Yukarı
1.Sayı
Ağusto Haber Yorum
UYGURCA

 

YENİ YAYIN HAYATINA MERHABA DERKEN

             Elbetteki her devletin ve milletin öncelikle kendi ülkesinin ve insanlarının menfaatlerini düşünmesinden daha tabii bir şey olamaz. Ancak; Milletleri saygın millet, devletleri de saygın devlet yapan bazı temel kurallar vardır. Bunlardan Birincisi; devleti idare etme görevini üstlenenlerin; devletin bağımsızlığını ve İstiklâlini tehlikeye düşürecek icraatlardan kaçınmaları gerekir. İkincisi; halkını yabancı devletlerin ekonomik, siyasal ve kültürel anlamlardaki boyunduruğundan korumak. Üçüncüsü; Riayet edemeyecekleri milletler arası anlaşma maddelerinin altına imza atmamak, altını imzaladıkları anlaşma maddelerine de harfiyen uymak, uymayanları uyarmak. Dördüncüsü; BM İnsan Hakları Bildirgesinde yer alan insanların temel hak ve özgürlüklerinin hiçbir şekilde kısıtlanamayacağı konusuna azâmi derecede özen göstermek. Dünyanın her hangi bir ülkesinde vuku bulan insan hakları ihlallerine karşı gereken tepkiyi göstermek ve mümkün olduğunca insan hakları ihlallerini ortadan kaldırma görevini üstlenen milletler arası mekanizmaları harekete geçirmeye çalışmak…
Devletleri idare edenlerin Milletler arası ilişkilerde ülke çıkarlarını koruyup kollama adına izledikleri bazı temel politikaları ve stratejileri mutlaka vardır ve buna saygı duymak gerekir. Fakat; Devlet-i alinin yüce menfaatleri korunurken de; tamamen kendilerini ülke sınırları içerisine hapsederek, milletler arası anlaşmalarla elde edilen garantörlük haklarını kullanmamak ve tarihin üzerlerine yüklediği milli ve insani misyona hizmet etmemek gibi bir vurdumduymazlığa da düşülmemelidir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden biri olan Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iyi ilişkiler içinde olması çok normaldir. Çünkü; BM Güvenlik Konseyinde ne zaman ne yapacağı belli olmayan ve insana güven vermeyen ABD gibi bir “Stratejik müttefiki” vardır. Bu sebeple; Türkiye dünyadaki stratejik dengeleri koruyabilmek için Çin ile ilişkilerinin seviyesini; karşılıklı ithalat ve ihracatta devamlı olarak kaybediyor olmasına bakmaksızın yüksek tutmak zorundadır. Fakat; Türkiye'nin; Çin ile olan münasebetlerinin seviyesi her ne olursa olsun bu durum; Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan'ı ve 40 milyon Doğu Türkistan halkının uğramakta olduğu soykırımları görmezlikten ve duymazlıktan gelme gafletini ortaya çıkartmamalıdır.
Yeri geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yetkilileri, Milletler arası hukuk ve diplomatik nezaket kuralları çerçevesinde Kızıl Çin hükümetini; Doğu Türkistan'da uygulamakta olduğu gizli ve aleni soykırımlarla,(Jenosit) işlemekte olduğu insanlık suçlarına son vermesi konusunda ikaz etmeli ve bazı hatırlatmalarda bulunmalıdır… Bunu yapmak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti yetkililerinin dinî, milli, tarihi ve insanî görevidir…
Bu duygu ve düşüncelerle; Çok hızlı değişen dünya gündemi içerisinde; en doğru haberlerin yer alacağı, ilkeli ve dürüst bir yayın politikası izleme azminde olan, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz Müslüman Türk milletinin milli ve manevî değerlerinden asla taviz vermeden sürdürülecek bir yayıncılığın, günümüz yayıncılık dünyasında ne kadar mühim bir yerinin olacağı bilinen bir gerçektir… Bu sebeple; yeni yayın hayatına başlayan “İSTİKÂL GAZETESİ”nin; Doğu Türkistan'ın haklı davasının yürütüleceği şerefli ve ulvî kulvarda büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyor, Türk ve dünya kamu oyuna; ilimiz, ülkemiz ve Doğu Türkistan'dan da taze haberler sunmayı ümit ediyoruz…
Gazetemizin; paslı ve puslu gönüllere cila, görmek istemeyen gözlere ziya, onmaz sanılan yaralara bir nebze merhem olmasının, siz muhterem okuyucularımızın ilgi,alaka ve destekleri ile mümkün olacağına inanıyor, “İSTİKLÂL GAZETESİ” olarak siz kadirşinas okuyucularımızla omuz omuza, gönül gönüle, bütün insanların gözü ve kulağı olan yayıncılık dünyasına merhaba diyoruz…

 

Kızıl Oyun

 Doğu Türkistan’ı işgal ettiği 1949 yılından beri çeşitli planlarla Müslüman Türkleri asimile etmeye çalışan Çin Hükümeti sinsi planlarına bir yenisini daha ekledi

 Kıta Çin’de sabıkası olan Çinlileri Doğu Türkistan’ın Başkenti Ürümçi’ye yerleştiren Çin Hükümeti Türklerin kültürlerini yozlaştırarak bilinçsiz bir toplum oluşturuyor

İşgalci kızıl Çin Hükümetinin Doğu Türkistan halkını asimile etme politikalarının başında; Çin'den devamlı olarak Çinli göçmen getirerek Doğu Türkistan'ın en verimli topraklarına yerleştirmeleri geliyor.
Gelen Çinlilerin, genellikle hapisten yeni çıkmış, Psikopat, Uyuşturucu müptelası, Alkolik, Sabıkalı hırsızlar ve gaspçılar olduğu ifade ediliyor. Doğu Türkistan halkını, işgalci Çin hükümetinin bu tutumu oldukça rahatsız ettiği bildirilirken, Doğu Türkistan'a getirilen bu suç makinesine dönüşmüş Çinliler; Çin hükümetinin resmi politikası gereği; Doğu Türkistan halkını ahlaki çöküntüye uğratmak, yeni suçlular kitlesi oluşturmak ve Müslüman Türk halkının milli ve manevi değerlerini dejenere etmekle görevlendirilmiş oldukları vurgulanıyor.
Doğu Türkistan'a yönelik Çinli göçmen akını sonucunda bazı vilayetlerde Çinli nüfusu Müslüman Türk nüfusunu çoktan geçmiş bulunduğu kaydedilirken, Ürümçi' de Çinli nüfus oranı şu anda yüzde 90 civarında olduğu ifade edildi. Kaynaklar, bu yüzden; Ürümçi vilayetinin Doğu Türkistan'ın en fazla suçlu oranına sahip bir vilayeti haline geldiğini kaydediyorlar.
Hırsızlık, cinayet ve gasp patladı.
Yıllık suç dosyaları oranı içerisinde; Adam öldürme, hırsızlık ve gasp dosyaları % 90' lık bir oranı teşkil ettiği ifade edilirken, “Sinkiang (Doğu Türkistan) Tiyanşan (Tanrıdağı ) İnternet Sitesi”nden Şubat ayının 18. gününde alınan bir habere göre; geçen yıl şehir genelinde 32 bin 191 adet suç dosyası daha ortaya çıkmış olup, bir önceki yıla göre yüzde 6.1 oranında bir artış gözlendiği belirtilmiştir. İlgili daireler ise ancak 15 bin 547 suç dosyasını neticelendirebilmiş, 5bin 512 kişiyi tutuklayıp, 4 bin 653 kişi hakkında da çeşitli kararlar verildiği hatırlatılmış..
Fakat aynı yıl Çin hükümeti tarafından “Üç Türlü Güçler” olarak anılan ve tamamıyla Doğu Türkistanlılara yöneltilen sözde “Bölücülük ve yasa dışı dini hareketlerle ilgili dosyalar” dan sadece 12 tane oluştuğu anlaşılmıştır. Doğu Türkistanlılar olarak 32 bin 191 defa meydana gelen suç dosyaları ile, yalnızca 12 adet olarak oluşturulan “Millî Bölücüler Dosyası”nı karşılaştıracak olursak Ürümçi şehrinin huzur ve asayişini kimlerin bozmakta olduğunu açıkça görmek mümkün.Meselenin asıl trajıkomik olan tarafı; Bu yılın başlarında toplanan “Ürümçi Vilayeti Genelindeki Siyasi Yasa Hizmetleri Toplantısı”nda “Yasa Organlarının 2004 yılındaki baş vazifeleri, millî bölücülere, zorba teröristlere ve radikal dini güçlere sert darbe vurmayı amaçlayan ve “Üç Türlü Güçler” e en üst dereceli darbe vurma halini ebediyen muhafaza etmemiz gerekiyor.” Konuşmaları yapıldı.
Çinliye ayrı Türk’e ayrı muamele
Yetkili yasa organları bütün Ürümçi şehrini kaplayan hırsız, katil ve gaspçıları ikinci plana atarak, aslında hiç var olmayan; “Millî bölücü, terörist ve radikal İslamcılar” a darbe vurma seferberliği başlatan Çinin, buna benzer uygulamaları Doğu Türkistan'da , özellikle de Çin milletinden olanların oluşturduğu suç dosyalarının şiddetle çoğalarak Doğu Türkistan halkının can ve mal güvenliğini tehdit etmekte olduğu gerçeğini ortaya çıkartıyor. Hükümetin Çinli suçlulara ayrıcalıklı davranmaları ve yargılama esnasında Doğu Türkistanlılara ayrı, Çinlilere ayrı muamele ve uygulamalar yapmaları Çinli suç makinelerini oldukça cesaretlendirdiği ve onları daha fazla suç işlemeye yönelttiği belirtiliyor.
Endişe içinde yaşamakta olan Ürümçi' deki Müslüman Uygur halkı, hükümet yetkililerinden; katil, soyguncu ve hırsızlara karşı etkin önlemler almasını beklerken, Kızıl Çin hükümet yetkililerinin Çinli suç makinelerine adeta prim veren davranışları ve hala “Üç Türlü Güçler” olarak adlandırdıkları yerli Türk halkı ile uğraşmaları oldukça düşündürücü olduğu kaydediliyor. (ETIC)

 

Çin mallarına hükümet “Dur” demeli

Çin, tehdidi ciddiye alınmalı
Son yıllarda artarak devam eden Çin mallarının Türkiye için en büyük tehdit olduğuna dikkat çeken Kayseri Ticaret Odası Başkanı Hasan Ali Kilci, “Çin'e elini veren kolunu kurtaramıyor. Çin tehdidi kesinlikle ciddiye alınarak gereken tedbirler alınmalıdır” dedi.
Çin'in kalitesiz ve taklit mallarının giderek piyasalara hakim olmaya başladığına dikkat çeken Kilci, bu yüzden ülke ekonomisinin çok büyük darbe yediğini kaydetti.

Sonu büyük hüsran olur
Çin tehdidinin ciddiye alınmaması durumunda başta tekstil ve elektronik eşyalar olmak üzere bir çok sektörde büyük hüsranların yaşanabileceğinin altını çizen Kilci, gelen her kalitesiz malın bir fabrikanın kapanması ve yüzlerce işçinin sokağa atılması demek olduğunu ifade etti. Hasan Ali Kilci, “Çin mallarının girişine devlet olarak ciddi tedbirler alınmalı. Millet olarak da bu konuda duyarlı olmalı ve bu tür kalitesiz ve ucuz mallara rağbet etmemeliyiz. “ şeklinde konuştu.

 

Hong-Kong’da dev demokrasi mitingi

Dong Jianhua, Hong Kong'da yapılan dev demokrasi mitingiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, Hong Kong Temel Yasası'nın ilgili maddeleri ve Çin Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi'nin bu yasayla ilgili içtihatları ve kararları doğrultusunda demokrasiyi adım adım ilerleteceklerini, genel seçim yapılması yönündeki nihai hedefi gerçekleştireceklerini söyledi.
Hong-Kong halkı başta olmak üzere kıta Çin'deki ve dünyanın bir çok ülkesinde sürgünde bulunan demokrasi yanlısı Çinlilerin Çin'de demokrasi talepleri, hiç şüphe yok ki; yakın bir zamanda eski Sovyetler Birliğinin uğradığı akibete Çini de uğratacaktır.
Çin merkezi hükümetinin Hong Kong'taki irtibat ofisi tarafından da yapılan açıklamada, Hong Kong-luların vatana yeniden kavuşmalarından bu yana özgürce miting, gösteri ve yürüyüş yapma hakkına sahip oldukları ileri sürülerek, gösteride kullanılan bazı pankartların ve atılan bazı sloganların uygunsuz ve Hong Kongluların genel isteğinden uzak olduğu savu-nuldu.Anlaşıldığı kadarı ile, yıllar boyunca demokrasinin tadına varan Hong Konglu Çinliler Merkezi Çin hükümetinin baskıcı tutumundan bıkmış olmalılar ki; eski günlerin özlemi içerisinde demokrasi talebi ile miting düzenlemişlerdir. Zaten kontrol edilemeyecek olan bu yürüyüşü Çin merkezi hükümeti Hong Kong bürosunun sahiplenerek "yurtlarına yeniden kavuşan halkımız özgürce miting düzenleyebilmektedirler" demişse de; bazı pankartların içeriğini doğru bulmamış olmaları mitingin merkezi Çin hükümeti aleyhinde geliştiğini işaret etmektedir.
Hong Kong'un İngiliz yönetiminden Çin'e geçişinin 7. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen gösteriye düzenleme komitesine göre 530 bin kişinin katıldığı kaydedildi.

 

Doğu Türkistan millî eğitiminin Çinlileştirilmesi protesto edildi!

Temmuz ayı içerisinde Manas Nahiyesinde yüzlerce Doğu Türkistanlı Orta Okul ve Lise öğrencileri Nahiye yerel hükümet binası önünde toplanarak Çin hükümetine karşı tepkilerini ortaya koydukları ifade edildi.
Gösterinin sebebinin son zamanlarda Çin'den gelen öğrenci göçmenlerin sayısı giderek artması olduğu öğrenilirken, bu Çinli göçmenlerin Lise öğrencileri olduğu, hükümetin asimile politikaları çerçevesinde Liseye giriş puanlarının diğer bölgelere göre Doğu Türkistan'da çok aşağı olarak uygulaması Doğu Türkistan'ın bazı vilayet ve bölgelerine Çin hükümetinin de gizli desteği ve teşviki ile gelip yerleştirilmesi dolayısıyla Doğu Türkistan'a akın ettikleri belirtildi. Doğu Türkistan'daki okullardaki Türk öğrenci sayısının bunlar karşısında azınlık durumuna düştüğü belirtildi..
Bu yüzden bir araya gelen Doğu Türkistanlı öğrenciler Yerel hükümet binası önünde Çin'den öğrenci getirilme işine son verilmesini istedikleri öğrenildi. Nahiye başkanı ile görüşerek isteklerini anlatmak isteyen öğrencilere Çok sert davranan Polislerin; “Hepinizi Tutuklar Hapse atarız” diye tehdit ederek ve zor kullanarak öğrencilerin dağıttıkları ifade edildi.

 

Uluslararası Af Örgütü’nün Son Doğu Türkistan Raporu (Özet)

Uluslararası Af Örgütü'nün yeni raporuna göre Çin; “terörle mücadele” adı altında Uygur toplumunun haklarını uzun süredir baskı altında tutuyor. Birçok Uygur komşu ülkelere kaçmakta, ancak kaçanların büyük bir kısmı işkence ve ölüm cezası ile karşı karşıya oldukları Çin'e geri gönderilmektedir. Uluslararası Af Örgütü, “Çin Uygurlar üzerindeki baskısını “terörizm”le savaş adına artırdı” dedi. “ABD'ye yapılan 11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana Çin Hükümeti bölgedeki tüm politik ve dini farklılıklara karşı oluşturdukları baskıyı artırmak için 'terörizm karşıtlığı' nı bahane olarak kullanmaktadır. Son üç yıl içinde Çin'in kuzey batısında bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde (XUAR), “anti terörizm” gerekçesi altında on binlerce kişi gözaltına alınmıştır. Bu olaylar bölgesel hükümetin başı tarafından yapılan; “son yıllar içinde bir patlama veya suikast olayının hiç yaşanmamış olduğu” iddiasına rağmen yaşanmaktadır. Çin hükümeti şiddeti hiçbir zaman kullanmamış ya da savunmamış olan düşünce mahkumlarını gözaltında tutmaya devam etmektedir. Bu durum, Çin'in bölgedeki baskı politikalarının şiddet içeren davranışlar ya da 'terörizmle' savaşmanın çok ötesinde olduğunu göstermektedir. Bir düşünce mahkumu, 57 yaşındaki Rebiya Kadeer Çin hükümeti tarafından örnek bir işkadını olarak gösterilmekteydi: 1995 yılındaki Birleşmiş Milletler Dünya Kadın Konferansına resmi temsilciler heyetinin bir üyesi olarak katılmıştı. 2000 yılında ise 11 çocuk annesi olan bu kadın yapılan gizli bir yargılama sonucunda; “gizli bilgileri yabancılara vermek” iddiası ile 8 yıla mahkum edildi. Daha sonra söz konusu gizli bilgilerin eski bir siyasi mahkum olan ve ABD'de yaşayan kocasına gönderdiği herkes tarafından okunan yerel gazeteler olduğu ortaya çıktı. Rebiya Kadeer şimdi cezaevinde kronik gastritten dolayı günlük ilaç tedavisi görmektedir. Uluslararası Af Örgütü Mart ayında alınan mahkumiyetinde 1 yıllık azaltmaya gidilmesi kararını memnuniyetle karşılamakta, ancak acil ve şartsız olarak salıverilmesi yönünde çağrı yapmaya devam etmektedir. Hükümet aynı zamanda; çoğu Müslüman olan Uygurların dini hakları üzerindeki kısıtlamalarını artırarak bazı camileri kapatmış, bazı dini okulları ve uygulamaları da yasaklamıştır. Hem kısıtlamalarını dini, kültürel ve sosyal haklara da uzatarak “ayırımcı, terörist veya dini fanatik” oldukları şüphesi ile kişileri yıllarca adil olmayan yargılamalar ertesinde mahkumiyet veya idam cezaları ile karşı karşıya bırakmış, hem de avukatlar veya aileleri ile görüştürülmeden işkence ve uzun süreli gözaltında tutmuştur. Uluslararası Af Örgütü, “Uygur kültürü ve dini kimliğinin üzerinde var olan baskı düzeyi tehlikeli bir şekilde artmaktadır” diye belirtti.

Belge tanımı:
AI Index: ASA 17/032/2004
Belgenin ilk yayınlanma tarihi: 07.07.2004
Site endeksi: ozdais0807200401
Bu sitede ilk yayınlanma: 08.07.2004
Basın duyuru no:164 www.amnesty-turkiye.org

Çin’den yine sinsi plan

İşgalci kızıl Çin Hükümetinin Doğu Türkistan halkını asimile etme politikalarının başında; Çin'den devamlı olarak Çinli göçmen getirerek Doğu Türkistan'ın en verimli topraklarına yerleştirmeleri geliyor.
Gelen Çinlilerin, genellikle hapisten yeni çıkmış, Psikopat, Uyuşturucu müptelası, Alkolik, Sabıkalı hırsızlar ve gaspçılar olduğu ifade ediliyor. Doğu Türkistan halkını, işgalci Çin hükümetinin bu tutumu oldukça rahatsız ettiği bildirilirken, Doğu Türkistan'a getirilen bu suç makinesine dönüşmüş Çinliler; Çin hükümetinin resmi politikası gereği; Doğu Türkistan halkını ahlaki çöküntüye uğratmak, yeni suçlular kitlesi oluşturmak ve Müslüman Türk halkının milli ve manevi değerlerini dejenere etmekle görevlendirilmiş oldukları vurgulanıyor.
Doğu Türkistan'a yönelik Çinli göçmen akını sonucunda bazı vilayetlerde Çinli nüfusu Müslüman Türk nüfusunu çoktan geçmiş bulunduğu kaydedilirken, Ürümçi' de Çinli nüfus oranı şu anda yüzde 90 civarında olduğu ifade edildi. Kaynaklar, bu yüzden; Ürümçi vilayetinin Doğu Türkistan'ın en fazla suçlu oranına sahip bir vilayeti haline geldiğini kaydediyorlar.
Hırsızlık, cinayet ve gasp patladı.
Yıllık suç dosyaları oranı içerisinde; Adam öldürme, hırsızlık ve gasp dosyaları % 90' lık bir oranı teşkil ettiği ifade edilirken, “Sinkiang (Doğu Türkistan) Tiyanşan (Tanrıdağı ) İnternet Sitesi”nden Şubat ayının 18. gününde alınan bir habere göre; geçen yıl şehir genelinde 32 bin 191 adet suç dosyası daha ortaya çıkmış olup, bir önceki yıla göre yüzde 6.1 oranında bir artış gözlendiği belirtilmiştir. İlgili daireler ise ancak 15 bin 547 suç dosyasını neticelendirebilmiş, 5bin 512 kişiyi tutuklayıp, 4 bin 653 kişi hakkında da çeşitli kararlar verildiği hatırlatılmış..
Fakat aynı yıl Çin hükümeti tarafından “Üç Türlü Güçler” olarak anılan ve tamamıyla Doğu Türkistanlılara yöneltilen sözde “Bölücülük ve yasa dışı dini hareketlerle ilgili dosyalar” dan sadece 12 tane oluştuğu anlaşılmıştır. Doğu Türkistanlılar olarak 32 bin 191 defa meydana gelen suç dosyaları ile, yalnızca 12 adet olarak oluşturulan “Millî Bölücüler Dosyası”nı karşılaştıracak olursak Ürümçi şehrinin huzur ve asayişini kimlerin bozmakta olduğunu açıkça görmek mümkün.Meselenin asıl trajıkomik olan tarafı; Bu yılın başlarında toplanan “Ürümçi Vilayeti Genelindeki Siyasi Yasa Hizmetleri Toplantısı” nda “Yasa Organlarının 2004 yılındaki baş vazifeleri, millî bölücülere, zorba teröristlere ve radikal dini güçlere sert darbe vurmayı amaçlayan ve “Üç Türlü Güçler” e en üst dereceli darbe vurma halini ebediyen muhafaza etmemiz gerekiyor.” Konuşmaları yapıldı.
Çinliye ayrı Türk’e ayrı muamele
Yetkili yasa organları bütün Ürümçi şehrini kaplayan hırsız, katil ve gaspçıları ikinci plana atarak, aslında hiç var olmayan; “Millî bölücü, terörist ve radikal İslamcılar” a darbe vurma seferberliği başlatan Çinin, buna benzer uygulamaları Doğu Türkistan'da , özellikle de Çin milletinden olanların oluşturduğu suç dosyalarının şiddetle çoğalarak Doğu Türkistan halkının can ve mal güvenliğini tehdit etmekte olduğu gerçeğini ortaya çıkartıyor. Hükümetin Çinli suçlulara ayrıcalıklı davranmaları ve yargılama esnasında Doğu Türkistanlılara ayrı, Çinlilere ayrı muamele ve uygulamalar yapmaları Çinli suç makinelerini oldukça cesaretlendirdiği ve onları daha fazla suç işlemeye yönelttiği belirtiliyor.
Endişe içinde yaşamakta olan Ürümçi' deki Müslüman Uygur halkı, hükümet yetkililerinden; katil, soyguncu ve hırsızlara karşı etkin önlemler almasını beklerken, Kızıl Çin hükümet yetkililerinin Çinli suç makinelerine adeta prim veren davranışları ve hala “Üç Türlü Güçler” olarak adlandırdıkları yerli Türk halkı ile uğraşmaları oldukça düşündürücü olduğu kaydediliyor. (ETIC)

 

 Uygur okullarında büyük tehlike

Kızıl Çin hükümeti 2005 yılına kadar Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi' deki Milli okulları tamamıyla Çinlileştirmeyi planladığı belirtildi. Doğu Türkistan'daki güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere göre, şu anda Ürümçi şehrinin Tanrıdağı bölgesindeki Doğu Türkistan halkına ait milli okulların hemen hepsi Çin okullarına dönüştürülmüş durumda.
Tehlike daha da büyüyecek
Doğu Türkistan Türklerinin büyük tepkisini çeken bu uygulamanın Çin hükümeti tarafından yaygınlaştırarak, gelecek yıl şehir genelindeki tüm ilköğretim okullarının hepsini Çin okulları ile birleştirmeye hazırlandığı ifade ediliyor.

 

Çinli Milletvekili: Her yıl 10 bin kişi idam ediliyor!

Çin'de her yıl yaklaşık 10 bin kişinin idam edildiği bildirildi.Güneybatıdaki Çonking bölgesi milletvekillerinden Çen Conglin, ''ÇİN Gençliği'' gazetesinde çıkan demecinde, ÇİN'de her yıl 10 bin kişinin idam cezasına çarptırıldığını,bu cezaların da infaz edildiğini söyledi.
ÇİN'de idam cezası konusunda ilk kez yarı-resmi bir rakam basına yansımış oluyor.
Milletvekili, ''Her yıl infaz edilen yaklaşık 10 bin idam cezası, diğer ülkelerdeki idam cezalarının toplamından beş kat fazla'' dedi.
İnsan hakları örgütlerince idam yüzünden eleştirilen ÇİN, idam sayısını gizli tutmaya çalışıyor. Uluslararası Af Örgütü, 2002'de ÇİN'de 1060 idam cezasının infaz
edildiğinin açıklandığına dikkati çekmiş, ancak gerçek sayının bunun çok üstünde olduğunu son raporunda bildirmişti.
Öte yandan Doğu Türkistanlılar, Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’da her yıl binlerce Uygur gencinin kaybolmasından sorumlu olduğunu belirterek, kendi bölgelerinde idam edilenlerin sayısının Kıta Çin’de idam edilenlerin sayısından daha fazla olduğunu ifade ediyor.

 

AB'den Çin'e Red

Avrupa Birliği, Çin'in bir ''piyasa ekonomisi'' olarak kabul edilme isteğini geri çevirdi.
AB sözcülerinden Arancha Gonzalez, Avrupa Birliği'nin ''Çin ekonomisinin çok fazla devlet müdahalesi altında olduğu ve yönetişimde şirketlerin ağırlığının bulunmadığı'' gerekçesiyle piyasa ekonomisi olarak tanınma talebini ''resmen'' geri çevirdiğini söyledi.
Çin Başbakanı Wen Jiabao, geçen ay yaptığı Brüksel ziyaretinde, piyasa
ekonomisi sayılmak için Avrupa Birliği yönetimine resmen başvuruda bulunmuştu. Bir ülkenin piyasa ekonomisi olarak tanınması, uluslararası ticarette bir çok avantajlar sağlıyor. Piyasa ekonomisi olarak kabul edilen ülkeler ihraç mallarını fiyatlandırmada daha büyük serbestiye sahip oluyar ve ''damping'' yapmakla suçlanmaksızın, ihraç ürünlerinde önemli fiyat indirimleri yapabiliyor.

 

Tren Faciası herkesi üzdü!

Türkiye, Sakarya'nın Pamukova İlçesinde raydan çıkarak devrilen hızlandırılmış trenle büyük bir şok yaşadı. 37 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ve 79 kişininde yaralanmasıyla sonuçlanan tren kazası ile ilgi günlerce tartışmalar oldu. Kazanın ardın dan Trenin nasıl raydan çıktığı da tartışma konusu olurken, muhalefet partilerinden ve bir çok örgütten hükümeti suçlayıcı açıklamalar geldi.
UZMANLAR İNCELİYOR
37 kişinin tren kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, hızlandırılmış trenlerle ilgili deneyimli ülkelerden uzman görüşüne başvuruldu.
lk olarak Almanya'dan 3 kişilik heyet geldi. Almanya Demiryolları mühendisleri, Devlet Demiryolları Genel Müdür Yardımcısı Erol İnal ve diğer yetkililerin nezaretinde kazanın olduğu 4 kilometrelik güzargahta inceleme yaptı. Alman heyete eşlik eden Demiryolları Genel Müdür Yardımcısı Erol İnal ise, trenin hız kulpunun hızının basında yazıldığı gibi olmadığını söyledi. Trenin hızının 80 kilometre olması gerektiğini söyleyen İnal, “Burası virajlı bölgenin başladığı yer. Hızın düştüğü yer burası. Yani Mekece'ye kadar olan hız 130 kilometredir, sonra da 80'e düşmesi gerekirdi” dedi. Trenin bundan önceki 10 seferini incelediklerini belirten Erol İnal, hız kutusunda tüm seferlerde hız 76-77 kilometre çıktını söyleyerek, “Ancak bu arkadaşımız her nedense 110'un üzerinde gitmiş” diye konuştu.
Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi TBMM'ye Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında gensoru verdi ancak meclis gensoruyu büyük bir çoğunlukla reddetti.

 

İthal Çin Malı Fabrika kapattırıyor

Çin, tehdidi ciddiye alınmalı

Son yıllarda artarak devam eden Çin mallarının Türkiye için en büyük tehdit olduğuna dikkat çeken Kayseri Ticaret Odası Başkanı Hasan Ali Kilci, “Çin'e elini veren kolunu kurtaramıyor. Çin tehdidi kesinlikle ciddiye alınarak gereken tedbirler alınmalıdır” dedi.
Çin'in kalitesiz ve taklit mallarının giderek piyasalara hakim olmaya başladığına dikkat çeken Kilci, bu yüzden ülke ekonomisinin çok büyük darbe yediğini kaydetti.
Sonu büyük hüsran olur
Çin tehdidinin ciddiye alınmaması durumunda başta tekstil ve elektronik eşyalar olmak üzere bir çok sektörde büyük hüsranların yaşanabileceğinin altını çizen Kilci, gelen her kalitesiz malın bir fabrikanın kapanması ve yüzlerce işçinin sokağa atılması demek olduğunu ifade etti. Hasan Ali Kilci, “Çin mallarının girişine devlet olarak ciddi tedbirler alınmalı. Millet olarak da bu konuda duyarlı olmalı ve bu tür kalitesiz ve ucuz mallara rağbet etmemeliyiz. “ şeklinde konuştu.

 

Korkut Eken  tahliye oldu

Susurluk davasında ‘çete oluşturmak ve yönetmek’ suçundan mahkum olan ve “Efsane Yarbay” olarak anılan Korkut Eken, 2.5 yıldır tutuklu kaldığı Ayaş Cezaevi’nden dün tahliye edildi. Eken’in cezaevinden çıkışı sırasında, Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan getiren, şimdi emekli olan bir özel timcinin de aralarında bulunduğu dokuz paraşütçü cezaevi önüne atladı.41 havai fişeğin atıldığı, Elazığ Mehter Takımı’nın konser verdiği karşılamada Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’da yer aldı.

 

IMF: Memura maaşı yeter, ülke ortalamasını aşıyor

Hükümetin talebiyle ‘Kamu Harcama Gözden Geçirmesi’ adıyla, bütçe kalemleri üzerinde çalışma yapan IMF-Dünya Bankası uzmanları, bütçede personel ödeneklerinin çok yüksek olduğunu bildirdi. Çalışma sonucu hazırlanan rapora göre memurlar ‘ülke ortalamasının üzerinde’ ücret alıyor. IMF-Dünya Bankası uzmanları, bütçe harcama kalemlerine ilişkin eleştirilerini personel ödeneklerinde yoğunlaştırdı. Teknik ekip, Kamu çalışanlarına ödenen maaşların yeterli olduğu tesbitini yaptı.

 

Türkiye, Osmanlı mirasına sahip çıktı

 

Bosna Hersek'te yaşanan iç savaş sırasında Hırvat topçularının atışları sonrası 1993 yılında yıkılan ve bir çok ülkenin katkılarıyla yeniden inşa edilen tarihi Mostar Köprüsü 11 yıllık aradan sonra yeniden açıldı. Köprünün yapımına katkıda bulunan ülkelerin başbakanları ve bakanlarının yer aldığı 'Aile Fotoğrafı'nın ardından, başbakan ve bakanlar köprüyü gezerek, yetkililerden bilgi aldılar. Törende, Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Süleyman Tihiç, köprünün yapımına katkıda bulunan ülkelerin başbakan ve bakanlarına, günün anısına birer plaket takdim etti. Devlet Bakanı Atalay ile beraberindeki bakanlar ve milletvekilleri, daha sonra yine Bosna Hersek'teki iç savaş sonrası yıkılan ve UNESCO'nun katkılarıyla onarılan hamamın açılış törenine katıldı ve buradaki fotoğraf sergisini gezdi.
Birleşmiş Milletler, UNESCO, Dünya Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası, Türkiye, Hırvatistan, Fransa, İtalya ve Hollanda'nın katkılarıyla ERBU adlı Türk firmasınca 28 ayda aslına uygun olarak inşa edilen Mostar Köprüsü, 2.7 milyon Euro'ya mal oldu.

 

“Türk Dünyası birlik olmalı”

Kırım Millet Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türk dünyasının içinde bulunduğu meselelerin kavgayla değil, demokrasi ile
çözülebileceğini söyledi. Yalova'da kurtuluş şenlikleri çerçevesinde tertiplenen "Türk Gençliğinin Sosyal ve Kültürel Meseleleri” konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Kırımoğlu Türk dünyasının meselelerine temas ederek, "Türk dünyası ciddi anlamda zor günler geçiriyor.
Durum hiç deparlak değil. Bu durumu daha iyi bir seviyeye getirmek bizim elimizde. Bu gün Türk dünyası olarak birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Ancak şu anda içerisinde bulunduğumuz zorlukların aşılmasının yöntemi silah ve kavga değildir.
Türk dünyasının meselelerinin demokrasi ile çözülmesi
lazımdır" dedi. Kırımlıoğlu'ndan sonra söz alan Türkmen Cephesi Musul Koordinatörü Mehmet Çam ise, "Bizler Iraklılar olarak dilimizi, kültürümüzü çok zor şartlar içinde devam ettirmeye çalıştık. Eskiden bir çocuk babasına kızdığı zaman, (Benim babam Saddam Hüseyin'e küfretti diye
dışarıda söyleseydi, o kişinin akıbeti belli olmazdı.
O zor şartlarda dahi Türklüğümüzü ve kimliğimizi savunduk" şeklinde konuştu.

 

Türkmenlere hain saldırı

 Irak'ın kuzeyindeki Musul kentinde bulunan Irak Türkmen Cephesi bürosuna düzenlenen saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı.
Musul'un Belediye Mahallesi'nde bulunan Irak Türkmen Cephesi (ITC) Musul bürosuna kimliği belirsiz kişiler tarafından ateş açıldı. Açılan ateş sonucu büro görevlilerinden Yunus Mehmet Yunus hayatını kaybetti, Ahmet Fadıl Abdülkadir, Ahmet Hüseyin Ahmet ve Ömer Mustafa Mehmet yaralandı. Yaralılar Musul'daki Saddam Hastanesi'nde tedavi
altına alındı.
Kurşunlanan bürodaki ITC çalışanları, nöbet değişimi esnasında arkadaşlarına ateş açıldığını söylediler.
Telafer Türkmen Gazetesi Yazı İşleri Müdür Abdel Halim Efendi, Türkmen Radyosu'na yapılan saldırının ardından ITC bürosuna da saldırı düzenlediğini ve bu saldırıların kendilerini yıldırmayacağını belirtti.

 

Karabağ’da Ermeni oyunu

Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarından Yukarı Karabağ'ın gözbebeği olarak kaydedilen Şuşa kentinin görüntüsü değiştirilerek Şehre Ermeni şehri görüntüsü verilmeye çalışılıyor.
Bu konuda, sözde "Dağlık Karbağ hükümeti", Ermeni iş adamlarından yardım toplamak için vakıf kurdu. Azerbaycan'ı Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) temsil eden Millet Vekili Rafail Hüseyinov, "Artık bu konuda AKPM'ye Ermeniler'in bu yöndeki çalışmaları ile bağlı belgeler sunduk. Ermeniler'in esas amacı, tarihi Azerbaycan şehri olan, Güney Kafkasya'nın konservatuarı sayılan, kültürel eserlerle zengin olan Şuşa şehrinde Azerbaycan izlerini ortadan kaldırmaktır" dedi.
Hüseyinov, Ermeniler'in amaçlarına ulaşamayacaklarını söyledi ve "Onlar er geç Şuşa'yı boşaltarak terk edecekler, 'Şuşa' vakfı kurmaları ucuz siyasettir" diye konuştu.

 

Ahıska Türkleri’nin sürgün çilesi bitmiyor

Eski Sovyet topraklarındaki şanssız halklardan Ahıska (Mesket) Türkleri, çıkan özel bir izinle ABD'ye göç etmeye başladı. Gruplar halinde bölgeden ayrılan Ahıskalılar, oturma ve çalışma izni olmadan Rusya'nın Kradnodar bölgesinde yaşıyorlardı.
Göç etmek için toplam bin 700 aile başvuru yaptı. ABD'nin kabul edeceği göçmen sayısının 10 bin civarında olacağı tahmin ediliyor. Böylece Ahıska Türkleri son 60 yıl içinde üçüncü kez sürgün yoluna düşmüş oldu. Geçmişte olduğu gibi, sürgüne gidecekleri yeri seçme şansı kendilerine yine verilmedi.
Ahıska Türkleri'nin ayrılmaya başlaması, Rusya'nın Kradnodar bölgesinde yaşayan yerel halkta bayram havası oluşturdu. Bölgenin milliyetçi valisi Aleksandır Tkaçov, başta Türkler ve Ermeniler olmak üzere Krasnodar'da yaşayan yabancılara uzun süredir savaş açmış durumda. Oturma ve çalışma izni alamadıkları için zor durumda kalan Ahıskalılar, polis tarafından sürekli olarak taciz ediliyordu.
Ahıskalar'ın bir adı da Osmanlı Türkleri. Bunun nedeni, Osmanlı İmparatorluğu vatandaşıyken 19. yüzyılın sonunda sınırın çizilmesiyle Gürcistan tarafında kalmaları. Yani, eski Sovyet topraklarında yaşayan Azeri, Özbek, Kazak ve Gagavuz gibi Türk asıllı halklardan farklı olarak Ahıskalılar; kelimenin gerçek anlamında Türk. Zaten, konuştukları dil de günümüz Türkçe'sine çok yakın. Sovyet döneminde nüfus cüzdanlarında "Türk "yazan tek etnik grup yine Ahıskalılar'dı.
AHISKA TÜRKLERİNİN ÇİLELİ HAYATI
Ahıska halkının çilesi, 2. Dünya Savaşı'nda Sovyet lideri Stalin'in talimatıyla Gürcistan'dan Orta Asya'ya sürülmeleriyle başladı. Gürcistan'da Meshetya adı verilen bölgede yaşadıkları için "Mesket Türkleri" olarak adlandırıldılar. 1989 yılında Özbekistan'ın Fergana Vadisi'nde yaşayan Ahıskalılar, yerel Özbeklerin inanılması güç vahşetteki saldırıları sonucu kaçmak zorunda kaldı.

 

“Kayseri Modeli” tüm Türkiye’ye örnek olsun

Türkiye'de bir çok Belediye Kayseri Belediyelerini örnek alıyor. “Kayseri Modeli”olarak adlandırılan çalışmalar ve yapılan hizmetler Türkiye'nin gözünün Kayseri'ye çevrilmesine neden oldu. Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki hemen hemen her gün bir televizyon kanalında “Kayseri Modeli”ni anlatırken, “Deneyimlerimizi paylaşmaya hazırız” diyerek diğer Belediye Başkanlarına çağrıda bulunuyor. Kayseri'nin gelecek 50 yılını planladıklarını her seferde anlatan Özhaseki, Atık Su Arıtma Tesisi yaptırdıklarını ve Türkiye'de Arıtma Tesisi yaptıran bir çok belediyeden daha ucuza malettiklerini kaydetti. Türkiye'nin tek borçsuz belediyesi olduklarını ifade eden Başkan Mehmet Özhaseki, “Türkiye'de tek borçsuz belediyeyiz. Belediyede yaptığımız bir çok yeniliklerle zarar eden kurumları özelleştirdik ve belediyeyi zarar etmekten kurtardık.”
Özhaseki, Kayseri'nin büyüme modelinin sırrını anlatırken, bunda Kayserili sanayici ve işadamlarının önemli rolü olduğunu söyledi.Son olarakta Fuar Kültür Parkı içerisine yapılacak olan Kongre Merkezi ile ilgili bilgi veren Özhaseki, “Kayserili hayırsever işadamı Kadir Has’ın katkılarıyla yaptırılacak olan Kongre Merkezimiz Lütfi Kırdar Kongre Salonundan sonra Türkiye’nin 2.büyük kongre salonu olacak. Kongre Merkezi 6 bin koltuk kapasiteli ve 10 bin kişialabilecek.İçerisinde her türlü sosyal ve kültürel etkinlik,parti kongresi ve konserler düzenlenebilecek. İnşaallah Kadir Has Kongre Merlezi 2 yıllık bir inşaat çalışmasından sonra tamamlanacak”dedi.
Metropol Belediye Başkanlarıyla uyum içinde çalıştıklarını ifade eden Mehmet Özhaseki, “ Biz metropol belediye başkanlarımızla tek belediyeymiş gibi hizmet veriyoruz. Onlarla uyumumuz oldukça iyi diye”konuştu.

 

Bir günde139 fabrika temeli atıldı

Kayseri ekonomisi son yıllarda oldukça büyük gelişmeler kaydederek, Türkiye'nin parlayan yıldızı durumuna geldi. Bu yeni gelişmeye yenileri eklenerek devam ederken, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen temel atma töreni Guinness Rekorlar kitabına aday gösterildi.
Tek düğmeyle Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ne 139 fabrika temeli atan Başbakan Erdoğan, Türk insanı ve Türkiye'nin başarma gücünün Kayseri'de ki gelişmelerle rahatlıkla izlendiğini ifade ederek, “Artık, Türkiye bir rantiye değil, şantiyeye dönmektedir”dedi. Beraberinde bazı bakan ve milletvekilleriyle temel atma törenine katılan Başbakan Tayyip Erdoğan butona basarak sembolik olarak 139 fabrikanın temelini attı.
OSB Başkanı Ahmet Hasyüncü yaptığı açıklamada, Kayseri'nin şaha kalktığını belirterek atılan 139 fabrika temeli ile Kayseri'de işsizliğin sona ereceğinin söyledi. Hasyüncü, “Biz OSB Yönetim Kurulu olarak sanayicimizin önünü açmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz”dedi.

 

Çin Hükümeti, Türk okullarını Çinlileştiriyor

Çin hükümetinin Gulca şehrindeki Milli okulları Çinlileştirme adımlarını hızlandırmak maksadıyla bu yılın başlarından itibaren her yıl Gulca' da ki 100 öğretmeni bütün bir yıl süre ile Çince kurslarına gönderme kararı aldığı ve ilk olarak 100 kişilik bir öğretmen grubunun Çince kursuna gönderildiği bildirildi. Gulca Şehri genelinde 73 adet Uygur okulu bulunuyor olup, öğrencilerin sayısı on bin den fazladır.Çin hükümeti Şehirdeki Uygur okulları ile Çin okullarını birleştirme layihasını hazırlayıp, Uygur öğretmenleri çeşitli şekillerde mecburi Çince kurslarına göndermek, ya da Çince si zayıf olan öğretmenleri başka mesleklere kanalize etmeye başlamıştır. Çinlilerin bu mecburi Çinlileştirme politikası milli maarif sahasında Uygur öğretmen ve öğrencilerin tepkilerine sebep olmuştur. Özellikle tecrübeli ve önde gelen Uygur öğretmenlerin “Çin dili bilme seviyesi düşük” şeklindeki sudan bahanelerle başka mesleklere yönlendirilmesi Doğu Türkistanlılar arasında endişe ve tepkiye sebep olmaktadır.(ETIC)

 

 

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye