ya, Uranyum’dan Toryum’a kadar bir çok madenin Kayseri sınırları içerisinde bulunduğunu ifade eden yetkililer, özellikle traverten mermer gurubu olarak adlandırılan mermelerin Kayseri’de bolca bulunduğunu kaydetti. Binin üzerinde kişinin Maden arayan şirketlerde çalıştığını belirten yetkililer, Kayseri’den ihraç edilen madenler arasında ilk sırada yer alan mermerlerin blok halinde değil de işlenmiş olarak ihraç edilmesi gerektiğini önemine dikkat çekti.
Felahiye ilçesinde gözle görülebilir Uranyum madeninin bulunduğu bildirildi
Maden yönünden oldukça zengin bir potansiyele sahip olan Kayseri'de nükleer enerji hammaddesi olarak kullanılan Uranyum madeninin Felahiye ilçesinde bulunduğu belirtildi. Maden Tetkik Arama Enstitüsünün verilerine göre, Kayseri'nin Felahiye ilçesinde aktif Uranyum Anomalilerinin bulunduğu tespit edildi. Yetkililer, Uranyum'un gözle görülebilir şekilde Felahiye ilçesinde olduğunu, ancak rezerv miktarı hakkında ellerinde bir bilgi bulunmadığını kaydetti. Uranyum'un yanında yine Nükleer Yakıt hammaddesi olarak kullanılan Toryum'un da Felahiye-Hayriye civarında gözle görülebilir şekilde bulunduğu kaydedildi. Yetkililer, Kayseri'de Uranyum ve Toryum çıkaran ve işleten maden şirketinin bulunmadığını belirterek, devletinde bu konuda her hangi bir çalışmasının olmadığını söylediler.

 

Türkiye’nin Jeopolitik durumu ve geleceği tartışıldı

“Gelişen Jeostrateji ve Jeopolitik Durum İçinde Türkiye'nin Yeri ve Geleceği" isimli panel, Atatürk Üniversitesi Kültür Sitesi'nde verildi. Türk Dünyası Araştırma Vakfı'ndan Dr. Hüseyin Taşar'ın başkanlık yaptığı panele, Başbakanlık Eski Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu ve Emekli General Sıtkı Sunday Orun konuşmacı olarak katıldı. Panelde ilk konuşmayı yapan Emekli General Sıtkı Sunday Orun, dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmelerin çok titiz bir şekilde incelenmesi gerektiğini ifade ederek, Amerika'nın dünya üzerindeki planlarını bir bir gerçekleştirdiğini ve devamı için tüm gücünü kullanacağını söyledi. 2005-2008 tarihlerinin dünya politikası ve ekonomisi için kritik bir süreç olduğunun altını çizen Orun, Türkiye'nin bu kritik süreçte çok dikkatli olması gerektiğini belirtti. AB'nin Türkiye'den büyük beklentilerinin olduğunu, Türkiye'nin kendi beklentilerini bu beklentilerle karşılaştırarak istikrarlı adımlar atması gerektiğini bildiren Orun, "Türkiye'nin bugünkü şartlarla Avrupa Birliği'ne girmesi büyük cinayet olur" dedi. Eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu ise, Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunları kavramak için tarihi çok iyi bilmek gerektiğini vurgulayarak, dünün dünyasını anlamadan bu günün dünyasının yaşanamayacağının, Türkiye üzerine belirlenen stratejilerin hep aynı sadece üzerindeki örtünün farklı olduğunu kaydetti.

 

Hac’da 34 Türk hayatını kaybetti

Kutsal topraklarda 34 hacı adayı öldü Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, genellikle 60 yaş üstündeki 34 Türk vatandaşının kutsal topraklarda kalp krizi ve kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı. 22 Ocak 2005— Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, hacda ölen ve genellikle 60 yaş üstü olan 34 Türkün ölüm nedeninin kalp krizi ve kalp yetmezliği olduğunu söyledi. Bardakoğlu, şöyle konuştu: “Hac farizası için kutsal topraklara gelen Türklerden 34’ü öldü. Hacda ölen ve genellikle 60 yaş üstü olan 34 Türkün ölüm nedeni, kalp krizi ve kalp yetmezliği. Vefat eden hacılarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.”

 

 

Çin, Doğu Türkistanlı aydınları tutukluyor

Dünyadaki en büyük terörist güruh olan saldırgan komünist Çin, genç Uygur yazar ve Şair Nurmuhammet Yasin’i “Kaşgar Edebiyatı”nın 2004 yılı 5. sayısına “Gök Güvercin” adında özgürlük ve hürriyeti yansıtan hikâyeyi yazması sebebiyle gizlice tutukladı. Saldırgan Çin hükümetinin Nurmuhammet’e “Bölücülük ve bağımsızlığı ifade ediyor” suçlaması isnat ettiği ifade edildi.
“Kaşgar Edebiyatı” Dergisinin 2004 yılı 5. sayısının 2 bin adet basılmış olduğu, terörist Çin hükümetinin dağıtımı yapılmış olan dergiyi toplattırmak için özel “Silahlı Toplama Timi” tahsis etti öğrenildi. Çin Hükümeti, Kaşgar vilayeti Toplum Güvenliği dairelerindeki görevlileri harekete geçirmenin dışında Kültür Dairesindeki memurları da mecburi olarak seferber etti.
Nurmuhammet Yasin 1974 yılının 11. ayında Kaşgar vilayetinin Maralbaşı nahiyesinde bir Çiftçi ailesinde dünyaya geldi Nurmuhammet Yasin 12 yaşından itibaren “Örkeş” mahlas ismi ile Edebiyat sahasına adım attı. O, “Tarim Goncaları”, “Kaşgar Edebiyatı”, “Yarkent Gazetesi”, “Tarim”, “Tanrıdağı Dergisi”, “Kumul Edebiyatı”, “Yeni Kaş Taşı”, “Kaşgar Gazetesi”, “Bulak Dergisi” “İşçiler Vakit Gazetesi”, “İli Deryası” dergisi, “Aksu Edebiyatı”, “Turpan Edebiyatı”, “İşçiler Hareketi Gazetesi”, “Ürümçi Akşam Gazetesi” olmak üzere gazete ve dergilerde “Oynayacak çocuk var mı?”, “Sırlı Perde”, “Yüreğim Ağlar” gibi Şiir, Hikaye, Nesir’ler yayınlayıp Doğu Türkistanlılarca tanınan vatanperver, adaletperver bir yazar ve şairdir. 2004 yılının kasım ayı ortalarında Çin gizli polislerinin, Nurmuhammet’i tutukladıktan sonra ailesi ve dostları ile dahî görüştürmediği, hapishanede vahşice usullerle işkenceler yaparak sorgulanmasına devam ettikleri öğrenildi.

 

Yerli sarımsak Çin sarımsağını kovdu

Yerli sarımsak fiyatlarının bu yıl düşük olması nedeniyle Çin sarımsağının pazar bulmadığı bildirildi.
Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncuları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yücel, yaptığı açıklamada, önceki yıllarda Çin ve İran’dan getirilen ithal sarımsakların, bu piyasada pazar şanslarının kalmadığını dile getirdi. Kayseri, Kastamonu, Amasya ve Taşköprü'de sarımsak rekoltesinin çok yüksek olması nedeniyle fiyatların beklenen düzeyin altına düştüğünü ifade eden Yücel, “ Yerli sarımsak çok düşük olduğu için Çin ve İran’dan sarımsak ithal edilmiyor. Çin’den getirilen sarımsak tezgâhta iken bozulmaya başlıyor. Ayrıca Çin’den sarımsak ithal edilse ve yerli sarımsağın dörtte bir fiyatına satılsa bile, tüketiciler aroması daha kaliteli olan yerli sarımsağı tercih edecektir”dedi.

 

 

Atina’nın yine Kardak'ı tuttu

Hükümetler arasında kurulan iyi ilişkilere karşın, Ege’de sık sık tansiyonu yükseltici politika izleyen Atina Yönetimi, ‘Türk Sahil Koruma botlarının Kardak kayalıkları açıklarında demirlediklerini’ öne sürdü. Konu hakkında Avrupa Birliği’ne de hemen bilgi veren Atina Yönetimi, uluslararası suları, kendi karasuları gibi göstererek tartışmanın büyümesine neden oldu. Özellikle, AB’nin Türkiye’ye müzakere tarihi vermesi öncesinde ve sonrasında sık sık Ege’deki sorunları gündeme
taşıyan Yunanistan, benzer tavrı yine sergiledi. Kıbrıs konusunun ön plana çıkmaya başlamasıyla Ege’deki kıta sahanlığı taleplerini gündeme taşıyan Atina Yönetimi’ne Yunan medyası da destek verdi. TV’ler çanak tuttu
Yunan Alpha ve Mega televizyonları, Türk botlarının Kardak kayalıkları açıklarında demirledikleri yönünde yayın yaparak krizi körükledi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgos Kumuçakos da medyada çıkan haberleri destekler nitelikte bir açıklama yaptı. Yunan bakan yazılı açıklamasında, “Türk Sahil Koruma botlarının Kardak kayalıkları açıklarında demirlemesinin Avrupa ilkelerine karşı olduğunu” savundu. Kumuçakos, AB’ye bilgi vereceklerini kaydetti. Yapılan açıklamalarda, 2 Türk hücumbotunun Kardak Adası açıklarında demirlendiği ifade edildi. Yunan Sahil Güvenlik birimleri tarafından uyarılan hücumbotların, uyarıları dikkate almadığı öne sürüldü. Yunanistan, yaklaşık 4 saat demirledikleri yerde kaldıklarını iddia ettiği Türk hücumbotlarından bu süre içinde herhangi bir yanıt alamadıklarını da ileri sürdü. Türk-Yunan ilişkilerini savaşın eşiğine getiren ilk Kardak krizi 25 Aralık 1995 tarihinde, Figen Akad isimli bir geminin Kardak kayalıklarında karaya oturmasının ardından patlak vermişti. İki ülke de kayalıklara bayrak dikerken, muhtemel bir savaş son anda engellenmişti..

 

Çin tekstiline gözdağı

 Ankara Tekstil Sanayi Sitesi (ANTEKS) Başkanı Süreyya Kayıhan, 2005 yılında Çin ekonomisiyle baş ebilmek için Türkiye'nin ihracatını arttırmasının şart olduğunu söyledi. ANTEKS Başkanı Kayıhan açıklama yaparak, ihracattaki kotaların kalkmasıyla tekstil ve konfeksiyon sektöründe 3-5 yıl sersemlik çekilebileceğini, bunun yanında 2005 yılında güçlü olabilmek için Türkiye'nin ihracatını artırmasının şart olduğunu bildirdi.
Kayıhan, Çin'in tekstil sektöründe önemli bir tehdit unsuru olduğunu belirterek, “Çin'de olanaklar var. Çin aynı zamanda bir fırsattır, tedarik açısından bir kaynaktır. Türkiye için potansiyel bir yatırımcıdır.
Çin'i ihracat artışıyla alt edebiliriz" dedi. 2005 sonrası Çin ile rekabetin daha zorlu olabileceğini; ancak güçlü alt yapısı ve hammadde avantajıyla Türkiye'nin bu rekabette orta vadede yenik düşmeyeceğini ifade eden Kayıhan, "Sürekli Çin mallarını engellemek gibi bir politika olmaz. Sonuçta o mallar bir şekilde ülkeye girecek.
Bu yüzden mukayeseli üstünlüklerimizi yeniden belirleyip o alanlarda rekabetçi konumumuzu güçlendirmemiz gerekiyor. Türkiye kaliteli ve standardı yüksek mal ihraç ediyor. Çin'den daha kaliteli mal üreten Türkiye kazanacaktır. Türkiye Avrupa'ya 3 günde mal gönderirken, Çin 1 ayda gönderebiliyor. Bu ulaştırma gideri ve süre açısından da Türkiye'ye bir avantaj getiriyor" dedi.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye