|
Hz. PEYGAMBERE BAĞLILIK
Mekke'nin fethinden sonra
İslâm'ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir'in babası Ebû Kuhâfe de
bulunuyordu. Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz.
Peygamber'in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine
aşkla kelimei şehadet getiriyordu.
Bu esnada sevinmesi gereken "Sıddıyk" (yürekten tasdik edip, sorgusuz
sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu.
Fakat bu ağlayış bir sevinç
ağlayışı değil üzüntü ağlayışıydı. Bu, meclisteki herkesin hayretine sebep
olmuştu.
Sordular:
- Ey Ebû Bekir, neden sevinilecek bir günde gözyaşı döküyorsun?
Cevap verdi:
- Allah'ın Resulünün en büyük arzusu amcası Ebû Talibin müslüman olmasıydı.
Fakat bu dileği bir türlü gerçekleşmedi. Ben isterdim ki şu anda benim
babamın yerinde şehadet getiren Ebû Talib olsun, babamın Müslüman olmasından
dolayı benim gönlüm hoşnud olacağına, amcasının Müslüman olmasından dolayı
Allah Rasûlünün gönlü hoşnud olsun. İşte bu olmadığı için ağlıyorum.
UYGUR HALK MASALLARI
|
Uygur Türkçesi |
Türkiye Türkçesi |
|
KAGA BİLEN
TÜLKE
Künlernin biride
bir kağa bir parçe göşni oğrilap kelip, derehke konuptude, emdila
yey dep turışiğa eçikap ketken bir tülke kelip, kağidin bu göşni
tartiveliş koyiğa çüşüptu.
Kandak kiliş kerek? Hiliger tülke birdinla kağini mahtaska başlaptu:
— Hey kağa dostum, sen, nime digen çiraylik? Kariğina, peyliring tün
kara, yene tehi tegi-tegidin yaltirap turidu. Gazninğ mamukliri
digen nime u?
Senin peylirinğ unindinmu yumşak, közliriçu? Hiç kim¬de seninkidek
Ötkür, kilişken köz yok! Timaklirinğ bürkütninğkidin hergiz
kelişmaydu. Uçar kuşlar içide güzel dise, mana seni dise bolidu!. .
. Kağa, tülkinin ağzi-ağziğa tegmey mahtaşlirini anliğandin keyin
terisiğa patmay ketiptu ve: "Tülke teğhi meninğ sayriğinimni anlap
baksa kançe mahtap keter-he? Tohta, men uninğa bit sayrap bereyçu!'
dep oylaptu-de, "gak" kilişiğila ağzidiki göş "pokkide" yerge
çüşüptu. Tülke derhal goşni elip, birla yalmap yütüvetkendin keyin,:
— Dünyada senindek set, seningdek şom nerse yok. Yalğandin mahtap
koysam özence mes bolup, ketip barisende! dep koyup yoliğa revan
boptu.
|
KARGA İLE TİLKİ
Günlerin birinde
bir karga bir parça eti çalarak ağaca konmuş. Tam yiyeyim diye
davranırken acıkmış bir tilki gelip kargadan bu eti almaya niyet
etmiş.
Nasıl yapmalı? Hilekâr tilki birden kargayı övmeye başlamış:
—Ey karga dostum! Sen ne kadar güzelsin! Baksana, teleklerin
kapkara; hem de alttan alta parlayıp duruyor. Kazın tüyleri
dedikleri
ne ki?
Senin teleklerin ondan da yumuşak. Hele gözlerin? Hiç kimsede
seninki kadar keskin ve güzel göz yok! Tırnakların kartalınkinden
asla
geri kalmıyor. Uçar kuşlar içinde güzel denecekse, seni desinler!...
Karga, tilkinin dudağı dudağına değmeden sıraladığı övgüleri
işitince derisine sığmamış (kabarmış) ve "tilki bir de benim
öttüğümü duyarsa kim bilir ne kadar över? Dur, ben ona bir
ötüvereyim” diye düşünmüş. "Gak" der demez ağzındaki et "takkadak"
yere düşmüş. Tilki derhal eti alıp bir çırpıda yutuverdikten sonra:
—Dünyada senin kadar çirkin, senin kadar uğursuz bir şey yok.
Yalandan övüverince hemen mest olup gidiverdin, deyip yola revan
olmuş. |
|
|
|
İstiklâl Mücadelesi
(1)
Azimet
Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde
Edilemez
Aziz ve kadim vatanımız Doğu Türkistan,
Çinlilerin esareti altında bulunduğu süre içerisinde hiçbir zaman
neslinin tükenme tehlikesini bu kadar ciddi hissetmemişti. Uçsuz
bucaksız çölde susuz kalmış bir insan suya nasıl özlem duyarsa,
bugün Doğu Türkistan'da 7'den 70'ye bütün halk bağımsızlığa,
özgürlüğe öyle özlem duymaktadır. Vatanı düşmana teslim ederek,
özgür ve huzur içinde yaşamanın mümkün olmadığını Doğu Türkistan
bozkırlarındaki çobanlar bile bilmektedir.
Pek çok aydın ve din adamlarımız: "Çin güçlü bir devlet, biz onlar
ile çatışarak başa çıkamayız, az da olsa hakkımızı verse, kan
dökmeden beraber yaşasak" düşüncesindeydi. Uzun yıllar bu düşüncenin
etkisi altında kalmış iyi niyetli, saf büyüklerimiz, biz istesek de
Çinlilerin bizimle beraber yaşama niyetinin olmadığını, vatanımızda
bizi yok edip, kendi hayat sahalarını genişletmek niyetinde
olduklarını anlamamışlardır.
Gençlerimiz çeşitli bahanelerle Çinliler tarafından öldürülmekte,
hapse atılmakta ve Doğu Türkistan bir cehenneme dönüştürülmekte. Çin
hükümeti "Hadi gücün yeterse ortaya çık" diyerek ağır silahlarla
silahlanarak tetikte beklemektedir. Özellikle eski Sovyetler Birliği
parçalanıp bizimle aynı dil, aynı din, aynı örf ve adeti paylaşan
kardeş Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan
bağımsızlığına kavuştuktan sonra, Çin hükümeti Doğu Türkistan'daki
Türk topluluklarını yok edip, bu topraklan ebediyen kendi toprağı
yapmanın telaşına düşmüştür. Dünya kamuoyu Çinlilerin bu kötü
niyetini bildiği için Doğu Türkistan'da meydana gelen olayları
yakından takip etmektedir.
Günümüzde Doğu Türkistan'da milyonlarca kişi vatanı için gözyaşı
dökmekte ve milyonlarca kişi namazlarında Doğu Türkistan'ın
kurtuluşu için dua etmektedir. Çin zulmüne ağlamaktan gözü kör olan
insanlar var. Biz Doğu Türkistan halkı Müslüman'ız, hepimiz Muhammet
peygamberin ümmetiyiz. Peygamberimiz Müslümanların kurtuluşu için
sadece dua etmekle kalmadı. Eline kılıç alıp, Müslümanların cihadına
önderlik etti. Bir Müslüman zulüm altında ise, bütün dünya
Müslümanları için cihat farzdır. Sahabeler peygamberimize: "Cennet
nerede?" diye sorduklarında, Peygamberimiz kılıcını göstererek:
"Cennet bu kılıcın gölgesi altında" diye cevap vermişlerdir.
|
|
|
|
Kıssa’dan Hisse
DEMİRCİNİN KÖPEĞİ
“Kurdun biri köye iner. Kasabın çengelde asılan
koyununu, bakkalın tavuğunu kapar kaçarmış. Kasabın ve bakkalın
köpekleri de bunu kovalarmış. Demircinin de küçük bir eniği varmış.
Yine bir gün kurt gelmiş, kasabın etini, bakkalın tavuğunu kapmış,
başlamış kaçmaya. Kasabın ve bakkalın köpeğinin yanı sıra,
demircinin eniği de takılmış kurdun peşine. O kadar koşmuşlar ki,
kasabın ve bakkalın köpeği yorulmuş ve kurdun peşini bırakmış. Ama
demircinin eniği hâlâ kurdun peşinden koşuyormuş. Kurt da içinden
diyormuş ki; "Kasabın etini, bakkalın tavuğunu çaldım, onlar
kovalıyor da, şu demircinin eniğine ne oluyor, anlamıyorum.”
|
|
|
|
|
Uygur Atasözleri
Leylini körüş üçün Mecnung közi kirek
(Leyla’yı görmek için Mecnun’un gözü gerek)
Yahşilikka yahşilik her kişing işi, yamanlikka yahşilik er kişinig
işi
(İyiliğe iyilik her kişinin işi, kötülüğe iyilik er kişinin işi)
Küreş kurbanzsiz bolmas, küreşsiz azatlik bolmas
(Mücadele kurbansız olmaz, mücadelesiz istiklâl olmaz)
|
|
|
|
SİZDEN GELENLER
Sevgili dostum Mehmet Emin Batur beyin ve aziz
dava arkadaşlarının çıkardığı İstiklâl Gazetesinin yayın hayatına
başlaması hasebiyle sevgili yurdum
Doğu Türkistan’ın İstiklâl’ine katkı umuduyla:
|
İstiklâl |
| |
Tam 50 yıldır yurdumdan uzak
Yanan yüreğimde közüm İstiklal
Yollarda vahşet var bin türlü tuzak
Yaralı kolumda bezim İstiklâl
Can ektiğim yurtlar Çin’in elinde
Mukaddes davamın zoru belimde
Azameti Huda sabır dilimde
Yürür ağır ağır dizim İstiklâl
Zaiyat çok oldu gelirken yolda
Aralık girmeye Çörten’den Dulda
Vatan elden gitti düştüğüm çulda
Maziyi arıyor özüm İstiklâl
|
Namazın öncesi
ezan Kamettir
Müminler koşunca yağan rahmettir
Bir adım geriye dönen namerttir
Namusum şerefim sözüm İstiklâl
Ben yazayım konuş dünya durdukça
Bilenirim zalim yavlar vurdukça
Türkiye Türkçesi lehçem Uygurca
Müşkülatım sende çözüm İstiklâl
Durmak yok yerle gök karışşa bile
Doğu Türkistan’ım bitmeyen çile
Ozan Melikgazi getirdi dile
Kulağımız sende gözüm İstiklâl
OZAN MELİKGAZİ |
|
|
|
|