Yukarı
7.Sayı
D.T . ŞUBATAYI
Şubat Haber Yorum
UYGURCA
Kültür- Edebiyat
AİLE
Ayın Makalesi

AİLE

Hz. PEYGAMBERE BAĞLILIK

           Mekke'nin fethinden sonra İslâm'ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir'in babası Ebû Kuhâfe de bulunuyordu. Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz. Peygamber'in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine aşkla kelimei şehadet getiriyordu.
Bu esnada sevinmesi gereken "Sıddıyk" (yürekten tasdik edip, sorgusuz sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu.
         Fakat bu ağlayış bir sevinç ağlayışı değil üzüntü ağlayışıydı. Bu, meclisteki herkesin hayretine sebep olmuştu.

Sordular:
- Ey Ebû Bekir, neden sevinilecek bir günde gözyaşı döküyorsun?
Cevap verdi:
- Allah'ın Resulünün en büyük arzusu amcası Ebû Talibin müslüman olmasıydı.
Fakat bu dileği bir türlü gerçekleşmedi. Ben isterdim ki şu anda benim babamın yerinde şehadet getiren Ebû Talib olsun, babamın Müslüman olmasından dolayı benim gönlüm hoşnud olacağına, amcasının Müslüman olmasından dolayı Allah Rasûlünün gönlü hoşnud olsun. İşte bu olmadığı için ağlıyorum.

UYGUR HALK MASALLARI

Uygur Türkçesi

Türkiye Türkçesi

 KAGA BİLEN TÜLKE


Künlernin biride bir kağa bir parçe göşni oğrilap kelip, derehke konuptude, emdila yey dep turışiğa eçikap ketken bir tülke kelip, kağidin bu göşni tartiveliş koyiğa çüşüptu.
Kandak kiliş kerek? Hiliger tülke birdinla kağini mahtaska başlaptu:
— Hey kağa dostum, sen, nime digen çiraylik? Kariğina, peyliring tün kara, yene tehi tegi-tegidin yaltirap turidu. Gazninğ mamukliri digen nime u?
Senin peylirinğ unindinmu yumşak, közliriçu? Hiç kim¬de seninkidek Ötkür, kilişken köz yok! Timaklirinğ bürkütninğkidin hergiz kelişmaydu. Uçar kuşlar içide güzel dise, mana seni dise bolidu!. . . Kağa, tülkinin ağzi-ağziğa tegmey mahtaşlirini anliğandin keyin terisiğa patmay ketiptu ve: "Tülke teğhi meninğ sayriğinimni anlap baksa kançe mahtap keter-he? Tohta, men uninğa bit sayrap bereyçu!' dep oylaptu-de, "gak" kilişiğila ağzidiki göş "pokkide" yerge çüşüptu. Tülke derhal goşni elip, birla yalmap yütüvetkendin keyin,:
— Dünyada senindek set, seningdek şom nerse yok. Yalğandin mahtap koysam özence mes bolup, ketip barisende! dep koyup yoliğa revan boptu.

 KARGA İLE TİLKİ
 

Günlerin birinde bir karga bir parça eti çalarak ağaca konmuş. Tam yiyeyim diye davranırken acıkmış bir tilki gelip kargadan bu eti almaya niyet etmiş.
Nasıl yapmalı? Hilekâr tilki birden kargayı övmeye başlamış:
—Ey karga dostum! Sen ne kadar güzelsin! Baksana, teleklerin kapkara; hem de alttan alta parlayıp duruyor. Kazın tüyleri dedikleri
ne ki?
Senin teleklerin ondan da yumuşak. Hele gözlerin? Hiç kimsede seninki kadar keskin ve güzel göz yok! Tırnakların kartalınkinden asla
geri kalmıyor. Uçar kuşlar içinde güzel denecekse, seni desinler!... Karga, tilkinin dudağı dudağına değmeden sıraladığı övgüleri işitince derisine sığmamış (kabarmış) ve "tilki bir de benim öttüğümü duyarsa kim bilir ne kadar över? Dur, ben ona bir ötüvereyim” diye düşünmüş. "Gak" der demez ağzındaki et "takkadak" yere düşmüş. Tilki derhal eti alıp bir çırpıda yutuverdikten sonra:
—Dünyada senin kadar çirkin, senin kadar uğursuz bir şey yok. Yalandan övüverince hemen mest olup gidiverdin, deyip yola revan olmuş.

 

 

İstiklâl Mücadelesi (1)

Azimet

Özgürlük ve Bağımsızlık Gözyaşları İle Elde Edilemez

Aziz ve kadim vatanımız Doğu Türkistan, Çinlilerin esareti altında bulunduğu süre içerisinde hiçbir zaman neslinin tükenme tehlikesini bu kadar ciddi hissetmemişti. Uçsuz bucaksız çölde susuz kalmış bir insan suya nasıl özlem duyarsa, bugün Doğu Türkistan'da 7'den 70'ye bütün halk bağımsızlığa, özgürlüğe öyle özlem duymaktadır. Vatanı düşmana teslim ederek, özgür ve huzur içinde yaşamanın mümkün olmadığını Doğu Türkistan bozkırlarındaki çobanlar bile bilmektedir.
Pek çok aydın ve din adamlarımız: "Çin güçlü bir devlet, biz onlar ile çatışarak başa çıkamayız, az da olsa hakkımızı verse, kan dökmeden beraber yaşasak" düşüncesindeydi. Uzun yıllar bu düşüncenin etkisi altında kalmış iyi niyetli, saf büyüklerimiz, biz istesek de Çinlilerin bizimle beraber yaşama niyetinin olmadığını, vatanımızda bizi yok edip, kendi hayat sahalarını genişletmek niyetinde olduklarını anlamamışlardır.
Gençlerimiz çeşitli bahanelerle Çinliler tarafından öldürülmekte, hapse atılmakta ve Doğu Türkistan bir cehenneme dönüştürülmekte. Çin hükümeti "Hadi gücün yeterse ortaya çık" diyerek ağır silahlarla silahlanarak tetikte beklemektedir. Özellikle eski Sovyetler Birliği parçalanıp bizimle aynı dil, aynı din, aynı örf ve adeti paylaşan kardeş Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan bağımsızlığına kavuştuktan sonra, Çin hükümeti Doğu Türkistan'daki Türk topluluklarını yok edip, bu topraklan ebediyen kendi toprağı yapmanın telaşına düşmüştür. Dünya kamuoyu Çinlilerin bu kötü niyetini bildiği için Doğu Türkistan'da meydana gelen olayları yakından takip etmektedir.
Günümüzde Doğu Türkistan'da milyonlarca kişi vatanı için gözyaşı dökmekte ve milyonlarca kişi namazlarında Doğu Türkistan'ın kurtuluşu için dua etmektedir. Çin zulmüne ağlamaktan gözü kör olan insanlar var. Biz Doğu Türkistan halkı Müslüman'ız, hepimiz Muhammet peygamberin ümmetiyiz. Peygamberimiz Müslümanların kurtuluşu için sadece dua etmekle kalmadı. Eline kılıç alıp, Müslümanların cihadına önderlik etti. Bir Müslüman zulüm altında ise, bütün dünya Müslümanları için cihat farzdır. Sahabeler peygamberimize: "Cennet nerede?" diye sorduklarında, Peygamberimiz kılıcını göstererek: "Cennet bu kılıcın gölgesi altında" diye cevap vermişlerdir.

 

Kıssa’dan Hisse

DEMİRCİNİN KÖPEĞİ

“Kurdun biri köye iner. Kasabın çengelde asılan koyununu, bakkalın tavuğunu kapar kaçarmış. Kasabın ve bakkalın köpekleri de bunu kovalarmış. Demircinin de küçük bir eniği varmış. Yine bir gün kurt gelmiş, kasabın etini, bakkalın tavuğunu kapmış, başlamış kaçmaya. Kasabın ve bakkalın köpeğinin yanı sıra, demircinin eniği de takılmış kurdun peşine. O kadar koşmuşlar ki, kasabın ve bakkalın köpeği yorulmuş ve kurdun peşini bırakmış. Ama demircinin eniği hâlâ kurdun peşinden koşuyormuş. Kurt da içinden diyormuş ki; "Kasabın etini, bakkalın tavuğunu çaldım, onlar kovalıyor da, şu demircinin eniğine ne oluyor, anlamıyorum.”

 

   

Uygur Atasözleri


Leylini körüş üçün Mecnung közi kirek
(Leyla’yı görmek için Mecnun’un gözü gerek)

Yahşilikka yahşilik her kişing işi, yamanlikka yahşilik er kişinig işi
(İyiliğe iyilik her kişinin işi, kötülüğe iyilik er kişinin işi)

Küreş kurbanzsiz bolmas, küreşsiz azatlik bolmas
(Mücadele kurbansız olmaz, mücadelesiz istiklâl olmaz)

 

 

SİZDEN GELENLER

Sevgili dostum Mehmet Emin Batur beyin ve aziz dava arkadaşlarının çıkardığı İstiklâl Gazetesinin yayın hayatına başlaması hasebiyle sevgili yurdum
Doğu Türkistan’ın İstiklâl’ine katkı umuduyla:

 

İstiklâl

 

Tam 50 yıldır yurdumdan uzak
Yanan yüreğimde közüm İstiklal
Yollarda vahşet var bin türlü tuzak
Yaralı kolumda bezim İstiklâl

Can ektiğim yurtlar Çin’in elinde
Mukaddes davamın zoru belimde
Azameti Huda sabır dilimde
Yürür ağır ağır dizim İstiklâl

Zaiyat çok oldu gelirken yolda
Aralık girmeye Çörten’den Dulda
Vatan elden gitti düştüğüm çulda
Maziyi arıyor özüm İstiklâl

 

Namazın öncesi ezan Kamettir
Müminler koşunca yağan rahmettir
Bir adım geriye dönen namerttir
Namusum şerefim sözüm İstiklâl

Ben yazayım konuş dünya durdukça
Bilenirim zalim yavlar vurdukça
Türkiye Türkçesi lehçem Uygurca
Müşkülatım sende çözüm İstiklâl

Durmak yok yerle gök karışşa bile
Doğu Türkistan’ım bitmeyen çile
Ozan Melikgazi getirdi dile
Kulağımız sende gözüm İstiklâl

OZAN MELİKGAZİ

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Temmuz-2008 48.Sayı Ağustos-2008 49.Sayı Eylül-2008 50.Sayı Ekim-2008 51. Sayı Kasım-2008 52. Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde YAZARLAR Künye