|

-3- Hazineci: Hakandan bana şu buyruk geldi. “Kutluk Tekin hazineye giderse ona ancak silahları göstereceksin, Kün Han'ın hediyelerini sandıklara yerleştirip kilitleyeceksin. Sakın bunları o görmesin benim başıma güçlük çıkartmasın, eğer gösterirsen başın vurulur, bu sırrı ona söylersen dilin kesilir.”
Kutluk: (Kılıcı yere atar) Sözüne inandım, seni cezalandırmaktan vaz geçtim. (yaverlerin bakar) yiğitler ne yapmak gerek? Kalbimi yakıyor kızgın bir dilek, hazineci arzuma boyun eğmiyor, bana da bu arzudan vaz geçmek mümkün olmuyor.
Bilge: Tekinim! Bu işe bulunur bir çare.
Kutluk: Çabuk söyle beni eyleme avare.
Bilge : Vaz geçin bu hayalden ne çıkar bu kadarcık davardan maldan?
Kutluk: Sen bilmiyorsun, bu şeyler bana canımdan da aziz.
Bilge: Ben anlayamadım! Nedir? Bu bu kadar leziz?
Kutluk: Ah! Görseydin bilirdin, benim derdimin ne olduğunu görürdün, onu görmezsem yaşamak bana olur haram, ah! Derdimi anlamadı babam, (gözleri yaşarır)
Bilge: Sabredin Tekinim.
Kutluk: Mümkün değil yiğidim.
Bilge: (Düşünür) Ben bir çare buldum, kebapta yanmaz, şişte yanmaz.
Kutluk: (Gülümseyerek) Söyle yiğidim, senin gözünden hiçbir şey kaçmaz.
Bilge: Kutluk'u bir köşeye çekerek, kulağına bir şeyler söyler, sonra ikisi birden hazineciye saldırırlar ve onu bir direğe bağlarlar ve cebinden anahtarları çıkartıp sandıkları açmaya koyulurlar. Birinci sandık türlü göz kamaştırıcı mücevherlerle doluydu, ikincisinde türlü kitaplar, üçüncüsünde de kıymetli kumaş ve elbiseler gözükür. Kutluk bu şeylere hiçbir ehemmiyet vermeden öteli sandığı açmaya acele eder. Nihayet dördüncü sandığı açar, onun içinde daha küçük som altından bir sandık çıkar Kutluk onu eline alır ve “İşte
benim aradığım” der.
Bilge: Açın benim de yüreğim oynamağa başladı.
Kutluk elleri titrediği halde sandığı açar, içinden beyaz bir kumaş parsçı çıkar, kumaş üzerinde, ortada Kün Han'ın, sağda Çolpan Hatun'un ve solda Türkan Terim'in resimleri görünür.
Kutluk, Türkan'ın resmine bakarak şu şarkıyı söyler (çalgı) İşitip adını düştü sevdası
İdim bu kametinin, bu yüzünün eski şeydası
Görüp şimdi yüzünü düştü bu kalbime ateş ah!
Beni Uygur ili şimdi desinler aşk rüsvası
Senin valsın bana oldu bu âlem içre tek gaye
Devam Edecek

Dünyada keydak kelgen bolsa, şundak keter.
Dünyaya nasıl geldiysen, öyle gidersin.
Dutarçi dutarçini korse, koli titreydu.
Dutarcı dutarcıyı görse, eli titrer.
Dümbisi kiçişkan eşek tügmenge baridu.
Sırtı kaşınan eşek değirmene gider.
Ak it, kara it-beri bir it.
Ak it, kara it, hepsi it.
Ak körüngenning hemmisi ak emes.
Ak görünenin hepsi ak değildir.
Düşmenni ayiğan dekkisini yer.
Düşmanı koruyan azarını yer.
Düşmenni küçsiz dime.
Düşmanı güçsüz deme.
Dünyada ikki ölüm yok, birdin kutulğan hiçkim yok
Dünyada iki kere ölüm yok, bir tanesinden de kurtulan yok.
Düşmen buyrusa barma, dost buyrusa kalma.
Düşman buyur etse gitme, dost buyur etse gitmemezlik etme.
Düşmenge ceningni ber, sirigni berme.
Düşmana şefkat (göstermek) kendine külfet (demektir).
Ak bökni elip taşlap, kök bökni kiygen bilen özgermeydu.
Ak börkü alıp atar (da), mavi börkü giyenle değiş okuş etmez.
|