Yukarı
10.Sayı
D.T NİSAN AYI
UYGURCA
Tarih
Aile
İstikla10 Tam Sayfa
Ayın Makalesi

AİLE

Vatan

İnsanın yerleştiği, oturduğu yer, memleket. Vatan sevgisi îmândandır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât) Hanefî mezhebinde üç türlü vatan vardır: Vatan-ı aslî, vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ. (İbn-i Âbidîn)
Vatan-ı Aslî:
İnsanın doğduğu veya evlendiği veya ayrılmamak niyeti ile yerleştiği yer. Vatan-ı aslî birden fazla olabilir. Bir kimse, vatan-ı aslîye girince mukîm olur. Namazlarını dört kılar. (İbn-i Âbidîn) Sefere çıkmak, vatan-ı aslîyi bozmaz. Vatan-ı ikâmette veya vatan-ı süknâda bulunmak, vatan-ı aslînin bozulmasına sebeb olmaz. Vatan-ı aslî ancak vatan-ı aslî ile bozulur.
Bâliğ (ergenliğe ulaşmış) çocuğun, ana-babasının bulunduğu yer, doğduğu yer bi le olsa, buradan ayrılıp başka yerde çıkmamak üzere yerleşse veya evlense orası vatan-ı aslîsi olur. Zevcesini bir yerde yerleştirip, sonra kendisi başka yere devamlı kalmak üzere yerleşse ikisi de vatan-ı aslîsi olur. (İbn-i Âbidîn)
Vatan-ı İkâmet:
Geçici olarak ikâmet edilen yer. Hanefî mezhebinde on beş gün veya daha çok kalıp sonra çıkmaya niyet edilen yer.
Bir kimse, okumak veya vazîfe yapmak için bir yerde senelerce kalmaya ve sonra buradan çıkmaya niyet ederse, vatan-ı ikâmet olur. (İbn-i Âbidîn)
Vatan-ı Süknâ:
Hanefî mezhebinde on beş günden az kalmak için niyet edilen yâhut yarın çıkarım diyerek senelerce oturulan yer. Misâfir, vatan-ı süknâda farzları hep iki kılar. Burada iken mukim sayılmaz. (İbn-i Âbidîn)

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi Türkiye Türkçesi

 KUŞKAÇNİN KOYĞA ŞİKÂR KİLİŞİ

Bir bürküt ok.tek etilip kelip. koy padisiğa şikâr kiptu-dc bir koyni elip ketiptu. Bııni körüp kuşkaçnin hesethorluği kelip öziçe sözlep k el ip tu:
- Voy bürküt cenida koyğa şikâr kilip yürüydu-yu, men tezek çokilap özenini avare kilip yüremdimen! Kanat dise mendimu kanat bar, tumşuğummu neyzidek ötkür hemme ezayim sakku ? Bürküttin kalğan canni itka selip berimen, mende koyni emes töginimu şikâr kilaliğudek kudret bar!
Koy padisini közitip koram, taşniğ üstide yanpaşlap yatkan padiçi uştumtut bir kuşkaçnin asmandin oktek etilip çüşüp, yunluk bir koyğa şikâr kilğanliğini körüp kaptu. Biçare kuşkaç pahmak yunğa ilinip kalğan putlirini herkançe urunupmu çikiralmaptu. özini her tercpke urup yulkunup bekiptu bolmaptu. Ahiri kanatlirini palaklitiverip mağduri-din ketiptu-de beşini sangilitip yetip kaptu.
Padiçiniğ kuşkaçka içi ağrip uniğ yenîğa keptu ve meshire bilen külüp:
Ceninğa bekip iş kilsançu canivar, -dep uçuruvetiptu

SERÇENİN KOYUNU AVLAMASI

Bir kartal ok gibi atılarak bir koyun sürüsüne saldırmış ve bir koyunu alıp gitmiş. Bunu gören serçenin kıskançlığı tutup kendi kendine konuşmaya başlamış:
-Vay canına, kartal bile koyun avlıyor yahu! Bense tezek gaga-lıyacağım diye dolaşıp duruyorum! Kanat desen bende de kanat var. Gagam de mızrak gibi keskin, bütün azalarım da sağlam değil mi? Kartaldan geri kalacaksam bu canı köpeklere atıvereyim. daha iyi. Bende koyunu değil deveyi bile avlayacak güç var!
Koyun sürüsünü gözeten ve büyük bir taşın üstünde yanlamasına yatan çoban, aniden bir serçenin gökten ok gibi atılıp inerek yünlü bir koyuna saldırdığını görmüş. Biçare serçe, kabarık yünlere takılıp kalan ayaklarını, ne kadar çırpınsa da çıkaramamış. Kendini oraya buraya atmış; kıvranmış, bir türlü olmamış. Sonunda kanatlarını çırpa-çırpa kuvvetten düşmüş; başını salmış, yatıp gitmiş.
Çoban serçeye acıyıp yanına gelmiş ve alaylı bir şekilde gülerek:
- Kendine göre iş yapsan olmaz mı? diye onu uçuruvermiş.
 

 

Uygur Atasözü

“Az sözle, köp anğla, az ye, köp çayna.”
“ Az konuş, çok dinle, az ye çok çiğne.”

“Bağ meyvisi bilen avat yurt ademi bilen
“Bahçe meyvesiyle abad, yurt’ta

İstiklâl Mücadelesi (4)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Demek, bir gaye için mücadele eden insanın o gayeye sonsuz inancı olmalı. Bu gaye için örgütlenen insanlar içinden kendi menfaatine düşkün insanlar çıkarsa, birlik bölünür. Bu bölünme pek çok iyi niyetli insanın gönlünü yaralar. Bölünme, yenilmenin belirtisidir. Ortak gaye için bir araya gelen insanların içinde bölünmeler olduğunu hisseden düşman, doğal olarak imanı ve iradesi zayıf, çıkarcı insanları boş vaatlerle kendi tarafına çekmeye çalışır. Döneklik ve hainlik iste böyle haşlar. Bundan dolayı mücadelede sürekli şekilde safımızın parçalanmasını önlemek lazım. Birliği bozmak niyetinde olanların farkına varır varmaz, onları yok etmek gerekir. Bu kural, milli birliği korumak için galibiyete ulaşmada çok önemlidir. Doğu Türkistan'ın kurtulması için mücadele eden her vatansever mücahit milli birliği bozgunculardan korumak için her zaman uyanık olmalıdır.

EN ÖNEMLİ MESELE; MİLLETİ SELAMETE KAVUŞTURMAK
Bir milleti tek vücut olarak düşünürsek; vücudumuzun herhangi bir yerinde yara veya ağrı peydah olsa, bütün bedenimiz rahatsız olur. Bu yara veya ağrılar düşüncelerimizden tutunda, her türlü ufak tefek hareketlerimize kadar etkisini gösterir. Bu yüzden hasta insanların tedavi olmak için acele etmeleri, sağlıklarım eski haline getirmek, ağrılardan kurtulmak, normal ve rahat bir hayata yeniden kavuşmak içindir. Doğu Türkistan'ın 1878 yılında "Zuzungtang" tarafından işgal edilmesinden bu yana ve 1883 yılında Men-çing hanedanlığı tarafından vatanımızın ismi -bizim için büyük bir hakaret olan- "Sincian" adıyla değiştirilip, uçsuz bucaksız ana vatanımızın Çin sınırlan içine alınmasından bu yana 100 yıldan fazla zaman geçti. Gerçi halkımız köle olmaya bir gün bile razı olmadı ve milli mücadeleyi aksatmadı. Bunun sonucu olarak 20. Yüzyılın ilk yarısında iki defa Bağımsız Doğu Türkistan Devleti kuruldu. Fakat düşman halkımızı bastırdı ve bastırmakla kalmayıp bir taraftan da aramızda hain yerleştirip kullanmakta hiçbir sömürgeci milletin yapmadığı hilelere başvurdu. Özellikle 50 yıldan beri Komünist Çinliler, hainlerin eliyle balkımıza kıyım ve zulüm yaptılar ve bütün bu zulümleri, gelecekteki insanlara ibret olması için tarih müzelerinde sergileyecek kadar rezil bir siyaset izlediler.

 

Kıssadan Hisse

Yolumuzdaki Engeller
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. bakalım neler olacak diye başlamış beklemeye. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler, sabahtan öğlene kadar. hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirmiş. halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkagelmiş. saraya meyve ve sebze getiriyormuş. Sırtındaki küfeyi yere indirip iki eli ile kayaya sarılmış ve ıkına sıkına itmeye başlamış. Sonunda kan ter içinde kalmış ama, kayayı da yolun kenarına çekti. tam küfesini yeniden sırtına almak üzereymiş ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görmüş. açmış ki bir de ne görsün, kese altın doluydu. bir de kralın notu varmış içinde. "bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders vermişti.
"her engel, hayat şartlarımızı daha iyileştirecek bir fırsattır.”

 

SİZDEN GELENLER

ANADOLU

Komşuların sana verdi velvele,

Boranlar yurdudur. bu Anadolu.

Göksünü gererek yedi düvele,

Duranlar yurdudur, bu Anadolu.

 

Horasandan coşup aştı deryalar,

Gönüllerde ülkü, kalpte karyalar,

Allah dostları, bütün evliyalar,

Erenler yurdudur, bu Anadolu.

 

Çanekale, Sakarya , Otlukbelinde,

Biri Rum’da biri Bağdat yolunda,

Kelle koltuğunda kılıç elinde,

Vuranlar yurdudur, bu Anadolu.

 

Düşmanın gözünde açık besbelli,

Gaza meydanında yeşil cübbeli,

Mabetleri, gayet yüksek kubbeli,

Örenler yurdudur, bu Anadolu,

 

Medeniyetlerin beşiği olmuş,

Nice bezirgânın ışığı solmuş,

Âşıklar cananı maşuku bulmuş,

Devranlar yurdudur, bu Anadolu,

 

Yesevi’yi, Mevlana’yı, Yunus’u,

Allah kelamını yayma duygusu,

Bunlar,bu Vatanın asıl tapusu,

Verenler yurdudur, bu Anadolu.

 

Kur'an’ın nuruyla İslam hazıyla,

Şeyh Edebaliyle Osman Gaziyle,

Evliyanın erenlerin gözüyle,

Görenler yurdudur, bu Anadolu,

 

Adandılar Vatan ile bayrağa,

Şehit oldu yürüdüler firağa,

Bir hilal uğruna, kutsal toprağa,

Girenler yurdudur, bu Anadolu.

 

Çiğnetmedin seferlerde hilali,

Hazardaki siyasiler ihmali,

İşte, ahlakın korkunç izmihlali

Viranlar yurdudur, bu Anadolu

 

Devşirmeden tezler yabancı fikir

Ne dillerde zikir, ne kaldı şükür

Zengini çok zengin5fakiri fakir

Karunlar yurdudur, bu Anadolu

l

Dört mevsim, yaşanır böyle bir diyar

Bu diyarda olunmalı bahtiyar,

Bu diyar sevgili ana baba yar

Yarenler yurdudur, bu Anadolu

 

Üç yanı denizler bir yanı kara,

Bu cennet vatan düşer mi dara

En çetin şartlarda kanarsa yara

Saranlar yurdudur, bu Anadolu

 

Çilekeş bu millet çekiyor cefa,

Köşeci hortumcu sürdüler sefa

"İ.M.F,e, ayarını kaçıncı defa,

Kuranlar yurdudur, bu Anadolu

 

Memleket dönüyor meçhul gemiye

Döndürenler belli iken kamuya

Sebepleri, gidenlere cami’ye,

Soranlar yurdudur, bu Anadolu

 

Bütün yollar sarda sarpa-bayıra

Mevlam yurdu rahmetiyle kayıra

Hak., şerleri tebdil eyler hayıra,

Yoranlar yurdudur, bu Anadolu

 

Yakuttur vatanın 'toprağı taş'ı,

Bu yüzden saliple bitmez savaş'ı

Artıyor Erbaş'ın gamı telaş'ı,

Sorunlar yurdudur, bu Anadolu

 

07.04.01 Yılmaz Erbaş Wangen-ALMANYA

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye