Yukarı
15.Sayı
UYGURCA
Tarih
Aile
İstiklal 15 Tam Sayfa

AİLE

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

KORKKANGA KOSH QÖRÜNÜPTU
 

Bir adem sheherge sodiliqqa kirip kech qaptu. Karanghu chüshüp, yolda birmu adem uchrimighandin keyin, bu ademni su bisishqa bashlaptu.
Korqqanseri yol yaqisidiqi her, bir tüp sögetnig keynide oghri müküp turghandek, ular hazirla yügürüp kilip karniydin boghidighandekla sezidilishke bashlaptu. Shuningh bilen bu ademnigh put-kolliri titrep maghalmay qaptu. Bir yerge kelgende karisa rastinla bir oghri uningha karapla turuptu. Pütün azayini ter besip ketken bu yolachi derhal kulakchisini bir koligha kiygüzüp igiz kötiriptu de, Tilliri kalwaliship waqirashka bashlaptu:
-Hey oghri, mangha yekinlashma! Men seninghdin hergiz-mu qorqmaymen, qördüngmu biz ikki kishi!
''Oghri'' bolsa qimirlimay qarap turuptu. Yoluchi tehimu beq korkup:
-Nimishqa ünchiqmaysen? Ham hiyal qılmay yahshiliqche mangha yol ber, bolmaydighan bolsa ya sen ölissen, ya men ölimen! Yoluchi titrep turup mushu gepni aranla qılalaptu. SHu esnada bulutlar arisidin ay chiqip, pütün etrapni appaq yorutuwetiptu. Yoluchi sepselip qarisa hiliqi körüngen oghri emes, belki shahliri qesiwetilgen bir tüp söget iken.
-Hudaya shükri! -deptu yoluchi yeniq bir tiniwetip- ''qorkkangha qosh qörünüptu'' digen mushu iken-de! U asta yoligha rewan boptu.
 

KORKANA ÇİFT GÖRÜNÜRMÜŞ
 

Bir adam şehre alışverişe gidip geç kalmış. Karanlık çöküp yolda bir tek adama bile rastlamayınca adamı evham basmaya haşlamış. Korktukça yol kenarıdaki her söğüdün arkasında sanki bir hırsız saklanıp duruyormuş ve hemen koşup gelerek boğazından boğacaklarmış gibi hissetmeye haşlamış. Böylece adamın elleri ayakları titremiş, yürüyememiş. Bir yere gelince bakmış ki gerçekten bir hırsız kendisine bakıp duruyormuş. Bütün vücudu ter içinde kalan yolcu, derhal başlığını bir eline giydirip yukarı kaldırmış ve dili dolaşarak bağırmaya başlamış:
-Hey hırsız, bana yaklaşma! Ben senden hiç korkmam. Bak, biz iki kişiyiz! ''Hırsız'' ise ise kıpırdamadan bakıp durmuş Yolcu daha da korkarak:
-Niçin ses çıkarmıyorsun ? Ham hayale kapılmadan iyilikle bana yol ver.. Yoksa ya sen ölürsün, ya ben ölürüm! Yolcu titreye titreye bu sözü zorla söyleyebilmiş. O esnada bulutların arasından ay çıkarak bütün etrafı bembeyaz aydınlatmış. Yolcu dikilip bakmış ki demin görünen hırsız değil, belki de dalları kesilmiş bir söğüt ağacı imiş.
-Allaha şükür! demiş yolcu hafifçe nefes alıp ''korkana çift görünürmüş'' dedikleri buymuş demek ki! Yavaşça yoluna devam etmiş.

 

Dîvân-ı Lügât-it Türk'ten Atasözleri

 

Ata oglı ataç togar
Oğul babasına çeker, çekmek üzere doğar.
Atası açıg almıla yese oglınıñ tısı kamar
Babası ekşi elma yese, oğlunun dişi kamaşır.
Ata tonı ogulka yarasa atasın tilemes
Babanın giyimi oğluna yarasa, oğul babasını istemez.
At teküzligi ay bolmas
Atın alnındaki akıtma, gökdeki Ay'la bir olmaz, tutulamaz.
Ayın kişi neñi neñ sanmas
Başkasının malı, mal sayılmaz.
Atası anası açığ almıla yese oglı kızı tısı kamar
Babası anası ekşi elma yese, oğlunun kızının dişi kamaşır.
 

İstiklâl Mücadelesi (9)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

     Vatanını seven bütün Doğu Türkistanlılar kardeştir düşüncesini yediden yetmişe herkesin kalbine yerleştirmek demektir. Hainleri cezalandırma devri, -tarihteki tecrübe ve derslerle de sabittir ki- yurdumuzu kurtarmak için hazırlık yapma devridir. Vatanımız başka milletin egemenliği altına girdikten sonra hainler açık seçik kibirlenmeye başladı. Onlar sadece burnu iyi koku alan, koklatılan nesneyi çabucak bulan köpekler gibi kullanıldı. Komünist Çinlilerin Doğu Türkistan'ı ele geçirmelerinden sonra hainlere, buldukları ganimetleri korumaları için bazı yetkiler verildi. Yani hainlere devletin belli bölümlerinde "sözde" bazı salahiyetler verildi. Onlar bu yetkilerini, -kanun uygulayıcı konumlarını kullanarak- yurt içinde etkisi .olan önderlerimizi, din alimlerimizi, aydınlarımızı, gençlerimizi tutuklamakta, yok etmekte kullandılar. Bu islerle meşgul olarak halkımızın bütün dikkatini buralara çekip uygun ortamı yarattıktan sonra Çin Hükümeti, Doğu Türkistan’ın bütün zenginliklerini talan etti ve sömürdü. İstediği yerde şehir kurdu. Fabrika açip yoksul ve mazlum Doğu Türkistan’ın içinde, refah içinde yaşama koşullarına sahip milyonlarca göçmen Han milleti (asıl Çin ırkı) mensuplarım yerleştirdi. Yurdumuzun iktisadî dizginlerini onların eline verdi. Bugün Hoten ve Kaşgar’daki bir çiftçinin yıllık geliri 50-60 dolar civarında iken, Sihen-Zi'deki veya Karamay’da ki bir Çinli'nin yıllık geliri 500-600 dolar civarındadır. Birbirinden hiç farkı olmayan, suçsuz, ama devlet tarafından planlı bir şekilde düzenlenen yasama koşullarının oluşturduğu bu iki millet arasındaki karşılıklı güvensizlik, düşmanlık, nefret gibi duygular her gecen gün artmaktadır. Gökle yer arasındaki mesafeye sahip bu büyük farkı meydana getirmek için, Çin Hükümetinin maksadı bellidir: Doğu Türkistan'da Çinlilerin sadece siyasî taraftan değil, iktisadî taraftan da hakim millet konumunda olduklarını Çin Halk Cumhuriyetindeki Çinlilere ispatlayarak Doğu Türkistan'a daha fazla gelmelerini teşvik etmektir. Yerli halkı ise, yaşamını zorlaştırarak, yoksul ve mahkum bir hayata razı etmek politikasını gütmekte ve eğer dayanamayıp da isyan edenler olursa öldürmek, neslini kurutmak, onların yerine yeni Çin ahalisini yerleştirmek türünden planlar yapmaktadırlar.

 
 

SİZDEN GELENLER

DOĞU TÜRKİSTAN

Gazetemiz ve internet sitemize gelen mesajlardan bazıları

Türkolojinin ve Türk kültürünün diğer genç kuşaklara aktarılabilmesi için sizler elinizden geleni yaptınız. Keşke devletimizin imkanları elverse de Türklük coğrafyalarında at koşturup, çalışma yapabilsek. Selçuk Üniversitesi Türkoloji Bölümü 1999 mezunuyum. Yayınlarınızın devamını diler, istifade ettim, teşekkür ederim.
Mehmet GÜLTEKİN Seydişehir

Ben Alanya'dan bir Türk kızı ülkü Çetin.sizi Doğu Türkistan' ın İstiklâl Mücadelesinde
Sonsuz destekler Hürriyetin yakın olmasını dilerim.
ÜLKÜ ÇETİN Antalya/ Alanya

Dünya ya ilim ve adaleti dağıtan ve yiğitlik destanları yazdıran Hakka kul hakikata hizmet eden aziz milletimin yine adalet ve ilimde dünya önderi olmasını Allah nasip etsin. Ey Aziz Turk Milletinin fedakar cefakar akıllı gönlü zengin gençleri yiğitlikte elhamdülillah hep öndesiniz ilimde de en önde olunuz. İşte o zaman dünyanın neresinde olursanız olun Türk milletinin devletleriyle beraber önde olup ilim ve adalette önder olduğunu göreceksiniz. Hepinizin ve hepimizin ALLAH yar ve yardımcımız olsun. Sayın Şenozan'ın şiirinin beni duygulandırdığını söylemeliyim. Doğu Türkistanlı kardeşlerimin ve bütün Türk dünyasının şiirleriyle sesi olmaya devam etmesini ALLAH tan niyaz ederim. Albayrak ve gökbayrağın her zaman hür ve en yükseklerde ve yücelerde dalgalanması dileğiyle. Selam ve dua ile...
Ahmet Özkarabüber İstanbul

Değerli Gönüldaslarım,
Yüce davamızda Allah Yar ve Yardımcımız olsun... kadim gönül birliğimizi Allah daim etsin...
Rodop Dağlarından kucak dolusu hürriyet çiçeğini tüm Türk dünyasına gönderiyorum...
Gümülcine, İskece, Dedeağac camilerinde mescitlerinden Bati Trakya Türklerinden ars-i alaya yükselen dualarımızda sizlerde varsınız... dua zincirimizin halkaları inşallah bir gün hepimizi bir birimize kenetler... hiç ayrılmamacasına Allah'a emanet olasınız...
Bati Trakya Türk'tür Türk Kalacak...
Batı Trakya- ALMANYA

Selamün aleykum canlarimiz ata diyarimiz Doğu Türkistan’a cani gönülden selam er gec sizler de hürriyetinize kavusacaksiniz inaniyorum.
Bayram Kasal Almanya/ Stuttgart
TÜRK'üm diyen her ferdin görevi yaşadığı topraklardaki yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin sömürgecilere peşkeş çekilmesini önlemek için gayret göstermek olmalıdır.Zira o zenginliklerden elde edilen gelirlerin bir kısmı, sömürgeciliğe başkaldıran mazlumların başına top mermisi,füze vs. olarak düşmektedir.Şimdi çok daha uyanık ve duyarlı olma zamanı
Allah her daim TÜRK'le olsun
Ferhat TUNA Uşak-TÜRKİYE


Herkesin tüm yazdıklarını okudum ve günler sonra anladımki yıkılmayacağız.
Türkiye bizimdir bizim olacak.
Ahmet Yıldırım-Malatya

 

KAŞGAR

Doğu Türkistan’ın Tarım Havzasının en önemli şehri olan Kaşgar, Tarım Irmağı’nın kollarından olan Kaşgar Suyu kıyısında kurulmuştur. Kaşgar, ismini kendi civarından sıklıkla elde edilen “Kaş Taşı” yada diğer adıyla “Yeşim Taşı”nın adlarından almıştır.
Kaşgar şehrinin tarihî M.Ö. 206 yıllarına kadar uzanır. Bu şehir ilk çağlardan itibaren Tarım Havzasının ekonomik merkezi durumundadır. Özellikle de halkın büyük çoğunlunun geçim kaynağını başta kilim, halı, seramik ve tekstil dallarında olmak üzere el sanatları ve ticaret teşkil etmektedir. Kaşgar, tarihî İpek Yolu’nun da üzerinde bir ticaret şehri olmakla beraber, çok eski tarihlerden beri Doğu Türkistanlı tüccarların batı ile yaptıkları ticarette de bir önemli köprü olmuştur. Diğer taraftan da iki ipek yolunun kesiştiği bir yer ve Çin ile Orta Asya ülkeleri arasındaki transit taşımacılığın merkezi durumunda olması bu şehre daha da önem kazandırmaktadır. Bu sebepledir ki; Çinli emperyalistler tarihîn hiçbir döneminde Doğu Türkistan’ı, dolayısıyla da Kaşgar’ı ele geçirme fikrinden vazgeçmemişlerdir.
Kaşgar idarî olarak, bir merkezi il ve 11 ilçeden meydana gelmektedir. Nüfus yoğunluğu olarak Doğu Türkistan’ın en kalabalık şehirlerinden biri olması gerekirken, Doğu Türkistan’ı 1949 da işgal eden Çinli’ler, Doğu Türkistan’ın gerçek nüfusunu gizledikleri gibi, Kaşgar’ın da nüfusunu dünya kamuoyunun bilgisinden gizlemektedirler. Kaşgar; tarihte birçok Türk devletlerine merkezlik yapmıştır. Üzerinde hüküm süren ilk Müslüman Türk devleti hükümdarı Karahanlı Devleti’nin Sultanı Abdülkerim Saltuk Buğra Han’dır. Çin işgalinden sonra Mao’nun 1967’deki “Kültür İhtilali” (aslında ‘kültür katliamı’) döneminde ancak 100 kadar camii ve mescit sağlam kalabilmiştir. Doğu Türkistan’ın genelinde olduğu gibi, şehir halkının İslâm inancına sıkı sıkıya bağlı olması ve bu konudaki hassasiyeti sebebiyle bazı göz önündeki büyük camii ve türbelere dokunamamışlardır.
Kaşgar da, Kaşgar’ın sembolü haline gelen ve Hitgah meydanındaki 17. yüzyılda inşa edilmiş olan Tarihî “Hitgah Camii” Uygur halkının en ehemmiyet verdiği bir camidir. Bunun dışında “Döng Mescit”, “Kaşgarlı Mahmut Türbesi”, “Yusuf Has Hacip Türbesi” gibi Uygur mimarisinin özelliklerini yansıtan mimarı eserler de bulunmaktadır. Yalnızca Kaşgar’ın nahiyelerinden biri olan Aktuğ Nahiyesinin Barın kazasında meydana gelen bir “Millî Kurtuluş Hareketi” tarih sayfalarına “Barın İnkılâbı” olarak geçti…
Henüz Kaşgar’ın merkezine dahi ulaşmadığı halde Çin Kızıl Ordusu’ndan 200.000 özel harekât görevlisini haftalarca perişan eden “Doğu Türkistan Özgürlükçüleri” eğer günün birinde Doğu Türkistan sathında bir “Millî Kurtuluş Hareketi”ni başlatacak olurlarsa; işte o zaman Çinli işgalciler, o güne kadar fırtına öncesi sessizliği yaşayan Doğu Türkistan halkının kim olduğunu daha açık öğrenecektir.

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye